Büyücü düellosu bilmecesini çözebilir misin? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
821 kelime 173 kel/dk

Video özeti: Bu olasılık bulmacasında, büyüleri farklı isabet oranlarına sahip üç büyücü sırayla düello yapar. Rakiplerin kendi başarı şanslarını artıran akılcı kararlarını öngören çözüm, en zayıf asayı seçip ilk atışı bilerek kaçırmanın neden %50’den yüksek kazanma olasılığı verdiğini gösterir; ardından zehirli elmalarla ilgili benzer bir soru sorar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the rules stipulate that — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: stipulate fiilini kuralların, sözleşmelerin veya kurumların açıkça belirlediği koşulları bildiren resmî bir sözcük olarak tanıyın. Böylece otorite taşıyan bir hükmü daha tarafsız say fiilinden ayırabilir ve beraberliği önleyen düello maddesine neden uygun olduğunu anlayabilirsiniz. 2. they'll make the choices that maximize their own chances of success. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: make choices that maximize... kalıbını stratejik çözümlemenin temelindeki rasyonel oyuncu varsayımını ifade etmek için tanıyıp kullanın. Bu yapı, her katılımcının kendisine en yüksek olasılığı sunan eylemi seçtiğini açıklamanızı ve sonraki çıkarımları izlemenizi sağlar. 3. Who would have thought — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu soruyu gerçek bir yanıt talebi değil, şaşkınlık bildiren bir ünlem olarak yorumlayın. En iyi hamlenin ilk atışı bilerek boşa harcamak çıkması gibi beklenmedik bir sonucu vurgulamak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

You've been chosen as a champion to represent your wizarding house in a deadly duel against two rival magic schools. Notlar

0:06

Kendi büyücülük binanızı temsil etmek üzere seçilmiş bir şampiyon olarak, iki rakip sihir okuluna karşı ölümcül bir düelloya katılacaksınız.

Kelime

You've been chosen as a champion: bir grup adına yarışmak üzere seçilmek

You've been chosen, present perfect zamanının edilgen biçimidir: biri seni seçmiştir ve bu seçimin sonucu şu anda da önemlidir. As a champion, hangi görev için seçildiğini belirtir. Bu cümlede champion, bir grup adına yarışmak üzere görevlendirilen kişiyi ifade eder. Kişinin daha önce kazandığı anlamına gelmez; ardından gelen amaç ifadesi to represent your wizarding house bunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede You've been chosen as a champion hangi anlama gelir?

  1. Binan adına yarışmak üzere seçildin.
  2. Diğer tüm yarışmacıları çoktan yendin.
  3. Binan için kazananı sen seçeceksin.
Cevabı göster

Binan adına yarışmak üzere seçildin.

Kalıp ifadeler

to represent your wizarding house: represent + grup

to represent your wizarding house mastar öbeği, kişinin neden seçildiğini açıklar. Represent fiili temsil edilen grubu doğrudan alır: represent your house denir, represent for your house denmez. Burada represent, grup adına bir etkinliğe katılmak anlamına gelir. Aynı yapı okul, takım, şirket veya ülke ile de kullanılabilir.

Alıştırma

“Bir grup adına hareket etmek” anlamına gelen fiille cümleyi tamamlayın: Elena was chosen to ____ her school at the regional debate tournament.

Cevabı göster

represent

Your opponents are fearsome.

0:15

Rakipleriniz korkutucu.

From the Newt-Nits school, a powerful sorcerer wields a wand that can turn people into fish, Notlar

0:16

Newt-Nits okulundan güçlü bir büyücü, insanları balığa çevirebilen bir asaya sahip,

Kelime

wields a wand: güçlü bir aracı etkin biçimde kullanmak

Wields a wand ifadesindeki wield, asayı güç uygulayabilen bir araç olarak tutup kullanmak anlamına gelir. Yalnızca asanın büyücünün elinde olduğunu değil, onu kontrol edip etkili biçimde kullandığını anlatır. Aynı düşünce silahlar ve soyut güç biçimleri için de geçerlidir. Bir şeyi sonuç oluşturmak için etkin biçimde kullanırken wield a sword, wield authority veya wield influence denebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede wield, güç veya nüfuzun etkin biçimde kullanıldığını doğal olarak anlatır?

  1. The passenger wielded a ticket while waiting for the train.
  2. The general wielded considerable influence over the committee.
  3. The reader wielded a quiet novel on the sofa.
Cevabı göster

The general wielded considerable influence over the committee.

Dilbilgisi

that can turn people into fish: yetenek bildiren bir ilgi cümleciği

That can turn people into fish, a wand ifadesini niteleyen tanımlayıcı bir ilgi yan cümleciğidir. That, asayı temsil eder ve can turn yapısının öznesidir; böylece yan cümlecik, asanın ne yapabildiğini açıklayarak hangi asadan söz edildiğini belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp isim + that can + fiilin yalın hâlidir. a device that can detect smoke örneğinde olduğu gibi, bir nesnenin işlevini veya yeteneğini doğrudan o nesneye bağlar. Yan cümlecikte turn A into B, A'yı değiştirip B hâline getirmek demektir.

Alıştırma

Hangi cümle bir işlevi anlatmak için isim + that can + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?

  1. We need a camera that can work underwater.
  2. We need a camera that work can underwater.
  3. We need a camera what can work underwater.
Cevabı göster

We need a camera that can work underwater.

but his spell only works 70% of the time. Kalıp ifadeler

0:23

ama büyüsü sadece %70 oranında işe yarıyor.

Kalıp ifadeler

only works 70% of the time: başarı oranını yüzdeyle ifade etme

Burada works, “başarılı olmak” ya da “amaçlanan etkiyi göstermek” anlamına gelir. 70% of the time, denemelerin yaklaşık %70'inin başarılı olduğu anlamındadır; büyünün bir zaman diliminin %70'i boyunca çalıştığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yüzde + of the time kalıbı, bir olayın sıklığını veya başarı oranını belirtir. Only sonucu %70 ile sınırlar ve her seferinde işe yaramadığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi yüzde + of the time kalıbıyla tamamlayın: This backup code works 95% ____.

Cevabı göster

of the time

And from the Leib-ton school, an even more powerful enchantress wields a wand that turns people to statues, Dilbilgisi

0:27

Leib-ton okulundan ise daha da güçlü bir büyücü kadın, insanları heykellere çeviren bir asaya sahip,

Dilbilgisi

an even more powerful enchantress: even + karşılaştırma biçimi

More powerful, powerful sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Bu ifade, büyücüyü zaten güçlü olan bir karşılaştırma noktasından daha güçlü gösterir. Even bu karşılaştırmayı kuvvetlendirir; bu nedenle even more powerful yalnızca “çok güçlü” değil, “daha da güçlü” veya “bir derece daha güçlü” demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp even + karşılaştırma biçimidir: even faster, even better ve even more reliable. Tekil ve sayılabilen bir isimden önce sıfat öbeğinin tamamı a/an tanımlığından sonra gelir; an even more powerful enchantress buna örnektir.

Alıştırma

Daha yüksek güvenilirlik belirtmek için even + reliable sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanın: The updated battery is ____ reliable than the old one.

Cevabı göster

even more

and it works 90% of the time.

0:34

ve %90 oranında işe yarıyor.

Lots are drawn, Kültür

0:37

Kuralar çekilir,

Kültür

Lots are drawn: kura çekerek karar verme

“Lots are drawn”, bir sırayı, rolü veya kişiyi belirlemek için rastgele kura çekildiği anlamına gelir. Buradaki a lot, rastgele seçilen bir kura kâğıdı ya da işarettir; lots, “çok sayıda” anlamına gelmez. Edilgen are drawn yapısı, kurayı kimin çektiğinden çok işlemin kendisine odaklanır. Kurallarda ve törenlerde bu ifade, sonucun rastgele belirlendiğini ve bu nedenle adil olmasının amaçlandığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede lots, rastgele çekilen kura kâğıtları anlamındadır?

  1. Before the debate, a lot of time was spent checking the schedule.
  2. Before the debate, lots were drawn to decide the speaking order.
  3. Before the debate, lots of names were written on the board.
Cevabı göster

Before the debate, lots were drawn to decide the speaking order.

and you're chosen to cast the first spell in the duel.

0:39

ve düelloda ilk büyüyü yapmak üzere siz seçilirsiniz.

The Newt-niz magician will go second,

0:42

Newt-Nits büyücüsü ikinci,

and the Leib-ton enchantress third.

0:44

ve Leib-ton büyücü kadını üçüncü sırada yer alacak.

After which, Anlatım akışı

0:47

Bunun ardından,

you'll repeat casting in that order

0:47

aynı sırayla büyü yapmaya devam edeceksiniz

until only one of you is left. Dilbilgisi

0:50

ta ki sadece biriniz kalana kadar.

Anlatım akışı

After which: önceki olayı sonraki adıma bağlamak

After which, hemen önce belirtilen olayın veya adımın tamamına gönderme yapar ve onu ardından geleceklerin zaman noktası hâline getirir. Burada “o adımdan sonra” anlamına gelir ve sıradaki kuralı tanıtır. Genellikle “[önceki olay], after which + cümlecik” yapısında görülür. Bu ilgi yapısı, iki adımı After that ile başlayan yeni bir cümleden daha sıkı ve daha resmî biçimde bağlar.

Alıştırma

Cümleyi, which içeren ve “o olaydan sonra” anlamına gelen iki sözcüklü resmî bağlayıcıyla tamamlayın: The technician will run a final test, ____ the device can be shipped.

Cevabı göster

after which

Dilbilgisi

until only one of you is left: bitiş koşulu belirlemek

Until, tekrarlanan eylemin ne zaman sona ereceğini belirleyen koşulu getirir. Büyü yapma eylemi devam eder ve “içinizden yalnızca biri kaldı” durumu oluştuğunda durur. Aktarılabilir kalıp “eylem + until + son durum”dur. Burada is left, “geriye kalmak” anlamındadır; “ayrılmış olmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede until, devam eden bir etkinliği sona erdiren koşulu belirtir?

  1. Because one player is left, everyone must keep taking turns.
  2. Only one player was left before the game began.
  3. Keep taking turns until only one player is left.
Cevabı göster

Keep taking turns until only one player is left.

The rules of magic duels are strict,

0:53

Sihir düellolarının kuralları katıdır,

and anyone who casts out of order Kalıp ifadeler

0:55

ve sırasını bozan herkes

immediately forfeits the duel. Kelime

0:57

düelloyu derhal kaybeder.

Kalıp ifadeler

anyone who casts out of order: yanlış turda hareket etmek

Anyone who casts out of order, zorunlu sıralamanın yanlış noktasında büyü yapan herhangi bir kişiyi ifade eder. who casts out of order ilgi cümleciği, kuralın kapsadığı kişileri belirtir. Burada out of order, bozuk bir cihazı değil, sıra ihlalini anlatır. cast gibi bir eylem fiiliyle kullanıldığında, eylemin kişiye ayrılan turdan önce veya sonra gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede out of order, bir eylemin zorunlu sırayı izlemediğini belirtir?

  1. The elevator is out of order.
  2. She answered the questions out of order.
  3. The printer has been out of order all morning.
Cevabı göster

She answered the questions out of order.

Kelime

immediately forfeits the duel: kurallar gereği anında hükmen yenilgi

Bu kuralda forfeit the duel, bir kural ihlal edildiği için düelloyu otomatik olarak kaybetmek demektir. Normal bir mücadelenin ardından yenilmeyi değil, kurallara dayalı bir cezayı anlatır. Immediately, sıra dışı büyü yapıldığı anda cezanın yürürlüğe girdiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede forfeit normal bir yenilgi yerine kurallar gereği hükmen yenilgiyi anlatır?

  1. The team watched the match from the front row.
  2. Because the team used an ineligible player, it forfeited the match.
  3. The team lost the match after the other side scored in overtime.
Cevabı göster

Because the team used an ineligible player, it forfeited the match.

Also, to prevent draws, Anlatım akışı

1:00

Ayrıca beraberliği önlemek için,

the rules stipulate that Kelime

1:01

kurallar şunu şart koşar:

if everyone's still standing at the end of the first round, Dilbilgisi

1:03

eğer ilk turun sonunda herkes hâlâ ayaktaysa,

you'll all be turned into cats.

1:06

hepiniz kediye dönüşeceksiniz.

Anlatım akışı

Also, to prevent draws: bir kural ekleyip amacını belirtme

Also, konuşanın daha önce verilen bilgilere başka bir kural eklediğini gösterir. To prevent draws amaç bildiren bir mastar öbeğidir; yeni kuralın önlemeyi amaçladığı istenmeyen sonucu adlandırır. Her iki bölümün de ana cümleden önce gelmesi, ayrıntılardan önce dinleyiciye bir bilgi haritası verir: bu ek bir önlemdir ve amacı beraberlikle biten sonuçları engellemektir. Burada draws, kazananı olmayan yarışmaları ifade eder.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "Also, to prevent delays, each speaker has a two-minute limit." Cümlenin başlangıcı bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Bir gecikmenin zaten yaşandığını bildirir ve sonucunu verir.
  2. Önceki kuralların yerine ilgisiz bir konu koyar.
  3. Başka bir önlem ekler ve bu önlemin engellemeyi amaçladığı sorunu belirtir.
Cevabı göster

Başka bir önlem ekler ve bu önlemin engellemeyi amaçladığı sorunu belirtir.

Kelime

the rules stipulate that: resmî bir hüküm

Burada the rules stipulate that, kuralların ardından gelen hükmü resmî ve açık biçimde belirttiği anlamına gelir. that ile başlayan yan cümle, koşul ve sonucu da dâhil olmak üzere kuralın içeriğini verir. Stipulate, yalnızca say demekten daha güçlü ve resmîdir. Bilgiyi kurallarda, sözleşmede, anlaşmada veya hukuki belgede yerleşmiş bir hüküm olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede stipulate resmî bir şartı belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The contract stipulates that payment is due within thirty days.
  2. My friend stipulates that the movie was funny.
  3. The weather stipulates that it may rain tomorrow.
Cevabı göster

The contract stipulates that payment is due within thirty days.

Dilbilgisi

if everyone's still standing at the end...: koşul belirleme

if ile başlayan yan cümle, ana cümledeki sonucu tetikleyen koşulu belirler. Kalıp if + özne + still + durum + at the end of + zaman dilimi şeklindedir: durum belirtilen bitiş noktasına kadar sürerse sonuç gerçekleşir. Burada everyone's still standing, ilk turun sonunda hiç kimsenin elenmemiş olduğu anlamına gelir. Bir yarışmada still standing çoğu zaman yalnızca fiziksel olarak ayakta durmayı değil, yarışmada kalmayı ifade eder.

Alıştırma

Hangi kural, koşul belirlemek için if + still + durum + at the end of... yapısını doğru kullanır?

  1. Both teams are if still tied at the end of regulation time, they will play overtime.
  2. If both teams are still tied at the end of regulation time, they will play overtime.
  3. If both teams still tied at the end of regulation time, they played overtime.
Cevabı göster

If both teams are still tied at the end of regulation time, they will play overtime.

Now, you must choose a wand.

1:09

Şimdi, bir asa seçmelisiniz.

Your wizarding house presents you with three options: Kalıp ifadeler

1:11

Büyücülük binanız size üç seçenek sunuyor:

Kalıp ifadeler

presents you with: present someone with something kalıbı

Present someone with something, bir kişiye bir şeyi resmî bir biçimde sunmak, göstermek veya vermek anlamına gelir. Burada presents you with three options, evin değerlendirmeniz için önünüze üç seçenek koyduğunu anlatır. Kalıp present + kişi + with + şey biçimindedir. Bu cümlede you alıcıyı, three options ise sunulan şeyi belirtir.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: At the planning meeting, the chair presented us ____ two possible schedules.

Cevabı göster

with

the Bannekar,

1:14

Bannekar,

which binds one target with vines Dilbilgisi

1:15

bir hedefi sarmaşıklarla bağlar

and casts effectively 60% of the time, Kalıp ifadeler

1:18

ve %60 oranında etkilidir,

Dilbilgisi

which binds one target with vines: zorunlu olmayan bir özellik eklemek

the Bannekar, which binds one target with vines ifadesinde which ile başlayan yan cümle, adı zaten verilmiş olan Bannekar hakkında ek bilgi sağlar. Virgül bunun sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği olduğunu gösterir: hangi Bannekar'ın kastedildiğini belirlemek yerine seçeneği açıklar. Which, binds fiilinin öznesidir; bu nedenle başka bir özne gerekmez. Cümlecikte bind A with B yapısı da kullanılır: one target A'dır, vines ise hedefi bağlamak için kullanılan araçtır. name, which + verb kalıbı bir öğenin ne yaptığını kısa biçimde açıklayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir özellik eklemek için name, which + verb yapısını doğru kullanır?

  1. The SafeBox, which it stores files securely, is easy to use.
  2. The SafeBox, stores which files securely, is easy to use.
  3. The SafeBox, which stores files securely, is easy to use.
Cevabı göster

The SafeBox, which stores files securely, is easy to use.

Kalıp ifadeler

casts effectively 60% of the time: %60 başarı oranı

Burada effectively, büyünün amaçlanan sonucu üretip üretmediğini belirtir. 60% of the time ile birlikte ifade, yaklaşık her on büyü yapma girişiminin altısının amaçlandığı gibi sonuç verdiği anlamına gelir. Bu, büyüyü yapan kişinin zamanı ya da enerjiyi verimli kullandığı anlamına gelmez. Başarı oranı veya güvenilirlik anlatılırken effectively burada successfully ya da works anlamına yakındır.

Alıştırma

Bu cümlede casts effectively 60% of the time ne anlama gelir?

  1. Büyü, yapma girişimlerinin %60'ında amaçlanan etkiyi oluşturur.
  2. Büyü her yapıldığında %60 daha az enerji kullanır.
  3. Büyü diğer büyülerden %60 daha hızlı yapılır.
Cevabı göster

Büyü, yapma girişimlerinin %60'ında amaçlanan etkiyi oluşturur.

the Gaussian,

1:21

Gaussian,

which turns one target into a tree

1:22

bir hedefi ağaca çevirir

and works 80% of the time,

1:25

ve %80 oranında işe yarar,

and the incredibly rare Noether 9000, Kelime

1:27

ve inanılmaz derecede nadir olan Noether 9000,

which banishes one target to a distant mountaintop Kelime

1:30

bir hedefi uzak bir dağın zirvesine sürgün eder

and casts perfectly 100% of the time.

1:34

ve her zaman %100 kusursuz çalışır.

Kelime

the incredibly rare Noether 9000: incredibly ile güçlü vurgu

incredibly rare ifadesinde incredibly, rare sıfatının derecesini güçlendiren bir derece zarfıdır. Son derece nadir veya dikkat çekici ölçüde nadir anlamına gelir; genellikle bu nadirliğe inanmanın kelimenin tam anlamıyla imkânsız olduğunu iddia etmez. the incredibly rare Noether 9000 ad öbeğinde sıfattan önce gelen incredibly, açıklamayı güçlü biçimde vurgular ve dramatik, tanıtım tarzı bir ton yaratır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp incredibly + adjective şeklindedir; incredibly useful ve incredibly difficult buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümlede incredibly bir sıfattan önce doğal bir güçlendirici olarak kullanılmıştır?

  1. The manuscript is incredibly rare; only two copies are known to exist.
  2. The manuscript is rare incredibly; only two copies are known to exist.
  3. The manuscript incredibly is rare; only two copies are known to exist.
Cevabı göster

The manuscript is incredibly rare; only two copies are known to exist.

Kelime

banishes one target to...: bir yere zorla sürgün etme

Burada banishes, hedefi bulunduğu yerden zorla çıkarıp uzaktaki dağın zirvesine göndermek anlamına gelir. Sıradan bir yolculuktan ziyade ceza, dışlama veya büyüyle zorla uzaklaştırma anlamı taşır. Yeniden kullanılabilen yapı banish + kişi veya hedef + to + yer biçimindedir. to sonrasındaki bölüm, zorla gönderilmenin varış noktasını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede banish, ceza olarak zorla uzaklaştırmayı ifade eder?

  1. The guide banished the tourists to the museum.
  2. The coach banished the players to the field for practice.
  3. The ruler banished the rebel to a remote island.
Cevabı göster

The ruler banished the rebel to a remote island.

Your opponents are masters of strategy, Kalıp ifadeler

1:37

Rakipleriniz strateji ustasıdır,

as well as sorcery,

1:40

ve sihir konusunda da uzmandır,

Kalıp ifadeler

masters of strategy: bir alanda usta düzeyinde beceri

Masters of strategy, planlama ve etkili eylemleri seçme konusunda olağanüstü becerikli kişiler anlamına gelir. Burada master bir isimdir ve çoğul masters, opponents ile uyumludur. Yeniden kullanılabilen yapı be + a master/master(s) of + alan, beceri veya -ing biçimidir. Birinin yalnızca bir konuda iyi olduğunu söylemek yerine o kişiye uzman düzeyinde bir kimlik kazandırır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste olağanüstü beceriye sahip kişiler anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After years of award-winning work, these chefs are ____ turning simple ingredients into memorable meals.

Cevabı göster

masters of

and you know they'll make the choices Anlatım akışı

1:41

ve biliyorsunuz ki onlar

that maximize their own chances of success.

1:43

kendi başarı şanslarını en üst düzeye çıkaracak seçimleri yapacaklardır.

Anlatım akışı

make choices that maximize their own chances of success: kendi başarı şanslarını en üst düzeye çıkaran seçimleri yapmak

Bu yan cümle, akıl yürütmede kullanılan karar kuralını belirtir: Her kişinin, başarıya ulaşma ihtimalini olabildiğince yükselten seçeneği tercih etmesi beklenir. Bu, hedefe yönelik rasyonel davranışla ilgili bir varsayımdır; başarının garanti edildiği anlamına gelmez. make the choices that maximize... yapısında that maximize... bölümü, choices sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. their own, her kişinin kendi sonucunu en iyi hâle getirdiğini vurgular. Bu kural, hangi mevcut seçeneğin o kişiye en yüksek başarı şansını verdiğini sorarak kararları tahmin etmeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi ifade, vurgulanan yan cümledeki karar kuralını en iyi açıklar?

  1. Her kişi herkesin aynı sonucu almasını sağlayan seçeneği seçer.
  2. Her kişi, kendisine en yüksek başarı şansını veren seçeneği seçer.
  3. Her kişi sonucu düşünmeden rastgele seçim yapar.
Cevabı göster

Her kişi, kendisine en yüksek başarı şansını veren seçeneği seçer.

Which wand should you choose,

1:46

Hangi asayı seçmelisiniz,

and what strategy should you employ Kelime

1:48

ve düelloyu kazanma şansınızın en yüksek olması için

to have the greatest chance of winning the duel?

1:50

hangi stratejiyi uygulamalısınız?

Kelime

employ a strategy: bir stratejiyi uygulamak

Burada employ, “kullanmak” veya “uygulamaya koymak” anlamındadır. Nesnesi strategy olduğundan what strategy should you employ, hangi stratejinin kullanılması gerektiğini sorar. Bu cümlede “işe almak” anlamına gelmez. Soru öbeği what strategy, employ fiilinin nesnesidir ve soruda başa taşınmıştır. to have the greatest chance... ifadesi bu stratejiyi seçme amacını verir.

Alıştırma

Hangi cümlede employ, “kullanmak veya uygulamaya koymak” anlamındadır?

  1. The restaurant employed a new chef last month.
  2. The studio employed three editors last year.
  3. The researchers employed a new method to check the results.
Cevabı göster

The researchers employed a new method to check the results.

You reach for the Noether 9000 first.

2:00

Önce Noether 9000'e uzanıyorsunuz.

After all, Anlatım akışı

2:03

Ne de olsa,

it makes sense to enter the duel with the most powerful wand. Kalıp ifadeler

2:04

düelloya en güçlü asayla girmek mantıklı.

Anlatım akışı

After all, it makes sense: destekleyici bir gerekçe eklemek

Cümlenin başında After all, önceki iddiaya geri gönderme yapar ve onu destekleyen bir neden sunar. Burada it makes sense, seçimin mantıklı olduğunu belirtir; dolayısıyla girişin verdiği anlam kabaca şudur: “Bu seçim mantıklı olduğu için önceki görüş makuldür.” Bu, bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur: önce bir sonuç veya öneri söylenir, ardından After all, + gerekçe eklenir. Konuşan kişi bu gerekçeyi dinleyenin kolayca kabul edebileceği bir şey olarak sunar.

Alıştırma

After all bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Önceki bir düşünceyi destekleyen gerekçe ekler.
  2. İlgisiz bir konu başlatır.
  3. Bir olay dizisinin son olayını belirtir.
Cevabı göster

Önceki bir düşünceyi destekleyen gerekçe ekler.

Kalıp ifadeler

It makes sense to + fiilin yalın hâli: bir eylemi makul olarak değerlendirmek

It makes sense to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin içinde bulunulan durumda mantıklı veya makul olduğunu belirtir. Örnekte değerlendirilen eylem to enter the duel with the most powerful wand bölümüdür. It biçimsel öznedir; asıl değerlendirilen eylemi to-mastar yapısı adlandırır. Bu kalıp, mevcut bilgilere göre seçimin makul göründüğünü söyler; seçimin kesinlikle başarılı olacağını ya da ahlaken doğru olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi it makes sense to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: The forecast says heavy snow, so ____ to leave early.

Cevabı göster

it makes sense

But before you pick it up, Anlatım akışı

2:08

Ama onu almadan önce,

you consider what would happen.

2:09

ne olacağını düşünüyorsunuz.

Anlatım akışı

But before you pick it up, you consider what would happen: eylemden önce sonuçları düşünmek

But, gerçekleşmesi beklenen eylemden farklı bir yöne dönüldüğünü gösterir. Before you pick it up, düşünmeyi eylemden önceye yerleştirir; dolayısıyla nesne henüz ele alınmamıştır. Cümle, anlatıyı hemen seçim yapmaktan olası sonuçları incelemeye taşır. Başka durumlarda da kullanılabilen But before + beklenen eylem, ... kalıbı, bu eylemi duraklatır ve dikkati önce değerlendirilmesi gereken bir noktaya yöneltir.

Alıştırma

Bu cümle anlatıda nasıl bir işlev görür?

  1. Beklenen eylemi duraklatır ve dikkati olası sonuçlara yöneltir.
  2. Nesneyi ele almakla sonuçları düşünmenin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  3. Nesnenin zaten ele alındığını doğrular.
Cevabı göster

Beklenen eylemi duraklatır ve dikkati olası sonuçlara yöneltir.

As the most dangerous wizard, Dilbilgisi

2:11

En tehlikeli büyücü olarak,

you'd also be the target of the other two magicians,

2:13

aynı zamanda diğer iki büyücünün hedefi olurdunuz,

and you'd need to take care Kalıp ifadeler

2:16

ve önce

of the most dangerous of them first.

2:18

onların en tehlikelisiyle ilgilenmeniz gerekirdi.

Dilbilgisi

As the most dangerous wizard: As + kimlik belirten isim öbeği

As the most dangerous wizard ifadesinde as, bir rol ya da konum içinde olmak anlamına gelir. Baştaki as öbeği, ana cümlenin öznesi olan you sözcüğünü açıklar: Bu varsayımsal durumda en tehlikeli büyücü kimliğine sahipsin. Bu kimlik, ardından gelen sonucun temelini oluşturur; yani hedef hâline gelirsin. Başka durumlarda da kullanılabilen As + rol ya da kimlik belirten isim öbeği, ana cümle kalıbı; bir ifadeyi kişinin rolü, konumu veya statüsü çerçevesinde sunar.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun rolünü belirtmek için As + isim öbeği kullanıyor?

  1. Like the team captain, Leo spoke for the players.
  2. As the team captain, Leo spoke for the players.
  3. Leo spoke as clearly as the team captain did.
Cevabı göster

As the team captain, Leo spoke for the players.

Kalıp ifadeler

take care of the most dangerous of them first: en büyük tehdidi önce etkisiz hâle getirmek

Burada take care of, bakımını yapmak değil, ilgilenip halletmek ya da etkisiz hâle getirmek anlamındadır. Nesnesi stratejik bir durumda en tehlikeli rakip olduğu için ifade, o rakibin tehdit olmaktan çıkarılmasını anlatır. the most dangerous of them, o grubun içindeki en tehlikeli kişi demektir. first, bu rakibin en öncelikli hedef olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu strateji cümlesinde take care of the most dangerous of them first ne anlama gelir?

  1. En tehlikeli rakibe bakıp onu korumak.
  2. En tehlikeli rakipten planı seçmesini istemek.
  3. En tehlikeli rakibi diğerlerinden önce etkisiz hâle getirmek.
Cevabı göster

En tehlikeli rakibi diğerlerinden önce etkisiz hâle getirmek.

But afterward,

2:20

Ama sonrasında,

there's a 70% chance Kalıp ifadeler

2:21

%70 ihtimalle

you'd be struck down by the remaining wizard. Öbek fiiller

2:23

geriye kalan büyücü tarafından vurulurdunuz.

Kalıp ifadeler

there's a 70% chance + yan cümle: olasılık belirtmek

there's a 70% chance + yan cümle, yan cümledeki olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Bu cümlede olası olay you'd be struck down by the remaining wizard bölümüdür. Yeniden kullanılabilen kalıp there's a + yüzde + chance + yan cümle şeklindedir. There's, there is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Yan cümleden önce that eklenebilir, ancak çoğu zaman kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle there's a + yüzde + chance + yan cümle kalıbını doğru kullanır?

  1. There's 70% a chance the package will arrive today.
  2. There's a 70% chance for the package will arrive today.
  3. There's a 70% chance the package will arrive today.
Cevabı göster

There's a 70% chance the package will arrive today.

Öbek fiiller

you'd be struck down: strike down ifadesinin edilgen biçimi

Bu yan cümlede you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Olası bir sonucu anlatır: kalan büyücü seni alt ederdi. Be struck down edilgen yapıdadır. Strike down birini yere sermek, savaşamayacak hâle getirmek ya da yenmek demektir; down, strike fiiline sonucun gerçekleştiği anlamını ekler. by öbeği bu sonuca kimin yol açtığını belirtir. Bu dövüş bağlamında cümle tek başına kişinin öldüğünü söylemez.

Alıştırma

Cümleyi strike down ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: In the fantasy duel, the knight was ____ by the final spell.

Cevabı göster

struck down

That's trouble.

2:25

Bu bir sorun.

Maybe it's better to take the Gaussian.

2:27

Belki Gaussian'ı almak daha iyidir.

It works 80% of the time,

2:29

%80 oranında çalışır,

which means you wouldn't be a target Dilbilgisi

2:31

bu da şu anlama gelir: hedef olmazdınız

until the enchantress was incapacitated.

2:33

büyücü kadın etkisiz hale getirilene kadar.

Dilbilgisi

which means ... wouldn't ... until: sonuç ve zaman sınırı

Which means, önceki It works 80% of the time gerçeğinin tamamına gönderme yapar ve bundan çıkarılan bir sonucu belirtir. Burada yalnızca önceki bir ismi nitelemek yerine, sonuç olarak belirli bir çıkarım yapabileceğimizi anlatır. You wouldn't be a target until X bir zaman sınırı koyar. Büyücü kadın etkisiz hâle getirilmeden önce hedef olmazdın; bu sınırdan sonra durum değişebilir. Until, sonrasında kesinlikle hedef olacağını söylemez.

Alıştırma

İlk gerçekten bir zaman sınırı çıkarırken which means ve until yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The building must stay closed through Thursday, which means we will never reopen.
  2. The building must stay closed through Thursday, which means we won't be able to reopen until Friday.
  3. The building must stay closed through Thursday, which means we reopened last Monday.
Cevabı göster

The building must stay closed through Thursday, which means we won't be able to reopen until Friday.

But if you succeeded in transforming her, Dilbilgisi

2:36

Ama eğer onu dönüştürmeyi başarırsanız,

you'd probably be turned into a fish immediately after.

2:39

muhtemelen hemen ardından balığa dönüştürülürdünüz.

Dilbilgisi

succeed in transforming: succeed in + -ing yapısı

Succeed in doing something, bir şeyi tamamlamayı veya gerçekleştirmeyi başarmak anlamına gelir. Burada succeeded in transforming her, onu dönüştürme işinin başarıyla yapıldığını ifade eder. Bu yapıda in bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: succeed in + fiil-ing. Succeeded in transforming kullanılır, succeeded to transform kullanılmaz.

Alıştırma

Succeed in + -ing yapısının basit geçmiş biçimini ve fix fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: After several attempts last night, Maya finally ____ the broken lock.

Cevabı göster

succeeded in fixing

If you transformed the sorcerer,

2:42

Eğer büyücüyü dönüştürseydiniz,

the enchantress would almost certainly turn you to stone. Kalıp ifadeler

2:44

büyücü kadın sizi neredeyse kesin olarak taşa çevirirdi.

Kalıp ifadeler

would almost certainly turn: neredeyse kesin bir öngörü

Almost certainly, konuşanın bir sonucun gerçekleşme olasılığını son derece yüksek gördüğünü, ancak gerçekleşmeme ihtimalini çok az da olsa kabul ettiğini gösterir. Burada büyücü kadının tepkisi, koşulun neredeyse kesin bir sonucu olarak sunulur. Bir kiplik fiiliyle kullanıldığında bu olasılık zarfı normalde kiplik fiilinden sonra ve ana fiilden önce gelir: would almost certainly turn. Bu konum, almost certainly ifadesinin öngörülen eylemi nitelemesini sağlar.

Alıştırma

Bir tahminin doğru olma olasılığı son derece yüksek, ancak yanlış çıkma ihtimali de çok az olsa bulunuyor. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The launch would probably happen on Friday.
  2. The launch would certainly happen on Friday.
  3. The launch would almost certainly happen on Friday.
Cevabı göster

The launch would almost certainly happen on Friday.

It would really be better if you missed. Dilbilgisi

2:49

Aslında ıskalasanız çok daha iyi olurdu.

Dilbilgisi

It would really be better if...: varsayımsal bir öneri

It would really be better if you missed, It would be better if + özne + simple past yapısını kullanır. Buradaki missed, ıskalamayı geçmişte tamamlanmış bir olay olarak değil, hayal edilen bir seçim veya sonuç olarak sunar. Bu yapı, şimdiki veya gelecekteki bir olasılığı daha tercih edilir olarak değerlendirir. really değerlendirmeyi güçlendirir: Konuşan kişi, ıskalamanın açıkça daha iyi bir sonuç vereceğini düşünür.

Alıştırma

Öneriyi hedef yapıyla tamamlayın: The road is icy. ____ we waited until daylight before driving.

Cevabı göster

It would be better if

And that's when you have an idea. Anlatım akışı

2:51

İşte o zaman aklınıza bir fikir gelir.

Anlatım akışı

That's when...: bir anı yeni bir fikre bağlamak

That's when..., az önce bahsedilen duruma veya ana dönüp o noktada ne olduğunu söyler. And that's when you have an idea. cümlesinde önceki düşünce akışını yeni bir fikrin ortaya çıkmasına bağlar. Bu kalıp, anlatıyı düzenlerken bir dönüm noktasını gösterir: Önce hazırlık gelir, ardından önemli fark ediş veya olay gerçekleşir. Buradaki have an idea, yalnızca “bir görüşe sahip olmak” değil, “aklına bir fikir gelmek” anlamındadır.

Alıştırma

Önceki bir olayı daha sonraki bir fark edişe bağlamak için that's when kullanan cümle hangisidir?

  1. I checked the final clue, and that's when I understood the pattern.
  2. That's the final clue that helped me understand the pattern.
  3. I understood the pattern, and that's why I checked the final clue.
Cevabı göster

I checked the final clue, and that's when I understood the pattern.

What if you took the Gaussian, Dilbilgisi

2:53

Ya Gaussian'ı alıp,

then missed on purpose? Kalıp ifadeler

2:55

sonra bilerek ıskalasanız?

Dilbilgisi

What if you took...?: varsayımsal bir plan önermek

What if + özne + geçmiş zamanlı fiil, hayal edilen bir planı ortaya atıp birini sonucunu düşünmeye davet edebilir. Buradaki What if you took the Gaussian, kişinin onu geçmişte alıp almadığını sormaz; onu sıradaki olası hamle olarak seçmeyi önerir. Geçmiş zaman biçimindeki took, varsayımsal bir mesafe yaratır. Bu yapıda fiil geçmiş biçimde olsa da öneri şimdiki zamanla veya gelecekle ilgili olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir gerçeği sormak yerine What if...? yapısını olası bir plan önermek için doğal biçimde kullanır?

  1. What time did we take the earlier train yesterday?
  2. What if we took the earlier train instead?
  3. Who took the earlier train last week?
Cevabı göster

What if we took the earlier train instead?

Kalıp ifadeler

missed on purpose: bilerek ıskalamak

missed on purpose ifadesinde miss, hedeflenen şeyi vuramamak; on purpose ise «bilerek» anlamına gelir. İfade, ıskalamanın bir kaza veya beceri eksikliği değil, planlanmış bir hareket olduğunu söyler. on purpose birçok eylemden sonra kullanılan bir zarf öbeğidir. Kişinin eylemi yapmaya niyetli olduğu anlamını ekleyerek eylemin nasıl yorumlandığını değiştirir.

Alıştırma

Cümleyi on purpose ile tamamlayın: During the drill, Mia missed the target ____ to test the sensor.

Cevabı göster

on purpose

Then you would wait for the sorcerer Anlatım akışı

2:57

O zaman büyücünün

to attack the enchantress,

2:58

büyücü kadına saldırmasını beklerdiniz,

and you'd have an 80% chance

3:00

ve büyücüye karşı kazanmak için

of winning against the sorcerer.

3:02

%80 şansınız olurdu.

Anlatım akışı

Then you would wait...: varsayımsal planda sonraki adıma geçmek

Then, sırayla ele alınan bir planın sonraki adımını gösterir. Burada “sonra” veya “ondan sonra” anlamına gelir ve bu eylemi önceki bir adıma bağlar. Would wait, eylemi hâlihazırda gerçekleşen bir olay olarak değil, hayal edilen bir stratejinin parçası olarak sunar. Then + özne + would + fiilin yalın hâli kalıbı, varsayımsal bir planı bir sonraki adıma taşımaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle, varsayımsal bir planın sonraki adımını tanıtmak için Then + would yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Then you chose the safest route yesterday.
  2. Then choose the safest route right now.
  3. First, you would check the map. Then you would choose the safest route.
Cevabı göster

First, you would check the map. Then you would choose the safest route.

It's a good idea, Anlatım akışı

3:05

İyi bir fikir,

but there's a problem.

3:06

ama bir sorun var.

Anlatım akışı

It's a good idea, but...: sorunu belirtmeden önce fikri kabul etmek

It's a good idea, önerinin güçlü yanını kabul eder. Ardından but, anlatımın yönünü değiştirir ve there's a problem, konuşmacının açıklamak üzere olduğu bir sınırlamayı haber verir. Cümle bütünüyle “önce kabul et, sonra sınırlama getir” düzenini izler. Fikri tamamen reddetmez; dinleyiciyi, fikrin işe yarayıp yaramayacağını değiştirebilecek bir engeli veya koşulu düşünmeye hazırlar.

Alıştırma

Hangi yanıt önce bir öneriyi kabul edip ardından bir sınırlama getirir?

  1. It's a good idea, but there's a problem: we don't have enough time.
  2. It's a bad idea, and I won't discuss it.
  3. It's a good idea, so there is nothing else to consider.
Cevabı göster

It's a good idea, but there's a problem: we don't have enough time.

The sorcerer could also pass his turn, Kalıp ifadeler

3:07

Büyücü de sırasını pas geçebilir,

Kalıp ifadeler

could also pass his turn: harekete geçmemek için ek bir seçenek

Pass his turn, sıra ona geldiğinde hiçbir şey yapmamayı seçip oyunun devam etmesine izin vermesi demektir. Buradaki turn, fiziksel olarak dönmek değil, oyuncuya ayrılmış hareket etme hakkıdır. Could also, bunun daha önce belirtilen seçeneklere ek olarak kullanılabilecek başka bir seçenek olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı pass + iyelik sözcüğü + turn şeklindedir: pass my turn, pass your turn veya pass her turn.

Alıştırma

Cümleyi pass ve doğru iyelik sözcüğüyle tamamlayın: I cannot make a useful move, so I will ____.

Cevabı göster

pass my turn

and the enchantress,

3:10

ve büyücü kadın,

knowing that she couldn't pass without becoming a cat, Dilbilgisi

3:11

pas geçerse kediye dönüşeceğini bildiğinden,

would cast her spell on one of you.

3:14

büyüsünü ikinizden birine yapacaktır.

Dilbilgisi

knowing that ... couldn't pass without becoming ...: eylemin nedenini belirtme

Araya giren -ing yan cümlesi knowing that ..., büyücü kadının hareket ederken zihninde zaten bulunan bilgiyi verir. Bu yan cümlenin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olan the enchantress'tır ve bu bilgi onun neden büyü yapacağını açıklar. Burada pass, sırasını pas geçmek demektir. She couldn't pass without becoming a cat, sırasını pas geçmesinin onu kaçınılmaz olarak kediye dönüştüreceğini belirtir. Without sözcüğünden sonra becoming bir -ing biçimidir; cannot do X without doing Y yapısı, Y'den kaçınıldığında X'in gerçekleşemeyeceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, ana öznenin nedenini belirtmek için Knowing that... yapısını doğru kullanıyor ve without sözcüğünden sonra bir -ing biçimi getiriyor?

  1. Knowing that he couldn't finish without asking for help, Omar called his coach.
  2. Knowing that he couldn't finish without ask for help, Omar called his coach.
  3. Knowing that he couldn't finish without asking for help, a call was made to his coach.
Cevabı göster

Knowing that he couldn't finish without asking for help, Omar called his coach.

And since you're the most dangerous Dilbilgisi

3:17

İkiniz arasında en tehlikeli olan

between you and the sorcerer,

3:19

siz olduğunuz için,

you'd be the target.

3:21

hedef siz olurdunuz.

Dilbilgisi

since you're...: since ile neden belirtmek

Vurgulanan yan cümlede since, you'd be the target sonucunun nedenini belirtir. Burada because veya given that anlamına yakındır; geçmişteki bir zamandan bugüne kadar anlamına gelmez. Neden bildiren since'in ardından tam bir cümlecik gelir ve bu neden çoğu zaman zaten bilinen veya kolayca kabul edilebilecek bir gerçek olarak sunulur. Ana cümle de bu nedene dayanan sonucu, etkiyi veya kararı verir.

Alıştırma

Hangi cümlede since, örnekteki gibi bir neden belirtmek için kullanılmıştır?

  1. We've used this library since 2022.
  2. Since the library is closing soon, let's choose our books now.
  3. She has been here since lunchtime.
Cevabı göster

Since the library is closing soon, let's choose our books now.

And that's when you see what you really need to do. Anlatım akışı

3:22

Ve işte o an gerçekten ne yapmanız gerektiğini anlarsınız.

Anlatım akışı

that's when you see...: akıl yürütmeyi yeni bir farkındalığa bağlamak

That's when, az önce açıklanan duruma veya akıl yürütmeye gönderme yapar ve önemli bir anlayışın netleştiği anı belirtir. Önceki adımla ardından gelen farkındalık arasında bağlantı kurarak bilgiyi düzenler. Buradaki see, gözle bakmak değil, anlamak veya fark etmek demektir. that's when you see... kalıbı, birinin yalnızca aklına bir fikir geldiğini söylemek yerine, cevabın önceki akıl yürütmeden sonra netleştiğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede that's when, önceki bir adımı yeni bir farkındalığa bağlamak için kullanılmıştır?

  1. Review the timeline; that's when you see where the delay began.
  2. Review the timeline; that's why the delay lasted a week.
  3. Review the timeline; that's where you record the delay.
Cevabı göster

Review the timeline; that's when you see where the delay began.

Take the weakest wand, Anlatım akışı

3:25

En zayıf asayı alın,

the Bannekar,

3:26

Bannekar'ı,

and miss on purpose. Kalıp ifadeler

3:27

ve bilerek ıskalayın.

Anlatım akışı

Take the weakest wand: Emir cümlesiyle doğrudan bir adım verme

Take the weakest wand bir emir cümlesidir. Özne olan you açıkça söylenmez, bağlamdan anlaşılır ve talimat temel biçimdeki Take fiiliyle başlar. Böylece eylem bir olasılık ya da betimleme olarak değil, açık bir adım olarak sunulur. Şaşırtıcı bir seçim olan the weakest wand ifadesini doğrudan bir emre yerleştirmek, beklentinin tersine olan stratejiyi öne çıkarır: plan görünüşte en kötü araçla başlar.

Alıştırma

Hangi cümle okuyucuya emir yapısıyla doğrudan bir adım verir?

  1. Take the smallest box and place it by the door.
  2. The smallest box is by the door.
  3. You could take the smallest box and place it by the door.
Cevabı göster

Take the smallest box and place it by the door.

Kalıp ifadeler

miss on purpose: Kasıtlı ıskalamayı son talimat yapmak

miss on purpose, hedefi bilerek ıskalamak demektir. Miss başarısız sonucu belirtirken on purpose bu sonucun kazara değil, planlı olduğunu gösterir. Burada and, miss fiilini Take ile bağlar; dolayısıyla miss aynı emir cümlesindeki ikinci eylemdir. Bu son talimatta bilerek ıskalamak, yalnızca olası bir sonuç değil, uygulanacak strateji hâline gelir.

Alıştırma

Hangi cümle Nina’nın hedefi bilerek vuramadığını söylüyor?

  1. Nina missed the target on purpose.
  2. Nina almost missed the target.
  3. Nina missed the target by accident.
Cevabı göster

Nina missed the target on purpose.

Now,

3:29

Şimdi,

the sorcerer knows

3:29

Büyücü biliyor ki

that he'll be targeted by the enchantress, Dilbilgisi

3:30

büyücü kadın tarafından hedef alınacak,

and he'll have to try to turn her into a fish Dilbilgisi

3:33

ve taşa dönüşmemek için onu balığa çevirmeye

to avoid being turned into stone. Dilbilgisi

3:35

çalışmak zorunda kalacak.

Dilbilgisi

that he'll be targeted by the enchantress: gelecek zamanda edilgen içerik yan cümlesi

that he'll be targeted by the enchantress yan cümlesi, knows fiilinin içeriğini verir; büyücünün ne bildiğini açıklar. Buradaki that bir içerik yan cümlesi başlatır, bir kişiyi veya nesneyi işaret etmez. He'll be targeted, he will be targeted anlamına gelir. will + be + geçmiş zaman ortacı kalıbı gelecek zamanda edilgen yapıyı oluşturur. he eylemden etkilenen kişidir; by the enchantress ise eylemi yapanı belirtir.

Alıştırma

Maya'nın kendisiyle yarın görüşme yapılacağını bildiğini anlatmak için know that ile gelecek zamanda edilgen yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Maya knows that she'll be interviewed tomorrow.
  2. Maya knows that she'll interview tomorrow.
  3. Maya knows to be interviewed tomorrow.
Cevabı göster

Maya knows that she'll be interviewed tomorrow.

Dilbilgisi

he'll have to try to turn...: denemek zorunda olmak

He'll have to try to turn her into a fish birkaç fiil yapısını üst üste kullanır. He'll, he will anlamına gelir; have to gelecekte bir girişimi gerekli kılar; try to ise sonucu kesin olmayan bir çabayı belirtir. Turn her into a fish, turn + nesne + into + yeni biçim kalıbını izler ve hedeflenen sonucu söyler. Temel nokta, zorunluluğun deneme eylemine uygulanmasıdır. Cümle, onu dönüştürmeyi kesinlikle başaracağını söylemez.

Alıştırma

Durum, denemeyi zorunlu kılıyor ancak başarı garanti değil. Bu anlamı en doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. We'll have to try to unlock the door.
  2. We'll try to unlock the door if we have time.
  3. We'll have to unlock the door.
Cevabı göster

We'll have to try to unlock the door.

Dilbilgisi

avoid being turned into stone: avoid + edilgen -ing yapısı

to avoid being turned into stone ifadesinde to avoid..., önceki eylemin amacını belirtir: kötü bir sonucun gerçekleşmemesi için o eylem yapılır. Avoid sözcüğünden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir; bu yüzden burada başka bir to’lu mastar değil, being kullanılır. Being turned edilgen bir -ing yapısıdır: kişi eyleme maruz kalır. Risk, bir kişiye ya da nesneye bir şey yapılmasıysa avoid being + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi trap fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The hikers left early to avoid ____ in a sudden storm.

Cevabı göster

being trapped

70% of the time, Anlatım akışı

3:37

%70 oranında,

he'd succeed,

3:39

o başarılı olacak,

and you'd have a 60% chance of winning the duel Kalıp ifadeler

3:40

ve sizin bir sonraki turun başında düelloyu kazanma şansınız

at the beginning of the next round.

3:43

%60 olacak.

Anlatım akışı

70% of the time, he'd succeed: olasılığı önce çerçevelemek

70% of the time, he'd succeed ifadesinde 70% of the time, he'd succeed sonucundan önce bir sıklık veya olasılık çerçevesi kurar. Burada, olası durumların ya da denemelerin yaklaşık %70’inde başarılı olacağı anlamına gelir; zamanının %70’ini “başarılı olarak” geçirdiğini anlatmaz. Yüzde ifadesini başa koymak, tahmindeki bir dalı takip etmeyi kolaylaştırır: önce olasılık, sonra sonuç gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp percentage + of the time, ardından virgül ve sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle önce olasılık çerçevesini kurup ardından sonucu verir?

  1. Eighty percent of the time, the backup system works.
  2. The backup system works eighty percent of the time.
  3. The backup system works during eighty percent of each test.
Cevabı göster

Eighty percent of the time, the backup system works.

Kalıp ifadeler

have a 60% chance of winning: olası bir sonucu sayısal olarak belirtmek

Buradaki you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır: bu koşullu tahminde düelloyu kazanma şansın %60 olurdu. Bu ifade, kazanma sonucunun olasılığının %60 olarak tahmin edildiğini anlatır. Bir sonucu sayıyla belirtmek için have a + yüzde + chance of + -ing kalıbını kullan. Genel bir tahminde yüzde yerine sıfat gelebilir: have a good chance of succeeding. of bölümü olası sonucu adlandırır; bu nedenle of'tan sonra isim ya da -ing biçimi gelir, fiilin yalın hâli gelmez.

Alıştırma

recover sözcüğünü ve chance of + -ing kalıbını kullanarak cümleyi tamamla: With a backup, we have a 90% chance ____ the data.

Cevabı göster

of recovering

If he fails,

3:45

Eğer o başarısız olursa,

chances are he'll be turned to stone, Kalıp ifadeler

3:46

muhtemelen taşa dönüştürülecek,

and you'd still have a 60% chance

3:48

ve sizin büyücü kadına karşı kazanma şansınız

of winning the duel against the enchantress.

3:51

hâlâ %60 olacak.

Kalıp ifadeler

chances are + yan cümle: muhtemel bir sonucu tahmin etmek

Chances are + yan cümle, ardından gelen sonucun muhtemel olduğunu belirten kalıplaşmış bir tahmin yapısıdır. Bu cümlede, başarısız olursa büyük olasılıkla taşa dönüşeceği tahmin ediliyor. Bu yapı hesaplanmış bir yüzde değil, genel bir değerlendirme verir. Chances çoğul kalır ve ardından tam bir yan cümle gelir; that isteğe bağlıdır. Bu nedenle Chances are he'll... ve Chances are that he'll... ifadelerinin ikisi de doğaldır.

Alıştırma

Kesin bir olasılık oranı bilmesen de bir paketin bugün gelmesini bekliyorsun. Hangi cümle paketin bugün gelmesini muhtemel olarak sunar?

  1. The package has a 10% chance of arriving today.
  2. Chances are the package will arrive today.
  3. There is a chance that the package will arrive today.
Cevabı göster

Chances are the package will arrive today.

There's a slim 3% chance Kalıp ifadeler

3:53

Küçük bir %3 ihtimalle

you'll all be turned into cats,

3:56

hepiniz kediye dönüşebilirsiniz,

Kalıp ifadeler

There's a slim 3% chance: çok düşük bir olasılık

There's a ... chance (that) + yan cümle yapısı, bir olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Altyazıda you'll sözcüğünden önceki that düşürülmüştür; bu, günlük İngilizcede yaygındır. Slim, chance sözcüğünü niteler ve olasılığın çok küçük olduğunu belirtir. A slim 3% chance, olayın pek olası olmadığını ama yine de gerçekleşebileceğini vurgular. Olay istenen veya istenmeyen bir şey olabilir; bu yüzden slim chance hem zayıf bir umudu hem de küçük bir riski anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle takımın eleme turunu geçmesinin düşük bir olasılık olduğunu, ancak tamamen imkânsız olmadığını belirtir?

  1. The team has a slim chance of qualifying.
  2. The team has a strong chance of qualifying.
  3. The team has no chance of qualifying.
Cevabı göster

The team has a slim chance of qualifying.

but when everything's accounted for, Öbek fiiller

3:57

ama her şey hesaba katıldığında,

you have better than even odds Kalıp ifadeler

3:59

eşit şanstan daha iyi bir ihtimale sahipsiniz,

of winning with this strategy,

4:01

bu stratejiyle kazanmak için,

Öbek fiiller

when everything's accounted for: ilgili tüm etkenleri dâhil etmek

When everything's accounted for, “ilgili tüm etkenler hesaplamaya veya değerlendirmeye dâhil edildikten sonra” anlamına gelir. Everything's, everything is ifadesinin kısaltmasıdır; accounted for ise edilgen yapıdadır. Etken biçimi someone has accounted for everything ifadesine karşılık gelir. Cümle başındaki when yan cümlesi, ana sonucun hangi temele dayandığını gösterir. Olasılık hakkındaki iddia, yalnızca tek bir bölüme değil, tüm etkenlerin değerlendirilmesiyle elde edilen genel sonuca dayanır.

Alıştırma

Bir bütçe incelemesinde hangi cümle her maliyetin hesaplamaya dâhil edildiği anlamına gelir?

  1. Every cost has been written off.
  2. Every cost has been paid in cash.
  3. Every cost has been accounted for.
Cevabı göster

Every cost has been accounted for.

Kalıp ifadeler

you have better than even odds: yüzde elliden yüksek olasılık

Even odds, iki sonucun eşit olasılığa sahip olduğu, yani şansın yaklaşık yarı yarıya olduğu anlamına gelir. Better than even odds bu nedenle olumlu sonucun olumsuz sonuçtan daha olası olduğunu; iki sonuçlu bir karşılaştırmada olasılığın %50’nin üzerinde olduğunu belirtir. you have better than even odds of winning ifadesindeki have ... odds of doing something kalıbı, bir olayın gerçekleşme ihtimalini bildirir. Buradaki even, “eşit” anlamındadır; Even John knew gibi bir cümledeki vurgu zarfı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle takımın finale kalmasının kalmamasından daha olası olduğunu, ancak bunun garanti olmadığını anlatır?

  1. The team has better than even odds of reaching the final.
  2. The team has even odds of reaching the final.
  3. The team is certain to reach the final.
Cevabı göster

The team has better than even odds of reaching the final.

and that's the best you can do. Anlatım akışı

4:03

ve yapabileceğinizin en iyisi de bu.

Anlatım akışı

and that's the best you can do: mümkün olan en iyi sonuçla bitirme

Bu cümlede that, az önce ortaya konan stratejiye veya sonuca gönderme yapar. The best you can do, belirtilen sınırlar içinde daha iyi bir sonuç verecek başka bir seçenek bulunmadığını anlatır; sonucun her bakımdan kusursuz olduğu anlamına gelmez. Cümlenin and ile başlaması, bu yargıyı önceki akıl yürütmenin nihai sonucu olarak sunar. Yeni bir adım eklemek yerine açıklamayı sonuca bağlar.

Alıştırma

Bir açıklamada and that's the best you can do genellikle neyi belirtir?

  1. Sınırlar içinde ulaşılabilen en iyi sonucu belirterek akıl yürütmeyi sonuca bağlar.
  2. Sonucun her bakımdan kusursuz olduğunu garanti eder.
  3. Daha önce ele alınmamış yeni bir yöntem ortaya koyar.
Cevabı göster

Sınırlar içinde ulaşılabilen en iyi sonucu belirterek akıl yürütmeyi sonuca bağlar.

Here's what the probability of winning Anlatım akışı

4:05

Kazanma olasılığının

for the different strategies looks like.

4:07

farklı stratejiler için nasıl göründüğü burada.

Anlatım akışı

Sonuçları sunmak için Here's what ... looks like

Here's, Here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve dinleyicinin dikkatini gösterilen bir grafiğe, görüntüye veya sonuca yöneltir. Bu cümlede anlatım, farklı stratejilerin kazanma olasılıklarını görsel olarak karşılaştıran sonuca geçer. What X looks like, cümlede isim gibi işlev gören bir iç cümleciktir. Soru devrikliği yerine düz cümle sırasını kullanır. Strategies çoğul olsa da temel isim probability tekil olduğu için looks kullanılır.

Alıştırma

Bir anketin sonuç grafiğini göstermek üzeresiniz. Görseli en doğal biçimde hangi cümle tanıtır?

  1. Here's how the survey results look like.
  2. Here's what the survey results look like.
  3. Here's what do the survey results look like?
Cevabı göster

Here's what the survey results look like.

Who would have thought Ton ve niyet

4:11

Kimin aklına gelirdi ki

that the best way to take your shot would be to throw away your shot? Deyimler

4:12

atış yapmanın en iyi yolunun atışınızı çöpe atmak olacağı?

Ton ve niyet

Şaşkınlık ifade eden Who would have thought ...?

Who would have thought (that) ...? normalde retorik bir sorudur. Beklenen yanıt aslında hiç kimse şeklindedir: konuşan kişi birinin adını sormak yerine sonucun ne kadar şaşırtıcı veya sezgilere aykırı olduğunu vurgular. Would have thought, artık bilinen bir sonucun bakış açısından önceki bir beklentiye dönüp bakar. That isteğe bağlıdır ve şaşırtıcı düşünceyi ya da sonucu tanıtır.

Alıştırma

Konuşan kişi şu cümleyle esas olarak ne demek istiyor: Who would have thought the smallest team would win?

  1. Konuşan kişi bunu tahmin eden kişinin adını öğrenmek istiyor.
  2. Sonuç şaşırtıcıdır.
  3. Konuşan kişi en küçük takımın kazanmasının zaten beklendiğini düşünüyor.
Cevabı göster

Sonuç şaşırtıcıdır.

Deyimler

take your shot ... throw away your shot: shot sözcüğünün çift anlamı

take your shot ifadesinde shot bir saldırı ya da deneme anlamına gelebilir; ayrıca bir fırsatı değerlendirmeyi çağrıştırır. throw away your shot ifadesinde ise bu saldırıyı ya da fırsatı bilerek boşa harcamak anlamına gelebilir. İki ifade yan yana geldiğinde kelime oyunu oluşur: fırsatı değerlendirmenin en iyi yolu, paradoksal biçimde o anki denemeden vazgeçmektir. Tekrarlanan shot, düellodaki somut saldırıyı daha geniş anlamdaki fırsat fikrine bağlar.

Alıştırma

Cümledeki kelime oyununu oluşturan nedir?

  1. Shot hem bir saldırı yapmayı hem de bir fırsatı değerlendirmeyi ifade eder.
  2. Shot yalnızca fotoğraf çekmeyi ifade eder.
  3. Throw away your shot daha dikkatli nişan almak demektir.
Cevabı göster

Shot hem bir saldırı yapmayı hem de bir fırsatı değerlendirmeyi ifade eder.

Hungry for more deadly duels? Ton ve niyet

4:16

Daha fazla ölümcül düello mu istiyorsunuz?

Ton ve niyet

Hungry for more...?: mecazi istek ve tanıtım sorusu

Burada hungry for, yemeğe ihtiyaç duymak değil, bir şeyi çok istemek anlamına gelir. Hungry for more deadly duels? ifadesi, Are you hungry for more deadly duels? sorusunun eksiltili biçimidir. Konuşmacı kısa bir soruyla izleyiciye doğrudan seslenerek heyecan yaratır ve onu daha fazla içeriğe yönlendirir. Bu kalıp fragmanlarda, videolarda, başlıklarda ve reklamlarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede hungry for, aynı mecazi ve tanıtım amaçlı biçimde kullanılmıştır?

  1. Hungry for more mystery stories? Open the next book.
  2. The dog is hungry for its dinner.
  3. I am hungry because I skipped breakfast.
Cevabı göster

Hungry for more mystery stories? Open the next book.

Try this one out. Öbek fiiller

4:18

Şunu deneyin.

Öbek fiiller

Try this one out: bir şeyi gerçekten deneyip görmek

Try this one out, işaret edilen belirli şeyi gerçekten deneyip nasıl sonuç verdiğini görmesi için birini teşvik eder. Bu cümlede this one sunulan sorunu ifade eder; out ise onu gerçekten deneme fikrini güçlendirir. Try out ayrılabilen bir öbek fiildir ve nesne olan this one, try ile out arasına gelir. Birini bir ürünü, yöntemi, etkinliği veya problemi denemeye davet ederken de aynı yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Try out ve it zamirini kullanarak yönergeyi tamamlayın: This app may be useful. ____ before you subscribe.

Cevabı göster

Try it out

You and your opponent have to choose between Kalıp ifadeler

4:20

Siz ve rakibiniz ikisinden birini seçmek zorundasınız

two bowls of five apples each.

4:22

her birinde beş elma olan iki kâse arasında.

Kalıp ifadeler

have to choose between: belirtilen seçenekler arasında zorunlu seçim yapmak

Have to choose between, belirli ve açıkça birbirinden ayrılan seçenekler arasında seçim yapmanın zorunlu olduğunu ifade eder. Have to genellikle bir kural veya durumdan kaynaklanan gerekliliği, choose between ise değerlendirilecek seçenekleri belirtir. Bu cümlede between two bowls, iki kaseyi mevcut seçenekler olarak sunar. Seçenekler ayrı ayrı adlandırıldığında have to choose between A and B kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Yalnızca iki belirli plan seçeneği var. Bu zorunlu seçimi en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. We have to choose between the full catalog.
  2. We have to choose from the basic plan and the premium plan.
  3. We have to choose between the basic plan and the premium plan.
Cevabı göster

We have to choose between the basic plan and the premium plan.

In the green bowl,

4:25

Yeşil kâsede,

two of the apples are poisonous,

4:26

elmaların ikisi zehirli,

and in the red bowl,

4:28

ve kırmızı kâsede,

three are.

4:29

üçü.

But if you choose the green bowl, Dilbilgisi

4:30

Ancak yeşil kâseyi seçerseniz,

you'll have to eat three of the apples at random. Kalıp ifadeler

4:32

elmalardan üçünü rastgele yemek zorunda kalacaksınız.

Dilbilgisi

But if you choose the green bowl: karşıt bir koşul eklemek

But, sıradaki kuralın az önce söylenenden farklı olduğunu veya önceki bilgiyi sınırladığını gösterir. If you choose the green bowl ise bu kuralı devreye sokan koşulu belirtir. Önceki bilgiye karşıt bir durum eklerken But if + koşul, sonuç yapısını kullanabilirsin. If yan cümlesi koşulu, ana cümle ise sonucu verir.

Alıştırma

Bağlamı oku: The standard plan includes email support. Hangi sonraki cümle But if yapısını doğal biçimde kullanarak karşıt bir koşul ekler?

  1. If but you want phone support, you'll need to upgrade.
  2. If you want phone support, but you'll need to upgrade.
  3. But if you want phone support, you'll need to upgrade.
Cevabı göster

But if you want phone support, you'll need to upgrade.

Kalıp ifadeler

You'll have to ... at random: zorunlu bir rastgele seçim

You'll have to, you will have to ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve bir kural ya da durumdan kaynaklanan gelecekteki zorunluluğu belirtir. Three of the apples, bilinen elma grubundan üçünün seçilmesi anlamına gelir. At random, bu üç elmanın nasıl seçildiğini açıklar: belirli elmalar önceden seçilmez ve planlanmış bir sıra izlenmez. Bu nedenle cümle hem sayının üç olmasını hem de seçimin rastgele yapılmasını gerektirir.

Alıştırma

Zorunluluk için have to, seçim yöntemi için at random kullanarak cümleyi tamamla: According to the game rules, you'll ____ draw two cards ____.

Cevabı göster

have to · at random

And if you choose the red bowl,

4:35

Kırmızı kâseyi seçerseniz,

you'll have to eat two at random.

4:37

rastgele ikisini yemek zorundasınız.

Here's the catch: Anlatım akışı

4:39

Püf noktası şu:

eat one poisonous apple, Dilbilgisi

4:40

bir zehirli elma yerseniz,

and you'll be fine,

4:42

iyi olacaksınız,

but two will kill you.

4:43

ama ikisi sizi öldürür.

Anlatım akışı

Here's the catch: gizli bir olumsuzluğu açıklamak

Here's the catch, önemli bir sorun, sınırlama veya koşulun açıklanmak üzere olduğunu belirtir. Dinleyicinin dikkatini basit ya da çekici görünen şeyden, duruma bakışı değiştiren ayrıntıya yöneltir. Buradaki catch, gizli bir olumsuzluk veya sorun anlamına gelen bir isimdir; bir şeyi yakalama eylemi değildir. İki noktadan sonra bu sorunun ne olduğu açıklanır.

Alıştırma

Gizli bir olumsuzluğu tanıtan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The trial is free. Here's the ____: you must enter your card details.

Cevabı göster

catch

Dilbilgisi

Eat..., and you'll... koşul-sonuç kalıbı

eat one poisonous apple, and you'll be fine ifadesinde ilk bölüm emir cümlesi biçimindedir, ancak gerçek bir talimat vermek yerine varsayımsal bir koşul sunar. if you eat one poisonous apple şeklinde yeniden ifade edilebilir. Do X, and Y will happen kalıbı bir eylemi veya koşulu onun sonucuna bağlar. if yan cümlesine kısa bir alternatiftir ve talimatlarda, uyarılarda ve sonuç bildiren ifadelerde yaygındır.

Alıştırma

Emir + and + sonuç kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Turn the key, ____ the engine will start.

Cevabı göster

and

Which bowl should you choose?

4:45

Hangi kâseyi seçmelisiniz?

Or does it not even matter? Ton ve niyet

4:46

Yoksa hiç fark etmez mi?

Ton ve niyet

Or does it not even matter?: bir şeyin etkisi olup olmadığını sorgulamak

Or başka bir olasılık ortaya koyar: Az önce ele alınan konu belki de sonucu hiç etkilemiyordur. Burada matter, “önemli olmak” veya “sonucu etkilemek” anlamında bir fiildir; not even olumsuzluğu güçlendirerek hiçbir önem veya etkinin bulunmadığını ifade eder. Soru biçimi doğrudan bir sonuca varmaktansa merak ve gerilim yaratır. Dinleyiciyi önceki bir varsayımı yeniden düşünmeye yönlendirir ve cevabın şaşırtıcı olabileceğini ima eder.

Alıştırma

Konuşmacı “Or does it not even matter?” diye sorarak temel olarak ne yapıyor?

  1. Olayın daha önce gerçekleşip gerçekleşmediğini sorar.
  2. Konunun hiçbir etkisi olmayabileceği olasılığını ortaya koyar.
  3. Konunun son derece önemli olduğunu doğrular.
Cevabı göster

Konunun hiçbir etkisi olmayabileceği olasılığını ortaya koyar.

Our sponsor,

4:49

Sponsorumuz,

brilliant.org,

4:49

brilliant.org,

will help you develop the skills to survive

4:51

hayatta kalma becerilerini geliştirmenize yardımcı olacak

any battle of wits life throws at you. Deyimler

4:53

hayatın karşınıza çıkaracağı her türlü zeka savaşında.

Deyimler

any battle of wits life throws at you: hayatın getirdiği mecazi bir zihinsel mücadele

A battle of wits, insanların zekâ, strateji veya hızlı düşünme becerilerini kullandığı bir mücadeledir. Bu mecazi bir ifadedir; fiziksel veya askerî bir savaş anlamına gelmez. Life throws at you, hayatı beklenmedik sorunlar sunan bir kişi gibi gösterir. Life throws at you yan cümlesi battle of wits ifadesini niteler ve that ilgi sözcüğü düşürülmüştür: any battle of wits that life throws at you. İfadenin bütünü, hayatın beklenmedik biçimde getirdiği herhangi bir zihinsel veya stratejik zorluk anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi seçenek “any battle of wits life throws at you” ifadesini en doğru biçimde açıklar?

  1. Hayat bir kavga sırasında size fiziksel olarak nesneler fırlatabilir.
  2. Her zor anı bir tartışmaya dönüştürmelisiniz.
  3. Hayat beklenmedik biçimde zihinsel veya stratejik zorluklar karşınıza çıkarabilir.
Cevabı göster

Hayat beklenmedik biçimde zihinsel veya stratejik zorluklar karşınıza çıkarabilir.

They'll guide you on how to break down a problem Öbek fiiller

4:56

Size bir problemi nasıl parçalara ayıracağınız konusunda rehberlik edecekler,

Öbek fiiller

guide someone on how to break down a problem: bir problemi parçalara ayırma konusunda yol göstermek

Guide someone on how to do something, bir kişiye bir şeyi yapmanın yöntemini veya adımlarını göstermek demektir. Buradaki they'll guide you on how to... ifadesi, işi senin yerine yapmayı değil, sana yol göstermeyi vaat eder. Break down a problem, karmaşık bir problemi daha kolay anlaşılabilmesi veya çözülebilmesi için küçük parçalara ayırmak demektir. Buradaki break down, bir şeye zarar vermeyi değil, analiz amacıyla parçalara ayırmayı anlatır.

Alıştırma

Dersteki öbeksi fiilin iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: This problem looks complex, so let's ____ it ____ into smaller steps.

Cevabı göster

break · down

into its component pieces,

4:58

bileşenlerine ayırma,

think clearly through each part,

5:00

her bir parça üzerinde net bir şekilde düşünme,

and build it back up to a conclusion. Öbek fiiller

5:02

ve onu tekrar bir sonuca ulaştırma konusunda.

Öbek fiiller

build it back up to a conclusion: akıl yürütmeyi yeniden kurup bir sonuca ulaşmak

Build it back up, bir problemin veya savın analiz edilmiş parçalarını yeniden bir araya getirmeyi anlatan bir mecazdır. Back, ayrı parçalardan tutarlı bir bütüne dönüşü belirtir; it ise analiz edilen problemi gösterir. To a conclusion, bu yeniden kurma sürecinin varış noktasını belirtir: parçalar, bir sonucu destekleyen akıl yürütme hâline getirilir. Burada fiziksel bir inşadan değil, düşünce sürecinin yeniden kurulmasından söz edilir.

Alıştırma

Bu problem çözme sürecinde build it back up to a conclusion ne anlama gelir?

  1. Önce bir sonuç seçip analizi görmezden gelmek
  2. Ayrı parçaları birbirine bağlamadan listelemek
  3. Analiz edilen parçaları bir sonucu destekleyen akıl yürütme hâlinde yeniden birleştirmek
Cevabı göster

Analiz edilen parçaları bir sonucu destekleyen akıl yürütme hâlinde yeniden birleştirmek

Hone your instincts at brilliant.org/teded, Kalıp ifadeler

5:04

İçgüdülerinizi brilliant.org/ted-ed adresinde geliştirin,

Kalıp ifadeler

Hone your instincts: sezgilerini keskinleştir

Burada hone, odaklı pratik yaparak zaten var olan bir yeteneği daha keskin hâle getirmek anlamındadır. Hone your instincts, hızlı karar verme sezgisini daha doğru ve güvenilir olacak şekilde geliştirmek demektir. Hone sözcüğünden sonra genellikle skills, technique veya instincts gibi bir yeteneği belirten isimler gelir. Sözcük, bir bıçağı bileme imgesinden gelir; ancak burada mecaz anlamda kullanılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “pratikle geliştirmek” anlamına gelen fiille tamamlayın: Daily logic puzzles can help you ____ your instincts.

Cevabı göster

hone

and use that link Anlatım akışı

5:08

ve o bağlantıyı kullanın

so they know we sent you.

5:08

ki sizi bizim gönderdiğimizi bilsinler.

Anlatım akışı

use that link so they know we sent you: bağlantıyı kullanarak yönlendiren kişiyi belirtmek

Bu yönerge, bilgiyi eylem + amaç düzeninde sunar: use that link yapılacak eylemdir; so they know we sent you ise amaçlanan sonucu açıklar. Buradaki so, so that veya in order that anlamındadır; therefore anlamında değildir. Bir yönergenin ardından gelen so + özne + fiil yapısı, dinleyenin eylemi neden yapması gerektiğini sıkça açıklar. Bu yönlendirme bağlamında we sent you, “seni biz tavsiye ettik veya buraya yönlendirdik” anlamına gelir. Birinin seni fiziksel olarak göndermesi anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede so, bir eylemin amacını açıklamak için kullanılmıştır?

  1. Keep the confirmation email, but you found the booking number later.
  2. Keep the confirmation email so you can find the booking number later.
  3. Keep the confirmation email because you found the booking number later.
Cevabı göster

Keep the confirmation email so you can find the booking number later.

Better yet, Anlatım akışı

5:10

Daha da iyisi,

the first 833 of you

5:11

ilk 833 kişiye

who sign up for a premium subscription Öbek fiiller

5:13

premium abonelik için kaydolan

Öbek fiiller

who sign up for a premium subscription: premium aboneliğe kaydolanlar

Sign up for + isim, bir hizmete, kursa, etkinliğe veya plana katılmak için kaydolmak anlamına gelir. Burada for, insanların kaydolduğu şeyi, yani premium aboneliği tanıtır. Who sign up for a premium subscription, tam cümlede the first 833 of you ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Koşulu hangi kişilerin karşıladığını, yani bu plana kaydolanları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “katılmak için kaydolmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: I decided to ____ the weekend workshop.

Cevabı göster

sign up for

will get 20% off the annual fee. Kalıp ifadeler

5:15

yıllık ücrette %20 indirim yapılacak.

Anlatım akışı

Better yet: daha güçlü bir avantaj eklemek

Better yet, sonraki bilgiyi daha önce söylenenden daha iyi veya daha çekici olarak sunan bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede ek indirimi daha güçlü bir avantaj olarak öne çıkarır. Mesajı yükselen bir sırayla düzenler: önce olumlu bir nokta, ardından daha da iyisi gelir. Yalnızca also ile bilgi eklemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Hangi cümle daha çekici bir avantaj eklemek için Better yet ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. The hotel is close to the station. Better yet, the rooms are now more expensive.
  2. The hotel is close to the station. Better yet, breakfast is included.
  3. The hotel is close to the station. Better yet, the hotel opened in 1998.
Cevabı göster

The hotel is close to the station. Better yet, breakfast is included.

Kalıp ifadeler

get 20% off the annual fee: yıllık ücrette %20 indirim almak

get 20% off the annual fee ifadesinde 20% off, normal yıllık ücretten %20 düşülmesi demektir. Bu nedenle kişi başlangıçtaki yıllık ücretin %80’ini öder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get + indirim miktarı + off + fiyat veya ücret şeklindedir. Burada get indirimden yararlanmak, annual fee ise her yıl alınan ücret anlamındadır.

Alıştırma

İndirim ifadesini tamamlayın: Members get 15% ____ the regular price.

Cevabı göster

off

And if you sign up for Brilliant

5:18

Ve eğer Brilliant'a kaydolursanız

using the link in the description below,

5:19

aşağıdaki açıklamadaki bağlantıyı kullanarak,

Brilliant will email you the solution to their apple riddle.

5:22

Brilliant size kendi elma bilmecesinin çözümünü e-posta ile gönderecek.