Ya Uyumayı Bıraksaydınız Ne Olurdu?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, uykusuzluğu kısa enerjiden muhakeme ve beden sorunlarına kadar izliyor; kanıt sınırlarını, kademeli zararı ve hemen ölümü ayırıyor. İngilizce noktaları: 1. “what if you stopped sleeping altogether?” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what if ile geçmiş biçimi kullanarak uç bir durum ve sonuçlarını hayal edin. 2. “a slippery slope.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: çekici bir başlangıcın zararlı, kontrolü güç sonuçlara dönüşmesini anlatın. 3. “this doesn't mean permanent damage couldn't be inflicted” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iç içe olumsuzlukları çözerek sınırlı kanıtı güvenlik garantisi sanmayın ve belirsizliği doğru ifade edin.
Bu derste
In fact, sometimes it literally feels like you aren't getting enough.
0:03Hatta bazen gerçekten de yeterince uyuyamadığınızı hissedersiniz.
Varsayımsal bir durum için what if + geçmiş biçim
What if varsayımsal bir soru başlatır. Buradaki geçmiş biçim stopped, olayı geçmiş zamana yerleştirmez; gerçeklikle arasına mesafe koyar ve dinleyiciyi uç bir durumu hayal etmeye çağırır. what if + özne + geçmiş biçim kalıbı, olası sonuçları incelemek amacıyla bir düşünce deneyi başlatmak için sıkça kullanılır. Altogether, stopped sleeping ifadesini güçlendirerek uyumayı tamamen bırakmak anlamını verir.
Alıştırma
Düşünce deneyi sorusunu ‘… olsaydı ne olurdu’ anlamındaki iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ every city banned private cars for one month?
Cevabı göster
What if
science understands relatively little about why we sleep or how it evolved in the first place. Kalıp ifadeler
0:10bilim neden uyuduğumuz ya da uykunun en başta nasıl evrimleştiği hakkında nispeten az şey biliyor.
İlk neden veya başlangıç noktası için in the first place
Burada in the first place, başlangıçta veya en başta anlamına gelir. how it evolved ifadesini niteler ve dikkati uykunun bugün ne yaptığından, uykunun neden ortaya çıktığına ilişkin daha temel soruya çevirir. Bu kalıp, konuşmacı bir konunun kökenine, ilk nedenine veya başlangıç varsayımına döndüğünde kullanışlıdır. Place burada gerçek bir yeri anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi ilk nedeni soran dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: Why did we choose this route ____?
Cevabı göster
in the first place
Neden sunan bir belirteç olarak “After all,”
Burada “After all”, “daha sonra” anlamına gelmez. Önceki iddia veya soruya dönerek onu gerekçelendirmeye yardımcı olan bir neden sunar. Bu cümlede yırtıcılar karşısındaki savunmasızlık, uykunun neden evrimleştiği sorusunu güçlendiren bir kanıt olarak sunulur. İfade, olayları zaman sırasına dizmek yerine önceki düşünceyi destekleyen bir gerekçe ekleyerek mantığı düzenler.
Alıştırma
Örnek cümlede “After all,” ne işlev görüyor?
- Önceki düşünceyi destekleyen bir kanıt sunar.
- Bir dizinin son öğesini duyurur.
- Bu olayın daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Önceki düşünceyi destekleyen bir kanıt sunar.
“laying unconscious and dormant”: standart İngilizcede neden “lying” kullanılır?
Standart İngilizcede amaçlanan ifade “lying unconscious and dormant”tır. Lying, geçişsiz lie fiilinin -ing biçimidir ve öznenin yatay ya da dinlenme konumunda olduğunu belirtir; doğrudan nesne almaz. Unconscious ve dormant, öznenin orada yatarken içinde bulunduğu durumu anlatır. Laying, “bir şeyi bir yere koymak” anlamındaki geçişli lay fiilinin -ing biçimidir ve normalde bir nesne gerektirir. Lay, “It lay still yesterday.” örneğindeki gibi lie fiilinin geçmiş zamanı da olabilir. Ancak bu cümlede -ing biçimi gerektiğinden standart seçim lying olur. Bu nedenle vurgulanan laying burada standart dışıdır.
Alıştırma
Cümleyi lie veya lay fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: “The injured deer was ____ motionless beside the road.”
Cevabı göster
lying
for hours on end: kesintisiz uzun süreyi vurgulama
Bu cümlede for hours on end, belirgin bir ara olmadan saatler boyunca kesintisiz biçimde demektir. Bilinçsiz ve hareketsiz kalınan sürenin olağanüstü uzun görünmesini sağlar. for + zaman dilimi + on end kalıbı süreyi vurgular. Çoğu zaman bu sürenin şaşırtıcı, yorucu, rahatsız edici veya önemli olduğunu düşündürür; belirli tutumu bağlam verir.
Alıştırma
Kesintisiz geçen birçok saati vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the delay, passengers waited at the gate for ____.
Cevabı göster
hours on end
adults who sleep between 6 to 8 hours a night tend to live longer. Dilbilgisi
0:24geceleri 6 ila 8 saat uyuyan yetişkinler daha uzun yaşama eğiliminde.
between 6 to 8 değil, between 6 and 8
Vurgulanan ifade, aralık bildiren iki standart kalıbı birbirine karıştırıyor. Ölçünlü yazılı İngilizcede between, and ile; from ise to ile eşleşir. Buradaki doğal düzeltme adults who sleep between 6 and 8 hours a night biçimidir. From 6 to 8 hours a night da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak bu iki kalıp birbirine karıştırılmamalıdır.
Alıştırma
Standart eşleşen yapıyı tamamlayın: The museum is busiest between 11 ____ 2 p.m.
Cevabı göster
and
Genel ama kesin olmayan bir eğilim için tend to
Bu cümlede tend to, daha uzun yaşamayı söz konusu yetişkin grubu içinde genel veya istatistiksel bir eğilim olarak sunar. İstisnalara izin verir: her yetişkin için aynı sonucu garanti etmez ve tek başına uyku süresinin daha uzun yaşama neden olduğunu kanıtlamaz. Başka durumlara aktarılabilen yapı özne + tend(s) to + fiilin yalın hâlidir. Genellikle ne olduğunu veya birinin çoğunlukla nasıl davrandığını temkinli biçimde belirtmek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi kesinlik değil genel bir eğilim bildiren hedef ifadeyle tamamlayın: In large surveys, people who exercise regularly ____ report better sleep.
Cevabı göster
tend to
can lead to medical problems including cardiovascular disease and diabetes. Kalıp ifadeler
0:29kalp-damar hastalıkları ve diyabet gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Olası bir sonuç için can lead to
Bu cümlede can lead to, aşırı uykuyu olası sonuçlar olan sağlık sorunlarıyla ilişkilendirir. Can olasılık bildirir: sorunlar belirli koşullarda ortaya çıkabilir, ancak cümle bunların her seferinde oluştuğunu veya tek bir doğrudan nedenin kesin olarak kanıtlandığını söylemez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X can lead to Y biçimindedir. Lead to, bir durumu sonucuna bağlayan bir fiil öbeğidir ve buradaki to bir edattır; bu nedenle Y bir isim öbeği veya -ing biçimi olabilir.
Alıştırma
Uyarıyı olası bir sonuç bildiren hedef ifadeyle tamamlayın: Ignoring a small leak for months ____ serious water damage.
Cevabı göster
can lead to
obesity, depression, and even brain damage.
0:39obezite, depresyon ve hatta beyin hasarıyla ilişkilendirilmiştir.
chronic sleep deprivation: uzun süreli uyku eksikliği
Chronic sleep deprivation, yeterli uykunun uzun süre boyunca eksik kalmasını veya bu durumun tekrar tekrar yaşanmasını anlatan bir isim öbeğidir. Burada chronic yalnızca “şiddetli” değil, “uzun süren” veya “tekrarlayan” anlamına gelir. Sleep deprivation, eksik olan uykunun kendisine odaklanır. İfadenin tamamı, yalnızca bir gece az uyumayı değil, zaman içinde devam eden bir düzeni anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: After months of sleeping only four hours a night, Maya experienced ____.
Cevabı göster
chronic sleep deprivation
has been linked to: bir ilişkiyi bildirmek
Has been linked to, has + been + linked biçimindeki present perfect edilgen yapıdır. Araştırma veya kanıtların iki şey arasında bir bağlantı bulduğunu ve bu bulgunun günümüzde de geçerli olduğunu belirtir. Bu temkinli ifade bir ilişki bildirir. Tek başına ilk şeyin ikinciye doğrudan neden olduğunu, tek neden olduğunu veya her durumda aynı sonucu doğuracağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir çalışma bir ilişki buluyor ancak nedeni kanıtlamıyor. Hangi cümle sonucu doğru şekilde bildirir?
- Low mood is unrelated to physical activity.
- Low physical activity has been linked to lower mood.
- Low physical activity causes lower mood in every case.
Cevabı göster
Low physical activity has been linked to lower mood.
your mesolimbic system becomes stimulated and dopamine runs rampant. Notlar
0:45mezolimbik sisteminiz uyarılır ve dopamin kontrolsüzce salgılanır.
mesolimbic system: ödül ve motivasyon yolları ağı
Burada mesolimbic system, ödül, motivasyon ve dopamin sinyallemesinde rol oynayan, birbirine bağlı beyin yolları ağını ifade eder. Tek bir organ ya da yalıtılmış bir haz merkezi değildir. Cümlede bu sistemin uyarılması, dopamin etkinliğinin neden arttığını ve uykusuz kalan bir kişinin ilk uykusuz geceden sonra neden kısa süreliğine daha enerjik veya motive hissedebileceğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede mesolimbic system neyi ifade ediyor?
- Dopamin depolayan tek bir organ
- Tek bir haz merkezi gibi çalışan beynin tamamı
- Ödül, motivasyon ve dopamin etkinliğinde rol oynayan bir beyin yolları ağı
- Ek enerji üreten bir uyku evresi
Cevabı göster
Ödül, motivasyon ve dopamin etkinliğinde rol oynayan bir beyin yolları ağı
runs rampant: kontrolsüz faaliyet veya yayılma
Bu cümlede runs rampant, dopamin etkinliğinin aşırı hale gelip kontrolden çıkması anlamına gelir; dopamin gerçek anlamda koşmaz. Run rampant, bir şeyin etkili bir denetim olmadan yayılmasını, büyümesini veya faaliyet göstermesini anlatır. Genellikle yalnızca miktarın çok olduğunu değil, durumun istenmeyen ya da potansiyel olarak zararlı olduğunu ima eder.
Alıştırma
Cümleyi “kontrolsüzce yayılmak veya faaliyet göstermek” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Without active moderation, misinformation can ____ online.
Cevabı göster
run rampant
motivation, positivity, and even sex drive. Kelime
0:52motivasyonunuzun ve olumlu ruh hâlinizin güçlenmesini, hatta cinsel isteğinizin yükselmesini sağlayabilir.
sex drive: araç kullanmak değil, cinsel istek
sex drive ifadesindeki drive, araç kullanmak değil, içsel bir dürtü veya harekete geçirici güç anlamındadır. Bu birleşik isim, kişinin cinsel istek düzeyini ifade eder. Cümle, sex drive ifadesini geçici olarak artabilecek birkaç içsel durumdan biri olarak sunar. Uykusuzluğu önermek yerine olası bir etkiden söz eder.
Alıştırma
"Some medications can lower a person's sex drive," cümlesinde sex drive ne anlama gelir?
- cinsel istek
- egzersiz yapma motivasyonu
- araç kullanma becerisi
Cevabı göster
cinsel istek
Sounds appealing: çekici ilk izlenimi kabul etmek
Sounds appealing, That sounds appealing veya It sounds appealing ifadelerinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Sounds bağlayıcı fiil, appealing ise çekici veya değerlendirmeye değer anlamına gelen bir sıfattır; ifade gerçek bir sesi değil, önceki fikrin nasıl bir izlenim verdiğini değerlendirir. but sözcüğünden önce kullanıldığında ödün verme işlevi görür: Konuşan kişi fikrin çekici ilk izlenimini kabul eder, ardından bir sorun veya uyarı getirir. Bu nedenle bir öneri anlamına gelmez.
Alıştırma
Fikri bir çekince belirtmeden önce çekici gösteren, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: A remote position ____, but I need to ask about the working hours.
Cevabı göster
sounds appealing
Bir uyarı olarak a slippery slope
a slippery slope deyimi, zararsız veya cazip görünen bir ilk adımın giderek daha zararlı ve durdurulması daha zor sonuçlara yol açabileceğini anlatır. Bu cümlede but, Sounds appealing ifadesindeki olumlu tepkiyi tersine çevirerek bir uyarıya dönüştürür. İfade olası bir sonuç zinciri sunar; tek başına sonraki her adımın kaçınılmaz olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Özgün cümlede a slippery slope neye karşı uyarıda bulunuyor?
- Cazip bir ilk adım, giderek kötüleşen ve durdurulması zor sonuçlara yol açabilir.
- Fikir yalnızca hemen fayda sağlayacağı için caziptir.
- Durum hızla değişecektir, ancak değişiklik muhtemelen zararsız olacaktır.
Cevabı göster
Cazip bir ilk adım, giderek kötüleşen ve durdurulması zor sonuçlara yol açabilir.
Your brain slowly begins to shut off the regions responsible for planning and evaluating decisions, Notlar
0:57Beyniniz, planlama ve kararları değerlendirmeden sorumlu bölgeleri yavaş yavaş devre dışı bırakmaya başlar,
Bir işlevi durduran shut off
Shut off; bir kaynağı, bağlantıyı, cihazı veya işlevi durdurmak anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Bu cümlede beyin, planlama ve kararları değerlendirmede kullanılan bölgelerin faaliyetini durdurur veya büyük ölçüde azaltır; fiziksel bir kapı kapanmaz. Nesne, shut off the regions örneğinde olduğu gibi öbek fiilin tamamından sonra ya da shut the regions off örneğindeki gibi iki parçasının arasında bulunabilir. Zamir normalde ortaya gelir: shut them off.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. shut off içindeki bağlantılı seslere odaklanın.
- The heater switched off automatically when the room got warm.
- The heater shut off automatically when the room got warm.
- The heater shut down automatically when the room got warm.
Cevabı göster
The heater shut off automatically when the room got warm.
responsible for + -ing biçimi: planning and evaluating decisions
Bu cümlede responsible for planning and evaluating decisions, the regions ifadesini niteleyen bir sıfat öbeğidir. Bu beyin bölgelerinin işlevini belirtir; onları bir hatadan dolayı suçlu ilan etmez. For bir edattır, bu nedenle ardından gelen eylemler -ing biçimini alır. Planning ve evaluating, and ile bağlanan paralel biçimlerdir; birlikte for ile sunulan işlevleri belirtirler.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın. Bağlam, bir ekibin görevini belirten resmî ifadeyi gerektiriyor: The safety team is ____ checking the alarms every morning.
Cevabı göster
responsible for
Sonuç bildiren leading to
Burada leading to, önceki cümlenin tamamının sonucunu sunar: Bu bölgelerin devre dışı kalması daha dürtüsel davranışlara neden olur. Virgül, bunun sonucu belirten ek bir öbek olduğunu gösterir. Leading bir şimdiki zaman ortacıdır; süreklilik zamanının parçası veya başka bir çekimli fiil değildir. Bu -ing yapısı, “and this leads to ...” anlamını aynı cümle içinde sıkıştırmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: A software update disabled the login page, ____ thousands of support calls.
Cevabı göster
leading to
sets in: bir durumun yavaş yavaş başlaması
Sets in, “başlamak ve yerleşmek ya da fark edilir hâle gelmek” anlamındaki geçişsiz bir öbek fiildir. Özellikle istenmeyen ve yavaş yavaş gelişen durumlar için sık kullanılır. Burada başlayan durum exhaustion sözcüğüdür. Özne, durumun kendisidir: exhaustion sets in. Exhaustion tekil olduğu için set, sets olur. Bu anlamda set in doğrudan nesne almaz.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz “başlamak ve yerleşmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Without repairs, decay may ____ during the rainy season.
Cevabı göster
set in
you'll find yourself with slower reaction times and reduced perceptual and cognitive functions. Dilbilgisi
1:05tepki süreniz yavaşlar, algısal ve bilişsel işlevleriniz azalır.
Once exhaustion sets in: tetikleyici olay bildiren once
Burada once bir zaman yan cümlesi başlatır. “Bu gerçekleştikten sonra” veya “bu noktaya ulaşıldığında” anlamına gelir; “bir kez” anlamındaki sıklık zarfı değildir. Yan cümle, yorgunluğun başlamasını ana cümledeki etkileri harekete geçiren olay olarak gösterir. Once, bu olayı genellikle beklenen ya da sonrasını planlamaya yetecek kadar kesin bir gelişme olarak sunar. Yaygın kalıp Once + olay, sonuç şeklindedir: “X gerçekleştikten sonra Y olur.”
Alıştırma
Kapıların açılması bekleniyor. Bundan sonra konuklar içeri girebilir. Bu ilişkiyi en iyi anlatan cümleyi seçin.
- Once the doors open, guests may enter.
- If the doors open, guests may enter.
- Unless the doors open, guests may enter.
- Although the doors open, guests may enter.
Cevabı göster
Once the doors open, guests may enter.
Planlanmamış bir durum için “find yourself with”
Bu cümlede find yourself with, “artık bir şeye sahip olduğunuzu sonradan fark etmek” anlamına gelir. Kişi daha yavaş tepkileri veya azalmış işlevleri bilinçli olarak seçmemiştir; bu durumlar zaman içinde ortaya çıkmıştır. Yapı find + dönüşlülük zamiri + with + isim öbeği şeklindedir. Kişinin kimliğini aramasını değil, var olan veya gelişmekte olan bir durumun farkına varmasını vurgular. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I find myself, she finds herself ve they find themselves.
Alıştırma
Cümleyi “daha sonra sahip olduğunu fark etmek” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: If you keep adding subscriptions, you may ____ several bills you forgot about.
Cevabı göster
find yourself with
the body loses its ability to properly metabolize glucose Kalıp ifadeler
1:12vücut glikozu düzgün şekilde metabolize etme yeteneğini kaybeder
Ortadan kalkan bir yetenek için “loses its ability to”
Loses its ability to, “bir şeyi yapma konusundaki önceki kapasiteye artık aynı şekilde sahip olmamak” anlamına gelir. Burada vücut normalde glikozu metabolize eder, ancak değişiklik bu kapasiteyi ortadan kaldırır veya ciddi biçimde zayıflatır. Yapı özne + lose + iyelik belirleyicisi + ability + to-mastar şeklindedir. İyelik belirleyicisi özneyle uyumlu olur: the body loses its ability, she loses her ability ve they lose their ability. Bu yapı bir fırsatın değil, var olan bir becerinin kaybını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi önceki bir yeteneğin ortadan kalktığını gösteren dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: When its backup battery fails, the clock ____ keep the correct time during an outage.
Cevabı göster
loses its ability to
and the immune system stops working as well. Kelime
1:16ve bağışıklık sistemi de eskisi kadar iyi çalışmaz.
stops working as well: artık aynı ölçüde etkili çalışmamak
Burada as well, çalışmanın niteliğini belirtir: bağışıklık sistemi artık normalde olduğu kadar etkili çalışmaz. Tam olarak söylenmese de örtük karşılaştırma noktası “normal uyku koşullarındaki kadar iyi”dir. as well aynı zamanda “de/da” anlamına gelebildiği için çevredeki anlam önemlidir. Bu cümlede working ile bağlantılıdır ve etkinliğin azalmasını ifade eder; bağışıklık sisteminin tamamen duran başka bir şey olduğunu söylemez.
Alıştırma
Asıl cümlede stops working as well ne anlama gelir?
- Bağışıklık sistemi tam olarak aynı düzeyde çalışmaya devam ediyor.
- Bağışıklık sistemi artık normalde olduğu kadar etkili çalışmıyor.
- Bağışıklık sistemi tamamen duruyor ve başka bir sistem de duruyor.
Cevabı göster
Bağışıklık sistemi artık normalde olduğu kadar etkili çalışmıyor.
3 days of no sleep has led to hallucinations.
1:19üç gün uykusuz kalmak halüsinasyonlara yol açmıştır.
In some cases: bir iddianın kapsamını sınırlamak
In some cases, tüm iddianın kapsamını belirleyen ve cümlenin başında yer alan sınırlayıcı bir ifadedir. Ardından gelen sonucun her zaman değil, yalnızca durumların bir bölümünde gerçekleştiğini belirtir. Konuşmacı bu sınırlayıcı ifadeyi ana açıklamadan önce getirerek kanıtı dikkatli biçimde çerçeveler ve gözlemi evrensel bir sonuç gibi sunmaktan kaçınır. İfade, bu durumların ne kadar yaygın olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu açıkça durumların yalnızca bir bölümüyle sınırlar?
- The backup always restores every file.
- In some cases, the backup restores every file.
- The backup restores every file in all cases.
Cevabı göster
In some cases, the backup restores every file.
Retorik bir giriş olarak Care about how you look?
“Care about how you look?”, “Do you care about how you look?” sorusunun konuşma dilinde kısaltılmış hâlidir. Özne ile yardımcı fiilin atılması soruyu kısa ve doğrudan yapar. Burada izleyiciye yöneltilen retorik bir giriş işlevi görür. Konuyu, dikkat edilmesi için yeni bir neden olarak dış görünüşe taşır ve ardından gelecek kanıtlara zemin hazırlar; mutlaka gerçek bir cevap istemez.
Alıştırma
Bir bilim sunucusu uyku ve dış görünüş araştırmalarını ele almadan önce “Care about how you look?” diye soruyor. Bu soru esas olarak ne yapıyor?
- Daha önce tamamen açıklanmış bir konuyu kapatmak
- İzleyiciyle doğrudan bağ kurup dış görünüşü yeni bir konu olarak tanıtmak
- Her dinleyiciden ayrıntılı bir kişisel cevap istemek
Cevabı göster
İzleyiciyle doğrudan bağ kurup dış görünüşü yeni bir konu olarak tanıtmak
Studies have shown a direct correlation between sleep deprivation and a person's perceived beauty. Kalıp ifadeler
1:23Araştırmalar, uyku yoksunluğu ile bir kişinin ne kadar güzel algılandığı arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu gösteriyor.
A ile B arasında doğrudan bir korelasyon
a correlation between A and B kalıbı, iki değişkenin birbirleriyle bağlantılı biçimde değiştiğini bildirir. Burada A uyku yoksunluğu, B ise a person's perceived beauty, yani kişinin güzelliğinin başkaları tarafından nasıl değerlendirildiğidir. Direct, gözlemlenen ilişkinin araştırma sonuçlarında açık veya güçlü olduğunu vurgular. Correlation yine de A'nın B'ye neden olduğunu kanıtlamaz; dolayısıyla cümle nedensellik kanıtı değil, bir ilişki bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir değişkenin diğerine neden olduğunu iddia etmeden bir ilişki bildiriyor?
- There is no relationship between weekly exercise and reported energy levels.
- The report found a direct correlation between weekly exercise and reported energy levels.
- Weekly exercise directly causes higher reported energy levels.
Cevabı göster
The report found a direct correlation between weekly exercise and reported energy levels.
sleep-deprived individuals appear less healthy and less attractive Dilbilgisi
1:29uykusuz kişiler daha sağlıksız ve daha az çekici görünür
That is to say: daha açık bir yeniden ifade sunmak
That is to say, ardından gelen kısmın önceki düşünceyi daha doğrudan sözlerle yeniden ifade ettiğini veya açıkladığını gösterir. Burada soyut bir araştırma ilişkisini, uykusuz kişilerin nasıl değerlendirildiğine ilişkin açık bir betimlemeye dönüştürür. Yeni kanıt eklemek veya bir sonuç bildirmek yerine mevcut bilgiyi düzenler. İfadeyi “daha doğrudan söylersek” olarak anlayın; “bu yüzden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bir sonuç değil, daha açık bir yeniden ifade sunacak şekilde en iyi hangi ifade tamamlar? The archive is public. _____, anyone can view its records without special permission.
- Therefore
- That is to say
- For example
Cevabı göster
That is to say
less ... and less ... than when ...: iki özelliği farklı durumlarda karşılaştırmak
less sözcüğünün tekrarı iki sıralı karşılaştırma oluşturur: less healthy ve less attractive. Tek bir than when yan cümlesi, iki sıfat için de karşılaştırma ölçütünü sağlar. Than when they were well rested, aynı kişileri iki farklı durumda karşılaştırır: uykusuz ve iyi dinlenmiş. Appear onların nasıl göründüğünü veya değerlendirildiğini bildirir; gerçek sağlıklarının ya da çekiciliklerinin kesinlikle değiştiğini iddia etmez.
Alıştırma
İki özelliğin de daha düşük olduğunu göstermek için tekrarlanan karşılaştırma yapısını ve geçmiş bir durumu ölçüt olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: After the overnight flight, Maya felt ____ alert and ____ cheerful ____ she had slept for eight hours at home.
Cevabı göster
less · less · than when
well rested: iyi dinlenmiş
Bu cümlede well rested, kişinin fiziksel ve zihinsel olarak toparlanmasını sağlayacak kadar yeterli ve kaliteli dinlenmiş olması demektir. Well, rested sözcüğünün derecesini ve tamamlanmışlığını güçlendirir; kişilerin sağlıklı olduğuna dair ayrı bir yargı bildirmez. Bu ifade, uykusuz kalan bireylerin durumunu iyi dinlenmiş hâlleriyle karşılaştırmak için bir ölçüt sağlar. Daha genel olarak be well rested, yeterince uyuduktan veya dinlendikten sonra toparlanmış ve hazır olmak anlamına gelir.
Alıştırma
Maya'nın yeterince uyuduktan sonra toparlandığını anlatmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After sleeping for nine hours, Maya woke up ____.
Cevabı göster
well rested
The longest scientifically documented case of being awake
1:34Bilimsel olarak belgelenmiş en uzun uyanık kalma vakası
And while they did develop problems with concentration, perception, and irritability, Notlar
1:40Bu kişide konsantrasyon ve algı sorunları ile sinirlilik gelişmiş olsa da,
did develop: olumlu cümlede vurgulu did
Bu olumlu yan cümlede did, vurgu sağlayan bir yardımcı fiildir. did develop, sorunların gerçekten ortaya çıktığını belirtir; soru ya da olumsuzluk oluşturmaz. Bu vurgu, daha sonra gelen karşıtlıktan önce söz konusu olguyu kabul eder. Aktarılabilir kalıp, konuşanın bir olguyu doğrulamak veya kuşkuyu düzeltmek istediği olumlu cümlelerde do/does/did + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Önceki kuşkuya rağmen güncellemenin sorunu gerçekten düzelttiğini doğrulayan vurgulu olumlu cümle hangisidir?
- Did the update fix the problem?
- The update fixed the problem.
- The update did fix the problem.
Cevabı göster
The update did fix the problem.
the surprising truth is that they suffered no serious long-term health effects.
1:44şaşırtıcı gerçek şu ki uzun vadede ciddi bir sağlık sorunu yaşamadı.
while ... the surprising truth is that: ödünleme ve beklenmedik sonuç
Burada while bir ödünleme yan cümlesi başlatır: Cümle daha önemli ve karşıt bir sonuca dönmeden önce konsantrasyon, algı ve sinirlilik sorunlarını kabul eder. İki olayın aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. The surprising truth is that, ardından gelen that yan cümlesini açıkça beklenmedik ve merkezi bilgi olarak sunar. İki bölüm birlikte önce kabul edip sonra yeniden çerçeveleme kalıbı oluşturur: Önce olumsuz kanıt kabul edilir, ardından dinleyici ana sonuca yönlendirilir.
Alıştırma
Bir gerçeği kabul edip ardından beklenmedik bir sonucu vurgulayan iki parçalı hedef çerçeveyle cümleyi tamamlayın: ____ the first attempt failed, ____ the team learned exactly what to change.
Cevabı göster
While · the surprising truth is that
no individuals under these documented conditions Anlatım akışı
1:49belgelenen bu koşullardaki hiçbir kişi
experienced medical, physiological, neurological, or psychiatric problems.
1:51tıbbi, fizyolojik, nörolojik veya psikiyatrik sorunlar yaşamadı.
under these documented conditions: bir sonucun kapsamını sınırlamak
under these documented conditions, kapsamı belirleyen bir edat öbeğidir. Burada under, “bu koşullarda” anlamına gelir. Öbek, iddianın yalnızca ele alınan vakalar için kaydedilmiş koşullar içinde geçerli olduğunu okuyucuya bildirir. Cümledeki konumu, ardından gelen bulgunun tamamını sınırlar. documented, mevcut kayıtlarla desteklenen demektir; kapsamlı, uzun süreli veya kusursuz biçimde denetlenmiş anlamına gelmez. Bu nedenle cümle her türlü uyku yoksunluğu için genelleştirilmemelidir.
Alıştırma
Şu yorumu değerlendirin: “Bu cümle, uyku yoksunluğunun hiç kimsede hiçbir zaman tıbbi, fizyolojik, nörolojik veya psikiyatrik sorunlara yol açmadığını kanıtlar.”
- Uygun yorum
- Uygun olmayan yorum
Cevabı göster
Uygun olmayan yorum
and this doesn't mean permanent damage couldn't be inflicted with more time. Dilbilgisi
1:57ve bu, süre uzarsa kalıcı hasar oluşmayacağı anlamına gelmiyor.
this doesn't mean ... couldn't: bir risk ihtimalini açık tutmak
this doesn't mean [permanent damage couldn't be inflicted] yapısı, aşırı kesin bir çıkarımı reddeder. Çalışmaların sınırlı olması, kalıcı hasarın imkânsız olduğunu kanıtlamaz. couldn't, doesn't mean tarafından reddedilen düşüncenin içinde bulunduğu için cümle, daha uzun süreli maruz kalmanın kalıcı hasara yol açabileceği ihtimalini açık bırakır. Aktarılabilir Evidence for A does not mean B could not happen kalıbı, B'nin hâlâ mümkün olduğu anlamına gelir; B'nin kesinlikle gerçekleşeceğini ileri sürmez.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade neyi anlatıyor?
- Daha uzun süre devam ederse kalıcı hasar kesinlikle oluşacaktır.
- Kalıcı hasarın imkânsız olduğu kanıtlanmıştır.
- Daha uzun süre devam ederse kalıcı hasar hâlâ mümkündür.
Cevabı göster
Daha uzun süre devam ederse kalıcı hasar hâlâ mümkündür.
generally lead to death after about 2 weeks.
2:04genellikle yaklaşık iki hafta sonra ölümle sonuçlanıyor.
But scientists aren't totally sure if they're dying from the lack of sleep Dilbilgisi
2:06Ancak bilim insanları sıçanların uykusuzluktan mı
or from the stress of constantly being woken up. Dilbilgisi
2:09yoksa sürekli uyandırılmanın yarattığı stresten mi öldüğünden tam olarak emin değil.
aren't totally sure if: çözümlenmemiş bir soruyu ifade etmek
Aren't totally sure if, kesinliğin tam olmadığını ifade eder. Totally, sure sözcüğünü niteler ve olumsuzluk, bilim insanlarının kesin bir sonuca ulaşmadığını gösterir; bu, ellerinde hiç kanıt veya fikir olmadığı anlamına gelmek zorunda değildir. Burada if, dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır ve whether ile aynı işlevdedir: bilim insanları önerilen iki nedenden hangisinin sorumlu olduğundan emin değildir. Sıradan bir koşul bildirmez.
Alıştırma
“The engineers aren't totally sure if the outage came from the router or the power supply.” cümlesinde if ne işe yarar?
- Hangi nedenin doğru olduğuna ilişkin çözümlenmemiş soruyu başlatır.
- Mühendislerin tamamen emin olduğunu gösterir.
- Kesintiye yol açacak bir koşulu belirtir.
Cevabı göster
Hangi nedenin doğru olduğuna ilişkin çözümlenmemiş soruyu başlatır.
being woken up: of sonrasında edilgen -ing yapısı
from the stress of constantly being woken up ifadesinde being woken up, edilgen bir -ing isim-fiil öbeğidir. Deneyimi isim gibi işleyen bir birime dönüştürür ve of edatının nesnesi olur. Fareler eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır: biri ya da bir şey onları tekrar tekrar uyandırır. Being burada sürerlik zamanındaki ana fiil değildir; being + geçmiş zaman ortacı woken, edilgen bir -ing yapısı oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi wake up fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: After three nights at the noisy hotel, Mia was tired of ____ by people in the hallway.
Cevabı göster
being woken up
which causes progressively worsening insomnia or sleeplessness Kalıp ifadeler
2:17ve giderek ağırlaşan uykusuzluğa ya da uyuyamama durumuna yol açar;
fatal familial insomnia: resmî bir hastalık adı
Fatal familial insomnia, uyku bozukluğunun zamanla kötüleşmesine yol açan son derece nadir ve kalıtsal bir beyin hastalığının resmî adıdır. Fatal hastalığın nihai sonucunu, familial aile içindeki kalıtsal örüntüyü, insomnia ise ağır uyku bozukluğunu belirtir. Bu cümlede ad, uyku ve ölüm hakkındaki bir tartışmada olası kanıt olarak belirli ve istisnai bir tıbbi vakayı sunar. Sıradan uykusuzluğun abartılı bir ifadesi değildir ve örnek, yaygın uyku eksikliğinin bu hastalık olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Tıbbi bir makalede fatal familial insomnia neyi ifade eder?
- Şiddetli ama geçici olan herhangi bir kötü uyku gecesi
- Uykuyu giderek bozan nadir ve kalıtsal bir beyin hastalığı
- Çoğu ailenin yaşadığı, iyi bilinen bir yatma zamanı sorunu
Cevabı göster
Uykuyu giderek bozan nadir ve kalıtsal bir beyin hastalığı
progressively worsening insomnia: zamanla ağırlaşan uykusuzluk
Progressively worsening insomnia, uykusuzluğun zaman geçtikçe daha ciddi hâle gelmesi demektir. Progressively, worsening sözcüğünü niteler: Burada yalnızca uykusuzluğun belli bir anda çok şiddetli olması değil, her aşamanın bir öncekinden daha kötü olması anlatılır. progressively worsening + isim kalıbı, şiddeti artmaya devam eden bir belirtiyi, hastalığı, riski veya durumu betimlemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki «giderek daha ciddi hâle gelen» anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The patient reported ____ headaches over several weeks.
Cevabı göster
progressively worsening
This disease has only affected around 100 people in the world,
2:23Bu hastalık dünya genelinde yalnızca yaklaşık 100 kişiyi etkiledi,
but their average survival span was around 18 months.
2:27ancak bu kişilerin ortalama hayatta kalma süresi yaklaşık 18 aydı.
and the body's organs begin to shut down. Öbek fiiller
2:32ve vücuttaki organlar işlevlerini yitirmeye başlar.
Over time: kademeli değişime zaman çerçevesi kazandırmak
Over time, «zaman geçtikçe» veya «giderek» anlamına gelen bir cümle zarfıdır. Burada kötüleşmenin ve organların işlevlerini yitirmesinin belirli bir anda değil, birikimli bir süreç sonucunda geliştiğini gösterir. Cümlenin başında virgülle kullanıldığında tüm yan cümle için zaman çerçevesi oluşturur ve açıklamayı önceki bir durumdan sonraki sonuca taşır. Süreç açıklamalarını, eğilim analizlerini ve karakter gelişimini düzenlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir süre boyunca gerçekleşen kademeli değişimi göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? ____, the neighborhood became quieter as traffic patterns changed.
- Over time
- In time
- On time
Cevabı göster
Over time
İşlevini yitiren organlar için shut down
Bu cümlede shut down, vücudun organlarının normal çalışmayı bırakıp işlev yetmezliğine girmeye başlaması anlamına gelir. Birinin bir şeyi kasıtlı olarak kapatmasını değil, ciddi bir fizyolojik süreci anlatır. Bu öbek fiil, bir organın, makinenin, sistemin veya kuruluşun bir bütün olarak çalışmayı bırakmasını anlatabilir. Buradaki the organs shut down örneğinde olduğu gibi geçişsiz kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir bütün olarak çalışmayı bırakmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After the cooling system failed, the server began to ____.
Cevabı göster
shut down
while lack of sleep won't necessarily kill you quickly, Dilbilgisi
2:34uykusuzluk sizi ille de kısa sürede öldürmez,
won't necessarily: olasılığı değil kesinliği reddetmek
Won't necessarily, “bir şeyin olacağı kesin değildir” anlamına gelir. Olumsuzluk necessarily sözcüğüne etki eder; dolayısıyla konuşan kişi sonucun kaçınılmaz olduğunu reddeder, ancak sonucun imkânsız olduğunu söylemez. Burada quickly de tahminin bir parçasıdır: uykusuzluk ölüme yol açabilir, fakat bunun hızlı gerçekleşeceği garanti değildir. necessarily veya quickly çıkarılırsa iddia çok daha güçlü hâle gelir ve anlam değişir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “olması garanti değildir” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A longer meeting ____ produce a better decision.
Cevabı göster
won't necessarily
continuous sleep deprivation will have a negative effect on your body. Kalıp ifadeler
2:37ancak sürekli uyku yoksunluğu vücudunuzu olumsuz etkiler.
have a negative effect on + isim: üzerinde olumsuz etki yaratmak
Bu cümlede have a negative effect on, bir şeyde olumsuz bir değişikliğe yol açmak demektir. Özne nedendir; on'dan sonraki isim ise zarar gören kişi ya da şeydir. Yapı have + a negative effect + on + isim şeklindedir. Burada continuous sleep deprivation neden, your body ise etkilenen unsurdur.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Constant noise can ____ concentration.
Cevabı göster
have a negative effect on
Yatmadan önce iyi dilek olarak Sleep tight
Sleep tight, yatmadan önce kullanılan kalıplaşmış bir iyi dilektir ve iyi uyumak ya da dinlendirici bir gece geçirmek anlamına gelir. Buradaki tight sözcüğü gerçek anlamıyla yorumlanmaz. Emir biçiminde olsa da normalde sıcak bir iyi geceler dileği işlevi görür. Cümledeki but not too much, bu tanıdık ifadeye şakacı bir sınır ekler.
Alıştırma
Arkadaşınız 'I'm going to bed now.' diye mesaj atıyor. 'Sleep tight!' diye yanıt vermek doğal mıdır?
- Evet, yatmadan önce söylenen doğal bir iyi dilektir.
- Hayır, kişiye gerçek anlamda vücudunu kasmasını söyler.
Cevabı göster
Evet, yatmadan önce söylenen doğal bir iyi dilektir.
Sleep tight, but not too much: sürpriz dönüşlü tanıdık bir kapanış
Sleep tight, tanıdık ve sıcak bir iyi geceler dileğidir. Konuşmacı bunu kolayca tanınan bir kapanış sözü olarak kullanır. But not too much bu dileği hemen sınırlar. Konuşmada hem az hem de fazla uyumanın riskleri ele alındığı için bu beklenmedik ek, hafif bir şaka yaratır ve kapanışı ana mesaja geri götürür: uygun miktarda uyumak gerekir. Tanıdık bir kapanışın ardından but ve bir sınırlama getiren bu kalıp, sonucu akılda kalıcı hâle getirebilir.
Alıştırma
Bu kapanışta but not too much nasıl bir işlev görüyor?
- Konuşmacının dinleyicilerin hiç uyumasını istemediği anlamına gelir.
- Tanıdık bir iyi geceler dileğini sınırlar ve uykunun ölçülü olması gerektiği mesajına mizahi biçimde geri döner.
- Sleep tight ifadesini her gece kullanılan standart bir uyarıya dönüştürür.
Cevabı göster
Tanıdık bir iyi geceler dileğini sınırlar ve uykunun ölçülü olması gerektiği mesajına mizahi biçimde geri döner.
Got a burning question you want answered? Deyimler
2:44Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?
burning question: yanıtı güçlü biçimde merak edilen soru
burning question ifadesinde burning sözcüğü mecazidir: Bir kişi son derece meraklı olduğu veya yanıtı öğrenmeye can attığı için soru çok önemli ve bekleyemezmiş gibi hissedilir. İfade ateşi, fiziksel tehlikeyi veya mutlaka bir krizi anlatmaz. Bu ifade, isteğe enerji katmak ve insanları en çok açıklanmasını istedikleri soruları göndermeye teşvik etmek için Got a burning question...? gibi çağrılarda sıkça kullanılır.
Alıştırma
Yanıtını öğrenmeye son derece istekli olduğunuz bir soruyu anlatan, dersteki iki sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: I have a ____ about what happens next.
Cevabı göster
burning question
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.
2:46Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter üzerinden sorun.
keep you up to date: en güncel bilgileri vermeye devam etmek
keep you up to date ifadesinde keep, “birinin belirli bir durumda kalmasını sağlamak”; up to date ise “en son gelişmelerden haberdar” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak, birine yalnızca bir kez bilgi vermek yerine güncel bilgileri vermeye devam etmek demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı keep + person + up to date biçimindedir. Burada izleyicilerin en son haberleri almaya devam edeceği sözü verilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Our project manager sends a summary every Friday to ____ on the latest changes.
Cevabı göster
keep you up to date
with the latest news and breakthroughs.
2:54en yeni haberleri ve çığır açan gelişmeleri burada bulabilirsiniz.
And subscribe to AsapSCIENCE for more weekly science videos.
2:56Her hafta daha fazla bilim videosu için AsapSCIENCE'a abone olun.