Ya Uyumayı Bıraksaydınız Ne Olurdu?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
521 kelime 181 kel/dk

Video özeti: Video, uykusuzluğu kısa enerjiden muhakeme ve beden sorunlarına kadar izliyor; kanıt sınırlarını, kademeli zararı ve hemen ölümü ayırıyor. İngilizce noktaları: 1. “what if you stopped sleeping altogether?” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what if ile geçmiş biçimi kullanarak uç bir durum ve sonuçlarını hayal edin. 2. “a slippery slope.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: çekici bir başlangıcın zararlı, kontrolü güç sonuçlara dönüşmesini anlatın. 3. “this doesn't mean permanent damage couldn't be inflicted” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iç içe olumsuzlukları çözerek sınırlı kanıtı güvenlik garantisi sanmayın ve belirsizliği doğru ifade edin.

Bu derste

Ah, sleep.

0:00

Ah, uyku.

You can never have enough of it, it seems.

0:01

İnsan uykuya bir türlü doyamıyor gibi.

In fact, sometimes it literally feels like you aren't getting enough.

0:03

Hatta bazen gerçekten de yeterince uyuyamadığınızı hissedersiniz.

But what if you stopped sleeping altogether? Dilbilgisi

0:07

Peki ya uyumayı tamamen bıraksaydınız?

Dilbilgisi

Varsayımsal bir durum için what if + geçmiş biçim

What if varsayımsal bir soru başlatır. Buradaki geçmiş biçim stopped, olayı geçmiş zamana yerleştirmez; gerçeklikle arasına mesafe koyar ve dinleyiciyi uç bir durumu hayal etmeye çağırır. what if + özne + geçmiş biçim kalıbı, olası sonuçları incelemek amacıyla bir düşünce deneyi başlatmak için sıkça kullanılır. Altogether, stopped sleeping ifadesini güçlendirerek uyumayı tamamen bırakmak anlamını verir.

Alıştırma

Düşünce deneyi sorusunu ‘… olsaydı ne olurdu’ anlamındaki iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ every city banned private cars for one month?

Cevabı göster

What if

Strangely,

0:09

İşin tuhafı,

science understands relatively little about why we sleep or how it evolved in the first place. Kalıp ifadeler

0:10

bilim neden uyuduğumuz ya da uykunun en başta nasıl evrimleştiği hakkında nispeten az şey biliyor.

Kalıp ifadeler

İlk neden veya başlangıç noktası için in the first place

Burada in the first place, başlangıçta veya en başta anlamına gelir. how it evolved ifadesini niteler ve dikkati uykunun bugün ne yaptığından, uykunun neden ortaya çıktığına ilişkin daha temel soruya çevirir. Bu kalıp, konuşmacı bir konunun kökenine, ilk nedenine veya başlangıç varsayımına döndüğünde kullanışlıdır. Place burada gerçek bir yeri anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi ilk nedeni soran dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: Why did we choose this route ____?

Cevabı göster

in the first place

After all, Anlatım akışı

0:14

Ne de olsa,

laying unconscious and dormant for hours on end while predators lurk Notlar

0:15

yırtıcılar pusuda beklerken saatlerce bilinçsiz ve hareketsiz yatmak

hardly seems advantageous or smart.

0:18

pek avantajlı ya da akıllıca görünmüyor.

Anlatım akışı

Neden sunan bir belirteç olarak “After all,”

Burada “After all”, “daha sonra” anlamına gelmez. Önceki iddia veya soruya dönerek onu gerekçelendirmeye yardımcı olan bir neden sunar. Bu cümlede yırtıcılar karşısındaki savunmasızlık, uykunun neden evrimleştiği sorusunu güçlendiren bir kanıt olarak sunulur. İfade, olayları zaman sırasına dizmek yerine önceki düşünceyi destekleyen bir gerekçe ekleyerek mantığı düzenler.

Alıştırma

Örnek cümlede “After all,” ne işlev görüyor?

  1. Önceki düşünceyi destekleyen bir kanıt sunar.
  2. Bir dizinin son öğesini duyurur.
  3. Bu olayın daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Önceki düşünceyi destekleyen bir kanıt sunar.

Dilbilgisi

“laying unconscious and dormant”: standart İngilizcede neden “lying” kullanılır?

Standart İngilizcede amaçlanan ifade “lying unconscious and dormant”tır. Lying, geçişsiz lie fiilinin -ing biçimidir ve öznenin yatay ya da dinlenme konumunda olduğunu belirtir; doğrudan nesne almaz. Unconscious ve dormant, öznenin orada yatarken içinde bulunduğu durumu anlatır. Laying, “bir şeyi bir yere koymak” anlamındaki geçişli lay fiilinin -ing biçimidir ve normalde bir nesne gerektirir. Lay, “It lay still yesterday.” örneğindeki gibi lie fiilinin geçmiş zamanı da olabilir. Ancak bu cümlede -ing biçimi gerektiğinden standart seçim lying olur. Bu nedenle vurgulanan laying burada standart dışıdır.

Alıştırma

Cümleyi lie veya lay fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: “The injured deer was ____ motionless beside the road.”

Cevabı göster

lying

Deyimler

for hours on end: kesintisiz uzun süreyi vurgulama

Bu cümlede for hours on end, belirgin bir ara olmadan saatler boyunca kesintisiz biçimde demektir. Bilinçsiz ve hareketsiz kalınan sürenin olağanüstü uzun görünmesini sağlar. for + zaman dilimi + on end kalıbı süreyi vurgular. Çoğu zaman bu sürenin şaşırtıcı, yorucu, rahatsız edici veya önemli olduğunu düşündürür; belirli tutumu bağlam verir.

Alıştırma

Kesintisiz geçen birçok saati vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the delay, passengers waited at the gate for ____.

Cevabı göster

hours on end

But we have discovered a few correlations.

0:21

Yine de bazı bağlantılar keşfettik.

For example,

0:23

Örneğin,

adults who sleep between 6 to 8 hours a night tend to live longer. Dilbilgisi

0:24

geceleri 6 ila 8 saat uyuyan yetişkinler daha uzun yaşama eğiliminde.

Dilbilgisi

between 6 to 8 değil, between 6 and 8

Vurgulanan ifade, aralık bildiren iki standart kalıbı birbirine karıştırıyor. Ölçünlü yazılı İngilizcede between, and ile; from ise to ile eşleşir. Buradaki doğal düzeltme adults who sleep between 6 and 8 hours a night biçimidir. From 6 to 8 hours a night da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak bu iki kalıp birbirine karıştırılmamalıdır.

Alıştırma

Standart eşleşen yapıyı tamamlayın: The museum is busiest between 11 ____ 2 p.m.

Cevabı göster

and

Dilbilgisi

Genel ama kesin olmayan bir eğilim için tend to

Bu cümlede tend to, daha uzun yaşamayı söz konusu yetişkin grubu içinde genel veya istatistiksel bir eğilim olarak sunar. İstisnalara izin verir: her yetişkin için aynı sonucu garanti etmez ve tek başına uyku süresinin daha uzun yaşama neden olduğunu kanıtlamaz. Başka durumlara aktarılabilen yapı özne + tend(s) to + fiilin yalın hâlidir. Genellikle ne olduğunu veya birinin çoğunlukla nasıl davrandığını temkinli biçimde belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi kesinlik değil genel bir eğilim bildiren hedef ifadeyle tamamlayın: In large surveys, people who exercise regularly ____ report better sleep.

Cevabı göster

tend to

Excessive sleep however,

0:28

Ancak aşırı uyumak

can lead to medical problems including cardiovascular disease and diabetes. Kalıp ifadeler

0:29

kalp-damar hastalıkları ve diyabet gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Kalıp ifadeler

Olası bir sonuç için can lead to

Bu cümlede can lead to, aşırı uykuyu olası sonuçlar olan sağlık sorunlarıyla ilişkilendirir. Can olasılık bildirir: sorunlar belirli koşullarda ortaya çıkabilir, ancak cümle bunların her seferinde oluştuğunu veya tek bir doğrudan nedenin kesin olarak kanıtlandığını söylemez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X can lead to Y biçimindedir. Lead to, bir durumu sonucuna bağlayan bir fiil öbeğidir ve buradaki to bir edattır; bu nedenle Y bir isim öbeği veya -ing biçimi olabilir.

Alıştırma

Uyarıyı olası bir sonuç bildiren hedef ifadeyle tamamlayın: Ignoring a small leak for months ____ serious water damage.

Cevabı göster

can lead to

Similarly,

0:33

Benzer şekilde,

chronic sleep deprivation has been linked to aspects of cardiovascular disease, Notlar

0:34

kronik uyku yoksunluğu kalp-damar hastalıklarının bazı yönleriyle,

obesity, depression, and even brain damage.

0:39

obezite, depresyon ve hatta beyin hasarıyla ilişkilendirilmiştir.

Kelime

chronic sleep deprivation: uzun süreli uyku eksikliği

Chronic sleep deprivation, yeterli uykunun uzun süre boyunca eksik kalmasını veya bu durumun tekrar tekrar yaşanmasını anlatan bir isim öbeğidir. Burada chronic yalnızca “şiddetli” değil, “uzun süren” veya “tekrarlayan” anlamına gelir. Sleep deprivation, eksik olan uykunun kendisine odaklanır. İfadenin tamamı, yalnızca bir gece az uyumayı değil, zaman içinde devam eden bir düzeni anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: After months of sleeping only four hours a night, Maya experienced ____.

Cevabı göster

chronic sleep deprivation

Kalıp ifadeler

has been linked to: bir ilişkiyi bildirmek

Has been linked to, has + been + linked biçimindeki present perfect edilgen yapıdır. Araştırma veya kanıtların iki şey arasında bir bağlantı bulduğunu ve bu bulgunun günümüzde de geçerli olduğunu belirtir. Bu temkinli ifade bir ilişki bildirir. Tek başına ilk şeyin ikinciye doğrudan neden olduğunu, tek neden olduğunu veya her durumda aynı sonucu doğuracağını kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir çalışma bir ilişki buluyor ancak nedeni kanıtlamıyor. Hangi cümle sonucu doğru şekilde bildirir?

  1. Low mood is unrelated to physical activity.
  2. Low physical activity has been linked to lower mood.
  3. Low physical activity causes lower mood in every case.
Cevabı göster

Low physical activity has been linked to lower mood.

But what if you stopped sleeping right now?

0:41

Peki ya şu andan itibaren uyumayı bıraksaydınız?

Well, after your first sleepless night

0:44

İlk uykusuz gecenizin ardından

your mesolimbic system becomes stimulated and dopamine runs rampant. Notlar

0:45

mezolimbik sisteminiz uyarılır ve dopamin kontrolsüzce salgılanır.

Kültür

mesolimbic system: ödül ve motivasyon yolları ağı

Burada mesolimbic system, ödül, motivasyon ve dopamin sinyallemesinde rol oynayan, birbirine bağlı beyin yolları ağını ifade eder. Tek bir organ ya da yalıtılmış bir haz merkezi değildir. Cümlede bu sistemin uyarılması, dopamin etkinliğinin neden arttığını ve uykusuz kalan bir kişinin ilk uykusuz geceden sonra neden kısa süreliğine daha enerjik veya motive hissedebileceğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede mesolimbic system neyi ifade ediyor?

  1. Dopamin depolayan tek bir organ
  2. Tek bir haz merkezi gibi çalışan beynin tamamı
  3. Ödül, motivasyon ve dopamin etkinliğinde rol oynayan bir beyin yolları ağı
  4. Ek enerji üreten bir uyku evresi
Cevabı göster

Ödül, motivasyon ve dopamin etkinliğinde rol oynayan bir beyin yolları ağı

Deyimler

runs rampant: kontrolsüz faaliyet veya yayılma

Bu cümlede runs rampant, dopamin etkinliğinin aşırı hale gelip kontrolden çıkması anlamına gelir; dopamin gerçek anlamda koşmaz. Run rampant, bir şeyin etkili bir denetim olmadan yayılmasını, büyümesini veya faaliyet göstermesini anlatır. Genellikle yalnızca miktarın çok olduğunu değil, durumun istenmeyen ya da potansiyel olarak zararlı olduğunu ima eder.

Alıştırma

Cümleyi “kontrolsüzce yayılmak veya faaliyet göstermek” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Without active moderation, misinformation can ____ online.

Cevabı göster

run rampant

And this may actually trigger some extra energy,

0:49

Bu da aslında enerjinizin artmasını,

motivation, positivity, and even sex drive. Kelime

0:52

motivasyonunuzun ve olumlu ruh hâlinizin güçlenmesini, hatta cinsel isteğinizin yükselmesini sağlayabilir.

Kelime

sex drive: araç kullanmak değil, cinsel istek

sex drive ifadesindeki drive, araç kullanmak değil, içsel bir dürtü veya harekete geçirici güç anlamındadır. Bu birleşik isim, kişinin cinsel istek düzeyini ifade eder. Cümle, sex drive ifadesini geçici olarak artabilecek birkaç içsel durumdan biri olarak sunar. Uykusuzluğu önermek yerine olası bir etkiden söz eder.

Alıştırma

"Some medications can lower a person's sex drive," cümlesinde sex drive ne anlama gelir?

  1. cinsel istek
  2. egzersiz yapma motivasyonu
  3. araç kullanma becerisi
Cevabı göster

cinsel istek

Sounds appealing, Ton ve niyet

0:54

Kulağa hoş geliyor,

but it's a slippery slope. Deyimler

0:55

ama bu, tehlikeli bir gidişatın başlangıcıdır.

Ton ve niyet

Sounds appealing: çekici ilk izlenimi kabul etmek

Sounds appealing, That sounds appealing veya It sounds appealing ifadelerinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Sounds bağlayıcı fiil, appealing ise çekici veya değerlendirmeye değer anlamına gelen bir sıfattır; ifade gerçek bir sesi değil, önceki fikrin nasıl bir izlenim verdiğini değerlendirir. but sözcüğünden önce kullanıldığında ödün verme işlevi görür: Konuşan kişi fikrin çekici ilk izlenimini kabul eder, ardından bir sorun veya uyarı getirir. Bu nedenle bir öneri anlamına gelmez.

Alıştırma

Fikri bir çekince belirtmeden önce çekici gösteren, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: A remote position ____, but I need to ask about the working hours.

Cevabı göster

sounds appealing

Deyimler

Bir uyarı olarak a slippery slope

a slippery slope deyimi, zararsız veya cazip görünen bir ilk adımın giderek daha zararlı ve durdurulması daha zor sonuçlara yol açabileceğini anlatır. Bu cümlede but, Sounds appealing ifadesindeki olumlu tepkiyi tersine çevirerek bir uyarıya dönüştürür. İfade olası bir sonuç zinciri sunar; tek başına sonraki her adımın kaçınılmaz olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Özgün cümlede a slippery slope neye karşı uyarıda bulunuyor?

  1. Cazip bir ilk adım, giderek kötüleşen ve durdurulması zor sonuçlara yol açabilir.
  2. Fikir yalnızca hemen fayda sağlayacağı için caziptir.
  3. Durum hızla değişecektir, ancak değişiklik muhtemelen zararsız olacaktır.
Cevabı göster

Cazip bir ilk adım, giderek kötüleşen ve durdurulması zor sonuçlara yol açabilir.

Your brain slowly begins to shut off the regions responsible for planning and evaluating decisions, Notlar

0:57

Beyniniz, planlama ve kararları değerlendirmeden sorumlu bölgeleri yavaş yavaş devre dışı bırakmaya başlar,

Öbek fiiller

Bir işlevi durduran shut off

Shut off; bir kaynağı, bağlantıyı, cihazı veya işlevi durdurmak anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Bu cümlede beyin, planlama ve kararları değerlendirmede kullanılan bölgelerin faaliyetini durdurur veya büyük ölçüde azaltır; fiziksel bir kapı kapanmaz. Nesne, shut off the regions örneğinde olduğu gibi öbek fiilin tamamından sonra ya da shut the regions off örneğindeki gibi iki parçasının arasında bulunabilir. Zamir normalde ortaya gelir: shut them off.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. shut off içindeki bağlantılı seslere odaklanın.

  1. The heater switched off automatically when the room got warm.
  2. The heater shut off automatically when the room got warm.
  3. The heater shut down automatically when the room got warm.
Cevabı göster

The heater shut off automatically when the room got warm.

Dilbilgisi

responsible for + -ing biçimi: planning and evaluating decisions

Bu cümlede responsible for planning and evaluating decisions, the regions ifadesini niteleyen bir sıfat öbeğidir. Bu beyin bölgelerinin işlevini belirtir; onları bir hatadan dolayı suçlu ilan etmez. For bir edattır, bu nedenle ardından gelen eylemler -ing biçimini alır. Planning ve evaluating, and ile bağlanan paralel biçimlerdir; birlikte for ile sunulan işlevleri belirtirler.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın. Bağlam, bir ekibin görevini belirten resmî ifadeyi gerektiriyor: The safety team is ____ checking the alarms every morning.

Cevabı göster

responsible for

leading to more impulsive behavior. Dilbilgisi

1:02

bu da daha dürtüsel davranmanıza yol açar.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren leading to

Burada leading to, önceki cümlenin tamamının sonucunu sunar: Bu bölgelerin devre dışı kalması daha dürtüsel davranışlara neden olur. Virgül, bunun sonucu belirten ek bir öbek olduğunu gösterir. Leading bir şimdiki zaman ortacıdır; süreklilik zamanının parçası veya başka bir çekimli fiil değildir. Bu -ing yapısı, “and this leads to ...” anlamını aynı cümle içinde sıkıştırmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: A software update disabled the login page, ____ thousands of support calls.

Cevabı göster

leading to

Once exhaustion sets in, Notlar

1:04

Bitkinlik baş gösterdiğinde,

Öbek fiiller

sets in: bir durumun yavaş yavaş başlaması

Sets in, “başlamak ve yerleşmek ya da fark edilir hâle gelmek” anlamındaki geçişsiz bir öbek fiildir. Özellikle istenmeyen ve yavaş yavaş gelişen durumlar için sık kullanılır. Burada başlayan durum exhaustion sözcüğüdür. Özne, durumun kendisidir: exhaustion sets in. Exhaustion tekil olduğu için set, sets olur. Bu anlamda set in doğrudan nesne almaz.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz “başlamak ve yerleşmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Without repairs, decay may ____ during the rainy season.

Cevabı göster

set in

you'll find yourself with slower reaction times and reduced perceptual and cognitive functions. Dilbilgisi

1:05

tepki süreniz yavaşlar, algısal ve bilişsel işlevleriniz azalır.

Dilbilgisi

Once exhaustion sets in: tetikleyici olay bildiren once

Burada once bir zaman yan cümlesi başlatır. “Bu gerçekleştikten sonra” veya “bu noktaya ulaşıldığında” anlamına gelir; “bir kez” anlamındaki sıklık zarfı değildir. Yan cümle, yorgunluğun başlamasını ana cümledeki etkileri harekete geçiren olay olarak gösterir. Once, bu olayı genellikle beklenen ya da sonrasını planlamaya yetecek kadar kesin bir gelişme olarak sunar. Yaygın kalıp Once + olay, sonuç şeklindedir: “X gerçekleştikten sonra Y olur.”

Alıştırma

Kapıların açılması bekleniyor. Bundan sonra konuklar içeri girebilir. Bu ilişkiyi en iyi anlatan cümleyi seçin.

  1. Once the doors open, guests may enter.
  2. If the doors open, guests may enter.
  3. Unless the doors open, guests may enter.
  4. Although the doors open, guests may enter.
Cevabı göster

Once the doors open, guests may enter.

Dilbilgisi

Planlanmamış bir durum için “find yourself with”

Bu cümlede find yourself with, “artık bir şeye sahip olduğunuzu sonradan fark etmek” anlamına gelir. Kişi daha yavaş tepkileri veya azalmış işlevleri bilinçli olarak seçmemiştir; bu durumlar zaman içinde ortaya çıkmıştır. Yapı find + dönüşlülük zamiri + with + isim öbeği şeklindedir. Kişinin kimliğini aramasını değil, var olan veya gelişmekte olan bir durumun farkına varmasını vurgular. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I find myself, she finds herself ve they find themselves.

Alıştırma

Cümleyi “daha sonra sahip olduğunu fark etmek” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: If you keep adding subscriptions, you may ____ several bills you forgot about.

Cevabı göster

find yourself with

After a day or two of no sleep,

1:11

Bir ya da iki gün uyumadıktan sonra,

the body loses its ability to properly metabolize glucose Kalıp ifadeler

1:12

vücut glikozu düzgün şekilde metabolize etme yeteneğini kaybeder

Kalıp ifadeler

Ortadan kalkan bir yetenek için “loses its ability to”

Loses its ability to, “bir şeyi yapma konusundaki önceki kapasiteye artık aynı şekilde sahip olmamak” anlamına gelir. Burada vücut normalde glikozu metabolize eder, ancak değişiklik bu kapasiteyi ortadan kaldırır veya ciddi biçimde zayıflatır. Yapı özne + lose + iyelik belirleyicisi + ability + to-mastar şeklindedir. İyelik belirleyicisi özneyle uyumlu olur: the body loses its ability, she loses her ability ve they lose their ability. Bu yapı bir fırsatın değil, var olan bir becerinin kaybını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi önceki bir yeteneğin ortadan kalktığını gösteren dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: When its backup battery fails, the clock ____ keep the correct time during an outage.

Cevabı göster

loses its ability to

and the immune system stops working as well. Kelime

1:16

ve bağışıklık sistemi de eskisi kadar iyi çalışmaz.

Kelime

stops working as well: artık aynı ölçüde etkili çalışmamak

Burada as well, çalışmanın niteliğini belirtir: bağışıklık sistemi artık normalde olduğu kadar etkili çalışmaz. Tam olarak söylenmese de örtük karşılaştırma noktası “normal uyku koşullarındaki kadar iyi”dir. as well aynı zamanda “de/da” anlamına gelebildiği için çevredeki anlam önemlidir. Bu cümlede working ile bağlantılıdır ve etkinliğin azalmasını ifade eder; bağışıklık sisteminin tamamen duran başka bir şey olduğunu söylemez.

Alıştırma

Asıl cümlede stops working as well ne anlama gelir?

  1. Bağışıklık sistemi tam olarak aynı düzeyde çalışmaya devam ediyor.
  2. Bağışıklık sistemi artık normalde olduğu kadar etkili çalışmıyor.
  3. Bağışıklık sistemi tamamen duruyor ve başka bir sistem de duruyor.
Cevabı göster

Bağışıklık sistemi artık normalde olduğu kadar etkili çalışmıyor.

In some cases, Anlatım akışı

1:18

Bazı durumlarda,

3 days of no sleep has led to hallucinations.

1:19

üç gün uykusuz kalmak halüsinasyonlara yol açmıştır.

Anlatım akışı

In some cases: bir iddianın kapsamını sınırlamak

In some cases, tüm iddianın kapsamını belirleyen ve cümlenin başında yer alan sınırlayıcı bir ifadedir. Ardından gelen sonucun her zaman değil, yalnızca durumların bir bölümünde gerçekleştiğini belirtir. Konuşmacı bu sınırlayıcı ifadeyi ana açıklamadan önce getirerek kanıtı dikkatli biçimde çerçeveler ve gözlemi evrensel bir sonuç gibi sunmaktan kaçınır. İfade, bu durumların ne kadar yaygın olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu açıkça durumların yalnızca bir bölümüyle sınırlar?

  1. The backup always restores every file.
  2. In some cases, the backup restores every file.
  3. The backup restores every file in all cases.
Cevabı göster

In some cases, the backup restores every file.

Care about how you look? Anlatım akışı

1:22

Görünüşünüze önem veriyor musunuz?

Anlatım akışı

Retorik bir giriş olarak Care about how you look?

“Care about how you look?”, “Do you care about how you look?” sorusunun konuşma dilinde kısaltılmış hâlidir. Özne ile yardımcı fiilin atılması soruyu kısa ve doğrudan yapar. Burada izleyiciye yöneltilen retorik bir giriş işlevi görür. Konuyu, dikkat edilmesi için yeni bir neden olarak dış görünüşe taşır ve ardından gelecek kanıtlara zemin hazırlar; mutlaka gerçek bir cevap istemez.

Alıştırma

Bir bilim sunucusu uyku ve dış görünüş araştırmalarını ele almadan önce “Care about how you look?” diye soruyor. Bu soru esas olarak ne yapıyor?

  1. Daha önce tamamen açıklanmış bir konuyu kapatmak
  2. İzleyiciyle doğrudan bağ kurup dış görünüşü yeni bir konu olarak tanıtmak
  3. Her dinleyiciden ayrıntılı bir kişisel cevap istemek
Cevabı göster

İzleyiciyle doğrudan bağ kurup dış görünüşü yeni bir konu olarak tanıtmak

Studies have shown a direct correlation between sleep deprivation and a person's perceived beauty. Kalıp ifadeler

1:23

Araştırmalar, uyku yoksunluğu ile bir kişinin ne kadar güzel algılandığı arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu gösteriyor.

Kalıp ifadeler

A ile B arasında doğrudan bir korelasyon

a correlation between A and B kalıbı, iki değişkenin birbirleriyle bağlantılı biçimde değiştiğini bildirir. Burada A uyku yoksunluğu, B ise a person's perceived beauty, yani kişinin güzelliğinin başkaları tarafından nasıl değerlendirildiğidir. Direct, gözlemlenen ilişkinin araştırma sonuçlarında açık veya güçlü olduğunu vurgular. Correlation yine de A'nın B'ye neden olduğunu kanıtlamaz; dolayısıyla cümle nedensellik kanıtı değil, bir ilişki bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir değişkenin diğerine neden olduğunu iddia etmeden bir ilişki bildiriyor?

  1. There is no relationship between weekly exercise and reported energy levels.
  2. The report found a direct correlation between weekly exercise and reported energy levels.
  3. Weekly exercise directly causes higher reported energy levels.
Cevabı göster

The report found a direct correlation between weekly exercise and reported energy levels.

That is to say, Anlatım akışı

1:28

Başka bir deyişle,

sleep-deprived individuals appear less healthy and less attractive Dilbilgisi

1:29

uykusuz kişiler daha sağlıksız ve daha az çekici görünür

than when they were well rested. Kalıp ifadeler

1:33

iyi dinlenmiş oldukları zamana kıyasla.

Anlatım akışı

That is to say: daha açık bir yeniden ifade sunmak

That is to say, ardından gelen kısmın önceki düşünceyi daha doğrudan sözlerle yeniden ifade ettiğini veya açıkladığını gösterir. Burada soyut bir araştırma ilişkisini, uykusuz kişilerin nasıl değerlendirildiğine ilişkin açık bir betimlemeye dönüştürür. Yeni kanıt eklemek veya bir sonuç bildirmek yerine mevcut bilgiyi düzenler. İfadeyi “daha doğrudan söylersek” olarak anlayın; “bu yüzden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bir sonuç değil, daha açık bir yeniden ifade sunacak şekilde en iyi hangi ifade tamamlar? The archive is public. _____, anyone can view its records without special permission.

  1. Therefore
  2. That is to say
  3. For example
Cevabı göster

That is to say

Dilbilgisi

less ... and less ... than when ...: iki özelliği farklı durumlarda karşılaştırmak

less sözcüğünün tekrarı iki sıralı karşılaştırma oluşturur: less healthy ve less attractive. Tek bir than when yan cümlesi, iki sıfat için de karşılaştırma ölçütünü sağlar. Than when they were well rested, aynı kişileri iki farklı durumda karşılaştırır: uykusuz ve iyi dinlenmiş. Appear onların nasıl göründüğünü veya değerlendirildiğini bildirir; gerçek sağlıklarının ya da çekiciliklerinin kesinlikle değiştiğini iddia etmez.

Alıştırma

İki özelliğin de daha düşük olduğunu göstermek için tekrarlanan karşılaştırma yapısını ve geçmiş bir durumu ölçüt olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: After the overnight flight, Maya felt ____ alert and ____ cheerful ____ she had slept for eight hours at home.

Cevabı göster

less · less · than when

Kalıp ifadeler

well rested: iyi dinlenmiş

Bu cümlede well rested, kişinin fiziksel ve zihinsel olarak toparlanmasını sağlayacak kadar yeterli ve kaliteli dinlenmiş olması demektir. Well, rested sözcüğünün derecesini ve tamamlanmışlığını güçlendirir; kişilerin sağlıklı olduğuna dair ayrı bir yargı bildirmez. Bu ifade, uykusuz kalan bireylerin durumunu iyi dinlenmiş hâlleriyle karşılaştırmak için bir ölçüt sağlar. Daha genel olarak be well rested, yeterince uyuduktan veya dinlendikten sonra toparlanmış ve hazır olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Maya'nın yeterince uyuduktan sonra toparlandığını anlatmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After sleeping for nine hours, Maya woke up ____.

Cevabı göster

well rested

The longest scientifically documented case of being awake

1:34

Bilimsel olarak belgelenmiş en uzun uyanık kalma vakası

was 264 hours or 11 days.

1:37

264 saat, yani 11 gündü.

And while they did develop problems with concentration, perception, and irritability, Notlar

1:40

Bu kişide konsantrasyon ve algı sorunları ile sinirlilik gelişmiş olsa da,

Dilbilgisi

did develop: olumlu cümlede vurgulu did

Bu olumlu yan cümlede did, vurgu sağlayan bir yardımcı fiildir. did develop, sorunların gerçekten ortaya çıktığını belirtir; soru ya da olumsuzluk oluşturmaz. Bu vurgu, daha sonra gelen karşıtlıktan önce söz konusu olguyu kabul eder. Aktarılabilir kalıp, konuşanın bir olguyu doğrulamak veya kuşkuyu düzeltmek istediği olumlu cümlelerde do/does/did + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Önceki kuşkuya rağmen güncellemenin sorunu gerçekten düzelttiğini doğrulayan vurgulu olumlu cümle hangisidir?

  1. Did the update fix the problem?
  2. The update fixed the problem.
  3. The update did fix the problem.
Cevabı göster

The update did fix the problem.

the surprising truth is that they suffered no serious long-term health effects.

1:44

şaşırtıcı gerçek şu ki uzun vadede ciddi bir sağlık sorunu yaşamadı.

Anlatım akışı

while ... the surprising truth is that: ödünleme ve beklenmedik sonuç

Burada while bir ödünleme yan cümlesi başlatır: Cümle daha önemli ve karşıt bir sonuca dönmeden önce konsantrasyon, algı ve sinirlilik sorunlarını kabul eder. İki olayın aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. The surprising truth is that, ardından gelen that yan cümlesini açıkça beklenmedik ve merkezi bilgi olarak sunar. İki bölüm birlikte önce kabul edip sonra yeniden çerçeveleme kalıbı oluşturur: Önce olumsuz kanıt kabul edilir, ardından dinleyici ana sonuca yönlendirilir.

Alıştırma

Bir gerçeği kabul edip ardından beklenmedik bir sonucu vurgulayan iki parçalı hedef çerçeveyle cümleyi tamamlayın: ____ the first attempt failed, ____ the team learned exactly what to change.

Cevabı göster

While · the surprising truth is that

In fact,

1:48

Aslında,

no individuals under these documented conditions Anlatım akışı

1:49

belgelenen bu koşullardaki hiçbir kişi

experienced medical, physiological, neurological, or psychiatric problems.

1:51

tıbbi, fizyolojik, nörolojik veya psikiyatrik sorunlar yaşamadı.

Anlatım akışı

under these documented conditions: bir sonucun kapsamını sınırlamak

under these documented conditions, kapsamı belirleyen bir edat öbeğidir. Burada under, “bu koşullarda” anlamına gelir. Öbek, iddianın yalnızca ele alınan vakalar için kaydedilmiş koşullar içinde geçerli olduğunu okuyucuya bildirir. Cümledeki konumu, ardından gelen bulgunun tamamını sınırlar. documented, mevcut kayıtlarla desteklenen demektir; kapsamlı, uzun süreli veya kusursuz biçimde denetlenmiş anlamına gelmez. Bu nedenle cümle her türlü uyku yoksunluğu için genelleştirilmemelidir.

Alıştırma

Şu yorumu değerlendirin: “Bu cümle, uyku yoksunluğunun hiç kimsede hiçbir zaman tıbbi, fizyolojik, nörolojik veya psikiyatrik sorunlara yol açmadığını kanıtlar.”

  1. Uygun yorum
  2. Uygun olmayan yorum
Cevabı göster

Uygun olmayan yorum

But there are limited studies

1:56

Ancak bu konuda yapılan çalışmalar sınırlı

and this doesn't mean permanent damage couldn't be inflicted with more time. Dilbilgisi

1:57

ve bu, süre uzarsa kalıcı hasar oluşmayacağı anlamına gelmiyor.

Dilbilgisi

this doesn't mean ... couldn't: bir risk ihtimalini açık tutmak

this doesn't mean [permanent damage couldn't be inflicted] yapısı, aşırı kesin bir çıkarımı reddeder. Çalışmaların sınırlı olması, kalıcı hasarın imkânsız olduğunu kanıtlamaz. couldn't, doesn't mean tarafından reddedilen düşüncenin içinde bulunduğu için cümle, daha uzun süreli maruz kalmanın kalıcı hasara yol açabileceği ihtimalini açık bırakır. Aktarılabilir Evidence for A does not mean B could not happen kalıbı, B'nin hâlâ mümkün olduğu anlamına gelir; B'nin kesinlikle gerçekleşeceğini ileri sürmez.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade neyi anlatıyor?

  1. Daha uzun süre devam ederse kalıcı hasar kesinlikle oluşacaktır.
  2. Kalıcı hasarın imkânsız olduğu kanıtlanmıştır.
  3. Daha uzun süre devam ederse kalıcı hasar hâlâ mümkündür.
Cevabı göster

Daha uzun süre devam ederse kalıcı hasar hâlâ mümkündür.

Sleep deprivation experiments on rats,

2:01

Sıçanlar üzerinde yapılan uyku yoksunluğu deneyleri,

for example,

2:03

örneğin,

generally lead to death after about 2 weeks.

2:04

genellikle yaklaşık iki hafta sonra ölümle sonuçlanıyor.

But scientists aren't totally sure if they're dying from the lack of sleep Dilbilgisi

2:06

Ancak bilim insanları sıçanların uykusuzluktan mı

or from the stress of constantly being woken up. Dilbilgisi

2:09

yoksa sürekli uyandırılmanın yarattığı stresten mi öldüğünden tam olarak emin değil.

Dilbilgisi

aren't totally sure if: çözümlenmemiş bir soruyu ifade etmek

Aren't totally sure if, kesinliğin tam olmadığını ifade eder. Totally, sure sözcüğünü niteler ve olumsuzluk, bilim insanlarının kesin bir sonuca ulaşmadığını gösterir; bu, ellerinde hiç kanıt veya fikir olmadığı anlamına gelmek zorunda değildir. Burada if, dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır ve whether ile aynı işlevdedir: bilim insanları önerilen iki nedenden hangisinin sorumlu olduğundan emin değildir. Sıradan bir koşul bildirmez.

Alıştırma

“The engineers aren't totally sure if the outage came from the router or the power supply.” cümlesinde if ne işe yarar?

  1. Hangi nedenin doğru olduğuna ilişkin çözümlenmemiş soruyu başlatır.
  2. Mühendislerin tamamen emin olduğunu gösterir.
  3. Kesintiye yol açacak bir koşulu belirtir.
Cevabı göster

Hangi nedenin doğru olduğuna ilişkin çözümlenmemiş soruyu başlatır.

Dilbilgisi

being woken up: of sonrasında edilgen -ing yapısı

from the stress of constantly being woken up ifadesinde being woken up, edilgen bir -ing isim-fiil öbeğidir. Deneyimi isim gibi işleyen bir birime dönüştürür ve of edatının nesnesi olur. Fareler eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır: biri ya da bir şey onları tekrar tekrar uyandırır. Being burada sürerlik zamanındaki ana fiil değildir; being + geçmiş zaman ortacı woken, edilgen bir -ing yapısı oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi wake up fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: After three nights at the noisy hotel, Mia was tired of ____ by people in the hallway.

Cevabı göster

being woken up

Perhaps we should look at fatal familial insomnia for an answer, Kültür

2:12

Belki de yanıt için ölümcül ailesel uykusuzluk hastalığına bakmalıyız;

a rare genetic disease of the brain

2:15

bu, beyni etkileyen nadir bir genetik hastalıktır

which causes progressively worsening insomnia or sleeplessness Kalıp ifadeler

2:17

ve giderek ağırlaşan uykusuzluğa ya da uyuyamama durumuna yol açar;

Kültür

fatal familial insomnia: resmî bir hastalık adı

Fatal familial insomnia, uyku bozukluğunun zamanla kötüleşmesine yol açan son derece nadir ve kalıtsal bir beyin hastalığının resmî adıdır. Fatal hastalığın nihai sonucunu, familial aile içindeki kalıtsal örüntüyü, insomnia ise ağır uyku bozukluğunu belirtir. Bu cümlede ad, uyku ve ölüm hakkındaki bir tartışmada olası kanıt olarak belirli ve istisnai bir tıbbi vakayı sunar. Sıradan uykusuzluğun abartılı bir ifadesi değildir ve örnek, yaygın uyku eksikliğinin bu hastalık olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Tıbbi bir makalede fatal familial insomnia neyi ifade eder?

  1. Şiddetli ama geçici olan herhangi bir kötü uyku gecesi
  2. Uykuyu giderek bozan nadir ve kalıtsal bir beyin hastalığı
  3. Çoğu ailenin yaşadığı, iyi bilinen bir yatma zamanı sorunu
Cevabı göster

Uykuyu giderek bozan nadir ve kalıtsal bir beyin hastalığı

leading to hallucinations, dementia,

2:20

bu da halüsinasyonlara, demansa

and ultimately death.

2:22

ve sonunda ölüme neden olur.

Kalıp ifadeler

progressively worsening insomnia: zamanla ağırlaşan uykusuzluk

Progressively worsening insomnia, uykusuzluğun zaman geçtikçe daha ciddi hâle gelmesi demektir. Progressively, worsening sözcüğünü niteler: Burada yalnızca uykusuzluğun belli bir anda çok şiddetli olması değil, her aşamanın bir öncekinden daha kötü olması anlatılır. progressively worsening + isim kalıbı, şiddeti artmaya devam eden bir belirtiyi, hastalığı, riski veya durumu betimlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki «giderek daha ciddi hâle gelen» anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The patient reported ____ headaches over several weeks.

Cevabı göster

progressively worsening

This disease has only affected around 100 people in the world,

2:23

Bu hastalık dünya genelinde yalnızca yaklaşık 100 kişiyi etkiledi,

but their average survival span was around 18 months.

2:27

ancak bu kişilerin ortalama hayatta kalma süresi yaklaşık 18 aydı.

Over time, Anlatım akışı

2:30

Zaman geçtikçe,

the lack of sleep becomes worse

2:30

uykusuzluk daha da kötüleşir

and the body's organs begin to shut down. Öbek fiiller

2:32

ve vücuttaki organlar işlevlerini yitirmeye başlar.

Anlatım akışı

Over time: kademeli değişime zaman çerçevesi kazandırmak

Over time, «zaman geçtikçe» veya «giderek» anlamına gelen bir cümle zarfıdır. Burada kötüleşmenin ve organların işlevlerini yitirmesinin belirli bir anda değil, birikimli bir süreç sonucunda geliştiğini gösterir. Cümlenin başında virgülle kullanıldığında tüm yan cümle için zaman çerçevesi oluşturur ve açıklamayı önceki bir durumdan sonraki sonuca taşır. Süreç açıklamalarını, eğilim analizlerini ve karakter gelişimini düzenlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir süre boyunca gerçekleşen kademeli değişimi göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? ____, the neighborhood became quieter as traffic patterns changed.

  1. Over time
  2. In time
  3. On time
Cevabı göster

Over time

Öbek fiiller

İşlevini yitiren organlar için shut down

Bu cümlede shut down, vücudun organlarının normal çalışmayı bırakıp işlev yetmezliğine girmeye başlaması anlamına gelir. Birinin bir şeyi kasıtlı olarak kapatmasını değil, ciddi bir fizyolojik süreci anlatır. Bu öbek fiil, bir organın, makinenin, sistemin veya kuruluşun bir bütün olarak çalışmayı bırakmasını anlatabilir. Buradaki the organs shut down örneğinde olduğu gibi geçişsiz kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir bütün olarak çalışmayı bırakmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After the cooling system failed, the server began to ____.

Cevabı göster

shut down

So,

2:34

Yani,

while lack of sleep won't necessarily kill you quickly, Dilbilgisi

2:34

uykusuzluk sizi ille de kısa sürede öldürmez,

Dilbilgisi

won't necessarily: olasılığı değil kesinliği reddetmek

Won't necessarily, “bir şeyin olacağı kesin değildir” anlamına gelir. Olumsuzluk necessarily sözcüğüne etki eder; dolayısıyla konuşan kişi sonucun kaçınılmaz olduğunu reddeder, ancak sonucun imkânsız olduğunu söylemez. Burada quickly de tahminin bir parçasıdır: uykusuzluk ölüme yol açabilir, fakat bunun hızlı gerçekleşeceği garanti değildir. necessarily veya quickly çıkarılırsa iddia çok daha güçlü hâle gelir ve anlam değişir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “olması garanti değildir” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A longer meeting ____ produce a better decision.

Cevabı göster

won't necessarily

continuous sleep deprivation will have a negative effect on your body. Kalıp ifadeler

2:37

ancak sürekli uyku yoksunluğu vücudunuzu olumsuz etkiler.

Kalıp ifadeler

have a negative effect on + isim: üzerinde olumsuz etki yaratmak

Bu cümlede have a negative effect on, bir şeyde olumsuz bir değişikliğe yol açmak demektir. Özne nedendir; on'dan sonraki isim ise zarar gören kişi ya da şeydir. Yapı have + a negative effect + on + isim şeklindedir. Burada continuous sleep deprivation neden, your body ise etkilenen unsurdur.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Constant noise can ____ concentration.

Cevabı göster

have a negative effect on

Sleep tight, Notlar

2:41

İyi uykular,

but not too much.

2:42

ama çok da uyumayın.

Kalıp ifadeler

Yatmadan önce iyi dilek olarak Sleep tight

Sleep tight, yatmadan önce kullanılan kalıplaşmış bir iyi dilektir ve iyi uyumak ya da dinlendirici bir gece geçirmek anlamına gelir. Buradaki tight sözcüğü gerçek anlamıyla yorumlanmaz. Emir biçiminde olsa da normalde sıcak bir iyi geceler dileği işlevi görür. Cümledeki but not too much, bu tanıdık ifadeye şakacı bir sınır ekler.

Alıştırma

Arkadaşınız 'I'm going to bed now.' diye mesaj atıyor. 'Sleep tight!' diye yanıt vermek doğal mıdır?

  1. Evet, yatmadan önce söylenen doğal bir iyi dilektir.
  2. Hayır, kişiye gerçek anlamda vücudunu kasmasını söyler.
Cevabı göster

Evet, yatmadan önce söylenen doğal bir iyi dilektir.

Anlatım akışı

Sleep tight, but not too much: sürpriz dönüşlü tanıdık bir kapanış

Sleep tight, tanıdık ve sıcak bir iyi geceler dileğidir. Konuşmacı bunu kolayca tanınan bir kapanış sözü olarak kullanır. But not too much bu dileği hemen sınırlar. Konuşmada hem az hem de fazla uyumanın riskleri ele alındığı için bu beklenmedik ek, hafif bir şaka yaratır ve kapanışı ana mesaja geri götürür: uygun miktarda uyumak gerekir. Tanıdık bir kapanışın ardından but ve bir sınırlama getiren bu kalıp, sonucu akılda kalıcı hâle getirebilir.

Alıştırma

Bu kapanışta but not too much nasıl bir işlev görüyor?

  1. Konuşmacının dinleyicilerin hiç uyumasını istemediği anlamına gelir.
  2. Tanıdık bir iyi geceler dileğini sınırlar ve uykunun ölçülü olması gerektiği mesajına mizahi biçimde geri döner.
  3. Sleep tight ifadesini her gece kullanılan standart bir uyarıya dönüştürür.
Cevabı göster

Tanıdık bir iyi geceler dileğini sınırlar ve uykunun ölçülü olması gerektiği mesajına mizahi biçimde geri döner.

Got a burning question you want answered? Deyimler

2:44

Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

burning question: yanıtı güçlü biçimde merak edilen soru

burning question ifadesinde burning sözcüğü mecazidir: Bir kişi son derece meraklı olduğu veya yanıtı öğrenmeye can attığı için soru çok önemli ve bekleyemezmiş gibi hissedilir. İfade ateşi, fiziksel tehlikeyi veya mutlaka bir krizi anlatmaz. Bu ifade, isteğe enerji katmak ve insanları en çok açıklanmasını istedikleri soruları göndermeye teşvik etmek için Got a burning question...? gibi çağrılarda sıkça kullanılır.

Alıştırma

Yanıtını öğrenmeye son derece istekli olduğunuz bir soruyu anlatan, dersteki iki sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: I have a ____ about what happens next.

Cevabı göster

burning question

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.

2:46

Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter üzerinden sorun.

And if you can't get enough science in your life,

2:48

Bilime bir türlü doyamıyorsanız,

check out the ScienceAlert Facebook page,

2:50

ScienceAlert'ın Facebook sayfasına göz atın;

which is one of the best out there

2:52

bu, alanındaki en iyi sayfalardan biridir.

to keep you up to date and entertained Kalıp ifadeler

2:53

Güncel kalıp keyifli vakit geçirmek için

Kalıp ifadeler

keep you up to date: en güncel bilgileri vermeye devam etmek

keep you up to date ifadesinde keep, “birinin belirli bir durumda kalmasını sağlamak”; up to date ise “en son gelişmelerden haberdar” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak, birine yalnızca bir kez bilgi vermek yerine güncel bilgileri vermeye devam etmek demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı keep + person + up to date biçimindedir. Burada izleyicilerin en son haberleri almaya devam edeceği sözü verilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Our project manager sends a summary every Friday to ____ on the latest changes.

Cevabı göster

keep you up to date

with the latest news and breakthroughs.

2:54

en yeni haberleri ve çığır açan gelişmeleri burada bulabilirsiniz.

And subscribe to AsapSCIENCE for more weekly science videos.

2:56

Her hafta daha fazla bilim videosu için AsapSCIENCE'a abone olun.