Kurabiyenin kimyası - Stephanie Warren: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
628 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Video, kurabiye hamurunun fırındaki dönüşümünü izleyerek ısının tereyağını nasıl erittiğini, buhar oluşturduğunu, proteinleri katılaştırdığını, karbonattan gaz çıkardığını ve Maillard tepkimeleriyle karamelizasyonu başlattığını açıklar; sıcaklık ve koku da pişme anını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What happened inside that oven? — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu merak uyandıran sorunun, kurabiyenin canavara benzetildiği dramatik açılıştan bilimsel açıklamaya nasıl geçiş sağladığını fark edin. Aynı tekniği, şaşırtıcı bir gündelik olayın nedenini tanıtırken cevabı hemen vermeden dinleyicinin merakını canlı tutmak için kullanabilirsiniz. 2. Helping this along is your leavening agent, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Önce desteklenen süreci sunup sorumlu etkeni daha sonra açıklayan devrik yapıyı anlayın. Bu kalıp, cümleye doğrudan özneyle başlamak yerine açıklamada hafif bir beklenti yaratmanıza ve temel etkene vurgu yapmanıza yardımcı olur. 3. reflect that science can be pretty sweet. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: sweet sözcüğünün hem kurabiyenin tatlılığına hem de bilimin hoş olduğu yönündeki samimi, olumlu bir yargıya işaret eden çift anlamını kavrayın. Konuyu, hafif tonu ve sonucu birbirine bağlayan kısa bir kelime oyunuyla açıklamayı bitirmeyi öğrenin.

Bu derste

In a time-lapse video, Kültür

0:07

Hızlandırılmış bir videoda,

it looks like a monster coming alive. Deyimler

0:08

canlanan bir canavara benzer.

Kültür

time-lapse video: uzun bir süreci kısaltarak göstermek

Time-lapse video, gerçekte uzun süren bir süreci çok daha kısa bir videoda gösterir. Genellikle belirli aralıklarla görüntüler çekilip hızlıca art arda gösterilir; böylece yavaş değişimler hızlı görünür. Burada bu ifade, sahnenin nasıl gösterildiğini belirtir. Videonun geç gelmesi, yüklenmesi veya donması anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir time-lapse video tanımlar?

  1. A slow-motion video stretches a one-second splash into ten seconds.
  2. A time-lapse video shows a seed growing into a plant in thirty seconds.
  3. The live video keeps freezing because the connection is weak.
Cevabı göster

A time-lapse video shows a seed growing into a plant in thirty seconds.

Deyimler

coming alive: hareketli veya hayat dolu görünmeye başlamak

a monster coming alive ifadesinde coming alive, canavarın hareket etmeye veya canlı görünmeye başladığı anı anlatır. Bu cümlede konuşmacı, değişen hamuru bu görüntüye benzetir; hiçbir şey gerçekten canlı bir varlığa dönüşmez. Come alive çoğu zaman mecaz anlamda kullanılır. Bir yerin, resmin, hikâyenin veya fikrin hareketli, canlı, etkin ya da hayal edilmesi daha kolay hâle gelmesini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “hareketli ve etkinlik dolu hâle gelmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After sunset, the quiet square begins to ____ with music and dancing.

Cevabı göster

come alive

For a moment,

0:10

Bir an için,

it sits there innocuously.

0:11

masumca orada öylece durur.

Then, ripples move across its surface.

0:13

Sonra, yüzeyinde dalgalanmalar hareket eder.

It bulges outwards, bursting with weird boils. Kalıp ifadeler

0:16

Dışa doğru şişer, tuhaf kabarcıklarla patlar.

Kalıp ifadeler

bulges outwards, bursting with weird boils: dışa doğru şişip tuhaf çıbanlarla dolmak

Bulges outwards, bir yüzeyin normal şeklinden dışarı doğru itilmesini veya kavislenmesini anlatır. Bursting with weird boils ise canlı bir durum ekler: yüzey, çıbana benzeyen çok sayıda çıkıntıyla kaplı görünür. Burada bursting with, “aşırı derecede dolu olmak” demektir; “patlamak” anlamına gelmez. bursting with weird boils biçimindeki -ing grubu, bulges outwards ile aynı anda görülen bir ayrıntıyı ekler. Hareketle ek betimlemenin birleşmesi güçlü bir görsel etki yaratır. Boils sözcüğü normalde derideki ağrılı şişlikleri anlattığı için weird boils görüntüyü tuhaf ve abartılı hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle hem dışa doğru şişmeyi hem de aşırı doluluğu göstermek için bu kalıbı kullanır?

  1. The suitcase bulged outwards, bursting with clothes.
  2. The balloon burst and scattered pieces across the room.
  3. The empty box folded inward under pressure.
Cevabı göster

The suitcase bulged outwards, bursting with clothes.

It triples in volume. Kalıp ifadeler

0:19

Hacmi üç katına çıkar.

Kalıp ifadeler

triples in volume: hacmin üç katına çıkması

Triples, triple sözcüğünün fiil biçimidir ve “başlangıçtaki miktarın üç katına çıkmak” anlamına gelir. In volume, değişen ölçünün hacim, yani nesnenin kapladığı üç boyutlu alan olduğunu belirtir. Başlangıç hacmi 100 mililitre ise it triples in volume, son hacmin 300 mililitre olduğu anlamına gelir. Bu, %300 değil, %200 artıştır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: During each heating cycle, the air pocket ____.

Cevabı göster

triples in volume

Its color darkens ominously,

0:21

Rengi uğursuz bir şekilde koyulaşır,

and its surface hardens into an alien topography Kalıp ifadeler

0:23

ve yüzeyi uzaylı bir topografyaya dönüşerek

of peaks and craters.

0:27

zirveler ve kraterler halinde sertleşir.

Kalıp ifadeler

harden into: yüzey sertleşip yabancı görünümlü bir topoğrafyaya dönüşüyor

Burada hardens into, “sertleşip sonuç olarak belirtilen biçimi almak” anlamına gelir. Kalıp harden into + sonuç şeklindedir: yüzey katılaşır ve sonunda yabancı görünümlü bir araziye benzer. Alien burada topography sözcüğünü niteler ve “yabancı ya da alışılmadık” demektir. Peaks and craters sözleri arazi benzetmesini geliştirir; ortamın gerçekten dünya dışı olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi harden into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the candle wax cooled, it ____ a solid disk.

Cevabı göster

hardened into

Then the kitchen timer dings.

0:29

Sonra mutfak zamanlayıcısı çalar.

Your cookie is ready.

0:30

Kurabiyeniz hazır.

What happened inside that oven? Anlatım akışı

0:32

O fırının içinde ne oldu?

Anlatım akışı

What happened inside that oven? merak uyandıran bir giriş sorusu olarak

Bu soru, az önce gösterilen şaşırtıcı sonucu açıklamanın yanıtlayacağı konuya dönüştürür. İzleyicinin dikkatini gördüğü olaydan fırının içindeki nedene yöneltir. Merak uyandıran bir giriş sorusu olarak hem ilgi oluşturur hem de bilgiyi düzenler: önce kafa karıştırıcı olay, sonra soru, ardından açıklama gelir. Bir sunumda konuşmacı, dinleyicilerin yüksek sesle yanıt vermesini beklemeden bu soruyu sorabilir.

Alıştırma

Şaşırtıcı bir gözlemden açıklamaya geçmek için merak uyandıran bir soruyu en iyi kullanan giriş hangisidir?

  1. Why did the bridge begin to sway? Let's examine the forces acting on it.
  2. The bridge began to sway during the storm. Here is another photograph.
  3. What color was the bridge? Let's examine why metal expands when heated.
Cevabı göster

Why did the bridge begin to sway? Let's examine the forces acting on it.

Don't let the apron deceive you. Deyimler

0:34

Önlüğün sizi kandırmasına izin vermeyin.

Deyimler

Don't let the apron deceive: Görünüşe aldanmamak

Bu parçada Don't let the apron deceive, “önlüğün verdiği izlenime bakarak karar verme” anlamındadır. Önlük, bir fırıncının sıradan ve cana yakın görünümünü temsil eder; uyarı da bu sade görünümün daha karmaşık bir şeyi gizlediğini söyler. Başka durumlara aktarılabilen kalıp Don't let + isim öbeği + fiilin yalın hâli şeklindedir: Don't let X deceive you. Burada yanlış izlenim yaratan şey the apron'dır ve let'ten sonra deceive yalın hâlde kalır. Standart ve tamamlanmış bir cümlede deceive genellikle you gibi bir nesne ister; altyazı parçası bu nesneden önce biter.

Alıştırma

Cümleyi Don't let X deceive you kalıbındaki iki fiille tamamlayın: Don't ____ the plain box ____ you; the device inside is powerful.

Cevabı göster

let · deceive

Bakers are mad scientists. Deyimler

0:36

Fırıncılar çılgın bilim insanlarıdır.

Deyimler

Bakers are mad scientists: Doğrudan bir metafor

Bakers are mad scientists bir metafordur: fırıncıların bu kişilere benzediğini söylemek yerine onları doğrudan mad scientists olarak tanımlar. Buradaki amaç, fırıncıların gerçekten dengesiz olduklarını veya gizli laboratuvarlarda çalıştıklarını söylemek değildir. Bu imge, fırıncılığı bir deney yapma süreci olarak yeniden gösterir. Kesin ölçüler, ısı ve kimyasal değişimler mutfağı laboratuvara benzetirken mad scientists ifadesi eğlenceli bir abartı ve cesurca deney yapma hissi katar. Yerleşik mad scientist ifadesinde mad yalnızca “kızgın” değil, “aşırı derecede sıra dışı” anlamındadır.

Alıştırma

“Bakers are mad scientists.” burada esas olarak ne anlatıyor?

  1. Fırıncılar tarifleri her zaman başarısız olduğu için kızgındır.
  2. Fırıncılık, deney yapmaya benzer biçimde malzemeleri, ısıyı ve kimyasal değişimleri kontrol etmeyi içerir.
  3. Her fırıncı gizlice bir laboratuvarda çalışır.
Cevabı göster

Fırıncılık, deney yapmaya benzer biçimde malzemeleri, ısıyı ve kimyasal değişimleri kontrol etmeyi içerir.

When you slide the pan into the oven, Kalıp ifadeler

0:38

Tepsiyi fırına sürdüğünüzde,

Kalıp ifadeler

slide the pan into the oven: bir şeyi düzgünce içeri kaydırmak

Burada slide the pan into the oven, tepsiyi genellikle bir raf ya da başka bir destek yüzeyi boyunca düzgünce fırının içine hareket ettirmek demektir. Slide düzgün kayma hareketini anlatır; put ise yalnızca tepsinin sonunda içeride olduğunu söyler. Yeniden kullanılabilen kalıp slide + nesne + into + yer şeklindedir. Hareket ettirilen şeyi into sözcüğünden önce, hedefi ise sonra koyun.

Alıştırma

Cümleyi slide + the tray + into kalıbını tam olarak kullanarak tamamlayın: Please ____ the oven slowly so it stays level.

Cevabı göster

slide the tray into

you're setting off a series of chemical reactions Öbek fiiller

0:40

bir maddeyi, hamuru,

Öbek fiiller

setting off: tepkimeleri tetiklemek

Bu cümlede setting off, bir sürecin başlamasına neden olmak demektir. Özne olan you eylemi başlatır ve a series of chemical reactions tetiklenen doğrudan nesnedir. Set off yola çıkmak anlamına da gelebilir, ancak bu anlamda reactions doğrudan nesne olmaz. Nesne bir alarm, tepkime, patlama veya olaylar zinciri olduğunda set off genellikle tetiklemek demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede set off tetiklemek anlamındadır?

  1. The hikers set off before sunrise.
  2. The steam set off the fire alarm.
  3. The bright frame set off the painting.
Cevabı göster

The steam set off the fire alarm.

that transform one substance, Dilbilgisi

0:43

başka bir maddeye, kurabiyeye dönüştüren

dough, into another, cookies.

0:45

bir dizi kimyasal reaksiyon başlatırsınız.

Dilbilgisi

transform one substance into another: transform X into Y yapısı

Transform X into Y, X'i değiştirerek Y hâline getirmek demektir. X başlangıçtaki malzemeyi, kimliği veya durumu; Y ise sonucu belirtir. Burada dough X, cookies ise Y'dir. Virgüllerle ayrılan dough ve cookies isimleri ek açıklama görevi görür: one substance ve another ifadelerinin tam olarak neyi belirttiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi transform fiilinin doğru biçimi ve into sözcüğüyle tamamlayın: The machine ____ food waste ____ compost.

Cevabı göster

transforms · into

When the dough reaches 92 degrees Fahrenheit, Dilbilgisi

0:47

Hamur 92 derece Fahrenheit'a ulaştığında,

the butter inside melts,

0:50

içindeki tereyağı erir,

causing the dough to start spreading out. Dilbilgisi

0:52

hamurun yayılmaya başlamasına neden olur.

Dilbilgisi

When ... reaches 92 degrees Fahrenheit: sıcaklık 92 Fahrenheit dereceye ulaştığında

When, ölçülebilir bir değerin belirli bir eşiğe ulaştığı anı belirtir. When the dough reaches 92 degrees Fahrenheit yan cümlesi bir sıcaklık eşiği belirler; ana cümle ise o anda neyin başladığını açıklar. Reach fiilinden sonra sıcaklık, hız, miktar veya seviye doğrudan gelir; to kullanılmaz. reaches 92 degrees denir, reaches to 92 degrees denmez. Kullanışlı kalıp şöyledir: When + subject + reaches + value, + result.

Alıştırma

Bir sıcaklık eşiğini anlatmak için reach fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. When the water arrives 80 degrees Celsius, turn off the heat.
  2. When the water reaches to 80 degrees Celsius, turn off the heat.
  3. When the water reaches 80 degrees Celsius, turn off the heat.
Cevabı göster

When the water reaches 80 degrees Celsius, turn off the heat.

Dilbilgisi

causing the dough to start spreading out: sonucu bildiren -ing yapısı

causing the dough to start spreading out şeklindeki -ing yapısı, virgülden önceki cümlenin tamamından doğan sonucu verir: tereyağı erir ve bu, hamurun yayılmaya başlamasına neden olur. Bu yapının içinde cause + nesne + to-infinitive kalıbı kullanılır: causing + the dough + to start. Böylece bir olay ile onun doğal sonucu tek ve kısa bir cümlede bağlanır.

Alıştırma

cause + nesne + to-infinitive kalıbını sonuç bildiren bir -ing yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: The storm knocked down a power line, ____ the neighborhood ____ lose electricity.

Cevabı göster

causing · to

Butter is an emulsion, Kelime

0:54

Tereyağı bir emülsiyondur,

Kelime

emulsion: bir sıvının başka bir sıvı içinde dağılması

Emulsion, bir sıvının normalde karışmadığı başka bir sıvının içinde çok küçük damlacıklar hâlinde dağılmasıyla oluşan bir karışımdır. Her türlü karışım için kullanılan genel bir sözcük değil, belirli bir bilimsel karışım türüdür. Burada tereyağına emulsion denmesi, içindeki suyun yağın içinde nasıl dağıldığını açıklar. Cümle yalnızca malzemeleri sıralamak yerine bilimsel bir açıklama başlatır.

Alıştırma

Hangi ifade emulsion sözcüğünü en doğru biçimde tanımlar?

  1. İki katı nesnenin yan yana konmasıyla yapılan herhangi bir karışım.
  2. Bir sıvının, normalde karışmadığı başka bir sıvının içinde çok küçük damlacıklar hâlinde dağılmasıyla oluşan karışım.
  3. İçinde başka hiçbir madde bulunmayan tek bir saf madde.
Cevabı göster

Bir sıvının, normalde karışmadığı başka bir sıvının içinde çok küçük damlacıklar hâlinde dağılmasıyla oluşan karışım.

or mixture of two substances Anlatım akışı

0:55

veya bir arada kalmak istemeyen

Anlatım akışı

or mixture of two substances: Açıklayıcı or

Burada or başka bir seçenek sunmaz. Hemen önce gelen teknik terimin daha basit bir yeniden ifadesini tanıtır: mixture of two substances aynı kavramı daha tanıdık sözcüklerle adlandırır. Bilimsel açıklamalarda technical term, or plain-language definition kalıbı, ikinci ifadenin birincisini tanımladığını veya açıkladığını gösterir. Buradaki or, “yani” ya da “başka bir deyişle” anlamındadır.

Alıştırma

“A habitat, or the natural home of an organism, provides food and shelter.” cümlesinde or ne işe yarar?

  1. İkinci ifadenin habitat ile çeliştiğini gösterir.
  2. habitat için daha basit bir tanım sunar.
  3. Aralarından seçim yapılacak iki farklı yuva sunar.
Cevabı göster

habitat için daha basit bir tanım sunar.

that don't want to stay together. Deyimler

0:57

iki maddenin karışımıdır.

Deyimler

that don't want to stay together: Maddeleri kişileştirme

that don't want to stay together ifadesi, iki maddeyi insanlara özgü bir istekleri varmış gibi anlatır. Bu, kişileştirmedir. Maddelerin gerçekte niyetleri yoktur. İfade, maddelerin özellikleri nedeniyle eşit biçimde karışmış durumda kalmalarının zor ve ayrılmalarının olası olduğu anlamına gelir. Günlük hayattan alınan bu görüntü, bilimsel ilişkiyi zihinde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Resmî bir laboratuvar raporunda “The liquids don't want to stay together”, sıvıların neden ayrıldığını açıklamanın en kesin yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

In this case, water and fat,

0:59

Bu durumda, su ve yağ,

along with some dairy solids

1:01

birlikte onları bir arada tutmaya yardımcı olan

that help hold them together. Dilbilgisi

1:02

bazı süt katıları.

Dilbilgisi

help hold ... together: help + to almayan yalın fiil

help hold ifadesinde help fiilinden sonra doğrudan hold fiilinin yalın biçimi gelir. help + to almayan fiil yapısı, bir kişinin veya şeyin bir eylemi kolaylaştırdığını ya da o eyleme katkıda bulunduğunu anlatır. Burada hold them together, parçaları bir arada tutmak demektir. Help fiilinden sonra to alan mastar da kullanılabilir: help to hold. İki biçim de dil bilgisi açısından doğrudur; ancak to kullanılmayan biçim daha kısadır ve hem konuşmada hem de açıklayıcı metinlerde çok yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi hold fiilinin to almayan yalın biçimiyle tamamlayın: These clips help ____ the papers together.

Cevabı göster

hold

As the butter melts, Dilbilgisi

1:04

Tereyağı eridikçe,

its trapped water is released. Dilbilgisi

1:05

hapsedilmiş suyu açığa çıkar.

Dilbilgisi

As the butter melts: zaman içinde ilerleyen değişimleri as ile bağlamak

Burada as, temel olarak “... olurken” veya “... oldukça” anlamına gelir; because gibi nedeni açıkça belirtmez. Tereyağının erimesi ile suyun açığa çıkmasını aynı zaman diliminde gerçekleşen iki süreç olarak bağlar. Süreç anlatımlarında as, çoğu zaman bir değişim sürecini diğerinin zaman çerçevesi olarak sunar: A değiştikçe B de değişir. Bu, iki sürecin aşamalı ve paralel ilerlediği anlamını verebilir.

Alıştırma

Hangi cümle soğuma ve sertleşmeyi birlikte gelişen iki aşamalı süreç olarak en iyi biçimde sunar?

  1. When the metal has cooled completely, it becomes harder.
  2. As the metal cools, it becomes harder.
  3. Because the metal cools, it becomes harder.
Cevabı göster

As the metal cools, it becomes harder.

Dilbilgisi

trapped water is released: edilgen yapıyla sürece odaklanma

trapped water is released ifadesinde trapped, water sözcüğünü niteler ve suyun içeride tutulduğunu ya da hapsolduğunu gösterir. Is released, be + past participle yapısındadır; bu nedenle water eylemi yapan değil, eylemden etkilenen ögedir. Bu edilgen yapı bilimsel değişimin kendisini öne çıkarır. Süreç, eylemi yapan kişi veya değişimin nedeninden daha önemliyse sorumlu kişi ya da şeyi belirtmek gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi release fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: When the capsule dissolves, the medicine ____ slowly.

Cevabı göster

is released

And as the cookie gets hotter, Dilbilgisi

1:07

Ve kurabiye ısındıkça,

the water expands into steam. Kalıp ifadeler

1:08

su genleşerek buhara dönüşür.

Dilbilgisi

as the cookie gets hotter: get + comparative ile kademeli değişimleri bağlama

Gets hotter, gelişmekte olan bir değişimi göstermek için get + comparative adjective yapısını kullanır: kurabiye daha düşük bir sıcaklıktan daha yüksek bir sıcaklığa geçer. Burada get, “almak” değil become anlamındadır. As, sıcaklık değişimini suyun genleşmesiyle birlikte gerçekleşen bir olay olarak sunar. as + özne + get(s) + comparative kalıbı, birlikte gelişen iki süreci bağlayabilir.

Alıştırma

Kademeli bir değişimi göstermek için get + hot sözcüğünün comparative biçimini kullanın: As the engine works harder, it ____.

Cevabı göster

gets hotter

Kalıp ifadeler

water expands into steam: expand into ile yeni bir biçime geçiş

Bu cümlede water expands into steam, ısının suyu çok daha fazla yer kaplayan buhara dönüştürdüğünü anlatır. Into ortaya çıkan biçimi gösterirken expands hacimdeki artışı vurgular. Daha genel olarak expand into + isim, büyüme yoluyla yeni bir biçime, alana veya etkinliğe geçmeyi anlatır. Cümle yalnızca bir hâl değişimini anlatıyorsa become veya turn into genellikle daha açıktır; çünkü expand büyüklük, erişim ya da kapsam artışı fikrini de ekler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için expand sözcüğünden sonra doğru edatı kullanın: The family business plans to expand ____ online sales.

Cevabı göster

into

It pushes against the dough from the inside, Kalıp ifadeler

1:10

Hamuru içeriden iter,

Kalıp ifadeler

pushes against the dough from the inside: hamuru içeriden itmek

Pushes against the dough, bir şeyin hamurun yüzeyine kuvvet uyguladığını anlatır. Buradaki against temas ve basıncı ifade eder; bir fikre karşı çıkmak anlamına gelmez. From the inside kuvvetin nerede başladığını gösterir: kuvvet hamurun içinde başlar ve dışarı doğru etki eder. push against + nesne + from the inside yapısı hem kuvveti alan yüzeyi hem de basıncın kaynağını açıkça belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, kabın içindeki gazın duvarlara içeriden dışarı doğru basınç uyguladığını açıkça anlatır?

  1. The gas pushes against the container walls from the inside.
  2. The gas pushes against the container walls from the outside.
  3. The gas pulls away from the container walls on the inside.
Cevabı göster

The gas pushes against the container walls from the inside.

trying to escape through the cookie walls, Dilbilgisi

1:13

kurabiye duvarlarından kaçmaya çalışır,

Dilbilgisi

trying to escape: bir girişimi ekleyen -ing yan cümlesi

Trying to escape, hemen önce anlatılan eylemin görünürdeki amacını ekleyen -ing yapılı bir ortaç yan cümlesidir. Örtük öznesi önceki ana cümlenin öznesiyle aynıdır; böylece “hareket etti ve kaçmaya çalışıyor gibiydi” anlamını kısa bir betimlemede toplar. Burada try kişileştirme amacıyla kullanılır: buharın gerçek bir niyeti yoktur, ancak bu ifade dışarı doğru uyguladığı basıncı etkin ve canlı gösterir.

Alıştırma

Aynı öznenin girişimde bulunduğu eylemi eklemek için -ing yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The hamster squeezed between the bars, try to escape.
  2. The hamster squeezed between the bars, trying escape.
  3. The hamster squeezed between the bars, trying to escape.
Cevabı göster

The hamster squeezed between the bars, trying to escape.

like Ridley Scott's chest-bursting alien. Kültür

1:15

tıpkı Ridley Scott'un göğüsten fırlayan uzaylısı gibi.

Kültür

like Ridley Scott's chest-bursting alien: Alien filmine bir gönderme

Bu, Ridley Scott'ın yönettiği 1979 yapımı bilim kurgu ve korku filmi Alien'a bir göndermedir. Filmin ünlü chestburster sahnesinde bir yaratık, bir kişinin göğsünü şiddetle yararak dışarı çıkar; chest-bursting bu sarsıcı hareketi anlatır. Like, bilimsel bir iddia değil, bilerek abartılmış görsel bir benzetme sunar. Bu görüntü, kurabiye duvarlarını zorlayarak geçen basıncı hem korkunç hem de absürt gösterir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Alien benzetmesi, buharın nasıl hareket ettiğini bilimsel ve kesin biçimde açıklamak için kullanılmıştır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Your eggs may have been home Kalıp ifadeler

1:19

Yumurtalarınız kıpırdayan salmonella

to squirming salmonella bacteria.

1:20

bakterilerine ev sahipliği yapmış olabilir.

Kalıp ifadeler

may have been home to: geçmişte olası bir yaşam alanı

Be home to, “birinin veya bir şeyin yaşadığı, bulunduğu ya da var olduğu yer olmak” anlamına gelir. Burada yumurtalar, salmonella bakterilerinin bulunmuş olabileceği bir ortam olarak sunuluyor; home sözcüğü gerçek anlamda bir ev demek değildir. May have been geçmişe ilişkin bir olasılığı ifade eder. May have been home to bir bütün olarak, bir şeyin daha önce orada yaşamış veya var olmuş olabileceğini, ancak bunun kesin olmadığını anlatır.

Alıştırma

May, be fiilinin perfect biçimi ve home to kullanarak cümleyi tamamlayın: The cave ____ early humans.

Cevabı göster

may have been home to

An estimated 142,000 Americans Kelime

1:22

Tahmini 142.000 Amerikalı

are infected this way each year.

1:25

her yıl bu şekilde enfekte oluyor.

Kelime

An estimated 142,000: yaklaşık bir istatistiği belirtmek

An estimated + sayı, verilen rakamın kesin bir sayım değil, hesaplanmış yaklaşık bir değer olduğunu belirtir. An estimated 142,000 ifadesinin tamamı çoğul isim Americans sözcüğünü niteler. Bu kısa yapı haberlerde ve bilgilendirici metinlerde yaygındır. An ile başlamasına rağmen öznenin temel sözcüğü çoğul Americans ismidir; bu nedenle is infected değil, are infected kullanılır.

Alıştırma

Sayının tahmin olduğunu belirten iki sözcüklük ifadeyle haber tarzındaki cümleyi tamamlayın: ____ 2,000 households lost power during the storm.

Cevabı göster

An estimated

Though salmonella can live for weeks Dilbilgisi

1:27

Salmonella canlı bir bedenin dışında

outside a living body,

1:29

haftalarca yaşayabilse de,

and even survive freezing,

1:30

ve hatta donmaya bile dayanabilse de,

136 degrees is too hot for them.

1:32

136 derece onlar için çok sıcaktır.

Dilbilgisi

Though ... and even ...: tavizden beklenmedik sonuca

Though bir karşıtlık veya taviz bildiren yan cümleyi başlatır: önce normalde farklı bir sonuç bekletebilecek bir gerçek verilir, ardından ana cümlede sonucun yine de geçerli olduğu söylenir. Burada salmonellanın canlı bir vücudun dışında yaşayabilmesi ve donmaya dayanabilmesi onun çok dayanıklı olduğunu gösterir; ancak ana cümle 136 derecenin yine de onlar için fazla sıcak olduğunu söyler. and even survive freezing, can live ile bağlantılıdır ve aynı arka plana daha uç ve şaşırtıcı bir gerçek ekler. Yapıyı A'yı kabul et, B ile güçlendir, sonra beklenmedik C sonucunu söyle şeklinde takip edebilirsiniz.

Alıştırma

Taviz bildiren kısmı ana sonuçtan önce vermek için Though ... and even ... yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Though the package was late and even had a torn label, the customer still accepted it.
  2. Because the package was late and even had a torn label, the customer complained.
  3. Though the package was late, the customer complained.
Cevabı göster

Though the package was late and even had a torn label, the customer still accepted it.

When your dough reaches that temperature,

1:35

Hamurunuz bu sıcaklığa ulaştığında,

they die off. Öbek fiiller

1:37

ölürler.

Öbek fiiller

Die off: bir grubun çok sayıda üyesinin ölmesi

Die off, bir grubun birçok üyesinin ölmesini ve bunun sonucunda grubun sayısının azalmasını anlatır. Genellikle bu azalma zaman içinde veya çok sayıda ölümle gerçekleşir. Bu cümledeki they, daha önce sözü edilen salmonella bakterilerini ifade eder; yani vurgu tek bir bakterinin ölmesinde değil, bakteri grubunun büyük ölçüde azalmasındadır. off, grubun giderek incelmesi veya ortadan kalkması anlamını ekler. Ancak die off tek başına bütün üyelerin öldüğü ya da türün tamamının kalıcı olarak yok olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir grubun birçok üyesinin ölmesini, ancak grubun hâlâ var olabilmesini en iyi anlatan cümleyi seçin.

  1. The oak species died out during the dry summer, but the forest survived.
  2. Many young trees died during the dry summer, but the forest survived.
  3. Many young trees died off during the dry summer, but the forest survived.
Cevabı göster

Many young trees died off during the dry summer, but the forest survived.

You'll live to test your fate Deyimler

1:38

Bir sonraki partiden gizlice aşıracağınız

Deyimler

You'll live to test your fate: live to + fiil ile şakacı abartı

live to + fiil yapısında live, hayatta kalmak veya sonraki eylemi yapabilecek kadar uzun yaşamak anlamına gelir. Burada You'll live to test your fate, kişinin bu tehlikeden sağ çıkacağını ve daha sonra başka bir risk alabileceğini anlatır. test your fate gerçek anlamda kaderi sınamak değildir; risk alıp ne olacağını görmek anlamına gelen dramatik bir ifadedir. Cümlenin bütünü şakacı bir abartıdır; kişinin ömrü veya kaderi hakkında ciddi bir tahmin değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede live to + fiil, birinin hayatta kalıp daha sonra bir şey yapabildiği anlamında kullanılmıştır?

  1. After the storm, Maya lived to tell the story.
  2. After the storm, Maya listened to the story.
  3. After the storm, Maya hoped to tell the story.
Cevabı göster

After the storm, Maya lived to tell the story.

with a bite of raw dough

1:39

bir lokma çiğ hamurla

you sneak from your next batch.

1:41

kaderinizi sınamak için hayatta kalacaksınız.

At 144 degrees,

1:43

144 derecede,

changes begin in the proteins,

1:45

proteinlerde değişiklikler başlar,

which come mostly from the eggs

1:47

bunlar çoğunlukla hamurunuzdaki

in your dough.

1:48

yumurtalardan gelir.

Eggs are composed of dozens Kalıp ifadeler

1:49

Yumurtalar düzinelerce

of different kinds of proteins,

1:51

farklı türde proteinden oluşur,

Kalıp ifadeler

are composed of ...: bütün ve parçaları gösteren resmî yapı

Be composed of, “...den oluşmak” anlamına gelir. Bütün, be composed ifadesinden önce; parçalar veya bileşenler ise of'tan sonra gelir. Bu cümlede bütün eggs, bileşenler de dozens of different kinds of proteins ifadesidir. Bu yapı görece resmîdir ve bilimsel, teknik ya da yazılı açıklamalara uygundur. Dozens of, onlar basamağıyla ifade edilen kesin olmayan bir miktarı anlatır; different kinds ise yalnızca toplam miktarı değil, çeşitliliği vurgular.

Alıştırma

Cümleyi resmî be composed of yapısıyla tamamlayın: The course ____ six short units.

Cevabı göster

is composed of

each sensitive to a different temperature. Dilbilgisi

1:52

her biri farklı bir sıcaklığa duyarlıdır.

Dilbilgisi

each sensitive to ...: each + sıfat öbeğiyle kurulan kısa bir ek açıklama

Burada each, hemen önce sözü edilen bir grubun üyelerine tek tek gönderme yapar. sensitive to a different temperature, her üyenin bir özelliğini açıklayan bir sıfat öbeğidir; different, ilgili sıcaklığın bir üyeden diğerine değişebileceğini gösterir. Kısa each + sıfat öbeği kalıbı, önceki yan tümceye ek bilgi verir. Anlamı and each one is sensitive to a different temperature şeklinde açılabilir; ancak kısa biçim açıklamayı daha özlü tutar.

Alıştırma

Bir grubun üyelerini ayrı ayrı anlatmak için each + sıfat öbeği yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The kit contains three filters, each suitable for a different task.
  2. The kit contains three filters, each are suitable for a different task.
  3. The kit contains three filters, each suitably for a different task.
Cevabı göster

The kit contains three filters, each suitable for a different task.

In an egg fresh from the hen,

1:55

Tavuktan yeni çıkmış taze bir yumurtada,

these proteins look like coiled Deyimler

1:57

bu proteinler sarmal

up balls of string.

1:58

ip yumakları gibi görünür.

Deyimler

look like coiled up balls of string: görünüşe dayalı bir benzetme

look like + isim öbeği, bir şeyin görünüşünün başka bir şeye benzediğini anlatır. Burada proteinler coiled up balls of string ile karşılaştırılarak uzun ipliklerin küçük ve sıkı biçimlerde sarılmış hâli tanıdık bir görüntüyle anlatılır. Bu bir benzetmedir; iki şeyin gerçekten aynı olduğu iddiası değildir. Proteinler ipten yapılmış değildir. Bu kalıp, bilinmeyen veya görülmesi zor bir şekli günlük bir görüntü aracılığıyla açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Görünüşe dayalı bir benzetme yapmak için look like + isim öbeği yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Under the microscope, the crystals look like tiny stars.
  2. Under the microscope, the crystals look like brightly.
  3. Under the microscope, the crystals look tiny stars.
Cevabı göster

Under the microscope, the crystals look like tiny stars.

When they're exposed to heat energy, Dilbilgisi

2:00

Isı enerjisine maruz kaldıklarında,

Dilbilgisi

When ... be exposed to ...: dış etkeni koşul olarak belirtmek

Be exposed to, öznenin dışarıdan gelen bir etkenle temas etmesi veya bu etkenin etkisine uğraması demektir. Burada they're, they are anlamındadır ve are exposed edilgen yapıdadır. Bu yüzden odak, protein zincirlerini neyin ısıttığında değil, zincirlerin ısı enerjisini almasındadır. When, ardından gelen değişimin zamanını veya koşulunu belirtir. When + özne + be exposed to + dış etken kalıbı, bu etkenin daha sonraki bir sonucu tetiklediğini anlatır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi expose fiilinin edilgen biçimi ve doğru edatla tamamlayın: When the medicine ____ high temperatures, it can lose its effectiveness.

Cevabı göster

is exposed to

the protein strings unfold

2:01

protein ipleri çözülür

and get tangled up with their neighbors. Öbek fiiller

2:03

ve komşularıyla birbirine dolanır.

Öbek fiiller

get tangled up with their neighbors: yakındaki bir şeyle birbirine dolanmak

Get tangled up with, başka bir kişi veya nesneyle birbirine dolanmış hâle gelmek demektir. Get yeni bir duruma geçişi, tangled up ortaya çıkan durumu, with ise dolanmaya katılan diğer tarafı gösterir. Burada their neighbors, yakındaki diğer protein zincirlerini anlatmak için normalde insanlar için kullanılan neighbors sözcüğünü kullanır; yan evde yaşayan insanlardan söz edilmez. Bu cümlede fiziksel bir dolanma anlatılır, ancak ifade başka bir bağlamda insanlarla veya olaylarla karmaşık bir ilişkiye girmeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, ayrı duran iki telin birbirine dolandığını anlatır?

  1. The two wires got tangled up with each other.
  2. The two wires were stored in separate boxes.
  3. One wire got tangled in a net.
Cevabı göster

The two wires got tangled up with each other.

This linked structure makes the runny egg nearly solid, Dilbilgisi

2:05

Bu bağlantılı yapı, sıvı yumurtayı neredeyse katı hale getirir,

Dilbilgisi

make + nesne + sıfat: makes the runny egg nearly solid

Burada makes, make + nesne + sıfat kalıbını kullanır. The runny egg etkilenen nesnedir; nearly solid ise ortaya çıkan durumu belirten bir sıfat öbeğidir. Nearly, solid sözcüğünü niteler; yani yumurta neredeyse katıdır ama tamamen katı değildir. Etkilenen kişiyi veya şeyi doğrudan make fiilinden sonra, sonucu belirten sıfatı da onun ardından getirin. Bu kalıpta to be kullanılmaz: make the room warm denir, make the room to be warm denmez.

Alıştırma

Sonucu anlatmak için make + nesne + sıfat kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The new window makes the room warmer.
  2. The new window makes warmer the room.
  3. The new window makes the room to be warmer.
Cevabı göster

The new window makes the room warmer.

giving substance to squishy dough.

2:09

yumuşak hamura yoğunluk kazandırır.

Water boils away at 212 degrees. Öbek fiiller

2:12

Su 212 derecede kaynar ve buharlaşır.

Öbek fiiller

boil away: kaynayarak yok olmak

Water boils away ifadesinde boil away, su kaynamaya devam ederken miktarının giderek azalması veya tamamen yok olması anlamına gelir. Away, sıvının tükenmesi ya da ortadan kalkması sonucunu ekler; ifade yalnızca suyun kaynama noktasına ulaştığını söylemez. Kaynama bir sıvının azalmasına veya yok olmasına neden olduğunda boil away kullanın. Bu genellikle sıvının buhara dönüşmesiyle olur.

Alıştırma

Bir tencere, içinde neredeyse hiç su kalmayana kadar ocakta bırakıldı. Bu sonucu en açık biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The water reached a boil.
  2. Most of the water was boiling.
  3. Most of the water boiled away.
Cevabı göster

Most of the water boiled away.

So, like mud baking in the sun, Anlatım akışı

2:14

Yani, güneşte pişen çamur gibi,

Anlatım akışı

So, like mud baking in the sun: benzetmeyle sonuç bildirmek

So, konuşanın daha önce belirtilen bir neden ya da süreçten bunun sonucuna geçtiğini gösterir. Açıklamayı takip etmeyi kolaylaştırır: sırada söylenecek olan şey sonuçtur. Like mud baking in the sun, asıl sonuçtan önce tanıdık bir benzetme ekler. Güneşte ısınan çamurun nemini kaybedip sertleşmesi, sonraki açıklamayı gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Buradaki baking, fırında pişmek değil, güneşte ısınıp kurumak anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu tanıtmak için so, benzetme eklemek için like kullanıyor?

  1. The thin paper bent as it dried, but the leaf stayed flat.
  2. Because the thin paper bent, the leaf curled in the heat.
  3. So, like a leaf curling in the heat, the thin paper bent as it dried.
Cevabı göster

So, like a leaf curling in the heat, the thin paper bent as it dried.

your cookie gets dried out and it stiffens. Öbek fiiller

2:16

kurabiyeniz kurur ve sertleşir.

Öbek fiiller

gets dried out: nem kaybederek kurumak

Gets dried out, “nemini kaybettiği için kurur” anlamına gelir. get + geçmiş zaman ortacı bir durum değişikliğini gösterir; out ise nemin büyük bölümünün kaybolduğunu vurgular. Bu cümlede kurabiye nemini kaybettikten sonra sertleşir. Yiyecekler için dried out çoğu zaman istenmeyen, aşırı kuru bir dokuyu ima eder. Aynı ifade nemini kaybetmiş cilt, toprak, mürekkep veya keçeli kalemler için de kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “nemini kaybedip aşırı kurumak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: If you leave the bag open, the bread may ____.

Cevabı göster

get dried out

Cracks spread across its surface.

2:19

Yüzeyine çatlaklar yayılır.

The steam that was bubbling inside evaporates,

2:21

İçeride köpüren buhar buharlaşarak

leaving behind airy pockets Öbek fiiller

2:24

geride kurabiyeyi hafif ve pul pul yapan

Öbek fiiller

leaving behind airy pockets: geride kalan sonucu anlatmak

Bu cümlede leaving behind airy pockets, buhar uçup gittiğinde hava dolu küçük boşlukların kaldığı anlamına gelir. Airy pockets, giysideki cepler değil, içinde hava bulunan küçük boşluklardır. leaving behind ... biçimindeki -ing yan cümlesi, ana olay olan evaporates'in sonucunu ekler. olay + virgül + leaving behind + isim kalıbı, bir şey kaybolduktan, uzaklaştıktan veya sona erdikten sonra geriye ne kaldığını sık sık gösterir.

Alıştırma

Cümleyi leave behind ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The candle melted away, ____ a small pool of wax.

Cevabı göster

leaving behind

that make the cookie light and flaky. Dilbilgisi

2:25

hava cepleri bırakır.

Dilbilgisi

that make the cookie light and flaky: bir şeyin etkisini açıklamak

That, önceki ifadede yer alan çoğul airy pockets ismini niteleyen bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yan cümle, bu boşlukların ne yaptığını açıklar. that özne olduğu ve çoğul pockets sözcüğüne gönderme yaptığı için fiil makes değil make olur. Yan cümlede make + nesne + sıfatlar yapısı, ortaya çıkan niteliği anlatır. the cookie nesnedir; light ve flaky ise birbirine bağlanmış iki sıfattır. Burada light dokunun yoğun veya ağır olmadığını, flaky ise ince ve çıtır katmanlara ayrıldığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle çoğul bir isimden sonra that make + nesne + sıfatlar yapısını doğru kullanır?

  1. The tiny air bubbles that makes the cake light and soft are trapped in the batter.
  2. The tiny air bubbles that make the cake lightly and softly are trapped in the batter.
  3. The tiny air bubbles that make the cake light and soft are trapped in the batter.
Cevabı göster

The tiny air bubbles that make the cake light and soft are trapped in the batter.

Helping this along is your leavening agent, Notlar

2:27

Buna yardımcı olan kabartıcı maddenizdir,

Dilbilgisi

Helping this along is...: önce eylem, sonra özne

Bu cümlede bilgiyi sunmak için devrik bir yapı kullanılır. -ing yan cümlesi Helping this along önce gelir; ardından is ve sona bırakılan özne your leavening agent gelir. Özne başta olacak şekilde normal sıralama Your leavening agent is helping this along. olurdu. Bu sıralama, daha önce konuşulan süreçle başlar ve yeni tanıtılan bilgiyi sona bırakır. Açıklamada hafif bir beklenti yaratır: dinleyen kişi önce ne olduğunu, ardından bunu neyin yaptığını öğrenir.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı şekilde -ing yan cümlesi önce, özne ise sonda verilmiştir?

  1. The project is moving forward, and the city may offer a grant.
  2. Helping the project move forward is a grant from the city.
  3. A grant from the city helps the project move forward.
Cevabı göster

Helping the project move forward is a grant from the city.

sodium bicarbonate, or baking soda.

2:30

sodyum bikarbonat veya karbonat.

Kültür

leavening agent, sodium bicarbonate, or baking soda: kategori ve adlar

Leavening agent işlevsel bir kategoridir: hamurun veya kek karışımının kabarmasına yardımcı olan maddeyi belirtir. Bu bağlamdaki belirli kabartıcı sodium bicarbonate'tır; bunun ABD'deki günlük adı baking soda'dır. Buradaki or başka bir adı tanıtır; üç ayrı malzeme sunmaz. Sodium bicarbonate ile baking soda aynı maddenin adlarıdır, leavening agent ise daha geniş kategoridir.

Alıştırma

Bu cümledeki üç adın birbiriyle ilişkisi nedir?

  1. Bunlar birbiriyle ilgisiz ve hepsinin eklenmesi gereken üç malzemedir.
  2. Baking soda her tür leavening agent için kullanılan kimyasal addır.
  3. Buradaki leavening agent tek bir maddedir; kimyasal adı sodium bicarbonate, günlük adı ise baking soda'dır.
Cevabı göster

Buradaki leavening agent tek bir maddedir; kimyasal adı sodium bicarbonate, günlük adı ise baking soda'dır.

The sodium bicarbonate reacts with acids Kalıp ifadeler

2:32

Sodyum bikarbonat hamurdaki asitlerle

Kalıp ifadeler

reacts with acids: react with + madde

React with, başka bir maddeyle birlikte kimyasal değişime uğramak anlamına gelir. A reacts with B kalıbında A ve B, tepkimeye katılan maddeleri belirtir. Burada reacts geniş zamandadır çünkü cümle genel bir bilimsel gerçeği ifade eder. Tekil özne The sodium bicarbonate, üçüncü tekil kişi biçimi olan reacts fiilini gerektirir.

Alıştırma

Cümleyi react with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Zinc ____ hydrochloric acid and releases hydrogen gas.

Cevabı göster

reacts with

in the dough to create carbon dioxide gas, Dilbilgisi

2:34

reaksiyona girerek karbondioksit gazı oluşturur,

Dilbilgisi

to create carbon dioxide gas: süreç + to create + ürün

To create carbon dioxide gas, tepkimeyi onun ürettiği maddeye bağlayan bir mastar ifadesidir. Bu cümlede tepkimenin sonucunu veya işlevini belirtir: karbondioksit gazı oluşur. Bilimsel açıklamalarda ve süreç anlatımlarında süreç + to + fiil yapısı, bir sürecin ürününü veya sonucunu göstermek için sıkça kullanılır. Buradaki to, sodyum bikarbonatın bilinçli bir amacı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Süreç açıklamasını create fiilini mastar biçiminde kullanarak tamamlayın: Recycled glass is melted and shaped ____ new bottles.

Cevabı göster

to create

which makes airy pockets in your cookie.

2:37

bu da kurabiyenizde hava cepleri yaratır.

Now, it's nearly ready

2:39

Şimdi, serin bir bardak süte

for a refreshing dunk Kelime

2:41

ferahlatıcı bir dalış yapmak için

in a cool glass of milk.

2:43

neredeyse hazır.

Kelime

for a refreshing dunk in a cool glass of milk: isim olarak dunk

Burada dunk, bir şeyi sıvıya hızla batırıp yeniden çıkarmak anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Bu yiyecek bağlamında, yiyecek kısa süreliğine soğuk süte batırılmak üzeredir. Cümlede ready for ifadesinden sonra a refreshing dunk isim öbeği gelir. Refreshing, soğuk süte batırma hareketini hoş ve çekici bir deneyim gibi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede dunk, bir yiyeceği sıvıya kısa süreliğine batırmayı anlatan isim olarak kullanılmıştır?

  1. She left the biscuit soaking in her tea for an hour.
  2. She gave the biscuit a quick dunk in her tea.
  3. The player dunked the ball through the hoop.
Cevabı göster

She gave the biscuit a quick dunk in her tea.

One of science's tastiest reactions Deyimler

2:45

Bilimin en lezzetli reaksiyonlarından biri

occurs at 310 degrees.

2:47

310 derecede gerçekleşir.

Deyimler

One of science's tastiest reactions: tastiest sözcüğünün eğlenceli kullanımı

Tasty normalde yiyecekleri niteler. Burada tastiest, bilimsel bir tepkime için eğlenceli biçimde kullanılır; çünkü bu tepkime lezzetli tatların, kokuların ve kızarmış rengin oluşmasına yardımcı olur. Tepkimenin kendisinin tadına bakıldığı söylenmez. One of science's ... reactions, bilimin incelediği veya açıkladığı tepkimelerden biri demektir. Beklenmedik sıfat, bilimsel açıklamayı canlı ve samimi kılar.

Alıştırma

One of science's tastiest reactions burada ne anlatıyor?

  1. Tepkimenin lezzetli yiyecekler oluşturmaya yardımcı olduğunu eğlenceli biçimde söyler.
  2. Tat öznel olduğu için tepkimenin güvenilmez olduğunu söyler.
  3. Tepkimenin kendisinin bilim insanlarının yediği bir atıştırmalık olduğunu söyler.
Cevabı göster

Tepkimenin lezzetli yiyecekler oluşturmaya yardımcı olduğunu eğlenceli biçimde söyler.

This is the temperature for Maillard reactions. Kültür

2:50

Bu, Maillard reaksiyonları için sıcaklıktır.

Kültür

for Maillard reactions: esmerleşme ve lezzet kimyası

Maillard reaksiyonları, yiyecek ısıtıldığında amino asitler gibi protein parçaları ile belirli şekerler arasında gerçekleşen kimyasal reaksiyonlardır. Kahverengi rengin ve kavrulmuş, kuruyemişsi ya da iştah açıcı aroma ve tatların oluşmasına yardımcı olurlar. the temperature for Maillard reactions ifadesinde for, bu kimyanın gerçekleşebileceği sıcaklığı gösterir. Bu terim, yalnızca karamelizasyonun başka bir adı değildir; karamelizasyon, temel olarak şekerlerin ısıtılmasıyla oluşan esmerleşmedir.

Alıştırma

Maillard reactions yemek pişirmede neyi açıklamaya yardımcı olur?

  1. Kahverengi renk ve yeni kavrulmuş ya da iştah açıcı aroma ve tatlar
  2. Yiyeceğin fırından çıktıktan sonra soğuması
  3. Proteinle ilgili bileşenlerin rolü olmadan yalnızca şekerin erimesi
Cevabı göster

Kahverengi renk ve yeni kavrulmuş ya da iştah açıcı aroma ve tatlar

Maillard reactions result when proteins and sugars Dilbilgisi

2:52

Maillard reaksiyonları, proteinler ve şekerler

break down and rearrange themselves, Öbek fiiller

2:55

parçalanıp kendilerini yeniden düzenlediğinde meydana gelir,

Öbek fiiller

Kimyasal bir süreçte break down and rearrange themselves

Burada break down, kimyasal bir süreçte «parçalanmak» anlamındadır: proteinler ve şekerler mevcut moleküler yapılarından daha küçük ya da değişmiş parçalara dönüşür. Bir makinenin bozulması ya da bir insanın duygusal kontrolünü kaybetmesi anlamına gelmez. Rearrange themselves, bu parçaların daha sonra yeni bir düzen alması demektir. Çoğul dönüşlülük zamiri themselves, proteins and sugars ifadesine gönderme yapar; bilinçli bir eylem anlatmaz. and ile bağlanan fiiller, moleküler değişimin birbiriyle bağlantılı aşamalarını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede break down, bilimsel bir süreçte «parçalanmak» anlamında kullanılmıştır?

  1. After the bad news, he broke down and cried.
  2. The old printer broke down during the test.
  3. During the reaction, the molecules break down and rearrange themselves into new structures.
Cevabı göster

During the reaction, the molecules break down and rearrange themselves into new structures.

forming ring-like structures, Dilbilgisi

2:57

halka benzeri yapılar oluştururlar,

Dilbilgisi

Maillard reactions result when ...: bir koşulu belirtmek

Burada result, “gerçekleşmek” veya “ortaya çıkmak” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Maillard reactions olayı adlandırır; when yan cümlesi ise bu olayın gerçekleştiği koşulu veya süreci verir. X results when + tam yan cümle kalıbını kullanın. Örnekte proteins and sugars, when yan cümlesinin öznesidir; break down and rearrange ise fiil grubudur. Bu kalıp, bilimsel açıklamalarda yaygın olan resmî ve açıklayıcı bir tona sahiptir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir olayın gerçekleşme koşulunu belirtmek için result when kullanır?

  1. Condensation results when moist air touches a cold surface.
  2. Condensation results in water droplets on the glass.
  3. Condensation results from cooling water vapor.
Cevabı göster

Condensation results when moist air touches a cold surface.

Dilbilgisi

forming ring-like structures: sonucu belirten bir -ing yan cümlesi

Virgülden sonraki forming öbeği, -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Ayrı belirtilmiş bir öznesi yoktur; örtük öznesi hemen önce anlatılan süreçten anlaşılır. Bu öbek, o sürecin sonucunu verir: halka benzeri yapılar oluşur. ring-like sözcüğündeki -like son eki «benzer» ya da «şeklinde» anlamına gelir. Bu nedenle ring-like structures, halkalara benzeyen yapılardır; kusursuz birer daire olmaları gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümlede ilk olayın sonucunu göstermek için virgül + -ing öbeği doğru kullanılmıştır?

  1. The hot vapor cooled rapidly, to forming tiny droplets.
  2. The hot vapor cooled rapidly, forming tiny droplets.
  3. The hot vapor cooled rapidly, formed tiny droplets.
Cevabı göster

The hot vapor cooled rapidly, forming tiny droplets.

which reflect light in a way Dilbilgisi

2:59

ışığı öyle bir şekilde yansıtırlar ki

that gives foods like Thanksgiving turkey Kültür

3:00

Şükran Günü hindisi

and hamburgers their distinctive,

3:02

ve hamburger gibi yiyeceklere

rich brown color.

3:05

ayırt edici, zengin kahverengi rengini verirler.

Dilbilgisi

reflect light in a way that gives ... color: biçim ile etkiyi bağlamak

in a way that ifadesi, bir eylemi onun gerçekleştiği belirli biçime bağlar. Burada yapılar ışığı yansıtır ve that yan cümlesi bu yansıtma biçiminin özel yanını açıklar: yiyeceklerin belirli bir renkte görünmesini sağlar. gives foods ... their distinctive, rich brown color ifadesindeki give, “teslim etmek” değil, “sahip olmasını sağlamak” anlamındadır. give + alan + şey/sonuç kalıbı, ışığı yansıtma etkisinin yiyeceklerin o tanınabilir yoğun kahverengi renge sahip olmasını sağladığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “bu etkiyi oluşturacak bir biçimde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The glass bends light ____ creates a rainbow.

Cevabı göster

in a way that

Kültür

foods like Thanksgiving turkey and hamburgers: tanıdık yiyecek örnekleri

foods like Thanksgiving turkey and hamburgers ifadesindeki like, “örneğin” veya “gibi” anlamındadır. Bu iki yiyecek yalnızca örnektir, listenin tamamı değildir; like burada “sevmek” anlamındaki fiil de değildir. Thanksgiving turkey, ABD'deki Şükran Günü'nde geleneksel olarak sunulan fırında pişmiş hindidir. Hindinin kahverengileşmiş derisi ve pişmiş bir hamburger köftesinin kızarmış yüzeyi, anlatılan yoğun kahverenginin tanıdık örnekleridir.

Alıştırma

Burada Thanksgiving turkey ve hamburgers neden belirtiliyor?

  1. Aynı bayram yemeğinin iki farklı adıdır.
  2. Kahverengiye dönüşebilen tek yiyecekler bunlardır.
  3. Pişmiş yüzeyi yoğun kahverengi olabilen yiyeceklerin tanıdık örnekleridir.
Cevabı göster

Pişmiş yüzeyi yoğun kahverengi olabilen yiyeceklerin tanıdık örnekleridir.

As this reaction occurs,

3:06

Bu reaksiyon gerçekleştiğinde,

it produces a range of flavor Kalıp ifadeler

3:08

çeşitli tat ve aroma

and aroma compounds,

3:09

bileşikleri üretir,

Kalıp ifadeler

produces a range of flavor and aroma compounds: çeşitli ürünleri anlatma

Bu bilimsel açıklamada it, reaction ifadesine gönderme yapar; produces ise tepkimenin sonucunda “maddelerin oluşmasını sağlamak” anlamındadır. Özne it tekil olduğu için fiil produces biçimindedir. a range of + çoğul isim kalıbı “birçok farklı türde” anlamına gelir. Burada flavor ve aroma, compounds sözcüğünü niteler; yani tepkime, tat ve kokuya katkıda bulunan birçok türde bileşik oluşturur.

Alıştırma

Hedef kalıp produce + a range of ile cümleyi tamamlayın: This machine ____ sounds for the game.

Cevabı göster

produces a range of

which also react with each other, Kalıp ifadeler

3:11

bunlar da birbirleriyle reaksiyona girerek

forming even more complex tastes and smells. Dilbilgisi

3:12

daha karmaşık tatlar ve kokular oluştururlar.

Kalıp ifadeler

which also react with each other: karşılıklı eylemi ifade etme

Which, daha önce geçen flavor and aroma compounds ifadesine gönderme yapar ve bu yan cümleyi önceki açıklamaya bağlar. Also ise bu bileşiklerin yaptığı başka bir şeyi ekler. React, diğer maddeden önce normalde with ile kullanılır. Çoğul bir grup için react with each other dendiğinde, grubun üyelerinin karşılıklı olarak, yani bir bileşiğin başka bir bileşikle tepkimeye girdiği anlatılır. Her bileşiğin yalnızca kendi üzerinde etkili olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle iki kimyasalın karşılıklı olarak tepkimeye girdiğini söyler?

  1. The two chemicals react by themselves when heated.
  2. Each chemical reacts with the container when heated.
  3. The two chemicals react with each other when heated.
Cevabı göster

The two chemicals react with each other when heated.

Dilbilgisi

forming even more complex tastes and smells: sonuç bildiren bir -ing öbeği

forming even more complex tastes and smells şeklindeki -ing öbeği, hemen önce anlatılan eylemin sonucunu ekler. Önceki sürecin yeni tatların ve kokuların oluşmasına neden olduğunu anlatır. forming ile bağlantılı özne veya neden tekrar edilmez; önceki cümleden anlaşılır. even more complex ifadesinde more karşılaştırma yapar, even ise bu karşılaştırmayı güçlendirir. Yeni tatlar ve kokular yalnızca karmaşık değildir; daha önce sözü edilenlerden daha yüksek bir karmaşıklık düzeyine ulaşır.

Alıştırma

Hangi cümle, ek bir sonucu göstermek için -ing öbeğini ve karşılaştırmayı güçlendirmek için even sözcüğünü doğal biçimde kullanır?

  1. The colors blend, create even more vivid a pattern.
  2. The colors blend, creating an even more vivid pattern.
  3. The colors blend, creating an most vivid pattern.
Cevabı göster

The colors blend, creating an even more vivid pattern.

Caramelization is the last reaction Kalıp ifadeler

3:16

Karamelizasyon, kurabiyenizin içinde gerçekleşen

to take place inside your cookie.

3:18

son reaksiyondur.

Kalıp ifadeler

the last reaction to take place: 'gerçekleşmek' anlamındaki take place

the last reaction to take place ifadesinde take place, gerçekleşmek veya meydana gelmek anlamına gelir. Bir tepkimenin gerçekleşmesini anlatır; fiziksel olarak bir yeri almak anlamına gelmez. to take place, reaction sözcüğünü niteleyen bir mastar öbeğidir. the last + isim + to + fiil kalıbı, bir grupta eylemin en son gerçekleştiği üyeyi gösterir. Burada diğer tüm tepkimelerden sonra gerçekleşen tepkimeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi take place ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The final stage ____ at a higher temperature.

Cevabı göster

takes place

Caramelization is what happens when sugar molecules Dilbilgisi

3:20

Karamelizasyon, şeker molekülleri

break down under high heat, Öbek fiiller

3:24

yüksek ısı altında parçalandığında

Dilbilgisi

Caramelization is what happens when ...: bir süreci koşullarıyla tanımlamak

X is what happens when Y kalıbı, X'i ortaya çıkaran süreci veya koşulu belirterek X'i açıklar. Bu cümlede what happens “gerçekleşen olay ya da sonuç” anlamına gelir; when'den sonraki yan cümle ise koşulu verir: şeker molekülleri yüksek ısı altında ayrışır. Bu kalıp olayları, süreçleri veya sonuçları açıklamak için kullanılabilir. Tanımlanan şeyi is ifadesinden önce yerleştirin; ardından when'den sonra olayın nasıl gerçekleştiğini açıklayan tam bir yan cümle kullanın.

Alıştırma

Hedef kalıpla tanımı tamamlayın: Static electricity ____ electrical charges build up on an object's surface.

Cevabı göster

is what happens when

Öbek fiiller

break down under high heat: yüksek ısı altında ayrışmak

Burada break down “ayrışmak” anlamına gelir: şeker moleküllerinin kimyasal yapısı değişir ve başka maddeler oluşur. Bir makinenin çalışmayı durdurması anlamında değildir. Under high heat, yoğun ısıyı moleküller üzerinde etkili olan koşul olarak gösterir. Dolayısıyla break down under high heat “yoğun ısıya maruz kalınca ayrışmak” demektir. Aynı yapı, malzemelerin, besinlerin veya kimyasal maddelerin ısı, basınç ya da başka kuvvetler altında değişmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede under high heat, yoğun ısıyı ayrışmaya neden olan koşul olarak gösterir?

  1. The enzyme works best at low temperatures.
  2. Cook the onions over high heat for two minutes.
  3. Some vitamins break down under high heat.
Cevabı göster

Some vitamins break down under high heat.

forming the sweet, nutty, Kalıp ifadeler

3:26

karameli tanımlayan tatlı, fındıksı,

and slightly bitter flavor compounds

3:27

ve hafif acı tat bileşenlerini

Kalıp ifadeler

sweet, nutty, and slightly bitter flavor compounds: paralel tat betimlemeleri

Sweet, nutty ve slightly bitter, flavor compounds ifadesini birlikte niteleyen paralel duyusal betimlemelerdir. Sweet tatlılığı belirtir, nutty kuruyemişe benzeyen bir tat veya aromayı çağrıştırır, slightly bitter ise hafif acı demektir. Virgüller betimlemeleri ayırır ve and bağlacı sonuncuyu ekler. Slightly yalnızca bitter sözcüğünü niteler; böylece ifade, acılığı güçlü göstermeden birkaç tat katmanını bir arada sunar.

Alıştırma

Hangi cümle paralel duyusal sıfatları doğal biçimde birleştiriyor?

  1. The sauce has a sweet and smokily slight spice flavor.
  2. The sauce has sweet, smoke, and slight bitterly flavor.
  3. The sauce has a sweet, smoky, and slightly spicy flavor.
Cevabı göster

The sauce has a sweet, smoky, and slightly spicy flavor.

that define, well, caramel. Ton ve niyet

3:30

oluşturduğunda meydana gelen şeydir.

Ton ve niyet

define, well, caramel ifadesindeki parantez işlevli well

define, well, caramel ifadesinde well, «iyi bir şekilde» anlamına gelen bir zarf değil, parantez işlevli bir söylem belirtecidir. Çıkarıldığında geriye temel yan cümle olan that define caramel kalır; well bu yapının dışındadır. Konuşmacı, açık cevap olan caramel sözcüğünü söylemeden hemen önce duraklar. Bu, açıklamaya konuşma havası ve hafif bir mizah katar. Başka bağlamlarda well sözcüğünün bu kullanımı düşünmek için zaman kazandırabilir veya bir cevabın başlangıcını yumuşatabilir.

Alıştırma

“that define, well, caramel” ifadesinde well ne işe yarıyor?

  1. Karamelin sağlıklı olduğu anlamına gelir.
  2. Bileşiklerin karameli ustalıkla tanımladığı anlamına gelir.
  3. Konuşmacı açık cevabı vermeden önce konuşma diline özgü bir duraklamayı belirtir.
Cevabı göster

Konuşmacı açık cevabı vermeden önce konuşma diline özgü bir duraklamayı belirtir.

And in fact, if your recipe Kalıp ifadeler

3:32

Ve aslında, eğer tarifiniz

calls for a 350 degree oven,

3:33

350 derecelik bir fırın gerektiriyorsa,

Kalıp ifadeler

recipe calls for a 350 degree oven: calls for, gerektirir anlamında

Bu cümlede calls for, gerektirir veya belirtir anlamındadır. Gereksinimi belirleyen tariftir ve a 350-degree oven gerekli koşuldur; telefonla arama söz konusu değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X calls for Y şeklindedir. Bir tarif, talimat, plan, kural veya durum neye ihtiyaç olduğunu belirttiğinde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi call for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This recipe ____ two eggs.

Cevabı göster

calls for

it'll never happen, Dilbilgisi

3:35

bu asla olmayacaktır,

since caramelization starts at 356 degrees.

3:37

çünkü karamelizasyon 356 derecede başlar.

Dilbilgisi

since caramelization starts at 356 degrees: since, çünkü anlamında

Burada since, it'll never happen yargısının nedenini açıklar. Since sonrasındaki yan cümle sebebi verir: karamelizasyon 356 derecede başlar, dolayısıyla belirtilen 350 derecede başlayamaz. Since bir ifadeyi, o ifadenin neden doğru olduğuna dair açıklamayla bağladığında because gibi işlev görür. Bu, since sözcüğünün neden bildiren kullanımıdır; geçmişteki bir başlangıç noktasını gösteren zaman anlamı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede since ne anlama geliyor: The picnic is canceled, since it is raining.?

  1. -dığı zamandan beri
  2. çünkü
  3. -mesine rağmen
Cevabı göster

çünkü

If your ideal cookie is barely browned, Kelime

3:41

Eğer ideal kurabiyeniz hafif kızarmışsa,

Kelime

barely browned: neredeyse hiç kızarmamış

barely browned ifadesinde barely, “ancak belli olacak kadar” veya “neredeyse hiç” anlamına gelir. browned sözcüğünün derecesini çok düşürür: çok soluk bir kahverengi görünür, ancak yiyecek hâlâ neredeyse hiç kızarmamış durumdadır. Bir sıfatın veya geçmiş zaman ortacının önündeki barely, çoğu zaman bir seviyeye ancak ulaşıldığını gösterir. Burada ideal kurabiyenin rengi belirgin ya da koyu değil, en düşük düzeydedir.

Alıştırma

Cümleyi “neredeyse hiç kızarmamış” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The toast was ____, with only the faintest hint of color.

Cevabı göster

barely browned

like a northeasterner on a beach vacation, Kültür

3:43

plaj tatilindeki bir kuzeydoğulu gibi,

Kültür

like a northeasterner on a beach vacation: bölgesel ve şakacı bir benzetme

Like burada bir benzetme başlatır. northeasterner, Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeydoğusundan gelen kişi demektir. Şaka, daha soğuk ve daha az güneşli bir bölgeden gelen birinin plaja soluk ve henüz pek bronzlaşmamış bir tenle gelebileceği kalıp yargısına dayanır. Bağlamda bu görüntü, kurabiyenin barely browned, yani çok az kızarmış olduğu fikrini sürdürür. Bu, mizah amaçlı bir abartıdır; Kuzeydoğudan gelen herkes hakkında gerçek bir ifade değildir.

Alıştırma

Bu benzetme kurabiye hakkında ne anlatıyor?

  1. Yanmış ve neredeyse siyah olmuştur.
  2. Yalnızca biraz kahverengi olmuştur.
  3. Ortası hâlâ donmuştur.
Cevabı göster

Yalnızca biraz kahverengi olmuştur.

you could have set your oven to 310 degrees. Dilbilgisi

3:45

fırınınızı 310 dereceye ayarlayabilirdiniz.

Dilbilgisi

could have set: geçmişteki bir seçeneğe dönüp bakmak

Could have + geçmiş zaman ortacı, geçmişte mümkün olan bir eyleme dönüp bakar. could have set içinde set geçmiş zaman ortacıdır; set fiilinin yalın hâli, geçmiş zamanı ve geçmiş zaman ortacı aynı biçimdedir. Burada konuşan kişi, ilgili seçim yapıldıktan sonra 310 dereceyi başka bir fırın ayarı olarak sunuyor. Bu yapı çoğu zaman seçeneğin kullanılmadığını düşündürür; ancak bunu yalnızca dil bilgisi değil, bağlam doğrular.

Alıştırma

Cümleyi could have + set fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: You ____ the oven to a lower temperature before the cookies went in.

Cevabı göster

could have set

If you like your cookies

3:48

Eğer kurabiyelerinizin

to have a nice tan, Deyimler

3:49

güzel bir bronzluğa sahip olmasını isterseniz,

Deyimler

to have a nice tan: kızarmayı eğlenceli biçimde anlatmak

A tan, bir insanın cildinin güneşte kaldıktan sonra aldığı kahverengi renktir. Kurabiyeler gerçekten güneşte bronzlaşamaz; bu nedenle to have a nice tan onları insan gibi gösterir ve yüzeylerinin hoş biçimde kızardığı anlamına gelir. Bu ifade, yemek yorumuna teknik değil, eğlenceli bir hava verir. İnsan görünüşüne ait bir özellik yiyecek ya da nesnelere uygulandığında, ifadeyi kelimesi kelimesine okumak yerine görüntünün anlattığı görünür özelliği arayın.

Alıştırma

Bu cümlede to have a nice tan ne anlama geliyor?

  1. Pişirmeden önce güneşte beklemek
  2. Yüzeyin hoş biçimde kızarmasını eğlenceli bir dille anlatmak
  3. İçinin yanıp siyahlaşması
Cevabı göster

Yüzeyin hoş biçimde kızarmasını eğlenceli bir dille anlatmak

crank up the heat. Öbek fiiller

3:50

ateşi açın.

Öbek fiiller

crank up the heat: ısıyı belirgin biçimde artırmak

Crank up, bir şeyin seviyesini belirgin biçimde yükseltmek demektir. Burada crank up the heat, birine pişirme ısısını artırmasını söyleyen bir emir cümlesidir. crank up + isim kalıbı ses düzeyi, basınç, hız veya üretim gibi ayarlanabilir seviyelerle de kullanılabilir. Genellikle artışı güçlü ve enerjik gösterir.

Alıştırma

Bu açıklamadaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The music is too quiet, so let's ____ the volume.

Cevabı göster

crank up

Caramelization continues up to 390 degrees. Kalıp ifadeler

3:51

Karamelizasyon 390 dereceye kadar devam eder.

Kalıp ifadeler

continues up to 390 degrees: up to üst sınırı gösterir

up to + sayı yapısında up to, bir aralığın en yüksek noktasını veya üst sınırını gösterir. Continues up to 390 degrees, sıcaklık yükselirken sürecin devam ettiğini ve 390 derecenin üst sınır olduğunu anlatır. Bu yapı miktarlar, fiyatlar, süreler, hızlar ve kapasitelerle yaygın olarak kullanılır. Bir izin sınırını veya kapasiteyi anlatırken gerçek değer belirtilen en yüksek değerden daha düşük olabilir.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamını seçin: The meeting room can hold up to fifty people.

  1. Oda en fazla elli kişiyi alabilir.
  2. Odada her zaman tam olarak elli kişi bulunur.
  3. Oda yalnızca elliden fazla kişiyi alabilir.
Cevabı göster

Oda en fazla elli kişiyi alabilir.

And here's another trick.

3:55

Ve işte başka bir numara.

You don't need that kitchen timer.

3:57

O mutfak zamanlayıcısına ihtiyacınız yok.

Your nose is a sensitive Deyimler

3:59

Burnunuz hassas bir

scientific instrument.

4:00

bilimsel araçtır.

Deyimler

Your nose is a sensitive scientific instrument: koku alma duyusunu ölçüm aracına benzeten bir metafor

Bu cümle bir metafor kullanır: burnunuzu gerçek bir makine olarak değil, hassas bir bilimsel araç olarak anlatır. Sensitive, küçük değişiklikleri fark edebilmek demektir; bu nedenle benzetme, koku alma duyusunu aromaları hassas biçimde algılayan bir yöntem gibi sunar. Aktarılabilir fikir şudur: Bir beden duyusu karar vermeye yarayan kanıt sağladığında, ölçüm aracı gibi anlatılabilir.

Alıştırma

Bu metaforun temel anlamı nedir?

  1. Koku alma duyunuz küçük değişiklikleri algılayabilir ve karar vermenize yardımcı olabilir.
  2. Burnunuz fırının tam sıcaklığını ölçebilir.
  3. Koku alma duyunuzun yerini bir laboratuvar makinesi almalıdır.
Cevabı göster

Koku alma duyunuz küçük değişiklikleri algılayabilir ve karar vermenize yardımcı olabilir.

When you smell the nutty, Notlar

4:02

Maillard reaksiyonunun

toasty aromas of the Maillard

4:03

ve karamelizasyonun o fındıksı,

reaction and caramelization,

4:05

kızarmış kokularını aldığınızda,

Kalıp ifadeler

nutty, toasty aromas: kuruyemişi ve kızarmış yiyecekleri andıran aromalar

Bu yiyecek betimlemesinde nutty, kuruyemişi andıran bir kokuyu; toasty ise kızartma veya kavurmayla ilişkilendirilen sıcak ve esmerleşmiş bir kokuyu anlatır. İki sıfat da aromas sözcüğünü niteler ve kokunun farklı katmanlarını gösterir. Bu sözcükler aromanın neyi çağrıştırdığını belirtir; yiyeceğin içinde gerçekten kuruyemiş veya kızarmış ekmek bulunduğunu kanıtlamaz. Kahve, ekmek, çikolata ve başka fırınlanmış ya da kavrulmuş yiyecekleri anlatırken de sık kullanılır.

Alıştırma

Bir kahve betimlemesinde nutty, toasty aromas en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. İçine bütün kuruyemişler ve kızarmış ekmek parçaları eklendiğinin kanıtı
  2. Kuruyemişi ve kızarmış yiyecekleri andıran kokular
  3. Hiçbir kavrulmuş özellik taşımayan bir aroma
Cevabı göster

Kuruyemişi ve kızarmış yiyecekleri andıran kokular

your cookies are ready.

4:07

kurabiyeleriniz hazırdır.

Dilbilgisi

When you smell ..., your cookies are ready: işaretten sonuca giden kalıp

Baştaki When yan cümlesi gözlemlenebilir bir işareti belirtir: belirli aromaları koklarsınız. Ana cümle, bu işaretten çıkarılan sonucu verir: your cookies are ready. Yeniden kullanılabilir kalıp When + işaret veya değişiklik, + sonuç veya çıkarımdır. Yönergelerde ve genel kurallarda, işaret ortaya çıktığında belirtilen sonuca ulaşılmış olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hedef when yan cümlesi kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the indicator stops blinking, the update is complete.

Cevabı göster

When

Grab your glass of milk,

4:08

Bir bardak sütünüzü alın,

put your feet up, Deyimler

4:10

ayaklarınızı uzatın,

Deyimler

put your feet up: oturup rahatlamak

Put your feet up, çalışmayı bırakıp oturmak ve rahatlamak anlamına gelen günlük bir deyimdir. Ayakları yukarı kaldırarak dinlenme görüntüsünü çağrıştırabilir, ancak ayakların gerçekten yükseltilmesi gerekmez. Temel mesaj, özellikle işten, ev işlerinden veya başka yorucu bir etkinlikten sonra dinlenme zamanının geldiğidir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “oturup rahatlamak” anlamına gelen deyimle tamamlayın: The chores are done, so ____ for a while.

Cevabı göster

put your feet up

and reflect that science can be pretty sweet. Deyimler

4:11

ve bilimin oldukça tatlı olabileceğini düşünün.

Deyimler

reflect that science can be pretty sweet: sweet ile yapılan kelime oyunu

Burada reflect that, ardından gelen that yan cümlesindeki düşünce üzerinde durup düşünmek demektir. pretty sweet içindeki pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelir. Burada derece belirten bir zarftır; “güzel görünümlü” anlamındaki sıfat değildir. Sweet burada iki işlev taşır. Gerçek anlamıyla yiyecek temasındaki tatlı tada gönderme yapar; günlük İngilizcede sweet ayrıca “harika” veya “keyifli” anlamına gelebilir. Böylece cümle bir kelime oyunuyla biter: bilim keyifli gösterilirken sözcük seçimi tatlılığı da hatırlatır.

Alıştırma

pretty sweet bu cümlede nasıl bir etki yaratır?

  1. Bilimin güzel göründüğünü ama ondan keyif almanın zor olduğunu söyler.
  2. Bilimin kendisinin şeker içerdiğini iddia eder.
  3. Bilimi keyifli gösterirken gerçek anlamda tatlı bir tadı da hatırlatır.
Cevabı göster

Bilimi keyifli gösterirken gerçek anlamda tatlı bir tadı da hatırlatır.