Neden “Sahilde Kafka”yı okumalısınız? - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
611 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Haruki Murakami’nin Sahilde Kafka romanına giriş niteliğindeki video, iki başkarakterin paralel ilerleyen yolculuklarını izliyor; düşü andıran gizemleri yazarın kültürel ve tarihsel bağlamına yerleştiriyor ve büyülü gerçekçilikte doğaüstünün bir kaçış değil, yeni bir güçlük hâline gelişini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. fate is like a small sandstorm — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu imgenin soyut ve sürekli değişen kaderi nasıl fiziksel, yakın ve tehditkâr gösterdiğini; aynı zamanda Kafka’nın içindeki karmaşadan kaçamayacağı ana fikrini nasıl kurduğunu anlayın. Soyut deneyimleri canlı biçimde anlatmak için “X is like Y” kalıbını kullanmayı öğrenin. 2. magical realism. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: İmkânsız olayların gündelik gerçekliğin içinde doğal biçimde yer aldığı anlatıları tanımlayan edebiyat terimini tanıyın ve fantastik türle temel farkını açıklayın: Burada büyü, karakterlerin sorunlarını çözmez; baş etmek zorunda oldukları belirsizliği artırır. 3. The deeper you go, the more you find. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Birbirine bağlı iki aşamalı değişimi anlatan “the + comparative, the + comparative” yapısını öğrenin. Artan katılımın veya araştırmanın ona paralel bir sonuç doğurduğunu ifade edin; burada romanın derinliklerine indikçe daha fazla anlamın ve bağlantının ortaya çıkmasını anlatır.

Bu derste

Sometimes fate is like a small sandstorm that keeps changing directions. Notlar

0:07

Bazen kader, yönünü sürekli değiştiren küçük bir kum fırtınası gibidir.

Deyimler

fate is like a small sandstorm: be like ile kurulan bir benzetme

Fate is like a small sandstorm, A is like B kalıbıyla bir benzetme kurar: soyut kader fikrini somut bir imge üzerinden açıklar. Buradaki like, benzer anlamındadır; hoşlanmak anlamındaki fiil değildir. Kum fırtınası sürekli yön değiştirdiği için bu imge kaderi öngörülemez ve insanın yönünü şaşırtan bir şey gibi gösterir. Genel olarak A is like B, soyut bir fikri somut bir şeyle karşılaştırarak anlamayı kolaylaştırabilir.

Alıştırma

fate is like a small sandstorm ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Kaderin küçük kum fırtınalarından hoşlandığını söyler.
  2. Kaderi öngörülemez bir kum fırtınasına benzetir.
  3. Kaderin gerçek anlamda kumdan yapıldığını söyler.
Cevabı göster

Kaderi öngörülemez bir kum fırtınasına benzetir.

Dilbilgisi

that keeps changing directions: keep + fiil-ing içeren bir ilgi cümleciği

That keeps changing directions, a small sandstorm ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. That, sandstorm sözcüğüne gönderme yapar ve keeps fiilinin öznesidir. Böylece yeni bir cümle başlatmadan kum fırtınasının bir özelliği eklenir. keeps changing ifadesinde keep + fiil-ing, bir eylemin sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. sandstorm tekil olduğu için keeps kullanılır; ifade, yön değişikliklerini tek seferlik değil, devam eden bir durum olarak gösterir.

Alıştırma

Sesin şu anda tekrar tekrar çıktığını belirten bir ilgi cümleciğiyle cümleyi tamamlayın. Parantez içindeki üç sözcüğü de doğru biçimlerde kullanın: This is a door ____ during class. (that, keep, squeak)

Cevabı göster

that keeps squeaking

You change direction, but the sandstorm chases you.

0:13

Sen yön değiştirirsin ama kum fırtınası seni kovalar.

You turn again, but the storm adjusts.

0:16

Sen tekrar dönersin ama fırtına sana ayak uydurur.

Over and over you play this out Notlar

0:19

Bunu tekrar tekrar yaşarsın,

Kalıp ifadeler

Over and over: tekrar eden eylem

Over and over, tekrar tekrar veya defalarca anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bu cümlede aynı eylemin ya da düzenin sürekli tekrarlandığını anlatır; ayrıca bıkkınlık veya bir döngüye sıkışmışlık hissi verebilir. İfadenin tamamı play this out sözünü niteler. Buradaki iki over, konum bildiren iki ayrı over değildir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı sorunun tekrar tekrar yaşanmaya devam ettiğini anlatır?

  1. The same problem happened over and over.
  2. The problem happened only once.
  3. Several different problems happened.
Cevabı göster

The same problem happened over and over.

like some ominous dance with death just before dawn. Deyimler

0:21

şafaktan hemen önce ölümle yapılan uğursuz bir dans gibi.

Öbek fiiller

Play this out: bir durumu sonuna kadar yürütmek

Play this out, bu durumu sonuna kadar sürdürmek, canlandırmak veya içindeki düzenin ortaya çıkmasına izin vermek demektir. Buradaki this, daha önce anlatılmış olan ve bir sahne gibi tekrar eden tehlikeli olaylar dizisini gösterir. Bu ifade, bir olayı tek bir hareket olarak değil, aşamaları olan bir süreç olarak sunar. Bağlama göre süreç canlandırılabilir, zihinde incelenebilir ya da sonucu netleşene kadar sürmesine izin verilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle karar vermeden önce bütün senaryonun adım adım incelenmesi gerektiğini doğal biçimde anlatır?

  1. Let's play out it step by step before we decide.
  2. Let's play this scenario out step by step before we decide.
  3. Let's play outside before we decide.
Cevabı göster

Let's play this scenario out step by step before we decide.

Deyimler

ominous dance with death: ölümcül tehlikeyi anlatan bir mecaz

Burada ominous, kötü bir şeyin yaklaşmakta olduğunu haber verir gibi görünen bir durumu anlatır. Dance with death gerçek bir dans değildir; ölümcül tehlikeyle tekrar tekrar burun buruna gelmeyi “ölümle dans etme” görüntüsüyle anlatır. Bu karşılaşmaya dance denmesi, ileri geri hareketi ve içinden çıkılması zor bir düzeni düşündürür. İsim öbeğinin tamamı, tek ve kısa bir risk anını adlandırmak yerine tehditkâr, neredeyse kaderci bir hava yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede an ominous dance with death ne anlama gelir?

  1. Güvenli bir yolculuktan sonraki neşeli bir kutlama
  2. Ölümcül tehlikeye tekrar tekrar yaklaşan tehditkâr bir mücadele
  3. Güneş doğmadan önce düzenlenen resmî bir dans yarışması
Cevabı göster

Ölümcül tehlikeye tekrar tekrar yaklaşan tehditkâr bir mücadele

Why?

0:25

Neden mi?

Because this storm isn't something

0:27

Çünkü bu fırtına uzaklardan

that blew in from far away. Öbek fiiller

0:29

esip gelen bir şey değildir.

Öbek fiiller

blew in from far away: rüzgârla uzak bir kaynaktan gelmek

Blew, blow fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Hava olaylarından söz ederken blow in, rüzgârla bir yere ulaşmak veya girmek anlamına gelir; from far away ise kaynağın uzakta olduğunu belirtir. Cümle, bu fırtınanın dışarıdaki bir yerden öylece gelmiş olduğu düşüncesini reddeder. Daha geniş mecaz içinde bu yön duygusu, sorunun dış kaynaklı veya tesadüfi olmadığını göstermeye yardımcı olur. Blow sözcüğünü yalnızca ağızdan hava üfleme eylemi olarak anlamayın.

Alıştırma

İngilizce cümleyi blow in ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: By midnight, a storm ____ from the coast.

Cevabı göster

blew in

This storm is you, something inside of you. Deyimler

0:31

Bu fırtına sensin, senin içinde bir şey.

Deyimler

This storm is you: doğrudan metaforik özdeşlik

Burada “This storm is you” doğrudan bir metafordur: fırtına yalnızca bir hava olayı ya da dışarıdan gelen bir güç değildir. Kişinin kendi iç çalkantısını, yani “içindeki bir şeyi” temsil eder. Bağ fiili is, storm = you biçiminde bilinçli bir özdeşlik kurar. Bu dönüş, odağı dış tehdidin üzerinden iç çatışmaya kaydırır; kişinin yüzleşmesi gereken şey kendi benliğinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede “This storm is you” ifadesini en iyi açıklayan yorum hangisidir?

  1. Kişi gerçek bir fırtınayı kontrol edebilir.
  2. Fırtına, kişinin kendi iç çatışmasını temsil eder.
  3. Fırtına kendisini kişiye tanıtmaktadır.
Cevabı göster

Fırtına, kişinin kendi iç çatışmasını temsil eder.

This quote from the first chapter of Haruki Murakami's Kafka on the Shore

0:35

Haruki Murakami'nin "Sahilde Kafka" adlı kitabının ilk bölümünden alınan bu alıntı,

captures the teenage protagonist's turmoil. Kalıp ifadeler

0:40

ergen kahramanın iç çalkantısını yakalıyor.

Kalıp ifadeler

captures the teenage protagonist's turmoil: eleştirilerde capture fiilinin soyut anlamı

Eleştirilerde capture, “bir şeyi doğru ve canlı biçimde yansıtmak ya da ifade etmek” anlamına gelebilir. Bu nedenle “captures the teenage protagonist's turmoil”, bir eserin ana karakterin yoğun iç çatışmasını başarıyla yansıttığını söyler; karakterin fiziksel olarak yakalandığı anlamına gelmez. Protagonist, ana karakter demektir. Turmoil ciddi bir kafa karışıklığı, kaygı veya çatışma durumudur; iyelik biçimi protagonist's ise yansıtılan çalkantının kime ait olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede capture “bir duyguyu doğru biçimde yansıtmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The police capture the thief after a chase.
  2. The film captures the anxiety of starting over.
  3. The camera captures the license plate clearly.
Cevabı göster

The film captures the anxiety of starting over.

Desperate to escape his tyrannical father Dilbilgisi

0:43

Baskıcı babasından

and the family curse he feels doomed to repeat, Kalıp ifadeler

0:45

ve tekrarlamaya mahkum hissettiği aile lanetinden çaresizce kaçmak isteyen çocuk,

Dilbilgisi

Desperate to escape: karakterin motivasyonuyla başlamak

Desperate to escape, ana cümleden önce yer alan bir sıfat öbeğidir. Kaçıp uzaklaşmaya yönelik acil ve neredeyse karşı konulamaz bir ihtiyaç anlamına gelir; böylece anlatı, karakterin ne yaptığını söylemeden önce kahramanın durumunu ve motivasyonunu verir. because he is desperate to escape biçiminde açılarak düşünülebilir. Baştaki öbeğin örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır: desperate olan ve escape etmek isteyen kişi aynıdır. Bu yapı, bir nedeni veya duygusal durumu kısa bir anlatı başlangıcında yoğunlaştırmayı sağlar.

Alıştırma

Desperate to ... yapısını ana cümlenin öznesini betimleyen bir başlangıç sıfat öbeği olarak doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Desperate finding shelter, the hikers hurried down the mountain.
  2. Desperate to find shelter, the hikers hurried down the mountain.
  3. Desperate to find shelter, the rain soaked the hikers.
Cevabı göster

Desperate to find shelter, the hikers hurried down the mountain.

Kalıp ifadeler

feels doomed to repeat: kötü bir örüntünün tekrarlanacağını düşünmek

feels doomed to repeat ifadesinde feel öznel bir inancı gösterirken, doomed to + fiilin yalın hâli kötü bir sonucu kaçınılmaz olarak sunar. İfade bir bütün olarak, onun zararlı bir şeyi tekrarlamaktan kaçamayacağına inandığı anlamına gelir. Burada the family curse, he feels doomed to repeat ilgi cümleciğindeki repeat fiilinin örtük nesnesidir. O, aynı yıkıcı aile örüntüsünü yeniden üretmekten korkar. Doomed burada mecazidir ve yalnızca ölüme mahkûm edilmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Şu anki korkusunu anlatmak için feel doomed to repeat ifadesinin geniş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: After making the same error for the third time, she ____ it forever.

Cevabı göster

feels doomed to repeat

he renames himself Kafka after his favorite author Kelime

0:49

adını en sevdiği yazarın onuruna Kafka olarak değiştiriyor

Kelime

after his favorite author: yeni adın kaynağı

name/rename A after B kalıbında B, A'ya verilen adın kaynağı olan kişidir. Burada Kafka yeni addır ve en sevdiği yazar bu adın kaynağıdır. Bu adlandırma kalıbında after, daha sonraki bir zamanı belirtmez. be named after B de aynı anlamı taşır ve çoğu zaman hayranlık ya da anma duygusu sezdirir; ancak kalıbın kendisi yalnızca adın kaynağını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, kütüphaneye yerel bir şairin adının verildiği anlamına gelir?

  1. The library was opened after a local poet arrived.
  2. The library was visited by a local poet.
  3. The library was named after a local poet.
Cevabı göster

The library was named after a local poet.

and runs away from home. Öbek fiiller

0:52

ve evden kaçıyor.

Öbek fiiller

runs away from home: bir kaçış eylemi olarak evden ayrılmak

Run away from home, genellikle kişi zor bir durumdan kaçmak istediği için, aile evini olağan izin ya da üzerinde anlaşılmış bir plan olmadan terk etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca dışarı çıkmaktan daha fazlasını anlatır. Buradaki run, mutlaka yürüyerek hızlı hareket etmek anlamına gelmez. İfade, kişinin evi fiziksel olarak nasıl terk ettiğine değil, bir kaçış eylemi olarak evden ayrılmasına odaklanır.

Alıştırma

Hangi durum ran away from home ile doğal biçimde anlatılabilir?

  1. On altı yaşındaki bir genç tartışmadan sonra gizlice evden ayrılıp bir arkadaşında kaldı.
  2. Bir koşucu planladığı sabah koşusu için evden çıktı.
  3. Bir öğrenci ailesinin desteğiyle yurda taşındı.
Cevabı göster

On altı yaşındaki bir genç tartışmadan sonra gizlice evden ayrılıp bir arkadaşında kaldı.

But memories of a missing mother, along with dreams that haunt his waking life, Notlar

0:54

Ancak uyanık yaşamına musallat olan rüyalar ve kayıp bir annenin anıları,

Kalıp ifadeler

along with: ikincil bilgi eklemek

Along with, “birlikte” ya da “-e ek olarak” anlamına gelir. Burada memories of a missing mother ifadesi ana bilgidir; along with dreams... ise ikinci bir sıkıntı kaynağını parantez niteliğinde ek bilgi olarak katmaktadır. Uzun bir cümlede bu yapı, bir ögeyi merkezde tutarken ona ilgili başka bir etken eklemeyi sağlar. İki ögeyi and bağlacının genellikle yaptığı gibi tamamen eşit biçimde sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede özne-fiil uyumu doğrudur?

  1. The director, along with two actors, are attending the interview.
  2. The director, along with two actors, is attending the interview.
  3. The director and two actors is attending the interview.
Cevabı göster

The director, along with two actors, is attending the interview.

Deyimler

that haunt his waking life: kalıcı sıkıntıyı anlatan bir mecaz

That haunt his waking life, dreams sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Burada haunt mecaz anlamdadır: rüyalar tekrar tekrar zihnine gelir ve uyanıkken bile onu rahatsız eder; sanki peşini bırakmazlar. Waking life, uyku ya da rüyaların aksine, uyanıkken deneyimlenen yaşamı ifade eder. Bu söz öbeği, rüyaların duygusal etkisinin bilinçli günlük yaşamına kadar sürdüğünü anlatır; gerçek bir hayaletin varlığını gerektirmez.

Alıştırma

“The nightmare haunted her waking life” ne anlama gelir?

  1. Gerçek bir hayalet onu her sabah uyandırdı.
  2. Uyanıkken onu rahatsız etmeyi sürdürdü.
  3. Uyanır uyanmaz onu unuttu.
Cevabı göster

Uyanıkken onu rahatsız etmeyi sürdürdü.

prove more difficult to outrun. Dilbilgisi

0:59

kaçılması daha zor şeyler olduğunu kanıtlıyor.

Dilbilgisi

prove more difficult to outrun: prove + sıfat + to-infinitive yapısı

Burada prove, “kanıtlarla ispatlamak” değil, “sonuçta ... olduğu ortaya çıkmak” anlamına gelen bağlayıcı bir fiildir. Ardından more difficult sıfat öbeği gelir; more, daha geniş bağlamın sağladığı başka bir durum veya beklentiyle karşılaştırma yapar. to-infinitive, hangi eylemin zor olduğunu açıklar: anıları ve rüyaları outrun etmek daha zordur. Outrun sözcüğü gerçek anlamda “birinden daha hızlı koşmak” demektir; burada ise anılardan ve rüyalardan kaçmak veya onları geride bırakmak anlamında mecazlı olarak kullanılır.

Alıştırma

Parantez içindeki her sözcüğü bir kez kullanın, prove fiilini doğru zamana getirin ve başka sözcük eklemeyin: The puzzle ____ than we expected. (prove, more difficult, solve)

Cevabı göster

proved more difficult to solve

Published in Japanese in 2002 and translated into English three years later, Dilbilgisi

1:02

2002'de Japonca olarak yayımlanan ve üç yıl sonra İngilizceye çevrilen

Dilbilgisi

Published in Japanese ... translated into English: eş görevli geçmiş ortaç öbekleri

Published in Japanese ve translated into English, and ile bağlanan iki eş görevli geçmiş ortaç öbeğidir. İkisi de edilgen anlam taşır ve “the book was published ...” ile “the book was translated ...” tam yan cümlelerini ana cümleden önce verilen arka plan bilgisine dönüştürerek kısaltır. Bu öbeklerin örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesi olmalıdır: yazar değil, kitap veya eser. Cümle başındaki bu yapı; kitap, film, ürün ve tarihî nesnelerin kısa tanıtımlarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, eş görevli iki geçmiş ortaç öbeğini doğru örtük özneyle kullanır?

  1. Published in 2002 and translated three years later, the novel soon reached readers around the world.
  2. Published in 2002 and translated three years later, the author soon reached readers around the world.
  3. Publishing in 2002 and translating three years later, the novel soon reached readers around the world.
Cevabı göster

Published in 2002 and translated three years later, the novel soon reached readers around the world.

Kafka on the Shore is an epic literary puzzle Kelime

1:07

"Sahilde Kafka", zamanda yolculuk,

Kelime

epic literary puzzle: büyük ölçekli ve ipuçlarıyla dolu bir eser

Bu incelemede epic, romanı kapsamı geniş, iddialı ve karmaşık bir eser olarak tanımlar. Bu, kitabın mutlaka bir destan olduğu anlamına gelmez. Literary puzzle, okurun eserdeki ipuçlarını, imgeleri ve olayları birbirine bağlaması gereken bir eser için kullanılan benzetmedir. An epic literary puzzle ifadesi bir bütün olarak hem eserin ölçeğini hem de onu yorumlamak için gereken çabayı değerlendirir.

Alıştırma

An epic literary puzzle ifadesinin en uygun yorumu hangisidir?

  1. Okurların ipuçlarını birleştirmesi gereken iddialı ve karmaşık bir edebî eser.
  2. Ünlü romanlara dayanan fiziksel yapbozlardan oluşan bir kitap.
  3. Klasik bir destanın biçimsel kurallarına uyması gereken bir şiir.
Cevabı göster

Okurların ipuçlarını birleştirmesi gereken iddialı ve karmaşık bir edebî eser.

filled with time travel, Kalıp ifadeler

1:10

gizli tarihler ve büyülü yeraltı dünyalarıyla dolu

hidden histories, and magical underworlds.

1:11

destansı bir edebi bulmaca.

Kalıp ifadeler

filled with ...: bol miktarda içeriği belirtmek

Filled with, bir şeyin çok miktarda veya çok sayıda unsur içerdiği anlamına gelir. Burada time travel, hidden histories ve magical underworlds olmak üzere üç öykü unsurunu tanıtır; yani fiziksel bir kabın doluluğunu değil, eserin zengin içeriğini anlatır. Buradaki geçmiş zaman ortacı öbeği hemen önce adı geçen eseri niteler. Daha genel olarak filled with ..., bir ismin ardından gelerek onun ne içerdiğini ekleyebilir. With sonrasında bir isim veya isim öbeği kullanılır; listedeki ögeler paralel biçimlerde olmalıdır.

Alıştırma

Fill fiilinin geçmiş zaman ortacını ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum guide is ____ useful maps and short historical notes.

Cevabı göster

filled with

Readers delight in discovering how the mind-bending imagery, Notlar

1:15

Okuyucular, zihin büken imgelerin,

Kelime

mind-bending imagery: zihni sarsan imgeler

Burada mind-bending, tireyle yazılan birleşik bir sıfattır: mind düşünmeyle, bending ise normal anlama biçimlerinin çarpıtılmasıyla ilgilidir. Bir zihnin kelimenin tam anlamıyla büküldüğü anlamına gelmez. imagery, bir eserin oluşturduğu görselleri veya zihinsel sahneleri ifade eder; yalnızca resimleri anlatmaz. Bu nedenle mind-bending imagery, gerçeklik hakkındaki sıradan düşüncelere meydan okuyan ve izleyiciyi gördüklerini yeniden düşünmeye iten sahneleri veya görsel unsurları anlatır.

Alıştırma

Bir sanal gerçeklik sergisi ziyaretçilerin hangi odanın gerçek olduğunu sorgulamasına neden oluyor. Görsellerini en iyi hangi ifade anlatır?

  1. ordinary imagery
  2. mind-blowing imagery
  3. mind-bending imagery
Cevabı göster

mind-bending imagery

whimsical characters, and eerie coincidences fit together. Öbek fiiller

1:18

tuhaf karakterlerin ve ürkütücü tesadüflerin birbirine nasıl uyduğunu keşfetmekten keyif alıyorlar.

Kalıp ifadeler

delight in discovering: keşfetmekten keyif almak

Bu cümlede delight, bir şeyden büyük zevk almak anlamına gelen bir fiildir. delight in + isim veya -ing biçimi yapısında discovering, okuyuculara zevk veren etkinliği belirtir; burada delight isim olarak kullanılmaz. Bu ifade, parçaların nasıl birbirine bağlandığını keşfetme sürecinden alınan zevki vurgular. Daha günlük olan enjoy discovering ile karşılaştırıldığında delight in discovering daha özenli ve yazılı bir tınıya sahiptir; bir incelemede ya da okuyucunun tepkisini anlatan başka bir yazılı metinde özellikle doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi delight in + discover biçimini kullanarak tamamlayın: Many readers delight ____ hidden links between the clues.

Cevabı göster

in discovering

Öbek fiiller

fit together: tutarlı bir bütün oluşturmak

Bu cümlede fit together, farklı karakterlerin ve tesadüflerin bağlantı kurarak tutarlı bir bütün oluşturması anlamına gelir. Kullanım mecazidir; fiziksel parçaların gerçekten birleştirilmesinden söz edilmez. Yapı, çoğul özne + fit together şeklindedir. Birbiriyle uyuşan ve bütün olarak anlam kazanan ipuçlarını, fikirleri, gerçekleri veya parçaları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Once the final test result arrived, all the evidence fit together. Burada fit together ne anlama gelir?

  1. Kanıtlar görmezden gelindi.
  2. Kanıtlar tutarlı bir açıklama oluşturdu.
  3. Kanıtlar aynı kaba kondu.
Cevabı göster

Kanıtlar tutarlı bir açıklama oluşturdu.

Kafka narrates every second chapter, Kelime

1:23

Kafka her iki bölümden birini anlatıyor,

Kelime

narrates every second chapter: dönüşümlü bölümleri anlatmak

Every second chapter, her iki bölümden biri, yani bir bölüm atlayarak demektir. Burada Kafka dönüşümlü bölümleri anlatır; yalnızca ikinci bölümü anlattığı anlamına gelmez. Düzenin 1. bölümden mi yoksa 2. bölümden mi başladığı bağlama göre belirlenir. Every + sıra sayısı + tekil sayılabilir isim yapısında sıra sayısı, tekrarlanan bir aralığı gösterir. Örneğin every third day, üç günde bir demektir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? A short quiz appears every second chapter.

  1. Kısa bir sınav ikinci bölümden sonraki her bölümde yer alır.
  2. Kısa bir sınav yalnızca ikinci bölümde yer alır.
  3. Kısa bir sınav dönüşümlü bölümlerde yer alır.
Cevabı göster

Kısa bir sınav dönüşümlü bölümlerde yer alır.

with the rest centering on an old man named Satoru Nakata. Dilbilgisi

1:26

geri kalan bölümler ise Satoru Nakata adında yaşlı bir adamın etrafında dönüyor.

Dilbilgisi

with the rest centering on: with + isim + -ing ile paralel bir odak eklemek

with the rest centering on ... ana cümleye ikinci ve paralel bir düzen eklemek için with + isim + -ing yapısını kullanır. Burada the rest diğer bölümleri belirtir; centering on ise bu bölümlerin ana odağının Satoru Nakata adlı yaşlı bir adam olduğunu gösterir. Kafka narrates every second chapter ana cümledir. with öbeğinde ikinci bir çekimli fiil yoktur; bu yapı, başka bir tam cümle eklemeden kalan bölümlerde ne olduğunu göstermeyi sağlar.

Alıştırma

Paralel bir düzen eklemek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Rina presents the first part, with explaining the rest of the team the results.
  2. Rina presents the first part, with the rest of the team explains the results.
  3. Rina presents the first part, with the rest of the team explaining the results.
Cevabı göster

Rina presents the first part, with the rest of the team explaining the results.

After awakening from a coma he went into during the Second World War, Kalıp ifadeler

1:30

İkinci Dünya Savaşı sırasında girdiği komadan uyandıktan sonra,

Kalıp ifadeler

After awakening from a coma: After + V-ing ile koma sonrası zaman ifadesi

After awakening from a coma ... komadan yeniden bilincine geldikten sonra anlamına gelir. After'dan sonra awakening biçimindeki -ing formu gelir; bu nedenle bu başlangıç bir zaman ifadesidir, bağımsız bir cümle değildir. awakening'in örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır: he. Awaken from a coma, tıbbi raporlara ve ciddi anlatılara uygun, resmî bir eşdizimdir.

Alıştırma

After + V-ing yapısını ve awaken from a coma eşdizimini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. After awakening of a coma, Daniel slowly recognized his family.
  2. After awakening from a coma, Daniel slowly recognized his family.
  3. After awaken from a coma, Daniel slowly recognized his family.
Cevabı göster

After awakening from a coma, Daniel slowly recognized his family.

Nakata loses the ability to read and write,

1:34

Nakata okuma ve yazma yeteneğini kaybediyor,

but gains a mysterious knack for talking to cats. Kalıp ifadeler

1:37

ancak kedilerle konuşmak gibi gizemli bir yetenek kazanıyor.

Kalıp ifadeler

gain a knack for doing something: bir şeyi yapmak için özel bir beceri kazanmak

Bu cümlede gain a knack for doing something, bir şeyi yapmak için özel bir beceri veya doğal görünen bir yöntem edinmek anlamına gelir. Knack, kişinin belirli bir etkinlikte özellikle iyi olduğunu, bunu kolayca yaptığını ya da doğru yöntemi bulduğunu düşündürür. Burada gains fiildir, a mysterious knack onun nesnesidir ve for talking to cats becerinin ne olduğunu açıklar. For bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: talk veya to talk değil, talking kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve özel bir beceri anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: She has a ____ spotting tiny errors.

Cevabı göster

knack for

When he's asked to tail a missing pet, Kelime

1:41

Kayıp bir evcil hayvanı takip etmesi istendiğinde,

Kelime

tail someone: birini gizlice takip etmek

Burada tail, bir kişinin veya hayvanın nereye gittiğini gözlemlemek için onu genellikle fark edilmeden yakından izlemek anlamına gelen geçişli bir fiildir. A missing pet, tail fiilinin nesnesidir; ifade hayvanın fiziksel kuyruğundan söz etmez. To tail mastarı, daha geniş olan be asked to do something kalıbında istenen eylemi belirtir. Fiilin bu anlamı dedektiflik, polis ve gerilim bağlamlarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede tail, bir hedefi gizlice takip etmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The child followed her father into the store.
  2. The agent tailed the courier from the station without being seen.
  3. The app tracked the parcel across the country.
Cevabı göster

The agent tailed the courier from the station without being seen.

he's thrown onto a dangerous path that runs parallel to Kafka's. Notlar

1:44

Kafka'nınkiyle paralel giden tehlikeli bir yola sürükleniyor.

Deyimler

he's thrown onto a dangerous path: riskli bir yola sürüklenme metaforu

he's thrown onto a dangerous path, he is thrown yapısının edilgen biçimini ve yol metaforunu kullanır. Anlamı, dış olayların onu riskli bir olaylar sürecine itmesidir; bu yolu tamamen özgürce seçtiği anlamına gelmez. Buradaki thrown, birinin onun bedenini gerçekten bir yola fırlattığı anlamına gelmez. Path yaşamda veya bir hikâyede izlenen yönü gösterebilir; ifade durumun ani oluşunu ve kişinin kontrolünün azlığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle be thrown onto a dangerous path ifadesini zor bir duruma mecburen girmek anlamında mecaz olarak kullanır?

  1. The storm threw the canoe onto a rocky shore.
  2. She picked a quiet path through the garden.
  3. The sudden bankruptcy threw her onto a difficult path with no clear way forward.
Cevabı göster

The sudden bankruptcy threw her onto a difficult path with no clear way forward.

Kalıp ifadeler

that runs parallel to Kafka's: paralel hikâye çizgileri ve eksiltilen isim

runs parallel to, iki çizginin, sürecin veya gelişimin birbirinden ayrı kalarak yan yana ilerlemesini anlatır. Buradaki that, önceki dangerous path ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla cümle bu yolun Kafka'nın hikâyesiyle birlikte geliştiğini, onunla aynı hikâye olmadığını söyler. Kafka's, tekrarlanan ismin düşürüldüğü bir iyelik yapısıdır: Kafka's path veya Kafka's storyline. İngilizce, zaten açık olan bir ismi tekrar etmemek için bu tür eksiltili yapıyı kullanır.

Alıştırma

run parallel to ifadesini doğru kullanan ve ismi tekrarlamamak için iyelik yapısından yararlanan cümleyi seçin.

  1. Her investigation runs parallel the reporter's.
  2. Her investigation runs parallel to the reporter.
  3. Her investigation runs parallel to the reporter's.
Cevabı göster

Her investigation runs parallel to the reporter's.

Soon, prophecies come true, Kalıp ifadeler

1:48

Kısa sürede kehanetler gerçekleşiyor,

Kalıp ifadeler

prophecies come true: tahminlerin gerçek olması

Prophecies come true, kehanetlerin öngördüğü olayların daha sonra gerçekten gerçekleştiği anlamına gelir. Come true; prophecy, prediction, dream, wish veya hope gibi sözcüklerle kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu geçişsiz yapıda prophecies özne, come fiil, true ise ortaya çıkan durumu anlatan sözcüktür. True bir nesne değildir ve come true edilgen bir yapıya ihtiyaç duymaz.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The old prophecy may finally ____.

Cevabı göster

come true

portals to different dimensions open up, Öbek fiiller

1:50

farklı boyutlara açılan portallar açılıyor

Öbek fiiller

open up: açılıp erişilebilir hâle gelmek

Burada open up geçişsiz bir öbek fiildir: portallar kapalı veya kullanılamaz bir durumdan açık ve erişilebilir bir duruma geçer. Portals öznedir, bu nedenle open up bir nesne almaz. Up parçacığı açık ya da kullanılabilir bir duruma geçişi vurgular. Aynı yapı bir girişin, güzergâhın, alanın veya fırsatın kullanılabilir hâle gelmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede open up, bir girişin açılıp erişilebilir hâle gelmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. After the repairs, a second entrance opened up to visitors.
  2. Please open the package on the table.
  3. During the interview, Maya opened up about her fears.
Cevabı göster

After the repairs, a second entrance opened up to visitors.

and fish and leeches begin raining from the sky.

1:53

ve gökten balık ve sülük yağmaya başlıyor.

But what ties these two characters together? Öbek fiiller

1:57

Peki bu iki karakteri birbirine bağlayan şey nedir?

Öbek fiiller

What ties ... together?: … öğelerini birbirine bağlayan nedir?

tie + nesne + together yapısında tie, bir şeyi kelimenin gerçek anlamıyla iple bağlamak değil, birbiriyle ilişkilendirmek demektir. Buradaki soru, Kafka ile Nakata adlı iki karakteri hangi ortak etkenin birbirine bağladığını sorar. What öznedir, bu nedenle fiil üçüncü tekil şahıs biçimi olan ties olur. These two characters ad öbeği nesne görevindedir ve together yapıyı tamamlar. Aynı yapı olayları, ipuçlarını, fikirleri veya bir savın bölümlerini ilişkilendirmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Soruyu tie fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: What ____ these two clues together?

Cevabı göster

ties

And is it a force either one of them can control? Dilbilgisi

1:59

Ve bu, ikisinden birinin kontrol edebileceği bir güç müdür?

Dilbilgisi

a force either one of them can control: ikisinden birinin kontrol edebileceği bir güç

Temel evet-hayır sorusu Is it a force ...? yapısıdır. Either one of them can control sözleri, force sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesi oluşturur. Force, control fiilinin nesnesidir; bu nedenle nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri atılabilir: a force that either one of them can control. Either one of them kapsamı iki kişiyle sınırlar ve bu kişileri iki alternatif olarak ele alır. Soru, kişilerden birinin veya diğerinin bu gücü tek başına kontrol edip edemeyeceğini sorar; ikisinin de gücü kontrol edebildiğini açıkça söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, ayrı ayrı düşünüldüğünde iki kişiden birinin bir sorunu çözüp çözemeyeceğini sorar?

  1. Is this a problem either one of them can solve?
  2. Is this a problem both of them must solve together?
  3. Is this a problem neither of them can solve?
Cevabı göster

Is this a problem either one of them can solve?

The collision of different worlds Deyimler

2:03

Farklı dünyaların çarpışması

is a common thread in Haruki Murakami's work. Deyimler

2:05

Haruki Murakami'nin eserlerinde ortak bir temadır.

Deyimler

the collision of different worlds: dünyaların çarpışmasını anlatan metafor

The collision of different worlds, birbirinden ayrı yaşam alanlarının, deneyimlerin veya gerçekliklerin karşılaşıp birbirini etkilemesini anlatan bir metafordur. Collision fiziksel çarpışma fikrinden geldiği için nötr bir bağlantıdan ziyade güç, gerilim veya değişim duygusu taşır. Buradaki worlds gerçek gezegenler değil, gündelik yaşam ve rüyalar gibi alanlar olabilir. Bu ifade, bir eserde farklı gerçekliklerin nasıl birbirine bağlandığını açıklamaya yarar.

Alıştırma

Hangi cümlede collision hedef ifadedekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?

  1. The film lists tradition and modern life as separate topics.
  2. The film explores the collision of tradition and modern life.
  3. The film reports a collision between two buses.
Cevabı göster

The film explores the collision of tradition and modern life.

Deyimler

a common thread: bölümleri birbirine bağlayan yinelenen tema

A common thread, farklı eserlerde, olaylarda veya deneyimlerde tekrar tekrar görülen bir fikir, özellik ya da bağlantı için kullanılan bir metafordur. Kumaş parçalarının içinden geçerek onları birleştiren bir iplik gibi, ayrı görünen bölümleri birbirine bağlar. Bu cümlede the collision of different worlds, Murakami'nin eserlerindeki bir common thread olarak tanımlanıyor. Yani bu örüntü yalnızca tek bir hikâyeye ait değildir; yazılarının genelinde tekrarlanır. Buradaki thread gerçek anlamda iplik değildir.

Alıştırma

Cümleyi sabit mecaz ifadeyle tamamlayın: A focus on access is a ____ across all three community projects.

Cevabı göster

common thread

His novels and short stories

2:08

Onun romanları ve kısa öyküleri

often forge fantastic connections between personal experience, Kalıp ifadeler

2:09

genellikle kişisel deneyim,

supernatural possibilities, and Japanese history.

2:14

doğaüstü olasılıklar ve Japon tarihi arasında fantastik bağlantılar kurar.

Kalıp ifadeler

forge fantastic connections: bilinçli olarak çarpıcı bağlantılar kurmak

forge connections ifadesinde forge, ‘bilinçli olarak yaratmak veya kurmak’ anlamına gelir ve çoğu zaman güç ile çaba çağrıştırır. Buradaki often, kişisel deneyim, doğaüstü olasılıklar ve Japon tarihi arasında bağlantı kurmanın tekrar eden bir özellik olduğunu gösterir. Bu edebî bağlamda fantastic, bağlantıların yalnızca ‘çok iyi’ değil, olağanüstü ve hayal gücüyle dolu olduğunu anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen forge connections between A and B kalıbı, ayrı insanları, grupları veya fikirleri anlamlı bir ilişki içinde bir araya getirmeyi ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede forge, bilinçli olarak güçlü bir bağlantı kurmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The clerk was arrested for trying to forge a customer's signature.
  2. The storm cut the connection between the island and the mainland.
  3. The mentoring program helped forge strong connections between new employees and experienced staff.
Cevabı göster

The mentoring program helped forge strong connections between new employees and experienced staff.

Born in Kyoto in 1949,

2:18

1949'da Kyoto'da doğan

Murakami grew up during the post-World War II Kültür

2:20

Murakami, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra

American occupation of Japan.

2:23

Amerika'nın Japonya'yı işgali sırasında büyüdü.

Kültür

post-World War II American occupation of Japan: savaş sonrası işgal bağlamı

post-World War II, ‘İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra’ anlamına gelir. Buradaki occupation bir kişinin mesleğini değil, bir ülkenin askerî ve siyasi olarak kontrol edilmesini ifade eder. İfade, 1945 ile 1952 yılları arasında Japonya’da gerçekleşen, Amerika Birleşik Devletleri öncülüğündeki Müttefik işgaline gönderme yapar. Bu, Murakami’nin ilk yıllarını savaşın etkilerinin ve Amerikan varlığının hâlâ görünür olduğu savaş sonrası Japonya’ya yerleştirmek için gereken temel tarihsel arka plandır.

Alıştırma

post-World War II American occupation of Japan ifadesi burada neyi anlatıyor?

  1. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri öncülüğündeki Müttefiklerin Japonya işgali
  2. İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikalıların Japonya’da yaptığı işler
  3. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Japonya’nın Amerika Birleşik Devletleri’ni işgali
Cevabı göster

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri öncülüğündeki Müttefiklerin Japonya işgali

The shadow of war hung over his life as it does his fiction. Notlar

2:26

Savaşın gölgesi, kurgularında olduğu gibi onun hayatının da üzerine çöktü.

Deyimler

The shadow of war hung over: uzun süren olumsuz bir etki

The shadow of war, savaşın yol açtığı korku, anılar, zarar ve sonuçlar için kullanılan bir benzetmedir. Hung over his life, bu olumsuz etkinin uzun süre varlığını koruduğunu ve hayatını şekillendirdiğini anlatır. Daha genel olarak the shadow of X hung over Y, acı bir geçmişi, tehdidi veya kaygıyı Y'nin üzerinde kalan ve kaçılması zor bir şey gibi sunar. Buradaki gölge gerçek değildir.

Alıştırma

Cümleyi hang over fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: For years, the threat of closure ____ the small theater.

Cevabı göster

hung over

Dilbilgisi

as it does his fiction: tekrarlanan fiil öbeğinden kaçınma

as it does his fiction bölümünde it, the shadow of war ifadesine geri gönderme yapar. Does, tekrarlanacak hangs over fiil öbeğinin yerini tutar; bu nedenle açık biçim as the shadow of war hangs over his fiction olur. His fiction, hangs over fiilinin nesnesidir, öznesi değildir. Yeniden kullanılabilen X affects A, as it does B kalıbı, aynı X'in B'yi de benzer biçimde etkilediğini anlatır. Does kendi yan cümlesinin zamanını taşır: buradaki şimdiki zaman does, kurmaca eserlerdeki etkiyi süren veya edebî şimdiki zamanla sunulan bir özellik olarak verir; hung ise hayatı geçmiş zaman çerçevesine yerleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı politikanın hem küçük işletmeleri hem de büyük şirketleri etkilediğini anlatır?

  1. The policy affects small businesses, as large companies do.
  2. The policy affects small businesses, as it does large companies.
  3. The policy affects small businesses, and so do large companies.
Cevabı göster

The policy affects small businesses, as it does large companies.

Kafka on the Shore features biological attacks,

2:30

"Sahilde Kafka" biyolojik saldırılar,

military ghosts, and shady conspiracies. Kelime

2:33

askeri hayaletler ve karanlık komplolar içerir.

Kelime

shady conspiracies: şüpheli veya dürüstlükten uzak komplolar

shady conspiracies ifadesinde shady, komploların şüpheli ve muhtemelen dürüstlükten uzak ya da uygunsuz olduğunu belirtir. Güçlü bir olumsuz yargı ekler: komplolar güvenilmez veya gizli bir yanlış davranışla bağlantılı görünür. Burada kelime, "güneş ışığından korunmuş" şeklindeki gerçek anlamında kullanılmaz. conspiracies ismi, değerlendirici anlamı açık hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümlede shady, "şüpheli veya muhtemelen dürüstlükten uzak" anlamındadır?

  1. The bright lobby had no shade at all.
  2. We sat in a shady spot under the oak tree.
  3. The website looked shady because it asked for my bank password.
Cevabı göster

The website looked shady because it asked for my bank password.

Murakami's work blurs historical periods Kalıp ifadeler

2:37

Murakami'nin eseri tarihi dönemleri bulanıklaştırır

Kalıp ifadeler

blurs historical periods: dönem sınırlarını belirsizleştirmek

Murakami's work blurs historical periods, eserin farklı çağlar arasındaki ayrımları görmeyi zorlaştırdığı anlamına gelir. Farklı dönemlere ait olaylar, ayrıntılar veya ortamlar üst üste gelebilir; bu nedenle okurlar dönemleri net biçimde ayıramaz. Burada blurs geçişli bir fiildir: Murakami's work, tarihsel dönemlerin belirgin sınırlarını kaybetmesine yol açar. historical periods nesnesi, bu dönemler arasındaki sınırları veya ayrımları ifade eden sıkıştırılmış bir kullanımdır.

Alıştırma

Cümleyi "ayrımı belirsizleştirir" anlamına gelen blur biçimiyle tamamlayın: The new app ____ the line between work and free time.

Cevabı göster

blurs

and draws from multiple cultural traditions. Kalıp ifadeler

2:40

ve çoklu kültürel geleneklerden beslenir.

Kalıp ifadeler

draws from multiple cultural traditions: kaynağı belirtmek

Draw from + bir kaynak, o kaynaktan malzeme, fikir veya ilham almak demektir. Burada özne, birkaç kültürel gelenekten gelen unsurları kullanıyor. Bu kullanımda draw, resim çizmek anlamına gelmez. From kaynağı belirtir; dolayısıyla bu yapı bir eserin, tasarımın veya fikrin malzemesini ya da ilhamını nereden aldığını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi draw from ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The podcast ____ interviews with local musicians.

Cevabı göster

draws from

References to Western society and Japanese customs tumble over each other Deyimler

2:42

Batı toplumu ve Japon geleneklerine yapılan atıflar,

from literature and fashion to food and ghost stories. Dilbilgisi

2:47

edebiyat ve modadan yemek ve hayalet hikayelerine kadar iç içe geçer.

Deyimler

tumble over each other: hızla ortaya çıkıp üst üste binen göndermeler

Bu cümlede tumble over each other mecazi anlamdadır. Göndermeler, yuvarlanıp çarpışan nesnelermiş gibi hızla ortaya çıkıyor ve üst üste biniyor. Bu imge hareket ve kalabalıklık hissi katar: birçok kültürel ögeyi sakin ve düzenli bir liste olarak değil, yoğun biçimde iç içe geçmiş halde sunar.

Alıştırma

Örnekte tumble over each other ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar gerçekten birbirlerinin üstüne düşer.
  2. Göndermeler hızla ortaya çıkar ve birbirinin üstüne biner.
  3. Göndermeler düzenli bir sırayla tek tek sunulur.
Cevabı göster

Göndermeler hızla ortaya çıkar ve birbirinin üstüne biner.

Dilbilgisi

from literature and fashion to food and ghost stories: from ... to ... ile kapsam gösterme

Burada from A to B, ele alınan konuların kapsamını gösterir. İki tarafta da birer grup bulunabilir: bir uçta literature and fashion, diğer uçta food and ghost stories. from ... to ... kategorileri bağladığında çoğu zaman bu örnekler de dahil olmak üzere pek çok türü kapsama anlamı verir. Hareketi ya da kesin bir başlangıç ve bitiş noktasını anlatmak zorunda değildir.

Alıştırma

Aralık ifadesini from ... to ... ile tamamlayın: The festival offers activities ____ street dancing ____ cooking workshops.

Cevabı göster

from · to

He has a penchant for musical references, too, Kelime

2:51

Ayrıca, özellikle "Sahilde Kafka"da

especially in Kafka on the Shore.

2:54

müzik atıflarına da özel bir düşkünlüğü vardır.

Kelime

has a penchant for musical references: belirgin bir tercih

have a penchant for + isim veya fiilin -ing biçimi, belirgin ve çoğu zaman tekrarlanan bir tercih ya da eğilime sahip olmak demektir. Bu cümlede musical references, yazarın eserlerinin tanınabilir bir özelliği olarak sunuluyor. like ile karşılaştırıldığında penchant daha edebî ve resmî duyulur; kişiye özgü bir tercihi düşündürür. Kalıp a penchant for something veya a penchant for doing something şeklindedir.

Alıştırma

a penchant for ile tamamlayın: The editor has ____ dramatic headlines.

Cevabı göster

a penchant for

As the runaway Kafka wanders the streets of a strange city, Kalıp ifadeler

2:56

Kaçak Kafka garip bir şehrin sokaklarında dolaşırken,

Kalıp ifadeler

wanders the streets: sabit bir hedef olmadan dolaşmak

Wanders the streets ifadesinde wander, sabit bir rota veya hedef olmadan etrafta dolaşmak anlamına gelir. The streets isim öbeği burada doğrudan nesne görevindedir, bu yüzden edat gerekmez. Bu cümlede ifade, Kafka'nın hareketini şehirde planlanmış bir yürüyüşten çok amaçsız ve huzursuz bir dolaşma gibi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi wander the streets ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: With no map and nowhere to be, we ____ until sunset.

Cevabı göster

wandered the streets

Led Zeppelin and Prince keep him company. Deyimler

3:00

Led Zeppelin ve Prince ona eşlik eder.

Deyimler

keep him company: kendini daha az yalnız hissetmesi için ona eşlik etmek

Keep someone company, birinin yalnız hissetmemesi için onunla kalmak veya ona eşlik edildiği hissini vermek anlamına gelir. Sabit yapı keep + someone + company şeklindedir; bu ifadede company sözcüğünün önüne tanımlık gelmez. Burada Led Zeppelin ve Prince, onların müziğini temsil eder. Cümle, sanatçıların fiziksel olarak Kafka'nın yanında olduğunu değil, müziğin ona arkadaşlık ettiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi keep someone company ile tamamlayın ve nesne olarak me kullanın: I was nervous in the waiting room, so Mia stayed to ____.

Cevabı göster

keep me company

Soon, he takes refuge in an exquisite private library. Kalıp ifadeler

3:02

Kısa süre sonra zarif bir özel kütüphaneye sığınır.

Kalıp ifadeler

take refuge in: bir yerde güvenlik aramak

Take refuge in + yer, tehlikeden, kötü hava koşullarından veya başka bir tehditten korunmak için o yere girmek ya da orada kalmak demektir. Bu cümlede özel kütüphane onun için güvenli bir yer hâline gelir. Bu kalıplaşmış ifadede refuge sözcüğünden önce artikel kullanılmaz: take refuge in. in edatı, sığınak sağlayan yeri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi take refuge ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the tornado siren sounded, the neighbors ____ in the basement.

Cevabı göster

took refuge

While he spends his days poring over old books Kalıp ifadeler

3:06

Günlerini eski kitapları inceleyerek

and contemplating a strange painting and the library's mysterious owner,

3:09

ve garip bir tabloyu ve kütüphanenin gizemli sahibini düşünerek geçirirken,

Kalıp ifadeler

poring over old books: eski kitapları dikkatle okumak

Pore over + metin veya bilgi, bir şeyi çok dikkatli okumak, incelemek ya da araştırmak demektir. Poring, pore fiilinin -ing biçimidir; bu nedenle poring over old books, eski kitaplara yalnızca göz atmayı değil, onları odaklanarak ve ayrıntılı biçimde okumayı anlatır. Daha geniş olan spend one's days doing something yapısında poring, spends his days ifadesinden sonra gelen -ing biçimidir. İfade bütünüyle, bu dikkatli okumanın onun zamanının büyük bölümünü aldığını gösterir.

Alıştırma

Araştırmacının eski kayıtları bütün gece dikkatle incelediğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The researcher pored the old records all night.
  2. The researcher pored over the old records all night.
  3. The researcher poured over the old records all night.
Cevabı göster

The researcher pored over the old records all night.

he also befriends the librarian,

3:13

aynı zamanda kendisini Schubert gibi klasik müzikle tanıştıran

who introduces him to classical music like Schubert. Kalıp ifadeler

3:16

kütüphaneciyle de arkadaş olur.

Kalıp ifadeler

introduces him to classical music: birinin yeni bir alanı keşfetmesine yardımcı olmak

Introduce someone to something yapısında kişi introduce fiilinden hemen sonra, yeni konu, etkinlik veya deneyim ise to sözcüğünden sonra gelir. Burada him yeni bir şeyle tanışan kişidir; classical music ise birinin ona keşfetmesinde yardımcı olduğu alandır. Aynı yapı iki kişiyi tanıştırmak için de kullanılabilir: introduce A to B. Ancak ikinci öğe bir alan ya da etkinlikse, birinin o alanla karşılaşmasını veya onu öğrenmeye başlamasını sağlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi introduce someone to something yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın ve nesne olarak us kullanın: The workshop ____ basic coding.

Cevabı göster

introduced us to

This musical sensibility makes Murakami's work all the more hypnotic. Dilbilgisi

3:19

Bu müzikal duyarlılık Murakami'nin çalışmasını daha da hipnotik kılıyor.

Dilbilgisi

all the more hypnotic: bu nedenle daha da büyüleyici

All the more + sıfat, “daha da…” anlamına gelir ve genellikle az önce belirtilen bir etkenin bu niteliği güçlendirdiğini vurgular. Burada müzikal duyarlılık, Murakami'nin eserlerinin daha hypnotic hissedilmesinin nedeni olarak sunulur. Hypnotic burada mecazidir. Yazının gerçekten hipnoza yol açtığı değil, son derece büyüleyici ya da sürükleyici olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede all the more hypnotic ne anlama geliyor?

  1. Müzikal nitelik, eseri daha az ilgi çekici hâle getiriyor.
  2. Müzikal nitelik, eseri daha da büyüleyici hâle getiriyor.
  3. Eser, her okuru gerçekten hipnotize ediyor.
Cevabı göster

Müzikal nitelik, eseri daha da büyüleyici hâle getiriyor.

He frequently bends the line between reality Deyimler

3:23

O sık sık gerçeklikle

and a world of dreams

3:26

rüyalar dünyası arasındaki çizgiyi esnetir

Deyimler

bends the line between reality and a world of dreams: gerçeklik ile düşler arasındaki sınırı bükmek

Buradaki line, fiziksel bir çizgi değil, kavramsal bir sınırdır. Bends bu sınırı esnek ve bükülebilir olarak hayal eder; böylece gerçeklik ile düşler net biçimde ayrı kalmak yerine birbiriyle örtüşebilir. Bend the line, yaygın bir kalıp ifadeden çok yaratıcı bir söyleyiştir. Başka bağlamlara aktarılabilecek fikir şudur: Bir sınırı değiştirmek veya belirsizleştirmek, iki kategoriyi ayırt etmeyi zorlaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede "bends the line between reality and a world of dreams" neyi ifade ediyor?

  1. İki yeri birbirine bağlayan fiziksel bir çizgi çizer.
  2. Gerçeklik ile düşlerin net biçimde ayrı kalmak yerine birbiriyle örtüşmesini sağlar.
  3. Düşler dünyasını ortadan kaldırır ve yalnızca gerçekliği bırakır.
Cevabı göster

Gerçeklik ile düşlerin net biçimde ayrı kalmak yerine birbiriyle örtüşmesini sağlar.

and is considered a master of magic Deyimler

3:28

ve sıradanlığın içinde pusuda bekleyen

lurking in the mundane.

3:30

sihrin bir ustası olarak kabul edilir.

Deyimler

a master of magic lurking in the mundane: gündelik hayatın içinde gizlenen büyünün ustası

Magic lurking in the mundane, büyüyü sıradan hayatın içinde gizlenen bir şey gibi kişileştirir. Lurking genellikle gözden uzakta kalmayı anlatır ve çoğu zaman biraz gizemli veya tedirgin edici bir his taşır; burada olağanüstü olanın mevcut fakat kolayca gözden kaçabilir görünmesini sağlar. The mundane, the + sıfat yapısını sıradan, gündelik şeyleri veya hayatı anlatan bir ad öbeği olarak kullanır. A master of ... kişinin bu tür gizli büyüyü sunma konusunda çok yetenekli olduğunu belirten bir övgüdür; kişinin gerçekten sihirbaz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

"a master of magic lurking in the mundane" ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Sıradan hayatı tamamen ayrı bir düş dünyasıyla değiştiren biri.
  2. Sıradan hayatın içinde gizlenen olağanüstü şeyleri göstermekte çok yetenekli biri.
  3. Gündelik hayatında insanlardan saklanan bir sahne sihirbazı.
Cevabı göster

Sıradan hayatın içinde gizlenen olağanüstü şeyleri göstermekte çok yetenekli biri.

This is a key feature of magical realism. Kültür

3:32

Bu, büyülü gerçekçiliğin temel bir özelliğidir.

Kültür

magical realism: gündelik gerçekliğin içindeki büyü

Magical realism, yani büyülü gerçekçilik, büyülü veya doğaüstü olayların tanınabilir, gündelik bir dünyanın içinde gerçekleştiği bir anlatım biçimidir. Anlatıcı ve karakterler bu olayları imkânsız olduklarını açıklamaya çalışmak yerine çoğu zaman sıradan olaylar gibi karşılar. Bu cümlede terim edebî bir anlatım biçimini adlandırır; büyünün gerçek hayatta var olduğu anlamına gelmez. Önemli ipucu yalnızca hikâyede büyü olup olmadığı değil, büyünün gündelik gerçekliğe ne kadar doğal ve sakin biçimde yerleştirildiğidir.

Alıştırma

Buradaki açıklamaya göre magical realism ile en iyi eşleşen tanım hangisidir?

  1. Doğaüstü olaylar sıradan bir dünyada gerçekleşir ve gündelik gerçekliğin parçası olarak kabul edilir.
  2. Hikâye, ayrıntılı bir büyü sistemine sahip tamamen hayalî bir dünyada geçer.
  3. Her sıra dışı olay sonunda bilimsel olarak açıklanır.
Cevabı göster

Doğaüstü olaylar sıradan bir dünyada gerçekleşir ve gündelik gerçekliğin parçası olarak kabul edilir.

In contrast to fantasy, Anlatım akışı

3:35

Fantastiğin aksine,

Anlatım akışı

In contrast to + isim öbeği: karşılaştırma noktasını belirtmek

In contrast to fantasy cümle başında kullanılan bir karşılaştırma ifadesidir. Dinleyiciye, karşılaştırma noktasının fantasy olduğunu ve ardından gelen ana cümlenin bir farkı vurgulayacağını bildirir. Yapı in contrast to + isim öbeği şeklindedir. Buradaki to bir edattır, bu nedenle ardından bir isim olan fantasy gelir. İfade cümlenin başında olduğunda, ana cümleden genellikle virgülle ayrılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: ____ the old route, the new route is shorter and safer.

Cevabı göster

In contrast to

magic in this sort of writing

3:37

bu tür yazılardaki sihir,

rarely offers a way out of a problem. Kalıp ifadeler

3:39

nadiren bir sorundan çıkış yolu sunar.

Kalıp ifadeler

offers a way out of a problem: bir zorluktan çıkış için mecazî yol

offers a way out of a problem, zor bir durumdan kaçmak veya o durumu çözmek için mümkün bir yol sunmak anlamına gelir. Burada way out mecaz anlamdadır; sorun, fiziksel bir çıkışı olan bir yer olarak ele alınmaz. Bu cümlede rarely, sihrin insanları sorunlarından genellikle kurtarmadığını gösterir. İfade, ayrıntılı çözüm adımlarından çok sıkıntılı durumdan kurtulmayı veya rahatlamayı vurgular.

Alıştırma

Bir anlaşmanın iki tarafa da anlaşmazlık için olası bir çözüm sunduğunu doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. The agreement offers both sides a way outside the dispute.
  2. The agreement offers both sides a way out of the dispute.
  3. The agreement offers out both sides from the dispute.
Cevabı göster

The agreement offers both sides a way out of the dispute.

Instead, it becomes just one more thing that complicates life. Anlatım akışı

3:41

Bunun yerine, hayatı zorlaştıran sadece bir başka şeye dönüşür.

Anlatım akışı

Instead ... one more thing that complicates life: beklenen sonucu tersine çevirmek

Cümlenin başındaki Instead, tartışmayı beklenen sonuçtan farklı ve karşıt bir sonuca yönlendirir. Buradaki it, daha önce sözü edilen sihre gönderme yapar: sihrin yardımcı olması beklenirken sihir ek bir zorluk kaynağına dönüşür. just one more thing that complicates life yapısı, yeni zorluğu eklenmiş bir yük olarak sunar. that complicates life ilgi cümleciği, bu ek şeyin ne yaptığını açıklar ve düşünceyi beklenti ile sonuç arasındaki karşıtlık olarak düzenler.

Alıştırma

Instead kelimesinin beklenen yararlı sonucu daha kötü bir sonuçla doğru biçimde değiştirdiği cümleyi seçin.

  1. The new app was designed to save time. Instead, it created more work for the staff.
  2. The new app was designed to save time. Instead, it saved the staff even more time.
  3. The new app was designed to save time. Also, it created more work for the staff.
Cevabı göster

The new app was designed to save time. Instead, it created more work for the staff.

In Kafka on the Shore,

3:46

"Sahilde Kafka"da,

characters are faced with endless otherworldly distractions, Kalıp ifadeler

3:47

karakterler, aşk acısı çeken bir hayaletten, kedi ruhlarından yapılmış bir flüte kadar

Kalıp ifadeler

be faced with endless otherworldly distractions: bitmek bilmeyen doğaüstü engellerle karşı karşıya kalmak

Be faced with, bir durumla, sorunla, seçimle veya zorlukla uğraşmak zorunda olmak anlamına gelir. Burada karakterler sıradan dünyanın ötesinden gelen birçok tuhaf engelle uğraşmak zorundadır; ifade yüzlerinin hangi yöne baktığını anlatmaz. Edilgen yapı, durumu neyin yarattığına değil, karakterleri etkileyen zor duruma odaklanır. Endless, engellerin gelmeye devam ettiğini vurgularken otherworldly bunların doğaüstü veya gerçek dışı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be faced with yapısıyla tamamlayın: After the bridge closed, commuters were ____ long delays.

Cevabı göster

faced with

from a love-sick ghost to a flute made from cat souls. Dilbilgisi

3:50

sayısız dünya dışı dikkat dağıtıcı şeyle karşı karşıyadır.

Dilbilgisi

from a love-sick ghost to a flute made from cat souls: iki tuhaf örnekle geniş bir aralık göstermek

From A to B, bir aralığın iki ucunu belirtebilir. Burada uçlar birbirinden çok farklı ve tuhaf iki örnektir: aşk acısı çeken bir hayalet ve kedi ruhlarından yapılmış bir flüt. Bu örnekler, dikkat dağıtıcı unsurların ne kadar çeşitli ve garip olduğunu birlikte gösterir. Yapı, bir şeyin hayaletten flüte doğru hareket ettiği anlamına gelmez ve listeyi yalnızca bu iki şeyle sınırlamaz. Uçlar daha geniş bir örnek grubunu temsil eder.

Alıştırma

Hangi cümle, geniş bir örnek aralığını göstermek için from ... to ... yapısını kullanır?

  1. The courier drove from the library to the station.
  2. The library offers resources from beginner comics to advanced research journals.
  3. The meeting lasts from two to four.
Cevabı göster

The library offers resources from beginner comics to advanced research journals.

These challenges offer no easy answers. Kalıp ifadeler

3:54

Bu zorluklar kolay cevaplar sunmaz.

Kalıp ifadeler

offer no easy answers: basit bir çözüm yok

Bu cümlede offer, birine fiziksel bir nesne uzatmak değil, “sunmak” veya “ortaya koymak” anlamındadır. Bu zorluklar basit bir açıklamaya ya da çözüme götürmez. No easy answers, hiçbir cevabın olmadığı anlamına gelmez. Konunun karmaşık olduğunu ve işe yarar bir cevabın iyice düşünmeyi, farklı seçenekler arasında denge kurmayı veya birden fazla adımı gerektireceğini anlatır.

Alıştırma

Offer no easy answers ifadesini doğru geniş zaman biçiminde kullanın: The ethics debate ____, but it helps us understand the problem better.

Cevabı göster

offers no easy answers

Instead, they leave us marveling at the resourcefulness of the human spirit Notlar

3:57

Aksine, insan ruhunun

Kelime

resourcefulness of the human spirit: zorluklar karşısında insan yaratıcılığı

Resourcefulness, eldeki imkânları kullanarak sorunları çözmenin akıllıca ve uygulanabilir yollarını bulma becerisidir. Resourcefulness of the human spirit ifadesi, insanların zorluklar karşısında gösterdiği bu sorun çözme gücünü över. Buradaki human spirit, insanların ortak iç gücünü, cesaretini ve kapasitesini anlatır; hayalet anlamına gelmez. İfadenin tamamı marveling at yapısının nesnesidir ve hayranlık uyandıran niteliği belirtir.

Alıştırma

Mahsur kalan bir grup, atılmış şişelerden su filtresi yapıyor. Sınırlı malzemelerle pratik bir çözüm üretme becerilerini en iyi öven ifade hangisidir?

  1. the resilience of the human spirit
  2. the limits of the human spirit
  3. the resourcefulness of the human spirit
Cevabı göster

the resourcefulness of the human spirit

to deal with the unexpected. Kalıp ifadeler

4:02

beklenmedik şeylerle başa çıkma becerisi karşısında bizi hayrete düşürür.

Dilbilgisi

Instead, they leave us marveling at: leave + nesne + -ing

Instead, önceki düşünceyle karşıtlık kurar: Zorluklar basit cevaplar vermez; bunun yerine farklı bir etki yaratır. They leave us marveling at ... ifadesi, bizi hayret veya hayranlık duymaya devam ettiğimiz bir durumda bıraktıkları anlamına gelir. Leave + nesne + -ing biçiminde nesne, etkilenen kişidir; -ing biçimi ise ortaya çıkıp devam eden tepkiyi veya durumu anlatır. Marvel at, hayranlık duyulan şeyden önce at alır.

Alıştırma

Leave fiilinin geçmiş zamanını, us nesnesini ve think fiilinin -ing biçimini kullanın: The final question ____ about the problem long after class.

Cevabı göster

left us thinking

Kalıp ifadeler

deal with the unexpected: beklenmedik durumlarla başa çıkmak

Deal with the unexpected ifadesindeki deal with, bir sorunu veya durumu ele almak ya da onunla başa çıkmak anlamına gelir. Ticari bir işlemden değil, pratik bir eylemden söz eder. The unexpected, the + sıfat yapısının isim öbeği olarak kullanılmasıdır. Genel olarak öngörülmeyen olayları veya durumları anlatır; bu nedenle unexpected kelimesinden sonra events gibi bir isim gerekmez. Baştaki to bir mastar yapısı kurar ve önceki satırda sözü edilen becerinin insanlara ne yapma olanağı verdiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen ve öngörülmeyen durumlarla başa çıkmak anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: A flexible plan helps us ____.

Cevabı göster

deal with the unexpected

While Kafka often seems suspended in strangeness, Anlatım akışı

4:04

Kafka çoğu zaman gariplikler içinde askıda kalmış gibi görünse de,

Anlatım akışı

While Kafka often seems suspended in strangeness: ana yargıyı hazırlayan ödünleme

Buradaki while, zaman bildiren '-iken' anlamında değil, 'her ne kadar ... olsa da' anlamındadır. Baştaki yan cümle, Kafka'nın tuhaflıkla çevrili göründüğü izlenimini önce kabul eder. While A, B yapısında A ödünleyici arka planı verir, B ise ana düşünceyi taşır. Böylece konuşan kişi bir yönü kabul ettikten sonra asıl vurgulamak istediği yargıya geçer.

Alıştırma

Bu cümle başlangıcında While yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Ana cümle daha önemli yargıyı sunmadan önce bir izlenimi kabul eder.
  2. Ardından gelen yargının nedenini verir.
  3. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Ana cümle daha önemli yargıyı sunmadan önce bir izlenimi kabul eder.

there's a tenderness and integrity at the heart of his mission Deyimler

4:07

misyonunun kalbinde,

Deyimler

at the heart of his mission: misyonun soyut özü

at the heart of his mission ifadesindeki heart, misyonun merkezî ve en önemli kısmını anlatan bir mecazdır. Yapı at the heart of + isim şeklindedir. Burada şefkat ve dürüstlük, misyonu temelden yönlendiren veya harekete geçiren değerler olarak sunulur. İfade fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Bu notta geçen ve '-nın merkezinde' anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Trust is ____ every strong partnership.

Cevabı göster

at the heart of

that keeps him moving forward. Dilbilgisi

4:10

onu ilerlemeye teşvik eden bir şefkat ve dürüstlük vardır.

Dilbilgisi

that keeps him moving forward: keep + nesne + -ing

Bu cümlede that, daha önce sözü edilen tenderness and integrity niteliklerine gönderme yapar. Bu nitelikler ona sürekli ilerleme motivasyonu verir. keep + nesne + -ing yapısı, “bir kişinin veya şeyin bir eylemi ya da durumu sürdürmesini sağlamak veya buna yardımcı olmak” anlamına gelir. Bu nedenle keeps him moving forward tek seferlik bir itişi değil, devam eden ilerlemeyi vurgular. Moving forward burada mecazidir; kelimenin tam anlamıyla öne doğru yürümeyi değil, ilerleme kaydetmeye devam etmeyi anlatır.

Alıştırma

“Onun ilerleme kaydetmeye devam etmesini sağlar” anlamını veren geniş zamanlı keep + nesne + -ing yapısıyla cümleyi tamamlayın: Her team's encouragement ____ through every setback.

Cevabı göster

keeps her moving forward

Gradually, he comes to accept his inner confusion. Dilbilgisi

4:12

Giderek içsel kafa karışıklığını kabul etmeye başlar.

Dilbilgisi

comes to accept: zamanla kabullenmeye başlamak

Come to + fiilin yalın hâli, zaman veya deneyim sonrasında yeni bir anlayışa, duyguya ya da tutuma ulaşmayı anlatır. Comes to accept ifadesinde kişi yavaş yavaş kabullenme durumuna gelir; bu, ani bir seçim olarak sunulmaz. Gradually bu süreci daha da vurgular. Buradaki come, fiziksel olarak bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Bu yapı özellikle understand, realize, believe, accept ve appreciate gibi düşünce veya tutum bildiren fiillerle yaygındır.

Alıştırma

Hangi seçenek zaman içinde gelişen bir tutumu en iyi anlatır? After years of resisting the idea, she finally ___ that change was necessary.

  1. began to accept
  2. came to accept
  3. decided to accept
Cevabı göster

came to accept

In the end, his experience echoes the reader's. Kelime

4:16

Sonunda onun deneyimi okuyucununkini yankılar.

Kelime

his experience echoes the reader's: soyut echo ve iyelik eksiltisi

Burada echoes, "belirgin bir benzerlik taşımak" ya da "yansıtmak" anlamında geçişli bir fiildir. Karakterin deneyimi ile okuyucunun deneyimi duygu veya örüntü bakımından bağlantılıdır; gerçek bir ses yankısı söz konusu değildir. the reader's ifadesinde, daha önce açıkça belirtildiği için experience adı düşürülmüştür. Tam karşılaştırma his experience echoes the reader's experience biçimindedir. Bu iyelik eksiltisi tekrarı önler.

Alıştırma

Hangi cümle echo fiilini soyut anlamıyla doğal biçimde kullanıyor ve iyelikten sonra tekrarlanan adı düşürüyor?

  1. The character's doubts echo the audience.
  2. The character's doubts echo the audience's.
  3. The character's doubts echo with the audience's.
Cevabı göster

The character's doubts echo the audience's.

The deeper you go, Dilbilgisi

4:19

Ne kadar derine inerseniz,

the more you find.

4:20

o kadar çok şey bulursunuz.

Dilbilgisi

The deeper ..., the more ...: bağlantılı karşılaştırmalı değişimler

the + comparative ..., the + comparative ... yapısı iki değişimi birbirine bağlar: birincisi artıp azaldıkça ikincisi de onunla birlikte değişir. The deeper you go, derinlik derecesinin artmasını; the more you find ise keşfedilen miktarın artmasını anlatır. Bu yapıda the, sıradan belirli tanımlık değildir. İki karşılaştırma yan cümlesi arasındaki ilişkiyi gösterir. Yapı, katı bir matematik kuralı ileri sürmeden genel bir eğilimi anlatabilir.

Alıştırma

Bağlantılı karşılaştırma yapısını eksik iki sözcükle tamamlayın: The ____ carefully you prepare, the ____ confident you will feel.

Cevabı göster

more · more

From one Kafka to another, Anlatım akışı

4:23

Bir Kafka'dan diğerine,

Anlatım akışı

From one Kafka to another: sözcük oyunlu bir geçiş

From one Kafka to another burada bir konu geçişidir. İlk Kafka, az önce ele alınan roman karakterindeki veya başlığındaki Kafka'ya gönderme yapar; ikincisi ise Franz Kafka'ya ve Kafkaesque sıfatına geçiş yapar. Konuşmacı aynı adı iki farklı göndergeyle tekrarlayarak hem sözcük oyunu yapar hem de konu değişikliğini bildirir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen from one X to another kalıbı, aynı adı veya belirgin bir bağlantıyı paylaşan iki farklı konuyu birbirine bağlar.

Alıştırma

From one Kafka to another bu cümlede ne işlev görüyor?

  1. Kafka adlı iki yer arasındaki yolculuğu anlatır.
  2. Franz Kafka'nın az önce söz edilen romanı yazdığını söyler.
  3. Kafka'nın iki farklı göndergesini kullanarak Kafkaesque konusuna geçer.
Cevabı göster

Kafka'nın iki farklı göndergesini kullanarak Kafkaesque konusuna geçer.

ever wonder what the word Kafkaesque actually means? Kültür

4:25

Kafkaesk kelimesinin aslında ne anlama geldiğini hiç merak ettiniz mi?

Kültür

Kafkaesque kelimesinin gerçek anlamı

Kafkaesque, Franz Kafka'nın adından gelir ve onun eserlerindeki dünyalara benzeyen bir durumu anlatır: absürt, baskıcı, anlaşılması veya kaçılması zor. Genellikle insani olmayan bir bürokrasiyi, çelişkili kuralları ya da bireyi güçsüz bırakan bir sistemi içerir. Yalnızca tuhaf demekten daha fazlasını ifade eder. Sorudaki actually, sözcüğün çoğu zaman belirsiz biçimde kullanıldığını ve konuşmacının şimdi onun daha özel kültürel anlamını açıklayacağını belirtir.

Alıştırma

Bu durumu en iyi hangi sözcük anlatır? Bir çalışanın giriş yapmak için koda ihtiyacı vardır, ancak kod istemek için önce giriş yapması gerekir ve her yardım masası onu aynı sayfaya yönlendirir.

  1. Kafkaesque
  2. Orwellian
  3. surreal
Cevabı göster

Kafkaesque

Find out for yourself with this video.

4:29

Bu video ile kendiniz öğrenin.