Polinezyalı kaşifler Pasifik Okyanusu'nda nasıl yön buluyordu? - Alan Tamayose ve Shantell De Silva: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
684 kelime 145 kel/dk

Video özeti: Bu ders, Polinezyalı denizcilerin modern seyir araçları olmadan güneşi, yıldızları, okyanus kabarmalarını, bulutları, kuşları ve diğer doğal işaretleri okuyarak uçsuz bucaksız Pasifik’i nasıl geçtiğini anlatıyor. Eski yerleşim yolculuklarından Hōkūle'a’nın dünya turuyla bu yöntemlerin modern çağda doğrulanmasına uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. see the ocean as a series of pathways rather than an obstacle. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: see ... as ... rather than ... kalıbının okyanusu bir engel olmaktan çıkarıp geçilebilir yollar ağı olarak yeniden çerçevelediğini anlayacaksınız. Böylece beklenen bir yorumu daha açıklayıcı bir bakış açısıyla değiştiren ikna edici karşıtlığı tanıyabilir ve kendi anlatımınızda kullanabilirsiniz. 2. star compass, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Bunun fiziksel bir alet değil, yıldızların doğuş ve batış noktalarına dayanan Polinezya kökenli zihinsel bir seyir sistemi olduğunu öğreneceksiniz. Terimi daha sonra anlatılan dört bölge, evler, yönler ve merkezdeki kano ile ilişkilendirerek bütün sistemi daha doğru anlayabilirsiniz. 3. an unfathomably vast, vibrant, living ocean. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Art arda sıralanan sıfatların ve kişileştirmenin Pasifik’i ölçülemeyecek kadar geniş ve canlı bir varlık gibi sunduğuna dikkat edeceksiniz. Bu canlı tasvirin açıklayıcı bir konuşmanın sonunda duygusal etki yarattığını ve ana fikri denizcilerin doğayla ilişkisine geri bağladığını belirleyebilirsiniz.

Bu derste

Imagine setting sail from Hawaii in a canoe. Kalıp ifadeler

0:06

Hawaii'den bir kano ile denize açıldığınızı hayal edin.

Kalıp ifadeler

setting sail: deniz yolculuğuna başlamak

Setting sail, su üzerinde yolculuğa başlamak veya denize açılmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede setting, imagine fiilinden sonra kullanılan -ing biçimidir; ancak ifadenin kendisi set sail'dir. Bu ifadeyi tek bir bütün olarak anlayın: Buradaki sail, tek başına “yelken” anlamındaki isim değildir. Anlam, kanonun Hawaii'den yolculuğa başlamasıdır.

Alıştırma

Mürettebatın gün doğmadan önce yolculuğa başladığını doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. The crew set sail before sunrise.
  2. The crew set a sail before sunrise.
  3. The crew set the sail before sunrise.
Cevabı göster

The crew set sail before sunrise.

Your target is a small island Kelime

0:09

Hedefiniz, Pasifik Okyanusu'nun ortasında,

thousands of kilometers away Kalıp ifadeler

0:11

binlerce kilometre uzaklıktaki

Kelime

target: yolculuğun hedefindeki yer

Burada target, yolcuların ulaşmaya çalıştığı planlanmış yeri, yani küçük adayı ifade eder. Bu kelime adayı yolculuğun hedefi olarak gösterir; atış yapılan bir hedefi anlatmaz. Daha genel olarak target, bir eylemin yöneldiği yeri, sayıyı veya sonucu ifade edebilir. Yolculuk bağlamı, burada kastedilenin varış noktasına benzeyen bir amaç olduğunu gösterir.

Alıştırma

Your target is a small island thousands of kilometers away cümlesinde target ne anlama gelir?

  1. The boat carrying the voyagers.
  2. A board used for shooting practice.
  3. The place the voyagers are trying to reach.
Cevabı göster

The place the voyagers are trying to reach.

in the middle of the Pacific Ocean.

0:13

küçük bir ada.

Kalıp ifadeler

thousands of kilometers away: mesafe + away

Thousands of kilometers, kilometre cinsinden binlerle ölçülen yaklaşık bir mesafeyi anlatır; kesin bir ölçüm değildir. Çoğul thousands of yapısı büyük ve yaklaşık bir sayı belirtir. Bir mesafe away sözcüğünden önce geldiğinde be + mesafe + away (from + referans noktası) kalıbı, bir yerin veya şeyin diğerinden ne kadar uzakta olduğunu gösterir. Buradaki away ayrılığı anlatır; adanın hareket ettiği veya ayrıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi binlerce kilometrelik yaklaşık bir mesafeyi belirten hedef ifadeyle tamamlayın: The research station was ____ from the nearest city.

Cevabı göster

thousands of kilometers away

That's a body of water that covers Kelime

0:16

Bu su kütlesi,

more than 160 million square kilometers,

0:17

160 milyon kilometrekareden fazla bir alanı kaplar;

Kelime

a body of water: coğrafi bir su alanı

A body of water; gölet, göl, nehir, deniz veya okyanus gibi ayrı bir coğrafi su alanıdır. Bu cümlede ifade, Pasifik Okyanusu'nu tek ve geniş bir su alanı olarak belirtir. Buradaki body, insan veya hayvan vücudu değil, bir bütün ya da ayrı bir kütle anlamındadır. İfade su alanının kendisini adlandırırken water tek başına genellikle madde olarak suyu adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede a body of water ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. canlı bir vücudunun içindeki su
  2. göl, deniz veya okyanus gibi ayrı bir coğrafi su alanı
  3. içme suyu taşımak için kullanılan bir kap
Cevabı göster

göl, deniz veya okyanus gibi ayrı bir coğrafi su alanı

greater than all the landmasses on Earth combined. Dilbilgisi

0:21

Dünya'daki tüm kara parçalarının toplamından daha büyüktür.

Dilbilgisi

greater than ... combined: bir miktarı toplamla karşılaştırma

Burada greater than alanları karşılaştırır ve daha büyük anlamına gelir. Karşılaştırma, Pasifik'in alanı ile Dünya'daki bütün kara kütlelerinin toplam alanı arasındadır. Combined çoğul bir ad grubundan sonra geldiğinde birlikte ele alındığında veya toplam olarak eklendiğinde anlamını verir. Bu nedenle all the landmasses on Earth combined, bütün kara kütlelerini tek bir toplam olarak ele alır; karaların ya da okyanusun fiziksel olarak birleştirildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle karşılaştırmayı doğru biçimde yeniden ifade eder?

  1. Pasifik her kara kütlesinden ayrı ayrı büyüktür, ancak toplamlarından mutlaka daha büyük değildir.
  2. Pasifik ile Dünya'nın kara kütleleri fiziksel olarak birleştirilmiştir.
  3. Pasifik, Dünya'daki bütün kara kütlelerinin toplam alanından daha büyüktür.
Cevabı göster

Pasifik, Dünya'daki bütün kara kütlelerinin toplam alanından daha büyüktür.

For thousands of years, Kalıp ifadeler

0:26

Binlerce yıl boyunca,

Polynesian navigators managed voyages like this

0:27

Polinezyalı denizciler bu tür yolculukları

without the help of modern navigational aids. Kalıp ifadeler

0:30

modern navigasyon araçlarının yardımı olmadan başardılar.

Kalıp ifadeler

For thousands of years: for + süre

For thousands of years, bir şeyin çok uzun bir süre devam ettiğini veya tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır. for + süre uzunluğu yapısı ne kadar süre sorusuna cevap verir; buradaki for, amacıyla anlamına gelmez. İfade cümlenin başında kullanıldığında ana olaydan önce uzun bir tarihsel zaman çerçevesi kurar. Geçmiş zamanlı bir fiil bu uzun dönemi geçmişe yerleştirebilir; bu nedenle ifade tek başına etkinliğin bugün de sürdüğünü göstermez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: ___, people in this region used the stars to navigate.

  1. By hundreds of years
  2. Since hundreds of years
  3. For hundreds of years
Cevabı göster

For hundreds of years

Kalıp ifadeler

without the help of modern navigational aids: modern seyir yardımcıları olmadan

Without the help of ifadesinden sonra destek sağlamayan kişi, araç veya sistem gelir. Burada modern navigational aids ekipmanları belirtir; bu nedenle help, belirli bir kişinin yardımından çok pratik destek anlamındadır. Bu ifade managed voyages like this bölümünden sonra gelerek söz konusu desteğin bulunmadığı koşulunu ekler. Denizcilerin modern teknolojiye sahip olmadan başardıklarını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi without the help of ile tamamlayın: Leo fixed the bike ____ any special tools.

Cevabı göster

without the help of

Ancient Polynesians used the sun, Dilbilgisi

0:34

Antik Polinezyalılar güneşi,

moon, stars, planets,

0:36

ay'ı, yıldızları, gezegenleri,

ocean currents, and clouds as guides

0:38

okyanus akıntılarını ve bulutları birer rehber olarak kullandılar.

Dilbilgisi

used ... as guides: A'yı B olarak kullanmak

Use A as B, A'ya B'nin belirttiği rolü veya işlevi vererek kullanmak anlamına gelir. Burada A güneş, ay, yıldızlar, gezegenler, okyanus akıntıları ve bulutlardır; B ise guides sözcüğüdür. Bu doğal unsurlar yön bulmak için bilgi sağlıyordu. Bu yapıda as, A'nın rolünü belirtir. Guides yol gösteren şeyler anlamına gelir; dolayısıyla yalnızca başkalarına yol gösteren insanları ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi use A as B yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the event, we ____ the library ____ a quiet meeting room.

Cevabı göster

used · as

that allowed them to see the ocean Anlatım akışı

0:41

Bu, okyanusu

as a series of pathways

0:43

bir engel olmaktan ziyade

rather than an obstacle.

0:45

bir yollar silsilesi olarak görmelerini sağladı.

Anlatım akışı

okyanusu bir engel yerine bir dizi geçit olarak görmek

see A as B, A'yı B olarak anlamak ya da çerçevelemek demektir; B'yi A'nın içinde kelimesi kelimesine görmek anlamına gelmez. Burada okyanus, okunabilen ve üzerinde yol alınabilen bağlantılı bir yollar sistemi olarak görülüyor. rather than an obstacle alternatif bakış açısını dışarıda bırakır. Cümle okyanusu hareket etmeyi sağlayan bir şey olarak sunar; yolculuğu engelleyen bir şey olarak değil. Bu yapı, bir yorumu öne çıkarıp diğerini reddederek bir savı düzenlemeye yardımcı olabilir.

Alıştırma

see the ocean as a series of pathways rather than an obstacle ifadesi nasıl bir bakış açısı oluşturur?

  1. Okyanusun kelimenin tam anlamıyla bir dizi yola dönüştüğünü söyler.
  2. Okyanusu, yolculuğu engelleyen bir şey olarak değil, bir rota sistemi olarak sunar.
  3. Okyanusa hem rota sistemi hem de engel olarak eşit ağırlık verir.
Cevabı göster

Okyanusu, yolculuğu engelleyen bir şey olarak değil, bir rota sistemi olarak sunar.

Their voyages began around 1500 BC,

0:48

Yolculukları, Polinezya'ya yerleşecek olan halkların

when the people who would settle Polynesia Dilbilgisi

0:52

ilk kez Güneydoğu Asya'dan denize açıldığı

first set sail from Southeast Asia.

0:54

MÖ 1500 civarında başladı.

Dilbilgisi

daha sonra Polinezya'ya yerleşecek insanlar

the people who would settle Polynesia bir isim öbeğidir. who would settle Polynesia ilgi cümleciği bu kişileri daha sonra gerçekleşen bir olayla tanımlar ve yolculuk başladıktan sonra ne yapacaklarını gösterir. Buradaki would, yaklaşık MÖ 1500'deki geçmiş noktadan ileriye bakar. O anda yerleşim henüz gerçekleşmemiştir, ancak tarih anlatıcısı bunun daha sonra olduğunu bilir. Bu, geçmişten bakılan bir gelecektir; kibar bir rica, dilek veya koşul değildir.

Alıştırma

Bu tarih cümlesinde would settle ne anlama gelir?

  1. İnsanlar oraya yerleşmek için kibarca izin istiyordu.
  2. O geçmiş zamanda insanlar henüz oraya yerleşmemişti, fakat daha sonra yerleştiler.
  3. İnsanlar geçmişteki bir alışkanlık olarak oraya tekrar tekrar yerleşiyordu.
Cevabı göster

O geçmiş zamanda insanlar henüz oraya yerleşmemişti, fakat daha sonra yerleştiler.

Early Polynesians eventually settled a vast area of islands Kelime

0:57

Erken dönem Polinezyalıları zamanla Pasifik Okyanusu'nda

Kelime

settled a vast area of islands: bir bölgede topluluklar kurmak

Bu cümlede settled, bir yeri doğrudan nesne olarak alır. İlk Polinezyalıların o bölgenin farklı yerlerindeki adalara gidip orada kalıcı topluluklar kurduğu anlamına gelir. Settle göç veya tarih bağlamında bu şekilde kullanıldığında bir bölgede yaşam alanları kurmayı anlatır. Burada “çözmek” anlamına gelmez; bu anlam, nesne bir sorun, anlaşmazlık veya soru olduğunda ortaya çıkar.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Over several generations, the families settled the coastal islands. Buradaki settled ne anlama gelir?

  1. Adalarda kalıcı topluluklar kurdular.
  2. Adalarla ilgili bir anlaşmazlığı çözdüler.
  3. Adaları kısa süre ziyaret edip ayrıldılar.
Cevabı göster

Adalarda kalıcı topluluklar kurdular.

spread over 40 million square kilometers of the Pacific Ocean. Kalıp ifadeler

1:01

40 milyon kilometrekareye yayılan geniş bir ada bölgesine yerleştiler.

Kalıp ifadeler

spread over 40 million square kilometers: bir alana yayılmış dağılım

Burada spread over + alan, adaların ne kadar geniş bir alana dağıldığını belirtir. Adalar, Pasifik'te 40 milyon kilometrekareyi kapsayan bir bölgenin farklı yerlerinde bulunur; spread fiziksel bir eylemi değil, adaların dağılımını anlatır. islands spread over an area yapısında spread over, islands sözcüğünü niteler ve islands that are spread over an area şeklinde açılabilir. Ölçü, adaların dağıldığı genel bölgenin büyüklüğünü belirtir; adaların toplam kara alanını belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede spread over, birden fazla yerin veya şeyin dağılımını anlatır?

  1. Maya spread a blanket over the grass.
  2. Leo spread jam over his toast.
  3. Small clinics are spread over the entire county.
Cevabı göster

Small clinics are spread over the entire county.

Some historians believe the voyagers moved from place to place Notlar

1:06

Bazı tarihçiler, gezginlerin aşırı nüfustan kaçınmak için

to avoid overpopulation,

1:09

bir yerden bir yere taşındığına inanırken,

Kalıp ifadeler

moved from place to place: farklı yerler arasında sürekli hareket

Moved from place to place, tek bir yerde kalmak yerine tekrar tekrar farklı yerlere gittiler anlamına gelir. Burada bir başlangıç noktasından tek bir varış noktasına yapılan tek seferlik bir taşınmayı değil, devam eden bir göç sürecini anlatır. İfadeyi bir bütün olarak anlayın. Yaşadığı veya çalıştığı yeri sürekli değiştiren insanları ya da bir dizi yeri dolaşan grupları anlatabilir.

Alıştırma

Tekrar tekrar farklı yerlere taşınmak anlamındaki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The theater group moved ____ all summer.

Cevabı göster

from place to place

others that they were driven by war. Kalıp ifadeler

1:11

diğerleri savaştan kaçtıklarını düşünmektedir.

Anlatım akışı

Some historians believe ..., others that ...: paralel görüşlerde eksilti

Some historians believe X, others that Y kalıbı iki grubun açıklamasını yan yana sunar. Buradaki others, denizcileri değil, other historians ifadesini temsil eder. Others sonrasında tekrarlanan believe fiili çıkarılmıştır. Bu nedenle ikinci bölüm other historians believe that they were driven by war şeklinde açılabilir. Bu eksilti, ikinci görüşün kime ait olduğunu değiştirmeden paralel görüşleri daha kısa sunar.

Alıştırma

'others that they were driven by war' bölümünün tam anlamını hangi cümle verir?

  1. Diğer tarihçiler denizcilerin savaş yüzünden göçe zorlandığına inanıyor.
  2. Diğer tarihçiler aşırı nüfus ile savaşın aynı neden olduğuna inanıyor.
  3. Denizciler diğer tarihçilerin savaş yüzünden göçe zorlandığına inanıyor.
Cevabı göster

Diğer tarihçiler denizcilerin savaş yüzünden göçe zorlandığına inanıyor.

Kalıp ifadeler

were driven by war: bir neden tarafından güçlü biçimde yönlendirilmek veya zorlanmak

were driven by war ifadesinde be driven by + neden, edilgen biçimli ve mecazlı bir kalıptır. Savaşın bu insanları güçlü biçimde harekete geçirdiğini ya da davranmaya zorladığını anlatır; savaşın gerçekten araç kullandığı anlamına gelmez. Bu kalıp, bir eylem, karar veya değişimin arkasındaki itici güce odaklanır. by sonrasında baskı, ihtiyaç, duygu veya başka güçlü bir güdü gelebilir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The decision was driven by the need for safety.

  1. Güvenlik ihtiyacı kararı güçlü biçimde yönlendirdi.
  2. Kararın güvenlikle ilgisi yoktu.
  3. Birisi kararı bir araçla taşıdı.
Cevabı göster

Güvenlik ihtiyacı kararı güçlü biçimde yönlendirdi.

Voyages became less frequent by around 1300 AD,

1:14

Polinezya toplumları belirli yerlere daha fazla kök saldıkça,

as Polynesian societies became more rooted in specific locations. Notlar

1:18

MS 1300 civarında deniz yolculukları seyrekleşti.

Dilbilgisi

as ... became more rooted in ...: değişim ile nedeni bağlamak

Burada as, iki aşamalı değişimi birbirine bağlar: Polinezya toplumları belirli yerlere daha çok yerleşirken aynı dönemde yolculuklar da seyrekleşmiştir. Bu cümlede as yaklaşık olarak bu değişim gerçekleşirken anlamına gelir, ancak daha yerleşik hâle gelmenin yolculuklardaki azalmaya katkıda bulunduğunu da düşündürür. Nedeni ayrı ve kesin bir açıklama olarak değil, gelişen arka planın bir parçası olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede as, gelişen iki değişimi olası bir neden-sonuç bağlantısıyla birleştirerek aynı şekilde kullanılmıştır?

  1. While the town grew, traffic was sometimes quiet.
  2. As the town grew, traffic became heavier.
  3. As I opened the door, the phone rang.
Cevabı göster

As the town grew, traffic became heavier.

Deyimler

became more rooted in specific locations: bir yerle kalıcı bağ kurma benzetmesi

Rooted normalde toprağa kökleriyle tutunan bir bitkiyi anlatır. Burada became more rooted in specific locations bir benzetmedir: toplumlar belirli yerlerle daha güçlü ve kalıcı bağlar geliştirmiştir. become more rooted in + yer kalıbı aşamalı bir değişimi anlatır. Yaşamın giderek daha yerleşik hâle geldiğini ve bir yerle ilişkinin daha istikrarlı olduğunu belirtir; gerçek bitki köklerinden söz etmez.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Toplumlar belirli yerlerle daha güçlü ve kalıcı bağlar geliştirdi.
  2. Toplumlar yerler arasında daha sık hareket etmeye başladı.
  3. Toplumların toprağın içinde gerçek kökleri çıktı.
Cevabı göster

Toplumlar belirli yerlerle daha güçlü ve kalıcı bağlar geliştirdi.

During the voyaging period,

1:24

Yolculukların yapıldığı dönemde,

successful journeys depended on a number of factors, Kalıp ifadeler

1:25

başarılı seferler bir dizi faktöre bağlıydı;

Kalıp ifadeler

depended on a number of factors: sonucu birden çok koşulun belirlemesi

Depend on, bir sonucun belirli koşullar tarafından belirlendiğini veya bu koşullardan etkilendiğini ifade eder. Burada successful journeys depended on ... başarıyı mümkün kılan koşulları tanıtır. A number of factors kesin bir sayıyı değil, birkaç veya birçok etkeni ifade eder. Başka analizlerde de kullanılabilen X depends on a number of factors kalıbı, karmaşık bir sonucun birden çok nedeni ya da koşulu olduğunu belirtir ve çoğu zaman bu etkenler sıralanmadan önce gelir.

Alıştırma

Vurgulanan analiz kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Whether the outdoor event succeeds ____, including the weather, the budget, and volunteer support.

Cevabı göster

depends on a number of factors

well-built canoes, the skill of navigators,

1:29

iyi inşa edilmiş kanolar, denizcilerin yeteneği

and weather being some of the biggest. Dilbilgisi

1:32

ve hava durumu bunların en büyükleriydi.

Dilbilgisi

and weather being some of the biggest: being ile kurulan ek açıklama yapısı

Vurgulanan bölüm, daha uzun olan [well-built canoes, the skill of navigators, and weather] being some of the biggest ek yapısını tamamlar. Üç ögeden oluşan listenin tamamı being yapısının örtük öznesidir. Anlam, bu ögelerin en önemli etkenler arasında olduğudur; biggest burada fiziksel olarak en büyük değil, en önemli demektir. Being çekimsiz bir biçim olduğu için bu ek yapı tek başına tam bir cümle değildir. Daha önce factors sözcüğünün belirtilmesine bağlıdır ve biggest sözcüğünden sonra factors sözcüğü anlaşılır: some of the biggest factors.

Alıştırma

Örnekte being some of the biggest ifadesinin görevini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Listelenen üç öge en önemli etkenler arasındaydı.
  2. Önemli etkenlerden biri yalnızca hava koşullarıydı.
  3. Listelenen üç öge fiziksel olarak en büyük nesnelerdi.
Cevabı göster

Listelenen üç öge en önemli etkenler arasındaydı.

Voyages relied on sturdy wa'a kaulua, or double-hulled canoes, Notlar

1:35

Yolculuklar, yelkenlerle güç sağlanan

Kalıp ifadeler

relied on: gerekli bir kişiye, şeye veya koşula bağlı olmak

Rely on + bir kişi veya şey, bir işin yürümesi ya da başarılı olması için o kişiye veya şeye ihtiyaç duymak ve ona bağlı olmak demektir. Burada yolculuklar, yalnızca çift gövdeli kanoları kullanmıyordu; sağlam kanolar yolculukların gerçekleşmesi için temel bir koşuldu. Bu kalıpta gerekli edat on sözcüğüdür: rely on somebody or something. Cümle geçmişteki yolculukları anlattığı için basit geçmiş zaman biçimi relied kullanılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi rely fiilinin geçmiş biçimi ve gerekli edatıyla tamamlayın: During the blackout, the town ____ radio broadcasts for news.

Cevabı göster

relied on

Kültür

wa'a kaulua, or double-hulled canoes: açıklayıcı bir yeniden ifade

Wa'a kaulua, okyanus yolculuklarında kullanılan geleneksel Polinezya çift gövdeli kanosunun Hawaii dilindeki adıdır. double-hulled canoes açıklaması, tekneyi gözümüzde canlandırmak için gereken temel bilgiyi verir: birbirine bağlı iki gövdesi vardır. Burada «virgül + or» açıklayıcı bir yeniden ifadeyi başlatır. İki ifade de aynı tekneleri adlandırır; or, «başka bir deyişle» anlamındadır ve farklı tekneler arasında seçim sunmaz.

Alıştırma

Cümlede or double-hulled canoes ne işe yarıyor?

  1. wa'a kaulua terimini İngilizce olarak açıklar.
  2. Kanoların sağlam olmadığını söyler.
  3. Birbiriyle ilgisiz iki tekne türü arasında seçim sunar.
Cevabı göster

wa'a kaulua terimini İngilizce olarak açıklar.

which were powered by sails Dilbilgisi

1:39

ve tek bir büyük kürekle yönlendirilen,

and steered with a single large oar.

1:41

sağlam "wa'a kaulua"lara yani çift gövdeli kanolara dayanıyordu.

Dilbilgisi

were powered by ... and steered with ... paralel edilgen yapısı

Were powered ... and steered ..., and ile bağlanan iki edilgen fiil grubudur. Kanolara gönderme yapan which öznesini ve were yardımcı fiilini paylaşırlar; bu nedenle steered öncesinde were sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Bu kısa yapı, bir aracın veya makinenin nasıl çalıştığını açıklarken yaygındır. By sails, teknenin itiş gücünü neyin sağladığını belirtir. With a single large oar ise yönlendirme için kullanılan aracı belirtir.

Alıştırma

Ortak yardımcı fiili yalnızca bir kez kullanarak geçmiş zamandaki bu kısa paralel edilgen yapıyı tamamlayın: The raft ____ by the wind and ____ with a long paddle.

Cevabı göster

was powered · steered

Canoe building involved the whole community, Kalıp ifadeler

1:44

Kano yapımı, denizcileri, kano yapımcılarını,

Kalıp ifadeler

involved the whole community: tüm topluluğun katılımı

Involve + bir kişi veya grup, bir etkinliğin onların katılımını içerdiğini ya da katılmalarını gerektirdiğini anlatır. Bu cümlede kano yapımı, yalnızca birkaç ustanın görevi değil, tüm topluluğun ortak işiydi. Canoe building özne, the whole community ise doğrudan nesne olduğu için involved sonrasında edat gerekmez. Buradaki anlam tarafsızdır; topluluğun başının derde girdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Topluluğun her kesiminden insanların kasaba festivaline katıldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The town festival involved in the whole community.
  2. The town festival involved the whole community.
  3. The town festival was involved the whole community.
Cevabı göster

The town festival involved the whole community.

bringing together the navigators, canoe builders, Kalıp ifadeler

1:46

rahipleri, ilahi okuyanları ve hula dansçılarını bir araya getiren,

priests, chanters, and hula dancers.

1:49

tüm topluluğun dahil olduğu bir süreçti.

Kalıp ifadeler

bringing together ...: farklı grupları bir araya getirmek

Bring together + kişiler veya gruplar, onların buluşmasını, bağlantı kurmasını ya da birlikte çalışmasını sağlamak demektir. İnsanları fiziksel olarak bir yere taşımayı değil, iletişim veya iş birliği oluşturmayı anlatır. Burada bringing together ..., kano yapımının sonucunu ekleyen bir -ing yan cümleciğidir: bu etkinlik, topluluk içinde farklı rollere sahip insanları birbirine bağladı. Bu yapı, sonucu açıklamak için genellikle tam bir cümlenin ardından gelir.

Alıştırma

Cümleyi bring together ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The science fair succeeded in ____ students from three schools.

Cevabı göster

bringing together

Navigators were keen observers of the natural world. Kalıp ifadeler

1:53

Denizciler, doğal dünyanın keskin gözlemcileriydi.

Kalıp ifadeler

keen observers of the natural world: doğal dünyanın keskin gözlemcileri

Burada keen, “küçük ayrıntıları hızla fark edip anlayabilen” anlamına gelir. Keen observers, gözlem gücü keskin kişiler demektir; ifade onların hevesini değil, becerisini över. a keen observer of + konu kalıbı, bir kişinin dikkatle gözlemleyerek iyi anladığı alanı belirtir. Doğa, davranış, sanat veya spor gibi alanlardaki gözlem yeteneğini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi keskin bir gözlemciyi anlatan ifadeyle tamamlayın: Nora notices tiny changes in bird behavior. She is ____ bird behavior.

Cevabı göster

a keen observer of

They were abundantly familiar with trade winds generated ocean swells, Notlar

1:57

Genellikle kuzeydoğuya veya güneydoğuya doğru akan,

Kalıp ifadeler

abundantly familiar with: çok iyi bilmek

Be familiar with, bir şeyi deneyim yoluyla bilmek veya anlamak demektir. Bu cümlede abundantly, familiar sözcüğünün derecesini güçlendiren bir zarftır; dolayısıyla abundantly familiar with, “çok iyi veya ayrıntılı biçimde bilmek” anlamına gelir. Bilinen şeylerin sayısını değil, bilginin derinliğini anlatır. Yapı be + derece zarfı + familiar with + isim öbeği şeklindedir. with sonrasındaki öbek, iyi bilinen konuyu belirtir.

Alıştırma

Rehberlerin dağ patikalarını son derece iyi bildiğini günlük dilde en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The guides are abundant familiar with the mountain trails.
  2. The guides are familiar with abundantly the mountain trails.
  3. The guides are very familiar with the mountain trails.
Cevabı göster

The guides are very familiar with the mountain trails.

Kültür

trade winds: düzenli tropikal alize rüzgârları

Trade winds, okyanusların tropikal bölgelerinde genellikle doğudan batıya doğru, oldukça düzenli esen hâkim rüzgârları ifade eden yerleşik bir meteoroloji terimidir. Alım satımla bağlantılı rüzgârlar anlamına gelmez. Bu güvenilir rüzgâr düzenleri, denizcilerin ve seyir yapanların rota belirlemesine yardım ettiği ve tanınabilir okyanus soluğanları oluşturduğu için önemliydi. Bu cümlede trade winds bilgisi, seyircilerin denizi nasıl okuduğunu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Denizcilik ve iklim bağlamında trade winds nedir?

  1. tropik bölgelerde düzenli esen hâkim rüzgârlar
  2. mal alıp satmanın oluşturduğu rüzgârlar
  3. yalnızca limanların içinde kısa süre esen rüzgârlar
Cevabı göster

tropik bölgelerde düzenli esen hâkim rüzgârlar

Kelime

ocean swells: uzaktaki rüzgârlardan gelen uzun dalgalar

Ocean swells, rüzgârın —çoğu zaman uzaktaki bir rüzgârın— oluşturmasından sonra yol almaya devam eden uzun ve nispeten düzenli okyanus soluğanlarıdır. Burada swell, denizin durumunu anlatan bir isimdir; bir vücut bölümünün şişmesi anlamında değildir. Soluğanlar tutarlı bir yönde ilerleyebildiği için yönleri ve ritimleri, seyir yapanların nereye gittiklerini anlamasına yardımcı olabilir.

Alıştırma

Uzaktaki bir fırtına, bir adaya kadar ilerleyen uzun ve nispeten düzenli dalgalar oluşturuyor. En kesin İngilizce terim hangisidir?

  1. ocean tides
  2. ocean swells
  3. boat wakes
Cevabı göster

ocean swells

which typically flow northeast or southeast.

2:01

alize rüzgarlarının yarattığı okyanus dalgalarına çok aşinaydılar.

By day,

2:04

Gündüzleri,

navigators could identify direction by the rocking motion Dilbilgisi

2:05

denizciler, bu dalgaların neden olduğu

of their canoes caused by these swells. Dilbilgisi

2:08

kanolarının sallanma hareketiyle yönü belirleyebilirdi.

Dilbilgisi

by the rocking motion: yöntem veya ipucu belirten by

by the rocking motion ifadesinde by, yönü belirlemek için kullanılan yöntemi veya ipucunu belirtir. Denizciler kanolarının sallanma biçimini bir ipucu olarak kullanır; burada by “yanında” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıplar do something by + isim öbeği ve do something by + -ing biçimidir. by’dan sonraki bölüm “Nasıl?” veya “Hangi ipucunu kullanarak?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Hangi cümlede by, bir şeyi tanımak için kullanılan ipucunu veya yöntemi belirtir?

  1. She waited by the door.
  2. He identified the bird by its call.
  3. The mural was painted by Luis.
Cevabı göster

He identified the bird by its call.

Dilbilgisi

caused by these swells: kısaltılmış edilgen niteleyici

Geçmiş zaman ortaç öbeği caused by these swells, the rocking motion of their canoes isim öbeğinden sonra gelir ve bu hareketi neyin oluşturduğunu açıklar. Hareketin dalgalar tarafından oluşturulduğu anlamına gelir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: the rocking motion ... that was caused by these swells. Caused yeni bir temel fiil değildir; asıl cümlenin temel fiili could identify ifadesidir.

Alıştırma

Hangi seçenek caused by these swells ifadesini aynı neden-sonuç ilişkisini koruyarak doğru biçimde açar?

  1. the rocking motion that was caused by these swells
  2. these swells that were caused by the rocking motion
  3. the rocking motion that caused these swells
Cevabı göster

the rocking motion that was caused by these swells

But sunrise and sunset were even more useful.

2:11

Ancak gün doğumu ve gün batımı daha da yararlıydı.

The sun's position indicated east and west

2:15

Güneşin konumu doğuyu ve batıyı gösteriyor,

and created low light on the ocean

2:18

okyanus üzerinde yarattığı yatık ışıkla

that made it possible to see swells directly. Dilbilgisi

2:20

dalgaları doğrudan görmeyi mümkün kılıyordu.

Dilbilgisi

made it possible to see ...: bir eylemi mümkün kılmak

made it possible to see swells directly ifadesinin yapısı make + it + possible + to-infinitive şeklindedir. Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; it nesne konumunu doldurur ve to see swells directly mümkün hâle gelen eylemi belirtir. Bu yapı, bir koşulun, aracın veya eylemin başka bir şeyin gerçekleşmesine olanak sağladığını gösterir. Özne, bunu mümkün kılan nedendir: burada alçak açılı ışık, uzun dalgaların doğrudan görülmesini sağlamıştır.

Alıştırma

Cümleyi make it possible to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Better lighting ____ read the sign at night.

Cevabı göster

made it possible to

At night,

2:24

Geceleri,

navigators used something called a star compass, Kültür

2:25

denizciler fiziksel bir nesne olmayan,

Kültür

star compass: hafızada tutulan yıldız temelli bir seyir sistemi

Burada star compass, belirli yıldızların ufukta doğup battığı yerlere göre yönleri düzenleyen geleneksel bir seyir sistemidir. Denizciler yıldızlara ait bu yönleri öğrenir ve denizde rotalarını korumak için kullanır. Buradaki compass, elde tutulan manyetik bir araç anlamına gelmez. Harita, denizcinin hafızasında taşıdığı bilgidir; dolayısıyla bu terim fiziksel bir nesneyi değil, yön bulmanın düzenli bir yöntemini adlandırır.

Alıştırma

Bu bağlamda star compass nedir?

  1. takımyıldızları belirlemek için kullanılan bir teleskop
  2. yıldızların doğup battığı yerlere göre düzenlenen ve hafızada tutulan bir seyir sistemi
  3. üzerinde yıldız süsü bulunan, elde taşınan manyetik bir pusula
Cevabı göster

yıldızların doğup battığı yerlere göre düzenlenen ve hafızada tutulan bir seyir sistemi

which wasn't a physical object, Anlatım akışı

2:28

daha çok zihinsel bir harita olan

but rather a sort of mental map.

2:30

yıldız pusulası adlı bir şey kullandılar.

Anlatım akışı

wasn't ... but rather ...: beklenen bir anlayışı düzeltme

wasn't A, but rather B yapısında ilk bölüm beklenen ya da olası bir tanımı reddeder, ikinci bölüm ise onun yerine daha doğru bir tanım getirir. Burada physical object reddedilir ve star compass kavramını anlamanın daha doğru yolu olarak a sort of mental map sunulur. Bu kalıp yalnızca karşıtlık kurmaz; dinleyiciyi yanlış bir kategoriden kastedilen kategoriye yönlendirir. Olumlu düzeltme genellikle but rather ifadesinden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi not A, but rather B kalıbıyla tamamlayın: The mark wasn't a crack, ____ a shadow.

Cevabı göster

but rather

They memorized the rising and setting points Kalıp ifadeler

2:33

Yıldızların ve takımyıldızlarının

of stars and constellations

2:35

yılın farklı zamanlarındaki

at different times of the year.

2:37

doğuş ve batış noktalarını ezberlediler.

Kalıp ifadeler

rising and setting points of stars: yıldızların doğuş ve batış noktaları

Astronomide rising and setting points, bir yıldızın veya takımyıldızın ufukta doğuyor ve batıyor gibi göründüğü yerlerdir. Buradaki points, puanları veya zaman anlarını değil, konumları ya da yönleri ifade eder. Setting, ufkun altına inmek anlamındaki set fiilinin -ing biçimidir. Bir şeyi ayarlamak veya yapılandırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu astronomi cümlesinde rising and setting points ne anlama gelir? The class recorded the rising and setting points of Mars.

  1. Mars'ın doğup battığı saat zamanları
  2. Bir teleskobun ayarlarını değiştirmek için kullanılan kontroller
  3. Mars'ın doğup batıyor gibi göründüğü ufuk konumları
Cevabı göster

Mars'ın doğup batıyor gibi göründüğü ufuk konumları

They used those to divide the sky into four quadrants, Kalıp ifadeler

2:40

Bunları gökyüzünü dört çeyreğe bölmek için kullandılar,

Kalıp ifadeler

divide the sky into four quadrants: divide A into B yapısı

Divide A into B, bir bütün olan A'yı ayırıp ortaya çıkan parçaları veya grupları B olarak belirtmek demektir. Bu cümlede the sky bütündür; four quadrants ise ortaya çıkan bölgelerdir. into'dan sonra bölme sonucunda oluşan parçalar, gruplar veya kategoriler belirtilir. Bir quadrant, dört bölgeden biridir; bu nedenle four quadrants dört parçalı bir bölünmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi divide A into B yapısında kullanılan edatla tamamlayın: The coach divided the players ____ two teams.

Cevabı göster

into

subdivided into 32 houses, Kültür

2:43

ardından kanoyu merkeze alarak

with the canoe in the middle.

2:46

32 ev olarak alt bölümlere ayırdılar.

Kültür

subdivided into 32 houses: houses sözcüğünün teknik anlamı

Subdivided, yeniden daha küçük bölümlere ayrılmış demektir. 32 houses ifadesi, bu ek bölünme sonucunda oluşan bölümlerin adını verir. Burada houses, yıldız pusulası sisteminde ortada olduğu düşünülen kanonun çevresindeki 32 yön bölgesini belirten teknik bir terimdir. Evleri veya binaları anlatmaz. Gündelik bir kelime, belirli bir sistem içinde özel bir anlam kazanabilir.

Alıştırma

Bu yıldız pusulası açıklamasında subdivided into 32 houses ifadesindeki houses ne anlama gelir?

  1. denizcilerin yaşadığı binalar
  2. yıldız pusulası sistemindeki yön bölgeleri
  3. bir kanonun içindeki depo bölmeleri
Cevabı göster

yıldız pusulası sistemindeki yön bölgeleri

So, for example,

2:48

Yani, örneğin,

when they saw the star Pira‘atea rising from the ocean, Dilbilgisi

2:49

Pira‘atea yıldızının okyanustan yükseldiğini gördüklerinde,

Dilbilgisi

saw the star ... rising: see + nesne + -ing biçimi

saw the star Pira‘atea rising from the ocean ifadesinde saw fiilinden sonra the star Pira‘atea nesnesi ve rising -ing biçimi gelir. Rising from the ocean, yıldızı gördükleri sırada yıldızın ne yaptığını anlatır; cümlenin temel fiili değildir. Devam etmekte olan bir hareketi fark ettiğinizde veya hareketin gerçekleşme sürecinin yalnızca bir bölümünü gördüğünüzde see + nesne + -ing biçimini kullanın.

Alıştırma

see + nesne + -ing kalıbını swim fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Yesterday at the harbor, we saw a seal ____ beside the dock.

Cevabı göster

swimming

they knew that to be northeast. Dilbilgisi

2:53

oranın kuzeydoğu olduğunu anlarlardı.

Dilbilgisi

knew that to be northeast: know + nesne + to be

knew that to be northeast ifadesinde that, knew fiilinin nesnesi olan bir işaret zamiridir; bağlaç değildir. To be northeast, that ile belirtilen gözlemlenmiş yönü kuzeydoğu olarak tanımlar. know + nesne + to be + tamamlayıcı kalıbı, nesnenin belirli bir kimliğe, niteliğe veya duruma sahip olduğunu bilmek ya da anlamak demektir. Kısa ve özdür, ancak çoğu zaman resmî duyulur.

Alıştırma

They knew that to be northeast cümlesinde that hangi görevi üstlenir?

  1. knew fiilinin nesnesi olan bir işaret zamiridir.
  2. northeast sözcüğünü niteleyen bir zarftır.
  3. to be northeast tam yan cümlesini başlatan bir bağlaçtır.
Cevabı göster

knew fiilinin nesnesi olan bir işaret zamiridir.

They had some other tricks, too.

2:56

Başka numaraları da vardı.

The Earth's axis

2:58

Dünya'nın ekseni

this points towards Hokupa'a or the North Star, Notlar

2:59

Hokupa'a'ya, yani Kuzey Yıldızı'na işaret eder.

Kalıp ifadeler

points towards Hokupa'a or the North Star: yön gösterme

Bu cümlede points towards + isim öbeği uzamsal bir yönü anlatır. Dünya'nın ekseninin Hokupa'a'ya, yani Kuzey Yıldızı'na doğru yöneldiği ifade edilir. Point towards, “bir konu hakkında görüş sahibi olmak” anlamına gelmez. Bir şeyin nereye baktığını veya yöneldiğini gösterir. Towards yön bildirir; öznenin hedefe kadar hareket ettiği ya da ona dokunduğu anlamını tek başına taşımaz.

Alıştırma

Bir okun acil çıkışa yöneldiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The arrow is point towards the emergency exit.
  2. The arrow points towards the emergency exit.
  3. The arrow points about the emergency exit.
Cevabı göster

The arrow points towards the emergency exit.

so-called because it's the one fixed point in the sky Notlar

3:02

Bu ismi almasının nedeni, Dünya dönerken

Kültür

Hokupa'a or the North Star: or sözcüğünün “diğer adıyla” anlamı

Hokupa'a, Kuzey Yıldızı'nın Hawaii dilindeki adıdır. Burada or, aynı yıldızın daha tanıdık İngilizce adını verir; dolayısıyla iki yıldız arasında seçim değil, “diğer adıyla” veya “başka bir deyişle” anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp ad + or + alternatif ad veya açıklamadır. Bu kalıp, yerel, kültürel ya da teknik bir terimi okuyucunun bildiği bir adla ilişkilendirir.

Alıştırma

Hokupa'a or the North Star ifadesindeki or nasıl bir ilişki kurar?

  1. Hokupa'a'nın Kuzey Yıldızı'nın başka bir adı olduğunu belirtir.
  2. Hokupa'a'nın Kuzey Yıldızı'nın ters yönünde olduğunu söyler.
  3. İki farklı yıldız arasında seçim sunar.
Cevabı göster

Hokupa'a'nın Kuzey Yıldızı'nın başka bir adı olduğunu belirtir.

Kalıp ifadeler

so-called because: bir adın nedenini açıklama

Bu cümlede so-called, daha önce sözü edilen ada gönderme yapar; because ise bu adın nedenini açıklar. Bu yapı, “bu nedenle böyle adlandırılır” veya “bu nedenle bu adı almıştır” anlamına gelir. Burada so-called tarafsızdır. Kuzey Yıldızı’nın neden bu adı taşıdığını açıklar; adın doğruluğunu sorgulamaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir yerin neden bu adı taşıdığını tarafsız biçimde açıklar?

  1. Moon Bay is so called because its shore curves like a crescent.
  2. Visitors call the curved shoreline beautiful.
  3. The so-called Moon Bay is crowded every summer.
Cevabı göster

Moon Bay is so called because its shore curves like a crescent.

as the Earth rotates

3:05

gökyüzündeki tek sabit nokta olması

and always indicates north.

3:06

ve her zaman kuzeyi göstermesidir.

Kelime

the one fixed point in the sky: fixed sözcüğünün aynı yerde kalma anlamı

Burada fixed konumu niteler: Dünya dönerken nokta gökyüzünde görünüşte aynı yerde kalır. The one, bunun belirlenen tek sabit referans noktası olduğunu vurgular. Fixed burada “onarılmış” anlamına gelmez. Daha genel olarak fixed, değişmek yerine belirli kalan bir konumu, miktarı, zamanı veya kuralı anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede fixed ne anlama gelir: The camera stays aimed at a fixed point.?

  1. Sabit bir hızla hareket eder.
  2. Bozulduktan sonra onarılmıştır.
  3. Aynı konumda kalır.
Cevabı göster

Aynı konumda kalır.

However,

3:09

Ancak,

it's not visible south of the equator, Kalıp ifadeler

3:09

Ekvatorun güneyinde görünmediğinden,

Kalıp ifadeler

south of the equator ile göreli konum belirtme

South of the equator, “ekvatorun güney tarafındaki herhangi bir yerde” demektir. direction + of + place kalıbı, yeri referans noktası olarak kullanır; ekvatorun içindeki bir “güney bölümü” anlamına gelmez. Bu cümlede not visible sonucu belirtirken south of the equator bu sonucun nerede geçerli olduğunu sınırlar: o bölgedeki gözlemciler onu göremez.

Alıştırma

Cümleyi south of + verilen referans noktasıyla tamamlayın. Referans noktası: the equator. The research station is ____.

Cevabı göster

south of the equator

so navigators there could use a constellation called Newe, Kültür

3:11

oradaki denizciler güneyin nerede olduğunu tahmin etmek için

or the Southern Cross,

3:15

Newe, yani Güney Haçı denen bir takımyıldızını

Kültür

called Newe, or the Southern Cross: bir takımyıldızın iki adı

a constellation called Newe ifadesinde called, takımyıldızın adını tanıtır. Ardından gelen or the Southern Cross ifadesi aynı takımyıldızın başka bir adını verir; burada or, “diğer adıyla” anlamındadır ve iki takımyıldız arasında seçim belirtmez. The Southern Cross, güney gökyüzünde tanınabilen bir takımyıldızın İngilizcedeki yaygın adıdır. Bu bağlamda denizciler onu güney yönünü bulmak için gökyüzündeki bir referans olarak kullanır.

Alıştırma

Cümlede or the Southern Cross ne işe yarar?

  1. Aynı takımyıldız için başka bir ad verir.
  2. Denizcilere iki takımyıldız arasında seçim yapmalarını söyler.
  3. Takımyıldızın güneyindeki bir yerin adını verir.
Cevabı göster

Aynı takımyıldız için başka bir ad verir.

and some mental tricks

3:17

ve bazı zihinsel hileleri

to estimate where south is. Dilbilgisi

3:18

kullanabilirlerdi.

Dilbilgisi

to estimate where south is: gömülü soruda sözcük dizimi

to estimate where south is ifadesinde where south is, neyin tahmin edildiğini, yani güneyin hangi yönde bulunduğunu belirten gömülü bir sorudur. Bu soru daha büyük bir yapının içinde olduğu için düz cümle dizilişini kullanır: where + özne + fiil. where is south değil, where south is denir; devrik soru dizilişi doğrudan sorularda kullanılır.

Alıştırma

where, the station ve is ögelerini kullanarak gömülü soruyu tamamlayın: Can you tell me ____?

Cevabı göster

where the station is

For instance,

3:20

Örneğin,

draw a line through these two stars, Kalıp ifadeler

3:21

bu iki yıldızdan geçen bir çizgi çizin,

Kalıp ifadeler

draw a line through these two stars: noktaları aynı çizgi üzerinde tutmak

Draw a line through ... geometri, şekiller, haritalar ve adım adım yönergelerde sık kullanılan bir talimattır. Emir kipindeki draw, yapılması gereken eylemi doğrudan belirtir. Through, çizginin belirtilen noktalardan geçmesi ve iki yıldızın da çizginin üzerinde kalması gerektiğini ifade eder. Yalnızca yıldızların yakınına ya da çevresine çizmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Çizginin iki noktadan da geçmesi gerektiğini belirten edatla talimatı tamamlayın: Draw a straight line ____ both points.

Cevabı göster

through

extend it 4.5 times, Kelime

3:24

4,5 kat uzatın,

Kelime

extend it 4.5 times: çizgiyi ilk uzunluğunun 4,5 katına getirmek

Bu çizim yönergesinde extend, çizgiyi aynı yönde daha ileriye uzatmak demektir. it zamiri, az önce çizilen çizgiyi gösterir. Burada 4.5 times, saati veya tekrarlanan durumları değil, bir çarpanı belirtir. Bu bağlamda yönerge, çizgiyi ilk uzunluğunun 4,5 katına getirmek demektir.

Alıştırma

Hangi yönerge, çizginin son uzunluğunun ilk uzunluğunun üç katı olması gerektiğini açıkça belirtir?

  1. Extend the line to three times its original length.
  2. Extend the line at three different times.
  3. Extend the line for three hours.
Cevabı göster

Extend the line to three times its original length.

and draw another line from there to the horizon.

3:26

ve oradan ufka doğru başka bir çizgi çizin.

That's south.

3:29

Orası güneydir.

But the sky Anlatım akışı

3:32

Fakat gökyüzü

also contains navigational aids

3:33

aynı zamanda Dünya'ya çok daha yakın

much closer to Earth,

3:35

navigasyon yardımcıları da içerir;

the clouds.

3:36

bulutlar.

Anlatım akışı

But ... also ... the clouds: yeni bir yardımcı ekleyip sonra adını belirtmek

Cümlenin başındaki But, daha önceki ve daha uzaktaki seyir yardımcılarından Dünya'ya çok daha yakın başka bir türe geçişi belirtir. Önceki bilgiyi reddetmez. Also, başka bir yardımcı türünün eklendiğini gösterir. Cümle önce navigational aids much closer to Earth genel tanımını verir, ardından bu grubun the clouds olduğunu açıklar. Belirli adı sona yerleştirmek, açıklamayı yeni konuya akıcı biçimde taşır.

Alıştırma

Bu cümle açıklamada nasıl bir işlev görüyor?

  1. Daha yakındaki başka bir seyir yardımcısı türünü ekler ve ardından bunun bulutlar olduğunu söyler.
  2. Konuyu yağmura çevirir ve seyir konusunu bırakır.
  3. Daha önceki seyir yardımcılarının işe yaramadığını söyler.
Cevabı göster

Daha yakındaki başka bir seyir yardımcısı türünü ekler ve ardından bunun bulutlar olduğunu söyler.

Besides being useful weather cues, Dilbilgisi

3:38

Yararlı hava durumu ipuçları olmalarının yanı sıra,

under the right conditions, Kalıp ifadeler

3:40

doğru koşullar altında

they can indicate landmasses. Kelime

3:41

kara parçalarını da gösterebilirler.

Dilbilgisi

Besides being ...: başka bir bilgi eklemek

Besides being useful weather cues, “onların” zaten sahip olduğu bir görevi önce belirtir. Ana cümle daha sonra başka bir görev ekler: kara parçalarının varlığını gösterebilirler. Burada besides, “-e ek olarak” anlamındaki bir edattır. Edattan sonra isim görevi gören bir biçim gelir; bu nedenle be, being biçimine dönüşür: besides being + isim grubu veya sıfat kullanılır, besides be kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için Besides being ve affordable sıfatını kullanın: ____, the laptop is lightweight.

Cevabı göster

Besides being affordable

Kalıp ifadeler

under the right conditions: bir sonucun mümkün olduğu koşulları sınırlamak

Under the right conditions, “gerekli koşullar mevcut olduğunda” anlamına gelir. Burada under, bir şeyin fiziksel olarak altında bulunmayı değil, belirli bir durumda olmayı anlatır. Bu ifade, ardından gelen iddiayı sınırlar: sonuç gerçekleşebilir, ancak her durumda beklenmez. Bilimsel sonuçları, performans iddialarını ve koşullara bağlı tavsiyeleri anlatırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi under the right conditions ile tamamlayın: ____, these plants can bloom twice a year.

Cevabı göster

Under the right conditions

Kelime

can indicate landmasses: işaret anlamındaki indicate

Burada indicate, bir şeyi göstermek veya onun işareti olmak anlamına gelir. Özne bir nesne ya da doğal olay olabilir; bir insanın bilinçli olarak bir şeyi göstermesi gerekmez. Can olasılık bildirirken indicate, kanıtın yakınlarda kara parçaları bulunduğu sonucuna işaret ettiğini anlatır. Bu sözcük tek başına sonucun tamamen kesin olduğunu göstermez.

Alıştırma

Hangi cümlede indicate bir şeyin işareti olmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The guide indicated the exit with her hand.
  2. The coach indicated which player should start.
  3. The wet sidewalk may indicate that it rained recently.
Cevabı göster

The wet sidewalk may indicate that it rained recently.

For instance,

3:43

Örneğin,

the lagoons of Pacific atolls Kültür

3:44

Pasifik atollerinin lagünleri,

Kültür

the lagoons of Pacific atolls: atoller ve lagünler arasındaki ilişki

Atoll, genellikle bir lagoon çevresini saran halka biçimli bir mercan resifi veya alçak mercan adacıkları zinciridir. Lagoon ise bir resif, kum seti ya da adalar tarafından açık okyanustan ayrılmış sığ bir su alanıdır. the lagoons of Pacific atolls ifadesinde of, lagünleri atollere bağlar. İfade, sıradan adalara ait lagünleri değil, Pasifik’teki atollerin çevrelediği veya içinde bulunan lagünleri anlatır.

Alıştırma

Hangi ifade bir atoll ile lagoon arasındaki ilişkiyi doğru biçimde açıklar?

  1. An atoll is a ring-shaped coral formation that often encloses a lagoon.
  2. An atoll is simply any island in the Pacific.
  3. A lagoon is the mountain at the center of an atoll.
Cevabı göster

An atoll is a ring-shaped coral formation that often encloses a lagoon.

can actually be seen reflected on the underside of clouds, Dilbilgisi

3:47

neye bakacağınızı biliyorsanız,

Dilbilgisi

can actually be seen reflected: gözlemlenebilir bir durumu bildirmek

can actually be seen reflected ifadesinde can olasılık bildirir, be seen ise edilgen yapıdadır: söz konusu şey bir gözlemci tarafından görülebilir. Actually, bu etkinin gerçekten görülebildiğini vurgular ve bazen beklenmedik olduğu izlenimini verir. Reflected, seen sözcüğünden sonra tamamlayıcı olarak kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Şeyin nasıl bir durumda göründüğünü anlatır: ışığı ya da rengi, bulutların alt yüzeyinde yansıma yoluyla belirir. can be seen + geçmiş zaman ortacı kalıbı, can be seen reflected, written veya displayed örneklerinde olduğu gibi gözlemlenebilir bir durumu ya da sonucu bildirir.

Alıştırma

Cümleyi can be seen + geçmiş zaman ortacı kalıbıyla tamamlayın: On calm mornings, the mountains ____ in the lake.

Cevabı göster

can be seen reflected

if you know what to look for. Kalıp ifadeler

3:51

bulutların alt kısmında yansımış olarak görülebilir.

Kalıp ifadeler

if you know what to look for: doğru ipuçlarını belirlemek

Know what to look for, hangi işareti, özelliği ya da ayrıntıyı bulmaya çalıştığını bilmek demektir. What to look for, know fiilinin içeriğini belirten soru sözcüklü bir mastar yan cümlesidir. Look for, yalnızca gözlerini bir şeye çevirmek değil, bir hedefi etkin biçimde aramak ya da gözlemektir. If yan cümlesi bir koşul koyar: ilgili ipuçlarını bilen kişi kanıtı fark edebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, deneyimli okurların hangi uyarı işaretlerini arayacaklarını bildiğini söyler?

  1. Experienced readers know what to look for in a suspicious message.
  2. Experienced readers know which part of a suspicious message to look at first.
  3. Experienced readers know where a suspicious message was saved.
Cevabı göster

Experienced readers know what to look for in a suspicious message.

And high masses of clouds

3:53

Yüksek bulut kütleleri ise

can indicate mountainous islands.

3:54

dağlık adaları gösterebilir.

Once navigators neared their destination, Dilbilgisi

3:58

Denizciler hedeflerine yaklaştıklarında,

Dilbilgisi

Once ... neared their destination: bir sonraki aşamaya ulaşmak

Once bir zaman yan cümlesi başlatır ve “-er ermez” ya da “bu aşamaya gelindiğinde” anlamını taşır. Varış noktasına yaklaşmanın bir sonraki gelişmeye zemin hazırladığını gösterir. Burada near bir fiildir. Neared bu fiilin geçmiş zaman biçimidir ve nesneyi doğrudan alır: navigators neared their destination. “Yaklaştılar” demektir, “vardılar” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi Once ve near fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: ____ the hikers ____ the cabin, they saw its porch light.

Cevabı göster

Once · neared

other clues such as the flight patterns of birds, Kalıp ifadeler

4:01

kuşların uçuş düzenleri,

Kalıp ifadeler

the flight patterns of birds: tekrarlanan uçuş davranışı

the flight patterns of birds ifadesi, kuşların alışılmış rotaları, yönleri veya zamanlamaları gibi düzenli ve tekrarlanan uçma biçimlerini anlatır. Burada pattern, süs amaçlı bir desen değil, gözlemlenebilen tekrarlı bir davranıştır. Bu isim grubunda flight, pattern türünü belirtir; of birds ise gözlemlenen davranışın kime ait olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede flight patterns tekrarlanan uçuş davranışı anlamında kullanılmıştır?

  1. The artist painted blue patterns on the model bird's wings.
  2. The map shows the flight path of one rescue helicopter.
  3. Researchers tracked the birds' flight patterns throughout the year.
Cevabı göster

Researchers tracked the birds' flight patterns throughout the year.

floating debris or vegetation,

4:03

yüzen kalıntılar veya bitkiler

and types of fish in the area

4:05

ve bölgedeki balık türleri gibi diğer ipuçları,

helped determine the proximity of land. Kelime

4:08

karaya olan yakınlığı belirlemeye yardımcı oldu.

Kelime

determine the proximity of land: karanın ne kadar yakın olduğunu belirlemek

determine the proximity of land ifadesinde determine, kanıtlardan yola çıkarak bir şeyi saptamak; proximity ise yakınlık anlamına gelir. İfade, karanın ne kadar yakın olduğunu değerlendirmekten söz eder; karanın ne yapacağına karar vermekten değil. Proximity göreli bir yakınlığı anlatır ve mutlaka kesin, sayısal bir mesafe vermez. Resmî açıklamalarda ve teknik bağlamlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “yakınlık” anlamındaki resmî isimle tamamlayın: The alarm sounds when the boat's ____ to the rocks becomes dangerous.

Cevabı göster

proximity

For example,

4:11

Örneğin,

the Manu-O-Ku had a known flight range of 190 km Notlar

4:12

Manu-O-Ku kuşunun 190 km'lik bilinen bir uçuş menzili vardı

Kültür

the Manu-O-Ku: seyir ipucu olarak kullanılan bir kuş adı

Manu-O-Ku, beyaz sumru adlı bir kuş türünün özel adıdır. Kısa çizgilerle bağlanan biçimin tamamını tek bir ad olarak okuyun; ayrı ayrı çevrilmesi gereken sıradan İngilizce sözcükler olarak görmeyin. Bu cümlede the, belirli bir kuştan çok kuş türünü genel olarak sunar. Kuşun bilinen uçuş menzili önemlidir; çünkü denizciler kuşu görmeyi karadan ne kadar uzakta olduklarını tahmin etmek için bir ipucu olarak kullanabilir. Bu nedenle ad, seyir yöntemini açıklamaya yardımcı olan yerel doğa bilgisini de taşır.

Alıştırma

Bu cümlede the Manu-O-Ku neyi ifade ediyor?

  1. 190 kilometreye eşit bir ölçü birimi.
  2. Bilinen menzili seyir için ipucu sağlayabilen bir kuş türü.
  3. Su üzerinde yolculuk etmek anlamına gelen bir İngilizce fiil.
Cevabı göster

Bilinen menzili seyir için ipucu sağlayabilen bir kuş türü.

Kelime

a known flight range of 190 km: ulaşılabilir mesafe anlamındaki range

flight range of 190 km ifadesinde range, kuşun bir başlangıç noktasından ne kadar uzağa uçabildiğinin bilindiğini anlatır. a range of + sayı kalıbı, ölçülen veya tahmin edilen erişim mesafesini verir. Known, menzille ilgili bilgiyi niteler: bu değer mevcut bilgi veya kanıtlara dayanır. Uçuşun ünlü olduğu anlamına gelmez. Range'in bu kullanımı taşıtlar, dronlar, radyo sinyalleri ve hayvanlar için de görülür.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin geri dönmesi veya şarj edilmesi gerekmeden önce ne kadar uzağa çalışabildiğini anlatır?

  1. The drone flew a distance of 10 kilometers yesterday.
  2. The two launch sites are 10 kilometers apart.
  3. The drone has a range of 10 kilometers.
Cevabı göster

The drone has a range of 10 kilometers.

and could be followed back to shore. Öbek fiiller

4:16

ve kıyıya geri dönerken takip edilebilirdi.

Öbek fiiller

could be followed back to shore: bir yere dönüşü gösteren edilgen yönlendirme

Could be followed edilgen yapıdadır: Manu-O-Ku, insanların takip edebildiği şeydir. Cümle takip eden kişileri belirtmez ve yol gösterici olarak kuşu öne çıkarır. Back to shore, dönüş yönünü ve varış yerini, yani yeniden karaya doğru gitmeyi belirtir. Daha genel olarak follow + kişi veya şey + back to + yer, bir yere dönerken o kişiyi, nesneyi, rotayı veya ipucunu rehber olarak kullanmak demektir.

Alıştırma

followed back to + place kalıbını camp yer adıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: The rescue dog knew the way, so it could be ____.

Cevabı göster

followed back to camp

So,

4:20

Peki,

how do we know all of this? Anlatım akışı

4:20

tüm bunları nasıl biliyoruz?

Anlatım akışı

how do we know all of this? ... kanıtlara geçiş

Burada how do we know all of this? retorik bir sorudur: konuşmacı dinleyicilerin aklına gelebilecek bir soruyu dile getirir ve ardından yanıtlar. Böylece açıklama, az önce sunulan bilgiden bu bilgilerin dayandığı kanıt veya kaynaklara yönelir. How do we know ...? kalıbı, yalnızca ne bildiğimizi sormak için değil, bir iddianın dayanağını sormak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu açıklamada how do we know all of this? ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Bilginin arkasındaki kanıtları veya kaynakları tanıtmak.
  2. Konuşmacının yanıtı olmadığını göstermek.
  3. Dinleyicileri yüksek sesle yanıt vermeye davet etmek.
Cevabı göster

Bilginin arkasındaki kanıtları veya kaynakları tanıtmak.

Partially through evidence in petroglyphs, Anlatım akışı

4:22

Kısmen petrogliflerdeki kanıtlardan,

Anlatım akışı

Partially through evidence in petroglyphs, ... eksiltili yanıt

Partially through evidence in petroglyphs, ifadesi How do we know all of this? sorusuna verilen eksiltili bir yanıttır. Önceki soru We know this ifadesini zaten içerdiği için konuşmacı özneyi ve fiili atlayıp bilginin nasıl elde edildiği yollardan birini doğrudan söyleyebilir. Partially bunun açıklamanın yalnızca bir bölümü olduğunu belirtir. Through evidence in petroglyphs, bilgilerin kaya üzerine oyulmuş şekillerdeki kanıtlar aracılığıyla elde edildiğini gösterir; sondaki virgül de yanıtın devam edeceğini bildirir.

Alıştırma

How do we know all of this? sorusundan sonra kısmi bir kaynağı doğrudan belirten doğal eksiltili parça hangisidir?

  1. Petroglyphs are partial evidence for this.
  2. We know this partially through evidence in petroglyphs.
  3. Partially through evidence in petroglyphs.
Cevabı göster

Partially through evidence in petroglyphs.

written observations of European explorers,

4:24

Avrupalı kaşiflerin yazılı gözlemlerinden

and Polynesian oral traditions. Kültür

4:27

ve Polinezya sözlü geleneklerinden.

Kültür

Polynesian oral traditions: sözlü olarak aktarılan bilgiler

Polynesian oral traditions, yazıyla değil; çoğunlukla konuşma, hikâye anlatma, şarkılar veya ezberden aktarma yoluyla bir nesilden diğerine geçen hikâyeler, bilgiler ve kültürel anılar demektir. Buradaki oral, tıbbi anlamda “ağızla ilgili” değil, “sözlü” anlamındadır. Bu listede ifade, kâşiflerin yazılı gözlemleri ve önceki bağlamda sözü edilen kaya sanatıyla birlikte geçmiş hakkında bir kanıt kaynağını belirtir. Tarihî bilgilerin yazılı belgeler olmadan da korunabileceğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Polynesian oral traditions ne anlama geliyor?

  1. Ağız bakımıyla ilgili tıbbi gelenekler
  2. Çoğunlukla konuşarak nesilden nesle aktarılan bilgi ve hikâyeler
  3. Avrupalı kâşiflerin yazdığı raporlar
Cevabı göster

Çoğunlukla konuşarak nesilden nesle aktarılan bilgi ve hikâyeler

But also by trying them out for ourselves. Öbek fiiller

4:30

Ama aynı zamanda onları bizzat deneyerek.

Öbek fiiller

by trying them out for ourselves: bir şeyi bizzat test etmek

try them out ifadesindeki try out, daha önce sözü edilen seyir tekniklerini uygulayıp nasıl çalıştıklarını görmek demektir. “Test etmek” veya “deneme amacıyla kullanmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. For ourselves, kişisel ve doğrudan deneyimi vurgular. Baştaki by, bilgiyi edinme yöntemini gösterir: konuşan kişiler yalnızca başkalarının aktardıklarına güvenmez, teknikleri kendileri dener.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. try out ifadesini them zamiriyle kullanın ve arkasından for ourselves getirin: The ideas sounded promising, so we decided to ____.

Cevabı göster

try them out for ourselves

In 2017,

4:33

2017'de,

a voyaging canoe called Hōkūle'a Kültür

4:34

Hōkūle'a adlı bir sefer kanosu,

Kültür

voyaging canoe called Hōkūle'a: called ile bir ad tanıtmak

Bu isim öbeğinde a voyaging canoe, uzun okyanus yolculuklarında kullanılan bir kano demektir. called Hōkūle'a, that is called Hōkūle'a ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir ve kanonun adını belirtir. Buradaki called, birinin kanoya seslendiği anlamına gelmez. Hōkūle'a, geleneksel denizcilik bilgisinin modern dönemde yeniden canlanmasıyla bağlantılı, tanınmış bir Polinezya yolculuk kanosudur. Bu arka plan, kanonun neden somut bir örnek olarak sunulduğunu açıklar.

Alıştırma

“Aurora adlı bir araştırma gemisi” anlamını doğal biçimde veren ifade hangisidir?

  1. a research ship called Aurora
  2. a research ship calling Aurora
  3. a research ship called to Aurora
Cevabı göster

a research ship called Aurora

completed a worldwide voyage Kalıp ifadeler

4:37

sadece bu teknikleri kullanarak

using only these techniques.

4:39

dünya çapında bir yolculuğu tamamladı.

Kalıp ifadeler

completed a worldwide voyage: dünya çevresindeki bir yolculuğu tamamlamak

Complete a voyage, bütün bir yolculuğu bitirmek anlamına gelen doğal bir fiil–isim birleşimidir. Geçmiş zaman biçimi completed, yolculuğun son noktasına başarıyla ulaştığını gösterir. Bu cümlede worldwide, voyage sözcüğünden önce gelir ve yolculuğun coğrafi kapsamını belirtir: bu, dünya çevresinde yapılan bir yolculuktur. Worldwide, tamamlama eyleminin nasıl yapıldığını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “dünya çevresindeki bir yolculuğu bitirdi” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: After three years at sea, the expedition ____.

Cevabı göster

completed a worldwide voyage

If that seems remarkable, Anlatım akışı

4:42

Eğer bu size dikkate değer geliyorsa,

remember the ancient Polynesians,

4:44

antik Polinezyalıları hatırlayın;

Anlatım akışı

If that seems remarkable, remember ... ile yeniden değerlendirmeye yöneltme

If that seems remarkable, önceki örneğe verilebilecek bir tepkiyi öne çıkarır: modern yolculuk olağanüstü gelebilir. Bu koşul yapısı yolculuğun gerçekten olup olmadığından kuşku duymaz; dinleyicinin tepkisini geçiş için başlangıç noktası yapar. remember the ancient Polynesians, bu olayı değerlendirirken eski Polinezyalıları da hesaba katmak demektir. Buradaki remember, unutulmuş bir bilgiyi hatırlama isteği değil, ilgili kanıtı düşünmeye yönelten bir uyarıdır. Cümle, dikkati modern bir başarıdan daha eski bir tarihsel karşılaştırmaya çevirir.

Alıştırma

Bu cümlede remember ne işe yarıyor?

  1. Dinleyicilerden eski Polinezyalıları da karşılaştırmaya katmalarını ister.
  2. Dinleyicilere modern yolculuğun gerçekleşmediğini söyler.
  3. Dinleyicilerden eski Polinezyalıların adlarını ezberlemelerini ister.
Cevabı göster

Dinleyicilerden eski Polinezyalıları da karşılaştırmaya katmalarını ister.

who through close study and kinship with nature, Kalıp ifadeler

4:46

doğayı yakından inceleyerek ve onunla kurdukları bağ sayesinde,

Kalıp ifadeler

through close study and kinship with nature: bir yeteneğin aracı ve kaynağı

through, bir yeteneğin hangi araçla veya kaynaktan kazanıldığını belirtir: dikkatli inceleme ve doğayla yakın bir ilişki sayesinde. Eş görevli iki isim öbeği olan close study ve kinship with nature ifadelerinin ikisini de daha geniş cümlede ardından gelen sonuca bağlar. close study, dikkatli ve sürekli gözlem demektir. kinship normalde aile veya akrabalık ilişkisini anlatır; ancak buradaki kinship with nature mecazidir. Gerçek bir aile soyunu değil, doğal dünyayla hissedilen derin bağı ve yakınlığı ifade eder.

Alıştırma

Vurgulanan ifade burada ne anlama geliyor?

  1. Doğadaki biyolojik akrabalık bağlarını inceleyerek.
  2. Doğanın incelendiği bir yerin içinden geçerek.
  3. Dikkatli gözlem ve doğayla derin bir bağ sayesinde.
Cevabı göster

Dikkatli gözlem ve doğayla derin bir bağ sayesinde.

were able to forge these paths Deyimler

4:48

bu yolları açmayı başardılar;

Deyimler

were able to forge these paths: çabayla rotalar açmak

Bu cümlede forge these paths bir mecazdır. Forge sözcüğü gerçek anlamda metale ısı ve kuvvetle biçim vermek anlamına gelebilir; burada ise büyük çabayla rotalar yaratmak veya oluşturmak demektir. These paths karadaki gerçek patikaları değil, deniz rotalarını ya da geçitlerini ifade eder. Were able to, bu durumda hem yeterliliği hem de işin başarıyla tamamlandığını gösterir: bu rotaları oluşturmayı başardılar. Bu ifade, deniz yolculuğunu zor, beceri gerektiren ve öncü bir iş gibi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede forge a path, “çabayla yeni bir yön oluşturmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The hikers followed a marked path to the lake.
  2. The blacksmith forged a metal tool in the fire.
  3. The researchers forged a new path in cancer treatment.
Cevabı göster

The researchers forged a new path in cancer treatment.

across an unfathomably vast, Deyimler

4:50

kavranamayacak kadar devasa,

vibrant,

4:53

canlı,

living ocean.

4:53

ve yaşayan bir okyanusun üzerinden.

Deyimler

an unfathomably vast, vibrant, living ocean: sıfatların üst üste kullanılması ve kişileştirme

Bu ifade, betimlemeleri üst üste getirerek tek bir görüntü oluşturur. Unfathomably, vast sözcüğünü niteler; yani okyanus, ölçeğini kavramanın zor olduğu kadar büyüktür. Vibrant enerji katar, living ise okyanusu hareketli ve yaşam dolu gösterir. Living kısmen kişileştirme yapar; bütün okyanusun tek bir canlı olduğunu iddia etmez. Bu sözcükler birlikte okyanusu boş bir engel olmaktan çıkarıp güçlü ve dinamik bir dünyaya dönüştürür, ayrıca sona daha fazla duygusal güç katar.

Alıştırma

an unfathomably vast, vibrant, living ocean ifadesindeki sıfat yığınının temel etkisi nedir?

  1. Okyanusun kesin bir bilimsel ölçümünü verir.
  2. Bütün okyanusun gerçek anlamda tek bir hayvan olduğunu söyler.
  3. Okyanusu engin, enerjik ve yaşam dolu olarak sunar.
Cevabı göster

Okyanusu engin, enerjik ve yaşam dolu olarak sunar.

The educator behind this lesson Kelime

4:56

Bu dersin arkasındaki eğitimci,

helped TED-Ed student voice program

4:58

TED-Ed öğrenci sesi programının

find its way to Hawaii. Deyimler

5:00

Hawaii'ye ulaşmasına yardımcı oldu.

Kelime

behind this lesson: bir sonucun arkasındaki kilit kişi

behind this lesson ifadesindeki behind fiziksel bir konumu anlatmaz. Eğitimciyi, dersin oluşturulmasına, düzenlenmesine veya gerçekleşmesine katkı sağlayan biri olarak dersle ilişkilendirir. the person/team behind something yapısı bir fikrin, projenin, etkinliğin veya ürünün arkasındaki önemli kaynağı ya da itici gücü belirtir. Bu, o kişinin her şeyi tek başına yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

the educator behind this lesson ifadesindeki eğitimci kimdir?

  1. Dersi yalnızca bittikten sonra gören biri
  2. Fiziksel olarak bir dersin arkasında duran biri
  3. Dersin oluşturulmasına veya gerçekleşmesine katkı sağlayan biri
Cevabı göster

Dersin oluşturulmasına veya gerçekleşmesine katkı sağlayan biri

Deyimler

find its way to Hawaii: yeni bir yere zamanla ulaşmak

Bu cümlede find its way to Hawaii, programın insanların çabaları, yayılması veya gelişmesi sayesinde sonunda Hawaii’ye ulaştığı anlamına gelir. program, find fiilinin öznesi olsa da program gerçek anlamda kendi başına bir yol seçmemiştir. Find one's way to + destination gerçek anlamda bir yere giden yolu bulmayı anlatabilir. Burada program kişileştirilir: bir yol boyunca ilerleme fikri, bir şeyin nasıl yayıldığını veya yeni bir yere nasıl getirildiğini gösterir.

Alıştırma

Bir fikrin yayılmasını anlatan cümleyi find its way ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The recycling idea eventually ____ to schools across the region.

Cevabı göster

found its way

Over 30 TED-Ed clubs

5:02

O zamandan beri Hawaii Adaları'nda 30'dan fazla TED-Ed kulübü

have since formed in the Hawaiian Islands Dilbilgisi

5:04

kuruldu;

and thousands more across the globe.

5:06

dünya çapında da binlerce kulüp daha kuruldu.

Dilbilgisi

have since formed: o zamandan bugüne uzanan bir sonuç

Have formed, İngilizcedeki present perfect yapısındadır: Kulüpler daha önceki bir olaydan sonra ortaya çıkmıştır ve şu anki varlıkları ya da sayıları hâlâ önemlidir. Form burada geçişsizdir ve 'bir grup olarak oluşmak veya kurulmak' anlamına gelir. Since burada 'o zamandan itibaren' ya da 'ondan sonra' anlamında bir zarftır. Başlangıç noktası önceki bağlamdan anlaşılır; bu nedenle bu cümlede since sözcüğünden sonra ayrıca bir zaman ifadesi gelmesi gerekmez. Bu yapıda since doğal olarak have ile formed arasında yer alır.

Alıştırma

Cümleyi have + 'o zamandan itibaren' anlamındaki zarf + formed ile tamamlayın: The center opened last year, and three clubs ____.

Cevabı göster

have since formed

What if every educator and student subscribed to TED-Ed, Dilbilgisi

5:09

Ya her eğitimci ve öğrenci TED-Ed'e abone olup,

followed Alan's lead? Deyimler

5:12

Alan'ın izinden gitseydi?

Dilbilgisi

What if ... subscribed ...?: varsayımsal bir eylem çağrısı

What if + özne + simple past, hayal edilen bir durumu ortaya koyar ve dinleyiciyi olası sonucu düşünmeye çağırır. Burada subscribed geçmiş zaman biçimindedir, ancak tamamlanmış bir geçmiş olayı anlatmaz; gelecekteki veya henüz gerçekleşmemiş bir olasılığa varsayımsal mesafe katar. Bu kapanış sorusunda konuşmacı aynı zamanda nazik bir eylem çağrısı yapar. Herkese doğrudan abone olmalarını söylemek yerine, bunu yapsalardı neler olabileceğini hayal etmelerini ister.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir gerçeği sormak yerine insanları henüz gerçekleşmemiş bir toplum fikrini hayal etmeye çağırır?

  1. What if every family planted one tree?
  2. Did every family plant one tree last year?
  3. Every family planted one tree last year.
Cevabı göster

What if every family planted one tree?

Deyimler

followed Alan's lead: birini örnek almak

Follow someone's lead, bir kişi ne yapılacağını gösterdikten ya da örnek olduktan sonra onunla aynı şekilde hareket etmek demektir. Burada followed Alan's lead, başkalarının Alan'ın daha önce başlattığı hareket tarzını örnek alıp almadığını sorar. Bu yapıda kişi iyelik biçiminde kullanılır: follow Alan's lead, follow her lead veya follow the teacher's lead. Lead burada yönlendirme ya da izlenecek örnek anlamındadır; kurşun metali anlamına gelmez.

Alıştırma

“Ava stayed calm, and the others followed her lead,” cümlesinde “followed her lead” ne anlama gelir?

  1. Diğerleri bir yarışta Ava'yı geçti.
  2. Diğerleri Ava'ya bir metal parçası verdi.
  3. Diğerleri Ava'nın sakin tepkisini örnek aldı.
Cevabı göster

Diğerleri Ava'nın sakin tepkisini örnek aldı.

Navigate to ed.ted.com/clubs

5:15

ed.ted.com/clubs adresine gidin

to be the founder of the first TED-Ed club at your school.

5:16

ve okulunuzdaki ilk TED-Ed kulübünün kurucusu olun.