İşte Bu Yüzden Akşamdan Kalma Oluyorsun!: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
416 kelime 200 kel/dk

Özet: Video karaciğerin alkolü nasıl işlediğini ve glutatyon eksikliğinin asetaldehit birikimine ve akşamdan kalma belirtilerine nasıl yol açtığını gösterir. İngilizce öğrenme noktaları: 1. famous last words - Deyimler ve mecaz: yakında yanlışlanacak kendinden emin bir sözün ironik etiketi olduğunu anlayın ve söz ya da tahminleri yorumlarken kullanın. 2. After being processed - Dil bilgisi ve kalıplar: kısaltılmış edilgen zaman yan tümcesini tanıyın ve bilimsel açıklamalarda biten adımları özlü biçimde bağlayın. 3. suffering alcoholics - Sözcük anlamı ve kullanım: tıbbi göndermeyi anlayın, eski etiketin damgasını fark edin ve kişi odaklı, tarafsız sözleri seçin.

Bu derste

The effects of alcohol

0:00

Alkolün etkileri

all too familiar to some of us Kalıp ifadeler

0:02

bazılarımıza fazlasıyla tanıdık gelir

Kalıp ifadeler

all too familiar: ne yazık ki fazlasıyla tanıdık

all too familiar ifadesinde all too, familiar sözcüğünün derecesini güçlendirir: Deneyim, konuşanın isteyeceğinden daha fazla tanıdıktır. Burada bazı kişilerin bu tatsız durumu tekrar tekrar yaşadığı ima edilir. all too + sıfat kalıbı, yüksek bir dereceyi çoğu zaman pişmanlık, eleştiri veya bezgin bir fark edişle birleştirir. Sıfat olağan anlamını korur; all too konuşanın tutumunu ekler.

Alıştırma

“Ne yazık ki çok tanıdık” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After months of repeated delays, the excuse sounded ____.

Cevabı göster

all too familiar

brings about a merry night of fun and laughter Öbek fiiller

0:03

eğlence ve kahkaha dolu neşeli bir gece yaşatır

Öbek fiiller

bring about: bir sonuç meydana getirmek

Brings about, bring about öbek fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Bring about, “bir şeyin gerçekleşmesine veya ortaya çıkmasına neden olmak” anlamında geçişli bir öbek fiildir. Bu cümlede neşeli bir geceyi öznenin etkisinin sonucu olarak sunar; about burada “hakkında” anlamına gelmez. Yaygın kalıp bring about + sonuç biçimindedir ve özellikle değişim, olay veya durumlarla kullanılır. bring a change about örneğindeki gibi bir isim iki parçanın arasına gelebilir; nesne zamiri ise normalde bring it about örneğindeki gibi araya gelmek zorundadır.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Careful negotiation can ____ lasting change.

Cevabı göster

bring about

climaxing in a seemingly joyful sleep Kalıp ifadeler

0:06

ve görünüşte huzurlu bir uykuyla doruğa ulaşır

Kalıp ifadeler

climaxing in: son doruk noktasına ulaşmak

Bu cümlede climaxing in, “doruk noktasına ulaşıp sonunda … ile sonuçlanmak” anlamındadır. Görünüşte huzurlu olan uyku, gecenin olay dizisinin görünürdeki zirvesi veya sonucu olarak, kasıtlı biçimde görkemli ve mizahi bir tonla sunulur. Burada climax cinsel anlam taşımaz. Dilbilgisi açısından climaxing, brings about ile başlayan önceki olay dizisine gönderme yapan bir -ing ortaç yan cümlesidir. Bu kalıp, anlatıcının son aşamayı veya sonucu X happens, climaxing in Y yapısıyla kısa biçimde aktarmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “doruk noktasına … ile ulaşmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The ceremony grew more emotional, ____ a speech from the retiring coach.

Cevabı göster

climaxing in

and then when you think it couldn't get any better Anlatım akışı

0:08

tam da her şeyin daha iyi olamayacağını düşündüğünüz anda

a lovely whack in the face Deyimler

0:10

yüzünüze okkalı bir darbe indirir

Anlatım akışı

when you think it couldn't get any better: ironik bir tersine dönüş hazırlamak

When yan cümlesi sonraki olayı hemen açıklamaz ve önce dinleyiciyi iyimser bir beklenti benimsemeye yönlendirir: durum zaten olabileceği kadar iyi görünmektedir. Ardından gelen a lovely whack in the face bu beklentiyi tersine çevirir. Bir anlatı kalıbı olarak when you think it couldn't get any better ani bir dönüşe zemin hazırlayabilir; burada dönüş olumsuz olduğu için görünürdeki övgü ironiktir ve anlatıcının nihai değerlendirmesi değildir.

Alıştırma

“when you think it couldn't get any better” bu cümlede hangi söylem işlevini yerine getiriyor?

  1. Olumlu bir beklenti kurar ve ardından gelen olumsuz olayın ironik bir tersine dönüş etkisi yaratmasını sağlar.
  2. Gecenin gerçekten daha da iyiye gitmeye devam edeceğini garanti eder.
  3. Yüze gelen darbenin fiziksel nedenini açıklar.
Cevabı göster

Olumlu bir beklenti kurar ve ardından gelen olumsuz olayın ironik bir tersine dönüş etkisi yaratmasını sağlar.

Deyimler

ani ve hoş olmayan bir şok anlamında whack in the face

Bu parçada whack in the face, akşamdan kalmalığın aniden ve güçlü biçimde çarpmasını anlatan canlı bir mecazdır; gerçek bir darbe değildir. Lovely sözcüğü ironiktir ve hoş olmayan etkiyi alaycı biçimde hoşmuş gibi gösterir. a whack in the face ifadesi, özellikle rahatlığı veya özgüveni bozduğunda, ani, acı verici ya da sarsıcı hissettiren her türlü deneyimi anlatabilir.

Alıştırma

“Returning to work and finding 200 urgent emails felt like a whack in the face,” cümlesinde “a whack in the face” ne anlama gelir?

  1. Gerçek bir fiziksel saldırı
  2. Ani ve hoş olmayan bir şok
  3. Dostça bir karşılama
Cevabı göster

Ani ve hoş olmayan bir şok

followed by the famous last words Deyimler

0:11

ardından o meşhur son sözler gelir

I will never drink ever again. Dilbilgisi

0:13

Bir daha asla içmeyeceğim.

Deyimler

ironik bir öngörü olarak famous last words

Famous last words, yakında yanlış çıkması beklenen kendinden emin bir tahminin veya sözün öncesinde ya da sonrasında kullanılan kalıplaşmış, esprili ve çoğu zaman alaycı bir yorumdur. Burada ünlü bir kişinin ölmeden önce söylediği son sözler anlamına gelmez. I will never drink ever again sözünden önce gelmesi, bu yeminin uzun sürmeyeceğini gösterir. Böylece anlatıcı doğrudan “You will drink again.” demeden yaklaşan tersine dönüşü haber verir.

Alıştırma

Kız kardeşin ironik yanıtını dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Alex says, “I’m deleting the shopping app, so I’ll never impulse-buy again.” His sister replies, “____.”

Cevabı göster

Famous last words

Dilbilgisi

Vurgulu bir yemin için never ... ever again

Never, eylemin gelecekte hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini belirtir. Ever again aynı zaman fikrini tekrar edip kapsamını güçlendirir; bu nedenle I will never ... ever again, basit bir I will not ... again ifadesinden daha duygusal ve vurgulu gelir. Bu, çoğunlukla kötü bir deneyimden sonra edilen kesin bir yemindir. Sonradan boşa çıkması muhtemel bir iddia anlamındaki famous last words çerçevesinde, söz uzun sürmeyebileceği için bu aşırı kesinlik mizah da yaratır.

Alıştırma

Dersteki iki parçalı kalıpla vurgulu yemini tamamlayın: After that scare, I will ____ drive without a seat belt ____.

Cevabı göster

never · ever again

The feelings are all too familiar.

0:17

Bu hisler de fazlasıyla tanıdık.

You've been here before

0:18

Bunu daha önce de yaşadınız

but what on Earth is going on in your body to make you feel this way? Notlar

0:20

ama vücudunuzda neler oluyor da kendinizi böyle hissediyorsunuz?

Ton ve niyet

Vurgulu bir soruda What on Earth

What on Earth, soru sözcüğüyle kurulan bir soruda kullanılan kalıplaşmış bir güçlendiricidir. Earth burada gerçek bir yeri göstermez; on Earth, what sözcüğünü güçlendirerek yoğun şaşkınlık, hayret veya inanamama aktarır. Burada konuşanın bedensel nedeni sormadan önceki şaşkınlığını öne çıkarır. Kalıp, why on Earth veya how on Earth örneklerinde olduğu gibi başka soru sözcükleriyle de kullanılabilir. İstenen temel bilgiyi değiştirmez; konuşanın tutumunu ekler.

Alıştırma

Hangi soru gündelik bir konuşmaya uygun biçimde güçlü ama küfürsüz bir şaşkınlık ekler?

  1. What on Earth happened here?
  2. What happened here?
  3. What the hell happened here?
Cevabı göster

What on Earth happened here?

Dilbilgisi

make you feel: make + nesne + to almayan fiilin yalın hâli

Burada make you feel, “belirli bir duyguyu yaşamanıza neden olmak” anlamına gelir. You, make fiilinin nesnesidir; feel ise ortaya çıkan deneyimi belirtir. Etken oldurgan make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbında, nesneden sonraki fiil to almaz: make you feel denir, make you to feel denmez. Edilgen yapıda to geri gelir: You are made to feel this way.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin geçmiş zamanı ve us nesne zamiriyle tamamlayın: The loud alarm ____ leave the building.

Cevabı göster

made us

In a previous video which you can click here

0:23

Buraya tıklayarak izleyebileceğiniz önceki bir videoda

we described the effects of alcohol on the brain Kalıp ifadeler

0:26

alkolün beyin üzerindeki etkilerini

Kalıp ifadeler

the effects of X on Y: kaynak ve etkilenen hedef

the effects of alcohol on the brain ifadesinde effects, alkolün neden olduğu değişiklikleri veya sonuçları belirtir. İfade, neden ve etki ilişkisini düzenler: of alcohol kaynağı, on the brain ise etkilenen şeyi gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp the effect(s) of X on Y şeklindedir. Tek bir genel sonuç için effect, birden fazla sonuç için effects kullanılır.

Alıştırma

Kaynağı ve etkilenen hedefi belirten iki edatla akademik kalıbı tamamlayın: The study investigates the effects ____ sleep deprivation ____ memory.

Cevabı göster

of · on

and why it dehydrates you.

0:28

ve neden vücudunuzu susuz bıraktığını anlattık.

apart from just water Kalıp ifadeler

0:29

Suyun yanı sıra

your body is also excreting many components

0:30

vücudunuz başka pek çok bileşeni de dışarı atar

Kalıp ifadeler

apart from: başka bir unsur eklemek

Apart from hem ek bir unsur hem de bir istisna sunabilir. Burada ekleme anlamındadır: Vücut, suya ek olarak başka bileşenleri de dışarı atar. Also sözcüğü, suyun zaten dâhil olduğunu ve many components ifadesinin ek bilgi verdiğini doğrular. Bu kalıp, başka bir unsur ekleyerek bir ifadeyi genişletmek için kullanılabilir: Apart from X, Y also ...

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun: Apart from the rent, we also pay for electricity. Apart from burada ne anlama geliyor?

  1. Kiraya ek olarak
  2. Kira ödenmediği için kirayı dışarıda bırakarak
  3. Kira yerine
Cevabı göster

Kiraya ek olarak

such as salt, potassium and glucose

0:32

tuz, potasyum ve glikoz gibi

which are required for normal muscle coordination and brain function.

0:34

bunlar normal kas koordinasyonu ve beyin işlevleri için gereklidir.

But there is more to it. Deyimler

0:38

Ama mesele bundan ibaret değil.

Deyimler

there is more to it: daha fazla karmaşıklık olduğunu belirtmek

There is more to it, mevcut açıklamanın eksik olduğunu; konunun başka bir yönü bulunduğunu veya ilk göründüğünden daha karmaşık olduğunu belirtir. Fiziksel bir nesnenin miktarının daha fazla olduğu anlamına gelmez. It zamiri, daha önce konuşulmakta olan duruma, soruna veya açıklamaya gönderme yapar. Konuşan kişi bu ifadeyi genellikle basit bir açıklamanın ardından, daha derin bir açıklamanın geleceğini göstermek için kullanır.

Alıştırma

Sorunun ilk göründüğünden daha karmaşık olduğunu anlatan ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The delay looks like a scheduling mistake, but there is ____.

Cevabı göster

more to it

The site of detoxification in your body Kelime

0:39

Vücudunuzun toksinlerden arındırıldığı yer

is located within your liver.

0:41

karaciğerinizdir.

Kelime

site of detoxification: biyolojik bir sürecin gerçekleştiği yer

Bilimsel yazılarda site, bir faaliyetin veya sürecin gerçekleştiği yer ya da vücut bölümü anlamına gelir. Bu nedenle site of detoxification isim grubu, karaciğeri detoksifikasyonun gerçekleştiği bir yer olarak tanımlar. Buradaki detoxification, vücudun potansiyel olarak zararlı maddeleri işlediği, etkisizleştirdiği veya uzaklaştırdığı fizyolojik süreçtir. Bu ifade biyolojik bir işlevi açıklar; ticari bir detoks tedavisini desteklemez.

Alıştırma

Bu cümlede site of detoxification ne anlama gelir?

  1. detoks ürünleri satan bir internet sitesi
  2. vücudun zararlı maddeleri işlediği veya uzaklaştırdığı yer
  3. karaciğeri temizlediği ileri sürülen ticari bir tedavi
  4. toksinlerin vücuda girdiği kaynak
Cevabı göster

vücudun zararlı maddeleri işlediği veya uzaklaştırdığı yer

Everything that you ingest is broken down in your digestive system Notlar

0:43

Tükettiğiniz her şey sindirim sisteminizde parçalanarak

Kelime

ingest: bir maddeyi yutarak vücuda almak

Ingest; yiyecek, içecek, ilaç veya başka bir maddeyi ağız yoluyla vücudun içine almak anlamına gelen resmî bir fiildir. Hem yemeyi hem içmeyi kapsayabilir; bu nedenle everything that you ingest, yuttuğunuz her şey anlamına gelir. Ingest vücuda girişi ifade eder; sonraki is broken down ifadesi ise sindirimi anlatır. Bu iki süreç aynı kabul edilmemelidir.

Alıştırma

Bu resmî güvenlik talimatını en iyi hangi fiil tamamlar? Do not ___ this chemical. Seek medical help if it is swallowed.

  1. process
  2. absorb
  3. digest
  4. ingest
Cevabı göster

ingest

Öbek fiiller

Biyolojik parçalanma için “is broken down”

Bu cümlede is broken down, “sindirim yoluyla daha küçük ve daha basit parçalara ayrılır” anlamına gelir. Yiyecek veya alınan başka bir madde eylemden etkilendiği için is broken down, break down fiilinin edilgen biçimidir. Burada ifade bir parçalanma sürecini adlandırır. Anlamı bağlama bağlıdır: sindirim sisteminin çalışmayı durdurduğu veya birinin duygusal olarak çöktüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi break down fiilinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: During composting, food scraps are ____ by microorganisms.

Cevabı göster

broken down

to become small enough Dilbilgisi

0:46

yeterince küçük hâle gelir

that the nutrients are released into the bloodstream.

0:47

ve besin maddeleri kan dolaşımına salınır.

Dilbilgisi

Derece-sonuç eşiği için “small enough that”

Small enough that, bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Enough, small sıfatından sonra gelir ve that, bu dereceye ulaşıldığında neyin mümkün olduğunu açıklayan tam bir yan cümle başlatır: besinler kan dolaşımına salınır. Yeniden kullanılabilir kalıp “sıfat + enough + that + özne + fiil” şeklindedir. Bir şeyin yalnızca çok küçük olduğunu söylemek yerine, derecenin sonraki sonuç için yeterli eşiği karşıladığını gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan derece-sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The sensor is ____ it can fit inside the watch.

Cevabı göster

small enough that

These nutrients head to the liver Kelime

0:50

Bu besin maddeleri karaciğere gider

for a sort of quality control. Deyimler

0:52

ve bir tür kalite kontrolünden geçer.

Kelime

head to: bir hedefe doğru hareket etmek

Burada head bir fiildir ve head to, bir hedefe doğru “hareket etmek veya gitmek” anlamına gelir. Besin öğeleri, bedensel bir sürecin parçası olarak karaciğere hareket ediyormuş gibi anlatılır. Aktarılabilir kalıp özne + head/heads/headed + to + hedef şeklindedir. İnsanları, araçları, maddeleri, belgeleri veya bir rota ya da süreç boyunca hareket eden başka şeyleri anlatabilir.

Alıştırma

Head sözcüğünü “bir yere doğru gitmek” anlamında fiil olarak kullanan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the alarm sounds, everyone should ____ the nearest exit.

Cevabı göster

head to

Deyimler

Bir süreç metaforu olarak quality control

Quality control, kelime anlamıyla ürünlerin veya yapılan işlerin gerekli bir standardı karşılayıp karşılamadığının denetlenmesidir. Burada ise karaciğerin besin öğelerini işleyip elemesini anlatan bir metafordur; gerçek bir fabrika denetimi veya besin öğelerinin “iyi” ya da “kötü” diye puanlanması değildir. a sort of yumuşatıcı ifadesi, bunun yaklaşık bir benzetme olduğunu gösterir. Konuşmacı, karmaşık bir biyolojik işlevi zihinde canlandırmayı kolaylaştırmak için bilinen bir inceleme sürecini kullanır. Bilimsel açıklamalarda iş veya üretim süreçlerine ait kelimeler sıklıkla bu şekilde kullanılır.

Alıştırma

“The fact-checking stage provides a form of quality control before the article is published.” cümlesinde quality control ne anlama gelir?

  1. Makalenin fiziksel kalitesini sıralayan bir puan
  2. Basılı kâğıt üreten bir bölüm
  3. Bilgileri denetleyip düzeltmeye yönelik bir benzetme
Cevabı göster

Bilgileri denetleyip düzeltmeye yönelik bir benzetme

In the liver something called enzymes

0:54

Karaciğerde enzim adı verilen maddeler

are used to help break down and process nutrients Dilbilgisi

0:55

besinleri parçalamaya ve işlemeye yardımcı olur

Dilbilgisi

are used to help: amacı edilgen bir yapıyla ifade etme

are used to help ifadesinde are used, use fiilinin edilgen biçimidir; to help ise amacı belirten bir mastar öbeğini başlatır. Yapı, enzimlerin bir şeyin gerçekleşmesine yardımcı olma işlevi gördüğünü anlatır; bir şeye alışmış olduklarını değil. İngilizcede help fiilinden sonra hem to almayan yalın fiil hem de to + fiil kullanılabilir. Buradaki help break down and process yapısında help, paralel durumdaki iki yalın fiile, break down ve process fiillerine bağlanır.

Alıştırma

Hangi cümle bir aracın amacının kullanıcıların dosyaları düzenlemesine yardımcı olmak olduğunu doğru biçimde anlatır?

  1. The app is used to helping users organize files.
  2. The app used to help users organize files.
  3. The app is used to help users organize files.
Cevabı göster

The app is used to help users organize files.

but also remove any toxins when need be. Kalıp ifadeler

0:58

gerektiğinde de toksinleri ortadan kaldırır.

Kalıp ifadeler

when need be: ‘gerektiğinde’ anlamındaki sabit ifade

When need be, gerektiğinde veya durum gerektirdiği zaman anlamına gelen sabit ve eksiltili bir ifadedir. Bu cümlede toksinlerin giderilmesi eylemini yalnızca bu eylemin gerekli olduğu durumlarla sınırlar. Need, korunmuş ve dilek kipini andıran bir yapıda yalın fiil biçimindedir ve ardından be gelir. İfadeyi günümüz İngilizcesinin olağan sözcük dizimine göre yeniden kurmak yerine bütünüyle kalıp olarak öğrenin.

Alıştırma

Cümleyi ‘gerektiği her zaman’ anlamına gelen üç sözcüklük sabit ifadeyle tamamlayın: The backup team can step in ____.

Cevabı göster

when need be

After being processed by the liver Dilbilgisi

1:01

Karaciğer tarafından işlendikten sonra

the products are now safe to enter the whole body's bloodstream.

1:02

ortaya çıkan ürünler artık tüm vücudun kan dolaşımına güvenle girebilir.

Dilbilgisi

After being processed: indirgenmiş edilgen zaman yan cümlesi

After being processed, indirgenmiş edilgen bir zaman yan cümlesidir. “After the products have been processed” yani “ürünler işlendikten sonra” anlamına gelir. Being + past participle yapısı eylemi edilgen tutar; after ise bu eylemin ana cümledeki olaydan önce gerçekleştiğini gösterir. Being processed ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan the products ifadesidir. Bu indirgeme öznenin tekrarlanmasını önler ve süreç adımlarını anlatırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi after being + test fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: ____, the samples are ready for storage.

Cevabı göster

After being tested

Alcohol otherwise known as ethanol is absorbed in the stomach Kalıp ifadeler

1:05

Etanol olarak da bilinen alkol midede emilir

Kalıp ifadeler

otherwise known as: başka bir adı tanıtma

Otherwise known as ifadesinde otherwise, “aksi takdirde” değil, “başka bir adla” anlamına gelir. Bu ifade aynı kişi veya şey için alternatif bir ad sunar; burada alcohol daha özel olarak ethanol adıyla tanımlanır. İfade genellikle bir isimden sonra parantez içi bilgi gibi ek açıklama verir. Bilinen bir terimden teknik bir ada, takma ada veya yerleşmiş başka bir etikete geçerken özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade otherwise known as ile tamamlayın: The aurora borealis, ____ the northern lights, is visible in northern skies.

Cevabı göster

otherwise known as

and makes its way to the liver to pass this clearance test. Deyimler

1:08

ve bu kontrol işleminden geçmek için karaciğere gider.

Deyimler

makes its way to: bir hedefe doğru kademeli olarak ilerlemek

Bu cümlede makes its way to, bir şeyin bir süreçten veya rotadan geçerek yavaş yavaş bir hedefe ilerlemesi ve çoğu zaman oraya ulaşması anlamına gelir. Özne alcohol olduğu için iyelik belirleyicisi its, hedef ise the liver olur. Yeniden kullanılabilir kalıp make one's way to + yer veya varış noktasıdır. Basit go to ifadesine göre rota ya da sürece dikkat çeker ve insan olmayan şeyleri mecazi biçimde anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi make one's way to kalıbının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Each summer, warm water ____ the northern coast.

Cevabı göster

makes its way to

First the enzymes turn alcohol into acetaldehyde Dilbilgisi

1:12

Enzimler önce alkolü asetaldehide dönüştürür

Dilbilgisi

turn X into Y: bir dönüşüme neden olmak

turn X into Y kalıbı ettirgen bir sonuç yapısıdır: özne, X’in Y olmasına neden olur. Burada the enzymes neden, alcohol X ve acetaldehyde Y’dir. Into, hareket yönünü değil, ortaya çıkan maddeyi veya durumu belirtir. Aynı yapı kimyasal tepkimelerde, malzeme işlemede ve soyut değişimlerde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi turn X into Y yapısındaki sonuç edatıyla tamamlayın: The editor turned the rough notes ____ a clear report.

Cevabı göster

into

then a different enzyme plus a compound called glutathione

1:15

ardından başka bir enzim ile glutatyon adlı bir bileşik

changes acetaldehyde into acetate

1:18

asetaldehidi asetata dönüştürür

which is easily excreted by the body.

1:20

asetat da vücut tarafından kolayca atılır.

Problem is Anlatım akışı

1:22

Sorun şu ki

there's not a lot of glutathione in the liver.

1:23

karaciğerde çok az glutatyon vardır.

Anlatım akışı

Problem is: bir engeli gayriresmî biçimde sunmak

Bu cümlede Problem is, açıklamayı sürecin normal işleyişinden temel sınırlamasına yöneltir: karaciğerde fazla glutatyon yoktur. Dinleyiciye önemli engelin sırada olduğunu bildirir. Daha genel olarak Problem is + yan cümle, sonraki bilgiyi az önce konuşulan şeyi engelleyen veya karmaşıklaştıran bir güçlük olarak çerçeveler.

Alıştırma

Hangi seçenek, bir engeli sunmak için dersteki kısaltılmış gayriresmî işareti kullanıyor?

  1. We can hold the meeting outside. The problem is that the forecast says heavy rain.
  2. We can hold the meeting outside. However, the forecast says heavy rain.
  3. We can hold the meeting outside. Problem is, the forecast says heavy rain.
Cevabı göster

We can hold the meeting outside. Problem is, the forecast says heavy rain.

Therefore as you drink more the glutathione stores start to run out Notlar

1:25

Bu yüzden daha fazla içtikçe glutatyon depoları tükenmeye başlar

Dilbilgisi

as you drink more: birlikte gelişen iki değişim

Burada as, bağlantılı bir değişimin başka bir değişim sürerken geliştiğini belirtir. Tüketilen miktarın artmasıyla glutatyon depolarının tükenmeye yaklaşması şeklindeki iki değişen durumu birbirine bağlar. Bu, tek bir an değil, devam eden bir ilişkidir. Yeniden kullanılabilecek kalıp as + özne + değişim fiili veya karşılaştırma biçimi ve ardından değişen başka bir sonuçtur: X artarken veya azalırken Y değişir. Bu kullanımda as, 'aynı şekilde' anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bir aşamalı değişimin başka bir değişimle birlikte geliştiğini gösteren iki harfli bağlaçla tamamlayın: ____ the crowd grew, the room became noisier.

Cevabı göster

As

Öbek fiiller

Kaynak özne olduğunda run out

Bu cümlede run out, 'tükenmek' veya 'tamamen kullanılmak' anlamına gelir. Özne the glutathione stores, yani tükenen şeydir; bu nedenle run out geçişsizdir ve doğrudan nesne almaz. Start to run out, içmeye devam edildikçe tükenmenin başlayan bir süreç olduğunu gösterir. Bu kalıp zaman, para, yakıt, yiyecek ve diğer sınırlı kaynaklar için de kullanılabilir: the supply runs out.

Alıştırma

'Tamamen tükenmek' anlamındaki geçişsiz öbek fiille cümleyi tamamlayın: We had to stop printing because the paper had ____.

Cevabı göster

run out

leaving more acetaldehyde to circulate your body. Dilbilgisi

1:28

ve vücudunuzda daha fazla asetaldehit dolaşır.

Dilbilgisi

Sonuç cümleciği olarak leaving ... to ...

Cümle sonundaki -ing yan cümlesi leaving more acetaldehyde to circulate your body, önceki sürecin doğrudan sonucunu verir: Depolar tükendikçe daha fazla asetaldehit dolaşabilecek durumda kalır. Burada leaving, 'ayrılmak' anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp tam cümlecik + virgül + leaving + isim + to'lu mastardır. Bu yapı, bir neden ile sonucunu tek bir cümlede sıkıştırır; leaving kabaca 'bunun sonucunda birinin veya bir şeyin sonraki eylemi yapabilecek durumda kalması' anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki olayın sonucunu göstermek için cümle sonunda bir -ing yan cümlesi kullanır?

  1. Leaving the office, Maya called a taxi.
  2. Maya is leaving the office now.
  3. The storm damaged the bridge, leaving commuters to take a longer route.
Cevabı göster

The storm damaged the bridge, leaving commuters to take a longer route.

So what's so special about acetaldehyde? Ton ve niyet

1:31

Peki asetaldehidi bu kadar özel yapan ne?

Ton ve niyet

What's so special about ...?: bu kadar özel olan ne?

Bu soruda so, special sözcüğünün derecesini güçlendirir. Konuşan kişi asetaldehitin yalnızca özel bir özelliği olup olmadığını değil, onu alışılmadık ölçüde önemli veya farklı yapan şeyin ne olduğunu sorar. What's so special about X? kalıbı, ardından gelecek açıklama için merak oluşturur. Meraklı ve açıklayıcı bir tonla önemli bir gerçeği tanıtabilir; sert veya küçümseyici bir tonla söylendiğinde ise X'in gerçekten özel olduğu iddiasını sorgulayabilir.

Alıştırma

Öğrenilen kısaltılmış soru kalıbıyla tamamlayın: Herkes bu küçük kamerayı övüyor ve siz nedenini bilmek istiyorsunuz. ____ this camera?

Cevabı göster

What's so special about

Well it happens to be 10 to 30 times more toxic than alcohol Notlar

1:34

Alkolün kendisinden 10 ila 30 kat daha zehirlidir

Kalıp ifadeler

happens to be: beklenmedik bir gerçeği sunmak

Burada happens to be, “bir şeye dönüşür” veya “meydana gelir” anlamına gelmez. Yapı happen + to'lu mastardır ve ardından gelen tanımı tesadüfi, arada belirtilen ya da biraz şaşırtıcı bir gerçek olarak sunar. Gerçeğin kendisi yine kesindir: asetaldehit alkolden 10 ila 30 kat daha zehirlidir. İfade esas olarak konuşanın bu gerçeği sunma biçimini şekillendirir; bilgi, doğrudan ve sert bir bildirimden çok beklenmedik bir yanıt gibi duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle, beklenmedik ama var olan bir gerçeği sunmak için happens to be kullanıyor?

  1. The writing workshop happens every Monday.
  2. The new science teacher happens to be a published novelist.
  3. The new science teacher hopes to publish a novel.
Cevabı göster

The new science teacher happens to be a published novelist.

Dilbilgisi

10 to 30 times more toxic than: aralıklı kat karşılaştırması

10 to 30 times more + sıfat + than kalıbı, bir şeyin başka bir şeyi ne kadar aştığını bir aralıkla belirtir. Burada 10 to 30 tahminin alt ve üst sınırlarını verir, toxic karşılaştırılan özelliği adlandırır ve than karşılaştırma noktası olarak alcohol sözcüğünü getirir. Öznenin toksisitesinin alkolden çok daha yüksek olduğu ve tahmini çarpanın 10 ile 30 arasında bulunduğu ifade edilir.

Alıştırma

10 to 30, times more, toxic ve than ögelerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The chemical is ____ alcohol.

Cevabı göster

10 to 30 times more toxic than

itself and can lead to headaches and feeling nauseous. Kalıp ifadeler

1:37

ve baş ağrısı ile mide bulantısına yol açabilir.

Kalıp ifadeler

lead to + isim veya -ing biçimi

Bu cümlede lead to, bir sonuca neden olmak veya bir sonuç doğurmak anlamına gelir. Daha yüksek toksisiteyi olası sonuçlar olan headaches ve feeling nauseous ile ilişkilendirir. Buradaki to, mastarın parçası değil, bir edattır. Ardından lead to headaches örneğindeki gibi bir isim öbeği veya lead to feeling nauseous örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir; fiilin yalın biçimi doğrudan gelemez.

Alıştırma

Cümleyi lead ve gerektirdiği edatla tamamlayın: One careless click can ____ losing important files.

Cevabı göster

lead to

So while your liver is working extra hard to produce more glutathione

1:41

Karaciğeriniz daha fazla glutatyon üretmek için var gücüyle çalışırken

the acetaldehyde is now free to roam your body Deyimler

1:44

asetaldehit artık vücudunuzda serbestçe dolaşabilir

Deyimler

free to roam: kısıtlama olmadan dolaşmak

Bu cümlede free to roam, asetaldehiti kişileştirir: kimyasal madde, hiçbir kısıtlama olmadan etrafta dolaşabiliyormuş gibi sunulur. Asıl fikir, artık kontrol altında tutulmadığı veya hızla işlenmediği için vücutta hareket edip onu etkilemeye devam edebilmesidir. Başka durumlara aktarılabilen be free to + fiil yapısı, bir kişinin harekete geçmek için izni ya da fırsatı olduğunu veya bir şeyin önünde etkili bir engel bulunmadığını anlatabilir. Burada ikinci anlam geçerlidir; roam mecazidir ve bir molekülün niyeti olduğunu düşündürmez.

Alıştırma

“Once the firewall was removed, the malware was free to roam the network,” cümlesinde free to roam ne anlama gelir?

  1. Ağ içinde etkili biçimde kısıtlanmadan hareket edebiliyordu.
  2. Ağın içinde fiziksel olarak yürüyordu.
  3. Bir kişiden resmî izin almıştı.
Cevabı göster

Ağ içinde etkili biçimde kısıtlanmadan hareket edebiliyordu.

and is most likely what is making you feel like a non-functioning member of society. Deyimler

1:47

ve büyük olasılıkla toplumun bir üyesi olarak hiçbir şey yapamıyormuş gibi hissetmenize neden olan da budur.

Deyimler

non-functioning member of society: mizahi bir abartı

Bu cümlede a non-functioning member of society, kendini yararlı olamayacak veya normal günlük sorumluluklarını yerine getiremeyecek durumda hisseden biri için kullanılan mizahi bir abartıdır. Çok kötü hissetmenin etkilerini anlatır; gerçek bir toplumsal kategori veya tıbbi tanı değildir. İfade kişisel olmayan ve resmî bir dil gibi duyulur; bu da abartıyı daha komik kılar. Daha geniş olan feel like a... yapısı, bunun nesnel bir yargı değil, kişinin geçici ve öznel izlenimi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu, ifadenin uygun bir kullanımı mı? Maya kötü uyuduktan sonra yakın bir arkadaşına kendisiyle ilgili şaka yapıyor: “Today I feel like a non-functioning member of society.”

  1. Hayır — bu ifade yalnızca tıbbi tanı olarak kullanılabilir.
  2. Evet — geçici bir durum hakkında kişinin kendisiyle dalga geçtiği bir şakadır.
Cevabı göster

Evet — geçici bir durum hakkında kişinin kendisiyle dalga geçtiği bir şakadır.

In fact

1:51

Hatta

suffering alcoholics are often given a drug called Antabuse Notlar

1:52

alkol bağımlılığı yaşayan kişilere genellikle Antabuse adlı bir ilaç verilir

Kelime

“suffering alcoholics” ve kişiyi önceleyen alternatifler

Bu cümlede suffering alcoholics, alkol bağımlılığı nedeniyle ciddi zarar veya sıkıntı yaşayan kişileri ifade eder. Dil bilgisi bakımından suffering, çoğul isim alcoholics sözcüğünü niteler; tüm ifade, ilacın verildiği söylenen grubu belirtir. Alcoholics ismi insanları bir duruma indirger, suffering ise onların hâli hakkında güçlü ve dramatik bir yargı ekler. Bu kullanım eski, gayriresmî veya alıntılanmış metinlerde görülebilir; ancak tarafsız tıbbi ya da kamusal tartışmalarda people with alcohol dependence gibi kişiyi önceleyen ifadeler genellikle daha saygılıdır.

Alıştırma

Bir klinik broşüründe “We provide treatment for suffering alcoholics.” yazıyor. Bu, tarafsız ve saygılı bir halk sağlığı ifadesi olarak uygun mudur?

  1. Evet; suffering alcoholics tarafsız ve kişiyi önceleyen bir terimdir.
  2. Hayır; people with alcohol dependence gibi kişiyi önceleyen bir ifade genellikle daha uygundur.
Cevabı göster

Hayır; people with alcohol dependence gibi kişiyi önceleyen bir ifade genellikle daha uygundur.

in order to stop the conversion of acetaldehyde to acetate.

1:55

asetaldehidin asetata dönüşmesini durdurmak için.

Kültür

Bir ilaç marka adı olarak Antabuse

Antabuse, disülfiramın (disulfiram) bir marka adıdır; sıradan bir İngilizce isim veya bir metabolitin adı değildir. Cümle ilacın adını verdiği için called sözcüğünden sonra gelir. Bu açıklamada disülfiram, asetaldehidin asetata dönüşmesini engeller. Alkol tüketilirse asetaldehit birikip rahatsız edici etkilere yol açabilir; ilacın alkol metabolizması tartışmasında anılmasının nedeni budur. Altyazı arka plan bilgisi verir; herhangi birinin bu ilacı kullanıp kullanmaması veya nasıl kullanması gerektiğine ilişkin talimat vermez.

Alıştırma

Bu cümlede Antabuse neyin adıdır?

  1. Asetaldehidin parçalanmasını engelleyen bir ilaç olan disülfiramın (disulfiram) marka adı
  2. Normalde asetaldehidi asetata dönüştüren enzim
  3. Alkol yoksunluğu anlamına gelen sıradan bir İngilizce sözcük
Cevabı göster

Asetaldehidin parçalanmasını engelleyen bir ilaç olan disülfiramın (disulfiram) marka adı

This causes them to feel the pain of their hangover Dilbilgisi

1:59

Bu, akşamdan kalınca çektikleri acıyı

Dilbilgisi

cause + nesne + to-infinitive

Bu cümlede causes bir sonucu bildirir: them etkilenen nesnedir, to feel ise ortaya çıkan deneyimi belirtir. Yapı cause + nesne + to-infinitive şeklindedir. Bu yapı, bir olayın, koşulun veya eylemin bir kişinin ya da şeyin bir şey yapmasına veya yaşamasına yol açtığını gösterir. Cause, ilişkiyi çoğu zaman tarafsız ve nispeten resmî biçimde sunar; nesneden sonraki fiilin önünde to kalmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi cause + nesne + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: The delay caused us ____ the last train.

Cevabı göster

to miss

much more severely

2:01

çok daha şiddetli hissetmelerine yol açar

in hopes to have them stop drinking. Dilbilgisi

2:02

ve böylece içkiyi bırakmaları umulur.

Dilbilgisi

in hopes to have ...: standart dışı bir amaç ifadesi

Vurgulanan ifade in hopes ile to have them stop yapılarını birleştiriyor, ancak bu amaç ifadesini kurmanın standart yolu değildir. Kastedilen anlam, “şiddetli rahatsızlığın onları içkiyi bırakmaya yöneltmesi umuduyla”dır. Doğal bir ifade için in hopes of getting them to stop drinking kullanılır; burada of sonrasında getting ulaç biçimi gelir. Diğer bir seçenek, tam bir yan cümle kullanan in the hope that they will stop drinking ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede standart bir amaç ifadesi kullanılmıştır?

  1. The counselor described the health risks in hopes to get the group to reconsider their drinking.
  2. The counselor described the health risks in hopes of get the group to reconsider their drinking.
  3. The counselor described the health risks in hopes of getting the group to reconsider their drinking.
Cevabı göster

The counselor described the health risks in hopes of getting the group to reconsider their drinking.

So is there anything we can do about it? Ton ve niyet

2:04

Peki bu konuda yapabileceğimiz bir şey var mı?

Ton ve niyet

Bu konuda yapabileceğimiz bir şey var mı?

Bu cümlede Is there anything we can do about it?, daha önce konuşulmakta olan bir sorun için yararlı bir eylem veya çözüm bulunup bulunmadığını sorar. it zamiri bu soruna gönderme yapar; do about it ise “onu yapmak” değil, “sorunla başa çıkmak için harekete geçmek” demektir. Cümleye Is there anything... ile başlamak soruyu temkinli ve açık hâle getirir. Konuşan kişi birine ne yapması gerektiğini söylemek yerine insanları sonraki adımları birlikte değerlendirmeye davet eder ve çoğu zaman konuşmayı sorunu açıklamaktan çözüm aramaya geçirir.

Alıştırma

Bir çözüm olup olmadığını temkinli biçimde soran cümleyi tamamlayın: The error keeps returning. Is there ____ we can do about it?

Cevabı göster

anything

Stay tuned for our next video

2:06

Bir sonraki videomuzu kaçırmayın

about how to help cure your hangover.

2:07

akşamdan kalma hâlinizi nasıl hafifletebileceğinizi anlatacağız.