Dünyanın En Büyük Kapalı Çiftliklerinden Biri, Daha Dirençli Bir Gıda Sistemi Kurmak İçin İleri Teknoloji Kullanıyor: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: AppHarvest su tasarruflu kapalı alan çiftliklerini ve bu teknolojiyi yerel gıda ile yeni tarım mesleklerine bağlayan Kentucky’deki bir okul projesini tanıtıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “90% less water than traditional farms.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: azalmayı kesin belirtmek için yüzde + less + sayılamayan ad + than yapısını kullan. 2. “plant that seed with young people” — Deyimler ve mecazlar: tarım temalı söz oyununu kavra; anlamı gerçek tohum ekmek değil, bir meslek fikri başlatmaktır. 3. “Innovate or die.” — Söylem, anlatı ve retorik: aciliyet yaratan iki seçenekli kapanışı tanı; bu söz gerçek ölümü öngörmez.
Bu derste
AppHarvest is built on this concept that everybody deserves access to healthy fruits and vegetables Kalıp ifadeler
0:01AppHarvest, herkesin sağlıklı meyve ve sebzelere erişmeyi hak ettiği düşüncesi üzerine kuruldu
deserves access to: erişim hakkını veya adil fırsatı hak etmek
Bu cümlede deserves access to, “bir şeyi elde etmek veya ondan yararlanmak için adil bir fırsata ya da hakka sahip olması gerek” anlamına gelir. Sağlıklı gıdaya erişimi herkesin sahip olması gereken bir şey olarak sunar; herkesin buna zaten gerçekten eriştiğini söylemez. Burada access, ardından to gelen bir isimdir: deserve(s) access to + isim. Bu kalıp eğitim, sağlık hizmetleri, gıda, bilgi ve kamu hizmetlerine adil erişim tartışılırken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
“Kullanmak için adil bir fırsata sahip olması gerek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Every student ____ reliable internet for schoolwork.
Cevabı göster
deserves access to
and we have to figure out how to grow more food with less resources. Öbek fiiller
0:07ve daha az kaynakla nasıl daha fazla gıda yetiştireceğimizi bulmamız gerekiyor.
figure out: bir sorunu çözmek veya anlamak
Bu cümlede figure out, “düşünerek çözmek veya anlamak” demektir. Konuşan kişi daha az kaynakla daha fazla gıda yetiştirmek için uygulanabilir bir yöntem geliştirme ihtiyacını anlatmaktadır; bir sayıdan, kişiden veya şekilden söz etmemektedir. Figure out sonrasında bir isim veya soru yan cümlesi gelebilir: figure out the problem, figure out why it failed veya figure out how to do it. Nesne bir zamirse zamiri ortaya yerleştirin: figure it out.
Alıştırma
Cümleyi “düşünerek çözmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: We need to ____ how to fit all these boxes into the car.
Cevabı göster
figure out
put nature first: doğaya en yüksek önceliği vermek
put nature first ifadesindeki put X first, “X’e en yüksek önceliği vermek” anlamına gelir. First, birbiriyle yarışan değerleri veya hedefleri önem sırasına koyar; mutlaka zaman bakımından ilk adımı göstermez. Burada ifade, modern teknolojinin kullanımı için bir ilke belirler: kararlar doğayı ikinci plana atmak yerine ona yarar sağlamalıdır. Bu düşünce teknolojiyi reddetmez; teknoloji ile çevresel öncelik arasında denge kurar.
Alıştırma
Güvenliğin en yüksek önceliğe sahip olduğunu göstermek için cümleyi put X first ile tamamlayın: Even when the schedule is tight, we must ____.
Cevabı göster
put safety first
The global implications of doing high-tech indoor farms
0:16Yüksek teknolojili kapalı alan çiftliklerinin küresel ölçekteki anlamı,
a lot fewer resources: fewer ifadesini a lot ile güçlendirmek
a lot fewer resources ifadesinde a lot, karşılaştırma biçimi olan fewer sözcüğünü niteler ve farkın büyük olduğunu gösterir. İfade “çok daha az sayıda kaynak” anlamına gelir; “az sayıda kaynak” anlamına gelmez. Than belirtilmese bile başka bir yöntemle veya önceki bir durumla karşılaştırma yapılır. Özenli standart İngilizcede çoğul sayılabilen isimlerle fewer, sayılamayan isimlerle less kullanılır. Burada resources çoğul ve sayılabilir olduğu için standart seçim fewer sözcüğüdür; gayriresmî konuşmada çoğul isimlerden önce bazen less de kullanılır.
Alıştırma
Sayılabilen bir sayıdaki azalmayı a lot ile vurgulayarak cümleyi tamamlayın: The revised kit has 20 parts; the old one has 80. The revised kit has ____ than the old one.
Cevabı göster
a lot fewer parts
Wiping out crops: ekinlerin neredeyse tamamen yok edilmesi
Burada wiping out crops, ekinleri hasattan çok az şey kalacak ya da hiçbir şey kalmayacak kadar tamamen yok etmek anlamına gelir. Bunun nedeni şiddetli hava olaylarıdır; etkilenen şey ise crops sözcüğüyle ifade edilen ekinlerdir. Wipe out ayrılabilen bir öbek fiildir: hem wipe crops out hem de wipe out crops kullanılabilir. Ancak nesne bir zamirse wipe them out örneğinde olduğu gibi iki parçanın arasına girer. Afet bağlamlarında bir yüzeyi gerçekten silmeyi değil, yıkıcı veya neredeyse tamamen gerçekleşen bir kaybı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse tamamen yok etti” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The virus ____ the island's rabbit population.
Cevabı göster
wiped out
It is now ... doing this now: tekrar ve karşıtlıkla aciliyet
Üç kısa ifade mesajı aşamalı biçimde düzenler: önce konunun bugüne ait olduğunu belirtir, ardından geleceğe ait olduğu düşüncesini reddeder ve son olarak bu sonucu bir eylem çağrısına dönüştürür. Now sözcüğünün başta ve sonda tekrarlanması bölümü çerçeveler ve aciliyeti son mesaj hâline getirir. It ve this yeni konular başlatmak yerine daha önce tartışılan sorun ve çözüm biçimine gönderme yapar. We need to be doing this now ifadesindeki need to be doing, yalnızca zaten sürmekte olan bir şeyi bildirmez. Need to sonrasındaki sürekli yapı, eylemi şimdiye kadar başlamış ve devam ediyor olması gereken bir şey olarak sunar. Böylece çağrı, gelecekteki bir eylem hakkındaki mesafeli bir ifadeden daha acil olur.
Alıştırma
Hangi sonuç, aciliyet yaratmak için kısa cümleleri, bugün-gelecek karşıtlığını ve tekrarı en iyi şekilde kullanıyor?
- The water shortage is affecting us now. It is not a problem for the distant future. We need to be conserving water now.
- Water shortages have many causes, and the future is difficult to predict.
- The water shortage may affect us someday, so perhaps we can discuss conservation later.
Cevabı göster
The water shortage is affecting us now. It is not a problem for the distant future. We need to be conserving water now.
we've set out to not only open this Berea facility, Notlar
1:01yalnızca Berea'daki bu tesisi açmakla kalmayıp,
set out to: açık bir hedefle işe başlamak
Set out to + fiilin yalın hâli, açık bir amaçla bir işi yapmaya başlamak demektir. Bu cümlede konuşmacı, Berea tesisini açmanın üzerinde çalışmaya başladıkları hedeflerden biri olduğunu söylüyor. Bu ifade niyeti ve eylemin başlangıcını anlatır, nihai sonucu değil. We've set out to open it tek başına tesisin açılmış olduğunu veya planın tamamının başarıya ulaşacağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi ‘açık bir amaçla yapmaya başladı’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The research team ____ find a cheaper way to clean the water, and the work is still in progress.
Cevabı göster
set out to
which will be one of the largest leafy green facilities in the US,
1:04burası ABD'nin en büyük yapraklı sebze tesislerinden biri olacak,
not only ... but ...: iki eylemi eşleştirmek
Not only ... but ... iki unsurun da doğru olduğunu söyleyen ve ikinci unsura fazladan vurgu yapan eşli bir yapıdır. Burada ortak to ifadesinin ardından iki paralel fiil gelir: open this Berea facility ve build a network of high-tech farms. which will be ... ilgi cümleciği ile you know dolgu ifadesi eşin arasına girer. Cümleyi takip etmek için not only ifadesini aklınızda tutun, but ifadesini duyunca open ile build arasında bağlantı kurun. Buradaki but ekleme yapan eşli yapıyı tamamlar; sıradan bir çelişki bildirmez.
Alıştırma
Bu cümlede not only ... but also hangi iki eylemi eşleştiriyor? The course not only teaches grammar, which many learners expect, but also builds speaking confidence.
- Birçok öğrencinin beklediği şey ve kursun konuşma öz güveni geliştirmesi
- Kursun dil bilgisi öğretmesi ve birçok öğrencinin beklediği şey
- Kursun dil bilgisi öğretmesi ve konuşma öz güveni geliştirmesi
Cevabı göster
Kursun dil bilgisi öğretmesi ve konuşma öz güveni geliştirmesi
here in central Appalachia that cross leafy greens, Kültür
1:10Burada, Orta Apalaşya'da; yapraklı sebzeleri,
central Appalachia: Birden Fazla Eyalete Yayılan Bölge
Bu cümlede central Appalachia, çiftlik ağının nerede kurulmasının planlandığını belirtir. Appalachia, ABD’de birkaç eyaletin bazı kısımlarına yayılan geniş bir kültürel ve coğrafi bölgedir; dolayısıyla central Appalachia bir şehir ya da eyalet değil, bu bölgenin orta kısmıdır. Kentucky’nin doğusu bu daha geniş bölgenin bir parçası olarak ele alınabilir. Bu nedenle bu yer adı, daha sonra yerel istihdam ve gıda üretimiyle ilgili söylenenleri aynı bölgesel bağlama bağlar.
Alıştırma
Cümlede central Appalachia neyi ifade ediyor?
- ABD’de tek bir eyalet
- Kentucky’nin doğusunda bir şehir
- birkaç eyalete yayılan geniş bir kültürel ve coğrafi bölgenin orta kısmı
Cevabı göster
birkaç eyalete yayılan geniş bir kültürel ve coğrafi bölgenin orta kısmı
and technology has advanced from the wheel to the tractor Anlatım akışı
1:19ve teknoloji tekerlekten traktöre,
from the wheel to the tractor to now AI and robotics: Zaman Çizelgesini Özetlemek
Tekrarlanan from X to Y to now Z kalıbı, uzun bir teknoloji tarihini sıralı bir zaman çizelgesinde özetler. From başlangıç noktasını tanıtır, ilk to ara aşamaya ilerler ve to now mevcut aşamayı sunar. The wheel, the tractor ve AI and robotics eksiksiz bir liste değil, temsili dönüm noktaları olarak işlev görür. Now zaman çizelgesinin bugünkü son noktasını belirtir; yapay zekâ ve robotiğin yalnızca birkaç dakika önce ortaya çıktığı anlamına gelmez. Ardından software and sensors mevcut aşamadan başka örnekler ekler.
Alıştırma
Üç aşamalı zaman çizelgesini from ... to ... to now ... ile tamamlayın: The project grew ____ one classroom ____ ten schools ____ a nationwide program.
Cevabı göster
from · to · to now
Combining that into how we grow food
1:27Bütün bunları gıda yetiştirme yöntemlerimizle birleştirmek
The problems happening in the western part of the US right now are dire.
1:35Şu anda ABD'nin batısında yaşanan sorunlar vahim boyutta.
that problem of how do we solve our water crisis in the US, Anlatım akışı
1:43ABD'deki su krizini nasıl çözeceğimiz sorununun yanıtı,
how do we solve ... sorusundan we do it with ... yanıtına geçiş
Konuşmacı önce how do we solve our water crisis ifadesini soru biçiminde bir sorun olarak ortaya koyuyor. do we solve sırasını koruyarak doğrudan soru söz dizimini kullanıyor. Bu, doğaçlama konuşmada bir kişinin soruyu yüksek sesle dile getirmesi sırasında yaygındır. Ardından gelen we do it with farms like this hemen yanıtı verir: it krizi çözme eylemine gönderme yapar, with ise önerilen yöntemi tanıtır. Bu sorun-çözüm sıralaması, dinleyicilere önce neye odaklanmaları gerektiğini gösterir, ardından konuşmacının temel önerisini öne çıkarır.
Alıştırma
Bir sunumda çözümü öne çıkarmak için soru ve ardından yanıt yapısını en iyi kullanan cümle hangisidir?
- Do we use smarter lighting in the office?
- We can cut office energy use with smarter lighting.
- How do we cut office energy use? We do it with smarter lighting.
Cevabı göster
How do we cut office energy use? We do it with smarter lighting.
Geleneksel çiftliklerden %90 daha az su
Yüzde + less + sayılamayan ad + than + karşılaştırma ölçütü kalıbı, azalmanın büyüklüğünü belirtir. Burada geleneksel çiftlikler karşılaştırma ölçütüdür; dolayısıyla 90% less water, benzer koşullar varsayıldığında konuşmacının çiftliklerinin geleneksel bir çiftliğin kullandığı suyun %10'unu kullandığı anlamına gelir. Water bu kullanımda sayılamayan bir addır, bu nedenle standart biçim less'tir. Çoğul ve sayılabilen bir birimle ise 90% fewer gallons örneğindeki gibi fewer kullanılır.
Alıştırma
Yeni sistemin geleneksel çiftliklerin kullandığı suyun yalnızca %25'ini kullandığı anlamına gelecek şekilde cümleyi üç İngilizce kelimelik bir karşılaştırmayla tamamlayın: The new system uses 75% ____ conventional farms.
Cevabı göster
less water than
And the reason is our indoor farm is a closed system. Kelime
1:57Bunun nedeni, kapalı alan çiftliğimizin kapalı bir sistem olmasıdır.
closed system: denetlenen bir sınır içinde tutulan kaynaklar
Bu cümlede closed system, denetlenen bir sınırı olan süreçtir: su sürekli dışarıdan alınıp boşaltılmak yerine çoğunlukla bu sürecin içinde toplanır, taşınır, depolanır ve kullanılır. Closed, çiftliğin faaliyet göstermediği veya dış dünyadan tamamen yalıtıldığı anlamına gelmez. Kaynak akışının nasıl düzenlendiğini anlatır; sistemin sınırlı ve denetlenen girişleri ya da çıkışları yine de olabilir.
Alıştırma
Bu tarım bağlamında closed system ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Su çoğunlukla tek bir denetlenen süreç içinde toplanır, taşınır ve kullanılır.
- Çiftlik o gün ziyaretçilere kapalıdır.
- Çiftliğe hiçbir şey kesinlikle giremez veya çiftlikten çıkamaz.
Cevabı göster
Su çoğunlukla tek bir denetlenen süreç içinde toplanır, taşınır ve kullanılır.
we send it through gullies and pipes into a retention pond, Kelime
2:02oluklar ve borular aracılığıyla bir tutma havuzuna gönderiyor,
retention pond: yüzey akışının uzun süreli depolanması
Retention pond, yağmur suyunu veya yüzey akışını toplayıp uzun süre tutmak üzere yapılmış, çoğu zaman sürekli su içeren yapay bir havzadır. Bu cümlede çatıdan gelen su, çiftliğin su kaynağının bir parçası olarak oluklar ve borular üzerinden bu depolama havzasına gider. Retention sözcüğü suyun tutulmasını vurgular. Buradaki pond, doğal oluşmuş veya süs amaçlı bir göletten ziyade bir altyapı tesisini adlandırır.
Alıştırma
Bir alanın, toplanan yüzey akışını uzun süre depolayacak yapay bir havzaya ihtiyacı var. Hangi terim uygundur?
- detention pond
- retention pond
- natural pond
Cevabı göster
retention pond
that the plants only get what they actually need.
2:08bitkilerin yalnızca gerçekten ihtiyaç duydukları kadarını almasını sağlıyoruz.
So our indoor farms and this type of contactless growing Kelime
2:11Dolayısıyla kapalı alan çiftliklerimiz ve bu tür temassız yetiştirme yöntemleri,
contactless growing: insanların doğrudan ellemesini azaltan yetiştirme
Bu cümlede contactless growing, insanların ürünlere doğrudan dokunmasını veya onları ellemesini en aza indiren bir yetiştirme yöntemini ifade eder. Amaç, kirlenme ihtimalini azaltmaktır; bitkilerin birbirine hiç değmediği anlamına gelmez. Contactless, growing sözcüğünü niteler ve ödeme ya da teslimatta bilinen doğrudan temas olmaması fikrini yetiştiricilik alanına taşır. Burada belirli bir tarım sisteminin evrensel ve standart adı olmak zorunda olmayan betimleyici bir ifadedir.
Alıştırma
İnsanların ürünleri doğrudan ellemesini azaltmak üzere tasarlanmış bir tarım yöntemini anlatan ifadeyi tamamlayın: ____ growing
Cevabı göster
contactless
benefits both food safety and food waste.
2:16hem gıda güvenliğine hem de gıda israfının azaltılmasına katkı sağlıyor.
We've heard about E. coli outbreaks this summer. Kültür
2:21Bu yaz E. coli salgınlarına ilişkin haberler duyduk.
E. coli outbreaks: bağlantılı enfeksiyon kümeleri
E. coli, bir bakteri olan Escherichia coli adının standart kısaltmasıdır; bazı türleri gıda kaynaklı hastalıklara yol açabilir. E. coli outbreaks ifadesindeki outbreaks, çoğu zaman ortak bir kaynağa bağlı birden fazla ilişkili vakanın belirli bir zaman diliminde veya yerde ortaya çıkması anlamına gelir. Çoğul outbreaks, bu tür olayların birden fazla olduğunu gösterir. Tek ve bağımsız bir enfeksiyon anlamına gelmez; E. coli burada ele alınan nedendir, bir tarım ürünü değildir.
Alıştırma
Birbiriyle bağlantılı on enfeksiyon aynı marul partisine kadar izleniyor. Durumu en iyi hangi ifade açıklar?
- an E. coli strain
- an E. coli case
- an E. coli outbreak
Cevabı göster
an E. coli outbreak
24/7: Günün Her Saati, Her Gün
24/7, “günde 24 saat, haftada 7 gün” ifadesinin kısaltmasıdır. Burada kapalı alan çiftliğinin hafta sonları da dâhil olmak üzere gece gündüz ürün yetiştirmeyi sürdürebildiği anlamına gelir. Her bitkinin aynı büyüme aşamasında olduğu ya da her saniye aktif olarak büyüdüğü anlamına gelmez. Daha genel olarak bu ifade “her zaman” veya “sürekli” anlamına da gelebilir. Eğik çizgi kısaltmanın bir parçasıdır; matematiksel bir işlem değildir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümlenin aynısını seçin. open sözcüğünden sonraki ifadeye odaklanın.
- The pharmacy is open from four to seven.
- The pharmacy is open twenty-four hours a week.
- The pharmacy is open twenty-four seven.
Cevabı göster
The pharmacy is open twenty-four seven.
which means we use a lot of passive solar. Kelime
2:31bu da pasif güneş enerjisinden büyük ölçüde yararlandığımız anlamına geliyor.
passive solar: Güneş Işığının Doğrudan Kullanımı
Passive solar, güneş ışığının içeri alınması ve doğrudan kullanılması için bina tasarımından yararlanmayı ifade eder. Burada büyük cam çatı, güneş ışığını önce elektriğe dönüştürmeden doğal aydınlatma ve güneş ısısı sağlayabilir. Bu cümlede passive, başka hiçbir enerjinin kullanılmadığı anlamına gelmez. Çiftliğin geceleri yine yapay aydınlatmaya ihtiyacı olabilir. Ayrıca cam panellerin fotovoltaik güneş panelleri olduğu anlamına da gelmez.
Alıştırma
İki sözcüklü terimle İngilizce cümleyi tamamlayın: The south-facing windows warm the building with sunlight without generating electricity. This is ____ heating.
Cevabı göster
passive solar
that's really enabled this sector to be much more energy efficient. Dilbilgisi
2:39ve bu sektörün enerji açısından çok daha verimli hâle gelmesini sağladı.
enable + nesne + to be much more energy efficient
enable + nesne + to-infinitive yapısında enable, bir nedenin veya koşulun nesneye bir şeyi yapma ya da bir duruma ulaşma becerisi veya olanağı verdiğini anlatır. Bu cümlede LED lighting neden, this sector nesne ve to be much more energy efficient mümkün hâle gelen durumdur. Be, to’dan sonra gelen mastar olduğu için nesnenin hemen ardından doğrudan be kullanılamaz. Much, more energy efficient karşılaştırmasını güçlendirir ve enerji verimliliğinin önemli ölçüde daha yüksek olduğunu belirtir.
Alıştırma
enable + nesne + to be yapısını tamamlayın: Better insulation has enabled the building ____ more energy efficient.
Cevabı göster
to be
But I think the energy to support this type of farming
2:43Ancak bence bu tür tarımı destekleyen enerji alanı,
is where we're going to see tremendous innovation: temel alanı belirlemek
X is where + yan cümle kalıbında where, mutlaka fiziksel bir yer olmak zorunda olmayan bir alanı, aşamayı veya durumun bir bölümünü gösterir. Burada bu tür tarım için gereken enerji, konuşmacının büyük yenilikler beklediği alan olarak tanımlanır. Bu odaklama kalıbı X’i öne çıkarır: X temel odağı belirtir, where yan cümlesi de orada ne beklendiğini açıklar. Daha geniş bir konu içindeki fırsatı, sorunu veya olası gelişmeyi belirlemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle battery storage ifadesini büyük ilerlemelerin beklendiği alan olarak doğal biçimde tanımlar?
- Battery storage is when we're likely to see major advances.
- Battery storage is where we're likely to see major advances.
- Battery storage is why we're likely to see major advances.
Cevabı göster
Battery storage is where we're likely to see major advances.
So I think that's coming and that's really exciting to me.
2:48Bunun yakında gerçekleşeceğini düşünüyorum ve bu beni gerçekten heyecanlandırıyor.
Farming is not what you think of when you think of your grandma or grandpa Dilbilgisi
2:51Tarım, büyükannenizi ya da büyükbabanızı düşündüğünüzde aklınıza gelen,
…… denince akla gelen şey değildir
X is not what you think of when you think of Y kalıbı, dinleyicinin Y ile ilgili alışılmış zihinsel görüntüsünü reddeder. Burada tarım, büyükanne veya büyükbabanın traktör sürdüğü tanıdık görüntüden ayrılarak daha geniş ve modern bir tanıma zemin hazırlanır. İki think of kullanımı da zihinsel çağrışımla ilgilidir. İlk what you think of, akla gelen şeyi veya görüntüyü ifade eder; ikinci when you think of Y ise bu görüntüyü tetikleyen konuyu verir. what yan cümlesi is fiilinden sonra tamamlayıcı görevindedir.
Alıştırma
“A quiet mountain town is not what you think of when you think of a technology center,” cümlesinde bu kalıp ne yapar?
- Dinleyiciden kasabayı uzun süre incelemesini ister.
- Kasabayı daha önce hiç kimsenin düşünmediğini söyler.
- Bir teknoloji merkeziyle ilişkilendirilen tipik görüntüyü reddeder.
Cevabı göster
Bir teknoloji merkeziyle ilişkilendirilen tipik görüntüyü reddeder.
And we respect that and we appreciate the traditional farming.
2:56Buna saygı duyuyor, geleneksel tarımın değerini biliyoruz.
to think of careers and futures inside of a pathway of farming
3:10tarım alanında bir kariyer ve gelecek düşünmelerini sağlamalıyız,
gençlere bu fikrin tohumunu ekmek
Plant that seed mecazidir: Gençlere zaman içinde gelişebilecek bir fikir sunmak anlamına gelir. That seed, yeni tarım biçimlerini gelecekteki bir meslek olarak görme fikrini belirtir; with young people ise bu fikrin teşvik edildiği grubu gösterir. Bu imge, gerçek bir tohumu toprağa koyup büyümesini beklemekten gelir. Konu tarım olduğu için gerçek tarımsal görüntü de etkisini korur ve bir söz oyunu oluşturur; ancak konuşmacı gerçek bir ekimden veya hemen alınacak bir sonuçtan söz etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede plant a seed, “ileride gelişebilecek bir fikir sunmak” anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The workshop may plant a seed in Lena's mind about becoming an engineer.
- The adviser will make Lena choose a career immediately.
- The gardener will plant a seed in Lena's flowerpot this afternoon.
Cevabı göster
The workshop may plant a seed in Lena's mind about becoming an engineer.
I'm the agriculture teacher at Carter G. Woodson Academy.
3:19Carter G. Woodson Academy'de tarım öğretmeniyim.
Carter G. Woodson Academy is an all-male college preparatory program. Kültür
3:21Carter G. Woodson Academy, yalnızca erkek öğrencilere yönelik bir üniversiteye hazırlık programıdır.
Yalnızca erkek öğrencilere yönelik üniversiteye hazırlık programı
Burada all-male ve college preparatory ifadelerinin ikisi de program sözcüğünü niteler. All-male öğrencilerin yalnızca erkek olduğunu, college preparatory ise akademik amacı belirtir. Birlikte, erkek öğrencileri üniversiteye kabul edilmeye ve üniversitede okumaya hazırlayan bir eğitim programını anlatırlar. Genellikle college-prep şeklinde kısaltılan college preparatory, üniversiteden önce alınan eğitimi ifade eder. Academy’nin kendisinin bir üniversite olduğu veya programın esas olarak mesleki eğitim verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir all-male college preparatory program ifadesini en iyi hangisi açıklar?
- Yalnızca erkeklere açık bir üniversite lisans programı
- Erkek öğrencileri üniversiteye hazırlayan bir program
- Üniversiteyi bitirmiş erkeklere yönelik bir mesleki eğitim kursu
Cevabı göster
Erkek öğrencileri üniversiteye hazırlayan bir program
and also incorporate Hispanic history and culture.
3:27ve Hispanik tarihi ile kültürünü de programımıza katıyoruz.
through the lens of: bakış açısından
Through the lens of, belirli bir bakış açısını veya yorumlama çerçevesini kullanmayı anlatan bir mecazdır. Burada Afrikalı Amerikalıların tarihi ve kültürü, konuların nasıl öğretildiğini ve anlaşıldığını şekillendirir; ifade yalnızca bu tarih ve kültür hakkında eğitim vermekten daha fazlasını anlatır. Yapı through the lens of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Dinleyiciye yorumu hangi bakış açısının düzenlediğini bildirir. Daha sonraki also incorporate ifadesi ise Hispanik tarihi ve kültürünün de programa katıldığını ayrıca belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta yer alan ve “bakış açısından” anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The documentary examines migration ____ family history.
Cevabı göster
through the lens of
So the container farm that we're fortunate to have here
3:29Burada sahip olduğumuz için kendimizi şanslı saydığımız konteyner çiftliği,
is a shipping container that has been retrofitted as a hydroponic farm. Kelime
3:31hidroponik bir çiftliğe dönüştürülmüş bir nakliye konteyneridir.
retrofitted as: mevcut bir nesneyi yeni bir işlev için değiştirmek
Bu cümlede retrofitted, mevcut bir yük konteynerine yeni bir amaçla kullanılabilmesi için ekipman eklendiği veya yapısal değişiklikler yapıldığı anlamına gelir. Konteyner en baştan çiftlik olarak inşa edilmemiştir. has been retrofitted biçimindeki edilgen present perfect yapı, konteynere ve tamamlanmış olup günümüzde önemini koruyan değişikliğe odaklanır. As, konteynerin yeni işlevi olan hidroponik çiftliği tanıtır; burada “gibi” anlamında bir karşılaştırma kurmaz.
Alıştırma
Cümleyi retrofit fiilinin geçmiş zaman ortacı ve yeni işlevi tanıtan edatla tamamlayın: The retired train car was ____ a small cafe.
Cevabı göster
retrofitted as
hydroponic farm: besin bakımından zengin suyla bitki yetiştirmek
Hidroponik bir çiftlik, geleneksel toprak kullanmadan bitki yetiştirir ve çözünmüş besin maddeleri içeren suyu doğrudan köklere ulaştırır. Bitkiler kanallarda, tepsilerde veya tepkimeye girmeyen destek malzemelerinde tutulabilir; dolayısıyla hydroponic, köklerin suda serbestçe yüzmesini gerektirmez. Bu sıfat, çiftliğin konumunu veya bina türünü değil, yetiştirme yöntemini tanımlar. Hidroponik bir çiftlik yük konteynerinin ya da seranın içinde çalışabilir; ışık, pH, nem ve besin düzeyleri kontrol edilebilir.
Alıştırma
Hangi tanım hidroponik bir çiftliği en açık biçimde belirtir?
- Bir gölün üzerinde yüzmek zorunda olan bir çiftlik
- Bitki yetiştirmeyip yalnızca balık yetiştiren bir çiftlik
- Bitkilerin geleneksel toprak yerine su yoluyla çözünmüş besinler aldığı bir çiftlik
- Cam seranın içinde bulunan herhangi bir çiftlik
Cevabı göster
Bitkilerin geleneksel toprak yerine su yoluyla çözünmüş besinler aldığı bir çiftlik
We are one of 12 schools in the eastern Kentucky region
3:37Doğu Kentucky bölgesindeki 12 okuldan biriyiz
that are fortunate to be partnering with AppHarvest.
3:40ve AppHarvest ile iş birliği yapma şansına sahibiz.
we're actually building a network of teachers that are collaborating together
3:45birlikte çalışan öğretmenlerden oluşan gerçek bir ağ kuruyor
with other students across the region.
3:48ve bölgenin dört bir yanındaki diğer öğrencilerle iş birliği yapıyoruz.
come on board: bir projeye katılmak
Bu cümlede come on board, “ortak bir projeye katılmak ve projede yer almaya başlamak” anlamına gelir. Okullar birer kurum olarak bölgesel bir iş birliğine katılıyor; fiziksel olarak bir araca binmekten söz edilmiyor. Bu ifade katılımı bir değişim olarak sunar: Planın dışında olan biri veya bir kurum planın parçası hâline gelir. Burada as more and more schools come on board, ağın büyümesini açıklayan bölümü başlatır.
Alıştırma
Cümleyi “projeye katılmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After seeing the pilot results, two more libraries agreed to ____ and help run the program.
Cevabı göster
come on board
We've kind of learned the best way to get our nutrient levels, Ton ve niyet
3:52Besin düzeylerini nasıl en uygun hâle getireceğimizi öğrendik,
kind of: bir iddiayı yumuşatmak
Burada kind of, we've learned ifadesini niteleyen samimi bir yumuşatıcıdır. Kesinlik derecesini azaltır: Konuşan kişi konuyu tamamen öğrendiğini iddia etmek yerine öğrenme sürecini kısmi, yaklaşık veya hâlâ gelişmekte olan bir durum olarak sunar. Kind of ifadesinden sonra learned fiil öbeği geldiği için burada “bir tür” anlamına gelmez. Dinlerken bunu, iddiayı daha az kesin yapan bir konuşmacı tutumu işareti olarak algılayın.
Alıştırma
Bu cümlede kind of ne işe yarıyor? We've kind of solved the timing problem.
- Zamanlama sorununun belirli türünü tanımlar.
- İddiayı yumuşatır ve sorunun yalnızca kısmen çözülmüş olabileceğini belirtir.
- Konuşanların sorunu birlikte çözdüğü anlamına gelir.
Cevabı göster
İddiayı yumuşatır ve sorunun yalnızca kısmen çözülmüş olabileceğini belirtir.
We control all those factors for the best growing environment.
3:58En iyi yetiştirme ortamını oluşturmak için tüm bu etkenleri kontrol ediyoruz.
uh through a CSA program or to our local cafeteria. Kültür
4:05yani bir CSA programı aracılığıyla ya da yerel yemekhanemize.
CSA program: topluluk destekli tarım programı
Burada CSA, community-supported agriculture, yani topluluk destekli tarım ifadesinin kısaltmasıdır. Tipik bir CSA programında topluluk üyeleri bir çiftlikten üyelik veya pay satın alır ve çoğunlukla düzenli aralıklarla çiftliğin hasadından ürün alır. Bu ifade, ürünlerin yerel halka nasıl ulaştığını açıklar. Buradaki program, düzenli biçimde yürütülen bir tarım girişimidir; bilgisayar yazılımı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede a CSA program büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?
- Yemekhane yiyeceklerine yönelik bir devlet testi
- Topluluk üyelerinin bir çiftliği destekleyip ürünlerini aldığı bir düzenleme
- Hasat zamanlarını planlamak için kullanılan bir bilgisayar programı
Cevabı göster
Topluluk üyelerinin bir çiftliği destekleyip ürünlerini aldığı bir düzenleme
uh we've been able to accomplish in just 4 years.
4:13sadece dört yılda başardığımızı gösterebilirim.
just how much + özne + fiil
show my kids just how much we've been able to accomplish ifadesinde just how much, başarının miktarını veya boyutunu etkileyici gösteren gömülü bir yan cümle başlatır. Burada just, how much ifadesini güçlendirir; “yalnızca” anlamına gelmez. Bu yan cümle show fiilinden sonra daha büyük bir cümlenin içine gömüldüğü için soru dizilimini değil, how much + özne + fiil şeklindeki bildirme dizilimini kullanır. Örnekteki biçim we've been able to accomplish şeklindedir. Bu yapı bir değişimin, maliyetin, etkinin veya başarının boyutunu vurgulayabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki vurgulu gömülü ifadeyle tamamlayın: Looking at the before-and-after photos, we realized ____ the neighborhood had changed.
Cevabı göster
just how much
Agriculture is a way that students can get involved in a career,
4:20Tarım, öğrencilerin bir kariyere adım atabileceği,
get involved in an industry that plays such an important role Kalıp ifadeler
4:24son derece önemli bir rol oynayan bir sektörde yer alabileceği bir alandır;
plays such an important role in ... sustainability
Bu cümlede plays such an important role in, “bir şey üzerinde çok önemli bir etkisi olmak veya bir şeye çok önemli bir katkı sağlamak” anlamına gelir. Sektör, gezegenin ve toplumların sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlayan bir unsur olarak sunulur; buradaki role, sahnede bir oyuncunun oynadığı rol değildir. Temel yapı subject + play(s) + a/an + adjective + role + in + isim veya -ing biçimidir. Such, important sözcüğünü güçlendirir; in ise etkilenen alanı ya da sonucu gösterir.
Alıştırma
“Regular exercise plays such an important role in keeping children healthy” cümlesinde plays such an important role in ne anlama gelir?
- diğer bütün nedenleri gereksiz hâle getirmek
- bir gösteride oyuncunun oynadığı rol olmak
- çok önemli bir etkisi veya katkısı olmak
- fiziksel olarak bir şeyin içinde bulunmak
Cevabı göster
çok önemli bir etkisi veya katkısı olmak
I think the more we can get these systems in place Kalıp ifadeler
4:32Bence bu sistemleri ne kadar çok devreye alır
get these systems in place: bu sistemleri kurup işler hâle getirmek
Bu cümlede get these systems in place, “bu sistemleri kurup çalışmaya hazır hâle getirmek” anlamına gelir. Get, bir fikri veya planı işleyen bir düzene dönüştürme sürecini gösterir; sistemleri sadece almak veya elde etmek anlamına gelmez. get + nesne + in place yapısı, bir kişi ya da grubun gerekli kuralları, ekipmanı, işlemleri veya bir sistemin diğer parçalarını düzenlemesini anlatır. Bu bağlamda in place, “hazır ve işler durumda” demektir; fiziksel olarak asıl yerinde olmak demek değildir.
Alıştırma
get + bir isim öbeği + in place kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the new library opens, the library team must ____.
Cevabı göster
get the new checkout system in place
which there's so much potential for in the future
4:37geleceğe yönelik muazzam potansiyelleri sayesinde
and so many opportunities to bring in more innovation,
4:39ve daha fazla yeniliği devreye sokmak için sundukları sayısız fırsatla,
as a region and as a country to be self-sufficient in terms of our food. Kelime
4:46ve hem bölge hem ülke olarak gıdada kendi kendimize yetmemize yardımcı olurlar.
self-sufficient in terms of our food: kendi kendine yeterliliği gıda alanıyla sınırlamak
“Self-sufficient”, dışarıdan gelen bir kaynağa bağımlı olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmek demektir. Burada bir bölge ve ülkenin kendisine yetecek kadar gıda sağlayabilmesini ifade eder. “in terms of our food”, iddiayı gıda boyutuyla sınırlar. Bölgenin ya da ülkenin her açıdan bağımsız olduğu anlamına gelmez; self-sufficient in terms of + isim kalıbı, iddianın geçerli olduğu alanı belirtir.
Alıştırma
“The village is self-sufficient in terms of water” cümlesi neyi iddia eder?
- Her bölge sakini suyu tek başına üretir.
- Kendi su ihtiyacını karşılayabilir, ancak cümle diğer ihtiyaçları hakkında bir iddiada bulunmaz.
- Hiçbir zaman dışarıdan ürün veya hizmet kullanmaz.
Cevabı göster
Kendi su ihtiyacını karşılayabilir, ancak cümle diğer ihtiyaçları hakkında bir iddiada bulunmaz.
Innovate or die: güçlü bir ya o ya bu sloganı
“Innovate”, you, we veya bir kuruluş gibi öznesi anlaşılabilen bir emir kipidir. “or die”, yenilik yapmamanın tek alternatifini yok olmak olarak sunar. Bu sıkıştırılmış ya o ya bu yapısı, mesajı ikili bir seçim olarak düzenler ve kapanış cümlesine aciliyet kazandırır. Buradaki “die” genellikle abartıdır: bir kuruluş, sektör veya sistem yaşama gücünü kaybedebilir ya da çökebilir. Cümle tarafsız bir tahminde bulunmak veya dinleyiciyi gerçek anlamda ölümle tehdit etmek yerine güçlü bir tutum ifade eder.
Alıştırma
Yargılayın: Bir iş konuşmasında “Innovate or die” genellikle gerçek anlamda bir ölüm tehdidi değil, çarpıcı bir slogan işlevi görür.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
this rock that's flying around a sun called planet Earth
4:53Güneş'in çevresinde uçup giden Dünya adlı bu kayanın üzerinde yaşıyoruz
We can either use technology and innovate Dilbilgisi
4:58Ya teknolojiyi kullanıp yenilik yapabiliriz
or we can see things crumble around us. Deyimler
5:01ya da çevremizdeki her şeyin çöküşünü izleyebiliriz.
“Ya teknolojiyi kullanıp yenilik yaparız ya da çevremizdeki şeylerin çöktüğünü görürüz”
Either ... or ... iki alternatif sunar. Bu cümlede ilk seçenek use technology and innovate, ikinci seçenek ise see things crumble around us ifadesidir. Başlangıçtaki We can ilk seçeneğe yardımcı fiili sağlar; ikinci seçeneğin önünde we can ifadesinin tekrarlanması iki seçeneği açıkça paralel tutar. Bu yapı, harekete geçmek ile bozulmayı izlemek arasında keskin bir seçim sunar. İki eylemin de gerçekleşeceği anlamına gelmez; konuşanın uyarısını iki olası sonuç olarak düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle either ... or ... yapısını kullanarak iki alternatifi doğru biçimde sunar?
- You can either save the file or print it.
- You can whether save the file or print it.
- You can both save the file or print it.
- You can either save the file and print it.
Cevabı göster
You can either save the file or print it.
“crumble around us”: çevremizdeki her şeyin yavaş yavaş bozulması
Crumble, küçük parçalara dönüşen bir şey gibi, yavaş yavaş parçalanmak veya gücünü kaybetmek demektir. Crumble around us ifadesinde around us, bozulmanın konuşmacıya ve diğer insanlara yakın gerçekleştiği hissini verir; things ise sistemleri, kurumları, ilişkileri veya koşulları gösterebilen geniş kapsamlı bir öznedir. Bu ifade burada genellikle mecazidir: çevremizdeki dünyanın önemli parçalarını yavaşça çökerken gösterir ve canlı, acil bir uyarı oluşturur. Basitçe things fail demekten daha güçlü ve imgeseldir.
Alıştırma
Hangi cümlede crumble, kademeli bozulma anlamında mecazlı olarak kullanılmıştır?
- The glass fell and shattered on the floor.
- The engineer repaired the bridge before sunrise.
- The old agreement began to crumble after both sides stopped communicating.
- The cookie crumbled onto the plate.
Cevabı göster
The old agreement began to crumble after both sides stopped communicating.
private sector: özel sektör
Private sector, hükümet yerine bireylerin veya şirketlerin sahip olduğu ve işlettiği işletmeleri ve ekonomik faaliyetleri ifade eder. Burada private, mülkiyet ve işletme biçimini açıklar; “gizli” veya “kişisel” anlamına gelmez. Bu cümlede private sector, tools sözcüğünü niteler. Konuşmacı, iş dünyasının yöntemlerinin, teknolojinin ve üretme kapasitesinin daha geniş bir misyona nasıl hizmet edebileceğini soruyor.
Alıştırma
Bu cümlede private sector ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Devlet daireleri ve kamu tarafından işletilen hizmetler
- Bireylerin veya şirketlerin sahip olduğu ve işlettiği işletmeler ve ekonomik faaliyetler
- Gizli tutulması gereken bilgiler
Cevabı göster
Bireylerin veya şirketlerin sahip olduğu ve işlettiği işletmeler ve ekonomik faaliyetler
to hand a better future to that next generation.
5:12ve gelecek nesle daha iyi bir gelecek bırakmakla ilgili.
give us a fighting chance: bize zorluklara rağmen gerçek bir şans vermek
Give someone a fighting chance, birine zor bir durumda başarıyı gerçekçi bir olasılık hâline getirecek kadar yardım, zaman, kaynak veya elverişli koşul sağlamak demektir. Başarıyı garanti etmez. Burada fighting mecazidir. İfade, zorluğu mücadele etmeye değer bir şey olarak sunar; bu cümlede yardım, toplumun daha iyi bir gelecek yaratma ihtimalini artırmayı amaçlar.
Alıştırma
Cümleyi “zorluğa rağmen başarıyı gerçekçi biçimde mümkün kılmak” anlamındaki hedef deyimle tamamlayın: Our team is underprepared. One more week of practice would ____ in the championship match.
Cevabı göster
give us a fighting chance
And I truly believe AppHarvest is a part of that.
5:15AppHarvest'ın da gerçekten bunun bir parçası olduğuna inanıyorum.