Mary'nin Odası: Felsefi bir düşünce deneyi - Eleanor Nelsen: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
608 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Mary’nin odası, renge ilişkin eksiksiz fiziksel bilginin rengi görmenin bilinçli deneyiminin yerini alıp alamayacağını sorar. Video; bilgi argümanını, bu argümanın fizikçiliğe meydan okuyuşunu, yapay zekâ açısından sonuçlarını, temel itirazları ve Frank Jackson’ın daha sonra görüşünü değiştirmesini ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Now imagine — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu geçişi, dinleyiciyi bir düşünce deneyinin sonraki varsayımsal aşamasına davet eden bir ifade olarak tanıyın. Arka plan bilgisinden belirleyici bir senaryoya geçerken ve gelişen bir argümanın adımlarını dinleyiciye izletirken kullanabilirsiniz. 2. properties called qualia, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: qualia terimini, kırmızıyı görmenin ya da kaşınmanın nasıl hissettirdiği gibi deneyimlerin öznel nitelikleri olarak anlayın. Böylece bilincin sözcüklerle tam olarak anlatılamayan veya bilimsel biçimde ölçülemeyen yönlerine ilişkin tartışmaları takip edebilirsiniz. 3. reversed his own stance on — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu resmî eşdizimi, bir kişinin belirli bir konuda daha önce savunduğu tutumu değiştirdiğini belirtmek için kullanın. Jackson’ın kendi düşünce deneyine yaklaşımında olduğu gibi, bir akademisyenin görüşünün zaman içinde nasıl geliştiğini özetlemek için özellikle uygundur.

Bu derste

Imagine a brilliant neuroscientist named Mary. Dilbilgisi

0:06

Mary adında parlak bir nörobilimci hayal edin.

Dilbilgisi

named Mary: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı ifadesi

Bu cümlede named Mary, a brilliant neuroscientist ifadesinden sonra gelir ve kişinin adını belirtir. Named burada edilgen anlam taşır: kişinin adı Mary'dir. Cümlenin ana etken fiili değildir. “İsim + named + ad” yapısı, “isim + who/that is named + ad” yapısının kısa biçimidir. Bir kişiyi, hayvanı, yeri veya nesneyi adıyla tanıtırken sık kullanılır.

Alıştırma

Bilim insanının adının Leo olduğunu söylemek için named kullanın: We met a scientist ____.

Cevabı göster

named Leo

Mary lives in a black and white room. Kalıp ifadeler

0:10

Mary siyah beyaz bir odada yaşıyor.

Kalıp ifadeler

black and white room: renk içermeyen bir ortam

Burada black and white, room sözcüğünden önce tek bir niteleyici olarak kullanılır. Bu bağlamda odanın bütün görsel ortamının renksiz olduğu anlamına gelir; yalnızca odada ayrı ayrı siyah ve beyaz nesneler bulunduğu anlamına gelmez. Black and white ifadesini What kind of room? sorusuna verilen tek bir bütün cevap olarak düşünün. Aynı “renksiz” anlamı fotoğraf, film, ekran ve görüntülerde de yaygındır.

Alıştırma

Renksiz bir film için kullanılan standart ifadeyi yazın: The documentary was filmed in ____.

Cevabı göster

black and white

She only reads black and white books and her screens only display black and white.

0:13

Sadece siyah beyaz kitaplar okuyor ve ekranları sadece siyah beyaz gösteriyor.

But even though she has never seen color, Mary is an expert in color vision and knows everything ever discovered about its physics and biology. Notlar

0:20

Ancak daha önce hiç renk görmemiş olmasına rağmen Mary renk görme konusunda uzmandır ve fiziği ile biyolojisi hakkında keşfedilmiş her şeyi bilmektedir.

Dilbilgisi

even though: gerçek bir durumun ardından gelen karşıtlık

Even though, farklı bir sonuç beklemenize yol açabilecek gerçek bir durumu anlatır. Bu cümlede Mary hiç renk görmemiştir ama yine de renk görmenin nasıl işlediği konusunda uzmandır. even though + tam bir yan cümle yapısıyla önce bu gerçek kabul edilir, ardından ana cümlede bununla karşıtlık oluşturan sonuç verilir. Anlamı “... gerçeğine rağmen”dir; “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yağmuru bilinen bir gerçek olarak sunup ardından bununla karşıt bir sonuç veriyor?

  1. Even though it was raining, the match continued.
  2. Even if it rains, the match will continue.
  3. Because it was raining, the match continued.
Cevabı göster

Even though it was raining, the match continued.

Kalıp ifadeler

is an expert in color vision: uzmanlık alanını belirtmek

Be an expert in + alan yapısı, bir konu alanında derin bilgi ve beceriye sahip olmak anlamına gelir. Buradaki color vision, insanların renkleri nasıl gördüğünü inceleyen alanı anlatır; Mary'nin yalnızca çok iyi gördüğü anlamına gelmez. in edatı expert sözcüğünü uzmanlık alanına bağlar: an expert in biology, history veya color vision. Bu yapıyı kullanırken in sözcüğünü koruyun.

Alıştırma

Hangi cümle marine biology alanını onun uzmanlık alanı olarak en doğal biçimde ifade ediyor?

  1. She is an expert at marine biology.
  2. She is an expert in marine biology.
  3. She is an expert marine biology.
Cevabı göster

She is an expert in marine biology.

Dilbilgisi

everything ever discovered: isimden sonra kullanılan geçmiş zaman ortacı

Everything, isim öbeğinin merkezidir. Ever discovered, everything'den sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir; “şimdiye kadar keşfedilmiş olan” anlamını verir ve everything'in kapsamını ilgili zamana kadar yapılan keşiflerle sınırlar. Discovered cümledeki yeni çekimli fiil değildir; everything'i arkadan niteler. Bu kısa yapı, daha uzun olan everything that has ever been discovered ilgi cümleciğini bir isim öbeği içinde sıkıştırır.

Alıştırma

“Şimdiye kadar yayımlanmış tüm kitaplar” anlamını doğal biçimde veren ifade hangisidir?

  1. all the books ever published
  2. all the books have ever published
  3. all the books ever publishing
Cevabı göster

all the books ever published

She knows how different wavelengths of light stimulate three types of cone cells in the retina and she knows how electrical signals travel down the optic nerve into the brain. Kelime

0:31

Farklı ışık dalga boylarının retinadaki üç tür koni hücresini nasıl uyardığını bilir ve elektrik sinyallerinin optik sinir boyunca beyne nasıl gittiğini bilir.

Kelime

different wavelengths of light: ışığın fiziksel özelliklerini anlatan bilimsel isim öbeği

Different wavelengths of light bir isim öbeğidir: wavelengths bir ışık dalgasının fiziksel aralığını belirtir, of light ise bu dalga boylarının ışığa ait olduğunu gösterir. Different, dalga boyu değerlerinin farklı olduğunu söyler; lambaların veya nesnelerin fiziksel uzunluklarının farklı olduğunu değil. Renkli görme biliminde wavelength, ışığın ölçülebilen bir özelliğidir. Farklı dalga boyu aralıkları gözde farklı tepkiler oluşturabilir; bu nedenle bu ifade yalnızca renk adlarını değil, fiziksel bir mekanizmayı anlatır.

Alıştırma

Bir bilimsel açıklamada different wavelengths of light neyi ifade eder?

  1. Light with different brightness levels only
  2. Lamps or objects with different physical lengths
  3. Light with different physical wavelength values
Cevabı göster

Light with different physical wavelength values

Kelime

cone cells in the retina: görme biyolojisi terimi

Cone cells, gözün arka kısmında ışığı algılayan doku olan retinada bulunan özelleşmiş, ışığa duyarlı hücrelerdir. Bu cümlede farklı dalga boyları üç tür koni hücresini uyarır ve bu hücreler renk görmeyi destekler. Burada cone cells, görme biyolojisine ait bir terimdir; koni biçimindeki herhangi bir hücre için kullanılan genel bir ad değildir. in the retina ifadesi bu hücrelerin nerede bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede cone cells in the retina neyi ifade ediyor?

  1. Koni biçiminde olan herhangi bir hücre
  2. Gözden beyne sinyal taşıyan sinir lifleri
  3. Renk görmede görev alan özelleşmiş retina hücreleri
Cevabı göster

Renk görmede görev alan özelleşmiş retina hücreleri

Kelime

travel down ... into ...: güzergâh ve varış noktası

Burada travel, elektrik sinyallerini bir yol boyunca hareket ediyormuş gibi anlatır. Down the optic nerve, optik sinir boyunca anlamına gelirken into the brain varış noktasının beyin olduğunu belirtir. Down her zaman yüksek bir yerden alçak bir yere hareket anlamına gelmez. Sinir, kablo, yol veya koridor gibi uzun bir güzergâhla kullanıldığında bu güzergâh boyunca ya da güzergâhın daha ilerisine anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede down bir güzergâh boyunca hareketi, into ise varış noktasını gösterir?

  1. Prices went down before the holiday.
  2. The pulse traveled down the wire into the receiver.
  3. The stone fell down into the pond.
Cevabı göster

The pulse traveled down the wire into the receiver.

There they create patterns of neural activity that correspond to the millions of colors most humans can distinguish. Notlar

0:42

Orada, çoğu insanın ayırt edebileceği milyonlarca renge karşılık gelen nöral aktivite kalıpları yaratırlar.

Kelime

patterns of neural activity: beyin etkinliğinin düzenli biçimleri

Bu cümlede patterns of neural activity, sinir hücresi gruplarının düzenli ve ayırt edilebilir biçimlerde etkinleşmesi anlamına gelir. Bu ifade, görünür bir nesneyi değil, bir tür beyin etkinliğini adlandırır. Buradaki patterns, süsleyici şekiller veya resimler demek değildir. Bilimsel açıklamalarda pattern, etkinliğin hücreler, konumlar veya zaman boyunca nasıl düzenlendiğini ya da değiştiğini anlatabilir.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede patterns of neural activity ne anlama gelir?

  1. Beynin süsleyici resimleri
  2. Sinir hücresi gruplarının etkinleştiği düzenli biçimler
  3. Sinir hücrelerinin üzerinde beliren renkli desenler
Cevabı göster

Sinir hücresi gruplarının etkinleştiği düzenli biçimler

Kalıp ifadeler

correspond to: bir şeyi başka bir şeyle eşlemek

Bu cümlede correspond to, bir şeyle eşleşmek veya bağlantılı olmak anlamına gelir. Sinirsel etkinlik örüntüleri ile insanların ayırt edebildiği renkler arasında bir eşleşme ilişkisi vardır. Öğeler, değerler, işaretler veya iki sistem arasındaki eşlemeyi anlatmak için X corresponds to Y yapısını kullanın. Bu ifade bir ilişki olduğunu belirtir; tek başına X’in Y’ye neden olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi correspond to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: On this keyboard, each key ____ a different musical note.

Cevabı göster

corresponds to

Now imagine that one day Mary's black and white screen malfunctions Anlatım akışı

0:48

Şimdi bir gün Mary'nin siyah beyaz ekranının arızalandığını

and an apple appears in color. Kalıp ifadeler

0:54

ve renkli bir elmanın ortaya çıktığını hayal edin.

Anlatım akışı

Now imagine: varsayımsal durumun sonraki adımına geçmek

Now imagine, açıklamayı başlangıçtaki kurulumdan sonraki varsayımsal olaya taşıyan bir geçiş ifadesidir. Imagine dinleyiciyi durumu zihninde canlandırmaya çağırırken now konuşmacının düşünce akışında yeni bir adıma geçildiğini belirtir. Burada now esas olarak “şu anda” anlamına gelmez. “Açıklamanın bu noktasında” anlamını taşır ve dinleyiciyi bir düşünce deneyinde adım adım yönlendirmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Bu cümlede “Now imagine” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyiciye önceki açıklamayı düşünmeyi bırakmasını söyler.
  2. Dinleyiciyi varsayımsal bir durumun sonraki adımına yönlendirir.
  3. Olayın gerçek hayatta şu anda gerçekleştiğini belirtir.
Cevabı göster

Dinleyiciyi varsayımsal bir durumun sonraki adımına yönlendirir.

Kalıp ifadeler

appears in color: siyah beyaz yerine renkli gösterilmek

Appears in color ifadesinde appears “görünür hâle gelir veya gösterilir”, in color ise sunum biçimini belirtir. Elma yalnızca siyah beyaz değil, renkli olarak görüntülenir. in edatı, elmanın fiziksel olarak rengin içinde olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen in color kalıbı bir görüntünün, fotoğrafın, filmin veya ekran içeriğinin nasıl gösterildiğini ya da kaydedildiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir fotoğrafın yalnızca siyah beyaz değil, renkli olarak gösterildiğini belirtir?

  1. The photograph was hidden behind the screen.
  2. The photograph appeared in color on the screen.
  3. The photograph made the screen look colorful.
Cevabı göster

The photograph appeared in color on the screen.

For the first time she can experience something that she's known about for years. Kalıp ifadeler

0:56

İlk defa, yıllardır hakkında bilgi sahibi olduğu bir şeyi deneyimleyebilir.

Kalıp ifadeler

For the first time ile ilk kez gerçekleşen bir olayı belirtmek

For the first time, daha önce hiç gerçekleşmemiş bir şeyin ilk kez gerçekleştiğini belirten bir zaman zarfı öbeğidir. İfadenin tamamı “ilk kez” anlamına gelir; “ilk kez olması amacıyla” anlamına gelmez. Cümlenin başına geldiğinde yeni olayı özellikle vurgular ve çoğu zaman bir dönüm noktasını gösterir. Burada bir şey hakkında bilgi sahibi olmaktan onu doğrudan deneyimlemeye geçişi öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi, bunun daha önce hiç gerçekleşmediğini belirten dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, Leo traveled alone.

Cevabı göster

For the first time

Kalıp ifadeler

known about for years: yıllardır bir konu hakkında bilgi sahibi olmak

she's known about ifadesindeki she's, she has yapısının kısaltmasıdır; has known ise present perfect yapısındadır. Know about, bir konu hakkında bilgi ya da farkındalık sahibi olmak demektir; tek başına o şeyi doğrudan deneyimlemek anlamına gelmez. For years, bu devam eden durumun yıllar önce başlayıp ilgili şimdiki zamana kadar sürdüğünü belirtir. İfadeler birlikte, uzun süredir sahip olunan bilgiyi ilk kişisel deneyimle karşılaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın tutulmalar hakkında yıllardır bilgi sahibi olduğunu, ancak hiç kendi gözleriyle görmediğini anlatır?

  1. Maya has known about eclipses for years, but she has never seen one herself.
  2. Maya first heard about eclipses yesterday and saw one last night.
  3. Maya has watched eclipses for years, so she has seen many.
Cevabı göster

Maya has known about eclipses for years, but she has never seen one herself.

Does she learn anything new? Anlatım akışı

1:02

Yeni bir şey öğreniyor mu?

Anlatım akışı

Does she learn anything new?: temel meseleyi ortaya koymak

Bu açıklamada soru yalnızca daha sonra ne olduğunu sormaz. Düşünce deneyinin temel meselesini ortaya koyar: Bir şeyi doğrudan deneyimlemek, kişinin zaten bildiği tüm olguların ötesinde bir bilgi türü kazandırabilir mi? Bilgiyi düzenleyen bir araç olarak bu soru, öyküdeki başlangıç durumunu tartışılacak bir meseleye dönüştürür. Dinleyiciye, sonraki tartışmanın neyi yanıtlamaya çalışacağını gösterir.

Alıştırma

Bu açıklamada “Does she learn anything new?” sorusunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Başlangıç durumunu savın merkezindeki soruya dönüştürür.
  2. Onun bir rengin adını hatırlayıp hatırlamadığını kontrol eder.
  3. Dinleyicilerden ona yeni bir beceri öğretmelerini ister.
Cevabı göster

Başlangıç durumunu savın merkezindeki soruya dönüştürür.

Is there anything about perceiving color that wasn't captured in all her knowledge? Notlar

1:04

Renk algısıyla ilgili tüm bilgilerinde yer almayan bir şey var mı?

Dilbilgisi

anything about perceiving color that wasn't captured: sorulan şeyi daraltmak

anything about perceiving color that wasn't captured söz öbeğinde ana öğe anything'dir. about perceiving color konuyu sınırlar; that wasn't captured ilgi yan cümlesi ise kapsamı, onun bilgisinde bulunmayan yönlerle bir kez daha sınırlar. about ile başlayan bölüm, daha büyük isim öbeğinin parçasıdır; ayrı bir cümle değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp Is there anything about + konu + that + yan cümle? şeklindedir. Bir konunun gözden kaçan, açıklanmayan veya kapsanmayan bir bölümü olup olmadığını sormak için kullanılır.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlamak için bu sözcükleri doğru sıraya koyun: anything / about / the schedule / that. Is there ____ we haven't discussed?

Cevabı göster

anything about the schedule that

Kelime

wasn't captured in all her knowledge: capture kelimesinin soyut anlamı

Bu cümlede capture soyut anlamda kullanılır; bir şeyin önemli bir yönünü bütünüyle temsil etmek veya içermek demektir. wasn't captured in all her knowledge, Mary'nin sahip olduğu tüm bilgiye rağmen renk algısının bir yönünün açıklanmamış ya da kapsanmamış olup olmadığını sorar. Burada fiziksel olarak bir şeyi yakalamaktan değil, bir bilgi sisteminin sınırlarından söz edilir. Nesne bir fikir, deneyim, ayrıntı veya olgu olduğunda capture çoğu zaman bir modelin, açıklamanın ya da bilgi bütününün önemli olanı temsil ettiğini anlatır.

Alıştırma

capture kelimesinin önemli bir yönü temsil etmek veya içermek anlamında soyut kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. The police captured the escaped prisoner.
  2. The report captures the main reasons for the change.
  3. The net captured the fish near the shore.
Cevabı göster

The report captures the main reasons for the change.

Philosopher Frank Jackson proposed this thought experiment called Mary's room in 1982. Notlar

1:09

Filozof Frank Jackson 1982'de Mary'nin odası adı verilen bu düşünce deneyini önerdi.

Kültür

thought experiment: bir fikri sınayan hayali deney

Bu cümlede thought experiment, bir fikrin sonuçlarını akıl yoluyla incelemek veya bir iddianın geçerli olup olmadığını sınamak için kullanılan hayali bir durumu ifade eder. Buradaki “deney” düşünme yoluyla yapılır; fiziksel olarak gerçekleştirilmesi gerekmez. Mary's room, Jackson'ın tasarladığı hayali durumun adıdır. Buna thought experiment denmesi, bunun renk algısı hakkında fiziksel bilginin neyi açıklayıp neyi açıklayamayacağını inceleyen bir argüman aracı olduğunu gösterir; gerçek bir odada yapılmış bir araştırmanın raporu değildir.

Alıştırma

Thought experiment'ın ne yaptığını doğru açıklayan cümleyi seçin.

  1. A thought experiment must be carried out in a laboratory before it can be discussed.
  2. A thought experiment tests an idea by reasoning through an imagined situation.
  3. An experiment and a thought experiment always provide the same kind of evidence.
Cevabı göster

A thought experiment tests an idea by reasoning through an imagined situation.

Dilbilgisi

called Mary's room: bir addan sonra ismini belirtme

Called Mary's room, this thought experiment ifadesinden sonra gelir ve deneyin adını belirtir. Buradaki called bir geçmiş ortaçtır; bu ifade that is called Mary's room yapısının kısaltılmış hâlidir. Birinin telefon ettiğini anlatmaz. Genellenebilir kalıp ad + called + isim biçimindedir. Bir kavramın, kitabın, yöntemin, grubun veya etkinliğin adını tanıtırken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi called + Moon Garden adıyla tamamlayın: Our town opened a park ____.

Cevabı göster

called Moon Garden

He argued that if Mary already knew all the physical facts about color vision Notlar

1:16

Eğer Mary renk görme hakkındaki tüm fiziksel gerçekleri zaten biliyorsa

Kelime

Fizikalizmde all the physical facts about color vision

Burada physical facts; ışık dalgaları, koni hücreleri ve renkli görmeyle ilgili sinir sinyalleri gibi fizik biliminin açıklayabildiği olgular anlamına gelir. Physical yalnızca bedenle ilgili demek değil, fiziksel dünya ve onun bilimsel süreçleriyle ilgili demektir. All sözcüğü bu olgular kümesinin eksiksiz olduğunu gösterir. İfade, bütün fiziksel açıklamalara sahip olmak ile bir rengi görmenin nasıl hissettirdiğini kişisel olarak bilmek arasında karşıtlık kurar. Bu, fizikalizm tartışmalarındaki temel bir ayrımdır.

Alıştırma

Bu cümlede all the physical facts about color vision neyi ifade ediyor?

  1. Yalnızca göz sağlığı ve göz egzersiziyle ilgili olgular
  2. Fizik biliminin renkli görmenin nasıl çalıştığı hakkında açıklayabildiği her şey
  3. Mary’nin bir rengi bizzat gördüğünde hissettiği her şey
Cevabı göster

Fizik biliminin renkli görmenin nasıl çalıştığı hakkında açıklayabildiği her şey

and experiencing color still teaches her something new, Dilbilgisi

1:21

ve rengi deneyimlemek ona hala yeni bir şey öğretiyorsa,

Dilbilgisi

teaches fiilinin öznesi olarak experiencing color

Experiencing color bir isim-fiil öbeğidir. Experiencing, experience fiilinin -ing biçimidir ve color nesnesini korur; sözcükler birlikte bir etkinliği adlandırır ve teaches fiilinin öznesi olur. Experiencing sözcüğünden önce herhangi bir be biçimi bulunmadığı için bu yapı şimdiki zamanın sürerlik biçimi değildir. Bu kalıp, genel bir düşünce tartışılırken bir eylemin veya deneyimin isim gibi işlev görmesini sağlar.

Alıştırma

Etkinliğin özne olması için experience sözcüğünü -ing biçimine dönüştürün: ____ a new culture can change how you think.

Cevabı göster

Experiencing

then mental states like color perception can't be completely described by physical facts. Notlar

1:24

o zaman renk algısı gibi zihinsel durumların fiziksel gerçeklerle tam olarak açıklanamayacağını savundu.

Dilbilgisi

if ... then ...: bir öncülü ve sonucunu belirtme

Bu akıl yürütmede if öncülü tanıtır: Mary tüm fiziksel gerçekleri bilir, ancak renk deneyimi yaşayarak yine de yeni bir şey öğrenir. Then ise sonucu belirtir: fiziksel gerçekler, renk algısı gibi zihinsel durumları tamamen açıklayamaz. Burada then, zaman açısından “sonra” değil, “bu durumda” veya “buradan şu sonuç çıkar” anlamındadır. Uzun bir akıl yürütmede if ve then sözcüklerini bulmak, öncülle sonucu ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Kuralı if ... then ... yapısıyla tamamlayın: ____ the battery is charged, ____ the robot will start.

Cevabı göster

If · then

Kelime

mental states like color perception: renk algısı gibi zihinsel durumlar

Mental states; düşünceler, duygular ve algılar gibi zihinde gerçekleşen deneyim veya durumları ifade eder. Buradaki states, ABD'deki eyaletler anlamına gelmez. Mental states like color perception ifadesinde like bir örnek verir. Color perception, yani bir kişinin renkleri nasıl algıladığı, bir zihinsel durum türü olarak sunulur.

Alıştırma

mental states like color perception nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Renk algısı, zihinsel duruma bir örnektir.
  2. Zihinsel durumlar ile renk algısı birbiriyle ilgisiz kavramlardır.
  3. Renk algısı, state adlı fiziksel bir yerdir.
Cevabı göster

Renk algısı, zihinsel duruma bir örnektir.

Dilbilgisi

can't be completely described by physical facts: fiziksel olgularla tamamen betimlenemez

Can't + be + geçmiş zaman ortacı yapısı, kiplik fiili içeren bir edilgen yapıdır. Burada mental states, betimleme eyleminden etkilenen ögedir; cümle bu durumların kendilerinin bir şeyi betimlediğini söylemez. Completely, iddianın kapsamını sınırlar: fiziksel olgular bazı yönleri betimleyebilir, ancak her yönü betimleyemez. By physical facts, betimlemede kullanılan temeli veya çerçeveyi belirtir.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz kiplik içeren edilgen yapıyı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: A person's grief ____ a list of symptoms.

Cevabı göster

can't be completely described by

The Mary's room thought experiment describes what philosophers call the knowledge argument Notlar

1:30

Mary'nin odası düşünce deneyi, filozofların bilgi argümanı dediği şeyi açıklar

Dilbilgisi

what philosophers call: uzmanlık terimini tanıtmak

what philosophers call the knowledge argument ifadesindeki what bir soru sormaz. ‘Filozofların the knowledge argument adını verdiği şey’ anlamına gelen ve isim görevi yapan bir yan cümle başlatır. Tam cümlede bu yan cümlenin tamamı describes fiilinin nesnesidir. Başka durumlarda da kullanılabilen what + özne + call/calls + ad kalıbı, bir alanın veya topluluğun kullandığı adı tanıtır. Bir düz cümlenin parçası olduğu için do philosophers call değil, philosophers call biçimindeki normal özne-fiil sırasını korur.

Alıştırma

Bir gök bilimci, bir gezegende sıvı su bulunmasına elverişli olabilecek yıldız çevresindeki bölgeyi açıklıyor. Cümleyi doğal biçimde hangi ifade tamamlar? This region is ___ the habitable zone.

  1. that astronomers call it
  2. what do astronomers call
  3. what astronomers call
Cevabı göster

what astronomers call

Kültür

the knowledge argument: fiziksel bilgi ve deneyim

the knowledge argument, zihin felsefesinde özel bir adı olan bir argümandır. Mary'nin odası bunun klasik durumunu sunar: Mary renkli görme hakkındaki bütün fiziksel olguları bilir, ancak kırmızı gibi renkleri görme deneyimini hiç yaşamamıştır. Kırmızıyı gördüğünde argüman, Mary'nin bu deneyimin nasıl bir şey olduğunu öğrendiğini söyler. Burada argument, bir sonucu destekleyen bağlantılı gerekçeler bütünü anlamına gelir; kavga anlamına gelmez. Temel iddia, eksiksiz fiziksel bilginin bile bilinçli deneyim yoluyla edinilen bilgiyi dışarıda bırakabileceğidir.

Alıştırma

Bu felsefe bağlamında hangi ifade the knowledge argument kavramını en iyi özetler?

  1. Bu argüman, renkleri kimin inceleyebileceği hakkında bir kavgadır.
  2. Fiziksel olguları bilmek bilinçli deneyimi imkânsız kılar.
  3. Eksiksiz fiziksel bilgi, bir deneyimin nasıl hissettirdiğini yine de dışarıda bırakabilir.
Cevabı göster

Eksiksiz fiziksel bilgi, bir deneyimin nasıl hissettirdiğini yine de dışarıda bırakabilir.

that there are non-physical properties and knowledge which can only be discovered through conscious experience. Notlar

1:36

ki bu, yalnızca bilinçli deneyim yoluyla keşfedilebilecek fiziksel olmayan özelliklerin ve bilginin olduğudur.

Kelime

non-physical properties and knowledge: fiziksel olmayan özellikler ve bilgi

Bu felsefi bağlamda non-physical properties and knowledge, fiziksel olguların betimlenmesiyle bütünüyle açıklanamayan nitelikleri veya bilinebilecek şeyleri ifade eder. Bir deneyimin kişiye nasıl hissettirdiği gibi bilinçli deneyimin öznel yönlerine işaret eder. Burada non-physical, bir argümanda kullanılan bir sınıflandırmadır. Sözcük tek başına doğaüstü, büyülü veya doğa yasalarına aykırı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu felsefi cümlede non-physical properties and knowledge ne anlama gelir?

  1. Şekli veya ağırlığı olmayan nesneler
  2. Doğa yasalarını bozan gizemli güçler
  3. Fiziksel bir betimlemenin bütünüyle kapsamadığı özellikler ve bilgiler
Cevabı göster

Fiziksel bir betimlemenin bütünüyle kapsamadığı özellikler ve bilgiler

Dilbilgisi

can only be discovered through conscious experience: yalnızca bilinçli deneyim yoluyla keşfedilebilir

Can only be discovered through ... bir şeyin yalnızca tek bir yolla bilinebileceğini veya keşfedilebileceğini anlatır. Only yöntemi sınırlar: bilinçli deneyim, bu bilgiye ulaşmak için gerekli yol olarak sunulur. Yapı, kiplik fiilli edilgendir: can + only + be + geçmiş zaman ortacı. Keşfedilen şey dil bilgisel öznedir; keşfeden kişi ise belirtilmez. Through burada bir yerin içinden geçmek değil, “aracılığıyla” anlamına gelir. Conscious experience, kişinin farkında olarak yaşadığı birinci şahıs deneyimini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi can only be discovered through hedef yapısıyla tamamlayın: The cave's true size ____ careful measurement.

Cevabı göster

can only be discovered through

The knowledge argument contradicts the theory of physicalism Notlar

1:43

Bilgi argümanı fizikalizm teorisiyle çelişir

Kelime

contradicts the theory of physicalism: mantıksal çatışma ifade etmek

Bu cümlede contradicts, iki iddianın mantıksal olarak bağdaşmadığını belirtir. Bilgi argümanı, fizikalizmden yalnızca hoşlanmayan veya onunla aynı fikirde olmayan değil, onunla mantıksal olarak çatışan bir argüman olarak sunulur. İngilizcede contradict geçişli bir fiildir; nesne doğrudan ardından gelir: A contradicts B. Burada A argüman, B ise fizikalizm teorisidir.

Alıştırma

Mantıksal bir çatışmayı ifade etmek için contradict fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The new evidence contradicts the original theory.
  2. The new evidence contradicts about the original theory.
  3. The new evidence contradicts with the original theory.
Cevabı göster

The new evidence contradicts the original theory.

which says that everything, including mental states, Anlatım akışı

1:47

ki bu teori, zihinsel durumlar da dahil olmak üzere her şeyin

has a physical explanation.

1:50

fiziksel bir açıklaması olduğunu söyler.

Kültür

the theory of physicalism: her şeyin fiziksel bir açıklaması vardır

Burada the theory of physicalism, zihin felsefesindeki bir görüşü adlandırır. Ardından gelen which yan cümlesi, bu cümleyi anlamak için gereken tanımı verir: Zihinsel durumlar dâhil her şeyin fiziksel bir açıklaması vardır. Bu basitleştirilmiş anlatımda fizikalizm, fiziksel olguların zihni açıklamak için ilke olarak yeterli olduğunu kabul eder. Egzersiz, kondisyon veya bedene iyi bakma hakkında bir teori değildir.

Alıştırma

Cümleye göre fizikalizmi en iyi tanımlayan ifade hangisidir?

  1. Zihinsel durumlar dâhil her şeyin fiziksel bir açıklaması olduğunu söyler.
  2. Fiziksel egzersizin tüm bilginin kaynağı olduğunu söyler.
  3. Zihinsel durumların tartışılamayacağını veya açıklanamayacağını söyler.
Cevabı göster

Zihinsel durumlar dâhil her şeyin fiziksel bir açıklaması olduğunu söyler.

Anlatım akışı

everything, including mental states, has...: genel bir iddianın içine örnek eklemek

Temel cümle everything has a physical explanation şeklindedir. including mental states ifadesi virgüllerle ayrılır ve everything sözcüğünün geniş kapsamına giren belirli bir kategoriyi ekler. Okurken bilgi yapısını görmek için araya eklenen ifadeyi kısa süreliğine çıkarabilir, ardından vurgulanan kapsamı fark etmek için yeniden yerine koyabilirsiniz. Bu ifade özne hâline gelmez; has, dilbilgisel olarak tekil olan everything ile uyumludur.

Alıştırma

Araya eklenen including mental states ifadesini çıkarırsanız temel cümle hangisi olur?

  1. including has mental states
  2. everything has a physical explanation
  3. mental states has everything
Cevabı göster

everything has a physical explanation

To most people hearing Mary's story, Dilbilgisi

1:52

Mary'nin hikayesini duyan çoğu insan için,

it seems intuitively obvious Kalıp ifadeler

1:55

sezgisel olarak açık görünür ki

that actually seeing color will be totally different than learning about it. Kelime

1:57

rengi gerçekten görmek onun hakkında bilgi edinmekten tamamen farklı olacaktır.

Dilbilgisi

To most people hearing Mary's story: bakış açısına sahip grubu belirtmek

To most people, “çoğu insanın bakış açısından” ya da “çoğu insana göre” demektir. Sonraki yargının kimin tepkisini temsil ettiğini gösterir; buradaki to hareket ya da yön bildirmez. hearing Mary's story -ing öbeği people sözcüğünden sonra gelerek hangi insanların kastedildiğini belirtir. most people who hear Mary's story biçiminde açılabilir; hearing cümlenin ana fiili değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, grubun bakış açısını çerçevelemek için To + grup yapısının ardından bir -ing niteleyicisi kullanır?

  1. Many parents read the new rule to understand the change.
  2. The new rule is read to many parents, and the change seems unfair.
  3. To many parents reading the new rule, the change seems unfair.
Cevabı göster

To many parents reading the new rule, the change seems unfair.

Kalıp ifadeler

it seems intuitively obvious: sezgisel bir yargıyı sunmak

it seems intuitively obvious that ... kalıbı, bir iddiayı ilk bakışta ikna edici gelen bir düşünce olarak sunar. Burada it hazırlayıcı öznedir; değerlendirilen asıl iddia that yan cümlesinde verilir. Intuitively, yargının ilk izlenimden veya sağduyuya dayalı bir düşünceden geldiğini gösterir. Seems ise bir miktar mesafe bırakır. Bu nedenle ifade, bir tartışmayı başlatabilir ancak iddianın mantıksal ya da deneysel olarak kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Yargı: Bir kişi "It seems intuitively obvious that the plan will work," derse planın işe yarayacağının zaten kanıtlandığını iddia ediyordur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kelime

different than learning about: Amerikan İngilizcesinde karşılaştırma

different than learning about it ifadesinde different than, “aynı olmamak” anlamına gelir ve karşılaştırılan ikinci deneyimi tanıtır. Cümle, actually seeing color ile learning about color deneyimlerini karşı karşıya getirir. Burada learning isim görevinde kullanılan bir fiildir; bu nedenle learning about it bir etkinliği adlandırır. Than miktarları karşılaştırmaz veya bir etkinliğin daha sonra gerçekleştiğini söylemez; ilk deneyimin farklı olduğu karşılaştırma unsurunu tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi derste vurgulanan iki sözcüklük Amerikan İngilizcesi kalıbıyla tamamlayın: Trying the recipe is ____ reading about it.

Cevabı göster

different than

Therefore, there must be some quality of color vision Notlar

2:02

Bu nedenle, renk görmenin

that transcends its physical description. Kelime

2:05

fiziksel tanımını aşan bazı nitelikleri olmalıdır.

Anlatım akışı

Therefore: önceki gerekçelerden çıkan sonucu belirtme

Therefore bir sonuç işaretleyicisidir: kendisinden sonraki iddianın önceki gerekçelerden mantıksal olarak çıktığını gösterir. Yalnızca yeni bir konuya geçiş yapmaz. Bir açıklama veya tartışmada therefore gördüğünüzde, ardından gelen sonucu desteklemesi amaçlanan öncülü önceki kısımda arayın.

Alıştırma

Savı bu derste ele alınan resmî sonuç işaretleyicisiyle tamamlayın: The roads are flooded. ____, the school will remain closed.

Cevabı göster

Therefore

Dilbilgisi

there must be some quality of color vision: güçlü bir çıkarım yapma

there must be... varlık bildiren there yapısını must ile birleştirerek güçlü bir çıkarım ifade eder: konuşmacı, akıl yürütmeye dayanarak bir şeyin mutlaka var olduğu sonucuna ulaşır. Burada renkli görmenin fiziksel bir tanımın ötesine geçen bir özelliği olması gerektiği anlamına gelir; must bir emir veya yükümlülük bildirmez. Some, özelliğin tam olarak ne olduğunu belirtmeden bırakır, ancak must ile ifade edilen kesinliği zayıflatmaz. some quality of color vision ifadesindeki quality, iyi ya da kötü olduğuna dair bir değerlendirme değil, özellik veya nitelik anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi there be yapısının güçlü çıkarım bildiren biçimiyle tamamlayın: The hallway light is on, so there ____ someone in the building.

Cevabı göster

must be

Kelime

transcends its physical description: bir açıklamanın sınırlarını aşmak

Burada transcends its physical description, “fiziksel bir açıklamanın tam olarak kapsayabileceği veya açıklayabileceği sınırın ötesine geçer” demektir. its zamiri color vision ifadesine gönderme yapar. Transcends, yukarı doğru ya da bir yerin içinden geçme hareketini değil, açıklamanın sınırını anlatır. Transcend resmî ve soyut bir fiildir. Genel olarak X transcends Y, X'in Y tarafından tamamen kapsanamayacağı, açıklanamayacağı veya sınırlandırılamayacağı anlamına gelir.

Alıştırma

“The feeling transcends any physical description,” cümlesinde transcends ne anlama gelir?

  1. Yazılı açıklamanın fiziksel olarak üstüne çıkar.
  2. Açıklamayı daha ayrıntılı hâle getirir.
  3. Fiziksel bir açıklamanın tamamen kapsayabileceği sınırın ötesine geçer.
Cevabı göster

Fiziksel bir açıklamanın tamamen kapsayabileceği sınırın ötesine geçer.

The knowledge argument isn't just about color vision. Kalıp ifadeler

2:08

Bilgi argümanı sadece renk görmeyle ilgili değildir.

Kalıp ifadeler

isn't just about...: bir tartışmanın kapsamını genişletmek

isn't just about color vision ifadesinde just, olumsuzluğun kapsamını sınırlar: argüman renkli görmeyi gerçekten içerir, ancak renkli görme onun tek konusu değildir. Bu ifade, konuşmacının tartışmanın kapsamını genişletmek üzere olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp X isn't just about A; it's also about B biçimindedir. A'yı geçerli bir unsur olarak koruyup başka bir konu, neden veya amaç eklemek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The documentary ____ space travel; it also explores life on Earth.

Cevabı göster

isn't just about

Mary's room uses color vision to represent conscious experience. Anlatım akışı

2:12

Mary'nin odası, bilinçli deneyimi temsil etmek için renk görmeyi kullanır.

Anlatım akışı

uses color vision to represent conscious experience: use X to represent Y kalıbı

use X to represent Y kalıbı, X’in Y için somut bir örnek, işaret ya da model olarak seçildiğini anlatır. Bu cümlede color vision belirli örnektir; conscious experience ise düşünce deneyinin bu örnek üzerinden ele aldığı daha geniş fikirdir. Burada represent, “bir şeyi simgelemek ya da ona örnek olmak” demektir; “birinin adına konuşmak” anlamına gelmez. Bu kalıp, hangi ayrıntının örnek olduğunu ve daha büyük hangi kavrama işaret ettiğini ayırt etmeye yardım eder.

Alıştırma

Cümleyi use X to represent Y kalıbıyla tamamlayın: The diagram ____ arrows ____ the direction of movement.

Cevabı göster

uses · to represent

If physical science can't entirely explain color vision, Dilbilgisi

2:17

Eğer fiziksel bilim renk görmeyi tamamen açıklayamıyorsa,

then maybe it can't entirely explain other conscious experiences either. Kelime

2:21

o zaman belki diğer bilinçli deneyimleri de tamamen açıklayamaz.

Dilbilgisi

If ... then ...: koşul ve mantıksal sonucu

If...then... bir koşulu ve onun mantıksal sonucunu kurar. if yan cümlesi öncülü verir: fizik bilimi color vision olgusunu bütünüyle açıklayamıyor olabilir. then ise düşünülen sonucu tanıtır: diğer bilinçli deneyimleri de bütünüyle açıklayamıyor olabilir. Burada then, “bu durumda” demektir; zaman sırasındaki “ondan sonra” anlamına gelmez. maybe sonucu kesin değil, olasılıklı yapar; olumsuz cümledeki either ise “o da” anlamını ekler. Bu sözcükler birlikte, tek bir örnekten daha geniş bir iddiaya temkinli biçimde geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Koşul cümlesini eşleşen If...then belirteçleriyle tamamlayın: ____ a number is even, ____ it can be divided by two with no remainder.

Cevabı göster

If · then

Kelime

other conscious experiences either: olumsuz bir iddianın kapsamını genişletmek

Conscious experiences, kişinin doğrudan hissettiği veya farkında olduğu öznel durumları ifade eder. Other, iddiayı daha önce söz edilen deneyim türünden başka türlere doğru genişletir. Yan cümle can't ile olumsuz olduğu için cümle sonundaki either, “o da değil” anlamı verir. Bu başka deneyimlerin de bütünüyle açıklanamayabileceğini ekler; iki seçenek sunmaz.

Alıştırma

other conscious experiences either, olumsuz iddiaya hangi anlamı ekliyor?

  1. İddiayı başka öznel deneyimleri de kapsayacak şekilde genişletir.
  2. İki deneyim arasında seçim sunar.
  3. Bütün deneyimlerin tamamen açıklandığını söyler.
Cevabı göster

İddiayı başka öznel deneyimleri de kapsayacak şekilde genişletir.

For instance, we could know every physical detail about the structure and function of someone else's brain Notlar

2:25

Örneğin, bir başkasının beyninin yapısı ve işlevi hakkındaki her fiziksel ayrıntıyı bilebiliriz

Kalıp ifadeler

every physical detail about the structure and function: yapı ve işlevle ilgili her fiziksel ayrıntı

Every physical detail about... bir konuya ilişkin tek tek bütün fiziksel bilgileri ifade eder. Every sözcüğünün ardından tekil sayılabilir isim detail gelir; ancak bütün ifade birçok ayrıntıyı kapsar. Burada varsayılan bilginin eksiksiz olduğunu vurgular. Structure and function bilim dilinde yaygın bir eşgüdümlü çifttir: structure beynin nasıl düzenlendiğini veya kurulduğunu, function ise parçalarının ne yaptığını ve nasıl çalıştığını anlatır. Her iki isim de about kapsamındadır; dolayısıyla cümle iki yön hakkındaki bilgiyi de içerir.

Alıştırma

Hangi ifade dilbilgisi bakımından doğrudur ve bir şeyin hem nasıl kurulduğunu hem de nasıl çalıştığını kapsar?

  1. every physical detail about the structural and function
  2. every physical details about the structure and function
  3. every physical detail about the structure but function
  4. every physical detail about the structure and function
Cevabı göster

every physical detail about the structure and function

but still not understand what it feels like to be that person. Kalıp ifadeler

2:32

ama yine de o kişi olmanın nasıl bir his olduğunu anlayamayız.

Anlatım akışı

For instance: genel bir iddiadan örneğe geçmek

For instance, “örneğin” anlamına gelen bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, daha önce sunulan genel bir düşünceyi destekleyen veya açıklayan somut bir durumun sırada olduğunu bildirir. Burada açıklamalar ve deneyim hakkındaki genel iddiadan belirli bir duruma geçiş yapar: başka birinin beyniyle ilgili bütün fiziksel gerçekleri bilmek. Bu durum önceki iddiayı örneklendirir; yeni bir sonuç değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü örnek verme ifadesiyle tamamlayın: Many insects help gardens. ____, bees pollinate flowers.

Cevabı göster

For instance

Kalıp ifadeler

what it feels like to be that person: o kişi olmanın nasıl bir his olduğu

What it feels like to + fiil, bir şeyi yapmanın veya bir durumda olmanın kişiye nasıl hissettirdiğini, yani birinci şahıs deneyimini anlatır. Burada to be that person deneyimi belirler ve what ile başlayan yan cümlenin tamamı understand fiilinin nesnesidir. Buradaki like, hoşlanmak anlamına gelmez. What ... feels like kalıbında bir deneyimin onu yaşayan kişiye içeriden nasıl geldiğini anlatmaya yardım eder.

Alıştırma

Cümleyi feels ve like içeren hedef kalıpla tamamlayın: You cannot know ____ to lose your voice until it happens.

Cevabı göster

what it feels like

These ineffable experiences have properties called qualia, Notlar

2:36

Bu tarif edilemez deneyimlerin qualia adı verilen özellikleri vardır,

Kelime

ineffable experiences: sözcüklerle tam olarak ifade edilemeyen deneyimler

“Ineffable experiences” ifadesinde ineffable, bir şeyin sözcüklerle tam olarak ifade edilmesinin imkânsız veya son derece zor olduğu anlamına gelir. Yalnızca “zor” demekten daha güçlüdür: Kişi yaşadığı deneyimi açıkça hissedebilir, ancak dil o deneyimin nasıl bir his olduğunu bütünüyle aktaramaz. Bu sıfat genellikle duygular, güzellik veya ruhani deneyimler gibi öznel ya da soyut şeyleri niteler. Burada, birinci şahıs deneyiminin tam olarak iletilemeyen nitelikleri olduğu düşüncesini hazırlar.

Alıştırma

“The moment felt ineffable” cümlesindeki ineffable ne anlama gelir?

  1. Sözcüklerle tam olarak ifade edilmesi imkânsızdı.
  2. Kesin olarak ölçülmesi kolaydı.
  3. Rahatsız ediciydi ve unutulmalıydı.
Cevabı göster

Sözcüklerle tam olarak ifade edilmesi imkânsızdı.

Kültür

properties called qualia: deneyimin öznel nitelikleri

“Properties called qualia”, “qualia adı verilen özellikler” anlamına gelir. Zihin felsefesinde qualia, bilinçli deneyimin öznel nitelikleridir; yani kırmızı görmenin, kahve tatmanın veya acı hissetmenin birinci şahıs açısından nasıl bir şey olduğudur. Bu sözcük, dışarıdan yapılan ölçümleri veya beyin yapılarını değil, deneyimin niteliklerini adlandırır.

Alıştırma

Zihin felsefesinde qualia kavramını en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Bilinçli deneyimlerin öznel nitelikleridir.
  2. Beyin etkinliğinin sayısal ölçümleridir.
  3. Bir bilgisayarın fiziksel parçalarıdır.
Cevabı göster

Bilinçli deneyimlerin öznel nitelikleridir.

subjective qualities that you can't accurately describe or measure. Notlar

2:42

doğru bir şekilde tarif edemeyeceğiniz veya ölçemeyeceğiniz öznel niteliklerdir.

Kelime

subjective qualities: kişisel deneyime bağlı nitelikler

subjective qualities, bir kişinin birinci şahıs deneyimiyle anlaşılan niteliklerdir; yani bir şeyin o kişiye nasıl hissettirdiği, nasıl göründüğü, tadının nasıl olduğu veya nasıl algılandığıdır. Burada subjective, dışarıdan bir gözlemcinin kişiden bağımsız olarak kontrol edebildiği ya da ölçebildiği nesnel özelliklerle karşıtlık kurar. Subjective; hayalî, gelişigüzel veya yanlış demek değildir. Nesnel bir açıklama ya da ölçüm deneyimi bütünüyle aktaramasa bile o deneyim gerçek olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede subjective qualities ne anlama geliyor?

  1. Hayal ürünü olan ve hiçbir gerçekliği bulunmayan nitelikler
  2. Dışarıdan her gözlemcinin tamamen aynı biçimde ölçebildiği nitelikler
  3. Bir kişinin bakış açısına veya deneyimine bağlı nitelikler
Cevabı göster

Bir kişinin bakış açısına veya deneyimine bağlı nitelikler

Kalıp ifadeler

can't accurately describe or measure: iki fiili niteleyen tek zarf

“can't accurately describe or measure” ifadesinde describe ve measure, can't sonrasında eş görevli iki seçenektir. Accurately iki fiili de niteler; ifade “can't describe accurately and can't measure accurately” anlamına gelir. Cümle, hiçbir şey söyleyememe ya da hiçbir ölçüm yapamama durumundan çok doğruluk eksikliğine odaklanır. İngilizcede bir zarfın tekrar edilmemesi için eş görevli fiillerin önüne tek bir zarf konabilir.

Alıştırma

Hangi açıklama “We can't accurately describe or measure the sensation” cümlesiyle aynı anlama gelir?

  1. Tanımlama doğrudur, ancak ölçme olanaksızdır.
  2. Ne tanımlama ne de ölçme doğru biçimde yapılabilir.
  3. Yalnızca tanımlama doğru değildir; ölçme doğrudur.
Cevabı göster

Ne tanımlama ne de ölçme doğru biçimde yapılabilir.

Qualia are unique to the person experiencing them, Kalıp ifadeler

2:46

Qualia, onları deneyimleyen kişiye özgüdür,

Kalıp ifadeler

unique to the person experiencing them: onları deneyimleyen kişiye özgü

Be unique to + kişi, grup, yer veya şey yapısı, bir özelliğin yalnızca o özneye ait olduğunu ya da yalnızca orada bulunduğunu anlatır. Burada bu öznel niteliklerin, herkes tarafından doğrudan paylaşılmak yerine deneyimi yaşayan kişiye ait olduğu söyleniyor. Experiencing them, the person ifadesinden sonra gelen bir -ing öbeğidir. Hangi kişiden söz edildiğini belirtir ve who is experiencing them ile aynı anlamı taşır; them, qualia sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

“This greeting is unique to the island,” cümlesinde unique to the island ne anlama gelir?

  1. Adayı ziyaret edenler arasında popülerdir.
  2. Yalnızca adada bulunur.
  3. Belirli bir ziyaretçi için icat edilmiştir.
Cevabı göster

Yalnızca adada bulunur.

like having an itch, being in love, or feeling bored. Dilbilgisi

2:50

tıpkı kaşınmak, aşık olmak veya sıkılmak gibi.

Dilbilgisi

having..., being... veya feeling... ile paralel listeleme

Cümle, like sözcüğünden sonra üç paralel -ing öbeğiyle örnek verir: having an itch, being in love ve feeling bored. Üçü de aynı dil bilgisi biçimine sahip olduğu için listeyi takip etmek kolaydır. Burada being in love bir durumu veya deneyimi adlandırır. Listedeki bir ulaç öbeğidir; şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatan şimdiki zaman yapısı değildir.

Alıştırma

Hangi seçenekte üç örnek de paralel -ing biçimindedir?

  1. having an itch, being in love, or feeling bored
  2. having an itch, to be in love, or feeling bored
  3. to have an itch, being in love, or feel bored
Cevabı göster

having an itch, being in love, or feeling bored

Physical facts can't completely explain mental states like this.

2:53

Fiziksel gerçekler bu gibi zihinsel durumları tamamen açıklayamaz.

Philosophers interested in artificial intelligence Dilbilgisi

2:58

Yapay zekaya ilgi duyan filozoflar

have used the knowledge argument Kalıp ifadeler

3:02

bilgi argümanını,

to theorize that recreating a physical state Anlatım akışı

3:04

fiziksel bir durumu yeniden yaratmanın

Kalıp ifadeler

used the knowledge argument to theorize that: X'i kullanarak kuram geliştirmek

"Use X to theorize that + clause" yapısında X, kuramsal bir fikir geliştirmek için kullanılan argüman, kanıt veya modeldir. "To theorize" mastarı X'in hangi amaçla kullanıldığını, "that" ile başlayan yan cümle ise öne sürülen fikri belirtir. Burada X, bilgi argümanıdır. "Theorize" bir kuram oluşturmak veya önermek anlamına gelir; kuram çalışmak anlamına gelmez ve fikrin kanıtlandığını göstermez.

Alıştırma

"Use X to theorize that + clause" yapısındaki eksik sözcüklerle cümleyi tamamlayın: Researchers used the flight data ____ the birds followed magnetic fields.

Cevabı göster

to theorize that

won't necessarily recreate a corresponding mental state. Kelime

3:06

buna karşılık gelen zihinsel bir durumu yeniden yaratmak zorunda olmadığı teorisini oluşturmak için kullandılar.

Dilbilgisi

Philosophers interested in artificial intelligence: isimden sonra gelen niteleyici

"Interested in artificial intelligence" ifadesi "Philosophers" sözcüğünden sonra gelir ve hangi filozofların kastedildiğini açıklar. Bu, "Philosophers who are interested in artificial intelligence" ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. "Philosophers interested in artificial intelligence" ifadesinin tamamı öznedir. "Interested" ana fiil değildir; ana fiil öbeği "have used" ifadesidir. Niteleyicinin isimden sonra gelmesi, akademik İngilizcedeki uzun bir özneyi daha derli toplu hâle getirir.

Alıştırma

"Philosophers interested in artificial intelligence have used the argument." cümlesinde ana fiil öbeğini hangi sözcükler oluşturur?

  1. have used
  2. interested in
  3. artificial intelligence
Cevabı göster

have used

Anlatım akışı

recreating a physical state won't necessarily recreate a corresponding mental state: sonucu sınırlamak

recreate fiilinin tekrarı paralel bir karşıtlık kurar: recreating a physical state başlangıçtaki eylemdir, recreate a corresponding mental state ise olası sonuçtur. Bu düzenleme, aralarında öne sürülen bağlantıyı gösterirken fiziksel ve zihinsel düzeyleri ayrı tutar. Won't necessarily sonucu sınırlar. Fiziksel durumu yeniden yaratmanın ona karşılık gelen zihinsel durumu garanti etmediğini anlatır. Zihinsel durum yine de ortaya çıkabilir, ancak ortaya çıkması zorunlu değildir.

Alıştırma

Hangi ifade, vurgulanan bölümdeki mantığı korur?

  1. Fiziksel bir durumu yeniden yaratmak, her türlü zihinsel durumu imkânsız kılar.
  2. Fiziksel bir durumu yeniden yaratmak, ona karşılık gelen zihinsel durumu garanti etmez.
  3. Fiziksel bir durumu yeniden yaratmak, ona karşılık gelen zihinsel durumu garanti eder.
Cevabı göster

Fiziksel bir durumu yeniden yaratmak, ona karşılık gelen zihinsel durumu garanti etmez.

Kelime

corresponding mental state: iki düzey arasındaki eşleşme

corresponding mental state ifadesinde corresponding, 'daha önce sözü edilen fiziksel durumla eşleşen veya onunla ilişkili' demektir. Önceki ifadeye gönderme yapar ve fiziksel düzeydeki bir şeyi zihinsel düzeydeki karşılığıyla eşleştirir. Corresponding, aynılık ya da nedensellik değil, ilişki bildirir. İki durumun aynı türden olması gerekmez; bu sıfat tek başına birinin diğerini ürettiğini de söylemez.

Alıştırma

Bir tabloda her soru, onunla eşleşen cevabın yanında yer alıyor. Cevabı doğal biçimde hangi ifade tanımlar?

  1. the correspond answer
  2. the corresponding answer
  3. the communicating answer
Cevabı göster

the corresponding answer

In other words, Anlatım akışı

3:10

Başka bir deyişle,

building a computer which mimicked the function of every single neuron of the human brain Dilbilgisi

3:12

insan beynindeki her bir nöronun işlevini taklit eden bir bilgisayar yapmak

Dilbilgisi

building a computer which mimicked the function: gerund öbeği özne ve ilgi cümleciği

Building a computer which mimicked the function ... tam cümlenin öznesi olarak görev yapan bir gerund öbeğidir. Böyle bir bilgisayar inşa etme etkinliğini adlandırır. Building burada devam eden zaman yapısının bir parçası değildir, çünkü bir be biçimiyle birlikte kullanılmamıştır. Bu öznenin içinde which mimicked the function ... ifadesi a computer ögesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. İlgi cümleciğini geçici olarak bir kenara bırakırsanız tam cümlenin iskeleti Building a computer ... won't necessarily create ... olur. Böylece uzun özneyi ve ana fiili bulmak kolaylaşır.

Alıştırma

Hangi cümle bir gerund öbeğini özne olarak ve onun nesnesini nitelemek için bir ilgi cümleciğini doğru kullanır?

  1. Building a robot that sorts packages take months.
  2. Building a robot that sorts packages is take months.
  3. Build a robot that sorts packages takes months.
  4. Building a robot that sorts packages takes months.
Cevabı göster

Building a robot that sorts packages takes months.

won't necessarily create a conscious computerized brain. Kalıp ifadeler

3:17

mutlaka bilinçli bir bilgisayarlı beyin yaratmayacaktır.

Anlatım akışı

In other words: aynı noktayı yeniden ifade etmek

In other words, sonraki ifadenin ayrı bir iddia eklemek yerine önceki düşünceyi farklı sözlerle yeniden anlattığını gösterir. Ana anlam aynı kalır, ancak yeni ifade çoğu zaman daha açık veya daha somuttur. Burada bilgisayar ve nöronlarla ilgili durum, önceki düşüncenin somut bir anlatımıdır. In other words ifadesini okuduğunuzda veya duyduğunuzda, iki anlatımı aynı noktanın açıklamaları olarak birbirine bağlayın.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki yeniden ifade belirteciyle tamamlayın: The material is biodegradable. ____, it can break down naturally.

Cevabı göster

In other words

Kalıp ifadeler

won't necessarily create: sonuç garanti değildir

won't necessarily create ifadesinde won't içindeki not, necessarily sözcüğünün anlattığı zorunluluğu sınırlar. Sonucun kesin olarak ortaya çıkacağını reddeder; sonucun imkânsız olduğunu söylemez. Gelecekteki bir sonuç mümkün olduğu hâlde konuşulan koşuldan otomatik olarak doğmuyorsa won't necessarily + fiilin yalın hâli kullanılır. Burada bilinçli, bilgisayarlı bir beynin yaratılması hâlâ mümkündür, ancak bunun gerçekleşeceği garanti değildir.

Alıştırma

Hangi cümle daha iyi sonuçların mümkün olduğunu, ancak garanti olmadığını söylüyor?

  1. A larger budget definitely won't create better results.
  2. A larger budget won't necessarily create better results.
  3. A larger budget will certainly create better results.
Cevabı göster

A larger budget won't necessarily create better results.

Not all philosophers agree that the Mary's room experiment is useful. Dilbilgisi

3:21

Tüm filozoflar Mary'nin odası deneyinin yararlı olduğu konusunda hemfikir değildir.

Dilbilgisi

Not all philosophers agree that: kısmi olumsuzluk

Not all philosophers agree that... ifadesindeki Not all kısmi olumsuzluk oluşturur. Grubun görüşünün oy birliğiyle aynı olmadığını söyler: en az bir filozof aynı fikirde değildir, ancak diğer bazı filozoflar aynı fikirde olabilir. Not all + çoğul isim + fiil yapısı, grubun tamamıyla ilgili bir iddiayı reddeder. Kaç kişinin aynı fikirde olduğunu belirtmez; bu nedenle No philosophers agree ile değiştirilemez.

Alıştırma

Hangi cümle en az bir değerlendirenin onay vermediğini, ancak bazılarının onay vermiş olabileceğini ifade eder?

  1. Not all reviewers approved the proposal.
  2. No reviewers approved the proposal.
  3. All reviewers approved the proposal.
Cevabı göster

Not all reviewers approved the proposal.

Some argue that her extensive knowledge of color vision Kalıp ifadeler

3:26

Bazıları, renk görme konusundaki kapsamlı bilgisinin,

Kalıp ifadeler

extensive knowledge of color vision: bir alana ilişkin kapsamlı bilgi

Extensive knowledge of color vision, renk görmenin birçok yönünü kapsayan geniş ve ayrıntılı bilgi anlamına gelir. Extensive, bilginin ne kadar çaba gösterilerek veya ne kadar hızlı öğrenildiğini değil, kapsamını ya da miktarını anlatır. Başka alanlara aktarılabilen kalıp have extensive knowledge of + alan şeklindedir. Bu, know a lot about + alan ifadesinden daha resmîdir.

Alıştırma

Bir alan hakkında geniş bilgi anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The curator has ____ ancient coins.

Cevabı göster

extensive knowledge of

would have allowed her to create the same mental state Dilbilgisi

3:29

gerçekten rengi görerek üretilen zihinsel durumun aynısını

produced by actually seeing the color. Dilbilgisi

3:32

yaratmasına olanak tanıyacağını savunur.

Dilbilgisi

would have allowed her to create...: varsayımsal bir geçmiş sonuç

Would have allowed her to create, geçmişteki veya kuramsal bir koşula bağlı sonucu sunmak için would have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Bu koşul altında bir şey, onun söz konusu zihinsel durumu yaratmasını mümkün kılmış olurdu. Bu yapı çoğu zaman gerçekleşmemiş bir geçmiş sonucu anlatır; burada ayrıca iddiayı doğrulanmış bir gerçek değil, varsayım olarak tutar. allow + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısında her, kendisine olanak sağlanan kişidir; create ise eylemdir. Bu ifade geleceğe yönelik bir tahmin değildir.

Alıştırma

Gerçekleşmemiş geçmiş sonucu allow fiilinin hedef biçimiyle tamamlayın: A spare key ____ us to open the door, but we did not have one.

Cevabı göster

would have allowed

Dilbilgisi

produced by actually seeing the color: geçmiş ortaçla kurulan niteleyici

Produced by actually seeing the color, daha önce geçen the mental state ad öbeğini niteleyen edilgen bir geçmiş ortaç öbeğidir. Bu durumun kaynağını, yani gerçek görsel deneyimin bu durumu oluşturduğunu belirtir. Yeni ve tam bir yüklem değildir. Daha açık biçimi the mental state that is produced by actually seeing the color şeklindedir. that is bölümünün çıkarılması anlatımı kısaltır. by sözcüğünden sonraki seeing, isim görevinde kullanılan bir -ing biçimidir; actually ise renk hakkında öğrenilen bilgilerden çok gerçek deneyimi vurgular.

Alıştırma

Friction sözcüğünü ısının kaynağı yapan, dersteki iki sözcüklü ifadeyi yazın: The heat ____ friction warmed the metal.

Cevabı göster

produced by

The screen malfunction wouldn't show her anything new. Anlatım akışı

3:34

Ekranın bozulması ona yeni bir şey göstermeyecektir.

Anlatım akışı

wouldn't show her anything new: bir sonucu özetlemek

Wouldn't show her anything new, karşıt görüşü tek bir sonuçta özetler: ekran arızası ona zaten sahip olmadığı hiçbir bilgi vermeyecektir. Buradaki anything new yalnızca ekranda farklı bir görüntüyü değil, yeni bilgi veya anlayışı ifade eder. Show, show + kişi + şey yapısını kullanır: her bilgiyi alacak kişidir, anything new ise öğrenebileceği şeydir. Wouldn't, would not anlamına gelir ve hayal edilen durumdaki öngörülen sonucu belirtir. Sonucun bu kadar kısa ifade edilmesi, daha uzun bir savın ana sonucunu takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Maya müze rehberindeki bütün bilgileri zaten öğrenmiştir. Ziyaretin ona yeni bilgi vermeyeceği iddiasını en iyi hangi cümle özetler?

  1. The museum visit wouldn't show her anything new.
  2. Maya wouldn't show the tour guide anything new.
  3. The museum visit would show her a new entrance.
Cevabı göster

The museum visit wouldn't show her anything new.

Others say that her knowledge was never complete in the first place Deyimler

3:38

Diğerleri ise, bilgisinin en başından beri hiçbir zaman tam olmadığını söyler,

Deyimler

never complete in the first place: baştan beri geçerli olan bir durum

Burada never complete in the first place, onun bilgisinin en başından beri zaten eksik olduğu anlamına gelir. in the first place ifadesi başlangıçtaki duruma geri döner; fiziksel bir “ilk yer” anlamına gelmez. Bir tartışmada bu yapı bir varsayımı sorgular. Sorunun sonradan ortaya çıkmadığını, başlangıçtaki iddianın zaten yanlış olduğunu belirtir.

Alıştırma

“En başından beri zaten geçerli” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rule was unfair ____.

Cevabı göster

in the first place

because it was based only on those physical facts that can be conveyed in words. Notlar

3:42

çünkü bu bilgi sadece kelimelerle ifade edilebilen fiziksel gerçeklere dayanıyordu.

Kalıp ifadeler

was based only on ...: dayanağı sınırlamak

Was based on, “bir şeyi temel veya kanıt olarak kullanıyordu” anlamına gelir. Burada onun bilgisini, bu bilgiyi destekleyen fiziksel gerçeklerle ilişkilendirir; on bir yeri değil, dayanağı belirtir. Only bu dayanağın kapsamını sınırlar. Was based only on those physical facts, bu gerçeklerin tek temel olduğunu ve başka türde bilgi veya deneyimlerin dahil edilmediğini belirtir.

Alıştırma

“Bunun dışında hiçbir dayanağı yok” anlamındaki hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: The report ____ two interviews.

Cevabı göster

is based only on

Dilbilgisi

that can be conveyed in words: kiplik fiille edilgen anlam

“That can be conveyed in words” ilgi yan cümlesi “physical facts” ifadesini niteler. “That” bu gerçeklerin yerini tutar; “can be conveyed” ise gerçeklerin aktarılabildiğini belirtmek için can + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Burada “convey”, bir nesneyi taşımak değil, bilgi veya fikir iletmek anlamındadır. “In words”, sözlü ya da yazılı dil yoluyla demektir ve sözel açıklamayı doğrudan deneyimden ayırır.

Alıştırma

Dilin bir duyguyu bütünüyle aktaramayabileceğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Some feelings cannot be fully conveyed in words.
  2. Some feelings cannot fully convey in words.
  3. Some feelings cannot be fully conveying in words.
Cevabı göster

Some feelings cannot be fully conveyed in words.

Years after he proposed it, Dilbilgisi

3:47

Önerisinden yıllar sonra,

Jackson actually reversed his own stance on his thought experiment. Kalıp ifadeler

3:49

Jackson aslında kendi düşünce deneyi hakkındaki tutumunu tersine çevirdi.

Dilbilgisi

Years after he proposed it: cümle başına alınmış zaman ifadesi

“Years after he proposed it”, zaman arka planını oluşturmak için ana cümleden önce gelir. “Years” aradaki sürenin uzunluğunu gösterir; after yan cümlesi ise zaman ölçüsü olarak alınan önceki olayı belirtir. “It”, daha önce sözü edilen düşünce deneyine gönderme yapar. Yeniden kullanılabilir kalıp süre + after + özne + fiil biçimindedir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından virgül gelir; ana ifade virgülden sonra yer alır.

Alıştırma

Zaman arka planını sunmak için years after + yan cümle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Years after she joined the lab, she became its director.
  2. Years after did she join the lab, she became its director.
  3. After years she joined the lab, she became its director.
Cevabı göster

Years after she joined the lab, she became its director.

Kalıp ifadeler

reversed his own stance on: belirgin bir tutum değişikliği

Bu cümlede reversed his own stance on, Jackson'ın düşünce deneyi hakkında daha önce kendisinin benimsediği tutumu değiştirdiği anlamına gelir. Stance burada fiziksel duruşu değil, bir konu hakkındaki görüşü veya tutumu ifade eder; on ise konuyu tanıtır. Reverse, yalnızca adjust veya reconsider demekten daha güçlüdür. Yönün belirgin biçimde değiştiğini ve çoğu zaman oldukça farklı ya da karşıt bir tutuma geçildiğini anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp reverse + iyelik sözcüğü + stance on + konu biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi reverse + iyelik sözcüğü + stance on hedef kalıbıyla tamamlayın: After reviewing the new evidence, the board ____ the safety rule.

Cevabı göster

reversed its stance on

He decided that even Mary's experience of seeing red Dilbilgisi

3:53

Mary'nin kırmızıyı görme deneyiminin bile

still does correspond to a measurable physical event in the brain, Kelime

3:56

fiziksel açıklamanın ötesindeki bilinemez qualia'ya değil,

Dilbilgisi

even ... still does correspond to: görünürdeki istisna yine de sonuca uyar

Even, Mary'nin kırmızıyı görme deneyimini şaşırtıcı veya istisnai görünebilecek bir durum olarak öne çıkarır. Still ise bu olası itiraza rağmen sonucun geçerliliğini koruduğunu gösterir. Still does correspond to içinde does, olumlu bir cümlede kullanılan vurgulu yardımcı fiildir; deneyimin gerçekten karşılık geldiğini belirtir. Does sonrasında ana fiilin yalın biçimi olan correspond kullanılır. Even ... still does ... yapısı bir bütün olarak, istisnai görünen bir durumun yine de sonuçla uyumlu olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi even ve vurgulu still does kalıbıyla tamamlayın: ____ this unusual result ____ support the main conclusion.

Cevabı göster

Even · still does

Kelime

correspond to a measurable physical event in the brain: beyindeki ölçülebilir bir fiziksel olaya karşılık gelmek

Burada correspond to, öznel deneyimin beynin fiziksel düzeyinde kendisiyle eşleşen, ölçülebilir bir oluşumu bulunduğu anlamına gelir. İki betimleme arasında ilişki kurar; ancak tek başına birinin diğerine neden olduğunu veya ikisinin özdeş olduğunu söylemez. Bilimsel yazılarda a physical event, sinirsel etkinlik gibi bir süreç, değişim veya durum olabilir. Günlük dildeki büyük ve halka açık bir olay olmak zorunda değildir. Measurable, en azından ilke olarak, bu oluşuma ait kanıtların gözlemlenebileceği veya kaydedilebileceği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle iki olgu arasında yalnızca bir karşılıklılık ilişkisi olduğunu, nedensellik veya tam özdeşlik ileri sürmeden belirtir?

  1. Each peak on the scan causes a measurable change in brain activity.
  2. Each peak on the scan corresponds to a measurable change in brain activity.
  3. Each peak on the scan is identical to a measurable change in brain activity.
Cevabı göster

Each peak on the scan corresponds to a measurable change in brain activity.

not unknowable qualia beyond physical explanation. Kelime

4:01

beyinde ölçülebilir fiziksel bir olaya karşılık geldiğine karar verdi.

Kelime

unknowable qualia beyond physical explanation: fiziksel açıklamanın ötesindeki bilinemez qualia

Qualia, quale sözcüğünün çoğuludur ve deneyimin öznel niteliklerini anlatan bir felsefe terimidir; örneğin kırmızıyı görmenin veya acı hissetmenin kişi için nasıl bir deneyim olduğunu ifade eder. Unknowable qualia beyond physical explanation, bu nitelikleri nesnel olarak bilinmesi imkânsız ve fiziksel bir açıklamanın erişimi dışında olarak tanımlar. Burada beyond bir yeri değil, soyut bir sınırı belirtir. Baştaki not bu tanımı reddeder: Deneyim, fiziksel açıklamanın erişemeyeceği bir şey olarak değil, ölçülebilir bir fiziksel karşılığı olan bir şey olarak ele alınır.

Alıştırma

Cümle, not unknowable qualia beyond physical explanation ifadesiyle hangi görüşü reddediyor?

  1. Qualia'nın toplumun görebildiği büyük olaylar olduğu görüşü.
  2. Her fiziksel olayın ölçülmesinin imkânsız olduğu görüşü.
  3. Öznel deneyimin fiziksel açıklamaların açıklayabileceği alanın dışında olduğu görüşü.
Cevabı göster

Öznel deneyimin fiziksel açıklamaların açıklayabileceği alanın dışında olduğu görüşü.

But there still isn't a definitive answer Kalıp ifadeler

4:04

Ancak Mary'nin elmayı gördüğünde

to the question of whether Mary would learn anything new Dilbilgisi

4:07

yeni bir şey öğrenip öğrenmeyeceği sorusuna

Kalıp ifadeler

there still isn't a definitive answer: hâlâ çözülememiş bir soru

Bu cümlede there still isn't a definitive answer, sorunu şimdiye kadar kesin olarak çözüme kavuşturan bir yanıt bulunmadığı anlamına gelir. there is yapısı böyle bir yanıtın var olmadığını belirtir; still ise önceki tartışmalara rağmen bu durumun sürdüğünü gösterir. definitive answer ifadesi, sorunu çözecek kadar kesin bir yanıtı anlatır; yalnızca açık, uzun veya ayrıntılı bir yanıt anlamına gelmez. Bu kalıp, hâlâ açık olan bir sorudan söz ederken kullanışlıdır.

Alıştırma

Sorunun hâlâ çözüme kavuşmadığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After years of research, there ____ to this question.

Cevabı göster

still isn't a definitive answer

when she sees the apple.

4:11

hala kesin bir cevap yoktur.

Dilbilgisi

whether Mary would learn anything new: dolaylı soruda düz cümle dizilişi

Whether Mary would learn anything new, cümle içine yerleştirilmiş bir evet-hayır sorusudur. the question of ifadesinden sonra gelerek sorunun içeriğini, yani Mary’nin yeni bir bilgi edinip edinmeyeceği meselesini belirtir. Bu soru daha büyük bir öbeğin içine yerleştirildiği için would Mary learn değil, düz cümle dizilişi olan Mary would learn kullanılır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp the question of whether + özne + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle sorunun içeriğini belirtmek için whether sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Researchers considered the question of whether would the treatment work.
  2. Researchers considered the question of whether did the treatment work.
  3. Researchers considered the question of whether the treatment would work.
Cevabı göster

Researchers considered the question of whether the treatment would work.

Could it be that there are fundamental limits Dilbilgisi

4:12

Deneyimleyemeyeceğimiz bir şey hakkında bilebileceklerimize dair

to what we can know about something we can't experience?

4:14

temel sınırlar olması mümkün müdür?

Dilbilgisi

Could it be that... ile açık bir olasılık ortaya koymak

Could it be that + düz söz dizimine sahip bir yan cümle? sonraki düşünceyi bir olasılık olarak sunar ve kabaca “Acaba … olabilir mi?” anlamına gelir. It biçimsel öznedir; asıl içerik that yan cümlesinde yer alır. Burada could geçmiş zamanı değil, temkinli bir olasılığı ifade eder. Bu cümlede konuşmacı basit bir olgusal cevap istemez. Bu kalıp, dinleyiciyi daha büyük bir soru üzerinde düşünmeye davet eder. Doğrudan bir iddiadan daha açık ve temkinlidir; ancak dinleyiciyi belirli bir sonucu düşünmeye de yönlendirebilir.

Alıştırma

Soruyu Could ile başlayıp that ile biten, olasılık bildiren dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ the missing file was saved under another name?

Cevabı göster

Could it be that

Dilbilgisi

fundamental limits to what we can know about...: bilebileceklerimizin temel sınırları

fundamental limits to what we can know, erişebileceğimiz bilginin temel sınırları anlamına gelir. limits to... yapısında to bir edattır. Bu edatın nesnesi, “bilebileceğimiz şeyler” anlamındaki what we can know yan cümlesidir; bu yan cümle can we know değil, we can know biçimindeki düz söz dizimini korur. about something we can't experience, bu bilginin hangi konuyla ilgili olduğunu belirtir. we can't experience, something sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Birlikte kullanıldığında fundamental, sınırların yalnızca geçici bilgi veya araç eksikliğinden değil, insanın bilme yetisinin kendisinden kaynaklanabileceğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümle bir sınırı anlatmak için limits to what... yapısını doğru kullanıyor?

  1. There may be limits to what can the telescope detect.
  2. There may be limits to what the telescope can detect.
  3. There may be limits what the telescope can detect to.
Cevabı göster

There may be limits to what the telescope can detect.

And would this mean that there are certain aspects of the universe

4:18

Ve bu, evrenin

that lie permanently beyond our comprehension? Kelime

4:21

kalıcı olarak anlayışımızın ötesinde yatan belirli yönleri olduğu anlamına mı gelir?

Kelime

lie permanently beyond our comprehension: kavrayışın kalıcı sınırı

Bu soruda lie, yalan söylemek değil, belirli bir sınırın ötesinde bulunmak veya kalmak anlamındadır. Lie beyond our comprehension, bazı evren yönlerinin insanların anlayabileceği alanın dışında kalabileceğini anlatır. Permanently, bu sınırın geçici olmadığını ve belki de sonsuza dek aşılamayacağını vurgular. Cümlenin tamamı kesinleşmiş bir gerçeği değil, bir olasılığı soru olarak sunar.

Alıştırma

Hiçbir zaman anlaşılamayabilecek bir kaynağı anlatırken lie beyond our comprehension ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The origin of the signal may lie permanently beyond our comprehension.
  2. The origin of the signal may lie permanently beyond our comprehending.
  3. The origin of the signal may lay permanently beyond our comprehension.
Cevabı göster

The origin of the signal may lie permanently beyond our comprehension.

Or will science and philosophy Anlatım akışı

4:24

Yoksa bilim ve felsefe

allow us to overcome our mind's limitations? Kalıp ifadeler

4:27

zihnimizin sınırlarını aşmamıza izin verecek mi?

Anlatım akışı

Or will science and philosophy...: karşıt bir olasılık sunmak

Burada Or will science and philosophy...? önceki olasılığı ele alır ve onunla karşıtlık oluşturan başka bir olasılık açar. Bu konumdaki Or, “başka bir olasılık olarak” anlamı verir: bazı şeyler belki sonsuza dek erişimimizin dışında kalacaktır ya da bu alanlar sınırlarımızı aşmamıza yardım edecektir. Sonuç bölümündeki bir soru olarak bu yapı kesin bir cevap vermek yerine iki sonucu da açık bırakır. Sonu sıradan bir evet-hayır sorusu olarak değil, iki olası yön etrafında düzenler.

Alıştırma

Konuşan kişi az önce The old method may never work dedi. Hangi cümle karşıt bir olasılığı en iyi şekilde sunar ve sonu açık bırakır?

  1. Or will a simpler method solve the problem?
  2. Will a simpler method solve the problem?
  3. And will a simpler method solve the problem?
Cevabı göster

Or will a simpler method solve the problem?

Kalıp ifadeler

allow us to overcome ...: allow + nesne + to-infinitive

Bu soruda allow, “resmî olarak izin vermek” değil, “bir şeyi mümkün kılmak” anlamındadır. allow us to overcome our mind's limitations, insan zihninin anlayabileceği veya deneyimleyebileceği şeylerin sınırlarını aşmamızı mümkün kılma düşüncesini ifade eder. Kalıp allow + nesne + to-infinitive biçimindedir: allow us to overcome. overcome limitations, sınırlamaları veya engelleri başarıyla aşmak anlamına gelen yaygın bir soyut sözcük birleşimidir.

Alıştırma

allow, athletes ve overcome sözcüklerini doğru yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: Good coaching may ____ self-doubt.

Cevabı göster

allow athletes to overcome