English Rewind - 6 Minute English: Anında çeviri: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: BBC Learning English’in 2012 tarihli bu bölümü, telefon konuşmalarını bir sunucu üzerinden kısa bir gecikmeyle çeviren Japon uygulamasını inceliyor. Sunucular sistemin işleyişini açıklayıp anlaşılır fakat kusursuz olmayan çevirisini denedikten sonra rakip teknolojilere değiniyor ve teknolojinin yararlı olsa da dil öğrenmenin yerini alamayacağı sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. translated in real time. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu teknoloji teriminin, bilginin iletişim bittikten sonra çevrilmesi yerine olay gerçekleşirken neredeyse eş zamanlı olarak işlenip geri verilmesini anlattığını kavrayın; canlı aramalar, altyazılar, veriler veya medya hakkında konuşurken doğru biçimde kullanın. 2. hot on the heels — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Rakiplerin ya da sonraki gelişmelerin bir başkasını çok yakından izlediği anlamını tanıyın ve gerçek bir fiziksel takipten söz etmeden, pazar liderine hızla yetişen bir şirketi anlatmak için kullanın. 3. I know I'm biased, but — Konuşma edimbilimi ve tutum: Görüşünüzü belirtmeden önce deneyiminizin, çıkarlarınızın veya mesleğinizin yargınızı etkileyebileceğini kabul etmek için bu girişi kullanın. Böylece kendi tutumunuzu korurken bir değerlendirmeyi ya da anlaşmazlığı daha açık sözlü ve ölçülü aktarabilirsiniz.
Bu derste
Just so you know: nazikçe önceden haber verme
Just so you know, konuşmacı devam etmeden önce dinleyenin bilmesi gerekebilecek bir bilgiyi sunar. Burada, sırada bir arka plan bilgisi olduğuna işaret ederek açıklamanın daha az ani duyulmasını sağlar. Bu ifade, bilmenin amacını sözcüğü sözcüğüne açıklamaz; konuşma içinde önceden haber verir. Ardından bir hatırlatma, sınırlama veya yararlı bir arka plan bilgisi gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi, nazikçe önceden haber veren dört kelimelik konuşma ifadesiyle tamamlayın: "____, the last bus leaves at nine."
Cevabı göster
Just so you know
this program is from the BBC Learning English archive.
0:06bu program BBC Learning English arşivinden alınmıştır.
It was originally broadcast in October 2012 on our website. Kelime
0:10İlk olarak Ekim 2012'de web sitemizde yayınlanmıştı.
was originally broadcast: ilk yayını belirtme
was originally broadcast ifadesinde was + broadcast edilgen yapıyı oluşturur: Program, bir izleyici veya dinleyici kitlesine iletilme eylemine maruz kalır. Broadcast burada geçmiş zaman ortacıdır ve -ed almaz. Originally programın ilk veya daha önceki yayınını belirtir. Bu kullanım, söz konusu yayını daha sonraki bir tekrar yayından veya içeriğin günümüzde erişilebilir olmasından ayıran arşiv açıklamalarında sık görülür.
Alıştırma
Arşiv açıklamasını “ilk kez yayımlandı” anlamındaki üç kelimelik edilgen ifadeyle tamamlayın: "The radio interview ____ in 2018 and is now available online."
Cevabı göster
was originally broadcast
This is 6 Minute English from BBC Learning English .com.
0:19Bu, BBC Learning English .com'dan 6 Minute English.
Hello and welcome to 6 Minute English from BBC Learning English,
0:23Merhaba ve BBC Learning English'in 6 Minute English programına hoş geldiniz,
the program in which we talk about a story in the news Dilbilgisi
0:28haberlerdeki bir hikayeden bahsettiğimiz
in which: resmî bir ilgi cümlesi bağlantısı
“In which”, “the program” ifadesini açıklayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Burada “which” programa geri gönderme yapar, “in” ise ilişkiyi gösterir: bir haber hikâyesi hakkında programın içinde konuşuruz. “In which” ifadesini iki ayrı fikir olarak değil, “o programın içinde” anlamına gelen tek bir bağlayıcı birim olarak düşünün. “Edat + which” yapısı; bir şey, yer, zaman veya durum hakkında bilgi eklemenin kısa ve nispeten resmî bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi “bu odada” anlamına gelen iki sözcüklü resmî bağla tamamlayın: This is the room ____ we hold our meetings.
Cevabı göster
in which
and learn some vocabulary while we're doing it. Dilbilgisi
0:31ve bunu yaparken bazı kelimeler öğrendiğimiz program.
while we're doing it: eş zamanlı eylemler ve gönderme
“While we're doing it”, “az önce belirtilen etkinliği yaptığımız sırada” anlamına gelir. “While”, kelime öğrenme ile haberler hakkında konuşma eylemlerinin aynı anda gerçekleştiğini gösterir. “It”, daha önceki etkinliğe geri gönderme yapar; yeni bir nesne belirtmez. main action + while we're doing it kalıbı, daha önce bahsedilen bir görev sırasında gerçekleşen ikinci bir eylem eklemenizi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “aynı etkinlik sırasında” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Let's check the answers. We can correct any mistakes ____.
Cevabı göster
while we're doing it
joining me today is Jen: sunucu tarzı bir tanıtım
Joining me today is Jen sunucuya özgü bir tanıtım sırası kullanır: etkinlik veya rolü belirten joining me today önce gelir, tanıtılan kişi Jen ise is fiilinden sonra söylenir. Böylece sunucu, dikkati sonda verilen yeni isme yöneltir. Jen is joining me today neredeyse aynı temel bilgiyi verir, ancak özgün sıra bir yayın veya etkinlikteki tanıtım gibi duyulur. Yeniden kullanılabilecek kalıp Joining me/us + zaman veya etkinlik + is/are + kişi ya da kişiler şeklindedir.
Alıştırma
Bir sunucu programın başında bugünün konuğunu tanıtıyor. Hangi cümle sunucuya özgü tanıtım yapısını kullanıyor?
- Dr Patel joined us yesterday.
- Joining us today is Dr Patel.
- Today belongs to Dr Patel.
Cevabı göster
Joining us today is Dr Patel.
this sounds like every struggling language student's dream. Kalıp ifadeler
0:39bu her zorlanan dil öğrencisinin rüyası gibi geliyor.
sounds like every ... student's dream: ideal bir şey gibi gelmesi
Sounds like + isim öbeği, duyulan veya anlatılanlara dayalı bir izlenim bildirir. Burada every struggling language student's dream, dil öğrenmekte zorlanan kişilerin çok isteyeceği ideal bir şeyi anlatır; dream uyurken görülen bir rüya değildir. İyelik biçimi student's, ideal şeyi her bir öğrenciyle ilişkilendirir. Every sonrasında sayılabilen isim tekil kalır; bu nedenle beklenen biçim every ... student's dream olur.
Alıştırma
Ücretsiz bir yemek planlama uygulaması yoğun ebeveynlere her hafta saatler kazandıracak. Hangi cümle uygulamanın onlar için ideal göründüğünü anlatır?
- It sounds like every busy parent's routine.
- It sounds like every busy parent's dream.
- It sounds like every busy parent's complaint.
Cevabı göster
It sounds like every busy parent's dream.
A piece of technology which could put an end to hours and hours of study. Kalıp ifadeler
0:44Saatler süren çalışmalara son verebilecek bir teknoloji.
could put an end to: bir şeyi sona erdirme olasılığı
Put an end to, “bir şeyi tamamen sona erdirmek” anlamına gelir. Burada put, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; “yerleştirmek” anlamında değildir. Could olası bir sonucu belirtir. Yani teknoloji uzun çalışma süresini sona erdirebilir, ancak bunun kesin olduğu söylenmez. Yapı put an end to + isim veya -ing biçimidir. Bu yapıda to bir edattır: put an end to the conflict; put an end to arguing. Bu ifade yalnızca end kullanmaktan genellikle daha güçlü ve biraz daha resmîdir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyi tamamen sona erdirmek” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The agreement could ____ the long conflict.
Cevabı göster
put an end to
hours and hours of study: vurgulayıcı tekrar
Hours and hours of study ifadesinde hours tekrarlanarak çalışmaya çok uzun zaman harcandığı vurgulanır. Bu, kesin bir saat sayısı değildir; konuşanın miktarı çok bulduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “çoğul isim + and + aynı çoğul isim” biçimindedir: days and days, miles and miles, pages and pages. Miktarın neyle ilgili olduğunu belirtmek için of + isim veya -ing biçimi eklenir: hours and hours of practice.
Alıştırma
Hangi cümle bekleyişin çok uzun sürdüğünü tekrarla vurgular?
- We waited for a short while.
- We waited for exactly two hours.
- We waited for hours and hours.
Cevabı göster
We waited for hours and hours.
like something from science fiction: geleceğe aitmiş gibi gösteren bir benzetme
Like something from science fiction, gerçek bir şeyi bilim kurgu öykülerinde sıkça hayal edilen olağanüstü icatlara veya olaylara benzetir. Bu cümlede teknolojinin şaşırtıcı derecede gelişmiş ve geleceğe aitmiş gibi geldiğini gösterir. Buradaki from gerçek bir kaynağı belirtmez. Konuşan kişi, şeyin gerçekten bir kitaptan veya filmden geldiğini söylemez; bu ifade hayal gücüne dayalı bir benzetmedir.
Alıştırma
Bu cümlede 'like something from science fiction' neyi anlatıyor?
- Belirli bir romandan kopyalanmış.
- Bir bilim insanının yazdığı bir hikâyedir.
- Şaşırtıcı derecede geleceğe aitmiş gibi geliyor.
Cevabı göster
Şaşırtıcı derecede geleceğe aitmiş gibi geliyor.
A machine which allows you to speak any language in the world instantly.
0:52Dünyadaki herhangi bir dili anında konuşmanızı sağlayan bir makine.
not quite: nazik bir kısmi düzeltme
Not quite, nazik bir kısmi düzeltmedir. Burada önceki açıklamanın gerçeğe yakın olduğunu, ancak tam olarak doğru olmadığını belirtir. “Tam olarak değil” veya “tamamen değil” diye anlaşılabilir. Önceki düşüncenin bir kısmının doğru olabileceğine yer bıraktığı için doğrudan No demekten daha yumuşak gelir. Tek başına kullanılabilir veya ardından düzeltilmiş bilgi verilebilir.
Alıştırma
Biri 'The shop closes at seven.' diyor. Mağaza aslında altıda kapanıyor. Hangi cevap nazik bir düzeltme yapar?
- Not quite. The shop closes at six, not seven.
- No. That is completely wrong.
- Not very. The shop closes at six, not seven.
Cevabı göster
Not quite. The shop closes at six, not seven.
a piece of software common on smartphones, Kelime
1:02akıllı telefonlarda yaygın olan bir yazılım türü,
a piece of software common on smartphones: akıllı telefonlarda yaygın olan bir yazılım
Bu tanımda a piece of software, tek bir yazılım programı veya ürünü anlamına gelir. İngilizcede software genellikle sayılamayan bir addır; bu nedenle piece burada bir birimi saymaya yarar, fiziksel bir parça anlamına gelmez. Common on smartphones, software sözcüğünden sonra gelir ve onu akıllı telefonlarda yaygın olan bir yazılım olarak tanımlar. İfadenin tamamı app sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklar.
Alıştırma
Software sözcüğünü koruyarak tek bir yazılım aracını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I installed a useful piece of software.
- I installed a useful piece software.
- I installed a useful software.
Cevabı göster
I installed a useful piece of software.
This app allows you to have conversations with another person Dilbilgisi
1:06Bu uygulama, başka bir kişiyle sohbet etmenizi sağlıyor
allow someone to do something: birinin bir şey yapmasını sağlamak
allow + someone + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin bir kişiye izin verdiğini veya bir eylemi mümkün kıldığını anlatır. Burada app izin veren bir kişi değildir; uygulamanın işlevi konuşmayı mümkün kılar. allows you to have conversations ifadesinde you, bu olanağı kazanan kişiyi; to have ise mastar yapısını gösterir. allow sonrasında to korunur: allows you to have denir, allows you have denmez.
Alıştırma
Cümleyi share sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: This feature allows users ____ files securely.
Cevabı göster
to share
translated in real time: konuşma sırasında anlık çeviri
Burada translated in real time, konuşulan içeriğin sohbet devam ederken, fark edilir düzeyde çok az gecikmeyle veya hiç gecikme olmadan çevrildiğini anlatır. Translated edilgen anlam taşır: içerik çevirme eylemine maruz kalır. In real time, teknoloji ve medya alanında işlem ya da geri bildirimin bir olayla aynı hızda ilerlediğini anlatan yaygın bir ifadedir. “Gerçek zamanın içinde” anlamına gelmez ve sonradan yapılan çeviriden farklıdır.
Alıştırma
“Olaylar gerçekleşirken” anlamındaki üç kelimelik ifadeyi tamamlayın: During the live event, the captions are translated ____.
Cevabı göster
in real time
In other words: daha açık bir yeniden anlatımı belirtme
In other words, dinleyiciye sıradaki ifadenin aynı düşünceyi daha açık ya da daha basit biçimde yeniden anlattığını bildiren bir söylem belirtecidir. Mesajı yeni bir düşünce eklemek yerine, ilk ifadenin ardından daha açık bir yeniden anlatım gelecek şekilde düzenler. Burada instantly, in real time ifadesini yeniden anlatır ve gecikme olmadığını vurgular.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleyi yeniden anlattığını gösteren bağlacı seçin: The box is empty. ___, there is nothing inside.
- In other words
- For example
- However
Cevabı göster
In other words
put us out of a job: işimizi kaybetmemize neden olmak
Put someone out of a job, “birinin işini kaybetmesine neden olmak” demektir. Birini fiziksel olarak iş yerinden uzaklaştırmayı değil, işsiz kalma sonucunu anlatır. put + kişi + out of a job yapısında us, etkilenen kişilerin “biz” olduğunu gösterir. Burada could, bu sonucu bir olasılık olarak sunar. Konuşan kişi teknolojinin kendi işlerinin yerini alabileceği konusunda şaka yapıyor, ancak ifade ciddi bir işsizlik riskini anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi put + kişi + out of a job yapısıyla tamamlayın. Konuşan kişi de ekibin bir parçasıdır: If the new system replaces our whole team, it could ____.
Cevabı göster
put us out of a job
Now, come on, it must be time for a language-related quiz. Notlar
1:19Hadi ama, şimdi dille ilgili bir testin zamanı gelmiş olmalı.
come on: ilerlemek için hafif bir teşvik
Buradaki come on, konuşmayı veya etkinliği nazikçe ileri taşıyan bir konuşma işaretidir. Now ile birlikte yaklaşık olarak “peki, devam edelim” anlamına gelir ve konuşan kişinin bir sonraki bölüme geçmesini sağlar; karşıdaki kişiye kendisine doğru yürümesini söylemez. Başka bağlamlarda come on birini cesaretlendirebilir, acele ettirebilir, söylediği şeye karşı çıkabilir veya inanmamayı gösterebilir. Hangi işlevin kastedildiğini durum ve ses tonu belirler.
Alıştırma
Bu cümlede come on ne işe yarıyor: "Come on, let's start the next round."?
- Birine konuşan kişiye doğru yürümesini söyler.
- Herkesten etkinliği bitirmesini ister.
- Başlamak veya devam etmek için hafif bir teşvik verir.
Cevabı göster
Başlamak veya devam etmek için hafif bir teşvik verir.
must be time for + isim
Bu cümlede must be time for + isim, ipuçlarına bakarak o etkinliğin vaktinin geldiğinden oldukça emin olmak anlamına gelir. Konuşmacı, programın sırasını izleyerek bilgi yarışmasına geçiyor. Buradaki must bir emir değil, güçlü bir çıkarım bildirir. time for ifadesinden sonra bir isim veya isim grubu gelir: time for lunch, time for a break, time for a quiz.
Alıştırma
Hangi cümlede must, programdaki etkinliğin şimdi başlaması gerektiğine dair güçlü bir çıkarım bildiriyor?
- You must eat lunch now.
- It might be lunchtime later.
- It must be time for lunch.
Cevabı göster
It must be time for lunch.
go for B: bir seçeneği seçmek
Go for B, “B seçeneğini seçmek” anlamına gelir. Bu kullanımda go for tek bir ifade olarak çalışır; fiziksel olarak B'ye doğru hareket etmeyi anlatmaz. Seçilen şeyi doğrudan for kelimesinden sonra getirin. Bu yapı cevap, yiyecek, renk, koltuk veya plan seçerken kullanılabilir.
Alıştırma
Bir kafede hangi cümle doğal olarak “Çorbayı seçeceğim” anlamına gelir?
- I'll go toward the soup.
- I'll go the soup.
- I'll go for the soup.
Cevabı göster
I'll go for the soup.
find out: bir bilgiyi daha sonra öğrenmek
Find out; kontrol ettikten, sorduktan, bekledikten veya bir duyuru dinledikten sonra bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Buradaki will find out, cevabın şu anda bilinmediğini ancak daha sonra açıklanacağını anlatır. Find out sonrasında find out the answer örneğindeki gibi bir isim öbeği ya da find out who won ve find out whether it worked örneklerindeki gibi bir soru yan cümlesi gelebilir.
Alıştırma
'Cevabı daha sonra öğrenmek' anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: We don't know who won yet, but we'll ____ after lunch.
Cevabı göster
find out
as ever: bilinen bir rutini belirtmek
As ever, her zamanki gibi ya da daha önce de düzenli olarak olduğu gibi anlamına gelir. Bu cümlede cevabı daha sonra öğrenmenin programın bilinen düzeninin bir parçası olduğunu gösterir. İfade, eylemin tamamındaki tekrarlanan düzene ilişkin yorum yapar. Burada ever kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; herhangi bir zamanda veya bir zamanlar anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede 'her zamanki gibi' anlamına gelen bir ifade kullanılmıştır?
- Ever since May, the club has met in the library on Fridays.
- The club will meet in the library forever.
- As ever, the club meets in the library on Fridays.
Cevabı göster
As ever, the club meets in the library on Fridays.
Back now to our app: ana konuya dönmek
Burada Back now to our app fiziksel bir hareketi anlatmaz. Dinleyicilere kısa bir yan konunun sona erdiğini ve dikkatin yeniden uygulamaya döndüğünü bildirir. Back now to + konu, sunucu tarzında kısa bir geçiş ifadesidir. Back daha önceki bir konuya dönüşü, now geçişin hemen yapıldığını, to ise yeniden ele alınan konuyu gösterir. Açıkça belirtilmiş bir özne ve fiil olmasa da bu söz grubu doğal durur.
Alıştırma
Sunucu Back now to our app diyerek ne yapıyor?
- Yan konuyu bitirip uygulama hakkında konuşmaya devam eder
- Uygulamanın yeniden çalışmaya başladığını söyler
- Dinleyicilerden cihazlarındaki uygulamayı yeniden açmalarını ister
Cevabı göster
Yan konuyu bitirip uygulama hakkında konuşmaya devam eder
isn't the only instant translation technology in the world.
1:53dünyadaki tek anında çeviri teknolojisi değil.
Google have: Britanya İngilizcesinde şirket adıyla çoğul uyum
Britanya İngilizcesinde bir şirket adı, konuşan kişi şirketi insanlardan oluşan bir grup olarak gördüğünde çoğul fiille kullanılabilir. Bu nedenle Google have, Google'ı şirketin arkasındaki kişiler veya ekip olarak topluca sunar ve kuruluşun benzer bir şeye sahip olduğunu söyler. Bu kullanım, bu Britanya İngilizcesi bağlamında kabul edilebilir bir uyumdur. Google has şirketi tek bir varlık olarak ele alır. Britanya İngilizcesi iki bakışa da izin verirken Amerikan İngilizcesi şirket adlarıyla genellikle tekil fiili tercih eder.
Alıştırma
Bu cümledeki Google have kullanımını en iyi hangi açıklama anlatır?
- Yalnızca tek tek Google çalışanlarını anlatır, şirketi asla anlatmaz.
- Her zaman bir uyum hatasıdır ve Google has olarak değiştirilmelidir.
- Şirketi bir grup olarak ele alan, Britanya İngilizcesinde kabul edilebilir bir uyumdur.
Cevabı göster
Şirketi bir grup olarak ele alan, Britanya İngilizcesinde kabul edilebilir bir uyumdur.
though it's less advanced than this Japanese app. Dilbilgisi
1:59gerçi bu Japon uygulamasından daha az gelişmiş.
though ... less advanced than: karşıtlık ve daha düşük derece
Though, ana düşünceyle karşıt olan bir gerçeği kabul eder; buna ödünleme denir. Burada konuşmacı, teknolojinin Japon uygulaması kadar gelişmiş olmadığı sınırlamasını kabul eder ama yine de ikisini karşılaştırılabilir teknolojiler olarak ele alır. Less + sıfat + than derece karşılaştırır. Less advanced than, bir şeyin başka bir şey kadar gelişmiş olmadığı anlamına gelir. İki yapı, bir dezavantajı kabul edip açık bir karşılaştırma yapmak için birlikte kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi though ve less ... than kullanarak tamamlayın: ____ this tablet is cheaper, it's ____ powerful ____ the laptop.
Cevabı göster
Though · less · than
the BBC's correspondent Richard: haber gazetecisini tanıtma
Haberlerde correspondent, bir haber kuruluşu için çalışan ve genellikle belirli bir yer veya konu hakkında haber yapan gazetecidir. The BBC's correspondent, yalnızca BBC ile mesajlaşan birini değil, BBC için haber yapan bir gazeteciyi ifade eder. Richard Taylor bu muhabirin adıdır. Haber sunumlarında kuruluş ve görev adı genellikle kişinin adından önce verilir; böylece dinleyici kişinin kimin için çalıştığını ve rolünü hemen anlar.
Alıştırma
Bir haber metninde the BBC's correspondent büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- BBC için haber yapan bir gazeteci
- BBC ile özel mektuplar paylaşan biri
- BBC'den yardım isteyen bir müşteri
Cevabı göster
BBC için haber yapan bir gazeteci
You simply talk into your smartphone. Kalıp ifadeler
2:11Sadece akıllı telefonunuza konuşuyorsunuz.
talk into your smartphone: sesinizi bir cihaza yöneltmek
Talk into your smartphone, cihazın sesinizi alabilmesi için telefonun mikrofonuna doğru konuşmak demektir. Into, sesin cihazın içine doğru gidiş yönünü gösterir; kişinin gerçekten telefonun içine girdiği anlamına gelmez. Aynı kalıp, sesi alan veya kaydeden cihazlarla da kullanılır: talk or speak into a microphone, recorder, or phone.
Alıştırma
Cümleyi speak into a device kalıbında kullanılan edatla tamamlayın: To record your answer, speak ____ the microphone.
Cevabı göster
into
sent to the server: verinin edilgen biçimde aktarılması
Sent to the server, bir şeyin ağ üzerinden verileri alan veya işleyen bir bilgisayar sistemine aktarılması demektir. Buradaki server bir bilgisayar sistemidir; yemek servisi yapan bir kişi değildir. That's then sent... ifadesindeki 's, is anlamına gelir. Is sent, send fiilinin edilgen biçimidir; bu yüzden odak, veriyi kimin gönderdiğinde değil, veriye ne olduğundadır. Then, bu adımın sırada gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Bir dosyanın sunucuya aktarıldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The file sends to the server for processing.
- The file is sent to the server for processing.
- The file is served to the server for processing.
Cevabı göster
The file is sent to the server for processing.
real-time voice recognition: konuşulan içeriği anında tanıma
Real-time voice recognition, bir sistemin konuşma gelirken söylenen içeriği çok az gecikmeyle tanıması demektir. Burada real-time, voice recognition ifadesini niteleyen, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Bu cümlede recognition, sistemin işleyebilmesi için söylenen kelimeleri belirleme aşamasıdır. Konuşan kişinin kim olduğunu belirlemek anlamına gelmez ve içeriği başka bir dile çevirmekten farklıdır.
Alıştırma
Bu cümlede real-time voice recognition ne yapar?
- Konuşan kişinin kimliğini sesinden belirler.
- Konuşma gelirken söylenen içeriği tanır.
- Konuşmayı önce tanımadan başka bir dile çevirir.
Cevabı göster
Konuşma gelirken söylenen içeriği tanır.
machine translation: yazılım tarafından yapılan otomatik çeviri
Machine translation, yazılımın içeriği bir dilden başka bir dile otomatik olarak çevirmesini anlatan standart teknik terimdir. Machine otomatik yöntemi belirtir; belirli bir fiziksel makineyi ifade etmez. Burada bu işlem voice recognition aşamasından sonra gelir: sistem önce konuşulan içeriği elde eder, ardından bu içeriği çevirir.
Alıştırma
Teknik terimi tamamlayın: Automatic translation performed by software is called ____.
Cevabı göster
machine translation
pay a little bit extra: biraz daha fazla ödemek
Pay a little bit extra, temel fiyattan veya normal ücretten biraz daha fazla ödemek demektir. Pay ile kullanılan extra ek bir miktarı belirtir; burada 'özel' anlamına gelmez. Bu ifade çoğu zaman isteğe bağlı bir yükseltmeyi veya ek hizmeti tanıtır. A little bit, günlük konuşmada miktarı küçük gösterir ancak gerçek fiyatı belirtmez.
Alıştırma
'Temel fiyattan biraz daha fazla ödemek' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: You can add breakfast if you ____.
Cevabı göster
pay a little bit extra
in terms of data charges: ele alınan yönü belirtme
In terms of data charges, “veri kullanım ücretleri göz önüne alındığında” anlamına gelir. in terms of + isim öbeği yapısı, konuşmak veya karşılaştırmak istediğiniz belirli yönü belirtir. Burada maliyet konusu, veri kullanımı için alınan ücretlerle sınırlandırılır. Veri ücretleri bir neden olarak sunulmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede in terms of, karşılaştırmayı tek bir yönle sınırlar?
- Because of its battery life, the tablet was returned.
- In terms of battery life, this tablet is the better choice.
- The tablet comes with a battery-life guarantee.
Cevabı göster
In terms of battery life, this tablet is the better choice.
either as a script ... as a voice file: iki alternatif biçim
Either...or... iki alternatifi birbirine bağlar. Buradaki paralel seçenekler as a script ve as a voice file ifadeleridir; yani konuşan kişi iki olası biçim belirtir. or ile as a voice file arasındaki if yan cümlesi yalnızca ikinci seçeneğe bir koşul ekler. Uzun bir cümlede önce either ve or sözcüklerini bulun, ardından paralel as + isim yapılarını eşleştirin.
Alıştırma
İki alternatif biçim göstermek için cümleyi either...or ile tamamlayın: The guide is available ____ as a PDF ____ as an audio file.
Cevabı göster
either · or
a central computer which other computers get their information from.
2:35diğer bilgisayarların bilgilerini aldığı merkezi bir bilgisayar.
and then sends back a text or voice file. Öbek fiiller
2:42ve sonra bir metin veya ses dosyası gönderir.
then sends back: sonucu sonraki adımda geri gönderme
Send back, bir şeyi geldiği kişiye, yere veya cihaza göndermek ya da iade etmek anlamına gelir. Burada sunucu, tamamlanan dosyayı istekte bulunan tarafa geri gönderir; back, “arkaya” anlamına gelmez. Then, süreçteki bir sonraki adımı gösterir: sunucu önce çeviri yapar, ardından sonucu geri gönderir. Send back ayrılabilen bir öbek fiildir; bu nedenle zamir ortaya gelir: send it back denir, send back it denmez.
Alıştırma
then ve send back kullanarak zamiri doğru yere yerleştirin: The editor checks the article and ____ to the writer.
Cevabı göster
then sends it back
listen to a translation sent as an audio recording.
2:49ses kaydı olarak gönderilen bir çeviriyi dinlersiniz.
goes even further: önceki bir düzeyin ötesine geçmek
Go even further, daha önce sözü edilen bir düzeyin, özelliğin veya eylemin ötesine geçmek demektir. Buradaki goes, fiziksel bir mesafede ilerlemeyi değil, uygulamanın yapabildiklerindeki gelişmeyi anlatır. Even karşılaştırmayı güçlendirir: uygulama önceki teknolojiden daha fazlasını yapar. Bu ifade genellikle açıkça belirtilmiş ya da bağlamdan anlaşılan bir başlangıç noktası gerektirir.
Alıştırma
Hangi cümle ikinci planın birinci plana ek olarak yararlı bir adım daha attığını söylüyor?
- The first plan saves water, but the second goes even further and reuses rainwater.
- The first plan saves water, but the second goes farther down the road.
- The first plan saves water, but the second goes too far and wastes rainwater.
Cevabı göster
The first plan saves water, but the second goes even further and reuses rainwater.
you can have an actual conversation with someone Kalıp ifadeler
3:04biriyle gerçek bir konuşma yapabilirsiniz
have an actual conversation with someone: biriyle gerçek ve karşılıklı iletişim kurmak
Have a conversation with someone, iki tarafın da katıldığı bir konuşma yapmak için kullanılan doğal fiil-isim kalıbıdır; with diğer kişiyi tanıtır. Actual, bu iletişimin yalnızca tek yönlü bir çeviri, gösterim veya canlandırılmış konuşma değil, gerçek ve etkileşimli olduğunu vurgular. Genellikle gerçek bir deneyimi daha sınırlı bir durumla karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi have an actual conversation with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of short messages, I finally ____ my new teammate.
Cevabı göster
had an actual conversation with
on the other side of the world: dünyanın çok uzağında
Bu cümlede on the other side of the world, dünyanın çok uzak bir yerinde olmak anlamına gelir. Mesafenin çok büyük olduğunu canlı bir şekilde hissettirir. Bu ifade genellikle abartılıdır; iki yerin Dünya üzerinde tam karşıt noktalarda bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Dünyanın çok uzak bir yerinde olmak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Although Nia lives ____, we talk every Saturday.
Cevabı göster
on the other side of the world
Britanya İngilizcesinde different ... to the one ...
Britanya İngilizcesinde different to, different from ile aynı anlama gelebilir. Burada a different language to the one ... ifadesi, söz konusu olanla aynı olmayan bir dil anlamındadır; to doğal bir Britanya İngilizcesi kullanımıdır ve hata değildir. The one, tekrar edilecek language adının yerine geçer. Ardından which, hangi dilin kastedildiğini açıklayan ilgi cümleciğini başlatır: the one which is coming out of your mouth.
Alıştırma
Different to ile different from arasındaki seçimi en iyi hangi açıklama anlatır?
- Different to Britanya İngilizcesinde yaygınken different from hem Britanya hem de Amerikan İngilizcesinde yaygındır.
- Different from yalnızca Amerikan İngilizcesinde kullanılır.
- Different to her zaman different from ifadesinden daha büyük bir fark anlatır.
Cevabı göster
Different to Britanya İngilizcesinde yaygınken different from hem Britanya hem de Amerikan İngilizcesinde yaygındır.
take the concept and apply it to something: bir kavramı alıp başka bir şeye uygulamak
take a concept and apply it to something yapısında take, bir şeyi fiziksel olarak almak değil, bir fikri “benimsemek veya kullanmak” anlamına gelir. Apply the concept to a new area ise bu kavramı yeni bir alanda kullanmak demektir. Örnekte they've ifadesinden sonra taken ve applied geçmiş zaman ortaçları gelir. It, the concept ifadesine gönderme yapar; böylece yapı iki bağlantılı adımı anlatır: bir fikri benimsemek ve onu normal sesli aramalarda kullanmak.
Alıştırma
Cümleyi take the concept ve apply it to ifadelerinin geçmiş zaman biçimleriyle tamamlayın: The teachers ____ from board games and ____ maths lessons.
Cevabı göster
took the concept · applied it to
make a phone call to somebody: birini telefonla aramak
Make a phone call to somebody, birini telefonla aradığınızı söylemenin doğal bir yoludur. Burada make, make a phone call eylem ifadesinin bir parçasıdır; telefon üretmek anlamına gelmez. Aramayı alan kişi veya kurum to sözcüğünden sonra gelir. Daha kısa olan call somebody yapısında to kullanılmaz: I called the hotel.
Alıştırma
Cümleyi make a phone call to ifadesinin tamamıyla doldurun: Before we leave, I need to ____ the hotel.
Cevabı göster
make a phone call to
take that Japanese voice: konuşmayı girdi olarak almak
Bu teknik işlemde take, “bir şeyi işlemek üzere girdi olarak kabul etmek veya almak” anlamına gelir. Özne olan it sistemi, that Japanese voice ise sistemin aldığı Japonca konuşma sesini ifade eder. Dolayısıyla bu ifade, sistemin sesi bir sonraki işlem adımına girdi olarak aldığını anlatır. Bir sesi fiziksel olarak taşıyıp götürmek veya ortadan kaldırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu teknik cümlede take ne anlama geliyor?
- Konuşandan Japon aksanı kullanmasını ister.
- Japonca konuşmayı işlemek üzere girdi olarak kabul eder.
- Konuşanın sesini fiziksel olarak alıp götürür.
Cevabı göster
Japonca konuşmayı işlemek üzere girdi olarak kabul eder.
do the real-time machine translation on the server,
3:30sunucuda gerçek zamanlı makine çevirisi yapacak,
couple of seconds later: kısa bir süre sonra
Bu ifade, bir sonraki olayın çok kısa bir gecikmeden sonra gerçekleştiğini belirtir. A couple of sözcüğü sözcüğü kelimesi kelimesine ikiye işaret eder; ancak günlük zaman ifadelerinde yaklaşık iki veya yalnızca birkaç saniye anlamına da gelebilir. Altyazıda a tanımlığı olmadan kullanılan daha gündelik couple of seconds later biçimi vardır. Tarafsız yazıda veya özenli konuşmada a couple of seconds later biçimini kullanın.
Alıştırma
Cümleyi couple içeren tam ve tarafsız ifadeyle tamamlayın: After I tapped the button, the page loaded ____.
Cevabı göster
a couple of seconds later
it will bring it back down to you in English, Öbek fiiller
3:34size İngilizce olarak geri getirecek,
will bring it back down to you: işlenmiş bilgiyi kullanıcıya geri iletmek
Bu teknoloji bağlamında will bring it back down to you, sistemin işlenmiş sonucu kullanıcıya geri ileteceği anlamına gelir. bring something back to someone kalıbı, bilgiyi alıcısına yeniden ulaştırılan bir şey olarak sunar. Buradaki down, bilginin uzaktaki bir hizmetten veya sunucudan kullanıcı tarafına doğru ilerlemesini anlatır. Fiziksel bir nesnenin daha alçak bir yere taşınması anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir çevrim içi hizmet anlatılırken kullanılan “The system will bring the result back down to your phone” İngilizce cümlesi ne anlama gelir?
- Hizmet, kullanıcıyı üzer.
- Hizmet, işlenmiş sonucu telefona geri gönderir.
- Hizmet, telefonu alt kata taşır.
Cevabı göster
Hizmet, işlenmiş sonucu telefona geri gönderir.
or at least that's the idea: şüpheye yer bırakmak
Or at least that's the idea, az önce söylenen iddiaya temkinli bir düzeltme ekler. Or düzeltmeyi başlatır, at least iddiayı sınırlar ve that's the idea, “planlanan ya da amaçlanan sonuç bu” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak konuşanın daha az emin görünmesini sağlar: planın bu şekilde işlemesi beklenir, ancak gerçek sonuç kusurlu olabilir veya henüz kanıtlanmamış olabilir. Planın kesinlikle başarılı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Biri “This update should make the battery last longer, or at least that's the idea.” diyor. Sondaki ifade neyi gösteriyor?
- Pilin daha uzun dayanması planlanıyor, ancak sonuç kesin değil.
- Güncellemenin kusursuz çalıştığı zaten kanıtlandı.
- Konuşan kişi tamamen farklı bir plan ortaya attı.
Cevabı göster
Pilin daha uzun dayanması planlanıyor, ancak sonuç kesin değil.
So, the difference is that this app allows people Anlatım akışı
3:39Yani, fark şu ki bu uygulama insanların
the difference is that: Temel farkı belirtme
the difference is that kalıbı, bir karşılaştırmanın ana noktasını, yani “önemli fark şudur” mesajını verir. Dinleyiciye temel farkın that kelimesinden sonra geleceğini bildirir. Yapı, the difference is that + tam bir yan cümledir. Bu örnekte this app allows people, farkı açıklayan yan cümlenin başlangıcıdır.
Alıştırma
Bu dersteki karşılaştırma kalıbını aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Both plans cost the same, but ____ one takes less time.
Cevabı göster
the difference is that
with a slight pause: Kısa bir gecikmeyi anlatma
with a slight pause, bir eylemin akışında kısa ve küçük bir duraklama olduğunu anlatır. with eyleme eşlik eden özelliği belirtirken slight duraklamanın çok küçük olduğunu gösterir. Bu ifade konuşmada, bir aramada veya sistem yanıtında kısa bir tereddüt ya da gecikmeyi anlatabilir. Uzun bir kesinti anlamına gelmez.
Alıştırma
Küçük bir gecikmeyi anlatmak için bu dersteki with ile başlayan ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The voice assistant replied ____.
Cevabı göster
with a slight pause
while the real-time translation takes place. Kalıp ifadeler
3:47gerçek zamanlı çeviri gerçekleşirken.
real-time translation takes place: bir sürecin gerçekleştiğini belirtmek
Burada takes place, “gerçekleşir” ya da “yapılır” anlamına gelir. Özne olan real-time translation bir süreçtir; bu nedenle yan cümle, çevirinin o sırada gerçekleştirildiğini anlatır. Take place kalıplaşmış, geçişsiz bir ifadedir: place burada alınan bir yer değildir ve ifade doğrudan nesne almaz.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcüklü take place ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The safety inspection ____ every Monday.
Cevabı göster
takes place
At the moment: mevcut ve muhtemelen geçici aşama
At the moment, “şimdi” veya “şu anda” anlamına gelir. Genellikle tam bir anlık noktayı değil, içinde bulunulan dönemde geçerli olan ve daha sonra değişebilecek bir durumu çerçeveler. Cümlenin başında virgülle kullanıldığında, ardından gelen tüm bilgiler için zaman çerçevesini belirler. Burada desteklenen dillere ilişkin açıklamayı ürünün mevcut aşamasıyla sınırlar.
Alıştırma
Bu cümlede “şu anda” anlamına gelen ifadeyi seçin: The café is closed ___, but it will reopen next week.
- in a moment
- at the moment
- for a moment
Cevabı göster
at the moment
but more are to follow: devamı gelecek
More, daha önce konuşulan aynı türden başka şeylerin yerini tutar. Are to follow, ilave şeylerin daha sonra gelmesinin planlandığını veya beklendiğini belirtir; yani mevcut liste tamamlanmamıştır. Buradaki follow, “birinin arkasından yürümek” değil, “ardından gelmek” anlamındadır. But, şu anda sınırlı sayıda şey bulunmasıyla daha sonra yenilerinin geleceği beklentisini karşılaştırır.
Alıştırma
Daha sonra ek derslerin beklendiğini belirten hedef ifadeyle duyuruyu tamamlayın: Two lessons are available now, but ____.
Cevabı göster
more are to follow
I suppose the big question is: asıl meseleyi ortaya koymak
I suppose the big question is kalıbı konuşmayı düzenler: Dinleyiciye, konuşmacının arka plan bilgilerinden en önemli meseleye geçtiğini bildirir. Virgülden sonraki doğrudan soru bu meselenin ne olduğunu açıklar. I suppose bu geçişi yumuşatır. Burada yaklaşık olarak “bence” anlamına gelir; böylece konuşmacı fazla kesin konuşmak yerine düşünerek konuşuyormuş gibi duyulur. Big, fiziksel olarak “büyük” değil, “asıl veya en önemli” demektir.
Alıştırma
Bu cümlede I suppose the big question is ne işe yarıyor?
- Çevirinin kesinlikle yanlış olduğunu söyler.
- Dikkati yumuşak bir biçimde asıl meseleye yöneltir.
- Bir sorunun fiziksel olarak büyük olduğunu söyler.
Cevabı göster
Dikkati yumuşak bir biçimde asıl meseleye yöneltir.
tried it out: bir şeyi kullanarak denemek
Burada tried it out, try something out ifadesinin geçmiş zamanıdır. Richard'ın, ne kadar iyi çalıştığını görmek için onu gerçekten kullandığı veya test ettiği anlamına gelir; out yön bildirmez, öbek fiilin bir parçasıdır. Try out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it veya them gibi bir zamirse, zamiri try ile out arasına koyun: try it out; try out it demeyin.
Alıştırma
try out ifadesinin geçmiş zamanını kullanın ve zamiri doğru yere koyun: Nina borrowed the camera and ____ before the trip.
Cevabı göster
tried it out
with the help of: kimin veya neyin yardım ettiğini belirtmek
With the help of, “-nın yardımıyla” anlamına gelir. Bir eylemi kolaylaştıran veya mümkün kılan kişiyi, aracı ya da kaynağı belirtir. Bu ifadede help bir isimdir ve of yardımın kaynağını tanıtır: with the help of a translator, a map veya software. İfadenin tamamı ana cümleden önce ya da sonra gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “-nın yardımıyla” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: We found the campsite ____ a map.
Cevabı göster
with the help of
Are there any ... around here?: yakındaki yerleri sorma
Are there any + çoğul isim, o türden bir veya daha fazla şeyin bulunup bulunmadığını sorar. Burada any, evet ya da hayırla yanıtlanan bir soruda kullanılır; around here ise “buralarda” veya “bu yerin yakınında” anlamına gelir. good eklendiğinde kalite de sorulur. Bu nedenle cümle, yalnızca restoran olup olmadığını sormakla kalmaz ve çoğu zaman tavsiye isteme işlevi görür. Aynı kalıbı kullanmak için good restaurants yerine başka bir çoğul yer veya hizmet adı getirebilirsiniz.
Alıştırma
Soruyu çoğul bir isimden önce kullanılan tam başlangıçla tamamlayın: ____ good cafés around here?
Cevabı göster
Are there any
How well did that do as a translation first of all? Notlar
4:27Öncelikle bu bir çeviri olarak ne kadar iyi iş çıkardı?
How well did ... do as ...?: bir roldeki performansı değerlendirme
How well, başarı veya performansın derecesini sorar. Bu cümlede do “performans göstermek” anlamındadır; as a translation ise değerlendirilen rolü veya ölçütü belirtir. Konuşan kişi, bu sonucun bir çeviri olarak ele alındığında ne kadar başarılı olduğunu sorar. Yeniden kullanılabilen geçmiş zaman kalıbı How well did + özne + do as + isim öbeği? şeklindedir. did geçmiş zamanı zaten gösterdiği için do yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Geçmiş zamanlı soruyu do fiilinin doğru biçimleriyle tamamlayın: After yesterday's test, how well ____ the tablet ____ as a drawing tool?
Cevabı göster
did · do
first of all? tartışmadaki ilk noktayı belirtme
Bu soruda first of all, düzenli bir konuşmadaki ilk noktayı belirtir. Öncelikle ya da ilk nokta olarak anlamına gelir; zaman bakımından en önce gerçekleşen olayı anlatmaz. Burada soru cümlesinin sonunda yer alsa da konuşmanın sırasını düzenler: konuşan kişi, sonraki sorular veya değerlendirmelerden önce çeviriyi soruyor.
Alıştırma
Hangi cümlede first of all bir dizinin ilk adımını belirtmek için kullanılmıştır?
- At first, the cable looked fine.
- First of all, let's check the cable.
- For the first time, we checked the cable yesterday.
Cevabı göster
First of all, let's check the cable.
it's understandable, but it's not perfect. dengeli bir değerlendirme
Bu cümle dengeli bir değerlendirme yapar. Understandable sınırlı bir olumlu değerlendirmedir: anlamın kavranabildiğini söyler. But bir sınırlama getirir; bu nedenle not perfect, çeviride doğruluk, doğallık veya bütünlük açısından hâlâ sorunlar olduğunu belirtir. Konuşan kişi çevirinin işe yaramadığını ya da tamamen doğru olduğunu söylemiyor. It's understandable, but... kalıbı, açık bir çekince belirtmeden önce temel başarıyı kabul eder.
Alıştırma
Bir şeyin anlaşılır olduğunu ama yine de bir eksikliği bulunduğunu söyleyerek dengeli değerlendirme yapan cümle hangisidir?
- It's understandable, but it still sounds unnatural.
- It's perfect, so nobody can understand it.
- It's impossible to understand, but it is completely clear.
Cevabı göster
It's understandable, but it still sounds unnatural.
The reporter asked if there is a good restaurant nearby. Dilbilgisi
4:36Muhabir yakında iyi bir restoran olup olmadığını sordu.
asked if there is ...: evet-hayır sorusunu dolaylı aktarmak
Asked if, evet ya da hayırla cevaplanabilen bir soruyu dolaylı olarak aktarır. Buradaki if, koşul bildiren “eğer” değil, “olup olmadığını” anlamındadır. if’ten sonra soru söz dizimi değil, there is a good restaurant gibi düz cümle söz dizimi kullanılır; is there a good restaurant denmez. asked geçmiş zamanda olsa da durum hâlâ güncelse is korunabilir. Aktarım bütünüyle geçmiş bakış açısından yapılıyorsa was da yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, evet veya hayırla cevaplanan bir soruyu doğru biçimde dolaylı aktarıyor?
- She asked was there a pharmacy nearby.
- She asked if there was a pharmacy nearby.
- She asked if was there a pharmacy nearby.
Cevabı göster
She asked if there was a pharmacy nearby.
And the Japanese translator says the app was understandable,
4:40Ve Japon çevirmen uygulamanın anlaşıldığını,
going to sweep the world: dünyaya çok hızlı yayılmak
Going to sweep the world, bir şeyin çok hızlı biçimde dünyaya yayılması, popüler olması veya dünya çapında güçlü bir etki yaratması anlamına gelir. Sweep fiili, bir şeyin büyük bir alanı güçlü biçimde kapladığı görüntüsünü oluşturur. Buradaki ifade mecazidir: teknoloji gerçekten dünyayı temizlemeyecektir. Konuşan kişi, bu teknolojinin dünyaya yayılıp büyük bir etki yaratıp yaratmayacağını merak ediyor.
Alıştırma
Hangi cümlede sweep the world, “çok hızlı biçimde dünya çapında popüler olmak” anlamında kullanılmıştır?
- The caretaker swept the hallway before lunch.
- The new card game swept the world within a few months.
- The card game was played by three people in one village.
Cevabı göster
The new card game swept the world within a few months.
Soru sonundaki I wonder: daha açık ve yumuşak bir soru
Bir sorunun sonunda kullanılan I wonder, “merak ediyorum” veya “bilmiyorum” anlamına gelir. Konuşanın kesin bir tahminde bulunmak yerine cevap üzerinde düşündüğünü gösterir. Bu son ekleme soruyu yumuşatır ve sesli düşünüyormuş gibi bir hava verir. Burada wonder, “öğrenmek istemek” anlamındadır; “hayran kalmak” anlamında değildir.
Alıştırma
“Will the plan work, I wonder?” cümlesinin sonunda I wonder nasıl bir etki yaratır?
- Sorunun açık uçlu bir düşünce gibi duyulmasını sağlar.
- Soruyu emre dönüştürür.
- Konuşanın cevabı zaten bildiğini gösterir.
Cevabı göster
Sorunun açık uçlu bir düşünce gibi duyulmasını sağlar.
hot on the heels of: çok yakından takip etmek
Hot on the heels of someone or something, özellikle bir takip veya rekabette birinin ya da bir şeyin hemen arkasında olmak demektir. Arkadan gelenin lidere yetişmekte olduğunu veya ona baskı yaptığını düşündürür. Bu cümlede diğer şirketler iş veya teknoloji alanında NTT Docomo'yu yakından takip ediyor. Yapı hot on the heels of + kişi, şirket veya olay şeklindedir. İyelik yapısıyla hot on our heels ya da hot on the company's heels denir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki beş sözcüklü deyimle tamamlayın: The new runner is ____ the champion.
Cevabı göster
hot on the heels of
For example, France's Alcatel-Lucent is developing a rival product Kelime
4:55Örneğin, Fransa'nın Alcatel-Lucent rakip bir ürün geliştiriyor
rival product: aynı pazarda rekabet eden ürün
rival product ifadesinde rival, product sözcüğünü niteler ve “rekabet eden” anlamına gelir. Bu ifade, benzer kullanıcılar veya aynı pazar için başka bir ürünle rekabet etmek üzere üretilen bir ürünü anlatır. Burada rival, kişisel bir düşman anlamına gelmez. İş ve teknoloji haberlerinde pazar rekabetini tarafsız biçimde anlatan bir ifadedir.
Alıştırma
Hangi cümlede rival product, aynı müşteriler için rekabet eden bir ürün anlamında kullanılmıştır?
- The company gave a product to a friendly person.
- The company repaired an old product that it no longer sells.
- The company released a rival product for the same group of customers.
Cevabı göster
The company released a rival product for the same group of customers.
will operate on landlines: sabit telefon hatları üzerinden çalışmak
Will gelecek zamanı gösterir. Operate on, ürünün çalışmak için hangi sistemi kullanacağını belirtir; landlines ise sabit telefon hatları veya sabit telefon ağı anlamına gelir. Yani ürün sabit telefon sistemi üzerinden çalışacaktır. Bu ifade, yerde duran çizgilerin üzerinde çalışmak anlamına gelmez. Artikelsiz çoğul landlines, genel olarak sabit telefon hatlarını anlatır.
Alıştırma
“It will operate on landlines” ne anlama gelir?
- Sabit telefon hatları üzerinden çalışacaktır.
- Yere çizilmiş çizgiler boyunca ilerleyecektir.
- Yalnızca mobil ağ üzerinden çalışacaktır.
Cevabı göster
Sabit telefon hatları üzerinden çalışacaktır.
And Microsoft is working on something Öbek fiiller
5:01Ve Microsoft da bir şeyler üzerinde çalışıyor
is working on: bir şeyi geliştirmek veya ele almak
is working on içindeki work on, bir şeyi geliştirmek, iyileştirmek ya da ele almak için zaman harcamak demektir. Burada Microsoft'un devam eden bir projesi vardır; on ifadenin bir parçasıdır ve fiziksel konum bildirmez. Yapı be + working on + proje, ürün, görev veya sorun şeklindedir. Şimdiki zaman, konuşma anında fiilen yapılmıyor olsa bile çalışmanın sürmekte olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi geliştirmek anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The engineers are ____ a safer school bus.
Cevabı göster
working on
it's calling the translating telephone: call + nesne + ad
Bu bölüm, önceki yan cümledeki something ile birlikte okunmalıdır: something (that) it's calling the translating telephone. Atılmış olan that, calling fiilinin nesnesi olurdu; bu nedenle adlandırılan şey something'dir. Bu bağlamda it, Microsoft'u gösterir ve it's, it is demektir. Burada call, bir şeye ad vermek anlamındadır. Yapı call + nesne + ad şeklindedir: it is calling [something] [the translating telephone]. Burada telefon etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanların yeni robota Miko adını verdiği anlamına gelir?
- We're calling the robot shop about Miko.
- We're calling the new robot Miko.
- We're calling Miko about the new robot.
Cevabı göster
We're calling the new robot Miko.
the question I want to ask you: sıradaki soruyu tanıtmak
the question I want to ask you ifadesi, dinleyiciye sırada hangi konunun olduğunu bildirir. Konuşmacı asıl soruyu söylemeden önce dikkati toplar; ifadenin kendisi asıl soru değildir. I want to ask you, konuşmacının hangi soruyu kastettiğini açıklar. Tam biçim the question that I want to ask you olabilir; İngilizcede burada that sık sık düşürülür.
Alıştırma
Vurgulanan çerçeve konuşmada ne işe yarıyor?
- Konuşmacının soruyu zaten cevapladığını söyler.
- Dinleyiciden bütün soruları yazmasını ister.
- Sırada gelecek belirli soruyu tanıtır.
Cevabı göster
Sırada gelecek belirli soruyu tanıtır.
I think these types of technologies are always helpful,
5:14Bence bu tür teknolojiler her zaman yardımcı olur,
but nothing will ever replace learning a language. Dilbilgisi
5:18ama hiçbir şey bir dili öğrenmenin yerini alamaz.
nothing will ever replace: kesin bir olumsuz iddia
Nothing will ever replace ..., ardından gelen şeyin yerini şimdi veya gelecekte hiçbir şeyin alamayacağı anlamına gelir. Nothing cümleyi zaten olumsuz yapar; ever bu olumsuz anlamın içinde “herhangi bir zamanda” anlamı taşıyarak vurguyu güçlendirir. Replace fiilinden sonra doğrudan, yerine başka bir şeyin geçtiği nesne gelir. Burada learning a language, konuşmacının yerinin doldurulamayacağını söylediği etkinliktir.
Alıştırma
nothing, will, ever ve replace sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: ____ time with family.
Cevabı göster
Nothing will ever replace
but speaking a foreign language is one of life's great pleasures. Kalıp ifadeler
5:22ama yabancı bir dil konuşmak hayatın büyük zevklerinden biridir.
I know I'm biased, but ...: olası taraflılığı kabul etmek
“I know I'm biased”, kişisel bir bağın, ilginin veya tercihin konuşanın değerlendirmesini tamamen tarafsız olmaktan çıkarabileceğini kabul eder. Bu cümlede bir dil programında çalışmak, konuşana dil öğrenimini desteklemek için kişisel bir neden verir. “But”, konuşanın buna rağmen görüşünü söyleyeceğini gösterir. Bu kalıp samimi duyulur ve iddiayı yumuşatır, ancak görüşün doğru olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, kişisel bir bağın görüşü etkileyebileceğini doğal biçimde kabul edip ardından görüşü ifade eder?
- I know my hometown well, so I can find the station.
- I know I'm biased, but I think my hometown has the best food.
- I'm interested in food, but I haven't chosen a restaurant.
Cevabı göster
I know I'm biased, but I think my hometown has the best food.
is one of life's great pleasures: bir deneyimi sıcak biçimde övmek
“X is one of life's great pleasures”, X'i hayattaki en keyifli deneyimlerden biri olarak sıcak bir dille över. “One of”, bunun tek zevk değil, birkaç zevkten biri olduğunu belirtir; ifade yalnızca “X is fun” demekten daha etkileyicidir. Kalıp X + is one of + life's + çoğul sayılabilir isim şeklindedir. Bu yüzden “pleasures” çoğuldur. Burada “life's”, belirli bir kişiye ait bir şeyi değil, “hayatın” veya “hayatta” anlamını verir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki övgü ifadesiyle tamamlayın: Sitting by the fire on a cold night ____.
Cevabı göster
is one of life's great pleasures
I would: Tekrarlanan eylemi söylememek
Önceki konuşma eksik olan anlamı açıkça gösterdiği için would'dan sonraki sözcükler söylenmez. Burada I would, yaklaşık olarak “I would agree” veya “I would say that” anlamına gelir. Would, bu tepkinin konuşmacının durumunda doğal veya beklenen bir tepki olduğunu gösterir. because it's my job yan cümlesi bunun nedenini açıklar. Yalnızca gelecekte bir şey olacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir müze rehberi hayali bir durumda ne yapacağından söz ediyor. Hangi cümle lead the tour ifadesini tekrarlamamak için would kullanıyor?
- If the museum asked me to lead the tour, I will, because I know every room.
- If the museum asked me to lead the tour, I would, because I know every room.
- If the museum asked me to lead the tour, I do, because I know every room.
Cevabı göster
If the museum asked me to lead the tour, I would, because I know every room.
Before we go: Son bir konuyu sunmak
Before we go, “bitirmeden veya ayrılmadan önce” anlamına gelir. Bir programda, toplantıda, derste veya konuşmada go, mutlaka yürüyüp gitmek değil, etkinliğin sona ermesi anlamına gelebilir. Bu ifade sırada gelecek bilgiyi düzenler: Ana bölümün bitmek üzere olduğunu bildirir ve son bir hatırlatma, soru, teşekkür veya duyuruyu sunar.
Alıştırma
Bir ders bitmek üzere ve öğretmenin son bir hatırlatması var. Hangi cümle kapanışa geçiş yapar?
- Halfway through the class, let's take a short break.
- To begin today's class, please open your books to page ten.
- Before we go, please remember to bring your permission slip tomorrow.
Cevabı göster
Before we go, please remember to bring your permission slip tomorrow.
aren't you going to give the answer to the quiz? Ton ve niyet
5:31testin cevabını vermeyecek misin?
Aren't you going to give the answer...?: hatırlatma olarak kullanımı
Aren't you going to + fiil...? olumsuz bir sorudur. Burada konuşan kişi, diğer kişinin testin cevabını vermesini zaten beklemektedir; bu nedenle soru, ona bunu yapmasını hatırlatır. Konuşan kişi esas olarak “no” yanıtını beklemez. Yumuşak bir ses tonu bunu arkadaşça bir hatırlatmaya dönüştürebilir; daha sert bir ton ise şaşkınlık veya sabırsızlık gösterebilir.
Alıştırma
Sam sonuçları göstereceğini söyledi, ancak toplantı bitmek üzere. Bu beklentiye dayanarak ona hatırlatmada bulunmak için en uygun cümle hangisidir?
- Could the results change after the meeting?
- Are the results ready for tomorrow?
- Aren't you going to show us the results, Sam?
Cevabı göster
Aren't you going to show us the results, Sam?
Now, time for a recap of some of the words Anlatım akışı
5:56Şimdi, bazı kelimelerin özetini yapma zamanı
Time for a recap of... ile geçiş yapmak
Time for a recap of + isim, “şimdi ... konusunu kısaca gözden geçireceğiz” anlamına gelir. Burada recap bir isimdir ve of, gözden geçirilecek konuyu tanıtır. Bu, tam kalıp olan It's time for + isim yapısının kısaltılmış hâlidir. Konuşan kişiler bunu açık bir geçiş ifadesi olarak kullanır: bir bölüm biter ve kısa bir tekrar başlar.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki geçiş ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: Now, ____ today's main points.
Cevabı göster
time for a recap of
Join us again soon for more 6 Minute English from BBC Learning English .com.
6:13BBC Learning English .com'dan daha fazla 6 Minute English için yakında tekrar bize katılın.
And don't forget to find us on Facebook and Twitter.
6:18Ve bizi Facebook ve Twitter'da bulmayı unutmayın.
That was 6 Minute English from BBC Learning English .com.
6:22Bu BBC Learning English .com'dan 6 Minute English idi.