Duran Saat İllüzyonu: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Michael, göz sıçraması sırasında beynin görsel boşluğu doldurup saatin ilk saniyesini nasıl daha uzun gösterdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Bir teknik terimi sunmak için kalıplaşmış ifade ve eşdizim what is known as yapısını kullanın; what yan cümlesini sorudan ayırın. 2. Kişi, süreç veya sistemin eylemine odaklanmak için dil bilgisi ve cümle kalıbı what our visual system does is erase yapısını kullanın. 3. Küçük miktarların bir toplama ulaşmasını anlatan öbek fiil can add up to yapısını anlayın; biriken zaman, maliyet, miktar veya etkiyi ifade edin.
Bu derste
and today I've got a brand new episode of Vsauce Lean Back. Kalıp ifadeler
0:01ve bugün yepyeni bir Vsauce Lean Back bölümüyle karşınızdayım.
Şu anda hazır bir şey için I've got
I've got, I have got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada konuşanın sunmaya hazır yeni bir bölümü olduğunu belirtir. Günlük konuşmada I've got ifadesini “bende var” veya “hazır bir şeyim var” anlamına gelen tek bir kalıp olarak düşün. Odak, onu edinme süreci değil, şu anki durumdur.
Alıştırma
Cümleyi “şu anda hazır bir şeyim var” anlamındaki konuşma kalıbıyla tamamla: ____ a fun game for us to play.
Cevabı göster
I've got
lean back: üst gövdeyi geriye hareket ettirmek
Lean back, genellikle otururken ve bir sandalye ya da başka bir yüzeyden destek alırken vücudun üst kısmını geriye doğru hareket ettirmek demektir. Burada back yön bildirir; “geri dönmek” anlamına gelmez. Dostça bir yönergede just lean back, rahatça yaslanıp gevşemeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Yönergeyi “vücudunun üst kısmını geriye doğru hareket ettir” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamla: Please ____ in the chair and relax.
Cevabı göster
lean back
and let the autoplay playlist bring the knowledge right to your brain. Dilbilgisi
0:11otomatik oynatma listesinin bilgiyi doğrudan beyninize taşımasına izin verebilirsiniz.
let the autoplay playlist bring: let + nesne + to almayan yalın fiil
Let, let + nesne + to almayan yalın fiil kalıbını izler: let the autoplay playlist bring. the autoplay playlist nesnesi aynı zamanda bring fiilinin anlamca öznesidir; yani bilgiyi getiren oynatma listesidir. İkinci fiilden önce to eklemeyin. Bu kalıp izin bildirebilir veya bir eylemin gerçekleşmesini sağlayabilir: birinin ya da bir şeyin bir şey yapmasına izin vermek.
Alıştırma
Parantezdeki fiille cümleyi tamamlayın. let + nesne + to almayan yalın fiil yapısını kullanın: The museum lets visitors ____ the exhibits. (touch)
Cevabı göster
touch
As you already know: ortak bilgiyi işaretleme
As you already know, ardından gelen bilgiyi hem konuşanın hem de dinleyenin bildiği veya aşina olduğu ortak bilgi olarak işaretleyen bir giriş ifadesidir. Dinleyenin bunu bilip bilmediğini soran bir soru değil, ortak bilgiye ilişkin bir ifadedir. Konuşan kişi bilgiyi önceden bilinen bir şey olarak sunarak dinleyiciye kısa bir hatırlatma yapabilir ve ardından bir sonraki noktaya akıcı biçimde geçebilir.
Alıştırma
As you already know bir ifadeden önce hangi söylem işlevini yerine getirir?
- Herkes için kesinlikle yeni olan bir bilgiyi sunar.
- Dinleyenin bilgiyi bilip bilmediğini sorar.
- Bilgiyi iki tarafın da zaten paylaştığı bir şey olarak ele alır.
Cevabı göster
Bilgiyi iki tarafın da zaten paylaştığı bir şey olarak ele alır.
so wait until you're in a better position to lean back. Deyimler
0:18bu yüzden arkanıza yaslanmaya daha uygun bir ortamda olana kadar bekleyin.
in a better position to: uygun koşullar ve fiziksel konum
In a better position to + fiil, bir kişinin koşullarının söz konusu eylemi yapmak için daha uygun olduğu anlamına gelir. Burada wait until you're in a better position to lean back, dinleyiciye koşullar daha elverişli olana kadar özelliği kullanmamasını söyler. İfade, position kelimesinin gerçek anlamıyla da oynar: geriye yaslanmak için uygun bir yer veya beden duruşu gerekir. Bu nedenle cümle hem daha iyi pratik koşulları hem de geriye yaslanmaya uygun gerçek bir konumu anlatır.
Alıştırma
Cümlede in a better position to lean back neyi ifade ediyor?
- Dinleyici, hem koşullar hem de fiziksel ortam daha uygun olana kadar beklemelidir.
- Dinleyici, mevcut koşullar ne olursa olsun özelliği hemen kullanmalıdır.
- Dinleyicinin yalnızca daha rahat bir sandalyeye geçmesi gerekir.
Cevabı göster
Dinleyici, hem koşullar hem de fiziksel ortam daha uygun olana kadar beklemelidir.
In the meantime: bekleme süresini değerlendirmek
In the meantime, beklenen bir olay gerçekleşmeden veya bir koşul sağlanmadan önceki zaman aralığını belirtir. Sonraki eylemin ya da konunun bu bekleme süresine ait olduğunu dinleyiciye gösterir. Geçiş ifadesi olarak iki aşamayı birbirine bağlar: önce daha iyi koşullar beklenir; bu sırada dikkat, şimdi yapılabilecek bir şeye çevrilir. Gelecekteki belirsiz bir zaman anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir eylemin başka bir olaydan önceki bekleme süresinde gerçekleştiğini en iyi gösteren geçiş ifadesi hangisidir?
- Eventually,
- In the meantime,
- From then on,
Cevabı göster
In the meantime,
saccadic. No, not psychotic, saccadic: ses benzerliğine dayalı öz düzeltme
Konuşmacı önce “saccadic” der, hemen ardından benzer sesli “psychotic” kelimesini reddeder ve “saccadic” kelimesini tekrarlar. Bu, esprili bir öz düzeltmedir: olası bir yanlış duymayı önceden tahmin eder ve teknik terim “saccade”i tanıtmadan önce ses benzerliğini şaka amacıyla kullanır. Burada “saccadic”, gözlerin odak noktaları arasında yaptığı hızlı sıçramalar olan sakkadlarla ilgili demektir. “Psychotic” psikozla ilgilidir ve eş anlamlı değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “X—no, not Y, X”tir; Y, X gibi duyulabildiği hâlde anlamı çok farklı olduğunda kullanılır.
Alıştırma
Konuşmacının “saccadic. No, not psychotic, saccadic” sözündeki hamlesini en iyi hangi yorum açıklar?
- Konuşmacı, saccadic ile psychotic kelimelerinin bilimsel eş anlamlılar olduğunu söyler.
- Konuşmacı saccadic teriminden vazgeçip yerine psychotic kullanır.
- Konuşmacı, sese dayalı olası bir yanlış duymayı düzeltir ve anlamları ilgisiz iki kelimeyle şaka yapar.
Cevabı göster
Konuşmacı, sese dayalı olası bir yanlış duymayı düzeltir ve anlamları ilgisiz iki kelimeyle şaka yapar.
what is known as: yerleşik bir adı tanıtmak
“what is known as a saccade” içinde what is known as, “o adla anılan şey” anlamına gelen ve isim gibi işleyen bir ilgi yapısı oluşturur. Bu yapı, konuşmacının bir olgudan kabul edilmiş adıyla söz etmesini sağlar. Buradaki what bir soru sormaz. Kalıp, refer to what is known as .... örneğindeki gibi fiil veya edat + what is known as + isim öbeğidir. Ad dinleyici için yeni olabileceğinde veya tanım resmî ve açıklayıcı bir ton taşıdığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “o adla anılan şey” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The sensor recorded ____ a microsaccade.
Cevabı göster
what is known as
the quick movements that our eyeballs make
0:30bunlar göz kürelerimizin yaptığı hızlı hareketlerdir
when we move from one object to the other. Dilbilgisi
0:32ve bir nesneden diğerine baktığımızda gerçekleşir.
saccade: gözlerin hızlı sıçrama hareketi
Saccade, gözlerin bir sabitleme noktasından diğerine hızlı ve sıçramaya benzer biçimde hareket etmesidir. Burada virgülden sonraki the quick movements that our eyeballs make isim öbeği, saccade sözcüğünü hemen tanımlar. Bilimsel metinlerde teknik bir terimi aynı anda hem tanıtmak hem de açıklamak için bu yöntem sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi açıklama saccade ile en iyi eşleşir?
- Yavaş ve kesintisiz bir takip hareketi
- Gözlerin sabitleme noktaları arasında hızlıca sıçraması
- Göz kapaklarını kapatan bir göz kırpma
Cevabı göster
Gözlerin sabitleme noktaları arasında hızlıca sıçraması
from one X to the other: bir çiftin iki üyesi arasında geçiş
from one X to the other kalıbı, aynı çiftin bilinen iki üyesini sunar. One X başlangıçtaki üyedir; the other ise çiftte kalan tek üyeyi ifade eder. Altyazıda bu çift, dikkat edilen iki nesneden oluşur. Bu nedenle ifade, ilk nesneden ikinci nesneye geçişi düzenler.
Alıştırma
Tam iki masa için hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia moved her books ____.
Cevabı göster
from one desk to the other
As you may remember from a previous Lean Back,
0:35Önceki bir Lean Back bölümünden hatırlayabileceğiniz gibi,
Örnek sunmak için like
Burada like, “örneğin” veya “gibi” anlamına gelen bir edattır. most birds ifadesini, daha geniş olan some animals grubunun bir örneği olarak sunar. like sözcüğünden sonra bir isim grubu geldiği ve çevredeki cümle hayvanları sınıflandırdığı için burada “sevmek” anlamına gelmez. İfadeyi “bazı hayvanlar — örneğin çoğu kuş” şeklinde anlayın.
Alıştırma
Altyazıdaki ifadede like neyi gösteriyor?
- Çoğu kuş, bazı hayvanlara örnek olarak verilir.
- Bazı hayvanlar çoğu kuşu sever.
- Bazı hayvanlar çoğu kuşa benzer.
Cevabı göster
Çoğu kuş, bazı hayvanlara örnek olarak verilir.
they have to move their head really, really fast.
0:43başlarını çok ama çok hızlı hareket ettirmek zorundadırlar.
And to keep the world from being blurry Dilbilgisi
0:45Ayrıca dünyanın bulanık görünmesini önlemek için,
keep the world from being blurry: keep + object + from + -ing
keep + object + from + -ing, nesnenin bir şey yapmasını veya istenmeyen bir duruma girmesini engellemek anlamına gelir. from bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçiminde olmalıdır. Bu ifadede the world, hayvanın gördüğü görüntüyü; being blurry ise kaçınılmak istenen durumu anlatır. Baştaki to, bunun hayvanın hareketinin amacı olduğunu gösterir: hayvan, görüntü bulanıklaşmasın diye bunu yapar.
Alıştırma
Parantezdeki anlamı keep + object + from + -ing kullanarak yeniden yazın: We covered the bowl to ____. (sineklerin içeri girmesini önlemek)
Cevabı göster
keep flies from getting in
they have to keep their heads completely stationary. Dilbilgisi
0:47başlarını tamamen sabit tutmak zorundadırlar.
keep their heads completely stationary: keep + nesne + sıfat
keep + nesne + sıfat kalıbı, nesnenin sıfatın belirttiği durumda kalmasını sağlamak ya da bunu gerekli kılmak anlamına gelir. Burada their heads nesnedir; completely stationary ise gerekli durumu belirten nesne tümlecidir. İfadenin bütünü, başlarının hareket etmemesi gerektiğini anlatır. Burada stationary, 'hareket etmeyen' anlamındadır. Bu kalıp, bir kişinin veya şeyin belirli bir durumda kalması gerektiğinde başka bağlamlara da aktarılabilir.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri kullanarak yönergeyi keep + nesne + sıfat kalıbıyla tamamlayın: For the photo, ____. (keep / your hands / completely still)
Cevabı göster
keep your hands completely still
But here's the neat thing about saccades. Anlatım akışı
0:50Ama sakkadlarla ilgili ilginç bir nokta var.
here's the neat thing about: temel noktayı tanıtmak
here's the neat thing about + konu kalıbı, konuşmacının özellikle ilginç veya zekice bulduğu noktayı açıklayacağını bildirir. Burada neat, 'ilginç ve etkileyici' anlamındadır; 'düzenli' anlamında değildir. But ile birlikte kullanıldığında kalıp, anlatımı arka plan bilgisinden asıl önemli sonuca yöneltir. Dinleyiciye bundan sonra gelecek bilgiyi temel bulgu olarak görmesi gerektiğini bildirir ve biraz merak uyandırır.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri kullanarak konuşmacının geçişini tamamlayın: We know the battery is small. But ____ this watch: it lasts for a full week. (here's / the neat thing / about)
Cevabı göster
here's the neat thing about
there's a quick blur between one destination and the other.
0:55bir noktadan diğerine geçişte kısa bir bulanıklık oluşur.
And that blur is completely incomprehensible to our brain. Kalıp ifadeler
1:01Ve bu bulanıklık beynimiz için tamamen anlaşılmazdır.
incomprehensible to + anlamaya çalışan taraf
Incomprehensible, bir şeyi anlayamayan kişi, grup veya sistem belirtilirken genellikle bunlardan önce to alır. Buradaki to our brain, bulanık görsel bilginin hangi algılayıcı için anlamlandırılamadığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp something is incomprehensible to someone biçimindedir. Bu sıfat yalnızca şaşırtıcı veya bilinmeyen bir şeyi değil, anlamanın önündeki bir engeli anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyi anlayamayan kişiyi belirtmek için standart sıfat-edat kalıbını kullanıyor?
- The technical note was incomprehensible for most readers.
- The technical note was incomprehensible to most readers.
- Most readers were incomprehensible to the technical note.
Cevabı göster
The technical note was incomprehensible to most readers.
what + özne + does + is + fiilin yalın hâli
What our visual system does, isim görevinde kullanılan bir what yan cümlesidir ve ardından odaklanan eylem erase gelir. what our visual system does yan cümlesinin tamamı özne işlevi görür; is ise bu özneyi konuşanın vurgulamak istediği eyleme bağlar. Yeniden kullanılabilen kalıp What + özne + do/does + is + fiilin yalın hâli biçimindedir. Bir bildirme cümlesi içinde “What does it do?” sorusunu yanıtlar; kendisi doğrudan soru değildir. Bu kalıpta is sonrasında is erase örneğindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılır, is erased değil.
Alıştırma
Eylem odaklama yapısını do fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: What the filter ____ is remove dust from the air.
Cevabı göster
does
and instead replace that little fraction of a second Kalıp ifadeler
1:08ve onun yerine, saniyenin o küçücük bölümünü,
that ... during: edatı sonda olan bir ilgi cümleciği
That our eye moved during, that little fraction of a second ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. That, bu zaman aralığına gönderme yapar ve during sözcüğünün nesnesi olarak anlaşılır: our eye moved during that fraction of a second. İngilizcede özellikle konuşma dilinde ve nötr yazılarda edat sık sık ilgi cümleciğinin sonunda bırakılır. Bu nedenle during, nesnesini zaten that aracılığıyla alır ve eksik değildir. Daha resmî biçimi during which our eye moved şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede during ile biten bir ilgi cümleciği doğal biçimde kullanılmıştır?
- The meeting during that I took notes lasted two hours.
- The meeting that I took notes during lasted two hours.
- The meeting that I took notes during it lasted two hours.
Cevabı göster
The meeting that I took notes during lasted two hours.
replace A with B: önce eski öğe, sonra yeni öğe
Replace A with B, A’yı kaldırmak veya üzerine yazmak ve onun yerine B’yi koymak demektir. with sözcüğünden önce eski öğe, sonra ise yeni öğe gelir. Bu cümlede A çok kısa zaman aralığı, B ise hemen sonraki görsel bilgidir. Yapı, değiştirme yönünü açıkça gösterir.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: The filter is dirty, so replace it ____ a clean one.
Cevabı göster
with
This leads to a really amazing illusion Kalıp ifadeler
1:14Bu da gerçekten şaşırtıcı bir yanılsamaya yol açar:
This leads to: bir nedeni sonucuna bağlamak
Bu cümlede This, daha önce açıklanan mekanizmaya gönderme yapar; leads to ise bunun sonucu olan yanılsamayı tanıtır. İfade, açıklamayı neden → sonuç ilişkisiyle düzenler; birini fiziksel olarak bir yere götürmek anlamına gelmez. cause or situation + lead(s) to + result yapısını kullanın. Sonuç genellikle lead to confusion örneğindeki gibi bir isim veya isim öbeğidir. Sonuç bir eylemse lead to making mistakes örneğindeki gibi -ing biçimini kullanın.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Heavy rain can ____ flooding.
Cevabı göster
lead to
stopped clock illusion veya duran saat yanılsaması
stopped clock illusion, zaman algısıyla ilgili bir etkidir. Hareket eden saniye ibresine sahip bir saate gözlerinizi çevirdikten hemen sonra ilk aralık, sonraki aralıklardan daha uzun görünebilir. Stopped, saatin gerçek durumunu değil, bir an için nasıl göründüğünü anlatır: saat çalışmaya devam eder. Bu adı bilmek, ileride saniye ibresinin kısa süreliğine “donmuş” görünmesiyle ilgili açıklamaları bir algı etkisi olarak tanımanızı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede stopped clock illusion ne anlama geliyor?
- Bir saate baktıktan sonraki ilk anın alışılmadık derecede uzun göründüğü zaman algısı etkisi.
- Bir saati tam olarak bir saniyede durdurma yöntemi.
- Gücü tükenmiş ve hareket edemeyen bir saat.
Cevabı göster
Bir saate baktıktan sonraki ilk anın alışılmadık derecede uzun göründüğü zaman algısı etkisi.
may have noticed: geçmiş bir deneyim hakkında temkinli tahmin
Bu cümlede may have noticed, “fark etmiş olabilirsiniz” anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyicinin geçmiş deneyimini gerçek olarak belirtmek yerine temkinli bir tahminde bulunur. may have + past participle yapısı, kesin olmayan olasılığı şimdiki zamandan önceye yerleştirir: may have noticed. Buradaki may izin değil, olasılık bildirir.
Alıştırma
Cümleyi may have ve overlook fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: The team ____ one small detail.
Cevabı göster
may have overlooked
if you've ever been: şu ana kadarki deneyime dayanan koşul
Bu cümlede if you've ever been, şu ana kadarki herhangi bir ilgili deneyime dayanan bir koşul sunar. You've been present perfect yapısındadır ve ever zaman aralığını “şu ana kadar hayatınızın herhangi bir anı” şeklinde genişletir. Bu yan cümle gerçek dışı bir durumu hayal etmez. Olası bir geçmiş deneyimi, şimdiki gözlemin neden tanıdık gelebileceğiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi you've, ever ve be fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: If ____ to Kyoto, you may recognize this style.
Cevabı göster
you've ever been
Bir saat parçası olarak second hand
Bu cümlede second hand, saatte saniyeleri gösteren ibredir. Buradaki hand, insan eli değil, saatin hareket eden bir parçasıdır. Yakındaki saat sözü ve sınıf bağlamı bu anlamı seçmemizi sağlar. Aynı sözcükler başka bağlamlarda farklı bir anlama gelebilir; bu yüzden anlamı belirlemek için çevredeki isimlere ve duruma bakın.
Alıştırma
Cümleyi saniyeleri gösteren saat ibresinin iki sözcüklü İngilizce adıyla tamamlayın: The red ____ moves around the clock face once a minute.
Cevabı göster
second hand
darting your eyes back and forth: bakışları hızla ileri geri hareket ettirmek
Burada darting your eyes, bakışları çok hızlı hareket ettirmek anlamına gelir. Back and forth, dönüşümlü yönlerde veya iki nokta arasında tekrarlanan hareket anlamını ekler. İfade bir bütün olarak sakin bir şekilde tek kez bakmak yerine huzursuzluk, sabırsızlık veya gerginlikle tekrar tekrar kontrol etmenin canlı bir görüntüsünü oluşturur. Kullanılabilir kalıp dart one's eyes back and forth between A and B biçimindedir. Her eyes darted back and forth örneğinde olduğu gibi eyes da özne olabilir.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbı kullanarak ve iyelik sözcüğünü Maya ile uyumlu hâle getirerek cümleyi tamamlayın: Maya kept ____ between the departure board and her phone.
Cevabı göster
darting her eyes back and forth
Now here is what happens: sıradaki açıklamayı başlatmak
Now, hazırlıktan açıklamaya geçişi belirtir. Here is what happens, dinleyiciye konuşmacının sıradaki olayı veya süreci açıklamak üzere olduğunu bildiren bir sunum kalıbıdır. Bu kullanımda here bir yeri göstermez. Cümlenin tamamı gösterimde, hikâyede ya da adım adım açıklamada yönlendirici bir işaret görevi görür.
Alıştırma
Bir gösterim için hazırlık yaptıktan sonra, sıradaki olağan süreci açıklayacağınızı doğal biçimde belirten cümle hangisidir?
- Now here is where it happens.
- Now here is what happened.
- Now here is what happens.
Cevabı göster
Now here is what happens.
Right when you dart your eyes to the clock, Dilbilgisi
1:30Gözlerinizi bir anda saate çevirdiğinizde,
Right when: tam anı vurgulamak
right when ifadesinde right, when sözcüğünü güçlendiren bir zarftır. İfade, “tam ... olduğu anda” anlamına gelir; bu nedenle göz hareketi ile saatte görülen etki aynı anda gerçekleşiyormuş gibi sunulur. İki olayı bağlamak ve zamanlamalarını kesin ve anlık göstermek için right when + yan cümle yapısını kullanın. Burada right, “doğru” veya “solun karşıtı olan yön” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “tam olarak aynı an” anlamına gelen, vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The lights went out ____ the movie began.
Cevabı göster
right when
seems longer than every other second afterwards. Dilbilgisi
1:38ondan sonraki her saniyeden daha uzun görünür.
very first second: kesin başlangıcı vurgulama
very first second ifadesinde very, first sözcüğünü güçlendirir. Tam başlangıçtaki ilk saniyeyi gösterir; second sözcüğünün çok yüksek bir derece taşıdığı anlamına gelmez. Kesin başlangıç noktası önemli olduğunda belirleyici + very + first + isim kalıbı kullanılabilir. Örneğin the very first page veya that very first day.
Alıştırma
Hangi ifade okul gününün tam ilk anını en açık biçimde vurgular?
- the very first minute of school
- the first minute of school
- a very long minute of school
Cevabı göster
the very first minute of school
seems longer than every other second: izlenim ve karşılaştırma
seem + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, karşılaştırmayı ölçülmüş bir gerçek olarak değil, bir izlenim olarak sunar. Burada seems longer than, izleyenin onu daha uzun algıladığı anlamına gelir. Bu cümlede every other second, ilk saniye dışındaki her saniye demektir. Other, ilk saniyeyi kalan tüm saniyelerden ayırır; burada iki saniyede bir anlamına gelmez.
Alıştırma
'The first minute seems longer than every other minute,' cümlesinde konuşan kişi ne söylüyor?
- İlk dakika, kalan tüm dakikalardan daha uzun gelir.
- Yalnızca ikinci, dördüncü, altıncı dakikalar ve devamındaki çift sayılı dakikalar ilk dakikadan daha kısa gelir.
- Kesin bir ölçüm, ilk dakikanın daha uzun olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
İlk dakika, kalan tüm dakikalardan daha uzun gelir.
Look away from + bir nesne
Bu cümlede look away from, gözleri bilinçli olarak başka yöne çevirip artık saate bakmamak anlamına gelir. Look bakma eylemini, away bakışın mevcut odaktan uzaklaşmasını, from ise artık bakılmayan şeyi belirtir. look away from + isim veya zamir kalıbı, bakışın gerçek anlamda başka yöne çevrilmesini anlatabilir. Mecazî bağlamlarda ise bir gerçekle ya da sorunla yüzleşmeyi reddetmek anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Gözlerini bir şeye yöneltmeyi bırakmak anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The flash is too bright, so ____ the screen.
Cevabı göster
look away from
as if time itself has stopped: sanki zamanın kendisi durmuş gibi
Bu cümlede as if hayalî bir karşılaştırma başlatır: ilk saniye yalnızca o kadar uzun görünür ki zaman durmuş gibi hissedilir. Böylece canlı izlenim, olgusal bir iddiadan ayrılır. Time itself vurguyu yalnızca saate veya saniye ibresine değil, time sözcüğüne yöneltir. Has stopped, durmayı tamamlanmış bir değişim ve sonucu o anda sürüyormuş gibi görünen bir durum olarak sunar; ancak as if yan cümlesinin içinde bu sonuç hayalîdir.
Alıştırma
Doğrulanmış bir gerçeği değil, bir izlenimi belirten iki sözcüklü hedef bağlaçla cümleyi tamamlayın: The building was so quiet that it felt ____ the city itself had gone to sleep.
Cevabı göster
as if
it took for your eye to go from here to the clock
1:53gözünüzün buradan saate gitmesi için geçen süreyi
The reason for that is that ...: nedeni vermeden önce konuyu belirtmek
“The reason for X is that Y” kalıbında “the reason for X”, açıklanan sonucu veya konuyu belirtir. Burada ilk “that”, “for” sözcüğünün nesnesidir ve daha önce sözü edilen etkiye gönderme yapar. İkinci “that”, nedeni veren tam bir yan cümleyi, yani “your brain replaces ...” bölümünü başlatır. Burada “şu şey” anlamındaki bir işaret sözcüğü değil, yan cümle bağlayıcısıdır. Bu kalıp, konuşanın önce açıklanacak konuyu belirtip ardından açıklamayı sunmasını sağlar.
Alıştırma
Hedef kalıpla açıklamayı tamamlayın: The screen looks frozen. ____ the program is checking a large file.
Cevabı göster
The reason for that is that
İç içe bir süre öbeği olarak the time it took for X to do Y
Öbeğin ana ismi olan “the time” bir süreyi ifade eder. “It took for your eye to go from here to the clock” sözleri bu ismi niteler. Tam ifade olan “It took some time for your eye to go from here to the clock” ile karşılaştırın: isim öbeğinde süreye ait yer, “the time (that) it took ...” biçiminde önce ifade edilir. Bu bölümün tamamı tek bir isim öbeğidir ve özgün cümlede beynin “replaces” ettiği şeydir. Bir sürecin ne kadar sürdüğünü belirtirken veya ölçerken “the time it took for X to do Y” kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi süre kalıbıyla tamamlayın: We recorded ____ the robot to cross the room.
Cevabı göster
the time it took for
is added to: Bir Miktarı Başka Bir Miktara Eklemek
is added to ifadesinde is added edilgen yapıdadır: küçük zaman miktarı eylemden etkilenen ögedir; to’dan sonraki daha uzun süre ise bu miktarın katıldığı toplamdır. Cümle, eklemeyi yapan kişi ya da şeyden çok eklenen küçük zaman dilimine odaklanır. Bu kalıp, ölçülebilir bir miktarın başka bir miktarın parçası olması anlamına gelir: A is added to B. Burada gerçek anlamda bir birikim anlatılır; add to ifadesinin “bir durumu daha da güçlendirmek veya kötüleştirmek” anlamındaki deyimsel kullanımı değildir.
Alıştırma
Ücretin toplamın bir parçası olduğunu belirten edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The delivery fee ____ the final bill.
Cevabı göster
is added to
What's ... about X is that Y: Temel Gerçeği Öne Çıkarmak
What's really mind-blowing about X is that Y kalıbı, “X ile ilgili gerçekten şaşırtıcı olan şey Y’dir” anlamına gelir. What's, özne görevi gören birleşik bir ilgi yapısını başlatır; doğrudan soru değildir. Bu kalıp, temel bilgiyi that yan cümleciğine kadar geciktirir. Önce konuyu adlandırıp bir değerlendirme yapar; ardından Y, bu değerlendirmeyi haklı çıkaran belirli gerçeği açıklar. Böylece konuşmacı, karmaşık bir konu içindeki önemli bir sonucu öne çıkarabilir.
Alıştırma
Vurgulanan kalıp cümlede ne yapıyor?
- Etkinin yalnızca olağan dışı durumlarda gerçekleştiğini söyler.
- Etkiyi konu olarak sunar, ardından şaşırtıcı gerçeği that yan cümleciğinde belirtir.
- Dinleyiciden etkinin adını söylemesini ister.
Cevabı göster
Etkiyi konu olarak sunar, ardından şaşırtıcı gerçeği that yan cümleciğinde belirtir.
mind-blowing: şaşkınlık belirten gündelik bir ifade
Mind-blowing, bir şeyin mümkün ya da gerçek olduğunu düşündüğünüz şeyleri değiştirecek kadar şaşırtıcı veya etkileyici olduğunu belirten gündelik bir sıfattır. Burada etkinin sürekli gerçekleşmesi değerlendirilir. Güçlü bir şaşkınlık ifade eden bilinçli bir abartıdır; birinin zihninin veya beyninin fiziksel olarak zarar gördüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte mind-blowing ne anlama geliyor?
- son derece şaşırtıcı
- beyne fiziksel olarak zarar veren
- biraz sıra dışı
- kötü açıklandığı için anlaşılması imkânsız
Cevabı göster
son derece şaşırtıcı
all the time: çok sık veya tekrar tekrar
All the time, zarf işlevi gören bir sıklık ifadesidir. Burada, ilgili durum her ortaya çıktığında etkinin tekrar tekrar gerçekleştiği, yani çok sık veya alışılmış biçimde meydana geldiği anlamına gelir. It happens all the time örneğinde olduğu gibi genellikle cümlenin sonunda bulunur. Bağlama göre bazen kesintisiz anlamına gelebilir; ancak burada her milisaniye hiç ara vermeden gerçekleştiği şeklinde hesaplanmamalıdır.
Alıştırma
Cümleyi “çok sık” anlamına gelen üç sözcüklü sıklık ifadesiyle tamamlayın: My neighbor's dog barks ____.
Cevabı göster
all the time
Now it might just be a tiny, tiny amount of time, Anlatım akışı
2:22Bu çok ama çok kısa bir süre olabilir,
it might just ... but: küçük bir noktayı kabul edip daha büyük sonuca geçmek
it might just be ... but yapısında konuşmacı önce her bir kaybın son derece küçük olabileceğini kabul eder. Might iddiayı daha az kesin hâle getirir, just ise miktarı daha da küçültür; buradaki might izin bildirmez. Ardından but, daha önemli ve karşıt sonuca geçiş yapar: küçük kayıplar birikir. Bu kalıp, daha güçlü sonucu sunmadan önce daha zayıf noktayı kabul ettiği için açıklamayı dengeli gösterir.
Alıştırma
Cümleyi might just ... but ödün verme ve karşıtlık kalıbıyla tamamlayın: The extra step ____ take a few seconds, ____ repeating it hundreds of times can waste a lot of time.
Cevabı göster
might just · but
over the course of: zaman boyunca değişim ve birikim
Over the course of an entire day, gün ilerlerken günün tamamına yayılmayı ve bu dönem içindeki birçok anı dikkate almayı ifade eder. Burada küçük saniye parçalarını tekrarlanarak bir toplama dönüşen miktarlar olarak çerçeveler. Bu ifadede course, ders veya rota anlamına gelmez. over the course of + zaman dönemi kalıbı değişimleri, tekrarlanan olayları veya birikimli sonuçları anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Yazar bütün dönem boyunca gerçekleşen kademeli değişimi vurgulamak istiyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? ____ the school year, Mia became much more confident.
- Over the course of
- During
- At the end of
Cevabı göster
Over the course of
can add up to: birikerek bir toplama ulaşmak
Add up to, birkaç küçük miktarın birleşerek bir toplama ulaşması demektir. Burada saniyenin çok küçük parçaları bir araya gelerek neredeyse 40 dakika olabilir. Toplam, to’dan sonra gelir: küçük miktarlar can add up to daha büyük bir miktar olabilir. Can bunun olası bir birikimli sonuç olduğunu gösterir; birinin fazladan 40 dakika eklediğini göstermez.
Alıştırma
Cümleyi “birleşerek bir toplama ulaşmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Small daily fees ____ more than fifty dollars a month.
Cevabı göster
can add up to
What are you waiting for?: hemen harekete geçme çağrısı
Bu bağlamda What are you waiting for? bir sözde sorudur: Konuşan kişi, dinleyenin gerçekten neyi beklediğini sormaz. “Beklemene gerek yok; şimdi başla” demek ister. Bir fikir veya sonraki adım sunulduktan sonra çoğu zaman enerjik bir eylem çağrısı işlevi görür. Aynı sözler, ses tonuna ve ilişkiye göre cesaret verici, şakacı veya sabırsız duyulabilir.
Alıştırma
Bir antrenör oyunu açıkladıktan sonra gülümseyerek “What are you waiting for?” diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Oyuncuları şimdi başlamaya teşvik ediyor
- Oyunculara beklemeye devam etmelerini söylüyor
- Oyuncuların hangi kişiyi beklediğini soruyor
Cevabı göster
Oyuncuları şimdi başlamaya teşvik ediyor
or click the link at the top of this video's description.
2:47ya da bu videonun açıklamasının en üstündeki bağlantıya tıklayın.
Konuşma girişi olarak You know what?
Buradaki You know what? bilgi istemek için sorulan bir soru değildir. Dinleyenin dikkatini çeken ve konuşanın az önce düşündüğü, karar verdiği ya da fark ettiği bir şeyi birazdan paylaşacağını gösteren bir konuşma girişidir. Konuşan kişi heyecanlı, sinirli veya fikrini değiştiriyormuş gibi gelebilir; yalnızca bu sözler duyguyu belirlemez. Niyeti anlamak için sonraki cümleyi ve konuşanın ses tonunu dinlemek gerekir.
Alıştırma
Mia dışarı çıkıp çıkmamaya karar vermeye çalışıyor. Sonra şöyle diyor: “You know what? I'll stay home tonight.” Burada You know what? ne işe yarıyor?
- Dinleyenin what sözcüğünü duyup duymadığını kontrol eder.
- Dinleyenden Mia'nın ne bildiğini açıklamasını ister.
- Mia yeni kararını söylemeden önce dinleyenin dikkatini çeker.
Cevabı göster
Mia yeni kararını söylemeden önce dinleyenin dikkatini çeker.