İngilizcede yeni kelimeler - Mini bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
376 kelime 196 kel/dk

Video açıklaması: Bu ders, slay, flex ve extra sözcüklerinin öldürmek, bükmek ve ilave anlamlarının ötesine nasıl geçtiğini inceliyor. Performans, vücut geliştirme ve abartılı günlük davranış örnekleriyle topluluk içindeki kullanımın ve sosyal bağlamların tanıdık sözcükleri övgü, gösteriş ya da eleştiri ifadelerine nasıl dönüştürdüğünü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "You're slaying it." — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Bu modern övgünün, birinin kelimenin gerçek anlamıyla bir şeyi öldürdüğünü değil, olağanüstü bir performans sergilediğini ya da bir işi çok iyi yaptığını anlattığını kavrayacaksınız. Müzik, moda ve sanatta, özellikle kadınlar ve LGBTQ+ toplulukları içindeki güçlendirici çağrışımını da tanıyarak bir arkadaşınızın başarısını uygun biçimde övebileceksiniz. 2. flex — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Bükülmek veya kasları göstermekle ilgili bir fiilin, yetenekleri, sahip olunan şeyleri ya da başarıyı sergilemek anlamına nasıl geldiğini öğreneceksiniz. Böylece sözcüğü sosyal medyada ve gündelik konuşmada doğru yorumlayabilir; hem gösteriş yapan birini anlatmak hem de birini becerisini sergilemeye teşvik etmek için kullanabilirsiniz. 3. being over the top — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu deyimin gerçek bir konumu değil, durumun gerektirdiğinden daha aşırı, dramatik veya gösterişli davranmayı anlattığını anlayacaksınız. Deyimi extra sözcüğünün argo anlamıyla ilişkilendirerek fazla dikkat çekici kıyafetleri, tepkileri ve seçimleri betimleyebilir, eleştirinizin tonunu bağlama göre ayarlayabilirsiniz.

Bu derste

Words are always changing and taking on new meanings. Öbek fiiller

0:00

Kelimeler her zaman değişiyor ve yeni anlamlar kazanıyor.

Öbek fiiller

taking on new meanings: zamanla yeni anlamlar kazanmak

taking on new meanings ifadesinde take on, “sahip olmaya başlamak veya geliştirmek” demektir. Bu ifade, anlamların zaman içinde kullanımla gelişmesini anlatır; kelimeler bu anlamları bilinçli olarak seçmez. Bu kalıp, bir şeyin geliştirdiği soyut bir niteliği veya özelliği anlatabilir. Örneğin take on a different meaning, appearance veya importance şeklinde kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The empty classroom took on a spooky atmosphere at night. Burada took on ne anlama geliyor?

  1. sahip olmaya başladı
  2. fiziksel olarak kaldırdı
  3. bilerek seçti
Cevabı göster

sahip olmaya başladı

Today we're looking at three words that have changed a lot:

0:02

Bugün çok değişen üç kelimeye bakıyoruz:

slay, flex, and extra.

0:05

slay, flex ve extra.

Let's take a look at the first one: slay. Kalıp ifadeler

0:12

İlk kelimeye bir göz atalım: slay.

Kalıp ifadeler

take a look at: dikkati bir konuya yöneltmeye davet etmek

Take a look at, “kısaca bakmak veya incelemek” anlamına gelen sabit bir ifadedir. Burada Let's take a look at... anlatımı ilk sözcüğe geçirir ve herkesi ona odaklanmaya davet eder. Look at... emriyle karşılaştırıldığında birlikte bakmaya yönelik bir davet gibi gelir. İfadenin tamamını tek bir birim olarak düşünün: take burada “alıp götürmek” anlamına gelmez; at ise bakılan veya konuşulan şeyi tanıtır.

Alıştırma

Sunum geçişini take a look at ile tamamlayın: Let's ____ the final chart.

Cevabı göster

take a look at

What do you think this means? Ton ve niyet

0:15

Sizce bu ne anlama geliyor?

Ton ve niyet

What do you think this means? ile tahmin istemek

Bu soru, konuşmacı cevabı vermeden önce dinleyiciyi tahmin etmeye veya fikrini paylaşmaya çağırır. Do you think gereksiz değildir; soru yalnızca bir tanım istemek yerine etkileşimli hâle gelir. do you think ifadesinden sonra this means düz cümle söz dizimini korur. What do you think this means? denir; What do you think does this mean? denmez.

Alıştırma

Birinden anlamı tahmin etmesini isteyen, söz dizimi doğru soruyu seçin.

  1. What do you think this means?
  2. What this do you think means?
  3. What do you think does this mean?
Cevabı göster

What do you think this means?

If you said to kill or destroy, Dilbilgisi

0:16

Öldürmek veya yok etmek dediyseniz,

you'd be right.

0:17

haklısınız.

Dilbilgisi

If you said..., you'd be right ile olası bir cevabı doğrulamak

If you said..., you'd be right kalıbı, dinleyicinin vermiş olabileceği bir cevabı varsayar ve sonra bu cevabın doğru olduğunu belirtir. Burada said, dinleyicinin o cevabı verdiğini anlatır; you'd ise you would anlamına gelir. said geçmiş zaman biçimi ile would sözcüğü, geri bildirimi varsayımsal yapar: cevabın buysa doğru kabul edilir. Burada would gelecek zamanı göstermez.

Alıştırma

Bir öğretmen, öğrencinin vermiş olabileceği bir cevabı varsayıyor; gerçek bir geçmiş olaydan veya gelecekteki bir seçimden söz etmiyor. Hangi geri bildirim cümlesi uygundur?

  1. If you say blue tomorrow, you'll be right.
  2. If you said blue, you'd be right.
  3. When you said blue, you were right.
Cevabı göster

If you said blue, you'd be right.

The young prince slayed the mighty dragon. Kelime

0:18

Genç prens, kudretli ejderhayı katletti (slayed).

Kelime

slayed: bir hikâyede gerçek anlamıyla “öldürdü”

Slayed burada slay fiilinin geçmiş zaman biçimi olarak kullanılır. Bu cümlede geleneksel ve gerçek anlamı olan “öldürdü” anlamındadır: prens ejderhayı öldürdü. the mighty dragon sözleri ve fantastik hikâye ortamı bu anlamı gösterir. Burada slay fiilinin “harika bir performans göstermek ya da harika görünmek” anlamındaki modern argo kullanımı yoktur.

Alıştırma

“The young prince slayed the mighty dragon,” cümlesinde slayed ne anlama gelir?

  1. Prens ejderhayı buldu.
  2. Prens bir gösteriyle ejderhayı etkiledi.
  3. Prens ejderhayı öldürdü.
Cevabı göster

Prens ejderhayı öldürdü.

But check out this: Öbek fiiller

0:21

Ama şuna bir bakın:

Öbek fiiller

check out this: sıradaki içeriğe dikkat çekmek

Burada check out this, “şuna bak” veya “buna dikkat et” anlamına gelir. Bir şeyi inceleme ya da doğrulama isteği değil, samimi bir dikkat çekme ifadesidir. this, hemen sonra gelecek örneğe işaret eder; iki nokta da örneğin birazdan verileceğini gösterir. Günlük cümlelerde bu ifade tek başına kullanıldığında Check this out sözcük dizilişi daha yaygındır.

Alıştırma

Bu dersteki iki sözcüklü öbek fiille samimi dikkat çekme ifadesini tamamlayın: ____ this photo of a rainbow.

Cevabı göster

Check out

is Emilia saying that Beyoncé came to kill everyone?

0:22

Emilia, Beyoncé'nin herkesi öldürmeye geldiğini mi söylüyor?

No, she's not.

0:25

Hayır, bunu söylemiyor.

She's saying that Beyoncé came to give a really good performance. Kalıp ifadeler

0:26

Beyoncé'nin gerçekten iyi bir performans sergilemeye geldiğini söylüyor.

Kalıp ifadeler

give a really good performance: gerçekten çok iyi bir performans sergilemek

Give a performance kalıbı, bir seyirci topluluğunun önünde performans sergilemek anlamına gelir. Buradaki give, birine bir şey vermek anlamında değildir; sayılabilen a performance ismiyle birleşerek tek bir gösteriyi adlandırır. Really, good sözcüğünün derecesini güçlendirir. Bu yüzden a really good performance, gösteri hakkında oldukça olumlu bir değerlendirmedir. Bu cümlede ifade, Beyoncé'nin geliş amacını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi give fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the school concert, the choir ____ a wonderful performance.

Cevabı göster

gave

So when did this word change?

0:30

Peki bu kelime ne zaman değişti?

Well, in the '70s and '80s,

0:32

Şöyle ki, 70'ler ve 80'lerde,

slay began to be used in the context of music, fashion, and art Notlar

0:33

slay müzik, moda ve sanat bağlamında kullanılmaya başlandı;

Dilbilgisi

began to be used: begin sonrasındaki edilgen yapı

Began to be used, began to ile edilgen mastar be used yapısını birleştirir. Özne olan slay, eylemden etkilenen sözcüktür: insanlar bu sözcüğü kullanmaya başladı, dolayısıyla sözcük began to be used oldu. Bu yapı, kullanımı kimin başlattığına değil, kullanımın veya benimsenmenin ne zaman başladığına odaklanır. Sözcükleri, yöntemleri, teknolojileri veya kuralları anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle insanların yeni sistemi kullanmaya başladığı anlamına gelir?

  1. The new system used to be used in local libraries.
  2. The new system began to use local libraries.
  3. The new system began to be used in local libraries.
Cevabı göster

The new system began to be used in local libraries.

Kalıp ifadeler

in the context of...: anlamı etkileyen bağlamı gösterme

in the context of + isim öbeği kalıbı, bir şeyin belirli bir alan, durum veya arka plan içinde anlaşılması demektir. Burada music, fashion, and art, slay sözcüğünün bu kullanımının gelişip anlam kazandığı alanları belirtir. Context, content ile aynı şey değildir. Context, bir sözcüğün, davranışın veya düşüncenin neden belirli bir anlama geldiğini açıklamaya yardımcı olan çevresel koşulları ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The word has a special meaning ____ online gaming.

Cevabı göster

in the context of

to describe someone who gives a tremendous performance,

0:37

muazzam bir performans sergileyen birini tanımlamak için,

especially within the LGBTQ+ communities

0:39

özellikle LGBTQ+ toplulukları içinde

and women as a term of empowerment. Kültür

0:42

ve kadınlar arasında bir güçlenme terimi olarak.

Kültür

as a term of empowerment: olumlu bir toplumsal işlevi anlatma

as a term of empowerment kalıbı, bir şeyin insanların kendilerini özgüvenli ve değerli hissetmelerine ve kimliklerini ifade etmelerine yardımcı olan bir söz olarak kullanıldığını belirtir. Burada as, slay sözcüğünün rolünü veya işlevini tanıtır. Buradaki empowerment, başka insanları kontrol etmek anlamına gelmez. Özgüveni artırmayı ve kimliği olumlamayı ifade eder. LGBTQ+ topluluklarından ve kadınlardan söz edilmesi, slay sözcüğünün olumlu bir övgü olarak kullanılmasının kültürel arka planını verir.

Alıştırma

Bu cümlede as a term of empowerment ne anlama geliyor?

  1. Başkaları üzerindeki yetkiyi belirten hukuki bir etikettir.
  2. Özgüven oluşturmak ve kimliği olumlamak için kullanılır.
  3. Yalnızca sözcüğün en eski şiddet içeren anlamını belirtir.
Cevabı göster

Özgüven oluşturmak ve kimliği olumlamak için kullanılır.

So next time you see a friend doing something really well, Dilbilgisi

0:45

Yani bir dahaki sefere bir arkadaşınızın bir şeyi gerçekten iyi yaptığını gördüğünüzde,

Dilbilgisi

So next time you see...: gelecekteki bir durumu kurmak

So, bu tavsiyeyi önceki açıklamaya bağlar. Next time you see... gelecekteki durumu önce vererek sonraki tavsiyenin ne zaman geçerli olduğunu gösterir. 'Bir dahaki sefere ... gördüğünde' anlamına gelir ve zaman bildiren bir yan cümle görevi görür. Virgül bu durum hazırlığının bittiğini gösterir; ardından asıl öneri veya yönerge gelir.

Alıştırma

Tavsiyeyi when eklemeden hedef next time yapısıyla tamamlayın: ____ you visit the library, bring your card.

Cevabı göster

Next time

don't be afraid to tell them, Ton ve niyet

0:47

onlara şöyle demekten çekinmeyin:

Ton ve niyet

don't be afraid to tell them: destekleyici biçimde teşvik etmek

Don't be afraid to tell them, dinleyiciyi harekete geçmeye teşvik eder. Afraid burada mutlaka gerçek korku anlamına gelmez; utangaçlık, kuşku veya tereddüt de anlatabilir. İfade, 'onlara rahatça söyle' anlamına yakındır. Yapı don't be afraid to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Olası bir tereddüdü dikkate aldığı için doğrudan Tell them. emrinden daha destekleyici duyulur.

Alıştırma

Destekleyici teşviki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ ask a teacher if you need help.

Cevabı göster

Don't be afraid to

"You're slaying it." Kelime

0:48

"You're slaying it." (Harikasın, döktürüyorsun.)

Kelime

Coşkulu bir övgü olarak You're slaying it

Günümüzün gündelik İngilizcesinde You're slaying it coşkulu bir övgüdür: “Son derece iyi yapıyorsun” veya “Performansın mükemmel” anlamına gelir. Burada slaying sözcüğünün şiddet içeren bir anlamı yoktur. it, dans veya sunum gibi bağlamdan zaten anlaşılan etkinliği ya da genel performansı belirtir; daha önce adı geçen belirli bir nesnenin yerine geçmek zorunda değildir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız çok iyi bir dans gösterisi yapıyor. Hangi yanıt ifadeyi doğal biçimde kullanır?

  1. That routine is difficult—you're avoiding it.
  2. That routine is amazing—you're slaying it!
  3. That routine is over—you're leaving now.
Cevabı göster

That routine is amazing—you're slaying it!

Let's take a look at the next word: flex.

0:49

Bir sonraki kelimeye bir göz atalım: flex.

What do you think this means?

0:52

Sizce bu ne anlama geliyor?

If you said to bend,

0:53

Esnetmek veya kasmak dediyseniz,

you'd be right.

0:56

haklısınız.

But check this out:

0:57

Ama şuna bir bakın:

are they saying that the Jamaican team can bend really well?

0:58

Jamaika takımının çok iyi esneyebildiğini mi söylüyorlar?

I don't think they are.

1:03

Bence bunu söylemiyorlar.

They're saying that the Jamaican team performed really well

1:04

Jamaika takımının gerçekten çok iyi bir performans sergilediğini

and they want to show everyone their success.

1:07

ve başarılarını herkese göstermek istediklerini söylüyorlar.

So when did flex take on a second meaning? Öbek fiiller

1:09

Peki flex ne zaman ikinci bir anlam kazandı?

Öbek fiiller

take on a second meaning: ek bir anlam kazanmak

take on a second meaning ifadesinde take on, “sahip olmaya başlamak” veya “kazanmak” anlamına gelir. Bu ifade, bir sözcüğün ya da ifadenin önceki anlamı varlığını sürdürebilirken ek bir anlam geliştirmesini anlatır. Buradaki second, “başka bir” anlamındadır; yeni anlamın daha önemsiz olduğunu göstermez. Soruda geçmiş zamanı did belirttiği için take yalın hâlde kalır: When did ... take on ...?

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “sahip olmaya başlamak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Over time, the phrase began to ____ a second meaning.

Cevabı göster

take on

Well, bodybuilders would flex their muscles to show their size, Dilbilgisi

1:11

Vücut geliştiriciler, boyutlarını göstermek için kaslarını sıkarlardı (flex)

Dilbilgisi

would flex their muscles: geçmişteki tipik bir eylem

would flex their muscles ifadesindeki would, vücut geliştiricilerin geçmişte tipik olarak ya da tekrar tekrar yaptığı bir eylemi belirtir. Burada “will” anlamına gelmez. Would’un bu kullanımı eski alışkanlıkları veya geçmişteki bir ortamda düzenli olarak olanları açıklarken yaygındır. Geçmiş zaman çerçevesi normalde çevredeki anlatıdan gelir; would tek başına bu çerçeveyi açıkça kurmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede would geçmişte tekrarlanan bir eylemi anlatır?

  1. I would help if I had more time.
  2. When we lived by the sea, we would swim every morning.
  3. She said she would call after dinner.
Cevabı göster

When we lived by the sea, we would swim every morning.

and at some point this idea became connected with showing off. Öbek fiiller

1:15

ve bir noktada bu fikir gösteriş yapmakla bağlantılı hale geldi.

Öbek fiiller

showing off: dikkat veya hayranlık çekmeye çalışmak

Show off, başkalarının sizi fark etmesi veya size hayranlık duyması için bir yeteneği, eşyayı ya da başarıyı bilerek sergilemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada showing off, dikkat çekmeye yönelik bu davranışı adlandırır; off yön bildirmez, öbek fiilin bir parçasıdır. became connected with showing off yapısında -ing biçimindeki showing, with edatından sonra isim-fiil görevindedir.

Alıştırma

“Hayranlık uyandırmaya çalışmak” anlamındaki öbek fiilin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: Everyone was tired of Mia ____ her new phone.

Cevabı göster

showing off

So you can say flex to talk about you showing off Kelime

1:19

Yani kendi hava atmanızdan

Kelime

flex: “hava atmak” anlamı

Burada flex, modern ve gündelik dilde “hava atmak” anlamına gelir: Başkaları fark etsin diye yeteneğini, sahip olduklarını veya başarını göstermek demektir. “Bükmek” ya da “bir kası germek” şeklindeki fiziksel anlamda değildir. Bu örnekte flex, kullanılabilecek sözcük olarak anılıyor. Gerçek bir cümlede bu anlam, “He came here to flex.” örneğindeki gibi belirtilmiş bir nesne olmadan da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede flex “hava atmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The plastic ruler can flex without breaking.
  2. Leo wore his medal to school just to flex.
  3. Maya flexed her ankle after the long walk.
Cevabı göster

Leo wore his medal to school just to flex.

or a friend showing off.

1:22

veya hava atan bir arkadaşınızdan bahsetmek için flex diyebilirsiniz.

For example,

1:23

Örneğin,

if you have a friend who's really good at football,

1:23

futbolda gerçekten iyi olan bir arkadaşınız varsa,

you can tell him,

1:25

ona şöyle diyebilirsiniz:

"Flex those skills today." Kelime

1:26

"Flex those skills today." (Bugün yeteneklerini göster.)

Kelime

Flex those skills ile gündelik teşvik

Burada flex, those skills söz grubunu doğrudan nesne olarak alır; bu nedenle geçişli bir fiildir. Flex those skills, “o becerileri göstermek veya kendine güvenerek kullanmak” demektir; onları fiziksel olarak bükmek anlamına gelmez. Cümle emir yapısındadır: you öznesi söylenmez ama anlaşılır. Övünmeye yönelik bir eleştiri değil, bugün iyi performans göstermeye yönelik neşeli bir teşvik gibi duyulur.

Alıştırma

Teşviki, derste öğrendiğiniz “göstermek veya kendine güvenerek kullanmak” anlamındaki gündelik fiille tamamlayın: ____ those passing skills in today's match.

Cevabı göster

Flex

Finally, let's take a look at the last word: extra.

1:28

Son olarak, son kelimeye bir göz atalım: extra.

Extra means in addition to, right? Kalıp ifadeler

1:31

Extra ilave anlamına gelir, değil mi?

Kalıp ifadeler

in addition to + isim veya -ing biçimi

In addition to, daha önce sözü edilen bir şeye başka bir şeyi ekleyen ve “...e ek olarak” anlamına gelen bir edat öbeğidir. Bu cümlede extra sözcüğünün sıradan ekleme anlamını verir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden öbeğin ardından bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir: in addition to English, in addition to them veya in addition to working.

Alıştırma

Ardından doğrudan isim gelebilen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ English, Maya studies Japanese.

Cevabı göster

In addition to

But check this sentence out:

1:34

Ama şu cümleye bir bakın:

It doesn't have the same meaning here.

1:36

Burada aynı anlama gelmiyor.

Here it means flamboyant or exaggerated. Kelime

1:37

Burada gösterişli veya abartılı anlamına geliyor.

Kelime

flamboyant or exaggerated: extra sözcüğünün taşıyabileceği anlam

Burada flamboyant or exaggerated, davranışı, kıyafeti veya tepkiyi anlatan extra sözcüğünün gayriresmî anlamını açıklar: çok gösterişli, dramatik ya da aşırı. Flamboyant, cesur, renkli ve dikkat çekici bir tarza odaklanır ve her zaman olumsuz değildir. Exaggerated ise bir şeyin gerçek veya uygun olandan daha güçlü, büyük ya da dramatik gösterilmesine odaklanır ve daha sık eleştirel anlam taşır.

Alıştırma

Bir şarkıcı dikkat çekmek için parlak ve dramatik bir kostüm giyiyor, ancak kostümün aşırı olduğu söylenmiyor. En uygun sıfat hangisidir?

  1. exaggerated
  2. additional
  3. flamboyant
Cevabı göster

flamboyant

So when did extra change meanings?

1:40

Peki extra ne zaman anlam değiştirdi?

Well we don't exactly know. Ton ve niyet

1:43

Doğrusu bunu tam olarak bilmiyoruz.

Ton ve niyet

we don't exactly know: kesin bir cevap hakkında temkinli belirsizlik

we don't exactly know ifadesinde exactly, bilmemenin türünü değiştirir. Konuşanlar kesin ve net bir cevap veremez; ancak bu, hiçbir şey bilmedikleri anlamına gelmek zorunda değildir. Bu ifade, emin olmadığınızı temkinli biçimde söylemenin bir yoludur. Genel durumu bilip kesin ayrıntıyı bilmeme olasılığına yer bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle, hiçbir şey bilinmediğini iddia etmeden kesin zamanın belirsiz olduğunu temkinli biçimde söyler?

  1. We don't know anything about the bridge.
  2. We don't exactly know when the bridge was built.
  3. We know exactly when the bridge was built.
Cevabı göster

We don't exactly know when the bridge was built.

Sometimes words change so quickly Dilbilgisi

1:44

Bazen kelimeler o kadar hızlı değişir ki

that we have no idea when they transformed, Dilbilgisi

1:46

ne zaman dönüştükleri hakkında hiçbir fikrimiz olmaz,

Dilbilgisi

so quickly that: dereceyi bir sonuca bağlamak

so + adjective/adverb + that + clause kalıbı, yüksek bir derecenin bir sonuca yol açtığını gösterir. Burada so quickly, kelimelerin çok hızlı değiştiğini anlatır. that sonrasındaki yan cümle sonucu verir: we have no idea when they transformed. so quickly that ifadesini basitçe “çok hızlı ve bunun sonucunda” diye anlayabilirsiniz. that yan cümlesi bir sonuç cümlesidir; words sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümlesi değildir.

Alıştırma

Derece ve sonuç kalıbını so...that ile tamamlayın: The queue moved ____ slowly ____ we missed the start.

Cevabı göster

so · that

Dilbilgisi

have no idea when they transformed: gömülü wh- yan cümlesinin söz dizimi

Have no idea, “hiç bilgi sahibi olmamak” anlamına gelir. Ardından gelen wh- yan cümlesi hangi bilginin eksik olduğunu gösterir: when zaman, why neden, where yer ve how yöntem belirtir. Buradaki when they transformed, bir bildirme cümlesinin içine yerleşmiş dolaylı soru yan cümlesidir. Doğrudan sorudaki devrik yapı yerine when + özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi söz dizimini korur.

Alıştırma

Hangi cümle have no idea sonrasında doğru söz dizimini kullanıyor?

  1. I have no idea why did the lights go out.
  2. I have no idea why the lights went out.
  3. I have no idea why went out the lights.
Cevabı göster

I have no idea why the lights went out.

and it's really hard to pinpoint the evolution. Kalıp ifadeler

1:48

ve gelişimi kesin olarak belirlemek gerçekten zordur.

Kalıp ifadeler

hard to pinpoint the evolution: değişimi kesin biçimde belirlemek

Hard to + fiil, eylemi yapmanın zor olduğunu belirtir. Pinpoint, bir şeyi kelimenin gerçek anlamıyla iğneyle işaretlemek değil, büyük bir kesinlikle belirlemek veya yerini saptamak demektir. Buradaki evolution, zaman içinde yavaş yavaş gerçekleşen bir değişim sürecidir. İfade, bu sürecin kesin yolunu, aşamalarını veya dönüm noktasını belirlemenin zor olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle ekibin kesin nedeni belirlemeye çalıştığı anlamına geliyor?

  1. The team is trying to trace how the problem developed.
  2. The team is trying to pinpoint the cause.
  3. The team is trying to predict what will happen next.
Cevabı göster

The team is trying to pinpoint the cause.

If you want to say someone's being over the top or dramatic, Notlar

1:50

Birinin abartılı veya dramatik davrandığını söylemek isterseniz,

Deyimler

being over the top: aşırı davranışı anlatmak

Being over the top, bir kişinin davranışının, görünüşünün, tepkisinin veya performansının durumun gerektirdiğinden çok daha aşırı olması anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, extra kelimesinin ne tür bir davranışı anlatabileceğini açıklar. Someone's being over the top ifadesinde someone's, someone is kısaltmasıdır; being ise kişinin o andaki aşırı davranışını anlatır. Burada davranış değerlendiriliyor, fiziksel olarak bir şeyin tepesinin üstünde bulunmak anlatılmıyor.

Alıştırma

Doğum günü partisinde çikolata çeşmesi, canlı müzik grubu ve havai fişekler vardı. Cümleyi tamamla: The celebration was completely ____.

Cevabı göster

over the top

you can use extra.

1:53

extra kelimesini kullanabilirsiniz.

Dilbilgisi

If you want to say ... you can use extra: ifade önerme kalıbı

If you want to say... you can use... belirli bir anlama uygun İngilizce ifadeyi açıklamak için tekrar kullanılabilen bir kalıptır. if cümleciği anlatmak istediğin anlamı belirtir; you can use... ise uygun kelimeyi ya da ifadeyi önerir. Ortadaki anlamı ve sondaki öneriyi değiştirerek kullanabilirsin: If you want to say + anlam, you can use + İngilizce ifade. Bu kalıp tek seçeneğin bu olduğunu değil, uygun bir seçenek bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

İngilizce bir ifadeyi önermek için bu kalıbı kullanan doğal cümleyi seç.

  1. If you want to say something is very easy, you can use a piece of cake.
  2. If you can say something is very easy, you want to use a piece of cake.
  3. If you want to use something is very easy, you can say a piece of cake.
Cevabı göster

If you want to say something is very easy, you can use a piece of cake.

For example,

1:55

Örneğin,

wearing an evening gown to go shopping

1:56

alışverişe gitmek için bir gece elbisesi giymek

is a bit extra. isn't it? Kelime

1:58

biraz extra (abartı), değil mi?

Kelime

a bit extra: “biraz abartılı” değerlendirmesini yumuşatmak

Buradaki extra, bir şeyin durumun gerektirdiğinden daha gösterişli, dramatik veya aşırı olduğunu anlatan gündelik bir sıfattır. A bit bu değerlendirmeyi yumuşatır; dolayısıyla a bit extra, “biraz abartılı” demektir. Buradaki a bit, ek bir miktarı veya nesneyi anlatmaz. Bir şeye doğrudan extra demeye göre eleştiriyi yumuşatır, ancak konuşan kişi yine de bir değerlendirme yapıyor veya takılıyor.

Alıştırma

Hangi cümlede a bit extra, “biraz abartılı” anlamında kullanılmıştır?

  1. The express service costs a bit extra.
  2. Could you pack a bit extra food for the trip?
  3. Booking a castle for a small study-group meeting seems a bit extra.
Cevabı göster

Booking a castle for a small study-group meeting seems a bit extra.

Or my wife's being so extra about where to eat. Kelime

1:59

Ya da eşimin nerede yemek yiyeceğimiz konusunda çok extra (abartılı) davranması.

Kelime

being so extra about...: abartılı davranışın konusunu belirtmek

Being so extra about + konu, birinin o konuda gereğinden fazla dramatik, titiz veya talepkâr davrandığını anlatır. About where to eat, gereğinden fazla ilgi gören belirli kararı ifade eder. So bu değerlendirmeyi güçlendirir. My wife's being içinde wife's, wife is ifadesinin kısaltmasıdır; is being bunu kalıcı bir özellikten çok o andaki davranış olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi, nottaki “bu konuda gereğinden fazla dramatik davranmak” anlamına gelen dört kelimelik yapıyla tamamlayın: Leo is ____ choosing a name for the class pet.

Cevabı göster

being so extra about

Now I'm going to be extra with my exit. Kelime

2:02

Şimdi ben çıkışımı çok extra yapacağım.

Kelime

be extra with my exit: ayrılışı bilerek dramatik hâle getirmek

Bu cümlede be extra, bilerek aşırı gösterişli ya da dramatik davranmak demektir. With my exit, konuşanın dramatikleştireceği şeyin yanında taşıdığı exit adlı bir nesne değil, ayrılma biçimi olduğunu belirtir. Konuşan, videoyu abartılı bir ayrılışla bitireceği konusunda şaka yapıyor. Kullanılabilir be extra with + isim kalıbı, abartıyı giriş, süslemeler veya sunum gibi belirli bir eylem ya da ayrıntıya yöneltir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın girişini bilerek dramatik hâle getirmeyi planladığını doğal biçimde anlatır?

  1. I'm going to use the extra entrance beside the stage.
  2. I'm going to be extra with my entrance and walk in under a spotlight.
  3. I'm going to stand at the entrance and wait for my friend.
Cevabı göster

I'm going to be extra with my entrance and walk in under a spotlight.

Goodbye.

2:04

Hoşça kalın.