Aldatmanın Bilimi: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
477 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Video aldatmanın nedenini soruyor ve konuyu biyoloji, genler, gelir ile araştırma boşluklarına bağlayarak temkinli bir sonuca varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “in the first place?” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bir yeri değil, başlangıçtaki ya da temel nedeni sormak. 2. “once a cheater, always a cheater” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “once X, always X” kalıbının tek bir geçmiş eylemi kalıcı sayılan bir özelliğe çevirdiğini, kanıtlanmış bir kural olmadığını görmek. 3. “Only when” ... “do” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sınırlayıcı koşul başa alınınca özne ile yardımcı fiilin devrildiğini anlamak ve sonucun bu koşula bağlı olduğunu vurgulamak.

Bu derste

Cheating on your significant other is taboo in almost all cultures, Kelime

0:00

Partnerinizi aldatmak neredeyse tüm kültürlerde tabudur,

Kelime

Significant other: romantik partner için cinsiyet ve medeni durum belirtmeyen ifade

Bu cümlede significant other, bir kişinin ciddi bir romantik ilişki içinde olduğu kişiyi ifade eder. Cinsiyet veya yasal medeni durum belirtilmeden erkek arkadaş, kız arkadaş, partner, koca ya da eş anlamında kullanılabilir. Bu ifade, konuşanın kesin ilişki adını belirtmeden yalnızca romantik partner kategorisinden söz etmesini sağlar. Kelimesi kelimesine “önemli başka bir kişi” birleşimi değildir.

Alıştırma

Significant other hangi durumda en uygun adlandırmadır?

  1. Sizinle yakın çalışan güvenilir bir iş arkadaşını kastediyorsunuz.
  2. Özellikle yasal olarak evli olduğunuz kişiyi kastediyorsunuz.
  3. Hayatınız üzerinde büyük etkisi olmuş herhangi bir kişiyi kastediyorsunuz.
  4. Bir formda, cinsiyet veya medeni durum varsayılmadan romantik partnerinizin adı soruluyor.
Cevabı göster

Bir formda, cinsiyet veya medeni durum varsayılmadan romantik partnerinizin adı soruluyor.

yet somehow adds flavor to the plot of movies Deyimler

0:03

ama nedense filmlerin konusuna renk katar

and inspiration for countless songs about heartbreak.

0:06

ve kalp kırıklığı üzerine sayısız şarkıya ilham verir.

Deyimler

Adds flavor to: bir şeyi daha ilgi çekici hâle getirir

Burada adds flavor to mecaz anlamda kullanılmıştır. Herhangi bir şeyin gerçekten tadı olduğu anlamına değil, “filmin olay örgüsünü daha ilginç, canlı veya dramatik hâle getirir” anlamına gelir. Yapı add flavor to + bir şey ya da etkinlik biçimindedir. Özne ilgi katan unsurdur; to sonrasındaki nesne ise daha zengin veya ilgi çekici hâle gelen şeydir. Bu cümlede ifade, aldatmayı övmek yerine hikâye anlatımındaki bir etkiyi tarif eder.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için add flavor to ifadesini doğru biçimde kullanın: Her dry humor ____ the podcast.

Cevabı göster

adds flavor to

But why do people cheat in the first place? Kalıp ifadeler

0:09

Peki insanlar en başta neden aldatır?

Kalıp ifadeler

in the first place: başlangıçtaki nedeni sormak

Bu soruda in the first place, why sorusunu olayın başlangıcına geri götürür: konuşan kişi insanların neden aldatmaya yöneldiğini ya da bunun en başta neden gerçekleştiğini sorar. Yalnızca gerçekleştiği yönündeki açık gerçeğin altında yatan nedeni araştırma anlamı katar. Burada place fiziksel bir yer ya da sıralamadaki bir derece anlamına gelmez. İfadenin tamamı soruyu niteleyen kalıplaşmış bir yapıdır.

Alıştırma

Soruyu başlangıçtaki nedeni soran kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The app collects data it does not need. Why was that feature added ____?

Cevabı göster

in the first place

Is there a science behind it? Anlatım akışı

0:12

Bunun arkasında bilimsel bir açıklama var mı?

Anlatım akışı

Odaklayıcı bir soru olarak Is there a science behind it?

İlk soru, insanların neden aldattığına ilişkin geniş konuyu ortaya koyar. Ardından Is there a science behind it? sorusu, araştırmayı olası bir çerçeveye, yani bilimsel araştırmaların bu davranışı açıklayıp açıklayamayacağına daraltır. Bu geniş soru ve ardından gelen odaklayıcı soru dizisi, girişi düzenler. Dinleyicilere önce genel bir sorun sunar, sonra devamındaki içeriğe yön verecek belirli araştırma hattını gösterir; tek bir bilimsel yanıtın varlığının önceden kanıtlandığını iddia etmez.

Alıştırma

Hangi giriş, geniş bir sorunun ardından odaklayıcı bir soru getiren aynı yapıyı kullanıyor?

  1. Some cities have traffic problems, and street design is always the cause.
  2. Could street design reduce traffic problems? Why do cities have streets?
  3. Why do some cities have traffic problems? Could street design be part of the explanation?
Cevabı göster

Why do some cities have traffic problems? Could street design be part of the explanation?

Only about 3% of mammals are monogamous,

0:14

Memelilerin yalnızca yaklaşık %3'ü tek eşlidir,

meaning they stay with one partner their whole life. Dilbilgisi

0:16

yani tüm yaşamları boyunca tek bir eşle kalırlar.

Dilbilgisi

Anında açıklama için meaning + yan cümle

Virgülden sonra gelen meaning they stay with one partner their whole life bölümü, bu cümlede monogamous sözcüğünün ne anlama geldiğini hemen açıklar. Meaning burada which means that ifadesine yakındır ve ardından gelen yan cümlenin they şeklinde kendi öznesi vardır. Dil bilgisi açısından meaning, ek açıklama yapan bir şimdiki zaman ortacıdır. Mantıksal olarak tek başına mammals ismini değil, daha önce belirtilen tek eşlilik durumunu veya önermenin tamamını temel alır; “niyet etmek” anlamındaki ilerleyen zaman biçimi değildir. Bu kısa yapı, yeni bir cümle başlatmadan bir terimi tanımlamayı veya bir çıkarımı belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi which means that ifadesine eşdeğer ortaçla tamamlayın: The last train has already left, ____ we will need to take a taxi.

Cevabı göster

meaning

And humans fall into this category. Kalıp ifadeler

0:18

İnsanlar da bu kategoriye girer.

Kalıp ifadeler

fall into this category: soyut sınıflandırma

fall into this category ifadesinde fall into, fiziksel olarak bir şeyin içine düşmek değil, “bir sınıfa dâhil edilmek” veya “bir sınıfa ait olmak” anlamına gelir. This category, daha önce sözü edilen tek eşli memeliler grubuna gönderme yapar. Başka bağlamlarda kullanılabilecek kalıp X falls/fall into a category, group, or type şeklindedir. Özne olan X sınıflandırılan öğedir; ardından gelen isim ise sınıflandırmanın adını belirtir.

Alıştırma

“Most customer complaints fall into one of two categories,” cümlesindeki “fall into” ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak içine düşmek
  2. Bir sınıfın parçası olarak sınıflandırılabilir
  3. Bir kategorinin çökmesine yol açmak
Cevabı göster

Bir sınıfın parçası olarak sınıflandırılabilir

From an evolutionary perspective, Anlatım akışı

0:20

Evrimsel açıdan bakıldığında,

it creates an advantage where one partner can protect the younglings Dilbilgisi

0:22

bu durum, eşlerden birinin yavruları koruması

while the other searches for food and provides resources.

0:25

diğerininse yiyecek arayıp kaynak sağlaması gibi bir avantaj yaratır.

Anlatım akışı

From an evolutionary perspective: analitik bakış açısını çerçevelemek

From an evolutionary perspective, cümlenin başına getirilen bir bakış açısı çerçevesidir. Dinleyiciye sonraki açıklamayı evrimsel süreçler ve olası hayatta kalma veya üreme avantajları üzerinden yorumlamasını söyler. Bu çerçeve analiz açısını sınırladığı için iddia, tek olası açıklama veya ifadenin kendisiyle kanıtlanmış bir sonuç olarak değil, o bakış açısından yapılmış bir açıklama olarak sunulur. Yeniden kullanılabilen kalıp, From a/an + adjective + perspective ifadesinin ardından virgül ve iddianın gelmesidir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki From an evolutionary perspective ifadesinin görevi nedir?

  1. Ardından gelen iddianın bilimsel açıdan geçerli tek sonuç olduğunu kanıtlar.
  2. Ardından gelen iddiayı evrimsel bir bakış açısıyla çerçeveler.
  3. Konuşmacının evrim sırasında gerçekleşen bir değişikliği anlattığını gösterir.
Cevabı göster

Ardından gelen iddiayı evrimsel bir bakış açısıyla çerçeveler.

Dilbilgisi

one partner ... while the other: iki rolü karşılaştırmak

one partner ... the other yapısı, bilinen bir kümedeki iki üyeyi ifade eder. One, hangisi olduğunu belirtmeden ilk üyeyi tanıtır; the other ise geriye kalan üyeyi anlatır, bu nedenle partner ismini tekrarlamak gerekmez. Burada while karşıt rolleri birbirine bağlar: biri yavruları korurken diğeri yiyecek arar ve kaynak sağlar. Asıl nokta karşıtlıktır; eylemlerin tam olarak eş zamanlı olması değildir. Yeniden kullanılabilen yapı one + isim veya katılımcı + fiil, while the other + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak iki kişi için kullanılan eşleşmiş yapıyla tamamlayın: Two technicians split the work: ____ checks the hardware, while ____ reviews the software.

Cevabı göster

one · the other

But somehow extrapair mating or cheating is a fairly common human behavior. Kelime

0:28

Ancak eş dışı çiftleşme, yani aldatma, insanlarda oldukça yaygın bir davranıştır.

Kelime

extrapair mating ve cheating: bilimsel ve gündelik adlandırmalar

Extrapair mating, önceden kurulmuş bir eş bağı veya çiftleşme ortaklığı dışında gerçekleşen çiftleşmeyi ifade eden bir davranış bilimi terimidir. Burada davranışa ad veren bir isim öbeği olarak işlev görür. Ardından gelen or cheating, genel dinleyici için gündelik dilde yaklaşık bir açıklama sunar; tam bir eş anlamlı değildir. Extrapair mating bir davranışı sınıflandırırken cheating ilişkiye dayalı ahlaki bir yargı ekler ve çiftleşme dışındaki davranışları da kapsayabilir.

Alıştırma

Konuşmacı neden extrapair mating ifadesinden sonra or cheating ekliyor?

  1. Davranışın nadir olduğu iddiasını evrensel olduğu iddiasına dönüştürmek için
  2. Teknik terime gündelik ve daha tanıdık bir yaklaşık açıklama vermek için
  3. İki ifadenin her bağlamda tam olarak eş anlamlı olduğunu söylemek için
  4. Extrapair sözcüğünün fazladan bir insan çifti anlamına geldiğini açıklamak için
Cevabı göster

Teknik terime gündelik ve daha tanıdık bir yaklaşık açıklama vermek için

Kelime

fairly common: adalet değil, orta derece

Burada fairly, common sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır. ‘Fark edilir ama aşırı olmayan bir derecede’ anlamına gelir; dolayısıyla fairly common, davranışın dikkat çekecek kadar yaygın olduğunu söylerken very common kadar güçlü bir iddiada bulunmaz. Fairly sözcüğünün bu kullanımı, ‘adil’ veya ‘hakkaniyetli’ anlamındaki fair ile bağlantılı değildir. İfadenin gücünü ayarlar ve kesin bir sıklık vermez.

Alıştırma

The route is fairly easy for experienced hikers. İngilizce cümlesinde fairly ne anlama gelir?

  1. Hiç zorluk içermeyecek kadar son derece kolay
  2. Yürüyüşçülerin tam olarak yarısı için kolay
  3. Adil bir biçimde kolay
  4. Fark edilir ama aşırı olmayan bir derecede kolay
Cevabı göster

Fark edilir ama aşırı olmayan bir derecede kolay

The gene coding for a dopamine receptor Kelime

0:33

Dopamin reseptörünü kodlayan gen,

plays a key role in cheating for men and women. Kalıp ifadeler

0:35

hem erkeklerin hem de kadınların aldatmasında kilit rol oynar.

Kelime

Genetik bir ad öbeğinde coding for

Genetikte code for, “bir şeyi üretmek için kullanılan biyolojik talimatları taşımak” anlamına gelir. Nesne genellikle protein veya işlevsel RNA gibi bir gen ürünüdür; dopamin reseptörü bir proteindir. Burada coding for a dopamine receptor, The gene ifadesinden sonra gelen bir -ing sıfat-fiil öbeğidir. Hangi genin kastedildiğini belirtir ve that codes for a dopamine receptor biçiminde genişletilebilir. for edatı, biyolojik code for ifadesinin bir parçasıdır; bir yararlanıcıyı göstermez.

Alıştırma

“a gene” ifadesine “a gene that carries instructions for the protein” anlamını veren iki sözcüklü -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: “Researchers identified a gene ____ a protein involved in immune response.”

Cevabı göster

coding for

Kalıp ifadeler

plays a key role in + ad veya -ing biçimi

Play a key role in, “bir sonucun ortaya çıkmasında, şekillenmesinde veya desteklenmesinde çok önemli olmak” anlamına gelir. Bu cümlede gen, hem erkeklerin hem de kadınların aldatma davranışına katkıda bulunan önemli bir etken olarak sunulur; ifade tek başına bunun tek etken olduğunu söylemez veya doğrudan nedenselliği kanıtlamaz. Yapı subject + play a key role in + ad veya -ing biçimidir. Buradaki özne tekil olduğu için play, plays olur; cheating ise in edatından sonra gelen bir ulaçtır.

Alıştırma

Cümleyi “... konusunda çok önemlidir” anlamındaki beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “Reliable evidence ____ making sound decisions.”

Cevabı göster

plays a key role in

Sometimes called the happy hormone, Notlar

0:37

Bazen “mutluluk hormonu” olarak adlandırılan dopamin,

it's released after pleasurable activities like exercise, eating food, and orgasming.

0:39

egzersiz yapmak, yemek yemek ve orgazm olmak gibi haz veren etkinliklerden sonra salgılanır.

Dilbilgisi

Sometimes called ...: indirgenmiş edilgen başlangıç

Sometimes called the happy hormone, indirgenmiş bir edilgen ortaç yapısıdır. Tam mantıksal biçimi it is sometimes called the happy hormone şeklindedir. called sözcüğünün örtük öznesi it olup burada dopamine gönderme yapar. Ana cümleden önce yer alan bu ifade, dopaminle ilgili açıklamadan önce adlandırma bilgisini verir. Bu kısa yapı bilgilendirici metinlerde yaygındır ve örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi The book is sometimes called a modern classic anlamına gelen indirgenmiş edilgen bir başlangıçla tamamlayın: ____, the book remains popular with students.

Cevabı göster

Sometimes called a modern classic

Kelime

the happy hormone: gayriresmî bir popüler bilim lakabı

The happy hormone bu cümlede dopamin için kullanılan, popüler bilime ait gayriresmî bir lakaptır. Dopamin ile zevk veren deneyimler arasındaki ilişkiyi kolay anlaşılır bir etikete indirger. Bu, kesin bir bilimsel tanım değildir: dopaminin ayrı bir mutluluk hormonu olduğunu kanıtlamaz ve dopamini bütünüyle hormon olarak sınıflandırmaz. Bu tür etiketleri biyolojinin eksiksiz açıklamaları değil, halka yönelik kısa anlatımlar olarak değerlendirin.

Alıştırma

Değerlendirme: Bir teknik raporda yazar, hiçbir açıklama eklemeden the happy hormone ifadesini dopamine için eksiksiz ve kesin bilimsel sınıflandırma olarak kullanıyor. Bu uygun mu?

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

And one study found that Anlatım akışı

0:44

Bir araştırma da şunu ortaya koydu:

50% of people who possess the long allele variant of this gene

0:45

bu genin uzun alel varyantını taşıyan kişilerin %50'si

had cheated on their partner

0:49

partnerini aldatmıştı;

compared to only 22% of people who have the short allele. Dilbilgisi

0:51

kısa aleli taşıyanlardaysa bu oran yalnızca %22'ydi.

Anlatım akışı

one study found that: tek bir araştırmanın bulgusunu sunmak

one study found that kalıbı, that sonrasındaki yan cümlenin tamamını araştırmanın bildirdiği bir bulgu olarak sunar. Bu cümlede söz konusu yan cümle, iki yüzde arasındaki karşılaştırmanın tamamını içerir. one sözcüğü kanıtın kapsamını tek bir araştırmayla sınırlar; dolayısıyla birden fazla araştırmanın aynı fikirde olduğu ileri sürülmez. Buradaki found, verilerden keşfetmek veya bir sonuca varmak anlamındadır; kurmak ya da yaratmak anlamında değildir.

Alıştırma

Bir görüş birliği olduğu izlenimini vermeden tek bir araştırmanın sonucunu aktarın: ____ regular daytime walks improved sleep quality.

Cevabı göster

One study found that

Dilbilgisi

compared to only: daha düşük bir karşılaştırma değerini sunmak

compared to ifadesi, %50’nin değerlendirildiği karşılaştırma değeri olarak %22’yi sunar. only sözcüğü %22’yi kapsar ve bu ikinci yüzdeyi belirgin biçimde düşük gösterir. Aktarılabilir kalıp ana değer + compared to only + daha düşük karşılaştırma değeri şeklindedir. Bu yapı sayısal bir karşıtlık kurar; kendi başına bir değerin diğerine neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle %8’i karşılaştırma değeri olarak sunar ve bunun görece düşük olduğunu vurgular?

  1. Sales rose by 24% in May, in addition to only 8% in April.
  2. Sales rose by 24% in May, compared to only 8% in April.
  3. Sales rose by 24% in May, because of only 8% in April.
Cevabı göster

Sales rose by 24% in May, compared to only 8% in April.

The long allele participants also had a tendency to be risk takers Kalıp ifadeler

0:54

Uzun alele sahip katılımcılar risk almaya da daha yatkındı

Kalıp ifadeler

Had a tendency to: kesinlik içermeyen bir örüntüyü bildirmek

Bu cümlede had a tendency to, katılımcıların risk almaya yönelik bir eğilim gösterdiği anlamına gelir; her katılımcının bunu her zaman yaptığı anlamına gelmez. Konuşmacı araştırmada gözlemlenen bir örüntüyü aktardığı için had geçmiş zamanda kullanılmıştır. Yapı have a tendency to + fiilin yalın hâlidir; burada had a tendency to be biçimindedir. Bireysel istisnalara olanak tanıyarak genel bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi have a tendency to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In last year's trials, the device ____ overheat during long tests.

Cevabı göster

had a tendency to

and succumb to addictive behaviors such as alcoholism. Kalıp ifadeler

0:58

ve alkolizm gibi bağımlılıklara sürüklenmeye daha meyilliydi.

Kalıp ifadeler

Succumb to: zararlı bir güç karşısında yenik düşmek

Bu cümlede succumb to, direnmeyi bırakıp zararlı bir şey karşısında yenik düşmek anlamına gelir. Katılımcıların bağımlılık davranışlarına boyun eğdiği anlatılır; yalnızca bunları kabul ettikleri söylenmez. Succumb to bir fiil-edat birleşimidir ve to, kişiyi yenen gücü, ayartıyı veya durumu tanıtır. Daha geniş yapıda be risk takers ve succumb to addictive behaviors, had a tendency to sonrasında birbirine bağlanan paralel fiil gruplarıdır.

Alıştırma

Cümleyi succumb to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hours of resisting the pressure, he finally ____ it.

Cevabı göster

succumbed to

Perhaps the phrase once a cheater, always a cheater may have a basis in reality. Notlar

1:01

Belki de “bir kez aldatan hep aldatır” sözünün gerçek hayatta bir dayanağı vardır.

Deyimler

Güçlü bir once X, always X genellemesi olarak once a cheater, always a cheater

Bu cümlede once a cheater, always a cheater, romantik bir ilişkide bir kez aldatan kişinin sözde aldatmaya devam edeceğini veya hep aldatan biri olarak kalacağını ifade eder. Atasözüne benzeyen bir yargıdır; kullanılan sözler kendi başına bunun kanıtlanmış bir kural olduğunu göstermez. Kısaltılmış once X, always X kalıbı, tek bir olayı veya etiketi kalıcı bir özellik hakkındaki iddiaya dönüştürür. Burada Perhaps ve may, bu iddiayı konuşanın kesin sonucu olarak değil, değerlendirilen bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede once a cheater, always a cheater nasıl bir işlev görüyor?

  1. Kişinin yalnızca bir kez aldattığını bildiren tarafsız bir ifade
  2. Kişinin bir daha asla aldatmayacağına dair bir söz
  3. Tek bir davranışın kalıcı bir örüntüyü öngördüğünü söyleyen geniş ve yargılayıcı bir iddia
  4. İstisnasız geçerli olduğu kanıtlanmış bir yasa
Cevabı göster

Tek bir davranışın kalıcı bir örüntüyü öngördüğünü söyleyen geniş ve yargılayıcı bir iddia

Kalıp ifadeler

Olası bir gerçeklik payını temkinli biçimde anlatan may have a basis in reality

May have a basis in reality, bir iddianın bazı gerçek olgular veya deneyimler tarafından desteklenebileceği anlamına gelir. Have a basis in bir dayanağı belirtir; may ise bu desteğin kesinleşmiş değil, olası olduğunu gösterir. Bu ifade, iddianın tamamen doğru olduğu anlamına gelmez. Asıl cümlede Perhaps ve may değerlendirmeyi birlikte yumuşatır; dolayısıyla yazar bir şeyi doğrulamak yerine bir olasılığı araştırır.

Alıştırma

Doğrulanmamış bir iddianın gerçek dünyada bir dayanağı olabileceğini anlatan hedef ifadeyi tamamlayın: The report is unverified, but it may ____ reality.

Cevabı göster

have a basis in

Levels of the hormone vasopressin also play a role.

1:06

Vazopressin hormonu düzeyleri de rol oynar.

Similar to oxytocin,

1:08

Vazopressin, oksitosinle benzer özellikler taşır.

which is sometimes called the cuddle hormone,

1:10

Oksitosine bazen “sarılma hormonu” da denir.

vasopressin can affect trust, empathy, and social bonding.

1:12

Vazopressin güveni, empatiyi ve sosyal bağları etkileyebilir.

In fact, injecting vasopressin directly into a polygamous montane vole's reward center

1:15

Aslında, çok eşli bir dağ tarla faresinin ödül merkezine doğrudan vazopressin enjekte etmek

increases the likelihood of it becoming monogamous. Kalıp ifadeler

1:20

onun tek eşli olma olasılığını artırır.

Kalıp ifadeler

increase the likelihood of: olasılığını artırmak

Increase the likelihood of, “bir şeyin gerçekleşmesini daha olası hâle getirmek” demektir. Sonucun garanti edildiğini değil, olasılığın arttığını belirtir. Kalıp increase the likelihood of + isim, isim öbeği veya -ing yan cümlesidir. Burada of, it becoming monogamous yapısını getirir: it tarla faresini, becoming ise olası sonucu ifade eder.

Alıştırma

Resmî araştırma cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: Regular backups ____ recovering lost files after a device failure.

Cevabı göster

increase the likelihood of

People with autism also have lower vasopressin levels,

1:23

Otizmli bireylerin vazopressin düzeyleri de daha düşüktür;

affecting their ability to understand social cues.

1:26

bu da sosyal ipuçlarını anlama becerilerini etkiler.

And in 2014, a study involving over 7,000 Finnish twins

1:29

2014'te 7.000'den fazla Finlandiyalı ikizin katıldığı bir araştırma da

found that cheating women had a variant

1:33

aldatan kadınlarda bir varyant bulunduğunu gösterdi.

in the gene that codes for a vasopressin receptor,

1:35

Bu varyant, vazopressin reseptörünü kodlayan gendeydi ve

further suggesting that low levels of vasopressin have an influence on cheating. Anlatım akışı

1:38

düşük vazopressin düzeylerinin aldatmayı etkilediği görüşünü daha da destekledi.

Anlatım akışı

further suggesting that: ayrıca şunu düşündürerek

Further suggesting that, az önce bildirilen bulgudan çıkarılan ek bir yorumu sunar. Further bu araştırmayı önceki kanıtlara bağlarken suggesting, ardından gelen iddiayı doğrudan gözlemlenmiş bir gerçek değil, kanıtla desteklenen bir yorum olarak gösterir. Ana cümle araştırmanın bulgusunu bildirir; virgül + further suggesting that yapısı ise bu bulgunun daha geniş savı nasıl desteklediğini açıklar. Desteği artırır, ancak tek başına nedenselliği kanıtlamaz veya iddiayı kesin olarak doğrulamaz.

Alıştırma

Bir rapor daha önce bir ankete atıfta bulunmuş, ardından aynı geçici sonucu destekleyen ikinci bir araştırma eklemiştir. Hangi cümle ek fakat kesin olmayan desteği en iyi ifade eder?

  1. The second study found similar results, proving that the pattern is universal.
  2. The second study found similar results, further suggesting that the pattern may be widespread.
  3. The second study found similar results, but it is unrelated to whether the pattern is widespread.
Cevabı göster

The second study found similar results, further suggesting that the pattern may be widespread.

Money may also be a factor. Anlatım akışı

1:42

Para da bir etken olabilir.

Anlatım akışı

may also be a factor: başka bir olası açıklama eklemek

Burada may also be a factor, daha önce ele alınan etkenlere bir olası açıklama daha ekler. also bu yeni olasılığı önceki açıklamalara bağlarken may, onu kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, ihtiyatlı bir olasılık olarak sunar. a factor, olası birkaç etkiden biri anlamına gelir. Bu ifade, paranın tek neden olduğunu ya da doğrudan bir nedensellik bağının kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne işe yarıyor?

  1. Parayı başka bir olası etken olarak ekler, ancak onun kanıtlanmış tek neden olduğunu iddia etmez.
  2. Parayı önemsiz sayarak reddeder.
  3. Parayı kanıtlanmış tek neden olarak belirler.
Cevabı göster

Parayı başka bir olası etken olarak ekler, ancak onun kanıtlanmış tek neden olduğunu iddia etmez.

Males who earn significantly more than their female counterpart

1:44

Kadın partnerlerinden önemli ölçüde daha fazla kazanan erkeklerin

are more likely to cheat.

1:47

aldatma olasılığı daha yüksektir.

But they're also more likely to cheat on their wives

1:48

Ancak eşlerini aldatma olasılıkları da daha yüksektir.

if they're stay-at-home dads.

1:51

Evde çocuklara bakan babalarsa durum yine böyledir.

Only when both partners have similar earning potential Dilbilgisi

1:53

Yalnızca her iki partnerin gelir potansiyeli benzer olduğunda

do the chances of either cheating decrease significantly.

1:55

iki taraftan birinin aldatma olasılığı belirgin ölçüde azalır.

Dilbilgisi

Only when ... do ...: başa alınmış sınırlayıcı koşuldan sonra devriklik

only when ile kurulan bir koşul başa geldiğinde, dışlayıcı bir koşul belirler: ana cümledeki sonuç yalnızca o koşul altında geçerlidir. Burada both partners have similar earning potential, when yan cümlesidir; the chances of either cheating decrease significantly ise ana cümledir. only içeren sınırlayıcı ifade başa alındığı için ana cümlede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: do, özne olan the chances ifadesinden önce gelir. Normal özne-yardımcı fiil sırasına dönüldüğünde the chances ... do decrease significantly elde edilir; koşulun başa alınmadığı tarafsız bir anlatımda vurgulayıcı do kaldırılabilir. Devriklik yalnızca ana cümlede gerçekleşir. when yan cümlesinin içinde devriklik yapmayın; buradaki do, ayrı bir eylem değil, dilbilgisel bir yardımcı fiildir.

Alıştırma

Devrik yapıyı gereken yardımcı fiille tamamlayın: Only when the backup failed ____ we realize how serious the problem was.

Cevabı göster

did

Of course, many other life factors can lead to infidelity, Notlar

1:58

Elbette, başka pek çok yaşam etkeni de sadakatsizliğe yol açabilir:

Anlatım akışı

Beklenen bir sınırlama işareti olarak Of course

Bu cümlede Of course başka bir neden eklemez veya önceki iddiayı kanıtlamaz. Yazarın belirgin bir sınırlamayı kabul ettiğini gösterir: daha önce ele alınan etkenler nedenlerin tamamı değildir. Bu söylem belirteci, diğer yaşam etkenlerinden söz edilmeden önce onlara yer açarak argümanı düzenler. Burada önceki görüşü daha güçlü biçimde desteklemek yerine “doğal olarak başkaları da var...” anlamında okunmalıdır.

Alıştırma

Of course bu cümlede temel olarak ne yapıyor?

  1. Başka nedenler eklemeden önce beklenen bir sınırlamayı kabul eder.
  2. Önceki etkenlerin tek önemli neden olduğunu kanıtlar.
  3. Başka bir yaşam etkenine ilişkin tek bir özel örnek verir.
Cevabı göster

Başka nedenler eklemeden önce beklenen bir sınırlamayı kabul eder.

Kalıp ifadeler

lead to + bir sonuç

Burada lead to, “bir sonuca neden olmak veya katkıda bulunmak” anlamına gelir. many other life factors nedendir, infidelity ise olası sonuçtur. can kip belirteci olasılık bildirir; dolayısıyla cümle sonucun kaçınılmaz olduğunu söylemez. lead to + isim veya lead to + fiilin -ing biçimi kullanılır. Bu neden-sonuç yapısında to, mastarın bir parçası değil edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bu sonuca neden olmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: A small leak can ____ major water damage.

Cevabı göster

lead to

from unresolved emotional issues, baggage from past relationships, Deyimler

2:01

çözüme kavuşmamış duygusal sorunlar, geçmiş ilişkilerden kalan yükler

Deyimler

baggage from past relationships ifadesinin mecazi anlamı

Burada baggage, önceki ilişkilerden taşınan çözülmemiş duygular, korkular, alışkanlıklar veya çatışmalar için kullanılan bir mecazdır. Bavul ya da eşya anlamına gelmez. Bu ifade, duygusal yükün kaynağının önceki ilişkiler olduğunu ve bu yükün kişinin mevcut ilişkisini hâlâ etkileyebileceğini belirtir.

Alıştırma

İngilizce "Jordan worries that baggage from past relationships will affect the new relationship," cümlesinde "baggage from past relationships" ne anlama gelir?

  1. Önceki ilişkilerden taşınan çözülmemiş duygusal sorunlar
  2. Eski partnerlerin geride bıraktığı fiziksel eşyalar
  3. Eski partnerlerle paylaşılan güzel anılar
Cevabı göster

Önceki ilişkilerden taşınan çözülmemiş duygusal sorunlar

and excessive alcohol intoxication.

2:05

ve aşırı alkol tüketimi bunlardan bazılarıdır.

Unfortunately, same-sex partnerships have not been studied enough to gain any clear insights, Dilbilgisi

2:08

Ne yazık ki, aynı cinsiyetten kişilerin ilişkileri net sonuçlara varmaya yetecek kadar incelenmemiştir;

Dilbilgisi

not been studied enough to yapısı

have not been studied enough to yapısında have been studied, present perfect edilgen yapıdır: özne şimdiye kadar araştırmaya konu olmuştur. not ... enough eklendiğinde araştırmanın miktarının veya derinliğinin gerekli düzeyin altında olduğu anlatılır; hiç araştırma bulunmadığı söylenmez. Ardından gelen mastar, henüz ulaşılamayan sonucu belirtir. Burada to gain any clear insights, mevcut araştırmanın net sonuçlar çıkarmaya yetmediği anlamına gelir ve any sözcüğü olumsuz anlamın kapsamındadır.

Alıştırma

study fiilini present perfect edilgen biçimde ve not ... enough to kalıbıyla kullanın: The newly discovered species has ____ determine how it migrates.

Cevabı göster

not been studied enough to

highlighting how scientific research continues to exclude specific minority groups. Anlatım akışı

2:13

bu da bilimsel araştırmaların belirli azınlık gruplarını dışlamayı sürdürdüğünü gösteriyor.

Anlatım akışı

highlighting how: kanıttan daha geniş bir çıkarım yapma

Bu cümlede highlighting how, önceki gözlemin tamamına, yani aynı cinsiyetten kişiler arasındaki birlikteliklerin yeterince incelenmemiş olmasına bağlanır. -ing yan cümlesi ikinci ve bağımsız bir bulgu sunmaz; araştırmadaki bu boşluğun neyi ortaya koyduğunu okuyucuya gösterir. Bu, analitik yazılarda bilgiyi düzenlemek için kullanılan yaygın bir yöntemdir: önce belirli bir olgu sunulur, ardından highlighting how + yan cümle kullanılarak bunun daha geniş önemine dikkat çekilir. Burada belirli kanıtların eksikliği, bazı azınlık gruplarının araştırmalardan sürekli dışlanmasının bir örneği olarak yorumlanmaktadır.

Alıştırma

Bu cümlede highlighting how hangi işlevi görüyor?

  1. Araştırma eksikliğini daha geniş bir dışlama örüntüsünün kanıtı olarak sunar.
  2. Önceki yan cümleyle ilgisiz, ayrı bir bilimsel sonuç sunar.
  3. Araştırmacıların neden aynı cinsiyetten kişiler arasındaki birliktelikleri seçtiğini açıklar.
Cevabı göster

Araştırma eksikliğini daha geniş bir dışlama örüntüsünün kanıtı olarak sunar.

Either way, cheating is clearly based in biology and genetics Anlatım akışı

2:17

Her hâlükârda, aldatmanın biyolojik ve genetik temellere dayandığı açık;

for some of us in spite of being a monogamous species. Dilbilgisi

2:20

tek eşli bir tür olsak da bu durum bazılarımız için geçerli.

Anlatım akışı

Either way: seçenekleri ortak bir sonuçla kapatma

Either way, önceki açıklamalardan, kanıt yollarından veya olasılıklardan hangisi kabul edilirse edilsin sonraki yan cümledeki sonucun geçerli olduğunu belirtir. Burada önceki tartışmayı bir araya getirip biyolojik ve genetik etkiye ilişkin ortak bir sonuca geçer; başka bir örnek sunmaz. either sözcüğü kelime anlamıyla iki seçeneği düşündürse de söylem belirteci olan either way, birbiriyle yarışan birkaç değerlendirmeye veya çözüme kavuşmamış bir tartışmaya geniş biçimde gönderme yapabilir. Düzenleme işlevi şudur: ayrıntılar değişebilir, ancak sonraki nokta konuşanın sonucu olmaya devam eder.

Alıştırma

En uygun geçiş ifadesini seçin: The outage may have been caused by a failed cable or a software error. ____, we need to restore service before noon.

  1. By the way
  2. For example
  3. Either way
Cevabı göster

Either way

Dilbilgisi

in spite of being + isim öbeği

“In spite of” bir ödünleme ilişkisi kurar: Tek eşli bir tür olmamız, aldatmayı beklenmedik gösterebilecek bir gerçektir; ancak bu gerçek ana cümledeki iddiayı geçersiz kılmaz. Burada “being a monogamous species”, “of” edatından sonra gelen bir -ing yan cümleciğidir ve örtük öznesi insanlar ya da “biz”dir. “In spite of” ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır; “we are a monogamous species” gibi çekimli bir cümlecik doğrudan getirilemez.

Alıştırma

Cümleyi “in spite of” ve “be” fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: She finished the hike ____ exhausted.

Cevabı göster

in spite of being

Special thanks to Audible for supporting this episode

2:24

Bu bölümü desteklediği için Audible'a özellikle teşekkür ederiz.

and giving you a free audiobook at audible.com/asap.

2:26

audible.com/asap adresinde size ücretsiz bir sesli kitap sunduğu için de teşekkür ederiz.

This week we wanted to recommend the book SuperBetter,

2:30

Bu hafta SuperBetter adlı kitabı önermek istiyoruz.

where author and game designer Jane McGonigal

2:32

Bu kitapta yazar ve oyun tasarımcısı Jane McGonigal,

explains how to cultivate greater resiliency in everyday life by using mental strengths you apply to game playing.

2:35

oyun oynarken kullandığınız zihinsel güçlerden yararlanarak günlük yaşamda psikolojik dayanıklılığınızı nasıl artırabileceğinizi açıklıyor.

You can get a free copy at audible.com/asap

2:41

audible.com/asap adresinden ücretsiz bir kopyasını edinebilir

or any others of your choice from a massive selection.

2:44

ya da geniş seçenekler arasından istediğiniz başka bir kitabı seçebilirsiniz.

We love them as they're great when you're on the go. Deyimler

2:47

Hareket hâlindeyken dinlemek için harika olduklarından sesli kitapları çok seviyoruz.

Deyimler

on the go: dışarıda ve hareket hâlinde

“On the go”, sabit bir yerden uzakta olup yerler veya etkinlikler arasında hareket etmeyi anlatan bir deyimdir; sürekli meşgul olan birini de tanımlayabilir. Buradaki “go” sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmaz. Bu cümlede “when you’re on the go” öncelikle hareket hâlinde olmaya işaret eder: Sesli kitaplar, dinleyici seyahat ederken, işe gidip gelirken veya başka şekillerde dolaşırken kullanışlıdır.

Alıştırma

“Yerler arasında hareket ederken” anlamındaki hedef deyimle cümleyi tamamlayın: I need a breakfast I can eat ____.

Cevabı göster

on the go

And subscribe for more weekly science videos.

2:49

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.