He, she ... veya they? İngilizcede Zamirler - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
647 kelime 180 kel/dk

Video özeti: Bu ders, singular they kullanımının tek bir kişiyi nasıl belirttiğini, doğru ve kapsayıcı anlatımı neden desteklediğini ve Orta Çağ şiiri, Shakespeare ile Jane Austen’dan örneklerin bu kullanımın yeni değil, yüzyıllardır var olduğunu nasıl gösterdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. singular they. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: they, them ve their biçimlerinin cinsiyeti bilinmeyen ya da önemli olmayan tek bir kişiye veya bu zamirleri kullanan birine gönderme yapabildiğini anlayacaksınız. Böylece they sözcüğünün her durumda yalnızca çoğul olabileceği yönündeki yaygın yanılgıdan kaçınabileceksiniz. 2. non-binary people ve singular they — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu kullanımın kimliği bilinmeyen birinden söz etmek için bulunan geçici bir çözüm olmadığını fark edeceksiniz. Non-binary bir kişinin kendisi için kullandığı zamirlere de saygı gösterebilir; böylece tanışma sırasında verilen bilgileri anlayıp gerçek iletişimde uygun zamiri seçebilirsiniz. 3. every one ve themselves — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Dil bilgisel olarak tekil olan bir ifadenin singular they ile bağlantılı dönüşlü biçimle karşılanabildiğini göreceksiniz. Tarihî örnek, eski metinlerde bu yapıyı tanımanıza ve themselves biçiminin tekil kullanımının yakın zamanda oluşturulmadığını anlamanıza yardımcı olacaktır.

Bu derste

Today's mini English lesson is about singular they. Dilbilgisi

0:04

Bugünkü mini İngilizce dersimiz tekil "they" hakkında.

Dilbilgisi

singular they: tek bir kişi için they

Singular they, tek bir kişiden söz ederken they, them veya their kullanılmasıdır. Kişinin cinsiyeti bilinmediğinde ya da önemli olmadığında yaygındır; ayrıca zamirleri they/them olan biri için de kullanılır. Buradaki singular, fiilin biçimini değil, gönderimde bulunulan kişinin tek kişi olduğunu anlatır. Normal uyum korunur: they are ve they have denir; they is veya they has denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede tek bir kişi için singular they kullanılmıştır?

  1. The neighbours said they would arrive together.
  2. Emma said she would phone back later.
  3. A caller said they would phone back later.
Cevabı göster

A caller said they would phone back later.

I'm going to give you three examples. Anlatım akışı

0:07

Size üç örnek vereceğim.

Anlatım akışı

I'm going to give...: sıradaki içeriği gösteren yönlendirme

Burada I'm going to give you three examples yalnızca gelecekten söz etmez. Dinleyiciye açıklamanın sırada hangi bölümünün geleceğini bildirir; bu yüzden bir yönlendirme ifadesi işlevi görür. Örnek vermek, bir yöntemi göstermek veya bir kuralı açıklamak gibi planlanmış sonraki adımı duyurmak için I'm going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle konuşmacının sırada ne açıklayacağını en iyi biçimde duyurur?

  1. I gave you three tips last week.
  2. I'm going to give you three tips for learning these words.
  3. These words can be difficult.
Cevabı göster

I'm going to give you three tips for learning these words.

In each example,

0:09

Her örnekte,

can you find the mistake?

0:10

hatayı bulabilir misiniz?

Example number one.

0:11

Örnek numara bir.

I have a Chinese friend who speaks perfect English.

0:13

Mükemmel İngilizce konuşan Çinli bir arkadaşım var.

Wow,

0:15

Vay canına,

how did she learn it?

0:16

o ("she") bunu nasıl öğrendi?

Did you spot the mistake? Kalıp ifadeler

0:18

Hatayı fark ettiniz mi?

Kalıp ifadeler

spot the mistake: hatayı fark etmek

Burada spot bir fiildir ve dikkatlice bakarak bir şeyi fark etmek veya tespit etmek anlamına gelir. spot the mistake ifadesinde nesne, neyin fark edildiğini gösterir: the mistake. Did you spot...? bir kişinin bir şeyi fark edip etmediğini sorar. Bu kalıp kontrol, düzeltme ve gözlem görevlerinde yaygındır; spot burada yer veya leke anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve bir hatayı fark etmek anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Look closely. Can you ____ in this sentence?

Cevabı göster

spot the mistake

It was she.

0:19

"She" kelimesiydi.

Why are you so sure that my friend is female? Ton ve niyet

0:20

Arkadaşımın kadın olduğundan nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?

Ton ve niyet

Why are you so sure that...?: bir varsayıma karşı çıkmak

Why are you so sure that + yan cümle, kesin biçimde söylenen bir iddiayı hangi kanıtın desteklediğini sorar. Bu cümlede tarafsız biçimde bilgi istemek yerine, arkadaşın kadın olduğu varsayımına karşı çıkar. So sure, diğer kişinin ne kadar emin olduğunu vurgular. Bu kalıp çoğu zaman “Bundan bu kadar emin olabileceğini sana düşündüren ne?” anlamını taşır ve kişiyi açıklama yapmaya veya iddiayı yeniden düşünmeye çağırır.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşı yeni öğretmenin kesinlikle Londra’da yaşadığını söylüyor, ancak hiçbir kanıtı yok. Hangi cümle bu kesinliğe en doğrudan biçimde karşı çıkar?

  1. The new teacher certainly lives in London.
  2. Why are you so sure that the new teacher lives in London?
  3. Where in London does the new teacher live?
Cevabı göster

Why are you so sure that the new teacher lives in London?

The correct sentence would be,

0:22

Doğru cümle şöyle olurdu:

wow,

0:24

vay canına,

how did they learn it? Dilbilgisi

0:25

onlar ("they") bunu nasıl öğrendi?

Dilbilgisi

Cinsiyeti bilinmeyen tek bir kişi için they

Burada they, bir gruba değil, daha önce sözü edilen tek bir arkadaşa gönderme yapar. Bu kişinin cinsiyeti belirtilmediği için he ya da she diye tahminde bulunmak yerine tekil they kullanılır. Bu soruda they, learn fiilinin öznesidir. Tekil they, çoğul they ile aynı dil bilgisi biçimlerini kullanır; bu yüzden yalnızca bir kişi kastedilse bile How did they learn it? doğaldır.

Alıştırma

Soruyu tekil they ile tamamlayın: Someone called while you were out. What did ____ want?

Cevabı göster

they

Example number two.

0:26

Örnek numara iki.

Oh no,

0:28

Olamaz,

somebody has forgotten his umbrella.

0:29

birisi şemsiyesini ("his") unutmuş.

Did you see the mistake?

0:31

Hatayı gördünüz mü?

This time it was his.

0:33

Bu sefer "his" kelimesiydi.

How do you know if the owner of the umbrella is male or not?

0:34

Şemsiyenin sahibinin erkek olup olmadığını nasıl bilebilirsiniz?

If you use his, Dilbilgisi

0:37

Eğer "his" kelimesini kullanırsanız,

you're saying that the owner must be male.

0:38

sahibinin erkek olması gerektiğini söylemiş olursunuz.

Dilbilgisi

If you use X, you're saying that Y: sözcük seçiminin ima ettiği anlam

If yan cümlesi bir ifade seçimini belirtir: his kullanmak. Ana cümle ise bu seçimin dinleyenlere hangi anlamı çıkarttığını açıklar: eşyanın sahibi erkektir. Burada you're saying that, bu sözleri birebir söylemiş olmanız gerektiği anlamına gelmez. Sözcük seçiminizin bu mesajı ilettiği veya ima ettiği anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen If you use X, you're saying that Y kalıbı, bir dil seçimini bu seçimin ima ettiği mesajla ilişkilendirir.

Alıştırma

Örnekte you're saying that ifadesi ne anlama gelir?

  1. Konuşanın eşyanın sahibiyle daha önce tanıştığı anlamına gelir.
  2. Eşyanın sahibinin daha önce söylediği sözleri aktarır.
  3. His seçimi, dinleyenlerin eşyanın sahibinin erkek olduğu sonucuna varmasına yol açar.
Cevabı göster

His seçimi, dinleyenlerin eşyanın sahibinin erkek olduğu sonucuna varmasına yol açar.

So the correct word to use is their.

0:40

Dolayısıyla kullanılması gereken doğru kelime "their"dır.

Oh no,

0:43

Olamaz,

someone has forgotten their umbrella. Dilbilgisi

0:44

birisi şemsiyesini ("their") unutmuş.

Dilbilgisi

someone has ... their umbrella: tekil someone ile their

Someone dilbilgisel olarak tekildir; bu nedenle fiil have değil, has olur. Bu cümlede their aynı tek kişiye gönderme yapar ve şemsiyenin o kişiye ait olduğunu belirtir. Bir kişinin cinsiyeti bilinmediğinde veya önemli olmadığında, modern İngilizcede someone gibi belirsiz zamirlerden sonra tekil they/their yaygın olarak kullanılır. Someone ile tekil fiil kullanmak ve cümlenin devamında tekil their kullanmak birbiriyle tamamen uyumludur.

Alıştırma

Someone sözcüğünü dilbilgisel olarak tekil tutan ve kişinin cinsiyetini varsaymayan cümleyi seçin.

  1. Someone have left their phone on the desk.
  2. Someone has left their phone on the desk.
  3. Someone has left they phone on the desk.
Cevabı göster

Someone has left their phone on the desk.

And example number three.

0:46

Ve örnek numara üç.

A good boss explains what he wants

0:48

İyi bir patron ne istediğini ("he") açıklar

so his employees can understand him.

0:51

böylece çalışanları ("his") onu ("him") anlayabilir.

This time there were three mistakes.

0:53

Bu kez üç hata vardı.

He, his, and him.

0:55

"He", "his" ve "him".

If you use a sentence like this,

0:57

Böyle bir cümle kullanırsanız,

you're saying that all bosses are male,

0:59

bütün patronların erkek olduğunu söylersiniz,

which just isn't true.

1:01

ki bu kesinlikle doğru değildir.

So the correct sentence would be,

1:03

O halde doğru cümle şöyle olurdu,

a good boss explains what they want Dilbilgisi

1:05

iyi bir patron ne istediklerini ("they") açıklar

so their employees understand them.

1:07

böylece çalışanları ("their") onları ("them") anlar.

Dilbilgisi

they ... their ... them: özne, iyelik ve nesne biçimleri

Vurgulanan üç sözcük de aynı genel ve tekil kişiye, yani a good boss ifadesine gönderme yapar. Cümle, o kişiyi erkek veya kadın olarak tanımlamadan herhangi bir iyi patronu anlatır. Biçim, dilbilgisel göreve göre değişir: they, want fiilinin öznesidir; their, employees sözcüğünden önce gelerek çalışanların patronla ilişkisini gösterir; them ise understand fiilinin nesnesidir. Bu nedenle tekil they de diğer kişi zamirleri gibi duruma göre farklı biçimler kullanır.

Alıştırma

Her boşluğu tekil they zamirinin doğru biçimiyle doldurun: The new student said ____ had forgotten ____ notebook, so I lent a pen to ____.

Cevabı göster

they · their · them

All these examples contain variations on the same mistake, Anlatım akışı

1:09

Bütün bu örnekler aynı hatanın farklı versiyonlarını içeriyor,

which is that they're not using the singular they.

1:13

o da tekil "they" kullanmıyor olmaları.

Anlatım akışı

variations on the same mistake ... tekil they kullanmamak

Variations on the same mistake, birkaç örneği temeldeki tek bir hata altında toplar. Örnekler farklı görünebilir, ancak aynı sorunun farklı biçimleridir. Ardından which is that... yan tümcesi bu ortak hatayı açıklar: tekil they kullanılmamaktadır. Bu “önce gruplandır, sonra belirt” düzeni, açıklamayı yüzeydeki farklılıklardan tek bir sonuca doğru düzenlemeye yardım eder.

Alıştırma

Farklı bildirimleri ortak bir sorun altında en iyi şekilde gruplandırıp ardından bu sorunu belirten cümle hangisidir?

  1. Only one report mentions the payment page.
  2. These reports arrived on three different days.
  3. These reports are variations on the same problem, which is that the payment page keeps freezing.
Cevabı göster

These reports are variations on the same problem, which is that the payment page keeps freezing.

This could be the subject pronoun they, Dilbilgisi

1:16

Bu, özne zamiri "they",

the object pronoun them,

1:18

nesne zamiri "them",

and the possessive their.

1:20

ve iyelik zamiri "their" olabilir.

Dilbilgisi

özne zamiri they, nesne zamiri them ve iyelik bildiren their

They, them ve their aynı kişiyi veya kişileri gösterebilir, ancak dil bilgisel görevleri farklıdır. They özne olarak; them bir fiilin veya edatın nesnesi olarak kullanılır; their ise iyelik göstermek için bir isimden önce gelir. Bu üç biçim birbirinin yerine kullanılamaz. Önce cümlenin özneye, nesneye veya isimden önce iyelik bildiren bir sözcüğe ihtiyacı olup olmadığına karar verin.

Alıştırma

Cümleyi tekil they için doğru biçimle tamamlayın: Someone left ____ backpack on the bus.

Cevabı göster

their

You've probably learnt about they for plurals, Dilbilgisi

1:21

Büyük ihtimalle "they" kelimesinin çoğullar için,

for groups of people or objects.

1:24

insan ya da nesne grupları için kullanıldığını öğrenmişsinizdir.

And that's correct,

1:26

Ve bu doğru,

but you might not have learnt about singular they.

1:27

ama tekil "they" kullanımını öğrenmemiş olabilirsiniz.

Dilbilgisi

Çoğul they ... tekil they

Çoğul kullanımda they, birden fazla kişi veya şeyi gösterir. Tekil they kullanımında ise aynı zamir bir kişiyi gösterir. Bunun nedeni kişinin cinsiyetinin bilinmemesi, önemli olmaması ya da belirtilmemesi olabilir; kişi zamir olarak they de kullanabilir. Cümle önce bilinen çoğul kullanımın doğru olduğunu onaylar, ardından kuralın bununla sınırlı olmadığını gösterir. İki kullanımı ayırt etmek için they zamirinin kimi veya neyi gösterdiğini bulun. Tekil they de they is ya da they has değil, alışılmış they are ve they have fiil biçimlerini kullanır.

Alıştırma

Hangi cümlede tekil they kullanılmıştır?

  1. Someone called, but they didn't leave a message.
  2. The books are new, and they are expensive.
  3. Tom and Mia arrived, and they sat down.
Cevabı göster

Someone called, but they didn't leave a message.

We use this after words like everybody, Dilbilgisi

1:30

Bunu "everybody",

somebody, nobody,

1:33

"somebody", "nobody" gibi kelimelerden sonra kullanırız,

even though these words are singular, Dilbilgisi

1:35

bu kelimeler tekil olsalar bile,

the pronoun we would use would be they.

1:37

kullanacağımız zamir "they" olurdu.

Dilbilgisi

everybody, somebody, nobody ... they

Everybody, somebody ve nobody dilbilgisel olarak tekil belgisiz zamirlerdir. Bu nedenle her biriyle kullanılan fiil tekildir: everybody is, somebody has, nobody knows. İngilizcede daha sonra yeniden gönderme yapılırken somebody veya nobody ile belirtilen kişi ve everybody kapsamındaki her kişi için doğal olarak tekil they kullanılır. Buradaki after, göndermenin metinde daha sonra yapılması demektir; they zamirinin belgisiz zamirden hemen sonra gelmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi tekil they ile tamamlayın: Somebody called, but ____ didn't leave a message.

Cevabı göster

they

Dilbilgisi

even though these words are singular: sonucu değiştirmeyen bir gerçek

Even though, doğru olan fakat ana sonucu değiştirmeyen bir gerçeği sunar. Burada these words are singular kabul edilen gerçektir; ana fikir ise kullanılan zamirin yine de they olabileceğidir. Yapı even though + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Bunu “A doğru olsa da B yine de doğrudur” diye anlayın; ana sonuç B bölümündedir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü karşıtlık bağlacıyla tamamlayın: ____ the library was busy, Ava found a quiet seat.

Cevabı göster

Even though

We also use it if we don't know the gender of the person Dilbilgisi

1:39

Ayrıca kişinin cinsiyetini bilmiyorsak da kullanırız

or if the gender is not important.

1:42

veya cinsiyeti önemli değilse.

Dilbilgisi

if we don't know ... or if the gender is not important: iki alternatif koşul

İki if yan cümlesi, tekil they kullanımına ilişkin ayrı koşullar verir. Koşullardan biri kişinin cinsiyetini bilmemektir; diğeri ise cinsiyet bilinse bile o durumda önemli olmamasıdır. if sözcüğünün tekrarı her koşulun başlangıcını gösterir, or ise koşullardan herhangi birinin yeterli olduğu anlamına gelir. İki koşulun da aynı anda doğru olması gerekmez.

Alıştırma

İki paralel seçenek oluşturmak için her iki boşlukta da aynı iki harfli İngilizce koşul sözcüğünü kullanın: Use the side entrance ____ the main door is locked or ____ the lobby is crowded.

Cevabı göster

if · if

And non-binary people often use singular they Kültür

1:44

Ve non-binary kişiler sıklıkla tekil "they" kullanırlar

because they're not comfortable with he or she. Kalıp ifadeler

1:47

çünkü "he" ya da "she" ile kendilerini rahat hissetmezler.

Kültür

non-binary kişiler ve tekil they

Non-binary kişiler, cinsiyet kimliği yalnızca erkek ya da yalnızca kadın kategorisine girmeyen kişilerdir. Bazıları kişisel zamir olarak they/them kullanır. Bu kullanımda tekil they, bu zamiri kullanan tek bir kişiyi anlatır. Yalnızca birinin cinsiyetinin bilinmediği durumlarla sınırlı değildir. often sözcüğü de önemlidir: Bu kullanım yaygındır, ancak her non-binary kişi için geçerli değildir.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Her non-binary kişi they/them zamirlerini kullanır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

not comfortable with he or she: rahatsız olmak veya kabul etmek istememek

Not comfortable with..., bir şey konusunda huzursuz hissetmek ya da onu kabul etmeye istekli olmamak anlamına gelir. Bu cümlede comfortable fiziksel rahatlığı değil, psikolojik kabulü anlatır: bazı kişiler kendileri için he veya she kullanılmasını istemez. with'ten sonra isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: not comfortable with the label; not comfortable with sharing personal information. Olumsuz biçim, kişisel bir sınırı nazik ama açık şekilde ifade eder.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: I'm ____ discussing my medical history at work.

Cevabı göster

not comfortable with

There was a time in English when people used he Kültür

1:50

İngilizcede insanların genel olarak insanlardan bahsetmek için

to refer to general people.

1:53

"he" kullandığı bir zaman vardı.

Kültür

used he to refer to general people: tarihsel genel he kullanımı

Bu ifade, eski İngilizce geleneklerinin bazılarında he zamirinin genel anlamda kullanıldığını söyler: yalnızca bir erkeği değil, herhangi bir cinsiyetten kişiyi belirtmesi amaçlanabiliyordu. Buradaki general people, belirli bir erkek grubunu değil, genel olarak insanları anlatır. Bu tarihsel bilgi, eski metinlerde he zamirinin neden tüm cinsiyetleri kapsama amacıyla kullanılabildiğini açıklar. İfade geçmişteki bir geleneği anlatır; günümüz yazılarında bu geleneğin kullanılmasını önermez.

Alıştırma

Cümle hangi tarihsel kullanımı anlatıyor?

  1. he zamirinin herhangi bir cinsiyetten kişiyi gösterebildiği eski bir gelenek.
  2. Genel olarak insanların yalnızca erkekler anlamına geldiğini belirten bir kural.
  3. Günümüz İngilizcesinde herkes için he kullanılmasını öneren bir tavsiye.
Cevabı göster

he zamirinin herhangi bir cinsiyetten kişiyi gösterebildiği eski bir gelenek.

For example, in this sentence,

1:55

Örneğin, bu cümlede,

everyone worked according to his capacity, Dilbilgisi

1:57

herkes kendi ("his") kapasitesine göre çalıştı,

Dilbilgisi

everyone ... his capacity: tarihsel genel his kullanımı

Everyone dilbilgisi bakımından tekildir, ancak tüm insanları belirtir. Bu eski ifadede his, genel anlamlı bir iyelik biçimi olarak everyone sözcüğüne geri gönderme yapar: his capacity yalnızca bir erkeğin değil, her kişinin kendi yeteneği anlamına gelir. Günümüzün genel İngilizcesinde tekil their, amaçlanan kapsayıcı anlamı genellikle korur: Everyone worked according to their capacity.

Alıştırma

Everyone sözcüğünün herkesi kapsamasını ve cümlenin dilbilgisini koruyan en doğal güncel yeniden yazımı seçin.

  1. Everyone worked according to they capacity.
  2. Everyone worked according to their capacity.
  3. Everyone work according to their capacity.
Cevabı göster

Everyone worked according to their capacity.

which is from George Orwell's Animal Farm.

1:59

ki bu George Orwell'ın Hayvan Çiftliği adlı kitabındandır.

But now that sentence sounds old-fashioned and a little bit strange Kelime

2:01

Ancak şimdi bu cümle kulağa eski moda ve biraz garip geliyor

Kelime

old-fashioned and a little bit strange ile günümüz dilini değerlendirme

Burada sounds, ardından gelen sıfatları cümlenin günümüz dinleyicisinde bıraktığı izlenim olarak sunar. old-fashioned, ifadenin daha eski bir dil anlayışına ait olduğunu; strange ise artık garip veya doğal olmayan bir izlenim verdiğini belirtir. Birlikte güncel kullanımı değerlendirirler; cümlenin hiç anlaşılamadığı anlamına gelmezler. a little bit, strange sözcüğündeki eleştiriyi yumuşatır. Bu bağlamda ifade, herkesten söz ederken erkek zamiri kullandığı için konuşmacı bunun artık eskimiş ve yeterince kapsayıcı olmayan bir kullanım gibi gelebileceğini belirtiyor.

Alıştırma

Burada old-fashioned and a little bit strange ne anlatıyor?

  1. Bilerek nostaljik bir hava taşıdığı için şıktır.
  2. Dil bilgisi açısından imkânsızdır ve hiçbir anlamı yoktur.
  3. Anlaşılabilir, ancak günümüzde eskimiş ve tuhaf gelir.
Cevabı göster

Anlaşılabilir, ancak günümüzde eskimiş ve tuhaf gelir.

and it excludes all of the people on the farm Ton ve niyet

2:06

ve çiftlikte bulunan,

who were not male.

2:08

erkek olmayan tüm insanları dışlıyor.

Ton ve niyet

it excludes ... who were not male: sözcüklerle dışlama

it, önceki sözcük seçimine gönderme yapar. excludes all of the people ... who were not male, kullanılan ifadenin erkek olmayan kişileri konuşulan grubun dışında gösterdiği anlamına gelir. Kimsenin çiftlikten fiziksel olarak uzaklaştırıldığını anlatmaz. who were not male ilgi cümleciği, etkilenen kişileri belirtir. Daha genel olarak exclude, dilin toplumsal etkisini de anlatabilir: bir unvan veya zamir, kapsaması gereken kişilerin bir bölümünü temsil etmeyebilir.

Alıştırma

Örnekte excludes ne anlama geliyor?

  1. Kullanılan ifade, erkek olmayan kişileri tanımlaması gereken grubun dışındaymış gibi gösterir.
  2. Cümle, çiftlikte erkek olmayan hiç kimsenin yaşamadığını veya çalışmadığını kanıtlar.
  3. Birisi bu kişileri fiziksel olarak çiftlikten ayrılmaya zorladı.
Cevabı göster

Kullanılan ifade, erkek olmayan kişileri tanımlaması gereken grubun dışındaymış gibi gösterir.

When you say this sentence,

2:09

Bu cümleyi kurduğunuzda,

it's like the only people who worked were male Anlatım akışı

2:10

sanki çalışan sadece erkeklermiş gibi oluyor

and that's not true in the story.

2:12

ve hikayede bu doğru değil.

Anlatım akışı

It's like ...: bir şeyin yarattığı izlenimi anlatmak

Burada it's like, konuşanın kabul ettiği bir gerçeği değil, kullanılan ifadenin yarattığı izlenimi sunar. İfade, sanki yalnızca erkekler çalışmış gibi duyulur; cümlenin geri kalanı da bu izlenimi reddeder. Bir seçimin, kuralın veya mesajın neyi ima ediyor gibi göründüğünü açıklamak için It's like + yan cümle yapısını kullanabilirsiniz. like sonrasındaki yan cümle gerçeği değil, yanıltıcı bir çıkarımı anlatabilir.

Alıştırma

Hangi seçenek It's like yapısını doğrulanmış bir gerçeği değil, bir izlenimi anlatmak için kullanıyor?

  1. For example, some visitors use smartphones at the museum.
  2. The museum requires every visitor to carry a smartphone.
  3. It's like the museum assumes every visitor has a smartphone.
Cevabı göster

It's like the museum assumes every visitor has a smartphone.

And actually,

2:13

Ve aslında,

even at the time, Anlatım akışı

2:14

o zamanlar bile,

it was not necessary to use he

2:15

"he" kullanmak gerekli değildi

because the history of singular they is very long.

2:18

çünkü tekil "they" kullanımının geçmişi çok uzundur.

Anlatım akışı

Even at the time ... not necessary ... because ...: düzeltmeden önce geçmiş bağlamı kabul etmek

Even at the time dikkati daha önceki bir döneme yöneltir ve ödünleme anlamı katar: Tartışma yalnızca o tarihsel anla sınırlandırılsa bile he kullanmanın gerekli olmadığı savı geçerlidir. Bu, geçmişte he kullanmanın kaçınılmaz olduğu düşüncesine karşı çıkar. At the time bugünü değil, daha önce söz edilen dönemi belirtir. Cümlenin geri kalanı açık bir sav yapısı izler: it was not necessary to ... bir zorunluluk iddiasını reddeder, because ... ise bunu destekleyen nedeni verir. Not necessary, o dönemde hiç kimsenin he kullanmadığı anlamına gelmez; he'nin mevcut tek seçenek olmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle önceki bağlamı kabul ediyor, zorunluluk iddiasını reddediyor ve ardından bir neden veriyor?

  1. Even now, it is necessary to print every form because electronic copies are not accepted.
  2. Even at the time, it was not necessary to print every form because electronic copies were accepted.
  3. At the time, every form had to be printed because electronic copies were not accepted.
Cevabı göster

Even at the time, it was not necessary to print every form because electronic copies were accepted.

The first written example of singular they in English is, Kültür

2:20

İngilizcede tekil "they" kelimesinin ilk yazılı örneği,

drum roll please, Deyimler

2:25

lütfen davullar çalsın,

Deyimler

drum roll please: açıklamadan önce merak yaratmak

“Drum roll, please” kelime anlamıyla hızlı ve art arda davul vuruşları ister. Günlük konuşmada ise çoğu zaman bir cevabın, kazananın veya sürprizin açıklanmak üzere olduğunu bildiren eğlenceli bir işarettir; gerçekten bir davul bulunması gerekmez. Burada 1375 yılı açıklanmadan önce kısa ve teatral bir duraklama yaratarak açıklamayı daha heyecanlı hâle getirir.

Alıştırma

Sunucunun cümlesini bu dersteki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: And the winner is—____—Maya!

Cevabı göster

drum roll please

1375.

2:28

1375 yılındandır.

Kültür

The first written example ... is 1375: tarihle tarihsel kanıt sunmak

The first written example ... is 1375, tekil they için burada alıntılanan günümüze ulaşmış veya şu anda bilinen en eski yazılı kanıtın tarihini 1375 olarak gösterir. written sözcüğü, iddiayı incelenebilen yazılı kayıtlarla sınırlar. Tarihi belli bir örnek, bir dil biçiminin uzun bir geçmişi olduğu görüşünü destekleyebilir. Ancak bu, biçimin 1375'ten önce konuşmada hiç kullanılmadığını veya 1375'te icat edildiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

“the first written example ... is 1375” en doğrudan hangi yorumu destekler?

  1. Tekil they 1375'te resmen icat edildi.
  2. İnsanlar tekil they'i ilk kez 1375'te söylemeye başladı.
  3. Burada alıntılanan en eski yazılı kanıt 1375 yılına aittir.
Cevabı göster

Burada alıntılanan en eski yazılı kanıt 1375 yılına aittir.

That's 650 years ago

2:30

Yani 650 yıl önce,

and it's in a medieval poem called Willem and the Werewolf. Kültür

2:32

ve Willem ve Kurt Adam adlı ortaçağ şiirinde yer almaktadır.

Kültür

a medieval poem called Willem and the Werewolf: called ile eser başlığını belirtmek

A medieval poem, kaynağın Orta Çağ'dan bir şiir olduğunu belirtir. called Willem and the Werewolf ifadesi poem sözcüğünden sonra gelir ve şiirin adını verir; titled Willem and the Werewolf gibi işlev görür. Willem and the Werewolf adının tamamı eserin başlığıdır. Bir kişiye “kurt adam denildiği” anlamına gelmez. Buradaki kaynak bilgisi, yazılı örneğin daha eski bir tarihî metinde bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Başlığı belirtmek için call fiilinin doğru biçimini kullanın: We studied a medieval poem ____ The Wanderer.

Cevabı göster

called

I'm not going to quote it because

2:36

Alıntı yapmayacağım çünkü

it's in Middle English and Kültür

2:37

Orta İngilizce ile yazılmış ve

I don't speak Middle English.

2:38

ben Orta İngilizce konuşmuyorum.

Kültür

Middle English: tarihî bir dönemdir, intermediate English değildir

Middle English, İngilizce tarihindeki bir dönemin adıdır; Old English döneminden sonra ve Early Modern English döneminden önce kullanılmıştır. Genellikle yaklaşık 1100 ile 1500 yılları arasına tarihlenir ve bu dönemin adı olduğu için İngilizcede büyük harflerle yazılır. Burada middle, öğrenen kişinin seviyesini anlatmaz. Konuşmacı Middle English bilmediğini söyler çünkü bu dilin yazımı, sözcükleri ve dil bilgisi günümüz İngilizcesinden çok farklı olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede Middle English tarihî bir dil terimi olarak kullanılmıştır?

  1. The poem was written in Middle English.
  2. She studied English in middle school.
  3. The course teaches intermediate English.
Cevabı göster

The poem was written in Middle English.

But I'll give you a more recent quote. Anlatım akışı

2:40

Ancak size daha yakın tarihli bir alıntı vereceğim.

Here's an example from 1594.

2:42

İşte 1594'ten bir örnek.

Anlatım akışı

But I'll give you ... Here's an example from ...: alternatif bir örnek sunmak

Buradaki But, önceki düşünceyi reddetmez. Kanıtın sunulma biçimindeki değişikliği gösterir: konuşmacı, daha eski ve okunması zor bir alıntıyı kullanmak yerine daha yakın tarihli bir alıntı sunar. I'll give you... yerine kullanılacak malzemeyi önceden bildirir; Here's an example from... ise somut örneği hemen sunar. Bu iki aşamalı geçiş, dinleyicinin atlanan malzemeden daha anlaşılır bir örneğe geçişi takip etmesini kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi seçenek zor bir kaynaktan alternatif bir örneğe açıkça geçiş yapıyor?

  1. I disagree with the chart, but this year's report has an example.
  2. The original chart is hard to read, but I'll give you a clearer example. Here's one from this year's report.
  3. The original chart is hard to read, and here's the same unclear chart again.
Cevabı göster

The original chart is hard to read, but I'll give you a clearer example. Here's one from this year's report.

And every one to rest themselves betook. Dilbilgisi

2:48

Ve herkes ("every one") dinlenmeye çekildi ("themselves").

Dilbilgisi

every one ... themselves: tekil ve cinsiyet belirtmeyen dönüşlü gönderme

Alıntıda every one, «her bir kişi» anlamına gelir ve dil bilgisi bakımından tekildir. Themselves, tekil they aracılığıyla cinsiyeti belirtilmemiş bu kişiye gönderme yapar; bu nedenle eşleşme anlamlıdır ve otomatik olarak hata sayılmaz. Alıntı 1594 yılına aittir ve eski bir sözcük dizilişi kullanır. Bu eşleşme, cinsiyet belirtmeyen tekil themselves kullanımının tarihsel örnekleri olduğunu, modern İngilizcede yeni icat edilmediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede everyone sözcüğüne gönderme yapmak için cinsiyet belirtmeyen dönüşlü zamir doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Everyone should give themselves enough time to finish.
  2. Everyone should give yourselves enough time to finish.
  3. Everyone should give ourselves enough time to finish.
Cevabı göster

Everyone should give themselves enough time to finish.

There we have everyone Anlatım akışı

2:52

Orada "everyone" var

and then the reflexive pronoun themselves,

2:54

ve ardından dönüşlü zamir "themselves" geliyor,

which shows that this was already common usage in English Kelime

2:56

bu da bunun İngilizcede zaten yaygın bir kullanım olduğunu gösteriyor

Anlatım akışı

There we have everyone ... which shows that: kanıttan sonuca

Bu cümlede There we have everyone, alıntılanan dildeki belirli bir kanıta dikkat çeker. Yaklaşık olarak “işte everyone biçimi” anlamında bir sunma işlevi vardır; yalnızca gerçek bir konum bildirmez. which shows that... ilgi cümleciği, bu kanıttan onun desteklediği sonuca geçer. Buradaki which, everyone sözcüğünün ardından themselves gelmesi şeklindeki önceki gözlemin tamamına gönderme yapar. Bu nedenle that sözcüğünden sonraki bölüm alıntının parçası değil, konuşanın analizidir. Kanıtı önce veren bu düzen, alıntıları, örnekleri veya verileri açıklarken yararlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle önce kanıtı gösterip ardından bu kanıtın desteklediği sonucu belirtir?

  1. There we have the same date in both files, which asks whether the records are connected.
  2. The records are connected, which there we have the same date in both files.
  3. There we have the same date in both files, which shows that the records are connected.
Cevabı göster

There we have the same date in both files, which shows that the records are connected.

over 400 years ago.

3:00

400 yıldan daha uzun bir süre önce.

Kelime

already common usage in English over 400 years ago: 400 yıldan uzun süre önce zaten yaygın kullanım

common usage ifadesi, bir biçimin birçok konuşur tarafından düzenli olarak kullanıldığı veya gerçek İngilizcede olağan bir biçim olduğu anlamına gelir. Already ve over 400 years ago birlikte, bunun yakın zamanda ortaya çıkmış bir gelişme olmadığını vurgular: bu kullanım o uzak dönemde zaten yaygındı. Bu ifade, gerçek dil kullanımındaki bir örüntüyü bildirir. Bir otoritenin o tarihte bu biçimi resmen onayladığını ya da bunun ilk kez o zaman görüldüğünü söylemez.

Alıştırma

"It was already common usage in English over 200 years ago" ne anlama gelir?

  1. Bir otorite bunu tam 200 yıl önce resmen onayladı.
  2. Bir yazar bunu 200 yıldan daha uzun bir süre önce yalnızca bir kez kullandı.
  3. İngilizce konuşan birçok kişi bunu 200 yıldan daha uzun bir süre önce zaten kullanıyordu.
Cevabı göster

İngilizce konuşan birçok kişi bunu 200 yıldan daha uzun bir süre önce zaten kullanıyordu.

And that's a quote from a writer who you might have heard of. Ton ve niyet

3:01

Ve bu alıntı adını duymuş olabileceğiniz bir yazardan.

His name is William Shakespeare.

3:04

Onun adı William Shakespeare.

Ton ve niyet

who you might have heard of: mizahi bir hafife alma

Bu cümlede who you might have heard of ilgi cümleciği, yazarı kelime anlamıyla dinleyicilerin tanıyor olabileceği biri olarak anlatır. Sonraki cümlede bu kişinin İngilizcenin en ünlü yazarlarından William Shakespeare olduğu açıklanır. Bu nedenle belirsizlik ifadesi, apaçık gerçekten kasıtlı olarak çok daha zayıftır. Bu, mizahi bir hafife almadır: konuşmacı durumun gerektirdiğinden daha azını söyler. Burada might öncelikle gerçek bir şüpheyi anlatmaz; ünlü isim açıklandığında esprisi anlaşılan sakin ve hafif bir giriş yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle you might have heard of ifadesini en açık biçimde mizahi bir hafife alma olarak kullanıyor?

  1. You might have heard a noise outside.
  2. He's a local musician you might have heard of, but I'm not sure.
  3. She's a singer you might have heard of—her name is Taylor Swift.
Cevabı göster

She's a singer you might have heard of—her name is Taylor Swift.

To give you another slightly more modern quote, Anlatım akışı

3:06

Size biraz daha modern bir alıntı vermek gerekirse,

here's one from 1813.

3:08

işte 1813'ten bir tane.

Anlatım akışı

To give you another ... here's one from ...: sıradaki örneği sunmak

Başlangıçtaki To give you another slightly more modern quote bölümü, devam etmenin amacını belirtir: konuşmacı bir kanıt daha eklemek üzeredir. Another yeni alıntıyı daha önce ele alınan alıntıya bağlar; ardından here's one from 1813 belirli örneği sunar. Slightly more modern göreceli bir karşılaştırmadır. 1813 tarihli alıntının önceki alıntıdan biraz daha yeni olduğunu belirtir; 1813'ün bugün modern olduğu anlamına gelmez. Bu iki parçalı geçiş önce sıradaki örneği haber verir, sonra onu sunar.

Alıştırma

Geçişi dersteki iki parçalı kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ another recent example, ____ one from last year.

Cevabı göster

To give you · here's

You might recognize it

3:10

Bunu tanıyabilirsiniz

if you're a fan of historical romance. Kalıp ifadeler

3:11

eğer tarihi aşk romanları hayranıysanız.

Kalıp ifadeler

if you're a fan of historical romance: ilgi alanına göre bir kitleye seslenmek

Burada a fan of, 'bir şeyi çok seven kişi' anlamına gelir. Historical romance, geçmiş bir dönemde geçen romantik kurmacadır; dolayısıyla ifade elektrikli bir vantilatörü değil, bu türü seven birini belirtir. if you're a fan of + isim kalıbı bir ilgi alanını belirtir ve bu ilgiyi paylaşan kişilere seslenir. Genellikle bu kişilerin zaten sevebileceği veya tanıyabileceği bir öneriyi ya da konuyu tanıtır.

Alıştırma

'Bir türü çok seven kişi' anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Mina is ____ science fiction.

Cevabı göster

a fan of

To be sure, Kalıp ifadeler

3:16

Şüphesiz,

you knew no actual good of me,

3:17

benim hakkımda gerçekten iyi bir şey bilmiyordun,

but nobody thinks of that when they fall in love. Notlar

3:20

ama kimse ("nobody") aşık olduğunda ("they") bunu düşünmez.

Kalıp ifadeler

To be sure, ... but ...: resmî bir ödün ifadesi

Bu cümlenin başında To be sure, 'admittedly' veya 'it is true that', yani 'doğrusu' ya da 'gerçekten de' anlamındadır. Konuşan kişi, karşısındakinin onda gerçekten iyi hiçbir özellik bilmediğini önce kabul eder. Virgül ve daha sonra gelen but, ifadenin bilgiyi düzenleme görevini gösterir: To be sure, A, but B. Önce A kabul edilir, ardından B konuşanın daha önemli noktasını verir. Burada 'kontrol etmek için' anlamında bir amaç ifadesi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede cümle başındaki To be sure bir ödün ifadesi olarak kullanılmıştır?

  1. To be sure, the plan is expensive, but it may save time later.
  2. I called the office to make sure it was open.
  3. To be sure the door was locked, I checked it twice.
Cevabı göster

To be sure, the plan is expensive, but it may save time later.

Dilbilgisi

nobody ... they: Belirsiz zamire gönderme yapan tekil they

Nobody, bulunduğu cümlede dil bilgisel olarak tekil kabul edilir; bu yüzden fiil thinks olur. “Tek bir kişi bile yok” anlamına gelir ve kişinin cinsiyetini belirtmez. They, nobody kapsamındaki kimliği ve cinsiyeti belirtilmeyen kişiye gönderme yapar. Bu tekil they’dir; ancak ardından gelen fiil they biçimine uyar: they fall denir, they falls denmez. nobody ... they standart ve doğal İngilizcedir; sayı uyumu hatası değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede nobody ... they ile doğal fiil uyumu kullanılmıştır?

  1. Nobody know whether they need a ticket.
  2. Nobody knows whether they need a ticket.
  3. Nobody knows whether they needs a ticket.
Cevabı göster

Nobody knows whether they need a ticket.

Kalıp ifadeler

fall in love: romantik olarak âşık olmaya başlamak

Fall in love, birine karşı romantik sevgi duymaya başlamak veya âşık olma durumuna girmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki fall fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz. Kime âşık olunduğu belirtilmiyorsa fall in love kullanılır. Kişiyi belirtmek için fall in love with + kişi kullanılır. Zaman değişikliği fall üzerinde gösterilir: fall, fell, fallen.

Alıştırma

Cümleyi fall in love ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: They ____ while studying abroad.

Cevabı göster

fell in love

That was a quote from Jane Austen's Pride and Prejudice, Kültür

3:24

Bu Jane Austen'ın Gurur ve Önyargı romanından,

from near the end of the novel

3:28

romanın sonlarına doğru,

when Elizabeth Bennet

3:29

Elizabeth Bennet'in

finally agrees to marry Mr. Darcy Kalıp ifadeler

3:30

Mr. Darcy ile evlenmeyi nihayet kabul ettiği

Kültür

Jane Austen's Pride and Prejudice: yazar ve roman adı

Jane Austen's Pride and Prejudice hem yazarı hem de romanın adını belirtir. Jane Austen's biçimindeki iyelik yapısı Austen'ı yazdığı eserle ilişkilendirir; Pride and Prejudice ise iki kişilik özelliğinin sıradan bir betimlemesi değil, eserin tam adıdır. Cümle, alıntıyı romanın sonlarına, Elizabeth Bennet'ın Bay Darcy ile evlenmeyi kabul ettiği bölüme yerleştirir. Olay örgüsüne ait bu ayrıntı, söz edilen edebî anı belirler.

Alıştırma

Bu cümlede Jane Austen's Pride and Prejudice neyi belirtir?

  1. Romanda Jane Austen adlı bir karakter bulunduğunu.
  2. Konuşanın Jane Austen'a iki kişisel kusur yüklediğini.
  3. Yazarın Jane Austen, romanın adının da Pride and Prejudice olduğunu.
Cevabı göster

Yazarın Jane Austen, romanın adının da Pride and Prejudice olduğunu.

Kalıp ifadeler

finally agrees to marry Mr. Darcy: agree to + fiil

agrees to marry ifadesinde agree fiilinden sonra to + fiilin yalın hâli olan marry gelir. agree to do something kalıbı bir eylemi yapmayı kabul etmek anlamına gelir; bu nedenle burada agree marry dil bilgisine uygun değildir. Marry, evlenilecek kişiyi doğrudan nesne olarak alır: marry Mr. Darcy denir, marry with Mr. Darcy denmez. Finally, kabulün bir bekleyiş, tereddüt veya önceki gelişmelerden sonra gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Nina'nın Alex'in evlenme teklifini kabul ettiğini anlatmak için cümleyi agree to do ve marry yapısıyla tamamlayın: After thinking carefully, Nina ____ Alex.

Cevabı göster

agreed to marry

because he stops being so annoying. Ton ve niyet

3:32

çünkü artık o kadar da sinir bozucu olmadığı kısımdan bir alıntıydı.

Ton ve niyet

stops being so annoying: mizah yaratan gündelik bir özet

Burada because, karakter özetindeki olumlu değişim için bilerek çok açık ve sert bir neden sunar. stop being + adjective, kişinin o niteliğe artık sahip olmaması demektir; so ise annoying şeklindeki olumsuz yargıyı güçlendirir. Mizah, karmaşık bir romantik karakter gelişiminin gündelik bir şikâyete indirgenmesinden doğar. Cümle resmî bir edebiyat incelemesinden çok modern bir sohbet gibi duyulur; bu üslup karşıtlığı da hikâyenin ciddiyetini azaltır.

Alıştırma

Hangi cümle, görkemli bir konunun ciddiyetini gündelik bir açıklamayla azaltıp benzer bir mizah yaratır?

  1. The instructions are printed on the final page.
  2. The epic quest succeeds because the heroes finally read the instructions.
  3. The epic poem presents a sustained meditation on courage.
Cevabı göster

The epic quest succeeds because the heroes finally read the instructions.

So singular they is really useful Anlatım akışı

3:34

Yani tekil "they" kelimesi gerçekten çok kullanışlıdır

and really common

3:36

ve gerçekten çok yaygındır

and it has existed for centuries.

3:37

ve yüzyıllardır varlığını sürdürmektedir.

Anlatım akışı

So ... useful ... common ... existed for centuries: bilgileri biriktirerek sonuç oluşturmak

So, bu cümlenin yeni bir örnek değil, önceki örneklerden ve tarihsel kanıtlardan çıkarılan sonuç olduğunu gösterir. Konuşmacı daha sonra and ile üç iddiayı art arda ekler: useful pratik değeri, common kullanımın yaygınlığını, has existed for centuries ise tarihsel sürekliliği gösterir. Tekrarlanan bağlama yapısı, destekleyici noktaların kolayca izlenmesini sağlar ve tüm savı tek bir sonuçta toplar.

Alıştırma

Hangi cümle, farklı destek türlerini art arda ekleyerek bir savı So ile en iyi biçimde sonuçlandırır?

  1. However, the method introduces our next topic.
  2. For example, one team tried the method last Tuesday.
  3. So the method is simple and widely used, and it has worked for decades.
Cevabı göster

So the method is simple and widely used, and it has worked for decades.

The next time that you read a book or watch a film in English, Anlatım akışı

3:39

Bir daha İngilizce bir kitap okuduğunuzda veya film izlediğinizde,

see if you can find some examples.

3:43

bazı örnekler bulabilecek misiniz bir bakın.

Anlatım akışı

The next time that ... see if you can: gelecekte yapılacak bir görevi kurmak

The next time that + yan cümle önce zaman çerçevesini kurar: dinleyicinin bir dahaki sefere İngilizce bir kitap okuduğu veya film izlediği zamanı anlatır. Gelecekten söz edilse de bu zaman yan cümlesinde normalde you read ve you watch örneklerindeki gibi geniş zaman kullanılır. See if you can + fiilin yalın hâli daha sonra asıl görevi verir. Buradaki see yalnızca gözle görmek değil, “denemek veya kontrol etmek” anlamındadır. İki bölüm birlikte önce gelecekteki bir durumu tanıtır, ardından dostça bir gözlem görevi verir.

Alıştırma

Vurgulanan iki bölümlü görev kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ you visit a museum, ____ spot three animals in the paintings.

Cevabı göster

The next time that · see if you can

Anybody who wants to speak accurate and inclusive English Notlar

3:45

Doğru ve kapsayıcı İngilizce konuşmak isteyen herkes

Kelime

accurate and inclusive English: doğru ve kapsayıcı İngilizce

accurate and inclusive English ifadesinde accurate, sözcüklerin amaçlanan anlamı doğru biçimde aktarması ve kabul edilen kullanıma uyması demektir. Inclusive ise insanları gereksiz yere dışlamayan, göz ardı etmeyen veya yanlış tanımlamayan sözcükleri seçmek anlamına gelir. İki sıfat and ile bağlandığı için birbirine paralel iki hedef sunulur. Burada inclusive, İngilizcenin özellikle zamirler, hitap biçimleri ve kimlik tanımları yoluyla insanlardan nasıl söz ettiğiyle ilgilidir; İngilizcenin birçok farklı konuyu kapsaması anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede accurate and inclusive English ne anlama geliyor?

  1. Mümkün olduğunca çok konuyu kapsayan İngilizce
  2. Doğru kullanım yerine dostça sözcüklere önem veren İngilizce
  3. Doğru olan ve insanları gereksiz yere dışlamaktan veya yanlış tanımlamaktan kaçınan İngilizce
Cevabı göster

Doğru olan ve insanları gereksiz yere dışlamaktan veya yanlış tanımlamaktan kaçınan İngilizce

will make sure they use singular they.

3:48

tekil "they" kullanımından emin olacaktır.

Dilbilgisi

Anybody ... they use singular they: aynı tek kişiye gönderme yapmak

Anybody “herhangi bir kişi” anlamına gelir ve dilbilgisi açısından tekildir; bu nedenle ilgi cümlesinde wants kullanılır. O kişinin cinsiyeti belirtilmediği için sonraki they zamiri aynı kişiye gönderme yapabilir; buna tekil they denir. they use singular they ifadesinde they birdenbire birden fazla kişi anlamına gelmez. Anlamı tekil olsa bile they ile kullanılan normal fiil biçimini alır: uses değil, use.

Alıştırma

Cümleyi tekil they zamirinin özne biçimiyle tamamlayın: Anybody who wants to join the game should make sure ____ arrive before ten.

Cevabı göster

they

And even an old-fashioned person Anlatım akışı

3:51

Ve hatta eski kafalı bir insan bile,

who tells you that they isn't singular Dilbilgisi

3:52

size "they" kelimesinin tekil olmadığını söyleyen biri,

will use it themselves

3:54

onu kendisi ("themselves") kullanacaktır

when they're not paying attention.

3:55

hiç dikkat etmediği bir anda.

Anlatım akışı

even an old-fashioned person ... will use it themselves: en beklenmedik örnekle savı güçlendirmek

Even, an old-fashioned person ifadesini en beklenmedik örnek olarak sunar: tekil they kullanımından kaçınacak biri varsa, bunun they sözcüğünün tekil olamayacağını söyleyen kişi olması beklenir. Sonraki will use it themselves when they're not paying attention bölümü şaşırtıcı sonucu verir. Yapı, yalnızca başka bir kişinin de bunu yaptığını değil, bunu yapması en az beklenen bu kişinin bile yaptığını anlatır. Kişinin açıkça dile getirdiği inanç ile doğal davranışı arasındaki karşıtlık, konuşanın savını güçlendirir ve ironi yaratır. It, tekil they kullanımına gönderme yaparken themselves ve they're aynı old-fashioned person ifadesine, yani tek bir kişiye döner. Böylece cümle, savunduğu kullanımı kendisi de gösterir.

Alıştırma

even ... will use it themselves nasıl bir tartışma etkisi yaratıyor?

  1. Şaşkınlık belirtmeden bir kişiyi daha ekler.
  2. Yalnızca eski kafalı kişilerin tekil they kullandığını iddia eder.
  3. En beklenmedik kişiyi kanıt olarak sunar ve söyledikleriyle yaptıkları arasındaki karşıtlığı gösterir.
Cevabı göster

En beklenmedik kişiyi kanıt olarak sunar ve söyledikleriyle yaptıkları arasındaki karşıtlığı gösterir.

Dilbilgisi

they ... it ... they're: sözcüğe ve kişiye yapılan göndermeleri izleme

İlk they, bir kişiye gönderme yapmak için kullanılmıyor; İngilizce bir sözcük olarak anılıyor. Bu bölüm “‘they’ sözcüğü tekil değildir” şeklinde anlaşılmalıdır. Ardından it zamiri bu sözcüğe ya da sözcüğün tekil kullanımına gönderme yapar. they're not paying attention ifadesindeki they're, they are demektir. Buradaki they, bu iddiayı öne süren tek bir kişiye; themselves de aynı kişiye gönderme yapar. Tekil they bir kişiyi gösterebilir, ancak yine de they are/they're ve themselves biçimlerini kullanır.

Alıştırma

Cümledeki they, it ve they're ifadelerinin göndermelerini hangi açıklama doğru biçimde izliyor?

  1. Vurgulanan üç biçimin her biri farklı bir kişiye gönderme yapar.
  2. İlk they ile it, tartışılan sözcüğe ya da kullanıma gönderme yapar; they're içindeki they ise iddiayı öne süren kişiye gönderme yapar.
  3. It kişiye, they sözcüğünün iki kullanımı da bir gruba gönderme yapar.
Cevabı göster

İlk they ile it, tartışılan sözcüğe ya da kullanıma gönderme yapar; they're içindeki they ise iddiayı öne süren kişiye gönderme yapar.

Bye.

3:57

Hoşça kalın.