Peppa Pig Masalları 🐷 Peppa Dünya Kupası'nda Hakemlik Yapıyor 🐷 Peppa Pig Bölümleri: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
222 kelime 134 kel/dk

Video özeti: Peppa bir futbol maçında hakem olur, ancak düdük çalmak için sürekli gerekçeler uydurunca maçın kendisini unutur. Yetişkinler de eğlenirken ölçüyü kaçırınca Baba Pig’e kırmızı kart gösterir ve bir sonraki hakemlik sırasını ona verir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If someone makes a mistake, I give them a yellow card. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if ile kurulan geniş zamanlı koşul cümleciğinin, yine geniş zamandaki ana cümleyle birlikte kalıcı bir kuralı ve onun olağan sonucunu nasıl anlattığını öğrenin. Bu yapıyı, belirli bir koşul her gerçekleştiğinde ne yapıldığını açıklamak için kullanabilirsiniz. 2. finding all sorts of reasons to blow the whistle. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Birinin bir şeyi yapmak için durmadan çeşitli gerekçeler, bağlama göre üstü kapalı biçimde bahaneler, bulmasını anlatan öyküleyici söz öbeğini tanıyın. Böylece yalnızca ayrı eylemleri sıralamak yerine tekrarlanan bir davranış biçimini betimleyip değerlendirebilirsiniz. 3. got a bit carried away. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: get carried away ifadesinin fiziksel olarak bir yere götürülmek değil, heyecan ya da yoğun ilgi yüzünden aşırıya kaçmak anlamına geldiğini kavrayın. Bir davranışın fazla ileri gittiğini konuşma dilinde daha yumuşak biçimde kabul etmek için kullanın.

Bu derste

Peppa Pig Tales.

0:00

Peppa Pig Masalları.

Handball, that's against the rules. Kalıp ifadeler

0:11

Elle oynama, bu kurallara aykırı.

Kalıp ifadeler

against the rules: kurallara aykırı

Against the rules, “kuralların izin vermediği” veya “kurallara aykırı” demektir. Buradaki against, bir kuralla çatışmayı anlatır; fiziksel olarak bir şeye yaslanmak anlamına gelmez. Yaygın kalıp be against the rules şeklindedir. Özne, kuralların izin vermediği eylem veya davranışı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “kuralların izin vermediği” anlamına gelen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Looking at another player's cards is ____.

Cevabı göster

against the rules

Oops!

0:14

Hoppala!

Why are you blowing a whistle, Miss Rabbit? Dilbilgisi

0:16

Neden düdük çalıyorsunuz Bayan Tavşan?

Dilbilgisi

Why are you blowing...?: şu anda gerçekleşen bir eylemin nedenini sormak

Why are you blowing...? şu anda gerçekleşen bir eylemin nedenini sormak için şimdiki zamanı kullanır. Kalıp Why + am/is/are + özne + -ing alan fiil...? şeklindedir. Bu cümlede are you blowing, Miss Rabbit'ın o anda yaptığı şeye işaret eder. Alışılmış veya tekrarlanan bir eylem için İngilizcede normalde Why do you blow...? kullanılır.

Alıştırma

Arkadaşınızın şu anda bir pencereyi açtığını görüyorsunuz. İzlediğiniz eylemin nedenini hangi soru sorar?

  1. Why are you opening the window?
  2. Why do you open the window?
  3. Why did you open the window?
Cevabı göster

Why are you opening the window?

And what do those cards mean?

0:19

Ve o kartlar ne anlama geliyor?

I'm a referee.

0:22

Ben bir hakemim.

I blow the whistle to get attention. Notlar

0:23

Dikkat çekmek için düdük çalıyorum.

Kalıp ifadeler

blow the whistle: düdüğü çalmak

Bu cümlede blow the whistle, düdüğe hava üfleyerek ses çıkarmak anlamına gelir. Blow, düdüğün ses çıkarmasını sağlayan hareketi anlatır; düdüğü üfleyip uzağa savurmak anlamına gelmez. Blow the whistle, bu gerçek hareket için kullanılan doğal fiil-nesne birleşimidir ve özellikle spor, eğitim, kalabalık kontrolü ve uyarı durumlarında görülür.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At the start of the race, the referee will ____.

Cevabı göster

blow the whistle

Dilbilgisi

to get attention: amaç bildiren to + fiil yapısı

Bu cümlede to get attention, amaç bildiren mastar yapısıdır. “Düdüğü neden çalıyorum?” sorusunu yanıtlar: amaç insanların fark etmesini veya dinlemesini sağlamaktır. Bir eylemin amacını belirtmek için eylem + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Burada to sözcüğünden sonra bir fiil olan get gelir; bu nedenle bir yere doğru hareketi göstermez.

Alıştırma

Arayan kişinin ne yapmak istediğini amaç bildiren mastar yapısıyla anlatan seçenek hangisidir? I called the office ____.

  1. because it was open
  2. to ask for help
  3. after lunch
Cevabı göster

to ask for help

If someone makes a mistake, Notlar

0:25

Eğer biri hata yaparsa,

I give them a yellow card. Kültür

0:28

ona sarı kart gösteririm.

Dilbilgisi

If someone makes a mistake, I give them...: düzenli bir kuralı ifade etme

If + simple present, simple present yapısı, bir koşul her gerçekleştiğinde genellikle ne olduğunu anlatır. Sonucu yalnızca bir kez olmuş bir olay olarak değil, bir kural veya alışılmış tepki olarak sunar. Bu cümlede makes koşulu, give ise hakemin standart davranışını belirtir. Konuşan kişi sürekli geçerli bir kuralı açıkladığı için iki fiil de simple present biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, sürekli geçerli bir sınıf kuralını anlatmak için iki cümlecikte de simple present kullanır?

  1. If a phone rang, the teacher asks the owner to silence it.
  2. If a phone rings, the teacher asked the owner to silence it.
  3. If a phone rings, the teacher asks the owner to silence it.
Cevabı göster

If a phone rings, the teacher asks the owner to silence it.

Kalıp ifadeler

makes a mistake: make a mistake kalıbı

Make a mistake, bir şeyi yanlış yapmak veya yanlış bir seçim yapmak anlamına gelen standart bir kalıptır. İngilizcede normal kullanım make a mistake şeklindedir; do a mistake denmez. Burada mistake tekil ve sayılabilen bir isimdir, bu yüzden a gerekir: a mistake. Özne someone üçüncü tekil kişi olduğu için geniş zamanda make, örnekte makes olur.

Alıştırma

Cümleyi make a mistake ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When Leo rushes, he often ____.

Cevabı göster

makes a mistake

And if someone's been a bit silly, Ton ve niyet

0:29

Ve eğer biri biraz yaramazlık yaparsa,

I give them a red card.

0:32

ona kırmızı kart gösteririm.

Kültür

a yellow card ... a red card: futbolda uyarılar ve cezalar

Futbolda sarı kart, hakemin bir oyuncuya verdiği resmî uyarıdır. Kırmızı kart daha ağır bir cezadır: oyuncu oyundan ihraç edilir ve o maçta oynamaya devam edemez. Burada card, sıradan renkli bir kart anlamına gelmez. Bir kural ihlal edildiğinde hakemin kullandığı resmî bir işarettir. Diyalog, kuralları çocuklar için basitleştirir; gerçek bir maçta kartlar her hata veya yalnızca “saçma” davranma nedeniyle değil, belirli kural ihlalleri için gösterilir.

Alıştırma

Futbolun olağan kurallarına göre hangi ifade doğrudur?

  1. İki kart da yalnızca oyuncunun takım renklerini gösterir.
  2. Sarı kart genellikle bir uyarıdır, kırmızı kart ise oyuncuyu oyundan ihraç eder.
  3. Sarı kart maçı bitirir, kırmızı kart ise maçı yeniden başlatır.
Cevabı göster

Sarı kart genellikle bir uyarıdır, kırmızı kart ise oyuncuyu oyundan ihraç eder.

Ton ve niyet

a bit silly: hafif bir eleştiriyi yumuşatmak

a bit silly ifadesinde a bit, “biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelir. silly sıfatını niteler ve eleştirinin daha hafif duyulmasını sağlar. Bu ifade, bir davranışı biraz aptalca, şakacı veya mantıksız olarak tanımlayabilir. Burada a bit tonu yumuşatır; kesin bir miktar belirtmez ve silly kelimesinin olumsuz anlamını ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Değerlendirin: Resmî bir toplantıda bir iş arkadaşına “You're a bit silly” demek her zaman kibardır, çünkü a bit eleştiriyi ortadan kaldırır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Ooh, can I be the referee? Ton ve niyet

0:34

Ooo, ben hakem olabilir miyim?

Ton ve niyet

Can I be the referee?: bir rolü üstlenmek için izin istemek

Can I be the referee? cümlesinde can izin istemek için kullanılır; konuşanın hakemlik yapma becerisine sahip olup olmadığını sormaz. Konuşan, hakem rolünü üstlenmek için izin istemektedir. Bir oyunda, sınıf etkinliğinde veya ortak görevde roller seçilirken Can I be ifadesinden sonra rol belirten bir söz grubu getirilebilir.

Alıştırma

Skor tutan kişi olmayı istemek için bu günlük ricayı Can I...? ile tamamlayın: ____ the scorekeeper?

Cevabı göster

Can I be

Of course.

0:37

Elbette.

Now, Peppa is the referee.

0:39

Şimdi hakem Peppa.

What's wrong, Peppa?

0:52

Sorun nedir Peppa?

You kicked the ball too fast. Dilbilgisi

0:54

Topa çok hızlı vurdun.

Dilbilgisi

too fast: uygun hız sınırının ötesinde

too + sıfat/zarf yapısı, bir derecenin uygun veya kabul edilebilir olandan daha yüksek olduğunu ve bu nedenle genellikle bir sorun bulunduğunu anlatır. Burada fast, kicked fiilini niteleyen bir zarftır; too fast ise topa vurma hızının aşırı olduğunu belirtir. too ifadesini yorumlarken istenmeyen bir sonuca veya aşılmış olan örtük bir sınıra bakın.

Alıştırma

Bir bisikletlinin hızı güvenli biçimde dönmeyi imkânsız hâle getirdi. Hızın aşırı olduğunu hangi cümle söyler?

  1. The cyclist was moving very fast and turned safely.
  2. The cyclist was moving fast enough to turn safely.
  3. The cyclist was moving too fast to turn safely.
Cevabı göster

The cyclist was moving too fast to turn safely.

Mandy missed it.

0:57

Mandy kaçırdı.

But that's not against the rules. Ton ve niyet

0:58

Ama bu kurallara aykırı değil.

Ton ve niyet

that's not against the rules: kurallarla ilgili bir yargıyı düzeltmek

That's not against the rules, az önce sözü edilen davranışın ilgili kurallar tarafından yasaklanmadığı anlamına gelir. That bu davranışa gönderme yapar; not ise against the rules, yani kurallara aykırı olma yargısını olumsuzlar. Tam cümlede But, önceki yargıya açıkça karşı çıkıldığını gösterir. Konuşan kişi yalnızca başka bir yorum eklemiyor, kurallarla ilgili iddiayı düzeltiyor.

Alıştırma

Bir oyuncu hamlenizin yasak olduğunu söylüyor, ancak kural kitabı buna izin veriyor. Notta öğrendiğiniz ifadeyle İngilizce yanıtı tamamlayın: But ____.

Cevabı göster

that's not against the rules

I'm the referee now, Daddy.

1:01

Hakem benim Baba.

So, I say it is. Ton ve niyet

1:03

Ben öyle diyorsam öyledir.

Ton ve niyet

So, I say it is: otoriteye dayanarak hüküm vermek

Burada I say it is, bunun böyle olduğuna ben karar veriyorum anlamına gelir. Say yalnızca konuşmayı ifade etmez; konuşanın kararını bir hüküm olarak sunar. It is, it is against the rules düşüncesinin tamamının yerine geçer, bu nedenle yüklemin yeniden söylenmesi gerekmez. So, I'm the referee now iddiasını bu karara bağlar: konuşan kişi hakem rolünde olduğu için kendi kararını son karar kabul eder. Çocuk oyunu bağlamında bu abartılı otorite kullanımı cümleyi komik de kılar.

Alıştırma

Karar verme yetkiniz yok ve resmî bir toplantıda yalnızca kişisel görüşünüzü belirtmek istiyorsunuz. I say it is kullanmak uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Oh dear.

1:05

Ah canım.

Peppa likes being the referee, Dilbilgisi

1:07

Peppa hakem olmaktan hoşlandı,

and she really likes blowing the whistle.

1:09

ve düdük çalmayı gerçekten çok seviyor.

Dilbilgisi

likes being ... likes blowing: like + fiilin -ing biçimi

likes being ve likes blowing ifadelerinin ikisi de like + fiilin -ing biçimi yapısını kullanır. -ing öbekleri Peppa'nın neyden hoşlandığını belirtir: being the referee bu rolde olmayı, blowing the whistle ise düdük çalma eylemini anlatır. Burada being ve blowing, likes fiilinin nesnesi olan isim-fiillerdir. Şimdiki zaman yapısı oluşturmazlar; çünkü temel fiil likes'tır. Kalıp özne + like + fiil-ing şeklindedir.

Alıştırma

likes sonrasında blow fiilinin -ing biçimini kullanın: Leo likes ____ bubbles.

Cevabı göster

blowing

Your shoelace is undone. Kelime

1:15

Ayakkabı bağcığın çözülmüş.

Kelime

is undone: bağlı değil veya çözülmüş

Your shoelace is undone cümlesinde is undone, ayakkabı bağının şu anki durumunu anlatır: bağ sıkıca bağlı değildir veya çözülmüştür. Burada undone, is sonrasında özneyi tanımlayan bir tamamlayıcıdır. Bağlanan veya iliklenen şeylerle kullanıldığında undone; açık, çözülmüş ya da iliklenmemiş anlamına gelebilir. Burada gereken anlam bu fiziksel durumdur; soyut “tamamlanmamış” anlamı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Your shoelace is undone ne anlama gelir?

  1. Ayakkabı bağının yapımı tamamlanmış.
  2. Ayakkabı bağı kaybolmuş.
  3. Ayakkabı bağı gevşek ya da bağlı değil.
Cevabı göster

Ayakkabı bağı gevşek ya da bağlı değil.

You're not smiling.

1:18

Gülümsemiyorsun.

Oh.

1:22

Oh.

You nearly kicked that lovely flower. Kelime

1:23

Az kalsın o güzel çiçeği tekmeliyordun.

Kelime

nearly kicked: gerçekleşmeye çok yaklaşan bir eylem

“Nearly kicked”, “tekmelemek üzereydi ama tekmelemedi” anlamına gelir. Nearly, kicked fiilinden önce gelir ve eylemin gerçekleşmeye çok yaklaştığını göstererek sonucu nasıl anladığımızı değiştirir. Bu cümlede çiçek gerçekten tekmelenmemiştir. Nearly + geçmiş zaman fiili, bir şeyin neredeyse olduğunu ama son anda gerçekleşmediğini anlatır.

Alıştırma

Maya, “I nearly missed the bus.” diyor. Gerçekte ne oldu?

  1. Otobüse son anda yetişti.
  2. Otobüse binmemeyi seçti.
  3. Otobüsü kaçırdı.
Cevabı göster

Otobüse son anda yetişti.

Peppa is finding all sorts of reasons to blow the whistle. Kalıp ifadeler

1:27

Peppa düdük çalmak için her türlü sebebi buluyor.

Kalıp ifadeler

finding all sorts of reasons to blow the whistle: düdüğü çalmak için türlü türlü neden bulmak

“Finding all sorts of reasons to blow the whistle”, düdüğü çalmak için birçok farklı neden bulup durmak demektir. All sorts of “türlü türlü” anlamına gelir; to blow the whistle ise bu nedenlerin desteklediği eylemi belirtir. Burada gerçek anlamıyla düdüğü öttürmekten söz edilir. Buradaki is finding, bunun devam eden bir davranış olduğunu gösterir. Anlatıcı, Peppa'nın düdüğü çalmak istediğini ve tek bir nedeni bildirmek yerine yeni gerekçeler bulup durduğunu hafifçe eğlenerek ima eder. Bu ifade başka bağlamlarda tarafsız olabilir; eğlenceli eleştiri bağlamdan gelir.

Alıştırma

Hangi cümle “Nina is finding all sorts of reasons to leave early” ifadesine en uygun anlamı verir?

  1. Tek bir resmî nedeni var ve onu sınıflandırıyor.
  2. Erken ayrılmak için birçok farklı neden bulup duruyor.
  3. Erken ayrılmak için hiçbir neden düşünemiyor.
Cevabı göster

Erken ayrılmak için birçok farklı neden bulup duruyor.

Oh.

1:30

Oh.

You're running too fast.

1:34

Çok hızlı koşuyorsun.

You're swinging too high.

1:44

Çok yükseğe sallanıyorsun.

Your ice cream is too melty. Kelime

1:52

Dondurman çok erimiş.

Kelime

too melty: eridiği için fazla yumuşak

Melty, eriyen ve yumuşak, yapışkan ya da damlayacak hâle gelen bir şeyi anlatan gündelik bir sıfattır. too melty ifadesindeki too, erime düzeyinin rahat veya istenen sınırı aştığını belirtir. Melty, bir şeyin o anda nasıl göründüğüne ya da hissedildiğine odaklanır; tamamen sıvıya dönüştüğü anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Gündelik bir konuşmada “The ice cream is too melty” ne anlama gelir?

  1. Tadı beklenenden daha yoğun.
  2. Eriyor ve istenenden daha yumuşak hâle gelmiş.
  3. Fazla sert olacak şekilde dondurulmuş.
Cevabı göster

Eriyor ve istenenden daha yumuşak hâle gelmiş.

Watch out! Ton ve niyet

1:57

Dikkat et!

Ton ve niyet

Watch out!: anlık tehlike uyarısı

Watch out!, birinin o anda var olan tehlikeyi fark edip hızlıca harekete geçmesini sağlayan kalıp bir uyarıdır. İfadenin tamamı “Dikkat et!” anlamına gelir; out burada “dışarı” demek değildir. Genellikle Be careful gibi genel bir hatırlatmadan daha ani ve acildir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki anlık uyarıyı aynen kullanarak tamamlayın: ____! A bike is coming toward you.

Cevabı göster

Watch out

Can we have a go now? Kalıp ifadeler

2:01

Artık biz oynayabilir miyiz?

Kalıp ifadeler

have a go: denemek veya sırası gelince yapmak

Have a go, “denemek” veya “sırası gelince bir etkinliğe katılmak” anlamına gelen, gündelik İngiliz İngilizcesine ait bir ifadedir. Can we have a go now? cümlesinde konuşanlar, artık etkinliğe katılıp kendi sıralarında deneyip deneyemeyeceklerini soruyorlar. Bu kalıpta go bir isimdir; “bir yere gitmek” anlamındaki fiil değildir. Yaygın yapılar have a go ile have a go at + isim veya fiilin -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki İngiliz İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: I've never used a pottery wheel, but I'd like to ____.

Cevabı göster

have a go

I want to kick.

2:04

Ben vurmak istiyorum.

Daddy Pig and Miss Rabbit are not following the rules. Kalıp ifadeler

2:10

Baba Domuz ve Bayan Tavşan kurallara uymuyorlar.

Kalıp ifadeler

not following the rules: kurallara uymamak

Follow the rules, kurallara uygun davranmak, yani “kurallara uymak” demektir. Buradaki following, birinin arkasından gitmek anlamına gelmez. Are not following the rules yapısında şimdiki zaman, iki kişinin o anda ne yaptığını anlatır; not ise mevcut davranışlarının kurallara uymadığını gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The referee stopped the game because the players were ____.

Cevabı göster

not following the rules

Referee!

2:15

Hakem!

This duck is too sweet. Kelime

2:17

Bu ördek çok tatlı.

Kelime

sweet: “şekerli” değil, “sevimli ve tatlı”

Burada sweet, “şekerli bir tada sahip” değil, “sevimli, tatlı veya çok hoş” anlamına gelir. Konuşan kişi ördeği sevgiyle övüyor. Sweet, yiyecek bağlamı dışında bir insanı, hayvanı veya nazik bir davranışı tanımladığında çoğu zaman sevgi ya da beğeni ifade eder. Sevgi belirten anlamla tat anlamını ayırmak için çevredeki bağlama bakın.

Alıştırma

“This duck is too sweet.” cümlesinde sweet ne anlama gelir?

  1. Ördeğin tadı şekerlidir.
  2. Ördek çok sevimli ve tatlıdır.
  3. Ördek pişirilmeye hazırdır.
Cevabı göster

Ördek çok sevimli ve tatlıdır.

Referee Peppa.

2:20

Hakem Peppa.

Peppa is having so much fun, Kalıp ifadeler

2:22

Peppa o kadar çok eğleniyor ki,

she's forgotten all about the football match. Kalıp ifadeler

2:24

futbol maçını tamamen unuttu.

Kalıp ifadeler

having so much fun: çok eğlenmek

Have fun, “eğlenmek” veya “iyi vakit geçirmek” için kullanılan doğal ifadedir. is having yapısında keyifli etkinlik şu anda devam ettiği için have, -ing biçimini alır. Bu ifadede fun sayılamayan bir isimdir, bu nedenle so much onun derecesini güçlendirebilir. Having so much fun, yapılan etkinlikten çok büyük keyif almak demektir.

Alıştırma

Cümleyi have so much fun ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The children are ____ at the science museum.

Cevabı göster

having so much fun

Kalıp ifadeler

forgotten all about: tamamen unutmak

Burada forgotten all about the football match, Peppa'nın eğlenmeye dalıp futbol maçını tamamen aklından çıkardığını anlatır. Forget about, bir şeyi hatırlamayı veya dikkate almayı bırakmak demektir; all anlamı güçlü biçimde pekiştirir. Forgotten, forget fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve present perfect yapısında has'ten sonra gelir: she has forgotten all about + isim. Bu kalıpta all, forget about ifadesini güçlendirir; all about maçla ilgili “her ayrıntı” demek değildir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo became absorbed in the game and had ____ his promise to call.

Cevabı göster

forgotten all about

Oops!

2:27

Hoppala!

Daddy, that's not how you play football. Ton ve niyet

2:31

Baba, futbol böyle oynanmaz.

Ton ve niyet

That's not how you...: bir şeyin yapılma biçimini düzeltmek

That's not how you play football, “Futbol o şekilde doğru veya normal biçimde oynanmaz” anlamına gelir. That's, görülmekte olan eyleme işaret ederken how eylemin yapılma biçimini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp That's not how you + fiilin yalın hâlidir. Bir yöntemi, adımı veya kuralı düzeltir. Buradaki you genel olarak insanları ifade edebilir; bu nedenle cümle neden veya yerden değil, eylemin doğru yapılma biçiminden söz eder.

Alıştırma

Hedef kalıpla düzeltme cümlesini tamamlayın. Arkadaşınız dizüstü bilgisayarı ekranından tutarak taşıyor: ____ carry a laptop.

Cevabı göster

That's not how you

You're being a bit silly. Dilbilgisi

2:35

Biraz saçmalıyorsun.

Dilbilgisi

'You're being a bit silly': geçici davranış

You're being a bit silly. cümlesinde be fiilinin şimdiki zamanın süreklilik biçimi, dinleyenin o anda nasıl davrandığını anlatır. Saçmalığı kalıcı bir özellik değil, geçici bir davranış olarak sunar. A bit eleştiriyi yumuşatır: konuşan kişi davranışın biraz saçma veya oyunbaz olduğunu söylüyordur.

Alıştırma

Maya genellikle dikkatlidir, ancak şu anda dikkatsizce hatalar yapıyor. Hangi cümle onun geçici davranışına odaklanır?

  1. You're a bit careless in general.
  2. You're being a bit careless right now.
  3. You've always been a careless person.
Cevabı göster

You're being a bit careless right now.

I'm going to have to give you a red card. Dilbilgisi

2:37

Sana kırmızı kart göstermek zorunda kalacağım.

Dilbilgisi

'I'm going to have to': gelecekteki bir zorunluluk

I'm going to have to + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin yakında bir şeyi yapmak zorunda kalacağını düşündüğünü belirtir. Going to eylemi geleceğe yerleştirirken have to bir kural, görev veya durumdan kaynaklanan zorunluluğu ifade eder. Bu yapı çoğu zaman konuşanın vermek istemeyebileceği kesin bir kararı bildirir. Bu nedenle zorunluluğu zayıflatmadan isteksizlik veya üzüntü gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak I'm going to have to yapısını kullanarak tamamlayın: The last bus has left, so ____ walk home.

Cevabı göster

I'm going to have to

Sorry, Peppa.

2:43

Özür dilerim Peppa.

I suppose we got a bit carried away. Notlar

2:44

Sanırım kendimizi biraz kaptırdık.

Ton ve niyet

I suppose: Bir kabullenişi yumuşatmak

Bu cümlede I suppose, temkinli ve yumuşatılmış bir kabullenişi başlatır. Konuşan kişi aşırıya kaçtıklarını kabul etmeden önce bunun kendi değerlendirmesi olduğunu belirtir; böylece kabulleniş daha az keskin duyulur. Burada suppose, resmî bir varsayım durumu kurmaz. I suppose konuşma dilinde bir görüşü yumuşatmak veya biraz isteksizce katılmayı göstermek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşan kişinin sabırsız davrandığını biraz tereddütle kabul ettiği en doğal cümle hangisidir?

  1. I suppose I was a little impatient.
  2. I freely admit that I was a little impatient.
  3. I am certain that I was a little impatient.
Cevabı göster

I suppose I was a little impatient.

Deyimler

got a bit carried away: Heyecana kapılıp aşırıya kaçmak

Get carried away, kişinin heyecan, ilgi veya yoğun duygu yüzünden makul bir sınırı aşması anlamına gelen bir deyimdir. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla konuşan kişi bunun gerçekleştiğini kabul eder. A bit, aşırılığı oldukça küçük göstererek kabullenişi yumuşatır. Bu ifade fiziksel olarak bir yere götürülmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşan kişilerin sohbete fazla daldığını göstermek için cümleyi get carried away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ talking and missed the last bus.

Cevabı göster

got carried away

That's okay, Daddy.

2:47

Sorun değil Baba.

But I think it's your turn to referee now. Kalıp ifadeler

2:49

Ama sanırım artık hakemlik sırası sende.

Kalıp ifadeler

It's your turn to referee: It's + iyelik biçimi + turn to + fiil kalıbı

"It's your turn to + fiil" kalıbı, kararlaştırılmış bir sıra veya dönüşüm içinde bir eylemi yapması beklenen bir sonraki kişinin sen olduğunu belirtir. Bu cümlede "it's your turn to referee", artık hakemlik rolünü diğer kişinin üstlenmesi gerektiği anlamına gelir. "Turn" burada kişinin sıradaki yerini veya ona düşen görevi belirten bir isimdir; "dönmek" anlamına gelmez. Kalıp "It's + iyelik biçimi + turn + to + fiilin yalın hâli" şeklindedir. "Referee" yalın hâldeki fiildir ve "hakemlik yapmak" anlamına gelir. Sıranın kimde olduğunu değiştirmek için "your" yerine "my", "her" veya bir adın iyelik biçimini kullanabilirsin.

Alıştırma

Sunum sırasına göre bir sonraki konuşmayı Sam yapmalıdır. Hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamla: Sam, ____ present the next slide.

Cevabı göster

it's your turn to