5.300 yıllık bir cinayet gizemi - Albert Zink: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: 1991’de iki yürüyüşçü, Alp buzlarının içinden çıkan Ötzi’yi buldu. Video; korunmuş bedeni, eşyaları, dövmeleri, yaraları ve sindirim sistemindeki kanıtların Bakır Çağı yaşamını nasıl aydınlattığını, 5.300 yıl önceki ölümcül ok saldırısını nasıl yeniden kurduğunu ve katilin kimliğinin neden çözülemediğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. traversing the Ötztal Alps — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: traversing sözcüğünü bir sıradağı, bölgeyi veya rotayı geçmek anlamındaki resmî bir fiil olarak anlayacaksınız. Böylece belgesel ve haberlerdeki hareket anlatımlarını takip edebilir, yalnızca bir yerde yürümeyi belirten genel ifadeden daha kesin bir seçeneği ayırt edebilirsiniz. 2. might have been intended as treatment, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: might have been yapısının geçmiş zaman ortacıyla birlikte, geçmişteki bir amaç hakkında temkinli bir varsayım bildirdiğini tanıyacaksınız. Bu tamamlanmış edilgen yapı, kanıta dayalı bir sonucu belirsiz bir açıklamayı gerçekmiş gibi sunmadan anlamanıza veya ifade etmenize yardım eder. 3. has offered invaluable glimpses into the distant past, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: offer glimpses into ifadesini, kanıtların erişilmesi zor bir konuya sınırlı fakat aydınlatıcı bir bakış sağladığını anlatan doğal bir eşdizim olarak öğreneceksiniz. Bunu eserlerin, belgelerin veya bilimsel bulguların tarih hakkında neler gösterdiğini açıklarken kullanabilirsiniz.
Bu derste
two hikers traversing the Ötztal Alps on the border of Austria and Italy discovered a corpse emerging from the ice. Notlar
0:09Avusturya ve İtalya sınırındaki Ötztal Alpleri'ni geçen iki yürüyüşçü, buzlardan beliren bir ceset keşfetti.
traversing the Ötztal Alps: Ötztal Alpleri'ni aşmak
Bu cümlede traversing the Ötztal Alps, geniş bir dağlık bölgeden geçmek ve bu bölgeyi aşmak anlamına gelir. Alpler, yürüyüşçülerin içinden ilerlediği bir arazi olarak sunulur; ifade yalnızca orada rahatça yürüdüklerini anlatmaz. Traversing, two hikers öbeğini niteleyen bir -ing yapısıdır. Yürüyüşçülerin cesedi buldukları sırada ne yaptıklarını arka plan bilgisi olarak verir; cümlenin ana fiili değildir.
Alıştırma
Cümledeki 'traversing the Ötztal Alps', yürüyüşçülerin ne yaptığını gösteriyor?
- Hareketsiz durup bir haritayı inceliyorlardı.
- Geniş bir dağlık bölgeden geçiyorlardı.
- Evlerinin yakınında kısa bir yürüyüş yapıyorlardı.
Cevabı göster
Geniş bir dağlık bölgeden geçiyorlardı.
emerging from the ice: buzdan ortaya çıkmak
Bu cümlede emerging from the ice, cesedin onu kaplayan veya gizleyen buzun içinden çıkarak görünür hâle gelmesi anlamına gelir. İfade, gizli durumdan görülebilir duruma geçişi vurgular. Emerging, corpse sözcüğünü niteleyen bir -ing yapısıdır. Yürüyüşçüler cesedi bulduğunda cesedin hangi durumda olduğunu anlatır; cümlenin ikinci ana fiili değildir. Emerge from, gerçeklerin, sorunların veya örüntülerin yavaş yavaş belirginleşmesini anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir şeyin bir örtünün içinden çıkarak görünür hâle gelmesini en iyi anlatır?
- Eski yol karın içinden malzeme taşımak için kullanılıyordu.
- Eski yol kardan ortaya çıkmaya başladı.
- Eski yol karın altında gizli kalmaya devam etti.
Cevabı göster
Eski yol kardan ortaya çıkmaya başladı.
Researchers soon realized they weren't looking at the victim of a recent climbing accident,
0:17Araştırmacılar kısa sürede baktıklarının yakın zamandaki bir tırmanış kazası kurbanı olmadığını,
as initially assumed: önceki bir varsayıma gönderme
Burada as initially assumed, “insanların başlangıçta inandığı gibi” anlamına gelir. Cesedin yakın tarihli bir tırmanış kazasının kurbanı olduğu düşüncesinin ilk açıklama olduğunu, ancak sonraki kanıtların bunun yanlışlığını gösterdiğini belirtir. Bu ifade kısaltılmış bir edilgen yan cümledir; tam bağlamda as the body was initially assumed to be yapısına yakındır. Bu kalıpta as, “çünkü” değil, “olduğu gibi” ya da “inanılana göre” anlamındadır. Resmî anlatımda tüm düşünceyi tekrarlamadan önceki bir varsayımı belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
The vase was medieval, not Roman as initially assumed cümlesinde as initially assumed bize ne anlatır?
- İnsanlar başlangıçta vazonun Roma dönemine ait olduğuna inanıyordu.
- İnsanlar başlangıçta vazonun Orta Çağ'a ait olduğuna inanıyordu.
- Önceki inanç vazonun Orta Çağ'a ait olmasına neden oldu.
Cevabı göster
İnsanlar başlangıçta vazonun Roma dönemine ait olduğuna inanıyordu.
but the mummified body of a man who'd lived about 5,300 years ago, Notlar
0:23ancak yaklaşık 5.300 yıl önce yaşamış bir adamın mumyalanmış bedeni olduğunu anladılar,
the mummified body: uzun süre korunmuş bir beden
The mummified body, doğal koşullar veya bilinçli bir işlem sonucunda, çoğu zaman kuruyarak uzun süre korunmuş ölü bir insan bedenini ifade eder. mummified body ifadesinde mummified, bedenin durumunu anlatan geçmiş zaman ortacı kökenli bir sıfattır. Tek başına Mısır tarzı sargılama ya da mumyalama işlemi anlamına gelmez; temel fikir uzun süre korunmuş olmasıdır.
Alıştırma
A mummified body ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Çok yakın tarihli bir kazadan kalan beden
- Antik bir mumya gibi giyinmiş yaşayan bir kişi
- Doğal veya yapay süreçlerle korunmuş bir beden
Cevabı göster
Doğal veya yapay süreçlerle korunmuş bir beden
who'd lived: who had + past participle
who'd lived about 5,300 years ago, a man ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Burada who'd, who had biçiminin kısaltmasıdır ve had lived past perfect yapısındadır. Past perfect, adamın yaşadığı dönemi anlatıdaki daha sonraki bir geçmiş zamandan önceye yerleştirir. 'd sonrasındaki biçim de kısaltmayı belirlemeye yardım eder: had sonrasında past participle olan lived gelebilirken would sonrasında fiilin yalın biçimi live gelmelidir.
Alıştırma
“The remains belonged to a man who'd lived there centuries earlier.” cümlesinde who'd ne anlama gelir?
- who would
- who had
- who did
Cevabı göster
who had
who they came to call Ötzi the Iceman. Kalıp ifadeler
0:29ki ona daha sonra Buz Adam Ötzi adını vereceklerdi.
came to call A B: zamanla benimsenen bir ad
came to call Ötzi the Iceman ifadesindeki came to, fiziksel hareketi değil, “zamanla yapmaya başlamak” veya “sonunda yapmak” anlamını taşır. Bu adlandırma biçiminin daha sonra geliştiğini gösterir. Kalıp call A B şeklindedir: A kişisine ya da şeyine B adını vermek. İlgi yan cümlesindeki who, call fiilinin nesnesi olduğu için temel düşünce they came to call him Ötzi the Iceman şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi come to + call kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over time, the villagers ____ the hill the Sleeping Giant.
Cevabı göster
came to call
One early theory for Ötzi's Alpine death was that he was a local shepherd or hunter
0:35Ötzi'nin Alp dağlarındaki ölümüyle ilgili ilk teorilerden biri, onun yerel bir çoban veya avcı olduğu,
who got caught in bad weather and froze. Kalıp ifadeler
0:41kötü havaya yakalanıp donarak öldüğü yönündeydi.
who got caught in bad weather: kötü hava koşullarına yakalanmak
Who got caught in bad weather ilgi cümleciği, çobanın ya da avcının başına ne geldiğini açıklar. Get caught in, beklenmedik biçimde bir durumla karşılaşmak ve bu durumdan etkilenmek ya da bu durum nedeniyle engellenmek anlamına gelir. Burada kötü hava kişinin güvenli şekilde devam edememesine ve sonunda donarak ölmesine yol açar. Bu, catch fiilinin edilgen biçimidir: etkilenen taraf kişidir; bad weather ise kişinin yakalandığı durumdur, kişinin yakaladığı bir şey değildir.
Alıştırma
Beklenmedik bir hava sorununu anlatmak için get caught in ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- We caught in a thunderstorm during the hike.
- We got caught a thunderstorm during the hike.
- We got caught in a thunderstorm during the hike.
Cevabı göster
We got caught in a thunderstorm during the hike.
a shocking discovery eventually revealed his true cause of death and upended his story. Deyimler
0:44şok edici bir keşif, sonunda onun gerçek ölüm nedenini ortaya çıkardı ve hikayesini altüst etti.
upended his story: yerleşik bir anlatıyı altüst etmek
Upended his story, upend fiilinin mecaz anlamdaki kullanımıdır. Burada şaşırtıcı keşif, insanların önceki kanıtlara dayanarak onun ve ölüm nedeni hakkında oluşturduğu anlatıyı tamamen altüst etmiştir. Story, mutlaka onun bizzat anlattığı bir hikâye değil, yerleşik görüş veya açıklama anlamındadır. Upend güçlü bir fiildir: önceki anlayışın artık özgün biçimiyle ayakta kalamayacağını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede upended his story ne anlama gelir?
- Keşif, onunla ilgili kabul edilen anlatıda küçük bir düzenleme yaptı.
- Keşif, onunla ilgili kabul edilen anlatıyı tamamen altüst etti.
- Keşif, yazılı bir hikâyeyi fiziksel olarak ters çevirdi.
Cevabı göster
Keşif, onunla ilgili kabul edilen anlatıyı tamamen altüst etti.
what do we know about Ötzi and how did he die? Anlatım akışı
0:50Ötzi hakkında ne biliyoruz ve nasıl öldü?
what do we know about Ötzi and how did he die?: anlatımın yönünü belirleyen bir giriş
Konuşmacı, açıklamanın ana yönünü belirlemek için birbiriyle bağlantılı iki soru kullanır. İlk soru Ötzi hakkında nelerin bilindiğini, ikinci soru ise ölümünün nedenini veya nasıl gerçekleştiğini sorar. Bir açıklamanın girişinde bu tür sorular, hemen yanıt beklemek yerine yol gösterici işaretler olarak kullanılabilir. İzleyiciye, devamındaki anlatımın hangi iki araştırma hattını ele alacağını bildirirler.
Alıştırma
Bu girişte vurgulanan soruların temel söylem işlevi nedir?
- Açıklama devam etmeden önce izleyiciden durup bilgi vermesini isterler.
- Araştırmanın nihai yanıtlarını sunarlar.
- Açıklamanın ele alacağı iki ana araştırma hattını önceden bildirirler.
Cevabı göster
Açıklamanın ele alacağı iki ana araştırma hattını önceden bildirirler.
the Alpine cold and sun protected Ötzi's body from decomposition, Kalıp ifadeler
0:56Alp soğuğu ve güneşi, Ötzi'nin bedenini çürümekten korudu,
Over the millennia: binlerce yıl boyunca
Over the millennia, “binlerce yıllık bir dönem boyunca” anlamına gelir. Burada over, korumanın devam ettiği zaman aralığını belirtir; “-den fazla” anlamına gelmez. İfadenin cümle başında kullanılması, tüm cümleye çok uzun bir tarihsel zaman çerçevesi kazandırır. Özellikle yavaş ilerleyen doğal, tarihsel veya kültürel süreçleri anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Binlerce yıl boyunca” anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, layers of sediment built up to form the cliff.
Cevabı göster
Over the millennia
protect A from B: protected Ötzi's body from decomposition
protect A from B kalıbı, “A'yı B'den korumak veya B'nin A'ya zarar vermesini ya da A'yı etkilemesini önlemek” anlamına gelir. Bu cümlede A, Ötzi's body; B ise bir bedenin doğal olarak çürümesi anlamındaki decomposition sözcüğüdür. Tehlikeyi, süreci veya istenmeyen sonucu belirten B'den önce from kullanılır. B bir isim öbeği veya -ing biçimi olabilir: protect the files from damage; protect the soil from washing away.
Alıştırma
Bu nottaki protect hedef kalıbını tamamlayın: Sunscreen protects your skin ____ UV damage.
Cevabı göster
from
freezing and drying it out in cycles and leaving critical clues for researchers. Notlar
1:01onu döngüler halinde dondurup kurutarak ve araştırmacılar için kritik ipuçları bırakarak.
drying it out: anlamı ve zamirin konumu
Dry out, “iyice kurumak” veya “bir şeyin nemini kaybederek kurumasını sağlamak” anlamına gelir. Burada geçişli kullanılmıştır: drying it out, bedeni kurutmak anlamındadır. Dry out bir nesne aldığında ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Zamir, fiil ile parçacık arasına gelmelidir: dry it out veya dry them out denir; dry out it denmez. Nesne bir isim olduğunda hem dry the clothes out hem de dry out the clothes mümkündür.
Alıştırma
Dry out ifadesini them zamiriyle doğru kullanan cümleyi seçin.
- The warm air will dry them out quickly.
- The warm air will dry out them quickly.
- The warm air will them dry out quickly.
Cevabı göster
The warm air will dry them out quickly.
leaving critical clues for researchers: sonuç bildiren -ing yan cümlesi
“Leaving critical clues for researchers”, önceki dondurma ve kurutma sürecinin sonucunu bildiren -ing biçimli bir yan cümledir. “Bunun sonucunda süreç, araştırmacılar için önemli ipuçları bıraktı” şeklinde açılabilir. Sonucun örtük kaynağı araştırmacılar değil, önceki olay veya süreçtir. Bu yapı, neden-sonuç ilişkisini cümlenin sonundaki -ing'li bir yan cümleyle daha kısa biçimde ifade eder.
Alıştırma
Sonucu göstermek için leave fiilinin -ing biçimini kullanın: The storm knocked out the power, ____ the whole street in darkness.
Cevabı göster
leaving
some 50 kilograms: some sözcüğünün “yaklaşık” anlamı
“Weighed some 50 kilograms” ifadesinde some doğrudan bir sayının önüne gelir ve “yaklaşık” anlamını taşır. Ağırlık, 50 kilograma yakın bir tahmindir; birkaç kilogramı veya birkaç ayrı grubu anlatmaz. Some sözcüğünün bu sayı kullanımı ölçülerle ve sayılabilen diğer miktarlarla kullanılabilir: some 200 people, some 30 years. Kalıp some + sayı biçimindedir ve sayı tahmini miktarı oluşturur.
Alıştırma
“The package weighed some 50 kilograms” cümlesinde “some 50 kilograms” ne anlama gelir?
- 50 kilogramdan fazla değil
- her biri 50 kilogram olan birkaç ayrı miktar
- yaklaşık 50 kilogram
Cevabı göster
yaklaşık 50 kilogram
but had a strong genetic predisposition for cardiovascular diseases. Kelime
1:16ancak kalp damar hastalıklarına karşı güçlü bir genetik yatkınlığı vardı.
a strong genetic predisposition for cardiovascular diseases: kardiyovasküler hastalıklara güçlü genetik yatkınlık
Bu cümlede a strong genetic predisposition for cardiovascular diseases, kalp ve damar hastalıklarına karşı kalıtsal duyarlılığın belirgin biçimde yüksek olduğu anlamına gelir. Genetik etkenler bu hastalıkların görülme olasılığını normalden daha yüksek hâle getirir. Predisposition hastalığın kendisini değil, riski anlatır. Kişinin belirtileri olduğunu, tanı aldığını veya kesinlikle bir kardiyovasküler hastalık geliştireceğini söylemez.
Alıştırma
"a strong genetic predisposition for cardiovascular diseases" ifadesinden güvenle hangi sonucu çıkarabiliriz?
- Kişinin hâlihazırda kardiyovasküler bir hastalığı olduğunu kanıtlar.
- Kalıtsal riskin daha yüksek olduğunu gösterir; doğrulanmış bir tanı değildir.
- Aktif bir yaşam tarzının kardiyovasküler hastalığa neden olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Kalıtsal riskin daha yüksek olduğunu gösterir; doğrulanmış bir tanı değildir.
His intestines were also parasitized by whipworms
1:21Bağırsakları ayrıca kamçılı kurtlar tarafından parazitlenmişti
all of which might have caused some unpleasant symptoms. Dilbilgisi
1:27bunların hepsi bazı hoş olmayan semptomlara neden olmuş olabilir.
all of which might have caused: önceki gerçekleri gruplamak ve olası bir geçmiş sonucu belirtmek
All of which, virgülden sonra sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Which daha önce sözü edilen kamçı kurdu enfeksiyonuna ve ülsere neden olan bakterilere gönderme yaparken all bu sorunları ortak bir sonuç veya yorum vermeden önce bir araya toplar. Might have caused geçmişle ilgili belirsiz bir olasılık ifade eder. Cümle, bu sorunların rahatsız edici belirtilere yol açmış olabileceğini söyler; nedensel bağın kesin olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi all of which ve might fiilinin olası bir geçmiş sonucu anlatan biçimiyle tamamlayın: The alarm failed, the doors locked, and the lights went out, ____ delayed the evacuation.
Cevabı göster
all of which might have
before Stonehenge and the Great Pyramid were constructed ile zamanı belirtme
Bu yan cümle, Stonehenge ve Büyük Piramit’i tarihsel bir zaman çizgisindeki tanıdık referans noktaları olarak kullanır. Onlar inşa edilmeden yüzlerce yıl önce öldüğünü söylemek, yalnızca bir tarih vermekten daha güçlü biçimde onun çok eski bir dönemde yaşadığını hissettirir. Amaçlanan zaman çizgisinde “around 3350 BCE” onun ölüm tarihini belirtir; anıtlar daha sonra inşa edilmiştir. İfadenin “were constructed” sonrasında yer alması, iki anıtın da MÖ 3350 civarında yapıldığı izlenimini verebilir; ancak bu, tarihsel olarak doğru bir yorum değildir. BCE, Before Common Era anlamına gelir ve Ortak Çağ’dan önceki yılları belirtir.
Alıştırma
Cümle hangi zaman sırasını anlatmayı amaçlıyor?
- MÖ 3350 civarında, bu ünlü anıtların inşasından önce öldü.
- İki anıtın yapımına yardım ederken öldü.
- Stonehenge ve Büyük Piramit’in ikisi de MÖ 3350 civarında inşa edildi.
Cevabı göster
MÖ 3350 civarında, bu ünlü anıtların inşasından önce öldü.
when metal extraction and crafting practices were spreading throughout Eurasia. Anlatım akışı
1:43metal çıkarma ve zanaat uygulamalarının Avrasya'ya yayıldığı bir dönemde yaşadı.
late Neolithic Copper Age: geç Neolitik Çağ’dan Bakır Çağı’na geçiş
late Neolithic Copper Age etiketi, Ötzi’yi geç Neolitik Çağ’dan Kalkolitik olarak da adlandırılan Bakır Çağı’na geçiş dönemine yerleştirir. İnsanlar hâlâ büyük ölçüde taş aletlere dayanırken bakır çıkarma ve işleme giderek daha yaygın hâle geliyordu. Arkeolojik dönem adları, dünya genelinde tek bir kesin tarihte gerçekleşen ani bir değişimi değil, geniş teknolojik ve kültürel örüntüleri anlatır. Bu cümlede etiket, taş ekipmanlar ile bakır bir baltanın aynı kişinin dünyasında nasıl birlikte bulunabildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümledeki late Neolithic Copper Age ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Demirin temel alet malzemesi hâline geldiği daha geç bir çağdı.
- Bakırın Avrasya’daki bütün taş aletlerin yerini anında aldığı bir dönemdi.
- Taş aletlerin kullanılmaya devam ettiği ve bakır işlemenin yayıldığı bir geçiş dönemiydi.
Cevabı göster
Taş aletlerin kullanılmaya devam ettiği ve bakır işlemenin yayıldığı bir geçiş dönemiydi.
when ... were spreading: tarihsel bir döneme arka plan eklemek
When, the late Neolithic Copper Age ifadesine geri gönderme yapan ve ek bilgi veren bir zaman yan cümlesi başlatır. Ötzi’nin ne zaman yaşadığını sormaz; o dönemin önemli bir özelliğini ekler. Ana cümle önce tarihsel dönemi verir, when yan cümlesi ise arka planda devam eden bir süreci açıklar. Were spreading geçmişte devam eden zamanı kullanır ve metal işleme uygulamalarının yayılmasını o sırada sürmekte olan, henüz tamamlanmamış bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Vurgulanan when yan cümlesi cümlede ne yapıyor?
- Metal işlemenin yayılmasının o dönemden önce tamamlandığını söyler.
- Adı verilen dönemi niteleyen, devam etmekte olan tarihsel bir gelişme ekler.
- Okuyucudan Ötzi’nin yaşadığı tarihi belirlemesini ister.
Cevabı göster
Adı verilen dönemi niteleyen, devam etmekte olan tarihsel bir gelişme ekler.
along with stone arrowheads and knives, Kalıp ifadeler
1:48taştan ok uçları ve bıçakların yanı sıra,
Ötzi carried an axe made of copper from what's now Tuscany. Kalıp ifadeler
1:50Ötzi, günümüzde Toskana olan bölgeden gelme bakırdan yapılmış bir balta taşıyordu.
along with stone arrowheads and knives: ikincil eşyalar eklemek
Along with stone arrowheads and knives, taş ok uçları ile bıçakların da Ötzi’nin eşyaları arasında bulunduğunu belirtir. Cümlenin başındaki ifade bunları destekleyici bilgi olarak sunar; asıl yeni bilgi ise Ötzi’nin bakır bir balta taşımasıdır. Along with, ardından gelen isim öbeğini ana özneyle dil bilgisel olarak eşit bir unsur değil, ek bilgi olarak işaretler. Böyle bir ifade özneden sonra geldiğinde fiil, along with sonrasındaki isme göre değil, ana özneye göre uyum gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle along with kullanarak ikincil bilgi ekler ve özne-fiil uyumunu doğru kurar?
- The guide and two local experts is leading the expedition.
- The guide, along with two local experts, is leading the expedition.
- The guide, along with two local experts, are leading the expedition.
Cevabı göster
The guide, along with two local experts, is leading the expedition.
from what's now Tuscany: geçmişteki bir yeri modern adıyla belirtmek
Burada what's now Tuscany, bugün Toskana olarak adlandırılan bölge demektir. What's, what is ifadesinin kısaltılmış biçimidir; from ise baltanın yapımında kullanılan bakırın kaynağını gösterir. Tarih anlatımında what is now + güncel yer adı, geçmişteki bir yeri bugünün coğrafyasıyla eşleştirir. Bu, aynı adın veya idari sınırların o dönemde de var olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Tarihsel konum bildiren cümleyi öğrendiğiniz kısaltılmış ifadeyle tamamlayın: The temple was built in ____ western Turkey.
Cevabı göster
what's now
Swaths of his clothing were made of sheep and goat leather, Kelime
1:55Kıyafetlerinin büyük bir kısmı koyun ve keçi derisinden yapılmıştı,
Swaths of his clothing: ayrı giysiler değil, geniş bölümler
Swaths of his clothing, giysilerinin büyük ve geniş bölümleri demektir. Swath çoğu zaman geniş bir şeridi veya daha büyük bir bütünün kapsamlı bir bölümünü anlatır; bu nedenle piece sözcüğünden daha güçlü bir alan duygusu verir. Çoğul swaths kesin bir miktar belirtmez ve giysilerinin tamamı anlamına gelmez. Burada önemli büyüklükteki bölümlerin koyun ve keçi derisinden yapıldığını vurgular.
Alıştırma
Asıl cümlede Swaths of his clothing ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- birkaç takım giysi
- giysilerindeki ince iplikler
- giysilerinin geniş bölümleri
Cevabı göster
giysilerinin geniş bölümleri
all of which suggested that Ötzi's people relied on certain domesticated animals and crops. Kalıp ifadeler
2:01tüm bunlar, Ötzi'nin halkının belirli evcilleştirilmiş hayvanlara ve mahsullere güvendiğini gösteriyordu.
relied on certain domesticated animals and crops: belirli evcilleştirilmiş hayvanlara ve tarım ürünlerine bağımlıydı
Rely on + isim, destek veya ihtiyaç duyulan bir şey için bir kişiye ya da şeye bağımlı olmak demektir. Relied geçmiş zaman biçimidir. Burada Ötzi'nin halkı, günlük yaşam için önemli kaynaklar olarak bazı evcilleştirilmiş hayvanlara ve tarım ürünlerine bağımlıydı. Bu ifadede certain, “kesin” değil, “belirli bazı” anlamına gelir. Domesticated animals insanlar tarafından yetiştirilen veya evcilleştirilen hayvanları, crops ise kullanım ya da beslenme amacıyla yetiştirilen bitkileri anlatır.
Alıştırma
Cümleyi rely on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The mountain village ____ weekly deliveries for most of its medical supplies.
Cevabı göster
relies on
And when researchers inspected Ötzi's skin with light ranging from infrared to UV, Kalıp ifadeler
2:07Ve araştırmacılar Ötzi'nin derisini kızılötesinden UV'ye kadar değişen ışıklarla incelediklerinde,
ranging from infrared to UV: range from A to B ile aralık belirtme
Range from A to B, uç noktaları A ve B olan bir aralık boyunca uzanmak anlamına gelir. Bu cümlede A infrared, B ise ultraviolet sözcüğünün kısaltması olan UV'dir. Ranging from infrared to UV, light sözcüğünü niteleyen bir ortaç öbeğidir. Araştırmacıların kullandığı ışığın aralığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi range from A to B ile tamamlayın: The course fees ____ fifty dollars to two hundred dollars.
Cevabı göster
range from
the markings corresponded with areas of Ötzi's body Kalıp ifadeler
2:16işaretler Ötzi'nin vücudundaki
markings corresponded with: ağrıya neden olmak değil, konumların eşleşmesi
Bu cümlede the markings corresponded with the painful areas, işaretlerin konumlarının Ötzi'nin muhtemelen ağrı hissettiği yerlerle eşleştiği anlamına gelir. Corresponded, correspond fiilinin geçmiş zaman biçimidir; with ise işaretlerle eşleşen şeyi tanıtır. Burada correspond with, karşılaştırmayla belirlenen bir uyumu anlatır. İşaretlerin ağrıya neden olduğunu söylemez; yalnızca iki konum kümesinin birbiriyle örtüştüğünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: On the chart, the red dots ____ the places where cracks were found.
Cevabı göster
corresponded with
degeneration observed in his knees: kısaltılmış edilgen bir tanımlama
Burada degeneration, vücut dokularının veya eklemlerin zamanla kötüleşmesi anlamına gelir. Bu tıbbi bağlamda yalnızca ağrı hissini değil, tespit edilmiş fiziksel bir değişikliği adlandırır. Observed in his knees, degeneration sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. Temel olarak that was observed in his knees ile aynı anlama gelir. In his knees, dejenerasyonun nerede bulunduğunu belirtir; ankles ve spine da aynı listeyi sürdürür.
Alıştırma
Degeneration observed in his knees ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Dizlerinde tespit edilen bir bozulma.
- Belirlenmiş fiziksel bir değişiklik olmadan geçici diz ağrısı.
- Dizleri üzerinde yapılan bir muayene.
Cevabı göster
Dizlerinde tespit edilen bir bozulma.
Researchers think that the tattoos might have been intended as treatment, Dilbilgisi
2:26Araştırmacılar, dövmelerin bir tedavi olarak düşünülmüş olabileceğini,
might have been intended as treatment: geçmişteki amaç hakkında temkinli bir tahmin
“Might have been intended as treatment” ifadesi might + have been + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Might olasılık bildirir, have been niyeti geçmişe yerleştirir, edilgen intended as ise “... olarak hizmet etmesi amaçlanmış” demektir. Araştırma yazılarında bu ifade bir gerçek yerine kanıta dayalı bir varsayım sunar. Tedavi, dövmelerin asıl amacı olmuş olabilir; ancak ne bu amacın ne de tedavinin etkili olduğunun kanıtlandığı söylenir.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki olası bir amacı temkinli biçimde ifade eder?
- The symbol might have been intended as a warning.
- The symbol was intended as a warning.
- The symbol must have been intended as a warning.
Cevabı göster
The symbol might have been intended as a warning.
perhaps an early form of acupuncture. Kültür
2:30belki de akupunkturun erken bir formu olabileceğini düşünüyorlar.
an early form of acupuncture: olası bir tarihsel öncül
“An early form of X”, daha sonra bilinen X ile önemli bir işlevi veya fikri paylaşmış olabilecek daha eski bir uygulamayı anlatır. Akupunktur, genellikle ince iğnelerle vücudun belirli noktalarını uyaran bir tedavi uygulamasıdır; dolayısıyla bu ifade, işaretlerin kabaca benzer bir tedavi fikrine dayanmış olabileceğini öne sürer. Bu ifade, dövmelerin modern akupunkturla aynı olduğunu veya onun doğrudan kökeni olduğunun kanıtlandığını söylemez. Bağlamdaki perhaps sözcüğü, bu yorumu bir araştırma varsayımı düzeyinde tutar.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Burada “an early form of acupuncture”, araştırmacıların dövmelerin modern akupunkturla aynı olduğunu kanıtladıkları anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Close scrutiny also clarified the circumstances of Ötzi's death Kalıp ifadeler
2:33Yakından inceleme ayrıca Ötzi'nin ölümünün koşullarını netleştirdi
and led to a tantalizing prehistoric murder mystery. Kelime
2:38ve kışkırtıcı bir tarih öncesi cinayet gizemine yol açtı.
Close scrutiny: resmî ve titiz inceleme
Close scrutiny, çok dikkatli ve ayrıntılı bir inceleme anlamına gelir. Buradaki close, dikkat düzeyini anlatır; fiziksel olarak yakın olmayı ifade etmez. Bu ifade cümlede özne görevi görür ve ölüm koşullarını açıklığa kavuşturan şeyin titiz analiz olduğunu gösterir. Kanıtlar, kayıtlar, kararlar veya davranışlar önemli ayrıntılar ya da zayıflıklar açısından incelenirken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: ____ of the safety report revealed several missing tests.
Cevabı göster
Close scrutiny
a tantalizing prehistoric murder mystery: tam cevap olmadan merak uyandıran tarih öncesi cinayet gizemi
a tantalizing prehistoric murder mystery ifadesinde tantalizing, tam cevabı erişilmez durumda tutarken güçlü bir merak uyandırmak anlamına gelir. Yalnızca interesting demekten fazlasını ifade eder: İnsanların daha fazlasını öğrenmek istemesine yol açan kısmi ipuçları veya olasılıklar olduğunu düşündürür. Prehistoric, şüpheli cinayeti yazılı tarihten önceki döneme yerleştirir; murder mystery ise ölümü, buna kimin ve nasıl sebep olduğu konusunda bir bilmece olarak sunar. İfadenin bütünü belgesel anlatımına gerilim katar; olayın çözüldüğünü söylemez.
Alıştırma
Hangi durum bir ipucunu tantalizing diye tanımlamayı en iyi şekilde destekler?
- Herkesin zaten bildiği bir gerçeği tekrarlar.
- Çözümün bir kısmını ortaya çıkarır, ancak temel soruyu cevapsız bırakır.
- Olay hakkında eksiksiz ve kesin bir açıklama sunar.
Cevabı göster
Çözümün bir kısmını ortaya çıkarır, ancak temel soruyu cevapsız bırakır.
A decade into studying Ötzi, Kalıp ifadeler
2:41Ötzi üzerinde çalışılmaya başlanmasının üzerinden on yıl geçmişti ki,
a CT scan picked up a crucial detail. Öbek fiiller
2:43bir CT taraması çok önemli bir ayrıntı yakaladı.
A decade into studying Ötzi: bir olayı sürecin içine yerleştirmek
“A decade into studying Ötzi”, Ötzi incelemesinin başlamasının üzerinden on yıl geçtiğini ve bu çalışmanın sürmekte olan bir süreç olarak görüldüğünü anlatır. “A decade” geçen süreyi, “into studying Ötzi” ise süreci belirtir. 「Süre + into + etkinlik veya süreç」 yapısı, başka bir olayı sürecin içindeki o zaman noktasına yerleştirir. Bu yapı tek başına sürecin o anda sona erdiğini söylemez.
Alıştırma
Ekibin proje başladıktan üç ay sonra, proje hâlâ sürerken önemli bir kusur bulduğunu belirten cümleyi seçin.
- The team finished the project in three months after finding a major flaw.
- Three months into the project, the team found a major flaw.
- The team found a major flaw three months before the project began.
Cevabı göster
Three months into the project, the team found a major flaw.
picked up a crucial detail: çok önemli bir ayrıntıyı tespit etti
“picked up a crucial detail” ifadesinde picked up, “tespit etti veya ortaya çıkardı” anlamındadır. BT taraması önemli bir ayrıntıyı görünür hâle getirdi; herhangi bir şeyi fiziksel olarak yerden kaldırmadı. Pick up fiilinin bu anlamı; bir tarama, sensör, radar, mikrofon veya gözlem bir sinyali, sesi, değişikliği ya da ayrıntıyı tespit ettiğinde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi pick up fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The sensor ____ a tiny change in pressure.
Cevabı göster
picked up
There was a flint arrowhead lodged in Ötzi's left shoulder. Kelime
2:46Ötzi'nin sol omzuna saplanmış bir çakmaktaşı ok ucu vardı.
flint arrowhead lodged in: içine saplanıp yerinde kalan bir ok ucu
Flint arrowhead, çakmaktaşından yapılmış sivri ok ucu demektir. Burada lodged in, ok ucunun Ötzi'nin sol omzuna girdiğini, oraya sıkıştığını ve içeride kaldığını anlatır. lodged in Ötzi's left shoulder ifadesi, arrowhead sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir ve an arrowhead that was lodged in his left shoulder anlamına gelir. Bu kısa yapı, bir nesnenin bulunduğu yeri anlatırken sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi lodge in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The X-ray showed that a metal fragment was ____ his leg.
Cevabı göster
lodged in
researchers started piecing Ötzi's final days together. Öbek fiiller
2:51araştırmacılar Ötzi'nin son günlerini bir araya getirmeye başladılar.
started piecing Ötzi's final days together: olayları ipuçlarından yeniden oluşturmak
Piece something together, ayrı ayrı kanıt veya bilgi parçalarını birleştirerek daha eksiksiz bir anlatı ortaya çıkarmak demektir. Burada araştırmacılar Ötzi'nin son günlerinde neler olduğunu yeniden oluşturuyor; günleri gerçek anlamda birleştirmiyorlar. Bu, ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır. İsim olan nesne piece the story together örneğindeki gibi piece ile together arasına ya da piece together the story örneğindeki gibi together sonrasına gelebilir. Zamir ise mutlaka ortaya gelir: piece it together.
Alıştırma
Cümleyi piece together ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Using witness statements and receipts, detectives ____ the driver's route.
Cevabı göster
pieced together
A deep cut wound on Ötzi's hand showed initial signs of healing Kalıp ifadeler
2:56Ötzi'nin elindeki derin kesik yarası, ilk iyileşme belirtileri gösteriyordu
showed initial signs of healing: iyileşmenin ilk belirtilerini göstermek
show signs of + isim veya -ing biçimi, gözlemlenebilir kanıtların bir durumun ya da sürecin var olduğunu veya başladığını düşündürdüğünü belirtir. Burada showed initial signs of healing, yaranın iyileşmeye başlamış olduğu anlamına gelir. Initial ifadenin kapsamını sınırlar: iyileşme erken aşamadadır, tamamlanmış değildir. Bu kalıp tıp dışındaki bağlamlarda da show signs of improvement veya show signs of recovery şeklinde kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, toparlanmanın ilk belirtilerinin görünür olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- The damaged plant showed initial signs of recovery.
- The damaged plant showed recovery of initial signs.
- The damaged plant showed initial signs to recover.
Cevabı göster
The damaged plant showed initial signs of recovery.
and must have occurred just days before his death. Dilbilgisi
3:00ve ölümünden sadece günler önce meydana gelmiş olmalıydı.
must have occurred ... before his death: geçmişe yönelik güçlü bir çıkarım
Must have + fiilin üçüncü hâli, doğrudan bilgiden değil kanıtlardan yola çıkarak geçmişteki bir olay hakkında güçlü bir sonuca varmayı ifade eder. must have occurred içinde occurred, occur fiilinin üçüncü hâlidir. Burada iyileşmenin başlamış olması, yaranın Ötzi'nin ölümünden yalnızca birkaç gün önce oluştuğuna kanıttır. Must yüksek güven belirtir; bu kullanımda zorunluluk ifade etmez.
Alıştırma
Güçlü çıkarımı tamamlamak için must have ve occur fiilinin doğru biçimini kullanın: The alarm log shows a gap at 2:00 a.m., so the outage ____ then.
Cevabı göster
must have occurred
a defensive wound: saldırıyı engellerken oluşan yara
A defensive wound, kişinin bir saldırıyı engellemeye veya kendini korumaya çalışırken aldığı yaradır. Adli bağlamlarda el veya ön koldaki yaralar bu şekilde tanımlanabilir; çünkü insanlar bir silahı engellemek için çoğu zaman bu bölgeleri kaldırır. Buradaki likely, bunun kanıtlara dayanan güçlü bir yorum olduğunu, tamamen kesin bir gerçek olmadığını gösterir.
Alıştırma
A defensive wound ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Bir saldırıyı engellemeye çalışırken alınan yara.
- Tıbbi tedavi sırasında bilerek açılan kesi.
- Zaman içindeki normal aşınmanın neden olduğu hasar.
Cevabı göster
Bir saldırıyı engellemeye çalışırken alınan yara.
which indicated that Ötzi was attacked with a sharp blade,
3:05bu da Ötzi'nin keskin bir bıçakla saldırıya uğradığını,
but fought back and survived. Öbek fiiller
3:08ancak karşılık verip hayatta kaldığını gösteriyordu.
but fought back: saldırıdan sonra direnmek
Fight back, bir saldırı, tehdit veya baskıdan sonra direnmek ya da karşılık vermek demektir. Fought, fight fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede but, saldırıya uğramak ile aktif şekilde direnip ardından hayatta kalmak arasında karşıtlık kurar. Buradaki back, özneye yöneltilen bir şeye cevap verildiğini gösterir; geriye doğru hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın biri ona saldırdıktan sonra direndiği anlamına gelir?
- Maya fought back when the stranger grabbed her.
- Maya fought with her friend about the schedule.
- Maya fought for the stranger who grabbed her.
Cevabı göster
Maya fought back when the stranger grabbed her.
Ötzi may have dressed the wound with bog moss, Kelime
3:10Ötzi yarasını bataklık yosunuyla sarmış olabilir,
dressed the wound: dress fiilinin tıbbi anlamı
dressed the wound ifadesinde dress, bir yarayı tedavi edip steril ped, gazlı bez veya başka bir koruyucu malzemeyle kapatmak anlamında kullanılan tıbbi bir fiildir. Duruma göre bölgeyi temizlemeyi ve ilaç uygulamayı da içerebilir. Burada dressed, birine kıyafet giydirmek anlamına gelmez. Tıbbi bağlamda dress + a wound/injury yapısı yaygındır.
Alıştırma
Bu dersteki iki sözcüklü tıbbi ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: At the clinic, the nurse ____ with fresh gauze.
Cevabı göster
dressed the wound
has antiseptic properties: bilimsel nitelikler
has antiseptic properties ifadesindeki antiseptic, mikroorganizmaları engelleyebilen veya azaltabilen ve böylece enfeksiyon riskini düşürmeye yardımcı olan nitelikleri anlatır. İfade, malzemeye bu tür bir etki atfeder. Bilimsel açıklamalarda properties, bir maddenin özellikleri veya nitelikleri anlamına gelir. Burada mal varlığı ya da gayrimenkul anlamında değildir.
Alıştırma
Mikroorganizmaları sınırlamaya yardımcı olan nitelikler anlamındaki iki sözcüklü bilimsel ifadeyle tamamlayın: The coating has ____.
Cevabı göster
antiseptic properties
the types and location of pollen in Ötzi's digestive tract indicated that it was spring or early summer Kelime
3:17Ötzi'nin sindirim sistemindeki polen türleri ve konumu, mevsimin ilkbahar veya yaz başı olduğunu gösteriyordu
Ötzi's digestive tract: yiyeceklerin geçtiği sindirim kanalı
Ötzi's digestive tract ifadesi, yiyeceklerin vücutta ilerlediği; ağız, yemek borusu, mide ve bağırsakları kapsayan kesintisiz kanalı anlatır. Ötzi's biçimindeki iyelik, kanalın kime ait olduğunu belirtir. Burada polen türleri ve bunların sindirim kanalındaki konumları vücudun içinden gelen kanıtlar olarak kullanılır. Konum, polenin ne zaman yutulduğunu çıkarmaya; türler ise mevsimi belirlemeye yardımcı olabilir. Bu nedenle ifade, kanıtın vücudun neresinden geldiğini gösterir.
Alıştırma
Bu bilimsel cümlede Ötzi's digestive tract ne anlama geliyor?
- yiyeceklerin vücudunda ilerlediği kesintisiz kanal
- üzerinde polen biriken giysilerinin dış yüzeyi
- son günlerinde izlediği dağ yolu
Cevabı göster
yiyeceklerin vücudunda ilerlediği kesintisiz kanal
last three days were hectic: yalnızca busy olmaktan daha güçlü
last three days were hectic ifadesinde hectic, hızlı faaliyetlerle dolu, baskılı ve yavaşlamaya pek fırsat bırakmayan bir dönemi anlatır. Yalnızca busy demekten daha güçlüdür ve çoğu zaman gerginlik ya da düzensizlik çağrıştırır. Buradaki last three days, ölümünden hemen önceki üç günü ifade eder. Cümle, onun duygularının doğrudan bir kaydını değil, araştırmacıların bu dönemin ne kadar yoğun olduğuna ilişkin kanıta dayalı çıkarımını sunar.
Alıştırma
Hangi cümle hectic sözcüğünü hızlı ve baskılı bir durumu göstermek için doğal biçimde kullanıyor?
- The empty hallway was hectic because nothing happened.
- The emergency room was hectic, with patients arriving every few minutes.
- Mia was hectic, so she sat quietly and read.
Cevabı göster
The emergency room was hectic, with patients arriving every few minutes.
bir şeyden kaçıyor gibi görünüyordu
seemed to be fleeing something ifadesinde seemed to be + V-ing, geçmişte devam ediyor gibi görünen bir eylem hakkında çıkarım bildirir. Konuşan kişi Ötzi'nin ne yaptığını ipuçlarına dayanarak değerlendiriyor; doğrudan doğrulanmış bir olguyu aktarmıyor. Fleeing something, bir tehlikeden, takipçiden veya başka bir tehditten kaçmak anlamına gelir. Bu nedenle ifade, Ötzi'nin bir şeyden kurtulmaya çalışıyor gibi göründüğünü anlatır.
Ötzi was at an altitude of around 2,500 meters, Kalıp ifadeler
3:33Ötzi yaklaşık 2.500 metre yükseklikteydi,
Ölümünden yaklaşık 33 saat önce
About 33 hours before his death, onun ölümünü referans noktası alır ve yaklaşık 33 saat geriye gider. Bir sonraki olayı konuşma anına göre değil, zaman çizelgesinde daha sonra gerçekleşen bir olaya göre konumlandırır. About, zamanın tahmini olduğunu belirtir. about + bir zaman süresi + before + bir olay kalıbı; tarih, soruşturma ve rapor anlatılarında olayların sırasını yeniden kurmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Olayı referans olaydan önceye yerleştiren kelimeyi zaman ifadesine ekleyin: About five minutes ____ the train arrived, the station lights went out.
Cevabı göster
before
at an altitude of around 2,500 meters: yaklaşık 2.500 metre rakımda
At an altitude of + bir ölçü, bir kişinin, yerin veya nesnenin deniz seviyesine göre belirtilen bir yükseklikte bulunduğunu anlatır. Burada Ötzi'nin deniz seviyesinden yaklaşık 2.500 metre yüksekte bulunduğu söyleniyor. Around sayıdan önce gelir ve değerin kesin değil, yaklaşık olduğunu gösterir. Kullanılabilir kalıp be/stand/lie at an altitude of around + sayı + birim şeklindedir.
Alıştırma
at an altitude of ifadesini kullanın ve yaklaşık sayıdan önce around koyun. Cümleyi tamamlayın: The weather station stands ____ 3,200 meters.
Cevabı göster
at an altitude of around
near the timberline: ağaç sınırının yakınında
Bu dağlık ortamda timberline, ağaçların birlikte büyüyerek orman oluşturabildiği üst yükselti sınırıdır. Daha yukarıda düşük sıcaklıklar, güçlü rüzgârlar veya kısa büyüme dönemi genellikle orman oluşmasını engeller. Near the timberline, bu ekolojik sınıra yakın olmak demektir. Ötzi'nin sınırın hemen üstünde mi yoksa hemen altında mı olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Bu dağlık bağlamda timberline ne anlama gelir?
- Kereste parçalarından yapılmış fiziksel bir çizgi
- Bir yolun veya tarlanın yanındaki herhangi bir ormanın kenarı
- Ağaçların birlikte büyüyüp orman oluşturabildiği üst sınır
Cevabı göster
Ağaçların birlikte büyüyüp orman oluşturabildiği üst sınır
descended to at least 1,200 meters: son rakım ve alt sınır
Descended to + yükseklik, aşağı yönlü hareketin sonunda ulaşılan yüksekliği belirtir. Buradaki 1,200 meters, düşey değişim miktarı değil, son rakımdır. At least, 1.200 metreyi alt sınır olarak belirler. Bildirilen son rakım 1.200 metre veya daha yüksektir; tam olarak 1.200 metre olması gerekmez.
Alıştırma
900 metreyi mümkün olan en düşük son rakım yapacak şekilde cümleyi tamamlayın: The hikers descended ____ 900 meters.
Cevabı göster
to at least
warmth-loving trees: iklim tercihini belirten birleşik sıfat
Warmth-loving, kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Warmth tercih edilen koşulu belirtir; -loving ise insan gibi sevgi hissetmek değil, o koşulu tercih etmek veya o koşulda gelişmek anlamına gelir. Trees sözcüğünü niteler; dolayısıyla warmth-loving trees, nispeten sıcak koşullara uygun ağaçlardır. A zone of warmth-loving trees, bu ağaçlarla nitelendirilen bir bölgedir. Ekolojik bir anlatımda bu bitki örtüsü, yerel koşulların nispeten sıcak olduğuna dair kanıt sunar.
Alıştırma
Bir ekoloji metninde warmth-loving trees ne tür ağaçlardır?
- Nispeten sıcak koşullarda iyi büyüyen ağaçlar
- Odunu her zaman sıcak hissedilen ağaçlar
- Sıcak havaya karşı insana benzer duygular besleyen ağaçlar
Cevabı göster
Nispeten sıcak koşullarda iyi büyüyen ağaçlar
where grasses, sedges, and certain wildflowers dominated. Kelime
3:51burada otlar, sazlar ve bazı kır çiçekleri baskındı.
In his final hours: ölümden hemen önceki dönem
In his final hours, eylemi onun ölümünden hemen önceki kısa zaman dilimine yerleştirir. Bir kişinin yaşam öyküsü bağlamında final hours, sıradan bir etkinliğin son birkaç saatini değil, genellikle kişinin yaşamının sonunu ifade eder. Cümle başında zaman çerçevesi olarak kullanılan bu ifade, dikkati kişinin yaşamının sonlarına doğru olan olaylara yöneltir. Biyografilerde, tarihî anlatılarda ve araştırmalarda yaygındır.
Alıştırma
Bir biyografi, bir kadının öldüğünü daha önce belirtmiştir. Şu cümledeki ifadenin kullanımını değerlendirin: “In her final hours, her family stayed by her side.”
- Uygun değil: final hours yalnızca bir olayın sonunu anlatabilir, yaşamın sonunu anlatamaz.
- Uygun: yaşamının bilinen son evresine geriye dönük olarak bakıyor.
Cevabı göster
Uygun: yaşamının bilinen son evresine geriye dönük olarak bakıyor.
where grasses, sedges, and certain wildflowers dominated: ekolojik baskınlık
where ile başlayan yan cümle, o yükseklikteki çevreyi tanımlar. Burada dominated, otların, sazların ve bazı kır çiçeklerinin o bölgedeki en yaygın veya görsel olarak en belirgin bitki örtüsü olduğu anlamına gelir. Fiil doğrudan nesne olmadan kullanılmıştır; bu nedenle yaşam alanında hangi bitkilerin en güçlü varlığa sahip olduğunu anlatır. Bitkilerin bilinçli olarak bir şeyi kontrol ettiğini ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi “en yaygın bitki örtüsüydü” anlamındaki dominate fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the fire, native grasses ____ the valley and formed most of its plant cover.
Cevabı göster
dominated
His last meal included a large helping of dried wild ibex, Kalıp ifadeler
3:56Son yemeği kurutulmuş yaban dağ keçisi,
a large helping of: büyük bir yiyecek porsiyonu
a helping of ifadesi burada “yardım” değil, yiyecekten “bir porsiyon” anlamına gelir. a large helping of, normalden büyük bir yemek porsiyonunu anlatır. Yiyeceği belirli bir porsiyon olarak gösterdiği için a lot of food ifadesinden daha özeldir; a lot of food yalnızca miktarın fazla olduğunu belirtir.
Alıştırma
Tek bir büyük yiyecek porsiyonunu doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.
- The café gave us a large helping of soup.
- The café gave us a large helping for soup.
- The café gave us a large help of soup.
Cevabı göster
The café gave us a large helping of soup.
despite Ötzi's apparent efforts to escape the conflict, Dilbilgisi
4:03Ötzi'nin çatışmadan kaçmaya yönelik bariz çabalarına rağmen,
despite Ötzi's apparent efforts to escape the conflict: despite ve isim öbeği
Burada despite bir edattır ve ardından Ötzi's apparent efforts adlı isim öbeği gelir. To escape the conflict bu çabaların amacını belirtir; apparent ise bu tanımın ipuçlarından çıkarıldığını ve tamamen kesin olmadığını gösterir. Cümlenin başındaki bu ödünleme ifadesi, bir sonucu bekletebilecek durumu önce sunar; sonraki cümle yine de ne olduğunu açıklar. Yapı despite + isim öbeğidir; despite doğrudan tam bir cümle almaz.
Alıştırma
Karşıtlık göstermek için despite ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- Despite the heavy rain, the hikers continued.
- Despite it rained heavily, the hikers continued.
- Although the heavy rain, the hikers continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the hikers continued.
someone at a distant vantage shot him from behind. Kelime
4:06uzaktaki hakim bir noktada olan biri onu arkasından vurdu.
at a distant vantage ... shot: yer bildiren ifade ve ana fiil
Burada vantage, kişiye iyi bir görüş ya da stratejik üstünlük sağlayan konum veya açı demektir. At a distant vantage, ateş eden kişinin uzakta böyle bir konumda bulunduğunu belirtir. Yapıyı someone [at a distant vantage] [shot him from behind] şeklinde okuyun. Shot cümlenin ana fiilidir; bu nedenle vantage shot, “uzun mesafeli atış” anlamına gelen tek bir ifade değildir.
Alıştırma
Hangi cümle vantage point ifadesini uzaktan iyi görüş sağlayan bir konumu belirtmek için doğal biçimde kullanır?
- The photographer stood at a distant advantage point to see the valley.
- From a distant vantage point, the photographer could see the entire valley.
- The photographer made a distant vantage shot of the valley.
Cevabı göster
From a distant vantage point, the photographer could see the entire valley.
pierced a major artery: önemli bir atardamarı delmek
Pierced, geçişli pierce fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Özne keskin bir nesne olduğunda, bir şeye nüfuz etmek veya onda delik açmak anlamına gelir. Doğrudan nesnesi a major artery, kanı kalpten dışarı taşıyan önemli bir atardamardır. Pierced a major artery bir bütün olarak okun kendisi atardamara zarar verdiğini, yalnızca yakınından geçmediğini belirtir. Major, damarın büyüklüğünü veya tıbbi önemini vurgular; bu nedenle ifade ciddi ve yoğun kanama riski olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Bu bağlamda pierced a major artery ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- The arrow helped close an injury in an important artery.
- The arrow penetrated the wall of an important artery.
- The arrow passed near an important artery without touching it.
Cevabı göster
The arrow penetrated the wall of an important artery.
embedded itself in: içine girip saplanmış halde kalmak
Bu cümlede embedded itself in, okun omza girip orada saplanmış halde kaldığı anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri itself, the arrow ifadesine gönderme yapar; bir niyet belirtmez. thing + embed itself in + place/material kalıbı, bir nesnenin bir şeyin içine girip orada sıkıca sabitlendiği anı anlatır. Oklar, kıymıklar, parçalar ve benzeri nesneler için kullanılabilir.
Alıştırma
Parçanın kapının içine girip orada kaldığını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: During the explosion, the metal shard ____ the wooden door.
Cevabı göster
embedded itself in
causing extensive blood loss: sonuç bildiren ortaç yapısı
Virgülden sonraki causing ifadesi, önceki olayın tamamının sonucunu veren bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Burada o olay, özellikle atardamardaki hasar, ağır kan kaybına yol açmıştır; son bölüm and this caused extensive blood loss biçiminde açılabilir. Bu yapı neden-sonuç ilişkisini tek cümlede sıkıştırır: tam cümlecik, causing + sonuç. Anlaşılan neden, causing yanındaki ayrı bir isim değil, önceki cümleciğin anlattığı durumdur.
Alıştırma
Sonuç cümleciğini cause fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The pipe burst, ____ serious water damage.
Cevabı göster
causing
left undisturbed in the glacier for millennia. Dilbilgisi
4:21binlerce yıl boyunca buzulda bozulmadan kaldı.
left undisturbed ... for millennia: binlerce yıl süren dokunulmamış durum
Left undisturbed, onun kalıntılarının ve eşyalarının durumunu anlatan indirgenmiş bir edilgen yapıdır. Burada be fiilinin bir biçiminin atıldığı anlaşılır: were left undisturbed. Yani bunlar taşınmadan, değiştirilmeden veya zarar görmeden bulundukları yerde kalmıştır. In the glacier bu durumun nerede, for millennia ise ne kadar süre devam ettiğini gösterir. Bu tür indirgenmiş edilgen yapı, tam bir edilgen yan cümleyi tekrarlamadan anlatıya kalıcı bir sonuç ya da durum ekler.
Alıştırma
Cümleyi “taşınmamış veya değiştirilmemiş” anlamındaki iki sözcüklü indirgenmiş edilgen ifadeyle tamamlayın: The sealed letters stayed in the drawer, ____ for fifty years.
Cevabı göster
left undisturbed
This 5,300-year-old cold case has offered invaluable glimpses into the distant past, Notlar
4:25Bu 5.300 yıllık faili meçhul dava, uzak geçmişe dair paha biçilmez bakışlar sundu,
This 5,300-year-old cold case: eski bir ölümü çözülememiş suç olarak sunmak
Cold case, uzun süre çözülememiş bir ceza davasını, çoğu zaman bir cinayet veya şüpheli ölümü anlatan yerleşik bir suç soruşturması terimidir. Buradaki cold sıcaklığı anlatmaz. Buna a 5,300-year-old cold case denmesi mecazidir: Eski bir ölüm, modern kanıtların ne olduğunu ortaya çıkarabileceği bir soruşturma gibi sunulur. Olağanüstü uzun zaman aralığı anlatıma dramatik bir hava katar ve gizemin ne kadar uzak geçmişte olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi yıllardır çözülememiş bir ceza davasını belirten iki sözcüklü sabit terimle tamamlayın: New DNA evidence led detectives to reopen the ____.
Cevabı göster
cold case
has offered invaluable glimpses into the distant past: uzak geçmişe dair paha biçilmez bilgiler sunmuştur
Burada has offered invaluable glimpses into, “bize sınırlı ama aydınlatıcı bilgiler sağladı” anlamına gelir. Glimpses mecazi kullanılmıştır: vaka geçmişin eksiksiz bir tablosunu değil, kanıt parçalarını sunar. Invaluable “son derece değerli” demektir; “değersiz” anlamına gelmez. has offered biçimindeki present perfect, bu katkının bugün de önem taşıdığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede glimpses into, “bir konu hakkında kısmi anlayış” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The archive offers valuable glimpses into how the town changed over time.
- The report provides a complete account of every event.
- A tourist caught a glimpse of the tower before the fog returned.
Cevabı göster
The archive offers valuable glimpses into how the town changed over time.
but the mystery of who exactly Ötzi was and why he was killed Dilbilgisi
4:31ancak Ötzi'nin tam olarak kim olduğu ve neden öldürüldüğü gizemi
the mystery of who exactly Ötzi was and why he was killed: Ötzi’nin gerçekte kim olduğu ve neden öldürüldüğü gizemi
of sözcüğünden sonraki bölüm, and ile bağlanan iki dolaylı soru içerir: who exactly Ötzi was ve why he was killed. Bu iki yapı birlikte gizemi oluşturan bilinmeyen bilgileri belirtir; dinleyiciye yöneltilmiş doğrudan sorular değildir. Dolaylı sorularda düz cümle söz dizimi kullanılır. who exactly was Ötzi değil who exactly Ötzi was; why was he killed değil why he was killed denir. Exactly, “gerçekte” veya “tam olarak” anlamını ekler.
Alıştırma
Hangi cümlede her iki dolaylı soru da düz cümle söz dizimini kullanır?
- We are investigating who the caller was and why was the message deleted.
- We are investigating who the caller was and why the message was deleted.
- We are investigating who was the caller and why was the message deleted.
Cevabı göster
We are investigating who the caller was and why the message was deleted.
will probably never be solved: olasılık ve gelecek zaman edilgeni
will be solved, will + be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki gelecek zaman edilgenidir. The mystery, çözme eylemine maruz kalan öge olduğu için etken solve yerine be solved kullanılır. Buradaki doğal sıralamada probably, will’den sonra ve never’dan önce gelir. probably tahmini kesin değil, kuvvetle muhtemel olarak sunarken never çözülmenin gelecekte hiçbir zaman gerçekleşmesinin beklenmediğini belirtir. will probably never be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeyin büyük olasılıkla hiçbir zaman tamamlanmayacağını, keşfedilmeyeceğini veya çözülmeyeceğini öngörmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri kullanarak gelecek zaman edilgen tahminini tamamlayın: Without new evidence, the case ____. (probably / never / solve)
Cevabı göster
will probably never be solved
The tangible evidence for the act degraded and carried away, Notlar
4:38Eyleme dair somut deliller bozulup sürüklendi,
The tangible evidence for the act degraded: somut kanıtlar bozuldu
The tangible evidence for the act, eylemle bağlantılı somut ve fiziksel izleri, yani bir zamanlar gözlemlenebilen, elle tutulabilen, ölçülebilen veya incelenebilen malzemeleri ifade eder. Tangible, bu kanıtları tanıklık gibi fiziksel olmayan kanıtlardan ayırır. Burada degraded, geçişsiz bir geçmiş zaman fiilidir: zamanın veya çevresel koşulların etkisiyle kanıtın kendisi bozulmuş ya da parçalanmıştır. Bir kişinin kanıta kasıtlı olarak zarar verdiği veya kanıtı küçümsediği anlamına gelmez.
Alıştırma
The tangible evidence for the act degraded burada ne anlama geliyor?
- Birisi eylemle ilgili kanıtı kasıtlı olarak eleştirdi.
- Eylemle bağlantılı somut fiziksel kanıt zamanla bozuldu.
- Bir tanık eylemle ilgili daha az ikna edici bir anlatım sundu.
Cevabı göster
Eylemle bağlantılı somut fiziksel kanıt zamanla bozuldu.
carried away ... lost to snowdrifts: sürüklenip kar yığınları yüzünden kaybolmuş
Bu yoğunlaştırılmış anlatımda carried away edilgen anlamdadır: kanıt fiziksel olarak sürüklenmiş veya başka bir yere taşınmıştır. Bu kullanım, duygusal bir anlam taşıyan ve kişinin kendini kaptırmasını ifade eden get carried away deyimi değildir. Ardından gelen lost to snowdrifts long ago sonucu açıklar: kanıt biriken karın altında kaybolmuş ve artık geri alınamaz hâle gelmiştir. be lost to + cause kalıbı, lost to fire veya lost to decay örneklerinde olduğu gibi, kalıcı bir kayba neden olan gücü ya da süreci belirtir. Burada snowdrifts, yani rüzgârın oluşturduğu kar yığınları, kanıtı erişilemez kılan neden olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘bir neden yüzünden kalıcı olarak kaybolmuş’ anlamına gelen iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: Many early records were ____ fire before they could be copied.
Cevabı göster
lost to
Discover why a 2,000-year-old corpse didn't decompose
4:482.000 yıllık bir cesedin neden çürümediğini
and the surprising clues it revealed with this video
4:52ve ortaya çıkardığı şaşırtıcı ipuçlarını bu videoyla keşfedin
or explore more secrets preserved by permafrost,
4:56veya permafrost tarafından korunan daha fazla sırrı keşfedin,