Katar'ın Dünya Kupası İşçileri - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
967 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, Katar’ın 2022 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmasıyla ilgili tartışmayı; altyapıyı kuran göçmen işçilerin sömürülmesinden turnuvanın ülkenin yumuşak güç aracı olarak kullanılmasına kadar inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. is it right for Qatar to host the World Cup? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: is it right for... kalıbının bir bilginin doğru olup olmadığını sormadığını, bir kararın ahlaki, adil ya da meşru olup olmadığını gündeme getirdiğini öğrenin. Bu çerçeveyle tartışmalı bir karar hakkında dengeli bir konuşma başlatabilir ve karşı tarafı değer yargısını açıklamaya davet edebilirsiniz. 2. on top of everything else. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin zaten zor olan bir duruma yeni bir sorun daha eklediğini anlayın. Yüksek işe alım ücretleri, kısa vizeler ve yetersiz ödemelerden sonra işçilerin borçlu biçimde eve dönmesi gibi olumsuzlukların üst üste gelişini vurgulamak için kullanabilirsiniz. 3. uses its economic and cultural influence to persuade other countries instead of using military power. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Spor, ekonomi ve kültür yoluyla etki kurmayı askerî güç kullanımıyla karşılaştırarak yumuşak gücün pratik anlamını kavrayın. Böylece küresel bir etkinliğe ev sahipliği yapmanın bir ülkenin uluslararası stratejisine nasıl hizmet edebileceğini açıklayabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from the BBC.

0:00

BBC'den Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:06

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:09

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:10

Ve ben Beth.

Every four years, Kalıp ifadeler

0:11

Her dört yılda bir,

the best players in the world gather for one month in the summer

0:12

dünyanın en iyi oyuncuları yazın bir ay boyunca bir araya gelerek

Kalıp ifadeler

Every four years: tekrarlanan bir döngüyü anlatmak

Every four years, bir olayın her dört yıllık döngüde bir kez gerçekleştiğini belirten bir zaman zarfı ifadesidir. Burada oyuncuların ne sıklıkta bir araya geldiğini anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp every + sayı + çoğul zaman birimi şeklindedir; every two weeks ve every ten years gibi.

Alıştırma

İncelemenin her dört yıllık döngüde bir kez yapıldığını belirten bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The committee reviews the policy ____.

Cevabı göster

every four years

to take part in the biggest event in football, Kalıp ifadeler

0:16

futboldaki en büyük etkinliğe katılırlar,

Kalıp ifadeler

to take part in: amaç ve katılım

Burada to take part in, katılmak için anlamına gelir. to'lu mastar, oyuncuların bir araya gelme amacını belirtirken take part in katıldıkları etkinliği gösterir. Take part in kalıplaşmış bir ifadedir; bu nedenle a competition, a project veya a discussion gibi bir isim grubundan önce in korunur. take part in planning the event örneğindeki gibi ardından -ing biçimi de gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle Lena'nın yalnızca orada bulunmak veya bir kulübe üye olmak yerine tartışmaya aktif olarak katıldığını açıkça belirtir?

  1. Lena attended the debate as an audience member.
  2. Lena joined the debate club last year.
  3. Lena took part in the debate and presented two arguments.
Cevabı göster

Lena took part in the debate and presented two arguments.

the World Cup.

0:19

Dünya Kupası'na.

But this year,

0:20

Ancak bu yıl,

for the first time ever, Kalıp ifadeler

0:21

tarihte ilk defa,

the competition is taking place in winter. Kalıp ifadeler

0:22

turnuva kışın gerçekleşiyor.

Kalıp ifadeler

for the first time ever: tarihte bir ilki vurgulamak

For the first time ever, bir şeyin ilgili tarih boyunca daha önce hiçbir zaman gerçekleşmediğini belirtir. Burada yarışmanın kışın yapılmasını yalnızca konuşanın ilk deneyimi olarak değil, daha önce görülmemiş bir değişiklik olarak sunar. Bu ifade zaman zarfı görevi görür. Ever, karşılaştırma kapsamını önceki tarihin tamamına yayarak for the first time ifadesini güçlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle bir olayı kütüphanenin tüm tarihinde ilk kez gerçekleşen bir olay olarak açıkça sunuyor?

  1. The library will open on New Year's Day for the first time ever.
  2. I will visit the library on New Year's Day for the first time.
  3. The library will open late for the first time this month.
Cevabı göster

The library will open on New Year's Day for the first time ever.

Kalıp ifadeler

taking place: bir etkinliğin ne zaman yapılacağını belirtmek

Taking place, sabit take place ifadesinin -ing biçimidir ve gerçekleşmek ya da düzenlenen bir etkinlik için yapılmak anlamına gelir. Buradaki is taking place, bu yılki yarışmanın kış mevsimine planlandığını belirtir. Take place geçişsizdir: olay veya etkinlik özne olur; zaman ve yer bilgileri in winter ya da at the stadium gibi ifadelerle eklenir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir etkinliği anlatmak için take place doğru kullanılmıştır?

  1. The ceremony will be taken place at noon.
  2. The organisers will take place the ceremony at noon.
  3. The ceremony will take place at noon.
Cevabı göster

The ceremony will take place at noon.

Why?

0:25

Neden?

Because the 2022 World Cup is happening in Qatar.

0:26

Çünkü 2022 Dünya Kupası Katar'da düzenleniyor.

Over a million fans from all over the world Notlar

0:30

Dünyanın her yerinden bir milyonu aşkın taraftarın,

Kelime

Over a million: bir milyondan fazla

over doğrudan bir sayı veya miktardan önce geldiğinde o miktardan «daha fazla» anlamına gelir. Bu nedenle Over a million, bir milyondan büyük bir sayıyı belirtir; buradaki over, mekânsal olarak «üzerinde» demek değildir. Bu kullanım; kişi sayısı, para, mesafe ve süre bildiren haber ve istatistiklerde yaygındır. over + miktar yapısı, gerçek değerin aştığı bir eşiği gösterir.

Alıştırma

Doğrulanmış sayı 1,2 milyondur. Hangi cümle bunu doğru aktarır?

  1. Up to a million people watched the livestream.
  2. About a million people watched the livestream.
  3. Over a million people watched the livestream.
Cevabı göster

Over a million people watched the livestream.

Kalıp ifadeler

from all over the world: dünyanın birçok yerinden gelen

From, kaynak veya kökeni belirtir; all over the world ise dünyanın birbirinden uzak pek çok yerini ifade eder. Birlikte kullanılan from all over the world, insanların veya nesnelerin birçok farklı ülke ve bölgeden geldiği anlamına gelir. İfade, söz konusu grubun nereden geldiğini belirtmek için sık sık fans, visitors veya students gibi bir isimden sonra kullanılır. Bu geniş kapsamlı bir özettir; her yerin veya ülkenin mutlaka temsil edildiği yönünde gerçek anlamlı bir iddia değildir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Scientists ____ contributed to the report.

Cevabı göster

from all over the world

are expected to visit Qatar for the World Cup, Dilbilgisi

0:32

20 Kasım'da başlayacak olan Dünya Kupası için

Dilbilgisi

are expected to: kaynağı belirtilmeyen bir tahmini aktarmak

are expected to + fiilin yalın hâli, çoğul öznenin ne yapacağına ilişkin bir tahmini aktarır. Bu cümlede dışarıdaki gözlemcilerin veya mevcut bilgilerin ziyaretin gerçekleşeceğini öngördüğü anlamına gelir; ziyaretçilerin kendilerinin bir şey beklediği anlamına gelmez. Edilgen yapı tahmini kimin yaptığını belirtmez ve öngörülen olayı öne çıkarır. Haberlerde ve resmî anlatımda yaygındır. be, özneye ve zamana göre is expected to veya was expected to gibi değişir; ancak to sonrasındaki fiil yalın kalır.

Alıştırma

Cümleyi expected kullanan edilgen tahmin yapısıyla tamamlayın: According to the latest forecast, visitor numbers ____ rise next summer.

Cevabı göster

are expected to

which starts on the 20th of November. Dilbilgisi

0:35

Katar'ı ziyaret etmesi bekleniyor.

Dilbilgisi

which starts on the 20th of November: tarih eklemek

which starts on the 20th of November yan cümlesi, zaten belirlenmiş olan the World Cup adına etkinliğin başlangıç tarihini ekler. Which, the World Cup ifadesine gönderme yapar ve starts fiilinin öznesidir; bu yüzden tekil starts kullanılır. Virgül, yan cümlenin sınırlayıcı olmadığını, yani ek bilgi verdiğini gösterir. Tarih, hangi Dünya Kupası'nın kastedildiğini belirlemek için gerekli değildir. Bu tür bir tarihin önünde on kullanılır: starts on the 20th of November.

Alıştırma

Herkes hangi konferansın kastedildiğini zaten biliyor ve pazartesi yalnızca ek başlangıç tarihi bilgisidir. En iyi cümleyi seçin.

  1. The conference, which starts on Monday, will be held online.
  2. The conference, which start on Monday, will be held online.
  3. The conference that starts on Monday will be held online.
Cevabı göster

The conference, which starts on Monday, will be held online.

Because temperatures in Qatar exceed 45 degrees in the summer, Kelime

0:37

Katar'da sıcaklıklar yaz aylarında 45 dereceyi aştığı için,

Kelime

exceed 45 degrees: daha yüksek bir değeri resmî biçimde belirtmek

Bu cümlede exceed 45 degrees, sıcaklıkların 45 derecenin üzerine çıkması anlamına gelir. Exceed geçişli bir fiildir; bu nedenle 45 degrees doğrudan nesnesidir ve edat gerekmez. Bu ifade, sıcaklığı ölçülmüş bir gerçek olarak oldukça resmî bir üslupla sunar. Exceed tek başına yalnızca değerin daha yüksek olduğunu belirtir; bir kuralın ihlal edildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle dil bilgisi açısından doğru ve resmî bir rapora uygundur?

  1. The final cost may exceed the approved budget.
  2. The final cost may exceed than the approved budget.
  3. The final cost may exceed over the approved budget.
Cevabı göster

The final cost may exceed the approved budget.

the competition was moved to the winter. Dilbilgisi

0:41

turnuva kışa alındı.

Dilbilgisi

was moved to the winter: edilgen yapıyla tarih değişikliği

Was moved to the winter, geçmiş zamanda edilgen bir yapıdır: was + geçmiş zaman ortacı moved. Birinin yarışma programını değiştirerek etkinliği kışın yapılacak şekilde ayarladığı anlamına gelir. Edilgen yapı, yarışmayı ve yeni zamanını bilgi odağına yerleştirir. Değişikliği yapan kişi veya kuruluş gerekli olmadığı için belirtilmez. event + be moved to + new time kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be moved to yapısını geçmiş zamanda kullanın: Because the speaker was ill, the lecture ____ Friday.

Cevabı göster

was moved to

But the decision to hold the World Cup in the tiny oil-rich Gulf state Dilbilgisi

0:44

Ancak Dünya Kupası'nı petrol zengini bu küçük Körfez ülkesinde düzenleme kararı

has been controversial. Kelime

0:47

tartışmalı oldu.

Dilbilgisi

the decision to hold the World Cup: decision + to mastarı

the decision to hold the World Cup isim grubunda to hold the World Cup, kararın içeriğini, yani turnuvayı düzenleme kararını açıklar. Burada hold, bir etkinliği düzenlemek veya gerçekleştirmek anlamındadır. decision to + fiilin yalın hâli kalıbı, planlanan bir eylemi isim grubunun içine yerleştirir. Böylece karar, tartışılabilecek veya değerlendirilebilecek bir konu hâline gelir.

Alıştırma

Decision ve parantez içindeki fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: The board explained its ____ the launch until June. (delay)

Cevabı göster

decision to delay

Kelime

has been controversial: güçlü görüş ayrılığı sürüyor

Controversial, güçlü görüş ayrılığına veya kamusal tartışmaya yol açan anlamına gelir. Burada has been controversial, kararın günümüze kadar uzanan dönem boyunca tartışmalı bir konumda olduğunu belirtir. Bu sıfat insanların görüşlerinin bölündüğünü bildirir. Tek başına yasa dışı, yanlış veya sadece kötü anlamına gelmez ve hangi tarafın haklı olduğunu söylemez.

Alıştırma

“The new policy has been controversial” en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Herkes onu kabul etmiştir.
  2. Güçlü görüş ayrılığına yol açmıştır.
  3. Kesinlikle yasayı çiğnemiştir.
Cevabı göster

Güçlü görüş ayrılığına yol açmıştır.

One of the richest countries in the world, Dilbilgisi

0:49

Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan

Qatar has no tradition of playing football, Kalıp ifadeler

0:51

Katar'ın futbol oynama geleneği yok,

Dilbilgisi

One of the richest countries in the world: başa alınmış açıklayıcı isim öbeği

One of the richest countries in the world, ana cümle başlamadan önce Qatar'ı tanımlayan, başa alınmış açıklayıcı bir isim öbeğidir. “Qatar, which is one of the richest countries in the world, ...” biçiminde açılarak düşünülebilir. Katar bu grubun bir üyesi olduğu için one of ifadesinden sonra çoğul isim countries gelir. Öbeğin başa yerleştirilmesi, arka plan bilgisini sıkıştırarak verir ve ardından gelen ifadenin nasıl anlaşılacağını çerçeveler. Virgülden hemen sonraki özne Qatar ile baştaki tanım aynı varlığı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, baştaki isim öbeğini ardından gelen özneyi tanımlamak için doğru kullanır?

  1. One of the oldest buildings in town, tourists visit the library every day.
  2. The library, tourists visit one of the oldest buildings in town.
  3. One of the oldest buildings in town, the library now houses a museum.
Cevabı göster

One of the oldest buildings in town, the library now houses a museum.

Kalıp ifadeler

has no tradition of playing football: tradition of + -ing

Has no tradition of playing football, Katar'da futbol oynamaya ilişkin uzun süredir devam eden kültürel bir uygulamanın oluşmadığı anlamına gelir. Bu, tarihsel bir gelenekle ilgili iddiadır; bugün orada hiç kimsenin futbol oynamadığı anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp have/has no tradition of + isim veya -ing biçimidir. of bir edat olduğu için play fiili -ing biçimi olan playing hâline gelir.

Alıştırma

Cümleyi has no tradition of ve charge fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This club ____ membership fees.

Cevabı göster

has no tradition of charging

and some have criticised the focus on money instead of sport. Anlatım akışı

0:53

ve bazıları spor yerine paraya odaklanılmasını eleştirdi.

Anlatım akışı

focus on X instead of Y: öncelikleri karşılaştırma

Bu cümlede the focus, insanların eleştirdiği şeydir. on money, ilgi gören önceliği belirtirken instead of sport, sport unsurunu geri plana itilmiş veya ihmal edilmiş alternatif olarak gösterir. the focus on X instead of Y kalıbı, mesajı basit bir liste olarak değil, öncelikler arasındaki bir çatışma olarak düzenler. Y'nin daha önemli olması beklendiği hâlde ilginin, paranın veya çabanın X'e yöneldiğini gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, değerlendirmeyi yapan kişilerin hız uğruna güvenliğin ihmal edilmesine karşı çıktığını söyler?

  1. Reviewers criticised the focus on speed and safety equally.
  2. Reviewers criticised the focus on speed instead of safety.
  3. Reviewers praised the focus on safety instead of speed.
Cevabı göster

Reviewers criticised the focus on speed instead of safety.

And there are other criticisms too

0:57

Başka eleştiriler de var,

about human rights and the treatment of the migrant construction workers Notlar

0:59

insan hakları ve göçmen inşaat işçilerine yönelik muamele hakkında.

Kültür

human rights: temel hak ve özgürlükler

human rights ifadesi; kişisel güvenlik, eşitlik, özgürlük ve onurlu muamele de dâhil olmak üzere her insana ait temel hak ve özgürlükler için kullanılan yerleşik terimdir. Tek bir işverenin veya kuruluşun verdiği geçici bir izin ya da olanaktan daha geniştir. Burada human rights, göçmen inşaat işçilerine yönelik muameleyi daha geniş bir toplumsal ve etik sorunla ilişkilendirir. Yalnızca pratik çalışma düzenlemeleriyle değil, insanların temel haklarına saygı gösterilip gösterilmediğiyle ilgili bir kaygıya işaret eder.

Alıştırma

Hangi cümle human rights ifadesini temel hak ve özgürlükler için yerleşik terim olarak kullanır?

  1. The investigation granted one worker the right to enter the site.
  2. The investigation discussed the workers' contract dates.
  3. The investigation raised concerns about human rights and worker safety.
Cevabı göster

The investigation raised concerns about human rights and worker safety.

who built the football stadiums,

1:03

Bu işçiler futbol stadyumlarını,

Kelime

migrant construction workers: katmanlı bir isim öbeğini çözümleme

Workers öbeğin ana adıdır: söz konusu kişiler işçilerdir. Construction çalışma alanlarının inşaat olduğunu belirtir; migrant ise iş için başka bir bölge veya ülkedeki asıl ikamet yerlerinden geldiklerini gösterir. Bu tür isim öbeklerini sağdan sola okuyun: önce hangi insanların kastedildiğini belirleyin, ardından çalışma alanlarını ve başka bir yerden gelmiş olmalarını ekleyin. Migrant tek başına hareketin uluslararası veya kalıcı olduğunu ya da belirli bir hukuki statüyle bağlantılı bulunduğunu göstermez.

Alıştırma

İşçiler geçici inşaat işleri için başka bölgelerden gelmiş ve daha sonra evlerine dönebilirler. Hangi ifade onları en iyi tanımlar?

  1. immigrant construction workers
  2. local construction workers
  3. migrant construction workers
Cevabı göster

migrant construction workers

roads, transport systems, and hotels,

1:04

yolları, ulaşım sistemlerini ve otelleri inşa etti;

without which the World Cup could not happen. Dilbilgisi

1:07

bunlar olmadan Dünya Kupası gerçekleşemezdi.

Dilbilgisi

without which ... could not happen: zorunlu bağımlılığı ifade etme

Without which, açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Which; futbol stadyumlarına, yollara, ulaşım sistemlerine ve otellere gönderme yapar. Bu nedenle without which, bu tesisler olmadan anlamına gelir. Cümlecik zorunlu bir bağımlılık ifade eder: Bu tesisler var olmasaydı Dünya Kupası gerçekleşemezdi. İsim öbeği, without which + özne + could not/would not + fiil yapısı, bir şeyi ona bağlı olan sonuçla kısa ve resmî bir biçimde doğrudan ilişkilendirir. Buradaki could not, etkinliğin yasak olduğunu değil, mümkün olmayacağını belirtir.

Alıştırma

Resmî bağımlılık yapısını tam iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The research team relies on secure data storage, ____ the project could not continue.

Cevabı göster

without which

In this programme

1:10

Bu programda

we'll be asking,

1:11

şunu soracağız,

is it right for Qatar to host the World Cup? Ton ve niyet

1:12

Katar'ın Dünya Kupası'na ev sahipliği yapması doğru mu?

Ton ve niyet

Is it right for ... to ...?: ahlaki açıdan doğru olup olmadığını sormak

Burada right, bir bilginin doğru olup olmadığını sormaz. Katar'ın etkinliğe ev sahipliği yapmasının ahlaki veya toplumsal açıdan haklı, adil ya da kabul edilebilir olup olmadığını sorar. Kalıp Is it right for + kişi veya kuruluş + to + fiil...? şeklindedir. for sonrasındaki öğe mastardaki eylemi gerçekleştirir; bu cümlede host eylemini Qatar yapar. Bu kalıp bir değer yargısı ortaya koyar ve genellikle gerekçe ister.

Alıştırma

Şirketlerin çocukların konum verilerini toplamasının ahlaki veya toplumsal açıdan kabul edilebilir olup olmadığını soran cümle hangisidir?

  1. Is it right for companies to collect children's location data?
  2. Is it legal for companies to collect children's location data?
  3. Are companies able to collect children's location data?
Cevabı göster

Is it right for companies to collect children's location data?

And, of course,

1:14

Ve elbette,

we'll be learning some new and useful vocabulary as well. Anlatım akışı

1:15

yeni ve faydalı kelimeler de öğreneceğiz.

Anlatım akışı

we'll be learning ... as well ile başka bir hedef eklemek

Bu cümle, bilgiyi düzenleyen bir yönlendirme ifadesi işlevi görür. Konuşan kişi ana tartışmayı duyurduktan sonra programın ikinci hedefini ekler: kelime öğrenmek. Cümle sonundaki as well “de/da” veya “ayrıca” anlamına gelir; kelimelerin iyi öğrenileceği anlamına gelmez. We'll be learning gelecek zamanda devam eden yapıdır. Burada tek seferde tamamlanan bir sonuç vadetmek yerine program sırasında yapılacak bir etkinliği önceden bildirir. İfade bütünüyle girişi ana konudan ek bir öğrenme hedefine taşır.

Alıştırma

“De/da” anlamına gelen ve planlanmış başka bir etkinlik ekleyen, derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The workshop includes a short lecture, and we'll practise interview questions ____.

Cevabı göster

as well

But before that,

1:18

Ama ondan önce,

I have a question for you, Beth. Ton ve niyet

1:19

Sana bir sorum var Beth.

Ton ve niyet

I have a question for you: soruya giriş yapmak

I have a question for you, konuşanın birazdan bir şey soracağını bildirir. Dinleyeni hazırlar ve konuşma sırasını düzenler; asıl soru değildir ve konuşmak için izin istemez. Beth doğrudan hitaptır. Kimin dinlemesinin veya cevap vermesinin beklendiğini belirtir.

Alıştırma

Burada I have a question for you ifadesinin temel konuşma işlevi nedir?

  1. Konuşanın Beth’e cevap veremediğini söylemek
  2. Beth’ten bir soru düşünmesini istemek
  3. Konuşanın birazdan Beth’e bir şey soracağını bildirmek
Cevabı göster

Konuşanın birazdan Beth’e bir şey soracağını bildirmek

Which country has won the World Cup the most times? Dilbilgisi

1:21

Dünya Kupası'nı en çok kazanan ülke hangisi?

Dilbilgisi

has won ... the most times: bugüne kadarki rekor

has won, has + geçmiş zaman ortacı won biçimindeki present perfect yapısıdır. Geçmiş Dünya Kupalarındaki şampiyonlukları toplar ve bu toplamı hâlâ geçerli bir rekor olarak ele alır. the most times, karşılaştırmadaki en yüksek sayıda gerçekleşmeyi ifade eder. Bitmiş belirli bir geçmiş zaman verilmediğinde tüm zamanların rekorunu anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bugüne kadarki tüm zamanlar rekorunu soran cümleyi tamamlayın: Which club ____ the league the most times?

Cevabı göster

has won

Is it A, Italy,

1:24

A, İtalya mı,

B, Brazil,

1:25

B, Brezilya mı,

or C, Germany?

1:26

yoksa C, Almanya mı?

I think it must be Brazil. Ton ve niyet

1:28

Bence kesinlikle Brezilya.

Ton ve niyet

must be: güçlü bir çıkarım bildirmek

Bu cümlede must be, “Bunun Brezilya olduğundan çok eminim” anlamına gelir. Konuşan kişi bildiklerinden veya mevcut ipuçlarından güçlü bir sonuç çıkarır; burada must bir kural ya da zorunluluk ifade etmez. Bu tür çıkarımlarda must + fiilin yalın hâli kullanılır. Bir kişinin, yerin veya şeyin ne olduğunu belirlerken It must be Brazil. örneğindeki gibi must be + isim öbeği yaygındır.

Alıştırma

Kapının yanında ıslak şemsiyeler görüp ziyaretçilerin içeride olduğuna güvenle karar veriyorsunuz. Bu çıkarımı hangi cümle ifade eder?

  1. The visitors might be inside.
  2. The visitors must be inside.
  3. The visitors must come inside.
Cevabı göster

The visitors must be inside.

OK,

1:30

Tamam,

I'll reveal the answer at the end of the programme. Anlatım akışı

1:30

cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Anlatım akışı

I'll reveal the answer at the end of the programme: cevabı ertelemek

Sunucu cevabı hemen vermez. I'll reveal the answer, saklanan bilgiyi daha sonra açıklayacağını bildirir; at the end of the programme ise bunun ne zaman olacağını dinleyicilere söyler. Bu, içeriği düzenleyen bir yönlendirme ifadesidir: soruyu şimdilik kapatır, merak yaratır ve dinleyicilere programı takip etmeyi sürdürmeleri için bir neden verir. Gelecek anlamı taşıyan I'll, sunucunun programdaki planlı sonraki adımını duyurur.

Alıştırma

Sunucu “I'll reveal the answer at the end of the programme” diyerek ne sağlar?

  1. Sunucu programın zaten sona erdiğini duyurur.
  2. Sunucu cevabı bilmediğini kabul eder.
  3. Sunucu cevabı erteler ve programın sonunda yeniden ele alınacağını belirtir.
Cevabı göster

Sunucu cevabı erteler ve programın sonunda yeniden ele alınacağını belirtir.

Advertising for the Qatar World Cup shows football fans staying in new hotels Dilbilgisi

1:32

Katar Dünya Kupası reklamları, futbol taraftarlarının yeni otellerde kaldığını

and watching matches in air-conditioned stadiums, Kelime

1:37

ve klimalı stadyumlarda maç izlediğini gösteriyor,

Dilbilgisi

shows football fans staying ... and watching ...: show + nesne + -ing

show + nesne + -ing kalıbı bir resmin, videonun, reklamın veya benzer bir kaynağın ne gösterdiğini anlatır. Burada football fans, shows fiilinin nesnesidir; staying ve watching ise taraftarların ne yapıyor gibi göründüğünü belirtir. İki -ing biçimi paraleldir ve and ile bağlanır. Bu kalıp, görülebilen veya görüntüde temsil edilen etkinliğe odaklanır; birine bu eylemlerin nasıl yapılacağını öğretme anlamına gelmez.

Alıştırma

Betimlemeyi tamamlamak için open ve walk fiillerinin doğru biçimlerini kullanın: The security camera shows a customer ____ the door and ____ inside.

Cevabı göster

opening · walking

Kelime

air-conditioned stadiums: kısa çizgili bir bileşik sıfat

Air-conditioned, klima donanımına sahip veya klimayla soğutulan anlamına gelen, kısa çizgili bir bileşik sıfattır. air-conditioned stadiums ifadesinde bileşiğin tamamı stadiums sözcüğünden önce gelir ve onu niteler. Bu biçim air + conditioned sözcüklerinden oluşur. Bir isimden önce kullanıldığında kısa çizgi, iki sözcüğün tek bir sıfat olarak anlaşılmasına yardımcı olur; an air-conditioned room ve air-conditioned buses buna örnektir.

Alıştırma

Klima donanımına sahip anlamındaki bileşik sıfatı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The train has air-condition carriages.
  2. The train has air-conditioned carriages.
  3. The train has air conditioning carriages.
Cevabı göster

The train has air-conditioned carriages.

but hidden behind this, Anlatım akışı

1:40

ancak bunun arkasına gizlenmiş olan,

the lives of the migrant workers

1:41

Nepal, Hindistan ve diğer Güney Asya ülkelerinden gelen

from Nepal, India, and other South Asian countries

1:43

göçmen işçilerin hayatları

reveal a very different story. Deyimler

1:47

çok farklı bir hikayeyi ortaya koyuyor.

Anlatım akışı

hidden behind this: görünen yüzeyden gizli gerçeğe geçiş

Burada hidden behind this, mekânı bir metafor olarak kullanır. this, daha önce sunulan görünür kamusal imgeye gönderme yapar; hidden behind it ise bu imgenin göstermediği olguları gündeme getirir. but ifadesinden sonra ve ana özneden önce gelen bu söz öbeği, bilgiyi görünüşten gerçeğe yönelten bir geçiş kurar. Dinleyiciye, önceki imgeyi daha az görünür kanıtlar ışığında yeniden yorumlaması gerektiğini bildirir.

Alıştırma

hidden behind this bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Yüzeydeki izlenimi sorgulatan olguları gündeme getirir.
  2. İşçilerin fiziksel konumunu belirtir.
  3. Aynı izlenimi destekleyen başka bir ayrıntı ekler.
Cevabı göster

Yüzeydeki izlenimi sorgulatan olguları gündeme getirir.

Deyimler

reveal a very different story: zıt bir gerçeği ortaya koymak

Burada reveal a very different story, başka bir hikâye anlatmak anlamına gelmez. Göçmen işçilerin yaşamlarının, önceki kamusal imgeyle keskin biçimde çelişen bir gerçeğe kanıt sunduğunu belirtir. story, olgulardan ortaya çıkan genel durum veya sonuç anlamındadır. X reveals a different story kalıbı, daha yakından inceleme sonucunda ilk iddia, başlık veya görünüşün düşündürdüğü sonucun değiştiği durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi reveal a very different story ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The forecast sounds encouraging, but the latest measurements ____.

Cevabı göster

reveal a very different story

The population of Qatar is tiny,

1:49

Katar'ın nüfusu çok küçük,

and 95% of the total workforce are foreigners Kelime

1:51

ve toplam iş gücünün %95'i yabancılardan oluşuyor,

working in extreme heat, Dilbilgisi

1:55

aşırı sıcakta çalışıyorlar,

housed in poor-quality accommodation,

1:57

kalitesiz konaklama yerlerinde kalıyorlar

and often underpaid.

1:59

ve genellikle eksik maaş alıyorlar.

Kelime

95% of the total workforce: tüm çalışanlar içindeki oran

Workforce, bir kuruluşta, sektörde veya ülkede çalışan ya da ölçülen grup içinde çalışmaya hazır olan kişileri ifade eden bir topluluk adıdır. The total workforce, bu istatistiksel kapsamdaki grubun tamamını vurgular. Bu nedenle 95% of the total workforce, işin %95’i değil, sayılan tüm çalışanların %95’i demektir. Yüzde, çok sayıda kişiyi gösterir. Bu Britanya İngilizcesi cümlesinde are foreigners içindeki çoğul fiil, grubu birden fazla bireysel üye olarak ele alır.

Alıştırma

Kadınların bir şirketteki tüm çalışanların %60’ını oluşturduğunu doğal biçimde bildiren cümle hangisidir?

  1. Women work on 60% of the company's project teams.
  2. Women complete 60% of the company's total workload.
  3. Women make up 60% of the company's total workforce.
Cevabı göster

Women make up 60% of the company's total workforce.

Dilbilgisi

working ..., housed ... ve often underpaid: koordineli ortaçlar

Koordineli üç bölüm, bu parçadan hemen önce adı geçen aynı kişilerle ilgili birkaç betimlemeyi sıkıştırır. working in extreme heat bir -ing ortaç yan cümlesidir: bu kişiler çalışma eylemini yapar. housed in poor-quality accommodation ve often underpaid ise edilgen anlam taşıyan geçmiş zaman ortaç yan cümleleridir: bu kişiler barındırılır ve düşük ücret alır. Biçimlerin aynı olması gerekmez; ancak betimleyici görevleri ve örtük özneleri aynı olmalıdır. Bu yapı, haber dilinde her nokta için tam bir ilgi cümleciğini tekrarlamadan bir eylemi, barınma koşulunu ve ücretle ilgili muameleyi sıralamayı sağlar.

Alıştırma

Aynı işçi grubunu anlatmak için koordineli ortaçları doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The report describes workers laboured outdoors, housing in crowded rooms, and paying below the minimum wage.
  2. The report describes workers labouring outdoors, housing crowded rooms, and underpaying their wages.
  3. The report describes workers labouring outdoors, housed in crowded rooms, and paid below the minimum wage.
Cevabı göster

The report describes workers labouring outdoors, housed in crowded rooms, and paid below the minimum wage.

Rothna Begum,

2:01

İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacısı

a researcher for Human Rights Watch, Kültür

2:01

Rothna Begum,

Kültür

for Human Rights Watch: araştırmacının bağlı olduğu kuruluşu belirtme

Human Rights Watch, insan hakları ihlallerini araştıran ve raporlayan uluslararası bir sivil toplum kuruluşudur. Bu, konunun alanını ve bilgi kaynağının türünü anlamak için gereken temel bağlamdır. a researcher for Human Rights Watch ifadesinde for, araştırmacının kuruluşla olan mesleki bağını gösterir. Kuruluşun adının verilmesi, araştırmacının konuyla ilgili mesleki geçmişini açıklar ve dinleyicinin onun neden kaynak olarak kullanıldığını anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede for Human Rights Watch dinleyiciye esas olarak neyi anlatır?

  1. Araştırmacının hangi kuruluşla bağlantılı olduğu ve uzmanlığının konuyla neden ilgili olabileceği.
  2. Araştırmanın hangi ülkede yapıldığı.
  3. Human Rights Watch'ın BBC programının adı olduğu.
Cevabı göster

Araştırmacının hangi kuruluşla bağlantılı olduğu ve uzmanlığının konuyla neden ilgili olabileceği.

explained their situation to BBC World Service programme Business Daily. Kalıp ifadeler

2:04

onların durumunu BBC World Service programı Business Daily'ye açıkladı.

Kalıp ifadeler

explained their situation to: explain + içerik + to + alıcı

Bu haberde explained their situation to, onun their ile belirtilen kişilerin içinde bulunduğu koşulları bir medya programına açıkladığı anlamına gelir. Their situation açıklanan içeriktir; to sonrasındaki program ise açıklamanın alıcısını veya dinleyicisini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp explain + içerik + to + alıcı şeklindedir. Örneğin explain the problem to the manager denir. Standart İngilizcede genellikle explain + kişi + içerik sırası kullanılmaz.

Alıştırma

Standart explain + içerik + to + alıcı kalıbını tamamlayın: Maya explained the problem ____ the support team.

Cevabı göster

to

We're still recording and documenting migrant workers Kalıp ifadeler

2:08

Hâlâ göçmen işçilerin kayıtlarını tutuyor ve belgeliyoruz,

facing abuse and exploitation in Qatar. Kalıp ifadeler

2:12

Katar'da istismar ve sömürüyle karşı karşıya olanları.

Kalıp ifadeler

recording and documenting: bilgi toplamak ve kayıt oluşturmak

Recording ve documenting, We're still ifadesinden sonra eş görevli kullanılan iki -ing biçimidir. Devam eden kanıt toplama sürecinin iki yönünü anlatırlar: recording olayları, ifadeleri veya verileri kaydeder; documenting ise ayrıntıları düzenleyip saklayarak kontrol edilebilir bir kayıt oluşturur. Bu iki fiil birlikte kullanıldığında, bir şeyi gelişigüzel not etmekten çok sürekli ve sistemli bir çalışma vurgulanır. Still, çalışmanın daha önce başladığını ve konuşma anında devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Hem bilgi toplamak hem de kontrol edilebilir bir kayıt oluşturmak anlamına gelen ikili ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the inquiry, the team is ____ witness accounts so that each claim can be checked later.

Cevabı göster

recording and documenting

Kalıp ifadeler

facing abuse and exploitation: istismar ve sömürüyle karşı karşıya kalmak

Facing, face fiilinin -ing biçimidir. Burada zor bir şeyi 'yaşamak veya onunla uğraşmak zorunda kalmak' anlamına gelir. Facing abuse and exploitation ifadesi, migrant workers söz grubunu niteleyerek bu kişilerin yaşadığı zararı anlatır. Abuse zarar verici kötü muameleyi, exploitation ise bir kişinin emeğinin veya savunmasız durumunun başka birinin çıkarı için haksız biçimde kullanılmasını ifade eder. Etken yapıda face sözcüğünden sonra sorun doğrudan gelir: face abuse, face a risk veya face pressure. Bununla ilişkili edilgen yapı be faced with + problem biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede face, ciddi bir sorun yaşamak anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. Many seasonal workers face with exploitation and unsafe conditions.
  2. Many seasonal workers are face exploitation and unsafe conditions.
  3. Many seasonal workers face exploitation and unsafe conditions.
Cevabı göster

Many seasonal workers face exploitation and unsafe conditions.

They include workers reporting having paid exorbitant and illegal recruitment fees to secure work, Notlar

2:14

Bunlar arasında, iş bulmak için fahiş ve yasadışı işe alım ücretleri ödediklerini bildiren işçiler var,

Dilbilgisi

reporting having paid: ödemenin bildirimden önce olduğunu belirtmek

reporting having paid yapısında reporting, işçilerin ne yaptığını, yani bir olayı bildirdiklerini gösterir. Having paid, having ile past participle biçiminden oluşan perfect gerund yapısıdır. Ödemenin bildirimden önce tamamlandığını anlatır. Bu kısa yapı resmî metinlerde yaygındır. Anlamı workers who reported that they had paid ifadesine yakındır; ancak daha önce gerçekleşen eylemi -ing öbeğinin içinde sıkıştırır.

Alıştırma

having ve past participle kullanarak daha önce tamamlanmış bir ödemeyi gösteren cümleyi seçin.

  1. Several residents reported paying the fee before the inspection.
  2. Several residents reported having to pay the fee before the inspection.
  3. Several residents reported having paid the fee before the inspection.
Cevabı göster

Several residents reported having paid the fee before the inspection.

Kelime

exorbitant and illegal recruitment fees: fahiş ve yasa dışı işe alım ücretleri

exorbitant and illegal recruitment fees bir isim öbeğidir; iki sıfat da recruitment fees ifadesini niteler. Exorbitant, miktarın makul sınırların çok üzerinde ve ölçüsüz derecede yüksek olduğunu; illegal ise ücretin yasa veya yönetmelik tarafından yasaklandığını belirtir. Recruitment fees, iş bulma, işe yerleştirme ya da iş edinmeyle bağlantılı olarak alınan ücretlerdir; işçinin maaşı değildir. Dolayısıyla bu ifade aynı ücretler hakkında iki ayrı iddia ortaya koyar: miktar aşırıdır ve ücretin alınması hukuka aykırıdır. Her iddianın kendi dayanağı olmalıdır; biri diğerini kendiliğinden kanıtlamaz.

Alıştırma

Ücretlerin hem makul olmayan ölçüde yüksek hem de yasaya aykırı olduğunu belirten cümleyi seçin.

  1. The agency charged reasonable recruitment fees that were allowed by law.
  2. The agency charged expensive recruitment fees, but the charges were legal.
  3. The agency charged exorbitant and illegal recruitment fees to job applicants.
Cevabı göster

The agency charged exorbitant and illegal recruitment fees to job applicants.

Kalıp ifadeler

to secure work: resmî bir dille iş elde etmek

to secure work ifadesinde secure, “başarıyla elde etmek” anlamına gelen bir fiildir. Burada work, istihdamı belirten sayılamayan bir isimdir; bu yüzden secure work, çoğu zaman çaba veya rekabet sonrasında iş elde etmek anlamına gelir. to'lu mastar amaç bildirir: işçiler, iş bulmak amacıyla bu ücretleri ödemiştir. Buradaki anlam, işi güvenli hâle getirmek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin iş elde etmek amacıyla bir şey yaptığını doğal biçimde ifade eder?

  1. Nora contacted several agencies to secure a work overseas.
  2. Nora contacted several agencies to secure to work overseas.
  3. Nora contacted several agencies to secure work overseas.
Cevabı göster

Nora contacted several agencies to secure work overseas.

abroad on two-year contracts, Kalıp ifadeler

2:21

yurtdışına iki yıllık sözleşmelerle geliyorlar,

Kalıp ifadeler

abroad on two-year contracts: on sözleşmeye dayalı çalışma düzenini gösterir

Abroad, “yurt dışında” veya “yurt dışına” anlamına gelir; burada işçilerin nerede çalıştığını belirtir. On two-year contracts, çalışmalarının iki yıl süren sözleşmelerin koşullarına tabi olduğu anlamına gelir. On fiziksel bir konumu değil, sözleşmeye dayalı çalışma düzenini belirtir. Two-year, contracts sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu yüzden year tekil kalır ve sözcükler kısa çizgiyle birleştirilir. Çoğul contracts, ayrı sözleşmeleri olan birden fazla işçiye uygundur; tek bir işçi için on a two-year contract kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, Maya'nın yurt dışındaki işinin iki yıllık bir sözleşmeye tabi olduğunu özellikle belirtir?

  1. Maya is working abroad in a two-year contract.
  2. Maya is working abroad on a two-year contract.
  3. Maya is working abroad for two years.
Cevabı göster

Maya is working abroad on a two-year contract.

and then finding out they're coming on three-month visas, Notlar

2:22

ve sonra üç aylık vizelerle geldiklerini öğreniyorlar,

Öbek fiiller

finding out: daha önce bilinmeyen bir gerçeği öğrenmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir gerçeği öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Burada finding out, üç aylık vizelerle ilgili yeni bilgiyi sunar; then ise bu bilginin daha önceki bir aşamadan sonra öğrenildiğini gösterir. Günlük İngilizcede find out ifadesinden hemen sonra bir yan cümle gelebilir: finding out they're coming..., that sözcüğünün atıldığı finding out that they're coming... ile aynı anlama gelir.

Alıştırma

Cümleyi find out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After checking her email, Maya ____ that the interview had been cancelled.

Cevabı göster

found out

Kelime

they're coming on three-month visas: üç aylık vizelerle gelmek

They're coming on three-month visas ifadesinde on, bu kişilerin hangi vize statüsüyle geldiğini belirtir. Bu tür bir vizeyi taşıyarak geldikleri anlamına gelir; on burada come on öbek fiilinin bir parçası değildir. They're coming, planlanmış bir gelecek hareketini anlatan şimdiki zamanın sürekli biçimidir. Three-month, visas sözcüğünden önce gelen bileşik sıfattır; bu yüzden month tekil kalır ve sözcükler kısa çizgiyle birleştirilir. Cümle, her birinin ayrı vizesi olan birden fazla kişiden söz ettiği için visas çoğuldur.

Alıştırma

Hangi cümlede on ve visas önündeki süre bileşiği doğru kullanılmıştır?

  1. The researchers entered the country in six-months visas.
  2. The researchers entered the country on six-month visas.
  3. The researchers entered the country on six-months visa.
Cevabı göster

The researchers entered the country on six-month visas.

which means that they're not able to make up or recoup the price that they've paid to actually get this job Notlar

2:25

bu da, bu işi bulmak için ödedikleri parayı telafi edemeyecekleri veya çıkaramayacakları anlamına geliyor

Anlatım akışı

which means that they're: bir olguyu sonucuna bağlamak

Bu cümlede which, tek bir isme değil, az önce belirtilen durumun tamamına gönderme yapar. means that, bu durumdan çıkan sonucu ya da yorumu getirir: söz konusu kişiler ödedikleri parayı geri kazanamaz. Böylece ileti önce olguyu, sonra sonucu veya açıklamayı verir. which means that ifadesinden sonra tam bir yan cümle gelir. they're, they are ifadesinin kısaltmasıdır; dolayısıyla which means that they're ... ifadesinin açık biçimi which means that they are ... olur.

Alıştırma

Bir olguyu sonucuna bağlamak için which means that ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The store closes at six, which means that although we need to leave now.
  2. The store closes at six, which means that we need to leave now.
  3. The store closes at six, which means that our plan.
Cevabı göster

The store closes at six, which means that we need to leave now.

Kelime

make up or recoup: önceden ödenmiş bir masrafı geri kazanmak

Bu para bağlamında make up or recoup, daha önce ödenmiş bir masrafı, çoğu zaman sonraki kazançlarla geri kazanmak anlamına gelir. make up bir kaybı veya açığı telafi etmek anlamına gelebilir; recoup ise mali anlamı daha kesin verir. Burada or, iki ayrı eylem belirtmek yerine ilk ifadeyi yeniden söyleyip netleştirir. Yakındaki price ve paid sözcükleri para anlamını gösterir; bu yüzden make up burada uydurmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede make up or recoup the price ne anlama gelir?

  1. yeni bir fiyat uydurmak
  2. ödenmiş parayı geri kazanmak
  3. aynı ücreti ikinci kez ödemek
Cevabı göster

ödenmiş parayı geri kazanmak

and may well be sent home in debt on top of everything else. Notlar

2:31

ve muhtemelen her şeyin üzerine bir de borçlu olarak evlerine gönderilecekler.

Dilbilgisi

may well be sent home in debt: olasılık, edilgen yapı ve borçluluk durumu

May well, “oldukça muhtemel” anlamına gelir. Burada izin değil, konuşanın olasılığa ilişkin değerlendirmesini ifade eder; well, “iyi bir şekilde” anlamına gelmez, olasılığı güçlendirir. Be sent home edilgen bir yapıdır: dönüşü başka biri zorunlu tutabilir veya ayarlayabilir. Home, sent sözcüğünden sonra to almadan gelir. In debt, kişinin gönderildiği andaki durumunu anlatır; dolayısıyla tüm ifade “hâlâ borçluyken geri gönderilmesi oldukça muhtemel” demektir.

Alıştırma

Hâlâ borçluyken evlerine geri gönderilmelerinin oldukça muhtemel olduğunu doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. They may well be send home in debt.
  2. They may well be sent home in debt.
  3. They may well sent home in debt.
Cevabı göster

They may well be sent home in debt.

Deyimler

on top of everything else: bir sorun daha eklemek

On top of everything else, “diğer bütün sorunlara eklenen bir sorun olarak” anlamına gelir. Bu cümlede borçlu hâlde eve gönderilmek, önceden bilinen zorluklara eklenerek “bir kötü şey daha” etkisi yaratır. Buradaki on top of fiziksel değil, mecazidir. Everything else daha önce söz edilmiş veya konuşanla dinleyenin bildiği diğer durumlara gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi “diğer bütün sorunlara eklenen bir sorun olarak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____, the heating has failed.

Cevabı göster

On top of everything else

Migrant workers face exploitation. Kalıp ifadeler

2:35

Göçmen işçiler sömürüyle karşı karşıya kalıyor.

Kalıp ifadeler

face exploitation: “karşılaşmak” anlamında face + sorun kullanımı

Burada face, zor bir durumu “yaşamak veya onunla başa çıkmak zorunda olmak” anlamındaki geçişli bir fiildir. face exploitation ifadesinde exploitation doğrudan nesnedir; bu nedenle fiille isim arasına edat gelmez. face + sorun veya risk yapısı başka durumlara da aktarılabilir: face pressure, face criticism, face danger veya face delays denebilir. Buradaki face, bir kişinin bedeninin hangi yöne dönük olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Hedef yapıyı face ile tamamlayın: Small businesses often ____ pressure when costs rise.

Cevabı göster

face

Exploitation means treating someone unfairly Dilbilgisi

2:37

Sömürü, kendine bir çıkar sağlamak için

to get some advantage for yourself.

2:40

birisine adaletsiz davranmak anlamına gelir.

Dilbilgisi

Exploitation means treating...: means + -ing ile tanımlama

X means + -ing yapısında X bir kavramı adlandırır, -ing grubu ise bu kavramın içerdiği eylemi veya uygulamayı açıklar. Burada treating someone unfairly, exploitation kavramının ne içerdiğini tanımlar. Bu yapı, soyut bir ismi eyleme dayalı ve açık biçimde tanımlamak için kullanılabilir: Cooperation means working together. means sözcüğünden sonraki -ing biçimi bir gerund grubu olarak işlev görür.

Alıştırma

Hangi cümle recycling kavramını tanımlamak için means + -ing yapısını doğru kullanıyor?

  1. Recycling means use materials again.
  2. Recycling means using materials again.
  3. Recycling means to use materials again tomorrow.
Cevabı göster

Recycling means using materials again.

Many of the World Cup workers were exploited

2:43

Dünya Kupası işçilerinin birçoğu sömürüldü

by being paid less than agreed, Dilbilgisi

2:45

anlaşılandan daha az ödeme yapılarak,

Dilbilgisi

by being paid less than agreed: by + edilgen gerund yapısı

By + -ing biçimi, bir şeyin hangi araçla ya da süreçle gerçekleştiğini açıklayabilir. Burada by being paid less than agreed, işçilerin nasıl sömürüldüğünü açıklar. Being paid edilgen bir gerund yapısıdır: işçiler ödemeyi alan taraftır. Less than agreed, kararlaştırılmış olan miktardan daha az anlamına gelen kısaltılmış bir karşılaştırmadır.

Alıştırma

Stajyerlerin vaat edilenden daha az para aldığını belirten by + edilgen gerund ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The interns were treated unfairly ____.

Cevabı göster

by being paid less than promised

being paid late,

2:47

ödemeleri geciktirilerek,

or not being paid at all. Kalıp ifadeler

2:49

veya hiç ödeme yapılmayarak.

Kalıp ifadeler

not being paid at all: hiç ödeme yapılmaması

Not being paid olumsuz ve edilgen bir gerund yapısıdır: kişiler hiçbir ödeme almaz. Bu sıralamada or, bunu olası başka bir sömürü biçimi olarak ekler. At all olumsuzluğu güçlendirir ve hiçbir ödeme yapılmadığını belirtir. Ödemenin yalnızca geç yapıldığı ya da beklenenden az olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle serbest çalışanların hiçbir ödeme almadığını açıkça belirtir?

  1. The freelancers were not paid in full.
  2. The freelancers were not paid at all.
  3. The freelancers were paid late.
Cevabı göster

The freelancers were not paid at all.

The construction jobs seemed a good opportunity for migrant workers Dilbilgisi

2:50

İnşaat işleri göçmen işçiler için iyi bir fırsat gibi görünüyordu

to save money to send home to their families. Kalıp ifadeler

2:54

memleketlerindeki ailelerine para göndermek üzere birikim yapmak için.

Dilbilgisi

a good opportunity for migrant workers to save money: opportunity for someone to do something kalıbı

opportunity for someone to do something kalıbı, belirli bir kişi veya grubun bir eylemi gerçekleştirme fırsatı olduğunu anlatır. Burada for migrant workers fırsatın kime ait olduğunu, to save money ise onların yapabileceği eylemi belirtir. for migrant workers bölümünü opportunity ile bağlantılı, ilgili kişi veya grubu gösteren bölüm olarak okuyun. Ardından gelen to ile kurulan mastar onların olası eylemini verir; for tek başına amaç bildirmez.

Alıştırma

opportunity for someone to do something kalıbını eksiksiz tamamlayın: The internship is a good opportunity ____ young engineers ____ gain practical experience.

Cevabı göster

for · to

Kalıp ifadeler

to save money to send home to their families: iki aşamalı bir amaç zinciri

Tam cümlede, to save money biçimindeki ilk to mastarı, fırsatın işçilere ne yapma imkânı verdiğini belirtir. İkinci to mastarı olan to send home ise paranın planlanan kullanımını, yani sonraki amacı gösterir. Bu iki to mastarı birlikte bir amaç zinciri kurar: işleri kabul etmek, para biriktirmek, ardından bu parayı memlekete göndermek. Daha sonra gelen to their families içindeki to, alıcıları belirten bir edattır; amaç zincirinin üçüncü aşaması değildir.

Alıştırma

Amaç zincirini tamamlamak için save ve buy fiillerini iki to mastarı olarak kullanın: She stopped eating at restaurants ____ money ____ a bicycle.

Cevabı göster

to save · to buy

Many paid exorbitant fees, Kalıp ifadeler

2:57

Birçoğu fahiş ücretler ödedi (exorbitant fees),

Kalıp ifadeler

paid exorbitant fees: fahiş ücretler ödemek

Pay a fee ve pay fees, bir ücreti ödemeyi anlatan doğal sözcük birliktelikleridir. paid exorbitant fees ifadesinde paid fiildir, exorbitant ise fees sözcüğünü niteler. Exorbitant yalnızca yüksek değil, makul olanın çok üzerinde demektir. Bu nedenle ifade hem ödemenin yapıldığını bildirir hem de istenen miktarı güçlü biçimde eleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle başvuranların makul olmayacak kadar yüksek ücretler ödediğini doğal biçimde anlatır?

  1. Applicants paid reasonable fees for a basic service.
  2. Applicants paid exorbitant fees for a basic service.
  3. Applicants paid the fees in advance for a basic service.
Cevabı göster

Applicants paid exorbitant fees for a basic service.

fees which were much bigger than they should be, Dilbilgisi

3:00

olması gerekenden çok daha yüksek olan ücretler,

Dilbilgisi

much bigger than they should be: makul düzeyin çok üzerinde

Much, bigger karşılaştırma biçimini güçlendirir: much bigger, farkın büyük olduğunu gösterir. They önceki fees sözcüğüne gönderme yapar, bigger ise bu ücretlerin miktarını anlatır. Than they should be, gerçek miktarı uygun ya da makul bir düzeyle karşılaştırır. Burada should be bir ölçüt belirler; gelecekteki bir eylem için tavsiye vermez. İfadenin tamamı ücretlerin gereğinden çok yüksek olduğunu söyler.

Alıştırma

Hangi cümle aylık ücretin yalnızca tahminin veya geçmiş düzeyin değil, makul bir düzeyin çok üzerinde olduğunu söyler?

  1. The monthly fee is much higher than expected.
  2. The monthly fee is much higher than it should be.
  3. The monthly fee is much higher than it used to be.
Cevabı göster

The monthly fee is much higher than it should be.

just to get a job in Qatar.

3:02

sadece Katar'da iş bulabilmek için.

But despite being given two-year job contracts, Dilbilgisi

3:04

Ancak iki yıllık iş sözleşmeleri verilmesine rağmen,

Dilbilgisi

despite being given ...: despite sonrasında edilgen -ing biçimi

Despite, “-e rağmen” anlamı veren bir edattır. Burada işçiler sözleşmeleri veren değil alan taraf olduğu için ardından edilgen -ing biçimi olan being given gelir. Bu ifade, iki yıllık sözleşmeleri normalde farklı bir beklenti oluşturacak bir gerçek olarak önce kabul eder. Ardından gelecek sonucun bu beklentiyle çelişmesine zemin hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümlede despite sonrasında edilgen -ing biçimi doğru kullanılmıştır?

  1. Despite being offered a permanent position, she decided to leave.
  2. Despite she was offered a permanent position, she decided to leave.
  3. Despite was offered a permanent position, she decided to leave.
Cevabı göster

Despite being offered a permanent position, she decided to leave.

some workers were only allowed to stay three months. Dilbilgisi

3:06

bazı işçilerin sadece üç ay kalmasına izin verildi.

Dilbilgisi

were only allowed to stay: sınırlı izin

Be allowed to + fiilin yalın biçimi, bir şeyi yapma iznine sahip olmak anlamına gelir. Edilgen were allowed yapısı, izni veren makamdan çok işçilere ve onların aldığı izne odaklanır. Only iznin kapsamını daraltır. Burada izin verilen kalış süresinin yalnızca üç ay olduğunu vurgular ve bu sürenin iki yıllık sözleşmelerin düşündürebileceğinden çok daha kısa olduğunu gösterir.

Alıştırma

Allow fiilinin edilgen kalıbını kullanarak ve only sözcüğünü allowed önüne getirerek cümleyi tamamlayın: Under this visa, visitors ____ for six months.

Cevabı göster

are only allowed to stay

Because they couldn't make enough money,

3:10

Yeterince para kazanamadıkları için,

many returned home in debt, Kalıp ifadeler

3:11

birçoğu evlerine borç içinde döndü (in debt),

Kalıp ifadeler

returned home in debt: eve borçlu dönmek

Burada many, “birçok insan” anlamına gelir. Returned home, evleri ya da ülkeleri olarak gördükleri yere geri döndüklerini anlatır. Home, return fiilinden sonra zarf görevi gördüğü için önüne to gelmez. In debt, geri döndükleri andaki mali durumlarını belirtir: hâlâ borçları vardı. Geri dönmenin borca neden olduğu ya da borcu önceden ödemiş oldukları anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “borcu olmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After months without work, Elena was still ____.

Cevabı göster

in debt

owing money to someone that they will have to pay back. Dilbilgisi

3:13

geri ödemeleri gereken parayı birine borçlu olarak.

Dilbilgisi

owing money to someone ... pay back: borcu ve geri ödeme yükümlülüğünü açıklamak

Owing money to someone biçimindeki -ing yan cümleciğinin örtük öznesi, önceki cümlecikteki many ile aynıdır. Bu bölüm in debt ifadesini açıklar: bu kişiler borçluydu. İngilizcede hem owe money to someone hem de owe someone money kullanılabilir. That they will have to pay back, someone sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Burada pay someone back, o kişiye olan borcu ödemek anlamına gelir; have to ise bunu daha sonra yapma zorunluluğunu belirtir. İfadenin tamamı soyut debt kavramını, borçlu olunan kişi ve geri ödeme yükümlülüğüyle somutlaştırır.

Alıştırma

“They returned home in debt, owing money to people they would have to pay back,” cümlesinde -ing cümleciğinin görevi nedir?

  1. Onlara borçlu olan ayrı bir insan grubunu tanıtır.
  2. Kime borçlu olduklarını ve geri ödemenin zorunlu olduğunu belirterek borcu açıklar.
  3. Eve dönmeden önce herkese olan borçlarını ödediklerini söyler.
Cevabı göster

Kime borçlu olduklarını ve geri ödemenin zorunlu olduğunu belirterek borcu açıklar.

What's worse, Anlatım akışı

3:17

Daha da kötüsü,

many have died building the football stadiums

3:17

birçoğu futbol stadyumlarını inşa ederken öldü,

in accidents or due to overwork and heat stress. Kalıp ifadeler

3:20

kazalarda ya da aşırı çalışma ve sıcak stresinden dolayı.

Anlatım akışı

What's worse: daha ciddi bir olumsuz noktaya geçmek

“What's worse”, “daha da kötüsü” veya “durumu daha da kötüleştiren şey” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Bu cümlede dinleyiciye, ölümlerin daha önce sözü edilen sorundan daha ciddi ve olumsuz bir gerçek olduğunu gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir. Yalnızca başka bir bilgi eklemek yerine, düşünceyi kötü bir noktadan daha kötü bir noktaya taşır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki olumsuz şiddetlenme belirteciyle tamamlayın: The server is down. ____, the backup has failed too.

Cevabı göster

What's worse

Kalıp ifadeler

due to overwork and heat stress: nedenleri resmî biçimde belirtmek

“Due to” ifadesinden sonra bir isim veya isim öbeği gelir ve bu ifade bir nedeni belirtir. Burada “overwork” ve “heat stress”, ölümlerin yan yana sıralanan iki nedenidir: aşırı çalışma ve aşırı sıcaklığın yol açtığı fiziksel zorlanma. Bu neden ifadesi kısa ve görece resmîdir; bu nedenle haberlerde, tıbbi açıklamalarda, güvenlik duyurularında ve olgusal analizlerde yaygındır. Yeniden kullanılabilen yapı “sonuç + due to + neden” şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede due to doğru kullanılmıştır?

  1. The outdoor event was canceled due to heavy rain.
  2. The outdoor event was canceled due to it rained heavily.
  3. Due to the outdoor event was canceled, we went home.
Cevabı göster

The outdoor event was canceled due to heavy rain.

So, with all this criticism Dilbilgisi

3:23

Peki, tüm bu eleştirilerle birlikte

added to the billions of dollars Qatar spent preparing for the competition, Dilbilgisi

3:26

Katar'ın turnuvaya hazırlanmak için harcadığı milyarlarca dolar eklendiğinde,

Dilbilgisi

Qatar spent preparing for the competition: spend + miktar + -ing

Buradaki yeniden kullanılabilir kalıp spend + para ya da zaman miktarı + -ing yapısıdır. Miktar, kullanılan kaynağın ne kadar olduğunu; -ing cümleciği ise bu kaynakla yapılan etkinliği gösterir: spend billions of dollars preparing for a competition. Daha geniş isim öbeğinde billions of dollars, Qatar spent ifadesinden önce gelir; çünkü that ya da which'in düştüğü bir ilgi cümleciğiyle nitelenen ögedir: the billions of dollars (that) Qatar spent preparing for the competition. Bu sözcük dizilişi, normalde spent sonrasında görülen nesneyi gizler; ancak temel spend + miktar + -ing kalıbı değişmez.

Alıştırma

spent, millions ve improving sözcüklerini kullanarak İngilizce cümleyi tam spend + miktar + -ing kalıbıyla tamamlayın: The city ____ public transport.

Cevabı göster

spent millions improving

was it worth it? Ton ve niyet

3:30

buna değdi mi?

Dilbilgisi

with all this criticism added to...: ek unsurları değerlendirme arka planına katmak

with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir durumu arka plan bilgisi olarak sunar. Burada all this criticism isim öbeğidir; added ise eleştirileri, daha önce harcanan milyarlarca doların yanında değerlendirilen ek bir unsur olarak gösterir. with ile başlayan öbeğin tamamı, was it worth it? sorusundan önce eleştirileri ve maliyeti bir araya getirir. Böylece değerlendirme için kanıtları çerçeveler; ekleme işini kimin yaptığına odaklanmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, ek bir arka plan unsurunu sunmak için with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanır?

  1. With added the travel costs to the fee, the course became too expensive.
  2. With the travel costs add to the fee, the course became too expensive.
  3. With the travel costs added to the fee, the course became too expensive.
Cevabı göster

With the travel costs added to the fee, the course became too expensive.

Ton ve niyet

Was it worth it?: sonucun ödenen bedele değip değmediğini sormak

Was it worth it? elde edilen yararın veya sonucun harcanan parayı, zamanı, emeği, alınan riski ya da yaşanan zahmeti haklı çıkarıp çıkarmadığını sorar. Genellikle bir seçim veya deneyim sonradan değerlendirilir. be worth it yapısındaki it, bağlamdan bilinen eylemin, seçimin veya deneyimin tamamını ifade eder. Yaygın cevaplar It was worth it ve It wasn't worth it şeklindedir.

Alıştırma

Soruyu be worth it ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The climb took six hours. Looking back, ____?

Cevabı göster

was it worth it

James Dawsey is an expert on the politics of football Kelime

3:31

James Dawsey futbol politikaları konusunda bir uzman

in the Middle East.

3:35

Orta Doğu üzerine.

Kelime

Expert on the politics of football: futboldaki güç ve çıkar ilişkileri uzmanı

expert on the politics of football ifadesi, futbolun içinde ve çevresinde güç, çıkarlar, etki ve karar alma süreçlerinin nasıl işlediği konusunda uzman bilgisine sahip birini anlatır. Buradaki politics yalnızca seçimler, partiler veya hükûmet anlamına gelmez; hükûmetler, yönetim organları, kulüpler, sponsorlar ve diğer gruplar arasındaki ilişkileri de kapsayabilir. the politics of X kalıbı, herhangi bir alanın içindeki güç yapılarını ve çatışan çıkarları anlatabilir. expert on... yapısındaki on, kişinin derinlemesine bildiği konuyu tanıtır.

Alıştırma

Bir makale, hükûmetlerin, kulüplerin ve sponsorların spor üzerindeki etki için nasıl rekabet ettiğini inceliyor. Makalenin konusunu en iyi hangi ifade açıklar?

  1. the politics of football
  2. football policy
  3. the rules of football
Cevabı göster

the politics of football

Here, he explains to BBC World Service's Business Daily

3:36

Burada BBC World Service'in Business Daily programına açıklıyor,

that for Qatar,

3:39

Katar için,

hosting the World Cup is more about improving its international reputation Dilbilgisi

3:41

Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmanın ekonomik olmaktan çok

than economics.

3:45

uluslararası itibarını artırmakla ilgili olduğunu.

Dilbilgisi

is more about ... than ...: temel amacı vurgulamak

X is more about A than B kalıbı, A'nın X'in daha önemli amacı, nedeni veya özelliği olduğunu belirtir. Buradaki iddia, Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmanın esas olarak Katar'ın uluslararası itibarını geliştirmeye hizmet ettiği, ekonomik kaygıların ise daha az merkezi olduğudur. Bu karşılaştırma mutlak değil, görecelidir: B yine de önemli olabilir. Konuşmacı, B'nin hiçbir rolü olmadığını söylemek yerine iki açıklamayı önem sırasına koyar. Than, tekrarlanan sözcüklerin çıkarıldığı daha uzun than it is about B ifadesini örtük olarak başlatır.

Alıştırma

Cümleyi more about A than B kalıbıyla tamamlayın: The workshop is ____ building confidence ____ winning prizes.

Cevabı göster

more about · than

But this is not about economics for Qatar.

3:46

Ancak Katar için bu işin ekonomisi yok.

Qatar is a small state. Kelime

3:49

Katar küçük bir devlet.

Kelime

a small state: egemen ülke anlamındaki state

Bu cümlede state, bağımsız bir siyasi oluşum veya ülke anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Katar egemen bir ülkedir; dolayısıyla a small state, bir durum veya hâl değil, görece küçük bir ülke demektir. Bu anlam, ülkelerin siyasi aktörler olarak ele alındığı uluslararası ilişkiler, diplomasi ve hukuk alanlarında yaygındır. Small; toprak, nüfus veya göreli güç gibi etkenlere gönderme yapabilir, ancak cümle tek başına hangi ölçütün kullanıldığını belirtmez.

Alıştırma

'The former colony became an independent state in 1975,' cümlesinde state ne anlama gelir?

  1. Yalnızca ortak bir hobiyle birleşen grup
  2. Bir şeyin içinde bulunduğu durum
  3. Egemen bir siyasi oluşum
  4. Başka bir ülkenin içindeki bir bölge
Cevabı göster

Egemen bir siyasi oluşum

It is sandwiched between two regional behemoths, Deyimler

3:52

İki bölgesel devin arasına sıkışmış durumda,

Saudi Arabia and Iran.

3:55

Suudi Arabistan ve İran.

Deyimler

sandwiched between two regional behemoths: iki bölgesel gücün arasında sıkışmış

Be sandwiched between A and B fiziksel bir imge kullanır: Bir şey, iki yanında birer unsur olacak şekilde ortada kalır. Bu ifade yalnızca tarafsız bir konumu değil, çoğu zaman alanın, özgürlüğün veya hareket imkânının sınırlı olduğunu da düşündürür. Burada regional behemoths, aynı bölgedeki son derece güçlü ülkeleri ifade eder. İfade bütünüyle, daha küçük bir devleti coğrafi ve siyasi açıdan Suudi Arabistan ile İran arasında kalmış ve her iki tarafın baskısını hisseden bir aktör olarak gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda sandwiched between two regional behemoths ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Devletin kendisi bölgedeki en güçlü ülkedir.
  2. Devletin yakınında onu etkileyen hiçbir güç yoktur.
  3. Daha küçük devlet, çok daha güçlü iki bölgesel gücün arasında kalmıştır ve her ikisinin de baskısını hissedebilir.
Cevabı göster

Daha küçük devlet, çok daha güçlü iki bölgesel gücün arasında kalmıştır ve her ikisinin de baskısını hissedebilir.

And so its whole policy

3:58

Bu yüzden bütün politikası

is geared towards soft power, Kalıp ifadeler

4:00

yumuşak güce odaklanmış durumda,

Kalıp ifadeler

be geared towards soft power: yumuşak güce yönelik olmak

Be geared towards + bir isim veya -ing biçimi, bir şeyin belirli bir amaca, kullanıma veya gruba hizmet edecek şekilde tasarlandığını, düzenlendiğini ya da ayarlandığını belirtir. Edilgen yapı tek bir eylemden çok, bir politika veya sisteme yerleştirilmiş genel yönelimi vurgular. Bu cümlede ülkenin bütün politikası soft power, yani yumuşak güç etrafında düzenlenmiştir: Zor kullanmak yerine çekicilik, kültür, diplomasi ve itibar yoluyla nüfuz elde etmek amaçlanır. Whole policy genel bir stratejik yönü ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi be geared towards kullanarak tamamlayın: This evening class ____ working adults.

Cevabı göster

is geared towards

whether that's sports, Dilbilgisi

4:03

ister spor olsun,

whether that's the airport and the airline.

4:05

ister havalimanı ve havayolu olsun.

Dilbilgisi

whether that's ..., whether that's ... ile paralel örnekler sıralamak

Tekrarlanan whether that's A, whether that's B kalıbı, birden fazla örneği daha önce belirtilen tek bir genel düşüncenin altında toplar. Burada spor ile havaalanı ve hava yolu şirketi, aynı düşüncenin kapsadığı farklı alanlar olarak sunulur. Buradaki whether, evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru başlatmaz. Yaklaşık olarak “hangi örnek söz konusu olursa olsun” anlamına gelir. whether that's ifadesinin tekrarı da sıralamayı açıkça paralel ve kolay takip edilir hâle getirir.

Alıştırma

Tekrarlanan whether that's ifadesiyle paralel listeyi tamamlayın: People can recharge in different ways, ____ reading at home or ____ walking in the park.

Cevabı göster

whether that's · whether that's

Qatar may be rich thanks to its oil, Dilbilgisi

4:08

Katar petrolü sayesinde zengin olabilir,

but it's not a large country,

4:10

ancak büyük bir ülke değil,

Dilbilgisi

may be ..., but ... ile ödün verip asıl noktayı vurgulamak

may be A, but B kalıbı önce A'yı kabul eder, ardından konuşanın vurgulamak istediği B noktasına geçer. İlk bölüm Katar'ın petrolden gelen zenginliğini kabul eder; but ile başlayan bölüm ise önemli sınırlamayı belirtir: ülkenin yüzölçümü büyük değildir. Bu kalıpta may, kabul ifadesini yumuşatabilir ve ona “A doğru olabilir, ama B yine de önemlidir” gibi bir ödünleme anlamı katabilir. Her zaman konuşanın A'dan gerçekten şüphe ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, önce bir noktayı kabul edip ardından başka bir noktayı vurgulamak için may be ..., but ... kalıbını kullanıyor?

  1. The route is longer because it is much safer.
  2. If the route is longer, it may be safer.
  3. The route may be longer, but it is much safer.
Cevabı göster

The route may be longer, but it is much safer.

unlike neighboring Saudi Arabia and Iran, Dilbilgisi

4:12

komşuları Suudi Arabistan ve İran'ın aksine,

Dilbilgisi

unlike neighboring Saudi Arabia and Iran: karşılaştırma hedefini tanıtma

Unlike, “aksine” veya “farklı olarak” anlamına gelen bir edattır. Burada ardından neighboring Saudi Arabia and Iran isim öbeği gelir ve karşılaştırılan tarafı belirtir. Bu edat öbeği, içinde bulunduğu ana cümleye bir karşıtlık ekler. Karşılaştırmanın diğer tarafı ana cümleden gelir. Bu öbek tek başına tam bir yan cümle oluşturmaz; iki tam yan cümleyi karşılaştırmak için whereas gibi bir bağlaç kullanılabilir.

Alıştırma

Karşılaştırılan isim öbeğini unlike ile tanıtın: ____ her older phone, this model has a much better camera.

Cevabı göster

Unlike

countries which James Dawsey called behemoths,

4:14

James Dawsey'in devler (behemoths) olarak adlandırdığı ülkeler,

something which is extremely large and powerful.

4:18

son derece büyük ve güçlü olan şeyler.

Qatar is sandwiched between these larger counties.

4:21

Katar bu daha büyük ülkelerin arasına sıkışmış durumda (sandwiched).

If you're sandwiched between two things,

4:24

Eğer iki şeyin arasına sıkışmışsanız,

you're in a narrow, tight space

4:26

onların arasında

between them.

4:28

dar, sıkışık bir alandasınız demektir.

Because Qatar isn't as powerful as its bigger neighbors, Dilbilgisi

4:29

Katar, büyük komşuları kadar güçlü olmadığı için,

Dilbilgisi

isn't as powerful as its bigger neighbors: olumsuz as ... as karşılaştırması

not as + sıfat + as kalıbı, öznenin ilgili niteliğe karşılaştırma hedefinden daha düşük derecede sahip olduğunu belirtir. Bu nedenle isn't as powerful as, “... kadar güçlü değil” anlamına gelir. Bu cümlede powerful iki as sözcüğünün arasında yer alır ve its bigger neighbors karşılaştırma hedefini belirtir. Bu kalıp göreceli bir karşılaştırma yapar ancak farkın ne kadar büyük olduğunu söylemez.

Alıştırma

Olumsuz as ... as karşılaştırmasını tamamlayın: The new system isn't ____ reliable ____ the old one.

Cevabı göster

as · as

it uses soft power. Kültür

4:32

yumuşak güç (soft power) kullanıyor.

Kültür

soft power: yumuşak güç

Uluslararası ilişkilerde soft power (yumuşak güç), güç kullanma veya zorlama yerine çekicilik ve ikna yoluyla başkalarını etkileme kapasitesidir. Bu cümlede bir ülkenin kültürünün, itibarının, diplomasisinin ve askerî olmayan ekonomik ilişkilerinin sağladığı etkiyi kapsar. Buradaki soft, “zayıf” demek değildir. Ana fikir, geleneksel gücü daha sınırlı bir ülkenin de diğer ülkelerde ilgi veya olumlu izlenim uyandırıp onları iş birliğine razı ederek etkisini artırabilmesidir.

Alıştırma

Hangi durum soft power kavramının en açık örneğidir?

  1. Bir ülke, olumlu ilişkiler kurmak ve kendi kültürüne ilgi uyandırmak için yurt dışında kültür merkezleri açar.
  2. Bir ülke komşularıyla tüm diplomatik ve kültürel ilişkilerini keser.
  3. Bir hükûmet, başka bir ülke kabul etmezse askerî müdahalede bulunmakla tehdit eder.
Cevabı göster

Bir ülke, olumlu ilişkiler kurmak ve kendi kültürüne ilgi uyandırmak için yurt dışında kültür merkezleri açar.

The way a country uses its economic and cultural influence Kültür

4:34

Bir ülkenin askeri güç kullanmak yerine diğer ülkeleri ikna etmek için

to persuade other countries instead of using military power.

4:38

ekonomik ve kültürel etkisini kullanma şekli.

Kültür

askerî güç yerine etki kullanarak ikna etmek

Vurgulanan yan cümle, soft power kavramını somut biçimde açıklar: Bir ülke askerî güç kullanmak yerine ekonomik ve kültürel etkisinden yararlanarak diğer ülkeleri ikna eder. Persuade, anlaşma veya iş birliği elde etmeyi anlatır; birini itaate zorlamaktan farklıdır. use A to do B kalıbında A araç, B ise amaçtır: uses its ... influence to persuade .... instead of + -ing, tercih edilmeyen alternatifi gösterir: instead of using military power. Baştaki The way, altyazının tamamını önceki cümledeki soft power ifadesine bağlanan bir tanım öbeğine dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi use A to do B instead of doing C kalıbıyla tamamlayın. an app, contact ve send sözcüklerini kullanın: The school ____ parents ____ paper letters.

Cevabı göster

uses an app to contact · instead of sending

Hosting an important international event like the World Cup Anlatım akışı

4:42

Dünya Kupası gibi önemli bir uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapmak

is a part of Qatar's soft power strategy

4:45

Katar'ın dünya sahnesinde önemli bir ülke olarak görülmesi için

to be considered an important country on the world stage. Deyimler

4:48

yumuşak güç stratejisinin bir parçası.

Anlatım akışı

Hosting ... is a part of ... strategy: bir eylemi daha geniş bir planla ilişkilendirmek

“Hosting an important international event like the World Cup” isim-fiil öbeği cümlenin öznesidir. Etkinliğin tamamını tek bir fikir olarak ele aldığı için ardından tekil is fiili gelir. “X is a part of Y's strategy” kalıbı, somut bir eylemi daha geniş bir planın içine yerleştirir. Burada haber, etkinliğe ev sahipliği yapmayı bağımsız bir spor organizasyonu olarak değil; çekicilik ve görünürlük yoluyla uluslararası etki ve statü kazanmayı amaçlayan bir yumuşak güç stratejisinin kanıtı olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinliği daha geniş bir stratejinin unsuru olarak doğru biçimde sunar?

  1. Hosting international conferences is part of the city's development strategy.
  2. The city is part of hosting international conferences.
  3. Hosting international conferences are the city's development strategy.
Cevabı göster

Hosting international conferences is part of the city's development strategy.

Deyimler

on the world stage: uluslararası görünürlük ve etki

“On the world stage”, uluslararası kamusal alanı ifade eden bir benzetmedir: dünya meseleleri, uluslararası rekabet ve küresel ilgi. Ülkeleri, kuruluşları veya kişileri uluslararası düzeyde görülen ve değerlendirilen aktörler olarak sunar. Buradaki “an important country on the world stage”, uluslararası alanda önemli kabul edilen bir ülke anlamına gelir. Gerçek bir sahneden söz edilmez; ifade küresel görünürlük, statü veya etkiye işaret eder.

Alıştırma

Hangi cümlede “on the world stage” uluslararası tanınmayı anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Her work won awards in several countries, so she gained recognition on the world stage.
  2. She took one private weekend trip abroad, so she gained recognition on the world stage.
  3. She gave a short talk to her own class, so she gained recognition on the world stage.
Cevabı göster

Her work won awards in several countries, so she gained recognition on the world stage.

Whatever the rights and wrongs of the debate, Anlatım akışı

4:52

Tartışmanın doğruları ve yanlışları ne olursa olsun,

Anlatım akışı

Whatever the rights and wrongs of the debate: tartışmayı geçici olarak bir kenara bırakmak

Whatever the rights and wrongs of the debate, “tartışmadaki hangi görüşlerin haklı veya hatalı olduğuna bakılmaksızın” anlamına gelir. Buradaki rights, yasal hakları değil, doğru olan yönleri ifade eder; rights and wrongs, bir anlaşmazlığın haklı ve hatalı taraflarını birlikte anlatan ikili bir ifadedir. Cümlenin başında kullanıldığında bu ödünleyici çerçeve, anlaşmazlığın varlığını kabul eder ancak yargıyı geçici olarak askıya alır. Konuşmacı daha sonra hangi taraf haklı olursa olsun önemli sayılan bir gerçeğe veya sonuca geçebilir. Bu ifade tartışmayı çözmez veya iki tarafın eşit derecede geçerli olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

“Whatever the rights and wrongs of the proposal, the vote will take place tomorrow,” cümlesindeki başlangıç ifadesi ne yapar?

  1. Önerinin artık tartışılmasına gerek olmadığını söyler.
  2. Önerinin oluşturduğu yasal haklardan söz eder.
  3. Öneri hakkındaki yargıyı geçici olarak askıya alır ve bir gerçeğe geçer.
  4. Öneriye yönelik bütün itirazların yanlış olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Öneri hakkındaki yargıyı geçici olarak askıya alır ve bir gerçeğe geçer.

this will be the first Arab nation to host the World Cup, Kültür

4:54

bu Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak ilk Arap ülkesi olacak,

Kültür

first Arab nation to host the World Cup: Arap dünyası için tarihî bir ilk

Bu ifade, Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmayı Arap dünyası için tarihî bir dönüm noktası olarak sunar: bu etkinlikten önce hiçbir Arap ülkesi turnuvaya ev sahipliği yapmamıştı. Buradaki Arab nation, Arap dili ve kültürünün ortak kimliğin merkezinde bulunduğu Arap dünyasının bir parçası olarak tanımlanan ülkedir. Arab, Muslim veya Middle Eastern ile aynı kategori değildir. Nüfusunun çoğu Müslüman olan pek çok ülke Arap değildir; Orta Doğu, Arap olmayan ülkeleri de içerirken Arap dünyası Kuzey Afrika'ya da uzanır. the first + isim + to host yapısı, adı verilen grupta bu eylemi ilk yapan üyeyi belirtir.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade, “the first Arab nation to host the World Cup” sözünün anlamını en iyi korur?

  1. Dünya Kupası'nı kazanan ilk Arap ülkesi
  2. Dünya Kupası'na katılan ilk Müslüman çoğunluklu ülke
  3. Arap dünyasında Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan ilk ülke
  4. Millî futbol takımı kuran ilk Orta Doğu ülkesi
Cevabı göster

Arap dünyasında Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan ilk ülke

although it's unlikely that the Qatari team will actually win. Dilbilgisi

4:57

Katar takımının gerçekten kazanması pek olası olmasa da.

Dilbilgisi

although it's unlikely that ...: ödünleme ve düşük olasılık

Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır: bağlamdaki ana iddiayla karşıtlık oluşturan bir noktayı kabul eder, ancak bu iddiayı geçersiz kılmaz. Burada kabul edilen sınırlama, Katar takımının kazanmasının beklenmemesidir. It's unlikely that + cümle, olayın gerçekleşme olasılığının düşük olduğunu söyler; imkânsız olduğunu değil. Actually, beklentiler, umutlar veya başka türde bir önemle karşıtlık kurarak gerçekten kazanma sonucuna odaklanır.

Alıştırma

Bugün bitirme olasılığımızın düşük olduğunu göstermek için cümleyi although ve it's unlikely that kullanarak tamamlayın: ____, we will keep working.

Cevabı göster

Although it's unlikely that we will finish today

Unlike a more famous footballing nation, Kelime

5:01

Daha ünlü bir futbol ülkesinin aksine,

Italy,

5:03

İtalya'nın,

who won the first World Cup they hosted in 1934.

5:03

1934'te ev sahipliği yaptığı ilk Dünya Kupası'nı kazanan ülkenin.

Kelime

famous footballing nation: yerleşik bir futbol kimliği

Britanya spor yazınında a footballing nation, kültürü, tarihi, itibarı veya başarısı sayesinde futbolla güçlü biçimde özdeşleşen bir ülkedir. Famous, bu fikrin tamamını niteler; yalnızca insanların futbol oynadığı herhangi bir ülke anlamına gelmez. Burada İtalya, a more famous footballing nation örneği olarak sunulur. Bu ifade ülkeyi, yerleşik futbol kimliğine göre sınıflandırır.

Alıştırma

Britanya spor yazınında a famous footballing nation genellikle ne anlama gelir?

  1. Her vatandaşının futbol oynadığı bir ülke
  2. Futbol kültürü, geleneği veya başarısıyla tanınan bir ülke
  3. Yakın zamanda bir futbol stadyumu inşa etmiş bir ülke
Cevabı göster

Futbol kültürü, geleneği veya başarısıyla tanınan bir ülke

And speaking of World Cup winners, Anlatım akışı

5:07

Ve Dünya Kupası kazananlarından bahsetmişken,

what was the answer to your question,

5:10

sorunun cevabı neydi,

Neil?

5:11

Neil?

Anlatım akışı

speaking of World Cup winners: bağlantılı bir konuya geçmek

speaking of + isim öbeği veya -ing biçimi, bağlantılı bir konunun az önce gündeme geldiğini gösterir. Mevcut konuşmayı yeni ama ilişkili bir noktaya bağlar; buradaki speaking sözcüğü gerçek anlamda kullanılmaz. Bu cümlede World Cup winners, konuyu Neil'in bilgi yarışması sorusuna geri götüren bir köprü görevi görür. Baştaki And, geçişin ani bir konu değişikliği yerine konuşmanın devamı gibi duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi seçenek speaking of ifadesini bir konudan bağlantılı başka bir konuya doğal biçimde geçmek için kullanır?

  1. We need to pack our desks soon. Speaking of the office move, have you chosen a date yet?
  2. We need to pack our desks soon. Speaking the office move, have you chosen a date yet?
  3. We need to pack our desks soon. Speaking of ocean temperatures, have you chosen a date for the office move?
Cevabı göster

We need to pack our desks soon. Speaking of the office move, have you chosen a date yet?

Which country has won the most World Cups?

5:11

En çok Dünya Kupası'nı hangi ülke kazandı?

I guessed it was Brazil.

5:14

Brezilya olduğunu tahmin etmiştim.

Which was the correct answer, of course.

5:15

Ve bu elbette doğru cevaptı.

With five title wins, Dilbilgisi

5:17

Beş şampiyonlukla,

Brazil is the most successful World Cup team,

5:19

Brezilya en başarılı Dünya Kupası takımıdır,

followed closely by Italy and Germany Dilbilgisi

5:22

onu yakından İtalya ve Almanya takip ediyor

with four titles each.

5:24

dörder şampiyonlukla.

Dilbilgisi

With five title wins: bir sıralamanın dayanağını vermek

Cümle başındaki With + isim öbeği yapısı, bir olguyu, özelliği veya başarıyı ana cümlenin arka planı olarak sunabilir. With five title wins, Brezilya'yı en başarılı takım olarak nitelendirmenin dayanağını verir. Bu öbeğin ana cümlenin öznesini tanımladığı anlaşılır: Brazil has five title wins. Bu kısa ve yoğun bilgi yapısı sıralamalarda, tanıtım yazılarında ve haberlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sıralamanın dayanağını vermek için başta With + isim öbeği yapısını doğru kullanır?

  1. With six wins, Maya is the top player this season.
  2. With six wins, the trophy was presented to Maya.
  3. With Maya six wins, she is the top player this season.
Cevabı göster

With six wins, Maya is the top player this season.

Dilbilgisi

followed closely by ... with ... each ile sıralama anlatımı

followed closely by ... sıralamadaki bir sonraki öğeyi veya öğeleri ekleyen geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Örtük edilgen ilişki, by öbeğinde adı geçen takımların liderin arkasından geldiğini anlatır. Burada closely, takımların fiziksel olarak yakın olduğunu değil, sonuçlar arasındaki farkın küçük olduğunu belirtir. with four titles each, İtalya ile Almanya için aynı toplamı verir: her biri için dört şampiyonluk. Yeniden kullanılabilir kalıp “lider, followed closely by + sonraki rakip” şeklindedir.

Alıştırma

Tigers takımının küçük bir farkla ikinci olduğunu anlatan hedef ifadeyle sıralama cümlesini tamamlayın: The Falcons finished first, ____ the Tigers.

Cevabı göster

followed closely by

Okay,

5:26

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned Anlatım akışı

5:26

öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

starting with exploitation,

5:28

sömürü (exploitation) ile başlayarak,

Anlatım akışı

Let's recap ... starting with ... ile bir tekrarı düzenleme

Let's recap ... yeni bilgi sunmaktan daha önce ele alınmış bilgileri gözden geçirmeye geçildiğini bildirir. Let's, dinleyicileri bu tekrara katılmaya davet eder; the vocabulary we've learned ise gözden geçirilecek içeriği belirtir. starting with exploitation, ilk gözden geçirilecek öğeyi belirterek sırayı düzenler. Yeniden kullanılabilir çerçeve “Let's recap + önceki içerik, starting with + ilk öğe” şeklindedir.

Alıştırma

Burada öğretilen iki düzenleyici ifadeyle tekrar cümlesini tamamlayın: ____ the safety rules we've covered, ____ emergency exits.

Cevabı göster

Let's recap · starting with

treating someone unfairly

5:30

kendinize çıkar sağlamak için

in order to benefit yourself. Dilbilgisi

5:32

birine adaletsiz davranmak.

Dilbilgisi

in order to benefit yourself: amacı açıkça belirten bir ifade

In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir. Burada in order to benefit yourself, birinin başka birine neden adaletsiz davrandığını açıklar: amaç, eylemi yapan kişinin kendisine çıkar sağlamasıdır. Daha kısa olan to benefit yourself aynı amacı ifade edebilir, ancak in order to amaç ilişkisini daha açık hâle getirir. Yourself, örtük you öznesine gönderme yapar; yani eylemi yapan kişi ile yarar sağlayan kişi aynıdır.

Alıştırma

Örnekteki üç kelimelik hedef amaç ifadesini kullan: The team tested the alarm twice ____ prevent mistakes during the drill.

Cevabı göster

in order to

If the price of something is exorbitant, Dilbilgisi

5:34

Eğer bir şeyin fiyatı fahişse (exorbitant),

it's much higher than it should be. Dilbilgisi

5:36

olması gerekenden çok daha yüksektir.

Dilbilgisi

If the price ... is exorbitant: if yan cümlesiyle tanım kalıbı

If yan cümlesi, sıfatın geçerli olduğu bir durumu belirtir; ana cümle ise bu tanımın ne anlama geldiğini açıklar. Burada if, belirli bir gerçek fiyatla ilgili belirsizliği esas olarak göstermiyor. Genel bir tanım kuruyor: exorbitant olarak tanımlanan bir fiyat, makul düzeyden çok daha yüksektir. Yeniden kullanılabilen kalıp If + isim öbeği + be + sıfat, + açıklama şeklindedir. Geniş zaman, bunun tek seferlik bir olay değil genel bir anlam olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir sıfatı tanımlamak için if yan cümlesi kullanıyor?

  1. If a container is transparent, put it on the top shelf.
  2. If a container is transparent, you can see through it.
  3. Although the container is transparent, it belongs to Mina.
Cevabı göster

If a container is transparent, you can see through it.

Dilbilgisi

much higher than it should be: makul düzeyin çok üzerinde

than it should be yan tümcesi, gerçek düzeyi makul, normal veya beklenen bir düzeyle karşılaştırır. Buradaki should be, bir şeyin uygun bir düzeyde olması beklendiğini belirtir; bir kişiye verilen talimat değildir. much, higher karşılaştırma biçimini güçlendirir ve farkın büyük olduğunu gösterir. Aynı kalıp fiyat, miktar, zorluk, risk veya süreyi değerlendirmek için de kullanılabilir: much + karşılaştırma biçimi + than ... should be.

Alıştırma

Hangi cümle oda sıcaklığının makul bir düzeyin çok üstünde olduğunu söyler?

  1. The room temperature is as high as it should be.
  2. The room temperature should be much higher.
  3. The room temperature is much higher than it should be.
Cevabı göster

The room temperature is much higher than it should be.

A debt is an amount of money Dilbilgisi

5:38

Borç (debt) bir miktardır

that you owe to someone else.

5:40

başka birine ödemeniz gereken para.

Dilbilgisi

A debt is an amount of money that...: sınıf ve özellikle tanımlama

Bu tanım iki adımda kurulur. An amount of money, debt sözcüğünün ait olduğu daha geniş sınıfı belirtir; kısıtlayıcı ilgi yan tümcesi that you owe to someone else ise bu parayı borç yapan özelliği verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp A/An X is a/an Y that/which... biçimindedir: önce sınıfı belirtin, ardından temel özelliği veya işlevi ekleyin. Bir kişiyi tanımlarken genellikle who kullanılır. İlgi yan tümcesi, tanımı yalnızca X is Y demekten daha kesin hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle önce geniş bir sınıfı belirtip ardından bir ilgi yan tümcesi ekleyerek kesin bir tanım verir?

  1. A thermometer is an instrument that you use to measure temperature.
  2. People use a thermometer to measure temperature.
  3. A thermometer is useful when someone has a fever.
Cevabı göster

A thermometer is an instrument that you use to measure temperature.

A behemoth refers to something Kalıp ifadeler

5:42

Bir dev (behemoth) bir şeyi ifade eder

which is extremely large and powerful.

5:44

son derece büyük ve güçlü olan.

Kalıp ifadeler

refers to something which...: bir terimin neyi ifade ettiğini tanımlamak

Bir tanımda X refers to Y yapısı, X sözcüğünün, simgesinin veya kavramının Y'yi ifade ettiğini belirtir. Burada A behemoth tanımlanan terimdir; something which is extremely large and powerful ise bu terimin ifade ettiği kategoridir. refers sözcüğünden sonra to edatı mutlaka kullanılmalıdır. something which is extremely large and powerful bölümünde which, something sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu yapı, önce genel bir kategori belirtip ardından temel özelliklerini ekleyerek bir terimi tanımlamanızı sağlar.

Alıştırma

Tanımı burada öğrenilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In this policy, 'minor' ____ anyone under eighteen.

Cevabı göster

refers to

And if you are sandwiched between two things,

5:46

Ve eğer iki şey arasına sıkışmışsanız (sandwiched),

you're in a tight, narrow space between them.

5:49

onların arasında dar, sıkışık bir alandasınız demektir.

And finally,

5:51

Ve son olarak,

soft power describes strategies used by a country to increase its power through economic and cultural influences, Kültür

5:52

yumuşak güç (soft power), bir ülkenin gücünü ekonomik ve kültürel etkiler yoluyla artırmak için kullandığı stratejileri tanımlar;

instead of fighting wars. Anlatım akışı

5:59

yani savaşmak yerine bu yolları kullanmayı.

Kültür

soft power ... ekonomik ve kültürel etkiler yoluyla

Yumuşak güç, bir ülkenin doğrudan askerî kuvvet yerine çekicilik, itibar, kültür, değerler ve ilişkiler yoluyla başkalarının isteklerini şekillendirme kapasitesidir. Bu cümlede terim, bir ülkenin ekonomik ve kültürel kanallar aracılığıyla etkisini artıran stratejileri kapsar. Bu bir uluslararası ilişkiler terimidir ve soft, zayıflığı değil, etkinin uygulanma biçimini anlatır. Cümle tanımı katmanlar hâlinde düzenler: strategies genel kategoridir; used by a country kullanıcıyı belirtir; to increase its power amacı verir; through economic and cultural influences ise aracı açıklar. Bu yapı, haber ve analizlerdeki uzun tanımları çözümlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi örnek soft power kavramını en iyi gösterir?

  1. Politikasını değiştirmezse başka bir ülkeyi yaptırımlarla tehdit etmek.
  2. Toprak ele geçirmek için sınırın ötesine asker göndermek.
  3. Ülkeyi yurt dışında daha çekici hâle getiren uluslararası kültür ve öğrenci değişim programlarını finanse etmek.
Cevabı göster

Ülkeyi yurt dışında daha çekici hâle getiren uluslararası kültür ve öğrenci değişim programlarını finanse etmek.

Anlatım akışı

instead of fighting wars: reddedilen seçeneği belirtme

instead of, reddedilen veya yerine başka bir seçenek konan yolu belirtir. Burada fighting wars, kullanılmayan askerî yöntemi adlandırır ve daha önce açıklanan askerî olmayan yöntemle açık bir karşıtlık kurar. of bir edattır. Bu nedenle instead of ifadesinden sonra bir eylem geliyorsa normalde -ing biçimi kullanılır: instead of fighting; instead of fight değil. Bağlam her iki seçeneği de açıkça gösteriyorsa ifade tercih edilen seçeneğin ardından ya da cümlenin başında kullanılabilir.

Alıştırma

İki eylemi karşılaştırmak için instead of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The team solved the dispute through discussion instead to use threats.
  2. The team solved the dispute through discussion instead of use threats.
  3. The team solved the dispute through discussion instead of using threats.
Cevabı göster

The team solved the dispute through discussion instead of using threats.

Once again, Anlatım akışı

6:00

Bir kez daha,

our six minutes are up.

6:01

altı dakikamız doldu.

Anlatım akışı

Once again, our six minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini belirtme

Bir süre özne olduğunda be up, ayrılan sürenin sona erdiği anlamına gelir. Our six minutes are up, altı dakikalık bölümün bittiğini söyler; up burada yukarı yönü anlatmaz. Once again, bu bitişin daha önce de yaşanmış tanıdık bir durum olduğunu gösterir. Düzenli bir yayında cümlenin tamamı, özet ya da vedadan önce kapanış sinyali verir.

Alıştırma

Sunucunun cümlesini, ayrılan sürenin sona erdiğini belirten be up biçimiyle tamamlayın: Our ten minutes ____, so we'll stop here.

Cevabı göster

are up

Goodbye for now.

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:03

Hoşça kalın.

Six Minute English

6:05

Six Minute English

from BBC Learning English.

6:07

BBC Learning English'ten.