Dünyanın en eski soslarından biri - Dan Kwartler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
688 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Ketçabın Antik Çin ve Roma’daki fermente balık soslarından İngiliz taklitlerine, oradan da Amerikan domates ketçabına uzanan dönüşümünü izleyin. Video; ticaretin, tarif değişikliklerinin ve Heinz’ın koruyucu içermeyen formülünün günümüzdeki koyu kıvamlı kırmızı sosu nasıl ortaya çıkardığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the ubiquitous red goop — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: “Her yerde bulunan” anlamındaki resmî sıfat ubiquitous ile koyu, yapışkan bir maddeyi anlatan gündelik ve hafif alaycı goop ismi arasındaki karşıtlığı anlayın. Böylece anlatıcının bilinen ketçap imgesini sorgulamak ve tarihsel açıklamayı canlı tutmak için farklı dil düzeylerini nasıl bir araya getirdiğini fark edebilirsiniz. 2. go the way of garum. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir şeyle aynı biçimde gerilemek, ortadan kalkmak veya başarısız olmak anlamındaki go the way of something kalıbını öğrenin. Kaybolan Roma garum ticaretine yapılan gönderme, İngiliz halkının ketçabın da aynı şekilde yok olmasına izin vermediğini bağlamdan çıkarmanızı sağlar. 3. all descendants of the same fishy family tree. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Günümüz soslarını ve salata soslarını ortak balık sosu kökenine bağlayan genişletilmiş aile metaforunu tanıyın. descendants ve family tree ifadelerini mecaz anlamda yorumlayabilir; ürünlerin, fikirlerin, sözcüklerin veya geleneklerin ortak bir kaynaktan geliştiğini anlatırken kullanabilirsiniz.

Bu derste

In the mid-18th century, England was crazy for ketchup. Notlar

0:07

18. yüzyılın ortalarında İngiltere ketçap için deli oluyordu.

Kalıp ifadeler

In the mid-18th century: tarihsel bir dönemi belirtmek

In the mid-18th century, olayı 18. yüzyılın ortaları çevresindeki geniş bir zaman aralığına yerleştirir. Kesin bir yılı belirtmez. Tarihsel anlatılarda veya arka plan açıklamalarında in + zaman dilimi yapısı cümlenin başında kullanılabilir. Virgül, zamanı belirten bu ifadeyi ana olaydan ayırır; böylece önce olayın ne zaman gerçekleştiği anlaşılır.

Alıştırma

In the mid-18th century ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. 18. yüzyılın ortaları çevresindeki geniş bir dönem boyunca
  2. 18. yüzyılın sonlarına doğru
  3. 18. yüzyılın tam ortasındaki kesin yılda
  4. Miladi 18 yılında
Cevabı göster

18. yüzyılın ortaları çevresindeki geniş bir dönem boyunca

Deyimler

was crazy for ketchup: güçlü bir ilgiyi ifade etmek

was crazy for ketchup bölümünde be crazy for + isim, bir şeyi çok sevmek veya ona karşı büyük bir heyecan duymak anlamına gelir. Bu, abartılı bir deyimdir; ruh sağlığıyla ilgili bir ifade değildir. Burada England, İngiltere’deki insanları temsil eder. Bu nedenle ifade, ketçabın o dönemde ülkede yaygın ve büyük bir coşkuyla karşılanan bir ürün olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen kalıpla tamamlayın: My brother is ____ mango smoothies.

Cevabı göster

crazy for

The sauce was a staple, Kelime

0:11

Bu sos temel bir gıdaydı

Kelime

a staple: günlük yaşamın temel ve alışılmış bir parçası

Burada a staple, düzenli olarak kullanılan ve günlük yaşamın temel, tanıdık bir parçası hâline gelmiş bir şeyi ifade eder. Sos, standart bir ürün sayılacak kadar yaygındı; kâğıtları tutturmak için kullanılan küçük metal zımba teli kastedilmiyor. Yemek bağlamında staple temel bir yiyecek, malzeme veya sosu ifade edebilir. Daha geniş anlamda bir rutinin ya da kültürün düzenli ve güvenilir herhangi bir parçasını da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede staple günlük yaşamın düzenli ve temel bir parçası anlamında kullanılmıştır?

  1. She used a staple to fasten the papers.
  2. The shelf was completely empty.
  3. Fresh bread is a staple in our house.
  4. We tried that recipe once as a special treat.
Cevabı göster

Fresh bread is a staple in our house.

and countless cookbooks encouraged adding ketchup Dilbilgisi

0:13

ve sayısız yemek kitabı ketçap eklenmesini teşvik ediyordu,

to stews, vegetables,

0:15

yahnilere, sebzelere

and even desserts.

0:17

ve hatta tatlılara.

Dilbilgisi

encouraged adding A to B: A'nın B'ye eklenmesini teşvik etmek

encouraged adding ketchup... yapısında encourage fiilinden sonra adding... ulaç yapısı gelir. Bu kalıp, teşvik edilen belirli bir kişiyi belirtmeden bir faaliyeti destekler. İfadenin içinde add A to B, ketchup sözcüğünü A; stews, vegetables ve diğer yiyecekleri B olarak gösterir. to, add A to B kalıbının parçasıdır; mastar işareti değildir.

Alıştırma

encourage fiilinin geniş zaman biçimini ve ardından add fiilinin -ing biçimini kullanın: The safety guide ____ reflective tape to bicycle helmets.

Cevabı göster

encourages adding

If these seem like odd places Dilbilgisi

0:19

Bunlar garip yerler gibi görünüyorsa

for ketchup's tangy tomato flavor,

0:20

ketçabın keskin domates aroması için,

Dilbilgisi

If these seem like odd places: şüpheyi kabul edip açıklamaya geçmek

Bu cümlede If these seem like odd places, dinleyicinin gösterebileceği bir tepkiyi önceden karşılar: daha önce sözü edilen yahni, sebze ve tatlılar ketçap tadı için şaşırtıcı yerler gibi gelebilir. These, bu yiyeceklere veya yiyecek kategorilerine gönderme yapar. Buradaki if yan cümlesi, esas olarak sonucu belirsiz gerçek bir koşul sunmaz. Ana cümle nedeni açıklamadan önce dinleyicinin şüphe duyabileceğini kabul eder. Bu işlev sık sık If X seems..., that's because... kalıbıyla kurulur. Böylece açıklama dinleyicinin tepkisine doğrudan cevap veriyormuş gibi olur ve kolay izlenir.

Alıştırma

Baştaki if yan cümlesi bu açıklamada esas olarak ne yapıyor?

  1. Ketçap kullanılmadan önce karşılanması gereken katı bir koşul koyar.
  2. Örneklerin tuhaf gelebileceğini kabul edip ardından bir neden verir.
  3. Dinleyiciden hangi yiyeceklerde mutlaka ketçap olması gerektiğini seçmesini ister.
Cevabı göster

Örneklerin tuhaf gelebileceğini kabul edip ardından bir neden verir.

that's because this ketchup wasn't

0:23

bunun nedeni, bu ketçabın

the ubiquitous red goop you're thinking of. Kelime

0:25

aklınıza gelen her yerde bulunan o kırmızı bulamaç olmamasıdır.

Kelime

the ubiquitous red goop: resmî ve gündelik sözcükleri karıştırmak

The ubiquitous red goop ifadesi, her yerde görülen koyu kırmızı madde anlamına gelir. Ubiquitous, bir şeyin hemen hemen her yerde bulunduğunu belirten nispeten resmî bir sıfattır. Goop ise koyu, yapışkan ve dağınık görünen bir madde için kullanılan gündelik bir isimdir. Burada goop, günümüzde herkesin bildiği kırmızı ketçabı şakacı ya da hafif küçümseyici biçimde anlatır; resmî bir yiyecek adı değildir. Resmî ubiquitous ile gündelik goop sözcüklerini eşleştirmek, dil düzeyinde komik bir karşıtlık yaratır. Betimleme aynı anda hem canlı hem de biraz olumsuzdur.

Alıştırma

The ubiquitous red goop ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Goop, nadir ve pahalı bir ketçap türünün resmî adıdır.
  2. Ketçap, yalnızca laboratuvarlarda bulunan saydam bir içecektir.
  3. Tanıdık kırmızı ketçap, her yerde bulunan yapışkan bir bulamaç olarak şakacı veya hafif küçümseyici bir tonla anlatılıyor.
Cevabı göster

Tanıdık kırmızı ketçap, her yerde bulunan yapışkan bir bulamaç olarak şakacı veya hafif küçümseyici bir tonla anlatılıyor.

In fact, this sweet and savory Kalıp ifadeler

0:27

Aslında bu tatlı ve tuzlu

brown sauce

0:29

kahverengi sosun

didn't even have tomatoes in it.

0:31

içinde domates bile yoktu.

Kalıp ifadeler

sweet and savory: tatlı ve tatlı olmayan lezzet türlerinin karşıtlığı

sweet and savory brown sauce ifadesinde sweet ve savory, aynı sostaki iki lezzet özelliğini birlikte anlatır. Sweet şekere benzer bir tadı; savory ise tuzlu, baharatlı, et tadında veya umami yönleri olabilen, ağırlıklı olarak tatlı olmayan bir lezzeti belirtir. Savory lezzetin türünü sınıflandırır; yalnızca delicious, yani “lezzetli” anlamına gelmez. Bir yemek savory olabilir ama yine de bir kişi o yemeği sevmeyebilir.

Alıştırma

Tatlı ve tatlı olmayan lezzet türleri arasındaki yaygın karşıtlığı en iyi hangi sözcük tamamlar? The café serves both sweet and ___ pies.

  1. salty
  2. savory
  3. delicious
Cevabı göster

savory

So, where did this early ketchup come from? Kalıp ifadeler

0:33

Peki, bu erken dönem ketçap nereden geldi?

Kalıp ifadeler

Where did ... come from?: tarihsel köken sormak

Burada come from, erken dönem ketchup'ın tarihsel kaynağını veya kökenini sorar. Bir kişinin az önce nereden geldiğini sormaz. Early ketchup, sosun eski bir biçimini ifade eder; bu biçim günümüzde yaygın olan domates temelli ürünle aynı olmak zorunda değildir. Geçmişteki bir kökeni sormak için Where did + özne + come from? yapısını kullanın. Geçmiş zamanı did taşıdığı için come yalın hâlde kalır ve came olmaz.

Alıştırma

Tarihsel kökeni soran cümleyi come from ile tamamlayın. İki sözcüğü de yazın: Where did this custom ____?

Cevabı göster

come from

And how did it become the dip we know and love today? Kalıp ifadeler

0:36

Ve bugün bildiğimiz ve sevdiğimiz sosa nasıl dönüştü?

Kalıp ifadeler

the dip we know and love: ortak aşinalık ve sevgi

the dip we know and love ifadesinde we know and love, the dip ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür; tam biçim the dip that we know and love olur. Hem know hem de love fiilinin nesnesi the dip ifadesidir. the + isim + we know and love kalıbı, bir şeyi konuşanın ve dinleyicilerin zaten bildiği ve sevdiği bir şey olarak sunar. Tanıtımlarda ve medya anlatımında sıcak bir ortak deneyim hissi yaratır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Despite the new menu, this is still the cafe we ____.

Cevabı göster

know and love

To answer these questions, Anlatım akışı

0:40

Bu soruları cevaplamak için

we'll need to turn to ketchup's condiment cousin, Notlar

0:41

ketçabın sos kuzeni olan

fish sauce.

0:44

balık sosuna dönmemiz gerekecek.

Anlatım akışı

To answer these questions: amaç bildiren bir geçiş

To answer these questions, amaç bildiren bir mastar öbeğidir ve in order to answer these questions anlamına gelir. Konuşanın neden balık sosuna yönelmesi gerektiğini açıklayarak ardından gelen cümleyi niteler; dinleyicilere cevap vermelerini söylemez. Başa yerleştirildiğinde bu öbek, önceki soruları açıklamanın bir sonraki adımına bağlar. Yeniden kullanılabilen To answer/explain/understand X, we need to... kalıbı, gelecek bilginin cevaba ulaşma yönteminin bir parçası olduğunu dinleyicilere bildirir.

Alıştırma

Sunum yapan kişi, bir şehrin büyümesi hakkında iki soru sordu. Geçişi hedef ifadeyle tamamlayın: ____, we need to compare maps from 1950 and today.

Cevabı göster

To answer these questions

Öbek fiiller

turn to: dikkati bir konuya veya kaynağa yöneltmek

Bu cümlede turn to, “dikkatimizi yöneltmek” veya “incelemeye başlamak” anlamındadır. Anlatıcı, yanıt bulmak için tartışmayı balık sosuna taşır; burada fiziksel olarak dönmekten söz edilmez. turn to + konu, kaynak veya kişi yapısı, bir açıklamanın sonraki odağını gösterebilir. Ardından gelen nesneye göre bir kaynağa başvurmak veya bir kişiden yardım istemek anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi turn to ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the guide failed, we ____ a local expert.

Cevabı göster

turned to

Deyimler

ketchup's condiment cousin: ilişkili bir şey için cousin benzetmesi

ketchup's condiment cousin ifadesinde cousin bir benzetmedir. Balık sosunu ketçapla ilişkili bir çeşni olarak sunar; insan ailesinden gerçek bir akraba anlamına gelmez. Benzetme, ortak tarih veya özellikler gibi genel bir bağ olduğunu düşündürür, ancak iki şeyin aynı olduğunu söylemez. Virgülden sonra gelen fish sauce adı, anlatıcının hangi “kuzeni” kastettiğini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede cousin ne anlama geliyor? The ukulele is the guitar's smaller cousin.

  1. Gitaristin kuzeni tarafından yapılmıştır.
  2. İlişkili ve benzer bir çalgı türüdür.
  3. Gitarla tamamen aynı çalgıdır.
  4. Bir gitarın insan akrabasıdır.
Cevabı göster

İlişkili ve benzer bir çalgı türüdür.

As early as 300 BCE, Kalıp ifadeler

0:46

MÖ 300 kadar erken bir tarihte,

Kalıp ifadeler

As early as 300 BCE: şaşırtıcı derecede erken bir tarihi vurgulamak

as early as + zaman noktası yapısı, bir şeyin bu kadar erken bir zamanda zaten gerçekleşmekte olduğunu belirtir. Yalnızca tarih vermekle kalmaz; tarihin okuyucunun bekleyebileceğinden daha erken olduğunu vurgular. BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve Milattan Önceki yılları gösterir. Burada 300 BCE, as early as ifadesinden sonra gelen zaman noktasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bu geleneğe ilişkin kayıtların şaşırtıcı derecede erken bir tarihte var olduğunu vurgular?

  1. Records mention the custom after 1450.
  2. Records mention the custom as early as 1450.
  3. Records mention the custom in 1450.
  4. The custom may have ended by 1450.
Cevabı göster

Records mention the custom as early as 1450.

Chinese fishermen routinely caught batches Kalıp ifadeler

0:48

Çinli balıkçılar rutin olarak yığınla

of small fish that were too plentiful Dilbilgisi

0:51

küçük balık yakalardı; bunlar o kadar çoktu ki

to eat all at once,

0:54

hepsini birden yemek imkansızdı,

Kalıp ifadeler

batches of small fish: gruplar hâlinde yakalanan veya işlenen küçük balıklar

A batch, birlikte üretilen, toplanan, teslim alınan veya işlenen şeylerden oluşan bir gruptur. Bu nedenle batches of small fish, ayrı partiler hâlinde yakalanan veya işlenen birden fazla küçük balık grubunu ifade eder. Bu sözcük, balıkların yakalama veya işleme amacıyla nasıl gruplandığını anlatır; bir balık türünü veya mutlaka birlikte yüzen bir balık sürüsünü belirtmez.

Alıştırma

Bu cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The lab processed three _____ samples this morning.

  1. flocks of
  2. batches of
  3. schools of
Cevabı göster

batches of

but too time-consuming to individually preserve.

0:55

ancak tek tek muhafaza etmek de çok zaman alırdı.

Dilbilgisi

too plentiful to..., but too time-consuming to...: paralel too...to... sınırları

Cümlede iki paralel too + sıfat + to-infinitive yapısı kullanılır. Too plentiful to eat all at once, balıkların o kadar çok olduğunu ve hepsini bir kerede yemenin uygulanabilir olmadığını anlatır. Too time-consuming to individually preserve ise her balığı ayrı ayrı muhafaza etmenin uygulanabilir olmayacak kadar uzun süreceğini belirtir. But, bu iki farklı engeli birbirine bağlar. Bu yapıda too, derecenin uygulanabilir bir sınırı aştığını gösterir; bu nedenle to-infinitive içindeki eylem makul şekilde yapılamaz. Too burada yalnızca “çok” anlamına gelmez.

Alıştırma

Her niteliğin uygulanabilir bir sınır oluşturduğunu göstermek için iki boşluğa da aynı sözcüğü yazın: The suitcase was ____ heavy to carry upstairs but ____ large to fit in the locker.

Cevabı göster

too · too

So, often the day's catch Kelime

0:59

Bu yüzden o günkü av genellikle

would be salted and stored together. Dilbilgisi

1:01

tuzlanır ve birlikte saklanırdı.

Kelime

the day's catch: yakalananları belirten isim catch

Burada catch, insanların yakaladığı balık veya diğer deniz ürünleri anlamına gelen bir isimdir. The day's catch, o belirli günde yakalanan balık veya deniz ürünleri demektir; day's iyelik biçimidir ve yakalananları o günle ilişkilendirir. Bu isim anlamı balıkçılık bağlamlarında yaygındır. Catch burada catch fiili değildir ve bu cümlede tuzak ya da gizli sorun anlamına da gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the day's catch ne anlama gelir?

  1. balık yakalamak için kullanılan bir tuzak
  2. o gün keşfedilen gizli bir sorun
  3. o gün yakalanan balık veya diğer deniz ürünleri
Cevabı göster

o gün yakalanan balık veya diğer deniz ürünleri

Dilbilgisi

would be salted and stored together: geçmişteki alışkanlığı anlatan edilgen yapı

Bu tarihsel anlatımda would be salted and stored, bu işlemin geçmişte tekrar tekrar yapıldığını belirtir. Buradaki would, geçmişteki alışılmış bir eylemi gösterir; gelecekteki bir olayı veya varsayımsal bir sonucu anlatmaz. Would be + geçmiş zaman ortacı edilgen bir yapıdır. Salted ve stored aynı would be yapısını paylaşır; bu nedenle odak, işi yapan kişilerde değil, o gün tutulan balıklara ne yapıldığındadır. Together, balıkların tek bir grup hâlinde işlenip saklandığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi would ile salt ve store fiillerinin edilgen biçimlerini kullanarak tamamlayın: Each autumn, the vegetables ____ for winter.

Cevabı göster

would be salted and stored

Over several months, Kalıp ifadeler

1:04

Birkaç ay boyunca

the fish would ferment as their internal enzymes

1:05

balıklar, içlerindeki enzimler vücutlarındaki proteinleri

broke down their bodies' proteins. Öbek fiiller

1:08

parçaladığı için fermente olurdu.

Kalıp ifadeler

Over several months: zamana yayılan bir süreç

Over several months, “birkaç ay süren bir dönem boyunca” anlamına gelir. Buradaki over, bir şeyin üzerinde olmayı değil, bir zaman aralığını belirtir. Cümlenin başındaki bu ifade, bütün fermantasyon sürecini aşamalı bir değişim olarak çerçeveler: değişim, aylar bittikten sonra başlamak yerine o aylar boyunca gerçekleşir.

Alıştırma

Hangi cümle büyümenin zaman aralığı boyunca aşamalı olarak gerçekleştiğini söylüyor?

  1. After several weeks, the seedlings began growing noticeably taller.
  2. Over several weeks, the seedlings grew noticeably taller.
Cevabı göster

Over several weeks, the seedlings grew noticeably taller.

Öbek fiiller

broke down: bir maddeyi parçalamak

Buradaki broke down, break down fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Enzimlerin bir maddeyi daha küçük ya da daha basit parçalara ayırmasını anlatır. Eylemi yapan özne internal enzymes, eylemden etkilenen nesne ise their bodies' proteins ifadesidir. Bilimsel bağlamlarda bu geçişli yapı etken + break down + madde biçimindedir. Cümledeki isim öbekleri, anlamın makine arızası ya da duygusal çöküş değil, kimyasal ayrışma olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, vurgulanan öbeksi fiilin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: In digestion, enzymes ____ large food molecules into smaller ones.

Cevabı göster

break down

The result was a rich, salty liquid, Anlatım akışı

1:10

Sonuç, balık sosu olarak süzülecek ve saklanacak

Anlatım akışı

The result was ...: bir süreci sonucuna bağlamak

The result sözleri, az önce anlatılan sürece gönderme yapar. Cümlenin geri kalanı, bu sürecin ne ortaya çıkardığını belirtir: yoğun aromalı, tuzlu bir sıvı. Böylece önceki adımlarla sonuç arasında açık bir bağ kurulur. Yeniden kullanılabilen kalıp The result was + isim öbeği biçimindedir. Bir deney, tarif, değişiklik veya tamamlanmış başka bir süreç özetlenip sonraki noktaya geçilirken sık kullanılır.

Alıştırma

Sonuç cümlesini hedef kalıpla tamamlayın: The class mixed the colors carefully. ____ an even shade of purple.

Cevabı göster

The result was

which would be strained and stored as fish sauce. Dilbilgisi

1:13

zengin, tuzlu bir sıvıydı.

Dilbilgisi

which would be strained and stored as...: sonraki işleme adımlarını eklemek

Virgülden sonra gelen which yan cümleciği a rich, salty liquid ifadesine geri döner ve bu sıvının daha sonra başına ne geldiğiyle ilgili ek bilgi verir. Belirli bir sıvıyı seçip tanımlamaz; ayrıca which, balıkçılara ya da enzimlere gönderme yapmaz. would be strained and stored içinde would, eylemleri geçmişteki bir noktadan bakıldığında daha sonra gerçekleşecek şekilde sunar; be + fiilin üçüncü hâli ise edilgen yapıyı kurar. Strained ve stored, would be yapısını ortak kullanır. Böylece iki sonraki işleme adımı ana sonuca akıcı biçimde bağlanır.

Alıştırma

Örnekteki "which would be strained and stored as fish sauce" yan cümleciği ne yapıyor?

  1. Sıvının hiç işlenmediğini söyler.
  2. Sıvıyı hangi balıkçıların yaptığını belirler.
  3. Yoğun ve tuzlu sıvının sonraki işlenişiyle ilgili bilgi ekler.
Cevabı göster

Yoğun ve tuzlu sıvının sonraki işlenişiyle ilgili bilgi ekler.

Chinese fishermen weren't the only ones Dilbilgisi

1:16

Bu lezzetli çeşniyi bulanlar

to figure out this savory seasoning. Öbek fiiller

1:18

sadece Çinli balıkçılar değildi.

Dilbilgisi

weren't the only ones to figure out: başkaları da başardı

A weren't the only ones to do X kalıbı, A'nın X'i yaptığını ama başka insanların da yaptığını anlatır. weren't içindeki olumsuzluk only ones düşüncesini değiştirir: A'nın eylemini değil, yalnızca A'nın yaptığı iddiasını reddeder. Ones, gruptaki insanları temsil eder; to figure out ise onların neyi başardığını belirtir. Bu kalıp, konuşanın önce bir gruptan söz edip ardından başka bir gruba veya örneğe geçmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle Maya ve Leo'nun problemi çözdüğünü ve başka kişilerin de çözdüğünü anlatır?

  1. Maya and Leo were the only ones to solve the problem.
  2. Maya and Leo didn't solve the problem.
  3. Maya and Leo weren't the only ones to solve the problem.
Cevabı göster

Maya and Leo weren't the only ones to solve the problem.

Öbek fiiller

figure out: düşünerek veya deneyerek anlamak ve çözmek

Figure out, düşünerek, gözlemleyerek veya deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir çözüm bulmak demektir. Bu cümlede insanların bu lezzetli çeşniyi nasıl yapacaklarını veya kullanacaklarını çözmesi anlamındadır; bir şekil çizmekten söz edilmez. Figure out sonrasında figure out the problem örneğindeki gibi bir isim gelebilir. Figure out why it failed ve figure out how to fix it örneklerindeki gibi soru anlamı taşıyan bir yan cümle de gelebilir.

Alıştırma

Maya oyuncağı çalıştırmak için birkaç yol denedi ve sonunda sorunu kendi başına çözdü. Bu durumu en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. Maya finally figured out how to make the toy work.
  2. Maya finally explained that the toy was new.
  3. Maya finally learned when the toy store closes.
Cevabı göster

Maya finally figured out how to make the toy work.

Ancient Greeks, and later the Romans that conquered them,

1:20

Antik Yunanlılar ve daha sonra onları fetheden Romalılar,

built their entire cuisine Kalıp ifadeler

1:23

tüm mutfaklarını

around fish sauce's strong umami flavor. Kelime

1:25

balık sosunun güçlü umami aroması etrafında kurdular.

Kalıp ifadeler

build A around B: B'yi merkeze alarak A'yı düzenlemek

Build A around B, A'yı B onun temel özelliği veya dayanağı olacak şekilde düzenlemek ya da geliştirmek demektir. Burada A, their entire cuisine; B ise fish sauce's strong umami flavor ifadesidir. Cümle, bu tadın birçok yemeği ve yemek pişirme alışkanlığını şekillendirdiğini anlatır; fiziksel bir yapı inşa etmekten söz etmez. Kalıp build + düzenlenen şey + around + merkezî unsur şeklindedir. Edilgen olarak da kullanılabilir: A is built around B.

Alıştırma

Cümleyi build ... around kalıbının edilgen biçimiyle tamamlayın: The after-school program was ____ short, hands-on projects.

Cevabı göster

built around

Kelime

strong umami flavor: yoğun bir umami tadı

strong umami flavor ifadesinde umami, temel tatlardan biri olan belirli bir tadı adlandırır. Bu tat et suyu, mantar, yıllanmış peynir, soya sosu ve balık sosu gibi yiyeceklerde sıkça fark edilir. Strong, bu tadın belirgin veya yoğun olduğunu anlatır. Umami bir tat kategorisidir; yemeğin genel olarak güzel olduğunu söyleyen bir övgü değildir. Konuşan kişi bir yiyeceği lezzetli bulmasa bile o yiyecekte belirgin bir umami tadı olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede umami doğru kullanılmıştır?

  1. Umami means that everyone will enjoy the food.
  2. The mushroom broth has a deep umami flavor.
  3. These cookies are umami because they are very sweet.
Cevabı göster

The mushroom broth has a deep umami flavor.

The sauce, which they called garum, Kültür

1:29

Garum adını verdikleri bu sos,

Kültür

garum: antik bir fermente balık sosu

Garum, antik Akdeniz'de, özellikle Yunan ve Roma yemeklerinde kullanılan tuzlu, fermente bir balık sosuydu. which they called garum ifadesinde garum yalnızca bu sosa verilen tarihî addır. Garum daha sonra Avrupa mutfağındaki eski yerini kaybettiği için adı, gerileme veya yok oluşa dair tarihî bir örnek olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede garum neyi ifade ediyor?

  1. Bir Roma balıkçı teknesi türü
  2. Antik bir fermente balık sosu
  3. Modern bir domates ketçabı markası
Cevabı göster

Antik bir fermente balık sosu

traveled with every soldier to the empire's front lines, Kelime

1:31

imparatorluğun ön saflarına her askerle birlikte gitti,

Kelime

the empire's front lines: imparatorluğun çatışmaya en yakın cepheleri

Bu cümlede front lines, aktif çatışmaya en yakın bölgeler, yani savaş cepheleri anlamına gelir. empire's iyelik biçimi, bunların imparatorluk askerlerinin görev yaptığı askerî cepheler olduğunu gösterir; bir sıranın ön kısmını ifade etmez. Bu ifade genellikle çoğul kullanılır ve haritada çizilmiş tek bir kesin çizgiden çok, aktif çatışma bölgelerini genel olarak anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede front lines ne anlama gelir?

  1. Bir sayfanın üst kısmına basılmış satırlar
  2. Bir kuyruğun ilk sıraları
  3. Aktif çatışmaya en yakın bölgeler
Cevabı göster

Aktif çatışmaya en yakın bölgeler

and they constructed dozens of fish sauce factories

1:35

ve onlarca balık sosu fabrikası inşa ettiler

throughout the Mediterranean,

1:38

Akdeniz'in dört bir yanında,

each capable of producing thousands of gallons of garum. Notlar

1:40

ve her biri binlerce galon garum üretebiliyordu.

Dilbilgisi

each capable of producing: her birinin kapasitesini kısaca açıklayan yapı

Each, daha önce sözü edilen fabrikalara gönderme yapar ve onları tek tek ele alır. Capable of producing, her fabrikanın ne yapabildiğini belirtir. Bu kalıp, kısaltılmış bir ek açıklama yapısıdır: factories, each capable of producing ... ifadesi factories, each of which was capable of producing ... ile aynı anlama gelir. of bir edat olduğu için burada arkasından produce veya to produce değil, -ing biçimi producing gelir.

Alıştırma

Kısaltılmış yapıyı capable of ile tamamlayın: The lab has four printers, each ____ producing 100 labels a minute.

Cevabı göster

capable of

Kalıp ifadeler

thousands of gallons of garum: yaklaşık ve büyük bir miktar

Thousands of + çoğul sayılabilen isim, binlerle ifade edilen yaklaşık bir miktarı belirtir. Kesin bir sayı vermez. Bu cümlede thousands of gallons, üretim ölçeğinin çok büyük olduğunu vurgular. Gallon bir hacim birimidir; bu nedenle gallons of garum, üretilen sıvının miktarını ölçer. Amerikan İngilizcesinde gallon normalde yaklaşık 3,785 litre olan ABD galonunu ifade eder; İngiliz galonu daha büyüktür. Burada önemli olan kesin dönüşüm değildir.

Alıştırma

Cümlede thousands of gallons en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Tam olarak 2.000 galon
  2. Kesin olarak belirtilmemiş, yaklaşık binler düzeyinde bir galon miktarı
  3. On galondan az
Cevabı göster

Kesin olarak belirtilmemiş, yaklaşık binler düzeyinde bir galon miktarı

But when the Roman Empire collapsed,

1:44

Ancak Roma İmparatorluğu çöktüğünde

so did their condiment business. Dilbilgisi

1:46

sos işleri de çöktü.

Dilbilgisi

so did their condiment business: aynı şeyin başka bir öznenin de başına geldiğini söylemek

So did their condiment business, so + yardımcı fiil + özne yapısını kullanır. Daha önce sözü edilen bir olayın başka bir öznenin de başına geldiğini belirtir. Burada did, basit geçmiş zamandaki collapsed fiilinin yerini alır; dolayısıyla anlamı their condiment business collapsed too olur. Did burada asıl fiil do değil, yardımcı fiildir. Yardımcı fiili önceki cümleciğe göre seçin: She is ready, and so am I; They can swim, and so can we.

Alıştırma

Cümleyi «o da aynı şeyi yaptı» anlamındaki so + yardımcı fiil yapısıyla tamamlayın: The old theater closed, and ____ the café next door.

Cevabı göster

so did

Most Europeans continued to cook without fish sauce

1:48

Çoğu Avrupalı balık sosu olmadan yemek pişirmeye devam etti

for 1,000 years,

1:51

1.000 yıl boyunca,

until the Dutch East India Company arrived Kültür

1:52

Hollanda Doğu Hindistan Şirketi

in Southeast Asia in the early 1600s.

1:55

1600'lerin başında Güneydoğu Asya'ya gelene kadar.

Kültür

the Dutch East India Company: sömürgeci bir ticaret gücü

Hollanda Doğu Hindistan Şirketi, 1602’de kurulan imtiyazlı bir Hollanda ticaret şirketiydi. Asya’da hükümet destekli ticari, siyasi ve askerî yetkilere sahipti; bu nedenle buradaki Company sıradan, modern bir şirket anlamına gelmez. Bu cümlede şirketin gelişi, Avrupalı bir sömürgeci ticaret gücünün Güneydoğu Asya ticaretine girişini gösterir. Bu arka plan, yerel ürünlerin uzun mesafeli ticaret ağlarına nasıl dâhil edilip başka yerlere taşınabildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümledeki the Dutch East India Company için en uygun açıklama hangisidir?

  1. Güneydoğu Asya’da faaliyet gösteren modern bir özel teslimat şirketi
  2. Günümüzdeki Hollanda hükümetine bağlı bir bakanlık
  3. Hükümet destekli yetkilere sahip imtiyazlı bir sömürge ticaret şirketi
Cevabı göster

Hükümet destekli yetkilere sahip imtiyazlı bir sömürge ticaret şirketi

The Dutch and English exploited this region Kelime

1:59

Hollandalılar ve İngilizler bu bölgeyi sömürdüler

for countless goods,

2:02

sayısız mal için,

including barrels of their most common local condiment. Kalıp ifadeler

2:03

en yaygın yerel soslarından fıçılar dolusu da dahil.

Kelime

exploited this region for countless goods: kaynakları için bir bölgeyi sömürmek

exploit a region for goods yapısında exploit, kişinin kendi çıkarı için bir yeri kullanması ve oranın kaynaklarını alması anlamına gelir. Burada this region Güneydoğu Asya’yı belirtir; for countless goods ise amacı, yani çok fazla ürün elde etmeyi gösterir. Bu sömürgecilik bağlamında exploited tarafsız değil, eleştirel bir sözcüktür. Bölgeyi yalnızca kullanmayı veya keşfetmeyi değil, adaletsiz ya da zararlı bir kaynak sömürüsünü ima eder.

Alıştırma

Hangi cümlede exploit, altyazıdakiyle aynı eleştirel kaynak sömürüsü anlamında kullanılmıştır?

  1. Scientists explored the island to study its wildlife.
  2. The residents used the island's rainwater during the dry season.
  3. The company exploited the island for timber and minerals.
Cevabı göster

The company exploited the island for timber and minerals.

Kalıp ifadeler

including barrels of...: belirli bir fıçılı yük örneği eklemek

Including, daha büyük bir kümenin içinden belirli bir öğeyi tanıtır. Burada tüm malların eksiksiz listesini vermek yerine mal listesine yerel çeşniyi bir örnek olarak ekler. Barrels of, genellikle sıvı veya dökme bir ürün içeren birden fazla fıçı anlamına gelir. Barrels kapları adlandırır ve miktarı ifade etmeye yardımcı olur; çeşninin adı değildir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade cümlede ne işe yarıyor?

  1. Bütün yerel çeşnilerin taşındığını söyler.
  2. Barrels sözcüğünün yerel bir çeşninin adı olduğunu söyler.
  3. Bir örnek ekler: fıçılar içinde taşınan yerel bir çeşni.
Cevabı göster

Bir örnek ekler: fıçılar içinde taşınan yerel bir çeşni.

This familiar fishy liquid had many names,

2:08

Bu tanıdık balıksı sıvının birçok adı vardı,

including “ke-tsiap” and “koe-cheup.”

2:11

"ke-tsiap" ve "koe-cheup" dahil,

but upon arrival in British ports, Kelime

2:14

ancak İngiliz limanlarına vardığında

its title was bastardized into ketchup, Kelime

2:16

adı ketçap (ketchup) olarak bozuldu,

Kelime

upon arrival in British ports: resmî bir zaman ifadesi

Upon arrival in British ports, “Britanya limanlarına vardığında” veya “oraya varır varmaz” demektir. Upon + arrival isim yapısı bir zaman ifadesi oluşturur; in British ports ise varışla bağlantılı yeri belirtir. Bu ifade, ad değişikliğinin ne zaman gerçekleştiğini söyler. Bir şeyin fiziksel olarak limanların “üzerinde” olduğu anlamına gelmez. Kimin ya da neyin vardığı ifadenin içinde söylenmez; bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki resmî upon + isim yapısıyla tamamlayın: The visitors must show their passes ____.

Cevabı göster

upon arrival

Kelime

was bastardized into ketchup: olumsuz değerlendirilen bir değişim

Was bastardized into ketchup ifadesindeki edilgen yapı, özgün adın değiştirilip sonuçta ketchup biçimini aldığını belirtir. Into değişimin ortaya çıkardığı biçimi tanıtırken edilgen yapı odağı adın üzerinde tutar. Bastardized, changed sözcüğünden çok daha olumsuzdur. X was bastardized into Y kalıbı, X'in çarpıtılarak veya niteliği bozularak Y hâline geldiğini anlatır; böylece tarafsız bir değişim yerine konuşanın hoşnutsuzluğunu gösterir.

Alıştırma

Was bastardized into ketchup burada ne anlatıyor?

  1. Ad çarpıtılarak ketchup biçimine dönüştürüldü ve ifade bu değişimi onaylamıyor.
  2. Ad dikkatli ve doğru bir şekilde ketchup olarak çevrildi.
  3. Ad hiç değişmedi ve ketchup onun özgün biçimiydi.
Cevabı göster

Ad çarpıtılarak ketchup biçimine dönüştürüldü ve ifade bu değişimi onaylamıyor.

thus beginning Europe's second wave Anlatım akışı

2:19

böylece Avrupa'nın ikinci

of fish sauce supremacy.

2:21

balık sosu üstünlüğü dalgası başladı.

Anlatım akışı

thus beginning ...: sonucu bir -ing grubuyla sıkıştırmak

Thus, sonuç olarak anlamına gelir. Thus beginning ... ifadesinde beginning, yeni dalgayı önceki olayın tamamının sonucu olarak sunan bir şimdiki zaman ortacı grubudur. Mantıksal neden, yalnızca yakındaki title ismi değil, az önce anlatılan olayın tamamıdır. Bu yapı, bilgiyi ana olay ve ardından sıkıştırılmış bir sonuç olarak düzenler. This event thus began ... gibi yeni bir cümle başlatmaktan daha özlüdür ve tarihsel ve açıklayıcı metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Sonuç yapısını thus ve connect fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new bridge opened, ____ the two neighborhoods.

Cevabı göster

thus connecting

European ships supplied ketchup

2:24

Avrupa gemileri ketçap tedarik etti

throughout the Western Hemisphere

2:26

Batı Yarımküre boyunca

until they were kicked out of Asian trade hubs Öbek fiiller

2:28

Asya ticaret merkezlerinden atılana kadar

in the mid-1700s.

2:30

1700'lerin ortalarında.

Öbek fiiller

be kicked out of: zorla çıkarılmak

Bir yer veya grup için be kicked out of, “oradan zorla çıkarılmak” anlamına gelir. Buradaki edilgen yapı, gemilerin temsil ettiği Avrupalı tüccarların Asya’daki ticaret merkezlerinden kendi istekleriyle ayrılmadığını, başkaları tarafından çıkarıldığını gösterir. Kick burada gerçek anlamıyla “tekme atmak” değildir. Yalnızca leave demekle karşılaştırıldığında be kicked out of, zorlama ve dışlama anlamlarını da taşır.

Alıştırma

Cümleyi be kicked out of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After repeated warnings, he was ____ the club.

Cevabı göster

kicked out of

But the public refused to let ketchup

2:32

Ancak halk ketçabın

go the way of garum. Deyimler

2:34

garum'un yolundan gitmesine izin vermedi.

Deyimler

go the way of garum: aynı sonu yaşamak

Go the way of X, “X ile aynı sonu yaşamak” anlamına gelir ve genellikle gerileme, başarısızlık, modası geçme ya da yok olma gibi kötü bir sonucu anlatır. Fiziksel olarak X’e doğru hareket etmek anlamına gelmez. Garum Avrupa yemek kültüründen kaybolmuştu. Bu yüzden let ketchup go the way of garum, ketçabın da kaybolmasına izin vermek demektir. Bu kalıbı anlamak için X’e ne olduğunu bilmek gerekir.

Alıştırma

“Without updates, this device may go the way of the fax machine,” cümlesindeki deyim ne anlama gelir?

  1. Cihaz, bir faks makinesiyle aynı yere gönderilebilir.
  2. Cihaz, faks makinelerinin büyük ölçüde yaşadığı gibi, modası geçerek günlük kullanımdan çıkabilir.
  3. Cihaz, bir faks makinesinin şeklini kopyalayabilir.
Cevabı göster

Cihaz, faks makinelerinin büyük ölçüde yaşadığı gibi, modası geçerek günlük kullanımdan çıkabilir.

A whole crop of British cookbooks emerged Deyimler

2:36

Bir dizi İngiliz yemek kitabı ortaya çıktı

Deyimler

A whole crop of: yeni ortaya çıkan büyük bir grup

a whole crop of ifadesinde crop mecaz anlamda kullanılır: aynı yetiştirme mevsiminin ürünleri gibi, yaklaşık aynı zamanda üretilen veya ortaya çıkan benzer şeylerden oluşan bir grubu belirtir. Burada yemek kitapları birlikte ortaya çıkan büyük ve yeni bir grup olarak sunulur. Whole miktarın çokluğunu vurgular. a whole crop of + çoğul sayılabilen isim yapısı, birbiriyle ilgisiz şeyleri değil; kitapların, fikirlerin, şirketlerin veya adayların dikkat çekici bir dalga hâlinde ortaya çıkmasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi crop ile kurulan ve büyük, yeni bir grubu ifade eden mecazla tamamlayın: A ____ new science podcasts appeared this month.

Cevabı göster

whole crop of

with recipes for knock-off ketchups, Kelime

2:39

sahte ketçap tarifleri içeren,

containing everything from oysters and anchovies Dilbilgisi

2:42

istiridye ve hamsiden

to mushrooms and walnuts.

2:45

mantar ve cevize kadar her şeyi içeren.

Kelime

recipes for knock-off ketchups: taklit ketçap tarifleri

Recipes for, bir şeyi yapmaya yönelik tarifler veya yönergeler anlamına gelir. Burada knock-off, ketchups sözcüğünü niteler ve özgün ürün yerine mevcut bir ketçap türü örnek alınarak yapılmış taklit sürümleri belirtir; ketchups sözcüğünün çoğul olması birkaç tarif veya çeşit bulunduğunu gösterir. Bir ismin önünde kullanılan bu birleşik niteleyici normalde kısa çizgiyle yazılır: knock-off ketchups. Knock-off, This watch is a knock-off. örneğindeki gibi sayılabilen bir isim olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Ucuz bir çanta bir tasarımcının tarzını kopyalıyor, ancak sahte logosu yok ve gerçek ürün olarak satılmıyor. En uygun açıklama hangi cümledir?

  1. It is a counterfeit bag being passed off as genuine.
  2. It is a knock-off bag, not the original designer product.
  3. It is an original bag made by the designer.
Cevabı göster

It is a knock-off bag, not the original designer product.

Dilbilgisi

everything from oysters and anchovies to mushrooms and walnuts: geniş çeşitliliği ifade etmek

everything from A to B, aralığın iki ucundaki örnekleri vererek çeşitliliğin çok geniş olduğunu anlatır. Bu cümlede istiridyeler ve hamsiler malzeme aralığının bir ucunu, mantarlar ve cevizler diğer ucunu gösterir; ifade bu örneklerin arasında birçok farklı malzeme bulunduğunu anlatır. Burada from ve to, nesneler arasındaki aralığı düzenler; bir seyahat rotasını anlatmaz. Her şeyi tek tek saymadan çeşitliliği göstermek istediğinizde bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Aralık bildiren yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: The online store sells ____ reusable water bottles ____ camping stoves.

Cevabı göster

everything from · to

Soon, ketchup became a catch-all name Kelime

2:47

Kısa sürede ketçap her türlü kahverengi sos için

for any brown sauce.

2:50

genel bir isim haline geldi.

Kelime

a catch-all name for any brown sauce: birçok şeyi kapsayan genel ad

a catch-all name for X yapısında catch-all, X içindeki birçok farklı şeyi kapsayacak kadar geniş bir ad veya etiketi anlatır. Bu cümlede ketchup, yalnızca belirli bir tarif ya da ürünü değil, kahverengi sosları genel olarak ifade eden bir ad hâline gelmiştir. Bu ifade adlandırma biçimine dikkat çeker: tanıdık bir terim bütün bir kategori için kullanılır. Bu kullanım pratik olabilir, ancak öğeler arasındaki önemli farkları gizleyebilir.

Alıştırma

Bu cümlede catch-all name ne anlama geliyor? The phrase digital content is a catch-all name for many kinds of online material.

  1. Belirli tek bir çevrim içi ürünün kesin adıdır.
  2. Yalnızca bir web sitesinin kullandığı gizli bir etikettir.
  3. Birçok farklı çevrim içi materyali kapsayan geniş bir etikettir.
Cevabı göster

Birçok farklı çevrim içi materyali kapsayan geniş bir etikettir.

And this great ketchup hunt produced Deyimler

2:51

Ve bu büyük ketçap avı

some of England's most enduring condiments,

2:54

İngiltere'nin en kalıcı soslarından bazılarını üretti,

Deyimler

great ketchup hunt: Tarif arayışını büyük bir macera gibi anlatmak

great ketchup hunt, anlatı havası taşıyan bir isim öbeğidir ve işe yarayan ketçap tariflerini aramayı bir av ya da macera gibi sunar. Buradaki hunt gerçek bir av değildir; peşine düşülen şey hayvanlar değil, fikirler ve tariflerdir. great, bu arayışın büyük ve önemli görünmesini sağlar. Bu esprili mecaz, yemek tarihine dair açıklamaya bir macera hikâyesinin enerjisini katar ve harcanan çabayı biraz abartır.

Alıştırma

Bu cümlede great ketchup hunt ne anlama geliyor?

  1. Ketçap tarifleri aramayı enerjik bir macera gibi sunar.
  2. Ketçabın İngiltere'de yasak olduğu anlamına gelir.
  3. İnsanların ketçap kullanarak vahşi hayvanları avladığını söyler.
Cevabı göster

Ketçap tarifleri aramayı enerjik bir macera gibi sunar.

including Worcestershire, A.1., and HP sauce. Kültür

2:57

Worcestershire, A.1. ve HP sosu dahil.

Kültür

including Worcestershire, A.1., and HP sauce: Üç farklı sos adını sıralamak

great ketchup hunt, anlatı havası taşıyan bir isim öbeğidir ve işe yarayan ketçap tariflerini aramayı bir av ya da macera gibi sunar. Buradaki hunt gerçek bir av değildir; peşine düşülen şey hayvanlar değil, fikirler ve tariflerdir. great, bu arayışın büyük ve önemli görünmesini sağlar. Bu esprili mecaz, yemek tarihine dair açıklamaya bir macera hikâyesinin enerjisini katar ve harcanan çabayı biraz abartır.

Alıştırma

Bu cümlede Worcestershire, A.1. ve HP sauce ne rol oynuyor?

  1. Tamamen aynı sosun üç farklı yazımıdır.
  2. Bu cümlede tek bir sosa karıştırılan malzemelerdir.
  3. Örnek olarak sıralanan üç farklı çeşni adı veya ürünüdür.
Cevabı göster

Örnek olarak sıralanan üç farklı çeşni adı veya ürünüdür.

But it was a chef across the Atlantic Dilbilgisi

3:00

Ancak Atlantik'in ötesindeki bir şef

who would introduce a new color to the equation. Deyimler

3:03

bu denkleme yeni bir renk katacaktı.

Dilbilgisi

But it was a chef across the Atlantic who would introduce: eylemi yapan kişiyi vurgulamak

It was X who... özneyi öne çıkaran bir vurgulu cümledir. It was X who... kalıbı X'i odak noktasına taşır; burada şefi yaklaşan değişiklikten sorumlu kişi olarak sunar. who cümleciği bu kişinin ne yapacağını belirtir. Buradaki it belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Dilbilgisel kalıbın bir parçasıdır. would introduce ise eylemi hikâyede daha sonra gerçekleşecek bir gelişme olarak sunar. Bu nedenle cümle yalnızca bir şefin harekete geçeceğini bildirmez; önemli değişikliği kimin getireceğini de ortaya koyar.

Alıştırma

Gevşemiş kabloyu gösteriden önce başka birinin değil Nina'nın fark ettiğini vurgulayan cümleyi seçin.

  1. It was Nina who spotted the loose wire before the show.
  2. It spotted Nina who was before the loose wire.
  3. Nina was a loose wire who spotted the show.
Cevabı göster

It was Nina who spotted the loose wire before the show.

Deyimler

introduce a new color to the equation. : bir duruma önemli bir unsur eklemek

Introduce a new color to the equation, soyut bir değişikliği anlatmak için somut bir renk imgesi kullanır. New color, duruma eklenerek bütün gelişimini değiştiren bir unsurdur; equation ise dikkate alınan faktörler bütününü anlatan bir mecazdır, matematik problemi değildir. Bu cümlede new color, domateslerin getirdiği gerçek kırmızı renkle de bağlantılıdır; aynı zamanda ketçabın gelişimine eklenen yeni bir malzemeyi veya fikri gösterir. İfade, şefin duruma önemli ve yeni bir unsur kattığı anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede introduce a new color to the equation ne anlama geliyor?

  1. Duruma önemli ve yeni bir unsur ekler.
  2. Durumdaki bütün faktörleri ortadan kaldırır.
  3. Bir matematik denklemine bir renk sözcüğü yazar.
Cevabı göster

Duruma önemli ve yeni bir unsur ekler.

While tomatoes varied in popularity across Europe, Dilbilgisi

3:06

Domateslerin popülaritesi Avrupa'da değişkenlik gösterirken,

American chefs were putting the New World fruit Kültür

3:09

Amerikalı şefler bu Yeni Dünya meyvesini

in all kinds of dishes.

3:12

her türlü yemeğin içine koyuyorlardı.

Dilbilgisi

Karşıtlık kuran While ...

Burada cümle başındaki while yan cümlesi, ana cümleyle karşıtlık oluşturan bir arka plan verir. Avrupa’da domatesin popülerliği bölgeden bölgeye değişirken Amerikalı şefler domatesi birçok farklı yemekte kullanıyordu. Bu cümlede while, whereas veya “buna karşılık” anlamına yakındır; “... sırasında” anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp While A, B. şeklindedir. While yan cümlesinde bir durumu verin, ardından ana cümlede belirgin biçimde farklı bir durumu belirtin.

Alıştırma

"While Maya likes working early, Leo does his best work at night," cümlesinde while ne yapar?

  1. Maya’nın ne kadar süre çalıştığını söyler.
  2. Leo’nun yalnızca Maya çalışırken çalıştığı anlamına gelir.
  3. Maya’nın çalışma saatini Leo’nunkiyle karşılaştırır.
Cevabı göster

Maya’nın çalışma saatini Leo’nunkiyle karşılaştırır.

Kültür

Tarihsel bir ad olarak New World fruit

Burada New World, Avrupa bakış açısından Amerika kıtalarını ifade etmek için kullanılan geleneksel bir tarihsel addır. New World fruit domatesi belirtir; domates Amerika kıtalarında ortaya çıkmış ve daha sonra diğer bölgelere yayılmıştır. New World ifadesindeki büyük harfler bunun tarihsel bir coğrafi ad olduğunu gösterir. Yeni icat edilmiş bir meyve veya hayalî yeni bir dünyadan gelen meyve anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede New World fruit ne anlama gelir?

  1. Yakın zamanda icat edilmiş bir meyve
  2. Amerika kıtalarından gelen bir meyve, özellikle domates
  3. Hayalî bir gezegenden gelen bir meyve
Cevabı göster

Amerika kıtalarından gelen bir meyve, özellikle domates

And in 1812,

3:14

Ve 1812'de,

Philadelphian physician and food hobbyist James Mease

3:15

Philadelphialı doktor ve yemek meraklısı James Mease

debuted the first tomato-based ketchup, Kelime

3:20

ilk domates bazlı ketçabı piyasaya sürdü,

Kelime

debuted the first tomato-based ketchup: geçişli debut + nesne

Burada debuted, bir şeyi halka ilk kez sunmak veya tanıtmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Doğrudan nesnesi the first tomato-based ketchup olduğundan, ilk kez ortaya çıkan James Mease değil, ketçap formülüdür. debut + ürün, eser veya özellik yapısı, bir şirketin ya da yaratıcının yeni bir şeyi ilk kez göstermesini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede debut, bir şeyi halka ilk kez sunmak anlamında geçişli fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The new exhibit debuted at the museum on Friday.
  2. The museum reopened its exhibit on Friday.
  3. The museum debuted its new exhibit on Friday.
Cevabı göster

The museum debuted its new exhibit on Friday.

a thin, watery concoction of tomato pulp, Kelime

3:23

domates püresi, baharatlar, çiğ arpacık soğanı ve konyaktan oluşan

spices, raw shallots, and brandy.

3:27

ince, sulu bir karışım.

Kelime

a thin, watery concoction of tomato pulp: sıra dışı hazırlanmış bir karışım

Concoction, birkaç malzemenin birleştirilmesiyle hazırlanan bir karışımdır ve çoğu zaman sonucun sıra dışı, deneysel veya doğaçlama olduğu hissini verir. concoction of ... yapısı, kullanılan malzemeleri belirtir. Thin ve watery dokuyu anlatır: karışım pek yoğun değildi ve çok sıvı içeriyordu. Bu sözcükler birlikte, eski ketçabı bildiğimiz koyu sostan çok, garip ve akışkan bir karışım olarak gösterir.

Alıştırma

a strange concoction of herbs, soda, and syrup ifadesindeki concoction ne anlama gelir?

  1. bu malzemelerin birleştirilmesiyle yapılmış sıra dışı bir karışım
  2. tek başına sunulan bir çiğ malzeme
  3. bu malzemelerin nasıl kullanılacağını anlatan yazılı talimatlar
Cevabı göster

bu malzemelerin birleştirilmesiyle yapılmış sıra dışı bir karışım

This was a far cry from fish sauce, Deyimler

3:30

Bu balık sosundan çok farklıydı,

Deyimler

a far cry from: çok farklı olmak

Be a far cry from + isim öbeği, bir şeyden çok farklı olmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede This, domates ketçabı tarifini belirtir ve bu tarifin balık sosundan çok farklı olduğunu anlatır. Karşılaştırma fiziksel uzaklıkla değil, niteliklerle veya genel özelliklerle ilgilidir. Far cry, uzaktan duyulan bir çığlık olarak kelimesi kelimesine yorumlanmaz.

Alıştırma

Büyük bir farkı göstermek için dersteki deyimi kullanın: The tiny room was ____ the spacious suite advertised online.

Cevabı göster

a far cry from

but tomatoes have high levels of glutamate— Kelime

3:33

ancak domateslerde yüksek miktarda glutamat vardı;

the same chemical responsible Kalıp ifadeler

3:36

bu, balık sosunun o zengin umami aromasından

for fish sauce's rich umami flavor.

3:37

sorumlu olan aynı kimyasaldı.

Kelime

have high levels of glutamate: ölçülen miktarın yüksek olduğunu anlatmak

Have high levels of + isim, bir şeyin söz konusu maddeyi yüksek ve ölçülebilir miktarda içerdiğini ya da ilgili durumun yüksek bir düzeyini gösterdiğini anlatır. Burada domatesler görece yüksek miktarda glutamat içerir; levels, binadaki katlar değil, ölçülen miktarlar veya düzeyler anlamındadır. Bu yapı bilim, sağlık, çevre ve veri odaklı anlatımlarda yaygındır. İsim genellikle sugar, pollution, stress veya noise gibi ölçülebilir bir şeyi belirtir.

Alıştırma

Dersteki resmî ölçüm ifadesini kullanın: After the storm, the river had ____ bacteria.

Cevabı göster

high levels of

Kalıp ifadeler

the same chemical responsible for ...: bir nedeni belirtmek

the same chemical responsible for ... ifadesinde responsible for, bir şeye neden olmak veya onu üretmek anlamına gelir. Kimyasal maddeyi yoğun umami tadının kaynağı olarak gösterir; ona ahlaki bir görev yüklemez. responsible for fish sauce's rich umami flavor sözleri chemical sözcüğünü niteler. Tam biçim the same chemical that is responsible for fish sauce's rich umami flavor şeklindedir. that is bölümünün çıkarılması kısa bir indirgenmiş ilgi yan cümleciği oluşturur.

Alıştırma

Örnekteki responsible for ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Kimyasal maddenin bir iş görevini yönettiğini söyler.
  2. Kimyasal maddenin ahlaken suçlu olduğunu söyler.
  3. Kimyasal maddenin tada neden olduğunu söyler.
Cevabı göster

Kimyasal maddenin tada neden olduğunu söyler.

And Mease's timing was perfect. Kalıp ifadeler

3:40

Ve Mease'in zamanlaması mükemmeldi.

Kalıp ifadeler

Mease's timing was perfect: doğru anda harekete geçmek

Mease's timing was perfect, onun tam doğru anda harekete geçtiği anlamına gelir. Burada timing, bir eylemin ne zaman gerçekleşeceğinin seçilmesini veya o ana denk gelmesini anlatır; zamanı ölçme eylemini anlatmaz. Bu ifade çoğu zaman dış koşulların o anı özellikle elverişli hâle getirdiğini düşündürür. Birinin programa uyup uymadığını değil, eylemin duruma ne kadar iyi uyduğunu değerlendirir.

Alıştırma

Hangi durum yalnızca zamanında olmayı değil, perfect timing ifadesini en iyi gösterir?

  1. Talep artmaya başlarken bir hizmeti piyasaya sunmak.
  2. Bir yarışı doğru ölçen bir kronometreyle ölçmek.
  3. Bir toplantıya planlanan saatte gelmek.
Cevabı göster

Talep artmaya başlarken bir hizmeti piyasaya sunmak.

The back half of the 1800s saw a surge Anlatım akışı

3:43

1800'lerin ikinci yarısı, şişelenmiş gıdalarda

in bottled foods,

3:46

bir artış gördü,

Anlatım akışı

The back half of the 1800s saw ...: bir eğilimi zaman dönemiyle tanıtmak

The back half of the 1800s dilbilgisel öznedir ve saw, bu dönemde yaşananları tanıtır. Buradaki saw, gözle görmek anlamına gelmez; dönemin bir şeyi “yaşadığını” veya bir şeyle “öne çıktığını” belirtir. Zaman dönemini başa koymak, a surge in bottled foods eğilimini belirtmeden önce tarihsel bir çerçeve oluşturur. Bu kalıp tarihsel, ekonomik ve toplumsal değişimleri kısa biçimde anlatırken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle bir zaman dönemini özne konumuna getirip bir eğilimi saw ile tanıtıyor?

  1. Researchers saw a sharp rise on the chart.
  2. Online shopping increased sharply during the decade.
  3. The decade saw a sharp rise in online shopping.
Cevabı göster

The decade saw a sharp rise in online shopping.

and tomato ketchup was adopted Dilbilgisi

3:47

ve domates ketçabı benimsendi

by several burgeoning bottle businesses.

3:49

gelişmekte olan birkaç şişeleme şirketi tarafından.

Dilbilgisi

was adopted by ...: benimsenen ürünü odakta tutmak

Was adopted by, basit geçmiş zamanda edilgen yapıdır. Tomato ketchup eylemden etkilenen ögedir; by ise onu kullanmaya başlayan işletmeleri tanıtır. Burada adopt, bir ürünü, yöntemi veya fikri seçip kullanmaya başlamak anlamındadır; bir çocuğu evlat edinmek anlamına gelmez. Edilgen yapı tomato ketchup ifadesini özne konumuna getirerek ürün tarihi anlatımında ürünü konu olarak tutar. İşletmeler yine belirtilir, ancak cümlenin başlangıç noktası onlar değildir.

Alıştırma

Edilgen cümleyi was, adopt fiilinin geçmiş zaman ortacı ve by ile tamamlayın: The new payment system ____ several local shops.

Cevabı göster

was adopted by

By the 1870s, Kalıp ifadeler

3:52

1870'lere gelindiğinde,

Kalıp ifadeler

By the 1870s: tarihsel zaman çizelgesinde bir son nokta

By the 1870s, “en geç 1870'lerde” veya “1870'lere gelindiğinde” anlamına gelir. Bu on yıllık dönemi zaman çizelgesinde bir son nokta olarak belirler ve ardından anlatılan değişimin o zamana kadar tamamlanmış olduğunu gösterir. Burada by zaman bakımından bir son nokta belirtir; “yanında” anlamına gelmez. Bu yapı, bir sonucun referans alınan zamanda zaten geçerli olduğunu göstermek için sık sık perfect bir fiil biçimiyle kullanılır.

Alıştırma

Kütüphanenin 1920 yılına gelindiğinde zaten açılmış olduğunu belirten cümleyi seçin.

  1. After 1920, the library opened.
  2. By 1920, the library had opened.
  3. In 1920, the library opened.
Cevabı göster

By 1920, the library had opened.

most tomato ketchups had dropped Kalıp ifadeler

3:53

çoğu domates ketçabı

the shallots and brandy for sugar, salt,

3:56

arpacık soğanı ve konyağı bırakıp şeker, tuz

and sodium benzoate,

3:58

ve sodyum benzoat eklemişti,

Kalıp ifadeler

had dropped X for Y: eski bir seçeneği yenisiyle değiştirmek

Drop X for Y, X'i kullanmayı veya seçmeyi bırakıp onun yerine Y'yi kullanmak anlamına gelir. Burada X, the shallots and brandy; Y ise sugar, salt, and sodium benzoate ifadesidir. Dropped, malzemelerin yere düştüğü anlamına gelmez. Had dropped, past perfect biçimidir. Tarifteki bu değişikliğin söz konusu tarihsel zamana kadar zaten tamamlanmış olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi drop X for Y yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The team ____ the costly plan ____ a simpler one.

Cevabı göster

dropped · for

a questionable preservative found Kelime

4:00

bu çoğu şişelenmiş gıdada bulunan

in most bottled foods.

4:02

tartışmalı bir koruyucuydu.

Kelime

a questionable preservative found in ...: şüpheyi ve bulunduğu yeri ifade etme

Bu ifadede questionable, ciddi biçimde şüphe duyulmasına neden olan anlamındadır. Bir koruyucu için kullanıldığında şüphe güvenliği, uygunluğu veya güvenilirliğiyle ilgilidir; kelime, kendisine soru sorulabilen anlamına gelmez. Zararın kanıtlandığını iddia etmeden kaygı belirtir. Found in most bottled foods, preservative sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve that was found in most bottled foods anlamına gelir. İfade, konuşanın değerlendirmesini koruyucunun nerede bulunduğuna ilişkin bilgiyle birleştirir.

Alıştırma

'The product contains a questionable ingredient,' cümlesinde questionable ne anlama gelir?

  1. Bileşen soru sorabilir.
  2. Bileşen bir şişede saklanır.
  3. Bileşen güvensiz veya uygunsuz olabilir.
Cevabı göster

Bileşen güvensiz veya uygunsuz olabilir.

But the most important change to this recipe

4:04

Ancak bu tarifteki en önemli değişiklik

was yet to come. Kalıp ifadeler

4:07

henüz gelmemişti.

Kalıp ifadeler

was yet to come: o sırada hâlâ gelecekte olmak

Was yet to come, geçmişteki bir bakış açısından bir şeyin henüz gerçekleşmediği veya ortaya çıkmadığı, ancak daha sonra gerçekleşeceği anlamına gelir. Buradaki önemli değişiklik, o ana göre hâlâ gelecektedir. Bu ifade anlatıda ileride olacaklara da işaret eder: daha önemli bir gelişmenin daha sonra ortaya çıkacağını izleyiciye bildirerek beklenti oluşturur. Olayın tam olarak ne kadar yakında gerçekleşeceğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki anlatı ifadesiyle tamamlayın: At that point, the team's biggest test ____.

Cevabı göster

was yet to come

After a slow start selling pickled vegetables, Dilbilgisi

4:08

Turşu sebze satışıyla yavaş bir başlangıç yaptıktan sonra,

Dilbilgisi

After a slow start selling...: ilk dönemin arka planını vermek

After, a slow start ad öbeğini başlatır; bu nedenle bu giriş, sonraki olayın zorlu bir başlangıcın ardından gerçekleştiğini anlatır. selling pickled vegetables şeklindeki -ing öbeği, hangi faaliyetin yavaş başladığını belirtir; ana fiil değildir. After a slow start + -ing kalıbı, ana cümle daha sonra ne olduğunu anlatmadan önce ilk döneme ait arka planı kısaca verir.

Alıştırma

“After a slow start selling handmade candles, the shop found more customers,” cümlesinde selling handmade candles ne işe yarar?

  1. Hangi faaliyetin yavaş başladığını belirtir.
  2. Dükkânın mum satmayı bıraktığını söyler.
  3. Tüm cümlenin ana fiilidir.
Cevabı göster

Hangi faaliyetin yavaş başladığını belirtir.

Henry J. Heinz began selling

4:11

Henry J. Heinz satmaya başladı

a wide variety of popular ketchups. Kalıp ifadeler

4:14

çok çeşitli popüler ketçapları.

Kalıp ifadeler

a wide variety of: birçok farklı türde

A wide variety of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Bu cümlede Heinz’ın tek bir türden çok miktarda değil, birçok farklı türde popüler ketçap sattığını vurgular. Kalıp a wide variety of + isim şeklindedir. a wide variety of activities örneğinde olduğu gibi çoğul sayılabilen bir isimden önce sıkça kullanılır; a wide variety of music örneğindeki gibi sayılamayan bir isimden önce de gelebilir.

Alıştırma

“Birçok farklı türde” anlamına gelen hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The library offers ____ books for young readers.

Cevabı göster

a wide variety of

And at the turn of the 20th century, Kalıp ifadeler

4:16

Ve 20. yüzyılın başlarında,

Kalıp ifadeler

at the turn of the 20th century: 20. yüzyıla geçiş

At the turn of the 20th century, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçiş dönemini, yani yaklaşık 1900 yılı civarını ifade eder. Buradaki turn, fiziksel olarak dönmek değil, bir dönemden diğerine geçiş anlamındadır. Bu ifade, 1900’den hemen önceki ve sonraki yılları kapsayabilen yaklaşık bir tarihsel dönem belirtir; tek ve kesin bir yılı göstermez.

Alıştırma

At the turn of the 20th century genellikle hangi dönemi ifade eder?

  1. 20. yüzyılın ortasındaki on yıllar
  2. 2000 civarındaki yıllar
  3. 1900 civarındaki yıllar
Cevabı göster

1900 civarındaki yıllar

his desire to use healthier, natural ingredients

4:18

daha sağlıklı, doğal malzemeler kullanma arzusu,

led Heinz to swap the sodium benzoate Notlar

4:22

Heinz'i sodyum benzoatı

for riper tomatoes and a huge amount of vinegar.

4:24

daha olgun domatesler ve büyük miktarda sirke ile değiştirmeye yöneltti.

Dilbilgisi

led Heinz to: lead someone to do something yapısı

lead + kişi veya kuruluş + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir nedenin o kişi veya kuruluşu etkileyerek harekete geçirmesi anlamına gelir. Cümlede his desire nedendir, Heinz etkilenerek eylemi gerçekleştiren taraftır ve to swap ortaya çıkan eylemi belirtir. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada fiil, birinin Heinz’a fiziksel olarak yol göstermesini değil, soyut bir neden-sonuç ilişkisini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi lead someone to do something yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety concerns ____ the company ____ redesign the product.

Cevabı göster

led · to

Kalıp ifadeler

swap X for Y: eski seçimi yenisiyle değiştirmek

swap X for Y, X'i kaldırmak veya kullanmayı bırakmak ve onun yerine Y'yi kullanmak demektir. Sıra önemlidir: X eski öğedir, for'dan sonraki Y ise yeni öğedir. Bu cümlede sodium benzoate X'tir; riper tomatoes and a huge amount of vinegar ise Y'dir. Bu kalıp malzemeleri, araçları, planları veya başka seçimleri değiştirmeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi swap X for Y kalıbıyla tamamlayın. Eski sandalyeler kaldırılıyor ve yeni seçenek banklar: We decided to ____ the old chairs ____ benches.

Cevabı göster

swap · for

The resulting thick, goopy formula Kelime

4:28

Ortaya çıkan koyu, yapışkan formül

was an instant best-seller, Kelime

4:31

anında çok satanlar arasına girdi,

Kelime

The resulting thick, goopy formula: sonucu dokusuyla ilişkilendirmek

resulting, formula sözcüğünden önce gelir ve “az önce belirtilen değişiklik sonucunda oluşan” anlamındadır. Tek bir isim öbeği içinde önceki nedeni sonraki sonuca bağlar: değişiklik sonucunda ortaya çıkan formül. thick ve goopy dokuyu anlatır. goopy, koyu, yapışkan ve macun kıvamındaki bir şeyi canlı biçimde anlatan gündelik bir sözcüktür.

Alıştırma

Tarifteki bir değişiklik yapışkan, macun kıvamında bir karışım oluşturuyor. Bu sonucu doğal biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. The resulting thick, goopy mixture was hard to pour.
  2. The result thick, goopy mixture was hard to pour.
  3. The resulting thin, watery mixture was hard to pour.
Cevabı göster

The resulting thick, goopy mixture was hard to pour.

Kelime

an instant best-seller: çıkar çıkmaz çok satan ürün

An instant best-seller, piyasaya çıktıktan kısa süre sonra son derece iyi satmaya başlayan bir ürün ya da eser demektir. Burada instant, ürünün ne kadar hızlı satış başarısı yakaladığını anlatır; hazır yiyecek veya çabuk hazırlanan bir ürün anlamına gelmez. Best-seller yalnızca kitaplar için kullanılmaz. Oyuncak, oyun veya gıda ürünü gibi olağanüstü yüksek satış yapan her türlü ürünü anlatabilir.

Alıştırma

Yeni bir ürünün piyasaya çıkar çıkmaz son derece iyi sattığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The new backpack was immediately available.
  2. The new backpack was an instant best-seller.
  3. The new backpack received one good review.
Cevabı göster

The new backpack was an instant best-seller.

despite being much harder to get out of the bottle. Dilbilgisi

4:32

şişeden çıkarılması çok daha zor olmasına rağmen.

Dilbilgisi

despite being much harder...: çok daha zor olmasına rağmen

Despite, ana sonucun gerçekleşmesini engellemeyen bir olumsuzluğu belirtir. Despite bir edat olduğu için burada ardından it was much harder gibi tam bir cümlecik değil, being much harder to get out of the bottle adlı -ing öbeği gelir. Being sözcüğünün öznesinin bağlamdan ürün olduğu anlaşılır. Much, harder karşılaştırmasını güçlendirir; get out of the bottle ise yoğun ürünün kabından çıkmasını sağlamak demektir. Öbeğin tamamı, bu zorluğun ürünün iyi satmasını engellemediğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi despite being ile tamamlayın: The app remained popular ____ difficult to use.

Cevabı göster

despite being

Over the 20th century,

4:36

20. yüzyıl boyunca,

this salty red sauce covered the globe, Deyimler

4:37

bu tuzlu kırmızı sos tüm dünyayı kapladı,

Deyimler

this salty red sauce covered the globe: dünya çapında yayılma

Bu cümlede covered the globe mecazi bir ifadedir: Sos dünyanın birçok bölgesine yayılmış ve yaygın biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Sosun Dünya'nın üzerinde fiziksel bir katman oluşturduğu anlamına gelmez. Cover fiili, ürünün varlığı bir haritanın üzerine yayılıyormuş gibi küresel erişimi gösterir. Bu canlı anlatım biçimi, neredeyse her yere ulaşan ürünleri, kültürleri, hizmetleri veya eğilimleri de anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede covered the globe ne anlama gelir?

  1. Tüm dünyaya yayıldı ve yaygın biçimde kullanılmaya başlandı.
  2. Yalnızca bir yerel bölgede popüler kalmaya devam etti.
  3. Gezegenin üzerinde fiziksel bir katman oluşturdu.
Cevabı göster

Tüm dünyaya yayıldı ve yaygın biçimde kullanılmaya başlandı.

pairing perfectly with the ambassadors Notlar

4:40

Amerikan mutfağının elçileriyle

of American cuisine.

4:42

mükemmel bir uyum sağladı.

Kalıp ifadeler

pairing perfectly with the...: mükemmel bir uyum

Pair perfectly with, bir şeyle son derece iyi uyum sağlamak demektir. Burada pairing, sosun the ile başlayan isim grubunda belirtilen simgesel Amerikan yemeklerini tamamladığını anlatır. Pair yalnızca iki kişiyi eşleştirmek için kullanılmaz. Pairing, önceki ifadeyi sürdüren bir -ing yan tümcesidir. Anlaşılan öznesi this salty red sauce olduğundan, aynı sos hakkında bir bilgi daha ekler.

Alıştırma

Cümleyi pair perfectly with ifadesinin üçüncü tekil şahıs biçimiyle tamamlayın: This mild cheese ____ fresh pears.

Cevabı göster

pairs perfectly with

Deyimler

Kültürel bir metafor olarak ambassadors of American cuisine

Burada ambassadors of American cuisine, Amerikan yemek kültürünü güçlü biçimde temsil eden ünlü yiyecekler için kullanılan bir metafordur. Bu yiyecekler diplomat değildir; bir büyükelçinin ülkesini temsil etmesi gibi, insanların bu mutfağı tanımasına veya onunla karşılaşmasına yardımcı olurlar. Bu ifade, söz konusu yiyecekleri kültürel temsilciler olarak sunar ve anlatıma canlı, tanıtıcı bir ton katar. Daha genel olarak ambassador; bir kültürü, yeri, markayı veya amacı temsil edip tanıtan kişi ya da nesneyi anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede ambassador, aynı kültürel ve metaforik anlamda kullanılmıştır?

  1. The ambassador met officials to discuss a treaty.
  2. At the food festival, the noodle dish acted as an ambassador for the city's cuisine.
  3. The school invited an ambassador to explain diplomatic work.
Cevabı göster

At the food festival, the noodle dish acted as an ambassador for the city's cuisine.

Today, 90% of American households

4:44

Bugün Amerikan evlerinin %90'ının

have ketchup in their kitchens,

4:46

mutfaklarında ketçap var,

and Heinz's recipe has even become the base Kalıp ifadeler

4:48

ve Heinz'in tarifi temeli bile oldu

for dozens of other sauces and dressings,

4:51

düzinelerce diğer sos ve mezenin,

Kalıp ifadeler

has even become the base for...: ... için temel bile olmuştur

Has even become the base for... ifadesi, “... için temel veya başlangıç noktası hâline gelmiştir” anlamına gelir. Burada tarif, onlarca başka sos ve salata sosu oluşturmak ya da uyarlamak için kullanılır; base bir yeri değil, temel bir tarifi veya karışımı ifade eder. Has become present perfect yapıdadır; dolayısıyla değişiklik daha önce gerçekleşmiştir ve sonucu hâlâ önemlidir. Even, bu geniş etkinin beklenenden daha büyük veya şaşırtıcı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi derste vurgulanan yapıyla tamamlayın: The original template ____ several later designs.

Cevabı göster

has even become the base for

all descendants of the same fishy family tree. Deyimler

4:54

hepsi aynı balık ailesi ağacının soyundan geliyor.

Deyimler

all descendants of the same fishy family tree: ortak kökeni anlatan aile benzetmesi

Burada descendants ve family tree, aile üzerinden sürdürülen bir benzetme oluşturur. Farklı soslar, ortak bir tarihsel kaynaktan gelişen sonraki kuşaklar gibi anlatılır; gerçekten canlı ve akraba oldukları söylenmez. Fishy, bu hayalî soy ağacını balık temelli sos geleneklerine bağlar. Böylece tariflerin ve çeşnilerin gelişim tarihi, akılda kalan bir aile soyu gibi sunulur.

Alıştırma

Bu cümlede “all descendants of the same fishy family tree” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Sosların hepsi bozulduğu için şüphelidir.
  2. Soslar, balık temelli soslarla bağlantılı ortak bir tarihten gelişmiştir.
  3. Soslar, canlılardan oluşan tek bir biyolojik aileye aittir.
Cevabı göster

Soslar, balık temelli soslarla bağlantılı ortak bir tarihten gelişmiştir.

If you found this video to be a tasty treat,

4:59

Bu videoyu lezzetli bir ziyafet olarak bulduysanız,

support Ted-Ed on Patreon.

5:02

Patreon'da Ted-Ed'i destekleyin.

Catch up with us at patreon.com/teded,

5:04

Bize patreon.com/teded adresinden ulaşın,

where for as little as $1 a month,

5:08

orada ayda sadece 1 dolar gibi bir fiyata,

you can fund free, fact-checked,

5:11

ücretsiz, doğruluğu kontrol edilmiş

educational videos that reach curious learners

5:13

dünyanın dört bir yanındaki meraklı öğrencilere ulaşan eğitim videolarını

across the globe.

5:16

finanse edebilirsiniz.