Kendin Ol! 💙 | Bluey 2. Sezon Öne Çıkanlar - Sinema 🍿 | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
221 kelime 159 kel/dk

Video Özeti: Aile birlikte film izlerken Bluey fırtınadan ve korkutucu bir sahneden çekinir; Bingo ise kendisi olması yönündeki öğüdü sürekli yanlış anlar. Filmdeki mesaj Bluey’nin korkusuyla yüzleşmesine yardımcı olur ve aynı öğüt finalde Bingo’nun gerçek durumuna uygulanır. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. Am I just being yourself? — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: I öznesiyle yourself dönüşlülük zamiri arasındaki bilinçli, çocuksu uyumsuzluğu fark edin. Öğrenci, dönüşlülük zamirinin normalde özneyle eşleştiğini—I ile myself, you ile yourself kullanıldığını—öğrenirken bu hatanın Bingo’nun be yourself ifadesini kendisine uyarlarken yaşadığı kafa karışıklığını gösterdiğini de anlayabilir. 2. I should have just stayed — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: should have ile geçmiş zaman ortacının, geçmişteki bir seçim hakkında pişmanlık veya sonradan yapılan değerlendirme bildirdiğini anlayın. Bu kalıp, özellikle korku ya da zorluk kişinin daha güvenli seçeneği tercih etmiş olmayı dilemesine yol açtığında, geriye bakıp ne yapmanın daha iyi olacağını söylemeyi sağlar. 3. just be yourself. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Tekrarlanan bir sözün film içindeki öyküyü karakterlerin gerçek sorununa nasıl bağladığını görün. Öğrenci bu anlatısal geri dönüşü tanıyabilir, ifadeyi başkalarını taklit etmek yerine doğal davranma öğüdü olarak kullanabilir ve finaldeki tekrarın temayı neden somutlaştırdığını kavrayabilir.

Bu derste

Finished.

0:00

Bitti.

Bingo, you gotta flush. Kelime

0:01

Bingo, sifonu çekmelisin.

Kelime

“you gotta flush” içinde gündelik gereklilik bildiren gotta

Bu cümlede gotta, have got to ile bağlantılı, son derece gündelik bir konuşma biçimidir ve burada have to ile aynı anlama gelir. You gotta flush, sifonu çekmenin gerekli olduğunu söyler; gotta, “aldı” veya “elde etti” anlamındaki sıradan geçmiş zaman got değildir. Gotta sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın hâli gelir: gotta flush, gotta go. Ardından bir to daha eklenmez.

Alıştırma

“You gotta flush,” cümlesinde gotta sözcüğünün anlamını hangi seçenek verir?

  1. used to
  2. have to
  3. want to
Cevabı göster

have to

Come on.

0:02

Hadi.

Am I just being yourself? Dilbilgisi

0:04

Ben sadece kendin mi oluyorum?

Dilbilgisi

“Am I just being yourself?” içinde I ile myself uyumu

Dönüşlülük zamirleri, işaret ettikleri öznenin kişi ve sayısıyla uyuşmalıdır. Özne I olduğunda doğru biçim myself olur; bu yüzden standart İngilizce cümle Am I just being myself? şeklindedir. Burada being myself, kişinin doğal davranıp gerçek benliği gibi olması demektir. Altyazı, Just be yourself öğüdündeki yourself sözcüğünü bilerek korur ve zamiri değiştirmeden I özneli bir soruya yerleştirir. Bu uyumsuzluk, karakterin yanlış anlamasını gösteren çocuksu bir hatadır; örnek alınacak bir kalıp değildir.

Alıştırma

I ile uyuşan dönüşlülük zamirini kullanarak standart cümleyi tamamlayın: Am I just being ____?

Cevabı göster

myself

Look, it's just monkeys singing songs, mate. Ton ve niyet

0:05

Bak, bunlar sadece şarkı söyleyen maymunlar, dostum.

Ton ve niyet

It's just ... ile bir şeyi daha az ciddi gösterme

It's just + bir kişi, şey veya betimleme yapısında just, “yalnızca” ya da “bundan ibaret” anlamına gelir. Burada konuşmacı filmi şarkı söyleyen maymunlardan ibaret göstererek basit ve tehditkâr olmayan bir şey gibi anlatır. Just burada “az önce” şeklindeki zaman anlamını taşımaz. Bu yapı, bir şeyi daha az önemli, daha az karmaşık veya daha az endişe verici göstererek karşıdaki kişiyi rahatlatabilir. Ayrıca konuşmacının daha derin bir analiz istemediğini de gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede just sözcüğünün temel etkisi nedir?

  1. Maymunların az önce şarkı söylemeye başladığını belirtir.
  2. Durumu daha önemli ve ciddi gösterir.
  3. Durumu basit ve üzerinde fazla düşünmeye değmez gibi gösterir.
Cevabı göster

Durumu basit ve üzerinde fazla düşünmeye değmez gibi gösterir.

Don't think too hard about it. Ton ve niyet

0:08

Bunun hakkında çok fazla düşünme.

Ton ve niyet

Don't think too hard about it: aşırı analiz etmeyi engelleme

Think hard about something, bir şeyi dikkatle düşünmek anlamına gelir; too hard ise o durumda yararlı olandan daha fazla düşünmeyi anlatır. Bu yüzden Don't think too hard about it, “fazla analiz etme” veya “gereğinden fazla karmaşıklaştırma” demektir. Konuşma içinde bu cümle birini rahatlatabilir, ancak konuyu kapatmak için de kullanılabilir. Burada konuşmacı, ders çalışma ya da sorun çözme konusunda genel bir tavsiye vermek yerine daha fazla yorum yapılmasını nazikçe engelliyor.

Alıştırma

Don't think too hard about it. hangi durumda en doğal olur?

  1. Biri saçma bir şakada gizli anlam arıyor.
  2. Biri tıbbi bir belirtinin acil bakım gerektirip gerektirmediğine karar veriyor.
  3. Biri imzalamadan önce hukuki bir sözleşmeyi kontrol ediyor.
Cevabı göster

Biri saçma bir şakada gizli anlam arıyor.

Oh, Bingo.

0:11

Ah, Bingo.

Well, I understand what just be yourself means Dilbilgisi

0:14

Şey, "kendin ol" ne anlama geliyor anladım

Dilbilgisi

what just be yourself means: gömülü what yan tümcesinin sözcük dizimi

What just be yourself means, daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir what yan tümcesidir. Yan tümcenin tamamı understand fiilinin nesnesidir ve konuşanın anladığı şeyi belirtir. Burada just be yourself, anlamı ele alınan ifadedir. Bu yan tümce başka bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle dizilimini kullanır: what + ifade + means. Doğrudan soruda ise What does + ifade + mean? kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, gömülü bir what yan tümcesini know fiilinin nesnesi olarak doğru kullanıyor?

  1. I know what means this sign.
  2. I know what does this sign mean.
  3. I know what this sign means.
Cevabı göster

I know what this sign means.

cuz I'm ready for movies. Kelime

0:16

çünkü sinema için hazırım.

Kelime

cuz: because sözcüğünün samimi yazımı

Cuz, gündelik konuşma veya yazıda because sözcüğünü göstermek için kullanılan çok samimi bir yazımdır. Bir neden belirtir; bu yüzden cuz I'm ready for movies ile because I'm ready for movies aynı anlama gelir. Altyazı veya mesaj okurken cuz sözcüğünü zihninizde because olarak açabilirsiniz. Anlam standarttır, ancak yazım değildir.

Alıştırma

Hangi cümle resmî bir e-posta için en uygundur?

  1. Cuz my train was cancelled, I will arrive late.
  2. I will arrive late cuz my train was cancelled.
  3. I will arrive late because my train was cancelled.
Cevabı göster

I will arrive late because my train was cancelled.

Oh no,

0:19

Olamaz,

it's a thunderstorm.

0:20

fırtına çıktı.

Dad, I want to go now.

0:23

Baba, şimdi gitmek istiyorum.

Okay,

0:24

Tamam,

no worries, Ton ve niyet

0:25

endişelenme,

Bingo.

0:25

Bingo.

Ton ve niyet

no worries: rahat ve güven veren bir yanıt

No worries, “tamam”, “sorun değil” veya “merak etme” anlamına gelen kalıplaşmış ve samimi bir yanıttır. Bu cümlede konuşan kişi Bingo'nun isteğini kabul eder ve onun üzerindeki baskıyı azaltır. Bu kalıplaşmış ifadede worries çoğul biçimdedir, ancak konuşan kişi gerçekten birden fazla endişeden söz etmez. No worries ifadesini tek bir konuşma kalıbı olarak düşünün.

Alıştırma

Biri “Sorry, I may be ten minutes late.” diyor. Hangi yanıt samimidir ve bu küçük gecikmeyi kabul eder?

  1. You have no worries.
  2. No worries, but this is completely unacceptable.
  3. No worries. Take your time.
Cevabı göster

No worries. Take your time.

We got to go.

0:26

Gitmeliyiz.

Huh?

0:26

Ha?

Bingo, where are you?

0:27

Bingo, neredesin?

Bingo.

0:29

Bingo.

Bingo, where have you gone? Dilbilgisi

0:30

Bingo, nereye gittin?

Dilbilgisi

Where have you gone?: şu anki yokluğu anlatan present perfect

Where have you gone? kişi hâlâ dışarıdayken veya bulunamıyorken nereye gittiğini sormak için present perfect biçimi have gone kullanır. Şu an önemli olan sonuç, kişinin burada olmamasıdır. Soru kalıbı where + have/has + özne + gone şeklindedir. He, she veya tek bir kişinin adıyla has kullanılır: Where has Leo gone?

Alıştırma

Mia'nın hâlâ kayıp olduğunu göstermek için soruyu go fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Mia, where ____? Your bag is still here.

Cevabı göster

have you gone

I found the magic pinecone.

0:31

Sihirli kozalağı buldum.

Bingo.

0:34

Bingo.

Bluey, help me with your sister. Kalıp ifadeler

0:36

Bluey, kardeşin için bana yardım et.

Kalıp ifadeler

help me with your sister: help + kişi + with + iş/kişi yapısı

help + kişi + with + iş/kişi yapısı, birine with sözcüğünden sonra gelen şeyle ilgilenirken destek olmak anlamına gelir. Burada me yardımı alan kişidir; your sister ise Bluey’den ilgilenmesine veya bakımına yardım etmesi istenen kişidir. Bu yüzden with your sister, “kız kardeşinle birlikte” anlamına gelmez. Aynı yapı ev işleri, okul ödevleri, nesneler ve ilgiye ihtiyaç duyan kişiler için de kullanılabilir.

Alıştırma

help someone with something yapısında kullanılan edatı yazın: Could you help me ____ this math problem?

Cevabı göster

with

You block her off. Öbek fiiller

0:37

Önünü kes.

Öbek fiiller

block her off: birinin yolunu kesmek

Block someone off, birinin yoluna geçmek veya bir engel koymak ve böylece o kişinin aynı yönde ilerlemesini önlemek demektir. Bu cümlede her durdurulan kişidir; off ise önündeki yolun kesilmesi sonucunu ekler. Block off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda block ile off arasına gelir: block her off denir, block off her denmez.

Alıştırma

Bir çocuk açık bir kapıya doğru koşuyor. Hangi cümle doğal biçimde “geçememesi için önüne çık” anlamına gelir?

  1. Block off her before she reaches the gate.
  2. Block her off before she reaches the gate.
  3. Put her off before she reaches the gate.
Cevabı göster

Block her off before she reaches the gate.

But I can't see.

0:38

Ama göremiyorum.

Ow.

0:40

Ah.

Bingo.

0:41

Bingo.

Wow.

0:42

Vay canına.

Come back here,

0:44

Buraya dön,

you little pickle. Kelime

0:44

seni küçük yaramaz.

Kelime

you little pickle: yaramaz bir çocuğa sevgiyle takılma

Bu cümlede you little pickle, yaramazlık yapan bir çocuğa şakacı ve sevgi dolu biçimde seslenmenin bir yoludur. Pickle burada yiyeceği değil, çocuğu ifade eder. Bu ifade hafif bir hoşnutsuzluğu sıcaklıkla birleştirir: konuşan kişi çocuğun geri gelmesini ister, ancak ona ciddi biçimde hakaret etmek yerine takılır.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: yetişkin bir iş arkadaşınızla yeni tanıştınız ve normal bir iş selamlaşması olarak You little pickle! diyorsunuz.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

Sorry,

0:46

Pardon,

sorry,

0:47

pardon,

sorry, everyone.

0:47

herkesten özür dileriz.

Stop running away. Öbek fiiller

0:48

Kaçmayı bırak.

Öbek fiiller

Stop running away: uzaklaşma veya kaçma eylemini durdurma

run away, bir kişiden veya yerden koşarak uzaklaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir; çoğu zaman kaçmayı ya da yakalanmaktan veya denetim altında tutulmaktan kurtulmayı anlatır. Burada yalnızca koşma etkinliğini değil, yetişkinden uzaklaşmayı ifade eder. Stop running away yapısında stop'tan sonra -ing biçimi gelir çünkü bu emir, zaten gerçekleşmekte olan veya tekrarlanan bir eylemi bitirmeyi ister.

Alıştırma

Yavru köpek bahçeden çıkıp duruyor. Komutu run away fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: Stop ____.

Cevabı göster

running away

Bluey, open your eyes.

0:53

Bluey, gözlerini aç.

But the scary bit's on. Kelime

0:55

Ama korkunç kısım başladı.

Kelime

the scary bit's on: filmin korkutucu bölümü gösteriliyor

Bu cümlede bit, bir bilgisayar birimi değil, film veya hikâyenin kısa bir bölümü anlamına gelir. Bit's, bit is ifadesinin kısaltmasıdır; be on ise bir şeyin o anda gösterildiğini veya gerçekleştiğini belirtir. Bu nedenle the scary bit's on, korkutucu bölümün şu anda gösterildiği anlamına gelir. Bu kalıp, bir programın, filmin, gösterinin veya etkinliğin belirli bir bölümünün başladığını ya da devam ettiğini anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Film izleme bağlamında The best bit's on now ne anlama gelir?

  1. Filmin en iyi bölümü şu anda gösteriliyor.
  2. Küçük bir bilgisayar bileşeni açıldı.
  3. Filmin en iyi bölümü bir şeyin üstünde duruyor.
Cevabı göster

Filmin en iyi bölümü şu anda gösteriliyor.

It's just a monkey in the rain.

0:57

O sadece yağmur altındaki bir maymun.

Bluey, open your eyes and help me.

1:01

Bluey, gözlerini aç ve bana yardım et.

I can't do it.

1:03

Yapamam.

I'm not ready.

1:05

Hazır değilim.

Huh?

1:06

Ha?

I should have just stayed in the trees like everyone else. Dilbilgisi

1:08

Diğerleri gibi ağaçlarda kalmalıydım.

Dilbilgisi

I should have just stayed: geçmişteki bir seçimden pişmanlık

Should have + past participle, geçmişteki bir duruma bakıp başka bir eylemin daha iyi olacağını söylemek için kullanılır. I should have stayed, konuşan kişinin gerçekte kalmadığını ve şimdi bu seçimden pişman olduğunu ya da seçimi eleştirdiğini ima eder. Just, “yalnızca bunu yapsaydım” veya “onun yerine” anlamını ekler: kalmak daha kolay ya da güvenli seçim olurdu. Bu yapı, geçmişte yapılmamış bir eylemi anlatır; şu anda ne yapılması gerektiğine dair tavsiye vermez.

Alıştırma

Pişmanlık cümlesini should have ve leave fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: I missed the bus. I ____ home earlier.

Cevabı göster

should have left

But you didn't.

1:11

Ama kalmadın.

Huh?

1:13

Ha?

You rode off to save the village Öbek fiiller

1:14

Köyü kurtarmak için uzaklara sürdün

because there's no one else quite like you. Kalıp ifadeler

1:16

çünkü senin gibi başka kimse yok.

Öbek fiiller

rode off: binerek uzaklaştı

Rode off, ride off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Ride off, at, bisiklet veya benzeri bir şeye binerek bir yerden ayrılmak demektir. Rode eylemi geçmişe taşırken off başlangıç noktasından uzaklaşma yönü katar. Bu cümlede ardından gelen to yapısı ayrılmanın amacını verir: to save the village. Burada off ayrılmayı anlatır; bir şeyin kapatıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ride off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After waving goodbye, Mia ____ on her bicycle.

Cevabı göster

rode off

Kalıp ifadeler

there's no one else quite like you: birinin eşsiz olduğunu vurgulamak

There's no one else, karşılaştırmada diğer bütün kişileri dışarıda bırakır. Quite like you, bağlamda önemli olan özellikler açısından “tam olarak senin gibi” demektir; dolayısıyla bütün ifade, dinleyenin eşsiz veya yerinin doldurulması zor olduğunu söyler. Burada dinleyenin karakteri ve yetenekleri övülür; bu farklılıkların onu harekete geçmek için özellikle uygun kıldığı anlatılır. Bu yalnızca fiziksel görünüşle ilgili bir karşılaştırma değildir.

Alıştırma

"There's no one else quite like you" hangi durumda doğal ve içten bir iltifattır?

  1. Her ekip arkadaşı tamamen aynı şekilde çalışır ve siz şöyle dersiniz: "There's no one else quite like you."
  2. Bu kişiyle hiç tanışmadınız ve onun hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz, ama şöyle dersiniz: "There's no one else quite like you."
  3. Bir ekip arkadaşı özgün bir çözüm sunar ve siz sıcak bir şekilde şöyle dersiniz: "There's no one else quite like you."
Cevabı göster

Bir ekip arkadaşı özgün bir çözüm sunar ve siz sıcak bir şekilde şöyle dersiniz: "There's no one else quite like you."

Now fly,

1:20

Şimdi uç,

Chunky.

1:21

Chunky.

Woo.

1:23

Huu.

Yay.

1:27

Yaşasın.

Woo.

1:29

Huu.

He made it. Kalıp ifadeler

1:30

Başardı.

Kalıp ifadeler

He made it: başarmak veya hedefe ulaşmak

Made it, make it deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Burada 'başardı' veya 'zor bir durumun üstesinden geldi' anlamındadır; 'bir şey yaptı veya üretti' anlamına gelmez. Kesin hedef bağlamdan anlaşılır: zor bir hareketi tamamlamak, güvenli bir yere ulaşmak veya bir yere varmak olabilir. Hedef zaten belliyse He made it. tek başına başarıya verilen bir tepki olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: The final jump was difficult, but Leo ____.

Cevabı göster

made it

Nice one, Bluey. Kalıp ifadeler

1:34

Aferin, Bluey.

Kalıp ifadeler

Nice one: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde samimi övgü

Nice one!, 'Aferin!' veya 'İyi iş!' anlamına gelen samimi ve sözlü bir övgüdür. Buradaki one, kişinin az önce yaptığı eylemi, sunduğu fikri, anlattığı şakayı veya elde ettiği sonucu genel olarak belirtir; fiziksel bir nesneyi göstermesi gerekmez. İfadenin arkasına bir isim eklemek, o kişiyi az önce yaptığı şey için doğrudan över: Nice one, Bluey! Bu ifade, kişinin genel olarak iyi biri olduğunu anlatmak yerine yakın zamandaki belirli bir başarıya tepki verir.

Alıştırma

Dersteki iki sözcüklü, samimi Britanya ve Avustralya övgüsünü kullanın. Arkadaşınız bisikletinizi tamir ediyor ve şöyle diyorsunuz: '____! You fixed it.'

Cevabı göster

Nice one

Okay,

1:38

Tamam,

let's get you out of here. Öbek fiiller

1:38

seni buradan çıkaralım.

Öbek fiiller

Let's get you out of here: birinin ayrılmasına yardım etmek

Let's get you out of here, konuşanın dinleyiciye bulunduğu yerden hemen ayrılması için yardım etmeyi teklif ettiğini anlatır. Let's bir eylem önerir; you ise konuşanın götürmeyi veya dışarı yönlendirmeyi planladığı kişidir. Burada get + kişi + out of + yer, o kişinin söz konusu yerden ayrılmasını sağlama sonucunu anlatır. Get bir şeyi almak ya da elde etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya kalabalık bir partide kendini kötü hissediyor. Hangi cümle konuşanın Maya'nın ayrılmasına yardım etmeyi teklif ettiğini anlatır?

  1. Let's get out of here.
  2. Let's get you out of here.
  3. Let's get them out of here.
Cevabı göster

Let's get you out of here.

Oh,

1:40

Ah,

Dad, look.

1:40

Baba, bak.

The storm is over. Kelime

1:41

Fırtına dindi.

Kelime

is over: bir olayın sona erdiğini söylemek

The storm is over cümlesinde be over, fırtınanın sona erdiğini ve artık devam etmediğini anlatır. Over, fırtınanın şu anki durumunu belirtir. Bu yapı olaylar, etkinlikler ve sıkıntılı dönemlerle kullanılabilir: be + over. Buradaki over, mekânsal olarak “üstünde” ya da “karşısında” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle toplantının sona erdiğini söyler?

  1. The meeting is upstairs.
  2. The meeting is over.
  3. The meeting is about to start.
Cevabı göster

The meeting is over.

Oh, yeah.

1:43

Oh, evet.

Nice one.

1:44

Harika.

Can we stay?

1:45

Kalabilir miyiz?

What?

1:46

Ne?

Really?

1:46

Gerçekten mi?

Um, yeah.

1:47

Şey, evet.

Okay,

1:48

Tamam,

we're staying.

1:49

kalıyoruz.

Oh, I don't want to stay.

1:50

Ya, ben kalmak istemiyorum.

I know, mate,

1:52

Biliyorum canım,

but it's important for Bluey.

1:53

ama bu Bluey için önemli.

So, what do I do? Ton ve niyet

1:55

Peki ben ne yapacağım?

Ton ve niyet

What do I do? ile sonraki adımı sormak

Bu cümlede What do I do?, “Şimdi hangi eylemi yapmalıyım?” anlamına gelir. Konuşan kişi mevcut durumu kabul etmiş ve karşısındaki kişiden sonraki adımı ya da pratik bir talimatı istemektedir. İlk do, soruyu kuran yardımcı fiildir; ikinci do ise “bir eylem yapmak” anlamındadır. Mevcut durum belliyse soru bir meslek veya kalıcı sorumluluk hakkında değil, şimdi ne yapılacağı hakkındadır.

Alıştırma

Burada öğretilen doğrudan soruyu aynen kullanarak diyaloğu tamamlayın: I've checked in and received my badge. ____ now?

Cevabı göster

What do I do

You know what, Bingo, Ton ve niyet

1:57

Biliyor musun, Bingo,

Ton ve niyet

You know what, ile yeni bir fikir sunmak

Buradaki You know what, dinleyicinin ne bildiğini soran gerçek bir soru değil, konuşmada kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyicinin dikkatini çeker ve konuşan kişinin yeni bir fikir, karar ya da öneri sunmak üzere olduğunu belirtir. Konuşan kişi genellikle hemen bu fikri söylemeye devam eder; dolayısıyla bu ifadenin ardından cevap beklenmez. Bağlama göre “Aklıma bir fikir geldi”, “Aslında” veya “Şöyle yapsak?” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede You know what yeni bir fikir sunan söylem belirteci olarak kullanılmıştır?

  1. You know what, let's have lunch outside.
  2. You know what the lunch menu says.
  3. Do you know what time lunch starts?
Cevabı göster

You know what, let's have lunch outside.

just be yourself. Anlatım akışı

1:59

sadece kendin ol.

Anlatım akışı

Tematik bir geri dönüş olarak just be yourself

Tek başına just be yourself, doğal davranmak ve özüne sadık kalmak anlamına gelir. Just, öğüdü “rol yapmana gerek yok” der gibi basit ve rahatlatıcı hâle getirir. Hikâyenin sonunda bu söz, daha önceki bir temayı yeniden gündeme getirir ve Bingo'nun be yourself ifadesini daha önce yanlış anlamasının ardından bu temayı onun şimdiki durumuna uygular. Bu geri dönüş, önceki bilgileri şimdiki ana bağlar ve hikâyeyi tamamlar; dolayısıyla sıradan bir genel öğütten daha fazlasıdır.

Alıştırma

Burada 'just be yourself' sözünün temel anlatı işlevi nedir?

  1. Tamamen ilgisiz yeni bir konu ortaya atar.
  2. Bingo'nun sorununu çözmek için ayrıntılı talimatlar verir.
  3. Daha önceki bir temayı hatırlatır ve Bingo'nun durumuna uygular.
Cevabı göster

Daha önceki bir temayı hatırlatır ve Bingo'nun durumuna uygular.