Bandit Gıdıklayan Yengeçlerden Kaçıyor 🤗 🦀 | 2. Sezon Önemli Anlar - Gıdıklayan Yengeçler | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Telemakhos, kendisini gıdıklayan yengeçlerden gerçek aşkının kurtarmasını bekler; ancak saklanan bir yabancı bu beklentiyi yeniden düşünmesini sağlar. Rahatsızlığa tek başına dayanıp yengeçleri denize geri göndermeye karar verir, fakat sonunda bir dalga onları yeniden kıyıya taşır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I could really use you right now — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Aciliyeti gizlemeden nazikçe yardım istemeyi öğrenin. İhtiyacı doğrudan ve sert biçimde belirtmek yerine bu ifade, karşıdaki kişinin yardımının tam o anda özellikle değerli olacağını anlatır; bu nedenle bir arkadaşın, aile üyesinin veya iş arkadaşının hemen devreye girmesini isterken doğaldır. 2. There's no way I'm getting tickled. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: There's no way ifadesinin ardından gelen yan cümleyle kesin bir ret ya da bir olayın gerçekleşmeyeceğine dair güçlü bir inanç bildirildiğini fark edin. Bu kalıbı, istenmeyen bir eylemi sıradan bir olumsuz cümleden çok daha kararlı bir tavırla reddetmek için kullanabilirsiniz. 3. Just gotta take the hits. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: take the hits ifadesini yalnızca fiziksel darbe almak olarak değil; acıya, aksiliklere, eleştirilere veya başka tatsız sonuçlara katlanmak olarak anlayın. Gayriresmî gotta kullanımının kişinin kendi kendine kararlılıkla konuştuğu bir ton kattığını da görün; ifade, alınan bir kararı tamamlamak için zorluklara dayanmanın gerektiği durumlarda kullanılabilir.
Bu derste
seems to have done it: bir çözümün işe yaradığını değerlendirmek
Seems to kesinlik değil, kanıtlara dayalı bir çıkarım belirtir: Konuşan kişi, şu anki sonuca bakarak daha önce yapılan bir şeyin başarılı olduğuna karar verir. To have done, bu eylemi şimdiki değerlendirmeden önceye yerleştirir ve eylemi şu an görülen sonuçla ilişkilendirir. Buradaki do it bağlama göre gerekeni başarmak veya mevcut sorunu çözmek demektir; bir nesne üzerinde kelimesi kelimesine bir eylem yapmak anlamına gelmez. Bir çözüm deneyip sonucunu gördükten sonra X seems to have done it kalıbıyla temkinli bir başarı değerlendirmesi yapılabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz sonuç kontrolü ifadesiyle tamamlayın: The screen is working again. Restarting the tablet ____.
Cevabı göster
seems to have done it
Ooh, you want some of these big juicy ribs?
0:07Ooh, bu büyük sulu kaburgalardan biraz ister misiniz?
don't they?: soru eklentisiyle karşı tarafı görüşe katılmaya davet etmek
Don't they?, sıradan bir fiilin kullanıldığı olumlu geniş zaman cümlesine eklenen olumsuz soru eklentisidir. Ana cümlede look kullanıldığı için eklenti do yardımcı fiilini alır, bunu olumsuz don't biçimine getirir ve çoğul özneyi they ile tekrar belirtir. Bu cümlede konuşan kişi yeni bir bilgi istemekten çok dinleyiciyi kendi görüşüne katılmaya davet eder; anlamı kabaca değil mi? şeklindedir. Aktarılabilir kalıp “olumlu cümle + olumsuz soru eklentisi”dir ve yardımcı fiil ile zamir ana cümleye uymalıdır.
Alıştırma
Karşı tarafı görüşünüze katılmaya davet etmek için soru eklentisini tamamlayın: These apples look fresh, ____?
Cevabı göster
don't they
to come and have your turn with these tickle crabs. Kalıp ifadeler
0:24gelip bu gıdıklayan yengeçlerle ilgilenmen için.
I could really use you right now: acil ama yumuşatılmış bir rica
Bu cümlede I could really use you right now, “Şimdi bana yardım etmene gerçekten ihtiyacım var” anlamına gelir. Could use, bir kişinin veya şeyin mevcut durumda çok yararlı olacağını anlatır; buradaki use you, karşındaki kişiyi sömürmek anlamına gelmez. Could, isteği I need you ifadesinden daha az doğrudan yapar; really ve right now ise aciliyet katar. Ardından gelen sözler, konuşanın hangi yardımı istediğini açıklar.
Alıştırma
Bir iş arkadaşının hemen yardımına ihtiyacın var, ancak I need you ifadesinden daha az doğrudan konuşmak istiyorsun. En doğal cümle hangisidir?
- I could really use your help with this report right now.
- You must fix this report for me now.
- I may need your help with this report next month.
Cevabı göster
I could really use your help with this report right now.
have your turn: sıradaki yerini almak
Have your turn, sana ayrılan fırsat geldiğinde katılmak anlamına gelir. Buradaki turn, sıralı bir etkinlikte bir kişiye ait fırsatı anlatan sayılabilir bir isimdir; yön değiştirme anlamına gelmez. Come and have your turn, diğer kişiden gelip kendi payını devralmasını ister. Aynı fikir oyunlarda, konuşma sırasında, bir eşyayı paylaşırken veya sırayla yapılan görevlerde kullanılabilir.
Alıştırma
İki çocuk bir oyunu paylaşıyor ve art arda oynuyor. Çocuklardan biri bitirdi. Hangi cümle diğer çocuğa sırasını doğru biçimde verir?
- Now you can have your turn.
- Now you can take your time.
- Now we can turn around.
Cevabı göster
Now you can have your turn.
That's enough. ile kesin bir sınır koymak
That's enough. tek başına bir cümle olarak kullanıldığında enough yalnızca miktarın yeterli olduğunu söylemez. That, o anda gerçekleşen davranışa veya duruma işaret eder ve tüm cümle “Şimdi dur” ya da “Devam etme” anlamına gelir. Cümle kısa olduğu ve yumuşatıcı bir ifade içermediği için kesin bir sınır koyar. Ses tonu ve bağlama göre sakin, uyarıcı, sabırsız veya öfkeli duyulabilir.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Bir iş arkadaşınız fikrini nazikçe açıklamaya yeni başlamışken sert bir tonla “That's enough.” diyorsunuz.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
Time out! ile hemen ara istemek
Time out!, herkesten devam eden bir etkinliğe hemen ara vermesini isteyen kalıplaşmış bir sesleniştir. Oyunlarda, sporda, çocukların oyununda veya bir tartışmada “Şimdilik durun” anlamına gelir ve genellikle etkinliğin daha sonra devam edebileceğini düşündürür. time out ifadesini time ve out sözcüklerinin ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla değil, tek bir ifade olarak anlayın. Çocukların yer aldığı bir sahnede bu sesleniş, o anda yapılan hareketi veya oyunu hemen durdurmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bir masa oyunu hâlâ devam ediyor, ancak kuralla ilgili bir anlaşmazlık var. Kuralın kontrol edilebilmesi için herkesten durmasını isteyen sesleniş hangisidir?
- Time's up!
- Take your time.
- Time out!
Cevabı göster
Time out!
There's no way + cümle: kesin ret veya güçlü imkânsızlık
There's no way + cümle, o cümlede anlatılan olayın gerçekleşmeyeceğini güçlü biçimde ifade eder. Bağlama göre bunun imkânsız olduğuna dair bir yargı veya kesin bir kişisel ret olabilir. Burada bir yol ya da yöntemden söz edilmiyor. Konuşan kişi I'm getting tickled olayını reddediyor ve bunun olmasına kesinlikle izin vermeyeceğini söylüyor.
Alıştırma
Kesin bir ret ifade etmek için hedef yapıyı tamamlayın: There's ____ I'm lending anyone my car.
Cevabı göster
no way
Masal ve romantik hikâyelerde my true love
my true love, konuşan kişinin kendisi için eşsiz, en doğru ve derinden sevilen romantik partner olarak gördüğü kişiyi belirten bir ad öbeğidir. Masallarda ve romantik hikâyelerde bu ifade genellikle kaderi ve kalıcı bağlılığı çağrıştırır. Bazen kahramanı kurtarması veya onun durumunu değiştirmesi beklenen bir kişiyi de anlatır. Bu, hikâye anlatımıyla biçimlenen bir fikirdir; yalnızca birini gerçekten sevme eylemi değildir.
Alıştırma
Masal tarzındaki bir hikâyede my true love en çok neyi ifade eder?
- Konuşan kişinin gerçekten keyif aldığı bir etkinlik
- Tesadüfen yardım teklif eden bir yabancı
- Kaderindeki kişi olarak görülen, derinden sevilen romantik partner
Cevabı göster
Kaderindeki kişi olarak görülen, derinden sevilen romantik partner
supposed to always be there for me: beklenti var, garanti yok
be supposed to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin plan, kural, rol veya ortak anlayış nedeniyle beklendiğini belirtir. Burada who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır; always be there for me ise o kişiden beklenen eylemdir. Bir beklenti, gerçek veya söz değildir. Bu nedenle gerçek durum beklentiyle uyuşmazsa ifade hayal kırıklığı da aktarabilir.
Alıştırma
“The train is supposed to arrive at six.” ne anlama gelir?
- Tren kesinlikle altıda geldi.
- Kimse trenin altıda gelmesini beklemiyor.
- Tarifeye göre trenin altıda gelmesi bekleniyor, ancak tren gecikebilir.
Cevabı göster
Tarifeye göre trenin altıda gelmesi bekleniyor, ancak tren gecikebilir.
be there for me: ihtiyaç olduğunda destek olmak
be there for me ifadesindeki there bir yeri belirtmez. İfade, ihtiyacım olduğunda bana duygusal destek, arkadaşlık veya pratik yardım vermek anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp be there for + kişi şeklindedir; be there for you, him veya them gibi kullanılabilir. Birini zor ya da önemli bir zamanda güvenilebilecek kişi olarak gösterir.
Alıştırma
Destek olmak anlamında be there for someone kullanın: When Maya was going through a hard time, I was ____.
Cevabı göster
there for her
she hasn't turned ... up: beklendiği hâlde gelmemek
Burada vurgulanan she hasn't turned sözleri hemen ardından gelen up ile birlikte anlaşılmalıdır. Birlikte she hasn't turned up, onun henüz ortaya çıkmadığı ya da gelmediği anlamına gelir. Buradaki turn up bir öbekli fiildir; up fiilin parçasıdır ve yukarı yön anlamına gelmez. Olumsuz present perfect biçimi hasn't turned up, durumu şu ana kadar ele alır: gelmesi beklenmiştir, ancak konuşma anında hâlâ ortada yoktur.
Alıştırma
“Priya hasn't turned up yet,” cümlesindeki “hasn't turned up” ne anlama gelir?
- O henüz yönünü değiştirmedi.
- O henüz sesi yükseltmedi.
- O henüz gelmedi.
Cevabı göster
O henüz gelmedi.
sounds like hard work: anlatılanlara dayanarak temkinli bir değerlendirme yapmak
That, diğer kişinin az önce anlattığı durumu ifade eder. Sounds like, konuşanın bu bilgilerden edindiği izlenimi sunar; dolayısıyla cümle, durumun zor veya yorucu göründüğü anlamına gelir. Gerçek bir sesin söz konusu olması gerekmez. That is hard work ile karşılaştırıldığında That sounds like hard work belirsizliğe pay bırakır ve kesin bir olgu ifadesinden çok, karşıdakine düşünceli bir yanıt olarak kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız büyük bir etkinliği tek başına düzenlemesi gerektiğini anlatıyor. Duyduklarınıza dayanarak iş hakkında temkinli bir değerlendirme yapan yanıt hangisidir?
- That sounds like hard work.
- You sound like a hard worker.
- That is a loud sound.
Cevabı göster
That sounds like hard work.
How so? — bir iddianın nedenini sormak
How so?, birinden az önce dile getirdiği görüş ya da iddianın nedenini veya ayrıntılarını açıklamasını istemek için kullanılır. Buradaki so, önceki söze gönderme yapar; soru “Bunu neden söylüyorsun?” ya da “Ne açıdan?” anlamına gelir. Karşı tarafı daha ayrıntılı açıklama yapmaya davet ederek konuşmayı sürdürür. Tek başına söylenen Why? ile karşılaştırıldığında çoğu zaman doğrudan itirazdan çok ayrıntı isteme gibi duyulur. Bir işin nasıl yapılacağını sormaz.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız “The shorter route may take longer today.” diyor. Bu iddiayı açıklamasını istiyorsunuz. Hangi yanıt en uygundur?
- How many?
- How long ago?
- How so?
Cevabı göster
How so?
Well, your true love probably has her own problems.
0:53Ee, senin gerçek aşkının da muhtemelen kendi sorunları vardır.
I never thought of that. — yeni bir fikri kabul etmek
I never thought of that., başka biri söylemeden önce bir fikir, seçenek veya noktanın konuşanın aklına gelmediğini ifade eder. thought of that içindeki think of, “aklına getirmek” veya “değerlendirmek” anlamındadır; “birini özlemek” anlamına gelmez. Cümle yeni bir bakış açısını kabul eder ve çoğu zaman konuşanın bu fikri benimsediğini veya takdir ettiğini gösterir. Never, bu andan önceki zamanı kapsar; konuşanın bunu düşünmeyi reddettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız toplantınızı gürültülü bir kafe yerine kütüphanede yapmayı öneriyor. Bu fikri daha önce düşünmediğinizi doğal biçimde kabul eden yanıt hangisidir?
- I never thought of that.
- I never heard that.
- I never agreed with that.
Cevabı göster
I never thought of that.
I guess the first thing I do is yell out for help when I'm Notlar
0:58Sanırım yapacağım ilk şey, ... olduğumda yardım için bağırmak olurdu
the first thing I do is ...: ilk eylemi belirtmek
the first thing I do is + fiilin yalın hâli kalıbı, diğer her şeyden önce yaptığınız eylemi belirtir. Bu cümlede is, yell out for help eylemini ilk eylem olarak tanıtır. Şimdiki bir alışkanlığı veya olağan tepkinizi anlatırken do is kullanın. Konuşma İngilizcesinde is sonrasında genellikle fiilin yalın hâli gelir: The first thing I do is check the door. Geçmişte tamamlanmış tek bir olay için kalıbı The first thing I did was + fiilin yalın hâli olarak değiştirin.
Alıştırma
Olağan ilk eylemi tanıtan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: When I arrive at work, ____ check my messages.
Cevabı göster
the first thing I do is
yell out for help: yardım istemek için yüksek sesle bağırmak
Yell out for help, birinin sizi duyması ve yardıma gelmesi için yüksek sesle çağırmak anlamına gelir. Yell yüksek ses kullanımını, out çağrının sesli biçimde dışa vurulduğunu, for help ise çağrının amacını belirtir. İfadenin tamamı ask for help ifadesinden daha acil ve güçlü duyulur. Bu cümlede, konuşanın hemen yardım bulma girişimini anlatır.
Alıştırma
Mahsur kaldınız ve yakındaki kurtarma görevlilerini duyabiliyorsunuz. Uygun eylemi en iyi hangi cümle anlatır?
- Speak in a normal voice and ask for help even though the rescuers are too far away to hear you.
- Yell out for help so the rescuers can find you.
- Stay silent and hope they notice you.
Cevabı göster
Yell out for help so the rescuers can find you.
That is it.: “Yeter, artık harekete geçiyorum” anlamı
Bu sahnede “That is it.” ifadesi, konuşanın sabrının sonuna geldiğini bildiren kararlı bir açıklamadır. “Yeter” veya “Bu şimdi sona eriyor” anlamına gelir ve konuşanın durumu bitirmek ya da harekete geçmek üzere olduğunu gösterir. Aynı sözler başka bağlamlarda bir şeyi gösterebilir veya bir işin tamamlandığını belirtebilir. Buradaki güçlü anlam, “Şu, o şeydir” biçimindeki düz anlamdan değil, rahatsız edici durumdan ve ardından gelen karardan kaynaklanır.
Alıştırma
Bir tartışmada biri “That is it. I'm leaving now.” diyor. Burada That is it ne anlatıyor?
- Konuşan tartışmanın devam etmesini istiyordur.
- Konuşan artık dayanamıyordur ve durumu sona erdiriyordur.
- Konuşan bir nesneyi gösteriyordur.
Cevabı göster
Konuşan artık dayanamıyordur ve durumu sona erdiriyordur.
From now on: şimdi başlayan yeni bir karar
From now on, şimdiki anı bir dönüm noktası olarak belirleyen ve cümlenin başında kullanılan bir zaman ifadesidir. Ardından gelen kararın şimdi başladığını ve gelecekte de sürmesinin beklendiğini dinleyiciye anlatır. Ayrıca eski yöntemle yeni yöntemi karşılaştırarak mesajı düzenler: Önceden durum farklı olabilir, ancak konuşan bundan sonra işlerin nasıl ele alınacağını açıklamaktadır.
Alıştırma
Bugün başlayıp devam edecek yeni bir alışkanlığı duyuruyorsunuz. Hangi cümle uygundur?
- From then on, I checked my calendar every morning.
- For now, I will check my calendar every morning.
- From now on, I will check my calendar every morning.
Cevabı göster
From now on, I will check my calendar every morning.
You ticklecrabs are going back to where you came from. Kelime
1:12Siz gıdıklayan yengeçler, geldiğiniz yere geri dönüyorsunuz.
go back to where you came from: gerçek anlamda dönüş ve dışlama riski
Bu cümlede are going back to where you came from, “başlangıçta geldiğiniz yere geri döneceksiniz” anlamına gelir. Where you came from, to'dan sonra gelen gömülü bir yer yan cümlesidir. Hitap edilenler hayalî yaratıklar olduğu için buradaki anlam gerçektir: geldikleri yere geri gönderiliyorlar. Ancak aynı ifade bir kişiye veya gruba emir olarak yöneltildiğinde, özellikle yabancı muamelesi gören biri için, o kişinin buraya ait olmadığını ima edebilir.
Alıştırma
Değerlendirin: Yeni bir iş arkadaşı başka bir ülkeden geliyor. Ona “Go back to where you came from” demek, memleketini sormanın tarafsız bir yolu mudur?
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
Just gotta take the hits: kaçınılmaz aksiliklere katlanmak
Just gotta ..., öznenin söylenmediği, “I/we just have to ...” anlamındaki çok gündelik bir kullanımdır. Burada just, daha iyi bir seçenek olmadığı hissini verir. Take the hits fiziksel darbeleri anlatabilir; ancak burada kaçınılmaz rahatsızlıklara, eleştirilere, kayıplara veya aksiliklere katlanmak anlamına gelir. Ton, kabulleniş ile kararlılığı birleştirir: hoş olmayan kısmı kabul edip devam etmek.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “eleştiriye katlanmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The reviews may be harsh, but we'll ____ and keep improving.
Cevabı göster
take the hits
throw ... back into ...: bir şeyi geldiği yere geri atmak
throw + nesne + back into + yer kalıbı, bir şeyi geldiği alana veya ortama geri dönecek şekilde atmak anlamına gelir. Bu cümlede them fiilin nesnesidir; into the sea ise hem hedefi hem de sonucu gösterir: sonunda suyun içine girerler. Burada back, önceki bir yere dönmek anlamındadır. Tüm hareketin dönüş yönünü anlatır; bir şeyi geriye doğru atmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, balığı atarak gölete geri koyduğu anlamına gelir?
- She threw the fish behind the pond.
- She threw the fish back into the pond.
- She carried the fish away from the pond.
Cevabı göster
She threw the fish back into the pond.
out to sea: kıyıdan uzaklaşıp açık denize gitmek
Out to sea, kıyıdan uzaklaşıp açık denize doğru hareket etmeyi anlatan bir yön ifadesidir. takes them out to sea sözünde dalga, onların kıyıdan açığa doğru hareket etmesine neden olur. Burada out, denizin dışında anlamına gelmez. Bu ifadede sea normalde önünde the olmadan kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle kıyıdan uzaklaşıp açık denize doğru hareketi açıkça anlatır?
- The empty boat drifted out to sea.
- The sailors were already at sea.
- The family ate lunch by the sea.
Cevabı göster
The empty boat drifted out to sea.
got rid of: get rid of ifadesinin geçmiş zaman biçimi
Got rid of, get rid of ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada I got rid of those tickling crabs, konuşanın yengeçleri uzaklaştırdığı veya onların rahatsız edici varlığından kurtulduğu anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get rid of + isim veya zamirdir. Get rid of ifadesini sabit bir bütün olarak düşünün: of zorunludur; bu nedenle got rid those crabs standart İngilizce değildir.
Alıştırma
Cümleyi get rid of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, we ____ the broken chairs.
Cevabı göster
got rid of
tastes fresher: taste + karşılaştırma sıfatı
tastes fresher ifadesinde taste, ardından karşılaştırma sıfatı fresher gelen bir duyu bağ fiilidir. Cümle, havanın gerçekten dille tadılmasından çok, konuşanın duyusal deneyiminde daha ferah gelmesini anlatır. Fresher, şimdiki havayı önceki durumuyla veya başka bir havayla karşılaştırır. Başka durumlara aktarılabilen özne + taste + sıfat kalıbı, bir tadı veya tada benzer bir niteliği betimler.
Alıştırma
Taste fiilini havayı betimleyen bir bağ fiili olarak doğru kullanan cümle hangisidir?
- After the rain, the air tastes fresher.
- After the rain, the air tastes freshly.
- After the rain, the air taste fresher.
Cevabı göster
After the rain, the air tastes fresher.
free at last: uzun bir bekleyişten sonra özgürlük
free at last ifadesinde free, konuşanın şu anki durumunu anlatırken at last “uzun bir bekleyiş veya zorluktan sonra nihayet” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak bir kısıtlamanın ya da sorunun sona erdiğini belirtir. At last çoğu zaman rahatlama veya uzun süredir beklenen bir tatmin duygusu katar. Burada at last tek bir zaman ifadesi olarak anlaşılmalıdır; last “son kişi veya şey” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “uzun süren bir kısıtlamadan sonra nihayet” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After two months in a cast, Maya took it off and said, “I'm free ____.”
Cevabı göster
at last
wash ... back in: suyun bir şeyi yeniden içeri taşıması
wash + nesne + back in yapısında wash, hareket eden suyun bir şeyi taşıması veya itmesi anlamına gelir; “temizlemek” anlamına gelmez. Nesne, washes them back in örneğinde olduğu gibi wash ile yön ifadesinin arasında yer alır. Back önceki bir yere dönüşü, in ise içeriye doğru hareketi gösterir. Bu hareket çoğu zaman kıyıya veya bulunulan alana doğrudur. Kesin varış noktası bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümle hareket eden suyun oyuncağı yeniden içeri doğru taşıdığını anlatır?
- The tide washed the toy back in toward the beach.
- Nina washed the toy with soap after the beach trip.
- The tide washed the toy farther out to sea.
Cevabı göster
The tide washed the toy back in toward the beach.
Wait, what?: şaşkınlık ve doğrulama isteme
“Wait, what?” şaşırtıcı, kafa karıştırıcı ya da çelişkili görünen bir bilgiye verilen anlık sözlü tepkidir. “Bir dakika, doğru mu duydum ya da anladım?” anlamına gelir ve çoğu zaman karşıdaki kişiyi söylediğini tekrarlamaya veya doğrulamaya yöneltir. Burada “wait”, konuşmayı ya da konuşanın düşünce akışını kısa süreliğine duraklatır; genellikle birine kelimenin gerçek anlamıyla hareket etmeyi bırakmasını söyleyen bir emir değildir. “What?” şaşkınlık ekler ve yeni bilginin kontrol edilmesi gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “The meeting starts at 3 a.m.” diyor, ancak siz saatin 3 p.m. olduğunu düşünüyordunuz. Ani şaşkınlığı en doğal şekilde gösterip doğrulama isteyen yanıt hangisidir?
- Never mind.
- At last.
- Wait, what?
Cevabı göster
Wait, what?