Peppa Pig Masalları 🐷 Peppa Dünya Kupası'nda Hakemlik Yapıyor 🐷 Peppa Pig Bölümleri: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa bir futbol maçında hakem olur, ancak düdük çalmak için sürekli gerekçeler uydurunca maçın kendisini unutur. Yetişkinler de eğlenirken ölçüyü kaçırınca Baba Pig’e kırmızı kart gösterir ve bir sonraki hakemlik sırasını ona verir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If someone makes a mistake, I give them a yellow card. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if ile kurulan geniş zamanlı koşul cümleciğinin, yine geniş zamandaki ana cümleyle birlikte kalıcı bir kuralı ve onun olağan sonucunu nasıl anlattığını öğrenin. Bu yapıyı, belirli bir koşul her gerçekleştiğinde ne yapıldığını açıklamak için kullanabilirsiniz. 2. finding all sorts of reasons to blow the whistle. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Birinin bir şeyi yapmak için durmadan çeşitli gerekçeler, bağlama göre üstü kapalı biçimde bahaneler, bulmasını anlatan öyküleyici söz öbeğini tanıyın. Böylece yalnızca ayrı eylemleri sıralamak yerine tekrarlanan bir davranış biçimini betimleyip değerlendirebilirsiniz. 3. got a bit carried away. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: get carried away ifadesinin fiziksel olarak bir yere götürülmek değil, heyecan ya da yoğun ilgi yüzünden aşırıya kaçmak anlamına geldiğini kavrayın. Bir davranışın fazla ileri gittiğini konuşma dilinde daha yumuşak biçimde kabul etmek için kullanın.
Bu derste
against the rules: kurallara aykırı
Against the rules, “kuralların izin vermediği” veya “kurallara aykırı” demektir. Buradaki against, bir kuralla çatışmayı anlatır; fiziksel olarak bir şeye yaslanmak anlamına gelmez. Yaygın kalıp be against the rules şeklindedir. Özne, kuralların izin vermediği eylem veya davranışı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “kuralların izin vermediği” anlamına gelen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Looking at another player's cards is ____.
Cevabı göster
against the rules
Why are you blowing...?: şu anda gerçekleşen bir eylemin nedenini sormak
Why are you blowing...? şu anda gerçekleşen bir eylemin nedenini sormak için şimdiki zamanı kullanır. Kalıp Why + am/is/are + özne + -ing alan fiil...? şeklindedir. Bu cümlede are you blowing, Miss Rabbit'ın o anda yaptığı şeye işaret eder. Alışılmış veya tekrarlanan bir eylem için İngilizcede normalde Why do you blow...? kullanılır.
Alıştırma
Arkadaşınızın şu anda bir pencereyi açtığını görüyorsunuz. İzlediğiniz eylemin nedenini hangi soru sorar?
- Why are you opening the window?
- Why do you open the window?
- Why did you open the window?
Cevabı göster
Why are you opening the window?
blow the whistle: düdüğü çalmak
Bu cümlede blow the whistle, düdüğe hava üfleyerek ses çıkarmak anlamına gelir. Blow, düdüğün ses çıkarmasını sağlayan hareketi anlatır; düdüğü üfleyip uzağa savurmak anlamına gelmez. Blow the whistle, bu gerçek hareket için kullanılan doğal fiil-nesne birleşimidir ve özellikle spor, eğitim, kalabalık kontrolü ve uyarı durumlarında görülür.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At the start of the race, the referee will ____.
Cevabı göster
blow the whistle
to get attention: amaç bildiren to + fiil yapısı
Bu cümlede to get attention, amaç bildiren mastar yapısıdır. “Düdüğü neden çalıyorum?” sorusunu yanıtlar: amaç insanların fark etmesini veya dinlemesini sağlamaktır. Bir eylemin amacını belirtmek için eylem + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Burada to sözcüğünden sonra bir fiil olan get gelir; bu nedenle bir yere doğru hareketi göstermez.
Alıştırma
Arayan kişinin ne yapmak istediğini amaç bildiren mastar yapısıyla anlatan seçenek hangisidir? I called the office ____.
- because it was open
- to ask for help
- after lunch
Cevabı göster
to ask for help
If someone makes a mistake, I give them...: düzenli bir kuralı ifade etme
If + simple present, simple present yapısı, bir koşul her gerçekleştiğinde genellikle ne olduğunu anlatır. Sonucu yalnızca bir kez olmuş bir olay olarak değil, bir kural veya alışılmış tepki olarak sunar. Bu cümlede makes koşulu, give ise hakemin standart davranışını belirtir. Konuşan kişi sürekli geçerli bir kuralı açıkladığı için iki fiil de simple present biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, sürekli geçerli bir sınıf kuralını anlatmak için iki cümlecikte de simple present kullanır?
- If a phone rang, the teacher asks the owner to silence it.
- If a phone rings, the teacher asked the owner to silence it.
- If a phone rings, the teacher asks the owner to silence it.
Cevabı göster
If a phone rings, the teacher asks the owner to silence it.
makes a mistake: make a mistake kalıbı
Make a mistake, bir şeyi yanlış yapmak veya yanlış bir seçim yapmak anlamına gelen standart bir kalıptır. İngilizcede normal kullanım make a mistake şeklindedir; do a mistake denmez. Burada mistake tekil ve sayılabilen bir isimdir, bu yüzden a gerekir: a mistake. Özne someone üçüncü tekil kişi olduğu için geniş zamanda make, örnekte makes olur.
Alıştırma
Cümleyi make a mistake ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When Leo rushes, he often ____.
Cevabı göster
makes a mistake
a yellow card ... a red card: futbolda uyarılar ve cezalar
Futbolda sarı kart, hakemin bir oyuncuya verdiği resmî uyarıdır. Kırmızı kart daha ağır bir cezadır: oyuncu oyundan ihraç edilir ve o maçta oynamaya devam edemez. Burada card, sıradan renkli bir kart anlamına gelmez. Bir kural ihlal edildiğinde hakemin kullandığı resmî bir işarettir. Diyalog, kuralları çocuklar için basitleştirir; gerçek bir maçta kartlar her hata veya yalnızca “saçma” davranma nedeniyle değil, belirli kural ihlalleri için gösterilir.
Alıştırma
Futbolun olağan kurallarına göre hangi ifade doğrudur?
- İki kart da yalnızca oyuncunun takım renklerini gösterir.
- Sarı kart genellikle bir uyarıdır, kırmızı kart ise oyuncuyu oyundan ihraç eder.
- Sarı kart maçı bitirir, kırmızı kart ise maçı yeniden başlatır.
Cevabı göster
Sarı kart genellikle bir uyarıdır, kırmızı kart ise oyuncuyu oyundan ihraç eder.
a bit silly: hafif bir eleştiriyi yumuşatmak
a bit silly ifadesinde a bit, “biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelir. silly sıfatını niteler ve eleştirinin daha hafif duyulmasını sağlar. Bu ifade, bir davranışı biraz aptalca, şakacı veya mantıksız olarak tanımlayabilir. Burada a bit tonu yumuşatır; kesin bir miktar belirtmez ve silly kelimesinin olumsuz anlamını ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
Değerlendirin: Resmî bir toplantıda bir iş arkadaşına “You're a bit silly” demek her zaman kibardır, çünkü a bit eleştiriyi ortadan kaldırır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Can I be the referee?: bir rolü üstlenmek için izin istemek
Can I be the referee? cümlesinde can izin istemek için kullanılır; konuşanın hakemlik yapma becerisine sahip olup olmadığını sormaz. Konuşan, hakem rolünü üstlenmek için izin istemektedir. Bir oyunda, sınıf etkinliğinde veya ortak görevde roller seçilirken Can I be ifadesinden sonra rol belirten bir söz grubu getirilebilir.
Alıştırma
Skor tutan kişi olmayı istemek için bu günlük ricayı Can I...? ile tamamlayın: ____ the scorekeeper?
Cevabı göster
Can I be
too fast: uygun hız sınırının ötesinde
too + sıfat/zarf yapısı, bir derecenin uygun veya kabul edilebilir olandan daha yüksek olduğunu ve bu nedenle genellikle bir sorun bulunduğunu anlatır. Burada fast, kicked fiilini niteleyen bir zarftır; too fast ise topa vurma hızının aşırı olduğunu belirtir. too ifadesini yorumlarken istenmeyen bir sonuca veya aşılmış olan örtük bir sınıra bakın.
Alıştırma
Bir bisikletlinin hızı güvenli biçimde dönmeyi imkânsız hâle getirdi. Hızın aşırı olduğunu hangi cümle söyler?
- The cyclist was moving very fast and turned safely.
- The cyclist was moving fast enough to turn safely.
- The cyclist was moving too fast to turn safely.
Cevabı göster
The cyclist was moving too fast to turn safely.
that's not against the rules: kurallarla ilgili bir yargıyı düzeltmek
That's not against the rules, az önce sözü edilen davranışın ilgili kurallar tarafından yasaklanmadığı anlamına gelir. That bu davranışa gönderme yapar; not ise against the rules, yani kurallara aykırı olma yargısını olumsuzlar. Tam cümlede But, önceki yargıya açıkça karşı çıkıldığını gösterir. Konuşan kişi yalnızca başka bir yorum eklemiyor, kurallarla ilgili iddiayı düzeltiyor.
Alıştırma
Bir oyuncu hamlenizin yasak olduğunu söylüyor, ancak kural kitabı buna izin veriyor. Notta öğrendiğiniz ifadeyle İngilizce yanıtı tamamlayın: But ____.
Cevabı göster
that's not against the rules
So, I say it is: otoriteye dayanarak hüküm vermek
Burada I say it is, bunun böyle olduğuna ben karar veriyorum anlamına gelir. Say yalnızca konuşmayı ifade etmez; konuşanın kararını bir hüküm olarak sunar. It is, it is against the rules düşüncesinin tamamının yerine geçer, bu nedenle yüklemin yeniden söylenmesi gerekmez. So, I'm the referee now iddiasını bu karara bağlar: konuşan kişi hakem rolünde olduğu için kendi kararını son karar kabul eder. Çocuk oyunu bağlamında bu abartılı otorite kullanımı cümleyi komik de kılar.
Alıştırma
Karar verme yetkiniz yok ve resmî bir toplantıda yalnızca kişisel görüşünüzü belirtmek istiyorsunuz. I say it is kullanmak uygun mudur?
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
likes being ... likes blowing: like + fiilin -ing biçimi
likes being ve likes blowing ifadelerinin ikisi de like + fiilin -ing biçimi yapısını kullanır. -ing öbekleri Peppa'nın neyden hoşlandığını belirtir: being the referee bu rolde olmayı, blowing the whistle ise düdük çalma eylemini anlatır. Burada being ve blowing, likes fiilinin nesnesi olan isim-fiillerdir. Şimdiki zaman yapısı oluşturmazlar; çünkü temel fiil likes'tır. Kalıp özne + like + fiil-ing şeklindedir.
Alıştırma
likes sonrasında blow fiilinin -ing biçimini kullanın: Leo likes ____ bubbles.
Cevabı göster
blowing
is undone: bağlı değil veya çözülmüş
Your shoelace is undone cümlesinde is undone, ayakkabı bağının şu anki durumunu anlatır: bağ sıkıca bağlı değildir veya çözülmüştür. Burada undone, is sonrasında özneyi tanımlayan bir tamamlayıcıdır. Bağlanan veya iliklenen şeylerle kullanıldığında undone; açık, çözülmüş ya da iliklenmemiş anlamına gelebilir. Burada gereken anlam bu fiziksel durumdur; soyut “tamamlanmamış” anlamı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Your shoelace is undone ne anlama gelir?
- Ayakkabı bağının yapımı tamamlanmış.
- Ayakkabı bağı kaybolmuş.
- Ayakkabı bağı gevşek ya da bağlı değil.
Cevabı göster
Ayakkabı bağı gevşek ya da bağlı değil.
nearly kicked: gerçekleşmeye çok yaklaşan bir eylem
“Nearly kicked”, “tekmelemek üzereydi ama tekmelemedi” anlamına gelir. Nearly, kicked fiilinden önce gelir ve eylemin gerçekleşmeye çok yaklaştığını göstererek sonucu nasıl anladığımızı değiştirir. Bu cümlede çiçek gerçekten tekmelenmemiştir. Nearly + geçmiş zaman fiili, bir şeyin neredeyse olduğunu ama son anda gerçekleşmediğini anlatır.
Alıştırma
Maya, “I nearly missed the bus.” diyor. Gerçekte ne oldu?
- Otobüse son anda yetişti.
- Otobüse binmemeyi seçti.
- Otobüsü kaçırdı.
Cevabı göster
Otobüse son anda yetişti.
Peppa is finding all sorts of reasons to blow the whistle. Kalıp ifadeler
1:27Peppa düdük çalmak için her türlü sebebi buluyor.
finding all sorts of reasons to blow the whistle: düdüğü çalmak için türlü türlü neden bulmak
“Finding all sorts of reasons to blow the whistle”, düdüğü çalmak için birçok farklı neden bulup durmak demektir. All sorts of “türlü türlü” anlamına gelir; to blow the whistle ise bu nedenlerin desteklediği eylemi belirtir. Burada gerçek anlamıyla düdüğü öttürmekten söz edilir. Buradaki is finding, bunun devam eden bir davranış olduğunu gösterir. Anlatıcı, Peppa'nın düdüğü çalmak istediğini ve tek bir nedeni bildirmek yerine yeni gerekçeler bulup durduğunu hafifçe eğlenerek ima eder. Bu ifade başka bağlamlarda tarafsız olabilir; eğlenceli eleştiri bağlamdan gelir.
Alıştırma
Hangi cümle “Nina is finding all sorts of reasons to leave early” ifadesine en uygun anlamı verir?
- Tek bir resmî nedeni var ve onu sınıflandırıyor.
- Erken ayrılmak için birçok farklı neden bulup duruyor.
- Erken ayrılmak için hiçbir neden düşünemiyor.
Cevabı göster
Erken ayrılmak için birçok farklı neden bulup duruyor.
too melty: eridiği için fazla yumuşak
Melty, eriyen ve yumuşak, yapışkan ya da damlayacak hâle gelen bir şeyi anlatan gündelik bir sıfattır. too melty ifadesindeki too, erime düzeyinin rahat veya istenen sınırı aştığını belirtir. Melty, bir şeyin o anda nasıl göründüğüne ya da hissedildiğine odaklanır; tamamen sıvıya dönüştüğü anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Gündelik bir konuşmada “The ice cream is too melty” ne anlama gelir?
- Tadı beklenenden daha yoğun.
- Eriyor ve istenenden daha yumuşak hâle gelmiş.
- Fazla sert olacak şekilde dondurulmuş.
Cevabı göster
Eriyor ve istenenden daha yumuşak hâle gelmiş.
Watch out!: anlık tehlike uyarısı
Watch out!, birinin o anda var olan tehlikeyi fark edip hızlıca harekete geçmesini sağlayan kalıp bir uyarıdır. İfadenin tamamı “Dikkat et!” anlamına gelir; out burada “dışarı” demek değildir. Genellikle Be careful gibi genel bir hatırlatmadan daha ani ve acildir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki anlık uyarıyı aynen kullanarak tamamlayın: ____! A bike is coming toward you.
Cevabı göster
Watch out
have a go: denemek veya sırası gelince yapmak
Have a go, “denemek” veya “sırası gelince bir etkinliğe katılmak” anlamına gelen, gündelik İngiliz İngilizcesine ait bir ifadedir. Can we have a go now? cümlesinde konuşanlar, artık etkinliğe katılıp kendi sıralarında deneyip deneyemeyeceklerini soruyorlar. Bu kalıpta go bir isimdir; “bir yere gitmek” anlamındaki fiil değildir. Yaygın yapılar have a go ile have a go at + isim veya fiilin -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki İngiliz İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: I've never used a pottery wheel, but I'd like to ____.
Cevabı göster
have a go
Daddy Pig and Miss Rabbit are not following the rules. Kalıp ifadeler
2:10Baba Domuz ve Bayan Tavşan kurallara uymuyorlar.
not following the rules: kurallara uymamak
Follow the rules, kurallara uygun davranmak, yani “kurallara uymak” demektir. Buradaki following, birinin arkasından gitmek anlamına gelmez. Are not following the rules yapısında şimdiki zaman, iki kişinin o anda ne yaptığını anlatır; not ise mevcut davranışlarının kurallara uymadığını gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The referee stopped the game because the players were ____.
Cevabı göster
not following the rules
sweet: “şekerli” değil, “sevimli ve tatlı”
Burada sweet, “şekerli bir tada sahip” değil, “sevimli, tatlı veya çok hoş” anlamına gelir. Konuşan kişi ördeği sevgiyle övüyor. Sweet, yiyecek bağlamı dışında bir insanı, hayvanı veya nazik bir davranışı tanımladığında çoğu zaman sevgi ya da beğeni ifade eder. Sevgi belirten anlamla tat anlamını ayırmak için çevredeki bağlama bakın.
Alıştırma
“This duck is too sweet.” cümlesinde sweet ne anlama gelir?
- Ördeğin tadı şekerlidir.
- Ördek çok sevimli ve tatlıdır.
- Ördek pişirilmeye hazırdır.
Cevabı göster
Ördek çok sevimli ve tatlıdır.
having so much fun: çok eğlenmek
Have fun, “eğlenmek” veya “iyi vakit geçirmek” için kullanılan doğal ifadedir. is having yapısında keyifli etkinlik şu anda devam ettiği için have, -ing biçimini alır. Bu ifadede fun sayılamayan bir isimdir, bu nedenle so much onun derecesini güçlendirebilir. Having so much fun, yapılan etkinlikten çok büyük keyif almak demektir.
Alıştırma
Cümleyi have so much fun ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The children are ____ at the science museum.
Cevabı göster
having so much fun
forgotten all about: tamamen unutmak
Burada forgotten all about the football match, Peppa'nın eğlenmeye dalıp futbol maçını tamamen aklından çıkardığını anlatır. Forget about, bir şeyi hatırlamayı veya dikkate almayı bırakmak demektir; all anlamı güçlü biçimde pekiştirir. Forgotten, forget fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve present perfect yapısında has'ten sonra gelir: she has forgotten all about + isim. Bu kalıpta all, forget about ifadesini güçlendirir; all about maçla ilgili “her ayrıntı” demek değildir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo became absorbed in the game and had ____ his promise to call.
Cevabı göster
forgotten all about
That's not how you...: bir şeyin yapılma biçimini düzeltmek
That's not how you play football, “Futbol o şekilde doğru veya normal biçimde oynanmaz” anlamına gelir. That's, görülmekte olan eyleme işaret ederken how eylemin yapılma biçimini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp That's not how you + fiilin yalın hâlidir. Bir yöntemi, adımı veya kuralı düzeltir. Buradaki you genel olarak insanları ifade edebilir; bu nedenle cümle neden veya yerden değil, eylemin doğru yapılma biçiminden söz eder.
Alıştırma
Hedef kalıpla düzeltme cümlesini tamamlayın. Arkadaşınız dizüstü bilgisayarı ekranından tutarak taşıyor: ____ carry a laptop.
Cevabı göster
That's not how you
'You're being a bit silly': geçici davranış
You're being a bit silly. cümlesinde be fiilinin şimdiki zamanın süreklilik biçimi, dinleyenin o anda nasıl davrandığını anlatır. Saçmalığı kalıcı bir özellik değil, geçici bir davranış olarak sunar. A bit eleştiriyi yumuşatır: konuşan kişi davranışın biraz saçma veya oyunbaz olduğunu söylüyordur.
Alıştırma
Maya genellikle dikkatlidir, ancak şu anda dikkatsizce hatalar yapıyor. Hangi cümle onun geçici davranışına odaklanır?
- You're a bit careless in general.
- You're being a bit careless right now.
- You've always been a careless person.
Cevabı göster
You're being a bit careless right now.
I'm going to have to give you a red card. Dilbilgisi
2:37Sana kırmızı kart göstermek zorunda kalacağım.
'I'm going to have to': gelecekteki bir zorunluluk
I'm going to have to + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin yakında bir şeyi yapmak zorunda kalacağını düşündüğünü belirtir. Going to eylemi geleceğe yerleştirirken have to bir kural, görev veya durumdan kaynaklanan zorunluluğu ifade eder. Bu yapı çoğu zaman konuşanın vermek istemeyebileceği kesin bir kararı bildirir. Bu nedenle zorunluluğu zayıflatmadan isteksizlik veya üzüntü gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak I'm going to have to yapısını kullanarak tamamlayın: The last bus has left, so ____ walk home.
Cevabı göster
I'm going to have to
I suppose: Bir kabullenişi yumuşatmak
Bu cümlede I suppose, temkinli ve yumuşatılmış bir kabullenişi başlatır. Konuşan kişi aşırıya kaçtıklarını kabul etmeden önce bunun kendi değerlendirmesi olduğunu belirtir; böylece kabulleniş daha az keskin duyulur. Burada suppose, resmî bir varsayım durumu kurmaz. I suppose konuşma dilinde bir görüşü yumuşatmak veya biraz isteksizce katılmayı göstermek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşan kişinin sabırsız davrandığını biraz tereddütle kabul ettiği en doğal cümle hangisidir?
- I suppose I was a little impatient.
- I freely admit that I was a little impatient.
- I am certain that I was a little impatient.
Cevabı göster
I suppose I was a little impatient.
got a bit carried away: Heyecana kapılıp aşırıya kaçmak
Get carried away, kişinin heyecan, ilgi veya yoğun duygu yüzünden makul bir sınırı aşması anlamına gelen bir deyimdir. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla konuşan kişi bunun gerçekleştiğini kabul eder. A bit, aşırılığı oldukça küçük göstererek kabullenişi yumuşatır. Bu ifade fiziksel olarak bir yere götürülmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşan kişilerin sohbete fazla daldığını göstermek için cümleyi get carried away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ talking and missed the last bus.
Cevabı göster
got carried away
But I think it's your turn to referee now. Kalıp ifadeler
2:49Ama sanırım artık hakemlik sırası sende.
It's your turn to referee: It's + iyelik biçimi + turn to + fiil kalıbı
"It's your turn to + fiil" kalıbı, kararlaştırılmış bir sıra veya dönüşüm içinde bir eylemi yapması beklenen bir sonraki kişinin sen olduğunu belirtir. Bu cümlede "it's your turn to referee", artık hakemlik rolünü diğer kişinin üstlenmesi gerektiği anlamına gelir. "Turn" burada kişinin sıradaki yerini veya ona düşen görevi belirten bir isimdir; "dönmek" anlamına gelmez. Kalıp "It's + iyelik biçimi + turn + to + fiilin yalın hâli" şeklindedir. "Referee" yalın hâldeki fiildir ve "hakemlik yapmak" anlamına gelir. Sıranın kimde olduğunu değiştirmek için "your" yerine "my", "her" veya bir adın iyelik biçimini kullanabilirsin.
Alıştırma
Sunum sırasına göre bir sonraki konuşmayı Sam yapmalıdır. Hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamla: Sam, ____ present the next slide.
Cevabı göster
it's your turn to