Kola ile Propanı Karıştırmak Düşündüğünüz Şeyi Yapmıyor | Propan ve Kola Deneyi: İngilizce çalışma notları
TKOR
Video özeti: Sunucu sıvı propan ve kolayı şişe roketi olarak dener. İçecek donar; ardından kapalı şişe ısınma ve düşürme testi sırasında propanı tutar, sonra açılır ve gaz ateşlenir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. throwing it in - Öbek fiiller: kolanın deney gerektirdiği için değil, video için eklendiğini anlayın. 2. right off the bat - Deyimler ve mecazlı ifadeler: ilk gözlem aktarılırken “hemen, en başından” anlamını tanıyın. 3. preventing any significant reaction from taking place. - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: -ing sonuç yapısını izleyin ve engellenen bir olayı prevent + isim + from + -ing ile açıklayın.
Bu derste
you remember we took liquid nitrogen and put them in water bottles
0:03hatırlarsanız sıvı nitrojen alıp onları su şişelerine koymuştuk
Apparently, some people figured out you can do the same thing
0:09Görünüşe göre, bazı insanlar aynı şeyi
I showed you how we could modify the nozzle of one of these propane tanks
0:15bu propan tanklarından birinin nozulunu nasıl değiştirebileceğimizi
And we went down to the store and picked up 12 500 ml Coke bottles Öbek fiiller
0:20Ve mağazaya gidip 12 adet 500 ml'lik Kola şişesi aldık,
picked up: mağazadan bir şey almak
Bu cümlede picked up, kola şişelerini mağazadan “aldığımız” veya “satın aldığımız” anlamına gelir. Yolculuk sırasında gereken şeyleri edinmeyi anlatır; şişeleri yerden kaldırmak anlamına gelmez. Bu, pick up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu anlamda genellikle pick up groceries, pick up an order veya pick up a prescription örneklerinde olduğu gibi bir nesne alır.
Alıştırma
Cümleyi “teslim aldı” anlamında pick up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: On my way home, I ____ my prescription at the pharmacy.
Cevabı göster
picked up
so we could mix them together and watch the reaction.
0:24böylece onları birbirine karıştırıp reaksiyonu izleyebiliriz.
Now, the funny thing about this experiment is you don't actually have to use Coke. Anlatım akışı
0:26Bu deneyin komik tarafı aslında Kola kullanmak zorunda olmamanız.
the funny thing about this experiment is ...: şaşırtıcı bir noktayı tanıtmak
the funny thing about this experiment is kalıbı, dinleyiciye beklenmedik veya dikkat çekici bir gerçeğin geleceğini bildirir. Buradaki funny, mutlaka “komik” değil, “tuhaf” veya “şaşırtıcı” anlamındadır. The funny thing about X is (that) + clause kalıbı önce konuyu belirtir, ardından şaşırtıcı bilgiyi is sözcüğünden sonra verir. Böylece küçük bir dönüş veya açıklama yaratır: deney için aslında kola gerekmez.
Alıştırma
Hangi seçenek cümlede vurgulanan kalıbın görevini en iyi açıklar?
- Deneyle ilgili şaşırtıcı bir gerçeği tanıtır.
- Deneyi yapmanın eğlenceli olduğunu söyler.
- Konuşanın birazdan bir fıkra anlatacağını bildirir.
Cevabı göster
Deneyle ilgili şaşırtıcı bir gerçeği tanıtır.
I'm just throwing it in because videos with Coke seem to get more views. Öbek fiiller
0:30Sadece içinde Kola olan videolar daha fazla izlenme alıyor gibi göründüğü için onu da ekliyorum.
throwing it in: Fazladan Bir Şey Eklemek
Bu cümlede throwing it in, süreç gerektirdiği için değil, kolayı fazladan bir unsur olarak eklemek anlamına gelir. Throw in ayrılabilen bir öbek fiildir: throw + nesne + in. Nesne bir zamirse sıralama throw it in olur. Bu kullanım, eklenen şeyi isteğe bağlı, gelişigüzel eklenmiş ya da bonus gibi gösterir. Throw in ifadesinin «eklemek/dahil etmek» mi yoksa kelimenin gerçek anlamıyla «bir şeyin içine atmak» mı olduğu bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
throw in ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The final joke was optional, but the editor decided to ____.
Cevabı göster
throw it in
Let me explain the process of what's about to happen. Dilbilgisi
0:33Birazdan olacakların sürecini size açıklayayım.
what's about to happen: Çok Yakın Gelecek Yapısı
What's about to happen, «çok yakında gerçekleşecek şey» anlamına gelir. what's, what is ifadesinin kısaltmasıdır; be about to + fiilin yalın hâli ise bir olayın başlamasına çok az kaldığını gösterir. the process of what's about to happen ifadesinde what yan tümcesinin tamamı yaklaşan olayı adlandırır. Bu yapıyı yalnızca genel bir gelecekten söz ederken değil, olayın sırada ve çok yakın olduğunu düşündüğünüzde kullanın.
Alıştırma
be about to yapısının doğru biçimi ve begin fiiliyle cümleyi tamamlayın: The lights are dimming, so the show ____.
Cevabı göster
is about to begin
turn it upside down in a glass and collect liquid propane.
0:37bir bardağın içine ters çevireceğiz ve sıvı propan toplayacağız.
and pour out a bit of the liquid until it's just under the line of the label itself.
0:41ve sıvının bir kısmını etiketin çizgisinin hemen altına gelene kadar dışarı dökeceğiz.
it's just a matter of pouring in a bit of liquid propane, Kalıp ifadeler
0:45tek yapmamız gereken içine biraz sıvı propan dökmek,
it's just a matter of + -ing: geriye kalan tek adım
Bu cümlede it's just a matter of, geriye kalan tek adımı, yani biraz sıvı propan dökmeyi tanıtıyor. Konuşmacı bu adımı yapılması gereken tek şey ve çok karmaşık olmayan bir iş olarak sunuyor. it's (just) a matter of + isim veya -ing biçimi, sonucun artık o şeye ya da eyleme bağlı olduğunu belirtir. Burada matter fiziksel bir “madde” değil, “konu” veya “gereklilik” anlamındadır.
Alıştırma
Yalnızca tek ve kolay bir adım kaldığını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The ingredients are ready; now ____ mixing them together.
Cevabı göster
it's just a matter of
so it sits on top and turning the bottle upside down.
0:47böylece üstte kalacak ve şişeyi ters çevireceğiz.
Moment of truth: sonucun ortaya çıkacağı an
Moment of truth, bir sonucun, başarının, başarısızlığın veya gizli bir gerçeğin açıklığa kavuşmak üzere olduğu kritik anı anlatan bir deyimdir. Burada deneyin test edilmek üzere olduğunu belirtir ve heyecan yaratır. This is the moment of truth düşüncesi anlaşılacak şekilde tek başına bir ünlem olarak kullanılabilir. Felsefi anlamda bir “gerçek zamanı” değil, hemen gerçekleşecek bir sınamayı veya açıklanmayı ifade eder.
Alıştırma
Bir öğrenci önemli bir sınavın sonuçlarını açmadan hemen önce “Moment of truth” diyor. Bu ifade ne anlama gelir?
- Sonuç açıklanmak üzere.
- Test kesinlikle başarılı olacak.
- Genel bir gerçeği açıklama zamanı.
Cevabı göster
Sonuç açıklanmak üzere.
gumming up: yapışkanlaşıp çalışmayı aksatmak
Burada starts gumming up, bir şeyin hareketi veya çalışmayı engelleyecek kadar yapışkan ya da koyu hâle gelmeye başlaması demektir. Gum burada fiildir; kelimenin gerçek anlamıyla sakızı anlatmaz. Bu phrasal verb, starts gumming up örneğindeki gibi malzemenin kendisinin değişmesini ya da residue gums up a valve örneğindeki gibi yapışkan bir kalıntının başka bir şeyi tıkamasını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, yapışkan bir maddenin çalışmayı engellemesini anlatan bu dersteki phrasal verb ile tamamlayın: When the syrup gets too cold, it starts ____ the pump.
Cevabı göster
gumming up
so I have no idea if this is going to work.
1:15yani bunun işe yarayıp yaramayacağı hakkında hiçbir fikrim yok.
Okay, let's see if we can make this work.
1:39Tamam, bakalım bunu işe yarar hale getirebilecek miyiz.
I'm starting to lose confidence that this actually works. Kalıp ifadeler
1:56Bunun gerçekten işe yaradığına dair inancımı kaybetmeye başlıyorum.
starting to lose confidence that + yan cümle
Örnekte starting to, değişimin yavaş yavaş gerçekleştiğini veya yeni başladığını gösterir. Lose confidence that + yan cümle, yan cümledeki ifadenin doğru olduğuna giderek daha az inanmak demektir. Buradaki confidence, yöntemin işe yaradığı iddiasına duyulan güvendir; konuşanın genel özgüveni değildir. lose confidence that sonrasında kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle kullanın.
Alıştırma
Aşağıdaki iddianın doğru olduğundan yavaş yavaş daha az emin olmayı anlatan tam kalıpla cümleyi tamamlayın: After four failed trials, I'm ____ this method can work.
Cevabı göster
starting to lose confidence that
could have been using: geçmişte devam ediyor olabilecek bir eylem
Could have been using, could + have been + fiil-ing kalıbını izler. Burada, videolarda olanları açıklayabilecek olasılıklardan birinin bütan kullanılması olduğu anlamına gelir. Konuşan kişi geçmiş hakkında tahmin yürütüyor, bir olguyu doğrulamıyor. Perfect kısmı olasılığı şimdiden önceye yerleştirirken progressive kısmı eylemi geçmişteki o süre boyunca devam eden bir süreç olarak gösterir.
Alıştırma
Herkes geldiğinde ofisin zemini ıslaktı. Hangi cümle, onlar gelmeden önce temizliğin devam ediyor olduğuna dair yalnızca ihtiyatlı bir tahminde bulunur?
- The staff could have cleaned the floor.
- The staff were cleaning the floor.
- The staff could have been cleaning the floor.
Cevabı göster
The staff could have been cleaning the floor.
If this doesn't work, I don't know what will: son umudu anlatan koşul cümlesi
Bu kalıp, bu yöntem başarısız olursa konuşan kişinin başarılı olacak başka bir yöntem düşünemediği anlamına gelir. Mevcut denemeyi en umut verici seçenek veya gerçekçi son umut olarak sunar ve çoğunlukla biraz hayal kırıklığı ya da kaygı taşır. What will içinde will, will work ifadesinin yerini tutar. Bu, fiil öbeği eksiltisidir: Dinleyen kişi work fiilini if yan cümlesinden çıkarabildiği için İngilizcede yinelenen fiil atılır. Cümle genellikle gerçek bir yanıt isteği değil, retorik bir yorumdur.
Alıştırma
Başka hiçbir çözümün başarılı görünmediğini anlatan I don't know ... will kalıbıyla cümleyi tamamlayın: This is our strongest cleaner. If it doesn't remove the stain, ____.
Cevabı göster
I don't know what will
Sonucu doğrulayan There we go.
There we go. bir eylem veya ayarlama beklenen sonucu verdiğinde kullanılan bir konuşma tepkisidir. Burada denemenin sonunda işe yaradığını ve gözle görülür bir ilerleme ortaya çıktığını doğrular. İfade bir bütün olarak söylem belirteci işlevi görür: there bir yeri göstermez, we go da hareket bildirmez. Bir şey çalışmaya, yerine oturmaya veya açılmaya başladığında ya da beklendiği gibi göründüğünde kullanılabilir.
Alıştırma
Sıkışmış bir çekmeceyi ayarladıktan sonra çekmece açılıyor. Başarılı sonucu doğal biçimde doğrulayan tepki hangisidir?
- There we go.
- Let's go there.
- Where are we going?
Cevabı göster
There we go.
went through + belirli miktarda kaynak
I went through five bottles of propane cümlesinde went through, tekrarlanan denemeler sırasında bu miktarın kullanıldığı veya tüketildiği anlamına gelir. Şişelerin içinden geçmeyi ya da onları incelemeyi değil, işlemin ne kadar yakıt gerektirdiğini vurgular. Kaynak tüketimi anlamında yapı go through + kaynak veya ölçülmüş miktar şeklindedir. Zamana göre go fiilini değiştirin: go through, went through, have gone through.
Alıştırma
Cümleyi ‘tüketmek’ anlamını verecek şekilde dersteki iki kelimelik öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the storm, the generator ____ ten gallons of fuel.
Cevabı göster
went through
So, it kind of makes me wonder in the videos I saw, Ton ve niyet
2:45Yani, izlediğim o videolarda acaba diyorum,
kind of makes me wonder: temkinli bir şüpheyi dile getirmek
Burada kind of, makes me wonder ifadesinin kesinliğini azaltır. Konuşan kişi kanıtların bir şeyi ispatladığını söylemez; bu ifade, gözlemin doğurduğu bir düşünceyi ya da şüpheyi temkinli biçimde ortaya atar. Yeniden kullanılabilir kind of makes me wonder whether/if... kalıbı, belirsizliği gösterirken bir olasılığı değerlendirmeyi sağlar. Günlük konuşmada, burada olduğu gibi, bu ifadenin ardından ayrı biçimde dile getirilen yeni bir olasılık da gelebilir. Bu cümlede maybe, bütanla ilgili tahmindeki belirsizliği sürdürür.
Alıştırma
Hangi cümlede kind of makes me wonder kesin bir sonuç yerine temkinli bir şüpheyi ortaya koymak için kullanılmıştır?
- The missing label proves that this package was opened.
- I wonder what kind of label the package needs.
- The missing label kind of makes me wonder whether this package was opened.
Cevabı göster
The missing label kind of makes me wonder whether this package was opened.
I don't think mixing propane and Coke has any kind of reaction at all. Dilbilgisi
2:54propan ve Kolayı karıştırmanın herhangi bir reaksiyona neden olduğunu hiç sanmıyorum.
any kind of reaction at all: olumsuzluğu güçlendirmek
Olumsuz anlam taşıyan I don't think ... has yapısında any kind of reaction, kapsamı olası bütün tepkime türlerine genişletir; at all ise olumsuzluğu vurgular. Birlikte, küçük veya alışılmadık bir tepkime dâhil hiçbir tür tepkimenin gerçekleşmediği anlamına gelirler. Olumsuz bir iddianın bütün durumları kapsamasını istediğinizde not + any kind of + isim + at all kalıbını kullanabilirsiniz. Vurgu sağlayan at all olumsuz anlama bağlıdır; “her şey” demek değildir ve bir yeri belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi tam any kind of + noun + at all kalıbıyla tamamlayın: The experiment showed no change, so I don't think the two liquids had ____.
Cevabı göster
any kind of reaction at all
Now, I don't want to let you go home empty-handed. Deyimler
3:00Şimdi, eve eli boş dönmenizi istemiyorum.
empty-handed: sonuç veya ödül alamadan ayrılmak
Bu cümlede empty-handed, “herhangi bir sonuç, ödül veya yararlı bir kazanım elde etmeden” anlamına gelir. Konuşan kişi, deney başarısız olduktan sonra dinleyicinin hiçbir şey kazanmadan ayrılmasını istemiyor. empty-handed; leave, go home, return veya come away gibi fiillerden sonra kullanıldığında kişinin durumun sonundaki hâlini anlatır. Mecaz anlamlı olabilir; kişinin ellerinin gerçekten boş olması gerekmez.
Alıştırma
“The visitors asked for help but left empty-handed,” cümlesinde empty-handed ne anlama gelir?
- Herhangi bir şey istemeden önce ayrıldılar.
- Ellerinde hiçbir çanta taşımadan ayrıldılar.
- İstedikleri yardımı veya sonucu alamadan ayrıldılar.
Cevabı göster
İstedikleri yardımı veya sonucu alamadan ayrıldılar.
with liquid propane and screwing the cap on tight.
3:05doldurmayı ve kapağını sıkıca kapatmayı deneyeceğiz.
fill up ... with ...: bir kabı bir maddeyle doldurmak
fill up + kap + with + madde yapısı, bir maddeyi kap dolana veya oldukça dolu hâle gelene kadar içine koymak anlamına gelir. Burada this Coke bottle kaptır ve liquid propane içine konan maddedir. filling up this Coke bottle with liquid propane ifadesinde filling up, fill up fiilinin -ing biçimidir. Kap, öbek fiilden sonra gelir; with ise kabı doldurmak için kullanılan maddeyi tanıtır. Up yukarı doğru hareketi değil, tamamlanmayı belirtir.
Alıştırma
fill up ... with ... yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the picnic, we need to ____ the cooler ____ ice.
Cevabı göster
fill up · with
or will a Coke bottle actually be able to contain liquid propane indefinitely?
3:10yoksa bir Kola şişesi gerçekten sıvı propanı süresiz olarak içinde tutabilecek mi?
Acil zorunluluk bildiren got to
Burada got to, “zorunda olmak” veya “gerekmek” anlamındadır. Şişe soğuk olduğu için konuşan kişi onu hemen bırakmak zorundadır; bu ifade, bunu yapma fırsatı olduğu anlamına gelmez. Çok samimi konuşmalarda I got to, I’ve got to ifadesinin kısalmış sözlü biçimi olabilir. Ardından fiilin yalın hâli gelir: got to put.
Alıştırma
Bu cümlede got to ne anlama geliyor? My fingers are freezing, so I got to put this bottle down now.
- Onu zaten bıraktım.
- Onu bırakma fırsatım var.
- Onu bırakmak zorundayım.
Cevabı göster
Onu bırakmak zorundayım.
Yeah, liquid propane can still give you frostbite, guys.
3:19Evet, sıvı propan size hala soğuk yanığı yapabilir çocuklar.
You can see it rises above the label there.
3:35Oradaki etiketin üzerine kadar çıktığını görebilirsiniz.
right off the bat: daha en başından hemen
Right off the bat, “hemen” veya “en başından itibaren” anlamına gelir. Burada kişi propanı kaldırdıktan sonraki ilk izlenimini anlatır: ne kadar hafif olduğunu anında fark etmiştir. Bu bir deyimdir; dolayısıyla bat bu sahnedeki gerçek bir nesneyi anlatmaz. Bir gözlemin, tepkinin veya eylemin başlangıçta gerçekleştiğini belirtmek için ifadenin tamamını bir kalıp olarak kullanın.
Alıştırma
Cümleyi “daha en başından hemen” anlamına gelen dört kelimelik deyimle tamamlayın: ____, I noticed that the new keyboard was much quieter.
Cevabı göster
Right off the bat
and it feels like there's barely anything in it at all. Dilbilgisi
3:43ve içinde neredeyse hiçbir şey yokmuş gibi hissettiriyor.
Sıfıra Yakın Bir Miktar İçin barely anything ... at all
Burada barely anything, miktarın yok denecek kadar az olduğunu, fakat mutlaka tam olarak sıfır olmadığını belirtir. Şişenin içinde bir şey olsa bile şişe neredeyse boşmuş gibi gelebilir. Sondaki at all ifadeye vurgu katar. Barely anything ... at all birlikte miktarı son derece küçük gösterir ve konuşanın şaşkınlığını güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi “ek vurguyla neredeyse hiçbir şey” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The suitcase is so light that there is ____.
Cevabı göster
barely anything in it at all
and see whether or not this thing will explode. Dilbilgisi
3:49ve bu şeyin patlayıp patlamayacağını görelim.
Evet-Hayır Olasılıklarını Açıkça Belirten whether or not
Whether or not bir yan cümleyi başlatırken iki sonucu da açıkça mümkün bırakır: bu şey patlayabilir veya patlamayabilir. Konuşan kişi bir sonucu önceden tahmin etmek yerine sonucu gözlemlemeyi planlar. Bu yapı, evet-hayır seçiminin kendisi önemli olduğunda kullanışlıdır. Or not gereksiz bir tekrar değildir; iki seçeneği de açık hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi her iki olası sonucu da açıkça içeren üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: We need to confirm ____ the museum is open on Monday.
Cevabı göster
whether or not
Kesin olmayan bir benzetme için almost like
Almost like yaklaşık bir benzetme yapar. Burada konuşan kişi şişenin hareketinin büzülmeye benzediğini söylüyor, ancak şişenin kesinlikle büzüldüğünü iddia etmek yerine gözlemini ihtiyatlı biçimde aktarıyor. Bu ifade almost like a heartbeat veya almost like it is breathing örneklerindeki gibi bir isim öbeğinden ya da cümlecikten önce gelebilir. Bir görünüşü, sesi veya hissi tam olarak tarif etmek zor olduğunda kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir gözlemi doğrulanmış bir gerçek yerine kesin olmayan bir benzetme olarak sunuyor?
- The shadow moved exactly two centimeters.
- It's almost like the shadow is moving.
- The shadow is definitely moving.
Cevabı göster
It's almost like the shadow is moving.
In fact, we could probably take a blowtorch to it
4:08Aslında, muhtemelen ona bir pürmüz tutabiliriz
And when this thing gets to the point where I can't push my thumb into it, Dilbilgisi
4:11Ve bu şey baş parmağımı içine bastıramayacağım noktaya geldiğinde,
Bir eşiğe ulaşmayı anlatan gets to the point where
Gets to the point where aşamalı bir sürecin fark edilebilir bir evreye veya eşiğe ulaşmasını anlatır. Buradaki point fiziksel bir yer değil, bir aşama ya da durum anlamındadır. Where yan cümleciği bu aşamanın nasıl anlaşılacağını gösterir: burada ölçüt, başparmağın artık içeri itilememesidir. Bir sonraki eylemi veya sonucu tetikleyen koşulu belirtmek için get, gets ya da got to the point where + yan cümlecik yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi get to the point where yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: As the argument continues, it ____ neither person is listening.
Cevabı göster
gets to the point where
Dikkat çekme ifadesi olarak “Check this out”
Bu cümlede check this out, dikkati çekmek için kullanılan samimi bir ifadedir. Konuşan kişi, dikkate değer bir şey göstermek veya açıklamak üzere olduğu için gruptan bakmasını ya da dinlemesini ister. Burada check, “bakmak veya dikkat etmek” anlamındadır; this ise ardından gelecek şeyi ya da bilgiyi gösterir. İfadenin tamamı dinleyicinin dikkatini yeni içeriğe yönlendirir; hesap ödemek veya otelden çıkış yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Check this out hangi durumda en doğal biçimde “göstermek üzere olduğum şeye dikkat et” anlamına gelir?
- Arkadaşlarınıza harika bir fotoğraf göstermek üzeresiniz.
- Otel görevlisine ayrıldığınızı söylüyorsunuz.
- Kasiyerden aldıklarınızın toplamını hesaplamasını istiyorsunuz.
Cevabı göster
Arkadaşlarınıza harika bir fotoğraf göstermek üzeresiniz.
We've had this thing sitting out long enough Dilbilgisi
4:32Bu şeyi, propanın buradaki dış ortam sıcaklığına
Sonuç yapısı “long enough that ...”
Long enough that, bir süreyi bir sonuca bağlar. Long enough, gerekli sürenin tamamlandığını belirtir; that ile başlayan yan cümle ise bu eşiğe ulaşıldığı için ne olduğunu açıklar. Bu cümlede nesne, propanın ısınmasına yetecek kadar uzun süre dışarıda kalmıştır. That sonuç bildiren yan cümleyi başlatır; this thing ifadesine gönderme yapmaz.
Alıştırma
Cümleyi “sonuç doğuracak kadar yeterli bir süre boyunca” anlamındaki yapıyla tamamlayın: The soup simmered ____ the vegetables became soft.
Cevabı göster
long enough that
“It seems that theoretically,” ifadesindeki iki katmanlı belirsizlik
“It seems that theoretically,” ifadesinde iki ihtiyat unsuru birlikte kullanılır. “It seems that” önermeyi mevcut gözlemlerden çıkarılan bir sonuç olarak sunarken “theoretically” onu ilke olarak mümkün görünen şeyle sınırlar. Bu iki unsur birlikte “we can store...” bölümünü doğrulanmış bir güvenlik iddiası değil, temkinli bir olasılık hâline getirir. Bu ifade, daha uzun sürede veya farklı koşullarda ne olacağı gibi eksik kanıtlara yer bırakır.
Alıştırma
“It seems that theoretically,” başlangıcı ne anlatıyor?
- Yöntemin uzun süreli depolama için güvenli olduğu kanıtlanmıştır.
- Sonuç ilke olarak mümkün görünüyor, ancak uygulamada güvenli olduğu doğrulanmış değil.
- Konuşan kişi şişenin asla zarar görmeyeceğinden emindir.
Cevabı göster
Sonuç ilke olarak mümkün görünüyor, ancak uygulamada güvenli olduğu doğrulanmış değil.
“Probably not the safest idea, but” ifadesindeki hafifletilmiş risk uyarısı
“Probably not the safest idea” hafifletici bir anlatımdır. Sözcüğü sözcüğüne ele alındığında yumuşak bir karşılaştırma gibi gelir, ancak burada güvenlikle ilgili ciddi bir çekince belirtir: eylem mümkün olabilir, fakat risklidir ve tavsiye olarak görülmemelidir. “but” bağlacı bir ödünleme ve karşıtlık kurar. Konuşan kişi önce tehlikeyi kabul eder, ardından bunu eylemin görünüşe göre yapılabildiği gözlemiyle karşılaştırır. Uygulanabilirlik ile güvenlik ayrı tutulur.
Alıştırma
Biri “Probably not the safest idea, but it can be done,” dediğinde neyi kasteder?
- Yapılması mümkün olabilir, ancak konuşan kişi gerçek bir güvenlik endişesi ifade ediyor.
- Yeterince güvenlidir, bu yüzden konuşan kişi yapılmasını tavsiye ediyor.
- Konuşan kişi bunun fiziksel olarak mümkün olup olmadığını bilmiyor.
Cevabı göster
Yapılması mümkün olabilir, ancak konuşan kişi gerçek bir güvenlik endişesi ifade ediyor.
and uh I think now it's time to kill it off. Öbek fiiller
5:22ve uh sanırım şimdi onun işini bitirme zamanı.
kill it off: bir şeyi tamamen sona erdirmek
Bu cümlede kill it off, şişedeki deney düzeneğini devre dışı bırakarak veya yok ederek deneyi tamamen sona erdirmek anlamına gelir. Canlı bir şeyi öldürmekten söz edilmez; it, cansız deney düzeneğine gönderme yapar. Kill off öbek fiili, yalnızca stop demekten daha güçlüdür. Genellikle bir şeyin artık devam edemeyeceği veya var olamayacağı şekilde tamamen ortadan kaldırılmasını anlatır.
Alıştırma
“I think now it's time to kill it off,” cümlesinde kill it off bu deney bağlamında ne anlama gelir?
- Şişenin içindeki canlı bir şeyi öldürmek
- Deneyi tamamen sona erdirmek
- Deneyi duraklatıp daha sonra devam etmek
Cevabı göster
Deneyi tamamen sona erdirmek
so we can summarize here for a minute what we've just learned. Anlatım akışı
6:10böylece az önce öğrendiklerimizi burada bir dakikalığına özetleyebiliriz.
summarize ... what we've just learned ifadesini özetleme işareti olarak kullanmak
Burada konuşmacı summarize sözcüğünü bir yönlendirme işareti olarak kullanır: uygulamalı bölüm duraklar ve temel bulguların kısa bir değerlendirmesi başlamak üzeredir. Bu, dinleyicilerin videonun yapısını takip etmesine ve sonraki bölümü daha önce duydukları bilgilerle ilişkilendirmesine yardımcı olur. Here, sunumun şu anki aşamasını gösterirken for a minute tam olarak altmış saniye değil, kısa bir süre anlamına gelir. What we've just learned yan cümlesi, özetlenecek bilgiyi belirtir.
Alıştırma
Bir konuşmacı “Let's summarize for a minute what we've learned” dediğinde neyin işaretini verir?
- Hiç değerlendirme yapılmadan yeni bir deney başlayacak
- Önceki bilgilerin kısa bir değerlendirmesi başlıyor
- Konuşma tam olarak altmış saniye durmalı
Cevabı göster
Önceki bilgilerin kısa bir değerlendirmesi başlıyor
We started off with the purpose to see if mixing propane and Coke together
6:13Propan ve Kolayı birbirine karıştırmanın
would make an improvised bottle rocket.
6:16doğaçlama bir şişe roketi yapıp yapmayacağını görmek amacıyla başladık.
what we found actually happens is: gerçek sonucu sunmak
what we found actually happens is kalıbı, açıklamayı kanıta dayalı bir düzeltme olarak düzenler. What we found, sonucun gözlem veya test yoluyla elde edildiğini gösterir; sondaki is ise gerçek mekanizmayı belirten yan cümleyi başlatır. Burada actually, gerçek mekanizmayı önceki beklentiyle karşılaştırır; yalnızca genel bir vurgu değildir. Bu kalıp, bir raporda varsayımdan kanıtın gösterdiği sonuca geçerken kullanışlıdır.
Alıştırma
Raporu, kanıta dayalı bir düzeltme sunan kalıpla tamamlayın: We expected a software bug, but ____ that a loose cable causes the shutdown.
Cevabı göster
what we found actually happens is
preventing any significant reaction from taking place. Dilbilgisi
6:21ve önemli bir reaksiyonun gerçekleşmesini engellemesi olduğunu bulduk.
preventing ... from taking place: engellenen bir sonucu ifade etmek
preventing any significant reaction from taking place biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki olayın sonucunu ekler: donma, büyük bir tepkimenin gerçekleşmesini engeller. Virgülden sonra gelen bir -ing yan cümlesi, önceki cümlenin tamamından doğan sonucu kısa biçimde gösterebilir. Bu yapıda prevent, prevent + nesne + from + -ing kalıbını izler. Nesne any significant reaction ifadesidir; from taking place ise gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. from sonrasındaki fiil -ing biçiminde olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi prevent + nesne + from + -ing yapısı ve take place ifadesiyle tamamlayın: The emergency shutdown prevented a dangerous reaction ____.
Cevabı göster
from taking place
We tried a number of variations of experiments to see if we could get it to work, Dilbilgisi
6:24İşe yarayıp yaramayacağını görmek için bir dizi farklı deney varyasyonu denedik,
get it to work: bir şeyi çalışır hâle getirmek
get it to work ifadesinde get, 'elde etmek' değil, 'bir şeyin olmasını sağlamayı başarmak' anlamına gelir. Burada beklenen tepkinin amaçlandığı şekilde işlemesini sağlamayı anlatır; work ise 'bir işte çalışmak' değil, 'işlemek' veya 'sonuç vermek' demektir. Kalıp get + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Genellikle çaba, ayarlama veya sorun giderme sonucunda istenen sonuca ulaşmayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi get fiilinin geçmiş zaman biçimi ve mastar belirteciyle tamamlayın: After three attempts, Lena ____ the printer ____ start.
Cevabı göster
got · to
we tried filling up one of the empty Coke bottles themselves
6:33boş Kola şişelerinden birini bizzat sıvı propanla
with liquid propane and screwing the cap on tight
6:35doldurmayı ve kapağını sıkıca kapatmayı denedik
rather than exploding: beklenti ile gerçeği karşılaştırmak
Rather than exploding, gerçekleşmesi beklenen ancak gerçekleşmeyen olayı tanıtır. Ardından ana cümle şaşırtıcı gerçek sonucu verir: Madde ısındı ve berraklaştı. Burada rather than ifadesinden sonra, gerçeklikle karşılaştırılan eylemi adlandırmak için -ing biçimindeki exploding gelir. Yeniden kullanılabilir Rather than + -ing, ... kalıbı, beklenen veya tercih edilmeyen bir eylemi gerçekte olanla karşılaştırabilir.
Alıştırma
skip fiilinin doğru biçimini kullanın: Rather than ____ practice, Maya arrived early and asked for help.
Cevabı göster
skipping
crystal clear in crystal clear liquid: tamamen şeffaf
Crystal clear, clear anlamını güçlendiren kalıplaşmış bir ifadedir ve tamamen berrak ve şeffaf demektir. crystal clear liquid ifadesinde sıvının görünüşünü anlatır: gözle görülür bir bulanıklık yoktur. Bu ifade, bir şeyin anlaşılmasının son derece kolay olduğunu anlatmak için de kullanılabilir; ancak bu cümlede görsel ve gerçek anlamındadır. Buradaki crystal, sıvının kristalden yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“The instructions were crystal clear” cümlesinde crystal clear ne anlatıyor?
- Talimatları takip etmek zordu.
- Talimatlar kristalden yapılmıştı.
- Talimatları anlamak çok kolaydı.
Cevabı göster
Talimatları anlamak çok kolaydı.
drop testing the bottle for durability: dayanıklılık için düşürme testi
Drop testing, bir nesnenin darbeye nasıl dayandığını görmek için bilerek düşürüldüğü kontrollü bir ürün testidir. Bu cümlede drop testing the bottle, denenmiş olan etkinliktir ve amaç şişenin dayanıklılığını kontrol etmektir. Dayanıklılık, şişenin darbeden sonra sağlam ve kullanılabilir kalması demektir. Buradaki drop test yöntemini anlatır; pes etmek ya da testi iptal etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ürünün darbeye ne kadar dayandığını kontrol etmek için bilerek düşürüldüğü teste hangi ifade verilir?
- drop testing
- leak testing
- durability testing
Cevabı göster
drop testing
stayed intact: sağlam kaldı
Stayed intact, zarar verebilecek bir olaydan sonra bir şeyin bütün ve kırılmamış durumda kaldığını belirtir. Burada stayed, belirli bir durumda kalmaya devam etmek anlamındaki bağlayıcı fiildir; intact ise son durumu anlatan sıfattır. Bu ifade, bir şeyin genel olarak bütün kalmasına odaklanır. Küçük izler veya hafif değişiklikler olsa bile stay intact denebilir; bu nedenle her zaman hiçbir şekilde dokunulmamış ya da değiştirilmemiş olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi stay intact ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the rough trip, all the eggs ____.
Cevabı göster
stayed intact
Well, that's it for this set of experiments, guys.
6:54Evet, bu deney seti için hepsi bu kadar çocuklar.
and I'll be looking for you in the next video.
6:56ve bir sonraki videoda sizleri bekliyor olacağım.
İğneleme olarak Wouldn't that be great if ...?
Wouldn't that be great if ...? ifadesi sözcük anlamıyla, olası bir sonucun harika olacağı konusunda dinleyiciyi aynı fikirde olmaya çağırır. Ancak bu cümlede bir şeyin konuşanın elinde patlaması açıkça tehlikeli bir sonuçtur; bu nedenle great sözcüğü gerçek anlamının tersini ifade eder. Bu, kara mizah içeren bir iğnelemedir: konuşan kişi umut değil, korku ve rahatsızlık ifade eder. Olumlu bir değerlendirme açıkça istenmeyen bir sonuçla eşleştirildiğinde, tersine çevrilen gerçek tutumu bağlamdan çıkarmak gerekir.
Alıştırma
Bir kişi tehlikeli bir kabı elinde tutarken şöyle diyor: Wouldn't that be great if it just exploded in my hand right now? Aslında ne demek istiyor?
- Kabın patlayamayacağından emin.
- Eğlenceli olacağı için gerçekten patlamasını umuyor.
- Patlayabileceğinden endişe ediyor ve iğneleyici konuşuyor.
Cevabı göster
Patlayabileceğinden endişe ediyor ve iğneleyici konuşuyor.