Tarihteki En Uzun Güneş Tutulması: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Bilim insanları 1973'te Concorde'u uçan gözlemevine dönüştürüp Güneş'in koronasını ölçmek için Ay'ın gölgesini 74 dakika izledi. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “pull it off.” — Öbek fiiller: bir şeyi çıkarmak değil, zor planı başarmak demektir ve engellere rağmen biten iddialı görevler için kullanılır. 2. “If they were to arrive” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if + özne + were to + fiil yapısını düşük olasılıklı veya yüksek hassasiyet isteyen koşul ve sonucu için kullanın. 3. “racing against time” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: zamanı mecazi rakip olarak görün ve dar süre ya da fırsat bitmeden tamamlanacak acil işleri anlatın.
Bu derste
This is Concorde flying over Africa on a flight like no other. Notlar
0:00Bu, Concorde'un Afrika üzerinde eşi benzeri olmayan bir uçuşu.
Concorde: süpersonik yolcu uçağı
Concorde, Birleşik Krallık ve Fransa tarafından ortaklaşa geliştirilen bir süpersonik yolcu uçağı tipinin özel adıdır. Bu cümlede Afrika üzerinde uçan uçağı belirtir; bir yer, şirket ya da “uzlaşma” veya “uyum” anlamındaki concord cins ismi değildir. Bu kısa arka plan bilgisi, uçuşun neden olağanüstü hızlı ve sıra dışı olarak sunulabildiğini açıklar.
Alıştırma
Altyazıda Concorde neyin adıdır?
- “Uyum” anlamına gelen sıradan bir kelime
- Bir süpersonik yolcu uçağı
- Afrika'daki bir ülke
Cevabı göster
Bir süpersonik yolcu uçağı
like no other: benzersiz ve eşsiz
Like no other, birinin veya bir şeyin olağanüstü ya da eşsiz olduğunu belirtir: başka hiçbir kişi, şey veya deneyim onunla gerçekten karşılaştırılamaz. Burada a flight like no other, benzersiz ve sıra dışı bir uçuş demektir. Bu ifade, an experience like no other örneğinde olduğu gibi çoğu zaman bir isimden sonra gelir. Karşılaştırma yoluyla güçlü vurgu katar ve genellikle dramatik ya da hayranlık belirten bir ton verir.
Alıştırma
Hangi cümle konseri olağanüstü ve eşsiz olarak sunuyor?
- The concert was an experience like any other.
- The concert was an experience like no other.
- The concert was similar to our usual concerts.
Cevabı göster
The concert was an experience like no other.
in what was to become the most unique solar eclipse ever witnessed. Dilbilgisi
0:09ve şimdiye kadar tanık olunan en benzersiz güneş tutulmasına dönüştü.
what was to become: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç
Bu cümlede what was to become, olayın daha sonra kazandığı kimliği anlatır: olay sonunda şimdiye dek tanık olunan en eşsiz güneş tutulması oldu. Anlatıcı sonucu zaten bilir ve daha eski bir anı anlatırken daha sonra olacak sonucu önceden belirtir. what was to become + isim öbeği yapısı, geçmişe dönük tarih veya biyografi anlatılarında yaygındır. Buradaki was to bir emir, plan ya da yalnızca tahmin bildirmez; daha sonra gerçekten gerçekleşen bir sonuca işaret eder.
Alıştırma
“They met in what was to become their permanent studio,” cümlesindeki vurgulanan ifade bize ne anlatır?
- Onlara o yeri stüdyoya dönüştürmeleri emredildi.
- Onlar yalnızca o yerin stüdyo olabileceğini tahmin ediyordu.
- O yer daha sonra gerçekten onların kalıcı stüdyosu oldu.
Cevabı göster
O yer daha sonra gerçekten onların kalıcı stüdyosu oldu.
by flying in the only vehicle capable of chasing an eclipse.
0:24Bunu, bir tutulmayı kovalayabilecek tek araçta uçarak yaptılar.
This was an incredible mission that required pinpoint accuracy and timing
0:29Bu, ayın gölgesini yakalamak için
to show you what this incredible mission looked like
0:41ve küçük bir bilim insanı ekibinin bunu nasıl başardığını göstermek için
pull it off: zor bir şeyi başarmak
Pull it off, zor, riskli veya etkileyici bir şeyi başarıyla yapmak anlamına gelir. Burada it tüm planı temsil eder ve managed to, ekibin başarılı olduğunu açıkça gösterir. Pull off ayrılabilen bir öbek fiildir. Zamir nesne ortada bulunmalıdır: pull it off denir, pull off it denmez. İsim ise pull off the mission örneğinde olduğu gibi parçacıktan sonra gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle Lena'nın zor bir planı başarıyla gerçekleştirdiğini doğru biçimde anlatır?
- Lena put it off.
- Lena pulled it off.
- Lena pulled off it.
Cevabı göster
Lena pulled it off.
French astrophysicist Pierre Lena began preparing for the upcoming eclipse.
0:49Fransız astrofizikçi Pierre Lena yaklaşan tutulma için hazırlıklara başladı.
An eclipse this long wouldn't happen for another 200 years,
0:58Bu kadar uzun bir tutulma bir 200 yıl daha gerçekleşmeyecekti,
so he was eager to make the most of it. Deyimler
1:02bu yüzden bundan en iyi şekilde yararlanmaya çok hevesliydi.
make the most of it: onu en iyi şekilde değerlendirmek
“Make the most of it”, “bu fırsatı mümkün olduğunca eksiksiz ve akıllıca kullanmak” anlamına gelir. Buradaki it, alışılmadık derecede uzun süren tutulmayı belirtir. Bu yüzden o, bu nadir olay devam ederken fırsatı iyi değerlendirmek ister. Yapı make the most of + isim veya zamirdir. Sınırlı bir zamandan, kaynaktan ya da fırsattan en iyi değeri elde etmeyi anlatır; bir şeyden en fazla miktarda üretmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi make the most of ve öğleden sonrayı belirten zamirle tamamlayın: We have only one afternoon at the science museum, so let's ____.
Cevabı göster
make the most of it
the sun's corona: Güneş'in koronası
Astronomide Güneş'in corona olarak adlandırılan koronası, Güneş atmosferinin en dış bölümüdür. Son derece sıcak ve düşük yoğunlukludur; tam Güneş tutulması sırasında kararan Güneş'in çevresinde soluk bir ışık olarak görünebilir. Virgülden sonraki “the area of hot gas” sözleri, corona sözcüğünün neyi belirttiğini açıklar. Burada corona bilimsel bir terimdir; bir marka veya hastalık adı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede corona ne anlama gelir? A spacecraft photographed the Sun's corona.
- Ay'ın katı yüzeyi
- Güneş atmosferinin en dış bölümü
- Bir bulutun oluşturduğu gölge
Cevabı göster
Güneş atmosferinin en dış bölümü
Hızlı yükseliş için shoot from ... to ...
Bu cümlede shoot, “silahla ateş etmek” değil, “çok hızlı yükselmek” anlamına gelir. Sıcaklık değişimini ani ve çarpıcı olarak gösterir. shoot from A to B yapısında A başlangıç değerini, B ise son değeri belirtir. Hızlı ve çoğu zaman büyük bir yükselişi canlı biçimde anlatır.
Alıştırma
Shoot ve başlangıç değerini belirten edatla cümleyi tamamlayın: When a toy becomes popular, its price can ____ £20 to £80 in a day.
Cevabı göster
shoot from
get in the way: engel olmak
Get in the way, “engel olmak” veya “bir işi zorlaştırmak” anlamına gelen bir deyimdir. Burada bulutlar ve atmosfer net gözlem yapmayı zorlaştırır; kelimenin gerçek anlamıyla bir yolun üzerinde durmazlar. Engel fiziksel olabilir ya da bir hedefin veya etkinliğin sorunsuz ilerlemesini önleyen soyut bir etken olabilir.
Alıştırma
“Engel olmak” anlamına gelen üç kelimelik deyimle cümleyi tamamlayın: Poor lighting can ____ when you are trying to read.
Cevabı göster
get in the way
step things up a notch: seviyeyi bir kademe yükseltmek
Bu cümlede step things up a notch, hedefi, çabayı veya yoğunluğu bir seviye artırmak anlamına gelir. Pierre, güneş tutulması planını daha iddialı hâle getirmek istiyordu. Buradaki a notch mecazidir: Gerçek bir ölçek çentiğini değil, küçük bir seviye veya dereceyi anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp step + bir şey + up a notch biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi step ve notch içeren ifadeyle tamamlayın: The team played well, but in the final they must ____.
Cevabı göster
step things up a notch
Pierre asked legendary Concorde test pilot Andre Turcat
1:33Pierre efsanevi Concorde test pilotu Andre Turcat'a
if he could use Concorde to chase down the eclipse
1:36tutulmayı kovalamak için Concorde'u kullanıp kullanamayacağını
and fill the plane with science equipment.
1:39ve uçağı bilimsel ekipmanla doldurup dolduramayacağını sordu.
that would maximize their time in the moon's shadow.
1:59en üst düzeye çıkaracak bir uçuş planı oluşturmak için çalışmaya başladılar.
got to work: çalışmaya koyulmak
Got to work, get to work kalıbının geçmiş zaman biçimidir. Burada ciddi biçimde çalışmaya başladılar anlamına gelir ve fikri tartışmaktan uçuş planını gerçekten hazırlamaya geçişi gösterir. Kalıptan sonra görevi belirtmek için -ing biçimi gelebilir: got to work coming up with a flight plan. Bu yapıda got to, bir şeyi yapma fırsatı buldular anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle model üzerinde ciddi biçimde çalışmaya başladıkları anlamına gelir?
- They got the model to work.
- They got to build the model.
- They got to work building the model.
Cevabı göster
They got to work building the model.
coming up with a flight plan: uçuş planı geliştirmek
Bu cümlede coming up with, bir uçuş planı düşünüp geliştirmek anlamına gelir. Come up with bir öbek fiildir; anlamı come fiilinin hareket anlamından değil, ifadenin tamamından gelir. got to work ifadesinden sonra gelen -ing biçimindeki coming up with, başladıkları işi belirtir: planı oluşturmak için çalışmaya başladılar. Nesne with sözcüğünden sonra gelir: come up with + an idea, answer, solution, or plan.
Alıştırma
come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After discussing the problem, the team ____ a simple solution.
Cevabı göster
came up with
Before we look at how the flight worked, Anlatım akışı
2:02Uçuşun nasıl gerçekleştiğine bakmadan önce,
we need to understand the basic principles of solar eclipses.
2:04güneş tutulmalarının temel prensiplerini anlamamız gerekiyor.
Before we look at ..., we need to understand ...: önce temel bilgiler, sonra ana konu
Before we look at X, we need to understand Y kalıbı dinleyiciye bir yol haritası sunar. İlk bölüm ana konu X’e ileride geçileceğini bildirirken, ikinci bölüm konuşmacının önce gerekli arka plan Y’yi verebilmesi için ana konuyu kısa süreliğine erteler. Bu yalnızca basit bir zaman sıralaması değildir. Bilgiye dayalı bir bağımlılık gösterir: Y’yi anlamak X’i takip etmeyi kolaylaştırır. Bu kalıp sunumları, dersleri, öğretici anlatımları ve açıklayıcı yazıları düzenlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
"Before we look at the results, we need to understand how the survey was designed" cümlesindeki bu yol haritası ne yapıyor?
- Birbiriyle ilgisiz ve eşit önemdeki iki konuyu karşılaştırmak
- Ana konuyu erteleyip onu anlamak için gereken arka planı vermek
- Ana konunun zaten tamamen açıklandığını göstermek
Cevabı göster
Ana konuyu erteleyip onu anlamak için gereken arka planı vermek
An eclipse happens when the moon passes in front of our view of the sun,
2:08Tutulma, ayın güneşi görüş alanımızın önünden geçmesiyle
blocking out its light and casting a large shadow over Earth. Öbek fiiller
2:12ışığını engellemesi ve Dünya üzerine büyük bir gölge düşürmesiyle gerçekleşir.
blocking out: ışığı tamamen gizlemek
Bu cümlede blocking out, Güneş'in ışığını tamamen görünmez hâle getirmek ve ışığın Ay'ın arkasındaki alana ulaşmasını engellemek demektir. Blocking ve casting, Ay'ın Güneş'in önünden geçmesinin iki sonucunu anlatan paralel -ing biçimleridir. Block out çoğu zaman tam ya da güçlü biçimde engelleme anlamı ekler. Işık, görüş, ses ve hatta istenmeyen bir anıyla kullanılarak bir şeyin geçmesini veya fark edilmesini önlediğini gösterebilir.
Alıştırma
Tutulma cümlesinde blocking out ne anlama geliyor?
- Takvimde tutulma için zaman ayırmak
- Güneş'in çevresindeki bir yolu kapatmak
- Güneş'in ışığının görülmesini tamamen engellemek
Cevabı göster
Güneş'in ışığının görülmesini tamamen engellemek
Most parts of the shadow will only experience a partial eclipse,
2:15Gölgenin çoğu kısmı yalnızca parçalı bir tutulma yaşayacaktır,
meaning that any point along the path will only experience a few minutes of complete darkness. Dilbilgisi
2:31bu da rota üzerindeki herhangi bir noktanın sadece birkaç dakikalık tam bir karanlık yaşayacağı anlamına gelir.
meaning that: tüm cümleciğin sonucunu eklemek
Meaning that, tamamlanmış bir cümlecikten sonra gelir ve bu gerçeğin bütününün yol açtığı sonucu ekler. Burada Ay'ın ya da gölgenin bir kelimeyi tanımladığı söylenmiyor. Gölgenin Dünya yüzeyinde hareket ettiği düşüncesinin tamamına gönderme yapıyor ve ardından sonucu veriyor: her nokta yalnızca birkaç dakika tamamen karanlıkta kalır. Dil bilgisi açısından bu, şimdiki zaman ortacıyla kurulan bir ek açıklamadır. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: tamamlanmış cümlecik, virgül, meaning that + cümlecik.
Alıştırma
Açıklamayı sonuç bildiren iki kelimelik -ing bağlayıcısıyla tamamlayın: The last train has left, ____ we need to take a taxi.
Cevabı göster
meaning that
the shadow was set to begin at the edge of South America Dilbilgisi
2:39gölgenin Güney Amerika'nın kenarından başlaması
was set to begin: geçmiş bir bakış açısından “başlaması bekleniyordu”
be set to + fiilin yalın hâli yapısında set, “yerleştirilmiş” değil, “beklenen” veya “planlanan” anlamına gelir. Bu yapı bir olayın plan, tahmin ya da mevcut koşullar nedeniyle gerçekleşmesinin beklendiğini gösterir; was set to bu beklentiyi geçmişteki bir bakış açısına yerleştirir. Burada gölgenin başlangıç noktası astronomik hesaplamalar sayesinde tahmin edilebiliyordu. Gölgeyi düzenleyen veya ona emir veren biri yoktu.
Alıştırma
Resmî bir tarifeye dayalı beklentiyi göstermek için cümleyi be set to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: According to the published timetable, the night train ____ leave at 10:15.
Cevabı göster
is set to
work its way over to: bir rota boyunca kademeli olarak ilerlemek
work one’s way + yön veya hedef yapısında work, “çalışmak” anlamına gelmez. İfade, bir kişinin ya da şeyin bir rota boyunca veya aşamalardan geçerek yavaş yavaş ilerlediğini gösterir; çoğu zaman mesafe, engeller ya da düzenli ilerleme öne çıkar. Its, gölgeyi ifade eder. Work its way over to Africa, gölgeyi geniş bir alanı geçerek Afrika’ya ulaşana kadar ilerliyormuş gibi anlatır; over mesafe aşma duygusunu güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi work its way over to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The storm formed offshore and slowly ____ the mainland.
Cevabı göster
worked its way over to
Güneş tutulmasında "the totality" ifadesinin anlamı
Tutulma terminolojisinde totality, Ay'ın Güneş'i tamamen örttüğü evredir. Burada the totality, “her şeyin bütünü” anlamına gelmez; o konumdaki tam örtülme evresini anlatır. Bir tutulma, totality evresinden önce ve sonra parçalı evreleri de içerir. Bu yüzden bu sözcük, daha sonra sözü edilen sürenin tüm tutulmanın değil, tam örtülmenin ne kadar sürdüğüyle ilgili olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir tutulma haberinde totality neyi ifade eder?
- İlk parçalı evreden son parçalı evreye kadar tutulmanın tamamı.
- Tutulmayı izleyen toplam kişi sayısı.
- Ay'ın Güneş'i tamamen örttüğü evre.
Cevabı göster
Ay'ın Güneş'i tamamen örttüğü evre.
It would be moving over the ground at around 2,200 km per hour,
2:47Gölge yerde saatte yaklaşık 2.200 km hızla hareket edecekti,
slightly faster than Concorde's top speed.
2:51yani Concorde'un en yüksek hızından biraz daha hızlı.
Pierre and his team had to figure out how to stay in the moon's shadow Öbek fiiller
2:54Pierre ve ekibi, gölge sonunda onları geçmeden önce
for as long as possible before it eventually overtook them. Dilbilgisi
2:57mümkün olduğunca uzun süre ayın gölgesinde nasıl kalacaklarını bulmalıydı.
Bir sorunu çözmek anlamında "figure out"
Figure out, düşünerek, kontrol ederek veya hesaplayarak bir cevaba ya da çözüme ulaşmak demektir. Bu cümlede ekip, how to stay in the Moon's shadow ile ifade edilen pratik sorunu çözmelidir; ifade yalnızca bu konu hakkında düşünmek anlamına gelmez. Bu öbek fiilden sonra bir isim ya da soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümle veya mastar gelebilir: figure out the route, figure out why it failed, figure out how to fix it. Nesne bir zamirse zamiri ortaya koyun: figure it out denir, figure out it denmez.
Alıştırma
En uygun ifadeyi seçin: After testing each cable, Lena managed to ___ why the screen was blank.
- figure out
- turn into
- look after
Cevabı göster
figure out
for as long as possible: süreyi olabildiğince uzatmak
“For as long as possible”, durumun izin verdiği en uzun süre boyunca demektir. Buradaki long fiziksel uzunluğu değil, zamanın uzunluğunu anlatır. Temel yapı as + sıfat veya zarf + as possible şeklindedir. Burada for süreyi belirtir, as long as possible ise bu süreyi mümkün olan en üst düzeye çıkarır. as quickly as possible ve as carefully as possible başka örneklerdir.
Alıştırma
Cümleyi “koşulların izin verdiği en uzun süre boyunca” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Keep the library open ____ so everyone can finish studying.
Cevabı göster
for as long as possible
word got out about the mission thanks to a data breach, Deyimler
3:03bir veri sızıntısı sayesinde görev hakkında haberler yayıldı,
word got out: haberin yayılması
“Word got out”, bir haberin veya gizli bilginin başkaları tarafından öğrenildiği anlamına gelir; çoğu zaman ilgili kişiler bunu açıklamak istememiştir. Bir kelimenin gerçek anlamda dışarı çıktığını anlatmaz. Bu deyimde word, “haber” veya “bilgi” anlamındadır ve önünde a ya da the kullanılmaz. Got geçmiş zamanı gösterir; başka bağlamlarda biçim word gets out şeklinde değişebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, gizli bir planın resmî bir duyuru yapılmadan öğrenildiğini en iyi anlatır?
- We announced the surprise at a press conference.
- We spread the word about the surprise.
- Word got out about the surprise.
Cevabı göster
Word got out about the surprise.
something that wouldn't have happened if they'd used Incogni.
3:06eğer Incogni kullansalardı böyle bir şey yaşanmazdı.
But did you know that data brokers buy and sell our own personal data
3:11Ancak veri komisyoncularının, genellikle size anlamsız e-postalar gönderebilmeleri için
usually so they can send you pointless emails?
3:18kendi kişisel verilerimizi alıp sattığını biliyor muydunuz?
The problem is that the information on their databases can quite easily be leaked or stolen by criminals.
3:21Sorun şu ki, veri tabanlarındaki bilgiler suçlular tarafından oldukça kolay bir şekilde sızdırılabilir veya çalınabilir.
Incogni reaches out to these marketing agencies on your behalf Kalıp ifadeler
3:28Incogni sizin adınıza bu pazarlama ajanslarına ulaşır
and gets them to delete any data they have about you. Dilbilgisi
3:31ve hakkınızda sahip oldukları tüm verileri silmelerini sağlar.
on your behalf: birinin temsilcisi olarak hareket etmek
On your behalf, “sizin temsilciniz olarak” veya “sizin yerinize” anlamına gelir. Bu cümlede ajanslarla iletişime geçip harekete geçmelerini isteyen kullanıcı değil, hizmet sağlayıcıdır. İyelik sözcüğü temsil edilen kişiye göre değişir: on my behalf, on her behalf, on our behalf. Bu ifade yalnızca kimin yarar sağladığını değil, kimin temsil edildiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, behalf içeren ve “benim temsilcim olarak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: I cannot attend the hearing, so my solicitor will speak ____.
Cevabı göster
on my behalf
gets them to delete içindeki get someone to do something kalıbı
Gets them to delete, get + someone + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Them, gets fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda delete fiilinin anlamca öznesidir: silme işini pazarlama ajansları yapar. Bu kalıp, ikna ederek, ayarlayarak, teşvik ederek veya başka bir şekilde etkileyerek birinin harekete geçmesini sağlamak anlamına gelir. Eylemin gerçekleşmesine odaklanır; bunun tam olarak nasıl sağlandığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi get fiilinin geçmiş hâli ve gerekli mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: After two phone calls, we ____ the company ____ replace the broken screen.
Cevabı göster
got · to
so you don't have to: tekrarlanan eylemi söylememek
“so you don't have to” ifadesinde, ilk cümlecik eylemi zaten belirttiği için have to sonrasındaki eylem söylenmez: contact each company individually. Tam anlam “so you don't have to contact each company individually” şeklindedir; yani bu işi sizin yapmanız gerekmez. İngilizcede have to sonrasında tekrarlanan fiil grubu sık sık atılır.
Alıştırma
have to kullanarak ve tekrarlanan eylemi söylemeden cümleyi tamamlayın: The app backs up every photo automatically, so ____.
Cevabı göster
you don't have to
my spam emails have almost completely dropped off.
3:40spam e-postalarım neredeyse tamamen kesildi.
To protect your personal information and get rid of spam in your life, Öbek fiiller
3:43Kişisel bilgilerinizi korumak ve hayatınızdaki spam'lerden kurtulmak için
visit incogni.com/primalspace and use the code PRIMALSPACE to get 60% off.
3:48incogni.com/primalspace adresini ziyaret edin ve %60 indirim almak için PRIMALSPACE kodunu kullanın.
get rid of: istenmeyen bir şeyden kurtulmak
Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya ondan kurtulmak anlamına gelir. Bu cümlede istenmeyen şey spam'dir. Get rid of ifadesini tek bir bütün olarak düşünün: get rid of + isim veya zamir. Burada get “almak” anlamına gelmez ve of zorunludur.
Alıştırma
get ile başlayan ve “istenmeyen bir şeyi kaldırmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to ____ these broken chairs before the event.
Cevabı göster
get rid of
In order to stay in the moon's shadow for as long as possible,
3:55Ayın gölgesinde mümkün olduğunca uzun süre kalabilmek için,
Concorde had to follow a very precise flight plan.
3:58Concorde çok hassas bir uçuş planını takip etmek zorundaydı.
The best chance for achieving this was over Africa,
4:01Bunu başarmak için en iyi şans Afrika üzerindeydi,
but this didn't give the team a whole lot of options for airports.
4:04ancak bu takıma havalimanları için pek fazla seçenek bırakmadı.
Most of the runways in Africa were too short for Concorde,
4:08Afrika'daki pistlerin çoğu Concorde için çok kısaydı
and the hot conditions meant that Concorde would have to carry less fuel during takeoff.
4:11ve sıcak hava koşulları, Concorde'un kalkış sırasında daha az yakıt taşıması gerektiği anlamına geliyordu.
They eventually settled on the island of Gran Canaria, Öbek fiiller
4:15Sonunda, daha serin bir iklime ve harika bir piste sahip olan
Nihai seçimi anlatan “settled on”
Bu cümlede settled on, mevcut seçenekleri değerlendirdikten sonra “sonunda seçtiler” anlamına gelir. Gran Canaria'yı yer olarak seçtiler; oraya yerleşip yaşamadılar. Yapı settle on + isim veya seçenek biçimindedir. Genellikle kararın tartışma, karşılaştırma veya bazı zorluklardan sonra verildiğini düşündürür.
Alıştırma
Settle fiilini doğru biçimde ve “sonunda seçmek” anlamını veren parçacıkla kullanarak cümleyi tamamlayın: After comparing three routes, the guides ____ the safest one.
Cevabı göster
settled on
and intercept the moon's shadow at a specific point over Mauritania,
4:23ve ayın gölgesini Moritanya üzerinde belirli bir noktada yakalamaktı,
where it would turn and follow the shadow across the Sahara Desert.
4:27buradan dönüş yapacak ve Sahra Çölü boyunca gölgeyi takip edecekti.
But the path of the shadow wasn't straight and instead followed a large curve.
4:30Ancak gölgenin yolu düz değildi ve büyük bir kavis çiziyordu.
This would make science observations from inside Concorde very difficult
4:35Sürekli dönüş yapması gerekseydi,
if it had to constantly make turns.
4:39bu Concorde'un içinden bilimsel gözlemler yapmayı çok zorlaştırırdı.
And so Pierre and his team came up with a straight line path that would touch the northern edge of the shadow,
4:41Bu nedenle Pierre ve ekibi, gölgenin kuzey kenarına dokunacak,
This would give them up to 80 minutes in the shadow
4:51Bu, onlara tek bir dönüş yapmak zorunda kalmadan
without having to make a single turn. Dilbilgisi
4:54gölgede 80 dakikaya kadar zaman kazandıracaktı.
Bir eylemin gerekmediğini belirten “without having to”
Without having to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmaya gerek veya zorunluluk olmadan bir sonucun mümkün olduğunu belirtir. Burada uçak, dönüş yapması gerekmeden 80 dakikaya kadar gölgede kalabilirdi. Having to, gereklilik bildiren have to yapısından gelir. Without'tan sonra kullanıldığında bu gerekliliği ortadan kaldırır; yalnızca eylemin gerçekleşmediğini söylemekten daha fazlasını ifade eder.
Alıştırma
“Gerek kalmadan” anlamındaki ifadeyi tamamlamak için have to yapısını doğru biçimde kullanın: The new pass lets commuters change buses ____ buy another ticket.
Cevabı göster
without having to
Since the shadow would be traveling a little bit faster than Concorde,
4:56Gölge Concorde'dan biraz daha hızlı seyahat edeceği için,
And so the team had to meet the shadow at a precise point on the shadow's leading edge.
5:01Bu yüzden ekip, gölgenin ön kenarında hassas bir noktada gölgeyle buluşmalıydı.
If they were to arrive more than 15 seconds late or a kilometer off, Dilbilgisi
5:05Eğer 15 saniyeden fazla geç veya bir kilometre uzakta varırlarsa,
and their time in totality would be drastically reduced.
5:12ve tam tutulmada geçirecekleri süre büyük ölçüde azalacaktı.
If they were to arrive: resmî bir gelecek ihtimali
if + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısı, gelecekteki bir olayı beklenen değil, varsayılan bir durum olarak sunar. Uzak ihtimalli, istenmeyen veya dikkatle değerlendirilmesi gereken bir olasılık ele alınırken sık kullanılır. Bu cümlede If they were to arrive koşulu kurar, they would fall ... ise varsayılan sonucu belirtir. Buradaki were geçmiş zamanı göstermez ve were to arrive edilgen değildir; were to ifadesinden sonra arrive fiilinin yalın hâli gelir.
Alıştırma
Hangi cümle gelecekteki olası bir arızayı resmî ve ihtiyatlı bir koşul olarak sunup varsayılan sonucunu belirtir?
- If the main sensor were to fail, the team would use the backup.
- The main sensor failed, so the team used the backup.
- If the main sensor fails, the team will use the backup.
Cevabı göster
If the main sensor were to fail, the team would use the backup.
with all the variables of weather would be a huge challenge.
5:18kesişme noktasına bu kadar hassas bir şekilde ulaşmak büyük bir zorluk olacaktı.
Andre Turcat was one of the best pilots around and he knew Concorde better than anyone.
5:22Andre Turcat çevredeki en iyi pilotlardan biriydi ve Concorde'u herkesten iyi tanıyordu.
Pierre recruited four other teams of scientists
5:29Pierre, her biri Concorde'da deneyler yapacak olan
that would each carry out experiments on board Concorde. Öbek fiiller
5:32dört başka bilim insanı ekibi görevlendirdi.
carry out experiments: planlanmış bilimsel çalışmayı yürütmek
Carry out experiments, deneyleri bir plana göre gerçekleştirmek veya yürütmek anlamına gelir. Burada carry out bir öbek fiildir; out, deneyleri dışarı taşımak anlamına gelmez. Bu ifade nesne alır: carry out an experiment veya carry out experiments. Nesne bir zamirse araya yerleştirilir: carry them out denir, carry out them denmez.
Alıştırma
Cümleyi gerçekleştirmek anlamına gelen hedef iki kelimeli fiille tamamlayın: Before launch, the engineers will ____ several safety tests.
Cevabı göster
carry out
and so holes were cut into the roof of Concorde and special windows were installed to give the scientists a clear view of the eclipse.
5:40bu yüzden bilim insanlarına tutulmanın net bir görünümünü sağlamak için Concorde'un çatısına delikler açıldı ve özel pencereler yerleştirildi.
and the electrical supply was modified to provide power to the science instruments.
5:48ve bilimsel aletlere güç sağlamak için elektrik beslemesi değiştirildi.
the fastest science observatory in the world was ready to make history. Kalıp ifadeler
5:54dünyanın en hızlı bilimsel gözlemevi tarih yazmaya hazırdı.
Make history: tarihsel açıdan önemli bir başarı elde etmek
Make history, insanların tarihin bir parçası olarak hatırlayacağı kadar önemli veya yeni bir şey yapmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada gözlemevinin yaklaşan görevi, bir ilk veya büyük bir başarı olabilecek şekilde sunulur. İfade gerçek anlamlı değildir: make, fiziksel bir nesne yaratmak anlamına gelmez. Gerçekten tarihî bir başarıyı anlatmak için history sözcüğünden önce tanımlık kullanmadan make history kalıbını kullanın.
Alıştırma
“Tarihsel açıdan önemli bir şey başarmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: If the team becomes the first to land there, it will ____.
Cevabı göster
make history
Turcat had decided to take off 20 seconds early,
6:05Turcat, Concorde'u yavaşlatabilecek herhangi bir karşı rüzgarı düzeltmek için zaman kazanmak amacıyla
giving him time to correct for any headwinds that might slow Concorde down. Notlar
6:0820 saniye erken kalkmaya karar vermişti.
Giving him time to...: sonuç olarak sağlanan yarar
Virgülden sonraki giving him time to ... ifadesi önceki eylemin bir sonucunu sunar: erken kalkmak, Turcat’a olası karşı rüzgârlarla ilgilenmesi için fazladan zaman sağlamıştır. Him, Turcat’ı belirtir; ona zamanı veren şey ise virgülden önce anlatılan durumun tamamıdır. Bu, sonucu kısa biçimde anlatan bir yapıdır: clause, giving + person + time to + base verb. Yeni bir cümle başlatmadan sonucu ekler.
Alıştırma
Sonucu göstermek için cümleyi giving + person + time to yapısıyla tamamlayın: The shortcut cut ten minutes from our journey, ____ stop for lunch.
Cevabı göster
giving us time to
correct for: bir etkiyi dengelemek
correct for + etken yapısında correct, etkenin etkisini ortadan kaldıran veya azaltan bir ayarlama yapmak demektir. Etkenin kendisi düzeltilmez. Burada Turcat, karşı rüzgârın Concorde'u planlanandan geç bırakmaması için ek süre ayırdı. Bilinen bir etki ölçümde, hesaplamada veya uygulamada sapma ya da hataya yol açabilecekse yapılan ayarlamayı anlatmak için bu yapı kullanılır. correct for temperature, wind, delay veya camera distortion buna örnektir.
Alıştırma
The navigator corrected for the crosswind cümlesinde düzeltilen veya ayarlanan şey nedir?
- Rüzgârın etkisini dengelemek için rota veya yön ayarlandı.
- Seyrüsefer görevlisi rüzgârın yaptığı bir hatayı düzeltti.
- Seyrüsefer görevlisi rüzgârın kendisini değiştirdi.
Cevabı göster
Rüzgârın etkisini dengelemek için rota veya yön ayarlandı.
turned out to be: sonradan keşfedilen bir sonuç
Turn out to be + isim veya sıfat, bir kişi ya da şeyin belirli bir kimliğe veya niteliğe sahip olduğunun sonradan keşfedilmesi ya da ortaya çıkması demektir. Daha fazla gerçek veya sonuç bilindikten sonraki bir noktadan geriye bakar. Burada sonraki olaylar, erken kalkışın akıllıca bir seçim olduğunu gösterdi. Bu ifade, gerçeğin daha sonra neyi ortaya çıkardığını anlatır; birinin o şeyi bu duruma dönüştürdüğü anlamına gelmez. Sonuç beklenmedik olabilir veya başlangıçta yalnızca belirsiz olabilir.
Alıştırma
The small repair turned out to be the best solution cümlesindeki ifade neyi gösterir?
- Küçük onarım fiziksel olarak bir çözüme dönüştü.
- Sonraki kanıtlar, küçük onarımın en iyi çözüm olduğunu gösterdi.
- Küçük onarım yalnızca en iyi seçenek gibi görünüyordu ve sonuç hâlâ bilinmiyor.
Cevabı göster
Sonraki kanıtlar, küçük onarımın en iyi çözüm olduğunu gösterdi.
since the weather that morning was more turbulent and they ended up losing 8 seconds during the climb up to altitude. Öbek fiiller
6:15çünkü o sabah hava daha çalkantılıydı ve yüksekliğe tırmanış sırasında 8 saniye kaybettiler.
ended up losing: planlanmamış bir nihai sonuç
Bu cümlede ended up losing, sekiz saniye kaybetmenin türbülanslı tırmanıştan sonra ortaya çıkan nihai sonuç olduğunu ve başlangıçta planlanmadığını gösterir. Buradaki end up, fiziksel bir yere varmak anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp end up + fiilin -ing biçimidir. Bir sürecin sonunda ortaya çıkan sonucu anlatır: end up losing, end up waiting veya end up changing.
Alıştırma
Cümleyi planlanmamış bir nihai sonucu gösteren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We missed the last train and ____ walking home.
Cevabı göster
ended up
With 12 seconds of time still to lose before reaching the intercept point,
6:21Kesişme noktasına ulaşmadan önce hala kaybedilmesi gereken 12 saniyelik bir zaman olduğundan,
Turcat started deploying small air brakes to carefully bleed off some speed. Öbek fiiller
6:24Turcat hızı dikkatlice kesmek için küçük hava frenlerini açmaya başladı.
bleed off some speed: kontrollü ve kademeli bir azaltma
Bu cümlede bleed off some speed, hızı küçük bir miktarda, kademeli ve kontrollü biçimde azaltmak anlamına gelir. Bleed mecazidir; gerçekten kanama söz konusu değildir. Bleed off öbek fiili, hızı azar azar salınabilen veya azaltılabilen bir miktar olarak gösterir. Teknik bağlamlarda basınç, enerji veya elektrik yüküyle de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir pilot inişten önce küçük, bilinçli ve kontrollü bir hız azaltması yapmak için hava frenlerini kullanıyor. Bu eylemi en iyi hangi cümle vurgular?
- The pilot slows down.
- The pilot loses some speed.
- The pilot bleeds off some speed.
Cevabı göster
The pilot bleeds off some speed.
This quickly brought them closer to the correct arrival time,
6:29Bu onları doğru varış zamanına hızla yaklaştırdı,
with just a few minutes to go. Kalıp ifadeler
6:40planlanan varış zamanının 4 saniye gerisine düştü.
with just a few minutes to go: yalnızca birkaç dakika kalmışken
With, ana olaya eşlik eden zaman durumunu belirtir. amount of time + to go kalıbı, bilinen bir bitiş noktasına kadar ne kadar süre kaldığını anlatır. Burada varışa yalnızca birkaç dakika kalmıştır; yolculuk etmek için birkaç dakika gerektiği anlatılmaz. Just, kalan miktarın az olduğunu vurgular ve aciliyet hissi katar. Başka durumlara aktarılabilen temel kalıp amount of time + to go şeklindedir; örneğin ten minutes to go.
Alıştırma
Yalnızca üç dakika kaldığını göstermek için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: The team began its final task ____.
Cevabı göster
with just three minutes to go
Turcat briefly pushed the engines past their maximum operating speed of Mach 2.2
6:44Turcat kısa süreliğine motorları Mach 2.2 olan maksimum çalışma hızlarının ötesine itti
make up for this: bunu telafi etmek
Make up for + isim veya zamir, bir sorunun, kaybın, hatanın ya da eksikliğin etkisini azaltacak bir eylemle onu telafi etmek anlamına gelir. Bu cümlede this, Concorde'un dört saniyelik gecikmesine gönderme yapar ve motorlarla yapılan hareket kaybedilen zamanı geri kazanmayı amaçlar. For ifadenin bir parçasıdır ve telafi edilen şeyi tanıtır: make up for the delay. Parçalar make the delay up for şeklinde yeniden sıralanamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, kafenin müşterilerin uzun süre beklemesini nazik bir davranışla telafi ettiğini anlatır?
- The café gave us cake to make up for the long wait.
- The café made it up to the waiter after blaming him unfairly.
- The café made up a story about the long wait.
Cevabı göster
The café gave us cake to make up for the long wait.
and Concorde arrived at the intercept point just 1 second late
6:49ve Concorde kesişme noktasına sadece 1 saniye geç
the sun fully disappeared behind the moon and Concorde was now in complete darkness.
6:57güneş ayın arkasında tamamen kayboldu ve Concorde artık tamamen karanlıktaydı.
and the scientists could see the sun's corona through their windows.
7:06ve bilim insanları güneşin koronasını pencerelerinden görebildiler.
Despite it being midday: despite + özne + -ing biçimi
Despite bir karşıtlık ve ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen durum, ana cümledeki sonucu şaşırtıcı hâle getirir. Burada it being midday, “vaktin öğle olması gerçeği” demektir; bu yüzden yıldızların görülmesi beklenmedik bir durumdur. Despite bir edattır; bu nedenle tamamlayıcısı bir isim öbeği gibi görev yapmalıdır. Buradaki -ing yan cümlesinin kendi öznesi it ve fiili being vardır; böylece it was midday şeklindeki tam düşünce daha kısa ifade edilir.
Alıştırma
Hava durumunu anlatan bir yan cümleden önce despite sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Despite it was cold, we ate outside.
- Despite it being cold, we ate outside.
- Despite it is cold, we ate outside.
Cevabı göster
Despite it being cold, we ate outside.
racing against time: süre dolmadan bitirmek
Race against time, bir işi son tarihten önce veya fırsat ortadan kalkmadan bitirmeye çalışmak anlamına gelen bir deyimdir. Zamanı bir rakip gibi gösterdiği için gerçek bir yarışı değil, güçlü bir aciliyet duygusunu anlatır. Bu cümlede Concorde'un uçuşu bilim insanlarına yalnızca sınırlı bir gözlem süresi verir. Süreklilik bildiren was racing biçimi, bu acil mücadelenin zaten devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Bir kurtarma ekibinin, yükselen su mahsur kalmış bir yürüyüşçüye ulaşmadan önce on dakikası var. Durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- The rescue team has time to spare before reaching the hiker.
- The rescue team is taking its time to reach the hiker.
- The rescue team is racing against time to reach the hiker.
Cevabı göster
The rescue team is racing against time to reach the hiker.
Pierre and his team had developed a telescope that could measure the infrared light coming from the sun's corona.
7:15Pierre ve ekibi, güneşin koronasından gelen kızılötesi ışığı ölçebilecek bir teleskop geliştirmişti.
the layer of dust in our solar system that gets lit up by the sun.
7:27zodyak ışığı anlayışımızı ilerleten ölçümler yaptılar.
furthered our understanding of: ... hakkındaki anlayışımızı ilerletmek
Burada furthered, further fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Ölçümler bilimsel bilginin ilerlemesini sağladığı için furthered our understanding of, “bir şeyi daha iyi veya daha eksiksiz anlamamıza yardımcı oldu” demektir. Fiziksel bir mesafeyi anlatmaz. further + iyelik belirleyicisi + understanding of + konu yapısı; araştırma, kanıt veya tartışmanın katkısını açıklarken yaygındır. Özne genellikle ilerlemeyi sağlayan şeydir; anlayışı gelişen kişiler ise our, their veya your ile gösterilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: The telescope data ____ distant planets.
Cevabı göster
furthered our understanding of
the zodiacal light: zodyak ışığı
Zodyak ışığı, Güneş ışığının Güneş sistemimizdeki gezegenlerin arasında bulunan tozdan saçılmasıyla oluşan soluk ve dağınık bir parıltıdır. Zodiacal, bu ışığın zodyak takımyıldızları kuşağının yakınındaki ekliptik boyunca görülmesine gönderme yapar; bu bir astronomi terimidir, burç yorumu terimi değildir. Virgülden sonra konuşmacı, bilinmeyen adı açıklamak için eş görevli bir açıklama ekler. İfade, fikri Güneş tarafından aydınlatılan toz olarak basitleştirir; ancak terim toz tabakasını değil, görülen parıltıyı adlandırır.
Alıştırma
Bir astronomi metninde zodiacal light neyi ifade eder?
- Dünya atmosferindeki yüklü parçacıkların oluşturduğu renkli ışık
- Güneş ışığının Güneş sistemindeki tozdan saçılmasıyla oluşan soluk bir parıltı
- Doğum burcuna göre kişiliği tahmin etmekte kullanılan bir model
Cevabı göster
Güneş ışığının Güneş sistemindeki tozdan saçılmasıyla oluşan soluk bir parıltı
The team from the US discovered that the sun's corona has acoustic waves,
7:31ABD'den gelen ekip, güneşin koronasının akustik dalgalara sahip olduğunu
which cause it to pulse every 5 minutes. Dilbilgisi
7:35ve bunun her 5 dakikada bir titreşmesine neden olduğunu keşfetti.
cause it to pulse: cause + nesne + to + fiil
cause it to pulse ifadesinde acoustic waves neden, it Güneş'in koronası ve pulse ortaya çıkan harekettir. Kalıp cause + nesne + to + fiil şeklindedir: Bir şey, bir kişinin veya nesnenin bir eylem yapmasına neden olur. Nesneden sonra to kullanılması zorunludur.
Alıştırma
Cümleyi cause fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli mastar işaretiyle tamamlayın: The sudden power surge ____ the screen ____ flicker.
Cevabı göster
caused · to
before it left the moon's shadow and landed in Chad.
7:4174 dakika boyunca kusursuz bir şekilde uçtu.
they got to witness one of the most beautiful spectacles from the most unique vantage point. Dilbilgisi
7:46en eşsiz görüş noktasından en güzel manzaralardan birine tanık oldular.
got to witness: bir şeyi yapma fırsatı elde etmek
Burada got to witness, bir şeyi görme fırsatına veya ayrıcalığına sahip olmak anlamına gelir. Bu yapı, deneyimi bir görev olarak değil, özel veya şanslı bir durum olarak sunar. Tekrar kullanılabilen kalıp get to + fiilin yalın hâlidir. Zaman get üzerinden değişir: get to see şimdiki veya gelecekteki bir fırsatı, got to see ise geçmişteki bir fırsatı anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede got to witness ne anlama geliyor?
- Olayın gerçekleştiği yere vardılar.
- Onu görmek için özel bir fırsatları oldu.
- Onu görmeleri gerekiyordu.
Cevabı göster
Onu görmek için özel bir fırsatları oldu.
This remains the longest eclipse experienced by humans,
7:52Bu, insanların deneyimlediği en uzun tutulma olmaya devam ediyor,
a record that will most likely remain for centuries. Dilbilgisi
7:55muhtemelen yüzyıllar boyunca kırılmayacak bir rekor.
will most likely remain: yüksek olasılıklı bir tahmin
will most likely remain ifadesinde will durumu geleceğe taşır, remain “doğru olmaya veya değişmeden kalmaya devam etmek” anlamına gelir ve most likely tahminin kesin değil, çok yüksek olasılıklı olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp will + most likely + fiilin yalın hâlidir. most likely ifadesini will ile ana fiilin arasına koymak, başka bir sonuca da ihtimal bırakırken güçlü bir tahmin yapmanızı sağlar.
Alıştırma
Ders kalıbıyla temkinli tahmini tamamlayın: Because repairs are extensive, the bridge ____ closed until Friday.
Cevabı göster
will most likely remain
we'll be giving away this Primal Space designed Concorde poster
8:06bu Primal Space tasarımlı Concorde posterini hediye edeceğiz,
All you need to do is sign up at the link below, Dilbilgisi
8:11Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,
All you need to do is + fiilin yalın hâli
All you need to do is, bir eylemi gerekli olan tek adım olarak öne çıkarır. Buradaki All, “tek gerekli şey” anlamına gelir; “herkes” veya “her şey” anlamına gelmez. All + özne + need(s) to do + is + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın. Önceki bölümde do bulunduğu için İngilizcede is sonrasında genellikle to almayan yalın fiil kullanılır: All you need to do is sign up. To sign up da mümkündür, ancak to kullanılmayan biçim özellikle yaygındır.
Alıştırma
Ders kalıbıyla talimatı tamamlayın: To join the game, ____ enter your name.
Cevabı göster
all you need to do is
and leave a comment saying what you think about Concorde and this eclipse flight.
8:14ve Concorde ve bu tutulma uçuşu hakkında ne düşündüğünüzü söyleyen bir yorum bırakmak.
Thank you very much for watching and I'll see you in the next video.
8:18İzlediğiniz için çok teşekkür ederim ve bir sonraki videoda görüşmek üzere.