Kuru Buzu Sıvı Azota Atmak Güvenli Mi?: İngilizce çalışma notları
TKOR
Video özeti: Sunucu kuru buzu daha soğuk sıvı azota koyuyor; deneylerle yoğunluğu, buharı, tepki süresini ve kırılganlığı karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. at first ... But then — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: ilk varsayımı sonraki kanıtla karşılaştırarak fikir değişimini açıkça gösterin. 2. chock full of — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bu gündelik ifadenin “tamamen dolu” olduğunu anlayın ve chock sözcüğünü kelimesi kelimesine yorumlamayın. 3. All water does is cool down — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: eylemi tek sonuca sınırlamak ve daha güçlü bir süreçle karşılaştırmak için All ... does is + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.
Bu derste
When people started leaving comments asking me to mix dry ice with liquid nitrogen,
0:00İnsanlar kuru buzu sıvı azotla karıştırmamı isteyen yorumlar bırakmaya başladığında,
But then as the comments continued and continued and continued, Anlatım akışı
0:05Ama sonra yorumlar gelmeye devam ettikçe,
I started to realize that this is a real thing. Kalıp ifadeler
0:09bunun gerçek bir şey olduğunu fark etmeye başladım.
at first ... But then: bir değişimi belirtmek
At first, konuşan kişinin ilk düşüncesini, yani durumun bir şaka olduğuna inandığını gösterir. But then, yeni kanıtların bu düşünceyi değiştirdiği daha sonraki aşamaya geçiş yapar. Bu iki ifade birlikte önce ve sonra arasında açık bir karşıtlık kurar. Fikir, anlayış veya olaylardaki bir değişimi dinleyenin kolayca takip etmesi için bu kalıp kullanılabilir. Burada then yalnızca zamanı belirtmez; but aynı zamanda önceki düşünceden uzaklaşan bir dönüşü de gösterir.
Alıştırma
İki bölümlü at first ... but then ... kalıbını tamamlayın: ____, I thought the trail was closed. ____, I saw a new sign showing the way.
Cevabı göster
At first · But then
continued and continued and continued: tekrarla vurgu
Konuşan kişi continued sözcüğünü bilerek üç kez tekrarlar. Yorumların sadece devam ettiğini bildirmek yerine, tekrarın ritmi yorum akışının uzun sürdüğünü ve giderek biriktiğini hissettirir. Sözlü anlatımda anahtar bir sözcüğü tekrarlamak, başka bir sıfat eklemeden yoğunluğu artırabilir. Bu tekrar bir düzeltme veya yanlışlıkla oluşan çoğaltma değil, sözbilimsel bir vurgudur.
Alıştırma
The alarm rang and rang and rang until Maya woke up. rang neden tekrar edilmiştir?
- Alarmın uzun süre çalmaya devam ettiğini vurgular.
- Yanlışlıkla tekrarlanan bir sözcüğü düzeltir.
- Üç farklı alarmın çaldığını gösterir.
Cevabı göster
Alarmın uzun süre çalmaya devam ettiğini vurgular.
started to realize that: farkındalığın oluşmaya başlaması
started to realize that + yan cümle yapısında realize, “farkına varmak” veya “anlamaya başlamak” demektir. That ile başlayan yan cümle, yeni fark edilen içeriği belirtir. Started to, bu anlayışın çoğu zaman kanıt, deneyim veya düşünme sonucunda oluşmaya başladığını gösterir; durumu tek seferde tamamen keşfedilmiş gibi sunmaz. Burada realize, bir hedefi “gerçekleştirmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yavaş yavaş oluşmaya başlayan bir farkındalığı anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After checking the numbers twice, Nina ____ the budget was too small.
Cevabı göster
started to realize that
So today, we're going to try mixing dry ice with liquid nitrogen
0:11Bu yüzden bugün, kuru buz ile sıvı azotu karıştırmayı deneyeceğiz
just to satisfy your curiosity and see what happens. Kalıp ifadeler
0:14sadece merakınızı gidermek ve ne olacağını görmek için.
just to satisfy your curiosity: basit bir amacı belirtmek
Just to + fiil bir amaç belirtir ve bu amacı çoğu zaman tek neden ya da küçük ve basit bir neden olarak sunar. Burada just to satisfy your curiosity, deneyin yalnızca izleyicilerin ne olacağını öğrenmesi için yapıldığını belirtir; just, “az önce” anlamına gelmez. Satisfy someone’s curiosity, “merak eden kişiye istediği bilgi veya deneyimi sağlamak” anlamına gelen doğal bir sözcük birleşimidir. Merakın kime ait olduğunu belirtmek için curiosity sözcüğünden önce my, your, his veya their gibi bir iyelik sözcüğü kullanılır.
Alıştırma
Leo’ya gönderme yapan iyelik sözcüğünü kullanarak hedef just to satisfy ... curiosity kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Leo skipped to the final page ____; he simply wanted to know how the story ended.
Cevabı göster
just to satisfy his curiosity
You already know that dry ice is just a solid chunk of carbon dioxide
0:16Kuru buzun sadece katı bir karbondioksit parçası olduğunu zaten biliyorsunuz
that's extremely cold at minus 109 degrees Fahrenheit.
0:20eksi 109 Fahrenheit dereceyle son derece soğuktur.
Karşıtlık belirteci olarak On the other hand
On the other hand, bir karşılaştırmanın zıtlık oluşturan diğer yönünü tanıtır. Burada daha önce ele alınan kuru buzdan sıvı azotla ilgili farklı bir noktaya geçildiğini gösterir. Bu ifade açıklamayı düzenler; fiziksel bir eli anlatmaz. Yalnızca bir sonraki konuya geçerken değil, yeni ifade ilk yönle anlamlı bir karşıtlık oluşturduğunda kullanılır.
Alıştırma
En uygun bağlacı seçin: The bus is inexpensive. ___, it takes twice as long as the train.
- For example
- On the other hand
- As a result
Cevabı göster
On the other hand
This means the difference in temperature between dry ice and liquid nitrogen
0:30Bu, kuru buz ve sıvı azot arasındaki sıcaklık farkının,
and a frozen chunk of ice.
0:37donmuş bir buz parçası arasındaki sıcaklık farkıyla aynı olduğu anlamına gelir.
and that allows it to cool down to where it's happy and very calm. Notlar
0:42ve bu onun mutlu ve çok sakin olduğu bir noktaya kadar soğumasını sağlıyor.
allows it to cool down içinde allow + nesne + to mastarı
allows it to cool down yapısında allows sözcüğünden sonra nesne olan it, ardından da to mastarı olan to cool down gelir. Bu düzenleme sıvı azotun soğumasını mümkün kılar; burada allow, bir kişinin izin vermesini değil, bir sonucu mümkün kılan nedeni veya koşulu anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp özne + allow + nesne + to + fiilin yalın hâlidir. Nesne, sonraki eylemi yapan veya bu eyleme maruz kalan kişi ya da şeyi belirtir; bu nedenle bu yapıda atılamaz.
Alıştırma
Cümleyi allow + nesne + to mastarı kalıbıyla tamamlayın ve nesne olarak the engine kullanın: The fan ____ cool safely.
Cevabı göster
allows the engine to
“where it's happy and very calm.” ifadesinde eğlenceli kişileştirme
Burada where it's happy and very calm, “sıvı azotun nispeten kararlı olduğu ve şiddetle kaynamadığı bir sıcaklıkta” demektir. Where, fiziksel bir yeri değil, soğumadan sonra ulaşılan koşulu gösterir. Happy ve calm, sıvı azotu kişileştirir. Konuşmacı, kararlı bir durumu daha kolay canlandırmak için insan duygularını hafif ve gündelik bir kısa anlatım olarak kullanır. Bu, sıvı azotun gerçekten duyguları olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“The liquid nitrogen is happy and calm,” cümlesinde happy and calm ne anlama gelir?
- Nispeten kararlı bir durumdadır ve şiddetle kaynamıyordur.
- İnsani duygular geliştirmiştir.
- İçilebilecek kadar ısınmıştır.
Cevabı göster
Nispeten kararlı bir durumdadır ve şiddetle kaynamıyordur.
what kind of reaction would you expect to take place? Kalıp ifadeler
0:47nasıl bir tepkime gerçekleşmesini beklersiniz?
take place: gerçekleşmek veya meydana gelmek
Take place, happen veya occur anlamına gelen kalıplaşmış ve geçişsiz bir ifadedir. Burada a reaction gerçekleşmesi beklenen şeydir; dolayısıyla soru, hangi tepkimenin meydana geleceğini tahmin etmenizi ister. take ve place başka bağlamlarda kendi olağan anlamlarını taşısa da bu ifade “bir yeri almak” şeklinde ayrıştırılmamalıdır. Yapı özne + take place şeklindedir ve zaman take üzerinde gösterilir: the event takes place, took place veya will take place.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “gerçekleşmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The ceremony will ____ in the school gym at noon.
Cevabı göster
take place
Let's just reach down in there and see if we can pull it out.
1:00Elimi daldırıp çıkarabilecek miyiz bir bakalım.
it has been cryogenically reduced to the temperature of liquid nitrogen. Kelime
1:06kriyojenik olarak sıvı azotun sıcaklığına düşürülmüş olmasıdır.
cryogenically reduced to the temperature of liquid nitrogen: kriyojenik olarak bu sıcaklığa düşürülmek
Burada cryogenically, “aşırı düşük sıcaklıklar kullanılarak” anlamına gelir. Soğutmayı sıradan buzdolabı soğutması olarak değil, bilimsel veya teknik bir işlem olarak gösterir. reduced to the temperature of liquid nitrogen ifadesinde reduced, sıcaklığın sıvı azotla yaklaşık aynı düzeye ulaşıncaya kadar düşürüldüğünü anlatır. Bloğun küçüldüğü veya öneminin azaldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede “cryogenically reduced to the temperature of liquid nitrogen” ne anlama gelir?
- Azot sıvı hâle gelene kadar sıradan bir buzdolabında soğutuldu.
- Küçültüldü ve ardından sıvı azotun yanında saklandı.
- Sıcaklığı, sıvı azotun sıcaklığına eşitlenene kadar aşırı soğuk bir işlemle düşürüldü.
Cevabı göster
Sıcaklığı, sıvı azotun sıcaklığına eşitlenene kadar aşırı soğuk bir işlemle düşürüldü.
So instead of being minus 109 degrees Fahrenheit, Dilbilgisi
1:09Yani eksi 109 Fahrenheit derece olmak yerine,
this block of dry ice is now about minus 321 Fahrenheit.
1:12bu kuru buz bloğu şu anda eksi 321 Fahrenheit civarında.
instead of being A ... is now B: A durumundan yeni B durumuna geçiş karşıtlığı
Instead of ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Cümle durumları karşılaştırdığı için be, being biçimine dönüşür: instead of being minus 109 degrees Fahrenheit. instead of being A, ... is now B kalıbı, önceki veya beklenen A durumunu gerçek yeni B durumuyla karşılaştırır. Burada iki sıcaklık karşılaştırılır; bir sıcaklık ölçeği diğerinin yerine kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi instead of + be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ nervous before the interview, Lena felt calm and prepared.
Cevabı göster
Instead of being
It's actually boiled out most of the nitrogen. Öbek fiiller
1:28Aslında azotun büyük bir kısmını kaynatarak yok etti.
boiled out: kaynama nedeniyle dışarı çıkma
Bu cümlede boiled out, sıvı nitrojenin büyük bölümünün ısınarak gaza dönüşmesi ve kuru buzdan çıkması anlamına gelir. out parçacığı, nitrojenin tutulduğu yeri terk etmesi sonucunu vurgular. Bu ifade, bir maddenin kaynayarak dışarı çıkmasını veya bir şeyin o maddeyi bu yolla dışarı çıkarmasını anlatabilir: The gas boiled out; Heat boiled the gas out of the liquid. Nitrojenin pişirildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede boiled out, ısıtmanın bir maddeyi tutulduğu yerden dışarı çıkarması anlamında kullanılmıştır?
- The freezer boiled out the water into ice.
- The chef boiled out the carrots for lunch.
- Heating the sample boiled out most of the trapped moisture.
Cevabı göster
Heating the sample boiled out most of the trapped moisture.
if I drop dry ice into a glass of liquid nitrogen,
1:46kuru buzu bir bardak sıvı azotun içine atarsam,
Daha açık bir yeniden ifade için In other words, kullanımı
In other words bir yeniden ifade etme işareti olarak kullanılır: Konuşan kişi aynı ana fikri daha açık, basit veya somut biçimde söyler. Burada yoğunluk hakkındaki soyut soru, batma ya da yüzme hakkında gözlemlenebilir bir soruya dönüştürülür. Normalde yeniden ifadenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Sonraki kısmı ayrı bir konu olarak değil, önceki fikrin açıklaması olarak değerlendirin.
Alıştırma
İngilizce cümleyi daha açık bir yeniden ifade başlatan üç sözcüklü bağlaçla tamamlayın: The road is impassable. ____, no vehicles can get through.
Cevabı göster
In other words
Let's add a few more chunks just to be sure. Kalıp ifadeler
1:57Emin olmak için birkaç parça daha ekleyelim.
just to be sure: ek bir doğrulama
Bu cümlede just to be sure, birkaç parça daha eklemenin amacını belirtir: ilk gözlemi doğrulamak için yapılan ek bir kontroldür. Just, eylemin tamamen yeni bir deneyden çok küçük bir önlem gibi duyulmasını sağlar. Bu kalıp genellikle ek bir kontrol veya önleyici eylemin ardından kullanılır. Buradaki sure, “sonucun doğru olduğundan emin olmak” anlamındadır; kendine güvenen bir kişiyi tanımlamaz.
Alıştırma
Cümleyi “ek bir kontrol olarak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You already locked the door, but check it once more, ____.
Cevabı göster
just to be sure
It's really cool how it mists for just a second
2:04Sadece bir saniyeliğine sis oluşturması gerçekten çok havalı
and that's because the liquid nitrogen is cooling the dry ice down Anlatım akışı
2:07ve bunun nedeni sıvı azotun kuru buzu
that's because: bir sonucun nedenini açıklamak
That's because, az önce belirtilen sonucun tamamına — sisin tamamen kaybolmasına — gönderme yapar ve ardından nedenini açıklar. Bilgi sırası önce sonuç, sonra nedendir. Dinleyici bir sonucu yeni görmüş veya duymuşsa ve siz bunu açıklamak istiyorsanız sonuç + that's because + neden kalıbını kullanın. That, tek bir isme değil, önceki durumun tamamına gönderme yapar.
Alıştırma
Önce sonucu belirten, ardından nedenini doğru biçimde açıklayan cümleyi seçin.
- The sidewalk is wet, and that's because it rained all night.
- It rained all night, and that's because the sidewalk is wet.
- The sidewalk is wet, and that's why it rained all night.
Cevabı göster
The sidewalk is wet, and that's because it rained all night.
So we can see that dry ice is more dense than liquid nitrogen
2:12Böylece kuru buzun sıvı azottan daha yoğun olduğunu görebiliyoruz
Kibar bir teklif olarak Care for ...?
Care for + isim? bir şeyi kibarca teklif etmenin kısa biçimidir. Would you like + isim? ile aynı anlama gelir ve karşıdaki kişiyi o şeyi kabul etmeye davet eder. Bu kalıpta care, “ilgilenmek veya bakımını yapmak” anlamına gelmez. Burada cold drink ifadesi bir şakadır, çünkü çevredeki deney sıvı nitrojen içerir. Konuşan kişi tehlikeli maddeyi gerçekten içecek olarak sunmaz; mizah, güvenli olmayan bir bilim ortamında kibar bir servis ifadesi kullanılmasından doğar.
Alıştırma
Bir kafede biri “Care for a cold drink?” diye soruyor. Normalde ne yapıyor?
- Karşıdaki kişiye içeceğin soğuk olup olmadığını sormak
- Karşıdaki kişiden bir içeceğe bakmasını istemek
- Karşıdaki kişiye soğuk bir içecek teklif etmek
Cevabı göster
Karşıdaki kişiye soğuk bir içecek teklif etmek
one's been ..., the other one hasn't: karşıtlık ve eksilti
one ..., the other ... kalıbı tam olarak iki şey arasında karşıtlık kurar. One ilk öğeyi tanıtır; the other ise geriye kalan tek öğeyi belirtir. one's been ifadesinde 's, ardından been geldiği için has sözcüğünün kısaltmasıdır: one has been soaked. İkinci bölümde hasn't, ilk bölümden anlaşılabildiği için been soaked in liquid nitrogen kısmını tekrar etmez. Bu eksilti, tüm yüklemi yinelemeden karşılaştırmayı dengeli tutar.
Alıştırma
Aynı iki öğeli karşıtlığı ve yardımcı fiil eksiltisini kullanarak yeni karşılaştırmayı tamamlayın: Two metal samples were tested. One has been heated; ____ ____.
Cevabı göster
the other · hasn't
If we drop them at the exact same time into two separate dishes, Dilbilgisi
2:40Eğer onları aynı anda iki ayrı tabağa bırakırsak,
Eğer... olursa nasıl tepki verecekler?
if yan cümlesi gerçek ve mümkün bir koşul belirler: iki nesneyi tam olarak aynı anda ayrı kaplara bırakmak. Bu, uygulanabilir bir deney olduğu için if sonrasında geniş zaman biçimindeki drop doğal kullanımdır; İngilizcede bu tür koşul cümlelerinde genellikle will kullanılmaz. Ana soru olan how are they going to react?, bu koşul altında ne olacağına ilişkin bir tahmin ister. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: If + özne + geniş zaman fiili ..., how + be + özne + going to + fiil ...?
Alıştırma
Hangi cümle gerçek ve mümkün bir koşul ile tahmin sorusu kalıbını doğru kullanır?
- If we heat both samples, how they are going to react?
- If we heat both samples, how are they going to react?
- If we will heat both samples, how are they going to react?
Cevabı göster
If we heat both samples, how are they going to react?
You can see that both two bowls are reacting about the same.
2:53Her iki kasenin de hemen hemen aynı tepkiyi verdiğini görebilirsiniz.
aynı miktarda buhar
The same amount of + sayılamayan isim yapısı, miktarın eşit olduğunu belirtir. Bu cümlede vapor, ayrı ayrı sayılabilen birimler olarak değil bir madde olarak ele alınır; bu yüzden doğal miktar sözcüğü amount olur. Yeniden kullanılabilen kalıp the same amount of + sayılamayan isim biçimindedir: the same amount of water, the same amount of time veya the same amount of energy gibi.
Alıştırma
Cümleyi amount veya number ile tamamlayın: Both machines used the same ____ of electricity.
Cevabı göster
amount
they're bubbling at about the same rate. Kalıp ifadeler
2:57hemen hemen aynı hızda kabarcık çıkarıyorlar.
at about the same rate: yaklaşık aynı hızda
Burada at about the same rate, iki kabarcıklanma sürecinin neredeyse eşit hızlarda gerçekleştiği anlamına gelir. Rate, tekrarlanan kabarcıklanmanın ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtir; fiyat, puan veya sayısal yüzde anlamına gelmez. About, karşılaştırmanın yaklaşık olduğunu gösterir: hızlar tam olarak aynı olmasa bile aynı kabul edilebilecek kadar yakın görünür. Bu yapı; süreçlerin büyüme, tepki verme, çalışma veya değişme hızlarını karşılaştırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi at about the same rate ile tamamlayın: The two batteries are losing power ____.
Cevabı göster
at about the same rate
They're both popping off cool little smoke rings
2:59İkisi de havalı küçük duman halkaları çıkarıyor
The question is going to be which one lasts longer? Anlatım akışı
3:04Asıl soru hangisinin daha uzun süreceği?
Will the colder block of dry ice outlast the untreated piece?
3:07Daha soğuk olan kuru buz bloğu, işlem görmemiş parçadan daha mı uzun süre dayanacak?
The question is going to be which one lasts longer?: hangisi daha uzun süre dayanacak?
The question is going to be ... bundan sonra odaklanılacak ana konuyu bildirir. Burada konuşmacı, dikkati ilk tepkiden süre karşılaştırmasına yöneltir: hangi örnek daha uzun süre devam edecek? Bu çerçeveleme ifadesinde is going to be, sıradaki soruyu gündelik ve sözlü bir şekilde tanıtır. Temel işlevi bir sorunun var olacağını tahmin etmek değil, dinleyicileri gösteride bundan sonra neyin test edileceğine yönlendirmektir.
Alıştırma
Bir sunumda konuşmacı "The question is going to be which plan saves more time?" dediğinde neyi belirtir?
- İki planın da aynı miktarda zaman kazandıracağını vaat ediyor.
- Bundan sonra incelenecek temel meseleyi belirtiyor.
- Henüz kimsenin soru sormadığını söylüyor.
Cevabı göster
Bundan sonra incelenecek temel meseleyi belirtiyor.
Now this has been running for about five minutes Dilbilgisi
3:12Şimdi bu yaklaşık beş dakikadır devam ediyor
has been running for about five minutes: şimdiye kadar süren zaman
Present perfect continuous biçimi olan has been running, sürecin şu anki gözlem anından önce başladığını ve hâlâ devam ettiğini gösterir. Burada run, “koşmak” değil, “çalışmak” veya “sürmek” anlamındadır. For about five minutes, şu ana kadar geçen süreyi belirtir. For bir zaman uzunluğundan önce gelir; sürecin başladığı kesin anı belirtmez.
Alıştırma
Raporu run fiilinin present perfect continuous biçimi ve for ile tamamlayın: The test is still active. It ____ about twenty minutes.
Cevabı göster
has been running for
and you can see the bowl with the liquid nitrogen treated dry ice
3:13ve sıvı azotla işlem görmüş kuru buzun bulunduğu kasenin
actually still has a thicker vapor.
3:16aslında hala daha yoğun bir buhara sahip olduğunu görebilirsiniz.
to keep the reaction going a little bit longer. Kalıp ifadeler
3:20biraz daha uzun süre devam ettirecek kadar soğukluk vardı.
keep the reaction going: bir sürecin devam etmesini sağlamak
keep the reaction going ifadesinde keep + nesne + -ing, bir etkinliğin veya sürecin devam etmesini sağlamak ya da sürmesine izin vermek anlamına gelir. Nesne, devamı sağlanan şeydir; going burada başka bir yere gitmek değil, “devam etmek” demektir. Bu yapıda sürdürülen kişi veya şey keep ile -ing biçimi arasına gelir. Yapı, sürecin yalnızca devam ettiğini söylemek yerine, devamı neyin sağladığına odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle, yedek bataryanın elektrik kesintisi sırasında yönlendiricinin çalışmaya devam etmesini sağlayacağını belirtir?
- The backup battery will keep the router going during the outage.
- The backup battery will keep the router during the outage.
- The backup battery will keep going to the router during the outage.
Cevabı göster
The backup battery will keep the router going during the outage.
that just seems to flow out of the water.
3:29sanki suyun içinden dışarı taşıyormuş gibi göründüğünü hepimiz biliyoruz.
but the dry ice is actually so hot right now Dilbilgisi
3:48ama kuru buz şu anda aslında o kadar sıcak ki
so hot ... that when ...: derece, tetikleyici ve sonuç
so + sıfat + that + sonuç kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so hot dereceyi kurar, that ise sonucu getirir: kuru buz, sıvı azotu neredeyse anında kaynatıp buharlaştırır. When yan cümlesi sonuç cümlesinin içinde yer alır ve tetikleyiciyi, yani sıvı azotun eklenmesini belirtir. Hot burada görecelidir: kuru buz, sıvı azottan daha sıcaktır; dokunulduğunda sıcak olması gerekmez.
Alıştırma
Neden-sonuç kalıbını so ... that ile tamamlayın: The pan was ____ hot ____ when a drop of water touched it, the water vanished at once.
Cevabı göster
so · that
and that's why we're getting the fog flowing off that we are.
3:54ve bu yüzden böyle akan bir sis elde ediyoruz.
we got that thing chock full of liquid nitrogen. Deyimler
3:57bu şeyi tamamen sıvı azotla doldurduk.
chock full of: tamamen dolu
Chock full of, bir şeyle tamamen dolu olmak anlamına gelen samimi bir deyimdir ve çoğu zaman çok az boşluk kaldığı ya da hiç kalmadığı hissini verir. Of, kabı, yeri veya nesneyi dolduran içeriği getirir. Bu cümlede that thing sıvı azotla doludur. Chock full of ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin; chock burada tek başına isim olarak taşıdığı “takoz” anlamında değildir.
Alıştırma
Chock ile başlayan ve “tamamen dolu” anlamına gelen üç sözcüklü samimi deyimle cümleyi tamamlayın: After the food drive, the pantry was ____ canned goods.
Cevabı göster
chock full of
Now if you notice the liquid nitrogen is completely vaporized.
4:10Şimdi fark ederseniz sıvı azot tamamen buharlaştı.
Dry ice is so cold it'll freeze water solid Notlar
4:13Kuru buz o kadar soğuktur ki suyu katı halde dondurur
freeze water solid: sonuç tamamlayıcısı olarak sıfat
Freeze water solid ifadesinde freeze eylemi, water nesneyi, solid ise sonucu belirten sıfatı gösterir. Anlamı, suyun donarak katı hâle gelmesidir; solid eylemin nasıl yapıldığını anlatmaz. Bu, yeniden kullanılabilen fiil + nesne + sonuç sıfatı kalıbıdır. Sıfat, nesnenin eylem sonucunda ulaştığı durumu anlattığı için nesneden sonra gelir.
Alıştırma
Göletin tamamen katılaştığını gösteren sonuç sıfatıyla cümleyi tamamlayın: The sudden cold froze the pond ____, leaving no liquid water.
Cevabı göster
solid
but at the same time it's so hot it'll boil off liquid nitrogen. Öbek fiiller
4:16ama aynı zamanda sıvı azotu kaynatacak kadar da sıcaktır.
so cold ... but at the same time ... so hot: farklı referans noktalarıyla paralel karşıtlık
Cümlede iki paralel sonuç yapısı kullanılır: “so cold it'll freeze water solid” ve “so hot it'll boil off liquid nitrogen”. But at the same time, aynı biçimde kurulan bu iki iddiayı yan yana getirerek görünürdeki çelişkiyi öne çıkarır. Burada cold ve hot görecelidir. Kuru buz, suyun donduğu sıcaklıktan daha soğuk, sıvı azotun kaynama noktasından ise daha sıcaktır. Bu yapı, her tanım farklı bir referans noktası kullandığında aynı şeyi zıt ifadelerle anlatmayı sağlar.
Alıştırma
Örnek cümlede “so cold” ve “so hot” neden gerçekte birbiriyle çelişmez?
- Kuru buz iki olay arasında soğuktan sıcağa dönüşür.
- Farklı referans noktalarına dayanırlar: su ve sıvı azot.
- Burada hot sıcaklığı değil, rengi anlatır.
Cevabı göster
Farklı referans noktalarına dayanırlar: su ve sıvı azot.
boil off: bir sıvıyı buhar olarak uzaklaştırmak
Burada boil off, bir sıvıyı gaza dönüşüp bulunduğu yerden ayrılana kadar kaynatmak anlamına gelir. off parçacığı sıvının uzaklaştırıldığı veya kaybolduğu anlamını ekler; bir şeyi kapatmak anlamına gelmez. Bu ifade the nitrogen boils off örneğindeki gibi geçişsiz veya the heat boils off the nitrogen örneğindeki gibi geçişli olabilir. Bu cümlede geçişlidir: it, sıvı azotu buharlaştıracak kadar ısı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, bir sıvıyı kaynatarak uzaklaştırmak anlamındaki iki sözcüklü hedef fiille tamamlayın: We heated the sauce longer to ____ the extra water.
Cevabı göster
boil off
where it would eventually crystallize and turn into ice.
4:22sonunda kristalleşip buza dönüşeceği noktaya kadar soğumaktır.
All water does is cool down: All ... does is ... odak kalıbı
All water does is cool down ifadesinde all, bütün su anlamına değil, yaptığı tek şey anlamına gelir. All water does yan cümlesi ele alınan eylemin tamamını belirtir; is cool down ise bu tek eylemin ne olduğunu açıklar. All + özne + do/does/did + is + fiilin yalın hâli kalıbı, öznenin gerçekte yaptığı şeyi tek ve basit bir etkiyle sınırlar. Genellikle abartılı bir düşünceyi düzeltmek veya karşıtlık kurmak için kullanılır. Burada suyun yalnızca soğuduğunu ve konuşulan daha çarpıcı etkiyi oluşturmadığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi All ... does is kalıbını kullanarak tamamlayın: ____ is mute the sound.
Cevabı göster
All this button does
to the point where + sonuç yan cümlesi
To the point where, bir değişimin veya sürecin ne kadar ilerlediğini gösteren sonucu tanıtır. Burada soğuma, suyun sonunda kristalleşip buza dönüşeceği bir duruma ulaşmasına kadar devam eder. Point fiziksel bir yeri ifade etmez ve where bir yer tanıtmaz. İfade bütünü bir dereceyi veya eşiği belirtir; ardından gelen tam yan cümle de bu derecede neyin gerçekleştiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi, dereceyi belirten ve sonucu tanıtan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The road flooded ____ cars could no longer pass.
Cevabı göster
to the point where
a reaction (that) I didn't expect: nesne görevindeki ilgi zamirini düşürme
a reaction I didn't expect ifadesinde I didn't expect, hangi reaction sözcüğünün kastedildiğini belirleyen bir ilgi yan cümlesidir. Reaction, expect fiilinin anlaşılabilen nesnesidir: I didn't expect the reaction. İlgi zamiri nesne görevinde olacağı için bu sınırlayıcı ilgi yan cümlesinde that veya which düşürülebilir: a reaction (that/which) I didn't expect. Yan cümle reaction sözcüğüne bağlı kalır; ayrı bir cümle değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?
- This is the book that arrived yesterday.
- This is the book I ordered yesterday.
- This is the book arrived yesterday.
Cevabı göster
This is the book I ordered yesterday.
Öngörülebilir bir sonuç için Try ... and ...
Try + fiil-ing ..., and + sonuç kalıbında emir biçimi varsayımsal bir eylem ortaya koyar. and ile başlayan bölüm bunun ardından gelecek sonucu verir; bu nedenle tüm cümle If you punch that, you will end up with sore knuckles. cümlesi gibi işlev görür. Burada Try punching that, gerçekten ona yumruk atmayı teşvik etmez. Doğrudan ve konuşma diline özgü bir uyarıdır: konuşan kişi, malzemenin sert olduğunu göstermek için hayal edilen eylemi ve onun acı verici sonucunu kullanır.
Alıştırma
Konuşan kişi “Try punching that and you end up with sore knuckles” derken ne demek istiyor?
- Parmak eklemlerin zaten ağrıyorsa ona yumruk atmak iyi gelir.
- Ona yumruk atarsan parmak eklemlerin büyük olasılıkla ağrır.
- Parmak eklemlerini güçlendirmek için ona yumruk atmalısın.
Cevabı göster
Ona yumruk atarsan parmak eklemlerin büyük olasılıkla ağrır.
end up with + bir sonuç
End up with + isim öbeği, bir süreç veya bir dizi eylemden sonra nihai olarak bir şeye sahip olmak ya da bir sonuçla kalmak anlamına gelir. Bu sonuç çoğu zaman planlanmamış, istenmeyen veya ilk hedeften farklıdır. Bu cümlede sore knuckles, kişinin elde etmek istediği bir şey değil, eylemin sonucudur. With, sonuçta ortaya çıkan şeyi veya durumu tanıtır: eylemden sonra kişinin parmak eklemleri ağrır.
Alıştırma
Cümleyi end up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After skipping the instructions, Maya ____ a broken model.
Cevabı göster
ended up with
This dry ice has just been frozen in liquid nitrogen. Dilbilgisi
4:50Bu kuru buz az önce sıvı azot içinde donduruldu.
has just been frozen: yakın zamanda tamamlanan edilgen eylemin mevcut sonucu
has just been frozen ifadesinde has ... been + geçmiş zaman ortacı, present perfect edilgen yapıyı oluşturur. Dry ice eylemi alan taraftır; bu yüzden cümle, eylemi kimin yaptığına değil, ona ne yapıldığına odaklanır. Just, “çok kısa bir süre önce” demektir. Eylem tamamlanmıştır, ancak present perfect bu eylemi kuru buzun şu anki durumuyla ilişkilendirir. Been yapının zorunlu bir parçasıdır.
Alıştırma
label fiilini present perfect edilgen biçimde kullanın ve just sözcüğünü olağan yerine koyarak cümleyi tamamlayın: The samples ____ before the inspection.
Cevabı göster
have just been labeled
a little bit weak: eleştiriyi yumuşatmak
Burada a little bit, weak sözcüğünü niteler ve olumsuz değerlendirmeyi daha az sert hâle getirir. Konuşan kişi hâlâ etkinin yeterince güçlü veya etkileyici olmadığını düşünmektedir; bu ifade yalnızca eleştirinin şiddetini azaltır. Bu yumuşatıcı, çekinceli bir görüş belirtmek için kullanışlıdır: a little bit + sıfat küçük bir dereceyi gösterir ve gelişme payı bırakır.
Alıştırma
Bir ekip arkadaşınız bir tasarım öneriyor ve siz “The design is a little bit weak.” diyorsunuz. a little bit, olumsuz görüşü korurken eleştiriyi yumuşatıyor mu?
- Evet. Olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır.
- Hayır. Yorumu övgüye dönüştürür.
Cevabı göster
Evet. Olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır.
It like stings your face when you breathe it. Ton ve niyet
5:32Soluduğunuzda yüzünüzü sızlatıyor gibi.
It like stings içinde söylem belirteci olarak like
Burada like, özne It ile fiil stings arasına eklenen, gündelik konuşmaya özgü bir söylem belirtecidir. Temel ifade It stings your face şeklindedir; like, konuşan kişi duyguyu en iyi nasıl anlatacağını arıyormuş gibi açıklamayı yaklaşık ve kendiliğinden gösterir. Bu like, ‘hoşlanmak’ anlamına gelmez ve bir benzetme başlatmaz. Çıkarıldığında geriye dil bilgisi açısından tam bir yan cümle kalır.
Alıştırma
“It like stings your face” cümlesinde like nasıl bir görev üstleniyor?
- Tarifi yaklaşık ve kendiliğinden gösteren, gündelik bir belirteç
- Konuşan kişinin yanma hissinden hoşlandığını belirten bir fiil
- Başka bir nesneyle benzetme başlatan bir sözcük
Cevabı göster
Tarifi yaklaşık ve kendiliğinden gösteren, gündelik bir belirteç
So what happens when you dip dry ice in liquid nitrogen?
5:44Peki kuru buzu sıvı azota batırdığınızda ne olur?
Now you know what happens if you put dry ice in liquid nitrogen.
5:52Artık kuru buzu sıvı azota koyarsanız ne olacağını biliyorsunuz.
Kapanış işareti olarak there you have it
There you have it, bir açıklamayı bitirmek için kullanılan sabit ve gerçek anlamlı olmayan bir ifadedir. Burada gösterinin açık bir sonuç verdiğini ve açıklamanın tamamlandığını belirtir. Konuşan kişi bu ifadeyle dikkati tamamlanmış sonuca veya çıkarıma yöneltir. Yaklaşık olarak ‘cevap ya da sonuç işte bu’ demektir. Uzakta bulunan bir şeye sahip olmayı anlatmaz.
Alıştırma
Bu bağlamda there you have it neyi belirtir?
- Deney başlamak üzeredir.
- Sonuç gösterilmiştir ve açıklama sona ermektedir.
- Konuşan kişi izleyicilerin uzaktaki bir nesneyi almasını istemektedir.
Cevabı göster
Sonuç gösterilmiştir ve açıklama sona ermektedir.
Thanks for joining me for this experiment today. Kalıp ifadeler
5:56Bugün bu deney için bana katıldığınız için teşekkürler.
Thanks for joining me: katılanlara teşekkür etmek
Thanks for joining me, bir sunucunun veya konuşmacının insanlara katıldıkları ya da kendisiyle zaman geçirdikleri için dostça teşekkür etmesidir. Joining bir video izlemek, çevrim içi katılmak veya bizzat orada bulunmak anlamına gelebilir; konuşmacının fiziksel olarak yanında olmayı gerektirmez. Thanks for + -ing kalıbı, teşekkür edilen eylemi belirtir. Cümlenin geri kalanındaki for this experiment today ise katılımın gerçekleştiği etkinliği açıklar.
Alıştırma
Çevrim içi bir atölyenin tek sunucususunuz ve oturumu kapatıyorsunuz. Burada öğretilen daha kısa konuşma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: "____ for today's workshop."
Cevabı göster
Thanks for joining me
Look at the way + yan cümle: bir şeyin nasıl gerçekleştiğine odaklanmak
Look at, dinleyiciden dikkatini göze çarpan bir şeye yöneltmesini ister. Burada the way that shattered, o şeyin nasıl parçalandığı anlamına gelir; dolayısıyla konuşmacı yalnızca parçalanma olayını değil, bunun çarpıcı biçimini veya sonucunu vurgular. Bir eylemin nasıl gerçekleştiğini ya da görünür etkisinin neye benzediğini gözlemletmek istediğinizde Look at the way + yan cümle yapısını kullanın. Bu yapıda way, yol değil biçim anlamındadır.
Alıştırma
"Look at the way that shattered," cümlesinde konuşmacı dinleyicinin neye dikkat etmesini istiyor?
- Şeye parçalanmasını kimin emrettiği
- Şeyin nasıl parçalandığı
- Hangi yolun kırık şeye çıktığı
Cevabı göster
Şeyin nasıl parçalandığı
Apparently: kanıta dayalı geçici bir sonuç
Apparently, tüm cümleyi niteleyen ve ifadeyi konuşanın gözlemlediği ya da öğrendiği şeylere dayanan bir sonuç olarak sunan bir cümle zarfıdır. Burada konuşan kişi kuru buzun daha kolay parçalandığını henüz görmüştür; bu nedenle iddiayı önceden kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, makul bir çıkarım olarak sunar. Bu sözcük konuşanın kesinlik düzeyini biraz azaltır: kanıtlar bu sonucu gösterir, ancak başka bir açıklamaya da yer bırakılır. Tek başına 'yalnızca doğru görünüyor ama aslında yanlış' anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir bitkinin birkaç gün boyunca pencereye doğru eğildiğini gördünüz, ancak nedenini test etmediniz. Hangi cümle sonucunuzu uygun bir ihtiyatla sunar?
- Obviously, the plant grows toward the light.
- Actually, the plant grows toward the light.
- Apparently, the plant grows toward the light.
Cevabı göster
Apparently, the plant grows toward the light.
a lot more brittle: karşılaştırma biçimini güçlendirmek
A lot more brittle ifadesinde more brittle karşılaştırma biçimidir: bir nesne veya durumun karşılaştırma noktasına göre daha kolay çatladığını ya da kırıldığını belirtir. A lot bu karşılaştırmayı güçlendirir ve farkın büyük olduğunu gösterir. Kalıp, a lot + karşılaştırma sıfatı biçimindedir; a lot faster ve a lot colder buna örnektir. Burada sıvı nitrojenle işlem görmüş kuru buz, işlem görmemiş sıradan kuru buzla karşılaştırılır. Brittle, sert bir malzemenin kolayca çatlamasını veya parçalanmasını anlatır; yalnızca genel olarak güçsüz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
'Öncekinden çok daha kolay çatlayan' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After months of heat, the plastic became ____.
Cevabı göster
a lot more brittle