Sonsuza Dek Dişlerinizi Fırçalamayı Bıraksaydınız Ne Olurdu?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu açıklama, fırçalamayı bırakmanın etkilerini plak ve mine hasarından ileri diş eti hastalığına ve tüm vücut risklerine kadar izler. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "have been cleaning" + "since" - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: present perfect continuous yapısının uzun bir alışkanlığı since ile başlangıcına bağlayıp bugünle ilişkili tuttuğunu görün. 2. "Not to mention" - Söylem, hikaye anlatımı ve retorik: başka bir ciddi sonuç ekleyerek aynı açıklamayı güçlendiren geçişi tanıyın. 3. "go into overdrive" - Deyimler ve mecazlı ifadeler: aşırı çalışan bir sistem için makine benzetmesini anlayın ve bağışıklık tepkisini gerçek hareket sanmayın.
Bu derste
From twigs to electrical toothbrushes, Anlatım akışı
0:00İnce dallardan elektrikli diş fırçalarına kadar,
From twigs to electrical toothbrushes: geniş bir kapsamı çerçevelemek
Buradaki From twigs to electrical toothbrushes, bir yerden başka bir yere yolculuğu anlatmaz. Çok uzun bir tarih boyunca kullanılan diş temizleme araçları konusunun sınırlarını çizmek için birbirinden oldukça uzak iki örnek verir. Bu iki uç, eksiksiz bir liste değil, temsilî örneklerdir. From A to B kalıbı, devamında ele alınacak kapsamı, gelişimi veya karşıtlığı hızlıca göstererek bir giriş bölümündeki bilgileri düzenleyebilir.
Alıştırma
Girişi iki parçalı kapsam kalıbıyla tamamlayın: '____ paper letters ____ video calls, the display traces how people have communicated across distance.'
Cevabı göster
From · to
have been cleaning ... since: geçmişteki bir başlangıçtan bugüne süren etkinlik
Have been cleaning, present perfect continuous yapısındadır: have + been + -ing biçimi. Humans çoğul bir özne olduğu için doğru yardımcı fiil have’dir. Burada bu zaman, diş temizleme işini eski çağlarda tamamlanmış bir eylem olarak değil, uzak geçmişte başlayıp bugüne kadar devam eden bir etkinlik olarak sunar. Since başlangıç noktasını belirtir; burada bu nokta MÖ 5000'deki Antik Mısırlılar dönemidir. Bu zaman kullanımında since, “çünkü” değil, “o noktadan başlayarak” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp have/has been + -ing since + başlangıç noktasıdır.
Alıştırma
Cümleyi present perfect continuous kullanarak tamamlayın: 'Lena started learning Korean in 2022 and is still learning it. She ____ Korean since 2022.'
Cevabı göster
has been learning
But what if you just straight up stopped brushing your teeth at all Notlar
0:07Peki ya dişlerinizi fırçalamayı tamamen bırakıp
Gündelik bir pekiştirici olarak Straight up
Burada straight up, stopped sözcüğünden önce gelen gündelik bir pekiştiricidir. simply veya completely benzeri bir anlam verir: kişi dişlerini fırçalamayı tümüyle bırakır. Yukarı doğru bir yönü anlatmaz. Gündelik anlatımda straight up, bir eylemi daha doğrudan, aşırı veya şaşırtıcı gösterir.
Alıştırma
“I straight up forgot my own phone number,” cümlesinde straight up ne işe yarar?
- Numarayı düz bir çizgi hâlinde yazdığımı söyler.
- Yukarı doğru hareket ederken unuttuğumu söyler.
- Gündelik bir vurgu ekler ve tamamen unuttuğum anlamına gelir.
Cevabı göster
Gündelik bir vurgu ekler ve tamamen unuttuğum anlamına gelir.
for the rest of your life? Kalıp ifadeler
0:11hayatınızın sonuna kadar bir daha hiç fırçalamasaydınız?
Hayalî bir durum için What if + geçmiş zaman
what if you ... stopped yapısında what if, şimdi veya gelecekle ilgili hayalî bir durum hakkında soru başlatır. Geçmiş biçimi stopped, bırakma eyleminin önceden gerçekleştiği anlamına gelmez; durumu varsayımsal ve gerçeklikten daha uzak gösterir. Hayal edilen, belirsiz veya olasılığı daha düşük bir durumu ortaya koyup karşıdaki kişiyi sonuçlarını düşünmeye yöneltmek için what if + geçmiş biçimi kullanılır.
Alıştırma
Hayalî durum sorusunu iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “____ you woke up tomorrow and could understand every animal?”
Cevabı göster
What if
for the rest of your life: şimdiden yaşamın sonuna kadar
Bu soruda for the rest of your life, “o andan yaşamının sonuna kadar” anlamına gelir. Buradaki rest, “dinlenme” değil, “geriye kalan bölüm” demektir. Bu ifade, hayal edilen seçimi geçici değil kalıcı hâle getirir. Yeniden kullanılabilen yapı for the rest of + iyelik sözcüğü + life şeklindedir. Kişiye göre iyelik sözcüğünü değiştirin: for the rest of my life veya for the rest of her life. Birden fazla kişinin yaşamından söz ederken lives kullanın.
Alıştırma
Cümleyi “şimdiden ölene kadar” anlamına gelen altı kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: I will remember this kindness ____.
Cevabı göster
for the rest of my life
the food debris and moist environment from your saliva
0:14yiyecek artıkları ve tükürüğünüzün oluşturduğu nemli ortam,
creates an ideal environment for bacteria to survive. Kalıp ifadeler
0:17bakterilerin hayatta kalması için ideal koşulları yaratır.
Within minutes of stopping: bir olaydan sonra hızlı sonuç
Within minutes of stopping, sonucun durma eyleminden en fazla birkaç dakika sonra başladığını belirtir. Within bir üst sınır verir: sonuç daha erken gerçekleşebilir; tam olarak birkaç dakika geçtikten sonra gerçekleşmesi gerekmez. Yeniden kullanılabilen yapı within + zaman aralığı + of + olay şeklindedir. Olay bir eylemse of sonrasında -ing biçimini kullanın: within minutes of stopping doğrudur, within minutes of stop değildir.
Alıştırma
Cümleyi “en fazla birkaç saniye sonra” anlamına gelen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The alarm sounded ____ the window being opened.
Cevabı göster
within seconds of
bakterilerin hayatta kalması için ideal bir ortam
An ideal environment for bacteria to survive isim öbeğinde ideal, koşulların hayatta kalmak için özellikle elverişli olduğunu belirtir. Kalıp an ideal environment for + isim + to + fiil şeklindedir. Burada bacteria, to survive yapısının anlamca öznesidir; hayatta kalan bakterilerdir. Bu nedenle for, mastar eylemini gerçekleştiren özneyi tanıtır; yalnızca ortamın bakterilere yarar sağladığını ifade etmez.
Alıştırma
X olarak seedlings ve eylem olarak thrive kullanıp cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Good light and steady warmth create ____.
Cevabı göster
an ideal environment for seedlings to thrive
Streptococci is one of the most common bacteria found in our mouth Dilbilgisi
0:20Streptokok, ağzımızda en sık bulunan bakteri türlerinden biridir
en yaygın bakterilerden biri
One of the most common bacteria, streptokokun en yaygın olarak sıralanan gruba ait olduğunu belirtir; onun tek başına en yaygın tür olduğunu söylemez. Kalıp one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. One tek bir üyeyi belirtir, ancak one of ifadesinden sonraki isim daha büyük grubu adlandırdığı için çoğul kalır: bacterium değil, bacteria.
Alıştırma
One of, large sözcüğünün en üstünlük biçimi ve city sözcüğünün çoğulunu kullanarak cümleyi tamamlayın: Tokyo is ____ in the world.
Cevabı göster
one of the largest cities
until it metabolizes sugar or protein from food debris.
0:25ta ki yiyecek artıklarındaki şeker ya da proteini metabolize edene kadar.
not harmful until: bir durumun değişebileceği zaman sınırı
not + durum/eylem + until + sınır yapısı, bu sınırdan önce olumsuz durumun geçerli kalmasını sağlar. Burada not harmful until, yiyecek artıklarındaki şeker veya proteini metabolize etmeden önce normalde zararlı olmadığı; bu metabolizmanın ise zararın ortaya çıkabileceği noktayı belirlediği anlamına gelir. until sözcüğünü zararsız durumun tetikleyici noktadan geçip sonrasında da süreceği şeklinde yorumlamayın. not ... until yapısında olumsuzlanan olay veya durum, ancak belirtilen sınırda ya da bu sınırdan sonra gerçek olur.
Alıştırma
'The alarm is not active until midnight' ne anlama gelir?
- Gece yarısından önce etkindir ve gece yarısında durur.
- Gece yarısından önce de sonra da etkin değildir.
- Gece yarısından önce etkin değildir ve gece yarısında ya da sonrasında etkinleşebilir.
Cevabı göster
Gece yarısından önce etkin değildir ve gece yarısında ya da sonrasında etkinleşebilir.
these bacteria would have already produced significant amounts of plaque from sugars. Notlar
0:30bu bakteriler şekeri kullanarak çoktan kayda değer miktarda plak üretmiş olur.
would have already produced: varsayımsal bir zaman çizgisinde beklenen tamamlanma
Would have + geçmiş zaman ortacı, bir sonucu varsayımsal zaman çizgisindeki bir referans noktasından önceye yerleştirir. After a full day bu referans noktasıdır; dolayısıyla would have produced, varsayılan senaryoda o zamana kadar önemli miktarda plağın birikmiş olmasının beklendiğini anlatır. Already, sonucun o noktaya kadar gerçekleşmiş olduğunu vurgular ve çoğu zaman bunun tahmin edilenden daha erken olduğu hissini verir. Burada would have, devam eden varsayımın öngörülen bir sonucudur; otomatik olarak pişmanlık ya da gerçekleşmemiş bir geçmiş olay anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve tam olarak duyduğunuzu seçin. would sonrasındaki zayıf have sesine odaklanın.
- Under the faster schedule, the team had already finished the report by noon.
- Under the faster schedule, the team would already be finishing the report by noon.
- Under the faster schedule, the team would have already finished the report by noon.
Cevabı göster
Under the faster schedule, the team would have already finished the report by noon.
significant amounts of plaque: kayda değer miktarlarda diş plağı
Bu cümlede significant amounts of plaque, etkisi olacak kadar büyük miktarlarda diş plağı demektir. Significant, miktarın pratik büyüklüğünü veya etkisini niteler; otomatik olarak istatistiksel anlamlılık ifade etmez. Burada plaque sayılamayan bir madde olarak ele alınır; bu yüzden uygun miktar yapısı amount(s) of olur. Çoğul amounts, maddeyi sayılabilen ayrı nesneler olarak değil, kayda değer miktarlarda biriken bir şey olarak sunabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi significant + amount + of ile kurulan çoğul ve resmî miktar ifadesiyle tamamlayın: The water samples contained ____ lead.
Cevabı göster
significant amounts of
when you accidentally forget to brush sometimes. Dilbilgisi
0:38hani bazen yanlışlıkla fırçalamayı unuttuğunuzda olduğu gibi.
forget to brush: yapılması gereken eylemi unutmak
forget to brush ifadesinde forget to + fiilin yalın hâli, planlanan veya yapılması gereken eylemin kişi unuttuğu için gerçekleşmediğini belirtir. Burada unutma gerçekleştiğinde diş fırçalama eylemi hâlâ yapılmamıştı. Bu yapı, geçmişte gerçekleşen bir eylemin anısını hatırlamamaktan ziyade yapılması gereken bir eylemin atlanmasına odaklanır.
Alıştırma
Maya, 'I forgot to lock the door.' diyor. Hangi durum bu cümleyle eşleşir?
- Unuttuğu için kapıyı kilitlemedi.
- Kapıyı bilerek kilitlemeden bıraktı.
- Kapıyı kilitledi ama bunu yaptığını hatırlamıyor.
Cevabı göster
Unuttuğu için kapıyı kilitlemedi.
And this plaque actually helps the bacteria adhere to your teeth, Kalıp ifadeler
0:41Üstelik bu plak, bakterilerin dişlerinize tutunmasına yardımcı olur;
adhere to: bir yüzeye fiziksel olarak tutunma
Burada adhere to, bir yüzeye sıkıca bağlı kalmak anlamına gelir. Plak, bakterilerin diş yüzeyine tutunmuş halde kalmasına yardımcı olur. Adhere, bir şeyin bağlandığı nesneden önce to edatını alır: X adheres to Y. Bu fiziksel bağlamda bir kurala uymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi sıkıca bağlı kalmak anlamına gelen resmî fiil-edat çiftiyle tamamlayın: The coating must ____ the metal surface.
Cevabı göster
adhere to
which allows them to produce even more plaque Dilbilgisi
0:45böylece daha da fazla plak üretebilirler
allow + nesne + to’lu mastar: allows them to produce
Allows them to produce, allow + nesne + to’lu mastar yapısını kullanır. Them, allows fiilinin nesnesidir ve bakterileri belirtir; to produce ise onların yapabilir hâle geldiği eylemi gösterir. Burada allow, bilinçli olarak izin vermek değil, bir şeyi mümkün kılmak veya onun için gerekli koşulları yaratmak anlamına gelir. Fiilden önce to korunmalıdır: allows them to produce.
Alıştırma
allow + nesne + to’lu mastar yapısını tamamlayın: The new software allows users ____ create reports quickly.
Cevabı göster
to
creating a cycle of bacteria and plaque build-up. Kelime
0:47ve bakteriyle plak birikiminin birbirini beslediği bir döngü oluşur.
plaque build-up: kısa çizgili isim build-up
Plaque build-up ifadesinde build-up, bir şeyin zamanla birikmesiyle oluşan miktarı anlatan bir isimdir. Plaque, biriken maddenin diş plağı olduğunu belirtir. Bu biçim, aşamalı bir süreci bir nesne veya durum olarak sunar. İngilizcede bu isim çoğunlukla kısa çizgiyle build-up şeklinde yazılır.
Alıştırma
Zamanla birikmiş bir miktarı anlatan kısa çizgili isimle cümleyi tamamlayın: Regular cleaning prevents a ____ of dust inside the fan.
Cevabı göster
build-up
all this build-up will cause some pretty serious bad breath. Kelime
0:51tüm bu birikim oldukça ciddi bir ağız kokusuna yol açar.
pretty serious: derece zarfı olarak pretty
Pretty serious ifadesinde pretty bir derece zarfıdır. Serious sıfatını niteler ve “oldukça, epey” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, bir şeyin hafif derecede ciddi olmasından daha güçlü bir anlam taşır. Bu kullanım konuşma diline özgüdür. Pretty burada çekici veya güzel anlamına gelmez; serious sıfatından önceki konumu, derece bildirdiğini gösterir.
Alıştırma
“The road is pretty dangerous after dark,” cümlesinde pretty ne anlama gelir?
- çekici veya güzel
- oldukça veya epey
Cevabı göster
oldukça veya epey
Not to mention that the plaque begins to harden and form tartar Anlatım akışı
0:55Üstelik plak sertleşip diş taşına dönüşmeye başlar,
that leads to your teeth appearing yellow. Dilbilgisi
0:58bu da dişlerinizin sarı görünmesine neden olur.
Not to mention: daha güçlü bir noktayı eklemek
Not to mention, bir nokta ortaya konduktan sonra başka bir nokta ekler. Genellikle yine önemli, hatta daha çarpıcı olan ek bir sonuç, gerekçe ya da ayrıntı sunarak savı güçlendirir. Burada önceki bir sonuçtan, sertleşen plak ve sarı görünen dişlerle ilgili ek sonuca geçer. Not to mention that ... yapısında that, eklenen tam yan cümleyi başlatır; ifade kelimesi kelimesine aksi yönde görünse de konuşan bu bilgiyi özellikle dile getirir.
Alıştırma
Cümleyi daha güçlü bir ek nokta sunan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The hike was long, ____ exhausting.
Cevabı göster
not to mention
lead to + isim + -ing: leads to your teeth appearing yellow
lead to yapısındaki to, mastar işareti değil, bir sonuca yönelmeyi gösteren edattır. Bu yüzden ardından -ing biçimi etrafında kurulmuş bir isim grubu gelebilir: your teeth appearing yellow. Bu grupta your teeth, appearing fiilinin mantıksal öznesidir; yellow ise ortaya çıkan durumu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp cause + lead(s) to + noun/pronoun + -ing + complement biçimindedir; leads to your teeth appear dilbilgisine uygun değildir.
Alıştırma
lead to sonrasında gereken appear biçimini kullanarak neden-sonuç cümlesini tamamlayın: A buildup of plaque leads to your teeth ____ yellow.
Cevabı göster
appearing
you're also causing significant damage to tooth enamel Kalıp ifadeler
1:01diş minenize de ciddi ölçüde zarar verirsiniz;
Zaman çizgisindeki bir aşamayı gösteren At this point,
At this point, “durum veya süreç artık bu aşamaya ulaştığına göre” anlamına gelir. Burada dinleyiciyi zaman çizgisi boyunca yönlendirir ve o aşamada ortaya çıkan başka bir sonucu tanıtır. Buradaki point fiziksel bir yer veya puan anlamına gelmez. Bu ifadeyi önceki adımlardan ya da olaylardan sonra artık geçerli olan duruma geçmek için kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümlede at this point bir süreçte ulaşılmış olan aşamayı belirtir?
- At this point, the class has finished gathering data and can begin the report.
- Please put a sticker at this point on the map.
- The team earned a point at the end of the game.
Cevabı göster
At this point, the class has finished gathering data and can begin the report.
causing significant damage to + etkilenen şey
Cause significant damage to, “bir şeye ciddi biçimde zarar vermek” demektir. Cause zararı neyin oluşturduğunu gösterir, significant zararın miktarının veya derecesinin kayda değer olduğunu belirtir ve to etkilenen şeyi tanıtır. Kullanılabilir kalıp cause + derece belirten sıfat + damage to + etkilenen şey biçimindedir; cause severe damage to a building buna bir örnektir. Bu cümlede etkilenen şey tooth enamel ifadesidir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “ciddi zarar vermek” anlamındaki dört sözcüklü tam eşdizimle tamamla: Too much heat can ____ the battery.
Cevabı göster
cause significant damage to
as the bacteria break down sugar to produce lactic acid. Öbek fiiller
1:04çünkü bakteriler şekeri parçalayarak laktik asit üretir.
break down: şekeri parçalamak
Burada break down, “bir şeyi daha basit maddelere ayırmak” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Sugar nesnedir: bakteriler laktik asit üretme sürecinde şekeri parçalar. Bu anlamda break ve down tek bir anlam birimi olarak çalışır. Nesne ifadenin ardından gelebilir (break down sugar) veya iki parçanın arasına girebilir (break sugar down); bir zamir ise normalde araya gelir (break it down).
Alıştırma
Bu cümlede “parçalarına ayırmak” anlamına gelen öbek fiili seçin: Microbes ___ plant material in the soil.
- break into
- break out
- break down
Cevabı göster
break down
Enamel is the hard mineralized outer layer of the tooth
1:08Mine, dişin dışını kaplayan sert ve mineralleşmiş tabakadır
once it breaks down: beklenen bir tetikleyici ve sonuç
Once, sonucu başlatan olayı tanıtır. Burada “diş minesi parçalandığında” anlamına gelir ve cümle bu değişimi, sınırlamanın geçerli olmaya başladığı nokta olarak sunar. Gelecekteki veya gerçekleşmesi beklenen bir olay için İngilizcede once yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: once it breaks down denir, once it will break down denmez. Ana cümle sonucu belirtir; burada can’t genel bir sınırlamayı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi once ve open fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: ____ the library ____ tomorrow, we can go inside.
Cevabı göster
Once · opens
These holes in your teeth get deeper and deeper Dilbilgisi
1:18Dişlerinizdeki bu delikler gittikçe derinleşir;
deeper and deeper: aşamalı değişim için tekrarlanan karşılaştırma biçimleri
Bu cümlede deeper and deeper, deliklerin derinliğinin zaman içinde aşamalı olarak arttığını belirtir. Derinliği sabit iki deliği karşılaştırmaz ve derinlikte tek seferlik bir sıçramayı anlatmaz. “Karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi” kalıbı devam eden bir değişimi gösterir: faster and faster, harder and harder. Karşılaştırma biçimi more ile kurulan sıfatlarda more tekrarlanır: more and more serious.
Alıştırma
Sürekli bir artış göstermek için cümleyi high sözcüğünün tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the balloon rose, it went ____.
Cevabı göster
higher and higher
if left untreated: kısaltılmış edilgen koşul
Buradaki if left untreated, edilgen bir koşul yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi if they are left untreated şeklindedir ve they, these holes ifadesine gönderme yapar. Anlaşılan özne ana cümlede söz edilen varlıkla aynı olduğu için özne ve be biçimi çıkarılır. Left, “bir şeyin belirli bir durumda kalmasına izin vermek” anlamına gelir; untreated ise tedavi görmeme edilgen durumunu anlatır. Bu kısa kalıp genellikle if + geçmiş zaman ortacı veya sıfat biçimindedir: if ignored, if damaged, if properly stored.
Alıştırma
Tam koşul if it is left unprotected ifadesini kısaltılmış edilgen koşula dönüştürün: If ____, the metal may rust.
Cevabı göster
left unprotected
in response to the bacteria build-up. Kalıp ifadeler
1:28bu saldırı, biriken bakterilere karşı verilen bir tepkidir.
In response to: bir nedene verilen tepkiyi belirtmek
In response to, bir tepkiye yol açan olayı veya uyarıcıyı tanıtır. Burada bakteri birikimi uyarıcı, bağışıklık sisteminin saldırısı ise tepkidir. İfadeden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: in response to the warning; in response to receiving the warning. Mutlaka sözlü bir yanıtı değil, bir tepki ilişkisini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The school added more buses ____ requests from parents.
Cevabı göster
in response to
Fill up with: bir alanın dolması
Fill up with, bir kabın, alanın veya sınırları belli başka bir yerin bir madde ya da şeyle yavaş yavaş dolması anlamına gelir. Altyazıda cavities alanları, pus ise bu alanları kaplayan maddeyi belirtir. Özne + fill up with + içerik kalıbında kap özne olur: The room filled up with smoke. Bu yapı, bir öznenin bir kabı doldurduğu yapıdan farklıdır.
Alıştırma
Cümleyi “yavaş yavaş bir şeyle dolmak” anlamındaki İngilizce öbek fiille tamamlayın: After the pipe burst, the basement began to ____ water.
Cevabı göster
fill up with
which is a protein-rich fluid filled with dead white blood cells Kelime
1:32irin, ölü beyaz kan hücreleriyle dolu, protein açısından zengin bir sıvıdır.
Birleşik sıfat olarak “protein-rich”
Protein-rich fluid ifadesinde protein-rich, protein ismi ile -rich unsurundan oluşan birleşik bir sıfattır. “Çok miktarda protein içeren” anlamına gelir; rich burada maddi açıdan zengin demek değildir. Kısa çizgi, protein-rich ifadesinin fluid sözcüğünden önce tek bir birim olarak görev yaptığını gösterir. Genel olarak noun + -rich, “ismi verilen şeyi çok miktarda içeren veya sağlayan” anlamında kısa ve öz bir sıfat oluşturur.
Alıştırma
“Çok miktarda veri içeren” anlamını vermek için noun + -rich yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: “The researchers published a ____ report.”
Cevabı göster
data-rich
Fiziksel olarak kolay tepki veren doku için “extremely sensitive”
Bu cümlede extremely sensitive, diş etlerinin dokunmaya veya basınca çok kolay ve güçlü biçimde tepki verdiği, dolayısıyla ağrıyabileceği, kızarabileceği veya kanayabileceği anlamına gelir. Sensitive burada duyguları değil, fiziksel tepki verme durumunu anlatır. Extremely, sensitive sözcüğünün derecesini güçlendiren bir zarftır: tepki sadece hafif değil, şiddetlidir. Aynı fiziksel anlam sensitive skin, sensitive teeth ve sensitive to touch ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
“My skin is extremely sensitive after the treatment,” cümlesinde sensitive ne anlama gelir?
- Gizli bilgiler içerir.
- Kolayca tepki verir ve ağrıyabilir ya da tahriş olabilir.
- Başkalarının duygularını anlamakta iyidir.
Cevabı göster
Kolayca tepki verir ve ağrıyabilir ya da tahriş olabilir.
The inner layer of the gum and bone are broken down by enzymes Dilbilgisi
1:46Enzimler, diş etinin iç katmanını ve kemiği parçalar;
are broken down by enzymes: by ile eylemi yapanı belirten edilgen yapı
are broken down by enzymes ifadesinde are + broken down edilgen yapıyı kurar. Doku, eylemden etkilendiği için önce gelir; by enzymes ise eyleme neden olan unsuru belirtir. Broken down, break down öbek fiilinin geçmiş ortaç biçimidir ve burada daha basit parçalara ayırmak anlamına gelir. Down fiil öbeğinin bir parçasıdır ve atılamaz.
Alıştırma
Cümleyi break down fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: In a compost pile, food scraps ____ microorganisms.
Cevabı göster
are broken down by
and pull away from the teeth to form pockets, Öbek fiiller
1:50bu dokular dişlerden uzaklaşıp cepler oluşturur,
pull away from: bir şeyden uzaklaşmak veya ayrılmak
Pull away from, yakın, temas hâlinde veya bağlı olunan bir şeyden uzaklaşmak ya da ayrılmak anlamına gelir. Burada dokunun kendisi dişlerden ayrılır. subject + pull away from + reference point yapısında hareket eden şey öznedir. İfade mecazi olarak ilişkilerin zayıflamasını da anlatabilir, ancak öznenin başka bir nesneyi çektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle teknenin kendisinin iskeleden uzaklaştığı anlamına gelir?
- The sailor pulled the boat away from the dock.
- The boat pulled away from the dock.
Cevabı göster
The boat pulled away from the dock.
which only further allow collected food debris and bacteria to gather.
1:53yiyecek artıklarıyla bakteriler de bu ceplerde daha kolay birikir.
go into overdrive: aşırı derecede etkinleşmek
Bu cümlede go into overdrive, aşırı derecede etkin hâle gelmek anlamındadır. Bağışıklık sistemi, normal düzeyinin ötesinde çalışan bir makineye veya araca benzetilir; fiziksel olarak hareket etmez ya da gerçekten vites değiştirmez. İfade, etkinliğin olağan dışı derecede yoğunlaştığı bir duruma geçişi gösterir ve çoğu zaman kontrolsüz ya da zararlı etkiler taşır. Bir insanın zihni, bir kuruluş, bir vücut sistemi veya birdenbire çok daha fazla ya da hızlı çalışan başka bir süreç için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef deyimin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the deadline approached, my brain ____.
Cevabı göster
went into overdrive
resulting in: bir sonuç eklemek
Resulting in, önceki olayın tamamının sonucunu veren bir -ing yan cümlesi başlatır. Burada aşırı bağışıklık tepkisi ve doku hasarı ilerlemiş periodontite yol açar; resulting sözcüğünün örtük öznesi yalnızca en yakındaki isim değil, az önce anlatılan durumun tamamıdır. Yaygın kalıp “tam cümlecik, resulting in + isim öbeği” şeklindedir. Özellikle bilimsel, akademik ve açıklayıcı yazılarda kullanılan kısa bir neden-sonuç bağlantısıdır ve “bunun sonucunda” anlamına yakındır.
Alıştırma
Cümleyi, bir sonucu tanıtan iki sözcüklü -ing bağlayıcısıyla tamamlayın: The server overheated, ____ a two-hour outage.
Cevabı göster
resulting in
where your teeth become loose and begin to fall out. Öbek fiiller
2:04bu aşamada dişleriniz gevşeyip dökülmeye başlar.
fall out: gevşeyip yerinden çıkmak
Bu cümlede fall out, “yerinden ayrılıp düşmek” anlamına gelir. Dişler önce gevşer, ardından biri onları bilerek çekmeden yuvalarından çıkar. Diş veya saç gibi vücut bölümleriyle kullanıldığında fall out genellikle doğal ya da istenmeyen bir kaybı anlatır. Bir nesnedeki gevşek parçanın yerinden çıkmasını da ifade edebilir. Burada with + kişi olmadığı için “biriyle tartışmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi fall out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The dentist said the loose baby tooth would soon come free, and yesterday it finally ____.
Cevabı göster
fell out
Any longer and the issues can spread beyond your mouth Dilbilgisi
2:07Bu durum daha da uzun sürerse sorunlar ağzınızdan çıkıp
Any longer and ...: if ile kurulan örtük koşul
Any longer and ... bir koşulu ve onun sonucunu kısa bir yapıda birleştirir. Burada any longer, “durum biraz daha devam ederse” anlamına gelir; and ise olası sonucu başlatır. Eksik bırakılan koşul önceki bağlamdan anlaşılır. Daha açık biçimi If this continues any longer, the issues can spread .... olur. Bu kısa yapı, sonucun yakın ve acil olduğu hissini verir.
Alıştırma
Uyarıyı “bu durum biraz daha devam ederse” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Hold that hot pan ____ you could burn your hand.
Cevabı göster
any longer and
and increasing the likelihood of erectile dysfunction, Kalıp ifadeler
2:13sertleşme bozukluğu riskini,
increasing the likelihood of: bir şeyin olasılığını artırmak
“Increasing the likelihood of”, bir sonucun gerçekleşmesini daha olası hâle getirmek demektir. Burada riski artan sağlık sorunlarının bir listesini tanıtır; herkesin bu sorunları kesinlikle yaşayacağını söylemez. Yapı increase the likelihood of + isim, isim grubu veya -ing biçimidir. Tam bir cümlecikten önce likelihood that kullanılabilir: “This increases the likelihood that complications will occur.”
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: “Regular backups ____ recovering your files after a device failure.”
Cevabı göster
increase the likelihood of
high in processed foods: işlenmiş gıda oranı yüksek
a diet high in processed foods ifadesinde high in, bir şeyi yüksek miktarda veya oranda içermek anlamına gelir. İfade, işlenmiş gıdaların bu beslenmenin önemli bir bölümünü oluşturduğunu söyler; high fiziksel yüksekliği anlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp isim + high in + bileşen veya kategori şeklindedir: a diet high in sugar, a snack high in protein. Burada high in processed foods, diet sözcüğünü niteleyen bir sıfat öbeğidir ve kullanılması gereken edat in’dir.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This breakfast cereal is ____ added sugar, so I do not eat it every day.
Cevabı göster
high in
which is much more common now than early Homo sapiens would have experienced, Dilbilgisi
2:25ki bu tür beslenme, ilk Homo sapiens dönemine göre bugün çok daha yaygındır,
much more common now than ...: şimdi ...den çok daha yaygın
much more common now than dizisi vurgulanmış bir karşılaştırma kurar. more common karşılaştırma biçimidir; much ise bunu güçlendirerek küçük değil, büyük bir fark olduğunu belirtir. now karşılaştırmanın bir tarafını günümüze yerleştirir, than da karşılaştırma ölçütünü sunar. Buradaki karşılaştırma, az önce anlatılan beslenme türünün bugün ne kadar yaygın olduğu ile erken Homo sapiens’in deneyimlemiş olacağı durum arasındadır; Homo sapiens’in kendisi karşılaştırılmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp X is much more common now than it was in the past şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. Karşılaştırmayı vurgulamak için much, ölçütü sunmak için than kullanın: Online banking is ____ common now ____ it was twenty years ago.
Cevabı göster
much more · than
and you have a much more accelerated breeding ground for bacteria, Deyimler
2:29bakterilerin çok daha hızlı çoğaldığı bir ortam yaratırsınız
Combine A with B, and you have C: A ile B’yi birleştirip C sonucuna varmak
Combine A with B, and you have C kalıbı iki koşulu bir araya getirir ve ardından bunların ortak sonucunu sunar. A ve B başlangıç unsurlarıdır; C ise dinleyicinin görmesi beklenen sonuçtur. Combine emir biçimindedir, ancak burada gerçek bir emir vermekten çok açıklamayı düzenler. And you have, “sonuç şudur” anlamına gelir ve you geneldir; bir şeye sahip olmaktan söz etmez.
Alıştırma
Combine A with B, and you have C kalıbını tam olarak tamamlayın: “____ a missed deadline ____ poor communication, ____ a frustrated client.”
Cevabı göster
Combine · with · and you have
breeding ground for bacteria: bakterilerin çoğalmasına uygun ortam
breeding ground for bacteria ifadesindeki ground yalnızca yer veya zemin anlamına gelmez. A breeding ground, bir şeyin hızla büyümesi ya da yayılması için uygun koşullar sağlayan ortamdır. Burada bakteriler gerçekten çoğaldığı için biyolojik çağrışım da güçlüdür. a breeding ground for + isim yapısı; söylenti, hastalık veya çatışma gibi zararlı şeyler için mecaz anlamda da kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekte breeding ground for bacteria ne anlama geliyor?
- Bakterilerin altındaki fiziksel zemin
- Bakterilerin hızla çoğalmasına yardımcı olan bir ortam
- İnsanların bilerek bakteri yetiştirdiği bir çiftlik
Cevabı göster
Bakterilerin hızla çoğalmasına yardımcı olan bir ortam
putting your whole body's health at risk. Kalıp ifadeler
2:33ve tüm vücudunuzun sağlığını riske atarsınız.
putting ... at risk: …ı riske atmak
Putting your whole body's health at risk, genel sağlığınızı tehlikeye atmak demektir. put + kişi veya şey + at risk yapısında put ile at risk arasındaki nesne, zarar görebilecek olanı belirtir. putting ... at risk biçimindeki -ing yan cümlesi, bu tehlikeyi hemen önce açıklanan durumun sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi put ... at risk yapısıyla tamamlayın: Sharing your password can ____ your account ____.
Cevabı göster
put · at risk
Burning Questions ... Flaming Questions: deyim ve mizahi yükseltme
Burning questions, önemli görülen veya yanıtı acilen öğrenilmek istenen sorular için kullanılan yerleşik bir deyimdir. Bu davette gerçek ısıyı değil, güçlü bir merakı ifade eder. Flaming questions, aynı ateş imgesini doğaçlama biçimde yükselten mizahi bir ifadedir. Daveti eğlenceli kılar, ancak normalde burning questions yerine kullanılan standart bir ifade değildir.
Alıştırma
Mizahi tekrardan önce gelen yerleşik deyimi tamamlayın: At the end of the Q&A, Lena said, 'I have one ____—or maybe a flaming question.'
Cevabı göster
burning question
Tackle It: bir soruyu etkin biçimde ele almak
Burada tackle mecaz anlamdadır: tackle it, bir izleyicinin bıraktığı soruyu etkin biçimde üstlenip üzerinde çalışmak demektir. it zamiri bu soruyu temsil eder. tackle + problem, task, issue veya question kalıbı, nesneyi çaba gerektiren bir şey olarak gösterir. Zorluğa girişmeyi anlatır; ancak tek başına zorluğun çözüleceğini veya sorunun eksiksiz yanıtlanacağını vaat etmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve zor bir meseleyi etkin biçimde ele almak anlamına gelen fiille tamamlayın: The support team will ____ the login problem this afternoon.
Cevabı göster
tackle
Make sure you're following us on Instagram and Twitter
2:48Bizi Instagram ve Twitter'da takip etmeyi