Hortumlar nasıl oluşur? - James Spann: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
593 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Bir kasırga takipçisi, güçlü süper hücreli fırtınaların nasıl hortum üretebildiğini; nemli havanın yükselmesi ve mezosiklonun oluşmasından bulut hunisinin yere değmesine kadar açıklıyor. Video ayrıca oluşumun neden hâlâ kesin biçimde öngörülemediğini, hava kararlı hâle geldiğinde veya nem tükendiğinde hortumun nasıl zayıfladığını ve uzmanların fırtınaları neden izlemeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. won't necessarily — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bunun “hiçbir zaman gerçekleşmeyecek” anlamında tam bir olumsuzluk değil, “her durumda gerçekleşmeyebilir” anlamında kısmi olumsuzluk olduğunu anlayabilirsiniz. Belirsiz sonuçlardan söz ederken ve benzer koşulların neden farklı sonuçlar doğurabildiğini açıklarken kullanabilirsiniz. 2. forming what's known as a rear flank downdraft. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: forming what's known as... yapısını, gelişmekte olan bir olguyu resmî adıyla ilişkilendirmenin doğal bir yolu olarak tanıyabilirsiniz. Bu kalıp bilimsel açıklamalarda, sunumlarda ve derslerde teknik terimleri açıkça tanıtmanızı sağlar. 3. releases its long rope again. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Fırtınanın kişileştirildiğini ve aşağı uzanan ince hortumun yeniden salınan uzun bir ipe benzetildiğini görebilirsiniz. Böylece bilimsel anlatılardaki mecazları yorumlayabilir ve bir olgunun yeniden ortaya çıkışını somut bir görüntüyle ifade edebilirsiniz.

Bu derste

They call me the tornado chaser. Dilbilgisi

0:06

Bana kasırga avcısı derler.

Dilbilgisi

call me the tornado chaser: call + kişi + ad veya rol

Burada call, “telefon etmek” değil, “birini bir ad, lakap veya rolle anmak” anlamındadır. call me the tornado chaser yapısında me adlandırılan kişidir; the tornado chaser ise nesneyi tamamlayan ve diğer insanların kullandığı unvanı belirten bir ad öbeğidir. call + kişi + ad, lakap veya rol kalıbını kullanın. Örneğin, They call him Ace ve We call her our captain aynı yapıyı kullanır.

Alıştırma

İnsanların kullandığı lakabı göstermek için cümleyi call + nesne ile tamamlayın: My teammates ____ Rocket because I run so fast.

Cevabı göster

call me

When the wind is up and conditions are right, Kalıp ifadeler

0:09

Rüzgar çıktığında ve şartlar uygun olduğunda,

Kalıp ifadeler

wind is up: rüzgâr esmeye başladı veya güçlendi

Bu hava durumu bağlamında the wind is up, rüzgârın esmeye başladığı veya artık belirgin biçimde estiği, çoğu zaman da bir etkinliği etkileyecek kadar güçlü olduğu anlamına gelir. Up, bir şeyin üstündeki konumu değil, etkinlik ya da şiddet artışını anlatır; tek başına tehlikeli bir fırtına anlamına gelmez.

Alıştırma

“The wind is up, so let's take the kites outside.” ne anlama gelir?

  1. Rüzgâr tamamen durdu.
  2. Rüzgâr bulutların üzerinde.
  3. Rüzgâr esmeye başladı veya artık belirgin biçimde daha güçlü.
Cevabı göster

Rüzgâr esmeye başladı veya artık belirgin biçimde daha güçlü.

Kalıp ifadeler

conditions are right: koşulların uygun olması

conditions are right ifadesinde right, amaca uygun anlamına gelir; yön olarak sağ veya yalnızca bir cevabın doğru olması anlamında değildir. Çoğul conditions adı, hava, zamanlama ve güvenlik gibi bir araya gelmesi gereken etkenleri anlatır. when conditions are right kalıbı, koşullar uygun olduğunda demektir. Bir eylemin ancak gerekli etkenler elverişli hâle geldikten sonra gerçekleşeceğini doğal biçimde ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi conditions + be + right ile kurulan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We'll begin the field test when ____.

Cevabı göster

conditions are right

I get in my car and follow violent storms.

0:11

arabama biner ve şiddetli fırtınaları takip ederim.

Crazy you say? Ton ve niyet

0:14

Deli miyim?

Perhaps,

0:15

Belki,

but really I chase these sky beasts to learn about them. Deyimler

0:16

ama aslında bu gökyüzü canavarlarını onlar hakkında bir şeyler öğrenmek için kovalıyorum.

Ton ve niyet

Crazy you say?: dinleyicinin itirazını önceden dile getirmek

Crazy you say? konuşma havası taşıyan retorik bir sorudur. Anlatıcı, dinleyicinin muhtemel tepkisini You think that sounds crazy? anlamında dile getirir. Gerçekten söylenmiş bir sözü aktarmamaktadır. İtirazı önceden dile getirerek ardından gelen Perhaps, but... ile ona cevap verebilir. Tepki bildiren sözcüğü başa alıp ardından you say? demek, monoloğu konuşma gibi hissettirir.

Alıştırma

Hangi cümle bir itirazı önceden dile getirip ardından cevaplama yöntemini kullanıyor?

  1. Did you say the plan was too expensive?
  2. The plan is expensive, so I will not explain it.
  3. Too expensive, you say? Let me show you how the plan saves money.
Cevabı göster

Too expensive, you say? Let me show you how the plan saves money.

Deyimler

these sky beasts: güçlü fırtınalar için bir mecaz

Burada these sky beasts, konuşmacının peşinden gittiği, hortumlarla bağlantılı şiddetli fırtınalar için kullanılan bir mecazdır; gerçek hayvanların adı değildir. Fırtınalara beasts denmesi onları canlı, güçlü, tehlikeli ve kontrol edilmesi zor varlıklar gibi gösterir. Canlı bir bilim anlatımında mecaz, bir doğa gücünü tanıdık bir görüntüyle anlatır. Önce bu görüntünün etkisini kavrayın, sonra onu asıl konuya, yani fırtınalara veya hortumlara bağlayın.

Alıştırma

Bu cümlede these sky beasts ne anlama geliyor?

  1. Şiddetli fırtınaları güçlü ve tehlikeli yaratıklar gibi gösteren bir mecaz.
  2. Bulutların üzerinde yaşayan gerçek vahşi hayvanlar.
  3. Hortumlar için resmî bir bilimsel kategori.
Cevabı göster

Şiddetli fırtınaları güçlü ve tehlikeli yaratıklar gibi gösteren bir mecaz.

I want to share with you what I know.

0:20

Bildiğim şeyleri sizinle paylaşmak istiyorum.

Tornadoes are rapidly rotating columns of air that form inside storms, Notlar

0:22

Kasırgalar, fırtınaların içinde oluşan ve hızla dönen hava sütunlarıdır,

then connect with the ground via a funnel of cloud. Kelime

0:27

ve sonra huni şeklinde bir bulut aracılığıyla yere bağlanırlar.

Kelime

rapidly rotating columns of air: katmanlı bir bilimsel isim öbeği

rapidly rotating columns of air öbeğinde temel isim columns sözcüğüdür. Burada columns, uzun ve sütun biçimli kütleleri anlatır; of air ise bunların neyden oluştuğunu belirtir. Katı bina sütunları anlamına gelmez. Rotating, columns sözcüğünü niteler; rapidly ise rotating sözcüğünü niteleyerek hareketin hızını bildirir. Zarf + -ing niteleyicisi + isim + of öbeği biçimindeki bu katmanlı yapı, bilimsel İngilizcede kesin tanımlar kurulmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle rapidly rotating columns of air ifadesini doğru biçimde kullanıyor?

  1. Scientists described them as rapid rotating columns of air.
  2. Scientists described them as rapidly rotating columns of air.
  3. Scientists described them as rapidly rotation columns of air.
Cevabı göster

Scientists described them as rapidly rotating columns of air.

Dilbilgisi

that form inside storms: kısıtlayıcı bir ilgi cümleciği

that form inside storms ifadesinde that, columns of air sözünü niteleyen kısıtlayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. That, bu hava sütunlarının yerini tutar ve form fiilinin öznesidir; bağımsız bir işaret sözcüğü değildir. Bu cümlecik, oluşum yerini tanımlanan şeyin hemen arkasına yerleştirir. Bu kısa ve yoğun «isim + that + fiil» yapısı bilimsel tanımlarda yaygındır.

Alıştırma

Bulutları belirlemek için that sözcüğünü kısıtlayıcı bir ilgi cümleciğinin öznesi olarak doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Clouds that form inside storms can become dangerous.
  2. Clouds that they form inside storms can become dangerous.
  3. Clouds that forms inside storms can become dangerous.
Cevabı göster

Clouds that form inside storms can become dangerous.

Kelime

via a funnel of cloud: bir yol veya aracı belirtme

Via, «üzerinden» veya «aracılığıyla» anlamına gelen bir edattır. via a funnel of cloud ifadesinde, dönen hava sütununun yere hangi yol veya biçim üzerinden bağlandığını gösterir. A funnel of cloud, huni biçimindeki bir bulut demektir. Funnel burada bulutun şeklini anlatır; sıvı dökmek için kullanılan bir araçtan söz edilmez.

Alıştırma

“The report was sent via email.” cümlesini okuyun. via email ne anlama gelir?

  1. bir e-postanın yanında
  2. bir e-posta yüzünden
  3. e-posta yoluyla
Cevabı göster

e-posta yoluyla

When that happens,

0:30

Bu olduğunda,

they tear across the Earth, Deyimler

0:31

Dünyayı yırtarak geçerler,

posing a huge threat to life and property. Kalıp ifadeler

0:33

can ve mal için büyük bir tehdit oluştururlar.

Deyimler

tear across the Earth: hızlı ve şiddetli hareket

Bu cümlede tear across, “geniş bir alanın bir yanından diğer yanına çok hızlı ve güçlü biçimde ilerlemek” demektir. Tear, hortumların hareketini şiddetli, kontrolsüz ve yıkıcı olabilecek şekilde gösterir; nötr move across ifadesinden çok daha güçlüdür. Buradaki they, hortumları ifade eder. Tear burada “yırtmak” ile ilişkili fiildir; gözden gelen sıvı anlamındaki “gözyaşı” ismi değildir. Aynı kalıp, fırtınaların, araçların, insanların veya hayvanların ani bir hız ve güçle hareket etmesini anlatabilir.

Alıştırma

Cümledeki they tear across the Earth ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Yeryüzünü geçerken gözyaşı dökerler.
  2. Yeryüzünün kenarı boyunca yavaşça hareket ederler.
  3. Yeryüzünü çok hızlı ve güçlü biçimde geçerler.
Cevabı göster

Yeryüzünü çok hızlı ve güçlü biçimde geçerler.

Kalıp ifadeler

posing a huge threat to life and property: risk belirtmek

Pose a threat to, “bir kişi veya şey için tehlike yaratmak ya da oluşturmak” anlamına gelen resmî bir kalıptır. Vurgulanan ifadede pose, “fotoğraf için poz vermek” anlamında değildir. Life and property ifadesi, risk altındaki insan hayatını ve malları belirtir. posing a huge threat... biçimindeki -ing yan cümlesi, ana eylemin bir sonucunu ekler. Anlamca öznesi they zamiridir: Hortumlar yeryüzünü şiddetle geçerken canı ve malı tehlikeye atar. Bu yapı, yeni bir cümle başlatmadan sonuç eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Güvenlik uyarısını pose, a serious threat ve to kullanarak tamamlayın: Loose electrical wires ____ children.

Cevabı göster

pose a serious threat to

Because of this, Anlatım akışı

0:36

Bu yüzden,

there's a great deal of research into these phenomena. Kalıp ifadeler

0:37

bu fenomenler üzerine çok fazla araştırma yapılıyor.

Anlatım akışı

Because of this: önceki duruma gönderme yaparak sonucu belirtmek

Because of this, yakındaki bir nesneye değil, az önce sözü edilen durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumu sonraki bilginin nedeni olarak sunar. Burada this, hortumların can ve mal varlığı için oluşturduğu tehlikeyi ifade eder. İfade sonraki cümlenin başına getirildiğinde, nedenden sonuca geçişi gösterir: hortumlar tehlikelidir, bu yüzden üzerlerinde kapsamlı araştırmalar yapılır. Dil bilgisi bakımından because of ifadesinden sonra bir ad öbeği ya da this gibi bir zamir gelir; virgülden sonra sonucu bildiren ana cümle yer alır.

Alıştırma

Önceki bir durumu sonucuna bağlamak için Because of this ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The road was covered in ice. Because this, the school opened late.
  2. Because of the road was covered in ice, the school opened late.
  3. The road was covered in ice. Because of this, the school opened late.
Cevabı göster

The road was covered in ice. Because of this, the school opened late.

Kalıp ifadeler

a great deal of research into: araştırmanın miktarı ve konusu

Tam yapı a great deal of + sayılamayan ad + into + konu biçimindedir. A great deal of, büyük miktarda anlamına gelir; research ise bir etkinlik olarak araştırmayı ifade ettiğinde genellikle sayılamayan bir addır. Research into neyin araştırıldığını belirtir. Bu cümlede a great deal of research into these phenomena, bu olgular hakkında çok miktarda araştırma yapıldığı anlamına gelir. Bu yapı bilim, haber ve akademik yazılarda yaygındır ve a lot of research ifadesinden biraz daha resmî duyulur.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ‘bir konu üzerine büyük miktarda araştırma’ anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: There is ____ how sleep affects memory.

Cevabı göster

a great deal of research into

But the truth is, Anlatım akışı

0:40

Ama asıl gerçek şu ki,

there's still a lot we don't know about how tornadoes form. Dilbilgisi

0:41

kasırgaların nasıl oluştuğu hakkında hala bilmediğimiz çok şey var.

Anlatım akışı

But the truth is: beklentiyi düzeltip temel gerçeği sunmak

But the truth is bir söylem kalıbıdır: But önceki düşünceden farklı bir yöne geçer, the truth is ise sıradaki bilginin daha önemli gerçek olduğunu bildirir. Burada odak, araştırmacıların öğrendiklerinden hâlâ bilinmeyenlere kayar. Bu ifade, önceki sözün yalan olduğu anlamına gelmez. Eksik bir beklentiyi düzeltir ve dinleyiciyi önemli bir sınırlamaya ya da karşıtlığa hazırlar.

Alıştırma

But the truth is bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?

  1. Artık bilinmeyen hiçbir şey kalmadığını doğrular.
  2. Odağı bilinenlerden, bu bilginin önemli bir sınırlılığına taşır.
  3. Bir araştırmacının sözlerini aynen aktarmaya başlar.
Cevabı göster

Odağı bilinenlerden, bu bilginin önemli bir sınırlılığına taşır.

Dilbilgisi

there's still a lot we don't know about how...: hâlâ bilinmeyen çok şey olduğunu anlatmak

There's still a lot we don't know, birçok sorunun hâlâ yanıtsız olduğu anlamına gelir. Still, araştırma veya ilerleme olsa bile bunun geçerliliğini koruduğunu gösterir. a lot (that) we don't know yapısında isteğe bağlı ilgi sözcüğü that kullanılmamıştır. About how tornadoes form, bilinmeyen bilgilerin hangi konuyla ilgili olduğunu belirtir. How tornadoes form daha büyük bir yapının içine gömülü bir dolaylı sorudur; bu yüzden how + özne + fiil biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır, doğrudan soru dizilişi olan how do tornadoes form? biçimini değil.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kullanarak gömülü soruyu tamamlayın: There's still a lot we don't know about ____. (how / bees / navigate)

Cevabı göster

how bees navigate

The conditions that may give rise to one tornado Kalıp ifadeler

0:44

Bir kasırgaya yol açabilecek koşullar

won't necessarily cause another. Dilbilgisi

0:47

mutlaka bir başkasına neden olmayacaktır.

Kalıp ifadeler

may give rise to: olası bir nedeni ifade etmek

Give rise to, “neden olmak” veya “ortaya çıkarmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede koşulların bir hortum oluşturma ihtimali vardır; may bunun kesin bir sonuç değil, bir olasılık olduğunu gösterir. Yapı X gives rise to Y şeklindedir ve Y ortaya çıkan sonucu belirtir. to ifadenin bir parçasıdır ve edat olarak görev yapar.

Alıştırma

Cümleyi “neden olmak” anlamındaki üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: Prolonged heat can ____ water shortages.

Cevabı göster

give rise to

Dilbilgisi

won't necessarily: sonucun garantili olmadığını anlatmak

Won't necessarily, “kesin olarak ... olmayacak” değil, “... olması kesin değil” anlamına gelir. Sonucun gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi şeklindeki iki olasılığı da açık bırakır. Burada won't içindeki not, necessarily sözcüğünü sınırlar. Bu nedenle cümle olayı tamamen reddetmek yerine sonucun garantili olduğunu reddeder. Koşullar başka bir hortumu garanti etmez, ancak başka bir hortum yine de mümkündür.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The same method won't necessarily work twice.

  1. İki kez de işe yarayacağı kesindir.
  2. İki kez de kesinlikle işe yaramayacaktır.
  3. İki kez de işe yarayabilir, ancak bu kesin değildir.
Cevabı göster

İki kez de işe yarayabilir, ancak bu kesin değildir.

But we have learned a lot since people first started recording tornadoes, Dilbilgisi

0:49

Ancak insanlar kasırgaları kaydetmeye başladığından beri çok şey öğrendik,

Dilbilgisi

since people first started recording tornadoes: geçmişteki bir başlangıç noktasından bugüne

Burada since, geçmişteki bir başlangıç noktasını, yani insanların kasırgaları ilk kez kaydetmeye başladığı zamanı belirtir. Ana cümledeki present perfect have learned, bilginin o zamandan bugüne kadar biriktiğini gösterir. Bu zaman anlamında since yan cümlesindeki simple past started, başlangıç olayını belirtir. Bu cümlede since, “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede since, bugüne kadar devam eden bir durumun geçmişteki başlangıç noktasını belirtir?

  1. We have collected data since the station opened.
  2. Since the station is remote, we use satellite phones.
  3. We collected the data before the station opened.
Cevabı göster

We have collected data since the station opened.

like how to recognize the signs when one is brewing in the sky. Deyimler

0:54

gökyüzünde bir fırtına mayalanırken işaretleri nasıl tanıyacağımız gibi.

Deyimler

when one is brewing in the sky: yavaş yavaş oluşan bir kasırga

One, daha önce sözü edilen bir kasırgaya gönderme yapar. Is brewing mecazidir: Bir içecek hazırlamak anlamına değil, kasırganın gökyüzünde yavaş yavaş oluşmasına gelir. Brew sözcüğünün bu kullanımı, bir fırtınayı, sorunu veya çatışmayı tamamen ortaya çıkmadan önce gelişmekte olan bir şey olarak gösterir. Present progressive is brewing, başlamış ancak henüz tamamlanmamış bir sürece odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi brew fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Everyone could tell that trouble was ____.

Cevabı göster

brewing

Are you coming along for the ride? Deyimler

0:58

Bu yolculukta bana katılıyor musunuz?

Deyimler

come along for the ride: mecazi bir katılma daveti

Bu soruda come along, birine katılmak ya da eşlik etmek anlamına gelir; for the ride ise bundan sonrasını bir deneyim olarak çerçeveler. Konuşan kişi izleyiciyi izlemeye devam edip sonraki bölümü onunla paylaşmaya davet eder. ride gerçek bir araç yolculuğunu da ifade edebilir, ancak buradaki davet mecazidir. Aynı ifade başka bağlamlarda gerçek anlamıyla kullanılabilir; bu yüzden çevredeki duruma göre karar vermek gerekir.

Alıştırma

Bu bağlamda Are you coming along for the ride? ile ne anlatılmak isteniyor?

  1. Konuşan kişi izleyiciyi bundan sonraki deneyime katılmaya davet ediyor.
  2. Konuşan kişi izleyicinin bilet alıp almadığını kontrol ediyor.
  3. Konuşan kişi izleyicinin bir araç kullanmasını istiyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi izleyiciyi bundan sonraki deneyime katılmaya davet ediyor.

Tornadoes begin with a thunderstorm,

1:00

Kasırgalar bir gök gürültülü fırtınayla başlar,

but not just any thunderstorm. Ton ve niyet

1:02

ama herhangi bir gök gürültülü fırtına değil.

Ton ve niyet

not just any + isim: özel bir türü belirtme

Not just any + tekil sayılabilen isim, sıradan veya rastgele seçilmiş bir şeyin kastedilmediğini belirtir. Cümle önce thunderstorm adlı geniş kategoriyi söyler, sonra kapsamı daraltır: hortum oluşumuyla bağlantılı fırtına belirli bir tür olmalıdır. Bu ifade ayrıca nesneyi neyin özel yaptığını açıklayan bilginin sırada olduğunu gösterir. Gök gürültülü fırtınaların ilgisiz olduğu anlamına gelmez; herhangi bir fırtınanın yeterli olacağı düşüncesini düzeltir.

Alıştırma

not just any + isim kalıbını oluşturmak için isn't sözcüğünden sonra eksik olan iki sözcüğü ekleyin: This isn't ____ bicycle; it was built for an Olympic champion.

Cevabı göster

just any

These are especially powerful,

1:05

Bunlar özellikle güçlü,

towering thunderstorms called supercells. Kültür

1:06

süper hücre adı verilen devasa fırtınalardır.

Kültür

Yüksek gök gürültülü fırtınalar olan süper hücreler: bir fırtına türünün adı

Bu cümlede towering thunderstorms called supercells belirli bir şiddetli fırtına türünü adlandırır. called supercells, that are called supercells anlamındaki kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve anlatılan gök gürültülü fırtınaların teknik adını verir. Supercell, sürekli ve dönerek yükselen bir hava akımı etrafında örgütlenen güçlü bir gök gürültülü fırtınadır. Buradaki cell meteorolojideki bir fırtına birimini ifade eder; biyolojik hücreyi veya hapishane hücresini ifade etmez.

Alıştırma

Bu cümlede supercells neyi ifade eder?

  1. Biyolojik hücreler grubu
  2. Hafif yağmurlu küçük bir bulut
  3. Güçlü, dönerek yükselen bir gök gürültülü fırtına türü
Cevabı göster

Güçlü, dönerek yükselen bir gök gürültülü fırtına türü

Reaching up to over 50,000 ft, Dilbilgisi

1:09

50.000 feet'in üzerine kadar çıkarak,

Dilbilgisi

50.000 feet'in üzerine ulaşarak: cümle başı -ing yapısı

Reaching up to over 50,000 ft ana cümleden önce gelen bir -ing yapısıdır. Reaching bir present participle'dır; tek başına tamamlanmış bir cümle değildir. Önceki cümlede sözü edilen supercells'in ulaşabildiği yüksekliği ek bilgi olarak verir. Mantıksal özne ana cümledeki özneyle aynı olmalı ve burada supercells olmalıdır. Bu yapı, ana fikri söylemeden önce bir yüksekliği, hızı veya miktarı vermeyi sağlar. Cümle başındaki -ing yapısı anlam bakımından ana cümlenin öznesini açıklamalıdır; aksi hâlde dangling modifier, yani öznesi havada kalan bir niteleyici oluşur.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki -ing yapısı doğru mantıksal özneye bağlanmıştır?

  1. Reaching over 50,000 ft, the radar detected the supercells.
  2. Reaching over 50,000 ft, the supercells spread across the sky.
  3. Reaching over 50,000 ft, the researchers observed the supercells.
Cevabı göster

Reaching over 50,000 ft, the supercells spread across the sky.

they bring high-force winds, Kalıp ifadeler

1:11

yüksek kuvvetli rüzgarlar,

Kalıp ifadeler

bring high-force winds: bring + bir hava etkisi

Burada bring, bir hava koşulunun veya etkisinin gelmesine ya da oluşmasına neden olmak anlamındadır; bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez. they, supercells sözcüğüne gönderme yapar; high-force winds ise bu fırtınaların oluşturduğu etkilerden biridir. Bu kalıp hava tahminlerinde yaygındır. Özne olarak bir fırtına, cephe veya hava sistemiyle bring rain, bring snow, bring strong winds, bring flooding ya da bring colder temperatures denebilir.

Alıştırma

Notta öğretilen hedef fiille hava tahminini tamamlayın: A cold front will ____ heavy rain tonight.

Cevabı göster

bring

giant hailstones, sometimes flooding,

1:13

dev dolu taneleri, bazen seller,

and great flashes of lightning too. Kalıp ifadeler

1:16

ve büyük şimşek çakmaları getirirler.

Kalıp ifadeler

great flashes of lightning: görülen parlamaları saymak

A flash of lightning, şimşeğin oluşturduğu ani bir ışık parlamasıdır. Flash sayılabilir bir addır; bu nedenle a flash ve several flashes, görülen parlama sayısını gösterir. lightning ise normalde sayılamaz. Bu cümlede great, parlamaların özellikle büyük, parlak veya etkileyici olduğunu hissettirir. Şimşeğin “iyi” olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Tekrarlanan şimşek parlamalarını anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the storm, we saw several bright ____ across the sky.

Cevabı göster

flashes of lightning

These are the kinds of storms that breed tornadoes, Deyimler

1:19

Bunlar kasırgaları üreten fırtına türleridir,

Deyimler

breed tornadoes: breed ile “oluşmasına yol açmak”

Burada breed mecaz anlamda kullanılır: Fırtınalar, hortumların oluşabileceği ortamı yaratır. Bu fiil fırtınaları üreyen canlılar olarak değil, sonucun kaynağı olarak gösterir. breed + sonuç kalıbı, özellikle zararlı veya istenmeyen bir sonuç söz konusu olduğunda, çoğunlukla “bir şeyin gelişmesine ya da çoğalmasına yol açmak” anlamına gelir.

Alıştırma

“Warm, rotating storms can breed tornadoes,” cümlesinde breed ne anlama gelir?

  1. hortumları bir yerden başka bir yere taşımak
  2. genç hortumları hayvanlar gibi büyütmek
  3. hortumların oluşmasına yol açmak
Cevabı göster

hortumların oluşmasına yol açmak

but only if there are also very specific conditions in place, Dilbilgisi

1:22

ancak yalnızca çok spesifik koşullar da mevcutsa,

Dilbilgisi

only if: gerekli bir koşulu belirtme

Only if gerekli bir koşulu belirtir. A happens only if B kalıbında A’nın gerçekleşmesi için B doğru olmalıdır; B doğru değilse A gerçekleşemez. Bu, B’nin A’yı garanti etmeye yeterli olduğu anlamına gelmez. Altyazıda belirli koşulların mevcut olması gerekir, ancak yalnızca bu koşulların bulunması bir hortumun oluşacağını garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, doğru parolanın dosyayı açmak için gerekli olduğunu ancak parolanın başarıyı garanti etmediğini söyler?

  1. The file opens only if you enter the correct password.
  2. The file opens if you enter the correct password.
  3. The file opens even if you do not enter the correct password.
Cevabı göster

The file opens only if you enter the correct password.

clues that we can measure and look out for when we're trying to forecast a storm. Notlar

1:26

bir fırtınayı tahmin etmeye çalışırken ölçebileceğimiz ve arayabileceğimiz ipuçlarıdır.

Öbek fiiller

look out for: işaretlere dikkat etmek

Look out for, ortaya çıkabilecek veya önemli olabilecek birini ya da bir şeyi fark etmek için dikkatli olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil öbeğidir. Buradaki nesne clues sözcüğüdür; bunlar, tahmin yapan kişilerin bir fırtınayı öngörürken izlediği işaretlerdir. Look out for ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Look out for warning signs örneğinde olduğu gibi, kişi veya şey for'dan sonra gelir; üç sözcüğü ayrı anlamlarla yorumlamayın.

Alıştırma

Hangi cümle yürüyüşçüleri olası bir tehlikeye karşı dikkatli olmaları için doğal biçimde uyarır?

  1. Look out loose rocks on the trail.
  2. Look for loose rocks on the trail.
  3. Look out for loose rocks on the trail.
Cevabı göster

Look out for loose rocks on the trail.

Kelime

forecast a storm: forecast sözcüğünü fiil olarak kullanmak

Forecast a storm ifadesinde forecast, verilere dayanarak bir fırtına beklendiğini bildirmek anlamında bir fiildir. Doğrudan nesne alır: forecast + hava olayı. Cümledeki to forecast, to'dan sonra fiilin yalın biçimini kullanır. Forecast, a weather forecast örneğinde olduğu gibi isim de olabilir; ancak burada trying to forecast yapısı onun fiil olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir hava durumu raporunda forecast sözcüğünü fiil olarak doğru kullanır?

  1. Meteorologists forecast about severe storms for Friday.
  2. Meteorologists make forecast severe storms for Friday.
  3. Meteorologists forecast severe storms for Friday.
Cevabı göster

Meteorologists forecast severe storms for Friday.

Rising air is the first ingredient needed for a tornado to develop. Deyimler

1:31

Yükselen hava, bir kasırganın gelişmesi için gereken ilk bileşendir.

Deyimler

Bir süreç benzetmesi olarak the first ingredient needed

Bu cümlede ingredient, gerekli bir etkeni anlatan bir benzetmedir. Yükselen hava, hortum gelişimine ait hayali bir tarifin ilk unsuru olarak anlatılır; gerçek bir yiyecek değildir. First etkenleri bir sıraya koyar, needed ise bu etkenin gerekli olduğunu gösterir. Tarif benzetmesi, karmaşık bir süreci gereklilikleri tek tek ele alarak açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. İfade, yükselen havayı süreçteki ilk gerekli etken olarak sunuyor.
  2. İfade, hortumu ölçmek için kullanılan ilk aracı belirtiyor.
  3. İfade, yükselen havanın hortuma eklenen ilk yiyecek olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

İfade, yükselen havayı süreçteki ilk gerekli etken olarak sunuyor.

Any storm is formed when condensation occurs. Dilbilgisi

1:35

Herhangi bir fırtına yoğuşma meydana geldiğinde oluşur.

Dilbilgisi

Oluşum koşullarını açıklayan is formed when ...

Is formed, be + formed yapısındaki edilgen biçimdir. Any storm ifadesini ortaya çıkan şey olarak gösterir ve dikkati onu oluşturan bir etkenden çok sonuca yöneltir. When ile başlayan yan cümle, oluşumla bağlantılı süreci veya koşulu verir: condensation occurs. subject + be formed when + clause kalıbı, bir şeyin nasıl geliştiğini açıklayan bilimsel anlatımlarda yaygındır.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi form fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Ice ____ when liquid water freezes.

Cevabı göster

is formed

The byproducts are the clouds.

1:38

Yan ürünleri ise bulutlardır.

Condensation releases heat,

1:40

Yoğuşma ısı açığa çıkarır,

and heat becomes the energy that drives huge updrafts of air. Kalıp ifadeler

1:42

ve ısı, devasa yukarı yönlü hava akımlarını yönlendiren enerji haline gelir.

Kalıp ifadeler

drives huge updrafts: drive fiilinin “bir süreci harekete geçirmek” anlamı

Bu cümlede drives, “bir sürecin gerçekleşmesini veya devam etmesini sağlayan gücü ya da enerjiyi verir” anlamındadır; “bir aracı sürer” anlamında değildir. Isı enerji kaynağıdır ve huge updrafts, bu enerjinin harekete geçirdiği devasa yukarı yönlü hava akımlarıdır. Bu kullanım, mekanizmalar açıklanırken yaygındır. Isı, basınç, talep veya teknoloji gibi canlı olmayan bir neden bir süreci, değişimi ya da sistemi drive edebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede drive, “bir sürece güç veya enerji sağlamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Rina drives a bus across the city.
  2. Warm ocean water drives the development of the storm.
  3. Marcus drives his children to school.
Cevabı göster

Warm ocean water drives the development of the storm.

The more condensation and the bigger the storm clouds grow, Dilbilgisi

1:46

Ne kadar çok yoğuşma olur ve fırtına bulutları ne kadar büyürse,

the more powerful those updrafts become.

1:49

o yukarı yönlü hava akımları da o kadar güçlenir.

Dilbilgisi

The more..., the more...: iki değişimi birbirine bağlamak

the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar: birincisi arttığında veya azaldığında ikincisi de onunla birlikte değişir. Burada daha fazla yoğuşma ve daha büyük fırtına bulutları, daha güçlü yukarı yönlü hava akımlarıyla ilişkilendirilir. İlk taraf iki koşulu koordine eder. The more condensation, the more condensation there is şeklinde anlaşılır; the bigger the storm clouds grow ise tam bir yan cümledir. Her karşılaştırma ifadesi the ile başlar. Buradaki the, normal tanımlık görevinde değil, eşli karşılaştırma kalıbının işareti olarak kullanılır ve bu nedenle atılmamalıdır.

Alıştırma

Daha fazla pratik yapmanın daha fazla öz güven sağladığını gösterecek eşli karşılaştırma cümlesini tamamlayın: ____ practice you get, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

In supercells,

1:52

Süper hücrelerde,

this rising air mass is particularly strong. Kelime

1:53

bu yükselen hava kütlesi özellikle güçlüdür.

Kelime

this rising air mass: tek bir bütün halinde yükselen hava kütlesi

Bu hava durumu açıklamasında this rising air mass, süper hücrenin içinde yukarı doğru hareket eden hava bütününü ifade eder. İfade, havayı birlikte hareket eden tek bir bütün olarak ele alır; burada mass, insan kalabalığını değil bir hava kütlesini ya da miktarını belirtir. Rising, air mass ifadesinden önce kullanılan ve onu açıklayan bir -ing biçimidir. This ise daha önce söz edilen belirli yükselen havayı gösterir. İsim öbeğinin tamamı cümlenin öznesidir ve ardından is particularly strong gelir.

Alıştırma

Cümlede this rising air mass neyi ifade ediyor?

  1. Yukarı doğru hareket eden bir hava kütlesi
  2. Ayağa kalkan bir insan kalabalığı
  3. Yalnızca havanın ölçülen fiziksel kütlesi
Cevabı göster

Yukarı doğru hareket eden bir hava kütlesi

As the air climbs, Dilbilgisi

1:57

Hava tırmandıkça,

it can change direction and start to move more quickly.

1:58

yön değiştirebilir ve daha hızlı hareket etmeye başlayabilir.

Dilbilgisi

As the air climbs: gelişen iki süreci bağlayan as

As the air climbs ifadesinde as, “bu sırada” veya “bu süreç ilerledikçe” anlamına gelir. Havanın yukarı hareketini yön ve hızındaki değişikliklere bağlar ve bunları gelişen aynı sürecin parçaları olarak sunar. Bu, as sözcüğünün zamanı bağlayan kullanımıdır; as a guide ifadesindeki “olarak” anlamı değildir. Bir değişim başka bir değişime eşlik ettiğinde as + özne + fiil yapısı sık kullanılır.

Alıştırma

As hangi cümlede birlikte gelişen iki değişimi birbirine bağlıyor?

  1. As a chef, Mira tastes every sauce.
  2. As the room grew warmer, the ice melted faster.
  3. This blanket is as soft as that one.
Cevabı göster

As the room grew warmer, the ice melted faster.

Finally,

2:01

Sonunda,

at the storm's base,

2:02

fırtınanın tabanında,

if there is a lot of moisture,

2:03

çok fazla nem varsa,

a huge cloud base develops, Kelime

2:05

devasa bir bulut tabanı gelişir,

Kelime

a huge cloud base: çok geniş bir bulut tabanı

Cloud base, bir bulutun görülebilen en alt kısmını veya bu alt kenarın yüksekliğini belirten bir meteoroloji terimidir. Bu cümlede a huge cloud base, bol nem olduğunda çok geniş bir bulut tabanı alanının oluştuğu anlamına gelir. Buradaki base, «alt kısım» demektir; «askerî üs» anlamında değildir.

Alıştırma

Bu cümlede a huge cloud base ne anlama geliyor?

  1. Çok geniş bir bulut tabanı alanı
  2. Bir bulutun içine gizlenmiş askerî üs
  3. Yer seviyesindeki bir hortumun merkezi
Cevabı göster

Çok geniş bir bulut tabanı alanı

giving the tornado something to feed off later if it gets that far. Notlar

2:07

bu da eğer o kadar ileri giderse kasırganın daha sonra beslenebileceği bir şey sağlar.

Öbek fiiller

to feed off: bir kaynaktan enerji veya gelişme gücü almak

Feed off, bir kaynaktan enerji, güç veya büyümeyi sürdürme desteği almak anlamına gelir. Burada hortum gerçekten bir şey yemiyor; nem ve fırtına ortamı, hortumun daha sonra gelişmesine yardımcı olabilecek yakıt gibi sunuluyor. something to feed off ifadesindeki to feed off, something ile ne yapılabileceğini açıklar: hortumun enerji alabileceği bir kaynak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi bu açıklamadaki «bir kaynaktan enerji almak» anlamına gelen deyimsel fiille tamamlayın: The fire continued to ____ the dry grass.

Cevabı göster

feed off

Ton ve niyet

if it gets that far: daha sonraki bir aşamaya ulaşmak

Bu cümlede get that far, “o kadar uzaklaşmak” değil, “ilerideki o aşamaya kadar gelişmek” demektir. Hortumun gelecekte ulaşabileceği gelişim aşamasını anlatır. if yan cümlesi, bu aşamaya ulaşılıp ulaşılmayacağını belirsiz bırakır. Konuşan kişi ileride neyin yardımcı olabileceğini açıklarken sürecin kesinlikle o noktaya kadar devam edeceğini söylemez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: We can plan the final test if the project gets that far. gets that far ne anlama geliyor?

  1. Proje fiziksel olarak uzun bir mesafe gider.
  2. Proje test alanından uzakta bulunur.
  3. Proje daha sonraki o aşamaya ulaşır.
Cevabı göster

Proje daha sonraki o aşamaya ulaşır.

When all these things are in place, Anlatım akışı

2:11

Tüm bu şeyler yerli yerinde olduğunda,

Anlatım akışı

When all these things are in place: her şey hazır olduğunda sonraki aşamaya geçmek

all these things ifadesi daha önce sözü edilen koşulları tek bir grup hâlinde toplar; are in place ise gerekli koşulların hazır veya mevcut olduğunu belirtir. Baştaki when yan cümlesi gereklilikler listesini tamamlar ve her şey hazır olduktan sonra ne olacağını, yani bir sonraki aşamayı sunar. Bu yapı, süreç açıklamalarını açık biçimde düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Once all the safety measures are in place, the event can begin. Burada in place ne anlatıyor?

  1. Önlemlerin hazır olduğunu gösterir ve sonraki aşamayı sunar.
  2. Tüm önlemlerin fiziksel olarak aynı yerde olduğunu söyler.
  3. Önlemlerin farklı bir önlem grubunun yerine geçtiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Önlemlerin hazır olduğunu gösterir ve sonraki aşamayı sunar.

a vortex can develop enclosed by the storm Kelime

2:12

fırtına tarafından çevrelenmiş bir girdap gelişebilir

and forming a wide, tall tube of spinning air that then gets pulled upwards. Dilbilgisi

2:15

ve daha sonra yukarı çekilen, dönen havanın geniş ve uzun bir tüpünü oluşturur.

Kelime

a vortex can develop: dönen bir akım oluşabilir

Vortex, havanın veya başka bir akışkanın bir merkezin çevresinde döndüğü bölgedir. Burada tek bir yönde ilerleyen sıradan rüzgârı değil, fırtınanın içindeki düzenli bir döner hava akımını anlatır. a vortex can develop ifadesinde can olasılık bildirir; develop ise zamanla oluşmak veya ortaya çıkmak anlamına gelir. İfade, bu döner yapının oluşabileceğini söyler; tek başına bir hortumun yere ulaştığını belirtmez.

Alıştırma

Cümledeki vortex sözcüğünü en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Hareketsiz kalan bir bulut katmanı
  2. Bir merkez çevresinde dönen hava veya sıvı bölgesi
  3. Düzenli biçimde dönmeden tek yönde ilerleyen hava
Cevabı göster

Bir merkez çevresinde dönen hava veya sıvı bölgesi

Dilbilgisi

gets pulled upwards: dinamik get-passive yapısı

Gets pulled, get + geçmiş zaman ortacıyla kurulan get-passive yapısıdır. Özne, yani dönen hava tüpü, eylemden etkilenir; dolayısıyla ifade bir şeyin onu yukarı çektiği anlamına gelir. Get burada yardımcı fiildir; almak veya elde etmek anlamına gelmez. Is pulled ile karşılaştırıldığında gets pulled, olayı gerçekleşen bir eylem veya ortaya çıkan bir değişim olarak sunar. Then, bu yukarı hareketi tüpün oluşmasından sonraya yerleştirir; upwards ise yönü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi pull fiilinin get-passive biçimiyle tamamlayın: When the fan starts, the loose paper ____ toward the vent.

Cevabı göster

gets pulled

We call this a mesocyclone. Kültür

2:20

Biz buna mezosiklon diyoruz.

Kültür

We call this a mesocyclone: fırtınadaki dönen bir yapıyı adlandırmak

We call this ... kalıbı, az önce açıklanan bir şeye ad vermek için kullanılır. Buradaki this, geniş ve yüksek, dönen hava tüpünü ya da bölgesini ifade eder. Mezosiklon, güçlü bir gök gürültülü fırtınanın içindeki düzenli ve oldukça geniş bir dönme bölgesidir. Hortum oluşumu için uygun koşullar yaratabilir, ancak kendisi hortumla aynı şey değildir.

Alıştırma

Bu cümlede mesocyclone ne anlama geliyor?

  1. Herhangi bir büyük tropikal fırtına
  2. Zaten yere temas eden bir hortum
  3. Gök gürültülü bir fırtınanın içindeki düzenli dönme bölgesi
Cevabı göster

Gök gürültülü bir fırtınanın içindeki düzenli dönme bölgesi

Outside, cool, dry, sinking air starts to wrap around the back of this mesocyclone, Öbek fiiller

2:22

Dışarıda, serin, kuru, çöken hava bu mezosiklonun arkasını sarmaya başlar,

Öbek fiiller

starts to wrap around the back of: arka taraftan kıvrılarak dolanmaya başlamak

Start to + fiilin yalın hâli, bir hareketin başladığını gösterir. Burada starts to wrap around the back of, serin, kuru ve alçalan havanın mezosiklonun arka tarafı boyunca kıvrılıp dolanmaya başladığı anlamına gelir. Wrap burada havanın izlediği yolu anlatır. Fırtınayı kumaşla veya başka bir malzemeyle sarmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Yolun deponun arka tarafından dolanmaya başladığını göstermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The access road starts to ____ the warehouse.

Cevabı göster

wrap around the back of

forming what's known as a rear flank downdraft. Kalıp ifadeler

2:28

arka yan aşağı hava akımı olarak bilinen şeyi oluşturur.

Kalıp ifadeler

forming what's known as...: resmî bir adı tanıtmak

Bu cümlede forming what's known as X, “X adı verilen bir şeyi oluşturmak” anlamına gelir. What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır ve what is known as X, kabul edilmiş adı veya teknik terim X'i tanıtır; known as burada “bir kişi tarafından tanınmak” anlamına gelmez. Forming, bu sonucu hemen önce anlatılan sürece bağlayan bir -ing biçimidir. Yeniden kullanılabilen forming what's known as + ad yapısı, açıklamayı ne olduğundan onun adına taşır.

Alıştırma

Kabul edilen adı tanıtan hedef ifadeyi tam olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: Plants, animals, and microbes interact in one area, ____ an ecosystem.

Cevabı göster

forming what's known as

This unusual scenario creates a stark temperature difference between the air inside the mesocyclone Kalıp ifadeler

2:31

Bu alışılmadık senaryo, mezosiklonun içindeki hava ile

and the air outside,

2:37

dışarıdaki hava arasında keskin bir sıcaklık farkı yaratır,

Kalıp ifadeler

a stark temperature difference: açık ve güçlü bir karşıtlık

A stark temperature difference ifadesinde stark, farkın çok açık, güçlü ve kolayca fark edilebilir olduğunu belirtir. Difference sözcüğünü güçlendirir; burada mezosiklonun içindeki ve dışındaki hava arasındaki büyük karşıtlığı anlatır. Bu ifadede stark sözcüğü ayrı bir anlamı olan “çıplak” demek değildir. Yaygın a stark difference between A and B kalıbı, karşılaştırılan iki şeyi belirtir. Açıklamada karşıtlığın küçük değil, çarpıcı olduğunu vurgulamak gerektiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede a stark temperature difference ne anlama gelir?

  1. hiç sıcaklık farkı olmaması
  2. fark edilmesi zor, küçük bir sıcaklık farkı
  3. açık ve güçlü bir sıcaklık farkı
Cevabı göster

açık ve güçlü bir sıcaklık farkı

building up a level of instability that allows a tornado to thrive. Notlar

2:38

ve bir kasırganın serpilmesine izin veren bir istikrarsızlık seviyesi oluşturur.

Öbek fiiller

building up a level of instability: kademeli birikme

Burada building up, bir şeyin zaman içinde yavaş yavaş oluşması veya artması anlamına gelir. İstikrarsızlık bir anda ortaya çıkmaz; atmosfer bir hortumun gelişmesini destekleyebilecek duruma gelene kadar artar. A level of instability ifadesi “belirli bir istikrarsızlık düzeyi” anlamına gelir. Build up burada görünmeyen bir koşul için kullanılmıştır; fiziksel bir bina inşa etmek anlamında değildir.

Alıştırma

Kademeli bir sonucu göstermek için build up ifadesinin -ing biçimini kullanın: The blocked vent traps hot air, ____ pressure inside the machine.

Cevabı göster

building up

Dilbilgisi

allows a tornado to thrive: allow + nesne + to-infinitive

Allows a tornado to thrive, allow + nesne + to-infinitive yapısını kullanır. A tornado nesnedir; to thrive ise istikrarsız koşulların mümkün kıldığı gelişimi belirtir. Bu yapıda allow sonrasında to korunur: allow something to happen. Thrive genellikle “çok iyi büyümek veya gelişmek” anlamına gelir. Burada mecazidir: koşullar hortumun güçlenmesine ve gelişmeye devam etmesine yardım eder; hortumun gerçekten iyi durumda olan canlı bir varlık olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi allow sonrasında grow fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Good lighting allows plants ____ indoors.

Cevabı göster

to grow

Then the mesocyclone's lower part becomes tighter, Kelime

2:42

Sonra mezosiklonun alt kısmı sıkılaşır,

Kelime

the mesocyclone's lower part becomes tighter: daha kompakt dönüş

Burada the mesocyclone's lower part, fırtınadaki dönen bir bölgenin alt kısmını belirtir. Becomes tighter, bu dönen bölgenin daha kompakt ve yoğun hâle geldiğini anlatır. become + adjective kalıbı bir durum değişikliğini anlatır. Tighter, tight sıfatının karşılaştırma biçimidir; yani alt kısımdaki dönüş öncekinden daha yoğundur. Bir şeye bağlanmak veya giysinin dar gelmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede becomes tighter ne anlama gelir?

  1. Alt taraftaki dönen bölge hareket etmeyi bırakır.
  2. Alt taraftaki dönen bölge bir iple bağlanır.
  3. Alt taraftaki dönen bölge daha kompakt ve yoğun hâle gelir.
Cevabı göster

Alt taraftaki dönen bölge daha kompakt ve yoğun hâle gelir.

increasing the speed of the wind. Dilbilgisi

2:45

rüzgarın hızını artırır.

Dilbilgisi

increasing the speed of the wind: sonucu gösteren -ing öbeği

Tam cümlede increasing the speed of the wind, mezosiklonun daha sıkı hâle gelmesini anlatan önceki cümleciğe bağlanır. Bu değişimin sonucunu belirtir: rüzgârın hızı artar. Increasing burada çekimli bir fiil değil, -ing ortaç biçimidir. Bu öbeğin ayrı bir öznesi yoktur, bu nedenle yeni ve tam bir cümle değildir. Ana cümle, V-ing... kalıbı, ana cümledeki olayın yol açtığı sonucu kısa biçimde gösterir.

Alıştırma

İlk olayın sonucunu göstermek için increase fiilinin doğru biçimini kullanın: The pipe narrows, ____ the speed of the water.

Cevabı göster

increasing

If, and that's a big if, Ton ve niyet

2:48

Eğer, ve bu büyük bir eğerdir,

Ton ve niyet

If, and that's a big if: önemli ama belirsiz bir koşul

“And that's a big if”, az önce if ile sunulan koşul hakkında araya eklenen kısa bir yorumdur: koşul sonuç için çok önemlidir, ancak gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ciddi biçimde belirsizdir. Big fiziksel büyüklüğü anlatmaz; a big if büyük bir belirsizlik demektir. Konuşmacı if dedikten sonra bu yorumla sözünü keserek dinleyicinin sonraki sonucu kaçınılmaz saymasını engeller. A big if ifadesini duyduğunuzda, sonucun büyük ölçüde bir koşula bağlı ve henüz garanti edilmemiş olduğunu anlayın.

Alıştırma

Konuşmacı and that's a big if sözünü ekleyerek ne anlatıyor?

  1. Koşulun çok önemli, ancak gerçekleşmesinin oldukça belirsiz olduğunu gösterir.
  2. İki koşulun fiziksel büyüklüğünü karşılaştırır.
  3. Koşulun zaten gerçekleştiğini doğrular.
Cevabı göster

Koşulun çok önemli, ancak gerçekleşmesinin oldukça belirsiz olduğunu gösterir.

this funnel of air moves down into that large, moist cloud base at the bottom of the parent storm, Kelime

2:49

bu hava hunisi ana fırtınanın altındaki o büyük, nemli bulut tabanına doğru aşağı hareket ederse,

Kelime

parent storm ifadesindeki parent: kaynak fırtına sistemi

Burada parent, daha büyük kaynak sistemi belirtmek için storm sözcüğünden önce kullanılan bir isimdir. Parent storm, huninin bulut tabanından geliştiği fırtınadır; parent insan ailesini değil, kaynak ve kapsama ilişkisini anlatır. Teknik İngilizcede parent, parent company örneğindeki gibi başka bir ismi niteleyerek “daha büyük, asıl veya denetleyen varlık” anlamına gelebilir. O kaynak sistemden neyin çıktığını ya da onun içinde neyin bulunduğunu anlamak için çevrede anlatılan sürece bakın.

Alıştırma

Bu cümlede parent storm ne anlama geliyor?

  1. bir fırtına ailesindeki en yaşlı fırtına
  2. birinin anne babasına ait olan fırtına
  3. huninin geliştiği daha büyük fırtına sistemi
Cevabı göster

huninin geliştiği daha büyük fırtına sistemi

it sucks it in and turns it into a rotating wall of cloud, Öbek fiiller

2:55

onu içine çeker ve dönen bir bulut duvarına dönüştürür,

Öbek fiiller

it sucks it in: suck + nesne + in

Burada suck something in, emme gücü veya güçlü bir akışla bir şeyi içeri çekmek demektir. İlk it, eylemi yapan huni biçimindeki hava akımını; ikinci it ise içeri çekilen bulut tabanını ifade eder. Suck ... in ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse fiil ile in arasına gelir: sucks it in; sucks in it denmez.

Alıştırma

Cümleyi suck ... in yapısının doğru biçimi ve it zamiriyle tamamlayın: The vacuum pulls the dust toward its filter. It quickly ____.

Cevabı göster

sucks it in

Öbek fiiller

turns it into: turn + nesne + into + sonuç

Turn + nesne + into + sonuç, nesnenin başka bir şeye, biçime veya duruma dönüşmesine neden olmak demektir. Burada it bulut tabanını, a rotating wall of cloud ise sonucu ifade eder. Bu yapıda turn, dönmek veya yön değiştirmek değil, dönüştürmek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi turn it into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The machine crushes the ice and ____ fine snow.

Cevabı göster

turns it into

forming a link between the storm that created it and the Earth. Kalıp ifadeler

2:59

kendisini yaratan fırtına ile Dünya arasında bir bağ kurar.

Kalıp ifadeler

forming a link between ... and the Earth: ... ile Dünya arasında bağlantı oluşturmak

forming a link between A and B yapısı, bir şeyin iki şey arasında fiziksel, işlevsel veya soyut bir bağlantı oluşturduğunu anlatır. Bu cümlede bağlantının iki ucu, onu oluşturan fırtına ve Dünya'dır; link yalnızca web bağlantısı demek değildir. Forming bir -ing biçimidir; bu yüzden ana cümleye eşlik eden süreci ya da sonucu anlatır ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Bu yapı, bir şeyin iki yeri, sistemi veya düşünceyi nasıl birbirine bağladığını açıklarken de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir bağlantıyı anlatmak için forming a link between A and B yapısını doğal biçimde kullanan cümleyi seçin:

  1. The new footbridge crosses the stream, forming a link from the village to the train station.
  2. The new footbridge crosses the stream, forming a link between the village and the train station.
  3. The new footbridge crosses the stream, forming a link the village and the train station.
Cevabı göster

The new footbridge crosses the stream, forming a link between the village and the train station.

The second that tube of spinning cloud touches the ground, Dilbilgisi

3:02

O dönen bulut tüpünün yere değdiği saniye,

it becomes a tornado.

3:05

bir kasırgaya dönüşür.

Dilbilgisi

The second that + anlık zaman cümlesi: ... olur olmaz

The second that + cümle yapısı, "... olur olmaz" veya "... olduğu anda" anlamına gelir. İlk olayın gerçekleşmesinden hemen sonra, neredeyse hiç gecikmeden ikinci olayın olduğunu vurgular. Bu cümlede bulut sütunu yere değer değmez hortuma dönüşür. Bu yapıda that zaman cümlesini başlatır ve tube, touches fiilinin öznesidir. Kalıp the second that + özne + fiil şeklindedir ve ardından ana cümle gelir.

Alıştırma

İkinci olayın birinciden hemen sonra gerçekleştiğini göstermek için tam The second that yapısını kullanan cümleyi seçin:

  1. After the sensor detects smoke for an hour, the alarm sounds.
  2. When the sensor detects smoke, the alarm sounds.
  3. The second that the sensor detects smoke, the alarm sounds.
Cevabı göster

The second that the sensor detects smoke, the alarm sounds.

Most are small and short-lived, Kelime

3:07

Çoğu küçük ve kısa ömürlüdür,

Kelime

small and short-lived: küçük boyut ve kısa süre

small and short-lived ifadesi iki sıfatı and ile bağlar. are sözcüğünden sonra small boyutu, short-lived ise süreyi anlatır: burada söz edilen hortumların çoğu uzun sürmez. Short-lived, yalnızca kısa bir süre var olan, devam eden veya etkili olan bir şeyi anlatan birleşik bir sıfattır. Yalnızca canlılar için kullanılmaz; bu nedenle burada gerçek anlamda kısa bir yaşamı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede short-lived bir şeyin çabucak sona erdiğini belirtir?

  1. The hallway was short and brightly lit.
  2. The excitement after the win was intense but short-lived.
  3. The turtle lived in a small pond.
Cevabı göster

The excitement after the win was intense but short-lived.

producing winds of 65 to 110 mph. Dilbilgisi

3:09

saatte 65 ila 110 mil hızında rüzgarlar üretirler.

Dilbilgisi

producing winds of...: ölçülen bir sonuç eklemek

producing winds of 65 to 110 mph şeklindeki -ing grubu, hortumlarla ilgili önceki ifadeye bağlanır. Bir özellik veya sonuç ekler: hortumlar bu hız aralığında rüzgâr üretir. Burada producing, tam bir cümlenin ana fiili değildir. winds of + hız kalıbı rüzgâr hızını verir. 65 to 110 sayıları bir aralık oluşturur ve mph, miles per hour yani saatte mil anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için produce fiilinin doğru biçimini kullanın: The chemical reaction sped up, ____ enough heat to boil the water.

Cevabı göster

producing

But others can last for over an hour, Kalıp ifadeler

3:13

Ancak diğerleri bir saatten fazla sürebilir,

producing 200 mph winds.

3:15

saatte 200 mil hıza ulaşan rüzgarlar üretebilir.

Kalıp ifadeler

can last for over an hour: süre belirtme

can last for over an hour ifadesinde last, “devam etmek” veya “sürmek” anlamına gelen bir fiildir. last for + süre yapısı bir olayın, durumun veya şeyin ne kadar devam ettiğini belirtir; over ise “-den fazla” anlamına gelir. last, can sözcüğünden sonra geldiği için burada fiilin yalın hâlindedir. “Son” veya “en sondaki” anlamına gelmez.

Alıştırma

last, for ve over sözcüklerini doğru sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: The backup battery can ____ six hours during a power outage.

Cevabı göster

last for over

They are beautiful, but terrifying, Anlatım akışı

3:18

Güzeldirler, ama dehşet vericidirler,

especially if you or your town is in its path. Kalıp ifadeler

3:20

özellikle de siz veya kasabanız yolunun üzerindeyse.

Anlatım akışı

beautiful, but terrifying: but ile vurguyu değiştirme

Cümlecik önce bir görüş sunar: Hortumlar bakıldığında güzeldir. Ardından but bir karşıtlık belirtir ve dikkati daha önemli uyarı olan terrifying sözcüğüne yöneltir. A, but B yapısında her iki tanımlama da doğru olabilir, ancak B daha güçlü bir vurgu alır. Burada konuşan kişi hortumları yalnızca övmemektedir; cümle, görsel hayranlık ile onların tehlikesine duyulan korkuyu dengeler.

Alıştırma

Hangi cümle, çekici bir özelliği kabul ettikten sonra ana vurguyu bir uyarıya yöneltmek için but kullanır?

  1. The lightning was beautiful, but dangerous.
  2. The lightning was beautiful and dangerous.
  3. The lightning was beautiful because it was dangerous.
Cevabı göster

The lightning was beautiful, but dangerous.

Kalıp ifadeler

in its path: hareket eden bir şeyin güzergâhında

Bu cümlede in its path, hortumun ilerlediği veya büyük olasılıkla etkileyeceği alanda bulunmak demektir. Bir kişi ya da kasaba oradaysa hortum ona doğrudan ulaşabilir. Buradaki path, yalnızca üzerinde yürünülen küçük bir patika değil, bir hareket rotası anlamındadır. Yaygın kalıplar be in the path of something ve hareket eden şey zaten belliyse be in its path şeklindedir. Bu ifade fırtınalar, yangınlar, araçlar ve düşen nesneler için sık kullanılır.

Alıştırma

Bir orman yangını birkaç eve doğru ilerliyor. Hangi cümle evlerin yangının geçip etkileyebileceği alanda olduğunu söyler?

  1. Several houses are in the wildfire's path.
  2. Several houses are outside the wildfire's path.
  3. Several houses are next to a walking path.
Cevabı göster

Several houses are in the wildfire's path.

In that case, no one, not even tornado chasers like me, Notlar

3:24

Bu durumda kimse, benim gibi kasırga avcıları bile,

enjoy watching things unfold. Kalıp ifadeler

3:27

olayların gelişmesini izlemekten keyif almaz.

Anlatım akışı

In that case: bir durumu sonucuna bağlamak

In that case, az önce belirtilen bir duruma gönderme yapar ve o durum doğruysa ortaya çıkan sonucu, kararı veya tepkiyi açıklar. Burada that case, bir kişinin ya da kasabanın hortumun güzergâhında bulunduğu durumdur. Bilgiyi düzenleyen bir bağlayıcı olarak durum ile sonuç arasında açık bir ilişki kurar. Burada case, bir kap veya hukuk davası değil, durum anlamındadır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız son otobüsün iptal edilebileceğini söylüyor. Hangi yanıt, taksi çağırmayı bu duruma bağlı bir karar olarak gösterir?

  1. In that case, we'll call a taxi.
  2. In any case, we'll call a taxi.
  3. For example, we'll call a taxi.
Cevabı göster

In that case, we'll call a taxi.

Dilbilgisi

no one, not even...: en olası istisna bile istisna değil

“No one” tam bir olumsuzluk bildirir: hiç kimse. Hortum takipçileri genellikle fırtınaları gözlemlemeyi seçtiği için muhtemel bir istisna gibi görünebilir; araya giren “not even tornado chasers like me” ifadesi onların da istisna olmadığını söyler. Böylece “no one”ın kapsamını daraltmaz, onu güçlendirir. Araya giren ifade parantez içi bir eklemedir; dilbilgisel özne hâlâ “no one”dır. Standart yazılı İngilizcede, eklenen ifadede çoğul bir isim bulunsa bile “no one” normalde tekil bir fiil alır.

Alıştırma

Öğretmenin de olumsuzluğa dâhil olduğunu gösteren iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: No one, ____ the teacher, noticed the typo.

Cevabı göster

not even

Kalıp ifadeler

enjoy watching things unfold: olayların gelişmesini izlemekten hoşlanmak

“Watching things unfold” ifadesindeki “unfold” mecazidir: Bir durum adım adım gelişir veya zamanla açıklık kazanır. Buradaki “things”, katlanmış fiziksel nesneleri değil, tehlikeli durumu ve bu durumun nasıl geliştiğini anlatır. Yapı “enjoy + -ing” şeklindedir ve bunun içinde “watch + nesne + fiilin yalın hâli” bulunur: “enjoy watching” ve “watch things unfold”. Bir kişinin süreci gerçekleşirken gözlemlemesini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede “unfold”, bir olayın giderek gelişmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo unfolded the map before the hike.
  2. Mina folded the blanket and put it away.
  3. The reporters watched the negotiations unfold over several hours.
Cevabı göster

The reporters watched the negotiations unfold over several hours.

Just like everything, however, Anlatım akışı

3:30

Ancak her şey gibi,

tornadoes do come to an end. Dilbilgisi

3:32

kasırgalar da sona erer.

Anlatım akışı

Just like everything, however: benzetmeden karşıtlığa geçiş

Just like everything, hortumları geniş bir benzetmenin içine yerleştirir: her şeyin eninde sonunda bir sonu vardır. Buradaki everything belirli şeylerin listesi değil, genel bir göndermedir. Ardından however, tehlike ve güce yapılan önceki vurgudan bu izlenimi sınırlayan ve daha rahatlatıcı olan bir gerçeğe geçişi gösterir. Bu giriş mesajı şu sırayla düzenler: önce benzetme, sonra karşıtlık ve son olarak hortumların sona erdiği sonucu.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi bir benzetme yapıp however ile karşıt bir sonuca geçiyor?

  1. The hike felt endless. Therefore, we expected it to continue forever.
  2. The hike felt endless. Like every other journey, however, it eventually came to an end.
  3. The hike felt endless. For example, the trail was five miles long.
Cevabı göster

The hike felt endless. Like every other journey, however, it eventually came to an end.

Dilbilgisi

do come to an end: vurgulu do ve come to an end kalıbı

Come to an end, sona ermek veya bitmek anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil öbeğidir. Cümlenin öznesi tornadoes, ana fiili ise come sözcüğüdür. Do, olumlu geniş zaman cümlesine vurgu katmak için eklenen bir yardımcı fiildir. Burada yapmak anlamına gelmez. Do come, gerçekten sona erdikleri gerçeğini güçlü biçimde doğrular ve do sonrasında ana fiil yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Vurgulu do ve come to an end ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Hard weeks ____.

Cevabı göster

do come to an end

When the temperature difference disappears and conditions grow more stable Dilbilgisi

3:34

Sıcaklık farkı ortadan kalktığında ve koşullar daha istikrarlı hale geldiğinde

Dilbilgisi

conditions grow more stable: kademeli değişim için grow + sıfat

conditions grow more stable ifadesinde grow, ardından more stable sıfat öbeği gelen bir bağ fiilidir. “Yavaş yavaş hâle gelmek” anlamını taşır; yani koşullar daha istikrarlı bir duruma doğru değişmektedir. grow + sıfat yapısı, çoğu zaman içinde gelişen bir değişimi anlatır: grow stronger, grow quieter, grow colder. Burada grow, canlı bir varlığın boyutça büyümesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Kademeli değişimi göstermek için grow bağ fiilini ardından bir sıfatla doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The weather grew calmly during the evening.
  2. The weather grew calmer during the evening.
  3. The weather grew calmness during the evening.
Cevabı göster

The weather grew calmer during the evening.

or the moisture in the air dries up, Öbek fiiller

3:38

veya havadaki nem kuruduğunda,

Öbek fiiller

moisture in the air dries up: nemin kaybolmasını anlatan dry up

moisture in the air dries up ifadesinde dry up, geçişsiz bir öbek fiildir. Nemin kendisi giderek kaybolur veya tükenir; bir kişi başka bir nesneyi kurutmamaktadır. Dry up sıklıkla suyun, nehirlerin, kuyuların veya kaynakların tükenmesini anlatır. Bir şeyin yalnızca daha az ıslak hâle gelmesinden daha güçlüdür ve yüzeydeki suyu silmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Su kaynağının tükendiği anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: The village well ____ during the drought.

Cevabı göster

dried up

the once fierce parent storm loses momentum Kalıp ifadeler

3:40

bir zamanlar şiddetli olan ana fırtına ivme kaybeder

Kalıp ifadeler

once fierce ... loses momentum: eskiden güçlü, şimdi gücünü kaybediyor

Burada once, ‘bir kez’ değil, ‘eskiden, bir zamanlar’ anlamındadır. once fierce ifadesinde fierce sıfatını niteler ve ana fırtınanın eskiden güçlü olduğunu, ancak artık o kadar güçlü olmadığını gösterir. Parent storm, hortumu oluşturan daha büyük fırtına sistemidir. Loses momentum, ‘gücünü veya ilerleme hızını kaybetmeye başlar’ demektir. Fiziksel hareketi anlatabilir; ayrıca artık eskisi kadar güçlü gelişmeyen bir fırtına, plan, kampanya veya eğilim için mecaz anlamda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin eskiden popüler olduğunu ama şimdi gücünü kaybettiğini göstermek için once + sıfat ve lose momentum yapılarını kullanıyor?

  1. The once-popular game is losing momentum as players move on.
  2. The game was played once and is becoming more popular.
  3. The new game is gaining momentum as more players join.
Cevabı göster

The once-popular game is losing momentum as players move on.

and draws its tornado back inside. Kelime

3:43

ve kasırgasını tekrar içine çeker.

Kelime

draws ... back inside: yeniden içeri doğru çeker

Burada draws, ‘resim yapar’ değil, ‘çeker’ veya ‘çekerek hareket ettirir’ anlamındadır. Yapı draw + nesne + yön biçimindedir: its tornado nesnedir, back inside ise nereye doğru hareket ettiğini gösterir. Bu anlatım, ana fırtınayı hortumu yeniden kendi içine çekebiliyormuş gibi gösterir. Bu canlı kişileştirme, fırtına zayıflarken hortumun yeniden fırtınanın içine doğru küçülmesini anlatır; fırtınanın bilinçli davrandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede drew, ‘bir şeyi çekti veya bir yöne hareket ettirdi’ anlamındadır?

  1. The game ended in a draw.
  2. The cat drew its paw back inside the box.
  3. The cat drew a picture of the box.
Cevabı göster

The cat drew its paw back inside the box.

Even so, meteorologists and storm chasers like me will remain on the lookout, Notlar

3:45

Yine de, meteorologlar ve benim gibi fırtına avcıları tetikte kalacak,

Anlatım akışı

Even so: karşıt bir gerçeğin hâlâ geçerli olduğunu belirtmek

Even so, “az önce söylenen şeye rağmen” anlamına gelir. Önceki gerçeği kabul eder, ardından önceki bilgi tersini bekletiyor olsa bile sonraki gerçeğin veya eylemin hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Burada bağlayıcı, mesajı bir hortumun sona ermesinden gözlemin sürmesine yöneltir. Neden-sonuç değil, “buna rağmen” ilişkisi kurar.

Alıştırma

Hangi cümlede Even so, ilk gerçeğe rağmen ikinci gerçeğin hâlâ geçerli olduğunu gösterir?

  1. The rain stopped. For example, the sidewalks began to dry.
  2. The rain stopped. Even so, the roads remained dangerous.
  3. The rain stopped, so we closed our umbrellas.
Cevabı göster

The rain stopped. Even so, the roads remained dangerous.

Kalıp ifadeler

will remain on the lookout: dikkatle izlemeye devam etmek

be on the lookout, tetikte kalıp ortaya çıkabilecek bir kişiyi, olayı veya işareti dikkatle izlemek demektir. Remain bu tetikte olma durumunun sürdüğünü gösterir; bu yüzden will remain on the lookout, “dikkatle izlemeye devam edecekler” anlamına gelir. Bu cümlede izlenen fırtınayla ilgili hedef bağlamdan anlaşılır, bu nedenle for ile başlayan bir bölüm gerekmez. Buradaki lookout dikkatli gözlemi anlatır; seyir yeri anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, görevlilerin şüpheli faaliyetlere karşı tetikte kalmaya devam ettiğini söyler?

  1. The guards shout, "Look out!" when a box falls.
  2. The guards look for a missing key after lunch.
  3. The guards remain on the lookout for suspicious activity.
Cevabı göster

The guards remain on the lookout for suspicious activity.

watching, Anlatım akışı

3:50

izleyecek,

always watching to see if the storm releases its long rope again. Deyimler

3:51

fırtınanın uzun ipini tekrar serbest bırakıp bırakmadığını görmek için her zaman izleyecek.

Anlatım akışı

watching, always watching: süreklilik için ritmik tekrar

“watching, always watching” aynı eylemi bilinçli olarak tekrarlar. İlk watching, fırtına takipçisinin ne yaptığını gösterir; always watching ise bunu sürekli ve alışılmış bir eylem olarak yeniden ifade eder. Bu tekrar yeni bir olay eklemez. Son kısmı yavaşlatır, düzenli bir ritim oluşturur ve dinleyicinin dikkatini fırtına takipçisinin temel rolüne geri getirir: tetikte kalmak ve fırtınayı izlemek.

Alıştırma

“The guard stood by the gate, waiting, always waiting for the signal,” cümlesinde tekrarın temel işlevi nedir?

  1. Bekleyişin sürdüğünü vurgular ve cümleye bilinçli bir ritim verir.
  2. İlk waiting kullanımı yanlış olduğu için fiili düzeltir.
  3. Muhafızın bir sinyalden sonra beklemeyi bıraktığını söyler.
Cevabı göster

Bekleyişin sürdüğünü vurgular ve cümleye bilinçli bir ritim verir.

Deyimler

releases its long rope again: hortum için bir mecaz

“releases its long rope again” mecazlı bir ifadedir. Fırtına, bir ip salabiliyormuş gibi anlatılır; its long rope ise uzun, dar ve ip biçimindeki bir hortumu ya da hortum hunisini ifade eder. again sözcüğü, bu tehlikeli şeklin bir kez daha ortaya çıkabileceği anlamını ekler. Bu görüntü hortumun biçimini canlı hâle getirir; fırtınanın içinde gerçek bir ip olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede “the storm releases its long rope again” ne anlama geliyor?

  1. Fırtına başka bir uzun ve dar hortum oluşturabilir.
  2. Bulutlardan gerçek bir ip düşer.
  3. Fırtına takipçileri bir güvenlik ipi indirir.
Cevabı göster

Fırtına başka bir uzun ve dar hortum oluşturabilir.