Uzaya Fırlatılış! 😮 🚀 | Bluey 2. Sezon Önemli Anlar - Kaçış | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
254 kelime 174 kel/dk

Video özeti: İki çocuk, scooter ve roketle süren, onları Ay’a kadar götüren bir kovalamaca hayal eder. Daha sonra Nana’yla resim yaparken hayallerindeki evin arabasını, Jerry Lee’yi ve Ay maceralarını anlatırlar; böylece başlangıçtaki yolculuğun canlı hayal güçlerinden doğduğu anlaşılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. take off. — Öbek fiiller: Bu öbek fiilin bir roketin ya da uçağın yerden ayrılmasını anlattığını kavrayabilirsiniz. Uzay macerasında kalkmak veya fırlatılmak anlamındadır; sözcükleri ayrı ayrı yorumlamak yerine uçaklar, roketler ve uçuşa başlayan başka araçlar hakkında konuşurken ifadeyi tanıyıp kullanabilirsiniz. 2. make the most of it. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Birini sınırlı bir zamanı veya değerli bir fırsatı olabildiğince iyi değerlendirmeye teşvik etmeyi öğrenebilirsiniz. Nana burada anne babaya nadiren buldukları baş başa zamanın tadını çıkarmalarını söyler; ifade ayrıca zaman, kaynaklar ve kusurlu olsa bile değerlendirilebilecek durumlar için doğal biçimde kullanılabilir. 3. where you get your ideas from. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Birinin yaratıcılığının kaynağına sevgi dolu bir şaşkınlıkla veya takılarak değinmenin doğal bir yolunu tanıyabilirsiniz. Konuşma İngilizcesinde from sözcüğünün sonda bulunması normaldir; böylece edatı yapay biçimde öne taşımadan fikirlerin nereden geldiğini sorabilir veya bu konuda yorum yapabilirsiniz.

Bu derste

We jump on a scooter that's electricity.

0:00

Elektrikli bir scooter'a atlıyoruz.

Well, we get on our scooter that's electricity, Öbek fiiller

0:02

Peki, biz de elektrikli olan scooter'ımıza bineriz,

Öbek fiiller

get on ... scooter: scooter'a binmek

Burada get on, binmek için bir taşıtın üzerine çıkmak anlamına gelir. scooter ile kullanıldığında “scooter'a binmek” demektir; sadece üzerinde bulunmayı değil, üzerine çıkma hareketini vurgular. Aynı yapı bike, bus ve train gibi taşıtlarla da kullanılabilir: get on, kullanılacak taşıta çıkma hareketine odaklanır.

Alıştırma

Otobüs bekliyor ve şimdi ona bineceğiz. Cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seçin: We need to ___ now.

  1. get off
  2. get in
  3. get on
Cevabı göster

get on

but we've paid Jerry Lee to pull us on a motorbike too. Dilbilgisi

0:04

ama Jerry Lee'ye bizi motosikletle çekmesi için de para verdik.

Dilbilgisi

paid Jerry Lee to pull us: birine bir şey yapması için para ödemek

Buradaki paid Jerry Lee to pull us ifadesi pay + person + to + base verb yapısını izler. Jerry Lee parayı alan ve eylemi gerçekleştiren kişidir; to pull us ise ona yapması için para verilen eylemi belirtir. paid, we've ifadesinden sonra geldiği için pay fiilinin past participle biçimidir ve present perfect oluşturur. Bu yapı, birine bir işi yapması için para ödenen bir düzenlemeyi anlatabilir.

Alıştırma

Kafe, yeni bir menü oluşturması için bir şefe para veriyor. Bu anlama uyan cümleyi seçin:

  1. The café paid for a new menu.
  2. The café paid a chef for the new menu.
  3. The café paid a chef to create a new menu.
Cevabı göster

The café paid a chef to create a new menu.

Oh, Jerry Lee, you work for us. Kalıp ifadeler

0:07

Ah, Jerry Lee, sen bizim için çalışıyorsun.

Kalıp ifadeler

work for us: işvereni veya hizmeti alan tarafı belirtmek

work for us, “bizim çalışanımız olmak” veya “bize hizmet sunmak” anlamına gelir. Buradaki for, işvereni ya da hizmeti alan kişi veya grubu belirtir; yalnızca amaç ya da fayda bildirmez. us yerine bir kişi veya kuruluş getirilebilir: work for my uncle ya da work for a hospital. Kalıp, work for + işveren veya hizmeti alan taraf şeklindedir.

Alıştırma

Nina bir yazılım şirketi tarafından istihdam ediliyor. Cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: Nina ___ a software company.

  1. works with
  2. works to
  3. works for
Cevabı göster

works for

Not anymore. Ton ve niyet

0:09

Artık değil.

Ton ve niyet

Not anymore: önceki bir durumun sona ermesi

Not anymore, bir şeyin daha önce doğru olduğunu ancak artık doğru olmadığını belirten kısa bir yanıttır. Daha önce sözü edilen bir alışkanlığı, ilişkiyi veya durumu reddeder ve değişimi vurgular. Bağlam gerekli bilgiyi verdiği için düşüncenin tamamı tekrarlanmaz. Burada Jerry Lee'nin daha önce onlar için çalıştığı, fakat artık çalışmadığı anlamına gelir; yalnızca gelecekte ne olacağına ilişkin bir ifade değildir.

Alıştırma

Önceki bir durumun sona erdiğini göstermek için yanıtı dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: “Do you still work at the café?” “____. I left last month.”

Cevabı göster

Not anymore

We gave him our coconut drinks, so he likes us better now. Dilbilgisi

0:10

Ona hindistan cevizi içeceklerimizi verdik, bu yüzden artık bizi daha çok seviyor.

Dilbilgisi

likes us better now: daha güçlü bir tercih

“likes us better now” ifadesinde better, likes fiilini niteleyen karşılaştırma zarfıdır. Şu anda bizden hoşlanma derecesinin daha yüksek olduğunu belirtir; bu bağlamda en doğal anlam “öncekinden daha çok”tur. Bu, bizim daha iyi insanlar hâline geldiğimiz anlamına gelmez. Karşılaştırılan şey like fiilinin ifade ettiği tercihtir. Karşılaştırma noktası başka bir zaman, kişi veya şey olabilir ve çoğu zaman bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

“After spending more time with Maya, I like her better now,” cümlesinde better ne anlama gelir?

  1. Öncekine göre Maya’dan daha çok hoşlanıyorum.
  2. Maya daha iyi bir insan oldu.
  3. Maya’dan hoşlanma konusunda daha becerikli oldum.
Cevabı göster

Öncekine göre Maya’dan daha çok hoşlanıyorum.

We scoot to the place where rockets take off. Notlar

0:13

Roketlerin fırlatıldığı yere doğru sürüyoruz.

Dilbilgisi

the place where: bir yeri orada olanlarla tanımlamak

“the place where rockets take off” ifadesinde where, orada ne olduğunu anlatarak yeri belirleyen bir yan cümleyi başlatır. “Rockets take off” kendi öznesine ve fiiline sahiptir; where ise bu eylemi yerle ilişkilendirir. Kullanılabilir kalıp yer bildiren isim + where + özne + fiil şeklindedir: “the café where we meet”. Buradaki where, “o yerde” anlamındadır; ikinci bir yerin adını tanıtmaz.

Alıştırma

Yeri, orada gerçekleşen olayla bağlayan kelimeyi yazarak cümleyi tamamlayın: This is the room ____ we rehearse the play.

Cevabı göster

where

Öbek fiiller

take off: yerden havalanmak

Bu cümlede take off, yerden ayrılıp uçmaya başlamak anlamına gelir. rockets özne olduğu için fırlatma alanından yükselenler roketlerin kendisidir. Bu anlamda take off geçişsiz bir öbek fiildir: Bir uçak veya roket take off fiilinin öznesi olabilir; özne bir kişi veya ekip olduğunda ise genellikle launch a rocket denir. take off ifadesini take ve off sözcüklerinin ayrı anlamları olarak değil, tek bir öbek fiil olarak düşünün.

Alıştırma

Cümleyi take off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The first flight ____ at 6:30 every morning.

Cevabı göster

takes off

And we jump in one and take off to space.

0:16

Ve birine atlayıp uzaya fırlıyoruz.

Yeah, well, we jump onto the tail. Kelime

0:20

Evet, öyleyse biz de kuyruğuna atlarız.

Kelime

onto the tail: bir yüzeye doğru hareket

onto the tail ifadesinde onto, jump hareketinin bitiş noktasını gösterir: Hareket bittiğinde kişiler kuyruğun üzerinde olur. Bu edat, bir yere doğru yönelmeyi o yerin üzerinde oluşan son konumla birleştirir.

Alıştırma

Bir yüzeye doğru hareketi vurgulayan tek sözcüklük edatı kullanın: The cat jumped from the floor ____ the table and landed on top.

Cevabı göster

onto

We just want to love you.

0:24

Size sadece sevgimizi göstermek istiyoruz.

Well, we go up to space.

0:27

Pekala, uzaya çıkıyoruz.

Yeah, where there's no air. Dilbilgisi

0:29

Evet, havanın olmadığı yere.

Dilbilgisi

there's no air: there is no + isim kalıbı

There's no air, bir şeyin var olmadığını veya bir yerde bulunmadığını söylemek için there is no + isim kalıbını kullanır. Burada air sayılamayan bir isimdir ve no, no air isim öbeğinin belirleyicisidir. there is no kalıbını tekil veya sayılamayan bir isimle kullanın. Çoğul isimlerle standart uyum there are no biçimindedir; örneğin There are no windows.

Alıştırma

Cümleyi there is ifadesinin kısaltması ve ardından no kullanarak tamamlayın: ____ natural light in this room.

Cevabı göster

There's no

Dad, quick, take a big breath. Kalıp ifadeler

0:31

Baba, çabuk, derin bir nefes al.

Kalıp ifadeler

take a big breath: take ile breath adının kullanımı

Take a big breath, tek seferde çok miktarda hava solumak demektir. İngilizcede breath adının kullanıldığı take a breath eşdizimi vardır; big, alınan hava miktarını vurgular ve doğrudan, gündelik bir ifade oluşturur. Derin nefes almak için daha yaygın ve farklı durumlara aktarılabilen ifade take a deep breath'tir. Özellikle sakinleşirken veya harekete geçmeye hazırlanırken kullanılır. Breathe fiilini kullanırsanız breathe deeply deyin; breathe a breath demeyin.

Alıştırma

Öneriyi take a deep sonrasında doğal olarak gelen adla tamamlayın: Take a deep ____ before you begin.

Cevabı göster

breath

They can't hold it forever. Kalıp ifadeler

0:36

Sonsuza kadar nefeslerini tutamazlar.

Kalıp ifadeler

hold it forever: it önceki breath sözcüğüne gönderme yapar

Burada it, hemen önce sözü edilen nefese gönderme yapar. Hold it, “o nefesi içinde tutmak” anlamındadır; daha açık ifade hold their breath şeklindedir. Bu kullanım, bir zamirin önceki cümledeki bilgiyi nasıl taşıdığını gösterir. Burada hold, fiziksel bir nesneyi elde tutmak anlamına gelmez; bu yüzden it zamirinin yerini aldığı ismi yakın bağlamda arayın.

Alıştırma

“Havayı akciğerlerinde tutmak” anlamındaki standart ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Before you go underwater, ____.

Cevabı göster

hold your breath

Oh, you got away. Öbek fiiller

0:47

Ah, kaçmayı başardınız.

Öbek fiiller

got away: başarıyla kaçtı

Got away, get away fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir kovalamaca sırasında “kaçtı” ya da “uzaklaşmayı başardı” anlamına gelir. Kişinin yakalanma veya durdurulma tehlikesi altında olduğunu düşündürür. Neyden kaçıldığını belirtmek için get away from + kişi, yer veya durum yapısını kullanın: She got away from the crowd.

Alıştırma

Hangi cümlede got away “başarıyla kaçtı” anlamında kullanılmıştır?

  1. We got away to the coast for the weekend.
  2. The rabbit got away before the fox caught it.
  3. Please go away and leave me alone.
Cevabı göster

The rabbit got away before the fox caught it.

Yay!

0:50

Yaşasın!

We win!

0:50

Kazandık!

We're gonna live on the moon. Kelime

0:52

Ay'da yaşayacağız.

Kelime

We're gonna: We are going to ifadesinin resmî olmayan konuşma biçimi

We're gonna, We are going to ifadesinin resmî olmayan konuşma biçimidir. Burada be going to + fiilin yalın hâli geleceğe yönelik bir planı veya niyeti anlatır; gonna ifadesinden sonra live gelir. gonna yazımı, rahat konuşmadaki kısalmış söyleyişi gösterir. Diyaloglarda veya altyazılarda gördüğünüzde bunu going to olarak anlayabilirsiniz.

Alıştırma

Resmî bir rapor için en uygun cümle hangisidir?

  1. We're gonna launch the project next month.
  2. We gonna launch the project next month.
  3. We are going to launch the project next month.
Cevabı göster

We are going to launch the project next month.

Kelime

on the moon: bir gök cisminin yüzeyinde bulunma

On the moon, Ay'ın yüzeyinde bulunmak anlamına gelir. İngilizcede on kullanılır çünkü Ay, üzerinde yaşanabilen, yürünebilen veya iniş yapılabilen bir yüzey olarak ele alınır. in space örneğinde olduğu gibi, çevreleyen üç boyutlu bir alan için in kullanılır. Edat, konumun bir gök cisminin yüzeyi mi yoksa onu çevreleyen daha geniş ortam mı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle astronotların Ay'ın yüzeyinde durduğunu anlatır?

  1. They are standing near the moon.
  2. They are standing on the moon.
  3. They are standing in space.
Cevabı göster

They are standing on the moon.

Well done. Ton ve niyet

0:55

Aferin.

Ton ve niyet

Well done: Anında övgü

Well done, biri başarılı olduktan veya bir işi tamamladıktan hemen sonra onu övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Tek başına tam bir karşılık olabilir; kişiyi veya yapılan işi ayrıca belirtmek gerekmez. Burada “İyi iş çıkardın” anlamına gelir. Well done kısa ve anında verilen bir övgüdür; You did well ise birinin nasıl performans gösterdiğini değerlendiren tam bir cümledir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız zor bir yapbozu yeni tamamladı. Hangi karşılık doğal ve anında bir övgü ifade eder?

  1. Not yet!
  2. Well done!
  3. Never mind!
Cevabı göster

Well done!

We're here.

0:57

Geldik.

Hi, girls!

0:59

Selam kızlar!

Have fun with Nana. Kalıp ifadeler

1:01

Büyükanneyle iyi eğlenceler.

Kalıp ifadeler

Have fun: Dostça bir dilek

Have fun, birine keyifli vakit geçirmesini dilemek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Yapısı have + isim şeklindedir, ancak buradaki have bir şeye sahip olmak anlamına gelmez; ifadenin tamamı emir değil, dostça bir dilek işlevi görür. With Nana, kişinin bu zamanı kiminle geçireceğini belirtir. Have fun at the party örneğinde olduğu gibi bir yer veya etkinlik de eklenebilir.

Alıştırma

Arkadaşınız bir partiye gitmek üzere ayrılıyor. have + isim yapısındaki iki kelimelik dostça dileği tamamlayın: ____ at the party!

Cevabı göster

Have fun

We will. Ton ve niyet

1:02

Eğleneceğiz.

Ton ve niyet

We will.: eksiltili kısa yanıt

Bu yanıtta We will. ifadesi “We will have fun.” anlamına gelir. have fun fiil öbeği hemen önce söylendiği ve bağlamdan kolayca anlaşılabildiği için atılmıştır. İngilizcede kısa yanıtlarda will gibi bir yardımcı fiil bırakılıp tekrarlanan fiil öbeği atılabilir. Will, konuşanların bunu yapma niyetini hâlâ gösterdiği için bu, yarım kalmış değil, doğal ve tamamlanmış bir yanıttır.

Alıştırma

İki arkadaşın vereceği en doğal kısa yanıtı seçin: “Please send me the photos tomorrow.” — “___”

  1. We do.
  2. We are.
  3. We will.
Cevabı göster

We will.

Thanks, Mum.

1:03

Teşekkürler, anne.

You two, make the most of it. Deyimler

1:04

Siz ikiniz, bunun tadını çıkarın.

Deyimler

make the most of it: bir fırsatı tam olarak değerlendirmek

Kalıplaşmış make the most of it ifadesi, mevcut zamanı veya fırsatı olabildiğince iyi kullanıp ondan en büyük yararı ya da keyfi elde etmek anlamına gelir. Burada it, fiziksel bir nesneyi değil, birlikte geçirilebilecek nadir bir zamanı ifade eder. Kalıp make the most of + isim veya zamir şeklindedir. Birini sınırlı zamanı, değerli bir fırsatı veya mevcut kaynakları boşa harcamamaya teşvik etmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki ifadeyle tamamlayın: We have only one more hour at the beach, so let's ____.

Cevabı göster

make the most of it

It's not easy getting time to yourselves. Notlar

1:06

Kendinize zaman ayırmak hiç kolay değil.

Dilbilgisi

'It's not easy getting ...': It's not easy + fiil-ing

It's not easy + fiil-ing yapısı, bir eylemin zor olduğunu belirtir. Burada zor olarak değerlendirilen eylem getting time to yourselves kısmıdır. Baştaki it biçimsel öznedir; getting ise ulaç görevi görür ve şimdiki zaman yapısının parçası değildir. Mastar kullanmak da dil bilgisi açısından mümkündür, ancak -ing biçimi eylemi bir deneyim olarak sunmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi find fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: It's not easy ____ a reliable babysitter at short notice.

Cevabı göster

finding

Kalıp ifadeler

'time to yourselves': birden fazla dinleyiciye ait özel zaman

Time to yourselves, hitap edilen kişilerin baş başa geçirebileceği veya başka biri onların ilgisini istemeden kullanabileceği özel zamanı ifade eder. to yourselves ifadesi bu zamanın yalnızca onlara ayrıldığını gösterir. Burada you birden fazla kişiyi belirttiği için dönüşlülük zamiri olarak yourselves kullanılır. Tek bir kişiye hitap ederken yourself, başka kişilerden söz ederken themselves kullanılır.

Alıştırma

İki kişiye söylenen cümleyi tamamlayın: You both finally have some time to ____.

Cevabı göster

yourselves

It certainly isn't. Ton ve niyet

1:09

Kesinlikle öyle.

Ton ve niyet

“It certainly isn't.”: olumsuz bir ifadeye güçlü biçimde katılma

Burada It certainly isn't., bir şeyin kolay olmadığına dair önceki ifadeye güçlü biçimde katılır. “Evet, gerçekten kolay değil” anlamına gelir; bir şeyin var olmadığı anlamına gelmez. Certainly sözcüğü emin bir vurgu katar. Easy zaten bağlamdan anlaşıldığı için isn't, isn't easy ifadesinin yerini tutar. İngilizcede kısa yanıtlarda tekrarlanan bir tümleç sıkça atılır.

Alıştırma

A, “Finding time alone isn't easy.” diyor. B, “It certainly isn't.” derken neyi kastediyor?

  1. Yalnız kalacak zaman bulmanın kolay olduğunu söylüyor.
  2. Yalnız kalacak zaman bulmanın kolay olmadığına güçlü biçimde katılıyor.
  3. Yalnız kalacak zaman bulmanın kolay olup olmadığını soruyor.
Cevabı göster

Yalnız kalacak zaman bulmanın kolay olmadığına güçlü biçimde katılıyor.

See you, kids.

1:11

Görüşürüz çocuklar.

See you.

1:11

Görüşürüz.

Nana, can we watch TV? Ton ve niyet

1:13

Büyükanne, televizyon izleyebilir miyiz?

Ton ve niyet

“Can we watch TV?”: Can we...? ile izin isteme

Can we + fiilin yalın hâli...? burada konuşan kişinin ve bir ya da daha fazla kişinin bir şey yapması için izin istemek amacıyla kullanılır. Can we watch TV?, “Televizyon izlememize izin verir misin?” anlamına gelir; bunu yapabilecek yetenekleri olup olmadığını sormaz. Can sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: watch doğrudur; watches veya to watch kullanılmaz.

Alıştırma

Bir ebeveyne yöneltilen bu ricayı Can we ile tamamlayın: ____ play outside?

Cevabı göster

Can we

Well, okay, if that's what you want. Ton ve niyet

1:15

Peki, tamam, eğer istediğiniz buysa.

Ton ve niyet

if that's what you want: başka birinin seçimini kabul etmek

Bu yanıtta if that's what you want, karşı taraf bunu istediği için konuşanın onun seçimini kabul edeceği ya da ona uyacağı anlamına gelir. İçinde if olsa da konuşan esas olarak belirsiz bir gelecek koşulundan söz etmez; karşı tarafın daha önce dile getirdiği bir isteğe yanıt verir. Bu ifade coşkulu bir onaydan çok bir kabulleniş gibi duyulabilir. Bunun karşı tarafın seçimine içten bir saygı mı yoksa hafif bir isteksizlik mi taşıdığını ton ve bağlam gösterir.

Alıştırma

Diyaloğu okuyun: A: I'd rather sit outside. B: Okay, if that's what you want. B büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. B, biraz çekincesi olsa da A'nın tercihine uymayı kabul eder.
  2. B, A'nın fiziksel olarak dışarıda oturup oturamayacağını sorar.
  3. B, dışarıda oturmanın kendisinin de çok güçlü bir tercihi olduğunu söyler.
Cevabı göster

B, biraz çekincesi olsa da A'nın tercihine uymayı kabul eder.

No, Bingo, let's draw. Ton ve niyet

1:19

Hayır, Bingo, hadi resim çizelim.

Ton ve niyet

let's draw: ortak bir öneri için Let's + fiilin yalın hâli

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin ve dinleyenin ya da dinleyenlerin birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Let's draw, konuşanın herkesin birlikte resim çizmesini önerdiği anlamına gelir. Draw emrinden farklı olarak konuşanı da eyleme katar ve emirden çok öneri gibi duyulur. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; ancak bu yaygın yapıda öneri bildiren bir işaret görevi görür. Üçüncü bir kişiden izin istemek için kullanılmaz.

Alıştırma

Öneriyi Let's + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: ____ start.

Cevabı göster

Let's

Oh, okay.

1:21

Ah, tamam.

Oh, oh, okay.

1:23

Oh, oh, tamam.

I'll get the pens and paper. Ton ve niyet

1:24

Gidip kalem ve kağıt alayım.

Ton ve niyet

I'll get: hemen harekete geçme kararı

“I’ll”, “I will” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede “I’ll get...”, konuşma anında verilen bir kararı gösterir: konuşan kişi kalemleri ve kâğıdı gidip getirmeyi gönüllü olarak üstlenir. Burada “get”, bir şeyi gidip almak veya getirmek anlamındadır. Bir sonraki işi o anda üstlenmeye karar verdiğinizde “I’ll + fiilin yalın hâli” kalıbını kullanabilirsiniz; bu kalıp uzak gelecekteki ya da önceden ayarlanmış bir planı anlatmaz.

Alıştırma

Birisi “Who can bring the extra chairs?” diye soruyor. Hemen yaptığınız teklifi hedef “I’ll + get” biçimiyle tamamlayın: “____ the extra chairs.”

Cevabı göster

I'll get

Ooh,

1:27

Ooh,

and what's this one, Bingo? Kalıp ifadeler

1:28

ve bu ne böyle, Bingo?

Kalıp ifadeler

what's this one: bir gruptaki belirli bir şeyi sormak

“What’s this one?”, birkaç eşya, resim veya seçenek varken bunlardan belirli birinin ne olduğunu sormak için kullanılır. “This” yakındaki şeyi gösterir; “one” ise bağlamdan anlaşılan tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçer. Burada “one”, 1 sayısı anlamına gelmez. İsmi tekrar etmeyi önler ve “gruptaki bu belirli şey” anlamını ekler. “What’s this?” de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak bir grup içinden seçim yapıldığını aynı açıklıkta vurgulamaz.

Alıştırma

Masanın üzerinde bilmediğiniz birkaç alet var. Birini gösterip o belirli şeyin ne olduğunu sormak istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?

  1. Which ones are yours?
  2. What's this one?
  3. What are these?
Cevabı göster

What's this one?

It's the dream house car.

1:30

Rüya evi arabası.

That's what we chased Mum and Dad in. Dilbilgisi

1:32

Annem ve babamı bununla kovaladık.

Dilbilgisi

That's what ... in: what yan cümlesi ve sonda kalan edat

That’s, That is ifadesinin kısaltılmış hâlidir. what we chased Mum and Dad in bölümü isim gibi görev yapan bir yan cümledir. Burada what, “the thing that” yani “... olan şey” anlamına gelir; dolayısıyla yan cümle, konuşanların anneleriyle babalarını kovalarken içinde oldukları aracı veya nesneyi belirtir. Bu yan cümlede what, in edatının tamamlayıcısıdır: we chased Mum and Dad in that thing. İngilizcede what genellikle başa alınırken in sonda bırakılır. Bu nedenle sondaki in gereklidir; çıkarılırsa what bu yan cümlede herhangi bir dil bilgisel görev üstlenmez.

Alıştırma

Bir kutuyu sandviçleri taşımak için kullanılan şey olarak belirtecek şekilde cümleyi tamamlayın. Sonda edat bulunan bir what yan cümlesi kullanın: That is ____ I carried the sandwiches ____.

Cevabı göster

what · in

Oh, the dream house car.

1:34

Ah, rüya evi arabası.

That's the spa.

1:37

Bu spa'sı.

See?

1:39

Gördün mü?

It has a little dome on it.

1:39

Üstünde küçük bir kubbesi var.

Oh, it does too. Ton ve niyet

1:42

Ah, gerçekten de var.

Ton ve niyet

does too: önceki fiil öbeğini doğrulamak

Does burada yardımcı fiildir; “yapmak” anlamındaki asıl fiil değildir. Daha önce geçen has a little dome on it fiil öbeğinin yerini tuttuğu için konuşan kişi açıklamanın tamamını tekrarlamaz. Şaşkınlık belirten bu cevapta too, “it really does” yani “gerçekten de var” şeklindeki doğrulamayı güçlendirir. Oh ile birlikte kullanıldığında cümle, konuşan kişinin ayrıntıyı henüz fark ettiğini ve önceki gözleme katıldığını gösterir.

Alıştırma

Diyaloğu okuyun: A: “This toy has a tiny door on the side.” B: “Oh, it does too.” B ne demek istiyor?

  1. B oyuncağın bir kapı yaptığını söyler.
  2. B oyuncakta o kapının bulunmadığını söyler.
  3. B ayrıntıyı yeni fark eder ve oyuncakta gerçekten o kapının bulunduğunu doğrular.
Cevabı göster

B ayrıntıyı yeni fark eder ve oyuncakta gerçekten o kapının bulunduğunu doğrular.

And this is Jerry Lee.

1:43

Ve bu da Jerry Lee.

Oh, Jerry Lee parachuting.

1:45

Ah, paraşütle atlayan Jerry Lee.

Got it. Ton ve niyet

1:47

Anladım.

Ton ve niyet

Anladığınızı Got it. ile belirtmek

Got it., I understand. («Anladım.») anlamına gelen kısa ve yaygın bir sözlü yanıttır. Karşınızdaki kişiye açıklamasını, talimatını veya verdiği bilgiyi anladığınızı bildirir. Buradaki got, konuşanın fiziksel olarak bir şeyi aldığı ya da elde ettiği anlamına gelmez. Anlamı bağlam belirler: bir açıklamadan sonra Got it. genellikle anlaşıldığını onaylar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız çevrim içi toplantıya nasıl katılacağınızı açıkladı. Anladığınızı kısa ve resmî olmayan bir şekilde en doğal olarak hangi yanıtla belirtirsiniz?

  1. Got it.
  2. Please explain it.
  3. I obtained it.
Cevabı göster

Got it.

He's one of our butlers. Dilbilgisi

1:48

O bizim uşaklarımızdan biri.

Dilbilgisi

one of our butlers: one of + belirleyici + çoğul isim

one of + belirleyici + çoğul sayılabilen isim yapısı, bir grubun tek bir üyesini ifade eder. Belirleyici; our, the veya my gibi bir sözcüktür. one of our butlers ifadesinde one tek bir kişiyi, butlers ise grubun tamamını gösterir. Bu yapıda one of sonrasındaki isim çoğul olmalıdır: butler değil, butlers. one of içeren ifade özne olduğunda, tek bir üyeyi anlattığı için ana fiil genellikle tekil olur: One of our butlers is here.

Alıştırma

butler sözcüğünü one of sonrasında gereken biçime getirin: He is one of our ____.

Cevabı göster

butlers

And this is us on the moon. Kalıp ifadeler

1:49

Ve bu da Ay'daki biziz.

Kalıp ifadeler

this is us: fotoğraftaki kişileri belirtmek

This is us, bir resimde gösterilen kişilerin kim olduğunu belirtir: this gösterilen fotoğrafı, çizimi veya sahneyi işaret eder; us ise konuşan kişiyle birlikte bir ya da daha fazla kişiyi ifade eder. Günlük İngilizcede be fiilinden sonra bu tür bir kimlik belirtirken zamirlerin nesne biçimi kullanılır: This is us, This is me ve That's him. This is we doğal değildir. Zamir özne olacaksa We are on the moon. gibi farklı bir yapı kullanılır.

Alıştırma

Bir fotoğrafta sizi ve diğer kişileri belirten, This ile başlayan üç kelimelik geniş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ at the beach.

Cevabı göster

This is us

Oh, goodness, you kids have got good imaginations. Notlar

1:51

Aman Tanrım, siz çocukların hayal gücü ne kadar kuvvetli.

Ton ve niyet

Oh, goodness: şaşkınlığa verilen yumuşak bir tepki

Oh, goodness hafif ve yumuşak bir ünlemdir. Burada çocukların hayal gücüne karşı sıcak bir şaşkınlık ve beğeni ifade eder. Bu kullanımda goodness, ahlaki iyilik ya da erdem anlamına gelmez. Sıradan bir isim olarak değil, tepkinin bir parçası olarak işlev görür; tam duygu, ardından gelen sözlerden ve ses tonundan anlaşılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız çok büyük bir pasta gösteriyor. Hangi yanıt Oh, goodness ifadesini hafif ve olumlu bir şaşkınlık için kullanır?

  1. I do not want to look at it.
  2. Oh, goodness, that looks amazing!
  3. You must not have brought a cake.
Cevabı göster

Oh, goodness, that looks amazing!

Kelime

Şimdiki zamanda sahipliği anlatan have got

have got good imaginations ifadesinde have got, “sahip olmak” anlamındadır. Çocukların şu anda sahip olduğu bir özelliği anlatır; got, hayal gücü edinme eylemini tamamladıkları anlamına gelmez. Şimdiki zamanda sahipliği anlatırken have got ve have genellikle aynı temel anlama gelir. Have got özellikle günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygındır.

Alıştırma

Şimdiki zamandaki bir sahipliği sormak için have got ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Have you got a spare pencil?
  2. Do you have got a spare pencil?
  3. Are you got a spare pencil?
Cevabı göster

Have you got a spare pencil?

Yes, Nana.

1:55

Evet, Büyükanne.

I don't know where you get your ideas from. Kalıp ifadeler

1:56

Bu fikirleri nereden buluyorsunuz hiç bilmiyorum.

Kalıp ifadeler

where you get your ideas from: gömülü soru dizimi

where you get your ideas from, I don't know ifadesinden sonra gelen, where ile başlayan gömülü bir soru yan tümcesidir. Gömülü sorularda düz cümle sözcük dizimi kullanılır; bu yüzden do you get değil, you get denir. Burada I don't know aynı zamanda eğlenerek şaşırmayı belirten bir yorumdur: Konuşan kişi çocukların sıra dışı fikirlerinden etkilenmiştir ve mutlaka gerçek bir yanıt istemez. Sondaki from, fikirlerin kaynağını belirtir. Günlük İngilizcede bu tür bir soruyu veya gömülü yan tümceyi from ile bitirmek doğaldır; bu nedenle from gereksiz değildir.

Alıştırma

I wonder sonrasında doğru sözcük dizimini kullanan cümleyi seçin.

  1. I wonder where does she get her ideas from.
  2. I wonder where she gets her ideas from.
Cevabı göster

I wonder where she gets her ideas from.