Işınlanma Sizi Öldürürdü: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Star Trek ışınlayıcısı, bir kopyanın kimliği ve kesintisiz bilinci koruyup korumadığını sorguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Ship of Theseus — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: bütün parçaları değiştirilen nesne sorununu ve beden değişimi, yeniden yapım, çoğaltma ilişkisini anlayın. 2. were a computer to claim — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “if a computer were to claim” ile eşdeğer koşul devrikliğini ve “how would you know?” sorusuna geçişini tanıyın. 3. with no one the wiser, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: değişimin kimse fark etmeden olduğunu, wiser'ın zekâ karşılaştırması olmadığını anlayın ve gizli bir olay ortaya çıkmadığında bu ifadeyi kullanın.
Bu derste
the transporter moves you from one spot to another,
0:01ışınlayıcı sizi bir noktadan diğerine taşır,
saving on shuttle fuel and special effects budgets. Öbek fiiller
0:03böylece mekik yakıtından ve özel efekt bütçelerinden tasarruf sağlar.
saving on: bir masrafı veya kullanımı azaltmak
Save on + bir masraf veya kaynak, o şey için daha az harcamak ya da onu daha az kullanmak demektir. Burada saving on, azaltılan iki unsuru tanıtır: mekik yakıtı ve özel efekt bütçeleri. Hikâye dünyasına ait bir kaynak ile gerçek bir yapım maliyetinin yan yana getirilmesi espriyi oluşturur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp save on + isim şeklindedir; save on fuel ve save on fees buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümle erken rezervasyonun tren yolculuğuna ödenen tutarı azalttığı anlamına gelir?
- Booking early can help you save on train fares.
- Checking the timetable can help you plan your train journey.
- Putting aside a little each week can help you save up for train fares.
Cevabı göster
Booking early can help you save on train fares.
sometimes two guys die horrible mutilated deaths under rare circumstances,
0:09bazen nadir durumlarda iki kişi korkunç şekilde parçalanarak ölür,
but trillions of individuals transport to work every morning without a hiccup. Deyimler
0:13ama trilyonlarca birey her sabah hiçbir aksilik yaşamadan işe ışınlanır.
without a hiccup: küçük sorun veya gecikme olmadan
Without a hiccup, küçük bir sorun, kesinti veya gecikme olmadan anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki hiccup, fiziksel hıçkırık anlamına gelmez; bir süreçteki kısa süreli aksaklığı temsil eder. Bu cümlede, sabah ulaşım düzeninin çok büyük bir ölçekte bile sorunsuz işlediğini anlatır. Baştan sona sorunsuz ilerleyen bir etkinliği veya süreci özetlemek için bu ifadeyi kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle yazılım güncellemesinin küçük bir sorun veya gecikme olmadan tamamlandığını söyler?
- The software update finished without a hiccup.
- The software update failed and had to be reversed.
- The software update paused twice but eventually finished.
Cevabı göster
The software update finished without a hiccup.
But what if the transporter isn't as safe as claimed? Dilbilgisi
0:17Peki ya ışınlayıcı iddia edildiği kadar güvenli değilse?
Ya... iddia edildiği kadar güvenli değilse?
What if, bir varsayımı sorgulayan olası bir durumu ortaya atar. Burada ışınlayıcının güvenli olduğu yönündeki açıklamayı soruya çevirir: Ya bu güvenlik iddiası yanlışsa? Not as safe as claimed, gerçek güvenlik düzeyinin insanların söylediği veya reklamını yaptığı düzeyden daha düşük olabileceğini belirtir. Claimed, "it was claimed to be" gibi bir düşüncenin kısaltılmış hâlidir; burada claim, “bir şeyin doğru olduğunu ileri sürmek” anlamındadır, “tazminat talep etmek” anlamında değildir.
Alıştırma
Olası bir riski ortaya atacak ve kaskın reklam edilen güvenlik düzeyinin altında kalabileceğini belirtecek şekilde soruyu tamamlayın: ____ the helmet ____ safe as claimed?
Cevabı göster
What if · isn't as
What if the death rate isn't point almost nothing percent,
0:20Ya ölüm oranı yüzde sıfır virgül bilmem kaç değil de,
but 100 percent because the transporter is a suicide box?
0:22ışınlayıcı bir intihar kutusu olduğu için yüzde 100 ise?
There are technical manuals with pages and pages of hilariously over-specific details
0:29Gülünç derecede aşırı spesifik detaylarla dolu sayfalarca teknik kılavuz var
Star Trek is nothing if not consistently inconsistent. Deyimler
0:36Star Trek, tutarlı bir şekilde tutarsız olmasıyla bilinir.
Nothing if not consistently inconsistent: kesinlikle düzenli biçimde tutarsız
Nothing if not X, en azından X özelliğinin inkâr edilemeyeceğini vurgulayan bir kalıptır. Olumsuz görünen sözcüklerine rağmen gerçekte “kesinlikle X” veya “her şeyden önce X” anlamına gelir. Burada consistently, inconsistent sözcüğünü niteler. Bilerek oluşturulan bu çelişkili ifade, Star Trek'in tekrar tekrar değiştiğini veya kendi içinde çeliştiğini, dolayısıyla tutarsızlığının bile düzenli olduğunu anlatır. Böylece alaycı ve eleştirel bir espri ortaya çıkar.
Alıştırma
"The editor is nothing if not careful," cümlesindeki ifade ne anlama gelir?
- Editör dikkatli değildir.
- Editör yalnızca gerektiğinde dikkatlidir.
- Editör kesinlikle dikkatlidir.
Cevabı göster
Editör kesinlikle dikkatlidir.
taking the most common elements: analiz için bir temel belirlemek
Bu giriş ifadesinde taking, bir şeyi temel olarak kullanmak veya seçmek anlamına gelir. Bir şeyi fiziksel olarak almayı ya da kaldırmayı anlatmaz. Konuşmacı önce farklı sürümlerde en sık tekrarlanan özellikleri seçer, ardından açıklamasına devam eder. Bu -ing yan cümlesi bir çerçeve kurar: Taking X, ..., If we take X as our starting point, ... demenin daha kısa bir yoludur. Ardından gelen ana ifadede hangi seçim ölçütünün kullanıldığını dinleyiciye önceden bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sonuç vermeden önce seçim ölçütünü belirtmek için Taking ... yapısını kullanıyor?
- Taking the reports off the desk, we made room for lunch.
- Taking the most reliable reports, we can build a basic timeline.
- The most reliable reports describe the timeline.
Cevabı göster
Taking the most reliable reports, we can build a basic timeline.
first the transporter scans you down to the quark,
0:41ışınlayıcı önce sizi kuark seviyesine kadar tarar,
takes apart: bir bütünü parçalarına ayırmak
Burada takes apart, bir bütünü parçalara ayırmak veya parçalarını birbirinden ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede makinenin vücudunu oluşturan atomları birbirinden ayırdığı belirtilir; atomları başka bir yere taşıdığı söylenmez. Aynı ifade mecazi olarak da kullanılabilir. Özellikle bir şeyin nasıl çalıştığını anlamak veya zayıf yanlarını bulmak amacıyla onu parça parça incelemek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi take apart ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın. Zamiri doğru konuma yerleştirin: The radio was broken, so I ____ to look for the loose wire.
Cevabı göster
took it apart
and sends the pieces of you to the destination for reassembly.
0:44ve parçalarınızı yeniden birleştirilmek üzere hedefe gönderir.
on the other end: bir bağlantının öbür ucu
On the other end, bir bağlantının öbür ucunda olmak anlamına gelir. Bu cümlede bağlantı, ışınlanma rotasıdır; dolayısıyla konuşan kişi varış noktasındaki kişinin sen olup olmadığını sorar. Bu ifade telefon hattı, kablo, tünel, rota veya benzer bir bağlantı aracılığıyla ulaşılan bir kişi ya da nesne için kullanılabilir. End sözcüğünün neyi anlattığını bağlantının türü belirler; mutlaka bir nesnenin fiziksel ucu olması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve telefon bağlantısının öbür ucunda anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I heard a child laughing ____.
Cevabı göster
on the other end
a hell of a: güçlü gündelik vurgu
A hell of a, güçlü ve gündelik bir pekiştiricidir. A hell of a big question ifadesinde big sözcüğünü güçlendirir: Konuşan kişi sorunun son derece büyük, zor veya önemli olduğunu anlatır; cehennemle gerçek anlamda bir bağlantı kurmaz. Buradaki kalıp a hell of a + sıfat + tekil sayılabilen isim şeklindedir. Hell sözcüğünden önce bir artikel, sonraki isim öbeğini tanıtan başka bir artikel bulunur. İkinci artikeli atmayın; sonraki sözcük ünlü sesiyle başlıyorsa an kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle güçlü ve gündelik bir vurgu için a hell of a ifadesini doğru kullanıyor?
- That was a hell of difficult exam.
- That was hell of a difficult exam.
- That was a hell of a difficult exam.
Cevabı göster
That was a hell of a difficult exam.
but let's try to be good scientists about it.
0:55ama bu konuda iyi birer bilim insanı gibi davranmaya çalışalım.
We don't assume there's a magic part of you that can't be measured.
0:57Sizin ölçülemeyen sihirli bir parçanız olduğunu varsaymıyoruz.
Gerekçe ekleyen bir bağlaç olarak After all
After all, az önce belirtilen bir yargıyı destekleyen veya açıklayan bir gerekçe sunar. Burada sonraki yan cümlenin önceki yargıyı ya da sonucu desteklediğini gösterir. Olayları zaman içinde ileri taşımaz. Eklenen gerekçeyi zaten açık, ilgili veya belirleyici bir unsur olarak sunup düşünce akışını düzenler.
Alıştırma
Sonraki kısmı zaten açık olan destekleyici bir gerekçe şeklinde sunmak için yukarıda öğretilen iki kelimelik bağlaçla cümleyi tamamlayın: We can trust Leo with the key. ____, he has looked after the house before.
Cevabı göster
After all
that means by definition it can't affect anything. Kalıp ifadeler
1:02bu tanımı gereği hiçbir şeyi etkileyemeyeceği anlamına gelir.
Anlamın içinde bulunan bir sonuç için by definition
By definition, bir ifadenin bir sözcüğün veya kavramın kabul edilmiş anlamından doğrudan çıktığı için doğru olduğunu belirtir. Burada can't affect anything ifadesini kullanılan tanımın zorunlu bir sonucu olarak sunar. Bu ifade, gözleme veya ek kanıta dayalı bir sonucu değil, tanıma dayalı bir sonucu işaretler. Öncül gerçekten tanımın içinde bulunmalıdır; temelsiz bir iddiaya by definition eklemek onu zorunlu bir gerçeğe dönüştürmez.
Alıştırma
Hangi cümlede by definition doğru kullanılmıştır?
- This café serves the best coffee by definition.
- The train will be late by definition.
- A triangle has three sides by definition.
Cevabı göster
A triangle has three sides by definition.
Yaratıcı fiil kullanımı: Occam's razor it away
Occam'ın usturası, birbiriyle yarışan açıklamalar aynı ölçüde işe yarıyorsa gereksiz varsayımları daha az olanın tercih edilmesi gerektiğini söyleyen ilkedir. Burada Occam's razor yaratıcı biçimde geçici bir fiil olarak kullanılıyor. it bu fiilin nesnesi, away ise fikri ortadan kaldırılacak bir şey olarak sunuyor. Bu nedenle ifade, “gereksiz bir karmaşıklık olduğu için onu elemek veya ortadan kaldırmak” anlamına gelir ve kısa, nükteli bir etki yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede Occam's razor it away ne anlama geliyor?
- Gerçek bir usturayla onu kesmek.
- Gereksiz bir karmaşıklık olduğu için onu elemek.
- Daha fazla varsayım ekleyerek onu desteklemek.
Cevabı göster
Gereksiz bir karmaşıklık olduğu için onu elemek.
a collection of atoms arranged to think they're you.
1:08kendilerini siz sanacak şekilde düzenlenmiş bir atom topluluğu.
And because the arrangement of atoms in post-transport you is exactly the same as pre-transport,
1:11Ve ışınlanma sonrası atomlarınızın dizilimi ışınlanma öncesi ile tamamen aynı olduğu için,
Case closed. ile kesin sonuca varıldığını ilan etme
Case closed. hukuk ve soruşturma dilinden alınmış kısa bir kapanış ifadesidir. Sıradan bir tartışmada, kanıtların meseleyi çözdüğünü ve artık tartışmaya gerek kalmadığını söyler. Güçlü bir kesinlik ve bitiş hissi yarattığı için dramatik bir dönüşü düzenlemek amacıyla da kullanılabilir. Buradaki kesinlik kasıtlı olarak erkendir: ardından gelen But meseleyi yeniden açar ve ifadeye ironik, teatral bir etki kazandırır.
Alıştırma
Bir konuşmacı “Case closed. But then a new witness appears.” diyor. But öncesindeki Case closed. nasıl bir etki yaratıyor?
- Herkesi nazikçe tartışmaya devam etmeye çağırır.
- Bir bitiş hissi yaratır ve sonraki ifade bunu tersine çevirir.
- Yalnızca bir mahkeme binasının fiziksel olarak kapandığını bildirir.
Cevabı göster
Bir bitiş hissi yaratır ve sonraki ifade bunu tersine çevirir.
nagging feeling: geçmek bilmeyen bir endişe
Burada a nagging feeling, bir şeylerin yanlış olduğunu açıkça kanıtlayamasanız bile tekrar tekrar ortaya çıkan bir endişe veya şüphedir. Nagging, bu hissin kalıcı ve uzaklaştırılması zor olduğunu anlatır. Nagging burada sıfat görevindedir; bir kişinin sürekli şikâyet ettiği veya dırdır ettiği anlamına gelmez. Bu ifade, a nagging feeling that something is missing örneğindeki gibi, huzursuz eden düşüncenin içeriğini veren bir that yan cümlesiyle sıkça kullanılır.
Alıştırma
Tekrar tekrar ortaya çıkan bir endişeyi anlatan iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even after checking the figures twice, Lena still had a ____ that something was wrong.
Cevabı göster
nagging feeling
then nothingness eternal.
1:24ve ardından sonsuz bir hiçlik olacağına dair o rahatsız edici his kalabilir.
a brand new life complete with all your memories up to the moment before your death
1:27ölümünüzden bir an öncesine kadar tüm anılarınıza sahip yepyeni bir yaşam formunun
popped into existence and assumed it's you. Kalıp ifadeler
1:31aniden var olduğu ve siz olduğunu sandığı gerçeği varken.
popped into existence: bir anda var olmak
Burada popped into existence, “bir anda var olmaya başladı” anlamına gelir. Popped fiili değişimi anlık ve canlı gösterir; yeni varlık yavaş yavaş gelişmek yerine birdenbire ortaya çıkmış gibidir. Yapı pop + into + yeni bir durum şeklindedir. Into existence ortaya çıkan yeni durumu belirtir. Pop burada mecazidir; herhangi bir şeyin patladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bir anda var olmaya başladı” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: As soon as I pressed the button, a glowing map ____ above the table.
Cevabı göster
popped into existence
How could it otherwise?: Başka türlü nasıl olabilirdi?
How could it otherwise? kısaltılmış, retorik bir sorudur ve “Başka türlü nasıl olabilirdi?” ya da “Nasıl farklı olabilirdi?” anlamına gelir. Konuşan kişi gerçekten başka bir seçenek istemez; az önce söylenen gerçeklerin başka bir sonucu imkânsız ya da mantıksız kıldığını vurgular. Buradaki otherwise, “az önce söylenenden farklı bir şekilde” demektir. Bu bağlamda be fiili anlamdan çıkarılır; cümlenin açık biçimi How could it be otherwise? olur. Buradaki it, az önce tanıtılan yeni kopyayı gösterir ve konuşan kişi onun kimliğinin önceki gerçeklerden kaçınılmaz olarak çıktığını düşünür.
Alıştırma
Konuşan How could it otherwise? dediğinde neyi ima eder?
- Birinin başka bir seçenek seçmesini istiyor.
- Makul olarak farklı olamazdı.
- Ne olduğunu bilmiyor.
- Bundan sonra ne yapması gerektiğini soruyor.
Cevabı göster
Makul olarak farklı olamazdı.
and a new creature with the memories of you both
1:37ve ikinizin de anılarına sahip yeni bir yaratık
makes it back: geri dönmeyi başarmak
Make it back, genellikle zor, tehlikeli veya zaman sınırlı bir yolculuktan sonra bir yere başarıyla geri dönmeyi anlatan günlük bir ifadedir. makes it back to the ship cümlesinde özne gemiye geri dönmeyi başarır. Make it, bir yere ulaşmayı ya da bir işi başarmayı başarmak anlamı taşır; back ise daha önce bulunulan yere geri dönme fikrini ekler. Bu nedenle ifade hem başarıyı hem de geri dönüşü anlatır; bir şeyi üretmek veya yapmak anlamına gelmez. Özne üçüncü tekil şahıs olduğu için make, makes biçimine dönüşür.
If true: kısaltılmış bir koşul cümleciği
"If true" kısaltılmış bir koşul cümleciğidir. Burada "If this is true," anlamına gelir; bağlamdan zaten anlaşılan this öznesi ve is fiili çıkarılmıştır. Bu ifade, iddianın doğru olduğunu kesin olarak söylemez. İddiayı geçici olarak bir koşul kabul eder ve bu koşuldan doğacak sonucu sunar.
Alıştırma
Cümleyi "If the claim is true" ifadesinin kısa biçimiyle tamamlayın: ____, the school will review the policy.
Cevabı göster
If true
multiply this by all the life forms in all the ships in all the star systems
1:41bunu tüm yıldız sistemlerindeki tüm gemilerde bulunan tüm yaşam formlarıyla çarpın,
and this transport technology is a silent holocaust,
1:45bu ışınlanma teknolojisi sessiz bir soykırımdır,
which makes an average episode of Trek rather grim watching.
1:48bu da ortalama bir Star Trek bölümünü izlemeyi oldukça ürkütücü kılıyor.
And it's a small mercy when a crew member takes the turbolift rather than site-to-site transport.
1:52Ve bir mürettebat üyesinin noktadan noktaya ışınlanmak yerine turbolifti kullanması ufak bir lütuftur.
check out: kontrol edilince doğru çıkmak
"the measurements check out" ifadesinde "check out" geçişsizdir ve ölçümlerin incelendikten sonra doğru, tutarlı veya sorunsuz çıktığını belirtir. Test edilen bilgi cümlenin öznesidir. Bu yapı, kontrolün başarılı bir sonuç verdiğini bildirir.
Alıştırma
Hangi cümlede check out, “kontrol edilince doğru çıkmak” anlamında kullanılmıştır?
- We need to check out of the hotel by eleven.
- The numbers check out, so we can publish the report.
- Let's check out the new science museum.
Cevabı göster
The numbers check out, so we can publish the report.
step inside already ifadesinde sonda gelen sabırsız already
Bu emirde already, kişinin daha önce içeri girmiş olduğu anlamına gelmez. step inside emir ifadesinin sonunda baskı katar: konuşan kişi gecikmenin bitmesini ister ve aslında “Şimdi içeri gir, artık bekleme” demektedir. Cümle sonundaki bu kullanım zamanı değil, sabırsızlığı veya bıkkınlığı gösterir. Bir emirden sonra already duyduğunuzda bunun öfkeli bir acele ettirme olup olmadığını anlamak için duruma ve ses tonuna bakın.
Alıştırma
“Step inside already” cümlesinde already nasıl bir tutum katar?
- Konuşan kişi diğer kişinin daha önce içeri girdiğine inanır.
- Konuşan kişi diğer kişinin içeride olup olmadığını sakince sorar.
- Konuşan kişi sabırsızdır ve diğer kişinin oyalanmayı bırakmasını ister.
Cevabı göster
Konuşan kişi sabırsızdır ve diğer kişinin oyalanmayı bırakmasını ister.
But atom reassembly is the optimistic version
2:03Fakat atomların yeniden birleşmesi iyimser bir senaryodur
and can't be how the transporter really works
2:06ve ışınlayıcının gerçekte çalışma şekli bu olamaz
because sometimes accidents combine two crew into one
2:09çünkü bazen kazalar iki mürettebatı tek bir kişide birleştirir
There aren't enough atoms in you to make a second you,
2:14İçinizde ikinci bir 'siz' yapacak kadar atom yok,
but the philosophy majors in the room are dying to bring up the Ship of Theseus now, Notlar
2:27ama odadaki felsefe öğrencileri şimdi Theseus'un Gemisi'ni gündeme getirmek için can atıyor,
be dying to + fiilin yalın hâli
Be dying to + fiilin yalın hâli, birinin bir şeyi yapmayı çok istediğini anlatan gündelik ve abartılı bir ifadedir. Burada are dying to bring up, felsefe öğrencilerinin Theseus'un Gemisi'nden söz etmeye son derece istekli olduğu anlamına gelir; kimse gerçekten ölmek üzere değildir. Bu ifade eğlenceli ve dramatik bir hava katabilir. Bu cümlede ölümle olan gerçek anlam bağlantısı, tartışılan konunun yanında kara mizah içeren bir kelime oyunu da yaratır.
Alıştırma
Çok güçlü bir isteği anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I'm ____ see the final episode tonight.
Cevabı göster
dying to
bring up: bir konuyu gündeme getirmek
Burada bring up, “insanların tartışabilmesi için bir konuyu gündeme getirmek” anlamına gelir. Felsefe öğrencileri Theseus'un Gemisi'ni konuşmanın bir parçası yapmak istiyor. Bu anlamdaki bring up ayrılabilen bir öbek fiildir: bring up the topic ve bring the topic up kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse ortaya koyun: bring it up deyin, bring up it demeyin.
Alıştırma
“Maya brought up the deadline during the meeting.” cümlesinde Maya ne yaptı?
- Son teslim tarihini bir konu olarak gündeme getirdi.
- Son teslim tarihini daha erkene aldı.
- Son teslim tarihini erteledi.
- Son teslim tarihiyle ilgili tartışmayı bitirdi.
Cevabı göster
Son teslim tarihini bir konu olarak gündeme getirdi.
Ship of Theseus: parçalar değiştirildikten sonraki kimlik
Theseus'un Gemisi, zaman içinde kimliğin korunup korunmadığıyla ilgili bir düşünce deneyidir. Bir geminin tahtalarının, özgün parçaların hiçbiri kalmayana kadar tek tek değiştirildiğini düşünün: hâlâ aynı gemi midir? Burada bu ad, fiziksel parçaları değişirken bir şeyin aynı şey olarak kalıp kalamayacağının tartışıldığını gösterir. Hikâyedeki sıradan bir gemi adı değil, felsefi bir göndermedir.
Alıştırma
Bir bisikletin kadrosu, tekerlekleri ve diğer bütün parçaları yıllar içinde değiştirilmiştir. Birisi neden buna “Ship of Theseus” sorunu diyebilir?
- Bisiklet bir gemide kullanılmak üzere tasarlandığı için.
- Yeni parçaları bisikletin onarılmasını imkânsız kıldığı için.
- Bisikletin hâlâ aynı bisiklet olup olmadığı sorusunu ortaya çıkardığı için.
- Her eski bisiklet Antik Yunan'dan geldiği için.
Cevabı göster
Bisikletin hâlâ aynı bisiklet olup olmadığı sorusunu ortaya çıkardığı için.
get worn: durum değişimi için get + past participle
Burada get + past participle bir duruma geçişi anlatır. get worn, parçaların kullanım sonucu yavaş yavaş zarar görmesi veya aşınması demektir; worn, wear fiilinin past participle biçimidir ve burada kıyafet giymeyi anlatan etkin bir anlam taşımaz. Bu yapı çoğu zaman öznenin bilinçli olarak yaptığı bir eylemden ziyade kasıtsız veya aşamalı bir değişimi vurgular.
Alıştırma
“Kullanım sonucu yavaş yavaş zarar görmek” anlamındaki get + past participle ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After years of daily use, the gears can ____ and need replacing.
Cevabı göster
get worn
you replace each until eventually no piece is original.
2:36hiçbir orijinal parça kalmayana dek her birini değiştiriyorsunuz.
is the Ship of Theseus still the same Ship of Theseus you left on?
2:40Theseus'un Gemisi, yola çıktığınız Theseus'un Gemisi ile hâlâ aynı mı?
Ship of Theseusing ... Cutty Sarked: özel adlardan türetilen eğlenceli fiiller
Vurgulanan iki biçim, özel adlardan türetilmiş eğlenceli ve anlık fiillerdir. Ship of Theseusing, Ship of Theseus adını -ing alan bir biçime dönüştürür; bu cümlede, kişinin parçaları yavaş yavaş değiştirilirken yaşamını sürdürmesi anlamına gelir. Cutty Sarked ise Cutty Sark adına -ed ekler; burada karşılaştırmadaki gemi gibi zarar görmek veya yok edilmek ve ardından yeni parçalarla yeniden yapılmak anlamındadır. Önemli olan bunları sözlük maddeleri gibi ezberlemek değil, ortak bağlamdan amaçlanan eylemi çıkarmaktır. Ekler yine de dil bilgisel işlev taşır: Theseusing devam eden bir süreci sunarken Cutty Sarked, getting sonrasında kullanılan bir past participle biçimidir ve kişinin başına ne geldiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan iki biçimi en iyi hangi yorum açıklar?
- İkisi de gemiyle yolculuk etmek anlamına gelen standart sözlük fiilleridir.
- -ing ve -ed ekleri yalnızca süstür ve dil bilgisel işlevleri yoktur.
- İkisi de özel adlardan türetilmiş, bağlama bağlı ve eğlenceli fiillerdir.
Cevabı göster
İkisi de özel adlardan türetilmiş, bağlama bağlı ve eğlenceli fiillerdir.
shouldn't matter, right?: onay isteme
shouldn't matter yan cümlesi konuşanın vardığı sonucu ortaya koyar. Cümle sonundaki right? ise dinleyiciden bu sonucu doğrulamasını veya kabul etmesini ister; bu, yeni bilgi isteyen tamamen tarafsız bir soru değildir. Bir tartışmada bu kalıp, dinleyiciyi nazikçe uzlaşmaya yöneltebilir veya konuşanın açık gördüğü bir sonucu reddetmesi için ona meydan okuyabilir. Ne kadar baskılı duyulduğu bağlama ve tonlamaya bağlıdır.
Alıştırma
"The figures should match, right?" cümlesinde right? temel olarak ne yapar?
- Konuşanın cevapla ilgili hiçbir beklentisi olmadığını gösterir
- Figures sözcüğünün yeni bir tanımını sorar
- Dinleyiciyi konuşanın zaten benimsediği bir sonucu doğrulamaya davet eder
Cevabı göster
Dinleyiciyi konuşanın zaten benimsediği bir sonucu doğrulamaya davet eder
step into a working transporter with a broken disassembler
3:13parçalayıcısı bozuk olan çalışan bir ışınlayıcıya adım attığınızda
wait around: boş boş beklemek
Wait around, genellikle yapacak yararlı bir şey olmadan bir yerde bir süre kalıp beklemek anlamına gelir. Buradaki around kesin bir konum belirtmez; oyalanıp kalma hissi ekler. Sade wait ile karşılaştırıldığında wait around çoğu zaman sabırsızlık, zaman kaybı veya beklemeyi sürdürme isteksizliği çağrıştırır. Bu cümlede olumsuz gelecek yapısı, kişinin gecikme boyunca orada kalmasının beklenmediğini söyler.
Alıştırma
"Beklerken yapacak pek bir şey olmadan bir yerde kalmak" anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: I can't ____ all afternoon for the repair team.
Cevabı göster
wait around
is no consolation: teselli olmamak
Be no consolation, bir olayın ya da sonucun kayıp, tehlike veya hayal kırıklığından sonra kişiyi daha iyi hissettirmemesi demektir. Bu cümlede kopyanın ulaşması asıl kişiyi teselli edemez. Yapı, özne + be + no consolation biçimindedir ve özne görünüşte olumlu olan gerçeği belirtir. Kimin teselli bulmadığını söylemek için to + kişi eklenebilir.
Alıştırma
Cümleyi “onları daha iyi hissettirmez” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The concert has been canceled. Knowing that next week's show is still happening ____ to fans who traveled here today.
Cevabı göster
is no consolation
so why worry about the metaphysical implications of fictional technology?
3:38o zaman neden kurgusal bir teknolojinin metafiziksel sonuçları hakkında endişelenelim?
Because the transporter points us to the problem of consciousness. Kalıp ifadeler
3:42Çünkü ışınlayıcı bizi bilinç sorununa yönlendirir.
points us to: dikkatimizi yöneltir
Point someone to something, bir kişinin dikkatini, düşüncesini veya arayışını bir konuya, ipucuna ya da kaynağa yöneltmek demektir. Burada ışınlayıcı örneği bizi bilinç sorununu düşünmeye yönlendirir; fiziksel olarak parmakla işaret etme anlamı yoktur. Yapı, point + kişi + to + hedef biçimindedir. Hedef bir internet sitesi veya danışma masası gibi somut ya da bir açıklama veya sorun gibi soyut olabilir.
Alıştırma
“Dikkatimizi ... yöneltir” anlamındaki ifadeyi seçin: The sudden drop in sales ___ a problem with the new design.
- points us to
- points us at
- points to us
Cevabı göster
points us to
We were quick to cut out the idea of the unmeasurable before
3:46Ölçülemeyen kavramını daha önce çabucak rafa kaldırmıştık
because everything we can measure about the copy is identical.
3:48çünkü kopya hakkında ölçebildiğimiz her şey birebir aynı.
The transporter forces confrontation with the possibility
3:55Işınlayıcı bizi şu olasılıkla yüzleşmeye zorluyor:
how would we know that other brains are conscious?
4:07diğer beyinlerin bilinçli olduğunu nasıl bilebilirdik?
you can really only know that you are conscious
4:10sadece kendinizin bilinçli olduğunu gerçekten bilebilirsiniz
and it seems polite to give other people the benefit of the doubt. Deyimler
4:13ve diğer insanlara şüphe payı bırakmak sadece kibarlık gibi görünüyor.
Şüphe durumunda karşı tarafa iyi niyet payı tanımak
“the benefit of the doubt” ifadesi, “give someone the benefit of the doubt” deyiminin bir parçasıdır. Kanıtlar eksikken bir kişi hakkında onun lehine bir açıklamayı seçmek, hemen onun hatalı olduğuna karar vermemek anlamına gelir. Buradaki benefit maddi bir kazanç değil, o kişiyi geçici olarak iyi niyetle değerlendirme payıdır. Kalıplaşmış ifade of the doubt şeklindedir; daha sonra yeni kanıtlar ortaya çıkarsa fikrini değiştirebilirsin.
Alıştırma
Sabit ifadeyi tamamla: I'll give her ____ and ask what happened.
Cevabı göster
the benefit of the doubt
But were a computer to claim that it was conscious, Dilbilgisi
4:16Ancak bir bilgisayar bilinçli olduğunu iddia etseydi,
Resmî devrik koşul: were a computer to claim ... how would you know?
“were a computer to claim” resmî ve devrik bir koşul yapısıdır. Normal sözdizimi “if a computer were to claim” olurdu: were öznenin önüne geçer, to claim ise hayal edilen olayı bir olasılık olarak sunar. “How would you know?” böyle hayalî bir durumda karar vermeni sağlayacak kanıtın ne olacağını sorar. Would, koşulun sonucunu gösterir; bu yüzden soru geçmişte yaşanmış bir olayla değil, varsayımsal bir sonuçla ilgilidir.
Alıştırma
Resmî devrik koşul cümlesini tamamla: ____ a computer ____ claim that it was conscious, how would you know?
Cevabı göster
Were · to
Your continuous stream of consciousness is your life Kelime
4:21Sürekli bilinç akışınız sizin hayatınızdır
stream of consciousness: kesintisiz öznel deneyim
Bu cümlede stream of consciousness, kişinin öznel deneyiminin kesintisiz akışı, yani düşüncelerin, duyumların, duyguların ve anıların sürekli değişmesi anlamına gelir. Stream, sürekliliği anlatan bir benzetmedir; birbirinden kopuk düşünceler bütünü değildir. Bu terim, bir karakterin düşüncelerini taklit eden edebî bir anlatım tekniğini de adlandırabilir, ancak burada bu anlamda kullanılmaz. Burada, yaşamın ya da kimliğin sürekli deneyimlenen bilinçle bağlantılı olduğu yönündeki felsefi görüşü destekler.
Alıştırma
Bir kişinin düşüncelerinin, duygularının, algılarının ve anılarının geniş ve sürekli akışını en iyi hangi ifade adlandırır?
- state of mind
- stream of consciousness
- train of thought
Cevabı göster
stream of consciousness
making a copy that lives the life that you have left
4:35sizin bıraktığınız hayatı yaşayan bir kopya yaratarak
with no one the wiser: kimsenin fark etmemesi veya gerçeği öğrenmemesi
With no one the wiser, bir şeyin gerçekleştiği hâlde kimsenin bunu fark etmediğini, gerçeği öğrenmediğini veya eksik olan bilgiyi edinmediğini anlatan bir deyimdir. Buradaki wiser, “daha zeki” değil, “daha bilgili” anlamındadır. İfade, sonucu veya eşlik eden durumu ekleyen bir with yapısıdır: kopya kişinin hayatını sürdürürken dışarıdakiler herhangi bir şeyin değiştiğinden habersiz kalabilir.
Alıştırma
Kimsenin gizli eylemi fark etmediğini anlatan deyimi tamamlayın: She returned the key before dawn, with ____.
Cevabı göster
no one the wiser
while transporters aren't real ... breaks in consciousness are: taviz bildiren while ve eksiltilmiş real
Buradaki while bir taviz ve karşıtlık bildirir; “-mesine rağmen” veya “her ne kadar … olsa da” anlamındadır. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini anlatmaz, iki gerçeği karşılaştırır. Cümlenin sonundaki are, are real ifadesinin eksiltilmiş hâlidir. real daha önce söylendiği için ikinci bölümde yalnızca are bırakılmıştır; böylece karşıtlık kısa ve güçlü olur.
Alıştırma
“While transporters aren't real, breaks in consciousness are” cümlesinde while ve sondaki are neyi gösterir?
- while bir neden bildirir ve sondaki are hiçbir anlam taşımaz
- while “... sırasında” demektir ve sondaki are, are not real ifadesinin yerini tutar
- while “-mesine rağmen” demektir ve sondaki are, are real ifadesinin yerini tutar
Cevabı göster
while “-mesine rağmen” demektir ve sondaki are, are real ifadesinin yerini tutar
go for surgery: ameliyat olmak için gitmek
Go for surgery, ameliyat olmak için hastaneye veya randevuya gitmek anlamına gelir. Bu parçada konuşan kişi ameliyatın teknik ayrıntılarını değil, hastanın işlem için gitmesini anlatır. Burada for, gitme amacını belirtir: go for X, X'e katılmak, X'i almak veya X'i görmek için gitmek anlamında kullanılabilir. Bu bağlamda surgery tıbbi bir ameliyat demektir; cerrahi eğitimi veya uzmanlık alanı demek değildir.
Alıştırma
Tedaviyi yalnızca anlatmak yerine hastanın ameliyat için hastaneye gittiğini en iyi vurgulayan cümle hangisidir?
- Rina will undergo surgery tomorrow.
- Rina will go for surgery tomorrow.
- Rina will have surgery tomorrow.
Cevabı göster
Rina will go for surgery tomorrow.
put you under: anesteziyle bilincini kaybettirmek
Bu tıbbi bağlamda put you under, “genel anestezi vererek bilincini kaybettirmek” anlamına gelir. They genel olarak sağlık ekibini ifade eder; kimse seni fiziksel olarak bir şeyin altına taşımamaktadır. Yeniden kullanılabilir yapı put + kişi + under biçimindedir. Ameliyat bağlamında under bir konumu değil, anestezinin neden olduğu bilinçsizlik hâlini anlatır.
Alıştırma
Bir doktor hastayla konuşuyor. “Sana genel anestezi vermek” anlamındaki gündelik ifadeyle cümleyi tamamla: “Before the operation, the anaesthetist will ____.”
Cevabı göster
put you under
you can't be sure if it's you that woke up.
4:48uyanacak kişinin siz olduğunuzdan emin olamazsınız.
For that matter: bir noktayı başka bir bağlantılı duruma genişletmek
For that matter, önceki ifadenin geçerli olduğu başka bir bağlantılı durumu daha ekler. Yeni durum çoğu zaman iddianın kapsamını genişletir veya akıl yürütmeyi bir adım ileri taşır. Bu ifade bilgiyi düzenler: konuşan kişi konuyu değiştirmek yerine bir örnekten onunla yakından bağlantılı ikinci bir örneğe geçer. Kelime kelime “o mesele için” anlamına gelmez.
Alıştırma
“The café is closed today.” Hangi ifade sonraki cümleyi en iyi biçimde tamamlar ve iddianın daha geniş bir duruma da uygulandığını gösterir? “____, every restaurant on this street is closed today.”
- On that matter
- For that matter
- By the way
Cevabı göster
For that matter
the warm embrace of the reaper: tesellinin ölüm tehdidine dönüşmesi
the reaper, gerçek bir tarım işçisi değil, Ölüm'ün kişileştirilmiş hâli olan Grim Reaper'ı ifade eder. warm embrace normalde güven ve teselli duygusu verir. Burada uykuya dalmak, Ölüm'ün kollarına girmek gibi tasvir edilir. Rahatlatıcı sıcaklık ile the reaper'ın ölümcül anlamı arasındaki çatışma ironi ve huzursuzluk yaratır; sıradan uykuyu olası bir ölüm tehdidi olarak yeniden çerçeveler.
Alıştırma
Bu cümlede the warm embrace of the reaper neyi ima ediyor?
- Rahatlatıcı bir uykunun ölüm tehdidi olarak tasvir edilmesi
- Dost canlısı bir yabancının sıcak karşılaması
- Gerçek bir tarım işçisinin birine sarılması
Cevabı göster
Rahatlatıcı bir uykunun ölüm tehdidi olarak tasvir edilmesi
the first and only day of a new creature's conscious life.
5:00yeni bir yaratığın bilinçli yaşamının ilk ve tek günüdür.
Sleep well tonight: bağlamın ironik hâle getirdiği nazik bir dilek
Sleep well tonight normalde samimi bir uyku öncesi dileğidir: konuşan kişi dinleyenin rahat bir uyku uyumasını ister. Burada önceki fikir, uykuyu kişinin mevcut bilincinin olası sonu olarak sunar. Bu bağlamda nazik dilek karanlık bir ironi ve hafif bir tehdit hissi taşır. Sözcükler dostça kalır, ancak bağlam, konuşanın tutumuna dair çıkarımı değiştirir.
Alıştırma
Bir konuşmacı uykunun mevcut bilincinizi sona erdirebileceğini savunduktan sonra Sleep well tonight büyük olasılıkla hangi tutumu ifade eder?
- Uyanık kalmaya yönelik pratik bir talimat
- Hafif tehditkâr bir ton taşıyan karanlık ironi
- Tamamen samimi ve rahatlatıcı bir uyku öncesi dileği
Cevabı göster
Hafif tehditkâr bir ton taşıyan karanlık ironi
So click here to get access to the Star Trek wallpapers
5:21Star Trek duvar kağıtlarına erişmek için buraya tıklayın
and thank you for supporting the channel
5:24ve bu tür özel çizimlerin yapılmasına yardımcı olmak üzere
Kapanışta önceki temaya dönüş: You can't stay awake forever.
Burada You can't stay awake forever, insanın sonsuza kadar uyanık kalamayacağı yönündeki fiziksel sınırı belirtmekten fazlasını yapar. En sonda yer aldığı için uykunun kaçınılmaz olduğu ana fikrine geri döner ve bu gerçeği, uyku sırasında bilince ne olduğuna dair önceki korkuyla yeniden ilişkilendirir. Kısa ve sakin bir şekilde söylenen bu cümle hem önceki konuya dönüş hem de kapanış esprisi işlevi görür. Rahatsız edici soruyu yanıtlamak ya da yeni bir konu eklemek yerine dinleyiciyi aynı paradoksla baş başa bırakır ve kuru bir mizah yaratır. Genel olarak bir kapanış cümlesi, önceki bir temayı yankılayarak sona tamamlanmışlık duygusu verebilir.
Alıştırma
Uyku sırasında bilinci kaybetme düşüncesinin rahatsız edici yönü konuşulduktan sonra “You can't stay awake forever.” neden etkili bir kapanış cümlesidir?
- İyi uyumak için yeni bir dizi pratik talimat sunar.
- Ana sorunu yeniden hatırlatır ve kuru mizahla kapanış yapar.
- Bilincin uyku sırasında kesintisiz devam ettiğini kanıtlar.
Cevabı göster
Ana sorunu yeniden hatırlatır ve kuru mizahla kapanış yapar.