Trolün paradoks bilmecesini çözebilir misiniz? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Fantastik bir dünyada geçen mantık bilmecesi, özenle kurulmuş tek bir doğru-yanlış cümlesinin trolü kendi koyduğu kurallara nasıl bağlayabileceğini ve hem tutsak edilen kardeşi hem de yaratıkları serbest bırakmaya zorlayabileceğini gösteriyor. Ardından doğru ve yanlış ifadelere göre açılan iki sandıkla ilgili bir soru geliyor; sandıklardan birinde hazine, diğerinde ise ölümcül gaz bulunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. coercive logic, — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Diğer bütün seçenekler belirtilen koşullarla çeliştiği için karşı tarafı belirli bir eylemde bulunmaya mecbur eden akıl yürütmenin teknik adını anlayın; bunu mantık bilmeceleri, strateji oyunları ve kural açıkları hakkındaki konuşmalarda tanıyabilirsiniz. 2. by its own rules, — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bu kısa ifadenin, bir kişinin ya da öznenin bizzat koyduğu kurallarla bağlı olduğunu vurguladığını fark edin; bir sözün, politikanın veya oyun kuralının neden tutarlı bir kaçış yolu bırakmadığını açıklarken kullanın. 3. and live to tell the tale? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadeyi, anlatmak amacıyla yaşamak şeklinde kelimesi kelimesine değil, tehlikeli bir olaydan sağ çıkıp sonradan onu anlatabilmek anlamında yorumlayın; gerilimli sorularda ve tehlikeden kıl payı kurtulma hikâyelerinde doğal biçimde kullanın.
Bu derste
You've discovered a doorway to another realm, Deyimler
0:07Başka bir diyara açılan bir kapı keşfettin,
doorway to another realm: farklı bir dünyaya açılan giriş
Bu cümlede a doorway to another realm, farklı bir dünyaya açılan giriş ya da geçit anlamına gelir. Fantastik anlatılarda doorway gerçek bir kapı, bir portal veya başka türde bir açıklık olabilir; temel fikir, alışılmış dünyanın ötesindeki bir dünyaya erişim sağlamasıdır. a doorway to + isim kalıbı mecaz olarak da kullanılabilir. a doorway to new opportunities örneğinde olduğu gibi, bir şeyi yeni bir deneyime, alana veya aşamaya girmenin yolu olarak gösterir.
Alıştırma
Fantastik bir hikâyede doorway to another realm en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- bütün odaları kapatmanın bir yolu
- farklı bir dünyaya açılan giriş
- sıradan bir kapının yanındaki duvar
Cevabı göster
farklı bir dünyaya açılan giriş
and now you and your brother are off exploring Kalıp ifadeler
0:11ve şimdi sen ve kardeşin keşfe çıkıyorsunuz
are off exploring: yola çıkmayı anlatan be off + V-ing
Be off + V-ing, birinin bir etkinliği yapmak üzere ayrıldığını ya da yola çıktığını anlatır. Buradaki are off exploring, senin ve erkek kardeşinin keşif yolculuğuna veya macerasına başladığını söyler ve hafif, enerjik bir yola çıkma duygusu taşır. Buradaki off, bulunulan yerden ayrılmayla ilgilidir. Kapalı anlamına gelmez.
Alıştırma
Mia ve Leo'nun keşfetmek için kamp alanından ayrıldığını göstermek üzere cümleyi be off + V-ing ile tamamlayın: Mia and Leo have left the campsite and ____ the valley.
Cevabı göster
are off exploring
Fantastically paradoxical creatures crawl, run, and fly around you. Kelime
0:17Fantastik ölçüde çelişkili yaratıklar etrafınızda sürünüyor, koşuyor ve uçuyor.
paradoxical creatures: bir çelişki etrafında tasarlanan yaratıklar
Buradaki paradoxical creatures, özellikleri veya davranışları kendi içinde çelişkili görünen yaratıklardır: normalde bir arada bulunmayan iki şey aynı anda doğruymuş gibi görünür. Paradoxical, yalnızca strange demekten daha belirgindir. Mantık, beklenti veya sonuçlar arasındaki bir çatışmaya işaret eder; böylece bu fantastik yaratıkların paradokslar etrafında tasarlandığını gösterir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi paradoxical sözcüğüyle anlatılır?
- Zaman kazandırmak amacıyla konan bir kural iki kat daha fazla iş çıkarıyor.
- Mavi bir sırt çantası masanın altında duruyor.
- Bir çocuk partiye sıra dışı bir şapkayla gidiyor.
Cevabı göster
Zaman kazandırmak amacıyla konan bir kural iki kat daha fazla iş çıkarıyor.
You bravely step forward and demand it let them go. Notlar
0:28Cesurca öne çıkıyorsun ve onları bırakmasını talep ediyorsun.
step forward: gönüllü olarak harekete geçmek
Step forward sözcük anlamıyla ön tarafa doğru bir adım atmak olabilir. Burada ise daha fazlasını ifade eder: yalnızca izleyen biri olmaktan çıkar ve konuşmak ya da harekete geçmek için duruma etkin biçimde katılırsın. Bu mecaz kullanım çoğunlukla isteklilik veya cesaret gösterir. İnsanlar gönüllü olmak, bilgi vermek, yardım etmek veya sorumluluk kabul etmek için step forward yapabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede stepped forward, birinin gönüllü olarak harekete geçtiği anlamında kullanılmıştır?
- When the coach asked for a captain, Leo stepped forward.
- The project moved forward after the budget was approved.
- Leo took one step forward to see the map more clearly.
Cevabı göster
When the coach asked for a captain, Leo stepped forward.
demand it let them go içinde demand (that) + özne + yalın fiil
Demand it let them go ifadesinde demand fiilini (that) it let them go içerik yan cümlesi izler. That sözcüğü atılmıştır, it yan cümlenin öznesidir ve demand emir veya güçlü istek bildiren mandative subjunctive yapısını tetikleyebildiği için let yalın hâlde kalır. Lets ya da to let kullanılmaz. Bu sahnede let them go, “yakalanmış yaratıkları serbest bırakmak” anlamındadır. Genel olarak demand (that) + özne + fiilin yalın hâli, birinin bir eylemi gerçekleştirmesine yönelik güçlü bir ısrarı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi arrive fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The coach demanded that every player ____ on time.
Cevabı göster
arrive
such a fan of paradoxes: alaycı bir tonla güçlü ilgi
A fan of something ifadesinde fan, bir şeyi seven veya destekleyen kişi demektir. Such a fan of paradoxes, “paradokslara bu kadar meraklı biri” anlamına gelir; such, such + a + tekil sayılabilir isim + of kalıbındaki isim grubunu güçlendirir. Burada If you're such a fan of... bir meydan okumaya zemin hazırlar. Konuşan kişi yalnızca karşısındakinin ilgisini övmemektedir; ifade, yaklaşık olarak “Paradoksları bu kadar seviyorsan bunu kanıtla” anlamında alaycı veya kışkırtıcı gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin güçlü ilgisini meydan okumaya dönüştürmek için such a fan of ifadesini doğal biçimde kullanır?
- If you're such fan of riddles, solve this one.
- If you're so a fan of riddles, solve this one.
- If you're such a fan of riddles, solve this one.
Cevabı göster
If you're such a fan of riddles, solve this one.
make you an offer: bir anlaşma veya koşul önermek
make someone an offer kalıbında kişiyi gösteren sözcük make ile an offer arasına gelir. Bu ifade, birine değerlendirmesi için öneri, anlaşma, fiyat veya koşul sunmak anlamına gelir. Make you an offer, make an offer to you şeklinde de söylenebilir. Buradaki offer sıradan bir öneri değil, koşullu bir anlaşma sunar. Ardından gelen ayrıntılar bu anlaşmanın ne gerektirdiğini açıklar.
Alıştırma
make someone an offer kalıbını ve Maya için bir zamir kullanarak cümleyi tamamlayın: After interviewing Maya, the company decided to ____.
Cevabı göster
make her an offer
If you say..., I'll release...: gerçekleşmesi mümkün gelecek koşulu
Bu cümle gerçekleşmesi mümkün bir koşul koyar ve ardından bir sonuç vaat eder. If you say something true, daha önce gerçekleşmiş bir olay olarak sunulmaz; serbest bırakma eyleminden önce ne olması gerektiğini belirtir. Bu gerçek gelecek kalıbında koşul bölümünde if + geniş zaman (say), sonuç bölümünde will + fiilin yalın hâli (will release) kullanılır. Koşul gelecekle ilgili olsa da bu tür if cümleciklerinde normalde will kullanılmaz.
Alıştırma
Gerçek gelecek koşulunu arrive ve visit fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If Maya ____ early, we ____ the museum. (arrive; visit)
Cevabı göster
arrives · will visit
You're about to say: be about to + fiilin yalın biçimi
You're about to say ifadesinde be about to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin bir sonraki anda ya da çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini, ancak henüz gerçekleşmediğini anlatır. to sonrasındaki say yalın biçimdedir. Bir hikâyede bu yapı, başlamak üzere olan ve ardından gelen olayla kesilebilecek eylemi önceden kurar. Burada about to tek bir yapıdır; about “hakkında” anlamına gelmez.
Alıştırma
be about to yapısının doğru biçimi ve begin fiiliyle cümleyi tamamlayın: The game ____, so take your seat.
Cevabı göster
is about to begin
but before you can: eksiltmeyle kesilen bir eylem
But before you can beklenen olay sırasını değiştirir: konuşmak üzeresindir, ancak trol önce davranır; bu yüzden konuşma gerçekleşmez. but dönüşü, before ise sıradaki olayın daha önce gerçekleştiğini gösterir. İlk bölümdeki say it zaten anlaşıldığı için can sonrasındaki ana fiil öbeği söylenmez. Bu bir eksiltmedir: before you can, before you can say it anlamını taşır; yani ifade eksik değildir.
Alıştırma
before + özne + could yapısını kullanıp tekrarlanan fiili söylemeden cümleyi tamamlayın: I was about to answer, but ____, the call ended.
Cevabı göster
before I could
"If you say something false," ... "then I'll release": Araya giren bir aktarma ifadesiyle kesilen If–Then koşulu
"If you say something false" koşulu, "then I'll release your brother" ise sonucu ifade eder. Bu iki bölüm birlikte bir if–then kuralı oluşturur: koşul gerçekleşirse konuşan kişi bu sonucu vaat eder. "He continues", kimin konuşmaya devam ettiğini belirten ve konuşulan sözlerin arasına yerleştirilen bir aktarma ifadesidir. Okurken bu ifadeyi geçici olarak çıkarıp cümleyi şöyle birleştirebilirsin: "If you say something false, then I'll release your brother." Araya giren ifade sunum biçimini değiştirir, koşul ile sonuç arasındaki bağlantıyı değiştirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede tam bir if–then koşulu, bir aktarma ifadesiyle bölünmüştür?
- "If the delivery arrives today," Maya said, "then we can open the shop early."
- Maya said that if the delivery arrives today, we can open the shop early.
- If the delivery arrives today, Maya said that we can open the shop early.
Cevabı göster
"If the delivery arrives today," Maya said, "then we can open the shop early."
Your statement can only be a single sentence, Dilbilgisi
0:53"İfaden sadece tek bir cümle olabilir,
"Your statement can only be a single sentence": izin verilen biçimi sınırlamak
"can only be a single sentence" ifadenin yalnızca tek bir biçime, yani tek bir cümleye, sınırlandığını belirtir. Burada only, "can be" ile ifade edilen olasılığı sınırlar; ifadenin sadece özel veya eşsiz olduğunu anlatmaz. Bu kuralı “İfaden bir cümle olabilir ve daha fazlası olamaz” şeklinde anlayabilirsin. only sözcüğünü görmezden gelmek, birden fazla cümleye izin verildiği yanılgısına yol açar.
Alıştırma
"Your statement can only be a single sentence" ne anlama gelir?
- İfade en az iki cümle içermelidir.
- İfade tam olarak bir cümle içermelidir.
- İfade birden fazla cümle içerebilir.
Cevabı göster
İfade tam olarak bir cümle içermelidir.
I hate paradoxes more than anything. Kalıp ifadeler
0:58çelişkilerden her şeyden çok nefret ederim.
as you can see: açık bir sonuca dikkat çekmek
Burada as you can see, dinleyicinin dikkatini açık ya da zaten erişilebilir olarak sunulan bilgiye yönelten bir söylem belirleyicisidir. Ardından gelen “I hate paradoxes more than anything” ifadesini, dinleyicinin de fark edebileceği bir sonuç olarak sunar. Buradaki see yalnızca gözle görme anlamıyla sınırlı değildir. Kanıt görünür bir şeyden, bir gösterimden, daha önce verilen bilgiden veya durumun kendisinden gelebilir.
Alıştırma
Bu cümlede as you can see ifadesinin temel görevi nedir?
- Dinleyicinin gözlerinin iyi görüp görmediğini sorar.
- Dinleyiciyi sonraki ifadeyi destekleyen kanıta yöneltir.
- Sonraki ifadeyi ortak kanıtı olmayan bir sır olarak işaretler.
Cevabı göster
Dinleyiciyi sonraki ifadeyi destekleyen kanıta yöneltir.
hate ... more than anything: en güçlü nefreti ifade etmek
I hate paradoxes more than anything cümlesinde more than anything, paradoksları nefret edilen diğer her şeyin önüne koyar. Doğal anlamı, başka hiçbir şeyden bu kadar nefret edilmediğidir. Bu ifade sayı veya miktarı değil, duygusal yoğunluğu ya da önceliği karşılaştırır. want, love, need, matter veya hate gibi fiillerle kullanıldığında bir şeyi en güçlü istek, tercih, ihtiyaç, önem veya nefret konusu olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, barışın onun diğer tüm hedeflerinden üstün olan en güçlü arzusu anlamına gelir?
- He wants peace more than ever.
- He wants peace more than anything.
- He wants peace more than anyone else does.
Cevabı göster
He wants peace more than anything.
If you try to cheat by saying something paradoxical, Dilbilgisi
1:01Eğer çelişkili bir şey söyleyerek hile yapmaya çalışırsan,
by saying something paradoxical: yöntemi belirten by + -ing
by saying something paradoxical ifadesinde by, hile yapmaya çalışırken kullanılan yöntemi belirtir. Buradaki anlamı “bir eylem yoluyla”dır; “yanında” anlamına gelmez. Bir eylemin veya sonucun ardından kullanılan by + fiil-ing, o şeyin nasıl yapıldığını açıklar: kişi bir eylemi başka bir eylem yoluyla gerçekleştirir.
Alıştırma
Cümleyi by + -ing ve parantez içindeki fiille tamamlayın: Nora fixed the loose handle ____ a screwdriver. (use)
Cevabı göster
by using
This statement is false: öz gönderimli yalancı paradoksu
This statement is false, yalancı paradoksunun basitleştirilmiş bir biçimidir. this statement sözleri, bu iddiayı ortaya atan cümlenin kendisine gönderme yapar; dolayısıyla cümle kendi doğruluğunu değerlendirir. Cümle doğruysa söylediği şey onu yanlış yapar. Yanlışsa, yanlış olduğunu söyleyen iddiası doğru görünür. Bu döngü öz gönderimden kaynaklanır; dolayısıyla bu yalnızca sıradan, hatalı bir ifade değildir.
Alıştırma
This statement is false neden bir paradoks oluşturur?
- Çünkü dışarıdaki bir olay hakkında yanlış bilgi verir.
- Çünkü kendi doğruluğuna gönderme yapar ve iki yargıdan her birini karşıtına dönüştürür.
- Çünkü false sözcüğünü içeren her cümle bir paradokstur.
Cevabı göster
Çünkü kendi doğruluğuna gönderme yapar ve iki yargıdan her birini karşıtına dönüştürür.
to force the troll to free your brother Dilbilgisi
1:13ne tür bir doğru-yanlış ifadesi söyleyebilirsin
true-false statement: doğru ya da yanlış olarak değerlendirilebilen bir ifade
Bu cümlede true-false statement, doğru ya da yanlış olarak değerlendirilebilen bildirimsel bir iddia anlamına gelir. İfade, bulmacada hangi tür cümleye izin verildiğini belirtir. “Aynı anda hem doğru hem yanlış olan bir ifade” anlamına gelmez. Bir cümlenin gerçekte hangi doğruluk değerine sahip olduğunu değil, ona bir doğruluk değeri verilip verilemeyeceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle doğru ya da yanlış olarak değerlendirilebilen bir statement örneğidir?
- When does the library close?
- The library closes at six.
- Please close the library door.
Cevabı göster
The library closes at six.
force the troll to free your ...: force + nesne + to-infinitive
Yapı force + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; force the troll to free your brother buna bir örnektir. Nesne olan the troll, eylemi yapmak zorunda bırakılan taraftır ve free burada “serbest bırakmak” anlamına gelen bir fiildir. Force, bir kişinin veya durumun birine gerçek bir seçim hakkı bırakmadığını anlatır. Buradaki baskı mutlaka fiziksel güçten değil, bulmacanın mantığından ve kurallarından gelir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için mark fiilinin doğru biçimini kullan: New safety rules forced the factory ____ its exits clearly. (mark)
Cevabı göster
to mark
seems like an impossible situation: temkinli bir yargı
This seems like an impossible situation, o anda görülen veya bilinenlere göre durumun çözümü yokmuş gibi göründüğünü anlatır. Seems like, doğrulanmış bir olguyu değil, bir izlenimi belirtir. Bu ifade, yeni bilgilerin mevcut yargıyı değiştirebilmesine yer bırakır. Konuşan kişi temkinlidir: durum yalnızca imkânsız görünüyor olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle planın imkânsızlığını kesin bir olgu olarak değil, yalnızca ilk izlenim olarak sunar?
- This was proven to be an impossible plan.
- This is definitely an impossible plan.
- This seems like an impossible plan.
Cevabı göster
This seems like an impossible plan.
but incredibly, you can say something Anlatım akışı
1:28ama inanılmaz bir şekilde, trolü tüm esirleri serbest bırakmaya zorlayacak
but incredibly: beklenen yönü tersine çevirmek
But açıklamanın yönünü değiştirir: önceki ifade çözümü imkânsız gösterirken bu yan cümle tam tersini, yani söyleyebileceğiniz bir şey olduğunu sunar. Dinleyiciye daha önce oluşan beklentiyi gözden geçirmesi gerektiğini bildirir. Incredibly, ardından gelen iddianın tamamı hakkında yorum yapan bir cümle zarfıdır. Bu olasılığın son derece şaşırtıcı olduğunu belirtirken you can say something çözümün açıklanmasını başlatır.
Alıştırma
Bir haber önce “The hikers had no map and the trail had vanished.” diyor. Hangi devam cümlesi bu beklentiyi en açık biçimde tersine çevirip sonucu şaşırtıcı olarak sunar?
- But incredibly, they found the cabin before dark.
- And they had started walking at noon.
- So predictably, they stayed where they were.
Cevabı göster
But incredibly, they found the cabin before dark.
coercive logic: kısıtlamalarla bir sonucu zorunlu kılmak
Burada coercive logic, kuralları veya koşulları kullanarak bir kişiye belirli bir eylem ya da sonuç dışında kabul edilebilir hiçbir seçenek bırakmayan akıl yürütme anlamına gelir. Coercive yalnızca “ikna eden” değil, “zorlayan” demektir. Bu ifade bir mekanizmayı adlandırır: Karşı taraf koşullara uymak zorundaysa mantık, tek bir sonuç zorunlu hâle gelene kadar seçenekleri daraltır. Bu fikir bulmacalar, oyunlar, politikalar ve kural sistemleri hakkındaki tartışmaları anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi ifade coercive logic kavramını en iyi açıklar?
- Bir fikri daha anlaşılır kılmak için örnekleri sıralar.
- Kuralları veya koşulları kullanarak karşı tarafa kabul edilebilir hiçbir alternatif bırakmaz.
- Yararlı gerekçeler sunarken karşı tarafı anlaşmamakta özgür bırakır.
Cevabı göster
Kuralları veya koşulları kullanarak karşı tarafa kabul edilebilir hiçbir alternatif bırakmaz.
logician and puzzle creator: bir kişinin iki rolü
Bu ifadede and, aynı kişiyi, yani Raymond Smullyan’ı tanımlayan iki rolü birbirine bağlar. O hem logician hem de puzzle creator’dır. Puzzle creator, bulmaca yapan kişi anlamına gelen tek ve bütün bir roldür. Bu kısa “rol A and rol B + ad” kalıbı biyografilerde ve tanıtımlarda yaygındır. Ortak kullanılan the ve ardından gelen tek ad, iki rolün de aynı kişiye ait olduğunu göstermeye yardımcı olur.
Alıştırma
logician and puzzle creator ifadesi Raymond Smullyan hakkında ne anlatıyor?
- İki rol de onu tanımlar: O bir mantıkçıydı ve bulmacalar da yaratıyordu.
- Raymond Smullyan adında iki farklı kişi tanıtılıyor.
- Yalnızca puzzle creator onu tanımlar; logician başka bir kişiyi tanımlar.
Cevabı göster
İki rol de onu tanımlar: O bir mantıkçıydı ve bulmacalar da yaratıyordu.
Smullyan came up with: bir fikir ya da çözüm bulmak
Bu cümlede came up with, “düşünüp buldu” veya “ortaya çıkardı” anlamına gelir. Smullyan bu yöntemi düşünerek üretmiştir; sözcükler yukarı doğru bir hareketi anlatmaz. Daha eksiksiz yapı The trick that Smullyan came up with şeklindedir. come up with ifadesinin nesnesi daha önce gelen the trick ad öbeğidir ve ilgi sözcüğü that düşürülmüştür. Genel olarak come up with + an idea, plan, or solution, bir şeyi düşünüp bulmak veya önermek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After an hour, Maya ____ a simple solution.
Cevabı göster
came up with
involves saying a statement whose truth or falseness Dilbilgisi
1:44trolün ne yapmasını istediğinize bağlı olarak doğru ya da yanlış
whose truth or falseness depends on: bir nesnenin özelliğini belirten whose
Whose, statement sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. Burada truth or falseness, statement ifadesine ait bir özelliktir; dolayısıyla bu bölüm, ifadenin doğru ya da yanlış olmasının sonraki bilgiye bağlı olduğunu anlatır. Whose yalnızca insanlara değil, nesnelere de gönderme yapabilir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp thing + whose + property or part + verb şeklindedir; a plan whose success depends on teamwork bunun bir örneğidir.
Alıştırma
Çatının eve ait olduğunu gösteren ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: We bought a house ____ roof needs repair.
Cevabı göster
whose
depends on what you want the troll to do: trolün ne yapmasını istediğinize bağlıdır
depend on, “bir şey tarafından belirlenmek veya etkilenmek” anlamına gelir. Burada ifadenin doğru ya da yanlış olması, trolün yapmasını istediğiniz eyleme göre belirlenir. what you want the troll to do yan tümcesinin tamamı on edatının nesnesidir. Bu, doğrudan soru değil, cümle içine yerleştirilmiş bir wh yan tümcesidir; bu yüzden what do you want... değil, what you want... şeklindeki düz cümle sırasını korur.
Alıştırma
Hangi cümle, programın ekibin bitirmesi gereken belirli göreve göre belirlendiğini ifade eder?
- The schedule depends on what does the team need to finish.
- The schedule depends on whether the team needs to finish the task.
- The schedule depends on what the team needs to finish.
Cevabı göster
The schedule depends on what the team needs to finish.
Your statement still has to be carefully crafted. Dilbilgisi
1:51İfadenizin yine de dikkatlice hazırlanması gerekir.
has to be carefully crafted: dikkatle hazırlanması gerekir
has to gereklilik, yani “zorunda olmak” anlamı verir. statement eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan olduğu için ardından be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı gelir: has to be crafted. carefully ise hazırlama işinin nasıl yapılması gerektiğini gösterir. Burada crafted yalnızca “elle yapılmış” değil, “sözcükleri bilinçli biçimde seçilmiş veya tasarlanmış” demektir. Cümle, ifadenin dikkatle planlanması gerektiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “dikkatle tasarlanması gerekir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A public warning ____ so that everyone understands it.
Cevabı göster
has to be carefully crafted
"You are going to free the creatures and my brother,"
1:56"Yaratıkları ve kardeşimi serbest bırakacaksın,"
For example, ile somut bir örneğe geçmek
For example, genel bir düşünceden belirli bir örneğe geçildiğini gösterir. Burada incelenecek örnek bir cümleyi tanıtır; yeni bir konu başlatmaz. Cümlenin başında genellikle geçiş ifadesi olarak kullanılır ve ardından virgül gelir. Sonraki ayrıntı, az önce belirtilen düşünceyi örneklediğinde veya sınadığında kullanılır.
Alıştırma
Bir kişi az önce "Small choices can save water." dedi. Belirli bir örneği en iyi hangi cümle tanıtır?
- For example, turning off the tap while brushing your teeth saves water.
- However, turning off the tap while brushing your teeth saves water.
- In conclusion, turning off the tap while brushing your teeth saves water.
Cevabı göster
For example, turning off the tap while brushing your teeth saves water.
if you were to say: resmî bir varsayım yapısı
if you were to say, if + özne + were to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Olası bir eylemi, sonucunu incelemek için varsayımsal bir durum olarak sunar. Bu cümlede sözler, dinleyicinin daha önce söylediği bir şey değil, değerlendirilmek üzere verilmiş bir deneme örneğidir. Buradaki were geçmiş zamanı göstermez. Yapı, varsayımsal uzaklık katar ve sonuç anlatılırken sıkça would, could ya da might ile kullanılır.
Alıştırma
Programı değiştirmeyi varsayımsal bir seçenek olarak en açık biçimde sunan ve olası sonucunu soran cümle hangisidir?
- If you were to change the schedule, what would happen to the deadline?
- If you change the schedule, what happens to the deadline each time?
- When you changed the schedule yesterday, what happened to the deadline?
Cevabı göster
If you were to change the schedule, what would happen to the deadline?
I'm only going to free your...: only sözcüğünün kapsamı
Bu cümlede only, kimin serbest bırakılacağını sınırlar. Amaçlanan odak your brother ifadesidir: konuşan kişi kardeşi serbest bırakacak, diğer olası tutsakları ise kapsam dışında tutacaktır. Günlük konuşmada only, odaklanan öğe daha sonra gelse bile daha geniş bir fiil öbeğinin önünde bulunabilir. Kapsamını bağlam ve konuşma vurgusundan çıkar; burada yalnızca going sözcüğünü nitelemez.
Alıştırma
Bu bağlamda I'm only going to free your brother ne anlama gelir?
- Konuşan kişi kardeşi ancak daha sonra serbest bırakacaktır.
- Konuşan kişinin serbest bırakacağı kişiler arasında yalnızca kardeş vardır.
- Konuşan kişi kardeşi serbest bırakıp bırakmayacağından emin değildir.
Cevabı göster
Konuşan kişinin serbest bırakacağı kişiler arasında yalnızca kardeş vardır.
Similarly: paralel bir örneği bağlamak
Similarly, önceki örnekle aynı şekilde işleyen ikinci bir durumu tanıtır. Dinleyiciye, bu yeni örneği ilgisiz bir nokta olarak görmek yerine önceki akıl yürütme çizgisini ona da uygulamasını söyler. Benzer bir biçimde veya benzer bir sonuçla anlamına gelir. Aynı anda anlamına gelmez.
Alıştırma
İlk güvenlik kontrolünde sorun bulunmadı. Aynı sonucu veren ikinci kontrolü en iyi hangi cümle tanıtır?
- Meanwhile, the second safety check found no problems.
- Similarly, the second safety check found no problems.
- For example, the second safety check found no problems.
Cevabı göster
Similarly, the second safety check found no problems.
But watch what happens if you say, Anlatım akışı
2:11Ancak şunu söylerseniz ne olacağına bir bakın:
But watch what happens if...: dikkati sonuca yöneltmek
Burada But, önceki düşünce çizgisinden önemli ve yeni bir duruma geçişi gösterir. Ardından watch what happens if..., dinleyicinin sonraki koşulun doğurduğu sonuca odaklanmasını ister; bu cümlede you say... o koşulu belirtir. Watch burada mutlaka “gözlerinle bak” değil, “bundan sonra ne olacağına dikkat et” anlamındadır. Bu kalıp sözlü gösterileri, deneyleri, kural açıklamalarını ve bulmacaları önce koşul, sonra sonuç sırasıyla düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Dinleyicilerin dikkatini sonuca yönelten ifadeyle anlatıcının cümlesini tamamlayın: Now, ____ I press this button.
Cevabı göster
watch what happens if
can't be false because if it were: karşıt durumdan akıl yürütmek
The statement can't be false önce sonucu bildirir. Because if it were... ise gerekçeyi başlatır: geçici olarak tersinin doğru olduğu, yani ifadenin yanlış olduğu varsayılır ve bu varsayımın bir çelişkiye ya da imkânsız bir sonuca götürüp götürmediği izlenir. It, the statement ifadesine gönderme yapar; false zaten anlaşıldığı için were sonrasında düşürülür. Bu nedenle if it were, if the statement were false anlamına gelir. Buradaki were geçmiş zamanı değil, varsayımsal bir durumu gösterir.
Alıştırma
"The answer can't be wrong because if it were, the score would change," cümlesindeki "if it were" ne anlama gelir?
- if the score were wrong
- because the answer was wrong in the past
- if the answer were wrong
Cevabı göster
if the answer were wrong
by its own rules: kendi koyduğu kurallarla bağlı olmak
Bu cümlede by its own rules, “trolün kendisinin koyduğu veya kabul ettiği kurallara göre” anlamına gelir. Its, troll sözcüğünü gösterir; own ise kuralların başkasına değil, trolün kendisine ait olduğunu vurgular. Bu ifade, sonuç uygun olmasa bile bir kişinin, grubun veya sistemin kendi ölçütleriyle bağlı olduğunu göstermek için akıl yürütmelerde sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “müzenin kendi kurallarına göre” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, the museum must refund the ticket.
Cevabı göster
By its own rules
would have to + fiil: varsayımsal sonuçta zorunluluk
Would have to + fiilin yalın hâli, belirtilen veya anlaşılan bir koşul doğru olsaydı bir eylemin zorunlu hâle geleceğini anlatır. Burada free fiilin yalın hâlidir; hayal edilen durumun sonucu olarak trol, kural gereği karşısındaki kişinin kardeşini serbest bırakmak zorunda kalırdı. Would varsayımsal sonucu, have to ise kuralların veya koşulların getirdiği zorunluluğu belirtir. Buradaki would, nazik bir rica oluşturmak için kullanılmamıştır.
Alıştırma
Varsayımsal sonucu would have to ile tamamlayın: If the bridge were closed, we ____ take the longer road.
Cevabı göster
would have to
make the statement ... true and false: make + nesne + tamamlayıcı yapısı
make the statement paradoxically true and false ifadesinde make, “üretmek” değil, “bir şeyi belli bir duruma getirmek” anlamındadır. Yapı make + object + complement şeklindedir: the statement nesnedir; true and false ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfat tamamlayıcısıdır. Bu yapı bir etkiyi anlatır: bir şey, bir kişinin ya da nesnenin belli bir durumda olmasına neden olur. Sıfat tamamlayıcısı genellikle nesneden hemen sonra gelir; to be kullanılmaz. paradoxically, bu durumun mantıksal bir paradoks oluşturduğunu gösterir.
Alıştırma
Ortaya çıkan bir durumu göstermek için make + nesne + sıfat tamamlayıcısı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The loud noise made the baby nervous.
- The loud noise made nervous the baby.
- The loud noise made the baby to be nervous.
Cevabı göster
The loud noise made the baby nervous.
would never willingly create one: yetenek değil, istek
would never willingly create one ifadesinde never olumsuz yargıyı çok güçlü hâle getirir; willingly ise yaratma eyleminin bilinçli ve özgür bir seçim olacağını belirtir. Buradaki nokta kişinin bunu yapabilecek durumda olmaması değil, yapmayı seçmemesidir. one, daha önce geçen tekil ve sayılabilen paradox isminin yerine kullanılır. Böylece isim tekrarlanmaz, ancak one sözcüğünün neyi anlattığı açık olmalıdır.
Alıştırma
Leo parolayı açıklayabilecek durumdadır, ancak ilkeleri nedeniyle bunu yapmayı seçmez. Hangi cümle en uygundur?
- Leo accidentally revealed the password.
- Leo could never reveal the password.
- Leo would never willingly reveal the password.
Cevabı göster
Leo would never willingly reveal the password.
So his only option is for the statement to be true. Dilbilgisi
2:32Bu yüzden tek seçeneği ifadenin doğru olmasıdır.
only option is for the statement to be true: for + isim + to'lu mastar
only option is for + isim + to + fiil kalıbı, mümkün olan tek sonucu veya hareket yolunu gösterir. Burada bu sonuç, ifadenin doğru olmasıdır. for the statement to be true içinde the statement, to be'nin anlamca öznesidir: doğru olması gereken şey ifadedir. For bu özneyi tanıtır; “ifadenin yararına” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi for + everyone + take the ferry kullanarak tamamlayın: Because the bridge is closed, our only option is ____.
Cevabı göster
for everyone to take the ferry
"If you will free my brother" is true: alıntının tamamının özne olması
"If you will free my brother" sözleri tırnak içine alınmış ve tek bir alıntı birimi olarak ele alınmıştır. Bu birimin tamamı is true ifadesinin öznesidir; is true, alıntılanan sözlerin doğruluğunu değerlendirir. Tek bir birim olarak ele alınan alıntı, tekil özne gibi davranır; bu nedenle dış cümlenin fiili is olur. Dış yapı, “[alıntılanan sözler] + is true” şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle alıntının tamamını özne olarak kullanıp onun doğru olduğunu belirtir?
- "The museum is closed" is true.
- The museum "is closed" is true.
- "The museum is closed" are true.
Cevabı göster
"The museum is closed" is true.
then the troll has to release your brother.
2:38o zaman trol kardeşini serbest bırakmak zorundadır.
since you said a true statement. Anlatım akışı
2:44trol yaratıkları da serbest bırakmak zorundadır.
as well: yan cümle sonunda başka bir sonuç eklemek
Bu cümlede as well, “de/da” ya da “ayrıca” anlamına gelir. Yaratıkların serbest bırakılmasını daha önce sözü edilen başka bir serbest bırakma sonucuna ekler: trol onları da serbest bırakmalıdır. As well genellikle bilgi eklediği yan cümlenin sonunda bulunur. Burada free the creatures ifadesinden sonra ve nedeni başlatan virgülden önce gelir.
Alıştırma
Cümleyi as well ile tamamlayın: The museum is open on Saturdays, and it is open on Sundays ____.
Cevabı göster
as well
since you said a true statement: since ile neden belirtmek
Burada since, “çünkü” veya “-dığı için” anlamına gelir. since you said a true statement yan cümlesi, önceki yan cümledeki sonucun nedenini verir: doğru bir şey söylemek kuralı etkinleştirmiştir. Since bir zaman başlangıcını da gösterebilir, ancak bu yorum buradaki mantığa uymaz. Since ile başlayan yan cümlenin “neden?” sorusuna mı, yoksa “ne zamandan beri?” sorusuna mı cevap verdiğine bakın. Burada “neden?” sorusunu cevaplar.
Alıştırma
Hangi cümlede since bir zaman başlangıcı yerine neden bildiriyor?
- Since the gym is closed today, practice will be outside.
- I have known Mia since third grade.
- We have been here since noon.
Cevabı göster
Since the gym is closed today, practice will be outside.
By wielding just five words like a logical scalpel, Deyimler
2:47Sadece dört kelimeyi mantıksal bir neşter gibi kullanarak,
wielding ... like a logical scalpel: hassas dili bir araç olarak kullanma
Burada You will free my brother ifadesindeki beş sözcük mantıksal bir neştere benzetilir. Neşter hassas biçimde keser; dolayısıyla bu imge, beş sözcüğün trolün mantığındaki zayıf noktayı tam olarak hedeflediğini anlatır. Gerçek bir cerrahi alet kullanılmaz. By + -ing yapısı bir sonuca hangi yolla ulaşıldığını gösterir; wield ise bir aleti ustalıkla kullanma anlamı taşır. Birlikte, dilin dikkatli kullanımını hassas bir mantıksal eylemin canlı imgesine dönüştürürler.
Alıştırma
Bu cümlede like a logical scalpel ne anlama geliyor?
- Beş sözcük, mantıktaki bir zayıflığı değerlendiren hassas bir araç olarak kullanılır.
- Beş sözcük gerçek bir tıbbi ameliyatı anlatır.
- Konuşan kişi cerrahi bir bıçakla yazılı beş sözcüğü keser.
Cevabı göster
Beş sözcük, mantıktaki bir zayıflığı değerlendiren hassas bir araç olarak kullanılır.
you've forced the troll to free all its prisoners. Dilbilgisi
2:51trolü tüm esirlerini serbest bırakmaya zorladın.
you've forced ... to ...: şu anki sonucu gösteren present perfect
You've forced, you have forced ifadesinin kısaltılmış biçimidir: have + geçmiş zaman ortacı. Present perfect, zorlama eylemini tamamlanmış olarak sunarken bunun şu anki sonucunu vurgular: trol artık bütün tutsaklarını serbest bırakmak zorundadır. Force + nesne + to-infinitive yapısı, bir kişiye ya da şeye kendi isteğine karşı bir şey yaptırmak anlamına gelir. Burada perfect yapı, bu baskıyı mevcut sonucun nedeni olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle tamamlanmış bir eylemin şu anki sonucunu en açık biçimde vurgular?
- You force the gate open every morning.
- You forced the gate open yesterday, and we repaired it later.
- You've forced the gate open, so everyone can leave now.
Cevabı göster
You've forced the gate open, so everyone can leave now.
stomps off: öfkeyle ağır adımlarla uzaklaşmak
Stomp off, ağır ve güçlü adımlarla bir yerden ayrılmak demektir. Bu cümlede hem ortamdan uzaklaşma hareketini hem de açıkça görülen öfkeyi gösterir; in anger bu duyguyu doğrular. Buradaki off, “kapatmak” değil, uzaklaşmak veya bulunduğu yerden ayrılmak anlamındadır. Bu ifade, bir karakterin tavrını ayrılış biçiminden anlamayı sağlar.
Alıştırma
Hangi durumda stomped off en uygun betimlemedir?
- Leo öfkeli bir tartışmanın ardından ağır adımlarla ayrıldı.
- Leo ayrılmadan önce lambayı kapattı.
- Leo kimse duymasın diye yavaşça ve sessizce ayrıldı.
Cevabı göster
Leo öfkeli bir tartışmanın ardından ağır adımlarla ayrıldı.
the paradoxes cheer you for winning them their freedom Kalıp ifadeler
2:56çelişkiler özgürlüklerini kazandığın için sana tezahürat yapar
cheer someone for doing something ... win someone something: neden ve çift nesneli yapı
Cheer someone for doing something, bir kişiyi yaptığı bir eylem nedeniyle kutlamak, alkışlamak veya övmek demektir. Burada for, tezahüratın nedenini belirtir ve edattan sonra winning biçimindeki -ing yapısı gelir; amaç bildirmez. Win someone something, birisi için bir şeyi elde etmek veya güvence altına almak anlamına gelen çift nesneli bir yapıdır. Winning them their freedom, onların özgürlük kazanmalarını senin sağladığın anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, kalabalığın kurtarmayı tamamladığı için Maya'yı kutladığı anlamına gelir?
- The crowd cheered for Maya during the rescue.
- The crowd cheered Maya on to complete the rescue.
- The crowd cheered Maya for completing the rescue.
Cevabı göster
The crowd cheered Maya for completing the rescue.
and promise to lead you to the treasure Kalıp ifadeler
2:59ve seni hazineye götüreceklerine söz verirler
promise to lead someone to...: birine yol göstereceğine söz vermek
Promise to do something, bir şeyi yapacağına açıkça söz vermek demektir. Promise fiilinden sonra to’lu mastar gelir; bu yüzden doğru yapı promise to lead biçimindedir. Burada lead someone to a place or thing, bir kişiye yol göstererek onun bir yere ulaşmasını veya bir şeyi bulmasını sağlamak demektir. Bu nedenle promise to lead you to the treasure, seni hazineyi bulana kadar götürmeye söz vermektir; lead burada bir ekibi yönetmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Promise to lead someone to yapısını kullanın ve gerektiğinde zamanı değiştirin: Yesterday, the ranger ____ us ____ the campsite before dark.
Cevabı göster
promised to lead · to
One will open if you say a true statement, Dilbilgisi
3:09Biri doğru bir ifade söylerseniz açılacak,
and the other will open if you say a false statement.
3:12diğeri ise yanlış bir ifade söylerseniz açılacak.
One will... if..., and the other will... if...: iki paralel kural
Bu cümle aynı kalıbı kullanarak eşleştirilmiş iki kural verir: One will open if..., and the other will open if.... Her if yan cümlesi kendi sonucunun koşulunu belirtir; paralel anlatım da hangi koşulun hangi sonuçla eşleştiğini açıkça gösterir. One ... the other ... yapısı tam olarak iki şey için kullanılır. One bunlardan birini tanıtır, the other ise geriye kalan tek üyeyi belirtir. Bu cümlede if yan cümleleri geniş zaman kullanırken sonuç cümlelerinde will vardır. Bu, olası gelecek sonuçlarını anlatan yaygın bir kalıptır.
Alıştırma
Yönergelerde tam olarak iki kapı olduğu belirtiliyor. Paralel kuralı tamamlayın: One door opens if you press the green button, and ____ opens if you press the yellow button.
Cevabı göster
the other
will release a deadly gas: bir maddeyi dışarı salmak
Bu cümlede release, “bir maddenin dışarı çıkmasına izin vermek veya dışarı çıkmasına neden olmak” anlamındadır. Nesnesi a deadly gas olduğu için ifade, bir sandıktan ölümcül gaz çıkmasını veya gazın salınmasını anlatır. Release yalnızca bir insanı serbest bırakmak için kullanılmaz. Güvenlik ve bilim bağlamlarında gas, chemicals, heat veya energy gibi sözcükleri de sıkça nesne olarak alır.
Alıştırma
Hangi cümlede release, “bir maddenin dışarı çıkmasına neden olmak” anlamında kullanılmıştır?
- A damaged battery can release harmful chemicals.
- The guard will release the visitor at noon.
- The studio will release the film in June.
Cevabı göster
A damaged battery can release harmful chemicals.
whether the treasure is in the true or the false chest: dolaylı bir seçim
Whether ile başlayan yan cümle, don't know ifadesinin nesnesidir ve tam olarak neyin bilinmediğini açıklar. Whether ... or ... iki alternatif sunar; dolayısıyla cümle, hazinenin gerçek sandıkta veya sahte sandıkta olabileceğini söyler. Bu, cümle içine yerleştirilmiş dolaylı bir soru olduğu için düz cümle söz dizimini kullanır: whether the treasure is ..., whether is the treasure ... değil. Buradaki whether, olasılıklar arasındaki belirsizliği anlatır; koşul bildiren if anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle dolaylı bir seçim anlatmak için whether ... or ... yapısını doğru kullanıyor?
- We need to find out whether is the key in the drawer or the backpack.
- We need to find out whether the key in the drawer or the backpack.
- We need to find out whether the key is in the drawer or the backpack.
Cevabı göster
We need to find out whether the key is in the drawer or the backpack.
live to tell the tale: tehlikeden sağ çıkmak
live to tell the tale, tehlikeli veya son derece zor bir deneyimden sağ çıkıp sonrasında yaşananları anlatabilmek anlamına gelen bir deyimdir. Temel fikir hayatta kalmaktır; yalnızca bir hikâye anlatacak kadar yaşamayı ifade etmez. Burada and, iki istenen sonucu birbirine bağlar: hazineyi almak ve onunla bağlantılı tehlikeden sağ çıkmak. İfade, soruya dramatik ve hikâye anlatımına özgü bir ton katar.
Alıştırma
Tehlikeli bir deneyimden sağ çıktıklarını anlatan deyimle cümleyi tamamlayın: The hikers were rescued from the avalanche and ____.
Cevabı göster
lived to tell the tale
This bonus riddle comes courtesy of our sponsor Brilliant. Kelime
3:28Bu bonus bulmaca sponsorumuz Brilliant'ın katkılarıyla geliyor.
comes courtesy of: sağlayıcıyı veya sponsoru belirtmek
Kaynak belirtme veya sponsorluk bağlamında X comes courtesy of Y, Y’nin X’i sağlayan, sunan ya da destekleyen kişi veya kuruluş olduğunu belirtir. Bu yapıda courtesy öncelikle “nezaket” anlamına gelmez; courtesy of, kaynağı veya katkı sağlayanı belirten bir ifade olarak kullanılır. Burada özne this bonus riddle ifadesidir ve our sponsor Brilliant bunun sağlayıcısı olarak belirtilir. İfade ayrıca takdir veya teşekkür anlamı da katar.
Alıştırma
Etkinliği kimin sağladığını belirten kalıp ifadeyle sponsor bilgisini tamamlayın: The free concert ____ several local businesses.
Cevabı göster
comes courtesy of
Commit to advancing your personal growth: commit to + -ing biçimi
Commit to advancing ifadesinde commit, bir hedef için ciddi bir karar alıp çaba göstermeyi anlatır. Yaygın kalıp commit to + isim veya -ing biçimidir; burada to bir edattır ve advancing devam eden eylemi adlandırır. Emir cümlesi bu ifadeyi resmî ve olumlu bir eylem çağrısına dönüştürür. Dinleyiciden yalnızca kısa bir görevi tamamlamasını değil, uzun vadeli kişisel gelişime emek vermesini ister.
Alıştırma
Yaygın commit to + -ing kalıbını ve improve fiilinin doğru biçimini kullanın: Lena committed to ____ her public-speaking skills this year.
Cevabı göster
improving
the first 833 of you to use that link: en erken davranan grubu seçmek
The first 833 of you, hitap edilen grubun içindeki en erken davranan 833 kişi anlamına gelir. The first 833 hem sayıyı hem de sırayı belirlerken of you bu kişilerin geldiği daha büyük grubu gösterir. to use that link mastar öbeği bu grubu niteler ve kimin ilk sayılacağını belirleyen eylemi açıklar. Aranızdan bu bağlantıyı herkesten önce kullanan 833 kişiyi anlatır; amaç bildiren bir öbek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, hitap edilen kişiler arasından formu en erken gönderen 30 kişinin bir rozet alacağı anlamına gelir?
- The first 30 of you to submit the form will receive a badge.
- The first 30 people will submit the form to receive a badge.
- Thirty of you will be the first to receive a badge after submitting the form.
Cevabı göster
The first 30 of you to submit the form will receive a badge.
will get a 20% discount off the annual subscription. Kalıp ifadeler
3:41yıllık abonelikte %20 indirim kazanacak.
get a 20% discount off ...: normal fiyattan %20 indirim
get a 20% discount off the annual subscription ifadesinde get “almak”, a 20% discount ise normal fiyattan %20 düşülmesi demektir. Müşteri genellikle bu fiyatın %80’ini öder. Off, fiyatı düşürülen şeyi belirtir: the annual subscription, yani “yıllık abonelik”. Buradaki off, abonelikten ayrılmak veya aboneliği kapatmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp get a [percentage or amount] discount off [a price, product, or service] şeklindedir.
Alıştırma
Bir hizmetin yıllık planı tekliften önce 100 dolardır. Cümleyi dersteki iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: New members get a 20% ____ the annual plan, so they pay $80.
Cevabı göster
discount off