Altın Kuralı Yıkmak | Sihir - 3. SEZON | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
241 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Babası onunla oynamayı erteleyince Bingo, yeni öğrendiği sihirle yetişkinleri dans ettirir. Bu kargaşalı gösteri, annesinin sihrin yaramazlık yapmak için değil, insanlara yardım etmek için kullanılması gerektiğini açıklamasıyla biter; ancak Bingo kurala uymayı muzır bir şekilde ertesi güne bırakır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. not right now — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifadeyi, doğrudan ve sert bir hayır demeden bir isteği nazikçe reddetmenin veya ertelemenin yolu olarak anlayın. Daha sonra kabul etme ihtimaliniz olsa da o anda müsait olmadığınızda kullanabilir; bağlamın ve ses tonunun hayal kırıklığı da aktarabileceğini fark edebilirsiniz. 2. stick the landing, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin akrobatik bir hareketi dengeli inişle bitirmeye dayanan gerçek anlamını ve bir gösteriyi, sunumu, projeyi ya da planı başarıyla sonuçlandırmaya ilişkin geniş kullanımını tanıyın. 3. Starting tomorrow. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu eksiltili cümlenin önceki söze bağlı olduğunu, ancak kurala uymaya başlama zamanını geleceğe taşıdığını görün. Birinin kuralı kabul ediyormuş gibi yaparken günün geri kalanında ona uymaktan kaçınmasını sağlayan muzip açığı ayırt edebilirsiniz.

Bu derste

I think that's it.

0:00

Sanırım tamamdır.

Looking good. Ton ve niyet

0:01

İyi görünüyor.

Ton ve niyet

Olumlu geri bildirim için Looking good.

Looking good. rahat ve olumlu bir değerlendirmedir: Bir şey çekici, başarılı veya yolunda görünüyor demektir. Buradaki looking, gözlerle bakma eylemini değil, görünme ya da izlenim verme anlamını taşır. Bu kısa tepkide özne çoğu zaman söylenmez. Bağlam, ifadeyi It's looking good. veya You're looking good. gibi daha tam bir biçime tamamlar; bu nedenle neyin övüldüğünü durum gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız yeni süslediği pastayı size gösteriyor. Sonuç hakkında kısa ve olumlu geri bildirim veren cevap hangisidir?

  1. I am looking carefully.
  2. Looking good.
  3. Look at it.
Cevabı göster

Looking good.

Hi Dad.

0:02

Merhaba baba.

Good day Bingo. Kelime

0:03

Merhaba Bingo.

Kelime

Selamlaşma ifadesi olarak Good day

Örnekte Good day, biriyle karşılaşırken kullanılan ve temel işlevi Hello ile aynı olan bir selamlaşmadır. Bu cümlede veda veya günün geri kalanı için iyi dilek anlamına gelmez. Good day ifadesinin tam biçimi günümüzde birçok ortamda geleneksel veya biraz resmî duyulabilir. Kısaltılmış selamlaşma G'day ise özellikle samimi Avustralya İngilizcesiyle ilişkilendirilir.

Alıştırma

İki kişi gündüz karşılaşıyor. Bu kullanımda Good day, Mia. ne anlama gelir?

  1. Hello, Mia.
  2. Have a pleasant day, Mia.
  3. Goodbye, Mia.
Cevabı göster

Hello, Mia.

Check out the new grass. Öbek fiiller

0:04

Şu yeni çimlere bir bak.

Öbek fiiller

Check out: birini bakmaya davet etmek

Check out burada “şuna bak” veya “buna dikkat et” anlamına gelen bir öbek fiildir. Konuşan kişi, dinleyenin dikkatini yeni çimlere yöneltmek için bu ifadeyi kullanır. check out + isim kalıbı, görülmeye değer bir şeyi göstermek veya önermek için sıkça kullanılır. Anlam tüm ifadeye ait olduğu için check sözcüğü tek başına “incelemek” olarak yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Check out this photo.” diyor. Büyük olasılıkla sizden ne yapmanızı istiyor?

  1. Fotoğrafa bakmak.
  2. Fotoğraf için ödeme yapmak.
  3. Fotoğrafta hata olup olmadığını incelemek.
Cevabı göster

Fotoğrafa bakmak.

Ooh, it looks great.

0:05

Ooh, harika görünüyor.

Um, can you play with me? Ton ve niyet

0:07

Şey, benimle oynar mısın?

Ton ve niyet

Can you play with me? bir rica olarak

Can you play with me? biçim olarak bir sorudur, ancak burada bir rica veya davet işlevi görür: konuşan kişi, dinleyenin oyuna katılmasını ister. Asıl amaç, dinleyenin oynama yeteneğine sahip olup olmadığını sınamak değildir. Tekrar kullanılabilen Can you + fiilin yalın hâli...? kalıbı, doğrudan bir emri çoğu zaman daha yumuşak bir gündelik ricaya dönüştürür. With me, konuşan kişinin etkinliği diğer kişiyle birlikte yapmak istediğini gösterir.

Alıştırma

Konuşan kişi “Can you play with me?” diye sorarak ne yapıyor?

  1. Dinleyene oynamayı bırakmasını emretmek.
  2. Dinleyenin oynamak için fiziksel yeteneği olup olmadığını sınamak.
  3. Dinleyenden oyuna katılmasını istemek.
Cevabı göster

Dinleyenden oyuna katılmasını istemek.

Oh, not right now mate. Notlar

0:09

Ah, şimdi olmaz tatlım.

Ton ve niyet

not right now: daha yumuşak ve geçici bir ret

not right now, “şu anda olmaz” anlamına gelir. Burada hemen yerine getirilmesi istenen bir talebi nazikçe geri çevirir ve daha sonra yapma olasılığını açık bırakır. right sözcüğü now sözcüğünü güçlendirerek “tam şu anda” anlamını verir; “doğru biçimde” anlamına gelmez. Bu ifade yalnızca No demekten genellikle daha yumuşaktır, ancak konuşanın daha sonra kesinlikle kabul edeceğine dair söz vermez.

Alıştırma

Talebi nazikçe erteleyen bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle yanıtı tamamlayın: “____, but I can help after dinner.”

Cevabı göster

Not right now

Kelime

Samimi bir hitap sözü olarak mate

Burada mate, dinleyiciye doğrudan seslenmek için kullanılan bir hitap sözüdür. Söze sıcaklık ve samimiyet katar; çocuğun gerçekten konuşanın ortağı veya takım arkadaşı olduğu anlamına gelmez. Bu arkadaşça kullanım özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygındır. Tam çevirisi ilişkiye ve ses tonuna bağlıdır; bazı dillerde sözcüğü ayrıca çevirmemek en doğal seçenektir.

Alıştırma

“Thanks, mate.” cümlesinde mate ne işe yarar?

  1. Dinleyicinin konuşanın takım arkadaşı olduğunu söyler.
  2. Dinleyiciye sıcak bir şekilde seslenir.
  3. Dinleyicinin mesleğini belirtir.
Cevabı göster

Dinleyiciye sıcak bir şekilde seslenir.

We got to water this in. Notlar

0:10

Bunları sulamamız lazım.

Dilbilgisi

got to: günlük konuşmada zorunluluk

Bu cümlede got to, «zorunlu olmak» veya «yapmak gerek» anlamındadır. Şu anda gerekli olan water this in eylemini başlatır. Buradaki got, «aldık» anlamına gelmez. Bu, have unsurunun atıldığı ya da duyulmayacak kadar zayıf söylendiği, have got to yapısının gündelik konuşma biçimidir. Kalıp got to + fiilin yalın hâlidir. Daha standart İngilizcede We’ve got to water this in veya We have to water this in denir.

Alıştırma

Bu cümlede got to ne anlama geliyor? We got to leave now or we'll miss the bus.

  1. Dün ayrılma fırsatımız oldu.
  2. Ayrılmadan önce bir şey aldık.
  3. Şimdi ayrılmamız gerekiyor.
Cevabı göster

Şimdi ayrılmamız gerekiyor.

Kelime

water this in: yeni dikileni iyice sulayıp toprağa oturtmak

Water something in bir bahçecilik ifadesidir. Yeni dikilmiş veya başka yere aktarılmış bitkileri, yeni ekilmiş tohumu ya da yeni serilmiş çimi bolca sulayarak toprağın oturmasını ve bunlarla yakın temas kurmasını anlatır. Burada this, yeni çimi ifade eder. Water fiildir; in ise yeni dikilen şeyin oturmasına veya kök salmasına yardım etme anlamı katar. Yalnızca «içeri» demek değildir. Nesne bir zamirse araya konur: water it in veya water them in.

Alıştırma

Domates fidesi için it kullanarak bahçecilik talimatını dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After planting the tomato seedling, ____ well.

Cevabı göster

water it in

Oh, well, that's too bad. Ton ve niyet

0:11

Oh, peki, ne yazık.

Ton ve niyet

that's too bad: içten üzüntü mü, teatral hayal kırıklığı mı

That's too bad, bir durumun talihsiz veya hayal kırıklığı yaratıcı olduğunu belirten yaygın bir tepkidir. Genellikle günlük kötü haberleri ya da küçük aksilikleri karşılarken kullanılır. Burada çocuk, bir gösterinin parçası olarak hayal kırıklığını abartıyor; bu yüzden sözler yalnızca içten bir üzüntü belirtmiyor. Aynı ifadenin ilgili, hafifçe hayal kırıklığına uğramış, alaycı veya teatral olup olmadığını ses tonu ve çevresindeki davranışlar gösterir.

Alıştırma

Eğlenceli bir sahnede bir çocuk, planını açıklamadan önce abartılı biçimde iç çekerek "Well, that's too bad" diyor. Bu söz büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Çocuğun fiziksel olarak yaralandığını bildirir.
  2. Hayal kırıklığını ifade ederken bunu bilerek teatral gösterir.
  3. Her zaman derin ve içten bir keder gösterir.
Cevabı göster

Hayal kırıklığını ifade ederken bunu bilerek teatral gösterir.

Is there something wrong with your arms, mate? Ton ve niyet

0:16

Kollarına bir şey mi oldu tatlım?

Ton ve niyet

Is there something wrong with... takılma amaçlı bir soru olarak

Is there something wrong with...? kelime anlamıyla bir kişide, nesnede veya durumda bir sorun olup olmadığını sorar. Burada konuşan kişi gerçekten bir yaralanmadan şüphelenmez. Diğer kişinin işi kendisi yapmamasını, kollarında bir sorun olmasına bağlıyormuş gibi davranır. Böylece gerçek anlamlı soru, diğer kişinin yardımsız yapabileceğini anlatan takılmalı bir retorik soruya dönüşür.

Alıştırma

Yakın bir arkadaşınız yanınızdaki fincanı gösterip "Is there something wrong with your arms?" diye şaka yapıyor. Arkadaşınız ne ima ediyor?

  1. Fincanı kendin alabilirsin.
  2. Fincan kırık.
  3. Tıbbi bir teşhis aldın.
Cevabı göster

Fincanı kendin alabilirsin.

It's not working.

0:18

İşe yaramıyor.

I told you more dramatic.

0:20

Sana daha dramatik olmanı söylemiştim.

Like this.

0:21

Bunun gibi.

Bingo, I think you need your racket re-strung. Dilbilgisi

0:25

Bingo, sanırım raketinin tellerinin yenilenmesi gerekiyor.

Dilbilgisi

need your racket re-strung: need + nesne + geçmiş zaman ortacı

Need + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, nesnenin bir işlem veya hizmet görmesi gerektiğini anlatır. need your racket re-strung ifadesinde your racket yeniden tel takma işlemini alan ögedir; bu işi mutlaka Bingo’nun yapması gerekmez. Bu yapı, işi kimin yaptığından çok sonucun önemli olduğu tamir ve hizmet durumlarında kullanışlıdır. need my phone repaired ve need the brakes checked buna örnektir.

Alıştırma

Kameranın profesyonel bir tamir görmesi gerektiğini anlatmak için cümleyi need + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısıyla tamamlayın: I ____ before the trip.

Cevabı göster

need my camera repaired

Racket restrung.

0:28

Teller yenilendi.

I said that's too bad.

0:30

Ne yazık demiştim.

Oh no, Bingo's learned magic. Dilbilgisi

0:33

Olamaz, Bingo sihir yapmayı öğrenmiş.

Dilbilgisi

Bingo's learned: 's, has anlamına gelir

Bingo's learned, Bingo has learned ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Has + learned, present perfect yapısını oluşturur: öğrenme şimdiden önce gerçekleşmiştir ve Bingo’nun artık sihir bilmesi şeklindeki yeni sonuç şu anki sahne açısından önemlidir. Buradaki 's iyelik belirtmez ve is anlamına gelmez. Ardından gelen learned bir geçmiş zaman ortacı olduğu için bu anlamda tam biçim has learned olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede 's, has anlamına gelir?

  1. Bingo's new song is catchy.
  2. Bingo's learning a new song.
  3. Bingo's learned a new song.
Cevabı göster

Bingo's learned a new song.

Run Pat.

0:35

Kaç Pat.

Oh.

0:36

Oh.

No you don't.

0:37

Hiçbir yere gidemezsiniz.

No.

0:39

Hayır.

What should we do with them? Kalıp ifadeler

0:40

Bunlara ne yapalım?

Kalıp ifadeler

do with them?: birini veya bir şeyi nasıl ele alacağımızı sormak

What should we do with them? cümlesinde do with, them ile belirtilen kişileri nasıl ele alacağımıza, nasıl yerleştireceğimize veya onlarla ilgili ne yapacağımıza karar vermek anlamındadır. Soru, konuşanın onlarla birlikte hangi etkinliği yapacağını değil, bundan sonra onlarla ilgili ne yapılması gerektiğini sorar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp What should/can I do with + person or thing? şeklindedir. Bu kalıp, söz konusu kişi veya nesneyle ilgili bir karar sorar. İnsanların nasıl düzenleneceği, bir nesnenin nasıl kullanılacağı veya saklanıp atılmayacağı gibi ayrıntıları bağlam belirler.

Alıştırma

Birkaç eski sandalyeniz var ve onları saklamaya, bağışlamaya veya geri dönüştürmeye karar vermeniz gerekiyor. Hangi soru sandalyelerin nasıl ele alınacağını sorar?

  1. What should we do with these old chairs?
  2. What should we do to these old chairs?
  3. What should we do for these old chairs?
Cevabı göster

What should we do with these old chairs?

This is not fair.

0:44

Bu hiç adil değil.

Kids, stop making us dance. Dilbilgisi

0:45

Çocuklar, bizi dans ettirmeyi bırakın.

Dilbilgisi

making us dance: make + nesne + to almayan yalın fiil

Make + nesne + to almayan yalın fiil, birinin bir şey yapmasını sağlamak veya onu buna zorlamak anlamına gelir. making us dance ifadesinde us, make fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda dance eylemini yapan gruptur; dance, to almadan yalın hâlde kalır. Burada make, stop fiilinden sonra geldiği için making olur: stop making us dance. Bu değişiklik, içteki make someone do something kalıbını etkilemez.

Alıştırma

Parantez içindeki fiille ettirgen yapıyı tamamlayın: The silly song made everyone ____. (laugh)

Cevabı göster

laugh

Stop it.

0:49

Durun.

No.

0:51

Hayır.

Okay, time for the big finish. Anlatım akışı

0:52

Tamam, büyük final zamanı.

Anlatım akışı

time for the big finish: son aşamayı duyurmak

“Time for + isim öbeği”, sıradaki etkinliğin veya aşamanın başlamak üzere olduğunu duyurur. Burada bir sunucunun işareti gibi çalışarak gösteriyi son kısmına taşır. “The big finish”, bir gösterinin etkileyici ve dramatik finalini anlatır. “Big” fiziksel boyutu değil, yaratılan etkiyi belirtir; böylece son hareket için heyecan oluşturur.

Alıştırma

Bir yarışma sunucusu son tura geçiyor. Sonraki aşamayı duyuran iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Okay, ____ the final round.

Cevabı göster

time for

Oh no, you better stick the landing, Pat. Notlar

0:54

Olamaz, yere iyi insen iyi olur Pat.

Ton ve niyet

you better: güçlü ve gayriresmî bir uyarı

“You better + fiilin yalın hâli” güçlü bir sözlü hatırlatma veya uyarıdır. Burada Pat’e inişi gerçekten düzgün yapması gerektiğini söyler ve yapmazsa kötü bir sonuç olabileceğini ima eder. “Sen daha iyisin” anlamına gelmez. Standart yapı “you’d better + fiilin yalın hâli” şeklindedir ve ’d, “had” anlamına gelir. Çok samimi konuşmada “you’d better” sıklıkla “you better” olarak söylenir veya yazılır; ancak ardından gelen fiil yine yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız çok sıcak bir fırın tepsisine uzanıyor. Hedef ifadeye uyan en güçlü gayriresmî uyarı hangisidir?

  1. You should probably use oven gloves.
  2. You better use oven gloves.
  3. Could you use oven gloves?
Cevabı göster

You better use oven gloves.

Deyimler

“stick the landing”: sağlam iniş yapmak ve sonunu başarıyla getirmek

Stick the landing, gerçek anlamıyla bir sıçrayışı veya akrobatik hareketi dengeli ve kontrollü bir inişle tamamlamak demektir. Burada Pat'ten son hareketi düşmeden veya sendelemeden tamamlaması isteniyor; stick “başarıyla gerçekleştirmek” anlamındadır, “yapıştırmak” anlamında değildir. Mecazi olarak bu ifade bir gösterinin, sunumun, hikâyenin veya projenin sonunu özellikle başarılı biçimde tamamlamak anlamına gelir. Önemli olan, kritik son anın başarılı olup olmadığıdır.

Alıştırma

“She stuck the landing at the end of her presentation” ne anlama gelir?

  1. Sunum bitmeden durdu.
  2. Sunumu güçlü ve başarılı bir şekilde tamamladı.
  3. Yere bir şey yapıştırdı.
Cevabı göster

Sunumu güçlü ve başarılı bir şekilde tamamladı.

It's not up to me. Deyimler

0:57

Bu benim elimde değil.

Deyimler

“not up to me”: karar veya kontrol bende değil

Be up to someone, ne olacağına karar verme yetkisinin, sorumluluğunun veya kontrolünün o kişide olması demektir. Bu nedenle It's not up to me, “buna karar verebilecek veya bunu kontrol edebilecek kişi ben değilim” anlamına gelir. Burada konuşan kişi, sonraki hareketin kendi kontrolü dışında olduğunu söylüyor. Bu ifade, karar verme gücünün veya kontrolün kimde olduğuyla ilgilidir. Tek başına “bunu yapabilecek durumda değilim” ya da “bu benim hatam değil” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız sizden bütçeyi onaylamanızı istiyor, ancak bu yetki yalnızca müdürde. Ne söylemelisiniz?

  1. It's up to me.
  2. I'm not up to it.
  3. It's not up to me.
Cevabı göster

It's not up to me.

Woah.

0:59

Woah.

Woah.

1:00

Woah.

Hooray!

1:00

Yaşasın!

We did it.

1:02

Başardık.

We did it.

1:02

Başardık.

Christmas crackers. Kültür

1:04

Aman Tanrım.

Kültür

Christmas crackers ifadesinin hafif bir ünlem olarak kullanımı

Christmas crackers, Britanya, Avustralya ve başka bazı yerlerde Noel'de iki yana çekilerek açılan kâğıt tüplerdir. Açılırken patlama sesi çıkarırlar ve içlerinde genellikle kâğıt şapka, şaka ve küçük bir hediye bulunur. Ancak burada ifadenin tamamı, konuşan kişi aniden zorlandığında veya şaşırdığında hafif ve eğlenceli bir ünlem olarak söyleniyor. Yiyecekten söz etmek veya bir Noel eşyası istemek yerine “Aman!” gibi bir işlev görüyor.

Alıştırma

Bu cümlede Christmas crackers ifadesinin işlevi nedir?

  1. Bir Christmas cracker açılması için verilen talimattır.
  2. Şaşkınlığı veya zorlanmayı anlatan hafif ve eğlenceli bir ünlemdir.
  3. Christmas crackers adlı bisküvileri adlandırır.
Cevabı göster

Şaşkınlığı veya zorlanmayı anlatan hafif ve eğlenceli bir ünlemdir.

You weigh a ton. Deyimler

1:05

Tonlarca ağırlıktasın.

Deyimler

weigh a ton ile ağırlığı abartmak

weigh a ton ifadesindeki a ton kesin bir ölçüm değildir. İfade, bir kişinin veya nesnenin ne kadar ağır hissedildiğini abartılı biçimde anlatır. You weigh a ton. cümlesinde konuşan kişi diğerinin ağırlığı altında zorlanıyor; bu nedenle cümle aynı zamanda bir şikâyet veya takılma gibi duyulur.

Alıştırma

Cümleyi özneyle uyumlu weigh a ton biçimiyle tamamlayın: This old sofa ____, so we need help moving it.

Cevabı göster

weighs a ton

Pat, you're losing me, Pat. Kelime

1:07

Pat, elimden kayıyorsun Pat.

Kelime

you're losing me: zayıflayan fiziksel tutuş

Burada you're losing me, Pat'in konuşanı fiziksel olarak tutuşunu kaybetmeye başladığı anlamına gelir. Şimdiki zamanın devam biçimi, tutuşun şu anda zayıfladığını gösterir; bu yüzden konuşan kayabilir veya düşebilir. me nesnesi, bu tutuştan kaymakta olan kişiyi belirtir. Fiziksel hareket içeren bir sahnede lose someone, birini fiziksel olarak tutmaya devam edememeyi anlatabilir.

Alıştırma

“Pat, you're losing me, Pat,” cümlesinde you're losing me ne anlama geliyor?

  1. Pat kalabalığın içinde konuşanı artık göremiyor.
  2. Pat'in konuşanı fiziksel olarak tutuşu zayıflamaya başlıyor.
  3. Konuşan, Pat'in açıklamasının akışını takip edememeye başlıyor.
Cevabı göster

Pat'in konuşanı fiziksel olarak tutuşu zayıflamaya başlıyor.

You're losing me.

1:08

Elimden kayıyorsun.

Pat.

1:11

Pat.

I love magic.

1:12

Sihre bayılıyorum.

What's going on here? Ton ve niyet

1:14

Burada neler oluyor?

Ton ve niyet

Beklenmedik bir sahneyi sormak için What's going on here?

What's going on here?, konuşanın yeni fark ettiği yerde ya da durumda ne olduğunu sorar. Bu soruda go on “olmak, meydana gelmek” anlamındadır; here ise konuşanın karşısındaki sahneyi işaret eder. Bu soru yalnızca bilgi istemez. Ses tonuna göre şaşkınlık, endişe veya açıklama talebi de ifade edebilir.

Alıştırma

Bir odaya giriyorsunuz; insanlar bağırıyor ve yerler su içinde. Bu beklenmedik sahnede ne olduğunu sormak için en uygun soru hangisidir?

  1. Does this happen here every day?
  2. Will the meeting continue tomorrow?
  3. What's going on here?
Cevabı göster

What's going on here?

No.

1:16

Hayır.

Oh, no, you don't! Ton ve niyet

1:16

Ah, hayır, öyle yağma!

Ton ve niyet

no, you don't! ile birini anında durdurmak

Bu cümlede no, you don't!, evet-hayır sorusuna verilen olumsuz bir cevap değildir. Konuşan kişi bunu karşısındaki tam harekete geçecekken söyler; anlamı “Seni durduruyorum, bunu yapamayacaksın” gibidir. Buradaki geniş zaman biçimi don't bir alışkanlığı anlatmaz. İfadenin tamamı anlık bir sözlü engelleme görevi görür ve çoğu zaman “Denemeyi aklından bile geçirme” kadar güçlüdür.

Alıştırma

Konuşan kişi “Oh, no, you don't!” diyerek ne yapıyor?

  1. Birinin o anda bir şey yapmasını engelliyor.
  2. Birinin planını kabul ediyor.
  3. Geçmişteki bir olay hakkındaki soruyu cevaplıyor.
Cevabı göster

Birinin o anda bir şey yapmasını engelliyor.

Who taught you how to use magic? Kalıp ifadeler

1:18

Sana sihir yapmayı kim öğretti?

Kalıp ifadeler

taught you how to use: teach someone how to do yapısı

taught you how to use ifadesi teach + kişi + how to + fiilin yalın hâli yapısını izler. taught, teach fiilinin geçmiş zaman biçimidir; you öğrenen kişiyi, how to use magic ise öğretilen beceriyi belirtir. Beceriler ve işlemler için aynı yapıyı kullanın: teach someone how to do something. Fiilin yalın hâlinden önce how to bulunmalıdır; teach you use magic bu anlamda standart bir yapı değildir.

Alıştırma

Cümleyi teach someone how to do something yapısını kullanarak tamamlayın: Last summer, my uncle ____ drive.

Cevabı göster

taught me how to

Bluey did. Dilbilgisi

1:20

Bluey öğretti.

Dilbilgisi

did: bağlamdan anlaşılan geçmiş bir eylemin yerine kullanımı

“Bluey did” cümlesindeki did, soruda daha önce belirtilen geçmiş eylemin, yani taught you how to use magic ifadesinin yerine geçer. Bu nedenle kısa cevap, öğreten kişinin Bluey olduğunu belirtir; did burada tek başına “bir eylem yaptı” anlamına gelen ayrı bir fiil değildir. İngilizcede bağlamdan zaten anlaşılan bir fiil öbeğini tekrarlamamak için do, does veya did kullanılabilir. Soru tamamlanmış bir geçmiş eylemle ilgili olduğu için uygun kısa cevap kişi + did kalıbını kullanır.

Alıştırma

Kısa cevabı repaired the computer ifadesinin yerine geçen geçmiş zaman yardımcı fiiliyle tamamlayın: Who repaired the computer? Maya ____.

Cevabı göster

did

I should have known. Dilbilgisi

1:21

Bilmeliydim.

Dilbilgisi

should have known: sonradan “bilmeliydim” diye düşünmek

Should have known daha önceki bir zamana dönüp bakar. Konuşan kişinin şimdi, o sırada bir şeyi bilmesinin veya fark etmesinin beklendiğini, ancak bunu bilmediğini ya da fark etmediğini düşündüğü anlamına gelir. Bu cümlede cevap öğrenilince durum öngörülebilirmiş gibi görünür. Bu nedenle ifade pişmanlık, kişinin kendini eleştirmesi veya aniden “tabii ya” diye fark etmesi anlamını taşıyabilir. Kalıp should have + past participle şeklindedir ve birinin şimdi ne bilmesi gerektiğini değil, geçmişi değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi should + have + know fiilinin past participle biçiminden oluşan, kısaltılmamış üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: The answer was obvious. I ____.

Cevabı göster

should have known

And did you teach her the most important rule about magic? Kalıp ifadeler

1:23

Peki ona sihirle ilgili en önemli kuralı öğrettin mi?

Kalıp ifadeler

the most important rule about + konu

the most important rule ifadesi, ilgili tüm kurallar arasında önem bakımından ilk sırada olan kuralı belirtir. Üstünlük yapısı olan the most important, rule sözcüğünü niteler. about, kuralın ilgili olduğu konuyu getirir; bu cümlede konu magic sözcüğüdür. Yeniden kullanılabilen kalıp the most important rule about + konu şeklindedir ve ifadenin tamamı bir isim öbeği olarak görev yapar.

Alıştırma

Bir konuyla ilgili en önemli kuralı belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the experiment, explain ____ laboratory safety.

Cevabı göster

the most important rule about

I couldn't remember it.

1:27

Hatırlayamadım.

Huh.

1:28

Hıh.

The rule is never use magic for cheekiness. Notlar

1:29

Kural şu, sihri asla yaramazlık için kullanma.

Anlatım akışı

The rule is: never + fiilin yalın hâli

The rule is ifadesi, dinleyiciye ardından gelen sözleri nasıl yorumlaması gerektiğini gösterir: Bunlar kuralın kendi sözleridir. Konuşmada is sözcüğünden sonraki kısa duraklama, devamındaki kısmın alıntılanmış bir emir gibi işlemesini sağlar: The rule is: never use magic for cheekiness. Kuralın kendisine never ile başlamak, yasaklanan eylemi odağa yerleştirir ve sınırın kesin olduğunu gösterir. Konuşan kişi bir olayın ne sıklıkta gerçekleştiğini bildirmiyor, davranış için bir kural koyuyor.

Alıştırma

Özenli yazıda parolayla ilgili kesin bir kuralı en açık biçimde sunan cümle hangisidir?

  1. The rule is: Never share your password.
  2. Is sharing your password allowed?
  3. People rarely share their passwords.
Cevabı göster

The rule is: Never share your password.

Kelime

cheekiness: şakacı ama biraz saygısız davranış

Burada cheekiness, birini bilerek kızdırmak veya küçük bir kuralı çiğnemek gibi şakacı fakat biraz cüretkâr ya da saygısız davranış anlamına gelir. Bu sahnede ciddi bir zalimlik veya zarar anlatmaz. Bu isim cheeky sıfatından gelir. Britanya ve Avustralya İngilizcesinde kurallara veya görgüye meydan okuyan, fakat ses tonuna göre hâlâ komik ya da sevecen duyulabilen davranışları sıkça anlatır.

Alıştırma

Altyazıdaki cheekiness sözcüğünün en yakın anlamı nedir?

  1. şakacı ama biraz saygısız davranış
  2. sessiz ve tamamen itaatkâr davranış
  3. ciddi ve kasıtlı zalimlik
Cevabı göster

şakacı ama biraz saygısız davranış

Oh yeah, that's right.

1:34

Ah evet, doğru.

Oh, Bandit, get your armpit out of my face. Öbek fiiller

1:35

Oh, Bandit, koltuk altını yüzümden çek.

Öbek fiiller

get your armpit out of my face: get + nesne + out of + yer

get your armpit out of my face ifadesinde get, “almak” değil, “hareket ettirmek” anlamına gelir. get + object + out of + place yapısı, birine belirtilen nesneyi o yerden uzaklaştırmasını söyler. Bu bir emir cümlesidir, bu yüzden özne you söylenmez. Your armpit hareket ettirilecek nesnedir; out of my face ise ayrılması gereken yeri belirtir. Aynı yapı kişisel eşyalar ve vücut bölümleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Emri get + object + out of kullanarak tamamlayın: Please ____ your backpack ____ the doorway.

Cevabı göster

get · out of

You two, get out of here. Öbek fiiller

1:38

Siz ikiniz, çıkın buradan.

Öbek fiiller

ayrılma emri olarak get out of here

Burada get out of here, hitap edilen kişilere bulundukları yeri hemen terk etmelerini söyleyen gerçek anlamlı bir emirdir. Get out “çıkmak” veya “ayrılmak” demektir; of here ise terk edilmesi gereken yeri belirtir. You two, emrin yöneltildiği iki kişiyi açıkça gösterir; bu nedenle cümle şaşkınlık bildiren bir ünlem değildir.

Alıştırma

Örnek cümlede “get out of here” ne anlama geliyor?

  1. Konuşan yalnızca inanamadığını belirtiyor, emir vermiyor.
  2. Konuşan iki kişiyi yaklaşmaya davet ediyor.
  3. Konuşan iki kişiye bulundukları yerden ayrılmalarını emrediyor.
Cevabı göster

Konuşan iki kişiye bulundukları yerden ayrılmalarını emrediyor.

This doesn't concern you. Ton ve niyet

1:39

Bu sizi ilgilendirmiyor.

Ton ve niyet

doesn't concern you: konu seni ilgilendirmiyor

Bu cümlede concern, “ilgilendirmek” veya “ilgili olmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Yapı something concerns someone şeklindedir; olumsuz biçimi, konunun o kişiyi ilgilendirmediğini belirtir. Cümlenin tamamı bir sınır çizer ve dinleyiciye işe karışmamasını söyler. Konuşanın dinleyici için endişelendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“This doesn't concern you” ne anlama gelir?

  1. Konu dinleyiciyi ilgilendirmiyor.
  2. Konuşan, dinleyici için endişeleniyor.
  3. Konu muhtemelen dinleyiciyi kaygılandıracak.
Cevabı göster

Konu dinleyiciyi ilgilendirmiyor.

Bingo, magic should only be used to help people. Dilbilgisi

1:42

Bingo, sihir sadece insanlara yardım etmek için kullanılmalı.

Dilbilgisi

should only be used to help people: izin verilen amacı sınırlamak

should only be used to help people ifadesi should, edilgen be used yapısı ve to ile kurulan mastarı birleştirir. Sihir başka amaçlarla değil, insanlara yardım etme amacıyla kullanılmalıdır anlamına gelir. Burada only, sihri kimin kullanabileceğini değil, kullanım amacını sınırlar. Konuşan kişi sihrin nasıl kullanılması gerektiğine dair ahlaki bir kural koyuyor.

Alıştırma

Acil durum düğmesinin yalnızca bir kullanım amacına sahip olduğunu doğru ifade eden cümleyi seçin.

  1. This emergency button should be only use to calling for help.
  2. This emergency button should only used for call for help.
  3. This emergency button should only be used to call for help.
Cevabı göster

This emergency button should only be used to call for help.

We were helping.

1:46

Biz de yardım ediyorduk.

We were helping them learn to dance. Dilbilgisi

1:47

Onların dans etmeyi öğrenmelerine yardım ediyorduk.

Dilbilgisi

helping them learn to dance: birinin dans etmeyi öğrenmesine yardım etmek

helping them learn to dance ifadesi help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: helping + them + learn. them yardımı alan kişidir; learn ise onun yapmasına yardım edilen eylemdir. İkinci yapı olan learn to dance, öğrenilen beceriyi belirtir. help fiilinden sonra help them to learn örneğinde olduğu gibi to'lu mastar da kullanılabilir. Ancak örnekteki help them learn biçimi, fiilin yalın hâlini kullandığı için özellikle yaygın ve doğaldır.

Alıştırma

Birinin bir beceriyi öğrenmesine yardım etmeyi help + kişi + fiilin yalın hâli ile doğru anlatan cümleyi seçin.

  1. The coach is helping Maya learn to serve in tennis.
  2. The coach is helping Maya learns to serve in tennis.
  3. The coach is helping learn Maya to serve in tennis.
Cevabı göster

The coach is helping Maya learn to serve in tennis.

Bluey.

1:49

Bluey.

Okay, okay.

1:51

Tamam, tamam.

No more cheekiness. Ton ve niyet

1:53

Artık yaramazlık yok.

Ton ve niyet

No more + isim veya -ing biçimi

No more + bir isim ya da -ing biçimi, kesin bir sınır koymanın kısa ve cümle gibi işleyen bir yoludur: adı geçen davranış veya etkinlik durmalıdır. Burada cheekiness, şakacı ama uygunsuz davranışı anlatır; bu yüzden No more cheekiness, “Şu andan itibaren yaramazlık yapmayı bırak” demektir, “ek yaramazlık miktarı sıfır” şeklinde bir miktar açıklaması değildir. Özne ya da fiil açıkça söylenmese de bu ifade, kesin bir sözlü talimat olarak eksiksiz ve doğaldır. Aynı kalıp No more arguing ve No more noise ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

No ile başlayan iki sözcüklü ifadeyi kullanarak kesin sınır koyma kalıbını tamamlayın: ____ shouting.

Cevabı göster

No more

Thank you.

1:55

Teşekkürler.

Starting tomorrow. Ton ve niyet

1:56

Yarından itibaren.

Ton ve niyet

Starting tomorrow: sözün başlangıcını ertelemek

Starting tomorrow burada önceki söze eklenen bir zaman ifadesi parçasıdır. Eksik içeriği önceki cümleden gelir; dolayısıyla bütün fikir No more cheekiness, starting tomorrow şeklindedir: yaramazlık yapmama sözü yarın başlar. İlk sınır hemen uygulanacakmış gibi duyulduğu için bu ifadeyi eklemek bugünü kapsam dışında bırakır ve sözü zayıflatır. Bilerek oluşturulan bu açık, cevabı tarafsız bir program duyurusu olmaktan çıkarıp şakacı ve yaramaz hâle getirir.

Alıştırma

Biri “No more cheekiness.” dedikten sonra “Starting tomorrow.” diye ekliyor. Bu ekleme ne yapar?

  1. Konuyu yarının programına çevirir.
  2. Sözün hemen yürürlüğe girmesini sağlar.
  3. Sözü yarına erteler ve yaramazca bir açık oluşturur.
Cevabı göster

Sözü yarına erteler ve yaramazca bir açık oluşturur.