Duran Saat İllüzyonu: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
528 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Michael, göz sıçraması sırasında beynin görsel boşluğu doldurup saatin ilk saniyesini nasıl daha uzun gösterdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Bir teknik terimi sunmak için kalıplaşmış ifade ve eşdizim what is known as yapısını kullanın; what yan cümlesini sorudan ayırın. 2. Kişi, süreç veya sistemin eylemine odaklanmak için dil bilgisi ve cümle kalıbı what our visual system does is erase yapısını kullanın. 3. Küçük miktarların bir toplama ulaşmasını anlatan öbek fiil can add up to yapısını anlayın; biriken zaman, maliyet, miktar veya etkiyi ifade edin.

Bu derste

Hey, Vsauce, Michael here

0:00

Selam, Vsauce, ben Michael,

and today I've got a brand new episode of Vsauce Lean Back. Kalıp ifadeler

0:01

ve bugün yepyeni bir Vsauce Lean Back bölümüyle karşınızdayım.

Kalıp ifadeler

Şu anda hazır bir şey için I've got

I've got, I have got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada konuşanın sunmaya hazır yeni bir bölümü olduğunu belirtir. Günlük konuşmada I've got ifadesini “bende var” veya “hazır bir şeyim var” anlamına gelen tek bir kalıp olarak düşün. Odak, onu edinme süreci değil, şu anki durumdur.

Alıştırma

Cümleyi “şu anda hazır bir şeyim var” anlamındaki konuşma kalıbıyla tamamla: ____ a fun game for us to play.

Cevabı göster

I've got

You can click this annotation

0:05

Bu ek açıklamaya

or the link at the top of the description

0:07

ya da açıklamanın en üstündeki bağlantıya tıklayarak

to start it

0:09

onu başlatabilir,

and then you can just lean back Öbek fiiller

0:10

sonra da arkanıza yaslanıp

Öbek fiiller

lean back: üst gövdeyi geriye hareket ettirmek

Lean back, genellikle otururken ve bir sandalye ya da başka bir yüzeyden destek alırken vücudun üst kısmını geriye doğru hareket ettirmek demektir. Burada back yön bildirir; “geri dönmek” anlamına gelmez. Dostça bir yönergede just lean back, rahatça yaslanıp gevşemeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Yönergeyi “vücudunun üst kısmını geriye doğru hareket ettir” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamla: Please ____ in the chair and relax.

Cevabı göster

lean back

and let the autoplay playlist bring the knowledge right to your brain. Dilbilgisi

0:11

otomatik oynatma listesinin bilgiyi doğrudan beyninize taşımasına izin verebilirsiniz.

Dilbilgisi

let the autoplay playlist bring: let + nesne + to almayan yalın fiil

Let, let + nesne + to almayan yalın fiil kalıbını izler: let the autoplay playlist bring. the autoplay playlist nesnesi aynı zamanda bring fiilinin anlamca öznesidir; yani bilgiyi getiren oynatma listesidir. İkinci fiilden önce to eklemeyin. Bu kalıp izin bildirebilir veya bir eylemin gerçekleşmesini sağlayabilir: birinin ya da bir şeyin bir şey yapmasına izin vermek.

Alıştırma

Parantezdeki fiille cümleyi tamamlayın. let + nesne + to almayan yalın fiil yapısını kullanın: The museum lets visitors ____ the exhibits. (touch)

Cevabı göster

touch

As you already know, Anlatım akışı

0:15

Bildiğiniz gibi,

Anlatım akışı

As you already know: ortak bilgiyi işaretleme

As you already know, ardından gelen bilgiyi hem konuşanın hem de dinleyenin bildiği veya aşina olduğu ortak bilgi olarak işaretleyen bir giriş ifadesidir. Dinleyenin bunu bilip bilmediğini soran bir soru değil, ortak bilgiye ilişkin bir ifadedir. Konuşan kişi bilgiyi önceden bilinen bir şey olarak sunarak dinleyiciye kısa bir hatırlatma yapabilir ve ardından bir sonraki noktaya akıcı biçimde geçebilir.

Alıştırma

As you already know bir ifadeden önce hangi söylem işlevini yerine getirir?

  1. Herkes için kesinlikle yeni olan bir bilgiyi sunar.
  2. Dinleyenin bilgiyi bilip bilmediğini sorar.
  3. Bilgiyi iki tarafın da zaten paylaştığı bir şey olarak ele alır.
Cevabı göster

Bilgiyi iki tarafın da zaten paylaştığı bir şey olarak ele alır.

it doesn't really work on mobile phones yet,

0:16

henüz cep telefonlarında pek çalışmıyor,

so wait until you're in a better position to lean back. Deyimler

0:18

bu yüzden arkanıza yaslanmaya daha uygun bir ortamda olana kadar bekleyin.

Deyimler

in a better position to: uygun koşullar ve fiziksel konum

In a better position to + fiil, bir kişinin koşullarının söz konusu eylemi yapmak için daha uygun olduğu anlamına gelir. Burada wait until you're in a better position to lean back, dinleyiciye koşullar daha elverişli olana kadar özelliği kullanmamasını söyler. İfade, position kelimesinin gerçek anlamıyla da oynar: geriye yaslanmak için uygun bir yer veya beden duruşu gerekir. Bu nedenle cümle hem daha iyi pratik koşulları hem de geriye yaslanmaya uygun gerçek bir konumu anlatır.

Alıştırma

Cümlede in a better position to lean back neyi ifade ediyor?

  1. Dinleyici, hem koşullar hem de fiziksel ortam daha uygun olana kadar beklemelidir.
  2. Dinleyici, mevcut koşullar ne olursa olsun özelliği hemen kullanmalıdır.
  3. Dinleyicinin yalnızca daha rahat bir sandalyeye geçmesi gerekir.
Cevabı göster

Dinleyici, hem koşullar hem de fiziksel ortam daha uygun olana kadar beklemelidir.

In the meantime, Anlatım akışı

0:21

Bu arada,

Anlatım akışı

In the meantime: bekleme süresini değerlendirmek

In the meantime, beklenen bir olay gerçekleşmeden veya bir koşul sağlanmadan önceki zaman aralığını belirtir. Sonraki eylemin ya da konunun bu bekleme süresine ait olduğunu dinleyiciye gösterir. Geçiş ifadesi olarak iki aşamayı birbirine bağlar: önce daha iyi koşullar beklenir; bu sırada dikkat, şimdi yapılabilecek bir şeye çevrilir. Gelecekteki belirsiz bir zaman anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir eylemin başka bir olaydan önceki bekleme süresinde gerçekleştiğini en iyi gösteren geçiş ifadesi hangisidir?

  1. Eventually,
  2. In the meantime,
  3. From then on,
Cevabı göster

In the meantime,

let's get saccadic. Deyimler

0:22

biraz sakkadik olalım.

No, not psychotic,

0:24

Hayır, psikotik değil,

saccadic,

0:26

sakkadik;

referring to what is known as a saccade, Notlar

0:27

‘Sakkad’ denen hareketleri kastediyorum;

Deyimler

saccadic. No, not psychotic, saccadic: ses benzerliğine dayalı öz düzeltme

Konuşmacı önce “saccadic” der, hemen ardından benzer sesli “psychotic” kelimesini reddeder ve “saccadic” kelimesini tekrarlar. Bu, esprili bir öz düzeltmedir: olası bir yanlış duymayı önceden tahmin eder ve teknik terim “saccade”i tanıtmadan önce ses benzerliğini şaka amacıyla kullanır. Burada “saccadic”, gözlerin odak noktaları arasında yaptığı hızlı sıçramalar olan sakkadlarla ilgili demektir. “Psychotic” psikozla ilgilidir ve eş anlamlı değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “X—no, not Y, X”tir; Y, X gibi duyulabildiği hâlde anlamı çok farklı olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Konuşmacının “saccadic. No, not psychotic, saccadic” sözündeki hamlesini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Konuşmacı, saccadic ile psychotic kelimelerinin bilimsel eş anlamlılar olduğunu söyler.
  2. Konuşmacı saccadic teriminden vazgeçip yerine psychotic kullanır.
  3. Konuşmacı, sese dayalı olası bir yanlış duymayı düzeltir ve anlamları ilgisiz iki kelimeyle şaka yapar.
Cevabı göster

Konuşmacı, sese dayalı olası bir yanlış duymayı düzeltir ve anlamları ilgisiz iki kelimeyle şaka yapar.

Kalıp ifadeler

what is known as: yerleşik bir adı tanıtmak

“what is known as a saccade” içinde what is known as, “o adla anılan şey” anlamına gelen ve isim gibi işleyen bir ilgi yapısı oluşturur. Bu yapı, konuşmacının bir olgudan kabul edilmiş adıyla söz etmesini sağlar. Buradaki what bir soru sormaz. Kalıp, refer to what is known as .... örneğindeki gibi fiil veya edat + what is known as + isim öbeğidir. Ad dinleyici için yeni olabileceğinde veya tanım resmî ve açıklayıcı bir ton taşıdığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “o adla anılan şey” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The sensor recorded ____ a microsaccade.

Cevabı göster

what is known as

the quick movements that our eyeballs make

0:30

bunlar göz kürelerimizin yaptığı hızlı hareketlerdir

when we move from one object to the other. Dilbilgisi

0:32

ve bir nesneden diğerine baktığımızda gerçekleşir.

Kelime

saccade: gözlerin hızlı sıçrama hareketi

Saccade, gözlerin bir sabitleme noktasından diğerine hızlı ve sıçramaya benzer biçimde hareket etmesidir. Burada virgülden sonraki the quick movements that our eyeballs make isim öbeği, saccade sözcüğünü hemen tanımlar. Bilimsel metinlerde teknik bir terimi aynı anda hem tanıtmak hem de açıklamak için bu yöntem sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi açıklama saccade ile en iyi eşleşir?

  1. Yavaş ve kesintisiz bir takip hareketi
  2. Gözlerin sabitleme noktaları arasında hızlıca sıçraması
  3. Göz kapaklarını kapatan bir göz kırpma
Cevabı göster

Gözlerin sabitleme noktaları arasında hızlıca sıçraması

Dilbilgisi

from one X to the other: bir çiftin iki üyesi arasında geçiş

from one X to the other kalıbı, aynı çiftin bilinen iki üyesini sunar. One X başlangıçtaki üyedir; the other ise çiftte kalan tek üyeyi ifade eder. Altyazıda bu çift, dikkat edilen iki nesneden oluşur. Bu nedenle ifade, ilk nesneden ikinci nesneye geçişi düzenler.

Alıştırma

Tam iki masa için hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia moved her books ____.

Cevabı göster

from one desk to the other

As you may remember from a previous Lean Back,

0:35

Önceki bir Lean Back bölümünden hatırlayabileceğiniz gibi,

some animals like most birds Kelime

0:37

çoğu kuş da dâhil bazı hayvanlar

Kelime

Örnek sunmak için like

Burada like, “örneğin” veya “gibi” anlamına gelen bir edattır. most birds ifadesini, daha geniş olan some animals grubunun bir örneği olarak sunar. like sözcüğünden sonra bir isim grubu geldiği ve çevredeki cümle hayvanları sınıflandırdığı için burada “sevmek” anlamına gelmez. İfadeyi “bazı hayvanlar — örneğin çoğu kuş” şeklinde anlayın.

Alıştırma

Altyazıdaki ifadede like neyi gösteriyor?

  1. Çoğu kuş, bazı hayvanlara örnek olarak verilir.
  2. Bazı hayvanlar çoğu kuşu sever.
  3. Bazı hayvanlar çoğu kuşa benzer.
Cevabı göster

Çoğu kuş, bazı hayvanlara örnek olarak verilir.

cannot move their eyeballs.

0:39

göz kürelerini hareket ettiremez.

And so to look from one thing to another,

0:41

Bu yüzden bir şeyden diğerine bakmak için

they have to move their head really, really fast.

0:43

başlarını çok ama çok hızlı hareket ettirmek zorundadırlar.

And to keep the world from being blurry Dilbilgisi

0:45

Ayrıca dünyanın bulanık görünmesini önlemek için,

when their bodies move,

0:46

bedenleri hareket ettiğinde

Dilbilgisi

keep the world from being blurry: keep + object + from + -ing

keep + object + from + -ing, nesnenin bir şey yapmasını veya istenmeyen bir duruma girmesini engellemek anlamına gelir. from bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçiminde olmalıdır. Bu ifadede the world, hayvanın gördüğü görüntüyü; being blurry ise kaçınılmak istenen durumu anlatır. Baştaki to, bunun hayvanın hareketinin amacı olduğunu gösterir: hayvan, görüntü bulanıklaşmasın diye bunu yapar.

Alıştırma

Parantezdeki anlamı keep + object + from + -ing kullanarak yeniden yazın: We covered the bowl to ____. (sineklerin içeri girmesini önlemek)

Cevabı göster

keep flies from getting in

they have to keep their heads completely stationary. Dilbilgisi

0:47

başlarını tamamen sabit tutmak zorundadırlar.

Dilbilgisi

keep their heads completely stationary: keep + nesne + sıfat

keep + nesne + sıfat kalıbı, nesnenin sıfatın belirttiği durumda kalmasını sağlamak ya da bunu gerekli kılmak anlamına gelir. Burada their heads nesnedir; completely stationary ise gerekli durumu belirten nesne tümlecidir. İfadenin bütünü, başlarının hareket etmemesi gerektiğini anlatır. Burada stationary, 'hareket etmeyen' anlamındadır. Bu kalıp, bir kişinin veya şeyin belirli bir durumda kalması gerektiğinde başka bağlamlara da aktarılabilir.

Alıştırma

Parantezdeki sözcükleri kullanarak yönergeyi keep + nesne + sıfat kalıbıyla tamamlayın: For the photo, ____. (keep / your hands / completely still)

Cevabı göster

keep your hands completely still

But here's the neat thing about saccades. Anlatım akışı

0:50

Ama sakkadlarla ilgili ilginç bir nokta var.

Anlatım akışı

here's the neat thing about: temel noktayı tanıtmak

here's the neat thing about + konu kalıbı, konuşmacının özellikle ilginç veya zekice bulduğu noktayı açıklayacağını bildirir. Burada neat, 'ilginç ve etkileyici' anlamındadır; 'düzenli' anlamında değildir. But ile birlikte kullanıldığında kalıp, anlatımı arka plan bilgisinden asıl önemli sonuca yöneltir. Dinleyiciye bundan sonra gelecek bilgiyi temel bulgu olarak görmesi gerektiğini bildirir ve biraz merak uyandırır.

Alıştırma

Parantezdeki sözcükleri kullanarak konuşmacının geçişini tamamlayın: We know the battery is small. But ____ this watch: it lasts for a full week. (here's / the neat thing / about)

Cevabı göster

here's the neat thing about

When our eyes move,

0:53

Gözlerimiz hareket ettiğinde,

there's a quick blur between one destination and the other.

0:55

bir noktadan diğerine geçişte kısa bir bulanıklık oluşur.

And that blur is completely incomprehensible to our brain. Kalıp ifadeler

1:01

Ve bu bulanıklık beynimiz için tamamen anlaşılmazdır.

Kalıp ifadeler

incomprehensible to + anlamaya çalışan taraf

Incomprehensible, bir şeyi anlayamayan kişi, grup veya sistem belirtilirken genellikle bunlardan önce to alır. Buradaki to our brain, bulanık görsel bilginin hangi algılayıcı için anlamlandırılamadığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp something is incomprehensible to someone biçimindedir. Bu sıfat yalnızca şaşırtıcı veya bilinmeyen bir şeyi değil, anlamanın önündeki bir engeli anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyi anlayamayan kişiyi belirtmek için standart sıfat-edat kalıbını kullanıyor?

  1. The technical note was incomprehensible for most readers.
  2. The technical note was incomprehensible to most readers.
  3. Most readers were incomprehensible to the technical note.
Cevabı göster

The technical note was incomprehensible to most readers.

So what our visual system does Dilbilgisi

1:04

Bu yüzden görsel sistemimizin yaptığı şey,

is erase it from our memory

1:06

onu hafızamızdan silmek

Dilbilgisi

what + özne + does + is + fiilin yalın hâli

What our visual system does, isim görevinde kullanılan bir what yan cümlesidir ve ardından odaklanan eylem erase gelir. what our visual system does yan cümlesinin tamamı özne işlevi görür; is ise bu özneyi konuşanın vurgulamak istediği eyleme bağlar. Yeniden kullanılabilen kalıp What + özne + do/does + is + fiilin yalın hâli biçimindedir. Bir bildirme cümlesi içinde “What does it do?” sorusunu yanıtlar; kendisi doğrudan soru değildir. Bu kalıpta is sonrasında is erase örneğindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılır, is erased değil.

Alıştırma

Eylem odaklama yapısını do fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: What the filter ____ is remove dust from the air.

Cevabı göster

does

and instead replace that little fraction of a second Kalıp ifadeler

1:08

ve onun yerine, saniyenin o küçücük bölümünü,

that our eye moved during Dilbilgisi

1:11

yani gözümüzün hareket ettiği süreyi,

Dilbilgisi

that ... during: edatı sonda olan bir ilgi cümleciği

That our eye moved during, that little fraction of a second ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. That, bu zaman aralığına gönderme yapar ve during sözcüğünün nesnesi olarak anlaşılır: our eye moved during that fraction of a second. İngilizcede özellikle konuşma dilinde ve nötr yazılarda edat sık sık ilgi cümleciğinin sonunda bırakılır. Bu nedenle during, nesnesini zaten that aracılığıyla alır ve eksik değildir. Daha resmî biçimi during which our eye moved şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede during ile biten bir ilgi cümleciği doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The meeting during that I took notes lasted two hours.
  2. The meeting that I took notes during lasted two hours.
  3. The meeting that I took notes during it lasted two hours.
Cevabı göster

The meeting that I took notes during lasted two hours.

with the very next thing we see.

1:12

hemen ardından gördüğümüz şeyle değiştirmektir.

Kalıp ifadeler

replace A with B: önce eski öğe, sonra yeni öğe

Replace A with B, A’yı kaldırmak veya üzerine yazmak ve onun yerine B’yi koymak demektir. with sözcüğünden önce eski öğe, sonra ise yeni öğe gelir. Bu cümlede A çok kısa zaman aralığı, B ise hemen sonraki görsel bilgidir. Yapı, değiştirme yönünü açıkça gösterir.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: The filter is dirty, so replace it ____ a clean one.

Cevabı göster

with

This leads to a really amazing illusion Kalıp ifadeler

1:14

Bu da gerçekten şaşırtıcı bir yanılsamaya yol açar:

called the stopped clock illusion. Kültür

1:16

‘durmuş saat yanılsaması’.

Kalıp ifadeler

This leads to: bir nedeni sonucuna bağlamak

Bu cümlede This, daha önce açıklanan mekanizmaya gönderme yapar; leads to ise bunun sonucu olan yanılsamayı tanıtır. İfade, açıklamayı neden → sonuç ilişkisiyle düzenler; birini fiziksel olarak bir yere götürmek anlamına gelmez. cause or situation + lead(s) to + result yapısını kullanın. Sonuç genellikle lead to confusion örneğindeki gibi bir isim veya isim öbeğidir. Sonuç bir eylemse lead to making mistakes örneğindeki gibi -ing biçimini kullanın.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Heavy rain can ____ flooding.

Cevabı göster

lead to

Kültür

stopped clock illusion veya duran saat yanılsaması

stopped clock illusion, zaman algısıyla ilgili bir etkidir. Hareket eden saniye ibresine sahip bir saate gözlerinizi çevirdikten hemen sonra ilk aralık, sonraki aralıklardan daha uzun görünebilir. Stopped, saatin gerçek durumunu değil, bir an için nasıl göründüğünü anlatır: saat çalışmaya devam eder. Bu adı bilmek, ileride saniye ibresinin kısa süreliğine “donmuş” görünmesiyle ilgili açıklamaları bir algı etkisi olarak tanımanızı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede stopped clock illusion ne anlama geliyor?

  1. Bir saate baktıktan sonraki ilk anın alışılmadık derecede uzun göründüğü zaman algısı etkisi.
  2. Bir saati tam olarak bir saniyede durdurma yöntemi.
  3. Gücü tükenmiş ve hareket edemeyen bir saat.
Cevabı göster

Bir saate baktıktan sonraki ilk anın alışılmadık derecede uzun göründüğü zaman algısı etkisi.

You may have noticed this before Dilbilgisi

1:19

Bunu daha önce fark etmiş olabilirsiniz,

if you've ever been in a room with a clock Dilbilgisi

1:20

eğer bir saatin bulunduğu bir odada,

Dilbilgisi

may have noticed: geçmiş bir deneyim hakkında temkinli tahmin

Bu cümlede may have noticed, “fark etmiş olabilirsiniz” anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyicinin geçmiş deneyimini gerçek olarak belirtmek yerine temkinli bir tahminde bulunur. may have + past participle yapısı, kesin olmayan olasılığı şimdiki zamandan önceye yerleştirir: may have noticed. Buradaki may izin değil, olasılık bildirir.

Alıştırma

Cümleyi may have ve overlook fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: The team ____ one small detail.

Cevabı göster

may have overlooked

Dilbilgisi

if you've ever been: şu ana kadarki deneyime dayanan koşul

Bu cümlede if you've ever been, şu ana kadarki herhangi bir ilgili deneyime dayanan bir koşul sunar. You've been present perfect yapısındadır ve ever zaman aralığını “şu ana kadar hayatınızın herhangi bir anı” şeklinde genişletir. Bu yan cümle gerçek dışı bir durumu hayal etmez. Olası bir geçmiş deneyimi, şimdiki gözlemin neden tanıdık gelebileceğiyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi you've, ever ve be fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: If ____ to Kyoto, you may recognize this style.

Cevabı göster

you've ever been

with a second hand, Kelime

1:22

üstelik saatin saniye ibresi varsa,

like in a classroom,

1:23

örneğin bir sınıfta,

Kelime

Bir saat parçası olarak second hand

Bu cümlede second hand, saatte saniyeleri gösteren ibredir. Buradaki hand, insan eli değil, saatin hareket eden bir parçasıdır. Yakındaki saat sözü ve sınıf bağlamı bu anlamı seçmemizi sağlar. Aynı sözcükler başka bağlamlarda farklı bir anlama gelebilir; bu yüzden anlamı belirlemek için çevredeki isimlere ve duruma bakın.

Alıştırma

Cümleyi saniyeleri gösteren saat ibresinin iki sözcüklü İngilizce adıyla tamamlayın: The red ____ moves around the clock face once a minute.

Cevabı göster

second hand

darting your eyes back and forth Kalıp ifadeler

1:24

gözlerinizi hızla ileri geri çevirip

waiting for class to be out.

1:26

dersin bitmesini beklediyseniz.

Kalıp ifadeler

darting your eyes back and forth: bakışları hızla ileri geri hareket ettirmek

Burada darting your eyes, bakışları çok hızlı hareket ettirmek anlamına gelir. Back and forth, dönüşümlü yönlerde veya iki nokta arasında tekrarlanan hareket anlamını ekler. İfade bir bütün olarak sakin bir şekilde tek kez bakmak yerine huzursuzluk, sabırsızlık veya gerginlikle tekrar tekrar kontrol etmenin canlı bir görüntüsünü oluşturur. Kullanılabilir kalıp dart one's eyes back and forth between A and B biçimindedir. Her eyes darted back and forth örneğinde olduğu gibi eyes da özne olabilir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıbı kullanarak ve iyelik sözcüğünü Maya ile uyumlu hâle getirerek cümleyi tamamlayın: Maya kept ____ between the departure board and her phone.

Cevabı göster

darting her eyes back and forth

Now here is what happens. Anlatım akışı

1:28

Şöyle olur:

Anlatım akışı

Now here is what happens: sıradaki açıklamayı başlatmak

Now, hazırlıktan açıklamaya geçişi belirtir. Here is what happens, dinleyiciye konuşmacının sıradaki olayı veya süreci açıklamak üzere olduğunu bildiren bir sunum kalıbıdır. Bu kullanımda here bir yeri göstermez. Cümlenin tamamı gösterimde, hikâyede ya da adım adım açıklamada yönlendirici bir işaret görevi görür.

Alıştırma

Bir gösterim için hazırlık yaptıktan sonra, sıradaki olağan süreci açıklayacağınızı doğal biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. Now here is where it happens.
  2. Now here is what happened.
  3. Now here is what happens.
Cevabı göster

Now here is what happens.

Right when you dart your eyes to the clock, Dilbilgisi

1:30

Gözlerinizi bir anda saate çevirdiğinizde,

Dilbilgisi

Right when: tam anı vurgulamak

right when ifadesinde right, when sözcüğünü güçlendiren bir zarftır. İfade, “tam ... olduğu anda” anlamına gelir; bu nedenle göz hareketi ile saatte görülen etki aynı anda gerçekleşiyormuş gibi sunulur. İki olayı bağlamak ve zamanlamalarını kesin ve anlık göstermek için right when + yan cümle yapısını kullanın. Burada right, “doğru” veya “solun karşıtı olan yön” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “tam olarak aynı an” anlamına gelen, vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The lights went out ____ the movie began.

Cevabı göster

right when

that very first second, Kelime

1:32

o ilk saniye,

that very first movement of the second hand

1:34

saniye ibresinin o ilk hareketi,

that happens when your eyes reach it,

1:36

gözleriniz saate ulaştığı anda gerçekleşen hareket,

seems longer than every other second afterwards. Dilbilgisi

1:38

ondan sonraki her saniyeden daha uzun görünür.

Kelime

very first second: kesin başlangıcı vurgulama

very first second ifadesinde very, first sözcüğünü güçlendirir. Tam başlangıçtaki ilk saniyeyi gösterir; second sözcüğünün çok yüksek bir derece taşıdığı anlamına gelmez. Kesin başlangıç noktası önemli olduğunda belirleyici + very + first + isim kalıbı kullanılabilir. Örneğin the very first page veya that very first day.

Alıştırma

Hangi ifade okul gününün tam ilk anını en açık biçimde vurgular?

  1. the very first minute of school
  2. the first minute of school
  3. a very long minute of school
Cevabı göster

the very first minute of school

Dilbilgisi

seems longer than every other second: izlenim ve karşılaştırma

seem + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, karşılaştırmayı ölçülmüş bir gerçek olarak değil, bir izlenim olarak sunar. Burada seems longer than, izleyenin onu daha uzun algıladığı anlamına gelir. Bu cümlede every other second, ilk saniye dışındaki her saniye demektir. Other, ilk saniyeyi kalan tüm saniyelerden ayırır; burada iki saniyede bir anlamına gelmez.

Alıştırma

'The first minute seems longer than every other minute,' cümlesinde konuşan kişi ne söylüyor?

  1. İlk dakika, kalan tüm dakikalardan daha uzun gelir.
  2. Yalnızca ikinci, dördüncü, altıncı dakikalar ve devamındaki çift sayılı dakikalar ilk dakikadan daha kısa gelir.
  3. Kesin bir ölçüm, ilk dakikanın daha uzun olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

İlk dakika, kalan tüm dakikalardan daha uzun gelir.

Look away from the clock Öbek fiiller

1:42

Saatten başka bir yere bakın,

Öbek fiiller

Look away from + bir nesne

Bu cümlede look away from, gözleri bilinçli olarak başka yöne çevirip artık saate bakmamak anlamına gelir. Look bakma eylemini, away bakışın mevcut odaktan uzaklaşmasını, from ise artık bakılmayan şeyi belirtir. look away from + isim veya zamir kalıbı, bakışın gerçek anlamda başka yöne çevrilmesini anlatabilir. Mecazî bağlamlarda ise bir gerçekle ya da sorunla yüzleşmeyi reddetmek anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Gözlerini bir şeye yöneltmeyi bırakmak anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The flash is too bright, so ____ the screen.

Cevabı göster

look away from

and then look

1:44

sonra tekrar saate bakın;

and that first second will seem to linger

1:46

o ilk saniye uzayıp gidiyormuş gibi gelir,

as if time itself has stopped. Dilbilgisi

1:48

sanki zaman durmuş gibi.

Dilbilgisi

as if time itself has stopped: sanki zamanın kendisi durmuş gibi

Bu cümlede as if hayalî bir karşılaştırma başlatır: ilk saniye yalnızca o kadar uzun görünür ki zaman durmuş gibi hissedilir. Böylece canlı izlenim, olgusal bir iddiadan ayrılır. Time itself vurguyu yalnızca saate veya saniye ibresine değil, time sözcüğüne yöneltir. Has stopped, durmayı tamamlanmış bir değişim ve sonucu o anda sürüyormuş gibi görünen bir durum olarak sunar; ancak as if yan cümlesinin içinde bu sonuç hayalîdir.

Alıştırma

Doğrulanmış bir gerçeği değil, bir izlenimi belirten iki sözcüklü hedef bağlaçla cümleyi tamamlayın: The building was so quiet that it felt ____ the city itself had gone to sleep.

Cevabı göster

as if

The reason for that is that your brain replaces the time Dilbilgisi

1:50

Bunun nedeni, beyninizin

it took for your eye to go from here to the clock

1:53

gözünüzün buradan saate gitmesi için geçen süreyi

with an image of the first thing you saw,

1:56

ilk gördüğünüz şeyin görüntüsüyle değiştirmesidir;

which was the second hand.

1:59

o şey de saniye ibresidir.

Dilbilgisi

The reason for that is that ...: nedeni vermeden önce konuyu belirtmek

“The reason for X is that Y” kalıbında “the reason for X”, açıklanan sonucu veya konuyu belirtir. Burada ilk “that”, “for” sözcüğünün nesnesidir ve daha önce sözü edilen etkiye gönderme yapar. İkinci “that”, nedeni veren tam bir yan cümleyi, yani “your brain replaces ...” bölümünü başlatır. Burada “şu şey” anlamındaki bir işaret sözcüğü değil, yan cümle bağlayıcısıdır. Bu kalıp, konuşanın önce açıklanacak konuyu belirtip ardından açıklamayı sunmasını sağlar.

Alıştırma

Hedef kalıpla açıklamayı tamamlayın: The screen looks frozen. ____ the program is checking a large file.

Cevabı göster

The reason for that is that

Dilbilgisi

İç içe bir süre öbeği olarak the time it took for X to do Y

Öbeğin ana ismi olan “the time” bir süreyi ifade eder. “It took for your eye to go from here to the clock” sözleri bu ismi niteler. Tam ifade olan “It took some time for your eye to go from here to the clock” ile karşılaştırın: isim öbeğinde süreye ait yer, “the time (that) it took ...” biçiminde önce ifade edilir. Bu bölümün tamamı tek bir isim öbeğidir ve özgün cümlede beynin “replaces” ettiği şeydir. Bir sürecin ne kadar sürdüğünü belirtirken veya ölçerken “the time it took for X to do Y” kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi süre kalıbıyla tamamlayın: We recorded ____ the robot to cross the room.

Cevabı göster

the time it took for

And so that little fraction of a second of time

2:00

Böylece saniyenin o küçücük bölümü

is added to the length of time Kalıp ifadeler

2:02

sürenin uzunluğuna eklenir:

it takes the second hand to move.

2:04

saniye ibresinin hareket etme süresine.

Kalıp ifadeler

is added to: Bir Miktarı Başka Bir Miktara Eklemek

is added to ifadesinde is added edilgen yapıdadır: küçük zaman miktarı eylemden etkilenen ögedir; to’dan sonraki daha uzun süre ise bu miktarın katıldığı toplamdır. Cümle, eklemeyi yapan kişi ya da şeyden çok eklenen küçük zaman dilimine odaklanır. Bu kalıp, ölçülebilir bir miktarın başka bir miktarın parçası olması anlamına gelir: A is added to B. Burada gerçek anlamda bir birikim anlatılır; add to ifadesinin “bir durumu daha da güçlendirmek veya kötüleştirmek” anlamındaki deyimsel kullanımı değildir.

Alıştırma

Ücretin toplamın bir parçası olduğunu belirten edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The delivery fee ____ the final bill.

Cevabı göster

is added to

What's really mind-blowing about this entire effect Notlar

2:07

Bu etkinin asıl akıl almaz yanı,

is that it happens all the time. Kalıp ifadeler

2:09

sürekli gerçekleşmesidir.

Dilbilgisi

What's ... about X is that Y: Temel Gerçeği Öne Çıkarmak

What's really mind-blowing about X is that Y kalıbı, “X ile ilgili gerçekten şaşırtıcı olan şey Y’dir” anlamına gelir. What's, özne görevi gören birleşik bir ilgi yapısını başlatır; doğrudan soru değildir. Bu kalıp, temel bilgiyi that yan cümleciğine kadar geciktirir. Önce konuyu adlandırıp bir değerlendirme yapar; ardından Y, bu değerlendirmeyi haklı çıkaran belirli gerçeği açıklar. Böylece konuşmacı, karmaşık bir konu içindeki önemli bir sonucu öne çıkarabilir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıp cümlede ne yapıyor?

  1. Etkinin yalnızca olağan dışı durumlarda gerçekleştiğini söyler.
  2. Etkiyi konu olarak sunar, ardından şaşırtıcı gerçeği that yan cümleciğinde belirtir.
  3. Dinleyiciden etkinin adını söylemesini ister.
Cevabı göster

Etkiyi konu olarak sunar, ardından şaşırtıcı gerçeği that yan cümleciğinde belirtir.

Kelime

mind-blowing: şaşkınlık belirten gündelik bir ifade

Mind-blowing, bir şeyin mümkün ya da gerçek olduğunu düşündüğünüz şeyleri değiştirecek kadar şaşırtıcı veya etkileyici olduğunu belirten gündelik bir sıfattır. Burada etkinin sürekli gerçekleşmesi değerlendirilir. Güçlü bir şaşkınlık ifade eden bilinçli bir abartıdır; birinin zihninin veya beyninin fiziksel olarak zarar gördüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte mind-blowing ne anlama geliyor?

  1. son derece şaşırtıcı
  2. beyne fiziksel olarak zarar veren
  3. biraz sıra dışı
  4. kötü açıklandığı için anlaşılması imkânsız
Cevabı göster

son derece şaşırtıcı

Kalıp ifadeler

all the time: çok sık veya tekrar tekrar

All the time, zarf işlevi gören bir sıklık ifadesidir. Burada, ilgili durum her ortaya çıktığında etkinin tekrar tekrar gerçekleştiği, yani çok sık veya alışılmış biçimde meydana geldiği anlamına gelir. It happens all the time örneğinde olduğu gibi genellikle cümlenin sonunda bulunur. Bağlama göre bazen kesintisiz anlamına gelebilir; ancak burada her milisaniye hiç ara vermeden gerçekleştiği şeklinde hesaplanmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi “çok sık” anlamına gelen üç sözcüklü sıklık ifadesiyle tamamlayın: My neighbor's dog barks ____.

Cevabı göster

all the time

All day, as you look around the world

2:12

Gün boyu çevrenizdeki dünyaya bakarken

from one point to another,

2:13

bakışınızı bir noktadan diğerine çevirdiğinizde,

that little fraction of a second

2:15

saniyenin o küçücük bölümü,

that your eyeball was moving

2:17

yani göz kürenizin hareket ettiği süre,

is lost and your brain just replaces it

2:18

kaybolur ve beyniniz onun yerine

with the very next thing that you see.

2:20

hemen ardından gördüğünüz şeyi koyar.

Now it might just be a tiny, tiny amount of time, Anlatım akışı

2:22

Bu çok ama çok kısa bir süre olabilir,

but over the course of an entire day, Kalıp ifadeler

2:25

ama bütün bir gün boyunca

those little fractions of a second

2:27

saniyenin bu küçük parçaları

can add up to almost 40 minutes. Öbek fiiller

2:29

toplanıp neredeyse 40 dakikayı bulabilir.

Anlatım akışı

it might just ... but: küçük bir noktayı kabul edip daha büyük sonuca geçmek

it might just be ... but yapısında konuşmacı önce her bir kaybın son derece küçük olabileceğini kabul eder. Might iddiayı daha az kesin hâle getirir, just ise miktarı daha da küçültür; buradaki might izin bildirmez. Ardından but, daha önemli ve karşıt sonuca geçiş yapar: küçük kayıplar birikir. Bu kalıp, daha güçlü sonucu sunmadan önce daha zayıf noktayı kabul ettiği için açıklamayı dengeli gösterir.

Alıştırma

Cümleyi might just ... but ödün verme ve karşıtlık kalıbıyla tamamlayın: The extra step ____ take a few seconds, ____ repeating it hundreds of times can waste a lot of time.

Cevabı göster

might just · but

Kalıp ifadeler

over the course of: zaman boyunca değişim ve birikim

Over the course of an entire day, gün ilerlerken günün tamamına yayılmayı ve bu dönem içindeki birçok anı dikkate almayı ifade eder. Burada küçük saniye parçalarını tekrarlanarak bir toplama dönüşen miktarlar olarak çerçeveler. Bu ifadede course, ders veya rota anlamına gelmez. over the course of + zaman dönemi kalıbı değişimleri, tekrarlanan olayları veya birikimli sonuçları anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Yazar bütün dönem boyunca gerçekleşen kademeli değişimi vurgulamak istiyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? ____ the school year, Mia became much more confident.

  1. Over the course of
  2. During
  3. At the end of
Cevabı göster

Over the course of

Öbek fiiller

can add up to: birikerek bir toplama ulaşmak

Add up to, birkaç küçük miktarın birleşerek bir toplama ulaşması demektir. Burada saniyenin çok küçük parçaları bir araya gelerek neredeyse 40 dakika olabilir. Toplam, to’dan sonra gelir: küçük miktarlar can add up to daha büyük bir miktar olabilir. Can bunun olası bir birikimli sonuç olduğunu gösterir; birinin fazladan 40 dakika eklediğini göstermez.

Alıştırma

Cümleyi “birleşerek bir toplama ulaşmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Small daily fees ____ more than fifty dollars a month.

Cevabı göster

can add up to

40 minutes of every day that you're awake

2:32

Her gün uyanık kaldığınız sürenin 40 dakikası

are lost because our eyeballs move.

2:34

göz kürelerimiz hareket ettiği için kaybolur.

And as always,

2:41

Ve her zamanki gibi,

thanks for watching.

2:43

izlediğiniz için teşekkürler.

So what are you waiting for? Ton ve niyet

2:45

Öyleyse ne bekliyorsunuz?

Ton ve niyet

What are you waiting for?: hemen harekete geçme çağrısı

Bu bağlamda What are you waiting for? bir sözde sorudur: Konuşan kişi, dinleyenin gerçekten neyi beklediğini sormaz. “Beklemene gerek yok; şimdi başla” demek ister. Bir fikir veya sonraki adım sunulduktan sonra çoğu zaman enerjik bir eylem çağrısı işlevi görür. Aynı sözler, ses tonuna ve ilişkiye göre cesaret verici, şakacı veya sabırsız duyulabilir.

Alıştırma

Bir antrenör oyunu açıkladıktan sonra gülümseyerek “What are you waiting for?” diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Oyuncuları şimdi başlamaya teşvik ediyor
  2. Oyunculara beklemeye devam etmelerini söylüyor
  3. Oyuncuların hangi kişiyi beklediğini soruyor
Cevabı göster

Oyuncuları şimdi başlamaya teşvik ediyor

Click here to start the Lean Back

2:46

Lean Back'i başlatmak için buraya tıklayın

or click the link at the top of this video's description.

2:47

ya da bu videonun açıklamasının en üstündeki bağlantıya tıklayın.

You know what? Ton ve niyet

2:51

Biliyor musun?

Ton ve niyet

Konuşma girişi olarak You know what?

Buradaki You know what? bilgi istemek için sorulan bir soru değildir. Dinleyenin dikkatini çeken ve konuşanın az önce düşündüğü, karar verdiği ya da fark ettiği bir şeyi birazdan paylaşacağını gösteren bir konuşma girişidir. Konuşan kişi heyecanlı, sinirli veya fikrini değiştiriyormuş gibi gelebilir; yalnızca bu sözler duyguyu belirlemez. Niyeti anlamak için sonraki cümleyi ve konuşanın ses tonunu dinlemek gerekir.

Alıştırma

Mia dışarı çıkıp çıkmamaya karar vermeye çalışıyor. Sonra şöyle diyor: “You know what? I'll stay home tonight.” Burada You know what? ne işe yarıyor?

  1. Dinleyenin what sözcüğünü duyup duymadığını kontrol eder.
  2. Dinleyenden Mia'nın ne bildiğini açıklamasını ister.
  3. Mia yeni kararını söylemeden önce dinleyenin dikkatini çeker.
Cevabı göster

Mia yeni kararını söylemeden önce dinleyenin dikkatini çeker.

I totally never say this.

2:52

Ben bunu gerçekten hiç söylemem.

Yeah, I'm totally heterosexual,

2:53

Evet, tamamen heteroseksüelim,

but you are really attractive.

2:55

ama sen gerçekten çok çekicisin.