Peppa Pig Bir Örümcek Buluyor!: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ile George’un oyuncak bebek evindeki çay partisi, George’un bir örümcek bulmasıyla maceraya dönüşür. Peppa önce örümceğin götürülmesini ister, fakat ailesi onun cesaretini toplamasına yardım eder; sonunda Mr. Skinny Legs’i çaya davet ederken Daddy Pig de kendi korkusunu saklamaya çalışır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a tea party — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun yalnızca çay servis edilen bir parti olmadığını anlayın. Britanya’daki aile yaşamında ve çocuk oyunlarında çay, atıştırmalık, misafir ve ev sahipliği içeren hayali bir buluşma anlamına da gelebilir; bu kültürel bilgi, oyuncak bebek evindeki rol oyununu doğru yorumlamanızı sağlar. 2. must have eaten — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: must have + geçmiş zaman ortacını geçmişteki bir olay hakkında çıkarım ya da itiraf bildiren yapı olarak tanıyın. Daddy Pig bütün bisküvileri anlaşılan kendisinin yediğini kabul eder; onları şimdi yemesi gerektiğini belirten bir zorunluluktan söz etmez. 3. You're not scared, are you, Daddy? — Konuşma edimbilimi ve tutum: Olumsuz bir ifadenin ardından gelen olumlu soru eklentisinin yalnızca bilgi doğrulamadığını fark edin. Peppa babasının cesaretini şakayla sınar; bu kalıp takılmak, onay istemek veya hafifçe baskı kurmak için de kullanılabilir.
Bu derste
Peppa is making a tea party for the doll family. Kültür
0:12Peppa oyuncak bebek ailesi için bir çay partisi hazırlıyor.
Çocukların hayalî oyununda a tea party
Bu cümlede a tea party, Peppa'nın oyuncak bebeklere çay ve atıştırmalık ikram edip misafir ağırlıyormuş gibi yaptığı hayalî bir sosyal etkinliktir. Bu tür sahneler, özellikle oyuncak çay takımları veya bebeklerle oynanan çocuk oyunlarında yaygındır. Bu ifade gerçek bir çay davetini de anlatabilir; ancak oyuncak bebek ailesi bağlamı, burada yetişkinlere yönelik resmî bir sosyal etkinlik değil, hayalî bir oyun olduğunu gösterir.
Alıştırma
Oyuncak bebek ailesi bağlamında a tea party ne anlama gelir?
- Çay ve oyuncak tabak çanak satan bir dükkân
- Bir çocuğun oyuncak bebeklere çay ikram ettiği hayalî bir buluşma
- Yetişkinlere yönelik resmî bir iş daveti
Cevabı göster
Bir çocuğun oyuncak bebeklere çay ikram ettiği hayalî bir buluşma
Hayalî oyundaki roller olarak the mummy and daddy
Mummy ve daddy, mother ve father yerine kullanılan, çocuk diline özgü sevecen sözcüklerdir. Britanya İngilizcesinde mummy aile içinde “anne” anlamında yaygın bir sözcüktür; burada “mumya” anlamına gelmez. Hayalî oyunlarda the, the mummy veya the daddy örneklerinde olduğu gibi, dağıtılmış rolleri işaretleyebilir. Burada tek bir the, mummy and daddy şeklinde bağlanan iki rol için de geçerlidir. I'm the mummy and daddy, konuşanın gerçek aile kimliğini anlatması değil, oyunda her iki ebeveyn rolünü de üstlenmesi anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede I'm the mummy and daddy ne anlama gelir?
- Konuşan kişi gerçek hayatta her iki ebeveyn de olduğunu iddia ediyor.
- Konuşan kişi hayalî bir oyunda her iki ebeveyn rolünü de üstleniyor.
- Konuşan kişi gerçek annesini ve babasını tanıtıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi hayalî bir oyunda her iki ebeveyn rolünü de üstleniyor.
be the children: hayali oyunda be + rol ile rol dağıtmak
Hayali bir oyunda, rol oyununda veya gösteride be + rol, “o rolü üstlenmek ya da canlandırmak” anlamına gelebilir. Burada be the children, karşıdaki kişiye çocukların rollerini verir; kimsenin gerçek kimliğinin değiştiğini anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilecek nokta, be sözcüğünden sonraki ismin kişinin canlandıracağı rolü belirtmesidir.
Alıştırma
İki arkadaş hastanecilik oyunu için rolleri seçiyor. Hangi cümle arkadaşlardan birine doktor rolünü verir?
- You can be the doctor.
- You are really a doctor.
- You can visit the doctor.
Cevabı göster
You can be the doctor.
nearly tea time: Britanya'daki çay veya öğün saati yaklaşıyor
Nearly tea time, beklenen çay veya yemek saatinin yaklaştığı anlamına gelir. Britanya'daki aile konuşmalarında tea time, çay ve yiyecek eşliğinde verilen bir arayı ya da özellikle çocuklar için hafif veya erken bir akşam öğününü anlatabilir. Yalnızca bir fincan çay hazırlamakla sınırlı değildir. Bu hayali oyun repliğinde konuşan kişi, evde sık duyulan bir duyurmayı taklit eder ve “çocuklara” sıradaki günlük etkinliğin başlamak üzere olduğunu söyler.
Alıştırma
Bu bağlamda “Children, it's nearly tea time.” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Çay, atıştırmalık veya yemek saatine az kaldı.
- Çay partisi çoktan bitti.
- Çocuklar şimdi gidip çay satın almak zorunda.
Cevabı göster
Çay, atıştırmalık veya yemek saatine az kaldı.
must wash your hands: kesin bir zorunluluk
must + fiilin yalın hâli yapısında must, eylemin zorunlu olduğunu gösterir. Buradaki must wash, el yıkamanın yalnızca iyi bir fikir değil, uyulması gereken bir kural olduğunu anlatır. Konuşan kişi ebeveyn gibi kesin bir talimat verir. Bu kullanım açık kurallarda ve güvenlik gerekliliklerinde de görülür: must, eylemi yapmama seçeneğinin gerçekte bulunmadığını aktarır.
Alıştırma
Bir laboratuvar kuralı, içeri girmeden önce el yıkamanın zorunlu olduğunu söylüyor. Hangi cümle bu anlamı verir?
- You should wash your hands before entering the lab.
- You must wash your hands before entering the lab.
- You may wash your hands before entering the lab.
Cevabı göster
You must wash your hands before entering the lab.
putting the dolls to bed: birini uykuya hazırlamak
put + biri + to bed kalıbı, bir insanın, hayvanın veya hayalî bir karakterin uyumak üzere yatağa gitmesine yardımcı olmak ya da bunu düzenlemek anlamına gelir. Buradaki putting the dolls to bed, George'un oyuncak bebeklere yatma vakti hazırlığına ihtiyaçları varmış gibi davrandığını anlatır. Bu ifadede to bed, yalnızca yatağın yüzeyine doğru hareketi değil, yatağa gidip uyuma etkinliğini ve durumunu belirtir. Nesne, put ile to bed arasına gelir.
Alıştırma
put fiilinin doğru biçimini ve the children to bed sözcüklerini kullan: The babysitter ____ at eight every night.
Cevabı göster
puts the children to bed
Night night: yatmadan önce söylenen samimi bir veda
Night night, özellikle çocuklara veya yakın birine yatmadan önce söylenen samimi bir vedadır. night sözcüğünün tekrarlanması yerleşik bir sevgi ifadesidir; dil bilgisi hatası değildir. Good night ile karşılaştırıldığında genellikle daha yumuşak, sevimli ve çocuklara yönelik duyulur. Bu ifade, aile içindeki gibi yakın bir konuşma tonuna işaret eder.
Alıştırma
Resmî bir görüntülü toplantının sonunda müşteri Good night diyor. Night night diye karşılık vermek doğal ve tarafsız bir seçim midir?
- Evet, tarafsız ve resmî bir vedadır.
- Hayır, bu ortam için fazla çocukça veya samimi duyulur.
Cevabı göster
Hayır, bu ortam için fazla çocukça veya samimi duyulur.
come downstairs right now or you won't...: «yoksa» anlamındaki or
İlk bölüm olan come downstairs right now doğrudan bir emirdir ve right now ifadeye aciliyet katar. Bir emirden sonra or, emre uyulmamasının sonucunu belirtebilir. Burada or you won't get any cake, çocuklar şimdi aşağı gelmezse pasta alamayacakları anlamına gelir. Bu bir uyarıdır; eşit iki seçenek arasında özgürce seçim yapma daveti değildir.
Alıştırma
Put on your coat, or you'll be cold outside cümlesinde or ne işe yarar?
- Emri görmezden gelmenin olası sonucunu belirtir.
- Eşit derecede açık iki seçenek sunar.
- İki eylemin aynı anda gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Emri görmezden gelmenin olası sonucunu belirtir.
too busy putting ...: bir etkinlikle meşgul olup başka birini yapamamak
too busy putting ... yapısında busy sözcüğünden sonra, kişinin zamanını ve dikkatini alan etkinliği belirtmek için -ing biçimi gelir. Burada onu meşgul eden etkinlik putting the dolls to bed ifadesidir. Too yalnızca “çok meşgul” demek değildir. Meşguliyetin başka bir eylemi engellediğini veya sınırladığını gösterir. Bu diğer eylem burada söylenmediği için konuşmadan çıkarılır.
Alıştırma
Leo’nun projesini bitirmekle meşgul olduğu için telefona cevap veremediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Leo is busy finish his science project, so he answers the phone.
- Leo is too busy finishing his science project to answer the phone.
- Leo is too busy to finishing his science project and answer the phone.
Cevabı göster
Leo is too busy finishing his science project to answer the phone.
George, if you want to play with my dolls house, Dilbilgisi
0:51George, eğer oyuncak evimle oynamak istiyorsan,
if you want to ... you have to ...: bir koşul koymak
if you want to ... biçimindeki if yan cümlesi, dinleyenin istediği hedefi veya ayrıcalığı belirtir. you have to ... biçimindeki ana cümle ise yerine getirilmesi gereken koşulu verir. Birlikte kullanıldıklarında ikinci eylemi, birinciyi elde etmenin veya yapmanın koşulu hâline getirirler. Have to; bir kuralın, durumun veya konuşanın koyduğu koşulun oluşturduğu zorunluluğu belirtir. George’un yardım etmek istediği anlamına gelmez; yardım etmek, oynamasına izin verilmesinin koşuludur.
Alıştırma
Kuralı if you want to ... you have to ... kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: ____ use the music room, ____ book it first.
Cevabı göster
If you want to · you have to
help with the tea party: çay partisine hazırlıkta yardım etmek
help with + bir görev, etkinlik veya organizasyon, onu yapmaya ya da yürütmeye yardım etmek anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, karşısındaki kişinin çay partisini hazırlamaya veya yürütmeye yardım etmesi gerektiğini söylüyor. with, yardım gereken işi veya etkinliği belirtir; yardım alan kişiyi değil. Yardım alan kişiyi söylemek için help + kişi kullanılır: help George. Hem kişiyi hem işi söylemek için help George with the tea party denebilir.
Alıştırma
Yardım alan kişinin adını söylemeden bir göreve yardım istemeyi anlatan cümleyi seçin.
- Can you help with the decorations?
- Can you help Maya with the decorations?
- Can you help Maya?
Cevabı göster
Can you help with the decorations?
Here, George, you can fill the teapot with water. Kalıp ifadeler
0:59Al, George, çaydanlığı suyla doldurabilirsin.
fill the teapot with water: çaydanlığı suyla doldurmak
fill + kap + with + içerik, bir kabı belirtilen içerikle doldurmak anlamına gelir. Bu cümlede the teapot kaptır ve water kabın içine konan içeriktir. Sıralama önemlidir: fill kelimesinden sonra önce kap gelir, ardından with içeriği tanıtır. Bu yapı hem sıvılar hem de nesneler için kullanılabilir.
Alıştırma
fill ... with yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Please ____.
Cevabı göster
fill the glass with water
has found: şimdiki sonuç için present perfect
Has found, find fiilinin present perfect biçimidir: has + fiilin üçüncü hâli found. Keşfin tamamlandığını, ancak sonucunun şu anda önemli olduğunu anlatır. Burada George örümceği şimdi görebildiği için keşif mevcut durumun bir parçasıdır. Bu kullanım, olayın tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söylemeden yakın zamanda yapılan bir keşfi bildirmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi find fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Omar ____ his glasses, so he can read the note now.
Cevabı göster
has found
George wants the spider to be his friend. Dilbilgisi
1:22George örümceğin arkadaşı olmasını istiyor.
wants the spider to be his friend: want + nesne + to-infinitive
Want + nesne + to-infinitive yapısı, öznenin başka bir kişinin, hayvanın veya şeyin bir eylemi yapmasını ya da belirli bir durumda olmasını istediğini anlatır. Bu cümlede the spider nesnedir; to be his friend ise George’un örümcek için istediği rolü belirtir. Nesneden sonra to kullanılmalıdır: wants the spider to be doğrudur, wants the spider be değildir.
Alıştırma
Cümleyi want + nesne + to be yapısıyla tamamlayın: I want Sam ____ the captain.
Cevabı göster
to be
loves playing tea parties: sevilen etkinlikler için love + -ing
loves playing ifadesinde playing, Peppa’nın sevdiği etkinliğin adını verir. Dilbilgisel olarak loves’tan sonra kullanılan -ing biçimidir; şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. Özne Peppa üçüncü tekil kişi olduğu için love, loves olur. Play tea parties, hayali bir çay partisi oyunu oynamak demektir. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + love/loves + -ing biçiminde etkinliktir.
Alıştırma
Genel bir hoşlanmayı anlatmak için love + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Mia loves playing chess after school.
- Mia is loves playing chess after school.
- Mia loves play chess after school.
Cevabı göster
Mia loves playing chess after school.
Where are all the chocolate biscuits, Daddy? Dilbilgisi
1:40Çikolatalı bisküvilerin hepsi nerede, Baba?
Where are all the ...?: bilinen bir grubun tamamının nerede olduğunu sormak
Where are all the + çoğul isim? belirli ve bilinen bir grubun bütün üyelerinin nerede olduğunu sorar. Where are soru kalıbını oluşturur, are çoğul biscuits ismiyle uyumludur ve all the yalnızca bir kısmı değil, grubun tamamını belirtir. Konuşan kişi bu grubun orada olmasını beklediği için soru, grubun kayıp veya beklenen yerde olmamasına ilişkin şaşkınlık ya da endişe de gösterebilir.
Alıştırma
Bilinen grubun tamamının nerede olduğunu soran dört kelimelik başlangıçla soruyu tamamlayın: ____ clean towels?
Cevabı göster
Where are all the
must have eaten: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım
Must have + geçmiş zaman ortacı, geçmişte gerçekleşen bir şey hakkında yüksek kesinlikli bir çıkarım ifade eder. must have eaten ifadesinde konuşan kişi, yiyeceklerin kaybolmuş olması gibi şu anki bir kanıta dayanarak yeme eyleminin büyük olasılıkla gerçekleştiği sonucuna varır. Buradaki must bir zorunluluk belirtmez. Have eaten, çıkarımı yapılan eylemi şimdiki zamandan önceye yerleştirir; bu nedenle anlamı “Hepsini benim yediğimden neredeyse eminim”dir.
Alıştırma
must ve eat kullanarak geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım oluşturacak şekilde cümleyi ayrı yazılan üç sözcükle tamamlayın: The cake is gone. Sam ____ it.
Cevabı göster
must have eaten
Naughty Daddy: şakacı ve çocuksu bir hafif azarlama
Naughty Daddy. kısa ve cümle gibi kullanılan bir ünlemdir; babanın yapmaması gereken küçük bir şey yaptığını anlatır. Naughty ciddi bir yargıdan çok hafif bir azarlama ifade eder. Çocuk merkezli aile konuşmalarında bu ifade şakacı ve sevecen duyulabilir. Gerçek etkisi ilişkiye ve ses tonuna bağlıdır; burada yanlış davranış küçük bir yaramazlık olarak görülür.
Alıştırma
Bir yönetici resmî bir disiplin görüşmesinde bir çalışana naughty diyor. Naughty sözcüğünün bu kullanımı uygun mudur?
- Hayır, uygun değildir.
- Evet, uygundur.
Cevabı göster
Hayır, uygun değildir.
what are you doing?: Şaşkınlık veya sitem ifade edebilen bir soru
Bu cümlede what are you doing? ifadesinin asıl amacı bilgi istemek değildir. Konuşan kişi George'un ne yaptığını zaten görmektedir; bu nedenle soru şaşkınlık ve sitem ifade eder, ayrıca onun durmasını veya açıklama yapmasını isteyebilir. Aynı şimdiki zaman sorusu, birinin ne yaptığını gerçekten bilmediğinizde tarafsız olabilir. Anlamı belirlemek için bağlama, ses tonuna ve davranışın beklenmedik ya da uygunsuz görünüp görünmediğine bakılır.
Alıştırma
Sıcak bir tavaya uzanan bir çocuk görüp What are you doing? diyorsunuz. Ana mesaj nedir?
- Kişinin mesleği hakkında nötr bir soru
- Şaşkınlık ve durması için bir uyarı
- Davranışı sürdürmesi için bir davet
Cevabı göster
Şaşkınlık ve durması için bir uyarı
There's a spider: there is ile yeni bir şeyi tanıtmak
There's, there is ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Bu cümlede there is ifadesinden sonra tekil bir isim gelir ve spider sahnede bulunan yeni bir şey olarak tanıtılır; in my bedroom ise konumunu belirtir. Buradaki there is bir varlık bildiren yapıdır; tek başına kullanılan yer zarfı there değildir. Bilgiyi, özellikle yeni ortaya çıkan veya yeni fark edilen bir şeyin yatak odamda bulunduğu şeklinde sunar.
Alıştırma
Masanın altında bir kedi fark edersiniz ve bunu birine ilk kez söylersiniz. Hangi cümle doğaldır?
- There are a cat under the table.
- There's a cat under the table.
- The cat is under the table.
Cevabı göster
There's a cat under the table.
don't worry: birini rahatlatmak
Don't worry, birini rahatlatmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede konuşan kişi Peppa'nın korkusunu azaltmaya ve durumun çözülebileceğini anlatmaya çalışır; bu ifade düşünmeyi bırak anlamına gelmez. Dilbilgisi açısından Don't + fiilin yalın hâli olumsuz emir yapısıdır. Worry ile kullanıldığında genellikle dostça bir rahatlatma işlevi görür ve ardından bir neden ya da yardım sözü gelebilir.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyle rahatlatıcı yanıtı tamamlayın: A: I'm nervous about the test. B: ____. You've prepared well.
Cevabı göster
Don't worry
Take it away: bir şeyi buradan götürmek
Take it away, it zamirinin gösterdiği şeyi bulunduğu yerden kaldırıp götürmek anlamına gelir. Burada öznesi you olarak anlaşılan doğrudan bir emir cümlesidir. Take ... away ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne it gibi bir zamirse take ile away arasına gelir: take it away denir, take away it denmez.
Alıştırma
Cümleyi take ... away ve it zamiriyle tamamlayın: This box is in the way. Please ____.
Cevabı göster
take it away
No need to panic: no need to + fiil ile sakinleştirme
No need to panic, There's no need to panic ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Durumun panik gerektirmediği anlamına gelir. no need to + fiil yapısında to'dan sonra fiilin yalın biçimi kullanılır; bu nedenle burada panic gelir. Bu ifade, paniğe gerek olmadığını vurgulayarak karşıdaki kişiyi rahatlatır. Genellikle Don't panic kadar doğrudan bir emir gibi duyulmaz.
Alıştırma
Burada öğretilen no need to yapısını aynen kullanarak güven veren ifadeyi tamamlayın: The alarm is only a test. ____.
Cevabı göster
No need to panic
too scary: kabul edilebilir sınırı aşan too + sıfat
too + sıfat yapısında too, derecenin kabul edilebilir, uygun veya başa çıkılabilir sınırı aştığını belirtir. It's too scary yalnızca bir şeyin çok korkutucu olduğu anlamına gelmez; korku düzeyinin konuşanın sınırını aştığını ifade eder. Genellikle konuşanın bundan kaçınmak, bunu durdurmak veya reddetmek istediği sonucu örtük olarak anlaşılır. Sınır, too scary for me veya too scary for me to watch örneklerinde olduğu gibi açıkça da belirtilebilir.
Alıştırma
Hangi cümle filmin, konuşan kişinin izleyemeyeceği kadar korkutucu olduğunu söyler?
- The film is too scary for me to watch.
- The film is scary enough for me to watch.
- The film is very scary, but I can watch it.
Cevabı göster
The film is too scary for me to watch.
Spiders are very very small and they can't hurt you. Kalıp ifadeler
2:37Örümcekler çok çok küçüktür ve sana zarar veremezler.
they can't hurt: bir şeyin sana zarar veremeyeceğini söylemek
they can't hurt you ifadesindeki can't, örümceklerin zarar verme gücü olmadığını veya gerçekçi olarak sana zarar veremeyeceğini anlatır. Konuşan kişi bu düşünceyle karşısındakini rahatlatır. Bu, örümceklerin birini incitmesini yasaklayan bir kural değildir. Burada hurt geçişli bir fiildir: hurt you örneğinde olduğu gibi hurt + kişi veya şey yapısı kullanılır ve araya to gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. can ile can't arasındaki farka odaklanın.
- These paper butterflies can hurt you.
- These paper butterflies can't hurt you.
Cevabı göster
These paper butterflies can't hurt you.
But don't worry, Daddy will take it out of the bedroom. Whoa! Kalıp ifadeler
2:40Ama endişelenme, Baba onu yatak odasından çıkaracak. Vaa!
will take it out of the bedroom: bir şeyi bulunduğu yerden dışarı çıkarmak
Will take it out of the bedroom, babanın onu yatak odasının içinden dışarı taşıyacağını anlatır. Yeniden kullanılabilecek yapı take + nesne + out of + yer şeklindedir: it taşınan nesnedir, out of the bedroom ise onun ayrıldığı yeri belirtir. Burada will, sıradaki eylemi rahatlatıcı bir söz olarak sunar. Bu yapıda out of korunmalıdır: take it the bedroom dil bilgisi açısından yanlıştır; take it to the bedroom ise yatak odasına doğru hareketi anlatır.
Alıştırma
Leo'nun ıslak şemsiyeyi arabanın içinden dışarı çıkaracağını anlatmak için cümleyi aynı yapıyla tamamlayın: Leo ____.
Cevabı göster
will take the wet umbrella out of the car
quite big, isn't he?: soru eklentisiyle onay istemek
Quite big burada oldukça büyük veya beklenenden daha büyük anlamına gelir. Isn't he?, olumlu He is quite big ifadesinden sonra gelen olumsuz bir soru eklentisidir. Dinleyiciyi doğrulamaya veya aynı fikirde olduğunu belirtmeye çağırır; böylece yorum daha az kesin ve sert duyulur. Soru eklentisi, ana cümledeki yardımcı fiili veya be fiilini tekrarlar ve özneyle uyumlu bir zamir kullanır: He is ..., isn't he? Buradaki he örümceği ifade eder, çünkü hikâyede örümcek erkek bir karakter olarak ele alınır.
Alıştırma
Olumlu cümleyi uygun olumsuz soru eklentisiyle tamamlayın: The room is quite warm, ____?
Cevabı göster
isn't it
fetch Mummy Pig: gidip birini geri getirmek
Fetch Mummy Pig, Anne Pig'in bulunduğu yere gidip onu konuşanın bulunduğu yere geri getirmek veya buraya gelmesini istemek anlamına gelir. Fetch, kişiye ya da nesneye doğru yapılan gidişi ve onunla birlikte dönüşü kapsar. Fetch fiilinin nesnesi bir insan olabilir; kullanım alanı köpeklerin nesneleri geri getirmesiyle sınırlı değildir. Aynı yapı fetch the doctor veya fetch my coat ifadelerinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir hastanın yardıma ihtiyacı var. Hangi cümle, yan odaya gidip hemşireyi buraya getireceğinizi açıkça ifade eder?
- I'll wait for the nurse in the next room.
- I'll call the nurse in the next room.
- I'll fetch the nurse from the next room.
Cevabı göster
I'll fetch the nurse from the next room.
feels a little bit braver: küçük bir artışı ifade etmek
feels a little bit braver ifadesinde braver, brave sıfatının karşılaştırma biçimidir. Peppa'nın duygusunda bir değişiklik olduğunu gösterir: artık kendini öncekinden daha cesur hisseder. a little bit karşılaştırma biçiminden önce gelir ve değişimin küçük olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı feel + a little bit + comparative şeklindedir; feel a little bit better ve feel a little bit more confident buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi a little bit + brave sıfatının karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: After one swimming lesson, Nina feels ____ in the water.
Cevabı göster
a little bit braver
I hear you found: başkasından duyulan haberi konuşmaya açmak
I hear you found... ifadesinde hear, şu anda bir sesi algılamak değil, birinden duymuş veya öğrenmiş olmak anlamına gelir. I hear, konuşanın başka bir kaynaktan aldığı haberi doğal biçimde konuşma konusu yapar. Yapı I hear + özne + fiil şeklindedir ve yan cümleden önce about gelmez. Burada you found a little spider yan cümledir; bulma olayı daha önce gerçekleştiği için found geçmiş zamandadır.
Alıştırma
Başka birinden öğrendiğiniz bir haberi doğal biçimde aktaran cümle hangisidir?
- I listen you started a new job.
- I hear you started a new job.
- I hear about you started a new job.
Cevabı göster
I hear you started a new job.
I'll take him out of the bedroom so you two can play. Dilbilgisi
3:06Onu yatak odasından çıkaracağım, böylece ikiniz oynayabilirsiniz.
so you two can play: amaç bildiren so
Burada so you two can play, önceki eylemin amacını belirtir. Konuşan kişi, iki dinleyicinin oynayabilmesini mümkün kılmak için onu yatak odasından çıkaracaktır. Bu kullanımda so, so that veya in order that ifadesine yakındır; yalnızca therefore anlamına gelmez. Kullanışlı kalıp eylem + so + özne + can/could + fiilin yalın hâli şeklindedir. so sonrasında tam bir yan cümle geldiği için bu yan cümlenin öznesi ana cümlenin öznesinden farklı olabilir. You two, konuşulan iki kişiyi açıkça belirtir; can ise ilk eylemin onların oynaması için fırsat ya da koşul oluşturduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede so, bilinçli bir eylemin amacını belirtmek için kullanılmıştır?
- I'll lower the music so the baby can sleep.
- The baby woke up, so I checked the clock.
- The music was loud, so the baby woke up.
Cevabı göster
I'll lower the music so the baby can sleep.
his name is Mr. Skinny Legs: birinin adını tanıtma
His name is + name, bir erkeğin, erkek bir hayvanın veya erkek olarak ele alınan bir karakterin adını tanıtmak için kullanılan temel bir kalıptır. He is called + name ile aynı anlama gelir. Burada his örümceği belirtir; çünkü çocuklar ona erkek bir karakter adı vermiş ve ondan söz ederken he/him kullanmıştır. Bu, örümceğin biyolojik cinsiyetini göstermez. Bu kalıpta his, name sözcüğünden önce gelir. His name is Max örneğindeki gibi His name is + name sırasını koruyun. He name is ve His is name dil bilgisine uygun değildir.
Alıştırma
Tanıtımı tamamlamak için His name is kullanın: This is my toy robot. ____ Bolt.
Cevabı göster
His name is
Are you hungry?: ilgi gösteren bir başlangıç
Bu cümlede Are you hungry? ifadesi yalnızca fiziksel bir açlık hissini sormaz. Biriyle ilgilenme veya onu ağırlama durumunda yiyecek ikramına giriş niteliği taşır: cevap evetse konuşan kişi karşısındakine yiyecek bir şey vermeye hazırdır. Kalıp Are + subject + hungry? şeklindedir. Birinin o andaki ihtiyacını kontrol etmek ve ardından doğal biçimde yiyecek ikram etmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir misafir yeni geldi ve gerekirse ona yiyecek ikram etmeye hazırsınız. Hangi başlangıç bu ilgiyi en iyi gösterir?
- Did you eat a sandwich yesterday?
- Which sandwich do you usually buy?
- Are you hungry? I can make you a sandwich.
Cevabı göster
Are you hungry? I can make you a sandwich.
Would you like some cake?: nazik bir ikram
Would you like some cake? o anda hazır olan keki nazikçe ikram etmenin bir yoludur. Dinleyenin genel olarak kek sevip sevmediğini değil, bu ikramı kabul etmek isteyip istemediğini sorar. Would you like some + noun? kalıbı yiyecek, içecek ve başka eşyalar ikram etmek için yaygındır. Konuşan kişinin sunabileceği bir şey olduğu ve olumlu bir yanıtı teşvik ettiği için bu tür sorularda some doğaldır.
Alıştırma
Hedef kalıbı kullanarak nazikçe su ikram edin: ____ water?
Cevabı göster
Would you like some
isn't afraid of ... anymore: artık var olmayan bir korku
Be afraid of + bir kişi ya da şey, o kişiden ya da şeyden korkmak demektir. Burada isn't durumu olumsuz yapar, anymore ise bir değişimi gösterir: Peppa önceden korkuyordu ama artık korkmuyor. Geçmişteki bir durum veya alışkanlık sona erdiğinde not ... anymore kullanılır. anymore olmadan isn't afraid yalnızca şimdiki durumu anlatır; duygunun değiştiği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Maya eskiden köpeklerden korkardı, ancak artık yanlarında sakindir. Cümleyi isn't afraid of ... anymore kullanarak tamamlayın: Maya ____ dogs ____.
Cevabı göster
isn't afraid of · anymore
sit down: ayakta dururken oturur duruma geçmek
Sit down, ayakta dururken oturur duruma geçmek demektir. Bu emir cümlesinde you öznesi söylenmez; bu nedenle iki sözcüklü ifade tek başına tam bir yönerge olabilir ve başka bir edat gerektirmez. Burada Peppa, yakın aile üyelerine ne yapmaları gerektiğini doğrudan söylüyor. Samimi bir aile ortamında bu kısa yönerge kaba değil, doğal gelebilir.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Resmî bir ortamda tanımadığınız bir misafiri karşılarken Sit down! genellikle en kibar ve doğal davettir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
We are all going to have tea with Mr. Skinny Legs. Dilbilgisi
3:42Hepimiz Bay İnce Bacak ile çay içeceğiz.
going to have tea: planlanmış bir gelecek etkinliğini anlatmak
Buradaki are going to have, çay içmeyi yakın geleceğe ait bir plan olarak sunmak için be going to + have fiilinin yalın hâli yapısını kullanır. Bu, grubun bunu birazdan yapmaya niyetli olduğu anlamına gelir. Bu cümlede going to bir yere doğru fiziksel hareketi anlatmaz. Have tea, çay içmek veya birlikte çay saati yapmak demektir.
Alıştırma
Planlanmış etkinliği be going to ile tamamlayın: We bought the ingredients, so we ____ bake a cake this afternoon.
Cevabı göster
are going to
Who wants tea?: bir gruba bir şey ikram etmek
Who wants tea? bir gruba çay ikram etmenin doğrudan ve samimi bir yoludur. Çay isteyen kişileri cevap vermeye davet eder; asıl amaç birinin kimliğini resmî olarak belirlemek değildir. Who, wants fiilinin öznesidir. Kim olduğu bilinmeyen bir kişiyi soran geniş zaman özne sorusunda standart İngilizce genellikle üçüncü tekil kişi biçimi wants kullanır ve do ya da does eklemez.
Alıştırma
Bir arkadaş grubuna meyve suyu ikram ediyorsunuz. Hangi soru doğal ve dilbilgisi açısından doğrudur?
- Who does wants some juice?
- Who wants some juice?
- Who want some juice?
Cevabı göster
Who wants some juice?
Me, please. ile kısa ve kibar yanıt
Me, please. ifadesi, Who would like one? gibi bir soruya verilen kısa bir sözlü yanıttır. Konuşanın, sunulan şeyi veya sırayı isteyen kişi olduğunu belirtir. Tek başına kullanılan bu kısa yanıtta, tam cümlede özne olarak I kullanılacak olsa da Me doğaldır. Sondaki please, kişinin kendisini seçmesini kibar hâle getirir.
Alıştırma
Bir öğretmen tüm sınıfa “Who would like a sticker?” diye soruyor. Hangi kısa yanıt sizi kibarca belirtir?
- Yes, please.
- No, thank you.
- Me, please.
Cevabı göster
Me, please.
Here's your tea: bir şeyi verirken kullanılan ifade
Here's your tea, birine çayını verirken sık kullanılan bir ifadedir. Bu teslim etme kullanımında here's, sunulan nesneye dikkat çeker; yalnızca çayın nerede olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp Here's your + isim şeklindedir; Here's your ticket. veya Here's your bag. buna örnektir. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır.
Alıştırma
Bir otel resepsiyonisti konuğa oda anahtarını veriyor. Teslim etme ifadesini here is kısaltmasıyla tamamlayın: ____ your room key.
Cevabı göster
Here's
want to say hello to + kişi: birine merhaba demek istemek
want to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma isteğini belirtir. Burada say hello to + kişi, o kişiye selam vermek anlamına gelir; hello’dan sonraki to, selam verilen kişiyi gösterir. say hello to ifadesini bir bütün olarak kullan. say my Daddy hello değil, say hello to my Daddy denir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp want to say hello to + kişi şeklindedir.
Alıştırma
want to say hello to + kişi kalıbını kullanarak cümleyi tamamla: I ____ your mother.
Cevabı göster
want to say hello to
that's all right: “sorun değil” diyerek rahatlatmak
Burada that's all right, Peppa’yı rahatlatır: konuşan kişi durumun kabul edilebilir olduğunu, dolayısıyla endişelenmesine gerek olmadığını belirtir. Bir şeyin tamamen doğru olduğu anlamına gelmez. Daha genel olarak that's all right, küçük bir özre, endişeye veya ricaya karşılık verilebilir. Bağlama göre “Sorun değil”, “Endişelenme” veya “Olur” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşın “Sorry I spilled a little water on the table.” diyor. Hangi cevap özrü en doğal biçimde kabul edip arkadaşını rahatlatır?
- That's exactly right.
- That's all right.
- I'm all right.
Cevabı göster
That's all right.
Let Mr. Skinny Legs drink: let + nesne + fiilin yalın hâli
let + nesne + fiilin yalın hâli biçimindeki emir yapısı, bir kişi ya da şeyin bir eylemi yapmasına izin verilmesini istemek için kullanılır. Burada Mr. Skinny Legs, let fiilinin nesnesi ve drink eylemini yapan kişidir. let sonrasında to kullanılmadan fiilin yalın hâli gelir: drink doğrudur; to drink veya drinks değildir. Nesne değişse de fiilin biçimi değişmez: Let him drink.
Alıştırma
let yapısını tamamlamak için him ve finish kullanın: He has only one question left. Let ____ the test.
Cevabı göster
him finish
You're not scared, are you?: hafifçe takılan bir soru eki
Bu cümlede olumsuz bildirim You're not scared sonrasında olumlu soru eki are you? gelir. Soru eki, be fiilinin are biçimini tekrarlar ve özneyi you zamirine dönüştürür. İngilizce soru eklerinde olumlu-olumsuz karşıtlığı genellikle ters çevrilir: olumsuz bildirim + olumlu soru eki. Konuşan kişi önce ‘korkmuyorsun’ düşüncesini beklenti olarak sunar, ardından yanıt ister. Bu hafifçe takılan bağlamda soru, babanın aslında korkmuş göründüğünü ima edebilir; yalnızca tarafsız bir bilgi isteği değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız gergin olmadığını söylüyor ama sürekli volta atıyor. ‘Gergin değilsin’ beklentisinden başlayıp bunu hafifçe takılan bir soru ekiyle kontrol etmek istiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?
- You're nervous, aren't you?
- Are you nervous?
- You're not nervous, are you?
Cevabı göster
You're not nervous, are you?
Of course not: kesin bir olumsuz yanıt
Of course not, güçlü bir olumsuzluk bildiren kısa bir yanıttır. Burada, geri kalan düşünce soru veya durumdan anlaşıldığı için “kesinlikle korkmuyorum” anlamına gelir. Olumsuz yanıtı açık veya kesin bir gerçek gibi sunduğundan, yalnızca No demekten daha güçlüdür. Bu bağlamda hızlı ve kesin yanıt vermek konuşanın gururunu korumasına da yardımcı olur; bu yüzden cümle biraz savunmacı duyulabilir. Başka durumlarda ise aynı ifade yalnızca kendinden emin biçimde güven verebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Are you going to give up after one failed attempt?” diye soruyor. Hangi yanıt güçlü ve kendinden emin bir ret bildirir?
- Maybe. I need time to decide.
- Not really.
- Of course not. I'll try again.
Cevabı göster
Of course not. I'll try again.
Well, not so close: mesafe sınırını yumuşatarak söylemek
Well burada “iyi” veya “sağlıklı” anlamındaki bir sıfat değil, konuşma dilini düzenleyen bir söylem belirtecidir. Konuşana az önce söylediğini ayarlaması için bir an kazandırır ve düzeltmenin daha az ani duyulmasını sağlar. Not so close, mesafe sınırını eksiltili biçimde ifade eder. Come veya get gibi bir hareket fiili söylenmez ama anlaşılır; anlamı “bu kadar yaklaşma” gibidir. Konuşan önceki reddini tamamen geri almamakta, biraz mesafe bırakmasını sağlayan bir koşul eklemektedir.
Alıştırma
Dost canlısı bir köpeğin yanınıza gelmesine izin veriyorsunuz ama biraz mesafe bırakmasını istiyorsunuz. Hangi yanıt yaklaşmasını kabul ederken nazikçe bir sınır ekler?
- Go away. I don't want you here.
- Well, not so close.
- Stay as close as you can.
Cevabı göster
Well, not so close.
Everyone likes: everyone sonrasında tekil fiil uyumu
Everyone “herkes” veya “her bir kişi” anlamına gelir, ancak dil bilgisi bakımından tekildir. Olumlu bir geniş zaman cümlesinde fiil onunla üçüncü tekil şahıs olarak uyum sağlar: Everyone likes ... denir, Everyone like ... denmez. Aynı uyum kuralıyla everyone is, everyone has ve everyone wants kullanılır. Anlam birçok kişiyi kapsar, ancak dil bilgisi her kişiyi ayrı ayrı ele alır.
Alıştırma
Parantez içindeki fiili doğru geniş zaman biçiminde kullanın: Everyone ____ a ticket before entering. (need)
Cevabı göster
needs