Mutluluğunuzu nasıl artırabilirsiniz?: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
787 kelime 139 kel/dk

Video özeti: Birader David, mutluluğun şükretme duygusundan doğabileceğini anlatıyor. Buradaki amaç her olay için minnettar olmak değil; her anın içindeki fırsatı görmek, onu fark etmek için durmak ve yapıcı bir karşılık vermektir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. every moment is a given moment, — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Konuşmanın temel metaforunu anlayın: Her an hem bize verilmiş bir şey hem de bir armağan olarak sunulur. Bu imgeyi, zamanı sahip olduğumuz bir nesne değil, devamı garanti edilmeyen değerli bir fırsat olarak anlatmak için kullanabilirsiniz. 2. Stop, look, go. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Üç kısa emir cümlesinin soyut bir düşünceyi nasıl akılda kalıcı bir sıraya dönüştürdüğünü fark edin: durmak, bütün duyularla dikkat etmek ve ardından o anda sunulan fırsat doğrultusunda harekete geçmek. 3. you act out of a sense of enough, and not out of a sense of scarcity, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. act out of a sense of ... yapısının davranışı yönlendiren iç zihniyeti belirttiğini öğrenin; yeterlilik ve kıtlık karşıtlığını kullanarak şükrün neden korkuyla hareket etmek yerine paylaşmayı teşvik edebildiğini açıklayın.

Bu derste

What would make you happy? Dilbilgisi

0:07

Sizi ne mutlu ederdi?

Dilbilgisi

What would make you happy?: would ile varsayımsal soru

What would make you happy? dinleyeni olası bir koşulu ve sonucunu hayal etmeye çağırır: Bir şey olsa veya değişse ne mutluluk getirirdi? Buradaki would geçmiş zamanı değil, varsayımsal bir durumu belirtir. Kalıp What would make + kişi + sıfat? şeklindedir. Dilekler, seçimler veya olası değişiklikler üzerine konuşma açarken hayal edilen bir sonucu sormak için kullanılır.

Alıştırma

Soruyu dersteki iki kelimelik varsayımsal kalıpla tamamlayın: What ____ you happy if you could choose any job?

Cevabı göster

would make

Can you imagine a milestone, a win,

0:08

Bu duyguyu ortaya çıkaracak bir dönüm noktasını, bir zaferi

or even a material possession that would unlock this feeling? Deyimler

0:10

ya da maddi bir eşyayı hayal edebiliyor musunuz?

Deyimler

would unlock this feeling: unlock kelimesinin mecaz anlamı

would unlock this feeling ifadesindeki unlock mecaz anlamdadır. Duyguyu sanki kilitliymiş gibi ele alır; bu nedenle ifade fiziksel bir kilidi açmak değil, “bu duygunun ortaya çıkmasını sağlamak” veya “bu duyguyu yaşanabilir hâle getirmek” anlamına gelir. This feeling daha önce sözü edilen mutluluğa gönderme yapar. Soru, bir hedefe ulaşmanın, bir başarının veya bir eşyanın bu mutluluğu tetikleyip tetikleyemeyeceğini sorar. Unlock kelimesi memories, emotions veya potential gibi sözcüklerle kullanıldığında da aynı mecaz görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede unlock, “erişilmesi zor olan bir şeyi ortaya çıkarmak” anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. The mechanic unlocked the car after the keys were left inside.
  2. The old photograph unlocked memories she had not thought about for years.
  3. The code unlocked the office door.
Cevabı göster

The old photograph unlocked memories she had not thought about for years.

In this animated version of David Steindl-Rast's popular TED talk, Kültür

0:14

David Steindl-Rast'ın popüler TED konuşmasının bu animasyonlu versiyonunda,

Kültür

TED talk: TED ile bağlantılı halka açık bir sunum

Bu cümlede TED talk, TED ile bağlantılı ve önceden hazırlanmış halka açık bir sunumu ifade eder. Buradaki talk, gündelik bir sohbet anlamına gelmez. Bu ifade, özgün içeriğin bir fikri anlaşılır biçimde halka sunan bir konuşma olduğunu; videonun da bu konuşmanın animasyon versiyonu olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede TED talk ne anlama geliyor?

  1. Herhangi bir okul sınavının genel adı.
  2. Arkadaşlar arasında yapılan özel bir konuşma.
  3. TED ile bağlantılı, önceden hazırlanmış halka açık bir sunum.
Cevabı göster

TED ile bağlantılı, önceden hazırlanmış halka açık bir sunum.

Brother David explains how a simple adjustment in how you move through the world Notlar

0:18

Rahip David, dünyadaki hareket tarzınızda yapacağınız basit bir değişikliğin

Kültür

Brother David: dinî bir unvan olarak Brother

Brother David ifadesinde Brother, dinî bir topluluğun erkek üyesi olan David için kullanılan dinî bir unvandır. David'in birinin biyolojik erkek kardeşi olduğu anlamına gelmez. Bir unvan adın önüne geldiğinde kişinin rolünü veya kimliğini gösterebilir. Burada Brother sözcüğünü nasıl anlamamız gerektiğini dinî bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümledeki Brother David ifadesinde Brother ne anlama geliyor?

  1. David'in adından önce gelen dinî bir unvandır.
  2. David'in konuşanın biyolojik erkek kardeşi olduğunu söyler.
  3. Konuşma yapan her erkek için kullanılan genel bir unvandır.
Cevabı göster

David'in adından önce gelen dinî bir unvandır.

Deyimler

move through the world: nasıl yaşadığını anlatan bir benzetme

Burada move through the world, bir kişinin nasıl yaşadığını, olup bitenleri nasıl fark ettiğini, nasıl seçim yaptığını ve başkalarına nasıl davrandığını anlatan bir benzetmedir. Fiziksel olarak dünyanın bir ucundan öbür ucuna geçmek anlamına gelmez. how you move through the world ifadesindeki how, hayata genel olarak nasıl yaklaştığını ve hayatı nasıl deneyimlediğini sorar. move fiili hayatı bir yolculuk gibi gösterdiği için bu ifade, yürümeyi anlatan bir ifadeden daha geniş ve düşündürücüdür.

Alıştırma

Hangi cümlede move through the world bir kişinin genel yaşama biçimini anlatıyor?

  1. The train moves through the tunnel every morning.
  2. She moves through the world with curiosity and kindness.
  3. The box moves through the warehouse on a belt.
Cevabı göster

She moves through the world with curiosity and kindness.

might just change what you see,

0:22

ne gördüğünüzü,

how you feel,

0:24

nasıl hissettiğinizi

and how you act.

0:25

ve nasıl davrandığınızı nasıl değiştirebileceğini açıklıyor.

Now, my topic is gratefulness. Anlatım akışı

0:31

Bugünkü konum minnettarlık.

Anlatım akışı

my topic is gratefulness: sunum konusunu doğrudan belirtmek

My topic is gratefulness, konuşmacının neyi ele alacağını doğrudan söyler. My topic is + isim veya isim öbeği kalıbı, dinleyicilere konuyu açıkça bildirir; burada gratefulness o konudur. Bilgiyi düzenleyen bir cümle olarak girişten konuşmanın ana bölümüne geçildiğini gösterir. Topic, tartışılan alandır; konuşmacının o konudaki kesin iddiası veya görüşü olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Kendi sunum konunu belirten üç sözcüklük kalıpla doğrudan konu bildiren cümleyi tamamla: ____ renewable energy.

Cevabı göster

My topic is

What is the connection between happiness and gratefulness? Kalıp ifadeler

0:35

Mutluluk ile minnettarlık arasındaki bağlantı nedir?

Kalıp ifadeler

the connection between X and Y: iki şey arasındaki bağlantıyı sormak

“The connection between X and Y”, iki şeyi birbirine bağlayan ilişki veya bağlantı anlamına gelir. Burada X happiness, Y ise gratefulness kavramıdır; soru, ilişkinin ne olduğunu henüz öne sürmeden bu ikisinin nasıl bağlantılı olduğunu sorar. Yapı “the connection between X and Y” şeklindedir. between sonrasındaki iki paralel öge to ile değil, and ile bağlanır: “between happiness and gratefulness”.

Alıştırma

Soruyu the connection between X and Y yapısıyla tamamlayın: What is ____ sleep ____ memory?

Cevabı göster

the connection between · and

Many people would say, "Well, that's very easy. Anlatım akışı

0:40

Birçok insan şöyle der: "Şey, bu çok kolay.

When you are happy, you are grateful." Dilbilgisi

0:43

Mutlu olduğunuzda minnettar olursunuz."

Anlatım akışı

Many people would say: beklenen yaygın bir görüşü tanıtmak

“Many people would say...”, konuşmacının yaygın veya tipik olmasını beklediği bir cevabı ortaya koyar. Burada would say, “muhtemelen böyle cevap verirlerdi” anlamına gelir; geçmişteki bir bakış açısından daha sonra gerçekleşecek bir olayı anlatmaz. Bilgiyi düzenleyen bir söylem adımı olarak konuşmacı, önce tanıdık görüşü sunar; böylece ardından bu görüşü inceleyebilir, düzeltebilir veya sorgulayabilir. Bu ifade herkesin aynı fikirde olduğunu ya da konuşmacının kanıt topladığını göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle Many people would say ifadesiyle yaygın bir görüşü tanıtıp ardından onu sorguluyor?

  1. Many people said those exact words at yesterday's meeting.
  2. Many people whispered because the library was quiet.
  3. Many people would say that talent matters most, but steady practice often matters more.
Cevabı göster

Many people would say that talent matters most, but steady practice often matters more.

Dilbilgisi

When you are happy, you are grateful: genel koşulu anlatan when

Burada when, tek bir anı değil, genel bir koşulu başlatır. Cümle, mutlu olmayı ve minnettarlık hissetmeyi, koşul her gerçekleştiğinde ortaya çıkabilen bir ilişki olarak sunar. when + geniş zaman yapısı genel ya da tekrarlanan bir ilişkiyi anlatabilir. Konuşmanın bu bölümünde cümle, konuşmacının birazdan sorgulayacağı yaygın bir düşünceyi ortaya koyar; dil bilgisi biçimi konuşmacının bu düşünceye katıldığını göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede when hangi işlevi görüyor?

  1. Geçmişteki tek bir mutlu ana işaret eder.
  2. Mutlu olmayı imkânsız bir koşula dönüştürür.
  3. Mutlu olmayı minnettarlık hissetmekle genel olarak bağlantılı gösterir.
Cevabı göster

Mutlu olmayı minnettarlık hissetmekle genel olarak bağlantılı gösterir.

But think again. Ton ve niyet

0:46

Ama bir daha düşünün.

Ton ve niyet

But think again: bariz bir cevaba doğrudan meydan okuma

Bu cümlede But, beklenen cevaptan uzaklaşan bir dönüşü gösterir. Think again, dinleyiciyi az önce kabul ettiği şeyi yeniden değerlendirmeye çağıran bir emir ifadesidir; bariz cevabın yanlış veya eksik olabileceğini ima eder. Bu ifade, bir konuşmada ya da tartışmada kısa ve etkili bir meydan okuma başlatır. Yalnızca ikinci kez düşünmeyi istemez; farklı bir görüşün birazdan geleceğini de bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle bir varsayımı sorgulamak için think again kullanıyor?

  1. She will think about the schedule again tonight.
  2. If you think the fastest route is always the safest, think again.
  3. He thought again about the book before bed.
Cevabı göster

If you think the fastest route is always the safest, think again.

Is it really Dilbilgisi

0:48

Gerçekten

the happy people that are grateful?

0:50

minnettar olanlar mutlu insanlar mıdır?

Dilbilgisi

Is it ... that ...?: gerçek odağı sınayan odaklama sorusu

Bu, it ile kurulan odaklama yapısının soru biçimidir: Is it + odaklanan öge + that + cümlenin geri kalanı? Odaklanan öge the happy people ifadesidir. Konuşmacı, minnettar olarak tanımlanması gereken grubun gerçekten bu grup olup olmadığını sorgular. Really sözcüğü kuşku veya sorgulama anlamı katar. Bu yapıda that are grateful, odaklama kalıbını tamamlayan yan cümledir; bunu yalnızca people sözcüğünü niteleyen sıradan bir açıklama gibi okumak karşıtlık odağını kaçırır.

Alıştırma

Hangi cümle, mesajı göndermiş olabilecek kişi olarak Nina'ya odaklanan bir it-cleft sorusudur?

  1. Did Nina send the message?
  2. Is it Nina that sent the message?
  3. Is Nina the person who sent the message?
Cevabı göster

Is it Nina that sent the message?

We all know quite a number of people Kalıp ifadeler

0:53

Hepimiz mutlu olmak için gereken her şeye

who have everything that it would take to be happy, Kalıp ifadeler

0:56

sahip olan oldukça fazla insan tanırız,

Kalıp ifadeler

quite a number of people: oldukça çok sayıda insan

Quite a number of + sayılabilen çoğul isim, “oldukça çok sayıda” veya “birçok” anlamına gelir. Örnekte quite a number of people, konuşmacının bu tür birçok kişi tanıdığını belirtir. Buradaki quite, fark edilir derecede büyük bir miktar anlamını güçlendirir; “tamamen” demek değildir. Bu kalıptan sonra people, visitors veya questions gibi sayılabilen çoğul bir isim gelir.

Alıştırma

Hangi cümle quite a number of ifadesini “birçok” anlamında doğru kullanır?

  1. Quite a number of advice was helpful.
  2. Quite a number of visitors have asked the same question.
  3. The number of visitors have asked the same question.
Cevabı göster

Quite a number of visitors have asked the same question.

Kalıp ifadeler

everything that it would take to be happy: mutlu olmak için gereken her şey

Burada everything that it would take to be happy, mutlu olmak için gerekli olacağı düşünülen tüm koşullar, nitelikler veya kaynaklar demektir. Take, “taşımak” ya da “götürmek” değil, “gerektirmek” anlamındadır. it takes X to do something yapısında it biçimsel öznedir, X gerekli olan şeyi, to ile kurulan mastar ise ulaşılacak sonucu belirtir. Burada that, everything sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır; would ise gerekliliği varsayımsal bir değerlendirme olarak sunar. Yaygın everything it takes to do something biçiminde that düşürülür; doğrudan bir iddiada bulunurken would da kullanılmayabilir.

Alıştırma

Cümleyi everything ... takes yapısıyla tamamlayın: Maya has ____ to lead the expedition.

Cevabı göster

everything it takes

and they are not happy

1:00

ama mutlu değildirler

because they want something else,

1:02

çünkü başka bir şey isterler,

or they want more of the same. Deyimler

1:03

ya da aynı şeyin daha fazlasını isterler.

Deyimler

more of the same: aynı şeyin daha fazlası

More of the same, türü veya düzeni değişmemiş bir şeyin daha fazla miktarı, yeni bir örneği ya da tekrar yaşanması demektir. Burada same, “aynı şey veya aynı düzen” anlamında bir isim öbeği gibi çalışır; bu yüzden ifade kelime kelime çevrilmemelidir. Bu cümlede kişi, zaten sahip olduğu şeyin aynısından daha fazlasını istemektedir; bu da süren arzu ve tatminsizlik düşüncesini destekler. İfade tek başına tarafsız ya da eleştirel olabilir; tutumu bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi more ile başlayan ve “değişmeden tekrarlanma” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The campaign promised new ideas, but its latest speech was just ____.

Cevabı göster

more of the same

And we all know people who have lots of misfortune,

1:06

Ve hepimiz bir sürü talihsizlik yaşayan insanlar tanırız,

misfortune that we ourselves would not want to have,

1:11

kendimizin asla yaşamak istemeyeceği talihsizlikler,

and they are deeply happy. Kalıp ifadeler

1:14

ama onlar derinden mutludurlar.

Kalıp ifadeler

deeply happy: Güçlü bir duygusal derinlik

deeply happy ifadesinde deeply, happy sıfatını niteleyen bir zarftır. Mutluluğun duygusal olarak çok derinden hissedildiğini anlatır; fiziksel derinlikten söz etmez. Deeply; deeply grateful veya deeply concerned örneklerinde olduğu gibi duyguları, inançları ya da tutumları güçlendirmek için sıkça kullanılır. very happy ile karşılaştırıldığında deeply happy, duygunun derinliğini daha fazla vurgular ve biraz daha düşünceli ya da resmî bir tını taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede deeply, içsel bir duygunun yoğunluğunu anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. She was deeply grateful for the help.
  2. The train arrived deeply early.
  3. The shelf was deeply high.
Cevabı göster

She was deeply grateful for the help.

They radiate happiness. Deyimler

1:17

Mutluluk saçarlar.

Deyimler

radiate happiness: Mutluluğu görünür kılmak

Burada radiate mecaz anlamda kullanılmıştır. Işık veya ısının bir kaynaktan dışarı yayılması gibi, bir kişinin mutluluğu da yüzünde, sesinde ve davranışlarında başkalarının hissedebileceği kadar belirgin olabilir. radiate + soyut bir özellik kalıbı canlı betimlemelerde yaygındır: radiate confidence, radiate warmth, radiate joy veya radiate calm. Bu kullanım, gerçek ışığı ya da tehlikeli radyasyonu değil, kişinin dışarıya yaydığı izlenimini veren bir özelliği anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede radiate, bir özelliğin başkaları tarafından açıkça fark edildiğini göstermek için mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The heater radiated heat into the room.
  2. She kept her confidence private and showed no sign of it.
  3. Her calm voice radiated confidence.
Cevabı göster

Her calm voice radiated confidence.

We are surprised.

1:19

Şaşırırız.

Why?

1:20

Neden?

Because they are grateful.

1:21

Çünkü minnettardırlar.

Now, we can ask

1:24

Şimdi şunu sorabiliriz:

what really do we mean by gratefulness? Kalıp ifadeler

1:26

Minnettarlıkla gerçekten neyi kastediyoruz?

Kalıp ifadeler

What do we really mean by gratefulness? ile bir tanım başlatmak

“What do we mean by X?” kalıbı, bir grubun X ile kastedilen anlamı netleştirmesini ister. Burada X, “gratefulness” sözcüğüdür; “really” ise “tam olarak” veya “daha derin bir düzeyde” anlamını ekler. Bu kalıpta “mean by” ifadesinden sonra açıklanacak sözcük, ifade veya kavram gelir. Soru, bir terimi yalnızca kullanmaktan onu daha dikkatli tanımlamaya geçiş sağlar.

Alıştırma

Bir gruptan tanım istemek için kullanılan sabit ifadeyle soruyu tamamlayın: What do we ____ fairness?

Cevabı göster

mean by

And how does it work? Kalıp ifadeler

1:30

Ve nasıl işler?

Kalıp ifadeler

How does it work? ile mekanizmayı sormak

“How does it work?” bir şeyin nasıl işlediğinin veya nasıl etki oluşturduğunun açıklanmasını ister. Burada “it”, gratefulness kavramını gösterir; yani konuşan kişi bir makineyi değil, minnettarlığın etki gösterme mekanizmasını sorar. Bu sorudaki “work”, “bir işte çalışmak” değil, “işlemek” veya “etki göstermek” anlamındadır. Dinleyici “it” sözcüğünün neyi gösterdiğini biliyorsa aynı kalıp bir yöntem, kural, sistem, süreç veya düşünce hakkında da kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni bir bilet sisteminin işleyip işlemediğini veya genel amacını değil, adımlarını öğrenmek istiyorsunuz. Hangi soru uygundur?

  1. Does this ticketing system work?
  2. How does this ticketing system work?
  3. What does this ticketing system do?
Cevabı göster

How does this ticketing system work?

Something's given to us that's valuable to us,

1:32

Bize değer verdiğimiz bir şey verilir

and it's really given. Kelime

1:36

ve o gerçekten verilir.

Kelime

it's really given: gerçekten bir armağan olarak alınmış

it's kısaltması it is anlamına gelir; bu nedenle it's really given, edilgen fiil öbeği is given yapısını içerir. Bir şey, verilme eylemi yoluyla bize ulaşır. Burada really, bunun satın alma, takas, zorlama ya da hak edilmiş olduğunu ileri sürme yoluyla elde edilmediğini, gerçekten verildiğini vurgular. Bu bağlamda given, “bilinen” veya “sabit” anlamına gelmez. Genel fikir, değerli bir şeyi gerçek bir armağan olarak görmenin minnettarlığın koşullarından biri olduğudur.

Alıştırma

Bu cümlede it's really given ne anlama geliyor?

  1. Daha düşük bir fiyata satılmıştır.
  2. Zaten kesin bir gerçek olarak kabul edilmiştir.
  3. Satın alınmak, takas edilmek veya talep edilmek yerine gerçek bir armağan olarak alınmıştır.
Cevabı göster

Satın alınmak, takas edilmek veya talep edilmek yerine gerçek bir armağan olarak alınmıştır.

These two things have to come together. Kalıp ifadeler

1:38

Bu iki şeyin bir araya gelmesi gerekir.

Kalıp ifadeler

have to come together: koşulların birleşmesi gerekir

Have to gereklilik bildirir. Come together burada mecazi anlamdadır: iki koşulun da mevcut olması ve birleşmiş bir bütün olarak işlemesi gerekir. Bu ifade, insanların aynı yerde buluşmasını anlatmaz. Bir sonuç; planlama, beceri, zamanlama veya kaynaklar gibi etkenlerin uyumuna bağlı olduğunda bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Her iki koşulun birleşmesi gerektiğini anlatan, dersteki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Clear rules and fair judging ____ for the contest to succeed.

Cevabı göster

have to come together

It has to be something valuable,

1:40

Değerli bir şey olmalıdır

and it's a real gift.

1:42

ve gerçek bir hediye olmalıdır.

And when these two things come together, Dilbilgisi

1:44

Ve bu iki şey bir araya geldiğinde,

then gratefulness spontaneously rises in my heart, Deyimler

1:47

minnettarlık kalbimde kendiliğinden yükselir,

Dilbilgisi

when these two things come together, then: bir koşulu sonucuna bağlamak

“when X, then Y” kalıbı X’i durum veya koşul olarak sunar ve Y’nin sonuç olduğunu göstermek için then kullanır. Burada “when these two things come together” koşulu belirler, “then” ise bu koşuldan doğan sonucu tanıtır. Bu cümlede “then” yalnızca zaman bakımından “sonra” değil, “o durumda” veya “sonuç olarak” anlamına gelir. Böylece konuşmacının düşünce akışını takip etmek kolaylaşır.

Alıştırma

Koşul-sonuç kalıbını when ... then ... ile tamamlayın: ____ the timer reaches zero, ____ the game is over.

Cevabı göster

When · then

Deyimler

spontaneously rises in my heart: doğal olarak ortaya çıkan bir duygu

“Spontaneously rises in my heart”, minnettarlığı insanın içinde yükselebilen bir şey gibi tasvir eder. Bu ifade, duygunun zorlanmadan veya bilinçli olarak üretilmeden doğal biçimde ortaya çıktığı ya da büyüdüğü anlamına gelir. Buradaki “rises” mecazidir; kalbin içinde fiziksel bir hareketi anlatmaz. İngilizcede rise, hope, joy veya fear gibi soyut duygularla birlikte kullanılarak bu duyguların ortaya çıkışı canlı biçimde anlatılabilir.

Alıştırma

“A sense of hope spontaneously rose in her heart” cümlesinde ne oldu?

  1. Umutluymuş gibi davranmak için kendini zorladı.
  2. Doğal olarak umut hissetmeye başladı.
  3. Vücudunun içinde bir şey fiziksel olarak yukarı hareket etti.
Cevabı göster

Doğal olarak umut hissetmeye başladı.

happiness spontaneously rises in my heart.

1:51

mutluluk kalbimde kendiliğinden yükselir.

That's how gratefulness happens. Anlatım akışı

1:55

Minnettarlık böyle gerçekleşir.

Anlatım akışı

That's how ... happens: bir süreci özetlemek

Bu kalıpta that, az önce açıklanan sürece veya nedenlere gönderme yapar; how ise “bu şekilde” anlamına gelir. Cümle, minnettarlığın bu süreç sonucunda oluştuğunu söyler; nasıl oluştuğunu soran bir soru değildir. Bir açıklamanın sonunda kullanılan That's how + result + happens, açıklamayı tamamlar ve sonucu önceki adımların ürünü olarak sunar. Bu kalıp, konuşmacının sonraki bölüme geçmeden önce bir açıklamayı bitirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Süreç özetini “bu şekilde” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: You listen, repeat, and correct your mistakes. That's ____ your speaking improves.

Cevabı göster

how

Now, the key to all this is Anlatım akışı

1:57

Şimdi, tüm bunların anahtarı

Anlatım akışı

the key to all this is: ana noktaya odaklanmak

The key to all this is ... az önce ele alınan fikirleri tek bir ana nokta etrafında toplar. Key burada fiziksel bir anahtar değil, en önemli etken veya ilke anlamındadır; all this ise önceki konuşmaya gönderme yapar. Bu ifade, önemli cevabın is sözcüğünden sonra geleceğini bildirir. Kalıp the key to + isim veya -ing biçimi + is ... şeklindedir. Buradaki to bir edattır; the key to success ve the key to solving the problem örneklerinde olduğu gibi kullanılır.

Alıştırma

Birbiriyle ilişkili birkaç konuyu gözden geçirdikten sonra konuşmacı şöyle diyor: The key to all this is clear communication. Bu ifade ne yapar?

  1. İlgisiz bir konuya geçileceğini bildirir.
  2. Dinleyicilerden fiziksel bir anahtar bulmalarını ister.
  3. Az önce ele alınan noktaların merkezindeki etkeni belirtir.
Cevabı göster

Az önce ele alınan noktaların merkezindeki etkeni belirtir.

that we cannot only experience this once in a while, Kalıp ifadeler

2:02

bunu sadece arada bir deneyimlemekle kalmayıp,

we can be people who live gratefully. Kalıp ifadeler

2:07

minnettar yaşayan insanlar olabilmemizdir.

Kalıp ifadeler

once in a while: düşük sıklık

Once in a while, “ara sıra” veya “zaman zaman” anlamına gelen kalıplaşmış bir sıklık ifadesidir. Bir şeyin gerçekleştiğini ancak sık gerçekleşmediğini anlatır; kelimeleri tek tek gerçek anlamlarıyla yorumlamayın. Bu cümlede, ara sıra yaşanan bir deneyim ile devamlı bir yaşam biçimi karşılaştırılır.

Alıştırma

“Ara sıra” anlamını vermek için dersteki dört kelimelik ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: I don't go to the movies often, but I go ____.

Cevabı göster

once in a while

Kalıp ifadeler

live gratefully: sürekli minnettarlıkla yaşamak

live gratefully ifadesinde gratefully, live fiilini niteleyen bir zarftır. Birinin nasıl yaşadığını, yani iyi şeyleri sürekli fark ederek ve takdir ederek yaşadığını anlatır. Burada live, bir kez thank you deme eylemini değil, devamlı bir yaşam biçimini anlatır. Daha genel olan fiil + durum zarfı yapısı, birinin genellikle nasıl yaşadığını veya davrandığını gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle minnettarlığı devamlı bir yaşam biçimi olarak en açık şekilde anlatır?

  1. Lena thanked the bus driver once.
  2. Lena was grateful for one gift yesterday.
  3. After a hard year, Lena chose to live gratefully and notice each day's good moments.
Cevabı göster

After a hard year, Lena chose to live gratefully and notice each day's good moments.

And how can we live gratefully?

2:11

Peki nasıl minnettar yaşayabiliriz?

By experiencing,

2:14

Deneyimleyerek,

by becoming aware that every moment is a given moment, Notlar

2:16

her anın, dediğimiz gibi, bahşedilmiş bir an olduğunun

Kalıp ifadeler

by becoming aware that: yeni bir farkındalığa dayanan yöntem

by becoming aware that ... yapısında by + -ing, araç veya yöntemi belirtir ve ‘bunu yaparak’ anlamına gelir. Burada by bir edat olduğu için become, -ing biçimi olan becoming hâline gelir. Become aware that ... yapısı, ‘…… olduğunu fark etmeye başlamak’ anlamına gelir. Become, fark etmemekten fark etmeye geçişi vurgular; that ise fark edilen gerçeği bildiren tam bir yan cümle başlatır. Burada every moment is a given moment bu yan cümledir.

Alıştırma

Yeni bir farkındalığa dayanan yöntemi göstermek için by becoming aware that yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We made safer choices by becoming aware to online ads can influence us.
  2. We made safer choices by becoming aware that online ads can influence us.
  3. We made safer choices by become aware that online ads can influence us.
Cevabı göster

We made safer choices by becoming aware that online ads can influence us.

Deyimler

every moment is a given moment: armağan mecazı

Bu cümlede every moment is a given moment, her anı bize verilmiş bir şey olarak sunar. Given, give fiilinin edilgen anlamını korur; böylece ifade, içinde bulunduğumuz anı garanti edilmiş bir şey değil, bir armağan hâline getirir. Bu, bağlama dayanan bir mecazdır; given sözcüğünün yaygın ‘belirli’ anlamı değildir. Given ile gift arasındaki bağlantı, her anı almanın şükretmek için bir neden olabileceği düşüncesini destekler.

Alıştırma

Bu parçada every moment is a given moment ne anlama gelir?

  1. Her an önceden planlanmıştır.
  2. Her an bir armağan gibi alınır.
  3. Her an aynı süre boyunca devam eder.
Cevabı göster

Her an bir armağan gibi alınır.

as we say.

2:22

farkına vararak.

It's a gift.

2:22

Bu bir hediyedir.

You have no way of assuring that there will be another moment given to you. Kalıp ifadeler

2:24

Size başka bir anın bahşedileceğini garanti etmenizin hiçbir yolu yoktur.

Kalıp ifadeler

have no way of assuring that: bir sonucu garanti edememek

have no way of + -ing yapısı, bir eylemi gerçekleştirmek için hiçbir yöntem ya da imkân olmadığını anlatır. Burada no way ifadesinden sonra of ve ardından -ing biçimindeki assuring gelir. Assuring that, kesinliği sağlanamayan sonucu, yani başka bir anın daha olacağını bildiren bölümü başlatır. Cümle yalnızca bilgi eksikliğini değil, geleceği garanti edememeyi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: We cannot predict the exact arrival time, so we ____ knowing when the bus will come.

Cevabı göster

have no way of

And yet, that's the most valuable thing that can ever be given to us. Notlar

2:29

Yine de, bu bize bahşedilebilecek en değerli şeydir.

Anlatım akışı

And yet: beklenmedik bir karşıtlık sunmak

Cümle başındaki And yet, yeni ifadeyi önceki düşünceye bağlarken beklenmedik bir karşıtlığa işaret eder. Anlamı kabaca yine de veya buna rağmen şeklindedir; dinleyen kişi önceki gerçeği aklında tutar ve ardından gelen yargının yine de geçerli olduğunu fark eder. Burada yet, düşüncelerin düzenlenmesini sağlar; not yet ifadesindeki gibi şimdiye kadar anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk cümlenin oluşturduğu beklentiyle çelişen bir sonucu And yet kullanarak anlatır?

  1. The forecast warned of heavy rain. And then, the sky stayed clear all afternoon.
  2. The forecast warned of heavy rain. And yet, the sky stayed clear all afternoon.
  3. The forecast warned of heavy rain. As a result, the sky stayed clear all afternoon.
Cevabı göster

The forecast warned of heavy rain. And yet, the sky stayed clear all afternoon.

Dilbilgisi

Bize verilebilecek en değerli şey

Bu ifade, bize verilebilecek her şey arasında değeri en yüksek olan şeyi anlatır. Yapının merkezi, üstünlük bildiren the most valuable thing isim öbeğidir; that can ever be given to us ise thing sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Bu bağlamda thing, daha önce sözü edilen ana gönderme yapar. Can olasılık bildirir, be given edilgen yapıdadır ve ever karşılaştırma alanını mümkün olan her duruma genişletir. Bu nedenle bütün yapı, yalnızca geçmişte bir kez verilen bir şeyi değil, “herhangi birinin bize verebileceği en değerli şeyi” anlatır.

Alıştırma

Üstünlük yapısını, ever sözcüğünü ve edilgen ilgi cümleciğini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. It is most useful advice that can ever giving to a new teacher.
  2. It is the most useful advice that can ever be given to a new teacher.
  3. It is the most useful advice that ever can gave to a new teacher.
Cevabı göster

It is the most useful advice that can ever be given to a new teacher.

This moment with all the opportunity that it contains.

2:34

İçerdiği tüm fırsatlarla birlikte bu an.

Does that mean Kalıp ifadeler

2:40

Bu

that we can be grateful for everything?

2:41

her şeye minnettar olabileceğimiz anlamına mı geliyor?

Kalıp ifadeler

Bu, … anlamına mı geliyor?

Does that mean that ...? önceki bir ifadenin yeni bir sonuca yol açıp açmadığını kontrol etmek için kullanılan bir sorudur. İlk that önceki düşünceye gönderme yapar; ikinci that ise kontrol edilen sonucu başlatır. Burada konuşan kişi, her anın bir hediye olduğu düşüncesinin her şey için minnettar olabileceğimiz sonucunu destekleyip desteklemediğini sorar. Bu, öncelikle bir tanım isteme sorusu değildir. Olası bir çıkarımı ortaya koyar ve karşı tarafın bunu doğrulamasına, reddetmesine veya sınırlandırmasına imkân verir.

Alıştırma

Son otobüs saat altıda kalkıyor. Bu gerçeğin taksiye binmemiz gerektiği sonucuna yol açıp açmadığını kontrol eden soruyu seçin.

  1. Does that means that we need to take a taxi?
  2. Does that mean that we need to take a taxi?
  3. What does that mean that we need to take a taxi?
Cevabı göster

Does that mean that we need to take a taxi?

Certainly not. Ton ve niyet

2:44

Kesinlikle hayır.

Ton ve niyet

Certainly not.: kesin ve güçlü bir hayır

Certainly not. kesin bir şekilde hayır demenin kısa ve net bir yoludur. Certainly, konuşanın hiç şüphesi olmadığını gösterir; bu nedenle cevap tereddüt veya belirsizlik ifade etmez. Tek başına bir cevap olarak önceki soruyu, öneriyi ya da sonucu kesin biçimde reddeder. Bir konuşma veya tartışmada, asıl düşünce açıklanmadan önce yanlış bir anlamayı hızla ortadan kaldırabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Does one mistake mean our whole project has failed?” diye soruyor. Bu sonucu tamamen ve kesin bir şekilde reddeden cevap hangisidir?

  1. Not necessarily.
  2. Probably not.
  3. Certainly not.
Cevabı göster

Certainly not.

We cannot be grateful for violence, Kalıp ifadeler

2:46

Şiddet için minnettar olamayız,

Kalıp ifadeler

be grateful for: minnettarlığın nedenini belirtmek

be grateful for + isim veya isim öbeği, bir kişiyi neyin minnettar hissettirdiğini anlatır. for edatı, değer verilen şeyi, eylemi veya nedeni tanıtır. We cannot be grateful for violence cümlesinde violence, olası minnettarlık nesnesi olarak for sözcüğünden sonra gelir ve cannot bu düşünceyi reddeder. Bu yapı tek başına bir şeyi onaylamak veya kabul etmek anlamına gelmez; o şeyin minnettarlık nedeni sayılıp sayılmadığını olumlu ya da olumsuz cümlenin tamamı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi minnettarlığın nedenini tanıtan edatla tamamlayın: I am grateful ____ your patience.

Cevabı göster

for

for war,

2:49

savaş için,

for oppression,

2:51

baskı için,

for exploitation.

2:51

sömürü için.

On the personal level, Anlatım akışı

2:53

Kişisel düzeyde,

we cannot be grateful for the loss of a friend,

2:54

bir arkadaşımızı kaybetmeye minnettar olamayız,

for unfaithfulness,

2:58

sadakatsizliğe,

for bereavement.

2:59

yasa.

Anlatım akışı

On the personal level ile tartışmanın kapsamını değiştirmek

On the personal level, ardından gelecek bölümün kapsamını belirler: Konuşmacı artık insanların özel yaşamlarındaki acıları ele almaktadır. Buradaki level, fiziksel yükseklik değil, tartışmadaki bir kategori veya bakış açısıdır. Bu ifade aynı zamanda bir geçiş görevi görür. Şiddet ve savaş gibi daha geniş kamusal örneklerden sonra kişisel deneyimlere geçildiğini gösterir ve dinleyicinin savın nasıl düzenlendiğini takip etmesini kolaylaştırır.

Alıştırma

Konuşmacı az önce bir politikanın tüm ülke üzerindeki etkilerini anlattı. Hangi cümle bireylerin yaşamları üzerindeki etkilere açıkça geçiş yapar?

  1. On the national level, the policy changed government spending.
  2. Historically, similar policies have been tried before.
  3. On the personal level, the policy changed how many families plan their day.
Cevabı göster

On the personal level, the policy changed how many families plan their day.

But I didn't say we can be grateful for everything. Anlatım akışı

3:01

Ama her şeye minnettar olabiliriz demedim.

I said we can be grateful in every given moment Kelime

3:05

Bize bahşedilen her an için,

for the opportunity.

3:09

fırsatlara minnettar olabiliriz dedim.

Anlatım akışı

I didn't say ... I said ... ile bir yanlış anlamayı düzeltmek

I didn't say X. I said Y. bir yanlış anlamayı düzeltme kalıbıdır. İlk bölüm, konuşmacıya yanlışlıkla atfedilen bir iddiayı reddeder; ikinci bölüm ise konuşmacının gerçekte söylediği iddiayı belirtir. Bu cümlede karşıtlık mantıksal odağı değiştirir: her şey için minnettar olmak değil, her anda o sırada bulunan fırsat için minnettar olmak. I said ifadesinin tekrarlanması amaçlıdır, çünkü düzeltmenin kolayca takip edilmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi tam I didn't say X; I said Y düzeltme kalıbıyla tamamlayın: I ____ the meeting was canceled; I ____ it was moved online.

Cevabı göster

didn't say · said

Kelime

be grateful in every given moment: in ve for sözcüklerinin görevleri

be grateful in every given moment ifadesinde in, minnettarlığın hissedilebildiği zamanı veya durumu gösterir. Kişinin her anı yaşarken minnet duyabileceği anlamına gelir; o anda gerçekleşen her şeyin minnettarlığı hak ettiğini söylemez. Ardından gelen for the opportunity, minnettarlığın asıl nedenini veya yöneldiği şeyi belirtir. Böylece zor bir durum ile onun içinde bulunan değerli bir şey ayrılır: kişi fırsat için minnettar olabilir, ancak zararın veya zorluğun kendisi için minnettar olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Hangi cümle zor anın yalnızca durum, arkadaş desteğinin ise minnettarlığın nedeni olduğunu anlatır?

  1. I was grateful after that difficult moment for my friend's support.
  2. I was grateful for that difficult moment and for my friend's support.
  3. I was grateful in that difficult moment for my friend's support.
Cevabı göster

I was grateful in that difficult moment for my friend's support.

And even when we are confronted with something that is terribly difficult, Kalıp ifadeler

3:11

Ve son derece zor bir şeyle karşı karşıya kalsak bile,

Kalıp ifadeler

we are confronted with: bir sorunla veya zor durumla yüzleşmek

Be confronted with + isim, sorun, seçim, gerçek veya zor durum gibi dikkat gerektiren bir şeyle yüzleşmek ya da karşılaşmak anlamına gelir. Cümlede something terribly difficult, konuşmacının yüzleşmek zorunda olduğu durumdur. İfade edilgen yapıdadır ve çoğu zaman sorunu kimin ya da neyin getirdiğini söylemez. Başka biriyle yüz yüze çatışma olması gerekmez; with sözcüğünden sonra bir zorluk, gerçek veya durum gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki edilgen kalıpla tamamlayın: During the expedition, the hikers were ____ a sudden storm that blocked the trail.

Cevabı göster

confronted with

we can rise to this occasion Deyimler

3:18

bu durumun üstesinden gelebilir

Deyimler

can rise to this occasion: mevcut zorluğun üstesinden gelmek

Can rise to this occasion, “bu zor anda gereken yetenek, cesaret veya çabayı göstererek durumun üstesinden gelebiliriz” demektir. Burada rise mecazidir; fiziksel olarak ayağa kalkmak anlamına gelmez. Occasion da tören değil, karşılık verilmesi gereken zorlu bir durum veya an anlamındadır. Yerleşik kalıbın olağan biçimi rise to the occasion şeklindedir. This occasion daha önce söz edilen belirli zor ana işaret eder; can ise grubun bunun üstesinden gelebileceğine duyulan güveni anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede rise to the occasion, zor bir anda gereken performansı göstermek anlamında kullanılmıştır?

  1. At the ceremony, Sam rose from his seat when his name was called.
  2. Sam planned the special occasion for Friday evening.
  3. When the lead actor became ill, Sam rose to the occasion and performed the role confidently.
Cevabı göster

When the lead actor became ill, Sam rose to the occasion and performed the role confidently.

and respond to the opportunity Kalıp ifadeler

3:20

ve bize bahşedilen

Kalıp ifadeler

respond to the opportunity: fırsata eylemle karşılık vermek

Respond to the opportunity, bir fırsata ya da harekete geçme imkânına tepki vermek; çoğu zaman da seçim yapmak veya eyleme geçmek demektir. Respond yalnızca sözlü bir cevap vermekle sınırlı değildir; birinin soyut bir duruma karşı ne yaptığını da anlatabilir. Burada opportunity, zor bir anın içindeki hareket etme olasılığıdır. Tepkiyi doğuran şeyden önce respond ile to kullanılır: respond to + isim. Tepkinin hangi eylemle verildiğini belirtmek için respond to ... by + -ing kullanılır; örneğin respond to the opportunity by applying.

Alıştırma

Respond sonrasında gereken edatı yazarak cümleyi tamamlayın: When the library invited volunteers, Amir responded ____ the opportunity by signing up.

Cevabı göster

to

that is given to us.

3:23

fırsata karşılık verebiliriz.

So, how can each one of us find a method for living gratefully? Kalıp ifadeler

3:25

Peki, her birimiz minnettar yaşamak için nasıl bir yöntem bulabiliriz?

Kalıp ifadeler

each one of us: her üye ayrı ayrı

Each one of us, bir gruptaki herkesin ayrı ayrı ele alınması anlamına gelir. one tekil olsa da each, ifadenin yalnızca bir kişiyi değil bütün üyeleri kapsamasını sağlar. Bir dinleyici grubuna yöneltilen soruda we ifadesinden daha kişisel ve kapsayıcı gelir; çünkü her dinleyiciyi kendi payını düşünmeye davet eder.

Alıştırma

"Each one of us has a role," cümlesinde each one of us neyi vurgular?

  1. Gruptaki yalnızca bir üye.
  2. Gruptaki her üye, ayrı ayrı ele alınarak.
  3. Konuşanın grubunun dışındaki herkes.
Cevabı göster

Gruptaki her üye, ayrı ayrı ele alınarak.

Not just once in a while being grateful, Dilbilgisi

3:31

Sadece arada bir minnettar olmak değil,

but moment by moment to be grateful. Kalıp ifadeler

3:32

an be an minnettar olmak için.

Dilbilgisi

Not just A, but B: B'yi ana nokta yapmak

not just A, but B kalıbı, A'nın tek başına fazla sınırlı olduğunu belirtir ve ardından B'yi ekler ya da düşünceyi B'ye taşır. Ana vurgu normalde B'nin üzerindedir. Burada ara sıra minnet duymak sınırlı düşünce, her an minnet duymak ise daha güçlü hedeftir. Not bütün iletiyi olumsuz yapmaz; yalnızca A'nın yeterli olmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıp not just ... but ... ile tamamlayın: Good teamwork means ____ sharing ideas, ____ listening to others.

Cevabı göster

not just · but

Kalıp ifadeler

moment by moment: anbean

Moment by moment, “sürekli olarak, anbean” demektir. Burada minnettar olmanın yalnızca bir kez yapılan bir şey değil, devam eden bir uygulama olduğunu gösterir. Bu yapıda by sözcüğünün iki yanında aynı zaman adı tekrarlanır. moment by moment ve day by day gibi yerleşik ifadelerde bu kalıp, bir eylem ya da değişimi art arda gelen birimler boyunca ilerleyen bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi moment ile kurulan ve “sürekli olarak, anbean” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: She learned to stay calm ____.

Cevabı göster

moment by moment

How can we do it?

3:35

Bunu nasıl yapabiliriz?

It's a very simple method.

3:36

Çok basit bir yöntem.

Stop, Anlatım akışı

3:39

Dur,

look,

3:40

bak,

go.

3:41

git.

Anlatım akışı

Stop, look, go: üç emirden oluşan bir sıra

Stop, look, go. tek bir yöntemi üç kısa ve paralel emir cümlesine dönüştürür: önce dur, sonra gözlemle ve son olarak harekete geç. Aynı dil bilgisi biçiminin kullanılması sırayı takip etmeyi ve hatırlamayı kolaylaştırır. Bu sırada go, baktıktan sonra ilerlemek ve harekete geçmek anlamına gelir. Yalnızca bir yerden ayrılmak demek değildir.

Alıştırma

Hangi ifade, açık ve akılda kalıcı bir süreç sunmak için üç paralel emir kullanır?

  1. Pause, check, decide.
  2. A pause, a careful check, and a decision were made.
  3. You should pause because checking is important before a decision.
Cevabı göster

Pause, check, decide.

That's all.

3:43

Hepsi bu.

But how often do we stop? Ton ve niyet

3:44

Peki ne sıklıkla dururuz?

Ton ve niyet

But how often do we stop? ifadesinin retorik soru olarak kullanımı

Biçim olarak How often do we stop? sıklık sorar. Burada konuşmacı bunu retorik bir soru olarak kullanır ve kesin bir sayı beklemez. İma edilen cevap “pek sık değil”dir; soru, dinleyicilerin ne kadar seyrek durduğunu fark etmesini sağlar. Bir konuşmada retorik soru, insanların kendi alışkanlıklarını incelemesini sağlayabilir ve konuşmacının sonraki düşüncesine zemin hazırlayabilir. But, durma düşüncesi ile insanların genellikle yaptıkları arasında karşıtlık kurar.

Alıştırma

“But how often do we stop?” retorik sorusu temelde neyi ima eder?

  1. İnsanların tam olarak kaç kez durduklarını söylemeleri gerekir.
  2. İnsanların durmak için fiziksel bir yer seçmeleri gerekir.
  3. İnsanlar yoğun yaşamlarında nadiren durup mola verir.
Cevabı göster

İnsanlar yoğun yaşamlarında nadiren durup mola verir.

We rush through life. Deyimler

3:47

Hayatı aceleyle yaşarız.

Deyimler

rush through life: hayatı fazla acele yaşayarak geçirmek

rush through + bir etkinlik ya da süreç, ona yeterince zaman veya dikkat ayırmadan çok hızlı yapmak ya da yaşamak anlamına gelir. Burada life bir süreç olarak ele alınır; bu nedenle We rush through life, sürekli acele içinde yaşadığımızı ve önemli deneyimleri kaçırabileceğimizi anlatır. Bu kullanım çoğu zaman eleştiri veya pişmanlık duygusu taşır. through sözcüğünden sonra yemek, kitap ya da toplantı gibi başka bir süreç gelebilir. Temel düşünce, fiziksel olarak bir yerden koşarak geçmek değil, o süreci gereğinden hızlı yaşamaktır.

Alıştırma

“Maya rushed through her homework and made several careless mistakes.” cümlesini okuyun. rushed through ne anlama gelir?

  1. Ödevine başlamadan önce uzun süre bekledi.
  2. Koşarken ödevini yanında taşıdı.
  3. Ödevini çok hızlı ve yeterince özen göstermeden tamamladı.
Cevabı göster

Ödevini çok hızlı ve yeterince özen göstermeden tamamladı.

We don't stop.

3:49

Durmayız.

We miss the opportunity because we don't stop. Kalıp ifadeler

3:50

Durmadığımız için fırsatı kaçırırız.

Kalıp ifadeler

miss the opportunity: bir fırsatı değerlendirememek

We miss the opportunity ifadesinde miss, “bir fırsatı değerlendirememek veya kullanamamak” anlamındadır; “yanında olmayan birini özlemek” anlamında değildir. Fırsat vardır, ancak zamanında değerlendirilmez. Yaygın yapı miss an/the opportunity to + fiilin yalın hâli şeklindedir: She missed the opportunity to ask a question. Bu tür herhangi bir fırsattan söz ederken an, hangi belirli fırsat olduğu zaten belliyse the kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede miss “bir fırsatı değerlendirememek” anlamındadır?

  1. Maya misses her cousin who lives far away.
  2. Maya missed the bus and had to walk.
  3. Maya missed the opportunity to join the science club.
Cevabı göster

Maya missed the opportunity to join the science club.

We have to stop,

3:54

Durmalıyız,

we have to get quiet, Kalıp ifadeler

3:56

sessizleşmeliyiz

Kalıp ifadeler

get quiet: sessiz bir duruma geçmek

Get quiet “sessizleşmek” demektir: konuşma, gürültü veya hareketlilik durumundan sessiz bir duruma geçmeyi anlatır. Quiet denen bir şeyi “elde etmek” anlamına gelmez. Burada get, ardından quiet sıfatının geldiği bir bağ fiilidir. get + sıfat yapısı, get tired veya get cold örneklerinde olduğu gibi genellikle bir durum değişimini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle gürültülü bir durumdan sessizliğe geçişi en açık biçimde gösterir?

  1. The class got quiet when the teacher raised her hand.
  2. The class stayed quiet until lunch.
  3. The class was quiet during the test.
Cevabı göster

The class got quiet when the teacher raised her hand.

and we have to build stop signs into our lives. Deyimler

3:58

ve hayatımıza dur işaretleri koymalıyız.

Deyimler

build stop signs into our lives: duraklamaları hayatın bir parçası yapmak

Burada stop signs, harekete geçmeden önce durmamızı sağlayan hatırlatıcılar veya alışkanlıklar için kullanılan bir metafordur. Konuşan kişi günlük hayata gerçek trafik levhaları yerleştirmekten söz etmiyor. build X into Y kalıbı, X'i bilinçli olarak daha büyük bir sistemin, rutinin veya planın parçası hâline getirmek demektir. Bu nedenle build stop signs into our lives, günlük yaşamda durmak, çevremizde olanları fark etmek ve düşünmek için düzenli yollar oluşturmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede build X into Y, “X'i planlı biçimde Y'nin bir parçası yapmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. We built short breaks into our daily schedule.
  2. We took short breaks out of our daily schedule.
  3. We built a road sign beside the school.
Cevabı göster

We built short breaks into our daily schedule.

And when you stop,

4:04

Ve durduğunuzda,

then the next thing is to look. Anlatım akışı

4:05

sıradaki şey bakmaktır.

Anlatım akışı

then the next thing is to look: sonraki adımı belirtmek

Then açıklamayı zaman sırasına göre ileri taşır; the next thing ise durma eyleminden sonra gelen harekete işaret eder. Burada thing fiziksel bir nesne değil, “görev veya eylem” anlamındadır. the next thing is to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir süreçteki sonraki adımı tanıtır. the next thing is to look, “sonraki adım bakmaktır” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede sonraki adımı tanıtmak için the next thing is to + fiil yapısı kullanılmıştır?

  1. First, turn off the power. Then the next thing is to unplug the machine.
  2. The next thing is a small machine on the table.
  3. First, turn off the power, because the machine is heavy.
Cevabı göster

First, turn off the power. Then the next thing is to unplug the machine.

You look,

4:07

Bakarsınız,

you open your eyes,

4:08

gözlerinizi açarsınız,

you open your ears,

4:09

kulaklarınızı açarsınız,

you open your nose,

4:11

burnunuzu açarsınız,

you open all your senses for this wonderful richness that is given to us. Deyimler

4:12

bize bahşedilen bu harika zenginlik için tüm duyularınızı açarsınız.

Deyimler

open all your senses: bütün duyuları kullanmak

Burada open all your senses bir mecazdır: görme, işitme, koku alma, tat alma ve dokunma duyularını olabildiğince tam ve dikkatli kullanmak anlamına gelir. Duyular, kapı gibi fiziksel olarak açılabilen şeyler değildir. Daha genel olarak open + algıyla ilgili bir bölüm, open your eyes veya open your mind örneklerinde olduğu gibi bir şeyi fark etmeye ya da anlamaya hazır hâle gelmeyi anlatır. All, yalnızca bir değil, birden fazla duyunun kullanılmasını vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede open all your senses ne anlama geliyor?

  1. Çevrendekileri fark etmek için bütün duyularını kullanmak.
  2. Vücudun duyu organlarının kilidini fiziksel olarak açmak.
  3. Görebildiklerin dışındaki her şeyi görmezden gelmek.
Cevabı göster

Çevrendekileri fark etmek için bütün duyularını kullanmak.

There's no end to it. Deyimler

4:18

Bunun sonu yoktur.

Deyimler

There's no end to it: sınırsız görünmek

There's no end to it, bir şeyin miktar, çeşitlilik veya süre bakımından sınırsız göründüğünü anlatır. Buradaki end, fiziksel bir varış noktası değil, soyut bir sınırdır. It zamiri daha önce sözü edilen bir şeye gönderme yapar. Yeniden kullanılabilecek kalıp There is no end to + isim veya zamirdir; örneğin There's no end to the possibilities.

Alıştırma

Bir fikir listesi sürekli büyüyor. Bu duruma en uygun cümle hangisidir?

  1. Let's put an end to it.
  2. It came to an end.
  3. There's no end to it.
Cevabı göster

There's no end to it.

That is what life is all about, Deyimler

4:19

Hayatın anlamı da budur zaten,

to enjoy,

4:21

tadını çıkarmak,

to enjoy what is given to us.

4:23

bize verilenlerin tadını çıkarmak.

Deyimler

what life is all about: hayatın temel amacını belirtmek

Bu cümlede what life is all about, “hayatın temel noktası veya amacı” anlamına gelir. what ile başlayan bölüm, is sonrasında bir isim öbeği gibi görev yapar; ardından gelen to enjoy ifadesi de konuşanın bu temel nokta olarak neyi gördüğünü açıklar. Farklı durumlarda kullanılabilen what X is all about kalıbı, X'in en önemli yanını veya temel amacını belirtir. Buradaki all about yalnızca hayatın konusunu tanıtmaz.

Alıştırma

Cümleyi what ... is all about kalıbıyla ve this community project sözleriyle tamamlayın: Helping neighbors is ____.

Cevabı göster

what this community project is all about

And then we can also open our hearts, Deyimler

4:25

Ve sonra kalplerimizi de açabiliriz,

our hearts for the opportunity.

4:28

fırsatlara kalplerimizi.

Deyimler

open our hearts: duygusal olarak açık hâle gelmek

Open our hearts mecazlı bir ifadedir. Bir organı fiziksel olarak açmak değil; hissetmeye, önemsemeye, güvenmeye veya kabul etmeye istekli hâle gelmek demektir. Bu cümlede our hearts, duygusal açıklığı ve iyi niyeti temsil eder. Yaygın ve farklı durumlarda kullanılabilen kalıp open one's heart to + bir kişi, duygu, düşünce veya olasılıktır: open your heart to new friendships. İyelik sözcüğü özneye göre değişir.

Alıştırma

Bu cümlede open her heart ne anlama gelir? After hearing his honest apology, Lena opened her heart to him again.

  1. Onun özrünü yalnızca mantıksal bir sav olarak inceledi.
  2. Ona tıbbi bir işlem uyguladı.
  3. Ona yeniden güvenmeye ve onu kabul etmeye duygusal olarak istekli hâle geldi.
Cevabı göster

Ona yeniden güvenmeye ve onu kabul etmeye duygusal olarak istekli hâle geldi.

For the opportunity is also to help others,

4:31

Çünkü fırsat aynı zamanda başkalarına yardım etmektir,

to make others happy because nothing makes us more happy than when all of us are happy. Dilbilgisi

4:34

başkalarını mutlu etmektir çünkü hepimizin mutlu olduğu anlardan daha çok bizi mutlu eden bir şey yoktur.

Dilbilgisi

nothing makes us more happy than ...: karşılaştırmayla en yüksek dereceyi anlatmak

Nothing makes us more happy than ... ifadesi, en yüksek dereceyi anlatmak için nothing sözcüğünü more happy karşılaştırma biçimi ve than ile birleştirir. Başka hiçbir durumun bizi daha mutlu etmediği anlamına gelir. Nothing bütün düşünceyi olumsuz yapmaz; daha güçlü etkiye sahip diğer tüm seçenekleri dışarıda bırakır. Bu cümlede when all of us are happy, en büyük mutluluğu getiren durumu belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Nothing makes + kişi + karşılaştırmalı sıfat + than + isim, -ing öbeği veya yan cümledir.

Alıştırma

Hayvan barınağında yardım etmenin Omar'ı en mutlu eden şey olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Helping at the animal shelter never makes Omar happy.
  2. Nothing makes Omar happier than helping at the animal shelter.
  3. Nothing makes Omar happy when he helps at the animal shelter.
Cevabı göster

Nothing makes Omar happier than helping at the animal shelter.

And when we open our hearts to the opportunities,

4:39

Ve kalplerimizi fırsatlara açtığımızda,

the opportunities invite us to do something. Deyimler

4:43

fırsatlar bizi bir şeyler yapmaya davet eder.

Deyimler

the opportunities invite us to do something: soyut bir düşünceyi kişileştirmek

The opportunities invite us to do something ifadesi, soyut opportunities ismini birini davet edebilen bir insan gibi hareket ettirir. Bu bir kişileştirmedir; yani gerçek bir davet söylenmez veya gönderilmez. Burada invite us to do something, fırsatların bizi harekete geçmeye teşvik ettiği ya da çağırdığı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilecek şey veya durum + invites + kişi + to mastarı kalıbı, bir eylemi doğal ve çekici bir karşılık olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede invite, örnektekiyle aynı tür kişileştirmeyle kullanılmıştır?

  1. The quiet path invited us to explore the woods.
  2. Our guide invited us to join the afternoon walk.
  3. Mina printed invitations for the school concert.
Cevabı göster

The quiet path invited us to explore the woods.

And that is the third.

4:47

Ve bu üçüncüsüdür.

Stop,

4:48

Dur,

look,

4:49

bak

and then go,

4:50

ve sonra git,

and really do something.

4:51

ve gerçekten bir şeyler yap.

And what we can do

4:53

Ve yapabileceğimiz şey

is whatever life offers to you in that present moment. Dilbilgisi

4:54

o anda hayatın size sunduğu her neyse odur.

Dilbilgisi

whatever life offers to you: kapsamı açık bir whatever yan cümlesi

Whatever life offers to you, hayatın sana sunduğu herhangi bir şey anlamına gelen, öncülü olmayan bir ilgi yan cümlesidir. Whatever kapsamı açık bırakır: şey, deneyim veya fırsat önceden belirlenmez. Burada whatever, konuşanın umursamadığı anlamına gelmez. Hayatın sunabileceği her olasılığın kapsandığını belirtir. Yan cümlenin tamamı is sonrasında bir isim öbeği gibi görev yapar ve anything that life offers to you ile aynı değerdedir.

Alıştırma

Arkadaşının seçtiği herhangi bir kitabı okumaya razısın. Bu açık seçimi hangi cümle anlatır?

  1. I'll ask what you chose for me.
  2. I'll read the book you chose for me.
  3. I'll read whatever you choose for me.
Cevabı göster

I'll read whatever you choose for me.

There is a wave of gratefulness because people are becoming aware Notlar

4:59

Bir minnettarlık dalgası var çünkü insanlar

Deyimler

a wave of gratefulness: dalga gibi yayılan minnettarlık

A wave of gratefulness ifadesinde wave mecaz anlamdadır. Gratefulness, yani minnettarlık duygusu, yükselen, gelen veya yayılan bir dalga gibi sunulur. A wave of + isim kalıbı bir duyguyu, tepkiyi veya olaylar dizisini çoğu zaman ani ve güçlü bir şey olarak gösterir. Burada gerçek bir deniz dalgası değil, minnettarlığın birçok insan arasında arttığı anlatılır.

Alıştırma

Hangi cümlede a wave of, bir duygunun aniden bir gruba yayılmasını anlatır?

  1. A feeling of excitement stayed with Mia all week.
  2. The crowd watched a wave break near the shore.
  3. A wave of excitement swept through the crowd.
Cevabı göster

A wave of excitement swept through the crowd.

how important this is,

5:04

bunun ne kadar önemli olduğunun

and how this can change our world.

5:05

ve bunun dünyamızı nasıl değiştirebileceğinin farkına varıyorlar.

Dilbilgisi

are becoming aware how ...: gelişen farkındalık ve gömülü how yan cümleleri

Are becoming aware, anlayışta bir değişim olduğunu gösterir: insanlar bir şeyi zaten biliyor olma durumunda değildir; onu yavaş yavaş fark etmeye başlar. İki how yan cümlesi, insanların neyin farkına vardığını açıklar. Bunlar doğrudan soru değil, cümle içine yerleştirilmiş içerik yan cümleleri olduğu için how important this is biçimindeki bildirme cümlesi sırasını kullanır; how important is this denmez. Verilen parçada ikinci yapı our sözcüğünden sonra kesildiği için tamamlanmamıştır; our sözcüğünün ardından hâlâ bir isim gelmelidir.

Alıştırma

Hangi cümle farkındalığın geliştiğini doğal biçimde anlatır ve how yan cümlesinde bildirme cümlesi sırasını kullanır?

  1. People are becoming aware how much water do they waste?
  2. People are becoming aware how much water they waste.
  3. People are becoming aware how do they waste water.
Cevabı göster

People are becoming aware how much water they waste.

Because if you're grateful, Dilbilgisi

5:08

Çünkü eğer minnettarsanız,

you're not fearful.

5:10

korkmazsınız.

And if you're not fearful,

5:12

Ve eğer korkmazsanız,

you are not violent.

5:14

şiddet yanlısı olmazsınız.

Dilbilgisi

Because if ..., ... And if ..., ...: A → B → C zinciri kurmak

İki if cümlesi, iki ayrı koşul değil, bir zincir oluşturur. Önce minnettar olmanın korkmamaya yol açtığı öne sürülür. Ardından ilk sonuç olan not being fearful, bir sonraki sonuç olan not being violent için koşul olarak tekrarlanır. Bu A → B, B → C düzeni, akıl yürütmeyi takip etmeyi kolaylaştırır. Because, zincirin tamamını daha önce söylenen bir iddiaya bağlar ve bunun konuşmacının sunduğu gerekçe olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle çifti ilk sonucu sonraki koşula dönüştürerek açık bir A → B → C zinciri kurar?

  1. If I leave late, I hit traffic. And if I hit traffic, I miss the meeting.
  2. If I miss the bus, I call a taxi. And if I wake up early, I make breakfast.
  3. If I leave late, I hit traffic. And if it rains, I take an umbrella.
Cevabı göster

If I leave late, I hit traffic. And if I hit traffic, I miss the meeting.

If you're grateful,

5:15

Eğer minnettarsanız,

you act out of a sense of enough, Kalıp ifadeler

5:17

bir kıtlık hissinden değil,

and not out of a sense of scarcity,

5:19

bir yeterlilik hissinden hareket edersiniz

Kalıp ifadeler

act out of a sense of enough, not scarcity: yokluk değil, yeterlilik duygusuyla hareket etmek

Burada act out of a sense of ..., bir duygu veya düşünce biçiminin yaptıklarınıza yön vermesi anlamına gelir. out of eylemin nedenini belirtir; bir yerin içinden dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. A sense of enough, sahip olduklarınızın yeterli olduğu hissidir; a sense of scarcity ise yeterli olmadığı hissidir. A, and not B kalıbı, eylemin kaynağının ikinci değil birinci düşünce biçimi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede act out of bir eylemin nedenini göstermek için kullanılmıştır?

  1. The class acted out a scene from the book.
  2. She acted out of a sense of responsibility by returning the lost wallet.
  3. The child acted out because he was frustrated.
Cevabı göster

She acted out of a sense of responsibility by returning the lost wallet.

and you are willing to share. Kalıp ifadeler

5:22

ve paylaşmaya istekli olursunuz.

Kalıp ifadeler

are willing to share: yetenek değil, paylaşma isteği

Be willing to ve ardından fiilin yalın biçimi, bir şeyi yapmayı seçmek veya kabul etmek anlamına gelir. are willing to share ifadesinde are, you öznesiyle uyumludur ve share, to sözcüğünden sonra yalın biçimde kalır. Bu yapı yeteneği değil, istekliliği anlatır. Bir kişi paylaşmaya istekli olup bunu yapamayabilir ya da paylaşabilecek durumda olup bunu istemeyebilir.

Alıştırma

Leo'nun fazladan keçeli kalemleri var ve arkadaşlarının bunları kullanmasına izin vermeye karar verdi. Hangi cümle onun paylaşma seçimine odaklanır?

  1. Leo is willing to share his markers.
  2. Leo is able to share his markers.
  3. Leo is required to share his markers.
Cevabı göster

Leo is willing to share his markers.

If you're grateful,

5:23

Eğer minnettarsanız,

you are enjoying the differences between people,

5:25

insanlar arasındaki farklılıkların tadını çıkarırsınız

and you are respectful to everybody. Kalıp ifadeler

5:28

ve herkese saygı duyarsınız.

Kalıp ifadeler

you are respectful to everybody: saygı göstermeyi anlatan sıfat yapısı

Burada respectful, insanlara nasıl davrandığını anlatan bir sıfattır. you are respectful to everybody cümlesinde are, you öznesini bu özellikle bağlar; to everybody ise saygılı davranılan kişileri gösterir. Cümlenin anlamı, her insana saygılı davranmandır. Kullanılabilir yapı be respectful to veya be respectful toward + kişi ya da gruptur. respectful bir sıfat olduğu için tek başına fiil olarak kullanılamaz; fiil olarak respect everybody denir.

Alıştırma

Bir gruba karşı nazik davranmayı anlatan doğru yapıya sahip cümleyi seçin.

  1. Please be respect to everyone in the group.
  2. Please be respectful to everyone in the group.
  3. Please respectful everyone in the group.
Cevabı göster

Please be respectful to everyone in the group.

And that changes this power pyramid under which we live. Notlar

5:30

Ve bu, altında yaşadığımız güç piramidini değiştirir.

Deyimler

power pyramid: katmanlı bir güç yapısını anlatan bir mecaz

Power pyramid, gücün katmanlar halinde düzenlendiği bir hiyerarşiyi anlatan bir mecazdır. Bir toplumu veya grubu piramit olarak düşünür: genellikle üstte daha fazla denetime sahip daha az kişi, altta ise daha az güce sahip daha çok kişi bulunur; ancak düzenin ayrıntıları bağlama göre değişir. Bu cümlede ifade gerçek bir piramidi anlatmaz. İnsanların altında yaşadığı eşitsiz güç ilişkilerini anlatır; bu nedenle change this power pyramid, bu toplumsal veya kurumsal yapıyı değiştirmek anlamına gelir.

Alıştırma

power pyramid ifadesini katmanlı bir güç yapısının mecazı olarak kullanan cümleyi seçin.

  1. The museum displayed a stone pyramid that was built by an ancient civilization.
  2. The engineer calculated the height of the pyramid before construction began.
  3. The reform gave local workers a voice and began to reshape the company's power pyramid.
Cevabı göster

The reform gave local workers a voice and began to reshape the company's power pyramid.

Dilbilgisi

under which we live: edatın öne alındığı ilgi cümleciği

Under which we live, this power pyramid ifadesini niteler. Which, power pyramid ifadesine gönderme yapar; under ise yaşama eylemini bu yapıyla ilişkilendirir. Yani insanlar bir nesnenin gerçek anlamda altında değil, bu yapının gücüne tabi olarak ya da onun içinde yaşar. Under edatı which sözcüğünden önce gelir. Bu, resmî ‘edat + ilgi zamiri’ kalıbıdır. Daha konuşma diline yakın biçimler the power pyramid which we live under ve the power pyramid that we live under şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle resmî ‘edat + which’ ilgi cümleciği kalıbını doğru kullanır?

  1. The rules which under the club operates are clear.
  2. The rules under that the club operates are clear.
  3. The rules under which the club operates are clear.
Cevabı göster

The rules under which the club operates are clear.

What we need is a networking of smaller groups, Dilbilgisi

5:34

İhtiyacımız olan şey, birbirini tanıyan,

Dilbilgisi

What we need is ...: cevabı odak noktasına getirmek

What we need, “ihtiyaç duyduğumuz şey” anlamına gelen bir isim cümleciğidir. What we need cümleciğinin tamamı özne görevi görür; dolayısıyla bu bir bildirme cümlesidir, What do we need? sorusu değildir. What we need is X kalıbı önce ihtiyacı ortaya koyar, ardından önemli cevap olan X’i is sözcüğünden sonra verir. Genellikle “Gerçekten ihtiyacımız olan şey X’tir” anlamına gelir ve bir çözümü ya da önceliği vurgulamaya yardım eder.

Alıştırma

“İhtiyacımız olan şey daha fazla zamandır” anlamını vermek için cümleyi dersteki odak yapısıyla tamamlayın: ____ more time.

Cevabı göster

What we need is

smaller and smaller groups who know one another, Kalıp ifadeler

5:39

birbiriyle etkileşime giren daha küçük,

who interact with one another,

5:42

giderek daha küçük grupların oluşturduğu bir ağdır

Kalıp ifadeler

one another: bir gruptaki karşılıklı ilişkiler

One another karşılıklılık bildiren bir zamirdir: bir gruptaki kişilerin eylemi birbirlerine karşı yaptığını gösterir. Burada grup üyeleri birbirlerini tanır ve birbirleriyle etkileşim kurar; yani ilişki tek yönlü değildir. İfade her fiille farklı biçimde bağlanır: know doğrudan one another alır, interact ise interact with someone kalıbını kullanır. Bu nedenle interact with one another denir.

Alıştırma

Hangi cümle gruptaki her üyenin hem yardım ettiğini hem de yardım aldığını anlatır?

  1. One club member helps the others during busy events.
  2. The club members help one another during busy events.
  3. The club members help another person during busy events.
Cevabı göster

The club members help one another during busy events.

and that is a grateful world.

5:44

ve minnettar bir dünya budur.

Experiencing gratitude is closely tied to our ability to express generosity, Kalıp ifadeler

5:48

Minnettarlık deneyimlemek, insan olmanın kalbindeki bir özellik olan

Kalıp ifadeler

is closely tied to: güçlü bir bağlantıyı ifade etmek

Is closely tied to, “bir şeyle güçlü bir bağlantısı olmak” anlamına gelir. Tied burada mecazidir: minnettarlık ile cömertliği ifade etme becerisi fiziksel olarak birbirine bağlanmış değildir; aralarında yakın bir ilişki vardır. Tekrar kullanılabilen kalıp A + be + closely tied to + B şeklindedir. Burada to bir edattır; bu nedenle B bir isim, zamir veya -ing biçimi olabilir. İfade yakın bir ilişki belirtir, ancak tek başına A’nın B’ye neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi be closely tied to ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Good sleep ____ better concentration in class.

Cevabı göster

is closely tied to

a trait at the heart of what it means to be human. Deyimler

5:54

cömertliği ifade etme yeteneğimizle yakından bağlantılıdır.

Deyimler

at the heart of what it means to be human: insan olmanın özünde yer alan

At the heart of X, “X'in merkezinde olmak” veya “X için vazgeçilmez olmak” anlamına gelen bir benzetmedir. Buradaki heart vücuttaki organı anlatmaz. What it means to be human, insan yaşamını tanımlayan nitelik ve değerleri ifade eder. İfade bir bütün olarak bu özelliğin insan olmanın temel bir parçası olduğunu söyler.

Alıştırma

Burada at the heart of what it means to be human ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak bir insanın kalbinin içindedir.
  2. İnsan yaşamıyla ilgili önemsiz bir ayrıntıdır.
  3. İnsan olmanın merkezi ve vazgeçilmez bir parçasıdır.
Cevabı göster

İnsan olmanın merkezi ve vazgeçilmez bir parçasıdır.

Explore the potential of small acts of generosity to ripple out and change the world Notlar

5:57

Küçük cömertlik eylemlerinin dalgalanarak dünyayı değiştirme potansiyelini

Kalıp ifadeler

small acts of generosity: act of + soyut isim

An act of + soyut isim yapısı, bir niteliği veya düşünceyi belirli ve sayılabilir bir eyleme dönüştürür. An act of generosity, cömertliği gösteren tek bir eylemdir; çoğul acts ise bu tür birkaç eylemi anlatır. Small sözcüğü acts sözcüğünü niteler. Bu nedenle eylemler küçük çaplı olsa da cömertlik gösterebilir. Burada acts “eylemler” anlamındadır, bir tiyatro oyununun bölümleri anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi act of + generosity ismiyle tamamlayın: Paying for a stranger's meal was an ____.

Cevabı göster

act of generosity

Deyimler

ripple out and change the world: etkinin dalga dalga yayılması

Burada ripple out bir mecazdır. Suya bir şey değdiğinde halkaların dışa doğru yayılması gibi, küçük cömertlik davranışlarının etkileri de bir kişiden veya durumdan başkalarına yayılabilir. and change the world olası sonucu çok büyük bir ölçekte sunar. Cümleye ilham verici bir anlam katar: küçük bir davranış daha geniş bir değişim zinciri başlatabilir. Bu ifade gerçek su dalgalarından söz etmez ve dünyanın hemen değişeceğini garanti etmez.

Alıştırma

'A small act of kindness can ripple out across a community,' cümlesinde ripple out ne anlama gelir?

  1. Herkesi hemen değiştirmesi gerekir.
  2. Gerçek su dalgaları oluşturabilir.
  3. Etkisi bir kişiden diğerine giderek yayılabilir.
Cevabı göster

Etkisi bir kişiden diğerine giderek yayılabilir.

with Chris Anderson's book Infectious Generosity.

6:02

Chris Anderson'ın Infectious Generosity (Bulaşıcı Cömertlik) kitabıyla keşfedin.

Grab a copy here.

6:06

Buradan bir kopyasını alın.