Kola ile Propanı Karıştırmak Düşündüğünüz Şeyi Yapmıyor | Propan ve Kola Deneyi: İngilizce çalışma notları

TKOR

Öğrenme zorluğu
1.131 kelime 247 kel/dk

Video özeti: Sunucu sıvı propan ve kolayı şişe roketi olarak dener. İçecek donar; ardından kapalı şişe ısınma ve düşürme testi sırasında propanı tutar, sonra açılır ve gaz ateşlenir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. throwing it in - Öbek fiiller: kolanın deney gerektirdiği için değil, video için eklendiğini anlayın. 2. right off the bat - Deyimler ve mecazlı ifadeler: ilk gözlem aktarılırken “hemen, en başından” anlamını tanıyın. 3. preventing any significant reaction from taking place. - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: -ing sonuç yapısını izleyin ve engellenen bir olayı prevent + isim + from + -ing ile açıklayın.

Bu derste

Hey, what's up guys?

0:00

Hey, naber millet?

It's a new day and a new experiment.

0:00

Yeni bir gün ve yeni bir deney.

Now, in a previous video,

0:02

Şimdi, önceki bir videoda,

you remember we took liquid nitrogen and put them in water bottles

0:03

hatırlarsanız sıvı nitrojen alıp onları su şişelerine koymuştuk

and made improvised nitrogen rockets.

0:06

ve doğaçlama nitrojen roketleri yapmıştık.

Apparently, some people figured out you can do the same thing

0:09

Görünüşe göre, bazı insanlar aynı şeyi

using Coke and propane.

0:11

Kola ve propan kullanarak da yapabileceğinizi bulmuş.

So, that's what we're doing today.

0:13

Yani, bugün tam olarak bunu yapıyoruz.

Now, in yesterday's video,

0:15

Dünkü videomuzda,

I showed you how we could modify the nozzle of one of these propane tanks

0:15

bu propan tanklarından birinin nozulunu nasıl değiştirebileceğimizi

and extract liquid propane.

0:19

ve sıvı propan çıkarabileceğimizi size göstermiştim.

And we went down to the store and picked up 12 500 ml Coke bottles Öbek fiiller

0:20

Ve mağazaya gidip 12 adet 500 ml'lik Kola şişesi aldık,

Öbek fiiller

picked up: mağazadan bir şey almak

Bu cümlede picked up, kola şişelerini mağazadan “aldığımız” veya “satın aldığımız” anlamına gelir. Yolculuk sırasında gereken şeyleri edinmeyi anlatır; şişeleri yerden kaldırmak anlamına gelmez. Bu, pick up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu anlamda genellikle pick up groceries, pick up an order veya pick up a prescription örneklerinde olduğu gibi bir nesne alır.

Alıştırma

Cümleyi “teslim aldı” anlamında pick up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: On my way home, I ____ my prescription at the pharmacy.

Cevabı göster

picked up

so we could mix them together and watch the reaction.

0:24

böylece onları birbirine karıştırıp reaksiyonu izleyebiliriz.

Now, the funny thing about this experiment is you don't actually have to use Coke. Anlatım akışı

0:26

Bu deneyin komik tarafı aslında Kola kullanmak zorunda olmamanız.

Anlatım akışı

the funny thing about this experiment is ...: şaşırtıcı bir noktayı tanıtmak

the funny thing about this experiment is kalıbı, dinleyiciye beklenmedik veya dikkat çekici bir gerçeğin geleceğini bildirir. Buradaki funny, mutlaka “komik” değil, “tuhaf” veya “şaşırtıcı” anlamındadır. The funny thing about X is (that) + clause kalıbı önce konuyu belirtir, ardından şaşırtıcı bilgiyi is sözcüğünden sonra verir. Böylece küçük bir dönüş veya açıklama yaratır: deney için aslında kola gerekmez.

Alıştırma

Hangi seçenek cümlede vurgulanan kalıbın görevini en iyi açıklar?

  1. Deneyle ilgili şaşırtıcı bir gerçeği tanıtır.
  2. Deneyi yapmanın eğlenceli olduğunu söyler.
  3. Konuşanın birazdan bir fıkra anlatacağını bildirir.
Cevabı göster

Deneyle ilgili şaşırtıcı bir gerçeği tanıtır.

I'm just throwing it in because videos with Coke seem to get more views. Öbek fiiller

0:30

Sadece içinde Kola olan videolar daha fazla izlenme alıyor gibi göründüğü için onu da ekliyorum.

Öbek fiiller

throwing it in: Fazladan Bir Şey Eklemek

Bu cümlede throwing it in, süreç gerektirdiği için değil, kolayı fazladan bir unsur olarak eklemek anlamına gelir. Throw in ayrılabilen bir öbek fiildir: throw + nesne + in. Nesne bir zamirse sıralama throw it in olur. Bu kullanım, eklenen şeyi isteğe bağlı, gelişigüzel eklenmiş ya da bonus gibi gösterir. Throw in ifadesinin «eklemek/dahil etmek» mi yoksa kelimenin gerçek anlamıyla «bir şeyin içine atmak» mı olduğu bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

throw in ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The final joke was optional, but the editor decided to ____.

Cevabı göster

throw it in

Let me explain the process of what's about to happen. Dilbilgisi

0:33

Birazdan olacakların sürecini size açıklayayım.

Dilbilgisi

what's about to happen: Çok Yakın Gelecek Yapısı

What's about to happen, «çok yakında gerçekleşecek şey» anlamına gelir. what's, what is ifadesinin kısaltmasıdır; be about to + fiilin yalın hâli ise bir olayın başlamasına çok az kaldığını gösterir. the process of what's about to happen ifadesinde what yan tümcesinin tamamı yaklaşan olayı adlandırır. Bu yapıyı yalnızca genel bir gelecekten söz ederken değil, olayın sırada ve çok yakın olduğunu düşündüğünüzde kullanın.

Alıştırma

be about to yapısının doğru biçimi ve begin fiiliyle cümleyi tamamlayın: The lights are dimming, so the show ____.

Cevabı göster

is about to begin

We're going to open the valve on this propane cylinder,

0:35

Bu propan tüpünün valfini açacağız,

turn it upside down in a glass and collect liquid propane.

0:37

bir bardağın içine ters çevireceğiz ve sıvı propan toplayacağız.

Then we're going to take the cap off our Coke bottle

0:40

Sonra Kola şişemizin kapağını çıkaracağız

and pour out a bit of the liquid until it's just under the line of the label itself.

0:41

ve sıvının bir kısmını etiketin çizgisinin hemen altına gelene kadar dışarı dökeceğiz.

From there,

0:45

Oradan itibaren,

it's just a matter of pouring in a bit of liquid propane, Kalıp ifadeler

0:45

tek yapmamız gereken içine biraz sıvı propan dökmek,

Kalıp ifadeler

it's just a matter of + -ing: geriye kalan tek adım

Bu cümlede it's just a matter of, geriye kalan tek adımı, yani biraz sıvı propan dökmeyi tanıtıyor. Konuşmacı bu adımı yapılması gereken tek şey ve çok karmaşık olmayan bir iş olarak sunuyor. it's (just) a matter of + isim veya -ing biçimi, sonucun artık o şeye ya da eyleme bağlı olduğunu belirtir. Burada matter fiziksel bir “madde” değil, “konu” veya “gereklilik” anlamındadır.

Alıştırma

Yalnızca tek ve kolay bir adım kaldığını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The ingredients are ready; now ____ mixing them together.

Cevabı göster

it's just a matter of

so it sits on top and turning the bottle upside down.

0:47

böylece üstte kalacak ve şişeyi ters çevireceğiz.

Are you ready?

0:51

Hazır mısınız?

Moment of truth. Deyimler

0:53

Gerçek anı.

Deyimler

Moment of truth: sonucun ortaya çıkacağı an

Moment of truth, bir sonucun, başarının, başarısızlığın veya gizli bir gerçeğin açıklığa kavuşmak üzere olduğu kritik anı anlatan bir deyimdir. Burada deneyin test edilmek üzere olduğunu belirtir ve heyecan yaratır. This is the moment of truth düşüncesi anlaşılacak şekilde tek başına bir ünlem olarak kullanılabilir. Felsefi anlamda bir “gerçek zamanı” değil, hemen gerçekleşecek bir sınamayı veya açıklanmayı ifade eder.

Alıştırma

Bir öğrenci önemli bir sınavın sonuçlarını açmadan hemen önce “Moment of truth” diyor. Bu ifade ne anlama gelir?

  1. Sonuç açıklanmak üzere.
  2. Test kesinlikle başarılı olacak.
  3. Genel bir gerçeği açıklama zamanı.
Cevabı göster

Sonuç açıklanmak üzere.

Whoops.

0:56

Hoppa.

Fail.

0:57

Başarısız.

Look at that.

0:58

Şuna bak.

What the heck?

0:59

Bu da nesi?

That didn't work at all.

1:01

Hiç işe yaramadı.

Maybe we need more propane.

1:04

Belki daha fazla propana ihtiyacımız var.

Look at the top of the Coke there.

1:06

Şuradaki Kolanın tepesine bak.

When the propane hits it,

1:07

Propan ona çarptığında,

it freezes and starts gumming up. Öbek fiiller

1:09

donuyor ve yapışkanlaşmaya başlıyor.

Öbek fiiller

gumming up: yapışkanlaşıp çalışmayı aksatmak

Burada starts gumming up, bir şeyin hareketi veya çalışmayı engelleyecek kadar yapışkan ya da koyu hâle gelmeye başlaması demektir. Gum burada fiildir; kelimenin gerçek anlamıyla sakızı anlatmaz. Bu phrasal verb, starts gumming up örneğindeki gibi malzemenin kendisinin değişmesini ya da residue gums up a valve örneğindeki gibi yapışkan bir kalıntının başka bir şeyi tıkamasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, yapışkan bir maddenin çalışmayı engellemesini anlatan bu dersteki phrasal verb ile tamamlayın: When the syrup gets too cold, it starts ____ the pump.

Cevabı göster

gumming up

It smells terrible.

1:11

Kokusu çok kötü.

It seems to form a layer of ice here,

1:13

Burada bir buz tabakası oluşturuyor gibi görünüyor,

so I have no idea if this is going to work.

1:15

yani bunun işe yarayıp yaramayacağı hakkında hiçbir fikrim yok.

The idea is we just turn it over.

1:16

Fikir şu, onu sadece ters çevireceğiz.

And look,

1:21

Ve bak,

it just spills out of everywhere.

1:22

her yere dökülüyor.

Look at that.

1:26

Şuna bak.

It's just all icy

1:27

Her şey buzlandı

and then nothing happened at all.

1:28

ve sonra hiçbir şey olmadı.

Fail.

1:30

Başarısız.

What the heck?

1:31

Bu da nesi?

Ow.

1:36

Ah.

It's freezing my fingers.

1:36

Parmaklarımı donduruyor.

Ooh, frosted.

1:38

Ooh, buz tuttu.

Okay, let's see if we can make this work.

1:39

Tamam, bakalım bunu işe yarar hale getirebilecek miyiz.

Ready?

1:46

Hazır?

Nothing.

1:54

Hiçbir şey.

I'm starting to lose confidence that this actually works. Kalıp ifadeler

1:56

Bunun gerçekten işe yaradığına dair inancımı kaybetmeye başlıyorum.

Kalıp ifadeler

starting to lose confidence that + yan cümle

Örnekte starting to, değişimin yavaş yavaş gerçekleştiğini veya yeni başladığını gösterir. Lose confidence that + yan cümle, yan cümledeki ifadenin doğru olduğuna giderek daha az inanmak demektir. Buradaki confidence, yöntemin işe yaradığı iddiasına duyulan güvendir; konuşanın genel özgüveni değildir. lose confidence that sonrasında kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle kullanın.

Alıştırma

Aşağıdaki iddianın doğru olduğundan yavaş yavaş daha az emin olmayı anlatan tam kalıpla cümleyi tamamlayın: After four failed trials, I'm ____ this method can work.

Cevabı göster

starting to lose confidence that

And those videos I saw,

1:58

Ve o izlediğim videolarda,

I don't think they were using propane,

2:00

propan kullandıklarını sanmıyorum,

but they could have been using butane. Dilbilgisi

2:03

ama bütan kullanmış olabilirler.

Dilbilgisi

could have been using: geçmişte devam ediyor olabilecek bir eylem

Could have been using, could + have been + fiil-ing kalıbını izler. Burada, videolarda olanları açıklayabilecek olasılıklardan birinin bütan kullanılması olduğu anlamına gelir. Konuşan kişi geçmiş hakkında tahmin yürütüyor, bir olguyu doğrulamıyor. Perfect kısmı olasılığı şimdiden önceye yerleştirirken progressive kısmı eylemi geçmişteki o süre boyunca devam eden bir süreç olarak gösterir.

Alıştırma

Herkes geldiğinde ofisin zemini ıslaktı. Hangi cümle, onlar gelmeden önce temizliğin devam ediyor olduğuna dair yalnızca ihtiyatlı bir tahminde bulunur?

  1. The staff could have cleaned the floor.
  2. The staff were cleaning the floor.
  3. The staff could have been cleaning the floor.
Cevabı göster

The staff could have been cleaning the floor.

Huh.

2:05

Hıh.

Let's try one more time just to be sure.

2:06

Emin olmak için bir kez daha deneyelim.

If this doesn't work, Dilbilgisi

2:17

Eğer bu da işe yaramazsa,

I don't know what will.

2:17

ne yarayacağını bilmiyorum.

Dilbilgisi

If this doesn't work, I don't know what will: son umudu anlatan koşul cümlesi

Bu kalıp, bu yöntem başarısız olursa konuşan kişinin başarılı olacak başka bir yöntem düşünemediği anlamına gelir. Mevcut denemeyi en umut verici seçenek veya gerçekçi son umut olarak sunar ve çoğunlukla biraz hayal kırıklığı ya da kaygı taşır. What will içinde will, will work ifadesinin yerini tutar. Bu, fiil öbeği eksiltisidir: Dinleyen kişi work fiilini if yan cümlesinden çıkarabildiği için İngilizcede yinelenen fiil atılır. Cümle genellikle gerçek bir yanıt isteği değil, retorik bir yorumdur.

Alıştırma

Başka hiçbir çözümün başarılı görünmediğini anlatan I don't know ... will kalıbıyla cümleyi tamamlayın: This is our strongest cleaner. If it doesn't remove the stain, ____.

Cevabı göster

I don't know what will

Ooh.

2:23

Ooh.

There we go. Ton ve niyet

2:25

İşte başlıyoruz.

Ton ve niyet

Sonucu doğrulayan There we go.

There we go. bir eylem veya ayarlama beklenen sonucu verdiğinde kullanılan bir konuşma tepkisidir. Burada denemenin sonunda işe yaradığını ve gözle görülür bir ilerleme ortaya çıktığını doğrular. İfade bir bütün olarak söylem belirteci işlevi görür: there bir yeri göstermez, we go da hareket bildirmez. Bir şey çalışmaya, yerine oturmaya veya açılmaya başladığında ya da beklendiği gibi göründüğünde kullanılabilir.

Alıştırma

Sıkışmış bir çekmeceyi ayarladıktan sonra çekmece açılıyor. Başarılı sonucu doğal biçimde doğrulayan tepki hangisidir?

  1. There we go.
  2. Let's go there.
  3. Where are we going?
Cevabı göster

There we go.

Oh boy.

2:28

Aman Tanrım.

Look at that.

2:32

Şuna bak.

Put the fire out with the Coke.

2:35

Kola ile ateşi söndürdüm.

I went through five bottles of propane Öbek fiiller

2:40

Beş şişe propan bitirdim

Öbek fiiller

went through + belirli miktarda kaynak

I went through five bottles of propane cümlesinde went through, tekrarlanan denemeler sırasında bu miktarın kullanıldığı veya tüketildiği anlamına gelir. Şişelerin içinden geçmeyi ya da onları incelemeyi değil, işlemin ne kadar yakıt gerektirdiğini vurgular. Kaynak tüketimi anlamında yapı go through + kaynak veya ölçülmüş miktar şeklindedir. Zamana göre go fiilini değiştirin: go through, went through, have gone through.

Alıştırma

Cümleyi ‘tüketmek’ anlamını verecek şekilde dersteki iki kelimelik öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the storm, the generator ____ ten gallons of fuel.

Cevabı göster

went through

and a number of various experiments

2:42

ve bir sürü çeşitli deney yaptım

and we didn't get any of them to work.

2:44

ama hiçbirini çalıştıramadık.

So, it kind of makes me wonder in the videos I saw, Ton ve niyet

2:45

Yani, izlediğim o videolarda acaba diyorum,

maybe these guys were using butane

2:47

belki o adamlar propan yerine

instead of propane.

2:49

bütan kullanıyorlardı.

Ton ve niyet

kind of makes me wonder: temkinli bir şüpheyi dile getirmek

Burada kind of, makes me wonder ifadesinin kesinliğini azaltır. Konuşan kişi kanıtların bir şeyi ispatladığını söylemez; bu ifade, gözlemin doğurduğu bir düşünceyi ya da şüpheyi temkinli biçimde ortaya atar. Yeniden kullanılabilir kind of makes me wonder whether/if... kalıbı, belirsizliği gösterirken bir olasılığı değerlendirmeyi sağlar. Günlük konuşmada, burada olduğu gibi, bu ifadenin ardından ayrı biçimde dile getirilen yeni bir olasılık da gelebilir. Bu cümlede maybe, bütanla ilgili tahmindeki belirsizliği sürdürür.

Alıştırma

Hangi cümlede kind of makes me wonder kesin bir sonuç yerine temkinli bir şüpheyi ortaya koymak için kullanılmıştır?

  1. The missing label proves that this package was opened.
  2. I wonder what kind of label the package needs.
  3. The missing label kind of makes me wonder whether this package was opened.
Cevabı göster

The missing label kind of makes me wonder whether this package was opened.

Maybe that makes a difference.

2:50

Belki de farkı yaratan budur.

I'm not sure.

2:51

Emin değilim.

But based on my experiments today,

2:52

Ama bugünkü deneylerime dayanarak,

I don't think mixing propane and Coke has any kind of reaction at all. Dilbilgisi

2:54

propan ve Kolayı karıştırmanın herhangi bir reaksiyona neden olduğunu hiç sanmıyorum.

Dilbilgisi

any kind of reaction at all: olumsuzluğu güçlendirmek

Olumsuz anlam taşıyan I don't think ... has yapısında any kind of reaction, kapsamı olası bütün tepkime türlerine genişletir; at all ise olumsuzluğu vurgular. Birlikte, küçük veya alışılmadık bir tepkime dâhil hiçbir tür tepkimenin gerçekleşmediği anlamına gelirler. Olumsuz bir iddianın bütün durumları kapsamasını istediğinizde not + any kind of + isim + at all kalıbını kullanabilirsiniz. Vurgu sağlayan at all olumsuz anlama bağlıdır; “her şey” demek değildir ve bir yeri belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi tam any kind of + noun + at all kalıbıyla tamamlayın: The experiment showed no change, so I don't think the two liquids had ____.

Cevabı göster

any kind of reaction at all

The Coke just freezes.

2:57

Kola sadece donuyor.

That's really about it.

2:58

Gerçekten olay bundan ibaret.

Ooh.

3:00

Ooh.

Now, I don't want to let you go home empty-handed. Deyimler

3:00

Şimdi, eve eli boş dönmenizi istemiyorum.

Deyimler

empty-handed: sonuç veya ödül alamadan ayrılmak

Bu cümlede empty-handed, “herhangi bir sonuç, ödül veya yararlı bir kazanım elde etmeden” anlamına gelir. Konuşan kişi, deney başarısız olduktan sonra dinleyicinin hiçbir şey kazanmadan ayrılmasını istemiyor. empty-handed; leave, go home, return veya come away gibi fiillerden sonra kullanıldığında kişinin durumun sonundaki hâlini anlatır. Mecaz anlamlı olabilir; kişinin ellerinin gerçekten boş olması gerekmez.

Alıştırma

“The visitors asked for help but left empty-handed,” cümlesinde empty-handed ne anlama gelir?

  1. Herhangi bir şey istemeden önce ayrıldılar.
  2. Ellerinde hiçbir çanta taşımadan ayrıldılar.
  3. İstedikleri yardımı veya sonucu alamadan ayrıldılar.
Cevabı göster

İstedikleri yardımı veya sonucu alamadan ayrıldılar.

So, for one final experiment,

3:02

Bu yüzden, son bir deney için,

we're going to try filling up this Coke bottle Öbek fiiller

3:03

bu Kola şişesini sıvı propanla

with liquid propane and screwing the cap on tight.

3:05

doldurmayı ve kapağını sıkıca kapatmayı deneyeceğiz.

Öbek fiiller

fill up ... with ...: bir kabı bir maddeyle doldurmak

fill up + kap + with + madde yapısı, bir maddeyi kap dolana veya oldukça dolu hâle gelene kadar içine koymak anlamına gelir. Burada this Coke bottle kaptır ve liquid propane içine konan maddedir. filling up this Coke bottle with liquid propane ifadesinde filling up, fill up fiilinin -ing biçimidir. Kap, öbek fiilden sonra gelir; with ise kabı doldurmak için kullanılan maddeyi tanıtır. Up yukarı doğru hareketi değil, tamamlanmayı belirtir.

Alıştırma

fill up ... with ... yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the picnic, we need to ____ the cooler ____ ice.

Cevabı göster

fill up · with

The question is,

3:08

Soru şu ki,

is this thing going to pressurize and explode,

3:08

bu şey basınçlanıp patlayacak mı,

or will a Coke bottle actually be able to contain liquid propane indefinitely?

3:10

yoksa bir Kola şişesi gerçekten sıvı propanı süresiz olarak içinde tutabilecek mi?

Okay, I got to put that down. Dilbilgisi

3:14

Tamam, bunu yere bırakmalıyım.

Dilbilgisi

Acil zorunluluk bildiren got to

Burada got to, “zorunda olmak” veya “gerekmek” anlamındadır. Şişe soğuk olduğu için konuşan kişi onu hemen bırakmak zorundadır; bu ifade, bunu yapma fırsatı olduğu anlamına gelmez. Çok samimi konuşmalarda I got to, I’ve got to ifadesinin kısalmış sözlü biçimi olabilir. Ardından fiilin yalın hâli gelir: got to put.

Alıştırma

Bu cümlede got to ne anlama geliyor? My fingers are freezing, so I got to put this bottle down now.

  1. Onu zaten bıraktım.
  2. Onu bırakma fırsatım var.
  3. Onu bırakmak zorundayım.
Cevabı göster

Onu bırakmak zorundayım.

My fingers are freezing.

3:15

Parmaklarım donuyor.

Look at that.

3:18

Şuna bak.

Yeah, liquid propane can still give you frostbite, guys.

3:19

Evet, sıvı propan size hala soğuk yanığı yapabilir çocuklar.

So frosty.

3:31

Çok buzlu.

So, here we are, guys.

3:32

İşte buradayız çocuklar.

We got this bottle half full of propane.

3:33

Bu şişenin yarısı propanla dolu.

You can see it rises above the label there.

3:35

Oradaki etiketin üzerine kadar çıktığını görebilirsiniz.

And the thing that I noticed right off the bat Deyimler

3:37

Ve hemen fark ettiğim şey,

is how light the propane feels.

3:39

propanın ne kadar hafif hissettirdiği oldu.

Deyimler

right off the bat: daha en başından hemen

Right off the bat, “hemen” veya “en başından itibaren” anlamına gelir. Burada kişi propanı kaldırdıktan sonraki ilk izlenimini anlatır: ne kadar hafif olduğunu anında fark etmiştir. Bu bir deyimdir; dolayısıyla bat bu sahnedeki gerçek bir nesneyi anlatmaz. Bir gözlemin, tepkinin veya eylemin başlangıçta gerçekleştiğini belirtmek için ifadenin tamamını bir kalıp olarak kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “daha en başından hemen” anlamına gelen dört kelimelik deyimle tamamlayın: ____, I noticed that the new keyboard was much quieter.

Cevabı göster

Right off the bat

I mean, this bottle is halfway full

3:41

Yani, bu şişenin yarısı dolu

and it feels like there's barely anything in it at all. Dilbilgisi

3:43

ve içinde neredeyse hiçbir şey yokmuş gibi hissettiriyor.

Dilbilgisi

Sıfıra Yakın Bir Miktar İçin barely anything ... at all

Burada barely anything, miktarın yok denecek kadar az olduğunu, fakat mutlaka tam olarak sıfır olmadığını belirtir. Şişenin içinde bir şey olsa bile şişe neredeyse boşmuş gibi gelebilir. Sondaki at all ifadeye vurgu katar. Barely anything ... at all birlikte miktarı son derece küçük gösterir ve konuşanın şaşkınlığını güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi “ek vurguyla neredeyse hiçbir şey” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The suitcase is so light that there is ____.

Cevabı göster

barely anything in it at all

That's super surprising to me.

3:45

Bu benim için süper şaşırtıcı.

So, let's go ahead and cap this thing off,

3:47

Öyleyse, hadi şunu kapatalım,

put it in a safe place

3:48

güvenli bir yere koyalım

and see whether or not this thing will explode. Dilbilgisi

3:49

ve bu şeyin patlayıp patlamayacağını görelim.

Dilbilgisi

Evet-Hayır Olasılıklarını Açıkça Belirten whether or not

Whether or not bir yan cümleyi başlatırken iki sonucu da açıkça mümkün bırakır: bu şey patlayabilir veya patlamayabilir. Konuşan kişi bir sonucu önceden tahmin etmek yerine sonucu gözlemlemeyi planlar. Bu yapı, evet-hayır seçiminin kendisi önemli olduğunda kullanışlıdır. Or not gereksiz bir tekrar değildir; iki seçeneği de açık hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi her iki olası sonucu da açıkça içeren üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: We need to confirm ____ the museum is open on Monday.

Cevabı göster

whether or not

So, quick update.

3:55

Hızlı bir güncelleme.

I just put the cap on the bottle

3:55

Şişenin kapağını yeni taktım

and I can still squish it,

3:57

ve hala sıkıştırabiliyorum,

which means it's not super pressurized.

3:58

bu da çok basınçlı olmadığı anlamına geliyor.

And when I shake it,

4:00

Ve onu salladığımda,

it's almost like it contracts even more, Dilbilgisi

4:01

sanki daha da büzülüyor gibi,

Dilbilgisi

Kesin olmayan bir benzetme için almost like

Almost like yaklaşık bir benzetme yapar. Burada konuşan kişi şişenin hareketinin büzülmeye benzediğini söylüyor, ancak şişenin kesinlikle büzüldüğünü iddia etmek yerine gözlemini ihtiyatlı biçimde aktarıyor. Bu ifade almost like a heartbeat veya almost like it is breathing örneklerindeki gibi bir isim öbeğinden ya da cümlecikten önce gelebilir. Bir görünüşü, sesi veya hissi tam olarak tarif etmek zor olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir gözlemi doğrulanmış bir gerçek yerine kesin olmayan bir benzetme olarak sunuyor?

  1. The shadow moved exactly two centimeters.
  2. It's almost like the shadow is moving.
  3. The shadow is definitely moving.
Cevabı göster

It's almost like the shadow is moving.

like it squishes in even more.

4:03

sanki daha da içe çöküyor gibi.

Now, I imagine over time this will warm up

4:04

Şimdi, zamanla bunun ısınacağını hayal ediyorum

and it will pressurize.

4:07

ve basınçlanacaktır.

In fact, we could probably take a blowtorch to it

4:08

Aslında, muhtemelen ona bir pürmüz tutabiliriz

and warm it up a little bit quicker.

4:09

ve biraz daha hızlı ısıtabiliriz.

And when this thing gets to the point where I can't push my thumb into it, Dilbilgisi

4:11

Ve bu şey baş parmağımı içine bastıramayacağım noktaya geldiğinde,

I'm just going to set it down

4:14

onu öylece yere bırakacağım

Dilbilgisi

Bir eşiğe ulaşmayı anlatan gets to the point where

Gets to the point where aşamalı bir sürecin fark edilebilir bir evreye veya eşiğe ulaşmasını anlatır. Buradaki point fiziksel bir yer değil, bir aşama ya da durum anlamındadır. Where yan cümleciği bu aşamanın nasıl anlaşılacağını gösterir: burada ölçüt, başparmağın artık içeri itilememesidir. Bir sonraki eylemi veya sonucu tetikleyen koşulu belirtmek için get, gets ya da got to the point where + yan cümlecik yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi get to the point where yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: As the argument continues, it ____ neither person is listening.

Cevabı göster

gets to the point where

and leave it

4:15

ve kendi haline bırakacağım

and we'll see uh see what happens.

4:16

ve biz de eh ne olacağını göreceğiz.

I'm just going to leave this right here.

4:19

Bunu tam buraya bırakacağım.

So, check this out, guys. Ton ve niyet

4:30

Şuna bakın çocuklar.

Ton ve niyet

Dikkat çekme ifadesi olarak “Check this out”

Bu cümlede check this out, dikkati çekmek için kullanılan samimi bir ifadedir. Konuşan kişi, dikkate değer bir şey göstermek veya açıklamak üzere olduğu için gruptan bakmasını ya da dinlemesini ister. Burada check, “bakmak veya dikkat etmek” anlamındadır; this ise ardından gelecek şeyi ya da bilgiyi gösterir. İfadenin tamamı dinleyicinin dikkatini yeni içeriğe yönlendirir; hesap ödemek veya otelden çıkış yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Check this out hangi durumda en doğal biçimde “göstermek üzere olduğum şeye dikkat et” anlamına gelir?

  1. Arkadaşlarınıza harika bir fotoğraf göstermek üzeresiniz.
  2. Otel görevlisine ayrıldığınızı söylüyorsunuz.
  3. Kasiyerden aldıklarınızın toplamını hesaplamasını istiyorsunuz.
Cevabı göster

Arkadaşlarınıza harika bir fotoğraf göstermek üzeresiniz.

It's been about 20 minutes.

4:30

Yaklaşık 20 dakika oldu.

We've had this thing sitting out long enough Dilbilgisi

4:32

Bu şeyi, propanın buradaki dış ortam sıcaklığına

that the propane has warmed up

4:33

ısınması için yeterince

Dilbilgisi

Sonuç yapısı “long enough that ...”

Long enough that, bir süreyi bir sonuca bağlar. Long enough, gerekli sürenin tamamlandığını belirtir; that ile başlayan yan cümle ise bu eşiğe ulaşıldığı için ne olduğunu açıklar. Bu cümlede nesne, propanın ısınmasına yetecek kadar uzun süre dışarıda kalmıştır. That sonuç bildiren yan cümleyi başlatır; this thing ifadesine gönderme yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi “sonuç doğuracak kadar yeterli bir süre boyunca” anlamındaki yapıyla tamamlayın: The soup simmered ____ the vegetables became soft.

Cevabı göster

long enough that

to outside temperature here,

4:36

uzun süre dışarıda bıraktık,

which today is about 45 degrees Fahrenheit.

4:37

bugün dışarısı yaklaşık 45 Fahrenheit derece.

The bottle is pressurized,

4:40

Şişe basınçlı,

but it hasn't warped

4:41

ama şekli bozulmadı

and it's still to the point where I can push my thumb in

4:43

ve hala baş parmağımla bastırıp

and move the plastic a little bit.

4:46

plastiği biraz hareket ettirebileceğim bir noktada.

So, I don't think this is going to explode.

4:47

Yani, bunun patlayacağını sanmıyorum.

It seems that theoretically, Ton ve niyet

4:49

Görünüşe göre teorik olarak,

we can store liquid propane in a Coke bottle.

4:50

sıvı propanı bir Kola şişesinde saklayabiliriz.

Ton ve niyet

“It seems that theoretically,” ifadesindeki iki katmanlı belirsizlik

“It seems that theoretically,” ifadesinde iki ihtiyat unsuru birlikte kullanılır. “It seems that” önermeyi mevcut gözlemlerden çıkarılan bir sonuç olarak sunarken “theoretically” onu ilke olarak mümkün görünen şeyle sınırlar. Bu iki unsur birlikte “we can store...” bölümünü doğrulanmış bir güvenlik iddiası değil, temkinli bir olasılık hâline getirir. Bu ifade, daha uzun sürede veya farklı koşullarda ne olacağı gibi eksik kanıtlara yer bırakır.

Alıştırma

“It seems that theoretically,” başlangıcı ne anlatıyor?

  1. Yöntemin uzun süreli depolama için güvenli olduğu kanıtlanmıştır.
  2. Sonuç ilke olarak mümkün görünüyor, ancak uygulamada güvenli olduğu doğrulanmış değil.
  3. Konuşan kişi şişenin asla zarar görmeyeceğinden emindir.
Cevabı göster

Sonuç ilke olarak mümkün görünüyor, ancak uygulamada güvenli olduğu doğrulanmış değil.

Probably not the safest idea, Ton ve niyet

4:54

Muhtemelen en güvenli fikir değil,

but it looks like you actually can do it.

4:55

ama görünüşe göre bunu gerçekten yapabiliyorsunuz.

Ton ve niyet

“Probably not the safest idea, but” ifadesindeki hafifletilmiş risk uyarısı

“Probably not the safest idea” hafifletici bir anlatımdır. Sözcüğü sözcüğüne ele alındığında yumuşak bir karşılaştırma gibi gelir, ancak burada güvenlikle ilgili ciddi bir çekince belirtir: eylem mümkün olabilir, fakat risklidir ve tavsiye olarak görülmemelidir. “but” bağlacı bir ödünleme ve karşıtlık kurar. Konuşan kişi önce tehlikeyi kabul eder, ardından bunu eylemin görünüşe göre yapılabildiği gözlemiyle karşılaştırır. Uygulanabilirlik ile güvenlik ayrı tutulur.

Alıştırma

Biri “Probably not the safest idea, but it can be done,” dediğinde neyi kasteder?

  1. Yapılması mümkün olabilir, ancak konuşan kişi gerçek bir güvenlik endişesi ifade ediyor.
  2. Yeterince güvenlidir, bu yüzden konuşan kişi yapılmasını tavsiye ediyor.
  3. Konuşan kişi bunun fiziksel olarak mümkün olup olmadığını bilmiyor.
Cevabı göster

Yapılması mümkün olabilir, ancak konuşan kişi gerçek bir güvenlik endişesi ifade ediyor.

Okay, durability test.

4:57

Tamam, dayanıklılık testi.

And it stays intact.

5:02

Ve sağlam kalıyor.

That looks pretty cool.

5:13

Bu oldukça havalı görünüyor.

So, see guys,

5:15

Gördünüz mü çocuklar,

looks like it's a viable idea.

5:16

uygulanabilir bir fikir gibi görünüyor.

A Coke bottle will hold liquid propane.

5:17

Bir Kola şişesi sıvı propanı tutabilir.

We've dropped this thing,

5:20

Bu şeyi düşürdük,

we've warmed it up,

5:21

ısıttık,

and uh I think now it's time to kill it off. Öbek fiiller

5:22

ve uh sanırım şimdi onun işini bitirme zamanı.

Öbek fiiller

kill it off: bir şeyi tamamen sona erdirmek

Bu cümlede kill it off, şişedeki deney düzeneğini devre dışı bırakarak veya yok ederek deneyi tamamen sona erdirmek anlamına gelir. Canlı bir şeyi öldürmekten söz edilmez; it, cansız deney düzeneğine gönderme yapar. Kill off öbek fiili, yalnızca stop demekten daha güçlüdür. Genellikle bir şeyin artık devam edemeyeceği veya var olamayacağı şekilde tamamen ortadan kaldırılmasını anlatır.

Alıştırma

“I think now it's time to kill it off,” cümlesinde kill it off bu deney bağlamında ne anlama gelir?

  1. Şişenin içindeki canlı bir şeyi öldürmek
  2. Deneyi tamamen sona erdirmek
  3. Deneyi duraklatıp daha sonra devam etmek
Cevabı göster

Deneyi tamamen sona erdirmek

Let's see what happens when I take the cap off.

5:24

Kapağını çıkardığımda ne olacağına bakalım.

Look, it starts bubbling.

5:29

Bakın, fokurdamaya başlıyor.

Woah.

5:40

Vay canına.

That's crazy.

5:41

Bu çılgınca.

And it started cooling down again as well.

5:45

Ve aynı zamanda tekrar soğumaya başladı.

Did you notice that?

5:47

Bunu fark ettiniz mi?

All right,

5:49

Pekala,

let's light it off and dump it out.

5:49

hadi bunu yakalım ve dökelim.

Ooh.

5:54

Ooh.

Toasty.

5:55

Sıcacık.

Check it out.

5:56

Şuna bakın.

Nice big ball of fire.

6:01

Güzel büyük bir ateş topu.

That's very satisfying.

6:02

Bu çok tatmin edici.

Very satisfying,

6:05

Çok tatmin edici,

very cool.

6:05

çok havalı.

And look,

6:06

Ve bakın,

it warped my Coke bottle.

6:06

Kola şişemi eğriltti.

So, guys,

6:08

Evet çocuklar,

I just turned off our propane bottle

6:09

propan şişemizi yeni kapattım

so we can summarize here for a minute what we've just learned. Anlatım akışı

6:10

böylece az önce öğrendiklerimizi burada bir dakikalığına özetleyebiliriz.

Anlatım akışı

summarize ... what we've just learned ifadesini özetleme işareti olarak kullanmak

Burada konuşmacı summarize sözcüğünü bir yönlendirme işareti olarak kullanır: uygulamalı bölüm duraklar ve temel bulguların kısa bir değerlendirmesi başlamak üzeredir. Bu, dinleyicilerin videonun yapısını takip etmesine ve sonraki bölümü daha önce duydukları bilgilerle ilişkilendirmesine yardımcı olur. Here, sunumun şu anki aşamasını gösterirken for a minute tam olarak altmış saniye değil, kısa bir süre anlamına gelir. What we've just learned yan cümlesi, özetlenecek bilgiyi belirtir.

Alıştırma

Bir konuşmacı “Let's summarize for a minute what we've learned” dediğinde neyin işaretini verir?

  1. Hiç değerlendirme yapılmadan yeni bir deney başlayacak
  2. Önceki bilgilerin kısa bir değerlendirmesi başlıyor
  3. Konuşma tam olarak altmış saniye durmalı
Cevabı göster

Önceki bilgilerin kısa bir değerlendirmesi başlıyor

We started off with the purpose to see if mixing propane and Coke together

6:13

Propan ve Kolayı birbirine karıştırmanın

would make an improvised bottle rocket.

6:16

doğaçlama bir şişe roketi yapıp yapmayacağını görmek amacıyla başladık.

But what we found actually happens is Anlatım akışı

6:18

Ancak gerçekte olan şeyin,

the propane freezes the Coke,

6:19

propanın Kolayı dondurması

Anlatım akışı

what we found actually happens is: gerçek sonucu sunmak

what we found actually happens is kalıbı, açıklamayı kanıta dayalı bir düzeltme olarak düzenler. What we found, sonucun gözlem veya test yoluyla elde edildiğini gösterir; sondaki is ise gerçek mekanizmayı belirten yan cümleyi başlatır. Burada actually, gerçek mekanizmayı önceki beklentiyle karşılaştırır; yalnızca genel bir vurgu değildir. Bu kalıp, bir raporda varsayımdan kanıtın gösterdiği sonuca geçerken kullanışlıdır.

Alıştırma

Raporu, kanıta dayalı bir düzeltme sunan kalıpla tamamlayın: We expected a software bug, but ____ that a loose cable causes the shutdown.

Cevabı göster

what we found actually happens is

preventing any significant reaction from taking place. Dilbilgisi

6:21

ve önemli bir reaksiyonun gerçekleşmesini engellemesi olduğunu bulduk.

Dilbilgisi

preventing ... from taking place: engellenen bir sonucu ifade etmek

preventing any significant reaction from taking place biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki olayın sonucunu ekler: donma, büyük bir tepkimenin gerçekleşmesini engeller. Virgülden sonra gelen bir -ing yan cümlesi, önceki cümlenin tamamından doğan sonucu kısa biçimde gösterebilir. Bu yapıda prevent, prevent + nesne + from + -ing kalıbını izler. Nesne any significant reaction ifadesidir; from taking place ise gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. from sonrasındaki fiil -ing biçiminde olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi prevent + nesne + from + -ing yapısı ve take place ifadesiyle tamamlayın: The emergency shutdown prevented a dangerous reaction ____.

Cevabı göster

from taking place

We tried a number of variations of experiments to see if we could get it to work, Dilbilgisi

6:24

İşe yarayıp yaramayacağını görmek için bir dizi farklı deney varyasyonu denedik,

Dilbilgisi

get it to work: bir şeyi çalışır hâle getirmek

get it to work ifadesinde get, 'elde etmek' değil, 'bir şeyin olmasını sağlamayı başarmak' anlamına gelir. Burada beklenen tepkinin amaçlandığı şekilde işlemesini sağlamayı anlatır; work ise 'bir işte çalışmak' değil, 'işlemek' veya 'sonuç vermek' demektir. Kalıp get + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Genellikle çaba, ayarlama veya sorun giderme sonucunda istenen sonuca ulaşmayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi get fiilinin geçmiş zaman biçimi ve mastar belirteciyle tamamlayın: After three attempts, Lena ____ the printer ____ start.

Cevabı göster

got · to

but all of those attempts failed.

6:27

ancak tüm bu denemeler başarısız oldu.

Oh boy.

6:31

Aman Tanrım.

Next,

6:32

Sonra,

we tried filling up one of the empty Coke bottles themselves

6:33

boş Kola şişelerinden birini bizzat sıvı propanla

with liquid propane and screwing the cap on tight

6:35

doldurmayı ve kapağını sıkıca kapatmayı denedik

to see if we could get it to explode.

6:37

patlatıp patlatamayacağımızı görmek için.

But rather than exploding, Dilbilgisi

6:39

Ancak patlamak yerine,

it actually warmed up to the outside air temperature

6:40

aslında dış hava sıcaklığına kadar ısındı

and became a crystal clear liquid. Kalıp ifadeler

6:42

ve kristal berraklığında bir sıvıya dönüştü.

Dilbilgisi

rather than exploding: beklenti ile gerçeği karşılaştırmak

Rather than exploding, gerçekleşmesi beklenen ancak gerçekleşmeyen olayı tanıtır. Ardından ana cümle şaşırtıcı gerçek sonucu verir: Madde ısındı ve berraklaştı. Burada rather than ifadesinden sonra, gerçeklikle karşılaştırılan eylemi adlandırmak için -ing biçimindeki exploding gelir. Yeniden kullanılabilir Rather than + -ing, ... kalıbı, beklenen veya tercih edilmeyen bir eylemi gerçekte olanla karşılaştırabilir.

Alıştırma

skip fiilinin doğru biçimini kullanın: Rather than ____ practice, Maya arrived early and asked for help.

Cevabı göster

skipping

Kalıp ifadeler

crystal clear in crystal clear liquid: tamamen şeffaf

Crystal clear, clear anlamını güçlendiren kalıplaşmış bir ifadedir ve tamamen berrak ve şeffaf demektir. crystal clear liquid ifadesinde sıvının görünüşünü anlatır: gözle görülür bir bulanıklık yoktur. Bu ifade, bir şeyin anlaşılmasının son derece kolay olduğunu anlatmak için de kullanılabilir; ancak bu cümlede görsel ve gerçek anlamındadır. Buradaki crystal, sıvının kristalden yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The instructions were crystal clear” cümlesinde crystal clear ne anlatıyor?

  1. Talimatları takip etmek zordu.
  2. Talimatlar kristalden yapılmıştı.
  3. Talimatları anlamak çok kolaydı.
Cevabı göster

Talimatları anlamak çok kolaydı.

Very beautiful and apparently very stable as well.

6:43

Çok güzel ve görünüşe göre çok da kararlı.

We tried drop testing the bottle for durability Kelime

6:46

Dayanıklılık için şişeyi düşürme testi yapmayı denedik

and found that it stayed intact. Kalıp ifadeler

6:48

ve sağlam kaldığını gördük.

Kelime

drop testing the bottle for durability: dayanıklılık için düşürme testi

Drop testing, bir nesnenin darbeye nasıl dayandığını görmek için bilerek düşürüldüğü kontrollü bir ürün testidir. Bu cümlede drop testing the bottle, denenmiş olan etkinliktir ve amaç şişenin dayanıklılığını kontrol etmektir. Dayanıklılık, şişenin darbeden sonra sağlam ve kullanılabilir kalması demektir. Buradaki drop test yöntemini anlatır; pes etmek ya da testi iptal etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ürünün darbeye ne kadar dayandığını kontrol etmek için bilerek düşürüldüğü teste hangi ifade verilir?

  1. drop testing
  2. leak testing
  3. durability testing
Cevabı göster

drop testing

Kalıp ifadeler

stayed intact: sağlam kaldı

Stayed intact, zarar verebilecek bir olaydan sonra bir şeyin bütün ve kırılmamış durumda kaldığını belirtir. Burada stayed, belirli bir durumda kalmaya devam etmek anlamındaki bağlayıcı fiildir; intact ise son durumu anlatan sıfattır. Bu ifade, bir şeyin genel olarak bütün kalmasına odaklanır. Küçük izler veya hafif değişiklikler olsa bile stay intact denebilir; bu nedenle her zaman hiçbir şekilde dokunulmamış ya da değiştirilmemiş olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi stay intact ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the rough trip, all the eggs ____.

Cevabı göster

stayed intact

So, we unscrewed the cap,

6:50

Böylece kapağı çıkardık,

lit off the gas,

6:51

gazı yaktık,

and poured it on the concrete.

6:52

ve onu betona döktük.

Well, that's it for this set of experiments, guys.

6:54

Evet, bu deney seti için hepsi bu kadar çocuklar.

Thanks for joining me,

6:55

Bana katıldığınız için teşekkürler,

and I'll be looking for you in the next video.

6:56

ve bir sonraki videoda sizleri bekliyor olacağım.

Talk to you then.

6:58

O zaman görüşürüz.

Wouldn't that be great if it just exploded Ton ve niyet

7:01

Tam şu an elimde patlasa

in my hand right now?

7:02

harika olmaz mıydı?

Ton ve niyet

İğneleme olarak Wouldn't that be great if ...?

Wouldn't that be great if ...? ifadesi sözcük anlamıyla, olası bir sonucun harika olacağı konusunda dinleyiciyi aynı fikirde olmaya çağırır. Ancak bu cümlede bir şeyin konuşanın elinde patlaması açıkça tehlikeli bir sonuçtur; bu nedenle great sözcüğü gerçek anlamının tersini ifade eder. Bu, kara mizah içeren bir iğnelemedir: konuşan kişi umut değil, korku ve rahatsızlık ifade eder. Olumlu bir değerlendirme açıkça istenmeyen bir sonuçla eşleştirildiğinde, tersine çevrilen gerçek tutumu bağlamdan çıkarmak gerekir.

Alıştırma

Bir kişi tehlikeli bir kabı elinde tutarken şöyle diyor: Wouldn't that be great if it just exploded in my hand right now? Aslında ne demek istiyor?

  1. Kabın patlayamayacağından emin.
  2. Eğlenceli olacağı için gerçekten patlamasını umuyor.
  3. Patlayabileceğinden endişe ediyor ve iğneleyici konuşuyor.
Cevabı göster

Patlayabileceğinden endişe ediyor ve iğneleyici konuşuyor.

Oh shoot.

7:06

Ah kahretsin.