Menüdeki dil neden önemlidir? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
896 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, Fransızca ve diğer gösterişli menü ifadelerinin yemekleri daha çekici gösterebildiğini, ancak müşterilerin kafasını karıştırıp restoranı herkese açık değilmiş gibi de hissettirebildiğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. can make it sound more delicious, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: make + nesne + sound + sıfat yapısıyla, yemeğin kendisi değişmediği hâlde sözcük seçiminin aynı yemek hakkındaki izlenimi nasıl değiştirdiğini anlatmayı öğrenin. Bu kalıp reklamları, marka adlarını ve ürün açıklamalarını değerlendirirken de kullanılabilir. 2. turn a diner off. — Phrasal verbs: turn off ifadesinin burada fiziksel olarak bir şeyi kapatmak değil, birinin ilgisini kaybetmesine veya hoşnutsuzluk duymasına yol açmak anlamına geldiğini kavrayın. Tanıdık olmayan, aşırı süslü ya da yapmacık dilin müşteriyi nasıl uzaklaştırdığını anlatabilirsiniz. 3. Instead of feeling excited ve were sarcastic about them. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Instead of ile önce beklenen tepkinin sunulduğunu, ardından bunun gerçek ve zıt sonuçla karşılaştırıldığını görün. Böylece ters tepen bir stratejiyi açıklayabilirsiniz: Fransızca yemek adlarının heyecan uyandırması amaçlanmışken müşteriler bunlarla alay etmiştir.

Bu derste

Six Minute English

0:00

Six Minute English

from bbclearningenglish.com.

0:02

bbclearningenglish.com'dan.

Hello,

0:07

Merhaba,

this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

And I'm Beth.

0:11

Ve ben Beth.

Would you like some fried chicken and chips with gravy, Beth? Ton ve niyet

0:13

Et sulu patates kızartması ve kızarmış tavuk ister misin, Beth?

Ton ve niyet

Nazik bir teklif için Would you like ...?

Would you like + isim ...? birine sunulan bir şeyi isteyip istemediğini nazikçe sormanın yoludur. Burada konuşan kişi Beth'e yiyecek sunuyor. Would ifadeyi nazikleştirir; geçmiş zamanı göstermez. Birini bir şey yapmaya davet ederken Would you like to + fiilin yalın hâli ...? kullanılır. Örneğin: Would you like to sit down?

Alıştırma

Bir kafe çalışanı müşteriye nazikçe çay sunuyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. Did you like some tea?
  2. Would you like some tea?
  3. Do you like tea?
Cevabı göster

Would you like some tea?

Mm, no thanks, Neil.

0:17

Hımm, hayır teşekkürler, Neil.

I don't really like fried chicken. Ton ve niyet

0:18

Kızarmış tavuğu pek sevmem.

Ton ve niyet

don't really like: hoşlanmamayı nazikçe ifade etmek

don't really like genellikle bir şeyi pek sevmemek anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi yiyeceği fazla sert duyulmadan reddedebilir. Gerçekten sevmiyordur, ancak bunu yumuşak bir şekilde ifade eder. Kelime sırası önemlidir: don't really like, olumsuzluğu güçlü biçimde vurgulayan really don't like ifadesinden daha yumuşaktır.

Alıştırma

Bu filmin tercihinize pek uymadığını nazikçe söylemek istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?

  1. I don't like this film at all.
  2. I really don't like this film.
  3. I don't really like this film.
Cevabı göster

I don't really like this film.

It's too oily for me. Dilbilgisi

0:19

Benim için fazla yağlı.

Dilbilgisi

too + sıfat + for me: kişisel bir sınır

Too + sıfat, bir özelliğin kabul edilebilir veya başa çıkılabilir düzeyi aştığını anlatır. Bu yüzden too oily, yalnızca very oily yani çok yağlı demek değil, konuşan kişinin kabul edebileceğinden daha yağlı demektir. For me, ölçütün konuşan kişiye ait olduğunu gösterir. Aynı kalıp tat, fiyat, zorluk, ağırlık, ses düzeyi veya tarzla ilgili kişisel sınırları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için heavy sözcüğünü too + sıfat + for me kalıbında kullanın: This suitcase weighs 30 kilos, and I cannot lift it. It is ____.

Cevabı göster

too heavy for me

Okay, no problem.

0:21

Tamam, sorun değil.

But maybe you'd like some organic poulet rôti Kültür

0:22

Ama belki biraz organik poulet rôti istersin

in a tender meat jus with frites.

0:26

yumuşak et jus eşliğinde frites ile.

Kültür

organic poulet rôti ... meat jus ... frites: Fransız tarzı menü ambalajı

Poulet rôti Fransızcada rosto tavuk, jus restoran İngilizcesinde hafif bir et suyu veya sosu, frites ise patates kızartması demektir. Burada Fransızca ve Fransız tarzı sözcükler, tanıdık tavuk, sos ve patates kızartmasını daha seçkin gösterir. Cümle, menü dilini bir tür ambalaj olarak kullanır: temel yiyecekler tanıdık olsa bile adlar dinleyicinin izlenimini değiştirir. Ancak gerçek bir menüde poulet rôti özellikle rosto tavuğu belirtir; kızarmış tavuk anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede poulet rôti, jus ve frites kullanılmasının temel etkisi nedir?

  1. Fransız tarzı menü dili, tanıdık yiyecekleri daha seçkin gösterir.
  2. Birbiriyle ilgisiz üç tatlıyı adlandırır.
  3. Yemeğin tavuk veya patates içermediğini gösterir.
Cevabı göster

Fransız tarzı menü dili, tanıdık yiyecekleri daha seçkin gösterir.

Oh, that sounds interesting. Ton ve niyet

0:28

Oh, bu kulağa ilginç geliyor.

Ton ve niyet

“that sounds interesting.”: yeni bir fikre ilgi göstermek

That sounds interesting, “Az önce duyduklarıma göre ilginç görünüyor” demektir. Burada sounds, ardından interesting sıfatı gelen bir bağ fiilidir. Bilginin sende oluşturduğu izlenimi anlatır; bir şeyin ilginç bir ses çıkardığı anlamına gelmez. Senin için yeni olan bir fikir, plan veya etkinliğe yumuşak ve olumlu bir karşılık verirken bu cümleyi kullanabilirsin. İlgi gösterir ama onun gerçekten ilginç olduğunu zaten bildiğini söylemez.

Alıştırma

Bir arkadaşın sana henüz denemediğin bir kulüpten söz ediyor. Duyduklarına dayanarak ilgini nazikçe gösteren cevap hangisidir?

  1. I have already proved that it is interesting.
  2. That sounds interesting.
  3. I promise to join it.
Cevabı göster

That sounds interesting.

What is it?

0:29

O nedir?

Well, it's French for chicken and chips with gravy. Kalıp ifadeler

0:30

Şey, bu et sulu tavuk ve patates kızartmasının Fransızcası.

Kalıp ifadeler

“it's French for ...”: Fransızca bir ifadenin anlamını açıklamak

It's French for ... “Bu, ... anlamına gelen Fransızca ifadedir” demektir. Örnekte it, daha önce sözü edilen Fransızca ifadeyi gösterir; for sözcüğünden sonraki kelimeler de onun anlamını verir. Burada for, bir ifadeyi anlamına bağlar; amaç bildirmez. French yerine Spanish veya Japanese gibi başka bir dil adı kullanabilirsin.

Alıştırma

“... için kullanılan Fransızca ifade” anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamla: Bonjour is ____ hello.

Cevabı göster

French for

It's a strange fact,

0:34

Tuhaf bir gerçek

but the same dish described using different words can make it sound more delicious, Dilbilgisi

0:35

ama aynı yemeğin farklı kelimelerle anlatılması onu kulağa daha lezzetli,

more exotic,

0:41

daha egzotik

and more desirable.

0:42

ve daha cazip getirebilir.

Dilbilgisi

make it sound more delicious: sözcüklerle izlenimi değiştirmek

can make it sound more delicious ifadesinde make'ten sonra etkilenen şey olan it, ardından sound (sounds değil) ve more delicious sıfat öbeği gelir. Kullanılan anlatım, dinleyenlerin veya okuyanların yemeği daha lezzetliymiş gibi algılamasını sağlar. Burada sound, ses çıkarmak değil, söylenenlere göre belli bir şekilde görünmek veya algılanmak anlamındadır. Sözcükler yemeğin algılanışını değiştirir; yemeğin gerçekten daha lezzetli olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Yeni bir tanıtım yazısı yalnızca okurların otel hakkındaki izlenimini değiştiriyor; otelin kendisi değişmiyor. Bunu doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The new description sounds the hotel luxurious.
  2. The new description makes the hotel luxurious.
  3. The new description makes the hotel sound luxurious.
Cevabı göster

The new description makes the hotel sound luxurious.

Restaurants think carefully about the language they use to describe the food on their menus,

0:44

Restoranlar, menülerindeki yiyecekleri anlatırken kullandıkları dile çok dikkat ederler,

trying to make it sound appealing, tasty, or poetic. Anlatım akışı

0:49

kulağa çekici, lezzetli ya da şiirsel gelmesi için çabalarlar.

Anlatım akışı

trying to make it sound ...: önceki eylemin amacını belirtmek

Virgülden sonra gelen trying to make it sound appealing, tasty, or poetic ifadesi ana eyleme geri döner: restoranlar menüdeki dili dikkatle düşünür. Ayrı bir olay anlatmak yerine, bu dikkatli sözcük seçiminin amacını açıklar. trying eylemini yapan yine ana cümlenin öznesi olan Restaurants'tır. Genel olarak ana cümle, trying to ... yapısı bir eylemi aynı kişinin veya grubun amacı ya da çabasıyla bağlayabilir.

Alıştırma

Örnekteki trying to ... ifadesinin görevini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Dikkatli sözcük seçimini, yemeği çekici göstermeye ilgi duymamakla karşılaştırır.
  2. Restoranlar sözcüklerini seçmeden önce yemeğin çekici hâle geldiğini söyler.
  3. Restoranların sözcükleri dikkatle seçmesinin amacını belirtir.
Cevabı göster

Restoranların sözcükleri dikkatle seçmesinin amacını belirtir.

Instead of hamburgers, Anlatım akışı

0:53

Hamburgers (hamburger) yerine,

we have gourmet burgers. Kelime

0:54

gourmet burgers (gurme hamburgerler) vardır.

Anlatım akışı

Instead of X, we have Y: bir seçeneğin yerini alanı sunmak

Instead of X, we have Y kalıbı önce eski, reddedilen ya da sıradan seçenek olan X'i verir; ana cümlede ise onun yerine kullanılan veya söylenen Y'yi sunar. Baştaki ifade bir karşıtlık çerçevesi kurar, böylece dinleyen Y'nin X'in yerini aldığını anlar. X ve Y her zaman tamamen farklı şeyleri adlandırmak zorunda değildir. Burada sıradan hamburgers etiketi, daha özenli gourmet burgers etiketiyle değiştirilir. Bu nedenle kalıp, gerçek bir değişikliğin yanı sıra adlandırma veya sunuş biçimi değişikliğini de gösterebilir.

Alıştırma

Dijital biletlerin kâğıt biletlerin yerini aldığını söyleyen cümle hangisidir?

  1. Instead of paper tickets, we have digital tickets.
  2. In addition to paper tickets, we have digital tickets.
  3. Paper tickets and digital tickets are both available.
Cevabı göster

Instead of paper tickets, we have digital tickets.

Kelime

gourmet burgers: üst sınıf bir menü etiketi

gourmet burgers ifadesinde gourmet, burgerleri sıradan burgerlerden daha özenli, dikkatle hazırlanmış veya daha kaliteli gösteren bir sıfattır. Genellikle özel malzemeler, restoran tarzı hazırlama ve belki daha yüksek bir fiyat çağrıştırır. Yalnızca lezzetli demek değildir. Menüde gourmet bir pazarlama etiketi olabilir: yemeği daha gösterişli gösterir, ancak tek başına gerçekten daha iyi olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir restoran, burgerlerini özenli ve üst sınıf gösteren bir menü adı istiyor. Hangi ifade en uygundur?

  1. gourmet burgers
  2. homemade burgers
  3. delicious burgers
Cevabı göster

gourmet burgers

It's jus, not gravy, Anlatım akışı

0:56

Adı jus'tur, gravy (et suyu) değil,

Anlatım akışı

It's X, not Y: düzeltme ve yeniden adlandırma

It's X, not Y kalıbı önce konuşanın kabul etmenizi istediği adı veya kategoriyi, yani X'i verir; ardından Y'yi reddeder. Mesajı bir düzeltme olarak düzenler ve X'i tercih edilen ad olarak gösterir. Burada asıl amaç yemeğin kendisini düzeltmek değildir. Daha gündelik gravy sözcüğü yerine Fransız mutfak terimi jus kullanılması, menü açıklamasının daha seçkin duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi It's X, not Y kalıbıyla tamamlayın: It's a suggestion, ____ an order.

Cevabı göster

not

and raspberry coulis sounds a lot tastier than raspberry sauce. Dilbilgisi

0:58

ve raspberry coulis (ahududu püresi), ahududu sosundan çok daha lezzetli duyulur.

Dilbilgisi

sounds a lot tastier than ...: izlenimi güçlü biçimde karşılaştırma

X sounds + karşılaştırma sıfatı + than Y yapısı, iki adın veya açıklamanın oluşturduğu izlenimleri karşılaştırır. Burada sound, ses çıkarmak değil, duyulduğunda bir izlenim vermek anlamındadır. Bu cümlede raspberry coulis, raspberry sauce'a göre daha iştah açıcı bir ad olarak sunulur. A lot, karşılaştırma biçimi olan tastier sözcüğünü niteler ve farkın büyük olduğunu vurgular: kulağa çok daha lezzetli gelir. Sounds fiilini nitelemez ve a lot tasty dil bilgisine uygun değildir.

Alıştırma

Yeni başlığın eskisinden çok daha heyecan verici bir izlenim verdiğini hangi cümle doğru ifade eder?

  1. This new title sounds very exciting than the old one.
  2. This new title sounds a lot exciting than the old one.
  3. This new title sounds a lot more exciting than the old one.
Cevabı göster

This new title sounds a lot more exciting than the old one.

Many of the words used to describe gourmet food,

1:03

Gurme yemekleri (gourmet food),

that's food which is higher quality and more sophisticated than usual,

1:06

yani normalden daha kaliteli ve daha gösterişli olan yiyecekleri tanımlamak için kullanılan kelimelerin çoğu

are French,

1:11

Fransızcadır,

coming from a country with a long tradition of high-level cooking called haute cuisine. Kültür

1:12

haute cuisine olarak adlandırılan uzun bir üst düzey aşçılık geleneğine sahip bir ülkeden gelmektedir.

Kültür

haute cuisine: incelikli bir üst düzey yemek geleneği

Haute cuisine, İngilizcede incelikli ve üst düzey bir yemek pişirme geleneği, özellikle de profesyonel Fransız mutfaklarıyla ilişkilendirilen resmî tarz için kullanılan Fransızca bir terimdir. Burada İngilizcedeki birçok gurme yemek teriminin geldiği mutfak geleneğinin adıdır. İngilizce Fransızca ifadeyi koruduğu için bu terim mutfak geleneği ve incelik çağrıştırabilir. Haute cuisine ifadesini, sözcükleri ayrı ayrı çevirerek oluşturulan sıradan bir İngilizce ifade değil, kalıplaşmış bir alıntı terim olarak düşünün.

Alıştırma

Haute cuisine ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Fransa’da hazırlanan her türlü yiyecek
  2. Hızlı ve ucuz bir yemek pişirme yöntemi
  3. İncelikli ve üst düzey bir yemek pişirme geleneği
Cevabı göster

İncelikli ve üst düzey bir yemek pişirme geleneği

But how does the language used to describe food affect our psychology,

1:17

Peki ama yiyecekleri anlatmak için kullanılan dil psikolojimizi nasıl etkiler

and help restaurants make menus which are both tempting and profitable? Kalıp ifadeler

1:22

ve restoranların hem cazip hem de kârlı menüler hazırlamasına nasıl yardımcı olur?

Kalıp ifadeler

both tempting and profitable: iki paralel özellik

Both tempting and profitable, iki özelliğin aynı anda geçerli olduğunu söyler ve onlara eşit önem verir. Bu cümlede tempting ve profitable sözcüklerinin ikisi de menus sözcüğünü niteler: Menüler müşterileri çeker ve restoranların para kazanmasına yardımcı olur. both A and B kalıbı A ve B’yi birlikte ekler. And ekleme bildirir; sıralama göstermez veya B’yi A’dan daha önemli yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi both ... and ... ile tamamlayın: The library is ____ quiet ____ comfortable.

Cevabı göster

both · and

That's what we'll be finding out in this program, Anlatım akışı

1:27

Bu programda öğreneceğimiz şey tam olarak bu,

Anlatım akışı

That's what we'll be finding out: sırada neyin araştırılacağını duyurmak

That's what we'll be finding out, daha önce sözü edilen bir soruya veya bilinmeyen bir konuya gönderme yapar. Buradaki what, fiziksel bir nesneyi değil, aranan cevabı ya da bilgiyi ifade eder. Bu cümle sıradaki içeriği düzenler: dinleyicilere programın sonraki bölümünde o sorunun araştırılacağını söyler. We'll be finding out, cevabı bulmayı program boyunca gelişecek bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Bir sunucu ana soruyu sorduktan sonra "That's what we'll be finding out" ne işe yarar?

  1. Programın sırada o soruyu araştıracağını belirtir.
  2. Cevabın programdan önce zaten açıklandığını söyler.
  3. what adlı fiziksel bir nesneyi tanıtır.
Cevabı göster

Programın sırada o soruyu araştıracağını belirtir.

along with some useful new vocabulary as well.

1:29

ayrıca bazı faydalı yeni kelimeleri de birlikte göreceğiz.

Uh, but first I have a question for you, Neil. Anlatım akışı

1:33

Hımm, ama önce sana bir sorum var, Neil.

Anlatım akışı

but first I have a question for ...: önce yapılacak bir adım eklemek

But first, sıralamada kısa bir değişiklik olduğunu gösterir: konuşmacı, beklenen ana konuya geçmeden önce başka bir şey yapacaktır. Buradaki but sıralamayı değiştirir; güçlü bir karşı çıkış göstermez. I have a question for X, sorunun X kişisine yöneltildiği anlamına gelir. İfade bir bütün olarak dinleyicilerin bir programın, dersin, röportajın veya sunumun sırasını takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi “ondan önce sana bir şey sormak istiyorum” anlamındaki geçiş ve soru ifadesiyle tamamlayın: The lesson will start in a minute, ____ you.

Cevabı göster

but first I have a question for

To train as a classical French chef Dilbilgisi

1:35

Klasik bir Fransız şefi olarak eğitim almak

takes months as a full-time apprentice. Kelime

1:38

tam zamanlı bir çırak olarak aylar sürer.

Dilbilgisi

To train as ... takes: mastar öbeğinin özne olması

To train as a classical French chef ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Konuşulan eğitim etkinliğini adlandırır. Takes ana fiildir; months ise bu etkinliğin ne kadar zaman gerektirdiğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp To + fiil öbeği + takes + süre şeklindedir. Buradaki To train, “eğitim almak amacıyla” anlamına gelmez ve amaç bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede To + fiil öbeği, takes fiilinin öznesi olarak kullanılmıştır?

  1. Mia stayed late to learn a new skill.
  2. Learning a new skill can be fun.
  3. To learn a new skill takes time.
Cevabı göster

To learn a new skill takes time.

Kelime

as a full-time apprentice: tam zamanlı çalışarak uzmanlık gerektiren bir mesleği öğrenmek

As a full-time apprentice, “tam zamanlı çırak rolünde” anlamına gelir. Bir apprentice, yalnızca sınıfta okumak yerine deneyimli bir çalışanın rehberliğinde gerçek işler yaparak uzmanlık gerektiren bir mesleği öğrenir. Full-time, iş ve eğitimin kişinin normal çalışma saatlerini kapladığını ve temel iş sorumluluğunu oluşturduğunu belirtir. Buradaki as, kişinin rolünü tanıtır.

Alıştırma

Genç biri bir mobilya atölyesinde tam zamanlı çalışıyor ve deneyimli bir marangozdan mesleği öğrenmek için düzenli bir program izliyor. En doğru rol hangisidir?

  1. a full-time apprentice
  2. an intern
  3. a full-time student
Cevabı göster

a full-time apprentice

But what is the name of the most famous cooking school teaching French haute cuisine?

1:41

Peki Fransız haute cuisine öğreten en ünlü aşçılık okulunun adı nedir?

Is it

1:47

Şu mudur:

A, Le Cordon Bleu? Kültür

1:48

A, Le Cordon Bleu?

B, Le Cordon Rouge?

1:50

B, Le Cordon Rouge?

Or C, Le Cordon Noir?

1:52

Yoksa C, Le Cordon Noir mi?

Well, I think it's Le Cordon Bleu.

1:54

Bence cevap Le Cordon Bleu.

Kültür

Özel ad olarak Le Cordon Bleu

Le Cordon Bleu, aşçılık ve konaklama eğitimiyle tanınan uluslararası bir eğitim ağının sabit Fransızca adıdır. Bu bilgi yarışmasında belirlenmesi gereken ad budur ve konuşmacı onu seçer. Bleu sözcüğünü sıradan İngilizce blue sözcüğü gibi yorumlamayın. Fransızca sözcük mavi renkle ilişkili olsa da burada Le Cordon Bleu ifadesinin tamamı, ileri düzey aşçılık eğitimiyle ilişkili özel bir addır.

Alıştırma

Bilgi yarışmasındaki cümlede Le Cordon Bleu neyi ifade ediyor?

  1. Aşçılık ve konaklama eğitimiyle ilişkili bir özel addır.
  2. Yemeği maviye boyama talimatıdır.
  3. Bir sosun İngilizcedeki sıradan adıdır.
Cevabı göster

Aşçılık ve konaklama eğitimiyle ilişkili bir özel addır.

Okay, Neil.

1:57

Tamam, Neil.

I'll reveal the correct answer later. Anlatım akışı

1:58

Doğru cevabı daha sonra açıklayacağım.

Anlatım akışı

I'll reveal the correct answer later: açıklamayı ertelemek

Burada I'll reveal the correct answer later, konuşmacının bilgi yarışmasının doğru cevabını şimdilik bilinmez tutup daha sonra açıklayacağı anlamına gelir. Reveal, daha önce gizli veya bilinmeyen bir bilgiyi bilinir hâle getirmek demektir; bu nedenle cevabı yalnızca söylemekten daha fazla merak yaratır. Cümle programın akışını da düzenler: soruyu şimdilik kapatır ve cevap bölümünün daha sonra geleceğini bildirir. Aynı kalıp bir cevap, kazanan, sonuçlar veya bir sır için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bilgi yarışmasını dinleyenlere cevabın şimdilik bilinmeyeceğini ve daha sonra açıklanacağını en iyi anlatır?

  1. I'll change the correct answer later.
  2. I'll reveal the correct answer later.
  3. I'll repeat the correct answer now.
Cevabı göster

I'll reveal the correct answer later.

It's important for restaurants to describe items on the menu,

2:00

Restoranların menüdeki ürünleri açıklaması önemlidir,

so diners know what to expect. Kalıp ifadeler

2:04

böylece müşteriler ne bekleyeceklerini bilirler.

Kalıp ifadeler

know what to expect: sırada ne olduğunu bilmek

so ile başlayan yan cümle, menüyü açıklamanın sonucunu gösterir: müşteriler, sırada ne olduğuna dair makul bir fikir edinecek kadar bilgiye sahip olur. Know what to expect, “muhtemelen ne olacağına veya bir şeyin nasıl olacağına dair bir fikre sahip olmak” demektir. Buradaki expect, “öngörmek” anlamındadır; “talep etmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Bir müzenin internet sitesi, ziyaretçiler gelmeden önce güvenlik kontrolünü açıklıyor. Bu amacı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Visitors know what to expect.
  2. Visitors expect what to know.
  3. Visitors know what to demand.
Cevabı göster

Visitors know what to expect.

And many chefs think foreign words sound more exciting. Dilbilgisi

2:07

Ve pek çok şef, yabancı kelimelerin kulağa daha heyecan verici geldiğini düşünür.

Dilbilgisi

sound more exciting: izlenim anlatan sound + sıfat yapısı

foreign words sound more exciting ifadesinde sound bir bağ fiilidir. subject + sound(s) + adjective yapısı, insanlar bir şeyi duyduğunda veya o şeyden söz edildiğini işittiğinde oluşan izlenimi anlatır. More exciting, bu izlenimi bağlamdan anlaşılan başka bir söyleyiş biçimiyle karşılaştırır. Bu cümle şeflerin görüşünü aktarır. Yabancı kelimelerin gerçekten daha iyi olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi sound fiilinin doğru biçimi ve exciting sıfatının karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The new game title ____ than the old one.

Cevabı göster

sounds more exciting

But according to linguist Dr. Keri Matwick, Anlatım akışı

2:11

Ancak dilbilimci Dr. Keri Matwick'e göre,

the use of French is decreasing.

2:15

Fransızcanın kullanımı azalıyor.

Anlatım akışı

But according to linguist Dr. Keri Matwick: kaynak belirtmek

According to + bir kaynak, ardından gelen bilginin bu kaynağın söylediği, düşündüğü, keşfettiği veya bildirdiği şey olduğunu gösterir. Bu cümlede önce dilbilimci Dr. Keri Matwick kaynak olarak belirtilir, ardından Fransızcanın kullanımıyla ilgili iddia verilir. Cümlenin başındaki But bir yön değişikliği veya sınırlama belirtirken according to yeni iddianın kaynağını gösterir. Bu ifade iddiayı konuşanın kendi doğrudan sonucu olarak değil, bir kaynağa ait bilgi olarak sunar. Tek başına kaynağın mutlaka doğru olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Bilgi kaynağını belirtmek için according to ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. According to rain tomorrow, the weather report is useful.
  2. According the weather report, it will rain tomorrow.
  3. According to the weather report, it will rain tomorrow.
Cevabı göster

According to the weather report, it will rain tomorrow.

Here, Keri explains why to Ruth Alexander,

2:17

Keri, BBC World Service programı The Food Chain'in sunucusu Ruth Alexander'a

presenter of BBC World Service program The Food Chain.

2:21

bunun nedenini açıklıyor.

Yeah, there are studies that show that because it sounds fancier, Anlatım akışı

2:25

Evet, kulağa daha süslü (fancier) geldiği için,

Anlatım akışı

there are studies that show: araştırma desteği sunmak

There are studies that show ... ifadesinde there are, çalışmaların varlığını ortaya koyar; that show ise bu çalışmaları ardından gelen sonuç veya iddiaya bağlar. Bu yapı, kişisel bir izlenimden araştırmaya dayalı desteğe geçmenin bir yoludur. Burada studies genel bir ifadedir: konuşan kişi ilgili bazı araştırmaların bulunduğunu söyler, ancak makale, yazar veya veri belirtmez. Bu nedenle ifade araştırma desteğine işaret eder, fakat tam bir kaynakça sunmaz.

Alıştırma

Araştırma desteğini tanıtmak için there are studies that show yapısını doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.

  1. There are studies to showing regular sleep helps children learn.
  2. There have studies that regular sleep helps children learn.
  3. There are studies that show regular sleep helps children learn.
Cevabı göster

There are studies that show regular sleep helps children learn.

you know,

2:28

biliyorsun,

therefore French food has long been considered the gourmet food. Dilbilgisi

2:29

bu nedenle Fransız yemeğinin uzun zamandır gurme (gourmet) yemek olarak kabul edildiğini gösteren çalışmalar var.

Dilbilgisi

has long been considered: uzun süredir devam eden edilgen bir değerlendirme

Has long been considered, has + long + been + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen present perfect yapısıdır. Özne değerlendirmeyi alan taraftır; long ise bu değerlendirmenin uzun süredir var olduğunu ve bugün de geçerliliğini koruduğunu gösterir. Bu cümlede French food, insanların gurme olarak değerlendirdiği şeydir. Long, bu görüşün süresini niteler; food sözcüğünü tanımlamaz. Kullanılabilir kalıp subject + has/have long been considered + complement şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “uzun süredir bu şekilde görülüyor” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This library ____ a community treasure.

Cevabı göster

has long been considered

And it was popular,

2:33

Ve popülerdi,

but I would say now there's a tendency to not use French because it sounds pretentious. Notlar

2:34

ama şunu söyleyebilirim ki, artık kulağa iddialı/gösterişli (pretentious) geldiği için Fransızca kullanmama eğilimi var.

Ton ve niyet

I would say: kişisel bir yargıyı yumuşatma

I would say, konuşanın kendi yargısını sunar ve bu yargının daha az kesin duyulmasını sağlar. Burada güncel bir eğilim hakkındaki iddiayı tartışılmaz bir gerçek olarak değil, düşünülmüş bir gözlem olarak çerçeveler. Bu kullanımda would, geçmişten bakılan bir geleceği anlatmaz. Tonu yumuşatan bir kiplik öğesidir: konuşan yine fikrini belirtir, ancak başka görüşlere de yer bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle kişisel bir yargıyı temkinli ve kesinlik iddiasında bulunmadan sunar?

  1. The first design is unquestionably easier to use.
  2. I would say the first design is easier to use.
  3. The survey proves that the first design is easier to use.
Cevabı göster

I would say the first design is easier to use.

Kalıp ifadeler

there's a tendency to not use: genel bir eğilimi anlatmak

There's a tendency to + fiilin yalın hâli, bir grup içinde veya zaman içinde belirli bir davranış örüntüsünün fark edildiğini anlatır. Genel bir yönü belirtir; tek bir kararı anlatmaz ve herkesin böyle davrandığı anlamına gelmez. Burada not, use fiilini olumsuz yapar: görülen örüntü Fransızca kullanmamak ya da Fransızca kullanımından uzaklaşmaktır. Bu yapı, tekrarlanan davranışları kesin bir genelleme yapmadan özetler.

Alıştırma

Genel bir örüntüyü anlatmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: In many offices, ____ paper for routine messages.

Cevabı göster

there's a tendency to not use

Kelime

sounds pretentious: yapmacık ve gösterişçi gelmek

Sound + sıfat, kanıtlanmış bir gerçekten çok bir şeyin bıraktığı izlenimi anlatır. Sounds pretentious ifadesinde konuşan kişi, Fransızca sözcüklerin olumsuz bir izlenim verdiğini söyler. Pretentious, önemli, kültürlü veya etkileyici görünmek için fazla çabalamak ve bu nedenle yapmacık ya da doğal olmayan bir izlenim vermek demektir. Eleştirel bir sözcüktür; formal sözcüğünün tarafsız bir eş anlamlısı ya da sophisticated anlamında bir övgü değildir.

Alıştırma

Bir adın etkileyici görünmek için gereğinden fazla çabaladığına dair açıkça olumsuz yargı bildiren cümle hangisidir?

  1. The name sounds fancy.
  2. The name sounds pretentious.
  3. The name sounds sophisticated.
Cevabı göster

The name sounds pretentious.

Oh, so it can turn a diner off. Öbek fiiller

2:39

Oh, yani bu bir müşteriyi soğutabilir (turn off).

Öbek fiiller

turn a diner off: birinin ilgisini kaçırmak

Burada turn a diner off, “bir müşterinin ilgisini kaybetmesine veya rahatsızlık duymasına neden olmak” anlamına gelir. Ayrılabilen turn off öbek fiilinin gerçek anlamı dışında kullanımıdır ve a diner etkilenen kişidir. Kişinin ilgisinin bir düğme gibi kapatıldığını düşünün. Aynı kalıp, müşterilerin, izleyicilerin veya okurların bir şeyi artık beğenmemesine ya da istememesine yol açan durumları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi turn ... off ile tamamlayın ve diners sözcüğünü fiil ile parçacığın arasına yerleştirin: Loud music can ____.

Cevabı göster

turn diners off

Many restaurants use French names in menus because they sound fancy,

2:41

Birçok restoran menülerde Fransızca isimler kullanıyor çünkü kulağa fancy geliyor,

an adjective meaning special or unusual,

2:46

özel veya alışılmadık anlamına gelen bir sıfat,

with lots of decoration.

2:49

bolca süslemeyle.

Kerry disagrees.

2:51

Kerry aynı fikirde değil.

She thinks French names used to be popular, Dilbilgisi

2:52

O, Fransızca isimlerin eskiden popüler olduğunu,

but are now seen as pretentious. Kalıp ifadeler

2:55

ancak şimdi pretentious (iddialı/gösterişçi) olarak görüldüğünü düşünüyor.

Dilbilgisi

used to be: geçmişte var olan ama değişmiş bir durum

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya geçmişte doğru olup artık doğru olmayan ya da şimdi farklı olduğu anlaşılan bir durumu anlatır. Used to be popular, Fransızca adların geçmişte popüler olduğu anlamına gelir. Bu cümlede but are now ... geçmiş ile şimdiki zaman arasındaki karşıtlığı açıkça gösterir. used to sonrasında be yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Hangi cümle binanın geçmişte sinema olduğunu, ancak artık sinema olmadığını anlatır?

  1. This building used to be a cinema.
  2. People are used to seeing films in this building.
  3. This building is used to show films.
Cevabı göster

This building used to be a cinema.

Kalıp ifadeler

are now seen as pretentious: başkalarının yargısını ifade etmek

Be seen as + isim veya sıfat, bir şeyin o varlık ya da nitelik olarak kabul edilmesi veya değerlendirilmesi demektir. are now seen as pretentious ifadesinde pretentious, Fransızca adlara yüklenen olumsuz yargıdır. Bu, see something as something yapısının edilgen biçimidir. Başkalarının veya toplumun özneyi nasıl gördüğüne odaklanır. Bu yargı bir görüştür; mutlaka gerçek değildir.

Alıştırma

Cümleyi be seen as kullanarak tamamlayın: The new rule ____ unfair by many parents.

Cevabı göster

is seen as

If something is pretentious,

2:57

Eğer bir şey pretentious ise,

it tries to appear more important or clever than it really is.

2:59

olduğundan daha önemli veya zekice görünmeye çalışır.

Some diners like the French names,

3:04

Bazı müşteriler Fransızca isimleri sever,

but it turns other diners off.

3:06

ancak diğer müşterileri soğutur (turns off).

If something turns you off,

3:09

Eğer bir şey seni turn off yapıyorsa,

it makes you stop feeling interested or excited.

3:10

bu, o şeye karşı ilgi duymayı veya heyecan hissetmeyi bırakman anlamına gelir.

Brazilian chef Caroline Martins agrees that using French names in menus

3:13

Brezilyalı şef Caroline Martins de menülerde Fransızca isimler kullanmanın

is becoming a thing of the past. Deyimler

3:18

geçmişte kaldığını kabul ediyor.

Deyimler

is becoming a thing of the past: hâlâ süren bir değişim

A thing of the past, eskiden yaygın olan ancak artık kaybolan, modası geçen veya kullanılmayan bir şey için kullanılan bir deyimdir. Kelime kelime geçmişten gelen bir nesne anlamına gelmez. Is becoming, değişimin hâlâ sürdüğünü gösterir. Burada menülerde Fransızca adlar kullanma uygulaması giderek daha az yaygın hâle gelmektedir; cümle bunun tamamen ortadan kalktığını söylemez.

Alıştırma

Dersteki deyimi kullanarak cümleyi tamamlayın: As streaming replaces DVDs, physical movie rentals are becoming ____.

Cevabı göster

a thing of the past

Caroline has stopped using French names in her pop-up restaurant Sampa in Manchester, Kelime

3:21

Caroline, Manchester'daki pop-up restoranı Sampa'da Fransızca isimler kullanmayı bıraktı,

Kelime

pop-up restaurant: sınırlı bir süre açık olan restoran

Pop-up restaurant, sınırlı bir süre faaliyet göstermek üzere kurulan ve bazen ödünç ya da geçici bir mekân kullanan restorandır. Pop-up, restaurant sözcüğünü niteler ve işletmenin geçici çalışma biçimini anlatır. Burada pop-up, ticaret ve etkinliklerde kullanılan “kısa süreliğine ortaya çıkma” anlamındadır; bir internet sitesindeki açılır pencereyi anlatmaz.

Alıştırma

Örnekte pop-up restaurant ne anlama geliyor?

  1. tek bir kalıcı yerde durmak zorunda olan küçük bir restoran
  2. sınırlı bir süre faaliyet göstermesi planlanan bir restoran
  3. internet sitesinde açılır reklamlar gösteren bir restoran
Cevabı göster

sınırlı bir süre faaliyet göstermesi planlanan bir restoran

as she explained to Ruth Alexander for BBC World Service program The Food Chain.

3:26

tıpkı BBC World Service programı The Food Chain için Ruth Alexander'a açıkladığı gibi.

I am classically trained in a French cuisine. Kalıp ifadeler

3:32

Ben Fransız mutfağı (cuisine) üzerine klasik eğitim aldım.

Kalıp ifadeler

be classically trained in ...: geleneksel yöntemlerle eğitim almış olmak

Be classically trained in + alan, o alandaki yerleşmiş geleneksel yöntemler konusunda sistemli eğitim almış olmak demektir. Burada konuşan kişi Fransız yemekleriyle ilgili mesleki eğitim geçmişini anlatıyor; classically, eğitimin klasik müzikle ilgili olduğu anlamına gelmez. Doğal ve standart biçim I am classically trained in French cuisine şeklindedir. Burada cuisine genel bir alanı belirtir, bu yüzden normalde önüne tanımlık gelmez; a French cuisine, belirli bir Fransız mutfağı veya tarzı sayılıyormuş gibi duyulur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be classically trained in ifadesinin geniş zaman biçimini kullanın: She ____ ballet.

Cevabı göster

is classically trained in

I was using a lot of French terms,

3:35

Çok fazla Fransızca terim kullanıyordum,

you know,

3:36

bilirsin,

and that wasn't very welcome. Kelime

3:37

ve bu pek hoş karşılanmıyordu.

Kelime

that wasn't very welcome: sıfat olarak welcome

Burada welcome, was fiilinden sonra gelen bir sıfattır. “Beğenilen, kabul edilen veya olumlu karşılanan” anlamına gelir. Bu yüzden that wasn't very welcome, daha önce sözü edilen uygulamanın olumsuz tepki aldığını anlatır. not very ifadesi, anlatımı unwelcome sözcüğüne göre biraz yumuşatır; ancak mesaj yine de olumsuzdur. Buradaki welcome, “birini karşılamak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede welcome, bir değişikliğin olumlu karşılanmadığını anlatan bir sıfat olarak doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The sudden change didn't welcome us.
  2. The sudden change wasn't very welcome.
  3. We weren't welcome the sudden change.
Cevabı göster

The sudden change wasn't very welcome.

You know,

3:39

Biliyorsun,

people would be very confused. Dilbilgisi

3:40

insanların kafası çok karışırdı.

They would ask me,

3:42

Bana şöyle sorarlardı:

oh, what is this brunoise? Kültür

3:43

oh, bu brunoise da nedir?

What is this chiffonade?

3:44

Bu chiffonade ne demek?

Kültür

brunoise ... chiffonade: Fransız doğrama terimleri

Brunoise ve chiffonade, tamamlanmış yemeklerin adı değil, Fransız mutfağına ait doğrama terimleridir. Brunoise, yiyecekleri çok küçük ve eşit küpler hâlinde kesmektir; chiffonade ise yapraklı sebzeleri veya otları ince şeritler hâlinde kesmektir. Bunlar uzmanlık gerektiren teknik sözcükler olduğu için bir müşteri menüde gördüğünde tanımayabilir ve ne anlama geldiklerini sorabilir.

Alıştırma

Konuşmacının cümlesinde brunoise ve chiffonade nedir?

  1. Tabak türleridir.
  2. Tamamlanmış yemeklerin adlarıdır.
  3. Fransız doğrama tekniklerinin adlarıdır.
Cevabı göster

Fransız doğrama tekniklerinin adlarıdır.

You know,

3:46

Anlarsın ya,

they would definitely avoid the dishes Kalıp ifadeler

3:46

bu yemeklerden kesinlikle uzak dururlardı

Kalıp ifadeler

definitely avoid the dishes: bu yemekleri sipariş etmemeyi seçmek

Bu restoran bağlamında avoid the dishes, yiyeceklerden fiziksel olarak uzaklaşmak değil, o yemekleri sipariş etmemeyi seçmek anlamına gelir. Definitely, konuşmacının tahminini güçlendirir: konuşmacı müşterilerin bu şekilde tepki vereceğinden çok emindir.

Alıştırma

Cümleyi take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Many drivers avoid ____ that road at rush hour.

Cevabı göster

taking

or they would be sarcastic as well about it, Kelime

3:48

ya da bu konuda da iğneleyici (sarcastic) konuşurlardı,

Dilbilgisi

would be ... would ask ... would avoid ... would be sarcastic: geçmişte tekrarlanan tepkiler

Burada would + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir durumda tekrar tekrar gerçekleşen tepkileri anlatır. İnsanların kafası tekrar tekrar karışır, sorular sorar, yemeklerden kaçınır veya alaycı yorumlar yaparlardı. Bu, would sözcüğünün geçmiş alışkanlıkları anlatan kullanımıdır. Burada kibar bir rica, geleceğe yönelik tahmin veya koşul sonucu ifade etmez; geçmiş zaman çerçevesini çevresindeki anlatı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede would, geçmişte tekrarlanan bir davranışı anlatır?

  1. When we stayed with our aunt, she would tell us a story every night.
  2. If she had time tomorrow, she would tell us a story.
  3. Would you tell us a story, please?
Cevabı göster

When we stayed with our aunt, she would tell us a story every night.

Kelime

be sarcastic as well about it: bu konuda da alaycı olmak

Be sarcastic about something, bir konu hakkında alaycı ve iğneleyici biçimde konuşmak, çoğu zaman o konuyu eleştirmek veya küçümsemek demektir. Buradaki it, menüdeki Fransızca terimleri gösterir; yani müşteriler bu terimler hakkında iğneleyici veya alaycı yorumlar yapardı. As well “de, ayrıca” anlamına gelir; alaycılık başka bir tepki olarak eklenmiştir. Sarcastic, hafif bir şakadan daha fazlasını anlatır ve çoğu zaman olumsuz ya da dostça olmayan bir tutum taşır.

Alıştırma

They were sarcastic about the confusing labels ne anlama gelir?

  1. Etiketleri içtenlikle övdüler.
  2. Etiketlerin ne anlama geldiğini sakince sordular.
  3. Etiketler hakkında alaycı ve eleştirel yorumlar yaptılar.
Cevabı göster

Etiketler hakkında alaycı ve eleştirel yorumlar yaptılar.

you know.

3:52

bilirsin.

I had people booking a table, Dilbilgisi

3:53

Masa ayırtan,

sitting down,

3:54

oturan

and then they start seeing all these French terms,

3:55

ve sonra tüm bu Fransızca terimleri görüp

and they just leave.

3:58

öylece çekip giden insanlar oluyordu.

Dilbilgisi

I had people booking a ...: have + nesne + -ing ile yaşanan durumu anlatmak

Bu cümlede had + people + booking, have + nesne + -ing yapısıdır. Konuşanın yaşadığı bir durumu sunar: insanlar masa ayırtıyor ve ardından anlatılan diğer eylemleri yapıyordu. Buradaki had, konuşanın müşterilere rezervasyon yaptırdığı ya da bunu emrettiği anlamına gelmez. Bu kullanım, bir işletmede, etkinlikte veya başka bir ortamda fark edilen ya da tekrarlanan davranışları aktarırken yaygındır. -ing biçimi, kişileri gözlemlenen eylemin içinde gösterir.

Alıştırma

Burada We've had customers calling all morning ne anlama gelir?

  1. Müşteriler telefon ediyordu ve konuşan kişi bu durumu yaşadı.
  2. Her müşterinin bir telefon görüşmesi tamamlaması gerekiyordu.
  3. Konuşan kişi müşterilere telefon etmelerini emretti.
Cevabı göster

Müşteriler telefon ediyordu ve konuşan kişi bu durumu yaşadı.

Really?

3:59

Gerçekten mi?

Yes.

3:59

Evet.

I had that happening.

4:00

Bunu yaşadım.

You had people walking out of the restaurant? Öbek fiiller

4:01

Restorandan çıkıp giden insanların oldu mu?

Öbek fiiller

people walking out of the restaurant: kalmak yerine çıkıp gitmek

Bu soruda people walking out of the restaurant, müşterilerin yemek için kalmak yerine restorandan ayrıldığını anlatır. Walk out of doğrudan dışarı çıkma hareketini öne çıkarır; bu bağlamda müşterilerin restorandan vazgeçtiğini veya hoşlarına gitmeyen bir şey yüzünden ayrıldığını düşündürür. have + kişi + -ing yapısı, bir kişinin başına gelen veya çevresinde devam eden bir durumu sunar. Burada restoranın müşterileri ayrılmaya zorladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, memnun olmayan müşterilerin kalmak yerine ayrılmasını en açık biçimde anlatır?

  1. After reading the menu, several customers waited inside the restaurant.
  2. After reading the menu, several disappointed customers walked out of the restaurant.
  3. After reading the menu, several customers walked around the restaurant.
Cevabı göster

After reading the menu, several disappointed customers walked out of the restaurant.

They just think this isn't for me. Ton ve niyet

4:04

Sadece bunun bana göre olmadığını düşünüyorlar.

This isn't for me.

4:05

Bu bana göre değil.

Ton ve niyet

This isn't for me: bir şeyin size uygun olmadığını söylemek

Burada This isn't for me, bir şeyin konuşanın zevklerine, ihtiyaçlarına veya ilgi alanlarına uygun olmadığı anlamına gelir. For me, nesneyi kimin alması gerektiğini değil, kişisel uygunluğu anlatır. Konuşan kişi cümleyi tekrarlayarak müşterilerin hızla aynı yargıya varmasını taklit eder. Tepkiyi kişisel bir tercih olarak sunduğu için bu ifade This is bad veya I hate this demekten daha yumuşaktır.

Alıştırma

Korku filmlerinin zevkinize uygun olmadığını söylemek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Horror films aren't ____.

Cevabı göster

for me

This is...

4:06

Bu...

What is this?

4:06

Bu nedir?

You know,

4:07

Anlıyor musun,

what am I eating?

4:07

ben ne yiyorum?

I want to eat food.

4:08

Ben yemek yemek istiyorum.

I don't want to eat... not names, Anlatım akışı

4:09

Yemek istemiyorum... isimleri değil,

posh names, Kelime

4:12

lüks (posh) isimleri,

Anlatım akışı

I don't want to eat... not names, posh names: duraklama ve öz düzeltme

Konuşan kişi düşüncesini şekillendirirken I don't want to eat... ifadesinden sonra sözünü keser. not names parçası names ile food arasında karşıtlık kurar; böylece dinleyen, konuşanın istediği şeyin etiketler olmadığını anlar. Ardından posh names, genel olan names sözcüğünü hemen daha belirgin hâle getirir. Konuşmadaki bu öz düzeltme karşıtlığı güçlendirir ve asıl şikâyeti ortaya çıkarır: kullanılan sözler gereksiz yere gösterişli ve seçkin görünmektedir.

Alıştırma

Bu cümledeki duraklama ve yeniden ifade etme ne işe yarıyor?

  1. Konuyu yemekten insanların isimlerine çevirir.
  2. posh names ifadesinin bir yiyecek türü olduğu anlamına gelir.
  3. names ile food arasında karşıtlık kurar ve ardından istenmeyen isimlerin posh names olduğunu belirtir.
Cevabı göster

names ile food arasında karşıtlık kurar ve ardından istenmeyen isimlerin posh names olduğunu belirtir.

Kelime

posh names: yalnızca fiyat değil, sosyal statü

Britanya İngilizcesinde posh genellikle bir şeyin üst sınıfa ait, lüks veya çok özenli göründüğünü anlatır. Posh names, yüksek statülü ya da ayrıcalıklı görünmesi için seçilmiş isimlerdir. Burada eleştiri vardır: Menüdeki isimler fazla süslü gelir ve sıradan müşterilerin kendilerini dışlanmış hissetmesine yol açabilir. Posh yalnızca expensive anlamına gelmez; sadece fiyatı değil, sosyal imajı ve tarzı anlatır.

Alıştırma

Bir restoran menüsüyle ilgili şikâyette The names sound posh en büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Alışılmadık derecede büyük harflerle basılmışlar.
  2. Müşterilere bütün yemeklerin ucuz olduğunu söylüyorlar.
  3. Üst sınıfa ait ve belki de yapmacık görünüyorlar.
Cevabı göster

Üst sınıfa ait ve belki de yapmacık görünüyorlar.

you know.

4:13

bilirsin.

Instead of feeling excited about dishes described in French, Anlatım akışı

4:14

Caroline'in müşterileri, Fransızca anlatılan yemekler karşısında heyecanlanmak yerine

Caroline's diners were sarcastic about them.

4:18

bunlara karşı alaycı (sarcastic) davranıyorlardı.

Anlatım akışı

Instead of feeling excited ... were sarcastic: tersine dönen bir beklenti

Instead of feeling excited önce gerçekleşmeyen tepkiyi sunar. Ana cümle olan were sarcastic about them ise gerçekte ortaya çıkan zıt tepkiyi verir. Bu sıralama, beklenen etki ile gerçek sonuç arasındaki farkı vurgular. instead of sonrasında bir isim veya -ing biçimi kullanılır; hemen ardından they felt excited gibi tam bir cümlecik getirilmez. Burada feeling'in örtük öznesi ana cümleyle aynıdır: Caroline's diners.

Alıştırma

Gerçekleşmeyen bir tepkiyi onun yerine olan şeyle karşılaştırmak için instead of + V-ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Instead of feel angry about the delay, the passengers played a word game.
  2. Instead of feeling angry about the delay, the passengers played a word game.
  3. Instead of they felt angry about the delay, the passengers played a word game.
Cevabı göster

Instead of feeling angry about the delay, the passengers played a word game.

They mocked and made fun of them. Deyimler

4:21

Onlarla alay ediyor ve dalga geçiyorlardı.

Deyimler

mocked and made fun of them: alay etmeyi ifade etmek

Make fun of someone or something, bir kişi ya da şeyle alay etmek veya onu küçümsemek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada fun sıradan eğlence anlamında değildir ve of nesneden önce kalmalıdır. Bu cümlede mocked ve made fun of neredeyse aynı anlama gelir. İkisini birlikte kullanmak alay vurgusunu güçlendirir; sondaki them her iki eylemin hedefini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için make fun of ifadesini geçmiş zamanda kullanın: Some classmates ____ Leo's unusual hat.

Cevabı göster

made fun of

Some diners even walked out.

4:23

Hatta bazı müşteriler çekip gidiyordu.

Caroline thinks French makes her cooking sound too posh, Dilbilgisi

4:26

Caroline, Fransızcanın kendi yemeklerini kulağa fazla lüks (posh),

too fashionable,

4:30

fazla moda,

expensive, and not available to everyone.

4:31

pahalı ve herkesin erişemeyeceği bir şey gibi gösterdiğini düşünüyor.

Dilbilgisi

makes her cooking sound too posh: make + nesne + sound + sıfat

Bu ifade make + nesne + fiilin yalın hâli + sıfat yapısını izler. Makes, izlenimi neyin oluşturduğunu gösterir; her cooking etkilenen şeydir, sound make fiilinden sonra yalın hâlde kalır ve too posh oluşan izlenimi açıklar. Burada sound, ses çıkarmak değil, bir şeyin anlatılma biçimi nedeniyle belirli bir şekilde görünmek veya algılanmak demektir. Too, derecenin istenenden fazla olduğunu belirtir. Bu nedenle too posh, yemekleri yalnızca övmek yerine fazlasıyla üst sınıfa yönelik veya dışlayıcı gösteren izlenimi eleştirir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için make fiilinin geniş zaman biçimini ve sound fiilinin yalın hâlini kullanın: The fancy name ____ the snack ____ too expensive.

Cevabı göster

makes · sound

She's now started using English and her native Brazilian Portuguese on the menu, Anlatım akışı

4:34

Şimdi menüde İngilizceyi ve ana dili olan Brezilya Portekizcesini kullanmaya başladı,

and is pleased with the results.

4:39

ve sonuçlardan memnun.

Anlatım akışı

She's now started using ... on ...: güncel bir değişikliği bildirmek

She's now started using ... ifadesinde She's, She is değil She has anlamına gelir. Has started, present perfect yapısındadır ve start fiilinden sonra -ing biçimi using gelir. Bu yapı, yeni uygulamayı zaten başlamış ve bugünle bağlantılı bir değişiklik olarak sunar. Now, önceki uygulamayla olan farkı vurgular; sondaki on ise on the menu yer ifadesini başlatır. Cümle önce değişikliği tanıtır, ardından kullanılan dilleri ve yeri belirtir, son olarak and is pleased with the results ile sonucu verir. Bu sıralama, bir değişikliği şimdiki sonucundan önce bildirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir uygulamayı zaten başlamış ve şu anda hâlâ geçerli bir değişiklik olarak sunar?

  1. She may start using a reading app next year.
  2. She has now started using a reading app, and it is already helping.
  3. She started using a reading app last year, but she no longer uses it.
Cevabı göster

She has now started using a reading app, and it is already helping.

Customers don't feel confused,

4:41

Müşteriler kafa karışıklığı yaşamıyor

and their curiosity about the Brazilian dishes starts a conversation with the waiter. Kalıp ifadeler

4:43

ve Brezilya yemeklerine olan merakları garsonla bir sohbet başlatıyor.

Kalıp ifadeler

curiosity about ... starts a conversation with ...: merak bir sohbet başlatır

curiosity about + konu, o konu hakkında daha fazla şey öğrenme isteği anlamına gelir. start a conversation with + kişi, o kişiyle konuşmaya başlamak anlamına gelir. Burada öznenin temel ismi tekil olan curiosity sözcüğüdür, bu yüzden fiil starts biçimindedir. Müşterilerin ilgisi onlara garsonla konuşmak için doğal bir neden verir; start burada bir makineyi çalıştırmak değil, sosyal bir etkileşimi başlatmak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeye duyulan merakın iki kişinin konuşmaya başlamasına neden olduğunu anlatır?

  1. Her curiosity about the old map started a conversation with the librarian.
  2. Her curiosity about the old map ended a conversation with the librarian.
  3. Her curiosity about the old map kept her from speaking to the librarian.
Cevabı göster

Her curiosity about the old map started a conversation with the librarian.

All this talk of food is making me hungry, Neil. Dilbilgisi

4:48

Bütün bu yemek muhabbeti beni acıktırıyor, Neil.

Dilbilgisi

All this talk of food is making me hungry: make + nesne + sıfat

All this talk of food, yemek hakkında yapılan bütün bu konuşma anlamına gelir. Burada talk sayılamayan bir isimdir ve of food konuşmanın konusunu belirtir. is making me hungry, make + nesne + sıfat yapısını izler: make + me + hungry. Konuşmanın, konuşan kişinin acıkmasına neden olduğunu anlatır. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi is making, konuşma sürerken etkinin şu anda gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın. Odanın bu duyguya şimdi neden olduğunu göstermek için nesne olarak me kullanın: This warm room is ____ sleepy.

Cevabı göster

making me

Anyway,

4:51

Her neyse,

it's time to reveal the answer to my question. Anlatım akışı

4:52

sorumun cevabını açıklama zamanı geldi.

Anlatım akışı

it's time to reveal the answer: açıklama bölümüne geçiş sinyali

It's time to reveal the answer, cevabı açıklama anının geldiği anlamına gelir. Reveal, cevabın o ana kadar bilinmediğini veya saklı tutulduğunu ima eder. Kalıp It's time to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada programın akışını da düzenler: tartışmayı bitirir ve cevabın açıklanacağı bölümün başladığını bildirir.

Alıştırma

Geçişi It's time to ve reveal fiilini kullanarak tamamlayın: We have discussed every clue. ____ the answer.

Cevabı göster

It's time to reveal

What's the name of the famous French cooking school that teaches haute cuisine?

4:55

haute cuisine öğreten ünlü Fransız aşçılık okulunun adı nedir?

I said it was Le Cordon Bleu.

5:00

Le Cordon Bleu olduğunu söylemiştim.

Was I right?

5:02

Haklı mıydım?

Le Cordon Bleu was the correct answer.

5:03

Le Cordon Bleu doğru cevaptı.

The famous culinary art school Le Cordon Bleu

5:06

Ünlü mutfak sanatları okulu Le Cordon Bleu

first opened its doors in Paris in 1895. Deyimler

5:09

kapılarını ilk kez 1895 yılında Paris'te açtı.

Deyimler

first opened its doors: bir kurumun faaliyete başladığı zaman

Burada first opened its doors, okulun ilk kez faaliyete geçip öğrenci kabul etmeye başladığı anlamına gelir. Özne bir kurum olduğunda open its doors çoğunlukla fiziksel olarak bir kapıyı hareket ettirmeyi değil, kurumun resmî başlangıcını anlatır. First, kurumun ilk açılışını belirtir; bu nedenle ifade tarihsel bir zaman çizelgesine uygundur.

Alıştırma

Hangi cümlede opened its doors bir kurumun faaliyete başladığını ifade eder?

  1. The nurse opened the clinic door to let in some air.
  2. The clinic opened its doors in 2020.
  3. The clinic replaced its doors in 2020.
Cevabı göster

The clinic opened its doors in 2020.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı

5:13

Pekâlâ, bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir tekrara geçişi belirtme

Let's recap ... daha önce ele alınmış önemli bilgileri herkesle birlikte kısaca gözden geçirmeye davet eder. Bu cümlede programın ana dersten son kelime tekrarına geçtiğini gösterir. Let's recap + konu kalıbı, neyin gözden geçirileceğini dinleyiciye bildirir. Recap yeni bir konuyu duyurmaz; önceki içeriği kısa bir özet hâlinde düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle bir dersin sonunda kısa bir tekrar yapılacağını doğal biçimde belirtir?

  1. Let's skip everything we learned before we finish.
  2. Let's introduce three new topics before we finish.
  3. Let's recap the key ideas before we finish.
Cevabı göster

Let's recap the key ideas before we finish.

starting with gourmet food,

5:17

gourmet food (gurme yemek) ile başlıyoruz,

food which is better quality and more sophisticated than usual,

5:19

normalden daha kaliteli ve daha gösterişli olan,

and is often more expensive.

5:23

ve genellikle daha pahalı olan yiyecek.

The adjective fancy means special,

5:25

Sıfat olan fancy (süslü/havalı), özel,

unusual, and decorative.

5:28

alışılmadık ve süslü anlamına gelir.

If someone is pretentious,

5:30

Eğer biri pretentious (gösterişçi) ise,

they try to appear more important or clever than they really are.

5:32

olduğundan daha önemli veya daha zekice görünmeye çalışıyordur.

The phrase to turn someone off means to make someone stop feeling interested or excited.

5:36

Birini turn off (soğutmak/ilgisini kaybettirmek) ifadesi, birinin ilgisini veya heyecanını yitirmesine neden olmak demektir.

If you say something sarcastic,

5:42

Eğer sarcastic (alaycı/iğneleyici) bir şey söylüyorsan,

you mock and insult something by saying the opposite of what you mean. Dilbilgisi

5:45

kastettiğin şeyin tam tersini söyleyerek bir şeyle alay eder ve ona hakaret edersin.

Dilbilgisi

by saying the opposite of what you mean: yöntemi belirten by + fiilin -ing biçimi

By saying ... ana eylemin nasıl yapıldığını açıklamak için by + fiilin -ing biçimini kullanır. Burada kişi, gerçek anlamının tersini söyleyerek alay eder ve aşağılar. By sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: ana eylem veya sonuç + by + fiilin -ing biçimi. Buradaki by, «bir şeyi yaparak» anlamına gelir; yer belirtmez ve edilgen bir cümlede eylemi yapan kişiyi göstermez.

Alıştırma

Cümleyi by ve listen fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo learned the song ____ to it every morning.

Cevabı göster

by listening

And finally,

5:49

Ve son olarak,

the adjective posh means fashionable,

5:50

posh (lüks/havalı) sıfatı moda olan,

smart, expensive, and exclusive.

5:52

şık, pahalı ve seçkin anlamına gelir.

Once again, Anlatım akışı

5:56

Bir kez daha,

our Six Minutes are up.

5:56

Altı Dakikamız doldu.

Anlatım akışı

Once again, our Six Minutes are up: belirlenen süre doldu

our Six Minutes are up ifadesinde our Six Minutes, sona eren zaman dilimini belirtir. Are up, program için belirlenen altı dakikanın dolduğu anlamına gelir. Buradaki up, “yukarı” anlamında değildir. Once again, aynı kapanışın her bölümde tekrarlandığını gösterir. Bu cümle mevcut bölümü kapatır ve son vedaya geçiş yapar.

Alıştırma

Belirlenmiş sürenin sona erdiğini göstermek için cümleyi be up ile tamamlayın: The ten minutes ____, so please stop writing.

Cevabı göster

are up

Join us again soon for more trending topics and useful vocabulary here at Six Minute English. Ton ve niyet

5:57

Six Minute English'te trend olan daha fazla konu ve faydalı kelime için yakında tekrar bize katılın.

Ton ve niyet

Join us again soon: dinleyiciyi yeniden gelmeye davet etmek

Bir programın sonunda Join us again soon, başka bir bölüm için geri dönmeye yönelik samimi bir davettir. Join us, sunucularla birlikte bir sonraki dinleme veya izleme deneyimine katılmak anlamına gelir; bir kuruluşa üye olmak anlamına gelmez. Again geri dönüşü belirtirken soon, kesin bir zaman vermeden sıcak ve davetkâr bir hava yaratır. Bu ifade vedayı, gelecekte yeniden iletişim kurma davetine dönüştürür.

Alıştırma

Podcast kapanışını dersteki davet ifadesiyle tamamlayın: Thanks for listening. ____ for another story.

Cevabı göster

Join us again soon

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Görüşürüz.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.