Tapınak bilmecesini çözebilir misiniz? - Dennis E. Shasha: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
646 kelime 175 kel/dk

Video özeti: Çökmek üzere olan antik bir tapınakta keşif ekibi, lanetlenen iki öğrenci ne zaman yalan söyleyeceği belli olmasa da doğru kaçış yolunu bulmalıdır. Çözüm, grubu dürüst çoğunlukların ve eleme yönteminin her durumda yeterli güvenilir bilgi sağlayacağı biçimde bölmektir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You've found the hidden switches, evaded the secret traps, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect yapısının sıralanan birden fazla past participle ile mevcut krizden önce tamamlanmış eylemleri nasıl hızla özetlediğine dikkat edin. Bu kalıpla tamamlanan adımları kısaca hatırlatabilir, ardından yeni bir durumu, sonucu veya anlatıdaki dönüm noktasını sunabilirsiniz. 2. The first thing to realize is that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Daha uzun bir akıl yürütmenin dayandığı ilk temel kavrayışı tanıtan bu açık yönlendirme ifadesini öğrenin. Bir bulmacayı, dersi veya analizi anlatırken başlangıçtaki çıkarımı daha sonra gelen kanıt ve sonuçlardan ayırarak dinleyicinin mantığı adım adım izlemesine yardımcı olur. 3. just happen to have another expedition coming up. — Konuşma edimbilimi ve tutum: happen to ifadesinin bir durumu tesadüfmüş gibi sunduğunu, coming up ifadesinin ise onun yaklaştığını ya da planlandığını gösterdiğini fark edin. Birlikte, tehlikeli bir keşiften kurtulan konuşmacının tam da yeni bir keşif planı olduğunu rahatça açıklamasıyla mizahi ve sözde tesadüfi bir final yaratırlar.

Bu derste

You've found the hidden switches, Dilbilgisi

0:07

Gizli anahtarları buldunuz,

evaded the secret traps,

0:09

gizli tuzaklardan kaçındınız,

and now your expedition finally stands at the heart of the ancient temple Kalıp ifadeler

0:10

ve şimdi keşif ekibiniz nihayet antik tapınağın kalbinde,

inside the Lost City.

0:15

Kayıp Şehir'in içinde duruyor.

Dilbilgisi

You've found ..., evaded ...: ortak kullanılan tek have yardımcı fiili

You've, you have yapısının kısaltılmış biçimidir. You've found ..., evaded ... içinde found ve evaded birbirine bağlanmış geçmiş zaman ortaçlarıdır. İkisi de aynı have yardımcı fiiline bağlıdır; açık biçimi you have found ... and you have evaded ... olur. evaded yeni bir yan cümle başlatmaz. Present perfect, şu ana kadar tamamlanmış ve mevcut durumla ilişkili adımları özetler. Tek bir have/has sonrasında birkaç geçmiş zaman ortacı sıralamak, burada now ile sunulan mevcut sonuç gibi bir sonuca kısa ve etkili biçimde götürebilir.

Alıştırma

Cümleyi checked ve packed tarafından paylaşılan have yardımcı fiilinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: You____ checked the map, packed the food, and now you're ready to leave.

Cevabı göster

've

Kalıp ifadeler

stands at the heart of: merkezde veya özde yer almak

Bu cümlede stands at the heart of, “merkezinde bulunmak” anlamına gelir. Heart burada mecazidir; vücuttaki organı değil, merkezi veya en önemli bölümü anlatır. Stands, keşif ekibini o merkez noktasına yerleştirerek sahneyi daha canlı gösterir. At the heart of soyut bir merkezi de belirtebilir. Bir kişi, soru veya değer; bir planın, tartışmanın ya da sorunun temelinde yer alıyorsa at the heart of ile kullanılabilir. Özne bir bina veya simge yapı olduğunda stands at the heart of, dikkat çekici bir merkezi konumu doğal biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “dikkat çekici bir merkezi konumda bulunur” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The old fountain ____ the town square.

Cevabı göster

stands at the heart of

But as you study the inscriptions in the near total darkness, Dilbilgisi

0:17

Ancak neredeyse zifiri karanlıkta yazıtları incelerken,

two of the eight graduate students accompanying you

0:21

size eşlik eden sekiz lisansüstü öğrenciden ikisi

bump into the altar. Öbek fiiller

0:23

sunağa çarpıyor.

Dilbilgisi

as you study: eş zamanlı bir arka plan

as you study ifadesindeki as, “bir şey olurken” veya “olduğu sırada” anlamına gelir. as yan cümlesi yazıtları inceleme eylemini arka plan olarak sunar; ana cümle de bu sırada ne olduğunu anlatır. as + özne + fiil yapısı, anlatılarda zamanları çakışan eylemleri sık sık birbirine bağlar. Burada neden değil, zaman bildirir: yazıtları incelemek öğrencilerin sunağa çarpma nedeni değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede as, örnekteki gibi aynı anda gerçekleşen bir zaman arka planı sunar?

  1. As the bridge was closed, we took another road.
  2. She works as an engineer.
  3. As Lina was reading the map, the bus arrived.
Cevabı göster

As Lina was reading the map, the bus arrived.

Öbek fiiller

bump into: bir şeye yanlışlıkla çarpmak

bump into the altar ifadesinde bump into, “yanlışlıkla çarpmak veya temas etmek” anlamına gelir. Öğrenciler neredeyse tamamen karanlıkta hareket ediyor ve sunak fiziksel bir nesne olduğu için burada bir çarpışma anlatılır. Aynı öbek fiil “biriyle beklenmedik şekilde karşılaşmak” anlamına da gelebilir. Anlamı seçmek için nesneye ve sahneye bakın: hareket içeren bir sahnede nesne bir eşyaysa genellikle fiziksel temas; sosyal bir sahnede nesne bir kişiyse tesadüfi karşılaşma anlamı taşır.

Alıştırma

Cümleyi bump into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the dark, Leo ____ a chair.

Cevabı göster

bumped into

Suddenly,

0:25

Aniden,

two wisps of green smoke burst forth Notlar

0:26

iki tutam yeşil duman fışkırıyor

Kalıp ifadeler

wisps of green smoke: küçük ve ince duman şeritleri

Burada wisps of green smoke, iki küçük ve ince yeşil duman şeridi anlamına gelir. Wisp; duman, buhar veya sis gibi bir şeyin hafif ve dar bir tutamını anlatır, bu yüzden yoğun bir kütleden çok narin bir görüntü oluşturur. Bu kalıpta wisp sayılabilen bir isimdir: a wisp of smoke, fakat çoğulu two wisps of smoke olur. Birbirinden ayrı ince izleri anlatmak için sayı + wisp(s) + of + madde yapısı kullanılabilir.

Alıştırma

Duman küçük ve ince tek bir şerit hâlindeyse cümleyi en iyi hangi isim tamamlar? A ____ of smoke curled above the candle.

  1. puff
  2. wisp
  3. cloud
Cevabı göster

wisp

and the walls begin to shake.

0:28

ve duvarlar sarsılmaya başlıyor.

Öbek fiiller

burst forth: birdenbire ve güçlü biçimde ortaya çıkmak

Bu cümlede burst forth, birdenbire ve güçlü biçimde dışarı çıkmak anlamına gelir. Burst ani ve enerjik hareketi verirken forth dışarıya veya görüş alanına doğru hareket duygusu katar; forth belirli bir yer adı değildir. Bu ifade, dumanın ortaya çıkışını dramatik ve tehditkâr gösterir. Başka bağlamlarda ateşin, ışığın, sesin, kahkahanın veya duyguların birden patlak vermesini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyin birdenbire ve güçlü biçimde ortaya çıkmasını en iyi gösterir?

  1. Smoke seeped slowly through the closed door.
  2. Flames burst forth from the broken window.
  3. A visitor came out of the building after lunch.
Cevabı göster

Flames burst forth from the broken window.

Fleeing for your lives, Deyimler

0:31

Canınızı kurtarmak için kaçarken,

you come to a room you passed before Dilbilgisi

0:32

daha önce geçtiğiniz bir odaya geliyorsunuz.

Dilbilgisi

a room you passed before: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

a room you passed before ifadesinde you passed before, room sözcüğünü niteler ve hangi odanın kastedildiğini belirtir. Tam biçim a room that you passed before veya a room which you passed before şeklindedir. That ya da which, passed fiilinin nesnesidir; bu nedenle bu niteleyici ilgi yan cümlesinde düşürülebilir. You, passed fiilinin öznesidir; bu yüzden you passed before yeni bir ana cümle değil, ad öbeğinin bir parçasıdır. İlgi zamiri özne görevindeyse düşürülemez: tek bir ad öbeği kastedildiğinde the room that was empty denir, the room was empty denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?

  1. I found the keys you lost yesterday.
  2. I thanked the neighbor helped us yesterday.
  3. The keys you found them were mine.
Cevabı göster

I found the keys you lost yesterday.

with five hallways,

0:34

Odanın beş koridoru var,

including the one to the altar

0:36

biri sunağa giden yol

and the one leading back outside. Dilbilgisi

0:38

ve diğeri dışarıya geri dönen yol da dahil olmak üzere.

Deyimler

Fleeing for your lives: canını kurtarmak için kaçmak

Flee for your life, ölebileceğinizi düşündüğünüz için kaçmak demektir. Burada for your lives, tehlikeyi yalnızca leave veya run away demekten çok daha ciddi gösterir. you bir gruba seslendiği için life çoğul olur: lives. Baştaki -ing yan cümlesi Fleeing for your lives, odaya geldiğiniz sırada gerçekleşen eylemi gösterir. Anlaşılan öznesi, ana cümledeki you ile aynıdır.

Alıştırma

Hangi durum They fled for their lives ifadesine en uygundur?

  1. Ölüm tehlikesi altında oldukları için yanan bir binadan kaçtılar.
  2. Beş dakika geç kaldıkları için okula aceleyle gittiler.
  3. Yorgun oldukları için partiden erken ayrıldılar.
Cevabı göster

Ölüm tehlikesi altında oldukları için yanan bir binadan kaçtılar.

Dilbilgisi

the one leading back outside: one + -ing öbeği

the one leading back outside ifadesinde one, tekil hallway adının yerini tutar; böylece aynı adın tekrarlanması gerekmez. İfade, “tekrar dışarı çıkan koridor” anlamına gelir. Leading back outside, hangi koridorun kastedildiğini belirtmek için one sözcüğünden sonra gelen bir -ing öbeğidir. Önünde be fiilinin bir biçimi olmadığı için burada şimdiki zaman yapısı değildir. the one + -ing öbeği kalıbı, bir kişiyi veya şeyi yaptığı işe ya da gittiği yere göre belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

the one + -ing kalıbını kullanarak ve lead fiilini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: Of the three paths, choose ____ to the station.

Cevabı göster

the one leading

The giant sandglass in the center

0:40

Ortadaki dev kum saati

is now flowing with less than an hour Dilbilgisi

0:42

şimdi akıyor ve boşalmasına

before it empties,

0:44

bir saatten az bir süre var,

Dilbilgisi

with less than an hour before it empties: geri sayım ekleme

With less than an hour before it empties, ana duruma kalan süreyi ekler: kum saatinin boşalmasına bir saatten az kalmıştır. It, daha önce geçen giant sandglass ifadesine gönderme yapar; before it empties ise geri sayımın bitiş noktasını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp with + süre miktarı + before + olay şeklindedir. Ana cümleye bir zaman sınırı getirir ve çoğu zaman aciliyet hissi yaratır.

Alıştırma

Geri sayım yapısını before ve parantez içindeki olayla tamamlayın: With only ten minutes ____, we need to hurry. (the store closes)

Cevabı göster

before the store closes

and the rumbling tells you that Deyimler

0:45

ve gümbürtü size,

you don't want to be around when that happens. Ton ve niyet

0:47

bu olduğunda buralarda olmak istemeyeceğinizi söylüyor.

Deyimler

“the rumbling tells you that”: tell fiilinin işaret veya kanıt anlamı

the rumbling tells you that... ifadesinde ses bir kanıt olarak ele alınır. Ses gerçekten konuşmaz; onu duymak, that yan cümlesindeki sonucu, yani yakında bulunmanın tehlikeli olacağını çıkarmanızı sağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, işaret veya kanıt + tells + kişi + that yan cümlesidir. Bu kalıpta tell, “birine söz söylemek” değil, “göstermek” veya “belirtmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede tell, sözlü iletişim kurmak yerine “bir durumu gösteren kanıt sunmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The coach tells us that practice starts at four.
  2. The warning light tells us that the battery is low.
  3. Leo tells us a story about the storm.
Cevabı göster

The warning light tells us that the battery is low.

Ton ve niyet

“you don't want to be around when that happens”: dolaylı bir uyarı

Be around, “yakınlarda bulunmak” veya “orada olmak” demektir. Tehlikeli bir bağlamda you don't want to be around when that happens, hafif bir tercih ifadesi değildir. Olayın ciddi sonuçları olacağını ve dinleyicinin uzaklaşması ya da uzak durması gerektiğini dolaylı biçimde bildirir. you don't want to + fiil kalıbı, bir tavsiyeyi veya uyarıyı dinleyici için en iyi seçenekmiş gibi sunabilir. İfade dolaylıdır ama uyarı yine de güçlü olabilir.

Alıştırma

Bu durumdaki anlamı değerlendirin: Hasarlı bir tank patlayabilir ve biri “You don't want to be around when that happens.” diyor. Bu yalnızca hafif bir tercih ifadesi midir?

  1. Hayır. Orada kalmanın tehlikeli olabileceğini dolaylı olarak bildiriyor.
  2. Evet. Yalnızca hafif bir tercihi anlatıyor.
Cevabı göster

Hayır. Orada kalmanın tehlikeli olabileceğini dolaylı olarak bildiriyor.

From what you recall of your way here, Kalıp ifadeler

0:50

Buraya geliş yolunuzdan hatırladığınıza göre,

it would take about 20 minutes Dilbilgisi

0:52

hızlı bir tempoyla çıkışa ulaşmak

to reach the exit at a fast pace. Kalıp ifadeler

0:54

yaklaşık 20 dakika sürecek.

Kalıp ifadeler

From what you recall: hafızaya dayanarak değerlendirme yapmak

From what you recall, “hatırladıklarına dayanarak” anlamına gelir. Ardından gelen değerlendirmenin bilgi kaynağını belirtir ve anının eksik olabileceğini gösterir; bu nedenle sonuç bir garanti değil, tahmindir. Buradaki what bir yeri değil, “…… olan şeyleri” ifade eder. From what + özne + recall/remember/know/observe yapısı, bir ifadenin dayandığı bilgiyi sunabilir.

Alıştırma

Cümleyi “hatırladığım kadarıyla” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: ____, the museum closes at five.

Cevabı göster

From what I recall

Dilbilgisi

It would take ... to reach: gerekli süreyi tahmin etmek

It would take + süre + to + fiil yapısı, bir eylemin ne kadar zaman gerektireceğini tahmin eder. It biçimsel öznedir; asıl eylem, burada to reach the exit olan to-mastarıyla belirtilir. Would, sürenin bu rotayı izlemek ve hızlı hareket etmek gibi varsayılan bir duruma bağlı olduğunu gösterir. About da sayının yaklaşık olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki koşullu tahmin yapısıyla tamamlayın: At this pace, it ____ about three hours to finish the work.

Cevabı göster

would take

Kalıp ifadeler

at a fast pace: at a ... pace ile hızı anlatmak

Bu cümlede at a fast pace, “hızlı ilerleyerek” anlamına gelir. Pace, yalnızca bir kişinin adımlarını değil, bir etkinliğin hızını veya ritmini anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp at a + sıfat + pace biçimindedir: at a slow pace, at a steady pace ve at a rapid pace. Yürüme, çalışma, öğrenme veya değişim hızını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle at a + sıfat + pace kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The project is moving forward on a steady pace.
  2. The project is moving forward at a steady pace.
  3. The project is moving forward at steady pace.
Cevabı göster

The project is moving forward at a steady pace.

You know this is the last junction before the exit,

0:56

Buranın çıkıştan önceki son kavşak olduğunu biliyorsunuz,

but your trail markings Kelime

0:59

ancak yola bıraktığınız işaretleriniz

have been erased Dilbilgisi

1:01

silinmiş

Kelime

trail markings: yolu gösteren görünür işaretler

Trail markings, yolu göstermek ve insanların yönlerini bulmalarına yardımcı olmak için bir patika boyunca yerleştirilen veya bırakılan görünür işaretler, semboller, boya izleri ya da oymalardır. Burada markings, puan veya not değil, “görünür işaretler” anlamına gelir. Çoğul biçim, yol boyunca bir dizi işaret bulunduğunu gösterir. Bunların silinmesi, yolu takip etmek veya geri dönmek için gereken ipuçlarını ortadan kaldırır.

Alıştırma

Bu cümlede trail markings ifadesinin anlamını seçin: “The hikers followed the trail markings back to camp.”

  1. Patikada duyurulan sözlü talimatlar
  2. Bir yürüyüşü bitirince verilen puanlar
  3. Yolu gösteren görünür işaretler veya semboller
Cevabı göster

Yolu gösteren görünür işaretler veya semboller

Dilbilgisi

have been erased: edilgen present perfect ve şimdiki sonuç

have been erased, present perfect'in edilgen biçimidir: have + been + geçmiş zaman ortacı. Çoğul özne olan your trail markings eylemden etkilenir; bu yüzden cümle, işaretleri kimin sildiğinden çok işaretlere ne olduğuna odaklanır. Burada present perfect, geçmişteki eylemi şu anki duruma bağlar: işaretler artık görünmez veya kullanılamaz durumdadır. Cümle yalnızca silme eyleminin geçmişte bir zaman gerçekleştiğini bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi erase fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The labels ____, so we cannot identify the boxes now.

Cevabı göster

have been erased

and no one remembers the way.

1:02

ve kimse yolu hatırlamıyor.

If nine of you split up, Öbek fiiller

1:04

Dokuzunuz ayrılırsanız,

there should be just enough time Dilbilgisi

1:05

her grubun ilerideki

Dilbilgisi

there should be just enough time: süreyle ilgili makul bir tahmin

Burada there should be just enough time, planın mevcut süre içinde tamamlanmasının beklendiği anlamına gelir. Should, dokuz kişinin ayrılması koşuluna dayanan makul bir tahmin ifade eder; kimsenin yükümlülüğünü belirtmez. Just enough, ihtiyaç duyulan en az miktar demektir ve çok az ya da hiç fazladan zaman olmadığını gösterir. Konuşan kişi oldukça emindir, ancak sonucu garanti etmez.

Alıştırma

Makul ama kesin olmayan bir tahmin için should, çok az zaman payı olduğunu göstermek için just enough kullanın: If the bus arrives on schedule, there ____ time to buy a ticket.

Cevabı göster

should be just enough

for each group to explore

1:07

dört koridordan birini keşfetmesi

one of the four halls ahead

1:09

ve bu odaya rapor vermesi için

and report back to this room, Öbek fiiller

1:11

tam yetecek kadar zaman olmalı,

Öbek fiiller

report back: bir görevden sonra geri dönüp bilgi vermek

Report back, kontrol, araştırma veya verilen görev tamamlandıktan sonra, görevi veren kişi ya da gruba bilgi aktarmak demektir. Back, bilginin kaynağına geri döndüğünü gösterir. Bu cümlede to this room, grupların fiziksel olarak da geri dönmesi gerektiğini belirtir; report back tek başına telefonla veya mesajla da yapılabilir.

Alıştırma

“Bir görevi tamamladıktan sonra güncel bilgi vermek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: Please inspect the equipment and ____ to the manager by noon.

Cevabı göster

report back

with everyone then making a run Dilbilgisi

1:13

ardından herkesin koşarak

down the correct path.

1:14

doğru yoldan gitmesi için.

Öbek fiiller

split up: ayrılıp daha küçük gruplar hâlinde çalışmak

split up, birlikte olan insanların ayrılıp tek başlarına veya daha küçük gruplar hâlinde hareket etmesi anlamına gelir. Buradaki up, yukarı yönde hareket anlamına gelmez; bölünme veya ayrılma anlamını oluşturmaya yardımcı olur. Bu cümlede dokuz kişi, birden fazla koridorun aynı anda keşfedilebilmesi için gruplara ayrılır. Yapı nesne olmadan kullanılabilir: people split up. Oluşan grupları belirtmek için split up into + grup sayısı veya türü kullanılır.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: Let's split up before we search the building. split up ne anlama geliyor?

  1. Ayrılıp daha küçük gruplar hâlinde çalışmak.
  2. Birlikte daha üst bir kata çıkmak.
  3. Aramayı durdurup eve dönmek.
Cevabı göster

Ayrılıp daha küçük gruplar hâlinde çalışmak.

Dilbilgisi

with everyone then making a run: with + isim/zamir + -ing

Bu ifade, daha büyük bir cümleye ek bir eylem katmak için with + isim/zamir + -ing yapısını kullanır. Making a run eylemini yapan everyone'dır; bu yüzden making, with öbeğinin içindeki -ing biçimidir, cümlenin temel çekimli fiili değildir. Then, bu eylemi planın bir sonraki aşamasına yerleştirir. Make a run down the correct path burada doğru yol boyunca koşmak anlamına gelir; öbeğin tamamı bir sonraki eylemi kimin yaptığını kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için everyone ve share sözcüklerini with + isim + -ing yapısında kullanın: The meeting ended, ____ one idea.

Cevabı göster

with everyone sharing

There's just one problem. Anlatım akışı

1:16

Sadece tek bir sorun var.

Anlatım akışı

There's just one problem: temel bir engeli haber verme

There's just one problem, dinleyiciyi uygulanabilir görünen bir plan veya fikirden, sırada açıklanacak engele yönelten bir söylem işaretidir. Mesajı bir dönüş şeklinde düzenler: önce durum, ardından temel zorluk gelir. Just one, sorunların sayısını sınırlar ancak sorunun küçük olduğunu söylemez. Tek bir sorun bile bütün planı engelleyecek kadar önemli olabilir.

Alıştırma

There's just one problem bir açıklamada veya hikâyede genellikle hangi işlevi görür?

  1. Uygulanabilir görünen bir fikirden temel bir engele geçer.
  2. Önceki sorunun zaten çözüldüğünü gösterir.
  3. Birbiriyle ilgisiz birkaç sorunun sıralanacağını bildirir.
Cevabı göster

Uygulanabilir görünen bir fikirden temel bir engele geçer.

The inscriptions told of the altar's curse. Kelime

1:18

Yazıtlar sunağın lanetinden bahsediyordu.

Kelime

told of: edebî bir üslupla anlatmak veya kaydetmek

Tell of something, bir şeyi anlatmak veya kayda geçirmek anlamına gelir. Özne inscriptions olduğunda told of, yazının anlattığı içeriği tanıtır; bilgiyi alan bir kişiyi belirtmez. Bu ifade genellikle tarihî, efsanevi veya edebî bir arka plan sunar. Odak noktası, bir dinleyiciye bir şey söyleme eylemi değil, korunmuş veya anlatılmış içeriktir.

Alıştırma

Cümleyi “anlatır veya betimler” anlamındaki edebî ifadeyle tamamlayın: The ancient ballad ____ a hero who never returned.

Cevabı göster

tells of

The spirits of the city's king and queen

1:21

Şehrin kralı ve kraliçesinin ruhları

possessing intruders Kelime

1:24

davetsiz misafirleri ele geçirip

and leading them to their doom Deyimler

1:25

onları kandırarak

Kelime

possessing intruders: bir ruhun doğaüstü biçimde kontrol etmesi

Doğaüstü anlatılarda possess someone, bir ruhun veya doğaüstü gücün bir kişiye girip onu kontrol etmesi anlamına gelir. Burada spirits, possessing eylemini yapan taraftır; intruders ise kontrol edilen kişilerdir. Bu anlam, possess fiilinin günlük dildeki “sahip olmak” anlamından farklıdır. Dil bilgisel yön önemlidir: ruhlar davetsiz misafirleri ele geçirir; davetsiz misafirler ruhlara sahip değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede possess, possessing intruders ifadesindekiyle aynı doğaüstü anlamda kullanılmıştır?

  1. The spirit possessed the guard and controlled his movements.
  2. The guide possessed detailed knowledge of the cave.
  3. The guard possessed a reliable flashlight.
Cevabı göster

The spirit possessed the guard and controlled his movements.

through deception.

1:27

sonlarına sürüklüyor.

Deyimler

leading them to their doom: onları felakete sürüklemek

leading them to their doom ifadesindeki lead, birini yalnızca bir yere götürmek değil, onu bir sonuca doğru yönlendirmek veya o sonuca sürüklemek anlamına gelir. Their doom, çoğu zaman ölümcül olan felaketli bir sonu anlatır. Bu nedenle burada davetsiz girenlerin adım adım yıkıma sürüklendiği anlatılır. İfade aynı zamanda bir süreci gösterir: Aldatma, davetsiz girenlerin kötü bitecek bir yolu izlemelerine neden olur. Güçlü ve dramatik bir tonu vardır; bu yüzden doğaüstü hikâye bağlamına uygundur.

Alıştırma

Hangi cümle, felaketli bir sonucu anlatmak için lead someone to their doom ifadesini kullanıyor?

  1. The shortcut led the climbers to their doom.
  2. The guide led the tourists to a quiet café.
  3. The sign led the visitors to the museum.
Cevabı göster

The shortcut led the climbers to their doom.

Remembering the green smoke, Dilbilgisi

1:28

Yeşil dumanı hatırlayarak,

you realize two of the students

1:30

öğrencilerden ikisinin

have been cursed.

1:32

lanetlendiğini fark ediyorsunuz.

Dilbilgisi

Remembering the green smoke ...: öznesi bağlantılı -ing başlangıcı

Remembering the green smoke, cümlenin başında kullanılan bir ortaç öbeğidir. Sonraki sonucun tetikleyicisini gösterir: Dumanı hatırlarsın ve ardından iki öğrencinin lanetlendiğini fark edersin. Bu öbeğin örtük öznesi, realize fiilinin öznesi olan you'dur. Öbek When veya Because you remember the green smoke şeklinde açılabilir; baştaki öbeğin farklı bir özneyi nitelendiriyor gibi görünmemesi gerekir.

Alıştırma

Cümleyi remember fiilinin -ing biçimiyle tamamla: ____ the warning, Lena turned off the machine.

Cevabı göster

Remembering

At any time, Kalıp ifadeler

1:33

Herhangi bir zamanda,

one or both of them might lie, Dilbilgisi

1:34

biri veya her ikisi yalan söyleyebilir,

Kalıp ifadeler

At any time: bir olay bilinmeyen bir anda gerçekleşebilir

At any time burada herhangi bir anda anlamına gelir. might lie ile birlikte, olayın ne zaman olacağı öngörülemeyen bir anda gerçekleşebileceğini ve bu olasılığın sürekli var olduğunu anlatır. Kurallarda ve uyarılarda bu ifade, olası bir olayın ne zaman meydana gelebileceğini belirtir. Her saatin planlama için uygun olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede at any time, bir olayın öngörülemeyen bir anda gerçekleşebileceğini gösterir?

  1. Keep the door locked at all times.
  2. You may choose any available time for the appointment.
  3. The alarm might sound at any time.
Cevabı göster

The alarm might sound at any time.

Dilbilgisi

one or both of them: ikisinin birden olma ihtimalini açıkça kapsar

One or both of them iki tür sonucu açıkça kapsar: iki kişiden tam olarak biri yalan söyleyebilir veya ikisi de yalan söyleyebilir. Buradaki or kapsayıcıdır; bu yüzden ikisinin birden olma olasılığını dışlamaz. Bir koşulun hem yalnızca bir üyenin uyduğu durumları hem de her iki üyenin uyduğu durumu kapsaması gerektiğinde one or both of + çoğul zamir ya da isim öbeği kullanılır. one of them tek başına bir üyeden söz eder, ancak ikisini birlikte açıkça kapsamaz.

Alıştırma

İki sensör kontrol ediliyor. Tam olarak biri arızalı olabilir veya ikisi de arızalı olabilir. Hangi ifade iki olasılığı da en kesin biçimde belirtir?

  1. one or both of them
  2. both of them
  3. one of them
Cevabı göster

one or both of them

though they also might tell the truth. Dilbilgisi

1:37

ancak doğruyu da söyleyebilirler.

Dilbilgisi

though they also might tell the truth: iki olasılığı da açık tutmak

Burada though bir karşıtlık ilişkisi kurar: daha önceki “yalan söylüyor olabilirler” düşüncesine ters düşen başka bir olasılık ekler. Doğruyu da söylüyor olabilirler. Bu, ilk olasılığı ortadan kaldırmaz. X might be true, though Y might also be true yapısı, birini seçmek yerine karşıt iki olasılığı da açık tutar.

Alıştırma

Hangi cümle karşıt iki olasılığı da açık tutan bir karşıtlık yapısı kullanıyor?

  1. The trail might be difficult, though it could still be safe.
  2. The trail might be difficult because heavy rain damaged it.
  3. The trail might be difficult, so we should bring extra water.
Cevabı göster

The trail might be difficult, though it could still be safe.

You know for sure that the curse Notlar

1:40

Lanetin size bulaşmadığından

didn't get you,

1:41

eminsiniz,

Kalıp ifadeler

You know for sure: bir gerçek hakkında kesinlik

Know for sure, “kesin olarak bilmek” anlamına gelir. You know for sure that... yapısında for sure, know fiilindeki kesinliği güçlendirir ve konuşanın tahmin yürütmediğini gösterir. Yaygın bir yapı subject + know for sure + that-clause şeklindedir. Bu yapı bir gerçek hakkındaki kesinliği ifade eder; geleceğe dair garanti vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “kesin bilgi sahibi olmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After checking the schedule twice, I ____ that the train leaves at eight.

Cevabı göster

know for sure

Kelime

the curse didn't get you: get fiilinin etkilemek veya alt etmek anlamı

the curse didn't get you ifadesinde get, tehdit oluşturan bir gücün birine ulaştığı, onu etkilediği veya alt ettiği anlamına gelir. Burada lanet sende etkili olmamış ve seni kontrol altına almamıştır; get, elde etmek anlamında kullanılmaz. Get fiilinin bu kullanımı geniş anlamlıdır ve bağlama bağlıdır. Özne bir tehlike, nesne de bir kişi olduğunda get, tehlikenin o kişiyi yakalamasını veya ona zarar vermesini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede get, zararlı bir şeyin birini etkilediği anlamında kullanılmıştır?

  1. I didn't get the joke.
  2. The smoke got us before we reached the exit.
  3. Maya got a new backpack yesterday.
Cevabı göster

The smoke got us before we reached the exit.

but you don't know which students Dilbilgisi

1:42

ancak hangi öğrencilere

can't be trusted.

1:44

güvenilemeyeceğini bilmiyorsunuz.

Dilbilgisi

which students can't be trusted: cümle içine yerleşmiş dolaylı soru

which students can't be trusted, cümle içine yerleşmiş bir dolaylı soru yan tümcesidir. know fiilinden sonra gelir ve hangi öğrencilerin güvenilmez olduğu şeklindeki eksik bilgiyi belirtir. Yan tümcenin tamamı know fiilinin tümlecidir; doğrudan sorulan bir soru değildir. Dolaylı sorularda düz cümle söz dizimi kullanılır. Burada which students zaten can't be trusted bölümünün öznesidir. Bu nedenle söz dizimi doğrudan soru olan Which students can't be trusted? ile tesadüfen aynıdır. Başka bir özne varsa bu özne yardımcı fiilden veya kip belirten fiilden önce kalır: which train we should take doğrudur, which train should we take değildir.

Alıştırma

Dolaylı soru için doğru söz dizimine sahip cümleyi seç.

  1. I don't know which should we take train.
  2. I don't know which train we should take.
  3. I don't know which train should we take.
Cevabı göster

I don't know which train we should take.

And because the possessed students may lie Dilbilgisi

1:45

Ve ele geçirilmiş öğrenciler

only occasionally,

1:48

sadece ara sıra yalan söyleyebileceği için,

Dilbilgisi

may lie only occasionally: only sıklığı sınırlar

may lie only occasionally ifadesinde may olasılığı belirtirken only, occasionally sözcüğünü sınırlar: yalan söyleme gerçekleşirse bu yalnızca seyrek durumlarda olur. İfade, yapabilecekleri tek şeyin yalan söylemek olduğu anlamına gelmez. only sözcüğünün kapsamı mantıksal çıkarımda önemlidir; çünkü yalnızca ara sıra yalan söyleyen biri diğer zamanlarda doğruyu söyleyebilir.

Alıştırma

may lie only occasionally ifadesine hangi yorum uyar?

  1. Yalan söyleyebilirler, ancak bu yalnızca seyrek durumlarda olur.
  2. Her seferinde kesinlikle yalan söylerler.
  3. Yapabilecekleri tek şey yalan söylemektir.
Cevabı göster

Yalan söyleyebilirler, ancak bu yalnızca seyrek durumlarda olur.

there is no guaranteed way to test them Dilbilgisi

1:49

kimin lanetlendiğini belirlemek için

to determine which are cursed.

1:52

onları test etmenin kesin bir yolu yoktur.

Dilbilgisi

there is no guaranteed way to test them: guaranteed, way sözcüğünü niteler

There is no guaranteed way to test them, hiçbir test yönteminin güvenilir bir sonuç vereceğinin kesin olmadığı anlamına gelir. Guaranteed, way sözcüğünü niteler; to test them ise bu yöntemin amacını açıklar. Bu ifade, hiçbir testin denenemeyeceğini zorunlu olarak söylemez. Kusurlu yöntemlerin var olmasına izin verir, ancak hiçbir yöntemin garanti sunmadığını belirtir.

Alıştırma

there is no guaranteed way to test them ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Test yöntemleri olabilir, ancak hiçbirinin doğru sonucu vereceği kesin değildir.
  2. Her testin başarısız olacağı kesindir.
  3. Hiçbir tür test denenemez bile.
Cevabı göster

Test yöntemleri olabilir, ancak hiçbirinin doğru sonucu vereceği kesin değildir.

Can you figure out a way Öbek fiiller

1:54

Hepinizin kaçmasını sağlayacak

to ensure that you all escape?

1:55

bir yol bulabilir misiniz?

Öbek fiiller

figure out a way: işe yarayacak bir çözüm bulmak

Figure out a way, işe yarayacak bir yöntem bulmak için düşünceyi, bilgiyi veya deneme yanılmayı kullanmak demektir. Bu soruda yöntem, herkesin kaçabilmesini sağlamalıdır. Yaygın yapı figure out a way to + fiilin yalın hâlidir. Hedef, çözülmesi gereken bir sorun içerdiğinde kullanılır; yalnızca akla gelen ilk fikirden söz etmek için kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede figure out a way, planlama gerektiren bir sorun için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We need to figure out a way to move the piano upstairs.
  2. We need to figure out the piano a way upstairs.
  3. We need to figure a way about moving the piano upstairs.
Cevabı göster

We need to figure out a way to move the piano upstairs.

Don't worry about the possessed Ton ve niyet

1:57

Ele geçirilmiş öğrencilerin saldıracağı

students attacking or otherwise Kelime

1:59

veya diğerlerine bir şekilde

harming the others.

2:00

zarar vereceği konusunda endişelenmeyin.

Ton ve niyet

Don't worry about: bir endişeyi sorunun dışında bırakmak

Don't worry about ... çoğu zaman birini rahatlatır, ancak burada esas olarak sorunun sınırını belirler. Dinleyiciye, ele geçirilmiş öğrencilerin başkalarına zarar verme riskini dikkate alınacak koşullara katmaması gerektiğini söyler. Bu nedenle ifade; talimatlarda, bulmacalarda veya planlarda “bu unsuru çözülmüş ya da ilgisiz kabul et” anlamına gelebilir. Konuşan kişi korkuya karşılık vermekten çok görevi daraltmaktadır.

Alıştırma

Bir bulmacanın talimatında Don't worry about that risk büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bulmacadaki herkesi önemsemeyi bırakmalısın.
  2. Bulmacayı çözerken bu riski hesaba katman gerekmiyor.
  3. Daha az korkmalısın, ancak risk hâlâ bulmacanın bir parçasıdır.
Cevabı göster

Bulmacayı çözerken bu riski hesaba katman gerekmiyor.

Kelime

otherwise harming the: “başka bir şekilde” anlamındaki otherwise

attacking or otherwise harming the others ifadesinde otherwise, “başka herhangi bir şekilde” anlamına gelir. Attacking belirli bir zarar verme biçimini adlandırır; or otherwise harming ise ifadeyi, listelenmemiş zararlı davranışları da kapsayacak şekilde genişletir. “Bir veya daha fazla belirli eylem + or otherwise + daha geniş anlamlı bir fiil” kalıbı, bir kuralın ya da güvencenin belirtilmeyen yöntemleri de kısa biçimde kapsamasını sağlar. Burada otherwise, “aksi takdirde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede otherwise “başka bir şekilde” anlamında kullanılmıştır?

  1. Save the file now; otherwise, your changes may be lost.
  2. The room was small but otherwise comfortable.
  3. Do not email, post, or otherwise distribute the report.
Cevabı göster

Do not email, post, or otherwise distribute the report.

This curse only affects their communication. Anlatım akışı

2:02

Bu lanet sadece onların iletişimini etkiler.

Anlatım akışı

only affects their communication: etkilenen alanı sınırlamak

Only, etkilenen alanı communication ile sınırlamak için affects fiilinden önce yer alır. Yani lanet onların iletişimini etkiler ve cümlenin amaçlanan yorumunda, yaşamlarının ya da yeteneklerinin başka bölümlerini etkilemez. Bu tür bir sınırlama, diğer olasılıkları dışlayarak bilgiyi düzenler. Lanetin iletişimi yalnızca bazen etkilediği anlamına gelmez; only etkinin ne sıklıkta olduğunu değil, neyin etkilendiğini sınırlar.

Alıştırma

Hangi cümle, kuralın çevrim içi siparişleri etkilediğini ve başka hiçbir sipariş türünü etkilemediğini anlatır?

  1. The rule affects online orders only on weekends.
  2. The rule only affects online orders.
  3. Only the rule affects online orders.
Cevabı göster

The rule only affects online orders.

The first thing to realize Anlatım akışı

2:12

Fark etmeniz gereken ilk şey,

is that since you know Dilbilgisi

2:14

ele geçirilmediğinizi

you aren't possessed,

2:15

bildiğiniz için,

Anlatım akışı

The first thing to realize is that: Akıl yürütmenin ilk adımını belirtmek

The first thing to realize is that, that'ten sonra gelen yan tümceyi dinleyicinin açıklamanın geri kalanını izlemeden önce kavraması gereken ilk temel fikir olarak açıkça işaretler. Bu cümlede yalnızca bir olguyu bildirmek yerine, akıl yürütme zincirinin başlangıç öncülünü sunar. Kalıp The first thing to realize is that + yan tümce biçimindedir. Bilgiye öncelik verir ve dinleyiciyi analiz boyunca yönlendirir; böylece sonraki noktalar bu başlangıç fikrinin üzerine kurulabilir.

Alıştırma

Cümleyi, ilk temel fikri işaretleyen dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____ the two graphs use different scales.

Cevabı göster

The first thing to realize is that

you can explore one of the halls alone.

2:16

koridorlardan birini tek başınıza keşfedebileceğinizdir.

Dilbilgisi

since you know you aren't possessed: because anlamındaki since

Burada since, because ya da “-dığına göre” anlamına gelir. Since yan tümcesi bilinen bir öncülü —bir ruh tarafından ele geçirilmediğini bildiğini— sunar; ana tümce de bundan çıkan sonucu verir: tek başına keşfe çıkabilirsin. Neden bildiren since, ana tümcedeki durumun neden mümkün veya mantıklı olduğunu açıklar. Zaman bildiren since ise ne zamandan beri sorusunu yanıtlar. Bu nedenle anlamı yalnızca kelime değil, çevresindeki anlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede since, örnekteki gibi bir neden bildiriyor?

  1. The shop has been empty since noon.
  2. Since the library is closed, we'll come back tomorrow.
  3. I have lived here since 2020.
Cevabı göster

Since the library is closed, we'll come back tomorrow.

This leaves eight students Kelime

2:19

Bu, kalan üç yol için

for the remaining three paths.

2:20

sekiz öğrenci bırakır.

Kelime

leave + miktar + for: kullanılabilir miktarın kalması

Buradaki leaves, “ayrılır” değil, “bir şeyin kullanılabilir durumda kalmasını sağlar” anlamındadır. This, önceki dağılımın sonucunu belirtir: diğer üç yol için hâlâ sekiz öğrenci vardır. leave + miktar veya kaynak + for + amaç veya alıcı yapısı, bir kısmı kullanıldıktan ya da dağıtıldıktan sonra neyin kaldığını gösterir. İnsan, para, zaman, yiyecek ve başka kaynaklarla kullanılabilir.

Alıştırma

Neyin kullanılabilir durumda kaldığını göstermek için leave fiilinin doğru biçimini kullanın: Paying the fee ____ thirty dollars for supplies.

Cevabı göster

leaves

Sending groups of four down Dilbilgisi

2:22

Sadece iki yola

just two of the paths

2:24

dörder kişilik gruplar göndermek

won't work

2:25

işe yaramayacaktır,

Dilbilgisi

Sending ... won't work: özne olarak -ing öbeği

Sending groups of four down just two of the paths ifadesinin tamamı öznedir. Önerilen eylemi tek bir plan olarak ele alır; won't work ise bu planın başarısız ya da uygulanamaz olduğunu belirten yüklemdir. -ing ile kurulan bir eylem öbeği, isim gibi özne konumunda bulunabilir: Doing something will work / won't work. Öbekte groups ve paths gibi çoğul isimler bulunsa bile eylemin tamamı genellikle tek bir fikir olarak değerlendirilir ve fiil tekil özneyle uyum gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle -ing ile kurulan bir eylem öbeğini özne olarak kullanıp ardından planın uygulanabilir olup olmadığını değerlendiriyor?

  1. Sending everyone through one door won't work.
  2. The door won't work if everyone uses it.
  3. Send everyone through one door.
Cevabı göster

Sending everyone through one door won't work.

because if one group came back Dilbilgisi

2:26

çünkü bir grup ikiye iki

split two versus two,

2:27

bölünmüş olarak dönerse,

you'd have to guess who to trust. Dilbilgisi

2:29

kime güveneceğinizi tahmin etmeniz gerekecektir.

Dilbilgisi

if one group came back split two versus two: bir grubun ikiye karşı iki bölünmüş hâlde dönmesi varsayımı

Burada if, sorun yaratacak varsayımsal bir durumu başlatır. Ana fiil came back'tir: grup geri dönmüştür. split two versus two, grubun geri döndüğü andaki durumunu anlatır. split burada duruma açıklama ekleyen bir geçmiş zaman ortacı ya da sıfat gibi işlev görür; two versus two ise dört kişinin ikişer kişilik iki karşıt tarafa ayrıldığını belirtir. split, came back'ten sonra gerçekleşen ikinci bir çekimli eylem değildir.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümleyi en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Her birinde iki üye bulunan iki ayrı grup geri dönseydi.
  2. Bir grup geri dönüp ardından başka bir grubu ikili çiftlere ayırsaydı.
  3. Bir grup, dört üyesi ikişer kişilik iki karşıt tarafa ayrılmış hâlde geri dönseydi.
Cevabı göster

Bir grup, dört üyesi ikişer kişilik iki karşıt tarafa ayrılmış hâlde geri dönseydi.

Dilbilgisi

you'd have to guess who to trust: varsayımsal bir durumda kime güveneceğini tahmin etmek zorunda kalmak

you'd have to içindeki you'd, you had değil, you would anlamındadır. would have to, varsayılan bir koşulun zorunlu sonucunu belirtir: o durumda tahmin etmek kaçınılmaz olurdu. who to trust, soru sözcüğü + to mastarı yapısıdır ve kime güvenilmesi gerektiği anlamına gelir. guess fiilinin içeriğini belirtir. guess sonrasında who to trust veya who you should trust gibi dolaylı soru dizilişi kullanılır; who should you trust şeklindeki doğrudan soru dizilişi kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle hem would have to hem de soru sözcüğü + to mastarı yapısını doğru kullanıyor?

  1. If the witnesses disagreed, you'd have to guess who should you trust.
  2. If the witnesses disagreed, you'd have to guess who to trust.
  3. If the witnesses disagreed, you'd have guess who to trust.
Cevabı göster

If the witnesses disagreed, you'd have to guess who to trust.

But splitting them into one pair Kelime

2:31

Ancak onları bir ikili

and two trios

2:34

ve iki üçlü gruba ayırmak

would work every time. Kalıp ifadeler

2:35

her seferinde işe yarayacaktır.

Kelime

split ... into one pair and two trios: grup sayılarını tam olarak belirtme

split + kişi veya şey + into + gruplar yapısı, bir bütünün nasıl bölündüğünü anlatır. Buradaki splitting them into ... ifadesi, bölme sonucunda oluşan grupları tam olarak belirtir. A pair iki kişi veya şeyden, a trio ise üç kişi veya şeyden oluşur. Bu nedenle one pair and two trios, 2 + 3 + 3 = 8 demektir. Üç kişilik iki grup bulunduğu için trio çoğul biçimiyle trios olur.

Alıştırma

İki kişilik grup için pair, üç kişilik gruplar için trio sözcüğünün doğru çoğul biçimini kullanın: For the team challenge, the eight campers split into one ____ and two ____.

Cevabı göster

pair · trios

Kalıp ifadeler

would work every time: ilgili her durumda başarı

Bu cümlede would work, önerilen düzenlemeden beklenen sonucu anlatır: tartışılan durumda yöntem etkili olacak veya sorunu çözecektir. Every time, ilgili her durumda veya her seferinde, bu kapsam içinde hiçbir istisna olmadan demektir. Usually veya most of the time ifadelerinden daha kesindir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yöntemin ilgili her durumda başarılı olmasının beklendiğini söyler?

  1. The method would work most of the time.
  2. The method would work every time.
  3. The method worked once.
Cevabı göster

The method would work every time.

And here's why. Anlatım akışı

2:37

Ve işte nedeni.

Anlatım akışı

And here's why: sıradaki nedeni açıklamaya giriş

And here's why, konuşmanın veya yazının akışını gösteren bir ifadedir. Bir iddia ya da sonuçtan sonra gelir ve nedenin veya kanıtın birazdan açıklanacağını bildirir. Bu yapıda here bir yeri göstermez. Here's why sonraki açıklamaya işaret eder; And ise bu açıklamayı önceki cümleye bağlar.

Alıştırma

Az önce “This route is safer.” dediniz. Şimdi nedenini açıklayacağınızı doğal biçimde bildiren cümle hangisidir?

  1. And here's where.
  2. And here's why.
  3. And here's who.
Cevabı göster

And here's why.

The possessed students might lie, Dilbilgisi

2:39

Ele geçirilmiş öğrenciler yalan söyleyebilir,

or they might not.

2:41

ya da söylemeyebilir.

Dilbilgisi

might lie, or they might not: iki sonucu da olasılık olarak bırakmak

Might lie, yalan söylemeyi bir olasılık olarak sunar. Or they might not ise karşıt olasılığı, yani they might not lie anlamını ekler. Lie fiili zaten anlaşıldığı için not sözcüğünden sonra tekrarlanmaz. Might not, kesinlikle olmayacak değil, olmayabilir anlamına gelir. Dengeli might..., or ... might not yapısı kesin bir tahminde bulunmak yerine iki sonucu da olasılık olarak açık bırakır.

Alıştırma

Hem kabul etmenin hem de kabul etmemenin hâlâ mümkün olduğunu söyleyen cümle hangisidir?

  1. She might agree, or she might not.
  2. She will agree.
  3. She definitely won't agree.
Cevabı göster

She might agree, or she might not.

But you know there are only two of them, Dilbilgisi

2:43

Ancak sadece iki tane olduklarını,

while the other six

2:45

diğer altısının ise

will always tell the truth.

2:46

her zaman doğruyu söyleyeceğini biliyorsunuz.

Dilbilgisi

there are only two of them, while the other six...: iki grubu karşılaştırma

there are only two of them ilk grubun sayısını belirtir. while ikinci grupla ilgili farklı bir bilgiyi, yani diğer altı kişinin başka bir kurala uyduğunu sunar. Burada while, “oysa” ya da “buna karşılık” anlamındadır. İki bilgiyi yan yana getirip karşılaştırır; “... sırasında” biçiminde zaman bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede while iki grubu karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. We waited in the hall while the rooms were cleaned.
  2. Two rooms are small, while the other six are spacious.
  3. Two rooms are small because the other six are spacious.
Cevabı göster

Two rooms are small, while the other six are spacious.

When each group returns to the hall,

2:48

Her grup odaya döndüğünde,

all of its members

2:51

tüm üyeleri

will either give the same report Dilbilgisi

2:52

ya aynı raporu verecek

or argue about whether they Dilbilgisi

2:54

ya da çıkışı bulup

found the exit.

2:55

bulmadıkları konusunda tartışacak.

Dilbilgisi

will either give ... or argue: iki olası eylemi bağlama

either ... or ... iki olası sonucu sunar. Burada will her iki eylemi de kapsar: will give the same report veya will argue. Bu eşleşen sözcükler paralel eylem öbeklerini bağlar: either, give'den; or ise argue'dan önce gelir. İki tarafı aynı dil bilgisi biçiminde tutmak seçenek ilişkisini izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümleyi eşleşen either ... or sözcükleriyle tamamlayın: On Saturday, we will ____ visit the museum ____ stay home.

Cevabı göster

either · or

Dilbilgisi

about whether ...: tartışma konusunu belirtme

argue about whether ... yapısında about, anlaşmazlığın konusunu belirtir; whether ise cevabı evet ya da hayır olan dolaylı bir soru başlatır. Burada about whether they found the exit, tartışılan konunun onların çıkışı bulup bulmadığı olduğunu gösterir. Bu doğrudan değil, cümle içine yerleştirilmiş bir soru olduğu için whether'dan sonra düz cümle söz dizimi kullanılır: they found the exit. did they find the exit denmez. Yeniden kullanılabilen kalıp argue about whether + özne + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle dolaylı bir soru başlatmak için argue about whether yapısını doğru kullanıyor?

  1. They argued about whether was the gate open.
  2. They argued whether the gate was open about.
  3. They argued about whether the gate was open.
Cevabı göster

They argued about whether the gate was open.

If a trio returns in total agreement, Kalıp ifadeler

2:56

Eğer bir üçlü tamamen hemfikir olarak dönerse,

then you know none of them are lying. Dilbilgisi

2:59

içlerinden hiçbirinin yalan söylemediğini bilirsiniz.

Kalıp ifadeler

in total agreement: tamamen aynı fikirde olma

In total agreement, bir gruptaki herkesin aynı görüşte olması veya aynı anlatımı vermesi ve hiçbir anlaşmazlık bulunmaması demektir. Cümlede, üçlünün geri döndüğünde paylaştığı durumu anlatır. Total, agreement sözcüğünün derecesini güçlendirir; burada toplam insan sayısını değil, tam ve eksiksiz olmayı belirtir. İfade genellikle be, remain veya return gibi fiillerden sonra gelir: be in total agreement.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve tam görüş birliği anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After reviewing the evidence, all four jurors were ____.

Cevabı göster

in total agreement

Dilbilgisi

"none of them are lying": bilinen bir gruptan hiç kimse yalan söylemiyor

None of them, 'söz konusu bilinen gruptan tek bir kişi bile değil' demektir. them zamiri daha önce konuşulan gruba gönderme yapar; dolayısıyla cümle, o grupta yalan söyleyen kişi sayısının sıfır olduğunu belirtir. Çoğul bir gruptan söz ederken none of them are lying günümüz İngilizcesinde doğal bir kullanımdır. Buradaki none, 'sayısı belirsiz' demek değildir.

Alıştırma

Bilinen grupta yalan söyleyen kişi sayısının sıfır olduğunu hangi cümle ifade eder?

  1. None of them are lying.
  2. Not all of them are lying.
  3. Some of them may not be lying.
Cevabı göster

None of them are lying.

With the pair,

3:01

İkili grupta ise,

you can't be sure either way, Kalıp ifadeler

3:02

her iki durumda da emin olamazsınız,

Kalıp ifadeler

"can't be sure either way": iki olasılık arasında kesin bir seçim yapamamak

Can't be sure, konuşan kişinin kesin bir sonuca ulaşmak için yeterli kanıta sahip olmadığı anlamına gelir. Either way iki olası açıklamadan herhangi birini ifade eder; bu nedenle ifadenin tamamı, iki olasılıktan hiçbirinin doğrulanamadığını belirtir. Burada way fiziksel bir yön değil, bir olasılık ya da sonuç anlamındadır. Söz konusu iki olasılık bağlamdan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

İki bilimsel test birbirine zıt sonuçlar veriyor. 'We can't be sure either way' ne anlama gelir?

  1. İki sonucun da doğru olduğunu biliyoruz.
  2. Hangi sonucun doğru olduğu umurumuzda değil.
  3. İki sonuçtan hangisinin doğru olduğunu belirleyemiyoruz.
Cevabı göster

İki sonuçtan hangisinin doğru olduğunu belirleyemiyoruz.

but all you need is reliable Dilbilgisi

3:04

ancak tek ihtiyacınız olan dört yoldan üçü hakkında

evidence about three of the four paths.

3:06

güvenilir kanıtlardır.

Dilbilgisi

all you need is ...: tek gerekli koşulu belirtmek

All you need is X, “gereken tek şey X'tir” veya “bu amaç için X yeterlidir” anlamına gelir. Bu cümlede gerekli bilgi reliable evidence ifadesidir; all, “kanıtların tamamı” anlamına gelmez. Kalıp all + özne + need + is + gereklilik şeklindedir. Bir görevi tamamlamak için yeterli olan asgari koşulu vurgular.

Alıştırma

Geçerli bir kimliğin tek gereklilik olduğunu anlatmak için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: To enter the building, ____ is one valid ID.

Cevabı göster

all you need

The fourth,

3:09

Dördüncüsünü,

you can figure out using

3:09

eleme yöntemini

the process of elimination. Kelime

3:10

kullanarak bulabilirsiniz.

Kelime

the process of elimination: imkânsız seçenekleri elemek

The process of elimination, doğru olamayacak seçenekleri eleyip geriye uygulanabilir tek bir seçenek kalana kadar cevap bulma yöntemidir. Bu cümlede üç yolun bilinmesi, dördüncü yolun çıkarılmasını sağlar. Buradaki elimination, olasılıkları değerlendirme dışı bırakmak demektir; bir spor turnuvası değildir. Yaygın kalıplar by a process of elimination ve using the process of elimination şeklindedir.

Alıştırma

İmkânsız seçenekleri eleme yöntemini anlatan kalıplaşmış terimle cümleyi tamamlayın: By a ____, we found the only route that matched every clue.

Cevabı göster

process of elimination

Of course,

3:12

Elbette,

none of this matters if

3:13

çıkışı kendiniz bulacak kadar şanslıysanız

you're lucky enough to find the exit yourself. Dilbilgisi

3:15

bunların hiçbirinin bir önemi kalmaz.

Dilbilgisi

lucky enough to find: sıfat + enough + to mastarı

lucky enough to find ifadesinde enough, lucky sıfatından sonra gelir; to find ise bu şans düzeyinin mümkün kıldığı eylemi belirtir. Buradaki anlam, bulmaya yetecek kadar şanslı olmak ya da daha doğal bir ifadeyle şans eseri bulabilmektir. Yeniden kullanılabilen kalıp adjective + enough + to + base verb şeklindedir. Yeterli bir özellik veya dereceyi mümkün olan bir sonuca bağlar: calm enough to speak, tall enough to reach.

Alıştırma

Cümleyi lucky + enough + to ve catch fiilini kullanarak tamamlayın: We were ____ the last bus.

Cevabı göster

lucky enough to catch

But otherwise,

3:17

Ancak aksi halde,

putting everything together Anlatım akışı

3:18

her şeyi bir araya getirdiğinizde

leaves you with three possibilities. Kelime

3:20

elinizde üç olasılık kalır.

Anlatım akışı

putting everything together: sonuçtan önce bilgileri birleştirmek

Putting everything together, daha önce verilen tüm gerçekleri ve koşulları bir bütün olarak değerlendirmek demektir. Bu cümlede -ing yan cümleciğinin tamamı leaves fiilinin öznesidir; dolayısıyla bilgileri birleştirme eylemi üç olasılık sonucunu doğurur. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak, konuşanın ayrı ayrıntılardan genel bir sınıflandırmaya veya sonuca geçtiğini dinleyiciye bildirir. Buradaki anlam bilgiyle ilgilidir; nesneleri fiziksel olarak bir araya getirmek değildir.

Alıştırma

Bir akıl yürütme açıklamasında putting everything together neyi gösterir?

  1. Önceki gerçeklerle bağlantı kurmadan yeni bir gerçek ekler.
  2. Yalnızca nesneleri fiziksel olarak yan yana koyma eylemini anlatır.
  3. Önceki bilgileri birleştirir ve genel bir sonuca hazırlar.
Cevabı göster

Önceki bilgileri birleştirir ve genel bir sonuca hazırlar.

Kelime

leaves you with three possibilities: leave someone with + sonuç

leave someone with + isim kalıbı, bir durumun veya eylemin bir kişiyi belirli bir sonuçla karşı karşıya bıraktığını anlatır. Bu cümlede tüm bilgileri birleştirdiğinizde değerlendirmeniz gereken üç olasılık kaldığı belirtiliyor. Buradaki leave, birinden ayrılmak veya birini bir yerde bırakmak anlamında değildir. Kalıp; gerçekler, kurallar, maliyetler veya elenen seçenekler hesaba katıldıktan sonra kalan sonuca odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi leave someone with kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The road is closed, so that ____ one route to the park.

Cevabı göster

leaves us with

If each group gives a consistent answer, Kalıp ifadeler

3:22

Her grup tutarlı bir cevap verirse,

Kalıp ifadeler

gives a consistent answer: çelişkisiz ve tutarlı bir yanıt

give an answer söz öbeği bir yanıt vermek anlamına gelir. A consistent answer, önceki veya ilgili bilgilerle uyuşan ve önemli bir çelişki oluşturmayan yanıttır. Bu cümlede her grubun yanıtının ilgili yanıtlarla veya kanıtlarla uyumlu kalıp kalmadığına bakılır. Burada consistent, karşılaştırıldığında uyumlu veya istikrarlı olmak demektir; yanıt verme eyleminin uzun süre devam etmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Tanığın ikinci yanıtının ilk yanıtla çelişmediğini, ancak farklı ifadeler veya uyumlu ek ayrıntılar içerebileceğini hangi cümle anlatır?

  1. The witness gave exactly the same answer word for word in the second interview.
  2. The witness kept answering throughout the second interview.
  3. The witness gave a consistent answer in the second interview.
Cevabı göster

The witness gave a consistent answer in the second interview.

either everyone is telling the truth Dilbilgisi

3:24

ya herkes doğruyu söylüyordur

or the two possessed students

3:26

ya da iki ele geçirilmiş öğrenci

are paired together.

3:28

eşleşmiştir.

Dilbilgisi

either everyone ... or the two possessed students ...: iki alternatif açıklama

either A or B, A ile B'yi birbirine alternatif olasılıklar olarak sunar. Bu cümlede tutarlı cevaplar iki şekilde açıklanabilir: ya herkes doğruyu söylüyordur ya da ele geçirilmiş iki öğrenci aynı gruba düşmüştür. Cümle, ikisinin de aynı anda doğru olduğunu ileri sürmek yerine bunları değerlendirilen iki alternatif olarak sunar. İki taraf da birbirine paralel tam yan cümlelerdir: everyone is telling the truth ve the two possessed students are paired together. Paired together, gruplandırma sonucunda iki öğrencinin aynı grupta olmasını anlatır.

Alıştırma

İki olası açıklama sunmak için cümleyi either ... or ile tamamlayın: ____ the package went to the wrong address, ____ it was never shipped.

Cevabı göster

Either · or

In either case, Anlatım akışı

3:29

Her iki durumda da,

ignore the duo. Kelime

3:30

ikiliyi görmezden gelin.

Anlatım akışı

In either case: iki olasılıktan tek bir sonuç

In either case, önceki cümledeki iki olasılığa gönderme yapar. Hangi olasılık doğru olursa olsun aynı talimatın geçerli olduğunu belirtir: ikiliyi göz ardı etmek. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak akıl yürütmedeki iki ayrı dalı kapatır ve ikisini tek bir ortak eylemde birleştirir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen talimatın tamamını kapsar.

Alıştırma

Bir raporda "The delay may be caused by traffic or by a mechanical problem." deniyor. Sonraki eylemin her iki olasılıkta da aynı olduğunu en iyi hangi cümle gösterir?

  1. In the first case, we will notify the passengers.
  2. On the other hand, we will notify the passengers.
  3. In either case, we will notify the passengers.
Cevabı göster

In either case, we will notify the passengers.

Kelime

ignore the duo: duo iki kişilik bir gruptur

Duo, birlikte sunulan veya hareket eden tam olarak iki kişilik bir gruptur. The duo ifadesindeki the, daha önce kimlerden oluştuğu belirlenmiş iki kişilik grubu gösterir. Burada ignore the duo, akıl yürütmenin sonraki adımında bu iki kişiyi hesaba katmamak anlamına gelir. Herhangi bir büyüklükteki grubu görmezden gelmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the duo neyi ifade ediyor?

  1. Herhangi bir büyüklükteki grup
  2. Tam olarak üç kişiden oluşan bir grup
  3. Tam olarak iki kişiden oluşan bir grup
Cevabı göster

Tam olarak iki kişiden oluşan bir grup

If there's only one group arguing,

3:32

Sadece bir grup tartışıyorsa,

both others must be telling the truth. Dilbilgisi

3:34

diğer ikisi mutlaka doğruyu söylüyordur.

Dilbilgisi

must be telling the truth: şu ana ilişkin güçlü bir çıkarım

Must be telling the truth ifadesinde must, if cümlesindeki koşula dayanan güçlü bir mantıksal sonucu anlatır. Bu bir emir değildir; konuşmacı diğer iki grubun kesinlikle doğruyu söylediği sonucuna varır. Must be + fiil-ing yapısı, devam eden veya mevcut durumla yakından bağlantılı bir eylem hakkında güçlü bir çıkarım yapmak için kullanılır.

Alıştırma

Güçlü çıkarımı tamamlamak için must be + fiil-ing yapısını ve sleep fiilini kullanın: The baby is quiet and her eyes are closed. She ____.

Cevabı göster

must be sleeping

And if there are two conflicts, Kelime

3:36

Ve iki anlaşmazlık varsa,

Kelime

two conflicts: bilgilerdeki iki çelişki

Burada two conflicts, rapor veya ifadelerin birbiriyle uyuşmadığı iki ayrı durumu anlatır. Conflict yalnızca savaş veya fiziksel kavga değil, birbiriyle bağdaşmayan bilgiler için de kullanılabilir. Akıl yürütme veya kanıt bağlamında conflict gördüğünüzde hangi iddiaların aynı anda doğru olamayacağını belirleyin. Burada sözcük sayılabilir bir isimdir; bu yüzden two ile çoğul conflicts kullanılır.

Alıştırma

“The two witness reports contain two conflicts,” cümlesinde two conflicts ne anlama gelir?

  1. Tanıklar arasındaki iki fiziksel kavga
  2. Hiç yazılmamış iki rapor
  3. Raporların uyuşmadığı iki nokta
Cevabı göster

Raporların uyuşmadığı iki nokta

then the possessed students

3:38

o zaman ele geçirilmiş öğrenciler

are in separate groups

3:39

ayrı gruplardadır

and you can safely trust the majority Kelime

3:41

ve her iki üçlüdeki

in both trios,

3:43

çoğunluğa güvenle inanabilirsiniz,

Kelime

can safely trust the majority: yarıdan fazlasına güvenle dayanmak

Bu cümlede can safely trust the majority, her üçlüdeki kişilerin yarısından fazlasının paylaştığı görüşe dayanmak için sağlam bir neden bulunduğunu anlatır. Safely, fiziksel tehlikeden korunmayı değil, sonuca duyulan güveni belirtir. The majority, bir grubun yarısından fazlası demektir. Üç kişilik bir grupta bu en az iki kişidir; herkes anlamına gelmez.

Alıştırma

Can safely trust the majority kullanımını değerlendirin: “Most classmates guessed that whales are fish, so we can safely trust the majority.”

  1. İfade uygun biçimde kullanılmıştır.
  2. İfade uygun biçimde kullanılmamıştır.
Cevabı göster

İfade uygun biçimde kullanılmamıştır.

since at least two people Dilbilgisi

3:44

çünkü her grupta en az iki kişi

in each will be truthful.

3:45

doğruyu söyleyecektir.

Dilbilgisi

since at least two people in each: neden ve grup başına alt sınır

Burada since bir neden belirtir ve because anlamına gelir; geçmişteki bir zamandan beri anlamında değildir. At least two, iki veya daha fazla kişi demektir. In each, bu alt sınırı bağlamdan anlaşılan her gruba ayrı ayrı uygular. Yani her grupta doğruyu söyleyecek en az iki kişi vardır; tüm gruplarda toplam yalnızca iki kişi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümle bu bağlamda ne anlama geliyor?

  1. Her grupta doğruyu söyleyecek en fazla iki kişi olduğunu söyler.
  2. Bir neden belirtir: her grupta doğruyu söyleyecek iki veya daha fazla kişi vardır.
  3. Tüm gruplarda toplam olarak doğruyu söyleyecek tam iki kişi olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bir neden belirtir: her grupta doğruyu söyleyecek iki veya daha fazla kişi vardır.

The temple collapses behind you

3:48

Yeşilimsi buharlar

as greenish vapors escape

3:49

iki öğrenciden kaçarken,

from two of the students.

3:51

tapınak arkanızda çöküyor.

You're all safe and free from the curse. Kalıp ifadeler

3:52

Hepiniz güvendesiniz ve lanetten kurtuldunuz.

Kalıp ifadeler

safe and free from the curse: birbirine bağlı iki sonuç durumu

Safe and free from the curse, and ile iki sonuç durumunu bağlar: herkes güvendedir ve lanet artık onları kontrol etmez ya da etkilemez. Be free from + isim yapısında free, o şeyden etkilenmemek, onun yükünü taşımamak veya onunla kısıtlanmamak anlamına gelir. Burada “ücretsiz olmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Asıl cümlede safe and free from the curse ne anlama geliyor?

  1. Herkes şimdilik güvendedir ama hâlâ lanetin kontrolü altındadır.
  2. Lanet ücretsiz olarak sunulmaktadır.
  3. Herkes güvendedir ve artık lanetten etkilenmemektedir.
Cevabı göster

Herkes güvendedir ve artık lanetten etkilenmemektedir.

After that ordeal, Anlatım akışı

3:55

O zorlu sınavdan sonra,

you tell your group they all deserve

3:56

grubunuza hepsinin bir tatili

a vacation

3:58

hak ettiğini söylüyorsunuz,

Anlatım akışı

After that ordeal: hikâyeyi olayın sonrasına taşımak

After that ordeal, az önce anlatılan zorlu deneyime dönüp bakarak hikâyeyi sonrasında olanlara taşıyan bir geçiş ifadesidir. Bu deneyime ordeal denmesi, onun sıradan bir olay değil; acı verici, korkutucu veya tüketici bir süreç olarak değerlendirildiğini de gösterir. Dolayısıyla ifade hem zamanı hem de konuşanın önceki deneyime bakışını belirtir.

Alıştırma

Bir aile şiddetli bir fırtınada mahsur kaldıktan sonra güvenli bir yere yeni ulaştı. Hikâyeyi onların sonraki tepkisine en iyi taşıyan cümle hangisidir?

  1. Before the storm arrived, everyone checked the windows.
  2. After that ordeal, everyone hugged each other in relief.
  3. During the storm, everyone searched for a safe place.
Cevabı göster

After that ordeal, everyone hugged each other in relief.

and you just happen to have Ton ve niyet

3:59

ve tesadüf bu ki,

another expedition coming up.

4:00

yaklaşan bir keşif geziniz daha var.

Ton ve niyet

just happen to have ... coming up: bir planı uygun bir tesadüf gibi sunmak

Just happen to have, bir şeye sahip olmayı veya bir şeyin elde bulunmasını tesadüf gibi sunar. Have another expedition coming up, yakın gelecekte başka bir keşif gezisinin beklendiğini veya planlandığını belirtir. Bu bağlamda tesadüf kuşku uyandıracak kadar kullanışlıdır: konuşan, tatil önermesinin hemen ardından yeni bir keşif gezisinden söz eder. Bu ifade, doğrudan bir teklifi şakacı biçimde sanki tesadüfen dile getirilmiş gibi gösterir.

Alıştırma

“We just happen to have an art show coming up” cümlesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Yakında bir resim sergisi planlanmıştır ve konuşan bunu uygun bir tesadüf gibi sunar.
  2. Resim sergisi kazara başlamıştır ve şu anda devam etmektedir.
  3. Konuşan yukarı doğru hareket eden bir resim sergisine sahiptir.
Cevabı göster

Yakında bir resim sergisi planlanmıştır ve konuşan bunu uygun bir tesadüf gibi sunar.