Titanic Neden Hâlâ Okyanusun Dibinde?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video Özeti: Belgesel Titanic'in batışını, enkazın bulunmasını ve kurtarma girişimlerini anlatıyor; derinlik, basınç, hasar, pas ve bakterilerin enkazı neden deniz tabanında tuttuğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. "was thought to be" - Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: eski bir inancı kaynağını söylemeden edilgen yapıyla aktarın ve olgudan ayırın. 2. "ran an article" - Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: run fiilinin gazetecilikte koşmak değil, yazı yayımlamak olduğunu fark edin. 3. "eating away" - Phrasal Verbler: pas veya kimyasalların yavaş aşındırmasını ve kaygıların zamanla tüketmesini anlatın.
Bu derste
The first 1,000 people to sign up using the link in the description
0:02Açıklamadaki bağlantıyı kullanarak kaydolan ilk 1.000 kişi
the British ocean liner Titanic disappeared into the depths of the North Atlantic Ocean
0:10İngiliz okyanus gemisi Titanic Kuzey Atlantik Okyanusu'nun derinliklerinde kayboldu
about 400 mi south of Newfoundland, Canada.
0:15Kanada, Newfoundland'ın yaklaşık 400 mil güneyinde.
It took 3,000 men 2 years to build this massive ship.
0:18Bu devasa gemiyi inşa etmek 3.000 kişinin 2 yılını aldı.
Its huge hull was held together by 3 million rivets
0:21Devasa gövdesi 3 milyon perçinle bir arada tutuluyordu
and it could transport 2,200 passengers and crew.
0:25ve 2.200 yolcu ile mürettebat taşıyabiliyordu.
the ship took on water before sinking 12,600 ft to the dark depths, Öbek fiiller
0:29gemi karanlık derinliklere, 12.600 feet aşağı batmadan önce su aldı
Having struck an iceberg: tamamlanmışlık bildiren ortaç
Having struck, having + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşan ve tamamlanmışlık bildiren bir ortaçtır. Çarpışmayı ana cümledeki the ship took on water olayından önce tamamlanmış bir eylem olarak gösterir. Bu ortaç öbeğinin örtük öznesi the ship ifadesidir. Yapı, after the ship had struck an iceberg gibi tam bir yan cümle kullanmadan önceki eylemi neden veya arka plan bilgisi olarak kısa biçimde sunar.
Alıştırma
İncelemenin önce gerçekleştiğini göstermek için cümleyi inspect fiilinin tamamlanmışlık bildiren ortaç biçimiyle tamamlayın: ____ the bridge, the engineer wrote the report.
Cevabı göster
Having inspected
Took on water: geminin içine su girdi
Gemi veya tekne bağlamında took on water, teknenin içine genellikle hasar ya da sızıntı nedeniyle su girdiği anlamına gelir. İsteyerek su toplama eylemini değil, istenmeyen ve tehlikeli bir durumu anlatır. Take on başka anlamlara da gelebilir; ancak water ismi ve denizcilik bağlamı burada gemiye su girmesiyle ilgili anlamı seçer. Geçmiş zaman biçimi took on, bu anlatıda su girişini batmadan önceye yerleştirir.
Alıştırma
The crew sent a distress call because the boat was taking on water. Ne oluyordu?
- Teknenin içine su giriyordu.
- Mürettebat içme suyu yüklüyordu.
- Tekne yolcu taşıyordu.
Cevabı göster
Teknenin içine su giriyordu.
never to be fully salvaged sonuç kalıbı
Burada never to be fully salvaged, sonuca sonradan bakarak anlatan bir mastar yapısıdır. Geminin sonraki akıbetini belirtir: battıktan sonra enkazın tamamı deniz tabanından hiçbir zaman çıkarılmadı. Önceki olay, never to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, daha sonra gerçekleşmeden kalan edilgen bir sonucu kısa biçimde aktarır. Daha sonraki bir noktadan geriye bakar; o zamanki bir amacı, niyeti veya planı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi never to be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki geriye dönük sonuç kalıbıyla tamamlayın: The manuscript disappeared during the war, ____.
Cevabı göster
never to be recovered
let's first look at what we know about Titanic's last few days at sea.
0:44ilk olarak Titanic'in denizdeki son birkaç günü hakkında ne bildiğimize bir bakalım.
Before we answer..., let's first look at... yol haritası
Başlangıçtaki Before we answer this question, vaat edilen yanıtı erteler ve destekleyici bilgileri dinlemek için bir neden oluşturur. Ardından ana cümle let's first look at..., dinleyiciye hemen ne yapılacağını söyler. Before X, let's first Y birlikte bir yol haritası görevi görür: X daha sonraki hedef, Y ise hazırlık adımıdır. Burada first açıklamanın sırasını gösterir; yalnızca bilinen ilk gerçeğin inceleneceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Sunum yol haritasını Before ... let's first ... kalıbıyla tamamlayın: ____ we discuss the recommendation, ____ review the evidence.
Cevabı göster
Before · let's first
On April 10th, the RMS Titanic departed Southampton, England
0:4710 Nisan'da RMS Titanic, Southampton, İngiltere'den
on its maiden voyage across the Atlantic Ocean. Kalıp ifadeler
0:51Atlantik Okyanusu boyunca yapacağı ilk yolculuğuna çıktı.
maiden voyage: ilk resmî sefer
Maiden voyage, bir geminin hizmete girdikten sonraki ilk resmî yolculuğunu belirten kalıplaşmış bir söz öbeğidir. Burada Titanic'in ilk Atlas Okyanusu geçişini belirtir; maiden, genç bir kadın değil, ilk kez yapılan anlamındadır. Bu söz öbeği resmî, tarihî veya haber diline özgü bir ton taşır ve yolculuğu geminin işletilmesinde önemli bir dönüm noktası olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi ilk resmî yolculuk anlamındaki iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The newly commissioned research vessel began its ____ yesterday.
Cevabı göster
maiden voyage
The Titanic was designed by the Irish shipbuilder Thomas Andrews
0:54Titanic, İrlandalı gemi yapımcısı Thomas Andrews tarafından tasarlandı
was thought to be + tamamlayıcı: olduğu düşünülüyordu
Was thought to be, edilgen bir aktarım yapısıdır: özne + was veya were thought + to mastarı. Bu düşünceyi taşıyan kişileri belirtmeden, insanların geçmişte genel olarak neye inandığını aktarır. Burada unsinkable, anlatıcının doğruladığı bir gerçek olarak değil, başkalarına atfedilen bir inanç olarak sunulur. Bu yapı tarih, haber ve akademik yazılarda geçmişteki bir görüşü yerleşmiş gerçeklikten ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi doğrulanmış bir gerçek yerine geçmişteki bir inancı belirten edilgen aktarım yapısıyla tamamlayın: Before engineers examined the bridge, it ____ safe.
Cevabı göster
was thought to be
The ship traveled to Cherbourg, France and Queenstown, Ireland
1:01Gemi, Atlantik'e açılmadan önce bazı yolcuları almak için
to pick up some passengers before setting out into the Atlantic Öbek fiiller
1:04Fransa'nın Cherbourg ve İrlanda'nın Queenstown limanlarına uğradı
pick up: araçla yolcu almak
Burada pick up, birini bulunduğu yerden almak için durup onu bir araçla yanında götürmek anlamına gelir. Gemi, daha fazla yolcunun binip yolculuğa devam edebilmesi için limanlarda durdu; yerden herhangi bir şey kaldırılmıyor.
Alıştırma
Cümleyi, birini araçla almak anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The school bus will ____ Maya at 7:15.
Cevabı göster
pick up
setting out: yolculuğa başlamak
Burada setting out, bir yolculuğa başlamak anlamına gelir. Yolcuları aldıktan sonra gemi, Atlantik’e uzanan yolculuğunun sonraki bölümüne başladı. before setting out kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir: örtük öznesi the ship’tir ve setting, before’dan sonra geldiği için set fiilinin -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi set out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Yesterday at dawn, the hikers ____ for the summit.
Cevabı göster
set out
full steam ahead: tam hızla ilerlemek
Bu cümlede full steam ahead, buharlı geminin Atlas Okyanusu'nda azami güçle ileri gitmesini anlatır. Ahead hareket yönünü gösterir; geminin New York'a planlanandan erken vardığı anlamına gelmez. Mecazi olarak go veya move full steam ahead, genellikle bir karar verildikten sonra bir planı hızla, büyük bir enerjiyle ve tereddüt etmeden ilerletmek demektir.
Alıştırma
Bütçe onaylandıktan sonra bir yönetici, "We can go full steam ahead with the launch." diyor. Yönetici ne demek istiyor?
- Ekip artık hızla ve tam bir kararlılıkla ilerleyebilir.
- Ekip daha fazla bilgi gelene kadar durmalıdır.
- Lansman planlanandan önce tamamlandı.
Cevabı göster
Ekip artık hızla ve tam bir kararlılıkla ilerleyebilir.
On its first journey across the highly competitive Atlantic ferry route,
1:09Son derece rekabetçi Atlantik feribot rotasındaki bu ilk yolculuğunda,
the ship carried some 2,200 passengers and crew.
1:12gemi yaklaşık 2.200 yolcu ve mürettebat taşıyordu.
which smashed into at least five of its hull compartments.
1:20ve bu çarpışma gövde bölmelerinin en az beşini parçaladı.
the bow of the ship was pulled down until it was almost vertical.
1:25geminin pruvası neredeyse dikey hale gelene kadar aşağı çekildi.
Then the Titanic broke in half before sinking to its end.
1:28Ardından Titanic sonuna doğru batmadan önce ikiye bölündü.
either by being dragged down with the ship or freezing to death in the icy North Atlantic waters. Notlar
1:33ya gemiyle birlikte aşağı çekilerek ya da Kuzey Atlantik'in buzlu sularında donarak hayatlarını kaybettiler.
either by being dragged down ... or freezing to death: iki alternatif ölüm şekli
either ... or çifti burada insanların öldüğü iki alternatif yolu gösterir. Birincisi gemiyle birlikte suyun altına çekilmek, ikincisi ise donarak ölmektir. İki -ing yapısı neden-sonuç sıralaması değil, birbirine paralel alternatiflerdir. By edatı yöntemi veya aracı belirtir. Yalnızca being dragged down ifadesinden önce görünse de anlamı freezing to death ifadesine de uzanır: either by X or [by] Y. Paralel yapı açık olduğunda İngilizcede tekrarlanan edat çoğu zaman atılır.
Alıştırma
İki alternatifi gösteren eşleşmiş yapıyı tamamlayın. Tek bir by, paralel iki yöntemi de tanıtır: The hikers stayed warm ____ by sharing blankets ____ lighting a fire.
Cevabı göster
either · or
freezing to death: ölümcül bir sonuç
Bu cümlede freezing to death, buz gibi suya girdikten sonra aşırı soğuk nedeniyle ölmek demektir. Yalnızca çok üşümeyi değil, gerçek bir ölüm nedenini anlatır. Fiil + to death kalıbı, ölümün eylem veya durumun sonucu olduğunu gösterir. Aynı sonuç ifadesi starve to death ve bleed to death yapılarında da görülür.
Alıştırma
İngilizce cümleyi soğuktan ölmek anlamındaki sonuç ifadesiyle tamamlayın: A lost hiker without shelter could freeze ____ in such weather.
Cevabı göster
to death
It took nearly an hour and a half for help to arrive, Dilbilgisi
1:38Yardımın ulaşması neredeyse bir buçuk saat sürdü,
It took ... for help to arrive: geçen süreyi belirtmek
Bu cümle, önden kullanılan it yapısı olan It took + süre + for + isim + to-mastar kalıbını kullanır. It, belirli bir varlığa gönderme yapmayan biçimsel öznedir; for help to arrive ise süresi ölçülen olayı belirtir. Nearly, bir buçuk saatten biraz daha az demektir. Bu yapı geçen süreyi öne çıkarır ve gecikme ya da sürenin ana bilgi olduğu durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Acil servisler öğlen arandı ve ambulans 12.40'ta geldi. Raporu It took + time + for + noun + to do kalıbıyla tamamlayın: ____ 40 minutes ____ the ambulance ____.
Cevabı göster
It took · for · to arrive
Most of those survivors were women and children.
1:43Bu hayatta kalanların çoğu kadın ve çocuklardı.
Millvina Dean was the last living survivor of the Titanic.
1:45Millvina Dean, Titanic'in yaşayan son hayatta kalanıydı.
passed away: died demenin daha yumuşak bir yolu
Bu cümlede passed away, “öldü” veya “hayatını kaybetti” anlamına gelir. Ölümü doğrudan kullanılan die fiiline göre daha yumuşak ve saygılı biçimde anlatan yerleşik bir örtmecedir. Bu ifade pass away fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Buradaki anlamı kalıplaşmış ve mecazidir; bir yerin yanından geçmek veya zaman geçirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “died” anlamına gelen, iki sözcüklü daha yumuşak ifadeyle tamamlayın: After a long illness, Mr. Lee ____ peacefully at home.
Cevabı göster
passed away
Millvina was just 9 weeks old when the Titanic sank.
1:51Titanic battığında Millvina sadece 9 haftalıktı.
So, what do we know about the wreck remains of this big vessel?
1:54Peki, bu büyük geminin enkaz kalıntıları hakkında ne biliyoruz?
Firstly, we've already mentioned that the ship sank to 12,600 ft.
1:57İlk olarak, geminin 12.600 feet derinliğe battığını zaten belirtmiştik.
In fact, it's over 2 mi at the bottom of the Atlantic Ocean.
2:02Aslında, Atlantik Okyanusu'nun dibinde 2 milden fazla bir derinlikte.
It's pitch black and hard to access with extremely high water pressure. Notlar
2:05Orası zifiri karanlık ve aşırı yüksek su basıncı nedeniyle erişilmesi çok zor.
pitch black: tamamen karanlık
Pitch black, görünür ışığın çok az olduğu veya hiç olmadığı “tamamen karanlık” anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifadede pitch, black sözcüğünün derecesini güçlendirir; bir şeyi fırlatmakla, ses perdesiyle veya satış sunumuyla ilgili değildir. Burada pitch black, It's ifadesinden sonra gelen ve derin deniz ortamını tanımlayan bir sıfat öbeğidir. Neredeyse hiçbir şeyin görülemediği herhangi bir yer veya zaman için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “tamamen karanlık” anlamına gelen kalıplaşmış iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the blackout, the stairwell was ____.
Cevabı göster
pitch black
hard to access: edilgen anlamlı sıfat + to-mastar yapısı
hard to access ifadesinde, cümlenin öznesinin belirttiği yer, anlam bakımından birinin access edeceği nesnedir. access mastarı biçim olarak etkendir, ancak özne anlam bakımından onun nesnesi görevindedir. Bu, sıfat + to-mastar yapısıdır. Özne nesneyi zaten belirttiği için İngilizcede mastarın nesnesi genellikle söylenmez: The app is easy to use; the island is difficult to reach.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “ulaşması veya içine girmesi zor” anlamına gelen üç kelimelik yapıyla tamamlayın: Without special climbing gear, the cave is ____.
Cevabı göster
hard to access
which actually lay 1,970 ft apart from one another on the ocean floor.
2:12ve bu parçalar okyanus tabanında aslında birbirinden 1.970 feet uzakta duruyor.
The New York Times ran an article about an expedition run by Dr. Robert D. Ballard to find the wreck. Kelime
2:16The New York Times, enkazı bulmak için Dr. Robert D. Ballard tarafından yürütülen bir keşif gezisi hakkında bir makale yayınladı.
ran an article: medya İngilizcesinde “yayımlamak” anlamındaki run
The New York Times ran an article cümlesinde ran, gazetenin makaleyi okuyucular için “yayımladığı” veya “sayfalarında yer verdiği” anlamına gelir. Medya İngilizcesinde bir yayın kuruluşu article, story, interview, advertisement veya broadcast segment gibi içerikleri run edebilir.
Alıştırma
Cümleyi, “yayımladı” anlamındaki run fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Yesterday, the local newspaper ____ an article about the new library.
Cevabı göster
ran
but the remains of Titanic were located on July 14th, 1986,
2:24ancak Titanic'in kalıntıları battıktan 74 yıl sonra,
"I feel very confident the Titanic will never be raised.
2:33"Titanic'in asla çıkarılmayacağından çok eminim.
On completing...: anlık sıralama için on + -ing
Burada on + completing, cümlenin başında yer alan bir zaman belirteci oluşturur. “Ballard görevi tamamladığında veya tamamladıktan hemen sonra” anlamına gelir ve görevin tamamlanmasını sonraki eylemin zaman bakımından tetikleyicisi olarak sunar. completing açık bir özneye sahip olmadığı için örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Ballard’dır. On + -ing, when/after + yan cümle yapısının kısa ve nispeten resmî bir alternatifidir; olayların hemen art arda gerçekleştiğini güçlü biçimde hissettirir.
Alıştırma
Eylemlerin hemen art arda gerçekleştiğini göstermek için on + complete fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the inspection, the engineer submitted her report.
Cevabı göster
On completing
was quoted as saying: haberlerde resmî söz atfı
Haber dilinde be quoted as saying, bir haberin belirli bir kişiye atfettiği sözleri veya görüşü aktarır. Burada was quoted as saying, bir kaynağın Ballard’ın açıklamasını alıntıladığını belirtir; quote onun sözlerini aktarmak anlamındadır, ona fiyat vermek anlamında değildir. Edilgen yapıdaki was quoted, Ballard’ı cümlenin konusu olarak tutar. As saying, atfı ardından gelen doğrudan alıntıya bağlar; bu kalıp bir that yan cümlesini de başlatabilir.
Alıştırma
quote ve say sözcüklerini standart edilgen haber kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The minister ____, 'We will publish the figures tomorrow.'
Cevabı göster
was quoted as saying
Extensive rust has left the Titanic very fragile," he said. Dilbilgisi
2:39Aşırı paslanma Titanic'i çok kırılgan hale getirdi," dedi.
leave + nesne + sıfat: left the Titanic very fragile
left the Titanic very fragile ifadesindeki left, “Titanik'in sonunda çok kırılgan bir duruma gelmesine ve bu durumda kalmasına neden oldu” anlamındadır. Birinin gemiden uzaklaştığı anlamına gelmez. leave + nesne + sıfat yapısı bir sonucu gösterir: bir olay veya eylem, nesneyi sıfatın belirttiği duruma getirir ve çoğu zaman bu durumun devam ettiğini de ima eder.
Alıştırma
Hangi cümlede leave, bir olayın devam eden bir duruma neden olduğunu gösterir?
- The firefighters left the kitchen quickly.
- The fire left the kitchen unsafe.
- The guests left their coats in the kitchen.
Cevabı göster
The fire left the kitchen unsafe.
is about 2,000 ft astern of the bow half. Kelime
2:45pruva yarısının yaklaşık 2.000 feet gerisinde duruyor.
a shambles of wreckage: karmakarışık bir enkaz yığını
a shambles of wreckage eş açıklayıcı ifadesinde a shambles, aşırı düzensizlik ve yıkım içindeki bir görüntü veya durum anlamına gelir. Wreckage ise bu karmaşık yığını oluşturan kırık kalıntıları adlandırır. Virgüller arasındaki ifade its stern section sözünü yeniden adlandırıp açıklar. Shambles -s ile bitse de kalıplaşmış ifade genellikle a shambles şeklindedir; küçük bir kırık parçayı ifade etmez.
Alıştırma
“Tam bir düzensizlik durumu” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the rushed move, the office was ____, with boxes blocking every doorway.
Cevabı göster
a shambles
astern of: başka bir nesnenin arkasındaki denizcilik konumu
Bu cümlede astern of, geminin baştan kıça uzanan doğrultusunu referans alarak parçalanmış kıç bölümünü baş tarafındaki yarının yaklaşık 2.000 fit arkasına yerleştirir. Astern, denizcilikte konum bildiren bir sözcüktür. X is astern of Y kalıbı, X'in Y'nin arkasında bulunduğunu belirtir; of, referans alınan nesneyi getirir. X'in Y'nin kıçı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
‘Feribotun arkasında’ anlamındaki resmî denizcilik ifadesini kullanın: The patrol boat waited 100 metres ____ the ferry.
Cevabı göster
astern of
Why the two parts are so widely separated remains a mystery."
2:48İki parçanın neden bu kadar birbirinden ayrıldığı hala bir gizem."
there were a number of other trips and between July and September 1987,
2:53başka birçok sefer yapıldı ve Temmuz-Eylül 1987 arasında,
an expedition mounted by I.F. and a consortium of American investors Kalıp ifadeler
2:57I.F. ve Amerikalı yatırımcılardan oluşan bir konsorsiyum tarafından düzenlenen bir keşif gezisi,
made 32 dives to Titanic using the submersible Nautile.
3:01Nautile denizaltısını kullanarak Titanic'e 32 dalış yaptı.
expedition mounted by: görevi kimin düzenlediğini belirtme
expedition mounted by I.F. ... ifadesinde mounted, mount fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğini başlatır: an expedition [that was] mounted by I.F. ... . By, seferin hazırlanmasından sorumlu kişi veya kuruluşları getirir. Burada mount an expedition, büyük çaplı bir keşif seferini düzenleyip uygulamaya koymak demektir. Bir şeyin üzerine çıkmayı veya bir nesneyi desteğe monte etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
‘Tarafından düzenlenen’ anlamındaki resmî ifadeyi kullanın: An expedition ____ the university mapped the cave system.
Cevabı göster
mounted by
they recovered and brought ashore more than 1,800 objects. Kalıp ifadeler
3:061.800'den fazla nesneyi çıkarıp karaya getirdiler.
Temkinli bir tutum belirteci olarak Somewhat controversially
Somewhat controversially, ardından gelen yan cümlenin tamamını çerçeveleyen, cümle başında kullanılan bir tutum belirtecidir. Nesnelerin çıkarılıp karaya getirilmesinin bir miktar anlaşmazlığa veya eleştiriye yol açtığını okuyucuya önceden bildirir. Somewhat, controversially ifadesini yumuşatır. Yazar eylemi sınırlı ölçüde tartışmalı olarak sunar; herkesin buna şiddetle karşı çıktığını iddia etmez. Bu tür bir giriş, haber ve açıklama yazılarında temkinli değerlendirmeyi olayın kendisinden ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Kararın kamuoyunda sınırlı ölçüde anlaşmazlığa yol açtığını temkinli biçimde belirten girişi seçin.
- Somewhat controversially, the city closed the park at night.
- Without warning, the city closed the park at night.
- Surprisingly, the city closed the park at night.
Cevabı göster
Somewhat controversially, the city closed the park at night.
Brought ashore: ashore önünde to kullanılmaz
Brought ashore, bring ashore ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada çıkarılan nesnelerin sudan veya bir tekneden karaya taşındığı anlamına gelir. More than 1,800 objects isim öbeği brought fiilinin nesnesidir; uzun olduğu için ashore doğal biçimde ondan önce gelebilir. Ashore, kıyıya doğru hareket anlamını zaten içeren bir zarftır, bu nedenle to almaz: bring the passengers ashore denir, bring the passengers to ashore denmez.
Alıştırma
'Tekneden karaya' anlamına gelen tek İngilizce sözcükle cümleyi tamamlayın: The crew brought the passengers ____.
Cevabı göster
ashore
there was an ambitious attempt to raise a section of Titanic itself,
3:11Titanic'in dış gövdesinin bir bölümünü çıkarmak için
that originally comprised part of the wall of two first class cabins Kelime
3:16Bu, başlangıçta C güvertesinden D güvertesine kadar uzanan
comprised part of: öznenin daha büyük bir bütünün parçası olması
Bu cümlede comprised, comprise fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve resmî bir kullanımla “oluşturuyordu” anlamına gelir. Gövde parçası, kamara duvarının bir bölümüydü. Yapı X comprised part of Y şeklindedir: X daha küçük parçadır, Y ise daha büyük bütündür. Duvarın bu gövde parçasının içinde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle panelin daha büyük duvarın bir parçası olduğu anlamına gelir?
- The panel comprised the entire larger wall.
- The larger wall comprised part of the panel.
- The panel comprised part of the larger wall.
Cevabı göster
The panel comprised part of the larger wall.
on C deck extending down to D deck.
3:20iki birinci sınıf kamaraya ait duvarın bir bölümünü kapsıyordu.
reported that the high-tech expedition to raise the Titanic
3:29Titanic'i çıkarmayı hedefleyen bu yüksek teknolojili keşif gezisinde
used flotation bags filled with diesel fuel,
3:32dizel yakıtla doldurulmuş kaldırma torbalarının kullanıldığını bildirdi;
which is lighter than water and could withstand the high pressure found at such depths. Kalıp ifadeler
3:35bu yakıt sudan daha hafiftir ve bu tür derinliklerdeki yüksek basınca dayanabilirdi.
withstand the high pressure: bozulmadan yüksek basınca direnmek
Withstand, zarar verici bir kuvvete veya zor bir koşula başarıyla direnmek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Burada withstand the high pressure, yalnızca yüksek basınca maruz kalmayı değil, büyük derinlikteki yoğun basınç altında işlevini korumayı ifade eder. Tekrar kullanılabilecek kalıp withstand + isim şeklindedir: withstand pressure, heat, impact veya scrutiny. Genellikle öznenin kırılmadığını, bozulmadığını ya da pes etmediğini düşündürür.
Alıştırma
Bir derin deniz kamerasının muhafazası aşırı su basıncı altında sağlam kalmalıdır. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The housing is designed to ____.
- experience the high pressure
- withstand the high pressure
- measure the high pressure
Cevabı göster
withstand the high pressure
the so-called lift bags were attached to the section of the hull Kelime
3:40bu sözde kaldırma torbaları, özel yapım kablolarla
so-called lift bags: nötr adlandırma mı, kuşku mu
Burada so-called, lift bags ifadesinden önce gelerek bunun ekipman için kullanılan ad olduğunu belirtir. “Lift bags olarak adlandırılan şeyler” biçiminde anlaşılabilir; torbaların sahte olduğu ileri sürülmez. Bu ifade kuşkucu veya alaycı bir mesafe de yaratabilir; ancak böyle bir yorumun sözcük seçimi, bağlam veya tonla desteklenmesi gerekir. Bu cümlede böyle bir tutumu zorunlu kılan bir şey yoktur, bu yüzden nötr adlandırma yorumu en güvenlisidir.
Alıştırma
Yargılayın: Nötr “The so-called support pods were attached before the test,” cümlesinde so-called mutlaka yazarın bu bölmelerin sahte veya kötü adlandırılmış olduğunu düşündüğü anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
only four of the six successfully launched.
3:49altı tanesinden sadece dördü başarılı bir şekilde çalıştı.
jettisoned: bilinçli teknik ayırma
Jettisoned, jettison fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve burada were jettisoned edilgen yapısında kullanılır. Teknik denizcilik ve havacılık dilinde, genellikle güvenlik veya operasyon amacıyla bir gemiden, hava aracından ya da sistemden bir şeyi bilinçli olarak serbest bırakmak veya ayırmak anlamına gelir. Burada torbalar yükselip gövdeyi kaldırmaya yardımcı olabilmeleri için ayrılır. Sözcük serbest bırakma aşamasını anlatır; torbaların işe yaramaz atık olarak çöpe atıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu teknik durum için en kesin fiili seçin: “To reduce weight in an emergency, the pilot deliberately ___ the external fuel tanks.”
- stored
- launched
- jettisoned
Cevabı göster
jettisoned
To salvage the mission: başarısızlığa yaklaşan görevi kurtarmak
To salvage the mission, başarısız olmak üzere olan bir operasyonu kurtarıp başarı ihtimalini sürdürmek anlamına gelir. Burada mission, salvage fiilinin doğrudan nesnesidir; ifade enkazı fiziksel olarak çıkarmak anlamına gelmez. Baştaki To + fiilin yalın hâli bir amaç yapısıdır ve denizaltı aracının neden getirildiğini açıklar. Salvage, hasardan sonra değerli eşyaları kurtarma anlamından tehlikedeki bir planı, anlaşmayı, projeyi veya itibarı kurtarma anlamına genişleyebilir.
Alıştırma
Burada To salvage the mission ne anlama geliyor?
- Fiziksel gemiyi doğrudan nesne olarak kurtarmak
- Başarısız olmak üzere olan bir görevi kurtarmak
- Tamamen yeni bir göreve başlamak
Cevabı göster
Başarısız olmak üzere olan bir görevi kurtarmak
Brought in: dışarıdan ek yardım sağlamak
Brought in, bring in fiilinin edilgen biçimidir. Burada, doğrudan operasyonda bulunmayan ek bir yardımın çağrılıp devreye sokulması anlamına gelir. Denizaltı aracı, sorunu çözmek için kullanılan ek bir kaynaktır. Edilgen yapı, gelişi ayarlayan kişiden çok denizaltı aracına odaklanır. Bu anlam, mevcut kaynaklar yetersiz olduğunda uzmanlar, ekipmanlar, araştırmacılar ve destek birimleriyle sık kullanılır.
Alıştırma
Bir klinik zor bir vakayı çözemeyip dışarıdan bir uzmandan yardım istiyor. Hangi cümlede brought in burada öğretilen anlamda kullanılmıştır?
- The clinic brought in a specialist to review the case.
- The clinic brought the package in before the rain.
- The clinic brought in more money than expected that month.
Cevabı göster
The clinic brought in a specialist to review the case.
save the day: kritik bir anda başarısızlığı önlemek
Save the day, kritik bir anda acil bir sorunu çözmek veya bir planın başarısız olmasını önlemek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede ek denizaltı aracı zamanında bir çözüm sağlayarak kurtarma çalışmasının sürmesini mümkün kılar. Bu ifade, bir kişiyi veya şeyi zor bir anda durumu kurtaran temel unsur olarak gösterir. Tüm sorunların eksiksiz ya da kalıcı biçimde çözülmesinden çok, o anki gidişatın tersine çevrilmesini vurgular.
Alıştırma
Hedef deyimin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: When the presentation file would not open, Mia's printed copy ____.
Cevabı göster
saved the day
Former astronaut Edwin Buzz Aldrin even joined the crew to add additional expertise.
3:59Eski astronot Edwin Buzz Aldrin bile ekstra uzmanlık sağlamak için ekibe katıldı.
and the huge section of the ship was lifted more than 2 mi from the seabed
4:05ve geminin o devasa bölümü
by the flotation balloons.
4:08kaldırma balonları sayesinde deniz tabanından 2 milden fazla yukarıya çıkarıldı.
Onlookers paid as much as $6,000 to view the expedition from two ships nearby.
4:10Seyirciler, bu operasyonu yakındaki iki gemiden izlemek için 6.000 dolara kadar para ödediler.
which in itself is quite an achievement. Kalıp ifadeler
4:18ki bu da başlı başına oldukça büyük bir başarı.
in itself: bir şeyi kendi değeri açısından değerlendirmek
In itself, bir şeyi çevresindeki sonuçlardan veya sınırlamalardan ayrı olarak tek başına değerlendirmek anlamına gelir. Burada geminin tamamı çıkarılmamış olsa da büyük bir bölümünün çıkarılması başlı başına bir başarıdır. Bu ifade değerlendirmenin kapsamını daraltır. Konuşan kişi sonucun sınırlı olduğunu kabul ederken, o sonucun kendi içinde yine de değer taşıdığını söyleyebilir.
Alıştırma
'Yalnız veya yardım almadan' değil, 'kendi doğası ya da değeri açısından ele alındığında' anlamını en doğrudan hangi ifade verir?
- for itself
- in itself
- by itself
Cevabı göster
in itself
Is there still a chance to go back and recover more of the shipwreck?
4:20Geri dönüp gemi enkazından daha fazlasını çıkarmak için hala bir şans var mı?
the BBC reported that the hull might eventually disappear altogether
4:25BBC, bir bakteri türünün demir yapıyı yavaş yavaş yediğini söyleyen bilim insanlarının açıklamalarına dayanarak,
as scientists have said that a species of bacteria is slowly eating away its iron construction. Öbek fiiller
4:29gövdenin sonunda tamamen yok olabileceğini bildirdi.
eating away: zamanla aşındırma veya zayıflatma
Bu cümlede eating away, demir yapıyı yavaş yavaş aşındırıp yok etmek anlamına gelir. Bakteriler onu tek ve ani bir hareketle yok etmez; hasar zaman içinde azar azar birikir. Bu öbek fiil fiziksel aşınmayı anlatabilir. Ayrıca bir insanı veya bir özelliği yavaşça zayıflatan bir şeyi de anlatabilir ve sıkça eat away at something kalıbıyla kullanılır.
Alıştırma
“Salt water is eating away at the metal steps.” cümlesinde eating away at ne anlama gelir?
- Metal basamaklara yavaş yavaş zarar vermek
- Metal basamakları tek seferde temizlemek
- Metal basamakları başka bir yere taşımak
Cevabı göster
Metal basamaklara yavaş yavaş zarar vermek
there will soon be a once-in-a-lifetime tourist opportunity to glide around the Titanic's wreck. Kalıp ifadeler
4:36yakında Titanic'in enkazı etrafında süzülmek için hayatta bir kez karşılaşılabilecek bir turist fırsatı olacak.
spare cash: harcanabilecek fazladan para
spare cash ifadesindeki spare, şu anda ihtiyaç duyulan miktarın ötesinde kullanılabilecek anlamına gelir. İfade, gerekli masraflardan sonra kullanılabilen parayı anlatır; buradaki cash yalnızca banknotları değil, genel olarak parayı ifade eder. Bu ifade gündelik ve samimidir. Bu cümlede ayrıca hafif mizahi bir ton yaratır, çünkü deneyim son derece büyük miktarda sözde “fazladan” para gerektirir.
Alıştırma
Hangi cümlede spare cash doğal biçimde kullanılmıştır?
- After paying my bills, I had some spare cash for a concert.
- I bought a spare cash at the bank.
- The spare cash broke when I dropped it.
Cevabı göster
After paying my bills, I had some spare cash for a concert.
İsim önünde birleşik sıfat olarak once-in-a-lifetime
Once-in-a-lifetime, bir kişinin hayatında böyle bir fırsatı belki yalnızca bir kez bulabileceğini anlatan birleşik bir sıfattır. Burada turistik fırsatı olağanüstü ve yeniden gerçekleşmesi düşük ihtimalli olarak sunar; deneyimin en iyisi olacağını veya kelimenin tam anlamıyla asla tekrarlanamayacağını garanti etmez. Bir isimden önce kullanıldığında sözcükler tek bir niteleyici gibi çalışmaları için kısa çizgilerle bağlanır: a once-in-a-lifetime opportunity. Bir fiilden sonra zarf öbeği olarak kullanıldığında ise normalde kısa çizgi olmaz: This may happen once in a lifetime.
Alıştırma
Cümleyi «son derece ender» anlamındaki kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: Receiving an invitation to the private archive was a ____ opportunity.
Cevabı göster
once-in-a-lifetime
American company OceanGate is planning to dive to the wreck site in 2019.
4:40Amerikalı şirket OceanGate, 2019'da enkaz alanına dalmayı planlıyor.
The first voyage is already fully booked Kalıp ifadeler
4:45İlk yolculuğun rezervasyonları tamamen dolmuş durumda
at a hefty price tag of over $105,000 per person. Kalıp ifadeler
4:47ve kişi başı 105.000 doları aşan yüksek bir fiyat etiketine sahip.
fully booked: rezerve edilebilir boş yer kalmaması
Fully booked, rezerve edilebilen tüm odaların, koltukların, randevu saatlerinin veya yerlerin alınmış olduğu anlamına gelir. Burada ilk seferdeki her yer rezerve edilmiştir; dolayısıyla hiç kapasite kalmamıştır. Fully, durumun eksiksiz olduğunu açıkça belirtir: geriye kapasite kalmadığını gösterir; booked tek başına ise ne kadar kapasite kaldığını her zaman belirtmez. İfade, hizmetin iptal edildiği veya başka bir nedenle kullanılamadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir oteldeki tüm odalar rezerve edildiği için boş oda kalmamıştır. En kesin tanım hangisidir?
- The hotel is fully booked.
- The hotel is temporarily closed.
- The hotel is partly booked.
Cevabı göster
The hotel is fully booked.
hefty price tag: belirgin biçimde yüksek ve ağır bir maliyet
Bu cümlede hefty price tag, çok yüksek olan ve maddi açıdan ağır gelen bir fiyat anlamındadır. Hefty, miktarın ciddi ölçüde büyük olduğuna dair bir değerlendirme ekler; bu nedenle ifade yalnızca expensive demekten daha canlıdır. Buradaki price tag, fiziksel olarak ağır bir etiketi değil, mecazi olarak maliyeti anlatır. a hefty price tag kalıbı, fiyatı dikkat çekici ölçüde yüksek ürünler, hizmetler, projeler veya planlar için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede hefty price tag, belirgin biçimde yüksek ve maddi yük oluşturan bir maliyet anlamında kullanılmıştır?
- The apartment comes with a hefty price tag.
- The jacket has a paper price tag attached to its sleeve.
- The ticket price is listed on page five.
Cevabı göster
The apartment comes with a hefty price tag.
is also planning Titanic trips around the same time.
4:54aynı zamanlarda Titanic turları planlıyor.
self-described experiential concierge firm: bir etiketi kendi kaynağına atfetmek
Self-described, experiential concierge firm etiketinin Bluefish'in kendisi hakkında yaptığı tanımdan geldiğini gösterir. Yazar, şirketin seçtiği kimliği aktarır ancak bunu bağımsız olarak doğrulanmış bir bilgi gibi sunmaz. Bu ifade tek başına tanımın yanlış olduğu anlamına gelmez. İddianın kaynağını belirtir ve gazetecilik açısından küçük bir mesafe oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle, bağımsız doğrulama iddiasında bulunmadan bir kuruluşun etiketini tarafsız biçimde kuruluşun kendisine atfeder?
- The group is an officially accredited community safety organization.
- The group is a so-called community safety organization.
- The group is a self-described community safety organization.
Cevabı göster
The group is a self-described community safety organization.
So, at least there's a chance to get a glimpse Kalıp ifadeler
4:57Yani, o sonsuza dek kaybolmadan önce
get a glimpse: kısa ve sınırlı biçimde görmek
Bu cümlede get a glimpse, gemiyi yalnızca bir anlığına ya da kısmen görebilmek anlamına gelir. Onu görme fırsatının nadir ve kısa olduğunu vurgular. Yaygın yapı get a glimpse of + kişi veya şey şeklindedir. Burada bağlamdan söz konusu şeyin gemi olduğu anlaşıldığı için nesne söylenmemiştir.
Alıştırma
Cümleyi get ile başlayan ve “kısa süreliğine görmek” anlamına gelen üç sözcüklü bir ifadeyle tamamlayın: Through the crowd, I managed to ____ of the singer.
Cevabı göster
get a glimpse
she disappears forever: bir gemi için she kullanımı
Buradaki she bir kadına değil, Titanic'e gönderme yapar. İngilizcede adı olan bir gemi, özellikle geleneksel denizcilik dilinde veya duygusal tarih anlatılarında bazen she ile kişileştirilir. Bu zamir gemiye insan benzeri bir varlık kazandırır ve kayboluşunu daha kişisel bir kayıp gibi hissettirir. Bu, bir dil bilgisi kuralı değil, üslup seçimidir; modern ve tarafsız metinlerde gemi için genellikle it kullanılır.
Alıştırma
“The old liner made her final voyage before she was retired,” cümlesinde she büyük olasılıkla neye gönderme yapar?
- Kadın olarak kişileştirilen eski yolcu gemisi
- Adı belirtilmeyen bir kadın
- Son yolculuk
Cevabı göster
Kadın olarak kişileştirilen eski yolcu gemisi
We hope you enjoyed this special episode of The Infographics Show
5:00The Infographics Show'un bu özel bölümünü
If you were ever curious about how animation like this is done,
5:05Eğer bu tür animasyonların nasıl yapıldığını hiç merak ettiyseniz,
we suggest taking a class over at Skillshare called Animating with Ease in After Effects.
5:08Skillshare'de 'Animating with Ease in After Effects' adlı bir kursa katılmanızı öneririz.
This is just one of the many classes offered by Skillshare.
5:17Bu, Skillshare tarafından sunulan birçok kurstan sadece biri.
The first 1,000 people to sign up by visiting skillshare.com/infographics24
5:29skillshare.com/infographics24 adresini ziyaret ederek
or clicking the link in the description
5:34veya açıklamadaki bağlantıya tıklayarak kaydolan ilk 1.000 kişi
will receive 2 months of Skillshare absolutely free.
5:352 aylık Skillshare üyeliğini tamamen ücretsiz alacak.
Is it worth paying more than $100,000 to see the Titanic?
5:40Titanic'i görmek için 100.000 dolardan fazla para ödemeye değer mi?
What actually happens in the Bermuda Triangle.
5:48Bermuda Şeytan Üçgeni'nde aslında ne olduğuna dair diğer videomuzu da mutlaka izleyin.