Büyücü düellosu bilmecesini çözebilir misin? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu olasılık bulmacasında, büyüleri farklı isabet oranlarına sahip üç büyücü sırayla düello yapar. Rakiplerin kendi başarı şanslarını artıran akılcı kararlarını öngören çözüm, en zayıf asayı seçip ilk atışı bilerek kaçırmanın neden %50’den yüksek kazanma olasılığı verdiğini gösterir; ardından zehirli elmalarla ilgili benzer bir soru sorar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the rules stipulate that — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: stipulate fiilini kuralların, sözleşmelerin veya kurumların açıkça belirlediği koşulları bildiren resmî bir sözcük olarak tanıyın. Böylece otorite taşıyan bir hükmü daha tarafsız say fiilinden ayırabilir ve beraberliği önleyen düello maddesine neden uygun olduğunu anlayabilirsiniz. 2. they'll make the choices that maximize their own chances of success. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: make choices that maximize... kalıbını stratejik çözümlemenin temelindeki rasyonel oyuncu varsayımını ifade etmek için tanıyıp kullanın. Bu yapı, her katılımcının kendisine en yüksek olasılığı sunan eylemi seçtiğini açıklamanızı ve sonraki çıkarımları izlemenizi sağlar. 3. Who would have thought — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu soruyu gerçek bir yanıt talebi değil, şaşkınlık bildiren bir ünlem olarak yorumlayın. En iyi hamlenin ilk atışı bilerek boşa harcamak çıkması gibi beklenmedik bir sonucu vurgulamak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
You've been chosen as a champion to represent your wizarding house in a deadly duel against two rival magic schools. Notlar
0:06Kendi büyücülük binanızı temsil etmek üzere seçilmiş bir şampiyon olarak, iki rakip sihir okuluna karşı ölümcül bir düelloya katılacaksınız.
You've been chosen as a champion: bir grup adına yarışmak üzere seçilmek
You've been chosen, present perfect zamanının edilgen biçimidir: biri seni seçmiştir ve bu seçimin sonucu şu anda da önemlidir. As a champion, hangi görev için seçildiğini belirtir. Bu cümlede champion, bir grup adına yarışmak üzere görevlendirilen kişiyi ifade eder. Kişinin daha önce kazandığı anlamına gelmez; ardından gelen amaç ifadesi to represent your wizarding house bunu açıkça gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede You've been chosen as a champion hangi anlama gelir?
- Binan adına yarışmak üzere seçildin.
- Diğer tüm yarışmacıları çoktan yendin.
- Binan için kazananı sen seçeceksin.
Cevabı göster
Binan adına yarışmak üzere seçildin.
to represent your wizarding house: represent + grup
to represent your wizarding house mastar öbeği, kişinin neden seçildiğini açıklar. Represent fiili temsil edilen grubu doğrudan alır: represent your house denir, represent for your house denmez. Burada represent, grup adına bir etkinliğe katılmak anlamına gelir. Aynı yapı okul, takım, şirket veya ülke ile de kullanılabilir.
Alıştırma
“Bir grup adına hareket etmek” anlamına gelen fiille cümleyi tamamlayın: Elena was chosen to ____ her school at the regional debate tournament.
Cevabı göster
represent
From the Newt-Nits school, a powerful sorcerer wields a wand that can turn people into fish, Notlar
0:16Newt-Nits okulundan güçlü bir büyücü, insanları balığa çevirebilen bir asaya sahip,
wields a wand: güçlü bir aracı etkin biçimde kullanmak
Wields a wand ifadesindeki wield, asayı güç uygulayabilen bir araç olarak tutup kullanmak anlamına gelir. Yalnızca asanın büyücünün elinde olduğunu değil, onu kontrol edip etkili biçimde kullandığını anlatır. Aynı düşünce silahlar ve soyut güç biçimleri için de geçerlidir. Bir şeyi sonuç oluşturmak için etkin biçimde kullanırken wield a sword, wield authority veya wield influence denebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede wield, güç veya nüfuzun etkin biçimde kullanıldığını doğal olarak anlatır?
- The passenger wielded a ticket while waiting for the train.
- The general wielded considerable influence over the committee.
- The reader wielded a quiet novel on the sofa.
Cevabı göster
The general wielded considerable influence over the committee.
that can turn people into fish: yetenek bildiren bir ilgi cümleciği
That can turn people into fish, a wand ifadesini niteleyen tanımlayıcı bir ilgi yan cümleciğidir. That, asayı temsil eder ve can turn yapısının öznesidir; böylece yan cümlecik, asanın ne yapabildiğini açıklayarak hangi asadan söz edildiğini belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp isim + that can + fiilin yalın hâlidir. a device that can detect smoke örneğinde olduğu gibi, bir nesnenin işlevini veya yeteneğini doğrudan o nesneye bağlar. Yan cümlecikte turn A into B, A'yı değiştirip B hâline getirmek demektir.
Alıştırma
Hangi cümle bir işlevi anlatmak için isim + that can + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?
- We need a camera that can work underwater.
- We need a camera that work can underwater.
- We need a camera what can work underwater.
Cevabı göster
We need a camera that can work underwater.
but his spell only works 70% of the time. Kalıp ifadeler
0:23ama büyüsü sadece %70 oranında işe yarıyor.
only works 70% of the time: başarı oranını yüzdeyle ifade etme
Burada works, “başarılı olmak” ya da “amaçlanan etkiyi göstermek” anlamına gelir. 70% of the time, denemelerin yaklaşık %70'inin başarılı olduğu anlamındadır; büyünün bir zaman diliminin %70'i boyunca çalıştığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yüzde + of the time kalıbı, bir olayın sıklığını veya başarı oranını belirtir. Only sonucu %70 ile sınırlar ve her seferinde işe yaramadığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi yüzde + of the time kalıbıyla tamamlayın: This backup code works 95% ____.
Cevabı göster
of the time
And from the Leib-ton school, an even more powerful enchantress wields a wand that turns people to statues, Dilbilgisi
0:27Leib-ton okulundan ise daha da güçlü bir büyücü kadın, insanları heykellere çeviren bir asaya sahip,
an even more powerful enchantress: even + karşılaştırma biçimi
More powerful, powerful sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Bu ifade, büyücüyü zaten güçlü olan bir karşılaştırma noktasından daha güçlü gösterir. Even bu karşılaştırmayı kuvvetlendirir; bu nedenle even more powerful yalnızca “çok güçlü” değil, “daha da güçlü” veya “bir derece daha güçlü” demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp even + karşılaştırma biçimidir: even faster, even better ve even more reliable. Tekil ve sayılabilen bir isimden önce sıfat öbeğinin tamamı a/an tanımlığından sonra gelir; an even more powerful enchantress buna örnektir.
Alıştırma
Daha yüksek güvenilirlik belirtmek için even + reliable sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanın: The updated battery is ____ reliable than the old one.
Cevabı göster
even more
Lots are drawn: kura çekerek karar verme
“Lots are drawn”, bir sırayı, rolü veya kişiyi belirlemek için rastgele kura çekildiği anlamına gelir. Buradaki a lot, rastgele seçilen bir kura kâğıdı ya da işarettir; lots, “çok sayıda” anlamına gelmez. Edilgen are drawn yapısı, kurayı kimin çektiğinden çok işlemin kendisine odaklanır. Kurallarda ve törenlerde bu ifade, sonucun rastgele belirlendiğini ve bu nedenle adil olmasının amaçlandığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede lots, rastgele çekilen kura kâğıtları anlamındadır?
- Before the debate, a lot of time was spent checking the schedule.
- Before the debate, lots were drawn to decide the speaking order.
- Before the debate, lots of names were written on the board.
Cevabı göster
Before the debate, lots were drawn to decide the speaking order.
and you're chosen to cast the first spell in the duel.
0:39ve düelloda ilk büyüyü yapmak üzere siz seçilirsiniz.
After which: önceki olayı sonraki adıma bağlamak
After which, hemen önce belirtilen olayın veya adımın tamamına gönderme yapar ve onu ardından geleceklerin zaman noktası hâline getirir. Burada “o adımdan sonra” anlamına gelir ve sıradaki kuralı tanıtır. Genellikle “[önceki olay], after which + cümlecik” yapısında görülür. Bu ilgi yapısı, iki adımı After that ile başlayan yeni bir cümleden daha sıkı ve daha resmî biçimde bağlar.
Alıştırma
Cümleyi, which içeren ve “o olaydan sonra” anlamına gelen iki sözcüklü resmî bağlayıcıyla tamamlayın: The technician will run a final test, ____ the device can be shipped.
Cevabı göster
after which
until only one of you is left: bitiş koşulu belirlemek
Until, tekrarlanan eylemin ne zaman sona ereceğini belirleyen koşulu getirir. Büyü yapma eylemi devam eder ve “içinizden yalnızca biri kaldı” durumu oluştuğunda durur. Aktarılabilir kalıp “eylem + until + son durum”dur. Burada is left, “geriye kalmak” anlamındadır; “ayrılmış olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede until, devam eden bir etkinliği sona erdiren koşulu belirtir?
- Because one player is left, everyone must keep taking turns.
- Only one player was left before the game began.
- Keep taking turns until only one player is left.
Cevabı göster
Keep taking turns until only one player is left.
anyone who casts out of order: yanlış turda hareket etmek
Anyone who casts out of order, zorunlu sıralamanın yanlış noktasında büyü yapan herhangi bir kişiyi ifade eder. who casts out of order ilgi cümleciği, kuralın kapsadığı kişileri belirtir. Burada out of order, bozuk bir cihazı değil, sıra ihlalini anlatır. cast gibi bir eylem fiiliyle kullanıldığında, eylemin kişiye ayrılan turdan önce veya sonra gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede out of order, bir eylemin zorunlu sırayı izlemediğini belirtir?
- The elevator is out of order.
- She answered the questions out of order.
- The printer has been out of order all morning.
Cevabı göster
She answered the questions out of order.
immediately forfeits the duel: kurallar gereği anında hükmen yenilgi
Bu kuralda forfeit the duel, bir kural ihlal edildiği için düelloyu otomatik olarak kaybetmek demektir. Normal bir mücadelenin ardından yenilmeyi değil, kurallara dayalı bir cezayı anlatır. Immediately, sıra dışı büyü yapıldığı anda cezanın yürürlüğe girdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede forfeit normal bir yenilgi yerine kurallar gereği hükmen yenilgiyi anlatır?
- The team watched the match from the front row.
- Because the team used an ineligible player, it forfeited the match.
- The team lost the match after the other side scored in overtime.
Cevabı göster
Because the team used an ineligible player, it forfeited the match.
if everyone's still standing at the end of the first round, Dilbilgisi
1:03eğer ilk turun sonunda herkes hâlâ ayaktaysa,
Also, to prevent draws: bir kural ekleyip amacını belirtme
Also, konuşanın daha önce verilen bilgilere başka bir kural eklediğini gösterir. To prevent draws amaç bildiren bir mastar öbeğidir; yeni kuralın önlemeyi amaçladığı istenmeyen sonucu adlandırır. Her iki bölümün de ana cümleden önce gelmesi, ayrıntılardan önce dinleyiciye bir bilgi haritası verir: bu ek bir önlemdir ve amacı beraberlikle biten sonuçları engellemektir. Burada draws, kazananı olmayan yarışmaları ifade eder.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "Also, to prevent delays, each speaker has a two-minute limit." Cümlenin başlangıcı bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Bir gecikmenin zaten yaşandığını bildirir ve sonucunu verir.
- Önceki kuralların yerine ilgisiz bir konu koyar.
- Başka bir önlem ekler ve bu önlemin engellemeyi amaçladığı sorunu belirtir.
Cevabı göster
Başka bir önlem ekler ve bu önlemin engellemeyi amaçladığı sorunu belirtir.
the rules stipulate that: resmî bir hüküm
Burada the rules stipulate that, kuralların ardından gelen hükmü resmî ve açık biçimde belirttiği anlamına gelir. that ile başlayan yan cümle, koşul ve sonucu da dâhil olmak üzere kuralın içeriğini verir. Stipulate, yalnızca say demekten daha güçlü ve resmîdir. Bilgiyi kurallarda, sözleşmede, anlaşmada veya hukuki belgede yerleşmiş bir hüküm olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede stipulate resmî bir şartı belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The contract stipulates that payment is due within thirty days.
- My friend stipulates that the movie was funny.
- The weather stipulates that it may rain tomorrow.
Cevabı göster
The contract stipulates that payment is due within thirty days.
if everyone's still standing at the end...: koşul belirleme
if ile başlayan yan cümle, ana cümledeki sonucu tetikleyen koşulu belirler. Kalıp if + özne + still + durum + at the end of + zaman dilimi şeklindedir: durum belirtilen bitiş noktasına kadar sürerse sonuç gerçekleşir. Burada everyone's still standing, ilk turun sonunda hiç kimsenin elenmemiş olduğu anlamına gelir. Bir yarışmada still standing çoğu zaman yalnızca fiziksel olarak ayakta durmayı değil, yarışmada kalmayı ifade eder.
Alıştırma
Hangi kural, koşul belirlemek için if + still + durum + at the end of... yapısını doğru kullanır?
- Both teams are if still tied at the end of regulation time, they will play overtime.
- If both teams are still tied at the end of regulation time, they will play overtime.
- If both teams still tied at the end of regulation time, they played overtime.
Cevabı göster
If both teams are still tied at the end of regulation time, they will play overtime.
Your wizarding house presents you with three options: Kalıp ifadeler
1:11Büyücülük binanız size üç seçenek sunuyor:
presents you with: present someone with something kalıbı
Present someone with something, bir kişiye bir şeyi resmî bir biçimde sunmak, göstermek veya vermek anlamına gelir. Burada presents you with three options, evin değerlendirmeniz için önünüze üç seçenek koyduğunu anlatır. Kalıp present + kişi + with + şey biçimindedir. Bu cümlede you alıcıyı, three options ise sunulan şeyi belirtir.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: At the planning meeting, the chair presented us ____ two possible schedules.
Cevabı göster
with
which binds one target with vines: zorunlu olmayan bir özellik eklemek
the Bannekar, which binds one target with vines ifadesinde which ile başlayan yan cümle, adı zaten verilmiş olan Bannekar hakkında ek bilgi sağlar. Virgül bunun sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği olduğunu gösterir: hangi Bannekar'ın kastedildiğini belirlemek yerine seçeneği açıklar. Which, binds fiilinin öznesidir; bu nedenle başka bir özne gerekmez. Cümlecikte bind A with B yapısı da kullanılır: one target A'dır, vines ise hedefi bağlamak için kullanılan araçtır. name, which + verb kalıbı bir öğenin ne yaptığını kısa biçimde açıklayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir özellik eklemek için name, which + verb yapısını doğru kullanır?
- The SafeBox, which it stores files securely, is easy to use.
- The SafeBox, stores which files securely, is easy to use.
- The SafeBox, which stores files securely, is easy to use.
Cevabı göster
The SafeBox, which stores files securely, is easy to use.
casts effectively 60% of the time: %60 başarı oranı
Burada effectively, büyünün amaçlanan sonucu üretip üretmediğini belirtir. 60% of the time ile birlikte ifade, yaklaşık her on büyü yapma girişiminin altısının amaçlandığı gibi sonuç verdiği anlamına gelir. Bu, büyüyü yapan kişinin zamanı ya da enerjiyi verimli kullandığı anlamına gelmez. Başarı oranı veya güvenilirlik anlatılırken effectively burada successfully ya da works anlamına yakındır.
Alıştırma
Bu cümlede casts effectively 60% of the time ne anlama gelir?
- Büyü, yapma girişimlerinin %60'ında amaçlanan etkiyi oluşturur.
- Büyü her yapıldığında %60 daha az enerji kullanır.
- Büyü diğer büyülerden %60 daha hızlı yapılır.
Cevabı göster
Büyü, yapma girişimlerinin %60'ında amaçlanan etkiyi oluşturur.
the incredibly rare Noether 9000: incredibly ile güçlü vurgu
incredibly rare ifadesinde incredibly, rare sıfatının derecesini güçlendiren bir derece zarfıdır. Son derece nadir veya dikkat çekici ölçüde nadir anlamına gelir; genellikle bu nadirliğe inanmanın kelimenin tam anlamıyla imkânsız olduğunu iddia etmez. the incredibly rare Noether 9000 ad öbeğinde sıfattan önce gelen incredibly, açıklamayı güçlü biçimde vurgular ve dramatik, tanıtım tarzı bir ton yaratır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp incredibly + adjective şeklindedir; incredibly useful ve incredibly difficult buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede incredibly bir sıfattan önce doğal bir güçlendirici olarak kullanılmıştır?
- The manuscript is incredibly rare; only two copies are known to exist.
- The manuscript is rare incredibly; only two copies are known to exist.
- The manuscript incredibly is rare; only two copies are known to exist.
Cevabı göster
The manuscript is incredibly rare; only two copies are known to exist.
banishes one target to...: bir yere zorla sürgün etme
Burada banishes, hedefi bulunduğu yerden zorla çıkarıp uzaktaki dağın zirvesine göndermek anlamına gelir. Sıradan bir yolculuktan ziyade ceza, dışlama veya büyüyle zorla uzaklaştırma anlamı taşır. Yeniden kullanılabilen yapı banish + kişi veya hedef + to + yer biçimindedir. to sonrasındaki bölüm, zorla gönderilmenin varış noktasını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede banish, ceza olarak zorla uzaklaştırmayı ifade eder?
- The guide banished the tourists to the museum.
- The coach banished the players to the field for practice.
- The ruler banished the rebel to a remote island.
Cevabı göster
The ruler banished the rebel to a remote island.
masters of strategy: bir alanda usta düzeyinde beceri
Masters of strategy, planlama ve etkili eylemleri seçme konusunda olağanüstü becerikli kişiler anlamına gelir. Burada master bir isimdir ve çoğul masters, opponents ile uyumludur. Yeniden kullanılabilen yapı be + a master/master(s) of + alan, beceri veya -ing biçimidir. Birinin yalnızca bir konuda iyi olduğunu söylemek yerine o kişiye uzman düzeyinde bir kimlik kazandırır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste olağanüstü beceriye sahip kişiler anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After years of award-winning work, these chefs are ____ turning simple ingredients into memorable meals.
Cevabı göster
masters of
that maximize their own chances of success.
1:43kendi başarı şanslarını en üst düzeye çıkaracak seçimleri yapacaklardır.
make choices that maximize their own chances of success: kendi başarı şanslarını en üst düzeye çıkaran seçimleri yapmak
Bu yan cümle, akıl yürütmede kullanılan karar kuralını belirtir: Her kişinin, başarıya ulaşma ihtimalini olabildiğince yükselten seçeneği tercih etmesi beklenir. Bu, hedefe yönelik rasyonel davranışla ilgili bir varsayımdır; başarının garanti edildiği anlamına gelmez. make the choices that maximize... yapısında that maximize... bölümü, choices sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. their own, her kişinin kendi sonucunu en iyi hâle getirdiğini vurgular. Bu kural, hangi mevcut seçeneğin o kişiye en yüksek başarı şansını verdiğini sorarak kararları tahmin etmeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi ifade, vurgulanan yan cümledeki karar kuralını en iyi açıklar?
- Her kişi herkesin aynı sonucu almasını sağlayan seçeneği seçer.
- Her kişi, kendisine en yüksek başarı şansını veren seçeneği seçer.
- Her kişi sonucu düşünmeden rastgele seçim yapar.
Cevabı göster
Her kişi, kendisine en yüksek başarı şansını veren seçeneği seçer.
employ a strategy: bir stratejiyi uygulamak
Burada employ, “kullanmak” veya “uygulamaya koymak” anlamındadır. Nesnesi strategy olduğundan what strategy should you employ, hangi stratejinin kullanılması gerektiğini sorar. Bu cümlede “işe almak” anlamına gelmez. Soru öbeği what strategy, employ fiilinin nesnesidir ve soruda başa taşınmıştır. to have the greatest chance... ifadesi bu stratejiyi seçme amacını verir.
Alıştırma
Hangi cümlede employ, “kullanmak veya uygulamaya koymak” anlamındadır?
- The restaurant employed a new chef last month.
- The studio employed three editors last year.
- The researchers employed a new method to check the results.
Cevabı göster
The researchers employed a new method to check the results.
it makes sense to enter the duel with the most powerful wand. Kalıp ifadeler
2:04düelloya en güçlü asayla girmek mantıklı.
After all, it makes sense: destekleyici bir gerekçe eklemek
Cümlenin başında After all, önceki iddiaya geri gönderme yapar ve onu destekleyen bir neden sunar. Burada it makes sense, seçimin mantıklı olduğunu belirtir; dolayısıyla girişin verdiği anlam kabaca şudur: “Bu seçim mantıklı olduğu için önceki görüş makuldür.” Bu, bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur: önce bir sonuç veya öneri söylenir, ardından After all, + gerekçe eklenir. Konuşan kişi bu gerekçeyi dinleyenin kolayca kabul edebileceği bir şey olarak sunar.
Alıştırma
After all bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Önceki bir düşünceyi destekleyen gerekçe ekler.
- İlgisiz bir konu başlatır.
- Bir olay dizisinin son olayını belirtir.
Cevabı göster
Önceki bir düşünceyi destekleyen gerekçe ekler.
It makes sense to + fiilin yalın hâli: bir eylemi makul olarak değerlendirmek
It makes sense to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin içinde bulunulan durumda mantıklı veya makul olduğunu belirtir. Örnekte değerlendirilen eylem to enter the duel with the most powerful wand bölümüdür. It biçimsel öznedir; asıl değerlendirilen eylemi to-mastar yapısı adlandırır. Bu kalıp, mevcut bilgilere göre seçimin makul göründüğünü söyler; seçimin kesinlikle başarılı olacağını ya da ahlaken doğru olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi it makes sense to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: The forecast says heavy snow, so ____ to leave early.
Cevabı göster
it makes sense
But before you pick it up, you consider what would happen: eylemden önce sonuçları düşünmek
But, gerçekleşmesi beklenen eylemden farklı bir yöne dönüldüğünü gösterir. Before you pick it up, düşünmeyi eylemden önceye yerleştirir; dolayısıyla nesne henüz ele alınmamıştır. Cümle, anlatıyı hemen seçim yapmaktan olası sonuçları incelemeye taşır. Başka durumlarda da kullanılabilen But before + beklenen eylem, ... kalıbı, bu eylemi duraklatır ve dikkati önce değerlendirilmesi gereken bir noktaya yöneltir.
Alıştırma
Bu cümle anlatıda nasıl bir işlev görür?
- Beklenen eylemi duraklatır ve dikkati olası sonuçlara yöneltir.
- Nesneyi ele almakla sonuçları düşünmenin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Nesnenin zaten ele alındığını doğrular.
Cevabı göster
Beklenen eylemi duraklatır ve dikkati olası sonuçlara yöneltir.
you'd also be the target of the other two magicians,
2:13aynı zamanda diğer iki büyücünün hedefi olurdunuz,
As the most dangerous wizard: As + kimlik belirten isim öbeği
As the most dangerous wizard ifadesinde as, bir rol ya da konum içinde olmak anlamına gelir. Baştaki as öbeği, ana cümlenin öznesi olan you sözcüğünü açıklar: Bu varsayımsal durumda en tehlikeli büyücü kimliğine sahipsin. Bu kimlik, ardından gelen sonucun temelini oluşturur; yani hedef hâline gelirsin. Başka durumlarda da kullanılabilen As + rol ya da kimlik belirten isim öbeği, ana cümle kalıbı; bir ifadeyi kişinin rolü, konumu veya statüsü çerçevesinde sunar.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun rolünü belirtmek için As + isim öbeği kullanıyor?
- Like the team captain, Leo spoke for the players.
- As the team captain, Leo spoke for the players.
- Leo spoke as clearly as the team captain did.
Cevabı göster
As the team captain, Leo spoke for the players.
take care of the most dangerous of them first: en büyük tehdidi önce etkisiz hâle getirmek
Burada take care of, bakımını yapmak değil, ilgilenip halletmek ya da etkisiz hâle getirmek anlamındadır. Nesnesi stratejik bir durumda en tehlikeli rakip olduğu için ifade, o rakibin tehdit olmaktan çıkarılmasını anlatır. the most dangerous of them, o grubun içindeki en tehlikeli kişi demektir. first, bu rakibin en öncelikli hedef olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu strateji cümlesinde take care of the most dangerous of them first ne anlama gelir?
- En tehlikeli rakibe bakıp onu korumak.
- En tehlikeli rakipten planı seçmesini istemek.
- En tehlikeli rakibi diğerlerinden önce etkisiz hâle getirmek.
Cevabı göster
En tehlikeli rakibi diğerlerinden önce etkisiz hâle getirmek.
you'd be struck down by the remaining wizard. Öbek fiiller
2:23geriye kalan büyücü tarafından vurulurdunuz.
there's a 70% chance + yan cümle: olasılık belirtmek
there's a 70% chance + yan cümle, yan cümledeki olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Bu cümlede olası olay you'd be struck down by the remaining wizard bölümüdür. Yeniden kullanılabilen kalıp there's a + yüzde + chance + yan cümle şeklindedir. There's, there is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Yan cümleden önce that eklenebilir, ancak çoğu zaman kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle there's a + yüzde + chance + yan cümle kalıbını doğru kullanır?
- There's 70% a chance the package will arrive today.
- There's a 70% chance for the package will arrive today.
- There's a 70% chance the package will arrive today.
Cevabı göster
There's a 70% chance the package will arrive today.
you'd be struck down: strike down ifadesinin edilgen biçimi
Bu yan cümlede you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Olası bir sonucu anlatır: kalan büyücü seni alt ederdi. Be struck down edilgen yapıdadır. Strike down birini yere sermek, savaşamayacak hâle getirmek ya da yenmek demektir; down, strike fiiline sonucun gerçekleştiği anlamını ekler. by öbeği bu sonuca kimin yol açtığını belirtir. Bu dövüş bağlamında cümle tek başına kişinin öldüğünü söylemez.
Alıştırma
Cümleyi strike down ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: In the fantasy duel, the knight was ____ by the final spell.
Cevabı göster
struck down
which means ... wouldn't ... until: sonuç ve zaman sınırı
Which means, önceki It works 80% of the time gerçeğinin tamamına gönderme yapar ve bundan çıkarılan bir sonucu belirtir. Burada yalnızca önceki bir ismi nitelemek yerine, sonuç olarak belirli bir çıkarım yapabileceğimizi anlatır. You wouldn't be a target until X bir zaman sınırı koyar. Büyücü kadın etkisiz hâle getirilmeden önce hedef olmazdın; bu sınırdan sonra durum değişebilir. Until, sonrasında kesinlikle hedef olacağını söylemez.
Alıştırma
İlk gerçekten bir zaman sınırı çıkarırken which means ve until yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The building must stay closed through Thursday, which means we will never reopen.
- The building must stay closed through Thursday, which means we won't be able to reopen until Friday.
- The building must stay closed through Thursday, which means we reopened last Monday.
Cevabı göster
The building must stay closed through Thursday, which means we won't be able to reopen until Friday.
you'd probably be turned into a fish immediately after.
2:39muhtemelen hemen ardından balığa dönüştürülürdünüz.
succeed in transforming: succeed in + -ing yapısı
Succeed in doing something, bir şeyi tamamlamayı veya gerçekleştirmeyi başarmak anlamına gelir. Burada succeeded in transforming her, onu dönüştürme işinin başarıyla yapıldığını ifade eder. Bu yapıda in bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: succeed in + fiil-ing. Succeeded in transforming kullanılır, succeeded to transform kullanılmaz.
Alıştırma
Succeed in + -ing yapısının basit geçmiş biçimini ve fix fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: After several attempts last night, Maya finally ____ the broken lock.
Cevabı göster
succeeded in fixing
the enchantress would almost certainly turn you to stone. Kalıp ifadeler
2:44büyücü kadın sizi neredeyse kesin olarak taşa çevirirdi.
would almost certainly turn: neredeyse kesin bir öngörü
Almost certainly, konuşanın bir sonucun gerçekleşme olasılığını son derece yüksek gördüğünü, ancak gerçekleşmeme ihtimalini çok az da olsa kabul ettiğini gösterir. Burada büyücü kadının tepkisi, koşulun neredeyse kesin bir sonucu olarak sunulur. Bir kiplik fiiliyle kullanıldığında bu olasılık zarfı normalde kiplik fiilinden sonra ve ana fiilden önce gelir: would almost certainly turn. Bu konum, almost certainly ifadesinin öngörülen eylemi nitelemesini sağlar.
Alıştırma
Bir tahminin doğru olma olasılığı son derece yüksek, ancak yanlış çıkma ihtimali de çok az olsa bulunuyor. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?
- The launch would probably happen on Friday.
- The launch would certainly happen on Friday.
- The launch would almost certainly happen on Friday.
Cevabı göster
The launch would almost certainly happen on Friday.
It would really be better if...: varsayımsal bir öneri
It would really be better if you missed, It would be better if + özne + simple past yapısını kullanır. Buradaki missed, ıskalamayı geçmişte tamamlanmış bir olay olarak değil, hayal edilen bir seçim veya sonuç olarak sunar. Bu yapı, şimdiki veya gelecekteki bir olasılığı daha tercih edilir olarak değerlendirir. really değerlendirmeyi güçlendirir: Konuşan kişi, ıskalamanın açıkça daha iyi bir sonuç vereceğini düşünür.
Alıştırma
Öneriyi hedef yapıyla tamamlayın: The road is icy. ____ we waited until daylight before driving.
Cevabı göster
It would be better if
That's when...: bir anı yeni bir fikre bağlamak
That's when..., az önce bahsedilen duruma veya ana dönüp o noktada ne olduğunu söyler. And that's when you have an idea. cümlesinde önceki düşünce akışını yeni bir fikrin ortaya çıkmasına bağlar. Bu kalıp, anlatıyı düzenlerken bir dönüm noktasını gösterir: Önce hazırlık gelir, ardından önemli fark ediş veya olay gerçekleşir. Buradaki have an idea, yalnızca “bir görüşe sahip olmak” değil, “aklına bir fikir gelmek” anlamındadır.
Alıştırma
Önceki bir olayı daha sonraki bir fark edişe bağlamak için that's when kullanan cümle hangisidir?
- I checked the final clue, and that's when I understood the pattern.
- That's the final clue that helped me understand the pattern.
- I understood the pattern, and that's why I checked the final clue.
Cevabı göster
I checked the final clue, and that's when I understood the pattern.
What if you took...?: varsayımsal bir plan önermek
What if + özne + geçmiş zamanlı fiil, hayal edilen bir planı ortaya atıp birini sonucunu düşünmeye davet edebilir. Buradaki What if you took the Gaussian, kişinin onu geçmişte alıp almadığını sormaz; onu sıradaki olası hamle olarak seçmeyi önerir. Geçmiş zaman biçimindeki took, varsayımsal bir mesafe yaratır. Bu yapıda fiil geçmiş biçimde olsa da öneri şimdiki zamanla veya gelecekle ilgili olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir gerçeği sormak yerine What if...? yapısını olası bir plan önermek için doğal biçimde kullanır?
- What time did we take the earlier train yesterday?
- What if we took the earlier train instead?
- Who took the earlier train last week?
Cevabı göster
What if we took the earlier train instead?
missed on purpose: bilerek ıskalamak
missed on purpose ifadesinde miss, hedeflenen şeyi vuramamak; on purpose ise «bilerek» anlamına gelir. İfade, ıskalamanın bir kaza veya beceri eksikliği değil, planlanmış bir hareket olduğunu söyler. on purpose birçok eylemden sonra kullanılan bir zarf öbeğidir. Kişinin eylemi yapmaya niyetli olduğu anlamını ekleyerek eylemin nasıl yorumlandığını değiştirir.
Alıştırma
Cümleyi on purpose ile tamamlayın: During the drill, Mia missed the target ____ to test the sensor.
Cevabı göster
on purpose
Then you would wait...: varsayımsal planda sonraki adıma geçmek
Then, sırayla ele alınan bir planın sonraki adımını gösterir. Burada “sonra” veya “ondan sonra” anlamına gelir ve bu eylemi önceki bir adıma bağlar. Would wait, eylemi hâlihazırda gerçekleşen bir olay olarak değil, hayal edilen bir stratejinin parçası olarak sunar. Then + özne + would + fiilin yalın hâli kalıbı, varsayımsal bir planı bir sonraki adıma taşımaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle, varsayımsal bir planın sonraki adımını tanıtmak için Then + would yapısını doğal biçimde kullanır?
- Then you chose the safest route yesterday.
- Then choose the safest route right now.
- First, you would check the map. Then you would choose the safest route.
Cevabı göster
First, you would check the map. Then you would choose the safest route.
It's a good idea, but...: sorunu belirtmeden önce fikri kabul etmek
It's a good idea, önerinin güçlü yanını kabul eder. Ardından but, anlatımın yönünü değiştirir ve there's a problem, konuşmacının açıklamak üzere olduğu bir sınırlamayı haber verir. Cümle bütünüyle “önce kabul et, sonra sınırlama getir” düzenini izler. Fikri tamamen reddetmez; dinleyiciyi, fikrin işe yarayıp yaramayacağını değiştirebilecek bir engeli veya koşulu düşünmeye hazırlar.
Alıştırma
Hangi yanıt önce bir öneriyi kabul edip ardından bir sınırlama getirir?
- It's a good idea, but there's a problem: we don't have enough time.
- It's a bad idea, and I won't discuss it.
- It's a good idea, so there is nothing else to consider.
Cevabı göster
It's a good idea, but there's a problem: we don't have enough time.
could also pass his turn: harekete geçmemek için ek bir seçenek
Pass his turn, sıra ona geldiğinde hiçbir şey yapmamayı seçip oyunun devam etmesine izin vermesi demektir. Buradaki turn, fiziksel olarak dönmek değil, oyuncuya ayrılmış hareket etme hakkıdır. Could also, bunun daha önce belirtilen seçeneklere ek olarak kullanılabilecek başka bir seçenek olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı pass + iyelik sözcüğü + turn şeklindedir: pass my turn, pass your turn veya pass her turn.
Alıştırma
Cümleyi pass ve doğru iyelik sözcüğüyle tamamlayın: I cannot make a useful move, so I will ____.
Cevabı göster
pass my turn
knowing that she couldn't pass without becoming a cat, Dilbilgisi
3:11pas geçerse kediye dönüşeceğini bildiğinden,
knowing that ... couldn't pass without becoming ...: eylemin nedenini belirtme
Araya giren -ing yan cümlesi knowing that ..., büyücü kadının hareket ederken zihninde zaten bulunan bilgiyi verir. Bu yan cümlenin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olan the enchantress'tır ve bu bilgi onun neden büyü yapacağını açıklar. Burada pass, sırasını pas geçmek demektir. She couldn't pass without becoming a cat, sırasını pas geçmesinin onu kaçınılmaz olarak kediye dönüştüreceğini belirtir. Without sözcüğünden sonra becoming bir -ing biçimidir; cannot do X without doing Y yapısı, Y'den kaçınıldığında X'in gerçekleşemeyeceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, ana öznenin nedenini belirtmek için Knowing that... yapısını doğru kullanıyor ve without sözcüğünden sonra bir -ing biçimi getiriyor?
- Knowing that he couldn't finish without asking for help, Omar called his coach.
- Knowing that he couldn't finish without ask for help, Omar called his coach.
- Knowing that he couldn't finish without asking for help, a call was made to his coach.
Cevabı göster
Knowing that he couldn't finish without asking for help, Omar called his coach.
since you're...: since ile neden belirtmek
Vurgulanan yan cümlede since, you'd be the target sonucunun nedenini belirtir. Burada because veya given that anlamına yakındır; geçmişteki bir zamandan bugüne kadar anlamına gelmez. Neden bildiren since'in ardından tam bir cümlecik gelir ve bu neden çoğu zaman zaten bilinen veya kolayca kabul edilebilecek bir gerçek olarak sunulur. Ana cümle de bu nedene dayanan sonucu, etkiyi veya kararı verir.
Alıştırma
Hangi cümlede since, örnekteki gibi bir neden belirtmek için kullanılmıştır?
- We've used this library since 2022.
- Since the library is closing soon, let's choose our books now.
- She has been here since lunchtime.
Cevabı göster
Since the library is closing soon, let's choose our books now.
And that's when you see what you really need to do. Anlatım akışı
3:22Ve işte o an gerçekten ne yapmanız gerektiğini anlarsınız.
that's when you see...: akıl yürütmeyi yeni bir farkındalığa bağlamak
That's when, az önce açıklanan duruma veya akıl yürütmeye gönderme yapar ve önemli bir anlayışın netleştiği anı belirtir. Önceki adımla ardından gelen farkındalık arasında bağlantı kurarak bilgiyi düzenler. Buradaki see, gözle bakmak değil, anlamak veya fark etmek demektir. that's when you see... kalıbı, birinin yalnızca aklına bir fikir geldiğini söylemek yerine, cevabın önceki akıl yürütmeden sonra netleştiğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede that's when, önceki bir adımı yeni bir farkındalığa bağlamak için kullanılmıştır?
- Review the timeline; that's when you see where the delay began.
- Review the timeline; that's why the delay lasted a week.
- Review the timeline; that's where you record the delay.
Cevabı göster
Review the timeline; that's when you see where the delay began.
Take the weakest wand: Emir cümlesiyle doğrudan bir adım verme
Take the weakest wand bir emir cümlesidir. Özne olan you açıkça söylenmez, bağlamdan anlaşılır ve talimat temel biçimdeki Take fiiliyle başlar. Böylece eylem bir olasılık ya da betimleme olarak değil, açık bir adım olarak sunulur. Şaşırtıcı bir seçim olan the weakest wand ifadesini doğrudan bir emre yerleştirmek, beklentinin tersine olan stratejiyi öne çıkarır: plan görünüşte en kötü araçla başlar.
Alıştırma
Hangi cümle okuyucuya emir yapısıyla doğrudan bir adım verir?
- Take the smallest box and place it by the door.
- The smallest box is by the door.
- You could take the smallest box and place it by the door.
Cevabı göster
Take the smallest box and place it by the door.
miss on purpose: Kasıtlı ıskalamayı son talimat yapmak
miss on purpose, hedefi bilerek ıskalamak demektir. Miss başarısız sonucu belirtirken on purpose bu sonucun kazara değil, planlı olduğunu gösterir. Burada and, miss fiilini Take ile bağlar; dolayısıyla miss aynı emir cümlesindeki ikinci eylemdir. Bu son talimatta bilerek ıskalamak, yalnızca olası bir sonuç değil, uygulanacak strateji hâline gelir.
Alıştırma
Hangi cümle Nina’nın hedefi bilerek vuramadığını söylüyor?
- Nina missed the target on purpose.
- Nina almost missed the target.
- Nina missed the target by accident.
Cevabı göster
Nina missed the target on purpose.
and he'll have to try to turn her into a fish Dilbilgisi
3:33ve taşa dönüşmemek için onu balığa çevirmeye
that he'll be targeted by the enchantress: gelecek zamanda edilgen içerik yan cümlesi
that he'll be targeted by the enchantress yan cümlesi, knows fiilinin içeriğini verir; büyücünün ne bildiğini açıklar. Buradaki that bir içerik yan cümlesi başlatır, bir kişiyi veya nesneyi işaret etmez. He'll be targeted, he will be targeted anlamına gelir. will + be + geçmiş zaman ortacı kalıbı gelecek zamanda edilgen yapıyı oluşturur. he eylemden etkilenen kişidir; by the enchantress ise eylemi yapanı belirtir.
Alıştırma
Maya'nın kendisiyle yarın görüşme yapılacağını bildiğini anlatmak için know that ile gelecek zamanda edilgen yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- Maya knows that she'll be interviewed tomorrow.
- Maya knows that she'll interview tomorrow.
- Maya knows to be interviewed tomorrow.
Cevabı göster
Maya knows that she'll be interviewed tomorrow.
he'll have to try to turn...: denemek zorunda olmak
He'll have to try to turn her into a fish birkaç fiil yapısını üst üste kullanır. He'll, he will anlamına gelir; have to gelecekte bir girişimi gerekli kılar; try to ise sonucu kesin olmayan bir çabayı belirtir. Turn her into a fish, turn + nesne + into + yeni biçim kalıbını izler ve hedeflenen sonucu söyler. Temel nokta, zorunluluğun deneme eylemine uygulanmasıdır. Cümle, onu dönüştürmeyi kesinlikle başaracağını söylemez.
Alıştırma
Durum, denemeyi zorunlu kılıyor ancak başarı garanti değil. Bu anlamı en doğru ifade eden cümle hangisidir?
- We'll have to try to unlock the door.
- We'll try to unlock the door if we have time.
- We'll have to unlock the door.
Cevabı göster
We'll have to try to unlock the door.
avoid being turned into stone: avoid + edilgen -ing yapısı
to avoid being turned into stone ifadesinde to avoid..., önceki eylemin amacını belirtir: kötü bir sonucun gerçekleşmemesi için o eylem yapılır. Avoid sözcüğünden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir; bu yüzden burada başka bir to’lu mastar değil, being kullanılır. Being turned edilgen bir -ing yapısıdır: kişi eyleme maruz kalır. Risk, bir kişiye ya da nesneye bir şey yapılmasıysa avoid being + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi trap fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The hikers left early to avoid ____ in a sudden storm.
Cevabı göster
being trapped
and you'd have a 60% chance of winning the duel Kalıp ifadeler
3:40ve sizin bir sonraki turun başında düelloyu kazanma şansınız
70% of the time, he'd succeed: olasılığı önce çerçevelemek
70% of the time, he'd succeed ifadesinde 70% of the time, he'd succeed sonucundan önce bir sıklık veya olasılık çerçevesi kurar. Burada, olası durumların ya da denemelerin yaklaşık %70’inde başarılı olacağı anlamına gelir; zamanının %70’ini “başarılı olarak” geçirdiğini anlatmaz. Yüzde ifadesini başa koymak, tahmindeki bir dalı takip etmeyi kolaylaştırır: önce olasılık, sonra sonuç gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp percentage + of the time, ardından virgül ve sonuç biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle önce olasılık çerçevesini kurup ardından sonucu verir?
- Eighty percent of the time, the backup system works.
- The backup system works eighty percent of the time.
- The backup system works during eighty percent of each test.
Cevabı göster
Eighty percent of the time, the backup system works.
have a 60% chance of winning: olası bir sonucu sayısal olarak belirtmek
Buradaki you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır: bu koşullu tahminde düelloyu kazanma şansın %60 olurdu. Bu ifade, kazanma sonucunun olasılığının %60 olarak tahmin edildiğini anlatır. Bir sonucu sayıyla belirtmek için have a + yüzde + chance of + -ing kalıbını kullan. Genel bir tahminde yüzde yerine sıfat gelebilir: have a good chance of succeeding. of bölümü olası sonucu adlandırır; bu nedenle of'tan sonra isim ya da -ing biçimi gelir, fiilin yalın hâli gelmez.
Alıştırma
recover sözcüğünü ve chance of + -ing kalıbını kullanarak cümleyi tamamla: With a backup, we have a 90% chance ____ the data.
Cevabı göster
of recovering
chances are + yan cümle: muhtemel bir sonucu tahmin etmek
Chances are + yan cümle, ardından gelen sonucun muhtemel olduğunu belirten kalıplaşmış bir tahmin yapısıdır. Bu cümlede, başarısız olursa büyük olasılıkla taşa dönüşeceği tahmin ediliyor. Bu yapı hesaplanmış bir yüzde değil, genel bir değerlendirme verir. Chances çoğul kalır ve ardından tam bir yan cümle gelir; that isteğe bağlıdır. Bu nedenle Chances are he'll... ve Chances are that he'll... ifadelerinin ikisi de doğaldır.
Alıştırma
Kesin bir olasılık oranı bilmesen de bir paketin bugün gelmesini bekliyorsun. Hangi cümle paketin bugün gelmesini muhtemel olarak sunar?
- The package has a 10% chance of arriving today.
- Chances are the package will arrive today.
- There is a chance that the package will arrive today.
Cevabı göster
Chances are the package will arrive today.
There's a slim 3% chance: çok düşük bir olasılık
There's a ... chance (that) + yan cümle yapısı, bir olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Altyazıda you'll sözcüğünden önceki that düşürülmüştür; bu, günlük İngilizcede yaygındır. Slim, chance sözcüğünü niteler ve olasılığın çok küçük olduğunu belirtir. A slim 3% chance, olayın pek olası olmadığını ama yine de gerçekleşebileceğini vurgular. Olay istenen veya istenmeyen bir şey olabilir; bu yüzden slim chance hem zayıf bir umudu hem de küçük bir riski anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle takımın eleme turunu geçmesinin düşük bir olasılık olduğunu, ancak tamamen imkânsız olmadığını belirtir?
- The team has a slim chance of qualifying.
- The team has a strong chance of qualifying.
- The team has no chance of qualifying.
Cevabı göster
The team has a slim chance of qualifying.
when everything's accounted for: ilgili tüm etkenleri dâhil etmek
When everything's accounted for, “ilgili tüm etkenler hesaplamaya veya değerlendirmeye dâhil edildikten sonra” anlamına gelir. Everything's, everything is ifadesinin kısaltmasıdır; accounted for ise edilgen yapıdadır. Etken biçimi someone has accounted for everything ifadesine karşılık gelir. Cümle başındaki when yan cümlesi, ana sonucun hangi temele dayandığını gösterir. Olasılık hakkındaki iddia, yalnızca tek bir bölüme değil, tüm etkenlerin değerlendirilmesiyle elde edilen genel sonuca dayanır.
Alıştırma
Bir bütçe incelemesinde hangi cümle her maliyetin hesaplamaya dâhil edildiği anlamına gelir?
- Every cost has been written off.
- Every cost has been paid in cash.
- Every cost has been accounted for.
Cevabı göster
Every cost has been accounted for.
you have better than even odds: yüzde elliden yüksek olasılık
Even odds, iki sonucun eşit olasılığa sahip olduğu, yani şansın yaklaşık yarı yarıya olduğu anlamına gelir. Better than even odds bu nedenle olumlu sonucun olumsuz sonuçtan daha olası olduğunu; iki sonuçlu bir karşılaştırmada olasılığın %50’nin üzerinde olduğunu belirtir. you have better than even odds of winning ifadesindeki have ... odds of doing something kalıbı, bir olayın gerçekleşme ihtimalini bildirir. Buradaki even, “eşit” anlamındadır; Even John knew gibi bir cümledeki vurgu zarfı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle takımın finale kalmasının kalmamasından daha olası olduğunu, ancak bunun garanti olmadığını anlatır?
- The team has better than even odds of reaching the final.
- The team has even odds of reaching the final.
- The team is certain to reach the final.
Cevabı göster
The team has better than even odds of reaching the final.
and that's the best you can do: mümkün olan en iyi sonuçla bitirme
Bu cümlede that, az önce ortaya konan stratejiye veya sonuca gönderme yapar. The best you can do, belirtilen sınırlar içinde daha iyi bir sonuç verecek başka bir seçenek bulunmadığını anlatır; sonucun her bakımdan kusursuz olduğu anlamına gelmez. Cümlenin and ile başlaması, bu yargıyı önceki akıl yürütmenin nihai sonucu olarak sunar. Yeni bir adım eklemek yerine açıklamayı sonuca bağlar.
Alıştırma
Bir açıklamada and that's the best you can do genellikle neyi belirtir?
- Sınırlar içinde ulaşılabilen en iyi sonucu belirterek akıl yürütmeyi sonuca bağlar.
- Sonucun her bakımdan kusursuz olduğunu garanti eder.
- Daha önce ele alınmamış yeni bir yöntem ortaya koyar.
Cevabı göster
Sınırlar içinde ulaşılabilen en iyi sonucu belirterek akıl yürütmeyi sonuca bağlar.
Sonuçları sunmak için Here's what ... looks like
Here's, Here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve dinleyicinin dikkatini gösterilen bir grafiğe, görüntüye veya sonuca yöneltir. Bu cümlede anlatım, farklı stratejilerin kazanma olasılıklarını görsel olarak karşılaştıran sonuca geçer. What X looks like, cümlede isim gibi işlev gören bir iç cümleciktir. Soru devrikliği yerine düz cümle sırasını kullanır. Strategies çoğul olsa da temel isim probability tekil olduğu için looks kullanılır.
Alıştırma
Bir anketin sonuç grafiğini göstermek üzeresiniz. Görseli en doğal biçimde hangi cümle tanıtır?
- Here's how the survey results look like.
- Here's what the survey results look like.
- Here's what do the survey results look like?
Cevabı göster
Here's what the survey results look like.
that the best way to take your shot would be to throw away your shot? Deyimler
4:12atış yapmanın en iyi yolunun atışınızı çöpe atmak olacağı?
Şaşkınlık ifade eden Who would have thought ...?
Who would have thought (that) ...? normalde retorik bir sorudur. Beklenen yanıt aslında hiç kimse şeklindedir: konuşan kişi birinin adını sormak yerine sonucun ne kadar şaşırtıcı veya sezgilere aykırı olduğunu vurgular. Would have thought, artık bilinen bir sonucun bakış açısından önceki bir beklentiye dönüp bakar. That isteğe bağlıdır ve şaşırtıcı düşünceyi ya da sonucu tanıtır.
Alıştırma
Konuşan kişi şu cümleyle esas olarak ne demek istiyor: Who would have thought the smallest team would win?
- Konuşan kişi bunu tahmin eden kişinin adını öğrenmek istiyor.
- Sonuç şaşırtıcıdır.
- Konuşan kişi en küçük takımın kazanmasının zaten beklendiğini düşünüyor.
Cevabı göster
Sonuç şaşırtıcıdır.
take your shot ... throw away your shot: shot sözcüğünün çift anlamı
take your shot ifadesinde shot bir saldırı ya da deneme anlamına gelebilir; ayrıca bir fırsatı değerlendirmeyi çağrıştırır. throw away your shot ifadesinde ise bu saldırıyı ya da fırsatı bilerek boşa harcamak anlamına gelebilir. İki ifade yan yana geldiğinde kelime oyunu oluşur: fırsatı değerlendirmenin en iyi yolu, paradoksal biçimde o anki denemeden vazgeçmektir. Tekrarlanan shot, düellodaki somut saldırıyı daha geniş anlamdaki fırsat fikrine bağlar.
Alıştırma
Cümledeki kelime oyununu oluşturan nedir?
- Shot hem bir saldırı yapmayı hem de bir fırsatı değerlendirmeyi ifade eder.
- Shot yalnızca fotoğraf çekmeyi ifade eder.
- Throw away your shot daha dikkatli nişan almak demektir.
Cevabı göster
Shot hem bir saldırı yapmayı hem de bir fırsatı değerlendirmeyi ifade eder.
Hungry for more...?: mecazi istek ve tanıtım sorusu
Burada hungry for, yemeğe ihtiyaç duymak değil, bir şeyi çok istemek anlamına gelir. Hungry for more deadly duels? ifadesi, Are you hungry for more deadly duels? sorusunun eksiltili biçimidir. Konuşmacı kısa bir soruyla izleyiciye doğrudan seslenerek heyecan yaratır ve onu daha fazla içeriğe yönlendirir. Bu kalıp fragmanlarda, videolarda, başlıklarda ve reklamlarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede hungry for, aynı mecazi ve tanıtım amaçlı biçimde kullanılmıştır?
- Hungry for more mystery stories? Open the next book.
- The dog is hungry for its dinner.
- I am hungry because I skipped breakfast.
Cevabı göster
Hungry for more mystery stories? Open the next book.
Try this one out: bir şeyi gerçekten deneyip görmek
Try this one out, işaret edilen belirli şeyi gerçekten deneyip nasıl sonuç verdiğini görmesi için birini teşvik eder. Bu cümlede this one sunulan sorunu ifade eder; out ise onu gerçekten deneme fikrini güçlendirir. Try out ayrılabilen bir öbek fiildir ve nesne olan this one, try ile out arasına gelir. Birini bir ürünü, yöntemi, etkinliği veya problemi denemeye davet ederken de aynı yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Try out ve it zamirini kullanarak yönergeyi tamamlayın: This app may be useful. ____ before you subscribe.
Cevabı göster
Try it out
You and your opponent have to choose between Kalıp ifadeler
4:20Siz ve rakibiniz ikisinden birini seçmek zorundasınız
have to choose between: belirtilen seçenekler arasında zorunlu seçim yapmak
Have to choose between, belirli ve açıkça birbirinden ayrılan seçenekler arasında seçim yapmanın zorunlu olduğunu ifade eder. Have to genellikle bir kural veya durumdan kaynaklanan gerekliliği, choose between ise değerlendirilecek seçenekleri belirtir. Bu cümlede between two bowls, iki kaseyi mevcut seçenekler olarak sunar. Seçenekler ayrı ayrı adlandırıldığında have to choose between A and B kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Yalnızca iki belirli plan seçeneği var. Bu zorunlu seçimi en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?
- We have to choose between the full catalog.
- We have to choose from the basic plan and the premium plan.
- We have to choose between the basic plan and the premium plan.
Cevabı göster
We have to choose between the basic plan and the premium plan.
you'll have to eat three of the apples at random. Kalıp ifadeler
4:32elmalardan üçünü rastgele yemek zorunda kalacaksınız.
But if you choose the green bowl: karşıt bir koşul eklemek
But, sıradaki kuralın az önce söylenenden farklı olduğunu veya önceki bilgiyi sınırladığını gösterir. If you choose the green bowl ise bu kuralı devreye sokan koşulu belirtir. Önceki bilgiye karşıt bir durum eklerken But if + koşul, sonuç yapısını kullanabilirsin. If yan cümlesi koşulu, ana cümle ise sonucu verir.
Alıştırma
Bağlamı oku: The standard plan includes email support. Hangi sonraki cümle But if yapısını doğal biçimde kullanarak karşıt bir koşul ekler?
- If but you want phone support, you'll need to upgrade.
- If you want phone support, but you'll need to upgrade.
- But if you want phone support, you'll need to upgrade.
Cevabı göster
But if you want phone support, you'll need to upgrade.
You'll have to ... at random: zorunlu bir rastgele seçim
You'll have to, you will have to ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve bir kural ya da durumdan kaynaklanan gelecekteki zorunluluğu belirtir. Three of the apples, bilinen elma grubundan üçünün seçilmesi anlamına gelir. At random, bu üç elmanın nasıl seçildiğini açıklar: belirli elmalar önceden seçilmez ve planlanmış bir sıra izlenmez. Bu nedenle cümle hem sayının üç olmasını hem de seçimin rastgele yapılmasını gerektirir.
Alıştırma
Zorunluluk için have to, seçim yöntemi için at random kullanarak cümleyi tamamla: According to the game rules, you'll ____ draw two cards ____.
Cevabı göster
have to · at random
Here's the catch: gizli bir olumsuzluğu açıklamak
Here's the catch, önemli bir sorun, sınırlama veya koşulun açıklanmak üzere olduğunu belirtir. Dinleyicinin dikkatini basit ya da çekici görünen şeyden, duruma bakışı değiştiren ayrıntıya yöneltir. Buradaki catch, gizli bir olumsuzluk veya sorun anlamına gelen bir isimdir; bir şeyi yakalama eylemi değildir. İki noktadan sonra bu sorunun ne olduğu açıklanır.
Alıştırma
Gizli bir olumsuzluğu tanıtan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The trial is free. Here's the ____: you must enter your card details.
Cevabı göster
catch
Eat..., and you'll... koşul-sonuç kalıbı
eat one poisonous apple, and you'll be fine ifadesinde ilk bölüm emir cümlesi biçimindedir, ancak gerçek bir talimat vermek yerine varsayımsal bir koşul sunar. if you eat one poisonous apple şeklinde yeniden ifade edilebilir. Do X, and Y will happen kalıbı bir eylemi veya koşulu onun sonucuna bağlar. if yan cümlesine kısa bir alternatiftir ve talimatlarda, uyarılarda ve sonuç bildiren ifadelerde yaygındır.
Alıştırma
Emir + and + sonuç kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Turn the key, ____ the engine will start.
Cevabı göster
and
Or does it not even matter?: bir şeyin etkisi olup olmadığını sorgulamak
Or başka bir olasılık ortaya koyar: Az önce ele alınan konu belki de sonucu hiç etkilemiyordur. Burada matter, “önemli olmak” veya “sonucu etkilemek” anlamında bir fiildir; not even olumsuzluğu güçlendirerek hiçbir önem veya etkinin bulunmadığını ifade eder. Soru biçimi doğrudan bir sonuca varmaktansa merak ve gerilim yaratır. Dinleyiciyi önceki bir varsayımı yeniden düşünmeye yönlendirir ve cevabın şaşırtıcı olabileceğini ima eder.
Alıştırma
Konuşmacı “Or does it not even matter?” diye sorarak temel olarak ne yapıyor?
- Olayın daha önce gerçekleşip gerçekleşmediğini sorar.
- Konunun hiçbir etkisi olmayabileceği olasılığını ortaya koyar.
- Konunun son derece önemli olduğunu doğrular.
Cevabı göster
Konunun hiçbir etkisi olmayabileceği olasılığını ortaya koyar.
will help you develop the skills to survive
4:51hayatta kalma becerilerini geliştirmenize yardımcı olacak
any battle of wits life throws at you. Deyimler
4:53hayatın karşınıza çıkaracağı her türlü zeka savaşında.
any battle of wits life throws at you: hayatın getirdiği mecazi bir zihinsel mücadele
A battle of wits, insanların zekâ, strateji veya hızlı düşünme becerilerini kullandığı bir mücadeledir. Bu mecazi bir ifadedir; fiziksel veya askerî bir savaş anlamına gelmez. Life throws at you, hayatı beklenmedik sorunlar sunan bir kişi gibi gösterir. Life throws at you yan cümlesi battle of wits ifadesini niteler ve that ilgi sözcüğü düşürülmüştür: any battle of wits that life throws at you. İfadenin bütünü, hayatın beklenmedik biçimde getirdiği herhangi bir zihinsel veya stratejik zorluk anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi seçenek “any battle of wits life throws at you” ifadesini en doğru biçimde açıklar?
- Hayat bir kavga sırasında size fiziksel olarak nesneler fırlatabilir.
- Her zor anı bir tartışmaya dönüştürmelisiniz.
- Hayat beklenmedik biçimde zihinsel veya stratejik zorluklar karşınıza çıkarabilir.
Cevabı göster
Hayat beklenmedik biçimde zihinsel veya stratejik zorluklar karşınıza çıkarabilir.
They'll guide you on how to break down a problem Öbek fiiller
4:56Size bir problemi nasıl parçalara ayıracağınız konusunda rehberlik edecekler,
guide someone on how to break down a problem: bir problemi parçalara ayırma konusunda yol göstermek
Guide someone on how to do something, bir kişiye bir şeyi yapmanın yöntemini veya adımlarını göstermek demektir. Buradaki they'll guide you on how to... ifadesi, işi senin yerine yapmayı değil, sana yol göstermeyi vaat eder. Break down a problem, karmaşık bir problemi daha kolay anlaşılabilmesi veya çözülebilmesi için küçük parçalara ayırmak demektir. Buradaki break down, bir şeye zarar vermeyi değil, analiz amacıyla parçalara ayırmayı anlatır.
Alıştırma
Dersteki öbeksi fiilin iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: This problem looks complex, so let's ____ it ____ into smaller steps.
Cevabı göster
break · down
and build it back up to a conclusion. Öbek fiiller
5:02ve onu tekrar bir sonuca ulaştırma konusunda.
build it back up to a conclusion: akıl yürütmeyi yeniden kurup bir sonuca ulaşmak
Build it back up, bir problemin veya savın analiz edilmiş parçalarını yeniden bir araya getirmeyi anlatan bir mecazdır. Back, ayrı parçalardan tutarlı bir bütüne dönüşü belirtir; it ise analiz edilen problemi gösterir. To a conclusion, bu yeniden kurma sürecinin varış noktasını belirtir: parçalar, bir sonucu destekleyen akıl yürütme hâline getirilir. Burada fiziksel bir inşadan değil, düşünce sürecinin yeniden kurulmasından söz edilir.
Alıştırma
Bu problem çözme sürecinde build it back up to a conclusion ne anlama gelir?
- Önce bir sonuç seçip analizi görmezden gelmek
- Ayrı parçaları birbirine bağlamadan listelemek
- Analiz edilen parçaları bir sonucu destekleyen akıl yürütme hâlinde yeniden birleştirmek
Cevabı göster
Analiz edilen parçaları bir sonucu destekleyen akıl yürütme hâlinde yeniden birleştirmek
Hone your instincts at brilliant.org/teded, Kalıp ifadeler
5:04İçgüdülerinizi brilliant.org/ted-ed adresinde geliştirin,
Hone your instincts: sezgilerini keskinleştir
Burada hone, odaklı pratik yaparak zaten var olan bir yeteneği daha keskin hâle getirmek anlamındadır. Hone your instincts, hızlı karar verme sezgisini daha doğru ve güvenilir olacak şekilde geliştirmek demektir. Hone sözcüğünden sonra genellikle skills, technique veya instincts gibi bir yeteneği belirten isimler gelir. Sözcük, bir bıçağı bileme imgesinden gelir; ancak burada mecaz anlamda kullanılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “pratikle geliştirmek” anlamına gelen fiille tamamlayın: Daily logic puzzles can help you ____ your instincts.
Cevabı göster
hone
use that link so they know we sent you: bağlantıyı kullanarak yönlendiren kişiyi belirtmek
Bu yönerge, bilgiyi eylem + amaç düzeninde sunar: use that link yapılacak eylemdir; so they know we sent you ise amaçlanan sonucu açıklar. Buradaki so, so that veya in order that anlamındadır; therefore anlamında değildir. Bir yönergenin ardından gelen so + özne + fiil yapısı, dinleyenin eylemi neden yapması gerektiğini sıkça açıklar. Bu yönlendirme bağlamında we sent you, “seni biz tavsiye ettik veya buraya yönlendirdik” anlamına gelir. Birinin seni fiziksel olarak göndermesi anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede so, bir eylemin amacını açıklamak için kullanılmıştır?
- Keep the confirmation email, but you found the booking number later.
- Keep the confirmation email so you can find the booking number later.
- Keep the confirmation email because you found the booking number later.
Cevabı göster
Keep the confirmation email so you can find the booking number later.
who sign up for a premium subscription: premium aboneliğe kaydolanlar
Sign up for + isim, bir hizmete, kursa, etkinliğe veya plana katılmak için kaydolmak anlamına gelir. Burada for, insanların kaydolduğu şeyi, yani premium aboneliği tanıtır. Who sign up for a premium subscription, tam cümlede the first 833 of you ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Koşulu hangi kişilerin karşıladığını, yani bu plana kaydolanları belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “katılmak için kaydolmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: I decided to ____ the weekend workshop.
Cevabı göster
sign up for
Better yet: daha güçlü bir avantaj eklemek
Better yet, sonraki bilgiyi daha önce söylenenden daha iyi veya daha çekici olarak sunan bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede ek indirimi daha güçlü bir avantaj olarak öne çıkarır. Mesajı yükselen bir sırayla düzenler: önce olumlu bir nokta, ardından daha da iyisi gelir. Yalnızca also ile bilgi eklemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Hangi cümle daha çekici bir avantaj eklemek için Better yet ifadesini doğal biçimde kullanır?
- The hotel is close to the station. Better yet, the rooms are now more expensive.
- The hotel is close to the station. Better yet, breakfast is included.
- The hotel is close to the station. Better yet, the hotel opened in 1998.
Cevabı göster
The hotel is close to the station. Better yet, breakfast is included.
get 20% off the annual fee: yıllık ücrette %20 indirim almak
get 20% off the annual fee ifadesinde 20% off, normal yıllık ücretten %20 düşülmesi demektir. Bu nedenle kişi başlangıçtaki yıllık ücretin %80’ini öder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get + indirim miktarı + off + fiyat veya ücret şeklindedir. Burada get indirimden yararlanmak, annual fee ise her yıl alınan ücret anlamındadır.
Alıştırma
İndirim ifadesini tamamlayın: Members get 15% ____ the regular price.
Cevabı göster
off
Brilliant will email you the solution to their apple riddle.
5:22Brilliant size kendi elma bilmecesinin çözümünü e-posta ile gönderecek.