Harika Görünüyorsun Bandit! ✨ | Kütük Şenliği - 2. Sezon Önemli Anlar | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Çocuklar bir manikür salonu hizmeti karşılığında ağaç kütüğünü vermeyi kabul eder; ardından oyunların bölünmesi üzerine tartışır ve bahçede çalışan yetişkinlerin de aslında oyun oynadığını fark ederler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. get my nails done! — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir hizmetin başka biri tarafından yapılmasını anlatan get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kavrayabilirsiniz. Bu kalıbı güzellik bakımı, tamir ve randevulu hizmetlerden söz ederken doğal biçimde kullanabilir; hizmet almakla işi bizzat yapmak arasındaki farkı gösterebilirsiniz. 2. which is why — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu bağlayıcının önceki ifadeyi, onun açıkladığı eylem veya sonuçla nasıl ilişkilendirdiğini görebilirsiniz. Böylece açık bir gerekçe zinciri kurabilir ve “katılıyorum; zaten tam da bu nedenle böyle davrandım” anlamındaki bir yanıtı doğal biçimde oluşturabilirsiniz. 3. took over. — Öbek Fiiller: take over ifadesini yalnızca bir şeyi almak değil, kontrolü ele geçirmek anlamıyla kavrayabilirsiniz. İçgüdüler gibi soyut bir özneyle kullanıldığında otomatik tepkinin bilinçli düşünceye üstün gelmesini anlatır ve ani davranışları doğal biçimde açıklamanızı sağlar.
Bu derste
Okay, we'll let you have the stump if you'll be our customers. Dilbilgisi
0:00Tamam, müşterimiz olursanız kütüğü size veririz.
let you have the stump: let + nesne + fiilin yalın hâli
Burada let you have the stump, “kütüğü almanıza veya sizde tutmanıza izin vermek” anlamına gelir. Have, dinleyicilerin yapmasına izin verilen şeyi belirtir; kütüğe zaten sahip oldukları anlamına gelmez. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâlidir: let you have. Let'ten sonra fiilin önüne to getirilmez. Bu kalıp izin vermek veya bir görüşmede taviz vermek için kullanılabilir.
Alıştırma
Leo'nun odayı kullanmasına izin vereceğimizi doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We'll let Leo use the room.
- We'll let Leo to use the room.
- We'll let Leo using the room.
Cevabı göster
We'll let Leo use the room.
if you'll be our customers: if yan cümlesinde isteklilik bildiren will
if you'll be our customers ifadesinde will, isteklilik belirtir: “müşterimiz olmaya istekliyseniz”. Yalnızca gelecekle ilgili bir tahmin yapmaz. Bu yan cümle, dinleyicilerin kabulünü konuşanın teklifi için koşul hâline getirir. Bu nedenle “if'ten sonra asla will kullanılmaz” biçimindeki basitleştirilmiş kuralın istisnaları vardır: Önemli olan birinin iş birliği yapmaya istekli olup olmadığıysa will kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede if yan cümlesindeki will isteklilik ifade eder?
- If you'll hold the door, I'll carry the boxes through.
- If it will rain tomorrow, we'll cancel the picnic.
- If the train will arrive at six, we'll meet outside.
Cevabı göster
If you'll hold the door, I'll carry the boxes through.
You mean ...? ile bir yorumu doğrulamak
You mean ...?, diğer kişinin anlatmak istediğini düşündüğünüz belirli anlamı ifade eder ve ondan bunu doğrulamasını ister. Burada konuşan kişi, “customers” sözünün diğer kişinin kendilerine tırnak bakımı yapacağı anlamına gelip gelmediğini kontrol ediyor. Bu kalıpta mean, “demek istemek” anlamındaki fiildir; “kötü, kaba” anlamındaki mean sıfatı değildir. Olası bir yorumunuz zaten varsa bunu kullanın ve yorumunuzu You mean ifadesinden sonra söyleyin.
Alıştırma
Doğrulanması için bir yorum sunan iki kelimelik İngilizce başlangıçla soruyu tamamlayın: ____ the meeting has moved to Friday?
Cevabı göster
You mean
do our nails: bir güzellik hizmeti ifadesi
do someone's nails, güzellik hizmetlerinde yaygın kullanılan bir ifadedir ve birinin tırnaklarına bakım yapmak veya şekil vermek anlamına gelir. Bağlama göre şekillendirme, bakım, oje veya tırnak süslemesini içerebilir. do our nails ifadesindeki our, hizmeti alan kişilerin “biz” olduğunu gösterir. Burada do, bütün kalıbın bir parçasıdır; “tırnak üretmek veya yaratmak” anlamına gelmez. Yapı do + iyelik + nails şeklindedir: do my nails, do her nails, do their nails.
Alıştırma
Bir müşteri genel bir tırnak hizmeti istiyor. İsteği do + iyelik + nails ile tamamlayın: Could you ____ before the wedding?
Cevabı göster
do my nails
Duygusal bir tepki olarak Oh man
Oh man, anlık bir duygusal tepki gösteren gündelik bir ünlemdir. Burada olumsuz bir tahminden önce kaygıyı veya bir sorun çıkacağı hissini gösterir: konuşan kişi oğlanların bu durumdan hoşlanmayacağını düşünür. Bu kullanımda man, bir erkeğe doğrudan hitap değildir. İfade, sonraki cümleyi duygusal bir tepki olarak çerçeveler; tepkinin kaygı, hayal kırıklığı, şaşkınlık ya da heyecan oluşunu bağlam ve ton belirler.
Alıştırma
Konuşan kişi Oh man, the boys aren't going to like this. diyor. Oh man burada temel olarak neyi gösteriyor?
- Konuşan kişi oğlanlardan birine sesleniyor.
- Konuşan kişi sakin bir şekilde nesnel bilgi veriyor.
- Konuşan kişi bir sorun çıkması olası göründüğü için duygusal tepki veriyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi bir sorun çıkması olası göründüğü için duygusal tepki veriyor.
No way ile güçlü ve gündelik bir ret
No way, güçlü ve gündelik bir tepkidir. Burada fikri tamamen reddeder ve tarafsız bir No yerine Absolutely not ifadesine daha yakındır. Başka bir bağlamda No way!, şaşırtıcı bir habere karşı güçlü bir inanmama tepkisi gösterebilir. Hangi anlamın kastedildiğini durum ve tonlama belirler; burada yol hakkında bir ifade değil, bir rettir.
Alıştırma
Birisi, konuşan kişinin kesinlikle yapmak istemediği bir etkinlik öneriyor. No way. ne anlama gelir?
- Konuşan kişi fikri kesin bir şekilde reddediyor.
- Konuşan kişi kibarca daha fazla ayrıntı istiyor.
- Konuşan kişi yol olmadığını söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi fikri kesin bir şekilde reddediyor.
get my nails done: bir hizmeti başkasına yaptırmak
Get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, başka birinin yaptığı bir hizmeti ayarlamayı veya bu hizmeti almayı anlatır. get my nails done ifadesinde my nails eylemden etkilenen nesnedir; done ise tamamlanmış sonucu belirtir. Hizmeti kimin verdiğini söylemek gerekmez. Bu yapı, işi bizzat yapmaya değil, sonucun tamamlanmasını sağlamaya veya ayarlamaya odaklanır.
Alıştırma
Telefonunuz bozuk. Hangi cümle telefonu sizin için başka birinin onaracağını açıkça söyler?
- I'm going to replace my phone tomorrow.
- I'm going to get my phone repaired tomorrow.
- I'm going to repair my phone tomorrow.
Cevabı göster
I'm going to get my phone repaired tomorrow.
the best we're going to get: elde edilebilecek en iyi sonucu kabul etmek
The best we're going to get, gerçekçi olarak elde edebileceğimiz en iyi sonuç veya koşullar anlamına gelir. Burada get, fiziksel olarak bir şeyi eline almak değil, elde etmek veya ulaşmak demektir. Best, bağlamdan anlaşılan en iyi sonuç ya da seçenek anlamındadır; ayrıca that ilgi zamiri düşürülmüştür: the best (that) we're going to get. Bu ifade genellikle gerçekçi ve bazen isteksiz bir değerlendirme bildirir. Sonuç kusurlu olabilir, ancak konuşan kişi daha iyi bir seçeneğin ortaya çıkmasının pek olası olmadığına inanır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade neyi ima ediyor?
- Mevcut sonuç kusurlu olsa bile gerçekçi olarak elde edilebilecek en iyi sonuç olabilir.
- Sonuç tamamen kusursuzdur ve hiçbir zayıf yönü olamaz.
- ‘the best’ adlı fiziksel bir nesneyi almak için bir yere gidiyorlar.
Cevabı göster
Mevcut sonuç kusurlu olsa bile gerçekçi olarak elde edilebilecek en iyi sonuç olabilir.
but no face makeup: bir sınır koyarak kabul etmek
“But no face makeup”, kabul edilen bölümden sonra gelir ve bir sınır ekler: el ve ayak parmaklarına izin verilirken yüz makyajı kapsam dışında tutulur. Burada but, kabulden kısıtlamaya geçişi gösterir. Bağlam sayesinde eksik olan“is allowed” gibi bir anlam açıkça anlaşılıyorsa “no + isim öbeği” konuşmada doğal bir parça olarak tek başına kullanılabilir. Tekrar kullanılabilen kalıp “kabul edilen bölüm, but no + kapsam dışında tutulan şey veya etkinlik” şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeye izin verirken diğerini dışarıda bırakmak için but no + isim öbeği yapısını doğal biçimde kullanır?
- You cannot use the studio, so bring food and drinks elsewhere.
- You can use the studio, and food and drinks are welcome.
- You can use the studio, but no food or drinks.
Cevabı göster
You can use the studio, but no food or drinks.
okay, deal: bir anlaşmayı kabul edip kesinleştirmek
“Okay, deal”, diğer kişinin koşullarını kabul eder ve bir anlaşmayı onaylar. Okay kabulü gösterir; bu yanıtta deal, “anlaştık” veya “karar verildi” anlamına gelir. Bu yanıtı fiyat, değiş tokuş, görev veya koşul içeren bir tekliften sonra kullanın. Deal burada “a business deal” gibi bir ifadedeki isim öbeği olarak değil, kısa bir yanıt olarak işlev görür.
Alıştırma
Bir arkadaşınız“I'll cook if you wash the dishes.” diyor. Hangi yanıt bu düzenlemeyi kabul eder?
- Okay, deal.
- Okay, forget it.
- Okay, no way.
Cevabı göster
Okay, deal.
Hold still: birinden hareket etmemesini istemek
Hold still, “bedenini aynı konumda tut ve hareket etme” anlamına gelen yaygın bir emir ifadesidir. Bu cümlede konuşan kişi, babasının kısa bir süre hareketsiz kalmasını istiyor. Burada hold, “bir şeyi elinde tutmak” değil, “bir durumda kalmak veya o durumu korumak” anlamındadır. hold + sıfat kalıbı hold steady gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Bir fotoğrafçı fotoğraf çekmek üzere. Hangi cümle kişiden hareket etmemesini açıkça ister?
- Hold still for a second.
- Hold this for a second.
- Hold on for a second.
Cevabı göster
Hold still for a second.
do wonders for your skin: çok olumlu bir etki yaratmak
Do wonders for your skin, “cildin üzerinde çok iyi bir etki yaratmak” veya “cildini büyük ölçüde iyileştirmek” anlamına gelir. Wonders, kalıplaşmış do wonders for ifadesinde çoğul kullanılır ve gerçek mucizelerden söz etmez. Kalıp, do wonders for + fayda gören kişi veya şey biçimindedir. Güçlü ve coşkulu bir övgü ifade ettiği için konuşan kişi beklenen sonuçtan çok eminmiş gibi duyulur.
Alıştırma
Hangi cümle do wonders for ifadesini “bir şeyi büyük ölçüde iyileştirmek” anlamında doğru kullanıyor?
- A short walk can do wonders for your mood.
- A short walk can do a wonder at your mood.
- A short walk can make wonders to your mood.
Cevabı göster
A short walk can do wonders for your mood.
Don't forget + isim / Don't forget to + fiil
Don't forget doğrudan bir hatırlatma başlatır. Bu cümlede göz kaleminin de hâlâ yapılacaklar arasında olduğunu hatırlatır; dinleyenin hafızasının kötü olduğunu ima etmek zorunda değildir. Bir nesneyi hatırlatmak için Don't forget + isim kullanılır: Don't forget your keys. Bir eylemi hatırlatmak için Don't forget to + fiilin yalın hâli kullanılır: Don't forget to call me.
Alıştırma
Bu hatırlatmayı Don't forget ile tamamlayın: ____ to bring your ticket.
Cevabı göster
Don't forget
lookin' good: -in' ile gündelik bir iltifat
lookin' good, looking good ifadesinin gündelik konuşmayı yansıtan yazılı biçimidir. Bu cümlede Bandit'in görünüşünü veya genel tarzını hafif ve şakacı bir tonla över. Tam biçimi You're looking good. olabilir. Kesme işareti, yazımın gündelik konuşmayı yansıttığını gösterir. Bu, looking sözcüğünün standart yazımı değildir.
Alıştırma
looking sözcüğünün gündelik yazımını kullanarak iltifatı tamamlayın: You're ____ good today.
Cevabı göster
lookin'
Just don't, okay?: eylemi söylemeden bırakmak
Just don't ifadesinde, don't sonrasında gelecek temel eylem konuşmadan veya içinde bulunulan durumdan anlaşıldığı için söylenmez. Bu, normal bir fiil öbeği eksiltisidir; dil bilgisi hatası değildir. Buradaki just, konuşanın tek ve net bir sonuç istediğini gösterir: karşıdaki kişi o eylemi sürdürmemelidir. İfadeye ısrar katar ve bıkkınlık hissettirebilir. Sondaki okay? karşıdakinden bu sınırı kabul etmesini ister; isteği kendiliğinden nazik hâle getirmez.
Alıştırma
Just don't, okay? cümlesinde don't neden başka bir fiil olmadan kullanılabilir?
- Konuşan kişi hangi fiili kullanacağını unutmuştur.
- Eylem bağlamdan zaten bellidir.
- Don't isim görevinde kullanılmıştır.
Cevabı göster
Eylem bağlamdan zaten bellidir.
changed my mind: önceki bir kararı değiştirmek
Change one's mind, önceki bir görüşü, kararı veya seçimi yenisiyle değiştirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: I changed my mind; she changed her mind. I've changed my mind ifadesinde present perfect, şu anki sonucu öne çıkarır: konuşanın kararı artık farklıdır ve bundan sonra olacakları etkiler. Buradaki mind beyin değil, görüş veya karar anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi change one's mind ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: I was going to drive, but I've ____, so I'll take the train.
Cevabı göster
changed my mind
keep playing: bir eylemi sürdürmek için keep + -ing
keep playing ifadesinde keep “devam etmek” anlamına gelir; playing ise devam eden eylemi belirtir. Kalıp keep + fiilin -ing hâlidir: keep reading, keep trying, keep talking. Bu anlamı vermek için keep + to’lu mastar kullanmayın: keep to play, “oynamaya devam etmek” anlamına gelmez. Buradaki keep, bir nesneyi saklamak veya elinde tutmak anlamında da değildir.
Alıştırma
Cümleyi keep ve try fiilinin -ing hâliyle tamamlayın: Even when the puzzle is hard, ____ until you solve it.
Cevabı göster
keep trying
had a deal: birine önceki anlaşmayı hatırlatmak
have a deal, iki tarafın bir düzenleme veya değiş tokuş üzerinde anlaşmış olması demektir. We had a deal ifadesindeki had, daha önce yürürlükte olan bir anlaşmaya işaret eder. We had a deal doğrudan diğer kişiye söylendiğinde çoğu zaman yalnızca geçmişteki bir gerçeği bildirmez. Kişiye verdiği sözü hatırlatır ve geri adım atıyor gibi göründüğü için hayal kırıklığını da gösterebilir. Bu ifade, anlaşmanın mutlaka sona erdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu anda önceki bir anlaşmayı bozan kişiye bu anlaşmayı en iyi hangi cümle hatırlatır?
- We had a deal—you agreed to return the book today.
- We made a deal at the library yesterday.
- Do we have a deal?
Cevabı göster
We had a deal—you agreed to return the book today.
Come on: hafif sabırsızlıkla karşı tarafı zorlamak
Burada Come on, Bluey'den konuşana yaklaşmasını istemez. Hafif bir sabırsızlık gösterir ve onu yapmayı kabul ettiği şeyden vazgeçmemeye zorlar. Come on konuşma dilinde farklı işlevleri olabilen bir ifadedir. Tonlama ve bağlama göre teşvik, acele ettirme veya “makul ol” ya da “bunu yapma” anlamında bir itiraz olabilir.
Alıştırma
“Come on, Mia. You said you'd help,” cümlesinde Come on ne işlev görüyor?
- Mia'yı sözünden dönmemeye zorlar ve hafif sabırsızlık gösterir.
- Konuşmayı nazikçe bitirir.
- Mia'dan yaklaşmasını ister.
Cevabı göster
Mia'yı sözünden dönmemeye zorlar ve hafif sabırsızlık gösterir.
did make a promise: vurgulu did + fiilin yalın hâli
Bu olumlu geçmiş zaman cümlesinde did vurgu ekler: konuşan kişi sözün gerçekten verildiğinde ısrar eder. Bu yapı çoğunlukla bir inkârı düzeltmek veya bir hatırlatmayı güçlendirmek için kullanılır. Yapı did + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle did make denir, did made denmez. Make a promise, “söz vermek” anlamını ifade eden yaygın kelime birleşimidir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu did ve send fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I ____ the email yesterday, even though you thought I forgot.
Cevabı göster
did send
Why do they have to disturb ...? ile şikâyet etmek
Why do they have to disturb ...? biçim olarak zorunluluğun nedenini soran bir sorudur; ancak burada rahatsızlık ifade eder. Konuşan kişi oyunun bölünmesini gereksiz ve istenmeyen bir şey olarak görür. Bu yüzden ifade, tarafsızca bilgi istemekten çok “Bunu neden yapmak zorundalar?” anlamındaki bir yakınmadır. Why do/does ... have to + fiilin yalın hâli kalıbı gerçek bir neden sorabilir ya da şikâyet bildirebilir. Hangisinin kastedildiğini bağlam ve rahatsız bir ses tonu gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda Why do they have to disturb our game? en çok neyi ifade ediyor?
- Onların oyun oynayabilip oynayamadığını tarafsızca sorma.
- Oyuna katılmak için kibarca izin isteme.
- Bölünmenin gereksiz görünmesinden kaynaklanan rahatsızlık.
Cevabı göster
Bölünmenin gereksiz görünmesinden kaynaklanan rahatsızlık.
You shouldn't interrupt people when they're playing. Dilbilgisi
1:17İnsanları oyun oynarken bölmemelisin.
shouldn't interrupt: söz kesmenin uygunsuz olduğunu söylemek
Shouldn't, should not ifadesinin kısaltmasıdır ve ardından fiilin yalın hâli gelir: shouldn't + interrupt. Bu ifade, birini bölmenin ya da rahatsız etmenin yanlış veya uygunsuz olduğunu belirtir. Burada should not, başkalarını gözetmeye dayanan bir toplumsal kuralı anlatır. Birinin başkasını bölme yeteneğinin olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Kuralı shouldn't ve interrupt fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: You ____ people while they're speaking.
Cevabı göster
shouldn't interrupt
which is why I stopped you from disturbing them. Notlar
1:21bu yüzden onları rahatsız etmeni engelledim.
which is why: önceki düşünceyi sonucuna bağlamak
Which is why, önceki ifadenin veya düşüncenin tamamına gönderme yapar ve ondan doğan sonucu, kararı ya da eylemi açıklar. Burada konuşmacının önceki ilkeye katılması, ardından gelen eylemin nedeni olur. Neden veya dayanak daha önce söylenmişse ve şimdi ortaya çıkan sonucu vurgulamak istiyorsanız ifade ya da gerçek, which is why + sonuç yapısını kullanın. Buradaki which tek bir ismin yerine geçmez; önceki düşüncenin tamamını gösterir.
Alıştırma
Buzlu yollar durumuna gönderme yapan ve sonucu açıklayan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The roads were icy, ____ school started late.
Cevabı göster
which is why
stop someone from doing something: bir eylemi engellemek
Stop someone from doing something, bir kişinin bir eylemi gerçekleştirmesini engellemek anlamına gelir. Altyazıda you engellenen kişi, disturbing them ise engellenen eylemdir. Yapı stop + kişi + from + fiil-ing şeklindedir. Stop sözcüğünü zamana göre değiştirin, ancak from sonrasındaki fiili -ing biçiminde tutun: stopped you from disturbing doğrudur; stopped you from disturb değildir.
Alıştırma
stop someone from doing yapısını geçmiş zamanda kullanın ve kişi olarak the child yazın: The safety lock ____ opening the cabinet.
Cevabı göster
stopped the child from
Yeah, they are: be ile olumsuz bir ifadeyi düzeltme
“Yeah, they are.”, önceki olumsuz ifade olan “they're not playing” sözünü düzelten olumlu bir kısa cevaptır. “Yeah, they are playing” yerine kullanılır; bu nedenle are şimdiki zamanın devam eden yapısını taşır ve playing sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. İngilizce kısa cevapta, önceki cümleyle eşleşen yardımcı fiil veya be biçimi korunur. Buradaki yapı they are playing olduğu için doğru cevap they are olur; they do olmaz.
Alıştırma
Cevabı uygun be biçimiyle tamamlayın: “They aren't waiting outside.” “Yeah, they ____.”
Cevabı göster
are
ripping up: kuvvetle hasar verme veya yerinden çıkarma
Rip up, bir şeyi kuvvetle yırtma, parçalama veya yerinden çıkarma eylemini anlatan bir öbek fiildir. Fiziksel sonucu nesne belirler: kâğıt parçalara ayrılabilirken halı veya yol kaplaması sökülüp kaldırılabilir. Nesne stumps olduğunda ripping up, ağaç kütüklerini topraktan zorla sökmek anlamına gelir. Buradaki up, bozulma veya yerinden çıkarılma sonucunu ekler; yalnızca bir şeyi yukarı doğru hareket ettirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
The workers are ripping up the old carpet. Büyük olasılıkla ne oluyor?
- Halıyı zeminden kuvvetle söküyorlar.
- Halıdaki bir yırtığı onarıyorlar.
- Halıyı üst kata taşıyorlar.
Cevabı göster
Halıyı zeminden kuvvetle söküyorlar.
suring my little head off: abartılı bir kalıpta uydurma fiil
Burada sure, bilerek suring adlı uydurma bir fiile dönüştürülüyor. Çocuk, emin olmayı devam eden bir eylemmiş gibi ele alıyor ve önceki sorunun sözleriyle oynamayı sürdürüyor. my little head off bölümü, laugh one's head off örneğindeki gibi fiil + one's head off abartı kalıbını ödünç alıyor. Bilinen bir abartı kalıbıyla uydurma bir fiilin birleşmesi şakayı oluşturuyor; gerçek bir fiziksel olayı anlatmıyor.
Alıştırma
Bu cümledeki mizahı asıl oluşturan nedir?
- Suring kelimesini bir şeyi doğrulamak anlamındaki standart resmî fiil olarak kullanır.
- Sure kelimesini uydurma bir fiil gibi kullanıp abartılı bir kalıba yerleştirir.
- Konuşanın kafasının gerçekten kopmakta olduğunu söyler.
Cevabı göster
Sure kelimesini uydurma bir fiil gibi kullanıp abartılı bir kalıba yerleştirir.
for a bit: kısa ve kesin olmayan bir süre
For a bit, kısa ve kesin olarak belirtilmemiş bir süre demektir. Bu cümlede ne kadar süre izleneceğini belirtir; for süreyi gösterdiği için bit bir nesnenin küçük parçası anlamına gelmez. Günlük konuşmada yaygın bir zaman ifadesidir. Kesin süresi ifadenin kendisinden değil, bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Vurgulanan zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Let's wait here ____ while the rain slows down.
Cevabı göster
for a bit
try and hit me: gündelik try and + fiilin yalın biçimi
Gündelik konuşmada try and + fiilin yalın biçimi çoğu zaman try to + fiilin yalın biçimiyle neredeyse aynı anlama gelir. Burada try and hit me, “bana vurmaya çalış” demektir. and sözcüğü try ve hit eylemlerini birbirinden bağımsız iki eyleme ayırmaz. hit eylemini girişime bağlar ve sonucun hâlâ belirsiz olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi lock fiili ve gündelik try and kalıbıyla tamamlayın: ____ the door before you leave.
Cevabı göster
Try and lock
not like that: bir şeyin yapılış biçimini düzeltmek
Not like that, “o şekilde değil” ya da “böyle yapılmaz” anlamına gelen kısa bir düzeltmedir. Burada like, yapılış biçimini anlatır; “sevmek” anlamına gelmez. That, iki kişinin de az önce olanlardan anlayabildiği bir eyleme veya yönteme işaret eder. İfade, bütün etkinliği değil, kullanılan yöntemi reddeder.
Alıştırma
Bir eğitmen, birinin alet kullanmasını izleyip “Not like that.” diyor. Eğitmen ne yapıyor?
- Aletin rahatsız edici olduğunu söylüyor.
- Aletin kullanılma biçimini düzeltiyor.
- Kişinin bir daha asla alet kullanmaması gerektiğini söylüyor.
Cevabı göster
Aletin kullanılma biçimini düzeltiyor.
That's how + özne + fiil: bir şeyin yapılış biçimini açıklama
That's how + özne + fiil, bir eylemin hangi biçimde yapıldığını gösterir. Burada that, az önce gösterilen veya sözü edilen biçime gönderme yapar; how ise yapılış biçimini belirtir: “Ben böyle vururum.” Bu yapıda how, “hangi biçimde?” sorusunu yanıtlar; “hangi nedenle?” sorusunu değil. Aynı kalıp bir yöntemi, alışkanlığı veya kişisel tarzı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “işte böyle” anlamına gelen iki kelimelik başlangıçla tamamlayın: Watch this move. ____ I serve the ball.
Cevabı göster
That's how
took over: içgüdünün tepkiyi kontrol etmeye başlaması
Take over, “kontrolü ele geçirmek veya devralmak” anlamına gelir. My instincts took over cümlesinde instincts mecazlı bir öznedir: otomatik tepkiler bilinçli düşünceden daha güçlü hâle gelmiş ve konuşanın yaptıklarını yönlendirmiştir. Burada took over sonrasında nesne gerekmez. Aynı yapı korku, panik, alışkanlık veya eğitimin birinin tepkisini yönlendirmeye başlamasını da anlatabilir.
Alıştırma
Burada took over ne anlama geliyor? When panic took over, Maya could no longer think clearly.
- Maya sakin bir şekilde paniğini görmezden gelmeyi seçti.
- Panik, Maya'nın tepkisini kontrol etmeye başladı.
- Panik fiziksel olarak başka bir yere taşındı.
Cevabı göster
Panik, Maya'nın tepkisini kontrol etmeye başladı.