Trolün paradoks bilmecesini çözebilir misiniz? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
529 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Fantastik bir dünyada geçen mantık bilmecesi, özenle kurulmuş tek bir doğru-yanlış cümlesinin trolü kendi koyduğu kurallara nasıl bağlayabileceğini ve hem tutsak edilen kardeşi hem de yaratıkları serbest bırakmaya zorlayabileceğini gösteriyor. Ardından doğru ve yanlış ifadelere göre açılan iki sandıkla ilgili bir soru geliyor; sandıklardan birinde hazine, diğerinde ise ölümcül gaz bulunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. coercive logic, — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Diğer bütün seçenekler belirtilen koşullarla çeliştiği için karşı tarafı belirli bir eylemde bulunmaya mecbur eden akıl yürütmenin teknik adını anlayın; bunu mantık bilmeceleri, strateji oyunları ve kural açıkları hakkındaki konuşmalarda tanıyabilirsiniz. 2. by its own rules, — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bu kısa ifadenin, bir kişinin ya da öznenin bizzat koyduğu kurallarla bağlı olduğunu vurguladığını fark edin; bir sözün, politikanın veya oyun kuralının neden tutarlı bir kaçış yolu bırakmadığını açıklarken kullanın. 3. and live to tell the tale? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadeyi, anlatmak amacıyla yaşamak şeklinde kelimesi kelimesine değil, tehlikeli bir olaydan sağ çıkıp sonradan onu anlatabilmek anlamında yorumlayın; gerilimli sorularda ve tehlikeden kıl payı kurtulma hikâyelerinde doğal biçimde kullanın.

Bu derste

You've discovered a doorway to another realm, Deyimler

0:07

Başka bir diyara açılan bir kapı keşfettin,

Deyimler

doorway to another realm: farklı bir dünyaya açılan giriş

Bu cümlede a doorway to another realm, farklı bir dünyaya açılan giriş ya da geçit anlamına gelir. Fantastik anlatılarda doorway gerçek bir kapı, bir portal veya başka türde bir açıklık olabilir; temel fikir, alışılmış dünyanın ötesindeki bir dünyaya erişim sağlamasıdır. a doorway to + isim kalıbı mecaz olarak da kullanılabilir. a doorway to new opportunities örneğinde olduğu gibi, bir şeyi yeni bir deneyime, alana veya aşamaya girmenin yolu olarak gösterir.

Alıştırma

Fantastik bir hikâyede doorway to another realm en büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. bütün odaları kapatmanın bir yolu
  2. farklı bir dünyaya açılan giriş
  3. sıradan bir kapının yanındaki duvar
Cevabı göster

farklı bir dünyaya açılan giriş

and now you and your brother are off exploring Kalıp ifadeler

0:11

ve şimdi sen ve kardeşin keşfe çıkıyorsunuz

Kalıp ifadeler

are off exploring: yola çıkmayı anlatan be off + V-ing

Be off + V-ing, birinin bir etkinliği yapmak üzere ayrıldığını ya da yola çıktığını anlatır. Buradaki are off exploring, senin ve erkek kardeşinin keşif yolculuğuna veya macerasına başladığını söyler ve hafif, enerjik bir yola çıkma duygusu taşır. Buradaki off, bulunulan yerden ayrılmayla ilgilidir. Kapalı anlamına gelmez.

Alıştırma

Mia ve Leo'nun keşfetmek için kamp alanından ayrıldığını göstermek üzere cümleyi be off + V-ing ile tamamlayın: Mia and Leo have left the campsite and ____ the valley.

Cevabı göster

are off exploring

the wonderful world of Paradoxica.

0:14

Paradoxica'nın harika dünyasını.

Fantastically paradoxical creatures crawl, run, and fly around you. Kelime

0:17

Fantastik ölçüde çelişkili yaratıklar etrafınızda sürünüyor, koşuyor ve uçuyor.

Kelime

paradoxical creatures: bir çelişki etrafında tasarlanan yaratıklar

Buradaki paradoxical creatures, özellikleri veya davranışları kendi içinde çelişkili görünen yaratıklardır: normalde bir arada bulunmayan iki şey aynı anda doğruymuş gibi görünür. Paradoxical, yalnızca strange demekten daha belirgindir. Mantık, beklenti veya sonuçlar arasındaki bir çatışmaya işaret eder; böylece bu fantastik yaratıkların paradokslar etrafında tasarlandığını gösterir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi paradoxical sözcüğüyle anlatılır?

  1. Zaman kazandırmak amacıyla konan bir kural iki kat daha fazla iş çıkarıyor.
  2. Mavi bir sırt çantası masanın altında duruyor.
  3. Bir çocuk partiye sıra dışı bir şapkayla gidiyor.
Cevabı göster

Zaman kazandırmak amacıyla konan bir kural iki kat daha fazla iş çıkarıyor.

And then you see the troll.

0:22

Ve sonra trolü görüyorsun.

It's catching all the creatures in an enormous net.

0:24

Tüm yaratıkları devasa bir ağda yakalıyor.

You bravely step forward and demand it let them go. Notlar

0:28

Cesurca öne çıkıyorsun ve onları bırakmasını talep ediyorsun.

Kalıp ifadeler

step forward: gönüllü olarak harekete geçmek

Step forward sözcük anlamıyla ön tarafa doğru bir adım atmak olabilir. Burada ise daha fazlasını ifade eder: yalnızca izleyen biri olmaktan çıkar ve konuşmak ya da harekete geçmek için duruma etkin biçimde katılırsın. Bu mecaz kullanım çoğunlukla isteklilik veya cesaret gösterir. İnsanlar gönüllü olmak, bilgi vermek, yardım etmek veya sorumluluk kabul etmek için step forward yapabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede stepped forward, birinin gönüllü olarak harekete geçtiği anlamında kullanılmıştır?

  1. When the coach asked for a captain, Leo stepped forward.
  2. The project moved forward after the budget was approved.
  3. Leo took one step forward to see the map more clearly.
Cevabı göster

When the coach asked for a captain, Leo stepped forward.

Dilbilgisi

demand it let them go içinde demand (that) + özne + yalın fiil

Demand it let them go ifadesinde demand fiilini (that) it let them go içerik yan cümlesi izler. That sözcüğü atılmıştır, it yan cümlenin öznesidir ve demand emir veya güçlü istek bildiren mandative subjunctive yapısını tetikleyebildiği için let yalın hâlde kalır. Lets ya da to let kullanılmaz. Bu sahnede let them go, “yakalanmış yaratıkları serbest bırakmak” anlamındadır. Genel olarak demand (that) + özne + fiilin yalın hâli, birinin bir eylemi gerçekleştirmesine yönelik güçlü bir ısrarı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi arrive fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The coach demanded that every player ____ on time.

Cevabı göster

arrive

The troll laughs.

0:33

Trol gülüyor.

"If you're such a fan of paradoxes," Kalıp ifadeler

0:34

"Madem çelişkileri bu kadar seviyorsun,"

Kalıp ifadeler

such a fan of paradoxes: alaycı bir tonla güçlü ilgi

A fan of something ifadesinde fan, bir şeyi seven veya destekleyen kişi demektir. Such a fan of paradoxes, “paradokslara bu kadar meraklı biri” anlamına gelir; such, such + a + tekil sayılabilir isim + of kalıbındaki isim grubunu güçlendirir. Burada If you're such a fan of... bir meydan okumaya zemin hazırlar. Konuşan kişi yalnızca karşısındakinin ilgisini övmemektedir; ifade, yaklaşık olarak “Paradoksları bu kadar seviyorsan bunu kanıtla” anlamında alaycı veya kışkırtıcı gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin güçlü ilgisini meydan okumaya dönüştürmek için such a fan of ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. If you're such fan of riddles, solve this one.
  2. If you're so a fan of riddles, solve this one.
  3. If you're such a fan of riddles, solve this one.
Cevabı göster

If you're such a fan of riddles, solve this one.

it says,

0:36

diyor,

"then I'll make you an offer. Kalıp ifadeler

0:37

"o zaman sana bir teklifim var.

Kalıp ifadeler

make you an offer: bir anlaşma veya koşul önermek

make someone an offer kalıbında kişiyi gösteren sözcük make ile an offer arasına gelir. Bu ifade, birine değerlendirmesi için öneri, anlaşma, fiyat veya koşul sunmak anlamına gelir. Make you an offer, make an offer to you şeklinde de söylenebilir. Buradaki offer sıradan bir öneri değil, koşullu bir anlaşma sunar. Ardından gelen ayrıntılar bu anlaşmanın ne gerektirdiğini açıklar.

Alıştırma

make someone an offer kalıbını ve Maya için bir zamir kullanarak cümleyi tamamlayın: After interviewing Maya, the company decided to ____.

Cevabı göster

make her an offer

If you say something true, Dilbilgisi

0:39

Eğer doğru bir şey söylersen,

I'll release all these creatures."

0:40

tüm bu yaratıkları serbest bırakacağım."

Dilbilgisi

If you say..., I'll release...: gerçekleşmesi mümkün gelecek koşulu

Bu cümle gerçekleşmesi mümkün bir koşul koyar ve ardından bir sonuç vaat eder. If you say something true, daha önce gerçekleşmiş bir olay olarak sunulmaz; serbest bırakma eyleminden önce ne olması gerektiğini belirtir. Bu gerçek gelecek kalıbında koşul bölümünde if + geniş zaman (say), sonuç bölümünde will + fiilin yalın hâli (will release) kullanılır. Koşul gelecekle ilgili olsa da bu tür if cümleciklerinde normalde will kullanılmaz.

Alıştırma

Gerçek gelecek koşulunu arrive ve visit fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If Maya ____ early, we ____ the museum. (arrive; visit)

Cevabı göster

arrives · will visit

You're about to say, Dilbilgisi

0:43

Tam söyleyeceksin ki,

Dilbilgisi

You're about to say: be about to + fiilin yalın biçimi

You're about to say ifadesinde be about to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin bir sonraki anda ya da çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini, ancak henüz gerçekleşmediğini anlatır. to sonrasındaki say yalın biçimdedir. Bir hikâyede bu yapı, başlamak üzere olan ve ardından gelen olayla kesilebilecek eylemi önceden kurar. Burada about to tek bir yapıdır; about “hakkında” anlamına gelmez.

Alıştırma

be about to yapısının doğru biçimi ve begin fiiliyle cümleyi tamamlayın: The game ____, so take your seat.

Cevabı göster

is about to begin

"You are a troll,"

0:44

"Sen bir trolsün,"

but before you can, Anlatım akışı

0:45

ama daha sen fırsat bulamadan,

the troll grabs your brother.

0:47

trol kardeşini kapıyor.

Anlatım akışı

but before you can: eksiltmeyle kesilen bir eylem

But before you can beklenen olay sırasını değiştirir: konuşmak üzeresindir, ancak trol önce davranır; bu yüzden konuşma gerçekleşmez. but dönüşü, before ise sıradaki olayın daha önce gerçekleştiğini gösterir. İlk bölümdeki say it zaten anlaşıldığı için can sonrasındaki ana fiil öbeği söylenmez. Bu bir eksiltmedir: before you can, before you can say it anlamını taşır; yani ifade eksik değildir.

Alıştırma

before + özne + could yapısını kullanıp tekrarlanan fiili söylemeden cümleyi tamamlayın: I was about to answer, but ____, the call ended.

Cevabı göster

before I could

"If you say something false," Dilbilgisi

0:49

"Eğer yanlış bir şey söylersen,"

he continues,

0:50

diye devam ediyor,

"then I'll release your brother."

0:51

"o zaman kardeşini serbest bırakacağım."

Dilbilgisi

"If you say something false," ... "then I'll release": Araya giren bir aktarma ifadesiyle kesilen If–Then koşulu

"If you say something false" koşulu, "then I'll release your brother" ise sonucu ifade eder. Bu iki bölüm birlikte bir if–then kuralı oluşturur: koşul gerçekleşirse konuşan kişi bu sonucu vaat eder. "He continues", kimin konuşmaya devam ettiğini belirten ve konuşulan sözlerin arasına yerleştirilen bir aktarma ifadesidir. Okurken bu ifadeyi geçici olarak çıkarıp cümleyi şöyle birleştirebilirsin: "If you say something false, then I'll release your brother." Araya giren ifade sunum biçimini değiştirir, koşul ile sonuç arasındaki bağlantıyı değiştirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede tam bir if–then koşulu, bir aktarma ifadesiyle bölünmüştür?

  1. "If the delivery arrives today," Maya said, "then we can open the shop early."
  2. Maya said that if the delivery arrives today, we can open the shop early.
  3. If the delivery arrives today, Maya said that we can open the shop early.
Cevabı göster

"If the delivery arrives today," Maya said, "then we can open the shop early."

Your statement can only be a single sentence, Dilbilgisi

0:53

"İfaden sadece tek bir cümle olabilir,

Dilbilgisi

"Your statement can only be a single sentence": izin verilen biçimi sınırlamak

"can only be a single sentence" ifadenin yalnızca tek bir biçime, yani tek bir cümleye, sınırlandığını belirtir. Burada only, "can be" ile ifade edilen olasılığı sınırlar; ifadenin sadece özel veya eşsiz olduğunu anlatmaz. Bu kuralı “İfaden bir cümle olabilir ve daha fazlası olamaz” şeklinde anlayabilirsin. only sözcüğünü görmezden gelmek, birden fazla cümleye izin verildiği yanılgısına yol açar.

Alıştırma

"Your statement can only be a single sentence" ne anlama gelir?

  1. İfade en az iki cümle içermelidir.
  2. İfade tam olarak bir cümle içermelidir.
  3. İfade birden fazla cümle içerebilir.
Cevabı göster

İfade tam olarak bir cümle içermelidir.

and as you can see, Anlatım akışı

0:56

ve gördüğün gibi,

I hate paradoxes more than anything. Kalıp ifadeler

0:58

çelişkilerden her şeyden çok nefret ederim.

Anlatım akışı

as you can see: açık bir sonuca dikkat çekmek

Burada as you can see, dinleyicinin dikkatini açık ya da zaten erişilebilir olarak sunulan bilgiye yönelten bir söylem belirleyicisidir. Ardından gelen “I hate paradoxes more than anything” ifadesini, dinleyicinin de fark edebileceği bir sonuç olarak sunar. Buradaki see yalnızca gözle görme anlamıyla sınırlı değildir. Kanıt görünür bir şeyden, bir gösterimden, daha önce verilen bilgiden veya durumun kendisinden gelebilir.

Alıştırma

Bu cümlede as you can see ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Dinleyicinin gözlerinin iyi görüp görmediğini sorar.
  2. Dinleyiciyi sonraki ifadeyi destekleyen kanıta yöneltir.
  3. Sonraki ifadeyi ortak kanıtı olmayan bir sır olarak işaretler.
Cevabı göster

Dinleyiciyi sonraki ifadeyi destekleyen kanıta yöneltir.

Kalıp ifadeler

hate ... more than anything: en güçlü nefreti ifade etmek

I hate paradoxes more than anything cümlesinde more than anything, paradoksları nefret edilen diğer her şeyin önüne koyar. Doğal anlamı, başka hiçbir şeyden bu kadar nefret edilmediğidir. Bu ifade sayı veya miktarı değil, duygusal yoğunluğu ya da önceliği karşılaştırır. want, love, need, matter veya hate gibi fiillerle kullanıldığında bir şeyi en güçlü istek, tercih, ihtiyaç, önem veya nefret konusu olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, barışın onun diğer tüm hedeflerinden üstün olan en güçlü arzusu anlamına gelir?

  1. He wants peace more than ever.
  2. He wants peace more than anything.
  3. He wants peace more than anyone else does.
Cevabı göster

He wants peace more than anything.

If you try to cheat by saying something paradoxical, Dilbilgisi

1:01

Eğer çelişkili bir şey söyleyerek hile yapmaya çalışırsan,

Dilbilgisi

by saying something paradoxical: yöntemi belirten by + -ing

by saying something paradoxical ifadesinde by, hile yapmaya çalışırken kullanılan yöntemi belirtir. Buradaki anlamı “bir eylem yoluyla”dır; “yanında” anlamına gelmez. Bir eylemin veya sonucun ardından kullanılan by + fiil-ing, o şeyin nasıl yapıldığını açıklar: kişi bir eylemi başka bir eylem yoluyla gerçekleştirir.

Alıştırma

Cümleyi by + -ing ve parantez içindeki fiille tamamlayın: Nora fixed the loose handle ____ a screwdriver. (use)

Cevabı göster

by using

like "This statement is false," Kültür

1:04

"Bu ifade yanlıştır," gibi,

Kültür

This statement is false: öz gönderimli yalancı paradoksu

This statement is false, yalancı paradoksunun basitleştirilmiş bir biçimidir. this statement sözleri, bu iddiayı ortaya atan cümlenin kendisine gönderme yapar; dolayısıyla cümle kendi doğruluğunu değerlendirir. Cümle doğruysa söylediği şey onu yanlış yapar. Yanlışsa, yanlış olduğunu söyleyen iddiası doğru görünür. Bu döngü öz gönderimden kaynaklanır; dolayısıyla bu yalnızca sıradan, hatalı bir ifade değildir.

Alıştırma

This statement is false neden bir paradoks oluşturur?

  1. Çünkü dışarıdaki bir olay hakkında yanlış bilgi verir.
  2. Çünkü kendi doğruluğuna gönderme yapar ve iki yargıdan her birini karşıtına dönüştürür.
  3. Çünkü false sözcüğünü içeren her cümle bir paradokstur.
Cevabı göster

Çünkü kendi doğruluğuna gönderme yapar ve iki yargıdan her birini karşıtına dönüştürür.

then I'll eat your brother and the creatures.

1:07

o zaman kardeşini ve yaratıkları yerim."

What true-false statement can you say Kelime

1:10

Trolü kardeşini serbest bırakmaya zorlamak için

to force the troll to free your brother Dilbilgisi

1:13

ne tür bir doğru-yanlış ifadesi söyleyebilirsin

and the paradoxical creatures?

1:15

ve o çelişkili yaratıkları?

Kelime

true-false statement: doğru ya da yanlış olarak değerlendirilebilen bir ifade

Bu cümlede true-false statement, doğru ya da yanlış olarak değerlendirilebilen bildirimsel bir iddia anlamına gelir. İfade, bulmacada hangi tür cümleye izin verildiğini belirtir. “Aynı anda hem doğru hem yanlış olan bir ifade” anlamına gelmez. Bir cümlenin gerçekte hangi doğruluk değerine sahip olduğunu değil, ona bir doğruluk değeri verilip verilemeyeceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle doğru ya da yanlış olarak değerlendirilebilen bir statement örneğidir?

  1. When does the library close?
  2. The library closes at six.
  3. Please close the library door.
Cevabı göster

The library closes at six.

Dilbilgisi

force the troll to free your ...: force + nesne + to-infinitive

Yapı force + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; force the troll to free your brother buna bir örnektir. Nesne olan the troll, eylemi yapmak zorunda bırakılan taraftır ve free burada “serbest bırakmak” anlamına gelen bir fiildir. Force, bir kişinin veya durumun birine gerçek bir seçim hakkı bırakmadığını anlatır. Buradaki baskı mutlaka fiziksel güçten değil, bulmacanın mantığından ve kurallarından gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için mark fiilinin doğru biçimini kullan: New safety rules forced the factory ____ its exits clearly. (mark)

Cevabı göster

to mark

This seems like an impossible situation, Kalıp ifadeler

1:26

Bu imkânsız bir durum gibi görünüyor,

Kalıp ifadeler

seems like an impossible situation: temkinli bir yargı

This seems like an impossible situation, o anda görülen veya bilinenlere göre durumun çözümü yokmuş gibi göründüğünü anlatır. Seems like, doğrulanmış bir olguyu değil, bir izlenimi belirtir. Bu ifade, yeni bilgilerin mevcut yargıyı değiştirebilmesine yer bırakır. Konuşan kişi temkinlidir: durum yalnızca imkânsız görünüyor olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle planın imkânsızlığını kesin bir olgu olarak değil, yalnızca ilk izlenim olarak sunar?

  1. This was proven to be an impossible plan.
  2. This is definitely an impossible plan.
  3. This seems like an impossible plan.
Cevabı göster

This seems like an impossible plan.

but incredibly, you can say something Anlatım akışı

1:28

ama inanılmaz bir şekilde, trolü tüm esirleri serbest bırakmaya zorlayacak

that will force the troll to release all its prisoners.

1:31

bir şey söyleyebilirsin.

Anlatım akışı

but incredibly: beklenen yönü tersine çevirmek

But açıklamanın yönünü değiştirir: önceki ifade çözümü imkânsız gösterirken bu yan cümle tam tersini, yani söyleyebileceğiniz bir şey olduğunu sunar. Dinleyiciye daha önce oluşan beklentiyi gözden geçirmesi gerektiğini bildirir. Incredibly, ardından gelen iddianın tamamı hakkında yorum yapan bir cümle zarfıdır. Bu olasılığın son derece şaşırtıcı olduğunu belirtirken you can say something çözümün açıklanmasını başlatır.

Alıştırma

Bir haber önce “The hikers had no map and the trail had vanished.” diyor. Hangi devam cümlesi bu beklentiyi en açık biçimde tersine çevirip sonucu şaşırtıcı olarak sunar?

  1. But incredibly, they found the cabin before dark.
  2. And they had started walking at noon.
  3. So predictably, they stayed where they were.
Cevabı göster

But incredibly, they found the cabin before dark.

This is an example of coercive logic, Kelime

1:34

Bu zorlayıcı mantığın bir örneğidir,

Kelime

coercive logic: kısıtlamalarla bir sonucu zorunlu kılmak

Burada coercive logic, kuralları veya koşulları kullanarak bir kişiye belirli bir eylem ya da sonuç dışında kabul edilebilir hiçbir seçenek bırakmayan akıl yürütme anlamına gelir. Coercive yalnızca “ikna eden” değil, “zorlayan” demektir. Bu ifade bir mekanizmayı adlandırır: Karşı taraf koşullara uymak zorundaysa mantık, tek bir sonuç zorunlu hâle gelene kadar seçenekleri daraltır. Bu fikir bulmacalar, oyunlar, politikalar ve kural sistemleri hakkındaki tartışmaları anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi ifade coercive logic kavramını en iyi açıklar?

  1. Bir fikri daha anlaşılır kılmak için örnekleri sıralar.
  2. Kuralları veya koşulları kullanarak karşı tarafa kabul edilebilir hiçbir alternatif bırakmaz.
  3. Yararlı gerekçeler sunarken karşı tarafı anlaşmamakta özgür bırakır.
Cevabı göster

Kuralları veya koşulları kullanarak karşı tarafa kabul edilebilir hiçbir alternatif bırakmaz.

invented by the great logician and puzzle creator Kelime

1:37

büyük mantıkçı ve bulmaca yaratıcısı

Raymond Smullyan.

1:40

Raymond Smullyan tarafından icat edilmiştir.

Kelime

logician and puzzle creator: bir kişinin iki rolü

Bu ifadede and, aynı kişiyi, yani Raymond Smullyan’ı tanımlayan iki rolü birbirine bağlar. O hem logician hem de puzzle creator’dır. Puzzle creator, bulmaca yapan kişi anlamına gelen tek ve bütün bir roldür. Bu kısa “rol A and rol B + ad” kalıbı biyografilerde ve tanıtımlarda yaygındır. Ortak kullanılan the ve ardından gelen tek ad, iki rolün de aynı kişiye ait olduğunu göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

logician and puzzle creator ifadesi Raymond Smullyan hakkında ne anlatıyor?

  1. İki rol de onu tanımlar: O bir mantıkçıydı ve bulmacalar da yaratıyordu.
  2. Raymond Smullyan adında iki farklı kişi tanıtılıyor.
  3. Yalnızca puzzle creator onu tanımlar; logician başka bir kişiyi tanımlar.
Cevabı göster

İki rol de onu tanımlar: O bir mantıkçıydı ve bulmacalar da yaratıyordu.

The trick Smullyan came up with Öbek fiiller

1:42

Smullyan'ın bulduğu numara

Öbek fiiller

Smullyan came up with: bir fikir ya da çözüm bulmak

Bu cümlede came up with, “düşünüp buldu” veya “ortaya çıkardı” anlamına gelir. Smullyan bu yöntemi düşünerek üretmiştir; sözcükler yukarı doğru bir hareketi anlatmaz. Daha eksiksiz yapı The trick that Smullyan came up with şeklindedir. come up with ifadesinin nesnesi daha önce gelen the trick ad öbeğidir ve ilgi sözcüğü that düşürülmüştür. Genel olarak come up with + an idea, plan, or solution, bir şeyi düşünüp bulmak veya önermek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After an hour, Maya ____ a simple solution.

Cevabı göster

came up with

involves saying a statement whose truth or falseness Dilbilgisi

1:44

trolün ne yapmasını istediğinize bağlı olarak doğru ya da yanlış

depends on what you want the troll to do. Kalıp ifadeler

1:47

olan bir ifade söylemeyi içerir.

Dilbilgisi

whose truth or falseness depends on: bir nesnenin özelliğini belirten whose

Whose, statement sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. Burada truth or falseness, statement ifadesine ait bir özelliktir; dolayısıyla bu bölüm, ifadenin doğru ya da yanlış olmasının sonraki bilgiye bağlı olduğunu anlatır. Whose yalnızca insanlara değil, nesnelere de gönderme yapabilir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp thing + whose + property or part + verb şeklindedir; a plan whose success depends on teamwork bunun bir örneğidir.

Alıştırma

Çatının eve ait olduğunu gösteren ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: We bought a house ____ roof needs repair.

Cevabı göster

whose

Kalıp ifadeler

depends on what you want the troll to do: trolün ne yapmasını istediğinize bağlıdır

depend on, “bir şey tarafından belirlenmek veya etkilenmek” anlamına gelir. Burada ifadenin doğru ya da yanlış olması, trolün yapmasını istediğiniz eyleme göre belirlenir. what you want the troll to do yan tümcesinin tamamı on edatının nesnesidir. Bu, doğrudan soru değil, cümle içine yerleştirilmiş bir wh yan tümcesidir; bu yüzden what do you want... değil, what you want... şeklindeki düz cümle sırasını korur.

Alıştırma

Hangi cümle, programın ekibin bitirmesi gereken belirli göreve göre belirlendiğini ifade eder?

  1. The schedule depends on what does the team need to finish.
  2. The schedule depends on whether the team needs to finish the task.
  3. The schedule depends on what the team needs to finish.
Cevabı göster

The schedule depends on what the team needs to finish.

Your statement still has to be carefully crafted. Dilbilgisi

1:51

İfadenizin yine de dikkatlice hazırlanması gerekir.

Dilbilgisi

has to be carefully crafted: dikkatle hazırlanması gerekir

has to gereklilik, yani “zorunda olmak” anlamı verir. statement eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan olduğu için ardından be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı gelir: has to be crafted. carefully ise hazırlama işinin nasıl yapılması gerektiğini gösterir. Burada crafted yalnızca “elle yapılmış” değil, “sözcükleri bilinçli biçimde seçilmiş veya tasarlanmış” demektir. Cümle, ifadenin dikkatle planlanması gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “dikkatle tasarlanması gerekir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A public warning ____ so that everyone understands it.

Cevabı göster

has to be carefully crafted

For example, if you were to say, Notlar

1:54

Örneğin, şöyle deseydin,

"You are going to free the creatures and my brother,"

1:56

"Yaratıkları ve kardeşimi serbest bırakacaksın,"

Anlatım akışı

For example, ile somut bir örneğe geçmek

For example, genel bir düşünceden belirli bir örneğe geçildiğini gösterir. Burada incelenecek örnek bir cümleyi tanıtır; yeni bir konu başlatmaz. Cümlenin başında genellikle geçiş ifadesi olarak kullanılır ve ardından virgül gelir. Sonraki ayrıntı, az önce belirtilen düşünceyi örneklediğinde veya sınadığında kullanılır.

Alıştırma

Bir kişi az önce "Small choices can save water." dedi. Belirli bir örneği en iyi hangi cümle tanıtır?

  1. For example, turning off the tap while brushing your teeth saves water.
  2. However, turning off the tap while brushing your teeth saves water.
  3. In conclusion, turning off the tap while brushing your teeth saves water.
Cevabı göster

For example, turning off the tap while brushing your teeth saves water.

Dilbilgisi

if you were to say: resmî bir varsayım yapısı

if you were to say, if + özne + were to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Olası bir eylemi, sonucunu incelemek için varsayımsal bir durum olarak sunar. Bu cümlede sözler, dinleyicinin daha önce söylediği bir şey değil, değerlendirilmek üzere verilmiş bir deneme örneğidir. Buradaki were geçmiş zamanı göstermez. Yapı, varsayımsal uzaklık katar ve sonuç anlatılırken sıkça would, could ya da might ile kullanılır.

Alıştırma

Programı değiştirmeyi varsayımsal bir seçenek olarak en açık biçimde sunan ve olası sonucunu soran cümle hangisidir?

  1. If you were to change the schedule, what would happen to the deadline?
  2. If you change the schedule, what happens to the deadline each time?
  3. When you changed the schedule yesterday, what happened to the deadline?
Cevabı göster

If you were to change the schedule, what would happen to the deadline?

the troll could respond,

1:59

trol şöyle yanıt verebilir,

"That's false.

2:00

"Bu yanlış.

I'm only going to free your brother." Dilbilgisi

2:01

Sadece kardeşini serbest bırakacağım."

Dilbilgisi

I'm only going to free your...: only sözcüğünün kapsamı

Bu cümlede only, kimin serbest bırakılacağını sınırlar. Amaçlanan odak your brother ifadesidir: konuşan kişi kardeşi serbest bırakacak, diğer olası tutsakları ise kapsam dışında tutacaktır. Günlük konuşmada only, odaklanan öğe daha sonra gelse bile daha geniş bir fiil öbeğinin önünde bulunabilir. Kapsamını bağlam ve konuşma vurgusundan çıkar; burada yalnızca going sözcüğünü nitelemez.

Alıştırma

Bu bağlamda I'm only going to free your brother ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi kardeşi ancak daha sonra serbest bırakacaktır.
  2. Konuşan kişinin serbest bırakacağı kişiler arasında yalnızca kardeş vardır.
  3. Konuşan kişi kardeşi serbest bırakıp bırakmayacağından emin değildir.
Cevabı göster

Konuşan kişinin serbest bırakacağı kişiler arasında yalnızca kardeş vardır.

Similarly, if you said, Anlatım akışı

2:03

Benzer şekilde, şöyle deseydin,

"You will free the paradoxes,"

2:05

"Çelişkileri serbest bırakacaksın,"

Anlatım akışı

Similarly: paralel bir örneği bağlamak

Similarly, önceki örnekle aynı şekilde işleyen ikinci bir durumu tanıtır. Dinleyiciye, bu yeni örneği ilgisiz bir nokta olarak görmek yerine önceki akıl yürütme çizgisini ona da uygulamasını söyler. Benzer bir biçimde veya benzer bir sonuçla anlamına gelir. Aynı anda anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk güvenlik kontrolünde sorun bulunmadı. Aynı sonucu veren ikinci kontrolü en iyi hangi cümle tanıtır?

  1. Meanwhile, the second safety check found no problems.
  2. Similarly, the second safety check found no problems.
  3. For example, the second safety check found no problems.
Cevabı göster

Similarly, the second safety check found no problems.

the troll could say,

2:07

trol şöyle diyebilir,

"That's true,"

2:08

"Bu doğru,"

and free the paradoxes.

2:09

ve çelişkileri serbest bırakır.

But watch what happens if you say, Anlatım akışı

2:11

Ancak şunu söylerseniz ne olacağına bir bakın:

"You will free my brother."

2:14

"Kardeşimi serbest bırakacaksın."

Anlatım akışı

But watch what happens if...: dikkati sonuca yöneltmek

Burada But, önceki düşünce çizgisinden önemli ve yeni bir duruma geçişi gösterir. Ardından watch what happens if..., dinleyicinin sonraki koşulun doğurduğu sonuca odaklanmasını ister; bu cümlede you say... o koşulu belirtir. Watch burada mutlaka “gözlerinle bak” değil, “bundan sonra ne olacağına dikkat et” anlamındadır. Bu kalıp sözlü gösterileri, deneyleri, kural açıklamalarını ve bulmacaları önce koşul, sonra sonuç sırasıyla düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Dinleyicilerin dikkatini sonuca yönelten ifadeyle anlatıcının cümlesini tamamlayın: Now, ____ I press this button.

Cevabı göster

watch what happens if

The statement can't be false Dilbilgisi

2:16

İfade yanlış olamaz

because if it were,

2:18

çünkü eğer yanlış olsaydı,

Dilbilgisi

can't be false because if it were: karşıt durumdan akıl yürütmek

The statement can't be false önce sonucu bildirir. Because if it were... ise gerekçeyi başlatır: geçici olarak tersinin doğru olduğu, yani ifadenin yanlış olduğu varsayılır ve bu varsayımın bir çelişkiye ya da imkânsız bir sonuca götürüp götürmediği izlenir. It, the statement ifadesine gönderme yapar; false zaten anlaşıldığı için were sonrasında düşürülür. Bu nedenle if it were, if the statement were false anlamına gelir. Buradaki were geçmiş zamanı değil, varsayımsal bir durumu gösterir.

Alıştırma

"The answer can't be wrong because if it were, the score would change," cümlesindeki "if it were" ne anlama gelir?

  1. if the score were wrong
  2. because the answer was wrong in the past
  3. if the answer were wrong
Cevabı göster

if the answer were wrong

the troll, by its own rules, Kalıp ifadeler

2:19

trol, kendi kurallarına göre,

Kalıp ifadeler

by its own rules: kendi koyduğu kurallarla bağlı olmak

Bu cümlede by its own rules, “trolün kendisinin koyduğu veya kabul ettiği kurallara göre” anlamına gelir. Its, troll sözcüğünü gösterir; own ise kuralların başkasına değil, trolün kendisine ait olduğunu vurgular. Bu ifade, sonuç uygun olmasa bile bir kişinin, grubun veya sistemin kendi ölçütleriyle bağlı olduğunu göstermek için akıl yürütmelerde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “müzenin kendi kurallarına göre” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, the museum must refund the ticket.

Cevabı göster

By its own rules

would have to free your brother. Dilbilgisi

2:21

kardeşini serbest bırakmak zorunda kalırdı.

Dilbilgisi

would have to + fiil: varsayımsal sonuçta zorunluluk

Would have to + fiilin yalın hâli, belirtilen veya anlaşılan bir koşul doğru olsaydı bir eylemin zorunlu hâle geleceğini anlatır. Burada free fiilin yalın hâlidir; hayal edilen durumun sonucu olarak trol, kural gereği karşısındaki kişinin kardeşini serbest bırakmak zorunda kalırdı. Would varsayımsal sonucu, have to ise kuralların veya koşulların getirdiği zorunluluğu belirtir. Buradaki would, nazik bir rica oluşturmak için kullanılmamıştır.

Alıştırma

Varsayımsal sonucu would have to ile tamamlayın: If the bridge were closed, we ____ take the longer road.

Cevabı göster

would have to

That would make the statement Dilbilgisi

2:23

Bu da ifadeyi

paradoxically true and false.

2:24

çelişkili bir şekilde hem doğru hem yanlış yapardı.

Dilbilgisi

make the statement ... true and false: make + nesne + tamamlayıcı yapısı

make the statement paradoxically true and false ifadesinde make, “üretmek” değil, “bir şeyi belli bir duruma getirmek” anlamındadır. Yapı make + object + complement şeklindedir: the statement nesnedir; true and false ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfat tamamlayıcısıdır. Bu yapı bir etkiyi anlatır: bir şey, bir kişinin ya da nesnenin belli bir durumda olmasına neden olur. Sıfat tamamlayıcısı genellikle nesneden hemen sonra gelir; to be kullanılmaz. paradoxically, bu durumun mantıksal bir paradoks oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

Ortaya çıkan bir durumu göstermek için make + nesne + sıfat tamamlayıcısı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The loud noise made the baby nervous.
  2. The loud noise made nervous the baby.
  3. The loud noise made the baby to be nervous.
Cevabı göster

The loud noise made the baby nervous.

But the troll hates paradoxes

2:27

Ama trol çelişkilerden nefret eder

and would never willingly create one. Ton ve niyet

2:29

ve asla isteyerek bir tane yaratmazdı.

Ton ve niyet

would never willingly create one: yetenek değil, istek

would never willingly create one ifadesinde never olumsuz yargıyı çok güçlü hâle getirir; willingly ise yaratma eyleminin bilinçli ve özgür bir seçim olacağını belirtir. Buradaki nokta kişinin bunu yapabilecek durumda olmaması değil, yapmayı seçmemesidir. one, daha önce geçen tekil ve sayılabilen paradox isminin yerine kullanılır. Böylece isim tekrarlanmaz, ancak one sözcüğünün neyi anlattığı açık olmalıdır.

Alıştırma

Leo parolayı açıklayabilecek durumdadır, ancak ilkeleri nedeniyle bunu yapmayı seçmez. Hangi cümle en uygundur?

  1. Leo accidentally revealed the password.
  2. Leo could never reveal the password.
  3. Leo would never willingly reveal the password.
Cevabı göster

Leo would never willingly reveal the password.

So his only option is for the statement to be true. Dilbilgisi

2:32

Bu yüzden tek seçeneği ifadenin doğru olmasıdır.

Dilbilgisi

only option is for the statement to be true: for + isim + to'lu mastar

only option is for + isim + to + fiil kalıbı, mümkün olan tek sonucu veya hareket yolunu gösterir. Burada bu sonuç, ifadenin doğru olmasıdır. for the statement to be true içinde the statement, to be'nin anlamca öznesidir: doğru olması gereken şey ifadedir. For bu özneyi tanıtır; “ifadenin yararına” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi for + everyone + take the ferry kullanarak tamamlayın: Because the bridge is closed, our only option is ____.

Cevabı göster

for everyone to take the ferry

"If you will free my brother" is true, Dilbilgisi

2:36

"Kardeşimi serbest bırakacaksın" doğruysa,

Dilbilgisi

"If you will free my brother" is true: alıntının tamamının özne olması

"If you will free my brother" sözleri tırnak içine alınmış ve tek bir alıntı birimi olarak ele alınmıştır. Bu birimin tamamı is true ifadesinin öznesidir; is true, alıntılanan sözlerin doğruluğunu değerlendirir. Tek bir birim olarak ele alınan alıntı, tekil özne gibi davranır; bu nedenle dış cümlenin fiili is olur. Dış yapı, “[alıntılanan sözler] + is true” şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle alıntının tamamını özne olarak kullanıp onun doğru olduğunu belirtir?

  1. "The museum is closed" is true.
  2. The museum "is closed" is true.
  3. "The museum is closed" are true.
Cevabı göster

"The museum is closed" is true.

then the troll has to release your brother.

2:38

o zaman trol kardeşini serbest bırakmak zorundadır.

And by its own rules,

2:40

Ve kendi kurallarına göre,

the troll has to free the creatures as well, Kalıp ifadeler

2:42

doğru bir ifade söylediğin için

since you said a true statement. Anlatım akışı

2:44

trol yaratıkları da serbest bırakmak zorundadır.

Kalıp ifadeler

as well: yan cümle sonunda başka bir sonuç eklemek

Bu cümlede as well, “de/da” ya da “ayrıca” anlamına gelir. Yaratıkların serbest bırakılmasını daha önce sözü edilen başka bir serbest bırakma sonucuna ekler: trol onları da serbest bırakmalıdır. As well genellikle bilgi eklediği yan cümlenin sonunda bulunur. Burada free the creatures ifadesinden sonra ve nedeni başlatan virgülden önce gelir.

Alıştırma

Cümleyi as well ile tamamlayın: The museum is open on Saturdays, and it is open on Sundays ____.

Cevabı göster

as well

Anlatım akışı

since you said a true statement: since ile neden belirtmek

Burada since, “çünkü” veya “-dığı için” anlamına gelir. since you said a true statement yan cümlesi, önceki yan cümledeki sonucun nedenini verir: doğru bir şey söylemek kuralı etkinleştirmiştir. Since bir zaman başlangıcını da gösterebilir, ancak bu yorum buradaki mantığa uymaz. Since ile başlayan yan cümlenin “neden?” sorusuna mı, yoksa “ne zamandan beri?” sorusuna mı cevap verdiğine bakın. Burada “neden?” sorusunu cevaplar.

Alıştırma

Hangi cümlede since bir zaman başlangıcı yerine neden bildiriyor?

  1. Since the gym is closed today, practice will be outside.
  2. I have known Mia since third grade.
  3. We have been here since noon.
Cevabı göster

Since the gym is closed today, practice will be outside.

By wielding just five words like a logical scalpel, Deyimler

2:47

Sadece dört kelimeyi mantıksal bir neşter gibi kullanarak,

Deyimler

wielding ... like a logical scalpel: hassas dili bir araç olarak kullanma

Burada You will free my brother ifadesindeki beş sözcük mantıksal bir neştere benzetilir. Neşter hassas biçimde keser; dolayısıyla bu imge, beş sözcüğün trolün mantığındaki zayıf noktayı tam olarak hedeflediğini anlatır. Gerçek bir cerrahi alet kullanılmaz. By + -ing yapısı bir sonuca hangi yolla ulaşıldığını gösterir; wield ise bir aleti ustalıkla kullanma anlamı taşır. Birlikte, dilin dikkatli kullanımını hassas bir mantıksal eylemin canlı imgesine dönüştürürler.

Alıştırma

Bu cümlede like a logical scalpel ne anlama geliyor?

  1. Beş sözcük, mantıktaki bir zayıflığı değerlendiren hassas bir araç olarak kullanılır.
  2. Beş sözcük gerçek bir tıbbi ameliyatı anlatır.
  3. Konuşan kişi cerrahi bir bıçakla yazılı beş sözcüğü keser.
Cevabı göster

Beş sözcük, mantıktaki bir zayıflığı değerlendiren hassas bir araç olarak kullanılır.

you've forced the troll to free all its prisoners. Dilbilgisi

2:51

trolü tüm esirlerini serbest bırakmaya zorladın.

Dilbilgisi

you've forced ... to ...: şu anki sonucu gösteren present perfect

You've forced, you have forced ifadesinin kısaltılmış biçimidir: have + geçmiş zaman ortacı. Present perfect, zorlama eylemini tamamlanmış olarak sunarken bunun şu anki sonucunu vurgular: trol artık bütün tutsaklarını serbest bırakmak zorundadır. Force + nesne + to-infinitive yapısı, bir kişiye ya da şeye kendi isteğine karşı bir şey yaptırmak anlamına gelir. Burada perfect yapı, bu baskıyı mevcut sonucun nedeni olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle tamamlanmış bir eylemin şu anki sonucunu en açık biçimde vurgular?

  1. You force the gate open every morning.
  2. You forced the gate open yesterday, and we repaired it later.
  3. You've forced the gate open, so everyone can leave now.
Cevabı göster

You've forced the gate open, so everyone can leave now.

As the troll stomps off in anger, Öbek fiiller

2:54

Trol öfkeyle tepinerek uzaklaşırken,

Öbek fiiller

stomps off: öfkeyle ağır adımlarla uzaklaşmak

Stomp off, ağır ve güçlü adımlarla bir yerden ayrılmak demektir. Bu cümlede hem ortamdan uzaklaşma hareketini hem de açıkça görülen öfkeyi gösterir; in anger bu duyguyu doğrular. Buradaki off, “kapatmak” değil, uzaklaşmak veya bulunduğu yerden ayrılmak anlamındadır. Bu ifade, bir karakterin tavrını ayrılış biçiminden anlamayı sağlar.

Alıştırma

Hangi durumda stomped off en uygun betimlemedir?

  1. Leo öfkeli bir tartışmanın ardından ağır adımlarla ayrıldı.
  2. Leo ayrılmadan önce lambayı kapattı.
  3. Leo kimse duymasın diye yavaşça ve sessizce ayrıldı.
Cevabı göster

Leo öfkeli bir tartışmanın ardından ağır adımlarla ayrıldı.

the paradoxes cheer you for winning them their freedom Kalıp ifadeler

2:56

çelişkiler özgürlüklerini kazandığın için sana tezahürat yapar

Kalıp ifadeler

cheer someone for doing something ... win someone something: neden ve çift nesneli yapı

Cheer someone for doing something, bir kişiyi yaptığı bir eylem nedeniyle kutlamak, alkışlamak veya övmek demektir. Burada for, tezahüratın nedenini belirtir ve edattan sonra winning biçimindeki -ing yapısı gelir; amaç bildirmez. Win someone something, birisi için bir şeyi elde etmek veya güvence altına almak anlamına gelen çift nesneli bir yapıdır. Winning them their freedom, onların özgürlük kazanmalarını senin sağladığın anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, kalabalığın kurtarmayı tamamladığı için Maya'yı kutladığı anlamına gelir?

  1. The crowd cheered for Maya during the rescue.
  2. The crowd cheered Maya on to complete the rescue.
  3. The crowd cheered Maya for completing the rescue.
Cevabı göster

The crowd cheered Maya for completing the rescue.

and promise to lead you to the treasure Kalıp ifadeler

2:59

ve seni hazineye götüreceklerine söz verirler

Kalıp ifadeler

promise to lead someone to...: birine yol göstereceğine söz vermek

Promise to do something, bir şeyi yapacağına açıkça söz vermek demektir. Promise fiilinden sonra to’lu mastar gelir; bu yüzden doğru yapı promise to lead biçimindedir. Burada lead someone to a place or thing, bir kişiye yol göstererek onun bir yere ulaşmasını veya bir şeyi bulmasını sağlamak demektir. Bu nedenle promise to lead you to the treasure, seni hazineyi bulana kadar götürmeye söz vermektir; lead burada bir ekibi yönetmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Promise to lead someone to yapısını kullanın ve gerektiğinde zamanı değiştirin: Yesterday, the ranger ____ us ____ the campsite before dark.

Cevabı göster

promised to lead · to

at the top of the stairs,

3:01

merdivenlerin en üstündeki

if you can reach it.

3:03

eğer oraya ulaşabilirsen.

There are two chests.

3:07

İki sandık var.

One will open if you say a true statement, Dilbilgisi

3:09

Biri doğru bir ifade söylerseniz açılacak,

and the other will open if you say a false statement.

3:12

diğeri ise yanlış bir ifade söylerseniz açılacak.

Dilbilgisi

One will... if..., and the other will... if...: iki paralel kural

Bu cümle aynı kalıbı kullanarak eşleştirilmiş iki kural verir: One will open if..., and the other will open if.... Her if yan cümlesi kendi sonucunun koşulunu belirtir; paralel anlatım da hangi koşulun hangi sonuçla eşleştiğini açıkça gösterir. One ... the other ... yapısı tam olarak iki şey için kullanılır. One bunlardan birini tanıtır, the other ise geriye kalan tek üyeyi belirtir. Bu cümlede if yan cümleleri geniş zaman kullanırken sonuç cümlelerinde will vardır. Bu, olası gelecek sonuçlarını anlatan yaygın bir kalıptır.

Alıştırma

Yönergelerde tam olarak iki kapı olduğu belirtiliyor. Paralel kuralı tamamlayın: One door opens if you press the green button, and ____ opens if you press the yellow button.

Cevabı göster

the other

One contains treasure,

3:15

Biri hazine içeriyor,

and the other will release a deadly gas. Kelime

3:16

diğeri ise ölümcül bir gaz salacak.

Kelime

will release a deadly gas: bir maddeyi dışarı salmak

Bu cümlede release, “bir maddenin dışarı çıkmasına izin vermek veya dışarı çıkmasına neden olmak” anlamındadır. Nesnesi a deadly gas olduğu için ifade, bir sandıktan ölümcül gaz çıkmasını veya gazın salınmasını anlatır. Release yalnızca bir insanı serbest bırakmak için kullanılmaz. Güvenlik ve bilim bağlamlarında gas, chemicals, heat veya energy gibi sözcükleri de sıkça nesne olarak alır.

Alıştırma

Hangi cümlede release, “bir maddenin dışarı çıkmasına neden olmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. A damaged battery can release harmful chemicals.
  2. The guard will release the visitor at noon.
  3. The studio will release the film in June.
Cevabı göster

A damaged battery can release harmful chemicals.

But you don't know whether the treasure Dilbilgisi

3:20

Ama hazine

is in the true or the false chest.

3:21

doğru mu yoksa yanlış sandıkta mı bilmiyorsun.

Dilbilgisi

whether the treasure is in the true or the false chest: dolaylı bir seçim

Whether ile başlayan yan cümle, don't know ifadesinin nesnesidir ve tam olarak neyin bilinmediğini açıklar. Whether ... or ... iki alternatif sunar; dolayısıyla cümle, hazinenin gerçek sandıkta veya sahte sandıkta olabileceğini söyler. Bu, cümle içine yerleştirilmiş dolaylı bir soru olduğu için düz cümle söz dizimini kullanır: whether the treasure is ..., whether is the treasure ... değil. Buradaki whether, olasılıklar arasındaki belirsizliği anlatır; koşul bildiren if anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle dolaylı bir seçim anlatmak için whether ... or ... yapısını doğru kullanıyor?

  1. We need to find out whether is the key in the drawer or the backpack.
  2. We need to find out whether the key in the drawer or the backpack.
  3. We need to find out whether the key is in the drawer or the backpack.
Cevabı göster

We need to find out whether the key is in the drawer or the backpack.

What should you say to get the treasure

3:24

Hazineyi almak ve hayatta kalıp

and live to tell the tale? Deyimler

3:26

bunu anlatabilmek için ne söylemelisin?

Deyimler

live to tell the tale: tehlikeden sağ çıkmak

live to tell the tale, tehlikeli veya son derece zor bir deneyimden sağ çıkıp sonrasında yaşananları anlatabilmek anlamına gelen bir deyimdir. Temel fikir hayatta kalmaktır; yalnızca bir hikâye anlatacak kadar yaşamayı ifade etmez. Burada and, iki istenen sonucu birbirine bağlar: hazineyi almak ve onunla bağlantılı tehlikeden sağ çıkmak. İfade, soruya dramatik ve hikâye anlatımına özgü bir ton katar.

Alıştırma

Tehlikeli bir deneyimden sağ çıktıklarını anlatan deyimle cümleyi tamamlayın: The hikers were rescued from the avalanche and ____.

Cevabı göster

lived to tell the tale

This bonus riddle comes courtesy of our sponsor Brilliant. Kelime

3:28

Bu bonus bulmaca sponsorumuz Brilliant'ın katkılarıyla geliyor.

Kelime

comes courtesy of: sağlayıcıyı veya sponsoru belirtmek

Kaynak belirtme veya sponsorluk bağlamında X comes courtesy of Y, Y’nin X’i sağlayan, sunan ya da destekleyen kişi veya kuruluş olduğunu belirtir. Bu yapıda courtesy öncelikle “nezaket” anlamına gelmez; courtesy of, kaynağı veya katkı sağlayanı belirten bir ifade olarak kullanılır. Burada özne this bonus riddle ifadesidir ve our sponsor Brilliant bunun sağlayıcısı olarak belirtilir. İfade ayrıca takdir veya teşekkür anlamı da katar.

Alıştırma

Etkinliği kimin sağladığını belirten kalıp ifadeyle sponsor bilgisini tamamlayın: The free concert ____ several local businesses.

Cevabı göster

comes courtesy of

Commit to advancing your personal growth Kalıp ifadeler

3:32

Kişisel gelişiminizi ilerletmeye

Kalıp ifadeler

Commit to advancing your personal growth: commit to + -ing biçimi

Commit to advancing ifadesinde commit, bir hedef için ciddi bir karar alıp çaba göstermeyi anlatır. Yaygın kalıp commit to + isim veya -ing biçimidir; burada to bir edattır ve advancing devam eden eylemi adlandırır. Emir cümlesi bu ifadeyi resmî ve olumlu bir eylem çağrısına dönüştürür. Dinleyiciden yalnızca kısa bir görevi tamamlamasını değil, uzun vadeli kişisel gelişime emek vermesini ister.

Alıştırma

Yaygın commit to + -ing kalıbını ve improve fiilinin doğru biçimini kullanın: Lena committed to ____ her public-speaking skills this year.

Cevabı göster

improving

by visiting brilliant.org/teded,

3:34

brilliant.org/teded adresini ziyaret ederek söz verin

and the first 833 of you to use that link Dilbilgisi

3:37

ve bu bağlantıyı kullanan ilk 833 kişi

Dilbilgisi

the first 833 of you to use that link: en erken davranan grubu seçmek

The first 833 of you, hitap edilen grubun içindeki en erken davranan 833 kişi anlamına gelir. The first 833 hem sayıyı hem de sırayı belirlerken of you bu kişilerin geldiği daha büyük grubu gösterir. to use that link mastar öbeği bu grubu niteler ve kimin ilk sayılacağını belirleyen eylemi açıklar. Aranızdan bu bağlantıyı herkesten önce kullanan 833 kişiyi anlatır; amaç bildiren bir öbek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, hitap edilen kişiler arasından formu en erken gönderen 30 kişinin bir rozet alacağı anlamına gelir?

  1. The first 30 of you to submit the form will receive a badge.
  2. The first 30 people will submit the form to receive a badge.
  3. Thirty of you will be the first to receive a badge after submitting the form.
Cevabı göster

The first 30 of you to submit the form will receive a badge.

will get a 20% discount off the annual subscription. Kalıp ifadeler

3:41

yıllık abonelikte %20 indirim kazanacak.

Kalıp ifadeler

get a 20% discount off ...: normal fiyattan %20 indirim

get a 20% discount off the annual subscription ifadesinde get “almak”, a 20% discount ise normal fiyattan %20 düşülmesi demektir. Müşteri genellikle bu fiyatın %80’ini öder. Off, fiyatı düşürülen şeyi belirtir: the annual subscription, yani “yıllık abonelik”. Buradaki off, abonelikten ayrılmak veya aboneliği kapatmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp get a [percentage or amount] discount off [a price, product, or service] şeklindedir.

Alıştırma

Bir hizmetin yıllık planı tekliften önce 100 dolardır. Cümleyi dersteki iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: New members get a 20% ____ the annual plan, so they pay $80.

Cevabı göster

discount off