Evrim hakkındaki mitler ve yanılgılar - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
575 kelime 166 kel/dk

Video açıklaması: Video, evrim hakkındaki yaygın yanlış kanıları düzeltiyor: Bireyler sonradan kazandıkları özellikleri aktararak evrimleşmez, uyum başarısı belirli bir çevredeki üreme başarısına bağlıdır ve doğal seçilimin ileriyi görme yetisi ya da önceden belirlenmiş bir amacı yoktur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. passing those on to their offspring. — Phrasal Verbs: pass on to kalıbının özelliklerin yavrulara aktarılmasını nasıl anlattığını öğrenin; aynı yapının bilgi, gelenek veya eşyaların başka insanlara aktarılması için de kullanılabileceğini fark edin. 2. at least we can say that — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Konuşmacının bir düşünceyi çürütmeden önce görünüşte güvenli bir sonuca temkinli biçimde çekilmesini anlayın ve bu ifadeyi bir iddiayı kesin gerçek gibi sunmadan kapsamını sınırlamak için kullanın. 3. evolution proceeds blindly — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: blindly sözcüğünün görmeyle ilgili gerçek anlamda değil, evrimin öngörü, niyet veya nihai bir tasarım olmadan işlediğini anlatan bir mecaz olduğunu kavrayın ve bilimsel açıklamalardaki benzer kişileştirmeleri yorumlayın.

Bu derste

Myths and misconceptions about evolution. Kalıp ifadeler

0:14

Evrimle ilgili efsaneler ve yanlış bilinenler.

Kalıp ifadeler

Myths and misconceptions: açıklığa kavuşturulacak konuyu çerçeveleyen eş görevli isimler

Bu bilim başlığında myths, geleneksel hikâyeleri değil, yaygın biçimde tekrarlanan ama doğru olmayan iddiaları anlatır. Misconceptions ise insanların doğru sanabileceği yanlış inançları veya anlayışları ifade eder. myths ile misconceptions sözcüklerini and ile birleştirmek, birbiriyle ilişkili iki tür yanlış düşünceyi konu olarak sunar. Myths and misconceptions about + konu başlık kalıbı, içeriğin o konudaki yanlış düşünceleri açıklığa kavuşturacağını gösterir.

Alıştırma

Hangi başlık, metnin uyku hakkındaki yaygın yanlış düşünceleri düzelteceğini en açık biçimde anlatır?

  1. Questions and schedules about sleep
  2. Myths and misconceptions about sleep
  3. Stories and adventures about sleep
Cevabı göster

Myths and misconceptions about sleep

Let's talk about evolution.

0:18

Gelin evrim hakkında konuşalım.

You've probably heard that some people consider it controversial, Kalıp ifadeler

0:20

Çoğu bilim insanı aksini düşünse de,

Kalıp ifadeler

You've probably heard that: tanıdık bir iddiayı konuya sokmak

You've probably heard that + yan cümle, dinleyicinin daha önce karşılaşmış olma ihtimali yüksek bir iddiayı konuya sokar. Buradaki heard, belirli bir dinleme anını hatırlamaktan çok, ortalıkta dolaşan bir fikirden haberdar olmak anlamına gelir. Probably varsayımı yumuşatır: konuşan kişi iddianın tanıdık gelmesini bekler, ancak dinleyicinin bunu ilk kez duyuyor olabileceğine de yer bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyicinin kesinlikle bildiğini varsaymadan muhtemelen tanıdık bir iddiayı doğal biçimde konuya sokar?

  1. Listen that plants need sunlight.
  2. You certainly know that plants need sunlight.
  3. You've probably heard that plants need sunlight.
Cevabı göster

You've probably heard that plants need sunlight.

Kalıp ifadeler

consider it controversial: consider + nesne + sıfat

Burada consider, consider + nesne + sıfat kalıbıyla kullanılır. it nesnedir ve evolution sözcüğüne gönderme yapar; controversial ise bazı insanların buna ilişkin değerlendirmesini veren bir nesne tamamlayıcısıdır. Bu kalıp bir yargıyı kısa biçimde ifade eder: consider something controversial, bir şeyi tartışmalı olarak değerlendirmek demektir. Controversial, anlaşmazlık veya tartışmaya yol açan anlamındadır; karmaşık demek değildir.

Alıştırma

consider + nesne + sıfat kalıbını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Most reviewers consider about the design practical.
  2. Most reviewers consider the design practical.
  3. Most reviewers consider that the design practical.
Cevabı göster

Most reviewers consider the design practical.

even though most scientists don't. Dilbilgisi

0:23

bazı insanların evrimi tartışmalı bulduğunu duymuşsunuzdur.

Dilbilgisi

even though: olguya dayalı bir ödünleme belirtmek

Even though bir ödünleme anlatımı kurar: ardından gelen yan cümle doğru veya kesinleşmiş bir durum olarak sunulur, ancak ana ifadeyle karşıtlık oluşturur. Buradaki ana düşünce, çoğu bilim insanı böyle düşünmese de bazı insanların evrimi tartışmalı bulmasıdır. most scientists don't ifadesindeki don't, yinelenen consider it controversial fiil öbeğinin yerini alır. İngilizcede anlam açık olduğunda yardımcı fiilden sonra yinelenen sözcükler sıkça düşürülür.

Alıştırma

Konuşan, yolun şu anda kapalı olduğunu biliyor. En uygun cümleyi seçin.

  1. Because the road is closed, the bus is still running.
  2. Even though the road is closed, the bus is still running.
  3. Even if the road is closed, the bus is still running.
Cevabı göster

Even though the road is closed, the bus is still running.

But even if you aren't one of those people Dilbilgisi

0:26

Ancak siz bu insanlardan biri olmasanız

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen varsayımsal koşul

Even if, konuşanın gerçek olarak sunmadığı, mümkün ya da varsayılan bir koşulu belirtir. Bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana sonuç geçerli kalır. Burada konuşan kişi, başka bir iddiaya geçmeden önce dinleyicinin o insanlardan biri olmayabileceğini kabul eder. Böylece sonraki düşünce daha az doğrudan ve suçlayıcı gelebilir.

Alıştırma

Yağmurun yalnızca bir olasılık olduğunu ve planın değişmeyeceğini göstermek için even if kullanın: We'll play outside ____ it rains tomorrow.

Cevabı göster

even if

and you think you have a pretty good understanding of evolution,

0:28

ve evrimi oldukça iyi anladığınızı düşünseniz bile,

chances are you still believe some things about it Kalıp ifadeler

0:30

büyük ihtimalle evrim hakkında inandığınız bazı şeyler

that aren't entirely right. Ton ve niyet

0:33

tam olarak doğru değil.

Kalıp ifadeler

chances are: bir şeyin olası olduğunu söylemek

Chances are + cümlecik, bir şeyin doğru olma veya gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu belirtir. Güçlü ama kesin olmayan bir tahmin ya da öngörü sunar. İsteğe bağlı that sözcüğü çoğunlukla atılır: Chances are you'll ... Buradaki chances, birkaç ayrı fırsatı değil, olasılığı anlatır. Bu ifade, dinleyicinin tamamen doğru olmayan bazı düşüncelere hâlâ inanıyor olmasının muhtemel olduğunu söyler.

Alıştırma

Yüksek olasılıklı bir tahmin belirtmek için hedef ifadeyi kullanın: ____ we'll need more time.

Cevabı göster

Chances are

Ton ve niyet

aren't entirely right: ölçülü bir düzeltme

Bu cümlede aren't entirely right, “tamamen doğru değiller” anlamına gelir. Her bölümün yanlış olduğunu sertçe söylemeden bir şeyin düzeltilmesi gerektiğini belirtir. Entirely, “tamamen” demektir. Bu nedenle ifade, ne kadarının doğru veya yanlış olduğunu açık bırakır. Bunun “çoğunlukla doğru” anlamına geldiğini varsaymayın; önemli bir hatanın düzeltilmesine giriş de olabilir.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşınızın açıklamasında hata var. Her bölümün yanlış olduğunu söylemeden ölçülü bir düzeltme yapan cümle hangisidir?

  1. Your explanation isn't entirely right.
  2. Your explanation is entirely right.
  3. Everything in your explanation is completely wrong.
Cevabı göster

Your explanation isn't entirely right.

Things like

0:35

Mesela,

evolution is organisms adapting to their environment. Kalıp ifadeler

0:36

evrimin organizmaların çevrelerine uyum sağlaması olduğu fikri gibi.

Kalıp ifadeler

organisms adapting to their environment: adapt to yapısı

Adapt to + isim, “bir koşula karşılık olarak değişmek veya uyum sağlamak” anlamına gelir. Burada organisms uyum sağlayan canlılardır, their environment ise uyum sağladıkları koşuldur. Adapting, adapt fiilinin -ing biçimidir. Özne dışarıdaki bir koşula uyacak şekilde kendini değiştirdiğinde to kullanılmalıdır. To olmadan adapt doğrudan nesne alabilir ve o nesneyi yeni bir amaç için değiştirmek anlamına gelebilir. Cümlenin tamamı daha sonra düzeltilecek bir düşünceyi sunar; bu nedenle eksiksiz bir evrim tanımı olarak görülmemelidir.

Alıştırma

Cümleyi adapt fiilinden sonra gereken edatla tamamlayın: Young trees must adapt ____ colder winters.

Cevabı göster

to

This was an earlier,

0:41

Bu,

now discredited theory of evolution. Kelime

0:42

evrimin daha eski ve günümüzde çürütülmüş bir teorisiydi.

Kelime

now discredited: güvenilirliğini yitirmiş bir teori

now discredited theory ifadesinde discredited, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Kanıtların veya ciddi incelemelerin bu belirli teorinin güvenilirliğini yitirmesine yol açtığını ve teorinin artık yaygın biçimde kabul edilmediğini anlatır. Now, zaman içinde bir değişime işaret eder: teorinin geçmişte destekçileri olmuş olabilir, ancak bugün kabul edilmemektedir. Bu bağlamda ifade, evrim hakkındaki belirli bir tarihsel teoriyi anlatır; evrim düşüncesinin tamamının reddedildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Daha sonraki kanıtlar bir iddianın güvenilmez olduğunu gösterdi ve uzmanlar artık bu iddiayı kabul etmiyor. Bu sonucu en kesin biçimde hangi cümle anlatır?

  1. Experts now call it a controversial claim.
  2. Experts now call it a discredited claim.
  3. Experts say the claim has received criticism.
Cevabı göster

Experts now call it a discredited claim.

Almost 60 years before Darwin published his book, Dilbilgisi

0:45

Darwin kitabını yayımlamadan neredeyse 60 yıl önce,

Dilbilgisi

before Darwin published: süre + before + yan cümle

before Darwin published his book ifadesinde before bir zaman yan cümlesi başlatır: Darwin öznedir, published ise fiildir. Yan cümle yalnızca bir tarih değil, zaman açısından referans alınacak tam bir olay sunar. Almost 60 years, bu referans olayı ile ana cümledeki olay arasındaki süreyi ölçer. Ana cümledeki olay önce gerçekleşmiştir; Darwin'in kitabı yayımlaması ise yaklaşık 60 yıl sonra olmuştur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp time period + before + subject + verb şeklindedir; örneğin two days before school started.

Alıştırma

Işıkların önce söndüğünü ve gösterinin daha sonra başladığını anlatan zaman sözcüğünü yazın: The lights went out moments ____ the show began.

Cevabı göster

before

Jean-Baptiste Lamarck proposed that creatures evolve Kalıp ifadeler

0:49

Jean-Baptiste Lamarck canlıların evrimleşmesinin,

Kalıp ifadeler

proposed that creatures evolve: bir teoriyi resmî olarak öne sürmek

proposed that + cümle, bir fikri, teoriyi veya açıklamayı başkalarının değerlendirmesi için resmî biçimde ortaya koymanın yoludur. Bu cümlede Lamarck, canlıların evrim geçirdiği iddiasını ortaya koyuyor; proposed, bu iddianın kanıtlandığı anlamına gelmez. Yapı proposed that + özne + fiildir. Burada creatures öznedir ve evolve fiildir. Bu kullanımdaki propose, birine evlenme teklif etmek değil, bir fikir ortaya koymak anlamındadır.

Alıştırma

Resmî bir fikri sunmak için proposed that ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The researchers proposed about the river changing course.
  2. The researchers proposed that the river had changed course.
  3. The researchers proposed the river to have changed course.
Cevabı göster

The researchers proposed that the river had changed course.

by developing certain traits over their lifetimes Dilbilgisi

0:51

yaşamları boyunca bazı özellikleri geliştirmeleriyle

Dilbilgisi

by developing certain traits: by + -ing ile yöntem belirtmek

By + fiil-ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi veya aracı belirtir. Bu ifadede by developing certain traits, canlıların nasıl evrim geçirdiği düşünüldüğünü açıklar: özellikleri geliştirmek yöntem olarak sunulur, ayrı bir edilgen eylem olarak değil. Yapı by + -ing biçimindeki fiildir. Developing, by edatından sonra gelen -ing biçimidir ve bağlamdan anlaşılan creatures bu eylemi yapan varlıklardır. Buradaki by edilgen çatıyı göstermez.

Alıştırma

Yöntem göstermek için by + fiil-ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. She improved her drawing by practicing for ten minutes each day.
  2. She improved her drawing by practiced for ten minutes each day.
  3. She improved her drawing by to practice for ten minutes each day.
Cevabı göster

She improved her drawing by practicing for ten minutes each day.

and then passing those on to their offspring. Öbek fiiller

0:54

ve bunları yavrularına aktarmalarıyla gerçekleştiğini öne sürdü.

Öbek fiiller

passing those on to their offspring: bu özellikleri yavrularına aktarmak

Bu cümlede those, daha önce geçen traits sözcüğünü gösterir. Passing those on to their offspring, bu özellikleri sonraki kuşağa aktarmak demektir; buradaki pass on, yanından geçmek anlamına gelmez. Pass something on to someone; bilgi, birikim, gelenek, eşya veya kalıtsal özellik aktarmak için kullanılır. Ayrılabilen bir öbek fiildir: nesne bir zamir olduğunda zamir pass ile on arasına gelir; pass it on veya pass them on gibi.

Alıştırma

Cümleyi pass ... on kullanarak tamamlayın: After you read the note, please ____ it ____ to Maya.

Cevabı göster

pass · on

For example,

0:58

Örneğin,

he thought that because giraffes spent their lives stretching Dilbilgisi

0:59

zürafaların hayatları boyunca daha yüksek dallardaki yapraklara uzanmak için

Dilbilgisi

spent their lives stretching: hayatını bir şey yaparak geçirmek

Spent their lives stretching, spend + iyelik bildiren sözcük + life/lives + -ing alan fiil yapısını izler. Giraffes çoğul olduğu için their lives kullanılır; stretching yapılan etkinliği belirtir. Bu ifade, etkinliği tek bir uzanma hareketi olarak değil, yaşam boyunca devam eden veya tekrarlanan bir davranış olarak sunar. Daha genel olarak spend one's life doing something, uzun süreli bir adanmışlığı veya ömür boyu süren bir davranış biçimini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi spend one's life doing yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Ms. Lee ____ children to read.

Cevabı göster

spent her life teaching

to reach leaves on higher branches,

1:02

boyunlarını esnettiklerinden,

their children would be born with longer necks. Dilbilgisi

1:05

yavrularının daha uzun boyunlu doğacağını düşünüyordu.

Dilbilgisi

would be born with + özellik: varsayımsal bir sonuçta doğuştan gelen özellik

Bu cümlede would, bir teori ya da varsayımsal durum içinde öngörülen sonucu anlatır. Bu, öngörünün bilimsel olarak doğru olduğunu onaylamaz. Be born with + isim öbeği, bir özelliğe doğum anından itibaren sahip olmak demektir. Buradaki with longer necks, yavruların sonradan edindiği değil, doğduklarında sahip oldukları bir özelliği anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, varsayımsal bir durumda yavru köpeklerin doğduklarında zaten kalın tüylere sahip olacağını söyler?

  1. The puppies would born with thick fur.
  2. The puppies would be born to thick fur.
  3. The puppies would be born with thick fur.
Cevabı göster

The puppies would be born with thick fur.

But we know now that's not how genetic inheritance works. Kalıp ifadeler

1:08

Fakat genetik kalıtımın bu şekilde işlemediğini artık biliyoruz.

Kalıp ifadeler

That's not how X works ile yanlış bir düşünceyi düzeltmek

That's not how X works; bir mekanizma, süreç, kural veya sistem hakkındaki yanlış bir düşünceyi doğrudan düzeltmenin yoludur. X'in az önce ileri sürülenden farklı biçimde işlediğini anlatır. How genetic inheritance works, cümle içine yerleştirilmiş bir yan cümledir; bu yüzden how + özne + works biçimindeki düz cümle sırasını kullanır. Doğrudan soru olmadığı için do veya does kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, ödeme sisteminin farklı biçimde işlediğini söylemek için bu kalıbı doğru kullanır?

  1. That's not how does the payment system work.
  2. That's not how the payment system works.
  3. That's not what the payment system works.
Cevabı göster

That's not how the payment system works.

In fact,

1:12

Aslında,

individual organisms don't evolve at all. Kalıp ifadeler

1:13

bireysel organizmalar hiç de evrimleşmezler.

Kalıp ifadeler

don't evolve at all: at all ile olumsuzluğu güçlendirme

Olumsuz bir cümlede at all, olumsuzluğu güçlendirir ve hiçbir şekilde ya da hiçbir ölçüde anlamı verir. Buradaki don't evolve at all, tek tek organizmaların ele alınan anlamda çok az bile evrim geçirmediğini belirtir. Bu yapıda all, herkes veya her biri anlamına gelmez. not ... at all kalıbının tamamı güçlü bir olumsuzluk oluşturur.

Alıştırma

Olumsuzluğu güçlendirmek için cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new rule didn't help ____.

Cevabı göster

at all

Instead,

1:16

Bunun yerine,

random genetic mutations cause some giraffes Dilbilgisi

1:17

rastgele genetik mutasyonlar, bazı zürafaların

to be born with longer necks

1:19

daha uzun boyunlu doğmasına neden olur

Dilbilgisi

mutations cause some giraffes to be born: cause + nesne + to-infinitive yapısı

Cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin bir kişide veya nesnede bir sonuç ortaya çıkardığını belirtir. Burada mutations nedeni, some giraffes ifadesi etkilenen nesneyi, to be born ise ortaya çıkan olayı belirtir. Bu cümlede cause bir fiildir. Nesneden sonra to + fiilin yalın hâli kullanılır: cause someone or something to do something. born normalde be ile kullanıldığı için sonuç ifadesi to be born olur.

Alıştırma

Cümleyi freeze fiilinin doğru mastar biçimiyle tamamlayın: The cold weather caused the lake ____.

Cevabı göster

to freeze

and that gives them a better chance to survive Kalıp ifadeler

1:21

ve bu onlara hayatta kalmak için,

Kalıp ifadeler

gives them a better chance to survive: bir sonucun gerçekleşme olasılığını artırmak

give someone a better chance to do something kalıbı, bir koşulun kişi veya grubun to ile kurulan mastarın belirttiği sonuca ulaşma olasılığını artırdığını anlatır. Burada them, daha uzun boyunlu zürafalara gönderme yapar ve olasılığı artan grup onlardır; to survive ise sonucu belirtir. Bu cümlede chance, değerlendirilebilecek tek bir fırsat değil, olasılık veya ihtimal anlamındadır. Better bir karşılaştırma yapar: zürafaların hayatta kalma olasılığı öncekinden ya da bu koşulun olmadığı durumdan daha yüksektir.

Alıştırma

Dersin «daha yüksek bir olasılık» anlamına gelen dört kelimelik kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Wearing a helmet gives cyclists ____ avoid serious injury.

Cevabı göster

a better chance to

than the ones who weren't so lucky.

1:24

o kadar şanslı olmayanlardan daha iyi bir fırsat sunar.

Which brings us to Anlatım akışı

1:26

Bu da bizi şu konuya getiriyor:

Anlatım akışı

Which brings us to: bir noktadan sonrakine geçmek

Which brings us to + konu, önceki noktanın doğal olarak bir sonraki noktaya ulaştığını gösteren bir geçiş ifadesidir. Açıklamanın bir aşamasını kapatıp sonrakini açarak bilgi akışını düzenler. Which, yakınındaki tek bir isme değil, önceki ifadenin veya akıl yürütmenin tamamına gönderme yapar. Brings us to mecazidir: konuşmacıyı ve dinleyicileri yeni bir konuya taşır. Burada to bir varış noktası gerektirdiği için ifadenin ardından normalde yeni konu gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört kelimelik geçiş ifadesiyle tamamlayın: We've reviewed the budget, ____ the timeline.

Cevabı göster

which brings us to

survival of the fittest. Kültür

1:28

En güçlünün hayatta kalması.

Kültür

survival of the fittest: fittest, strongest anlamına gelmez

Survival of the fittest, doğal seçilimin bir bölümünü kısaca anlatmak için kullanılan yaygın bir ifadedir. Buradaki fittest, mevcut çevreye en iyi uyum sağlayan ve bu nedenle hayatta kalıp üreme olasılığı daha yüksek olan bireyleri ifade eder; yalnızca fiziksel olarak en güçlü olanlar anlamına gelmez. Neyin fit sayıldığı çevreye göre değişir. Bir yerde veya dönemde yararlı olan bir özellik başka bir ortamda yararlı olmayabilir. Bu nedenle ifade, güç yarışından değil göreceli uyumdan söz eder.

Alıştırma

Bir evrim dersinde the fittest en doğru biçimde neyi ifade eder?

  1. Her durumda fiziksel olarak en güçlü olan bireyler
  2. Mevcut çevreye en iyi uyum sağlayan ve üreme olasılığı daha yüksek olan bireyler
  3. Her durumda en uzun yaşayan bireyler
Cevabı göster

Mevcut çevreye en iyi uyum sağlayan ve üreme olasılığı daha yüksek olan bireyler

This makes it sound like evolution always favors Kalıp ifadeler

1:31

Bu, sanki evrimin her zaman

Kalıp ifadeler

This makes it sound like: bir izlenimi anlatmak

This makes it sound like + yan cümle yapısında kullanılan ifade veya durum belirli bir izlenim yaratır. Konuşan kişi yan cümledeki bilginin kesinlikle doğru olduğunu söylemez ve bu izlenimi birazdan düzeltebilir. Burada This az önce kullanılan ifadeye gönderme yaparken it sunulan fikri genel olarak temsil eder. Sound, ses çıkarmak değil, bir şeyin anlatılış biçimi nedeniyle öyle görünmek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi make it sound like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The poster ____ the concert is free, but tickets actually cost ten dollars.

Cevabı göster

makes it sound like

the biggest, strongest or fastest creatures,

1:34

en büyük, en güçlü veya en hızlı canlıları kayırdığı izlenimini veriyor,

which is not really the case. Kalıp ifadeler

1:37

ki durum aslında pek de böyle değildir.

Kalıp ifadeler

which is not really the case: önceki bir düşünceyi nazikçe düzeltmek

“which is not really the case” ilgi cümleciği, hemen önce dile getirilen düşünceye ya da sonuca gönderme yapar ve bunun gerçek durumla uyuşmadığını nazikçe belirtir. Burada “the case”, bir hukuk davası değil, “gerçek durum” anlamındadır. “Not really” düzeltmeyi daha yumuşak hâle getirir; böylece konuşan kişi makul görünen bir düşünceye doğrudan yanlış demeden karşı çıkabilir.

Alıştırma

Burada “which is not really the case” ne işe yarıyor?

  1. Önceki düşüncenin gerçek durumla uyuşmadığını nazikçe belirtir.
  2. Önceki düşüncenin tamamen doğru olduğunu onaylar.
  3. Yeni bir hukuk davası sunar.
Cevabı göster

Önceki düşüncenin gerçek durumla uyuşmadığını nazikçe belirtir.

For one thing, Anlatım akışı

1:39

Birincisi,

Anlatım akışı

For one thing: ilk gerekçeyi sunmak

“For one thing”, konuşanın düzenli bir listedeki ilk gerekçeyi veya itiraz noktasını sunmaya başladığını dinleyiciye bildirir. Sonraki bilgiyi destekleyici bir nokta olarak çerçeveler; burada thing fiziksel bir nesne anlamına gelmez. Bu ifade çoğu zaman başka gerekçelerin de gelebileceğini düşündürür. Bu bölümde daha sonra kullanılan “Secondly” sıralamayı açıkça gösterir, ancak “For one thing” ifadesinden sonra mutlaka “For another thing” gelmesi gerekmez.

Alıştırma

İlk gerekçeyi doğal biçimde sunan bağlayıcıyı seçin: ____, the room is too small. Secondly, it has no windows.

  1. In other words
  2. For one thing
  3. By the way
Cevabı göster

For one thing

evolutionary fitness is just a matter of Notlar

1:41

evrimsel uygunluk yalnızca

Kelime

evolutionary fitness: belirli bir ortamdaki üreme başarısı

Evolutionary fitness, bir canlının belirli bir ortamda hayatta kalma ve yavru üretme konusunda diğer canlılara göre ne kadar başarılı olduğunu anlatan bir biyoloji terimidir. Genleri bir sonraki nesle aktarmak, evrim açısından temel sonuçtur. Buradaki fitness, egzersiz yeteneği veya fiziksel güç anlamına gelmez. Bir canlı daha az güçlü olsa bile hayatta kalan daha çok yavru bırakıyorsa evrimsel uyum başarısı daha yüksek olabilir.

Alıştırma

Biyolojide evolutionary fitness temel olarak neyi anlatır?

  1. Bir canlının bedeninin ne kadar güçlü ve atletik olduğu
  2. Belirli bir ortamda hayatta kalan yavrular üretmedeki göreli başarı
  3. Herhangi bir canlının yaşayabileceği en yüksek yıl sayısı
Cevabı göster

Belirli bir ortamda hayatta kalan yavrular üretmedeki göreli başarı

Kalıp ifadeler

just a matter of: bir şeyi tek bir temel etkene indirgemek

be just a matter of + isim, -ing biçimi veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümle kalıbı, bir sonucun ya da açıklamanın of sözcüğünden sonra gelen etkene bağlı olduğunu anlatır. Just, açıklamayı tek bir temel etkenle sınırlar. Matter, kalıplaşmış a matter of ifadesinin bir parçasıdır; burada ayrı bir olay ya da nesne anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi just a matter of hedef ifadesiyle tamamlayın: Choosing the final color is ____ personal taste.

Cevabı göster

just a matter of

how well suited they are to their current environment. Kalıp ifadeler

1:43

mevcut çevrelerine ne kadar iyi uyum sağladıklarıyla ilgilidir.

Kalıp ifadeler

how well suited ... to: uygunluk derecesini ifade etme

How well uyumun derecesini, yani “ne ölçüde” anlamını gösterir. Bu yan cümlede suited, are sözcüğünden sonra gelen bir sıfattır. They are suited to their current environment ifadesi, onların mevcut ortamlarına uydukları veya orada başarılı biçimde yaşayabildikleri anlamına gelir. Kullanılabilir kalıp how well + özne + be + suited to + isim şeklindedir. Bu, daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir yan cümle olduğu için sıralama are they değil, they are olur. To edatı suited to kalıbının bir parçasıdır ve atlanmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi suited ile kurulan ve “iyi uyum sağlamak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: These boots are well ____ wet weather.

Cevabı göster

suited to

If all the tall trees suddenly died out Öbek fiiller

1:47

Eğer tüm uzun ağaçlar bir anda yok olsaydı

Öbek fiiller

suddenly died out: bütün bir grubun yok olması

Die out, bir grubun veya türün tamamının bütünüyle yok olması demektir. Bir tür, aile soyu, dil, gelenek veya görenek die out olabilir. Bu ifade normalde yalnızca tek bir bireyin ölümünü anlatmaz. Suddenly, die out çoğu zaman aşamalı bir süreci anlatsa da burada yok oluşun kısa sürede gerçekleştiğini belirtir. Bütün uzun ağaçların ortamdan kaybolduğu bir durum hayal edilir.

Alıştırma

Hangi cümle bütün bir türün varlığının sona erdiğini belirtir?

  1. One island bird died yesterday.
  2. Several island birds flew away for the winter.
  3. That island bird species died out in the 1800s.
Cevabı göster

That island bird species died out in the 1800s.

and only short grass was left,

1:49

ve sadece kısa otlar kalsaydı,

all those long-necked giraffes would be at a disadvantage. Kalıp ifadeler

1:51

o uzun boyunlu zürafaların hepsi dezavantajlı duruma düşerdi.

Kalıp ifadeler

be at a disadvantage: dezavantajlı durumda olmak

Be at a disadvantage, başka birine veya başka bir şeye göre daha az elverişli bir konumda olmak ve bu nedenle başarıya ulaşmakta daha çok zorlanmak demektir. Belirli tek bir kusuru değil, genel durumu anlatır. Karşılaştırılan taraf açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Burada mevcut yiyecek koşulları, uzun boyunlu zürafaları elverişsiz bir konuma sokardı.

Alıştırma

“Daha az elverişli bir konumda olmak” anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: Without reliable internet, the team would ____.

Cevabı göster

be at a disadvantage

Secondly,

1:54

İkincisi,

survival is not how evolution occurs. Anlatım akışı

1:55

hayatta kalmak, evrimin gerçekleşme şekli değildir.

Reproduction is.

1:59

Üreme evrimin gerçekleşme şeklidir.

Anlatım akışı

survival is not ... Reproduction is: odağı değiştiren eksilti

İlk cümle, evrimin nasıl gerçekleştiği sorusunun cevabı olarak survival kavramını reddeder. Çok kısa olan ikinci cümle survival yerine reproduction koyarak ana fikri bir kavramdan diğerine taşır. Reproduction is. ifadesinde yüklemin geri kalanı, hemen önce söylendiği için çıkarılmıştır. Tam anlam Reproduction is how evolution occurs. şeklindedir. Bu eksilti tekrarı önler ve reproduction üzerinde güçlü bir karşıtlık vurgusu oluşturur.

Alıştırma

Bu bölümde Reproduction is. ifadesinin tam anlamı nedir?

  1. Reproduction is the same thing as survival.
  2. Reproduction exists, but nothing more is implied.
  3. Reproduction is how evolution occurs.
Cevabı göster

Reproduction is how evolution occurs.

And the world is full of creatures like the male anglerfish,

2:01

Ve dünya, erkek fener balığı gibi,

which is so small and ill-suited for survival at birth Notlar

2:04

doğduğunda hayatta kalmak için o kadar küçük ve elverişsiz olduğu için

Kalıp ifadeler

ill-suited for survival at birth: ill-suited for + amaç

Ill-suited for, “bir amaca ya da etkinliğe uygun olmamak” anlamına gelir. Burada for survival, hayvanın yeterli donanıma sahip olmadığı amacı belirtir. Bu birleşik sözcükte ill- “kötü biçimde” veya “yetersiz biçimde” demektir; “hasta” anlamına gelmez. At birth bir zaman ifadesidir ve betimlemeyi hayvanın doğduğu anla sınırlar.

Alıştırma

Cümleyi ill-suited for ile tamamlayın: The tiny boat is ____ crossing the ocean.

Cevabı göster

ill-suited for

that it has to quickly find a mate before it dies.

2:07

ölmeden önce hızla bir eş bulmak zorunda kalan canlılarla doludur.

Dilbilgisi

so small and ill-suited ... that it has to: sonuca yol açan derece

Burada so çok yüksek bir dereceyi belirtir, that ise sonucu başlatır: son derece küçük ve hayatta kalmaya elverişsiz olmak, has to ile ifade edilen zorunluluğa yol açar. Kalıp so + sıfat(lar) + that + sonuç cümleciği şeklindedir. small ve ill-suited for survival at birth sıfat grupları and ile bağlanır ve ikisi de so'nun kapsamındadır. Bu kullanımda that, sonraki cümleciğin sonuç olduğunu gösteren bir bağlaçtır; “şu” veya “o” anlamındaki işaret sözcüğü değildir.

Alıştırma

Cümleyi so ... that kalıbındaki iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: The lake was ____ cold ____ it froze overnight.

Cevabı göster

so · that

But at least we can say that if an organism dies without reproducing, Notlar

2:11

Ama en azından, eğer bir organizma üremeden ölürse,

Ton ve niyet

at least we can say that: Sınırlı bir iddia ortaya koymak

At least we can say that, bilinçli olarak sınırlandırılmış bir iddia sunar: Daha güçlü iddialar belirsiz olsa bile konuşmacı bunu eldeki en güvenli sonuç gibi gösterir. Burada at least, bir sayıyı değil, savın gücünü ya da kapsamını sınırlar. Bu temkinli ifade bir itiraza da zemin hazırlayabilir: Konuşmacı, görünüşte güvenli olan bu sonuca katılmaya çağırıp sonra onun bile yanlış olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

At least we can say that bir sav içinde genellikle ne işe yarar?

  1. Daha dar kapsamlı bir iddiayı eldeki en güvenli sonuç olarak sunar.
  2. Ardından gelen iddiaya itiraz edilemeyeceğini garanti eder.
  3. Bir hesaplamadaki en düşük sayısal değeri verir.
Cevabı göster

Daha dar kapsamlı bir iddiayı eldeki en güvenli sonuç olarak sunar.

Dilbilgisi

dies without reproducing: without + -ing yapısı

Without bir edattır. Tamamlayıcısı bir eylem olduğunda -ing biçimi kullanılır: without + fiil-ing. dies without reproducing ifadesinde reproducing, organizma ölmeden önce gerçekleşmeyen eylemi belirtir. Bu yapı, bir olayı gerçekleşmeyen başka bir eyleme bağlar ve genellikle bir şeyi yapıp başka bir şeyi yapmama anlamı verir. Without sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın biçimi ya da to-infinitive kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: He left without ____ the answer.

Cevabı göster

checking

it's evolutionarily useless, right? Notlar

2:14

evrimsel açıdan gereksizdir diyebiliriz, değil mi?

Kelime

evolutionarily useless: belirli bir bakış açısıyla sınırlı yargı

Bu cümlede evolutionarily, useless sözcüğünü niteleyen bir bakış açısı zarfıdır. “Evrim açısından değerlendirildiğinde” anlamına gelir; yani iddia, evrimsel işlev ya da avantajla ilgilidir. Bu zarf, değerlendirmenin kapsamını sınırlar: evolutionarily useless, bir şeyin mümkün olan her açıdan işe yaramaz olduğu anlamına gelmez. -arily ile biten bu tür biçimler, bir değerlendirmenin ölçütünü belirtmek için resmî veya teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

“The trait is evolutionarily useless” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Hiçbir bağlamda ve hiçbir açıdan değeri yoktur.
  2. Evrim yoluyla çok hızlı değişir.
  3. Evrimsel açıdan değerlendirildiğinde bir işlevi yoktur.
Cevabı göster

Evrimsel açıdan değerlendirildiğinde bir işlevi yoktur.

Ton ve niyet

right?: tersine dönüşten önce onay istemek

Bir ifadenin sonunda kullanılan right?, dinleyiciden söyleneni doğrulamasını veya kabul etmesini ister; işlevi “Doğru mu?” sorusuna benzer. Konuşmacı çoğunlukla onay beklediği için bu, bilinmeyen bir bilgiyi tarafsız biçimde sormak değildir. Burada hemen ardından gelen “Wrong.”, beklenen onayı tersine çevirir. Konuşmacı right? ile sonucu kısa bir süreliğine apaçık gösterir, ardından bilinçli bir ters köşe yaratır.

Alıştırma

Bir konuşmacı “It's evolutionarily useless, right?” diyor ve hemen ardından “Wrong.” diye ekliyor. Burada right? ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyiciyi ilk iddiayı onaylamaya çağırır, böylece konuşmacı daha sonra bu iddiayı tersine çevirebilir.
  2. Dinleyicinin hangi yöne gitmesi gerektiğini sorar.
  3. Dinleyicinin zaten itiraz etmiş olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Dinleyiciyi ilk iddiayı onaylamaya çağırır, böylece konuşmacı daha sonra bu iddiayı tersine çevirebilir.

Wrong.

2:16

Yanlış.

Remember,

2:18

Unutmayın,

natural selection happens not at the organism level, Dilbilgisi

2:19

doğal seçilim organizma düzeyinde değil,

but at the genetic level.

2:21

genetik düzeyde gerçekleşir.

Dilbilgisi

not at ..., but at ...: düzeyi düzeltme

not at A, but at B paralel yapısı, A’nın yanlış düzey, B’nin ise doğru düzey olduğunu belirtir. Bu cümlede doğal seçilimin gerçekleştiği düzey olarak organizma düzeyinin yerine genetik düzeyi koyar. Her iki tarafta da at kullanıldığı için karşıtlık düzenli biçimde eşleşir: at the organism level ve at the genetic level. But at yeni bir konu başlatmaz; not at ile başlayan düzeltmeyi tamamlar.

Alıştırma

not at ..., but at ... yapısıyla paralel düzeltmeyi tamamlayın: The issue is ____ the user level, ____ the server level.

Cevabı göster

not at · but at

And the same gene that exists in one organism Dilbilgisi

2:23

Ve bir organizmada var olan aynı gen,

will also exist in its relatives.

2:26

onun akrabalarında da bulunacaktır.

Dilbilgisi

the same gene ... will also exist ...: birbirine karşılık gelen gen kopyaları

Bu cümle, bir organizmada bulunan bir genin onun akrabalarında da bulunabileceğini söyler. That exists in one organism sözleri gene sözcüğünü açıklar ve bir ilgi cümleciği oluşturur. Also, genin bulunduğu ikinci grup olarak akrabaları ekler. Burada the same gene, farklı organizmaların ayrı DNA kopyalarında taşıdığı karşılık gelen geni ifade eder. Tek bir fiziksel DNA molekülünün birden fazla organizmanın içinde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Aynı kuralın hem çalışanlara hem de yöneticilere uygulandığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The same rule that applies to employees will also apply to managers.
  2. The rule that applies to employees does not apply to managers.
  3. One rule applies to employees, and a similar rule applies to managers.
Cevabı göster

The same rule that applies to employees will also apply to managers.

So a gene that makes an animal altruistically sacrifice itself Dilbilgisi

2:28

Yani, bir hayvanın kardeşlerinin veya kuzenlerinin

Dilbilgisi

makes an animal ... sacrifice itself: make + nesne + fiilin yalın biçimi

Yapı make + nesne + fiilin yalın biçimidir: makes ettirgen fiildir, an animal onun nesnesidir ve sacrifice yalın biçimde kalır. make kullanılan etken bir cümlede fiilden önce to eklenmez. altruistically fedanın nasıl gerçekleştiğini belirtir, itself ise an animal ifadesine gönderme yapar. Bu sözcükler make + nesne + fiilin yalın biçimi olan temel yapıyı değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi laugh fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The funny story made the children ____.

Cevabı göster

laugh

to help the survival and future reproduction

2:31

hayatta kalmasına ve gelecekte üremesine yardımcı olmak için

of its siblings or cousins

2:34

özgecil bir şekilde kendini feda etmesini sağlayan bir gen,

can become more widespread than one that is solely concerned Notlar

2:36

yalnızca kendini korumaya odaklanan bir genden

Kalıp ifadeler

can become more widespread than: dağılımı karşılaştırma

Can'den sonra yalın biçimdeki become fiili gelir; become bir durum değişikliğini belirtir. More widespread than bir sıfat karşılaştırmasıdır: Bir şeyin başka bir şeye göre daha fazla yerde veya bir grubun daha fazla üyesinde bulunur hâle gelebileceğini anlatır. Burada widespread, bir genin kopyalarının dağılımını anlatır. Bir hayvanın vücudunun fiziksel olarak genişlemesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi widespread sıfatının karşılaştırma biçimi ve than ile tamamlayın: The new study method became ____ the old one.

Cevabı göster

more widespread than

with self-preservation.

2:38

daha yaygın hale gelebilir.

Kelime

is solely concerned with self-preservation: kaygı değil, odak

Bu cümlede is solely concerned with, “yalnızca ... üzerine odaklanır” veya “... dışında başka bir amacı yoktur” anlamına gelir. Concerned with, odağın konusunu ya da amacını belirtir; kaygılı bir duyguyu anlatmaz. Self-preservation, kişinin ya da bir şeyin kendini hayatta ve güvende tutması veya varlığını sürdürmesi demektir. İfade bir bütün olarak tek önceliğin kendi varlığını sürdürmek olduğunu söyler. Özne gen gibi bir şey olduğunda concerned mecazidir: bilinçli bir duygu veya kararı değil, bir sürecin hangi sonucu desteklediğini anlatır.

Alıştırma

is solely concerned with self-preservation ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?

  1. Yalnızca kendi varlığını sürdürmeye odaklanır.
  2. Diğer varlıkların hayatta kalıp kalmayacağı konusunda kaygılanır.
  3. Her canlıyı korumaya çalışır.
Cevabı göster

Yalnızca kendi varlığını sürdürmeye odaklanır.

Anything that lets more copies of the gene Dilbilgisi

2:41

Genin daha fazla kopyasının

pass on to the next generation

2:43

gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan her şey,

Dilbilgisi

lets more copies of the gene pass on: let + nesne + fiilin yalın hâli

Burada let, “bir şeyin gerçekleşmesini mümkün kılmak” anlamına gelir. Yapı let + nesne + fiilin yalın hâlidir. More copies of the gene nesnedir ve pass fiilin yalın hâlidir. Pass on, devam etmek veya başka bir kişiye ya da nesle aktarılmak demektir. Let sonrasında pass fiilinden önce to kullanılmaz: lets ... pass on denir, lets ... to pass on denmez.

Alıştırma

Pass fiilinin doğru biçimini kullanın: A clear handover plan lets the team ____ responsibility on to new staff.

Cevabı göster

pass

will serve its purpose. Kalıp ifadeler

2:44

amacına ulaşmış olur.

Kalıp ifadeler

serve its purpose: amaçlanan işlevi yerine getirmek

Burada serve its purpose, “yapması amaçlanan işi yapmak” veya “beklenen sonucu sağlamak” anlamına gelir. Serve burada bir kişiye yardım etmek ya da hizmet sunmak demek değildir. Its zamiri, belirli bir şeye ve ondan beklenen işleve gönderme yapar. Bu kalıp bir aracın, planın, kuralın veya eylemin o işlevi yeterince iyi yerine getirip getirmediğini değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “yapılması amaçlanan işi yapmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This simple cover will ____ until we buy a stronger one.

Cevabı göster

serve its purpose

Except Anlatım akışı

2:47

Evrimsel bir amaç

evolutionary purpose.

2:49

hariç.

Anlatım akışı

Except evolutionary purpose: sonradan eklenen düzeltici bir parça

Except evolutionary purpose. önceki ifadeye bilinçli olarak eklenmiş eksiltili bir parçadır. Except bir sınırlama geleceğini bildirir, evolutionary ise daha önce kullanılan purpose sözcüğünün anlamını daraltır. Konuşmacı sınırlamayı başta vermek yerine sonradan ekleyerek dinleyicinin ilk yorumunu gözden geçirmesini sağlar. Bu bağlamda evolutionary purpose, doğal seçilim tarafından şekillendirilip korunan bir işlevi veya etkiyi kısaca anlatır; evrimin bilinçli bir hedefi olduğu anlamına gelmez. Ani parça bir duraklama ve hızlı bir düzeltme etkisi yaratır; anlamı önceki cümleye bağlıdır.

Alıştırma

Konuşmacı purpose sözcüğünü kullandıktan sonra “Except evolutionary purpose.” diye ekliyor. Bu parça ne yapıyor?

  1. İlgisiz bilimsel konuların listesini başlatır.
  2. Evrimin bilinçli olarak bir hedef planladığını söyler.
  3. Purpose sözcüğünün nasıl anlaşılması gerektiğini değiştiren hızlı bir sınırlama ekler.
Cevabı göster

Purpose sözcüğünün nasıl anlaşılması gerektiğini değiştiren hızlı bir sınırlama ekler.

One of the most difficult things to keep in mind about evolution Dilbilgisi

2:51

Evrimle ilgili akılda tutulması en zor şeylerden biri,

Dilbilgisi

One of the most difficult things to keep in mind: one of + the + üstünlük derecesi + çoğul isim

one of + the + üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbı, belli bir bakımdan en fazla ya da en az olarak tanımlanan bir gruptan bir üyeyi seçer. Burada one, çok zor birkaç things arasından birini seçtiği için things çoğul olmalıdır. to keep in mind mastar öbeği things sözcüğünü niteler ve o şeylerle ilgili neyi yapmanın zor olduğunu açıklar. Bu kalıbın tamamı, konuşmacının birazdan açıklayacağı önemli bir zorluğu tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümlede one of + the + üstünlük derecesi + çoğul isim yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. Staying calm is one of the most useful skills in an emergency.
  2. Staying calm is one of the most useful skill in an emergency.
  3. Staying calm is one of most useful skills in an emergency.
Cevabı göster

Staying calm is one of the most useful skills in an emergency.

is that when we say things like Kalıp ifadeler

2:55

şöyle şeyler söylediğimizde,

Kalıp ifadeler

when we say things like: ifade örneklerini tanıtma

When we say things like, insanların kullandığı sözcük, ifade veya sözlere örnek vermeden önce kullanılan konuşma diline özgü bir giriş kalıbıdır. Burada things fiziksel nesneleri değil, söylenen sözleri anlatır; like ise “örneğin” ya da “gibi” anlamındadır. when yan cümlesi, ardından gelecek ana düşüncenin durumunu hazırlar. Konuşmacı daha sonra insanların bu ifadeleri kullandığında ne olduğunu veya bu ifadelerin ne anlama geldiğini açıklar.

Alıştırma

when we say things like bu cümlede ne işe yarar?

  1. Birbirine benzeyen fiziksel nesneleri belirtir.
  2. İnsanların kullandığı ifadelere örnekler sunar.
  3. İnsanların konuşmaya saat kaçta başladığını sorar.
Cevabı göster

İnsanların kullandığı ifadelere örnekler sunar.

genes want to make more copies of themselves Deyimler

2:57

“genler kendi kopyalarını daha fazla yapmak ister”

Deyimler

Kişileştirme mecazı olarak genes want to make more copies of themselves

Bu cümlede genler, sanki bir şeyi isteyebilirmiş gibi anlatılır. Bu bir kişileştirmedir: Evrimsel bir örüntüyü gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için insan niyeti mecaz olarak kullanılır. Bu ifade gerçek anlamlı değildir. Genlerin bilinci veya planları yoktur; daha başarılı biçimde kopyalanıp aktarılan gen varyantlarının yaygınlaşma eğiliminde olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada cümle ne anlama geliyor?

  1. Geride daha fazla kopya bırakan gen varyantları yaygınlaşma eğilimindedir.
  2. Her genin kopyalanma şansı aynıdır.
  3. Genler üremeyi bilinçli olarak planlar.
Cevabı göster

Geride daha fazla kopya bırakan gen varyantları yaygınlaşma eğilimindedir.

or even natural selection,

3:00

veya hatta “doğal seçilim”,

we're actually using metaphors. Anlatım akışı

3:03

aslında metaforlar kullandığımız gerçeğidir.

Anlatım akışı

Önceki ifadeleri yorumlama kılavuzu olarak we're actually using metaphors

Bu cümle, bilimsel içerikten bir adım geri çekilerek konuşanın kendi kullandığı ifadeler hakkında yorum yapar. we're actually using metaphors, dinleyicilere genes want gibi önceki ifadeleri nasıl yorumlayacaklarını söyler: Bunlar tamamen gerçek anlamlı önermeler değil, açıklama amacıyla kullanılan mecazlı ifadelerdir. Burada actually, olası bir yanlış anlamanın düzeltildiğini vurgular. Metaforlar yalnızca şiirsel süsler değil, soyut bir süreci açıklamak için kullanılan araçlardır.

Alıştırma

Konuşan, we're actually using metaphors diyerek esas olarak ne yapıyor?

  1. Önceki ifadenin gerçek anlamlı olmadığını belirtmek
  2. Fiziksel modeller içeren yeni bir deney tanıtmak
  3. Bilimsel açıklamaların şiir olduğunu iddia etmek
Cevabı göster

Önceki ifadenin gerçek anlamlı olmadığını belirtmek

A gene doesn't want anything

3:06

Bir gen hiçbir şey istemez

and there's no outside mechanism that selects

3:08

ve hangi genlerin korunmasının en iyi olduğunu seçen

which genes are best to preserve.

3:11

dışarıdan bir mekanizma yoktur.

All that happens is that random genetic mutations Anlatım akışı

3:14

Tek olan biten, rastgele genetik mutasyonların

Anlatım akışı

All that happens is that: açıklamayı temel mekanizmaya indirgeme

“All that happens” özne görevindedir ve “gerçekleşen tek şey” anlamına gelir. “Is that”, asıl süreci açıklayan yan cümleyi başlatır. All that happens is that ... bir bütün olarak “mekanizmanın tamamı yalnızca şudur...” demektir. Bu kalıp; amaç, seçim veya gizli bir süreç gibi ek düşünceleri çıkararak dikkati gerçekte olan şeye yöneltir. all sözcüğü cümleye “başka bir şey yok” anlamı katar; yalnızca sonraki adımı tanıtmaz.

Alıştırma

Bir öğretmen gizli bir süreç olmadığını, tüm mekanizmanın yalnızca buzun ısıyı emip erimesinden ibaret olduğunu söylemek istiyor. Bunu en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The reason the ice melts is that it absorbs heat.
  2. What happens is that the ice absorbs heat and melts.
  3. All that happens is that the ice absorbs heat and melts.
Cevabı göster

All that happens is that the ice absorbs heat and melts.

cause the organisms carrying Dilbilgisi

3:17

onları taşıyan organizmaların

them to behave or develop in different ways.

3:18

farklı şekillerde davranmasına veya gelişmesine neden olmasıdır.

Dilbilgisi

the organisms carrying them: addan sonra gelen bir -ing niteleyicisi

carrying them şeklindeki -ing öbeği organisms sözcüğünden sonra gelir ve hangi organizmalardan söz edildiğini belirtir. that carry them ilgi cümleciği biçiminde açılabilir; dolayısıyla ilişki etkendir: mutasyonları taşıyanlar organizmalardır. Burada carry, bir nesneyi fiziksel olarak taşımak değil, genetik bir mutasyona “sahip olmak veya onu içermek” anlamındadır. Them, daha önce sözü edilen rastgele genetik mutasyonlara gönderme yapar. Bir -ing niteleyicisi yalnızca şu anda gerçekleşen bir eylemi değil, ayırt edici bir özelliği veya durumu da anlatabilir.

Alıştırma

the organisms carrying them ifadesini doğru biçimde açan ilgi cümleciği hangisidir?

  1. the organisms that are carried by them
  2. the organisms that carry them
  3. the organisms that used to carry them
Cevabı göster

the organisms that carry them

Some of those ways result in more copies of the mutated gene Kalıp ifadeler

3:21

Bu şekillerden bazıları, mutasyona uğramış genin daha fazla kopyasının

Kalıp ifadeler

ways result in...: nedenden sonuca geçmek

ways result in more copies... ifadesinde result in, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir. Özne nedeni, in'den sonraki ifade ise sonucu belirtir. Burada some ways neden, mutasyona uğramış genin kopyalarının artması ise sonuçtur. A results in B kalıbı nedenden sonuca doğru ilerler. Özellikle bilimsel açıklamalarda ve resmî akıl yürütmelerde yaygındır. B bir isim öbeği veya -ing biçimi olabilir.

Alıştırma

Elektrik kesintisinin veri kaybına neden olduğunu anlatan cümleyi seçin.

  1. The power cut resulted from the data loss.
  2. The data loss resulted in the power cut.
  3. The power cut resulted in the data loss.
Cevabı göster

The power cut resulted in the data loss.

being passed on and so forth. Kalıp ifadeler

3:23

aktarılmasıyla sonuçlanır ve bu böyle devam eder.

Kalıp ifadeler

and so forth: tamamlanmamış bir listeyi bitirmek

being passed on and so forth ifadesinde and so forth, “ve diğer benzer şeyler ya da adımlar” anlamına gelir. Dinleyicinin geri kalanını çıkarabileceği düşünüldüğünde, her maddeyi söylemeden bir listeyi veya süreci bitirir. Bunu listenin sonunda kullanılan kalıplaşmış bir ifade olarak öğrenin. Bu ifadede forth tek başına “ileri” anlamına gelmez.

Alıştırma

and so forth hangi durumda doğal biçimde kullanılabilir?

  1. Bir trenin kesin saatini belirtmekten kaçınmak.
  2. Birinin fiziksel olarak ileri hareket ettiğini söylemek.
  3. Haritalar, biletler ve tarifeler sayıldıktan sonra konuşmacının diğer benzer seyahat malzemelerini söylememesi.
Cevabı göster

Haritalar, biletler ve tarifeler sayıldıktan sonra konuşmacının diğer benzer seyahat malzemelerini söylememesi.

Nor is there any predetermined plan Dilbilgisi

3:25

İdeal bir forma doğru ilerleyen

Dilbilgisi

Nor is there ...: devrik yapıyla olumsuz düşünceyi sürdürme

nor bir cümlenin başına geldiğinde, az önce belirtilen olumsuz düşünceye başka bir olumsuz ifade ekler. Burada “önceden belirlenmiş bir plan da yoktur” anlamına gelir. nor başta olduğu için devrik yapı kullanılır: is, there sözcüğünden önce gelir. Aynı düşüncenin normal bildirme sırasındaki biçimi There is not any predetermined plan, either. olur.

Alıştırma

Olumsuz düşünceyi sürdürmek için nor ile be fiilinin şimdiki zamanını kullanın: The review found no reliable pattern. ____ any evidence of a fixed plan.

Cevabı göster

Nor is there

progressing towards an ideal form. Kalıp ifadeler

3:27

önceden belirlenmiş herhangi bir plan da yoktur.

Kalıp ifadeler

progressing towards an ideal form: bir hedefe doğru ilerleme

Progressing towards + isim, bir hedefe veya duruma doğru gelişmek ya da ilerlemek anlamına gelir. Burada an ideal form, varsayılan son nokta olarak sunulur. Bu ifade, önceki Nor is there yapısının olumsuzladığı düşüncenin bir parçasıdır. Konuşmacı, evrimin mükemmel bir biçime doğru önceden belirlenmiş bir yol izlediği fikrini reddeder; böyle bir ilerlemenin gerçekten gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Hedefe doğru ilerlemeyi göstermek için progress fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The project is progressing from completion.
  2. The project is progressing completion.
  3. The project is progressing towards completion.
Cevabı göster

The project is progressing towards completion.

It's not ideal for the human eye to have a blind spot Notlar

3:30

Optik sinirin retinadan çıktığı yerde

Dilbilgisi

It's not ideal for ... to ...: for + isim + to do ile bir eylemi değerlendirmek

It is + adjective + for + noun + to do kalıbı bir eylemi veya durumu değerlendirir. It biçimsel öznedir; ideal olmadığı söylenen asıl içerik mastar grubunda yer alır. For the human eye, to have fiilinin mantıksal öznesini belirtir: kör noktaya sahip olan insan gözüdür. Buradaki for amaç bildirmez.

Alıştırma

Mastar eylemini yapanı tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: It is important ____ children to get enough sleep.

Cevabı göster

for

Kelime

blind spot: görsel bir boşluk ve fark edilmeyen bir zayıflık

Bu bağlamda blind spot, gözün algılayamadığı küçük bir görme alanıdır. Bunun nedeni, görme sinirinin retinadan çıktığı noktada ışığı algılayan hücrelerin bulunmamasıdır. Blind spot ayrıca bir kişinin veya grubun fark etmediği zayıflık, önyargı ya da sorun için mecazi olarak kullanılır. Bu mecaz aynı temel fikri korur: kişi bakıyor veya düşünüyor olsa bile bir şeyi gözden kaçırır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Our hiring process has a blind spot around accessibility. Blind spot ne anlama geliyor?

  1. Süreçte fark edilmemiş bir zayıflık.
  2. Tüm bilgileri kasıtlı olarak gizleme kararı.
  3. Sürecin üzerindeki koyu renkli fiziksel bir iz.
Cevabı göster

Süreçte fark edilmemiş bir zayıflık.

where the optic nerve exits the retina, Kelime

3:33

insan gözünde bir kör noktanın bulunması ideal bir durum değildir,

Kelime

optic nerve exits the retina: göz anatomisi ve exit fiili

Optic nerve, görsel bilgiyi gözden beyne doğru taşıyan görme siniridir. Retina ise gözün arkasındaki ışığa duyarlı dokudur. Optic nerve exits the retina ifadesinde exits, sinirin o noktada retinadan çıkması veya ayrılması anlamına gelir. Burada exit doğrudan nesne alır, bu yüzden from eklemek gerekmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu anatomi bağlamında ne anlama geliyor?

  1. Görme siniri bir bilgisayar programını kapatır.
  2. Görme siniri o noktada retinadan çıkar.
  3. Retina görme sinirine dönüşür.
Cevabı göster

Görme siniri o noktada retinadan çıkar.

but that's how it developed

3:35

ancak basit bir fotoreseptör hücresinden başlayarak

starting from a simple photoreceptor cell. Kalıp ifadeler

3:37

bu şekilde gelişmiştir.

Kalıp ifadeler

starting from ...: bir sürecin başlangıç noktasını belirtme

Starting from + bir isim grubu, bir sürecin, açıklamanın veya gelişimin başladığı noktayı gösterir. Burada a simple photoreceptor cell, gelişimin ilerlediği ilk başlangıç noktası olarak sunulur. Bu ifade yalnızca kökeni belirtir. Daha sonraki sonucun hâlâ yalnızca o ilk hücreden oluştuğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, örnekteki başlangıç noktasını belirten iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The guide explains the process, ____ a simple example.

Cevabı göster

starting from

In retrospect, Anlatım akışı

3:40

Geriye dönüp bakıldığında,

Anlatım akışı

In retrospect: geçmişe daha sonraki bir bakış açısından geçiş yapmak

In retrospect, “sonradan edinilen bilgilerle şimdi geriye bakıldığında” anlamına gelir. Bakış açısını olayın yaşandığı andan, sonucun bilindiği daha sonraki bir zamana taşır. Cümlenin başında geçmişe ilişkin yeni bir değerlendirmeye geçiş sağlar. Konuşanın bugünkü yargısının, o sırada makul görünen yargıdan farklı olabileceğini sık sık belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede In retrospect doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. In retrospect, nobody knows what will happen in the distant future.
  2. In retrospect, I should have backed up the file before installing the update.
  3. In retrospect, the concert will take place for the first time next month.
Cevabı göster

In retrospect, I should have backed up the file before installing the update.

it would have been much more advantageous for humans Dilbilgisi

3:41

insanların sadece kalori yerine besin ve vitamin arzulaması

to crave nutrients and vitamins rather than just calories, Dilbilgisi

3:43

çok daha avantajlı olurdu,

Dilbilgisi

it would have been ... for ... to ...: gerçekleşmemiş bir geçmiş alternatifini değerlendirmek

it would have been + sıfat + for + kişi veya grup + to + fiil kalıbı, gerçekleşmemiş bir geçmiş alternatifini sonradan değerlendirir. Burada besin öğeleriyle vitaminleri arzulamak çok daha yararlı bir yol olarak sunulur; bağlam ise insanların böyle bir arzu geliştirmediğini ima eder. It, sonraki asıl içeriği haber veren biçimsel öznedir: değerlendirilen gerçek içerik to’lu mastar bölümünde gelir, for humans ise crave eylemini yapanı belirtir. Much, more advantageous karşılaştırmasını güçlendirerek “çok daha avantajlı” anlamını verir.

Alıştırma

Yürüyüşçüler hava kararmadan geri dönmediler. Cümleyi would + have + be fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: It ____ safer for them to turn back earlier.

Cevabı göster

would have been

Dilbilgisi

rather than just calories, ...: daha kapsamlı bir ihtiyacı yalnızca kalorilerle karşılaştırmak

rather than just calories, nutrients and vitamins ile yalnızca calories arasında karşılaştırma kurar. Rather than, tercih edilen veya vurgulanan seçeneği öne çıkarır; just calories ise diğer seçeneği yalnızca kalorilerle sınırlar. Buradaki just, sadece anlamındadır. Cümle kalorilerin hiç değer taşımadığını söylemez; yalnızca kalorilere odaklanmanın fazla dar bir hedef olduğunu söyler. A rather than B kalıbı, A’yı seçme, tercih etme veya B’ye karşı düzeltme anlamı vermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Kişinin sadece şekerleme yerine daha kapsamlı bir atıştırmalık seçtiğini hangi cümle anlatır?

  1. I packed fruit and nuts rather than just candy for the hike.
  2. I packed fruit and nuts before the hike, then bought candy.
  3. I packed fruit and nuts along with candy for the hike.
Cevabı göster

I packed fruit and nuts rather than just candy for the hike.

but over the millennia during which our ancestors evolved, Dilbilgisi

3:47

ancak atalarımızın evrimleştiği bin yıllar boyunca,

Dilbilgisi

over the millennia during which ...: uzun bir zaman aralığını içindeki olaylara bağlamak

over the millennia, binlerce yıla yayılan uzun bir zaman aralığı sunar. during which bir ilgi yapısıdır: which, the millennia ifadesine geri döner ve our ancestors evolved cümleciği bu zaman aralığında ne olduğunu anlatır. Zaman adı + during which + özne + fiil kalıbı, belirli bir dönemi o dönemin içinde gerçekleşen bir olayla bağlar. Basit bir zaman bağlacından daha resmidir; bu yüzden açıklamalarda, tarih anlatılarında ve belgesellerde sık görülür.

Alıştırma

Bir zaman dönemini o dönemin içinde gerçekleşen bir olayla doğru biçimde bağlayan ifadeyi seçin: The report covers a decade _____ the town doubled in size.

  1. during that
  2. during which
  3. which during
Cevabı göster

during which

calories were scarce Kelime

3:50

kaloriler kıttı

Kelime

calories were scarce: sınırlı kaynaklar için scarce

calories were scarce ifadesindeki scarce, yiyeceklerden elde edilebilen enerjinin sınırlı ve zor ulaşılır olduğunu anlatır. Hiç kalori bulunmadığı anlamına gelmez; mevcut miktar insanların ihtiyacına göre azdı. Daha genel olarak scarce; su, yiyecek, zaman, konut veya iş gibi sınırlı bulunabilirliği önemli olan kaynakları ve fırsatları tanımlar.

Alıştırma

Gerekli bir kaynağın fırtınadan sonra yetersiz miktarda bulunduğunu en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. Clean drinking water was unusual after the storm.
  2. Clean drinking water was scarce after the storm.
  3. Clean drinking water was rare after the storm.
Cevabı göster

Clean drinking water was scarce after the storm.

and there was nothing to anticipate Dilbilgisi

3:51

ve bunun daha sonra bu kadar hızlı değişeceğini

Dilbilgisi

there was nothing to anticipate: there was + nothing + to mastar yapısı

Bu bağlamda there was nothing to anticipate, daha sonraki değişimi önceden görmeye yarayacak hiçbir belirti veya dayanak olmadığı anlamına gelir. there was + nothing + to-infinitive yapısı, eylemle ilgili hiçbir nesne, görev ya da dayanak bulunmadığını belirtir; kesin ilişkiyi bağlam açıklar. Burada anticipate, bir şeyi gerçekleşmeden önce öngörmek veya beklemek anlamındadır. Duygu bakımından nötrdür: olay iyi, kötü veya ikisi de olmayabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda there was nothing to anticipate ne anlama gelir?

  1. Daha sonraki değişim zaten açık hâle gelmişti.
  2. Sevinçle beklenecek hoş bir olay yoktu.
  3. Daha sonraki değişimi öngörmeye yarayacak hiçbir belirti veya dayanak yoktu.
Cevabı göster

Daha sonraki değişimi öngörmeye yarayacak hiçbir belirti veya dayanak yoktu.

that this would later change so quickly. Dilbilgisi

3:53

öngörmenin bir yolu yoktu.

Dilbilgisi

would later change: geçmişten bakılan gelecekteki değişim

Would later change, değişimi geçmişteki daha erken bir referans noktasından sonraya yerleştirir. Anlatı geçmişe dönüp o anda hâlâ gelecekte olan bir olayı aktarır; later zaman sırasını açık hâle getirir. Buradaki would, geçmiş bakış açısından kullanılan will biçimidir; istek ya da geçmişte tekrarlanan bir alışkanlık belirtmez. So quickly ise sonraki değişimin şaşırtıcı derecede hızlı gerçekleştiğini ekler.

Alıştırma

Cümleyi geçmişten bakılan geleceği anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: In 2010, no one guessed that the small app ____ become a global service.

Cevabı göster

would later

So, evolution proceeds blindly Deyimler

3:56

Yani evrim körlemesine,

Deyimler

evolution proceeds blindly: öngörüsüz ve plansız ilerleyen bir süreç

Evolution proceeds blindly ifadesinde proceeds “devam eder veya gelişir” anlamındadır; blindly ise bir mecazdır. Evrimin gelecekteki ihtiyaçları öngörmediğini ve önceden belirlenmiş bir sonucu hedefleyen planı izlemediğini anlatır. Bu ifade evrimi bir eylemciymiş gibi kişileştirir, ancak evrimin gözleri olduğu anlamına gelmez. Ayrıca tek başına sürecin her bölümünün tamamen rastgele olduğu anlamını da taşımaz.

Alıştırma

Burada evolution proceeds blindly ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Evrim kelimenin gerçek anlamıyla çevresini göremez.
  2. Evrim her zaman önceden belirlenmiş bir hedefe doğru ilerler.
  3. Evrim, nihai sonucunu öngörmeden veya planlamadan devam eder.
Cevabı göster

Evrim, nihai sonucunu öngörmeden veya planlamadan devam eder.

step by step by step, Anlatım akışı

3:58

adım adım ilerler,

Anlatım akışı

step by step by step: aşamalı ilerlemeyi vurgulayan bilinçli tekrar

Step by step, bir şeyin bir dizi küçük aşama boyunca gerçekleştiğini zaten anlatır. İfade step by step by step biçiminde uzatıldığında konuşmacı step sözcüğünü bilinçli olarak tekrar eder ve ritmi uzatır; cümleye yeniden başlamaz ya da yanlışlıkla tekrar etmez. Tekrarlanan vuruş, aşamalı ilerleyişi daha canlı kılar ve sonuçtan önce bu sürece ek vurgu yapar. Bilgi önce dinleyiciye yavaş birikim hissettirilip ardından bunun ne ürettiği açıklanacak şekilde düzenlenir.

Alıştırma

Konuşmacı step by step ifadesini neden step by step by step biçiminde uzatıyor?

  1. Ritmi uzatır ve aşamalı birikimi vurgular.
  2. Konuşmacının önceki bir sözcüğü düzelttiğini gösterir.
  3. Tam olarak üç fiziksel adımı sayar.
Cevabı göster

Ritmi uzatır ve aşamalı birikimi vurgular.

creating all of the diversity we see in the natural world. Dilbilgisi

4:03

ve doğal dünyada gördüğümüz tüm bu çeşitliliği yaratır.

Dilbilgisi

creating ...: sonucu gösteren cümle sonu -ing cümleciği

Creating, cümle sonunda yer alan bir -ing cümleciğini başlatır. Burada daha önce anlatılan adım adım sürecin tamamına dönerek onun sonucunu verir: süreç, doğadaki çeşitliliği ortaya çıkarır. Creating kendi başına zaman taşımaz; bu nedenle önceki fiille bağlanmış yeni bir ana fiil değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp, tamamlanmış bir cümlecikten sonra virgül ve ana olayın doğal sonucunu ya da etkisini ekleyen bir -ing cümleciği getirmektir.

Alıştırma

Sonucu eklemek için create fiilinin -ing biçimini kullanın: The community garden brought neighbors together, ____ a stronger sense of belonging.

Cevabı göster

creating