Herkül Miti: 8 bitlik 12 Görev - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
976 kelime 144 kel/dk

Video özeti: Bu anlatı, Herkül’ü tanrıların yol açtığı bir trajediden başlayarak on iki tehlikeli görevi boyunca izliyor; zekâ, dayanıklılık ve kefaretin onun cezasını hem kişisel suçluluğa hem de dünyanın kaosuna karşı bir zafere nasıl dönüştürdüğünü gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Consumed by grief, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümle başındaki geçmiş ortaç öbeğinin öznenin duygusal durumunu nasıl kısa biçimde verdiğini ve sonraki eylemin nedenini aynı anda açıkladığını görün. Bu kalıp, resmî anlatılarda durum veya nedeni ayrı bir açıklama cümlesi kurmadan aktarmanızı sağlar. 2. got a taste of his own medicine — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Birinin daha önce başkalarına uyguladığı zalimce veya nahoş davranışın aynısını yaşaması anlamındaki deyimi tanıyın. Gerçek anlamda ilaçtan değil, ironik bir cezadan ya da kişinin eylemlerinin kendisine dönmesinden söz ederken kullanılır. 3. Through his labors, Hercules tamed the world's madness by atoning for his own. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Dünyanın deliliği ile Herkül’ün kendi deliliği arasındaki paralelliğin sonucu ana temaya nasıl bağladığını anlayın. Bu model, dışarıdaki bir başarıyı karakterin içsel dönüşümüyle ilişkilendiren güçlü bir kapanış yazmanıza yardımcı olur.

Bu derste

Hercules, son of Zeus and champion of humankind, Kültür

0:11

Zeus'un oğlu ve insanlığın şampiyonu Herkül,

Kültür

son of Zeus and champion of humankind: eş ad grubuyla kimlik bilgileri

son of Zeus and champion of humankind, Hercules adından sonra gelen açıklayıcı bir eş ad grubudur. and ile bağlanan iki ad öbeği de aynı kişiyi yeniden adlandırır ve onun soy bağı ile rolünü belirten iki bilgiyi hızla verir. Bu mitolojik bağlamda Zeus, Yunan tanrılarının kralıdır; champion ise bir spor yarışmasının galibi değil, bir topluluğu savunan kişi ya da onun kahraman temsilcisidir. “Ad + eş ad grubu” kalıbı mitlerde, biyografilerde ve tanıtımlarda kişinin kim olduğunu hemen anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

son of Zeus and champion of humankind, Hercules adından sonra ne yapıyor?

  1. Herkül’ün ziyaret edeceği iki yerin adını verir.
  2. Herkül’ün kimliği hakkında iki bilgi ekler.
  3. Herkül’ün yaptığı iki eylemi anlatır.
Cevabı göster

Herkül’ün kimliği hakkında iki bilgi ekler.

gazed in horror as he realized he had just committed the most unspeakable crime imaginable. Kalıp ifadeler

0:15

akla gelebilecek en tarif edilemez suçu az önce işlediğini fark edince dehşet içinde bakakaldı.

Kalıp ifadeler

gazed in horror: korkuyla uzun süre bakmak

gazed in horror, birinin yoğun korku veya şok hissederken bir süre boyunca sabit biçimde baktığını anlatır. Gaze, sürdürülen ve odaklanmış bir bakışı; in horror ise bu bakışa eşlik eden duyguyu belirtir. Cümlede bu ifade, gerçeği fark etmenin yarattığı şokla onun bakakaldığını gösterir. Anlatı dilinde gaze + duygu ifadesi, görülebilen bir hareketle karakterin tepkisini bir araya getirebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin korkutucu bir sahneye bir andan daha uzun süre baktığını gösterir?

  1. Ava glanced calmly at the clock and left.
  2. Ava gazed in horror at the water pouring across the floor.
  3. Ava searched carefully for her missing notebook.
Cevabı göster

Ava gazed in horror at the water pouring across the floor.

Kalıp ifadeler

just committed the most unspeakable crime imaginable: hayal edilebilecek en korkunç suçu az önce işledi

Commit a crime, “suç işlemek” demektir. Buradaki commit, “söz vermek” anlamına gelmez. Had just committed içinde just, eylemin onun bunu fark etmesinden çok kısa süre önce gerçekleştiğini gösterir. The most + sıfat + isim + imaginable kalıbı, bir betimlemeyi en uç noktaya taşır. Unspeakable, anlatılması zor olacak kadar korkunç veya sarsıcı anlamına gelir; dolayısıyla bütün ifade suçu birinin hayal edebileceği en kötü suç olarak sunar.

Alıştırma

Commit a crime eşdizimini geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The thief had just ____ a serious crime when the police arrived.

Cevabı göster

committed

The goddess Hera, who hated Hercules for being born of her husband's adultery, Kültür

0:22

Kocasının zinasından doğduğu için Herkül'den nefret eden tanrıça Hera,

Kültür

Hera, who hated Hercules...: Hera'nın Herkül'e duyduğu nefretin arka planı

Virgüller arasındaki who cümleciği, Hera tanıtılırken onun hakkında arka plan bilgisi ekler. Hem Herkül'e karşı tutumunu hem de bu tutumun nedenini anlatır; hangi Hera'dan söz edildiğini belirlemek için kullanılmaz. Hate someone for doing something yapısında doing genellikle nefret edilen kişinin yaptığı şeyi veya durumunu anlatır. Burada being born, Hercules'ü ifade eder. Hera, Zeus'un eşidir; bu nedenle her husband Zeus anlamına gelir. Her husband's adultery ise Herkül'ün doğumuna yol açan evlilik dışı ilişkiyi belirtir. Bu sıkıştırılmış arka plan, Hera'nın düşmanlığını açıklar.

Alıştırma

Virgüller arasındaki who cümleciğinin temel görevi nedir?

  1. Hera'nın zinadan doğduğunu söyler.
  2. Hera'nın düşmanlığını ve bunun nedenini arka plan olarak ekler.
  3. Herkül'ü Hera'nın kocası olarak tanımlar.
Cevabı göster

Hera'nın düşmanlığını ve bunun nedenini arka plan olarak ekler.

had stricken him with a temporary curse of madness, Kelime

0:28

onu geçici bir delilik lanetiyle vurmuştu

Kelime

had stricken him with a temporary curse: ona geçici bir lanet musallat etmek

Bu mitolojik cümlede strike someone with a curse, “bir laneti birinin üzerine salarak o kişiyi lanetten zarar görür hâle getirmek” demektir. Stricken burada strike fiilinin past participle biçimidir; fiziksel bir darbeyi anlatmaz. Had stricken, past perfect yapısındadır; yani lanet, hikâyedeki başka bir geçmiş olaydan önce gerçekleşmiştir. A temporary curse of madness, yalnızca sınırlı bir süre deliliğe yol açan bir lanettir.

Alıştırma

Burada had stricken him with a temporary curse of madness ne anlama geliyor?

  1. Kısa bir süre deli gibi davranmayı seçti.
  2. Lanet onun geçici bir delilik yaşamasına neden oldu.
  3. O deliyken biri ona fiziksel olarak vurdu.
Cevabı göster

Lanet onun geçici bir delilik yaşamasına neden oldu.

and his own family were the casualties.

0:31

ve kendi ailesi de bunun kurbanı olmuştu.

Consumed by grief, Dilbilgisi

0:35

Kederden tükenmiş olan

Dilbilgisi

Consumed by grief: cümle başında past participle öbeği

Consumed by grief, “kederin tamamen etkisi altında kalmış” demektir. Consumed burada edilgen ve mecazlı bir betimlemedir; “bir şeyi satın almak veya kullanmak” anlamına gelmez. Cümlenin başındaki bu past participle öbeği ana cümlenin öznesini betimler ve o kişinin neden harekete geçtiğini de ima edebilir. Hikâyede Hercules'ü betimlediği için sonraki cümlenin öznesi Hercules olmalıdır.

Alıştırma

Başlangıç öbeğinin ana cümlenin öznesini doğru biçimde niteleyip nitelemediğine karar verin: Consumed by grief, the empty house felt unbearable to Daniel.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Hercules sought out the Oracle of Delphi, Öbek fiiller

0:37

Herkül, Delphi Kahini'ni buldu.

Öbek fiiller

sought out: belirli bir kaynağı bilinçli olarak bulmak

“Sought out”, “seek out” ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Genellikle yardım veya bilgi almak amacıyla belirli bir kişiyi, yeri ya da kaynağı bilinçli bir çabayla bulup ona ulaşmak anlamına gelir. Burada Herkül, yol gösterilmesi için Kahin’i özellikle bulmaya gider. “Out”, “seek out” öbek fiilinin bir parçasıdır; yalnızca yön bildiren bir sözcük değildir. Nötr “look for” ile karşılaştırıldığında “seek out”, belirli bir hedef seçip ona bilinçli olarak ulaşmaya çalışmayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “seek out” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the first doctor could not help, Nina ____ a specialist.

Cevabı göster

sought out

who told him the path to atonement lay with his cousin, Kalıp ifadeler

0:40

Kahin ona kefaret yolunun kuzeni,

Kalıp ifadeler

the path to ... lay with ...: hedefe ulaşmanın anahtarı birindeydi

“The path to atonement”, ciddi bir yanlışın telafi edilmesini bir yoldan gidilerek ulaşılan hedef gibi anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen “the path to + isim” yapısı, “the path to peace” örneğinde olduğu gibi bir sonuca ulaşmanın yolunu belirtir. “Lay with his cousin” ifadesindeki “lay”, “lie” fiilinin geçmiş zamanıdır. Daha resmî olan “lie with + kişi veya grup” yapısı; sorumluluğun, yetkinin, cevabın veya anahtarın o kişi ya da grupta olduğunu belirtir. Burada Herkül’ün hatasını nasıl telafi edebileceğinin anahtarı kuzenindeydi.

Alıştırma

Cümleyi “path to” ve “lie with” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Everyone agreed that the ____ a cure ____ the research team.

Cevabı göster

path to · lay with

King Eurystheus of Tiryns,

0:43

Tiryns Kralı Eurystheus'tan geçtiğini söyledi;

a favorite of Hera's. Kalıp ifadeler

0:46

ki o da Hera'nın gözdesiydi.

Kalıp ifadeler

a favorite of Hera's: Hera'nın özellikle sevdiği biri

Bu cümlede favorite, “özellikle sevilen veya desteklenen kişi” anlamında sayılabilen bir isimdir. İfade, Eurystheus'u Hera'nın kayırdığı biri olarak tanımlar; Hera'nın sevdiği bir nesne olarak değil. a + isim + of + iyelik biçimi bir çift iyelik yapısıdır: a favorite of Hera's. Eurystheus'u Hera'nın kayırdığı kişilerden biri olarak gösterir. Aynı yapı a friend of mine ve a student of his ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Jordan'ın koçun en sevdiği kişilerden biri olduğunu belirten çift iyelik ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Jordan is ____ the coach's.

Cevabı göster

a favorite of

Eurystheus hoped to humiliate Hercules with 10 impossible tasks

0:48

Eurystheus, 10 imkansız görevle Herkül'ü küçük düşürmeyi umuyordu;

that pitted him against invincible monsters and unfathomable forces. Kalıp ifadeler

0:53

bu görevler onu yenilmez canavarlar ve akıl almaz güçlerle karşı karşıya getirecekti.

Kalıp ifadeler

pitted him against...: onu güçlü rakiplerle karşı karşıya getirdi

Burada pitted him against, “onu biriyle veya bir şeyle yarışma ya da mücadele etme durumuna soktu veya zorladı” anlamına gelir. Görevler, Herakles'in canavarları ve güçleri rakip olarak karşısına almasına neden oldu. Yeniden kullanılabilen yapı pit A against B biçimindedir. Burada pit bir fiildir; “derin çukur” anlamındaki isim değildir. Invincible “yenilmesi imkânsız” demektir. Unfathomable ise tamamen anlaşılamayacak kadar büyük veya gizemli güçleri anlatır.

Alıştırma

Cümleyi pit fiilinin geçmiş zamanı ve gerekli edatla tamamlayın: The draw ____ the rookie ____ the champion.

Cevabı göster

pitted · against

Instead, the king set the stage for an epic series of adventures Deyimler

0:59

Bunun yerine kral, epik bir dizi maceraya zemin hazırladı

Deyimler

set the stage for: sonraki gelişmeler için koşulları oluşturmak

Set the stage for, “daha sonraki bir olayı veya gelişmeyi mümkün kılan koşulları oluşturmak” anlamına gelen mecazlı bir ifadedir. Bu cümlede kralın davranışı, istemeden maceraların başlayacağı ortamı oluşturur; gerçek bir tiyatro sahnesi kurulmaz. Bu ifade neden ile sonraki gelişmeyi birbirine bağlar: önceki bir olayı gösterir ve ardından gelen şeyi bu olayın mümkün kıldığı bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “The first agreement set the stage for years of cooperation.” Burada set the stage for ne anlama geliyor?

  1. Daha sonraki her anlaşmanın başarılı olacağını garanti etti.
  2. Daha sonraki iş birliği için gerekli koşulları oluşturdu.
  3. Bir tiyatro gösterisini anlattı.
Cevabı göster

Daha sonraki iş birliği için gerekli koşulları oluşturdu.

that would come to be known as the Labors of Hercules. Kalıp ifadeler

1:04

ve bunlar daha sonra Herkül'ün Görevleri olarak bilinecekti.

Kalıp ifadeler

would come to be known as: daha sonra yerleşen bir ad

Would come to be known as, bir hikâyedeki geçmiş noktadan geleceğe bakar: o önceki andan sonra bu ad yerleşecektir. Buradaki would varsayımsal bir koşul değil, geçmişten bakıldığında geleceği ifade eder. Come to be known as, “sonunda belirli bir adla tanınır hâle gelmek” anlamındadır. Come to fiziksel hareketi değil, durum değişikliğini gösterir; be known as ise ardından daha sonra kullanılan adın veya unvanın geldiği edilgen bir yapıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmişteki daha önceki bir noktadan bakıldığında adın daha sonra yerleştiğini gösterir?

  1. The neighborhood would come to be known as the Arts District.
  2. The neighborhood was already known as the Arts District.
  3. The neighborhood might be called the Arts District tomorrow.
Cevabı göster

The neighborhood would come to be known as the Arts District.

The first labor was to slay the Nemean Lion, Kültür

1:09

İlk görev, kadınları kaçıran ve savaşçıları yutan

who kidnapped women and devoured warriors.

1:12

Nemea Aslanı'nı öldürmekti.

Kültür

The first labor was to slay the Nemean Lion: mitolojik bir kahramanın ilk görevi

Herkül mitinde labor, onun tamamlaması emredilen zorlu kahramanlık görevlerinden biridir; sıradan iş veya doğum anlamına gelmez. The first labor was to + fiil kalıbı, bu görevin neyi gerektirdiğini belirtir. Slay, edebî ve destansı bir üslupla “öldürmek” anlamına gelir. Nemean Lion, Herkül'ün ilk görevinde öldürmesi gereken mitolojik canavardır.

Alıştırma

Bu cümlede labor ne anlama geliyor?

  1. Zorlu bir kahramanlık görevi.
  2. Sıradan ücretli bir iş.
  3. Doğum süreci.
Cevabı göster

Zorlu bir kahramanlık görevi.

Its golden fur was impervious to arrows, Kelime

1:16

Aslanın altın postuna ok işlemiyordu,

Kelime

be impervious to arrows: okların geçirememesi

be impervious to + isim kalıbı, öznenin o şey tarafından delinmediğini veya ondan etkilenmediğini belirtir. Burada oklar aslanın altın renkli postunu delemez, dolayısıyla ona zarar veremez. Aynı kalıp material impervious to water örneğindeki gibi fiziksel bir engeli veya impervious to criticism örneğindeki gibi duygusal tepki eksikliğini anlatabilir. Strong sözcüğünden daha kesindir çünkü bir şeyin geçememesine veya hiçbir etkide bulunamamasına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi impervious to ile tamamlayın: Despite months of criticism, she seemed ____ it.

Cevabı göster

impervious to

but Hercules cornered the lion in its dark cave,

1:20

ancak Herkül onu karanlık mağarasında köşeye sıkıştırdı,

stunned it with a club, and strangled it with his bare hands. Kalıp ifadeler

1:24

bir sopayla sersemletti ve çıplak elleriyle boğdu.

Kalıp ifadeler

with his bare hands: araç veya silah kullanmadan

With his bare hands, eldiven takmadan ve araç ya da silah kullanmadan yalnızca ellerini kullandığı anlamına gelir. Cümlede with ile başlayan bölüm, hayvanı boğarken kullandığı yöntemi gösterir. Burada bare hands yalnızca ellerin açıkta olduğunu betimlemez. Ekipman kullanılmadığını vurgular ve eylemi özellikle tehlikeli ve etkileyici gösterir.

Alıştırma

Maya'nın hiçbir araç kullanmadan yalnızca eldivensiz ellerini kullandığını en açık biçimde hangi cümle söyler?

  1. Maya moved the heavy stone with her own hands.
  2. Maya moved the heavy stone with her bare hands.
  3. Maya moved the heavy stone by hand.
Cevabı göster

Maya moved the heavy stone with her bare hands.

He found no tool sharp enough to skin the beast Dilbilgisi

1:29

Canavarın derisini yüzecek kadar keskin bir alet bulamadı

Dilbilgisi

no tool sharp enough to skin: sıfat + enough + to kalıbı

No tool sharp enough to skin the beast ifadesinde sharp enough to skin, tool sözcüğünü niteler. Sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir özelliğin eylem için gereken düzeye ulaştığını belirtir. İsim öbeği no ile başladığı için hiçbir aletin bu düzeye ulaşmadığı anlatılır. Burada skin bir fiildir. To skin an animal, bir hayvanın derisini yüzmek anlamına gelir; buradaki skin isim değildir.

Alıştırma

Sıfat + enough + to kalıbını tamamlayın: The knife wasn't sharp ____ cut the rope.

Cevabı göster

enough to

until the goddess Athena suggested using one of its own claws. Dilbilgisi

1:32

ta ki tanrıça Athena, onun kendi pençelerinden birini kullanmasını önerene dek.

Dilbilgisi

one of its own claws: own ile aidiyeti vurgulama

one of its own claws ifadesinde one of, bir grubun içinden bir tanesinin seçildiğini belirtir; bu yüzden ardından çoğul claws adı gelir. Its iyelik belirleyicisidir; own ise vurguyu güçlendirerek pençenin yaratığın kendisine ait olduğunu belirtir. Bu vurgu cümlede zekice bir karşıtlık yaratır: çözüm dışarıdan bir araçtan değil, yaratığın kendi bedeninden gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp one of + iyelik belirleyicisi + own + çoğul addır; one of my own ideas buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi one of + its own + çoğul ad kalıbıyla tamamlayın: The robot repaired itself using ____.

Cevabı göster

one of its own tools

Hercules returned to Tiryns wearing the lion's hide, Dilbilgisi

1:38

Herkül, aslanın postunu giyerek Tiryns'e döndüğünde

Dilbilgisi

wearing the lion's hide: -ing öbeğiyle eş zamanlı bir durum ekleme

Wearing the lion's hide, Herkül'ün geri döndüğü andaki görüntüsünü ekleyen -ing'li bir ortaç öbeğidir. Postu giymiş halde geri döndüğünü anlatır; returned zamanı taşıyan ana fiildir, wearing ise eşlik eden bilgiyi verir. wearing sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi Hercules ile aynıdır. Burada hide, hayvan derisi anlamındaki bir addır; gizlemek anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, ana öznenin aynı anda ne yaptığını göstermek için cümle sonundaki -ing'li öbeği doğru kullanır?

  1. Carrying a stack of books, the classroom door opened.
  2. Lena walked into class carried a stack of books.
  3. Lena walked into class carrying a stack of books.
Cevabı göster

Lena walked into class carrying a stack of books.

frightening King Eurystheus so much that he hid in a wine jar. Dilbilgisi

1:42

Kral Eurystheus o kadar korktu ki bir şarap küpüne saklandı.

Dilbilgisi

so much that ...: dereceyi sonuca bağlamak

frighten someone so much that ... yapısında so much, kişinin ne kadar güçlü etkilendiğini; that ile başlayan yan cümle ise sonucu gösterir. Bu cümlede Eurystheus o kadar korkar ki bir şarap küpüne saklanır. so much that ifadesini derece ile sonucu bağlayan tek bir kalıp olarak düşün. Much burada nesnelerin miktarını değil, korkutmanın şiddetini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki derece-sonuç kalıbıyla tamamla: The movie scared Leo ____ he left the room.

Cevabı göster

so much that

From then on, Hercules was ordered to present his trophies at a safe distance. Notlar

1:48

O andan itibaren, Herkül'e ganimetlerini güvenli bir mesafeden sunması emredildi.

Anlatım akışı

From then on: geçmişteki bir olaydan sonra süren değişiklik

From then on, geçmişteki belirli bir zamana veya olaya gönderme yapar ve ondan sonra neyin geçerli hâle geldiğini gösterir. Önceki bir olayı, sonrasında devam eden yeni bir kural, alışkanlık veya durumla bağlayarak hikâyedeki bilgileri düzenler. Bu cümlede güvenli bir mesafeyi koruma emri, Herkül'ün yalnızca hemen sonraki sefer yaptığı bir şey olarak değil, devam eden bir düzenleme olarak sunulur.

Alıştırma

Nina geçen yıl anahtarını unuttu ve günlük düzenini değiştirdi. Yeni alışkanlığının o geçmiş olaydan sonra devam ettiğini hangi cümle gösterir?

  1. Then, Nina checked her bag once.
  2. From now on, Nina will check her bag before leaving.
  3. From then on, Nina checked her bag before leaving.
Cevabı göster

From then on, Nina checked her bag before leaving.

Kalıp ifadeler

present his trophies: resmî anlamdaki present fiili

Burada present, “bir şeyi resmî bir biçimde göstermek, sunmak veya teslim etmek” anlamına gelen bir fiildir. His trophies bu fiilin nesnesidir: Herkül kazandığı ganimetleri resmî olarak ortaya koymalıdır. At a safe distance eylemin nasıl yapılması gerektiğini gösterir: tehlikeden kaçınmak için yeterince uzakta kalmalıdır. Bu fiil öbeğinde present, “bir hediye” ya da “mevcut” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede present his trophies ne anlama gelir?

  1. ganimetlerini resmî olarak göstermek veya teslim etmek
  2. ganimetlerini birine hediye olarak vermek
  3. şu anda sahip olduğu ganimetleri anlatmak
Cevabı göster

ganimetlerini resmî olarak göstermek veya teslim etmek

The second target was the Lernaean Hydra, Kültür

1:53

İkinci hedef, çok başlı devasa bir yılan olan

a giant serpent with many heads.

1:57

Lernaean Hydra'ydı.

Kültür

the Lernaean Hydra: çok başlı dev bir yılan

The Lernaean Hydra, Yunan mitolojisindeki bir canavarın özel adıdır; sıradan bir yılan türünün adı değildir. Virgülden sonraki a giant serpent with many heads betimlemesi, onu gözünüzde canlandırmak için gereken en temel bilgiyi verir. Virgülden sonraki bu ifade bir apposition, yani açıklayıcı eşlemedir: the Lernaean Hydra adını başka sözlerle yeniden adlandırıp açıklar. Çok sayıda başı olması, hikâye daha sonra dövüş sırasında olanları anlatırken hatırlanması gereken temel özelliktir.

Alıştırma

Virgülden sonraki ifade, the Lernaean Hydra hakkında ne anlatıyor?

  1. İngilizcede bütün yılanların genel adıdır.
  2. Herkül’e yardım eden bir avcıdır.
  3. Birçok başı olan dev bir yılandır.
Cevabı göster

Birçok başı olan dev bir yılandır.

Hercules fought fiercely,

2:00

Herkül şiddetle savaştı

but every time he cut one head off, two more grew in its place. Dilbilgisi

2:02

ama her bir başı kestiğinde yerine iki tane daha çıkıyordu.

Dilbilgisi

every time ... two more grew: tekrarlanan koşul ve sonuç

Bu cümlede every time, tekrar tekrar yaşanan bir durumu başlatır: o ne zaman bir baş kesse. Ana cümle ise her seferinde tekrarlanan sonucu verir: kesilen başın bulunduğu yerde iki baş daha çıkıyordu. Her gerçekleşmede aynı sonucun ortaya çıktığını göstermek için every time + yan cümle, sonuç cümlesi yapısını kullanabilirsiniz. Burada ifade, belirli tek bir zamanı değil, tekrarlanan bir koşulu anlatır.

Alıştırma

Tekrarlanan bir koşul ve sonuç anlatmak için cümleyi every time ile tamamlayın: ____ the timer reaches zero, the oven beeps.

Cevabı göster

Every time

The battle was hopeless until his nephew Iolaus thought to cauterize the necks with fire, Kelime

2:06

Savaş, yeğeni Iolaus'un boyunları ateşle dağlayıp

Kelime

thought to cauterize ... with fire: çözüm fikrini bulmak

Burada thought to cauterize, İolaos'un çözüm olarak boyunları dağlama fikrini bulduğu anlamına gelir. Bu kullanımda think to do, bir şeyi yapmayı hatırlamak veya yapma fikrinin akla gelmesi demektir; birinin bunu yapması gerektiğine inanmak anlamına gelmez. Cauterize, dokuyu kapatmak için ısıyla yakmak anlamına gelen teknik bir fiildir. Hikâyede kesilmiş boyunlara ateş uygulamak, yeni başların çıkmasını engellemeyi amaçlayan taktiktir.

Alıştırma

Bu cümlede thought to cauterize the necks with fire ne anlama geliyor?

  1. İolaos hiçbir plan düşünmeden boyunları yanlışlıkla yaktı.
  2. İolaos boyun yaralarını yakarak kapatma fikrini buldu.
  3. İolaos boyunların kendisinin ateşten yapılmış olduğuna inanıyordu.
Cevabı göster

İolaos boyun yaralarını yakarak kapatma fikrini buldu.

keeping the heads from regrowing. Dilbilgisi

2:13

başların yeniden çıkmasını engellemeyi akıl etmesine kadar umutsuzdu.

Dilbilgisi

keeping the heads from regrowing: keep A from doing ile engelleme anlatmak

keep A from doing kalıbı, “A'nın bir şey yapmasını engellemek” anlamına gelir. keeping the heads from regrowing ifadesinde A, the heads; engellenen olay ise regrowing'dir. Yani başların yeniden büyümesi engellenir. İlk fiil cümleye uymak için biçim değiştirebilir; burada keeping kullanılmıştır. Ancak from'dan sonra -ing biçimi gelir: regrowing denir, regrow denmez.

Alıştırma

Parantezdeki fiili ve keep A from doing kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: These gloves keep my hands ____. (freeze)

Cevabı göster

from freezing

The dead serpent's remains became the Hydra constellation.

2:15

Ölü yılanın kalıntıları Hydra takımyıldızı oldu.

Instead of slaying a beast, Hercules next had to catch one alive. Anlatım akışı

2:20

Sırada, Herkül'ün bir canavarı öldürmek yerine onu canlı yakalaması vardı.

Anlatım akışı

Instead of slaying a beast: seçilmeyen eylemi önce belirtmek

Instead of slaying a beast ifadesi, seçilmeyen eylemi önce belirtmek için cümlenin başına gelir. Ardından ana cümle yeni görevi, had to catch one alive, verir. Bu sıra, öldürmekten canlı yakalamaya geçişi özellikle açık hâle getirir. Instead of ifadesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir. Burada slaying, baştaki ifade içinde yer alan -ing biçimidir; ana fiil değildir. Ana cümlenin fiil öbeği had to catch'tir.

Alıştırma

Seçilmeyen eylemi başa almak için Instead of + -ing kullanın: ____, Leo called his friend. (text)

Cevabı göster

Instead of texting

The Ceryneian Hind was a female deer so fast it could outrun an arrow. Dilbilgisi

2:26

Ceryneian Hind'i, bir oktan bile daha hızlı koşabilen dişi bir geyikti.

Dilbilgisi

so fast (that) it could outrun an arrow: bir oku geçebilecek kadar hızlı

so + sıfat + (that) + sonuç yan cümlesi yapısı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so fast hızın derecesini, it could outrun an arrow ise sonucu belirtir: geyik, bir oktan daha hızlı hareket edebilecek kadar hızlıydı. Tam biçim so fast that it could outrun an arrow şeklindedir. Konuşmada ve kısa anlatımlarda that düşürülebilir, ancak sonraki yan cümle ilgisiz, ayrı bir bilgi vermek yerine sonuç yapısını tamamlamaya devam eder.

Alıştırma

Hangi cümle yüksek bir derecenin bir sonuca yol açtığını göstermek için so + sıfat + isteğe bağlı that + sonuç yan cümlesi yapısını kullanır?

  1. The rain was so heavy the game was canceled.
  2. The rain was heavy, but the game continued.
  3. The game ended before the heavy rain began.
Cevabı göster

The rain was so heavy the game was canceled.

Hercules tracked it for a year,

2:32

Herkül onu bir yıl boyunca takip etti

finally trapping it in the northern land of Hyperborea.

2:34

ve sonunda kuzey diyarı Hyperborea'da tuzağa düşürdü.

The animal turned out to be sacred to Artemis, goddess of the hunt, Kalıp ifadeler

2:39

Hayvanın av tanrıçası Artemis için kutsal olduğu anlaşıldı

Kalıp ifadeler

turned out to be sacred to Artemis: Artemis için kutsal olduğu sonradan anlaşıldı

Turned out to be, daha sonra öğrenilen ve çoğu zaman önceden bilinmeyen ya da beklenmeyen bir gerçeği sunar. Hayvan arkasını dönmedi veya başka bir şeye dönüşmedi; insanlar onun başından beri sahip olduğu konumu sonradan öğrendi. Sacred to Artemis, hayvanın Artemis'le kutsal ve dinî bir bağının olduğunu ve ona ait ya da onun koruması altında kabul edildiğini anlatır. Yalnızca Artemis'in hayvanı sevdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede turned out to be sacred to Artemis ne anlama gelir?

  1. Hayvan Artemis'e dönüştü.
  2. İnsanlar, hayvanın Artemis'le kutsal bir bağı olduğunu sonradan öğrendi.
  3. Hayvan fiziksel olarak dönüp Artemis'e baktı.
Cevabı göster

İnsanlar, hayvanın Artemis'le kutsal bir bağı olduğunu sonradan öğrendi.

and Hercules swore to return it.

2:42

ve Herkül onu geri vereceğine yemin etti.

When Eurystheus saw the hind, he demanded to keep it instead,

2:45

Eurystheus geyiği gördüğünde kendisi saklamak istedi

but as soon as Hercules let go, the animal ran to its mistress. Dilbilgisi

2:49

ancak Herkül onu bıraktığı an hayvan sahibesine koştu.

Dilbilgisi

as soon as ... let go: olayların hemen art arda gelmesi

but as soon as Hercules let go ifadesinde as soon as bir zaman yan cümlesi başlatır. Hayvanın bir sonraki hareketinin Herkül onu bıraktıktan hemen sonra gerçekleştiğini gösterir; böylece olaylar hızlı ve doğrudan ilerler. Let go, elde tutulan bir şeyi serbest bırakmak anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Nesne zaten belliyse tek başına kullanılabilir; nesne açıkça söylenecekse let go of the rope gibi bir biçim kullanılır. But, Eurystheus'un talebinden hayvanın kaçışına geçişi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “hemen ardından” anlamındaki üç sözcüklü hedef bağlaçla tamamlayın: ____ the bell rang, the students lined up.

Cevabı göster

As soon as

Thus, Hercules completed his task without breaking his promise. Kalıp ifadeler

2:54

Böylece Herkül sözünü bozmadan görevini tamamlamış oldu.

Kalıp ifadeler

without breaking his promise: without + V-ing yapısı

Without + V-ing, bir eylem gerçekleşirken başka bir eylemin gerçekleşmediğini anlatır. Burada Herkül görevini tamamlamış ve aynı zamanda sözünü bozmamıştır. Without bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: break veya broke değil, breaking kullanılır. Break a promise, söz verilen şeyi yapmamak anlamındaki yaygın sözcük birleşimidir; buradaki break fiziksel bir kırılmayı anlatmaz.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin doğru biçimini kullanın: Mia returned the book on time without ____ her promise. (break)

Cevabı göster

breaking

The fourth mission was to capture the Erymanthian Boar,

2:59

Dördüncü görev, birçok tarlayı harap eden

which had ravaged many fields.

3:03

Erymanthian Yaban Domuzu'nu yakalamaktı.

Advised by the wise centaur Chiron, Dilbilgisi

3:06

Bilge sentor Chiron'un tavsiyesi üzerine,

Hercules trapped it by chasing it into thick snow. Dilbilgisi

3:10

Herkül onu kalın karın içine kovalayarak kapana kıstırdı.

Dilbilgisi

Advised by the wise centaur Chiron: cümle başında edilgen past participle öbeği

Advised by the wise centaur Chiron, cümle başında kullanılan ve edilgen anlam taşıyan bir past participle öbeğidir: Hercules, Chiron'ın tavsiyesini almıştır. Bu öbek, ana eylemi açıklamaya yardımcı olan yönlendirme bilgisini kısa biçimde verir. Advised sözcüğünün anlamca öznesi, ana cümlenin öznesi olan Hercules'tir. Tavsiyeyi Chiron verir; ancak tavsiyeyi alan ve hayvanı yakalayan kişi Hercules'tir.

Alıştırma

advise fiilinden oluşturulan edilgen past participle öbeğiyle tamamlayın: ____ her doctor, Priya reduced her training schedule.

Cevabı göster

Advised by

Dilbilgisi

trapped it by chasing it into thick snow: yöntem bildiren by + -ing

by + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada trapped it sonuçtur; by chasing it into thick snow ise Hercules'in bu sonuca nasıl ulaştığını açıklar. by yalnızca daha sonra ne olduğunu belirtmez. chase A into B kalıbı, A'yı kovalayarak B'nin içine girmeye zorlamak anlamına gelir. Bu sahnede hayvanı derin karın içine sürmek, onu yakalamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Yöntem öbeğini lock fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Ben protected the bicycle by ____ it to the rack.

Cevabı göster

locking

For the fifth task, there were no animals,

3:14

Beşinci görevde hayvanlar yoktu,

just their leftovers.

3:16

sadece onların dışkıları vardı.

The stables where King Augeas kept his hundreds of divine cattle

3:19

Kral Augeas'ın yüzlerce kutsal sığırını tuttuğu ahırlar

had not been maintained in ages. Kalıp ifadeler

3:23

yıllardır temizlenmemişti.

Kalıp ifadeler

had not been maintained in ages: çok uzun zamandır bakım görmemişti

Had not been maintained, geçmiş zamanın öncesini anlatan past perfect yapısının edilgen biçimidir. Geçmişteki bir noktadan daha önceye bakar ve o zamana kadar gereken bakımın hiç kimse tarafından yapılmadığını belirtir. Olumsuz bir fiilden sonra gelen in ages, “çok uzun zamandır” anlamına gelir. Buradaki ages, belirli tarihsel çağların sayısı değil, abartılı bir zaman ifadesidir. İfadenin tamamı, ahırların o geçmiş ana kadar uzun süredir ihmal edildiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmişteki belirli bir noktaya gelindiğinde eski oyun alanının çok uzun süredir onarılmadığı anlamına gelir?

  1. The old playground had been under repair for ages.
  2. The old playground had been repaired ages ago.
  3. The old playground had not been repaired in ages.
Cevabı göster

The old playground had not been repaired in ages.

Hercules promised to clean them in one day Dilbilgisi

3:26

Herkül, sürülerin onda birini elinde tutabilmesi şartıyla

if he could keep one-tenth of the livestock.

3:29

onları bir günde temizleyeceğine söz verdi.

Dilbilgisi

promised to ... if ...: karşılıklı koşula bağlı bir söz

Promised to clean them, eylemi gerçekleştirmek için kesin bir taahhütte bulunulduğunu anlatır. If yan cümlesi bu taahhüde bağlı koşulu verir: Herkül, ödeme olarak hayvanların onda birini alacağı konusunda anlaşılırsa temizliği yapacaktır. Geçmiş zamanla anlatılan bir öyküde could, can fiilinin geçmişe uyarlanmış biçimidir ve burada Herkül’ün bu payı almasına izin verileceği anlamına gelir. Buradaki if, bir şeyin doğru olup olmadığına dair tahmin değil, pazarlıkla belirlenen bir koşul sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp promise to do X if + koşul biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede verilen söz, karşılığında bir şey elde etme koşuluna bağlıdır?

  1. I wonder if the car is clean.
  2. I promise to wash the car because I used it yesterday.
  3. I promise to wash the car if I can use it tonight.
Cevabı göster

I promise to wash the car if I can use it tonight.

Augeas expected the hero to fail.

3:32

Augeas kahramanın başarısız olmasını bekliyordu.

Instead, Hercules dug massive trenches,

3:35

Bunun yerine Herkül devasa hendekler kazdı,

rerouting two nearby rivers Dilbilgisi

3:38

yakındaki iki nehrin yönünü değiştirerek

to flow through the stables until they were spotless.

3:40

ahırlar tertemiz olana kadar içinden akmasını sağladı.

Dilbilgisi

rerouting ... until they were spotless: sonuçla biten bir eylem zinciri

rerouting two nearby rivers... biçimindeki -ing yan cümlesi, Herkül'ün hendekleri kazarak gerçekleştirdiği eylemi ekler. Bu yapının içindeki to flow through the stables yeni güzergâhı belirtir: önce nehirlerin yönünü değiştirdi, ardından su ahırların içinden geçti. Until they were spotless, suyun akıp temizleme sürecinin bitiş noktasını gösterir. Anlama göre they, stables sözcüğüne gönderme yapar; spotless ise yalnızca belirli bir zaman değil, ulaşılan son durumdur.

Alıştırma

Hangi yeni cümle aynı yapıyı kullanır: bir güzergâhı değiştirmek ve bir sonuç durumuna ulaşılana kadar devam etmek?

  1. The farmers stood near the stream while the field stayed dry.
  2. The farmers diverted the stream through the dry field until the soil was soaked.
  3. The farmers described the field after the stream disappeared.
Cevabı göster

The farmers diverted the stream through the dry field until the soil was soaked.

Next came three more beastly foes,

3:44

Sırada, her biri yenmek için zekice bir strateji gerektiren

each requiring a clever strategy to defeat.

3:47

üç canavar düşman daha vardı.

The carnivorous Stymphalian birds nested in an impenetrable swamp, Kelime

3:51

Etobur Stymphalian kuşları girilemez bir bataklıkta yuva yapmıştı,

Kelime

carnivorous birds ... an impenetrable swamp: tehlike duygusu oluşturan sıfatlar

Carnivorous etle beslenen anlamına gelir; bu nedenle Stymphalos kuşlarını hemen tehditkâr gösterir. Impenetrable, bir yere girilemediği veya o yerden geçilemediği anlamına gelir ve yalnızca difficult demekten çok daha güçlüdür. İki sıfat da tanımladıkları isimlerden önce gelir: carnivorous, birds sözcüğünü; impenetrable ise swamp sözcüğünü niteler. Bu iki kısa isim grubu, hem tehlikeli yaratığı hem de neredeyse ulaşılamaz ortamı hızla tanıtır. Nested ise ana eylemi, yani orada yuva kurmayı belirtir.

Alıştırma

Hangi seçenek cümledeki carnivorous ve impenetrable sözcüklerinin anlamlarını en iyi korur?

  1. Bitkilerle beslenen kuşlar, kolay bir yolu olan sığ bir bataklığın üzerinden uçtu.
  2. Zararsız kuşlar açık bir tarlada kısa süre dinlendi.
  3. Etle beslenen kuşlar, girilemeyen veya içinden geçilemeyen bir bataklıkta yuva kurdu.
Cevabı göster

Etle beslenen kuşlar, girilemeyen veya içinden geçilemeyen bir bataklıkta yuva kurdu.

but Hercules used Athena's special rattle to frighten them into the air, Kalıp ifadeler

3:57

ancak Herkül, Athena'nın özel çıngırağını kullanarak onları korkutup havaya kaldırdı

Kalıp ifadeler

frighten + nesne + into + sonuç: korkunun bir sonuç doğurması

frighten + nesne + into + sonuç yapısında korku, nesnenin yeni bir duruma veya konuma geçmesine neden olur. Burada them nesnedir ve into the air sonuçtur: yaratıklar korkup havalanır. Into the air, frighten fiilinden sonra eklenmiş sıradan bir yön ifadesi değildir; neden olunan sonucu tamamlar. Aynı yapı -ing biçimiyle de kullanılabilir: frighten someone into doing something, birini korkutarak bir şey yapmaya zorlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi frighten + nesne + into + sonuç yapısıyla tamamlayın. Hedef yer evin içidir: A burst of thunder frightened the dog ____.

Cevabı göster

into the house

at which point he shot them down. Anlatım akışı

4:01

ve o anda onları okla vurarak indirdi.

Anlatım akışı

at which point: sonraki olayı önemli bir ana bağlamak

At which point, tam o anda veya o aşamada anlamına gelir. Which, az önce sözü edilen olayın tamamına gönderme yapar ve bu ifade, o olayı sonraki cümlenin zaman referansına dönüştürür. Bu cümlede, önceki olayın hemen ardından mümkün hâle gelen eylemi tanıtır. Olayların sırasını basit bir then sözcüğünden daha açık biçimde düzenler. Buradaki point, görüş değil an veya aşama anlamındadır.

Alıştırma

Elektriğin geri gelmesini sonraki olayın zamanı olarak gösteren üç sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: The power came back on, ____ the computers restarted.

Cevabı göster

at which point

No mortal could stand before the Cretan Bull's mad rampage, Kalıp ifadeler

4:04

Hiçbir ölümlü Girit Boğası'nın çılgın saldırısı önünde duramazdı

Kalıp ifadeler

No mortal could stand before ...: ezici bir güce karşı koymak

Bu mitolojik anlatımda mortal, bir tanrı ya da ölümsüz varlığın aksine ölebilen insan anlamına gelir. No mortal could... kesin bir olumsuzluk bildirir: hiçbir sıradan insanın bunu yapacak gücü yoktu. Burada stand before, yalnızca bir şeyin önünde durmak değil, karşısına çıkıp dayanmak demektir. No mortal could stand before + tehdit kalıbı, tehdidi karşı konulamayacak kadar güçlü gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede “No mortal could stand before the Cretan Bull's mad rampage” ne anlama geliyor?

  1. Hiçbir insan boğanın şiddetli saldırısına karşı çıkıp dayanamazdı.
  2. Yalnızca ölümsüz tanrılara boğayı hareket ettirmeleri emredildi.
  3. Bütün insanlar boğanın önünde sıra hâlinde durmak zorundaydı.
Cevabı göster

Hiçbir insan boğanın şiddetli saldırısına karşı çıkıp dayanamazdı.

but a chokehold from behind did the trick. Deyimler

4:08

ama arkadan bir boğma hareketi işe yaradı.

Deyimler

did the trick: bir yöntem işe yaradı

Did the trick, do the trick deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Bir yöntemin gereken sonucu verdiğini veya o anki sorunu çözdüğünü belirtir. Burada işe yarayan yöntem boğma hareketidir. The, bu sabit deyimin bir parçasıdır; trick burada sihir ya da aldatmaca anlamına gelmez. Something does/did the trick kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “işe yaradı ve sorunu çözdü” anlamına gelen deyimle tamamlayın: The label would not peel off, but warm water ____.

Cevabı göster

did the trick

And the mad king Diomedes, who had trained his horses to devour his guests, Kalıp ifadeler

4:12

Ve atlarını konuklarını yemesi için eğiten deli kral Diomedes,

Kalıp ifadeler

trained his horses to devour: train + nesne + to + fiilin yalın hâli

Train + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişiyi, hayvanı veya şeyi bir eylemi yapması için eğitmek anlamına gelir. Burada his horses eğitilen nesne, to devour his guests ise öğretilen eylemdir. Train fiilinden sonraki nesne, mastardaki eylemi yapan taraftır: Konukları yiyen atlardır; tersi değildir.

Alıştırma

Cümleyi find fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The rescue team trained the dog ____ missing hikers.

Cevabı göster

to find

got a taste of his own medicine Deyimler

4:18

Herkül onu kendi ahırlarında güreşerek alt ettiğinde

Deyimler

got a taste of his own medicine: yaptığı kötü muamelenin aynısını yaşamak

Get a taste of one's own medicine, kişinin daha önce başkalarına yaptığı kötü muamelenin aynısını kendisinin de yaşaması anlamına gelen bir deyimdir. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; his ise burada Diomedes'i gösterir. Medicine gerçek anlamda ilaç değildir. Bu ifade, onun sonunu kendi zalimliğine karşılık gelen ironik bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi durum get a taste of one's own medicine ifadesine en iyi uyar?

  1. Biri arkadaşının çalışma yöntemini izler ve daha iyi notlar alır.
  2. Başkalarıyla sık sık alay eden biriyle aynı şekilde alay edilir.
  3. Biri doktorun reçete ettiği ilacı kullanır.
Cevabı göster

Başkalarıyla sık sık alay eden biriyle aynı şekilde alay edilir.

when Hercules wrestled him into his own stables.

4:20

kendi ilacının tadına bakmış oldu.

The ensuing feast calmed the beasts enough Dilbilgisi

4:24

Bunun ardından gelen ziyafet, canavarları yeterince sakinleştirdi

for Hercules to bind their mouths.

4:27

böylece Herkül ağızlarını bağlayabildi.

Dilbilgisi

calmed the beasts enough for Hercules to bind: yeterli derece ve sonuç

calmed the beasts enough for Hercules to bind their mouths ifadesinde enough, sakinleştirmenin hangi dereceye ulaştığını anlatır: ziyafet yaratıkları, Herkül'ün sonraki eylemi yapabileceği kadar sakinleştirmiştir. Burada enough yaratıkların sayısını belirtmez. Aktarılabilir kalıp fiil/sıfat + enough for + kişi + to + fiil biçimindedir. for Hercules, bind eylemini yapan kişiyi; to bind their mouths ise bu yeterli derecenin mümkün kıldığı eylemi gösterir.

Alıştırma

Odanın herkesin duyabileceği kadar sessiz olduğunu gösteren iki kelimeyle cümleyi tamamlayın: The room became quiet ____ everyone to hear the announcement.

Cevabı göster

enough for

But the ninth labor involved someone more dangerous than any beast, Anlatım akışı

4:31

Ancak dokuzuncu görev, herhangi bir canavardan çok daha tehlikeli birini içeriyordu:

Hippolyta, queen of the Amazons.

4:36

Amazonların kraliçesi Hippolyta.

Anlatım akışı

But ... someone more dangerous than any beast: anlatıda dönüş ve gerilimin yükselmesi

Baştaki But, önceki görevlerin oluşturduğu düzenden bir dönüşü işaret eder: tehdit artık başka bir canavar olarak değil, bir insan olarak sunulur. Cümle, kişinin adını someone more dangerous than any beast ifadesinden sonraya bırakarak dinleyicinin önce dönüşü ve artan tehlikeyi hissetmesini sağlar. Bu karşılaştırma, anlatının olayları sunma biçimidir: Hippolyta'yı canavarlardan daha büyük bir zorluk olarak gösterir ve gerilim yaratır. Bunun ölçülebilir bir güç sıralaması olması gerekmez. Sondaki Hippolyta, queen of the Amazons bölümü de kişinin kimliğini açıklayıp unvanını ekler.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir zorluğa geçmek ve onu daha güç göstermek için aynı bilgi düzenini kullanıyor?

  1. The next challenge involved a friendly guide who showed us the path.
  2. The next challenge involved the same kind of puzzle as before.
  3. But the next challenge involved someone more experienced than any previous rival.
Cevabı göster

But the next challenge involved someone more experienced than any previous rival.

Hercules was to retrieve the belt given to her by her father, Kültür

4:39

Herkül, ona babası savaş tanrısı Ares tarafından verilen

Ares, the god of war.

4:44

kemeri geri almak zorundaydı.

Kültür

babası savaş tanrısı Ares tarafından ona verilmiş

given to her by her father ifadesi the belt sözünü niteler ve kemeri Hippolyta'ya kimin verdiğini belirtir. Ares, the god of war açıklayıcı bir eşleme ifadesidir: babanın adını verir ve konumunu anlamak için gereken en temel arka planı ekler. Ares bir tanrı, özellikle de savaş tanrısı olduğu için kemer sıradan bir giysi değil, Hippolyta'nın ailesi ve otoritesiyle bağlantılı ilahi bir armağan olarak sunulur.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm kemer hakkında temel olarak neyi gösteriyor?

  1. Savaş için satın alınmış sıradan bir kemerdi.
  2. Herkül, Ares'i yendikten sonra onu yaptı.
  3. Hippolyta'nın babası savaş tanrısı Ares'ten gelen ilahi bir armağandı.
Cevabı göster

Hippolyta'nın babası savaş tanrısı Ares'ten gelen ilahi bir armağandı.

He sailed to the Amazon land of Themyscira,

4:46

Herkül, Amazon toprakları Themyscira'ya yelken açtı,

prepared for battle,

4:49

savaşa hazırdı,

but the queen was so impressed with the hero and his exploits Dilbilgisi

4:51

ancak kraliçe, kahramandan ve onun kahramanlıklarından o kadar etkilendi ki

that she gave the belt willingly.

4:55

kemeri kendi isteğiyle verdi.

Dilbilgisi

o kadar etkilenmişti ki kemeri kendi isteğiyle verdi

so + adjective + that + clause kalıbı güçlü bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so impressed ... that she gave, kraliçenin hayranlığının kemeri vermesine yol açacak kadar güçlü olduğunu anlatır. Willingly, kemeri nasıl verdiğini belirtir: Herkül onu zorla almadı; kraliçe kendi isteğiyle verdi. Bu zarf sonucun niteliğini daha belirgin hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi so...that sonuç yapısıyla tamamlayın: The magic show was ____ exciting ____ the class asked to see it again.

Cevabı göster

so · that

For his tenth labor, Hercules had to steal a herd of magical red cattle

4:58

Onuncu görevi için Herkül, sihirli kızıl sığır sürüsünü çalmak zorundaydı;

from Geryon, Kültür

5:04

üç başlı ve üç gövdeli bir dev olan

a giant with three heads and three bodies.

5:05

Geryon'dan.

Kültür

Geryon, a giant with three heads and three bodies: açıklayıcı appozisyon

Geryon adından sonra virgülle a giant with three heads and three bodies isim öbeği eklenir. Bu, appozisyon denen açıklayıcı bir isim öbeğidir: yeni bir cümle başlatmadan tanınmayan bir karakterin kim olduğunu belirtir ve onu betimler. Burada three heads and three bodies, sıradan bir kişi hakkında komik bir abartı değil, devin efsanedeki gerçek özellikleridir. Bu kısa açıklama Geryon'ın neden olağanüstü olduğunu hemen gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede a giant with three heads and three bodies öbeğinin görevi nedir?

  1. Geryon'ı üç farklı devle karşılaştırır.
  2. Sığırların üç başı ve üç bedeni olduğunu söyler.
  3. Geryon'ın kim olduğunu hemen açıklar.
Cevabı göster

Geryon'ın kim olduğunu hemen açıklar.

On his way, Hercules was so annoyed by the Libyan desert heat Anlatım akışı

5:09

Yolculuğu sırasında Herkül, Libya çölünün sıcağından o kadar rahatsız oldu ki

that he shot an arrow at the sun.

5:13

güneşe bir ok fırlattı.

Anlatım akışı

so annoyed ... that he shot an arrow at the sun: abartılı bir sonuç

so + sıfat + that + sonuç kalıbı önce bir duygunun derecesini gösterir, ardından bu duygu yüzünden ne olduğunu anlatır. Burada so annoyed ... that, okuru Herakles'in aşırı rahatsızlığından güneşe ok atma eylemine götürür. Güneşle bu şekilde savaşma fikri kasıtlı olarak imkânsız ve son derece orantısızdır. Bir efsanede bu abartı, onun öfkesini canlı hâle getirir ve onu doğanın bir gücüne meydan okuyacak kadar dürtüsel ve cesur biri olarak gösterir; bu, sıcakla başa çıkmanın gerçekçi bir yolu değildir.

Alıştırma

Hangi cümle so ... that kullanarak hikâye tarzında abartılı bir sonuç oluşturur?

  1. Leo was angry with the alarm clock, so he turned it off.
  2. Leo checked the alarm clock because he needed to know the time.
  3. Leo was so angry with the alarm clock that he challenged it to a duel.
Cevabı göster

Leo was so angry with the alarm clock that he challenged it to a duel.

The sun god, Helios, admired the hero's strength Kültür

5:15

Güneş tanrısı Helios, kahramanın gücüne hayran kaldı

and lent his chariot for the journey to the island of Erytheia.

5:19

ve Erytheia adasına yolculuk için ona arabasını ödünç verdi.

Kültür

Güneş tanrısı Helios... savaş arabasını ödünç verdi

The sun god, Helios ifadesinde Helios adı, güneş tanrısını yeniden adlandırır ve onun kim olduğunu belirtir. Helios, bu hikâyedeki sıradan bir insan değil, Yunan mitolojisindeki tanrısal bir figürdür. His chariot, onun gökyüzündeki yolculuğuyla bağlantılı efsanevi savaş arabasıdır. Erytheia, Geryon'un yaşadığı adadır. Bu nedenle savaş arabasını ödünç vermek, kahramana oraya ulaşması için doğaüstü bir yol sağlar. Helios kahramanın gücüne hayran kaldığı için, güneşe daha önce meydan okunması yalnızca cezaya değil, beklenmedik biçimde yardıma yol açar.

Alıştırma

Helios ile savaş arabasının bu cümlede neden önemli olduğunu en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Helios güneş tanrısıdır ve efsanevi savaş arabası kahramanın Erytheia'ya ulaşmasına yardım eder.
  2. Erytheia bir adanın değil, savaş arabasının adıdır.
  3. Helios, kahramana bir araba satan sıradan bir sürücüdür.
Cevabı göster

Helios güneş tanrısıdır ve efsanevi savaş arabası kahramanın Erytheia'ya ulaşmasına yardım eder.

There, Hercules fought off Geryon's herdsman and his two-headed dog Öbek fiiller

5:24

Orada Herkül, devin kendisini öldürmeden önce

Öbek fiiller

fought off Geryon's herdsman and his two-headed dog: çobanı ve iki başlı köpeği püskürttü

Fought off, fight off öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir saldırgana veya tehdide başarıyla direnip onu uzaklaştırmak ya da size engel olmasını önlemek demektir. Burada Herkül yalnızca bir kavgaya girmez; çobanı ve köpeği o anda karşısına çıkan tehditler olarak etkisiz hâle getirir. Fight off, tehdide başarıyla direnme sonucuna odaklanır; tek başına saldırganın öldürüldüğü anlamına gelmez. Aynı fikir hastalık veya uyku gibi şeyler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle muhafızların saldırganları başarıyla uzaklaştırdığını açıkça söylüyor?

  1. The guards fought the attackers at the gate, but the result is unknown.
  2. The guards fought back after the first attack.
  3. The guards fought off the attackers at the gate.
Cevabı göster

The guards fought off the attackers at the gate.

before killing the giant himself.

5:29

Geryon'un çobanını ve iki başlı köpeğini savuşturdu.

That should have been the end, Anlatım akışı

5:32

Bunun son olması gerekiyordu

but Eurystheus announced that two labors hadn't counted.

5:34

ama Eurystheus iki görevin sayılmadığını duyurdu.

Anlatım akışı

That should have been the end, but...: beklenen sonu tersine çevirmek

Bu cümlede should have been, geçmişte beklenen ama gerçekleşmeyen bir sonucu belirtir. That, önceki görevlerin tamamlanmasına gönderme yapar: hikâye sona gelmiş gibi görünüyordu. but bu beklentiyi tersine çevirir ve yeni bir engel sunar. X should have happened, but Y kalıbı, önce beklenen sonucu kurup sonra onu neyin engellediğini göstererek anlatıyı düzenler.

Alıştırma

"The meeting should have been over by noon, but one last question kept everyone there" ne anlama gelir?

  1. Toplantı kesinlikle öğlene kadar bitti.
  2. Biri toplantının öğlen bitmesini emretti ve toplantı o saatte bitti.
  3. Toplantının öğlene kadar bitmesi bekleniyordu, ama toplantı devam etti.
Cevabı göster

Toplantının öğlene kadar bitmesi bekleniyordu, ama toplantı devam etti.

The Hydra because Iolaus had helped Hercules kill it, Anlatım akışı

5:37

Hydra, çünkü Iolaus onu öldürmesinde Herkül'e yardım etmişti;

and the stables because he'd accepted payment.

5:41

ve ahırlar, çünkü bunun için bir ödeme kabul etmişti.

Anlatım akışı

The Hydra because... and the stables because...: eksiltili öge-neden çiftleri

Bu bölüm, iki tam ve bağımsız cümleden oluşmaz. İki görevin sayılmadığını belirten önceki ifadeyi devam ettirir. The Hydra ve the stables bu iki görevi belirtir; her because yan cümlesi de ilgili görevin nedenini verir. Tam mantık şöyledir: The labor involving the Hydra hadn't counted because Iolaus had helped Hercules kill it, and the labor involving the stables hadn't counted because Hercules had accepted payment. Ortak ana fikrin atılması, öge-neden çiftlerinden oluşan hızlı ve paralel bir liste yaratır. he'd accepted ifadesinde he'd, he had anlamına gelir ve he, Hercules'i gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle önce ortak bir ana fikir verir, ardından iki ögeyi nedenleriyle eksiltili olarak eşleştirir?

  1. The first entry was late, and the second entry was incomplete.
  2. Because the first entry was late, the second entry was incomplete.
  3. Two entries were rejected: the first because it was late, and the second because it was incomplete.
Cevabı göster

Two entries were rejected: the first because it was late, and the second because it was incomplete.

And so, the hero set about his eleventh task, Öbek fiiller

5:45

Ve böylece kahraman, Hesperides perilerinin Bahçesinden

Öbek fiiller

set about his eleventh task: görevi gerçekten yapmaya koyulmak

Set about, 'bir işi yapmaya koyulmak' anlamına gelir ve çoğu zaman planın ötesine geçilip gerçekten harekete başlandığını anlatır. Burada kahraman on birinci görevine başlıyor. set about the task örneğindeki gibi set about + isim ya da set about solving the problem örneğindeki gibi set about + -ing yapısı kullanılır. set about to + fiilin yalın hâli kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi set about kullanarak tamamlayın: Once the boxes arrived, Maya ____ organizing the supplies.

Cevabı göster

set about

obtaining golden apples from the Garden of the Hesperides nymphs. Kültür

5:48

altın elmaları elde etmek olan on birinci görevine koyuldu.

Kültür

the Garden of the Hesperides nymphs: mitolojik bir bahçe

Hesperides, Yunan mitolojisindeki su perileri, yani dişi doğa ruhlarıdır. Altın elmaların yetiştiği bahçeyle ilişkilidirler. Bu ifade sıradan bir bahçeyi değil, daha yaygın adıyla Garden of the Hesperides olarak bilinen belirli bir mitolojik yeri anlatır. Bahçe ve elmalar korunduğu için oraya ulaşmak da görevin zorluklarından biridir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade neyi anlatıyor?

  1. On bir görevi tamamlamak için yolculuk eden bir grup kahraman
  2. Sıradan elma ağaçlarının yetiştiği herhangi bir bahçe
  3. Yunan mitolojisinde periler ve altın elmalarla bağlantılı belirli bir bahçe
Cevabı göster

Yunan mitolojisinde periler ve altın elmalarla bağlantılı belirli bir bahçe

Hercules began by catching the Old Man of the Sea Kültür

5:54

Herkül işe Deniz İhtiyarı'nı yakalayarak başladı

and holding the shapeshifting water god

5:57

ve şekil değiştiren su tanrısını,

until he revealed the garden's location.

6:00

bahçenin yerini söyleyene kadar sıkıca tuttu.

Kültür

the Old Man of the Sea ... the shapeshifting water god: şekil değiştiren aynı deniz tanrısı

the Old Man of the Sea, sıradan yaşlı bir adamı değil, bir deniz tanrısının mitolojik unvanını ifade eder. Bu cümlede the shapeshifting water god aynı kişiye yeniden gönderme yapar ve onun fiziksel biçimini değiştirebildiği bilgisini ekler. Kaçmak için şekil değiştirebildiğinden onu yakalamak yeterli değildir: Herakles, bahçenin yerini açıklayana kadar onu tutmaya devam etmelidir. Bu arka plan catching ... and holding ... until eylem sırasını açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede the shapeshifting water god kimi ifade ediyor?

  1. the Old Man of the Sea diye anılan aynı deniz tanrısı
  2. Sıradan yaşlı bir denizci
  3. Herakles'e yardım etmek için gelen ikinci bir tanrı
Cevabı göster

the Old Man of the Sea diye anılan aynı deniz tanrısı

Once there, the hero found the titan Atlas holding up the heavens. Kültür

6:03

Oraya vardığında kahraman, gökleri taşıyan titan Atlas'ı buldu.

Kültür

Atlas holding up the heavens: Atlas'ın gökleri desteklemesi

Atlas, Yunan mitolojisinde ceza olarak gökyüzünü yukarıda tutmaya zorlanan bir Titan'dır. Bu sahnede bir şeyi yalnızca kısa bir süre kaldırmaz; gök kubbeyi sürekli destekler. Bu bağlamda çoğul the heavens, gökyüzü veya gök kubbe anlamına gelir; hava durumu ya da ölülerin gittiği bir yer anlamına gelmez. Bu yük, Atlas'ın yerini almanın neden gökyüzünü destekleme görevini devralmak anlamına geldiğini açıklar.

Alıştırma

Bu mitolojik sahnede the heavens ne anlama geliyor?

  1. Atlas'ın öldükten sonra gideceği bir yer
  2. Atlas'ın desteklemek zorunda olduğu gökyüzü veya gök kubbe
  3. Atlas'ın çevresindeki hava durumu
Cevabı göster

Atlas'ın desteklemek zorunda olduğu gökyüzü veya gök kubbe

Hercules offered to take his place Dilbilgisi

6:08

Herkül, Atlas'ın elmaları getirmesi şartıyla

if Atlas would retrieve the apples.

6:10

onun yerini almayı teklif etti.

Dilbilgisi

offered to take his place if Atlas would ...: koşullu bir değiş tokuş önermek

Offered to take his place, Herkül'ün yalnızca aynı yerde durmayı değil, Atlas'ın rolünü veya görevini geçici olarak üstlenmeyi teklif ettiğini anlatır. if yan cümlesi, Herkül'ün karşılığında ne istediğini belirtir: Atlas'ın elmaları getirmeye istekli olması. Burada would basit bir gelecek tahminini değil, bu düzenlemeye yönelik isteği veya onayı gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp offer to do X if someone would do Y şeklindedir.

Alıştırma

Koşullu bir değiş tokuşta diğer kişinin istekliliğini would ile gösteren cümle hangisidir?

  1. I'll feed the dog if Noah gets home early.
  2. I wondered whether Noah would wash the dishes.
  3. I offered to feed the dog if Noah would wash the dishes.
Cevabı göster

I offered to feed the dog if Noah would wash the dishes.

Atlas eagerly complied,

6:13

Atlas bu teklifi hevesle kabul etti,

but Hercules then tricked him into trading places again, Kalıp ifadeler

6:15

ancak daha sonra Herkül onu kandırarak yerlerini tekrar değiştirdi

escaping with apples in hand. Kalıp ifadeler

6:18

ve elmalarla birlikte kaçtı.

Kalıp ifadeler

tricked him into trading places: trick someone into doing ile kandırarak yaptırmak

Tricked him into trading places again, Herkül'ün Atlas'ı kandırarak onunla yeniden yer ve görev değiştirmesini sağladığı anlamına gelir. Him kandırılan kişidir; trading places ise kandırma sonucunda yapılan eylemdir. Kalıp trick + someone + into + V-ing şeklindedir. Burada into bir edat olduğu için sonraki fiil -ing biçimini alır: tricked him into trading denir, tricked him into trade denmez.

Alıştırma

Cümleyi trick someone into doing kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The fake message ____ Mia ____ revealing her password.

Cevabı göster

tricked · into

Kalıp ifadeler

with apples in hand: eyleme eşlik eden bir durum eklemek

with apples in hand ifadesinde with, escaping eylemine eşlik eden bir durumu belirtir. Apples sözcüğü isimdir; in hand ise kaçış sırasında elmaların elde tutulduğunu veya taşındığını anlatan tamamlayıcıdır. with + isim + tamamlayıcı kalıbı, bir eyleme kısa ve canlı bir görüntü ekler. Burada in hand, elmaların yalnızca ele yakın olduğunu değil, kişinin elinde ve kontrolünde olduğunu belirtir.

Alıştırma

with + isim + tamamlayıcı yapısını ve parantezdeki sözcükleri kullanarak cümleyi tamamlayın: The hikers set off ____. (maps / in hand)

Cevabı göster

with maps in hand

The twelfth and final task was to bring back Cerberus, Kültür

6:22

On ikinci ve son görev, yeraltı dünyasını koruyan

the three-headed hound guarding the underworld.

6:27

üç başlı tazı Cerberus'u geri getirmekti.

Kültür

bring back Cerberus: yeraltı dünyasını koruyan üç başlı tazıyı geri getirmek

bring back Cerberus, Kerberos'un bulunduğu yere gidip görevi tamamlamak için onunla geri dönmek demektir. Bu fiziksel bir eylemdir: Kerberos'un kendisi geri getirilmelidir. Yunan mitolojisinde Kerberos, ölüler diyarı olan yeraltı dünyasının üç başlı, canavar bekçi köpeğidir. Açıklayıcı isim öbeği the three-headed hound guarding the underworld, Kerberos'un kim olduğunu belirtir ve onu geri getirmenin neden olağanüstü tehlikeli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Son görevi en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Kerberos'u yeraltı dünyasında gördükten sonra yalnız dönmek.
  2. Gezintiden sonra sıradan bir evcil köpeği eve getirmek.
  3. Kerberos'un yanına gidip yeraltı dünyasının üç başlı bekçisiyle geri dönmek.
Cevabı göster

Kerberos'un yanına gidip yeraltı dünyasının üç başlı bekçisiyle geri dönmek.

Helped by Hermes and Athena,

6:31

Hermes ve Athena'nın yardımıyla

Hercules descended and met Hades himself.

6:33

Herkül aşağı indi ve Hades'in kendisiyle tanıştı.

The lord of the dead allowed Hercules to take the beast

6:36

Ölülerin efendisi, Herkül'ün silahsız başarabilmesi şartıyla

if he could do it without weapons, Dilbilgisi

6:40

canavarı almasına izin verdi

which he achieved by grabbing all three of its heads at once. Dilbilgisi

6:42

ki Herkül her üç başını da aynı anda yakalayarak bunu başardı.

Dilbilgisi

if he could do it without weapons: izne bağlı bir koşul

Bu cümlede if he could do it without weapons, allowed ile verilen izni bir koşula bağlar. Herkül canavarı ancak bir koşulla götürebilir: bunu silah kullanmadan başarmalıdır. Bu yapı kurallarda ve izinlerde sık görülür. Ana cümle neye izin verildiğini, if yan cümlesi ise karşılanması gereken koşulu belirtir. Buradaki if bir kural getirir; onun bunu yapabilecek durumda olup olmadığını sormaz.

Alıştırma

Hangi cümlede izin, bir if yan cümlesiyle koşula bağlanmıştır?

  1. You may enter the contest if you complete the form.
  2. You entered the contest because you completed the form.
  3. You may enter the contest although the form is incomplete.
Cevabı göster

You may enter the contest if you complete the form.

Dilbilgisi

by grabbing ... at once: yöntem ve eş zamanlı eylem

by grabbing, görevi nasıl başardığını açıklamak için by + -ing yapısını kullanır. Bu yapı “Nasıl yaptı?” sorusunu yanıtlar: kullandığı yöntem başları yakalamaktı. all three of its heads ile birlikte kullanıldığında at once, “aynı anda” anlamına gelir. Üç başın eş zamanlı olarak yakalandığını söyler; onları hemen yakalamaya başladığını değil.

Alıştırma

Hangi cümlede by + -ing yöntemi gösterirken at once “aynı anda” anlamına gelir?

  1. Rina left at once because the boxes were heavy.
  2. Rina saved time by carrying both boxes at once.
  3. Rina carried one box and later carried the other.
Cevabı göster

Rina saved time by carrying both boxes at once.

When he presented the hound to a horrified Eurystheus, Dilbilgisi

6:46

Tazıyı dehşete düşmüş bir Eurystheus'a sunduğunda,

the king finally declared the hero's service complete. Kalıp ifadeler

6:50

kral nihayet kahramanın hizmetinin tamamlandığını ilan etti.

Dilbilgisi

When he presented the hound to ...: zaman ilişkisi ve resmî teslim

When ile başlayan zaman yan cümlesi, ana olayın gerçekleştiği anı belirler. Burada tazının sunulması, kralın açıklama yaptığı ortamı oluşturur; when iki olayı birbirine bağlar ve soru oluşturmaz. Bu yan cümlede present A to B, A'yı B'ye resmî biçimde vermek veya göstermek anlamına gelir. A tazı, B ise Eurystheus'tur. Present burada fiildir; bir yerde bulunmayı anlatan sıfat değildir.

Alıştırma

Resmî teslimi tamamlamak için present fiilinin geçmiş zamanını kullanın: When the captain ____ the trophy to the team, the crowd cheered.

Cevabı göster

presented

Kalıp ifadeler

finally declared the hero's service complete: declare + nesne + tümleç

declare + nesne + sıfat tümleci yapısı, bir kişinin veya şeyin belirli bir durumda olduğunu resmî olarak değerlendirmek ya da ilan etmek anlamına gelir. The hero's service nesnedir, complete ise sıfat tümlecidir. Buradaki service, yapılması gereken görevleri veya hizmet süresini anlatır; dolayısıyla kral bu sürenin bittiğini resmen onaylar. Finally, bu resmî kararın ancak uzun bir süreçten veya bekleyişten sonra geldiğini gösterir ve cümleye gecikmiş bir tamamlanma hissi verir.

Alıştırma

Verilen the project ve complete sözlerini kullanarak declare + nesne + sıfat tümleci yapısını tamamlayın: After the final review, the manager ____.

Cevabı göster

declared the project complete

After 12 years of toil, Anlatım akışı

6:55

12 yıllık zahmetin ardından

Hercules had redeemed the tragic deaths of his family Kelime

6:57

Herkül, ailesinin trajik ölümlerinin kefaretini ödemiş

and earned a place in the divine pantheon.

7:01

ve tanrıların panteonunda bir yer kazanmıştı.

Anlatım akışı

After 12 years of toil: sonuçtan önce uzun bir mücadeleyi çerçevelemek

After 12 years of toil, cümlenin başına alınmış bir zaman ifadesidir. Cümle nihai sonuçları vermeden önce uzun bir dönemi tek bir çerçevede özetler. Bir kapanış cümlesinde anlatımı tek tek işlerden genel sonuca taşır. Toil uzun, zor ve yorucu emek anlamına gelir. Bu nedenle ifade, on iki yılı yalnızca geçen bir süre olarak değil, devam eden bir zorluk dönemi olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, sonucu vermeden önce uzun bir zorlu çalışma dönemini en iyi biçimde özetliyor?

  1. During an easy afternoon, the villagers rested beside the road.
  2. After a short chat, the villagers chose a color for the gate.
  3. After years of toil, the villagers finally rebuilt the road through the mountains.
Cevabı göster

After years of toil, the villagers finally rebuilt the road through the mountains.

Kelime

had redeemed ... and earned a place in ...: tamamlanmış iki sonuç

Had, bağlanan iki fiil için de geçerlidir: Hercules had redeemed ... and (had) earned .... İki geçmiş zaman ortacı grubu aynı had yardımcı fiilini paylaştığı için ikinci had söylenmez. Bu yapı, hikâyenin anlatıldığı geçmiş noktaya gelindiğinde iki sonucun da zaten tamamlanmış olduğunu gösterir. Burada redeem ticari değil, ahlaki bir anlam taşır: sonraki eylemleri ailesinin ölümleriyle bağlantılı suçunu telafi etmiştir, ancak ölümleri geri almamıştır. Earn a place in, kişinin yaptıkları sayesinde üyelik veya saygın bir konum kazanması demektir; the divine pantheon ise tanrılar topluluğudur.

Alıştırma

Redeem oneself ve earn a place yapılarını kullanın. Had sözcüğünü ilk sonucun önüne koyup iki sonuç için de geçerli kılın: By the time the season ended, Maya ____ after letting her teammates down and ____ on the all-star team.

Cevabı göster

had redeemed herself · earned a place

But his victory held an even deeper importance. Anlatım akışı

7:04

Fakat onun zaferi çok daha derin bir önem taşıyordu.

Anlatım akışı

But his victory held an even deeper importance: daha geniş bir öneme geçiş

Burada But, anlatımı zaferin kendisinden daha büyük bir noktaya yöneltir. Zafer zaten önemlidir; even deeper ise daha geniş ve derin başka bir önem düzeyinin açıklanmak üzere olduğunu bildirir. held an even deeper importance ifadesindeki held, fiziksel olarak “tutmak” değil, “sahip olmak” veya “taşımak” anlamına gelir. Cümlenin tamamı bir işaret levhası gibi çalışır ve dinleyiciyi zaferin kahramanın kişisel başarısının ötesinde neden önemli olduğunu duymaya hazırlar.

Alıştırma

“But his victory held an even deeper importance” anlatımda ne işe yarar?

  1. Konuşmacı kahramanın zafer kazandığını reddeder.
  2. Konuşmacı doğrudan zaferden onun daha geniş önemine geçer.
  3. Konuşmacı kahramanın fiziksel olarak taşıdığı bir nesneyi anlatır.
Cevabı göster

Konuşmacı doğrudan zaferden onun daha geniş önemine geçer.

In overcoming the chaotic and monstrous forces of the world, Dilbilgisi

7:08

Dünyanın kaotik ve korkunç güçlerinin üstesinden gelerek,

the hero swept away what remained of the titans' primordial order, Deyimler

7:12

kahraman titanların ilksel düzeninden geriye kalanları silip süpürmüş,

Dilbilgisi

In overcoming ...: bir eylemi sonucuna bağlamak

In overcoming ... cümle başında kullanılan bir in + ulaç yapısıdır. Buradaki in bir yeri göstermez. Bu güçleri alt etme eylemini ana sonucun gerçekleştiği süreç olarak ve bu bağlamda sonucun ortaya çıkmasını sağlayan eylem olarak sunar. overcoming eyleminin örtük yapanı ana cümlenin öznesi olan the hero ifadesidir. Bu kısa yapı, bir eylemin daha geniş bir sonucun parçası olduğunu veya o sonucun ortaya çıkmasına katkı sağladığını göstermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi in + rebuild ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the library, the town also created a welcoming place for neighbors to meet.

Cevabı göster

In rebuilding

Deyimler

swept away what remained of ...: eski düzeni tamamen ortadan kaldırmak

Burada swept away mecazidir; kahraman gerçekten süpürge kullanmamıştır. Titanların kadim düzeninden hâlâ kalan parçaları güçlü ve eksiksiz biçimde ortadan kaldırdığı anlamına gelir. What remained of X, “X'ten hâlâ geriye kalan kısım” demektir. Tarihsel veya mitolojik anlatılarda sweep away, değişimi eski sistemin etkisini tamamen yok eden güçlü bir kuvvet gibi gösterir. Bu imge, eski düzenden yeni düzene geçişi kesin ve köklü hissettirir.

Alıştırma

Hangi cümlede sweep away, eski bir sistemi veya engeli tamamen ortadan kaldırmak anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. The flood swept away a wooden bridge.
  2. The cleaner swept away the crumbs after lunch.
  3. The new law swept away the last barriers to voting.
Cevabı göster

The new law swept away the last barriers to voting.

reshaping it into one where humanity could thrive. Anlatım akışı

7:17

onu insanlığın gelişebileceği bir şekilde yeniden şekillendirmişti.

Anlatım akışı

reshaping it into one where ...: reshape A into B yapısı ve adın yerine kullanılan one

Reshaping, kahramanın önceki eyleminin sonucunu ekleyen bir -ing yan cümleciğidir: eski düzeni ortadan kaldırmak, orada bulunan dünyayı veya düzeni de dönüştürmüştür. reshape A into B kalıbı, “A'yı büyük ölçüde değiştirerek B hâline getirmek” demektir. Burada it, daha önce sözü edilen dünyaya veya onun düzenine gönderme yapar. One, world veya order tekil adının tekrarını önler; where humanity could thrive ise bu yeni dünyayı ya da düzeni açıklar. Buradaki one, 1 sayısı değil, bir adın yerine kullanılan sözcüktür.

Alıştırma

İki sözcüklü kalıbı tamamlayın. One, website sözcüğünün yerini alır ve sonraki sözcük orada neler olabileceğini açıklayan kısmı başlatır: The update reshaped the website into ____ visitors could find help quickly.

Cevabı göster

one where

Through his labors, Hercules tamed the world's madness Anlatım akışı

7:21

Görevleri aracılığıyla Herkül, kendi deliliğinin kefaretini ödeyerek

by atoning for his own.

7:26

dünyanın deliliğini ehlileştirmişti.

Anlatım akışı

Through his labors ... by atoning for his own: kişisel çılgınlık ve dünyadaki düzensizlik

Cümle, the world's madness ile his own ifadelerini dengeli bir paralellik içinde yan yana getirir. his own ifadesinde daha önce geçen madness adı düşürülmüştür; bu yüzden anlamı his own madness, yani Herkül'ün daha önce kontrolünü kaybetmesi ve bununla bağlantılı şiddet eylemleridir. the world's madness ise daha geniş ve mecazi bir anlam taşır; yalnızca tıbbi bir durumu değil, dünyadaki düzensizliği ve yıkıcı güçleri anlatır. Through his labors önce değişimin gerçekleştiği yolu gösterir. by atoning for his own ardından iki tarafın nasıl bağlandığını açıklar: aynı görevler, Herkül'ün kişisel şiddetinin kefaretini ödemesini sağlarken daha geniş dünyada düzenin yeniden kurulmasına da yardım eder. Bu paralellik, kişisel kurtuluşu dünya düzeniyle birleştirerek sona tamamlanmışlık duygusu verir.

Alıştırma

Şu yeni cümleyi okuyun: Through months of coaching, Omar restored the team's confidence by rebuilding his own. the team's confidence ile his own arasındaki paralellik ne işe yarar?

  1. coaching ile confidence sözcüklerini aynı şeyin iki adı olarak görür.
  2. Omar'ın kendi özgüvenini görmezden gelip yalnızca takıma odaklandığını söyler.
  3. Omar'ın kişisel özgüvenini yeniden kazanmasını takımın daha geniş çaplı toparlanmasına bağlar.
Cevabı göster

Omar'ın kişisel özgüvenini yeniden kazanmasını takımın daha geniş çaplı toparlanmasına bağlar.

Of course, the titans weren't all bad.

7:34

Elbette titanların hepsi kötü değildi.

Meet Prometheus, creator of mortals,

7:38

Ölümlülerin yaratıcısı, tanrıların haini

traitor to the gods.

7:42

Prometheus'la tanışın.

You can also explore other ancient myths with this playlist.

7:44

Ayrıca bu oynatma listesiyle diğer antik efsaneleri keşfedebilirsiniz.