Gizemli uçan nesneler ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
843 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Program, ABD Donanması pilotlarının kaydettiği gizemli Tic Tac nesnelerini inceliyor ve bunların uzaylı yaşamına işaret edip etmediğini sorguluyor. Görgü tanıklarının anlatımları, hızı yalnızca saatte 40 mil olarak hesaplayan NASA analiziyle karşılaştırılıyor; böylece bilim insanlarının sonuca varmadan önce neden daha güçlü kanıtlara ihtiyaç duyduğu açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. how would you feel if — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Hayalî bir durum kurmak ve karşınızdaki kişinin muhtemel duygusal tepkisini sormak için would ile if yan cümlesini birlikte kullanmayı öğrenin. Bu aktarılabilir kalıp mülakatlarda, sınıf tartışmalarında, anketlerde ve varsayımsal olaylara ilişkin sohbetlerde işe yarar. 2. rather than any external evidence or hard facts. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: rather than yapısının kişisel tanıklığı bağımsız olarak doğrulanabilen kanıtlarla nasıl karşılaştırdığını fark edin. Akademik ya da haber odaklı tartışmalarda iki ölçütü ayırmak, bir savın dayanağını reddetmek ve daha güvenilir alternatifi vurgulamak için bu yapıyı kullanabilirsiniz. 3. seemingly at high speed — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: seemingly sözcüğünün ilk izlenimi anlattığını, ancak bunu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmadığını anlayın. Böylece analiz görüntünün uyandırdığı izlenime karşı çıktığında temkinli dili tanıyabilir, görünüş ile kanıtlanmış sonucu birbirinden ayırabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

Now, you might know them as aliens, Kalıp ifadeler

0:13

Şimdi, onları uzaylılar,

UFOs, little green men, or even UAPs.

0:15

UFO'lar, küçük yeşil adamlar veya hatta UAP'ler olarak biliyor olabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

you might know them as: bilinen bir adı tanıtmak

you might know them as aliens... ifadesinde know A as B, B'nin dinleyicinin A'yı tanıdığı ad veya etiket olduğunu anlatır. Them A'dır; aliens, UFOs gibi ifadeler ise olası B adlarıdır. Kalıp know + nesne + as + ad veya etiket şeklindedir. Might iddiayı yumuşatır: konuşan kişi bu adların dinleyiciye tanıdık gelebileceğini söyler, herkesin bunları kesinlikle kullandığını değil. As yerine are kullanılamaz; you might know them are dil bilgisine aykırıdır.

Alıştırma

Cümleyi know A as B kalıbıyla tamamlayın: You may ____ sodium bicarbonate ____ baking soda.

Cevabı göster

know · as

UAP stands for unidentified anomalous phenomena, Kalıp ifadeler

0:20

UAP, tanımlanamayan anormal fenomenler anlamına gelir

and it's the word scientists now use to describe mysterious things not from this world. Deyimler

0:24

ve artık bilim insanlarının bu dünyadan olmayan gizemli şeyleri tanımlamak için kullandıkları kelimedir.

Kalıp ifadeler

UAP stands for ...: bir kısaltmayı açmak

X stands for Y, bir kısaltmanın veya baş harflerden oluşan bir ifadenin temsil ettiği tam biçimi belirtir. Burada UAP kısaltılmış biçim, unidentified anomalous phenomena ise tam ifadedir. UAP tekil kabul edildiği için fiil stands olur. Bu bağlamda stand for, fiziksel olarak ayakta durmak veya bir ilkeyi desteklemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bir kısaltmayı açmak için kullanılan standart ifadeyle tamamlayın: RAM ____ random-access memory.

Cevabı göster

stands for

Deyimler

not from this world: Dünya’nın ötesinde olası bir köken

Bu cümlede not from this world, bazı şeylerin Dünya’nın ötesinden gelmiş olabileceğini anlatır. Konu uzaylılar ve açıklanamayan nesneler olduğu için this world başka bir topluluk ya da yaşam biçimi değil, bizim dünyamız olan Dünya anlamına gelir. İfade, Dünya dışı bir köken hakkında gizemli veya bilim kurguya özgü bir düşünce oluşturur. Ancak tek başına herhangi bir şeyin uzaylı kökenli olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Uzaylılar ve gizemli nesneler hakkındaki bir bağlamda not from this world büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Dünya’nın ötesinde bir kökeni olabilir.
  2. Olağanüstü iyidir.
  3. Farklı bir sosyal gruba aittir.
Cevabı göster

Dünya’nın ötesinde bir kökeni olabilir.

So, Beth, how would you feel if you looked up Dilbilgisi

0:32

Peki Beth, başını kaldırıp baksaydın

and saw strange objects glowing and twisting through the sky?

0:35

ve gökyüzünde parlayan ve kıvrılarak dönen garip nesneler görseydin ne hissederdin?

Dilbilgisi

How would you feel if ...?: hayalî bir tepkiyi sormak

How would you feel if ...?, birinden bir durumu hayal etmesini ve hangi duyguyu ya da tepkiyi yaşayabileceğini söylemesini ister. Burada would varsayımsal bir sonucu gösterir; yalnızca geçmiş zaman değildir. Yaygın kalıp How would you feel if + özne + geçmiş zaman biçimi? şeklindedir. Looked ve saw gibi geçmiş biçimler, durum şimdiki ya da gelecek bir zamana ait olabilse bile if yan cümlesini hayalî veya mevcut gerçeklikten uzak gösterir.

Alıştırma

Hayalî bir durum hakkındaki soruyu tamamlayın: How ____ if you had to move to a new city?

Cevabı göster

would you feel

Wow.

0:39

Vay canına.

Well, I might stare for a bit.

0:40

Şey, bir süre öylece bakakalırdım sanırım.

I don't know if I'd believe what I was seeing. Ton ve niyet

0:43

Gördüğüm şeye inanıp inanmayacağımı bilmiyorum.

Ton ve niyet

I don't know if I'd believe: temkinli bir belirsizlik ifadesi

I don't know if I'd believe ... konuşanın varsayımsal bir durumda bir şeye inanıp inanmayacağından emin olmadığını belirtir. I'd, I would kısaltmasıdır ve ardından fiilin yalın hâli believe gelir. Buradaki if, whether anlamındadır: bir koşul değil, konuşanın emin olmadığı konuyu bildirir. Bu ifade kuşku payı bırakır ve I wouldn't believe it demekten daha az kesindir.

Alıştırma

I don't know if I'd believe that claim ne anlama gelir?

  1. Konuşan, iddiayı hangi koşulun doğru kılacağını sormaktadır.
  2. Konuşan, iddianın yanlış olduğuna karar vermiştir.
  3. Konuşan, iddiaya inanıp inanmayacağından emin değildir.
Cevabı göster

Konuşan, iddiaya inanıp inanmayacağından emin değildir.

And I guess I'd be a bit scared.

0:46

Ve sanırım biraz korkardım.

Well, that situation is exactly what Navy pilots caught on their fighter jet cameras Kalıp ifadeler

0:48

İşte, bu durum tam olarak Donanma pilotlarının 2004'te bir eğitim uçuşu sırasında

on a training flight in 2004.

0:54

savaş jeti kameralarında yakaladıkları şeydi.

Kalıp ifadeler

caught on their fighter jet cameras: görüntülere kaydedilmiş

Catch something on camera, bir şeyi fotoğraf ya da videoya kaydetmek demektir. Caught, catch fiilinin geçmiş zaman biçimidir; on their fighter jet cameras ise kayıt ekipmanını belirtir. Bu cümlede pilotlar durumu uçaklarındaki kameralarla kaydetmiştir. Caught, bir nesneyi elleriyle tuttukları ya da fiziksel olarak ele geçirdikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi catch fiilinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The meteor was ____ on a dashboard camera.

Cevabı göster

caught

They recorded mysterious oval objects flying at 24,000 m.

0:57

24.000 m yükseklikte uçan gizemli oval nesneleri kaydettiler.

The footage is known as the Tic Tac videos, Kalıp ifadeler

1:03

Bu görüntüler Tic Tac videoları olarak biliniyor

Kalıp ifadeler

be known as + bir ad

Be known as + bir ad, “… olarak adlandırılmak” veya “o adla tanınmak” demektir. Burada is known as, Tic Tac videos ifadesini görüntülerin yaygın adı olarak tanıtır. Özne, adı alan kişi ya da şeydir; as sözcüğünden sonra ad, unvan veya kimlik etiketi gelir. Bu yapı bir şeyin ne olarak adlandırıldığını söyler; tek başına onun ünlü olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be known as ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The old cinema ____ the Picture House.

Cevabı göster

is known as

and they have had millions of views on YouTube. Kalıp ifadeler

1:06

ve YouTube'da milyonlarca kez izlendiler.

Kalıp ifadeler

have had millions of views on YouTube: birikmiş izlenme sayısı

Çevrim içi video bağlamında views, bir videonun kaç kez izlendiğini belirten görüntülenme sayısıdır; “görüşler” anlamına gelmez. Millions of views, milyonlarca oynatma veya izlenme demektir; bu sayı mutlaka milyonlarca farklı kişiyi göstermez. Have had, present perfect yapısındadır. Toplamın şu ana kadar biriktiğini gösterir. Platformu belirtirken on YouTube doğal edat öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin present perfect biçimiyle ve platformdaki izlenme sayısını belirten isimle tamamlayın: So far, the science video ____ three million ____ on YouTube.

Cevabı göster

has had · views

Now these videos are being reviewed by US Congress Notlar

1:09

Şimdi bu videolar ABD Kongresi tarafından inceleniyor

to try to understand what these objects were.

1:12

ve bu nesnelerin ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar.

Dilbilgisi

are being reviewed by: şimdiki zamanın edilgen biçimi

Are being reviewed, şimdiki zamanın edilgen biçimidir: are + being + geçmiş zaman ortacı reviewed. İncelemenin şu anda veya mevcut dönemde sürdüğünü ve these videos ifadesinin eylemi yapanı değil, eylemden etkilenen şeyi gösterdiğini anlatır. By, incelemeyi yapan kişi veya kurumu belirtir; bu cümlede bu kurum ABD Kongresidir. Bu yapı, devam eden süreci ve süreçten etkilenen şeyi öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi review fiilinin üç sözcüklü şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The contest entries ____ by the judges right now.

Cevabı göster

are being reviewed

Kültür

US Congress: Amerika Birleşik Devletleri’nin federal yasama organı

US Congress, Amerika Birleşik Devletleri’nin federal yasama organıdır. İki bölümden oluşur: Senato ve Temsilciler Meclisi. Burada Congress, sıradan bir toplantıyı değil, kurumun özel adını belirtir. Kongrenin sürece katılması, incelemeye sıradan çevrim içi yorumlardan farklı olarak resmî bir kamu denetimi veya soruşturma bağlamı kazandırır. Cümle yalnızca videoların incelendiğini söyler; Kongrenin bir sonuca ulaştığını söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede US Congress neyi ifade ediyor?

  1. Amerika Birleşik Devletleri’nin federal yasama organı
  2. Videolar hakkında yorum yapan çevrim içi bir grup
  3. Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen büyük bir bilim konferansı
Cevabı göster

Amerika Birleşik Devletleri’nin federal yasama organı

Were they flying saucers? Kültür

1:16

Uçan daireler miydi?

The disc-shaped craft flown by aliens,

1:18

Uzaylılar tarafından uçurulan disk şeklindeki araçlar mıydı,

Kültür

flying saucers: UFO kültüründeki disk biçimli araçlar

Flying saucer, uçtuğu söylenen veya uçtuğu hayal edilen disk biçimli bir nesnenin geleneksel adıdır; özellikle UFO hikâyelerinde uzaylılarla ilişkilendirilen araçlar için kullanılır. Bu cümlede ardından gelen The disc-shaped craft flown by aliens açıklaması terimin anlamını verir. Bu ad, nesnenin biçimini saucer denen, fincanın altına konan küçük tabağa benzetir. Gerçekten uçan bir mutfak tabağı anlamına gelmez ve nesnenin dünya dışından geldiğinin kanıtı değil, popüler kültüre ait bir tanımlamadır.

Alıştırma

Flying saucer bu bağlamda ne anlama geliyor?

  1. Yuvarlak penceresi olan herhangi bir hava aracı
  2. Uzaylı ve UFO hikâyeleriyle ilişkilendirilen disk biçimli bir araç
  3. Bir hava aracının içinde taşınan küçük bir tabak
Cevabı göster

Uzaylı ve UFO hikâyeleriyle ilişkilendirilen disk biçimli bir araç

or is there a more rational explanation? Kelime

1:21

yoksa daha mantıklı bir açıklaması var mı?

Kelime

more rational explanation: akla ve kanıta dayalı açıklama

Rational explanation, gizemli veya temelsiz bir tahmin yerine akla, mantığa ve kanıtlara dayanan bir açıklamadır. More bir karşılaştırma kurar: Konuşan kişi, uçan daire fikrinden daha iyi desteklenen başka bir açıklama olup olmadığını sorar. Bu soru, daha az sıra dışı bir açıklamanın düşünülebileceğini gösterir; fakat böyle bir açıklamanın zaten bulunduğunu veya kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Konuşan kişi a more rational explanation olup olmadığını sorarak ne öneriyor?

  1. Akıl ve kanıtlarla daha iyi desteklenen bir açıklama aramak
  2. Heyecan verici olduğu için en gizemli açıklamayı seçmek
  3. Uzaylı açıklamasını zaten kanıtlanmış kabul etmek
Cevabı göster

Akıl ve kanıtlarla daha iyi desteklenen bir açıklama aramak

In this program, we'll be discussing whether we are alone in the universe. Kültür

1:24

Bu programda evrende yalnız olup olmadığımızı tartışacağız.

Kültür

whether we are alone in the universe: Dünya dışında yaşam olup olmadığını sormak

Whether, cevabı henüz bilinmeyen bir evet-hayır sorusunu başlatır. Discussing sözcüğünden sonra, hangi sorunun tartışılacağını gösterir. Buradaki we, genel olarak insanlığı veya Dünya’daki yaşamı ifade eder. Alone, bir kişinin kendini yalnız hissetmesi anlamına gelmez. Uzayla ilgili bir konuda whether we are alone in the universe, Dünya’nın yaşam bulunan tek yer olup olmadığını ya da başka yerlerde yaşam veya zeki uygarlıklar bulunup bulunmadığını sorar.

Alıştırma

Whether we are alone in the universe burada hangi soruyu ifade ediyor?

  1. Dünya’daki yaşamın evrendeki tek yaşam olup olmadığı.
  2. Evrendeki her gezegenin fiziksel olarak boş olup olmadığı.
  3. Astronotların çalışırken kendilerini yalnız hissedip hissetmediği.
Cevabı göster

Dünya’daki yaşamın evrendeki tek yaşam olup olmadığı.

And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:29

Ve her zamanki gibi bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first, I have a question for you, Beth.

1:32

Ama önce sana bir sorum var Beth.

Thousands of UFO sightings are recorded every year, Kelime

1:36

Her yıl binlerce UFO gözlemi kaydediliyor,

Kelime

UFO sightings: UFO görüldüğüne dair olaylar veya bildirimler

UFO sightings ifadesinde sighting, birinin UFO gördüğü bir olayı veya buna ilişkin bildirimi anlatan sayılabilir bir isimdir. Görme yetisi veya görme gücü anlamına gelmez. İfade yalnızca bu bildirimlerin kaydedildiğini söyler. Nesnelerin uzaylılara ait araçlar olduğunu veya doğru tanımlandığını tek başına doğrulamaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için sighting ismini doğru tekil veya çoğul biçimde kullanın: The park recorded three bear ____ this month.

Cevabı göster

sightings

but which country has had the highest number of reported sightings

1:39

ancak Ulusal UFO Raporlama Merkezi'ne göre

since records began, Kalıp ifadeler

1:44

kayıtlar başladığından beri

Kalıp ifadeler

since records began: istatistiksel karşılaştırmanın zaman aralığını belirlemek

“Since records began”, “sistemli kayıtların başladığı zamandan ilgili günümüze veya karşılaştırma noktasına kadar” anlamına gelir. Buradaki records, müzik plaklarını değil, saklanan istatistiksel veya tarihsel verileri ifade eder. Bu ifade, en yüksek sayı karşılaştırmasının zaman sınırını belirler. İddianın yalnızca mevcut kayıtların kapsadığı dönem için geçerli olduğunu göstermek üzere genellikle bir üstünlük derecesinden veya başka bir karşılaştırmadan sonra gelir. Karşılaştırma günümüze kadar sürüyorsa ana cümlede has had örneğindeki gibi present perfect sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “sistemli kayıtların başlangıcından beri” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Last July was the hottest month ____.

Cevabı göster

since records began

according to the National UFO Reporting Center? Kalıp ifadeler

1:46

en çok gözlem raporu alan ülke hangisi?

Kalıp ifadeler

according to the National UFO Reporting Center: bilgi kaynağını belirtmek

“According to + kaynak”, bir bilginin veya iddianın nereden geldiğini gösterir. Bu sorudaki kaynak National UFO Reporting Center'dır. Bu ifade nedeni değil, bilginin kime veya neye dayandırıldığını belirtir. Ayrıca konuşan kişiyle iddia arasına mesafe koyabilir: bir kaynağa atıfta bulunmak, konuşan kişinin bilgiyi bağımsız olarak doğruladığı veya tamamen kabul ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dış bir bilgi kaynağını tanıtan iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the weather service, heavy rain is expected tonight.

Cevabı göster

According to

Is it A, the USA,

1:49

A, ABD mi,

B, Canada,

1:52

B, Kanada mı,

or C, China?

1:54

yoksa C, Çin mi?

Hmm, I think it must be the USA. Dilbilgisi

1:56

Hmm, bence kesinlikle ABD olmalı.

Dilbilgisi

think it must be ...: güçlü bir çıkarım yapma

I think it must be the USA cümlesinde must be güçlü bir çıkarım bildirir: konuşan kişi bildiklerine dayanarak cevabın büyük olasılıkla ABD olduğu sonucuna varır. Burada bir kural veya zorunluluk anlatmaz. I think ifadeyi biraz daha az doğrudan yapar, ancak must yine de yüksek bir güven gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp I think + özne + must be + isim veya sıfattır.

Alıştırma

Hangi cümlede must be kanıta dayalı güçlü bir çıkarım yapmak için kullanılmıştır?

  1. You must be at school by eight.
  2. The lights are off, so they might be asleep.
  3. The lights are off, so they must be asleep.
Cevabı göster

The lights are off, so they must be asleep.

Okay, Beth, I'll reveal the answer later in the program.

1:58

Tamam, Beth, cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.

Now, while astronomers are scientists who study questions concerning things outside of Earth,

2:03

Şimdi, astronomlar Dünya dışındaki şeylerle ilgili soruları inceleyen bilim insanları olsalar da,

they often avoid investigating supposed aliens. Kelime

2:09

genellikle sözde uzaylıları araştırmaktan kaçınırlar.

Kelime

supposed aliens: iddia edilmiş ama doğrulanmamış bir etiket

Bir isimden önce kullanılan supposed, “bazı insanlar tarafından öyle olduğu ileri sürülen veya düşünülen, ancak doğrulanmamış” anlamına gelir. Supposed aliens, uzaylı olarak tanımlanan varlıkları anlatır; konuşan kişi bunların gerçekten uzaylı olup olmadığını açık bırakır. Bu sıfat mesafe veya şüphe anlamı katar. Bir iddiayı kanıtlanmış gerçekten ayırır; “var olması gereken uzaylılar” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede supposed “iddia edilmiş ama doğrulanmamış” anlamında kullanılmıştır?

  1. They were supposed to investigate the signal.
  2. They investigated a supposed alien signal.
  3. They supposed that the signal came from space.
Cevabı göster

They investigated a supposed alien signal.

Adam Frank, professor of astrophysics at the University of Rochester,

2:13

Rochester Üniversitesi'nde astrofizik profesörü olan Adam Frank,

explains why the footage in the Tic Tac videos

2:17

BBC Dünya Servisi'nin The Inquiry programına,

can't give any definitive answers of alien life Kalıp ifadeler

2:21

Tic Tac videolarındaki görüntülerin uzaylı yaşamına dair

to BBC World Service program The Inquiry.

2:24

neden kesin bir cevap veremeyeceğini açıklıyor.

Kalıp ifadeler

can't give any definitive answers: sorunu sonuca bağlayamayan kanıt

To give a definitive answer, bir sorunu sonuca bağlayacak kadar güçlü bir cevap vermek demektir. Definitive yalnızca ayrıntılı veya kendinden emin biçimde ifade edilmiş değil, kesin sonuca ulaştıran ya da nihai anlamındadır. Buradaki can't give any definitive answers, görüntülerin bazı ipuçları sunabileceğini ancak uzaylı yaşamı hakkında sağlam bir sonucu destekleyemeyeceğini anlatır. Bu kalıp, kanıtın bir sonuca varmak için yeterince güçlü olup olmadığını değerlendirirken sık kullanılır.

Alıştırma

Kanıtın sorunu sonuca bağlayamayacağını anlatmak için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The blurry photograph ____ about what caused the light.

Cevabı göster

can't give any definitive answers

I don't think the pilots are lying, you know? Ton ve niyet

2:28

Pilotların yalan söylediğini düşünmüyorum, biliyor musun?

Ton ve niyet

Cümle sonunda you know?: ifadeyi yumuşatan söylem belirteci

Bu cümlenin sonundaki you know?, dinleyicinin bir bilgiyi bilip bilmediğini gerçekten soran bir soru değil, konuşmaya özgü bir söylem belirtecidir. Dinleyiciyi konuşanın görüşünü takip etmeye veya anlamaya davet eder. Ayrıca ifadeyi daha az keskin ve daha etkileşimli hâle getirir. Ses tonuna bağlı olarak konuşan kişi, olgusal bir cevap yerine anlayış veya hafif bir onay istiyor olabilir.

Alıştırma

'I was only trying to help, you know?' cümlesinde sondaki you know? esas olarak ne yapar?

  1. İfadeyi yumuşatır ve dinleyiciyi konuşanın ne demek istediğini anlamaya davet eder.
  2. Dinleyicinin belirli bir bilgiyi bilip bilmediğini sorar.
  3. İfadenin doğru olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

İfadeyi yumuşatır ve dinleyiciyi konuşanın ne demek istediğini anlamaya davet eder.

I think the pilots are being honest and have a lot of integrity about what they say they're seeing. Kelime

2:30

Bence pilotlar gördüklerini söyledikleri şeyler konusunda dürüstler ve çokça dürüstlüğe (integrity) sahipler.

Kelime

have a lot of integrity about: ilkeli ve güvenilir tutum

Burada have a lot of integrity, pilotların karakterini değerlendirir. İlkeli ve güvenilir olduklarını anlatır; bu yüzden konuşan kişi, gördükleri şeyi bilerek çarpıtmadıklarına inanır. Buradaki integrity, teknik anlamdaki eksiksizlik veya sağlamlık değil, ahlaki dürüstlük demektir. about, dürüstlüklerinin hangi konuda değerlendirildiğini belirtir: gördüklerini söyledikleri şey.

Alıştırma

Bu cümlede have a lot of integrity, pilotlar hakkında esas olarak ne söylüyor?

  1. Dürüstler ve güçlü ahlaki ilkelerle hareket ediyorlar.
  2. Uçaklarında yapısal hasar yok.
  3. Her teknik ayrıntıyı sundular.
Cevabı göster

Dürüstler ve güçlü ahlaki ilkelerle hareket ediyorlar.

They're not saying they're aliens.

2:35

Onların uzaylı olduğunu söylemiyorlar.

They're saying they behaved in ways that no jet could behave. Dilbilgisi

2:36

Hiçbir jetin yapamayacağı şekilde davrandıklarını söylüyorlar.

Dilbilgisi

in ways that no jet could behave: biçimi that yan cümlesiyle tanımlamak

Burada in ways, yollar boyunca değil, belirli biçimlerde veya örüntülerle anlamına gelir. that no jet could behave, ways sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir; hiçbir jetin bunları yapamayacağını söyleyerek olağan dışı hareket biçimlerini tanımlar. Yeniden kullanılabilen kalıp eylem + in a way/in ways + that yan cümlesidir. that sonrasındaki yan cümle, bu biçimi dikkat çekici yapan özelliği belirtir. behave yalnızca bir insanın davranışını değil, bir makinenin veya nesnenin nasıl çalıştığını da anlatabilir.

Alıştırma

Dersin çoğul kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new robot moved ____ surprised its engineers.

Cevabı göster

in ways that

But, you know, again,

2:40

Ama biliyorsun, yine,

personal testimony, Kelime

2:42

kişisel bir tanıklıkla (personal testimony),

Kelime

personal testimony: kanıt olarak sunulan birinci elden anlatım

Personal testimony, bir kişinin bizzat yaşadığı veya gözlemlediği bir şeyi kendi anlatımıyla aktarmasıdır. Testimony sözcüğü bu anlatıma kanıtla ilgili bir işlev kazandırır; dolayısıyla yalnızca eğlence amacıyla anlatılan bir hikâyeden daha fazlasıdır. Bir şeyi personal testimony olarak adlandırmak, iddianın kaynağını açıklar. Anlatım dürüst ve yararlı olabilir; ancak başka kanıtlarla desteklenmiyorsa hâlâ büyük ölçüde tek bir kişinin hafızasına ve gözlemine dayanır.

Alıştırma

Hangi açıklama personal testimony ifadesine en uygun karşılıktır?

  1. Bir cihaz tarafından kaydedilip başka araştırmacılarca kontrol edilen ölçümler.
  2. Bir kişinin doğrudan yaşadığı veya gözlemlediği bir şey hakkında kanıt olarak değerlendirilen anlatımı.
  3. Bir kişinin hangi açıklamanın daha iyi göründüğüne ilişkin tercihi.
Cevabı göster

Bir kişinin doğrudan yaşadığı veya gözlemlediği bir şey hakkında kanıt olarak değerlendirilen anlatımı.

you can't do any science with that. Ton ve niyet

2:43

bununla herhangi bir bilim yapamazsınız.

Ton ve niyet

you can't do any science with that: kanıtı yetersiz bulmak

Buradaki that, daha önce geçen personal testimony ifadesine gönderme yapar. Do science with that, o malzemeyi fiziksel bir laboratuvar aracı olarak kullanmak değil, bilimsel analize temel olarak kullanmak anlamına gelir. You burada geneldir ve genel olarak insanları ifade eder. Bu bağlamda konuşmacı güçlü ve konuşma diline özgü bir değerlendirme yapar: kişisel tanıklık tek başına, bilimsel analiz için yeterli miktarda bağımsız olarak denetlenebilir, ölçülebilir veya tekrarlanabilir bilgi sağlamaz. Cümle kanıtın sınırlarını eleştirir; tanığın mutlaka yalan söylediğini iddia etmez.

Alıştırma

Bu bağlamda you can't do any science with that ne anlama gelir?

  1. Kişisel tanıklık sunan herkes yalan söylüyordur.
  2. Tanıklık laboratuvara taşınamaz.
  3. Tanıklık tek başına sınanabilir bir bilimsel analizi destekleyemez.
Cevabı göster

Tanıklık tek başına sınanabilir bir bilimsel analizi destekleyemez.

So, what may happen now is we're going to begin to get us some scientific study of this,

2:45

Yani, şimdi olabilecek şey, bu konunun bilimsel incelemesini almaya başlayacağız

and we'll try and get a better handle on it. Deyimler

2:49

ve konuyu daha iyi kavramaya (get a handle on) çalışacağız.

Deyimler

get a better handle on it: daha iyi anlamak ve yönetmek

Get a better handle on it, bir konuyu daha açık anlayarak onunla daha kolay başa çıkmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki it, incelenen olguya veya duruma gönderme yapar; handle fiziksel bir nesne değildir. Kalıp get a better handle on + isim veya zamir şeklindedir. Better, anlayışın veya kontrolün geliştiğini belirtir; sorunun tamamen çözüldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan deyimle cümleyi tamamlayın: The budget is confusing, but more data will help us ____.

Cevabı göster

get a better handle on it

Adam says the pilots have integrity,

2:52

Adam pilotların integrity (dürüstlük/saygınlık) sahibi olduğunu söylüyor,

a noun meaning to have honesty and moral principles.

2:55

bu dürüstlüğe ve ahlaki ilkelere sahip olmak anlamına gelen bir isim.

However, what they saw is based on personal testimony. Kalıp ifadeler

2:59

Ancak, gördükleri şey bir kişisel tanıklığa (personal testimony) dayanıyor.

Kalıp ifadeler

based on personal testimony: bir iddianın dayanağını belirtmek

Based on personal testimony, kişisel anlatımların bir ifade veya değerlendirmenin kaynağı ya da temeli olduğu anlamına gelir. Bu cümlede, görülen şeyle ilgili bilgi, tanıkların kendi anlattıklarından gelmektedir. Yapı A be based on B şeklindedir: A, temel olarak B'ye dayanır. Etken biçim base A on B'dir; örneğin We based the decision on the evidence. Buradaki on fiziksel konumu değil, dayanağı gösterir.

Alıştırma

Sonucun kaynağını göstermek için cümleyi be based on yapısıyla tamamlayın: The conclusion ____ three interviews.

Cevabı göster

is based on

A personal testimony is a story or statement of evidence supported only by a person and what they saw,

3:03

Kişisel tanıklık, herhangi bir dış kanıttan veya somut gerçeklerden ziyade

rather than any external evidence or hard facts. Anlatım akışı

3:10

yalnızca bir kişinin ve gördüklerinin desteklediği bir hikaye veya kanıt ifadesidir.

Anlatım akışı

rather than any external evidence or hard facts: destek kaynaklarını karşılaştırma

Bu cümlede rather than, dışlanan destek kaynağını, yani dış kanıtları veya somut olguları gösterir. Bu kaynağı tek bir kişinin ve onun gördüklerinin sağladığı destekle karşılaştırarak bağımsız kanıt bulunmadığını vurgular. A rather than B kalıbı, A’yı geçerli seçim veya açıklama, B’yi ise reddedilen alternatif olarak sunar. Burada iki taraf da kanıt kaynağıdır; ifade başka bir kanıt türü eklemez.

Alıştırma

Hangi cümle, ikinci destek kaynağını dışlayıp birincisini vurgulamak için rather than kullanır?

  1. The report relies on witness accounts and verified records.
  2. The report relies on neither witness accounts nor verified records.
  3. The report relies on witness accounts rather than verified records.
Cevabı göster

The report relies on witness accounts rather than verified records.

To find out more about exactly what the pilots saw, Öbek fiiller

3:14

Pilotların tam olarak ne gördüğü hakkında daha fazlasını öğrenmek için,

Öbek fiiller

find out: bilgi edinmek

Find out, genellikle soru sorarak, kontrol ederek, araştırarak veya gözlemleyerek daha önce bilmediğiniz bir bilgiyi edinmek demektir. Buradaki amaç, pilotların tam olarak ne gördüklerini öğrenmektir; bir kişiyi veya nesneyi bulmak değildir. İfadeden sonra sıkça about + konu ya da what, why, when veya whether ile başlayan bir yan cümle gelir: find out about the event; find out what happened.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve "kontrol ederek öğrenmek" anlamına gelen öbekli fiille tamamlayın: Please check the timetable to ____ when the last bus leaves.

Cevabı göster

find out

scientific studies are being carried out to try and get a better handle on the situation. Öbek fiiller

3:17

durumu daha iyi kavramak (get a handle on) adına bilimsel çalışmalar yürütülüyor.

Öbek fiiller

carried out: bir çalışmayı yürütmek

Burada carried out, conducted veya performed gibi “yürütülmek” ya da “gerçekleştirilmek” anlamına gelir. Bilimsel çalışmalar, araştırmacıların yürüttüğü faaliyetlerdir; fiziksel olarak bir yere taşınan nesneler değildir. are being carried out, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: are being + geçmiş zaman ortacı. Çalışmaların şu anda devam ettiğini gösterir ve onları yapan kişileri odak dışında bırakır.

Alıştırma

Cümleyi carry out ifadesinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: The safety checks were ____ before launch.

Cevabı göster

carried out

If you get a handle on something,

3:23

Eğer bir şeyi get a handle on yaparsanız,

you understand it and are then able to deal with it.

3:25

onu anlarsınız ve ardından onunla başa çıkabilirsiniz.

Taking a more scientific approach to what the pilots saw, Anlatım akışı

3:28

Pilotların gördüklerine daha bilimsel bir yaklaşım getirmek için

the Tic Tac videos were examined by a panel put together by NASA. Öbek fiiller

3:31

Tic Tac videoları NASA tarafından oluşturulan bir panel tarafından incelendi.

Anlatım akışı

Taking a more scientific approach: yöntemi önce sunmak

Cümle başındaki -ing yan cümleciği Taking a more scientific approach, yöntemi ana olaydan önce sunar. İncelemenin hangi çerçevede yapıldığını gösterir: kanıtlar daha bilimsel bir yöntemle değerlendirilecektir; Taking ayrı bir olayı anlatmaz. Cümle başındaki bir ortaç yan cümleciği, örtük eyleyicisini normalde virgülden hemen sonraki özneyle paylaşır. Burada ana cümle the Tic Tac videos ile başlıyor, ancak videolar bir yaklaşım benimseyemez; amaçlanan eyleyici NASA’nın kuruludur. Bilgi sırası anlaşılır olsa da resmî yazıda cümle, the panel özne olacak şekilde düzeltilmelidir.

Alıştırma

Hangi cümle, bilimsel yaklaşımı benimseyen grubun research team olduğunu açıkça gösterir?

  1. Taking a more scientific approach, the research team re-examined the footage.
  2. Taking a more scientific approach, there was a new review of the footage.
  3. Taking a more scientific approach, the footage was re-examined by the research team.
Cevabı göster

Taking a more scientific approach, the research team re-examined the footage.

Öbek fiiller

put together by NASA: NASA tarafından bir kurul oluşturulması

Burada put together, “kişileri seçip bir grup hâlinde bir araya getirerek oluşturmak” demektir. put together by NASA, a panel ifadesini niteler: paneli NASA kurmuştur; fiziksel bir nesneyi bir yere koymamıştır. Bu, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir: a panel put together by NASA = a panel that was put together by NASA. Bu yapı, bir oluşumu kimin kurduğunu isimden sonra belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve “kişileri seçerek bir grup oluşturdu” anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: The coach ____ a team for the charity match.

Cevabı göster

put together

Here's Adam again discussing the findings on BBC World Service program The Inquiry.

3:36

İşte BBC Dünya Servisi'nin The Inquiry programında bulguları tartışan Adam yine karşımızda.

At the NASA panel,

3:43

NASA panelinde,

one of the scientists showed a simple analysis

3:45

bilim insanlarından biri videonun basit bir analizini gösterdi

of the video that shows the object traveling uh seemingly at high speed over the ocean. Kelime

3:48

ve bu videoda nesnenin okyanus üzerinde görünüşte yüksek hızda seyahat ettiği görülüyor.

Kelime

seemingly at high speed: görünüş, kesinlik değil

Seemingly at high speed, “yüksek hızla hareket ediyor gibi görünmek” demektir. seemingly bunun doğrulanmış bir ölçüm değil, görülebilen şeylerden edinilen bir izlenim olduğunu belirtir. Konuşmacı seemingly sözcüğünü at high speed edat öbeğinin önüne koyarak iddiayı yumuşatır. Cisim hızlı görünebilir, ancak daha sonraki bir analiz farklı bir sonuç verebilir.

Alıştırma

“The car was seemingly moving at high speed” cümlesinde seemingly bize ne anlatır?

  1. Araba hareket ediyormuş gibi yapıyordu.
  2. Arabanın hızı ölçülmüş ve yüksek olduğu kanıtlanmıştı.
  3. Araba hızlı hareket ediyor gibi görünüyordu, ancak bu doğrulanmamıştı.
Cevabı göster

Araba hızlı hareket ediyor gibi görünüyordu, ancak bu doğrulanmamıştı.

And what the NASA scientist showed was that with a simple analysis, Anlatım akışı

3:54

NASA bilim insanının gösterdiği şey, basit bir analizle

you could show that that was moving at 40 miles an hour. Kelime

3:57

onun saatte 40 mil hızla hareket ettiğini gösterebileceğinizdi.

Anlatım akışı

with a simple analysis, you could show: önce yöntem, sonra sonuç

Burada with a simple analysis, “basit bir analiz kullanarak” demektir. Bu edat öbeği kullanılan yöntemi belirtir; birinin bir analizle birlikte olduğu anlamına gelmez. Cümle daha sonra yöntemden sonuca ilerler: with + yöntem, akıl yürütmenin temelini sunar; you could show that + yan cümle ise bu yöntemin desteklediği sonucu tanıtır. You genel anlamlıdır ve could yalnızca bir kişinin geçmişteki becerisini değil, yöntemin neyi kanıtlamayı mümkün kıldığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, desteklenen sonuçtan önce yöntemi tanıtmak için with sözcüğünü doğru kullanır?

  1. With a simple test, we can show that this battery lasts longer.
  2. With this battery, a simple test lasts longer.
  3. We can show with that a simple test this battery lasts longer.
Cevabı göster

With a simple test, we can show that this battery lasts longer.

Kelime

40 miles an hour: bir hız birimi

40 miles an hour bir hız ifade eder: her saat için kırk mil. 40 miles per hour ve 40 mph ile aynı anlama gelir. an hour sözcükleri ölçü biriminin parçasıdır; bu nedenle hareketin bir saat sürdüğü anlamına gelmez. Sayı 40 olduğu için mile sözcüğü çoğul biçim olan miles olur. Kalıp sayı + mesafe birimi + an/per hour şeklindedir ve çoğu zaman önünde at bulunur: at 40 miles an hour.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve tam olarak duyduğunuz cümleyi seçin. İfadenin miles an hour, miles per hour veya miles in an hour olmasına dikkat edin.

  1. The cyclist was travelling at fifteen miles per hour.
  2. The cyclist travelled fifteen miles in an hour.
  3. The cyclist was travelling at fifteen miles an hour.
Cevabı göster

The cyclist was travelling at fifteen miles an hour.

So, certainly nothing very extraterrestrial about that. Ton ve niyet

4:00

Yani, kesinlikle bunun çok da dünya dışı (extraterrestrial) bir tarafı yok.

Ton ve niyet

certainly nothing very extraterrestrial about that: dünya dışı açıklamayı ölçülü biçimde reddetmek

Bu, There is certainly nothing very extraterrestrial about that cümlesinin konuşma dilinde kısaltılmış hâlidir. nothing very + sıfat + about that kalıbı, az önce sözü edilen şeyin o özelliği pek taşımadığını anlatır. Buradaki that, saatte 40 mil sonucuna gönderme yapar. certainly olumsuz yargıyı daha kesin hâle getirirken nothing very extraterrestrial dünya dışı açıklamayı kasıtlı olarak ölçülü bir ifadeyle reddeder. Bu, extraterrestrial sözcüğünün ya da kavramının var olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

certainly nothing very extraterrestrial about that burada ne anlama geliyor?

  1. Sonuç, uzaylı faaliyetinin kesin kanıtıdır.
  2. Sonuç özellikle dünya dışı veya olağanüstü görünmüyor.
  3. extraterrestrial sözcüğünün bu tartışmada hiçbir anlamı yok.
Cevabı göster

Sonuç özellikle dünya dışı veya olağanüstü görünmüyor.

The scientists found that although it looks like the object was traveling very fast, Dilbilgisi

4:04

Bilim insanları, nesne çok hızlı seyahat ediyor gibi görünse de

it was only moving at 40 miles an hour,

4:09

aslında saatte sadece 40 mil hızla hareket ettiğini buldular,

Dilbilgisi

although it looks like ..., it was only ...: görünüş ile gerçeği karşılaştırmak

although yan cümlesi ilk izlenimi kabul eder: Nesne çok hızlı hareket ediyor gibi görünür. Ana cümle ise konuşmacının dinleyicinin aklında tutmasını istediği bulguyu verir: Gerçek hızı saatte yalnızca 40 mildi. Bu tür bir cümle although ile başladığında, although yan cümlesini nihai sonuç olarak görmeyin; ana cümleyi bekleyin. Burada only, saatte 40 milin ilk izlenimden veya beklentiden daha düşük olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, görünüş ile gerçek ölçümü karşılaştırmak için although kelimesini doğru kullanıyor?

  1. Although the parcel looked heavy, it weighed only two kilograms.
  2. The parcel although looked heavy, it weighed only two kilograms.
  3. Although the parcel looked heavy, but it weighed only two kilograms.
Cevabı göster

Although the parcel looked heavy, it weighed only two kilograms.

which Adam says is not very extraterrestrial.

4:12

ki Adam bunun pek de dünya dışı (extraterrestrial) olmadığını söylüyor.

Extraterrestrial means from outside Earth and is another word often used to describe aliens. Kelime

4:16

Dünya dışı (extraterrestrial), Dünya'nın dışından gelen anlamına gelir ve uzaylıları tanımlamak için sıkça kullanılan başka bir kelimedir.

Kelime

Extraterrestrial means from outside Earth: extraterrestrial “Dünya’nın dışından gelen” demektir

Vurgulanan bölüm doğrudan bir tanım verir: extraterrestrial, “Dünya’nın dışından gelen” veya “Dünya’nın ötesinde var olan” demektir. Bu nedenle uzaylı yaşamını veya varlıkları tanımlayabilir. Sözcük, burada “dışında veya ötesinde” anlamına gelen extra- ile “Dünya’ya ya da karaya ait” anlamındaki terrestrial parçalarını birleştirir. Bu sözcükte extra-, “ilave” anlamına gelmez. Extraterrestrial, extraterrestrial life örneğindeki gibi çoğunlukla sıfat olarak kullanılır; Dünya’nın ötesinden gelen bir varlığı belirten isim de olabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “Dünya’nın dışından gelen” anlamına sahip resmî sıfatla tamamlayın: The telescope is searching for signs of ____ life.

Cevabı göster

extraterrestrial

So, it seems that for now, Kalıp ifadeler

4:23

Görünüşe göre şimdilik,

scientists will need to find much more proof

4:25

bilim insanlarının evrende tam olarak yalnız olup olmadığımızı bilmek için

to know exactly whether we're alone in the universe or not. Dilbilgisi

4:28

çok daha fazla kanıt bulmaları gerekecek.

Kalıp ifadeler

for now: şimdilik geçerli bir durum

For now, “şimdilik” veya “geçici olarak” demektir. Bir ifadeyi mevcut durumla sınırlar ve durumun daha sonra değişebileceğini düşündürür. Burada bu ifade, düşüncenin kesin ve son olmadığını gösterir: bilim insanları bu aşamada hâlâ daha fazla kanıta ihtiyaç duyuyor ancak gelecekteki kanıtlar bildiklerini değiştirebilir. Sözcüğü sözcüğüne “şimdi için” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi, bu dersteki “durum değişene kadar geçici olarak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, we'll meet online while the classroom is being repaired.

Cevabı göster

For now

Dilbilgisi

whether we're alone ... or not: iki olasılığı da belirtmek

Whether we're alone in the universe or not, bilim insanlarının cevaplaması gereken henüz çözülmemiş soruyu aktarır. Burada whether cevabın evet mi hayır mı olduğunu sorar; or not ise karşıt olasılığı açıkça ekler. whether yan cümleciğinin tamamı know fiilinin nesnesidir. Bu dolaylı bir soru olduğu için are we alone soru dizilişi değil, we're alone düz cümle dizilişi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi whether ... or not ile tamamlayın: The team must decide ____ the signal is genuine ____.

Cevabı göster

whether · or not

Okay, Beth.

4:32

Tamam, Beth.

I think it's time I revealed the answer to my question. Dilbilgisi

4:33

Sanırım sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi.

Dilbilgisi

it's time I revealed ...: şimdi yapılması gereken eylem için geçmiş zaman biçimi

it's time + özne + geçmiş zaman biçimi yapısında geçmiş zaman biçimi, şimdi veya çok yakında yapılması gereken bir eylemi gösterir. Bu nedenle I revealed, açıklamanın geçmişte yapıldığı anlamına gelmez; konuşan kişi cevabı açıklamak üzeredir. Bu kalıp doğru zamanın geldiği ve bazen eylemin biraz geciktiği hissini verebilir. Kimin harekete geçmesi gerektiğini belirtmek için özneyi ve geçmiş zaman biçimindeki fiili değiştirin: It's time we left.

Alıştırma

Kalıbı tamamlamak için leave fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanın: The last bus departs soon. It's time we ____ for the station.

Cevabı göster

left

I asked you which country has had the highest number of reported sightings Dilbilgisi

4:36

Sana Ulusal UFO Raporlama Merkezi'ne göre

since records began,

4:41

kayıtların başlamasından bu yana

according to the National UFO Reporting Center.

4:43

en çok gözlem raporuna sahip olan ülkenin hangisi olduğunu sormuştum.

Dilbilgisi

has had the highest number ... since records began: bugüne kadarki en yüksek toplam

has had, have fiilinin present perfect biçimidir: has yardımcı fiil, had ise past participle biçimidir. Burada have, bir ülkenin belirli sayıda bildirilmiş gözlemi zaman içinde biriktirdiğini anlatır; yalnızca geçmişteki bir anda bir şeye sahip olduğunu anlatmaz. since records began başlangıç noktasını verir ve present perfect karşılaştırmayı bugüne kadar taşır. Bu nedenle the highest number, kayıtlardaki bugüne kadarki en yüksek toplam anlamına gelir. since yan cümlesindeki began, kayıtların başlaması tamamlanmış bir geçmiş olay olduğu için simple past biçimindedir.

Alıştırma

Kayıt hâlâ güncelleniyor. Cümleyi have fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Since 2010, this school ____ the highest number of science fair entries in the city.

Cevabı göster

has had

And I guessed the USA.

4:46

Ben de ABD diye tahmin ettim.

Which was the correct answer.

4:48

Ki bu doğru cevaptı.

There have been over 100,000 reported sightings Dilbilgisi

4:51

100.000'den fazla gözlem

and encounters with UFOs Kelime

4:54

ve UFO karşılaşması

Kelime

and encounters with UFOs: bir gözlemden daha fazlası

An encounter with a UFO, kişinin UFO olduğuna inandığı bir şeyle karşılaştığını, ona yaklaştığını ya da başka bir biçimde onunla ilgili bir deneyim yaşadığını bildirmesidir. Yalnızca bir şeyi gördüğünü söylemekten daha geniş kapsamlı ve daha resmîdir. Burada and, reported sightings ile encounters ifadelerini iki ayrı bildirim türü olarak birbirine bağlar. Encounter tek başına fiziksel temas yaşandığını kanıtlamaz veya bildirilen nesnenin gerçek olduğunu doğrulamaz.

Alıştırma

Bir pilot, nesneyi yalnızca görmediğini, onunla ilgili yakın ve tedirgin edici bir deneyim yaşadığını söylüyor. Hangi cümle pilotun anlattıklarını en iyi aktarır?

  1. The pilot confirmed physical contact with an unidentified object.
  2. The pilot reported an encounter with an unidentified object.
  3. The pilot reported a sighting of an unidentified object.
Cevabı göster

The pilot reported an encounter with an unidentified object.

in the USA since 1947.

4:56

ABD'de 1947'den beri rapor edilmiştir.

Dilbilgisi

There have been ... since 1947: geçmişteki bir noktadan bugüne biriken sayı

There have been, varlık bildiren there be yapısının present perfect biçimidir. Ardından gelen raporların varlığını veya meydana geldiğini bildirir; there burada dil bilgisel bir başlangıç öğesidir ve “orada” anlamına gelmez. Ardından gelen isim öbeği çoğul olduğu için have been kullanılır. since 1947 başlangıç noktasını belirtir. Bu nedenle over 100,000, yalnızca 1947 yılına ait bir sayı değil, 1947'den bugüne kadar biriken toplamdır.

Alıştırma

Arşiv hâlâ güncelleniyor. Cümleyi there be yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: There ____ more than 500 reports since 2020.

Cevabı göster

have been

Okay, let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı

5:00

Pekala, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri baştan alalım,

Anlatım akışı

let's recap: kısa bir gözden geçirmeye geçmek

Let's recap, “ana noktaları kısaca yeniden gözden geçirelim” demektir. Burada recap bir fiildir; let's ise konuşan kişiyi ve dinleyicileri bir sonraki eyleme birlikte dahil eder. Bu ifade bir geçişi bildirerek bilgiyi düzenler: ana konuşma sona ermekte ve daha önce ele alınan konuların kısa bir tekrarı başlamaktadır. Yeni bir konu başlatmaz.

Alıştırma

Burada öğretilen iki kelimelik geçiş ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Before we finish, ____ the three main points.

Cevabı göster

let's recap

starting with UAP,

5:03

UAP ile başlayalım,

an acronym that stands for unidentified anomalous phenomena

5:05

bu tanımlanamayan anormal fenomenler anlamına gelen bir kısaltmadır

and is another word meaning alien or UFO.

5:10

ve uzaylı veya UFO anlamına gelen başka bir kelimedir.

A flying saucer is a disc-shaped craft supposedly flown by aliens.

5:14

Uçan daire (flying saucer), iddiaya göre uzaylılar tarafından uçurulan disk şeklinde bir araçtır.

Integrity means being honest in what you say and having moral principles.

5:20

Dürüstlük (integrity), söylediğin şeylerde dürüst olmak ve ahlaki ilkelere sahip olmak anlamına gelir.

A personal testimony is a story or statement of evidence supported by a person and what they saw,

5:25

Kişisel tanıklık (personal testimony), dış kanıtlardan veya somut gerçeklerden ziyade

rather than external evidence or hard facts.

5:31

bir kişi ve onun gördükleri tarafından desteklenen bir hikaye veya kanıt ifadesidir.

If you get a handle on something,

5:35

Bir şeyi kavramak (get a handle on something),

you understand it and are able to deal with it.

5:36

onu anlamak ve onunla başa çıkabilmek demektir.

And finally, extraterrestrial means from outside Earth

5:40

Ve son olarak, dünya dışı (extraterrestrial), Dünya'nın dışından gelen anlamına gelir

and is another word often used to describe aliens.

5:44

ve uzaylıları tanımlamak için sıklıkla kullanılan başka bir kelimedir.

Once again, our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

5:47

Bir kez daha, 6 dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Ölçülen bir süre için is up denmesi, o sürenin bittiği ve hiç zaman kalmadığı anlamına gelir. Bu cümlede our 6 minutes are up, programa ayrılan altı dakikanın sona erdiğini anlatır; up daha yüksek bir konumu belirtmez. Once again, bu tanıdık kapanış anının yeniden geldiğini gösterir. İfade bütünüyle süre sınırına ulaşıldığını bildirir ve programın bitmekte olduğuna işaret eder.

Alıştırma

Ayrılan sürenin bittiğini anlatan doğru be up biçimiyle cümleyi tamamlayın: The buzzer has sounded. Your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

Join us again soon for more useful vocabulary here at 6 Minute English.

5:49

Burada 6 Minute English'te daha faydalı kelimeler öğrenmek için yakında bize tekrar katılın.

Goodbye for now.

5:54

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

5:54

Güle güle.

If you like 6 Minute English,

5:56

6 Minute English'i seviyorsanız,

why not try our News Review podcast, Ton ve niyet

5:58

en son haber başlıklarından kelime öğrenebileceğiniz

where you can learn vocabulary from the latest news headlines.

6:01

News Review podcast'imizi neden denemiyorsunuz?

Ton ve niyet

why not try ...?: dostça bir öneride bulunmak

Why not + fiilin yalın hâli...? genellikle neden sormak yerine dostça bir öneride bulunur. Burada why not try, News Review podcast'ini önerir ve dinleyicinin deneyip denememeye karar vermesine izin verir. Why not sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: why not try denir; why not trying veya why not to try denmez. Try a podcast, bir podcast'in yararlı veya keyifli olup olmadığını görmek için onu genellikle dinleyerek deneyimlemek anlamına gelir.

Alıştırma

Dostça öneriyi tamamlamak için why not ifadesini ve parantez içindeki fiili kullanın: If the train is full, ____ the bus? (take)

Cevabı göster

why not take

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.