Tapınak bilmecesini çözebilir misiniz? - Dennis E. Shasha: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Çökmek üzere olan antik bir tapınakta keşif ekibi, lanetlenen iki öğrenci ne zaman yalan söyleyeceği belli olmasa da doğru kaçış yolunu bulmalıdır. Çözüm, grubu dürüst çoğunlukların ve eleme yönteminin her durumda yeterli güvenilir bilgi sağlayacağı biçimde bölmektir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You've found the hidden switches, evaded the secret traps, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect yapısının sıralanan birden fazla past participle ile mevcut krizden önce tamamlanmış eylemleri nasıl hızla özetlediğine dikkat edin. Bu kalıpla tamamlanan adımları kısaca hatırlatabilir, ardından yeni bir durumu, sonucu veya anlatıdaki dönüm noktasını sunabilirsiniz. 2. The first thing to realize is that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Daha uzun bir akıl yürütmenin dayandığı ilk temel kavrayışı tanıtan bu açık yönlendirme ifadesini öğrenin. Bir bulmacayı, dersi veya analizi anlatırken başlangıçtaki çıkarımı daha sonra gelen kanıt ve sonuçlardan ayırarak dinleyicinin mantığı adım adım izlemesine yardımcı olur. 3. just happen to have another expedition coming up. — Konuşma edimbilimi ve tutum: happen to ifadesinin bir durumu tesadüfmüş gibi sunduğunu, coming up ifadesinin ise onun yaklaştığını ya da planlandığını gösterdiğini fark edin. Birlikte, tehlikeli bir keşiften kurtulan konuşmacının tam da yeni bir keşif planı olduğunu rahatça açıklamasıyla mizahi ve sözde tesadüfi bir final yaratırlar.
Bu derste
and now your expedition finally stands at the heart of the ancient temple Kalıp ifadeler
0:10ve şimdi keşif ekibiniz nihayet antik tapınağın kalbinde,
You've found ..., evaded ...: ortak kullanılan tek have yardımcı fiili
You've, you have yapısının kısaltılmış biçimidir. You've found ..., evaded ... içinde found ve evaded birbirine bağlanmış geçmiş zaman ortaçlarıdır. İkisi de aynı have yardımcı fiiline bağlıdır; açık biçimi you have found ... and you have evaded ... olur. evaded yeni bir yan cümle başlatmaz. Present perfect, şu ana kadar tamamlanmış ve mevcut durumla ilişkili adımları özetler. Tek bir have/has sonrasında birkaç geçmiş zaman ortacı sıralamak, burada now ile sunulan mevcut sonuç gibi bir sonuca kısa ve etkili biçimde götürebilir.
Alıştırma
Cümleyi checked ve packed tarafından paylaşılan have yardımcı fiilinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: You____ checked the map, packed the food, and now you're ready to leave.
Cevabı göster
've
stands at the heart of: merkezde veya özde yer almak
Bu cümlede stands at the heart of, “merkezinde bulunmak” anlamına gelir. Heart burada mecazidir; vücuttaki organı değil, merkezi veya en önemli bölümü anlatır. Stands, keşif ekibini o merkez noktasına yerleştirerek sahneyi daha canlı gösterir. At the heart of soyut bir merkezi de belirtebilir. Bir kişi, soru veya değer; bir planın, tartışmanın ya da sorunun temelinde yer alıyorsa at the heart of ile kullanılabilir. Özne bir bina veya simge yapı olduğunda stands at the heart of, dikkat çekici bir merkezi konumu doğal biçimde anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “dikkat çekici bir merkezi konumda bulunur” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The old fountain ____ the town square.
Cevabı göster
stands at the heart of
But as you study the inscriptions in the near total darkness, Dilbilgisi
0:17Ancak neredeyse zifiri karanlıkta yazıtları incelerken,
two of the eight graduate students accompanying you
0:21size eşlik eden sekiz lisansüstü öğrenciden ikisi
as you study: eş zamanlı bir arka plan
as you study ifadesindeki as, “bir şey olurken” veya “olduğu sırada” anlamına gelir. as yan cümlesi yazıtları inceleme eylemini arka plan olarak sunar; ana cümle de bu sırada ne olduğunu anlatır. as + özne + fiil yapısı, anlatılarda zamanları çakışan eylemleri sık sık birbirine bağlar. Burada neden değil, zaman bildirir: yazıtları incelemek öğrencilerin sunağa çarpma nedeni değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, örnekteki gibi aynı anda gerçekleşen bir zaman arka planı sunar?
- As the bridge was closed, we took another road.
- She works as an engineer.
- As Lina was reading the map, the bus arrived.
Cevabı göster
As Lina was reading the map, the bus arrived.
bump into: bir şeye yanlışlıkla çarpmak
bump into the altar ifadesinde bump into, “yanlışlıkla çarpmak veya temas etmek” anlamına gelir. Öğrenciler neredeyse tamamen karanlıkta hareket ediyor ve sunak fiziksel bir nesne olduğu için burada bir çarpışma anlatılır. Aynı öbek fiil “biriyle beklenmedik şekilde karşılaşmak” anlamına da gelebilir. Anlamı seçmek için nesneye ve sahneye bakın: hareket içeren bir sahnede nesne bir eşyaysa genellikle fiziksel temas; sosyal bir sahnede nesne bir kişiyse tesadüfi karşılaşma anlamı taşır.
Alıştırma
Cümleyi bump into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the dark, Leo ____ a chair.
Cevabı göster
bumped into
wisps of green smoke: küçük ve ince duman şeritleri
Burada wisps of green smoke, iki küçük ve ince yeşil duman şeridi anlamına gelir. Wisp; duman, buhar veya sis gibi bir şeyin hafif ve dar bir tutamını anlatır, bu yüzden yoğun bir kütleden çok narin bir görüntü oluşturur. Bu kalıpta wisp sayılabilen bir isimdir: a wisp of smoke, fakat çoğulu two wisps of smoke olur. Birbirinden ayrı ince izleri anlatmak için sayı + wisp(s) + of + madde yapısı kullanılabilir.
Alıştırma
Duman küçük ve ince tek bir şerit hâlindeyse cümleyi en iyi hangi isim tamamlar? A ____ of smoke curled above the candle.
- puff
- wisp
- cloud
Cevabı göster
wisp
burst forth: birdenbire ve güçlü biçimde ortaya çıkmak
Bu cümlede burst forth, birdenbire ve güçlü biçimde dışarı çıkmak anlamına gelir. Burst ani ve enerjik hareketi verirken forth dışarıya veya görüş alanına doğru hareket duygusu katar; forth belirli bir yer adı değildir. Bu ifade, dumanın ortaya çıkışını dramatik ve tehditkâr gösterir. Başka bağlamlarda ateşin, ışığın, sesin, kahkahanın veya duyguların birden patlak vermesini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyin birdenbire ve güçlü biçimde ortaya çıkmasını en iyi gösterir?
- Smoke seeped slowly through the closed door.
- Flames burst forth from the broken window.
- A visitor came out of the building after lunch.
Cevabı göster
Flames burst forth from the broken window.
a room you passed before: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
a room you passed before ifadesinde you passed before, room sözcüğünü niteler ve hangi odanın kastedildiğini belirtir. Tam biçim a room that you passed before veya a room which you passed before şeklindedir. That ya da which, passed fiilinin nesnesidir; bu nedenle bu niteleyici ilgi yan cümlesinde düşürülebilir. You, passed fiilinin öznesidir; bu yüzden you passed before yeni bir ana cümle değil, ad öbeğinin bir parçasıdır. İlgi zamiri özne görevindeyse düşürülemez: tek bir ad öbeği kastedildiğinde the room that was empty denir, the room was empty denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?
- I found the keys you lost yesterday.
- I thanked the neighbor helped us yesterday.
- The keys you found them were mine.
Cevabı göster
I found the keys you lost yesterday.
and the one leading back outside. Dilbilgisi
0:38ve diğeri dışarıya geri dönen yol da dahil olmak üzere.
Fleeing for your lives: canını kurtarmak için kaçmak
Flee for your life, ölebileceğinizi düşündüğünüz için kaçmak demektir. Burada for your lives, tehlikeyi yalnızca leave veya run away demekten çok daha ciddi gösterir. you bir gruba seslendiği için life çoğul olur: lives. Baştaki -ing yan cümlesi Fleeing for your lives, odaya geldiğiniz sırada gerçekleşen eylemi gösterir. Anlaşılan öznesi, ana cümledeki you ile aynıdır.
Alıştırma
Hangi durum They fled for their lives ifadesine en uygundur?
- Ölüm tehlikesi altında oldukları için yanan bir binadan kaçtılar.
- Beş dakika geç kaldıkları için okula aceleyle gittiler.
- Yorgun oldukları için partiden erken ayrıldılar.
Cevabı göster
Ölüm tehlikesi altında oldukları için yanan bir binadan kaçtılar.
the one leading back outside: one + -ing öbeği
the one leading back outside ifadesinde one, tekil hallway adının yerini tutar; böylece aynı adın tekrarlanması gerekmez. İfade, “tekrar dışarı çıkan koridor” anlamına gelir. Leading back outside, hangi koridorun kastedildiğini belirtmek için one sözcüğünden sonra gelen bir -ing öbeğidir. Önünde be fiilinin bir biçimi olmadığı için burada şimdiki zaman yapısı değildir. the one + -ing öbeği kalıbı, bir kişiyi veya şeyi yaptığı işe ya da gittiği yere göre belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
the one + -ing kalıbını kullanarak ve lead fiilini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: Of the three paths, choose ____ to the station.
Cevabı göster
the one leading
with less than an hour before it empties: geri sayım ekleme
With less than an hour before it empties, ana duruma kalan süreyi ekler: kum saatinin boşalmasına bir saatten az kalmıştır. It, daha önce geçen giant sandglass ifadesine gönderme yapar; before it empties ise geri sayımın bitiş noktasını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp with + süre miktarı + before + olay şeklindedir. Ana cümleye bir zaman sınırı getirir ve çoğu zaman aciliyet hissi yaratır.
Alıştırma
Geri sayım yapısını before ve parantez içindeki olayla tamamlayın: With only ten minutes ____, we need to hurry. (the store closes)
Cevabı göster
before the store closes
you don't want to be around when that happens. Ton ve niyet
0:47bu olduğunda buralarda olmak istemeyeceğinizi söylüyor.
“the rumbling tells you that”: tell fiilinin işaret veya kanıt anlamı
the rumbling tells you that... ifadesinde ses bir kanıt olarak ele alınır. Ses gerçekten konuşmaz; onu duymak, that yan cümlesindeki sonucu, yani yakında bulunmanın tehlikeli olacağını çıkarmanızı sağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, işaret veya kanıt + tells + kişi + that yan cümlesidir. Bu kalıpta tell, “birine söz söylemek” değil, “göstermek” veya “belirtmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede tell, sözlü iletişim kurmak yerine “bir durumu gösteren kanıt sunmak” anlamında kullanılmıştır?
- The coach tells us that practice starts at four.
- The warning light tells us that the battery is low.
- Leo tells us a story about the storm.
Cevabı göster
The warning light tells us that the battery is low.
“you don't want to be around when that happens”: dolaylı bir uyarı
Be around, “yakınlarda bulunmak” veya “orada olmak” demektir. Tehlikeli bir bağlamda you don't want to be around when that happens, hafif bir tercih ifadesi değildir. Olayın ciddi sonuçları olacağını ve dinleyicinin uzaklaşması ya da uzak durması gerektiğini dolaylı biçimde bildirir. you don't want to + fiil kalıbı, bir tavsiyeyi veya uyarıyı dinleyici için en iyi seçenekmiş gibi sunabilir. İfade dolaylıdır ama uyarı yine de güçlü olabilir.
Alıştırma
Bu durumdaki anlamı değerlendirin: Hasarlı bir tank patlayabilir ve biri “You don't want to be around when that happens.” diyor. Bu yalnızca hafif bir tercih ifadesi midir?
- Hayır. Orada kalmanın tehlikeli olabileceğini dolaylı olarak bildiriyor.
- Evet. Yalnızca hafif bir tercihi anlatıyor.
Cevabı göster
Hayır. Orada kalmanın tehlikeli olabileceğini dolaylı olarak bildiriyor.
From what you recall of your way here, Kalıp ifadeler
0:50Buraya geliş yolunuzdan hatırladığınıza göre,
From what you recall: hafızaya dayanarak değerlendirme yapmak
From what you recall, “hatırladıklarına dayanarak” anlamına gelir. Ardından gelen değerlendirmenin bilgi kaynağını belirtir ve anının eksik olabileceğini gösterir; bu nedenle sonuç bir garanti değil, tahmindir. Buradaki what bir yeri değil, “…… olan şeyleri” ifade eder. From what + özne + recall/remember/know/observe yapısı, bir ifadenin dayandığı bilgiyi sunabilir.
Alıştırma
Cümleyi “hatırladığım kadarıyla” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: ____, the museum closes at five.
Cevabı göster
From what I recall
It would take ... to reach: gerekli süreyi tahmin etmek
It would take + süre + to + fiil yapısı, bir eylemin ne kadar zaman gerektireceğini tahmin eder. It biçimsel öznedir; asıl eylem, burada to reach the exit olan to-mastarıyla belirtilir. Would, sürenin bu rotayı izlemek ve hızlı hareket etmek gibi varsayılan bir duruma bağlı olduğunu gösterir. About da sayının yaklaşık olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki koşullu tahmin yapısıyla tamamlayın: At this pace, it ____ about three hours to finish the work.
Cevabı göster
would take
at a fast pace: at a ... pace ile hızı anlatmak
Bu cümlede at a fast pace, “hızlı ilerleyerek” anlamına gelir. Pace, yalnızca bir kişinin adımlarını değil, bir etkinliğin hızını veya ritmini anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp at a + sıfat + pace biçimindedir: at a slow pace, at a steady pace ve at a rapid pace. Yürüme, çalışma, öğrenme veya değişim hızını anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle at a + sıfat + pace kalıbını doğru kullanıyor?
- The project is moving forward on a steady pace.
- The project is moving forward at a steady pace.
- The project is moving forward at steady pace.
Cevabı göster
The project is moving forward at a steady pace.
You know this is the last junction before the exit,
0:56Buranın çıkıştan önceki son kavşak olduğunu biliyorsunuz,
trail markings: yolu gösteren görünür işaretler
Trail markings, yolu göstermek ve insanların yönlerini bulmalarına yardımcı olmak için bir patika boyunca yerleştirilen veya bırakılan görünür işaretler, semboller, boya izleri ya da oymalardır. Burada markings, puan veya not değil, “görünür işaretler” anlamına gelir. Çoğul biçim, yol boyunca bir dizi işaret bulunduğunu gösterir. Bunların silinmesi, yolu takip etmek veya geri dönmek için gereken ipuçlarını ortadan kaldırır.
Alıştırma
Bu cümlede trail markings ifadesinin anlamını seçin: “The hikers followed the trail markings back to camp.”
- Patikada duyurulan sözlü talimatlar
- Bir yürüyüşü bitirince verilen puanlar
- Yolu gösteren görünür işaretler veya semboller
Cevabı göster
Yolu gösteren görünür işaretler veya semboller
have been erased: edilgen present perfect ve şimdiki sonuç
have been erased, present perfect'in edilgen biçimidir: have + been + geçmiş zaman ortacı. Çoğul özne olan your trail markings eylemden etkilenir; bu yüzden cümle, işaretleri kimin sildiğinden çok işaretlere ne olduğuna odaklanır. Burada present perfect, geçmişteki eylemi şu anki duruma bağlar: işaretler artık görünmez veya kullanılamaz durumdadır. Cümle yalnızca silme eyleminin geçmişte bir zaman gerçekleştiğini bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi erase fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The labels ____, so we cannot identify the boxes now.
Cevabı göster
have been erased
there should be just enough time: süreyle ilgili makul bir tahmin
Burada there should be just enough time, planın mevcut süre içinde tamamlanmasının beklendiği anlamına gelir. Should, dokuz kişinin ayrılması koşuluna dayanan makul bir tahmin ifade eder; kimsenin yükümlülüğünü belirtmez. Just enough, ihtiyaç duyulan en az miktar demektir ve çok az ya da hiç fazladan zaman olmadığını gösterir. Konuşan kişi oldukça emindir, ancak sonucu garanti etmez.
Alıştırma
Makul ama kesin olmayan bir tahmin için should, çok az zaman payı olduğunu göstermek için just enough kullanın: If the bus arrives on schedule, there ____ time to buy a ticket.
Cevabı göster
should be just enough
report back: bir görevden sonra geri dönüp bilgi vermek
Report back, kontrol, araştırma veya verilen görev tamamlandıktan sonra, görevi veren kişi ya da gruba bilgi aktarmak demektir. Back, bilginin kaynağına geri döndüğünü gösterir. Bu cümlede to this room, grupların fiziksel olarak da geri dönmesi gerektiğini belirtir; report back tek başına telefonla veya mesajla da yapılabilir.
Alıştırma
“Bir görevi tamamladıktan sonra güncel bilgi vermek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: Please inspect the equipment and ____ to the manager by noon.
Cevabı göster
report back
split up: ayrılıp daha küçük gruplar hâlinde çalışmak
split up, birlikte olan insanların ayrılıp tek başlarına veya daha küçük gruplar hâlinde hareket etmesi anlamına gelir. Buradaki up, yukarı yönde hareket anlamına gelmez; bölünme veya ayrılma anlamını oluşturmaya yardımcı olur. Bu cümlede dokuz kişi, birden fazla koridorun aynı anda keşfedilebilmesi için gruplara ayrılır. Yapı nesne olmadan kullanılabilir: people split up. Oluşan grupları belirtmek için split up into + grup sayısı veya türü kullanılır.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: Let's split up before we search the building. split up ne anlama geliyor?
- Ayrılıp daha küçük gruplar hâlinde çalışmak.
- Birlikte daha üst bir kata çıkmak.
- Aramayı durdurup eve dönmek.
Cevabı göster
Ayrılıp daha küçük gruplar hâlinde çalışmak.
with everyone then making a run: with + isim/zamir + -ing
Bu ifade, daha büyük bir cümleye ek bir eylem katmak için with + isim/zamir + -ing yapısını kullanır. Making a run eylemini yapan everyone'dır; bu yüzden making, with öbeğinin içindeki -ing biçimidir, cümlenin temel çekimli fiili değildir. Then, bu eylemi planın bir sonraki aşamasına yerleştirir. Make a run down the correct path burada doğru yol boyunca koşmak anlamına gelir; öbeğin tamamı bir sonraki eylemi kimin yaptığını kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için everyone ve share sözcüklerini with + isim + -ing yapısında kullanın: The meeting ended, ____ one idea.
Cevabı göster
with everyone sharing
There's just one problem: temel bir engeli haber verme
There's just one problem, dinleyiciyi uygulanabilir görünen bir plan veya fikirden, sırada açıklanacak engele yönelten bir söylem işaretidir. Mesajı bir dönüş şeklinde düzenler: önce durum, ardından temel zorluk gelir. Just one, sorunların sayısını sınırlar ancak sorunun küçük olduğunu söylemez. Tek bir sorun bile bütün planı engelleyecek kadar önemli olabilir.
Alıştırma
There's just one problem bir açıklamada veya hikâyede genellikle hangi işlevi görür?
- Uygulanabilir görünen bir fikirden temel bir engele geçer.
- Önceki sorunun zaten çözüldüğünü gösterir.
- Birbiriyle ilgisiz birkaç sorunun sıralanacağını bildirir.
Cevabı göster
Uygulanabilir görünen bir fikirden temel bir engele geçer.
told of: edebî bir üslupla anlatmak veya kaydetmek
Tell of something, bir şeyi anlatmak veya kayda geçirmek anlamına gelir. Özne inscriptions olduğunda told of, yazının anlattığı içeriği tanıtır; bilgiyi alan bir kişiyi belirtmez. Bu ifade genellikle tarihî, efsanevi veya edebî bir arka plan sunar. Odak noktası, bir dinleyiciye bir şey söyleme eylemi değil, korunmuş veya anlatılmış içeriktir.
Alıştırma
Cümleyi “anlatır veya betimler” anlamındaki edebî ifadeyle tamamlayın: The ancient ballad ____ a hero who never returned.
Cevabı göster
tells of
possessing intruders: bir ruhun doğaüstü biçimde kontrol etmesi
Doğaüstü anlatılarda possess someone, bir ruhun veya doğaüstü gücün bir kişiye girip onu kontrol etmesi anlamına gelir. Burada spirits, possessing eylemini yapan taraftır; intruders ise kontrol edilen kişilerdir. Bu anlam, possess fiilinin günlük dildeki “sahip olmak” anlamından farklıdır. Dil bilgisel yön önemlidir: ruhlar davetsiz misafirleri ele geçirir; davetsiz misafirler ruhlara sahip değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede possess, possessing intruders ifadesindekiyle aynı doğaüstü anlamda kullanılmıştır?
- The spirit possessed the guard and controlled his movements.
- The guide possessed detailed knowledge of the cave.
- The guard possessed a reliable flashlight.
Cevabı göster
The spirit possessed the guard and controlled his movements.
leading them to their doom: onları felakete sürüklemek
leading them to their doom ifadesindeki lead, birini yalnızca bir yere götürmek değil, onu bir sonuca doğru yönlendirmek veya o sonuca sürüklemek anlamına gelir. Their doom, çoğu zaman ölümcül olan felaketli bir sonu anlatır. Bu nedenle burada davetsiz girenlerin adım adım yıkıma sürüklendiği anlatılır. İfade aynı zamanda bir süreci gösterir: Aldatma, davetsiz girenlerin kötü bitecek bir yolu izlemelerine neden olur. Güçlü ve dramatik bir tonu vardır; bu yüzden doğaüstü hikâye bağlamına uygundur.
Alıştırma
Hangi cümle, felaketli bir sonucu anlatmak için lead someone to their doom ifadesini kullanıyor?
- The shortcut led the climbers to their doom.
- The guide led the tourists to a quiet café.
- The sign led the visitors to the museum.
Cevabı göster
The shortcut led the climbers to their doom.
Remembering the green smoke ...: öznesi bağlantılı -ing başlangıcı
Remembering the green smoke, cümlenin başında kullanılan bir ortaç öbeğidir. Sonraki sonucun tetikleyicisini gösterir: Dumanı hatırlarsın ve ardından iki öğrencinin lanetlendiğini fark edersin. Bu öbeğin örtük öznesi, realize fiilinin öznesi olan you'dur. Öbek When veya Because you remember the green smoke şeklinde açılabilir; baştaki öbeğin farklı bir özneyi nitelendiriyor gibi görünmemesi gerekir.
Alıştırma
Cümleyi remember fiilinin -ing biçimiyle tamamla: ____ the warning, Lena turned off the machine.
Cevabı göster
Remembering
At any time: bir olay bilinmeyen bir anda gerçekleşebilir
At any time burada herhangi bir anda anlamına gelir. might lie ile birlikte, olayın ne zaman olacağı öngörülemeyen bir anda gerçekleşebileceğini ve bu olasılığın sürekli var olduğunu anlatır. Kurallarda ve uyarılarda bu ifade, olası bir olayın ne zaman meydana gelebileceğini belirtir. Her saatin planlama için uygun olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede at any time, bir olayın öngörülemeyen bir anda gerçekleşebileceğini gösterir?
- Keep the door locked at all times.
- You may choose any available time for the appointment.
- The alarm might sound at any time.
Cevabı göster
The alarm might sound at any time.
one or both of them: ikisinin birden olma ihtimalini açıkça kapsar
One or both of them iki tür sonucu açıkça kapsar: iki kişiden tam olarak biri yalan söyleyebilir veya ikisi de yalan söyleyebilir. Buradaki or kapsayıcıdır; bu yüzden ikisinin birden olma olasılığını dışlamaz. Bir koşulun hem yalnızca bir üyenin uyduğu durumları hem de her iki üyenin uyduğu durumu kapsaması gerektiğinde one or both of + çoğul zamir ya da isim öbeği kullanılır. one of them tek başına bir üyeden söz eder, ancak ikisini birlikte açıkça kapsamaz.
Alıştırma
İki sensör kontrol ediliyor. Tam olarak biri arızalı olabilir veya ikisi de arızalı olabilir. Hangi ifade iki olasılığı da en kesin biçimde belirtir?
- one or both of them
- both of them
- one of them
Cevabı göster
one or both of them
though they also might tell the truth: iki olasılığı da açık tutmak
Burada though bir karşıtlık ilişkisi kurar: daha önceki “yalan söylüyor olabilirler” düşüncesine ters düşen başka bir olasılık ekler. Doğruyu da söylüyor olabilirler. Bu, ilk olasılığı ortadan kaldırmaz. X might be true, though Y might also be true yapısı, birini seçmek yerine karşıt iki olasılığı da açık tutar.
Alıştırma
Hangi cümle karşıt iki olasılığı da açık tutan bir karşıtlık yapısı kullanıyor?
- The trail might be difficult, though it could still be safe.
- The trail might be difficult because heavy rain damaged it.
- The trail might be difficult, so we should bring extra water.
Cevabı göster
The trail might be difficult, though it could still be safe.
You know for sure: bir gerçek hakkında kesinlik
Know for sure, “kesin olarak bilmek” anlamına gelir. You know for sure that... yapısında for sure, know fiilindeki kesinliği güçlendirir ve konuşanın tahmin yürütmediğini gösterir. Yaygın bir yapı subject + know for sure + that-clause şeklindedir. Bu yapı bir gerçek hakkındaki kesinliği ifade eder; geleceğe dair garanti vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “kesin bilgi sahibi olmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After checking the schedule twice, I ____ that the train leaves at eight.
Cevabı göster
know for sure
the curse didn't get you: get fiilinin etkilemek veya alt etmek anlamı
the curse didn't get you ifadesinde get, tehdit oluşturan bir gücün birine ulaştığı, onu etkilediği veya alt ettiği anlamına gelir. Burada lanet sende etkili olmamış ve seni kontrol altına almamıştır; get, elde etmek anlamında kullanılmaz. Get fiilinin bu kullanımı geniş anlamlıdır ve bağlama bağlıdır. Özne bir tehlike, nesne de bir kişi olduğunda get, tehlikenin o kişiyi yakalamasını veya ona zarar vermesini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede get, zararlı bir şeyin birini etkilediği anlamında kullanılmıştır?
- I didn't get the joke.
- The smoke got us before we reached the exit.
- Maya got a new backpack yesterday.
Cevabı göster
The smoke got us before we reached the exit.
which students can't be trusted: cümle içine yerleşmiş dolaylı soru
which students can't be trusted, cümle içine yerleşmiş bir dolaylı soru yan tümcesidir. know fiilinden sonra gelir ve hangi öğrencilerin güvenilmez olduğu şeklindeki eksik bilgiyi belirtir. Yan tümcenin tamamı know fiilinin tümlecidir; doğrudan sorulan bir soru değildir. Dolaylı sorularda düz cümle söz dizimi kullanılır. Burada which students zaten can't be trusted bölümünün öznesidir. Bu nedenle söz dizimi doğrudan soru olan Which students can't be trusted? ile tesadüfen aynıdır. Başka bir özne varsa bu özne yardımcı fiilden veya kip belirten fiilden önce kalır: which train we should take doğrudur, which train should we take değildir.
Alıştırma
Dolaylı soru için doğru söz dizimine sahip cümleyi seç.
- I don't know which should we take train.
- I don't know which train we should take.
- I don't know which train should we take.
Cevabı göster
I don't know which train we should take.
may lie only occasionally: only sıklığı sınırlar
may lie only occasionally ifadesinde may olasılığı belirtirken only, occasionally sözcüğünü sınırlar: yalan söyleme gerçekleşirse bu yalnızca seyrek durumlarda olur. İfade, yapabilecekleri tek şeyin yalan söylemek olduğu anlamına gelmez. only sözcüğünün kapsamı mantıksal çıkarımda önemlidir; çünkü yalnızca ara sıra yalan söyleyen biri diğer zamanlarda doğruyu söyleyebilir.
Alıştırma
may lie only occasionally ifadesine hangi yorum uyar?
- Yalan söyleyebilirler, ancak bu yalnızca seyrek durumlarda olur.
- Her seferinde kesinlikle yalan söylerler.
- Yapabilecekleri tek şey yalan söylemektir.
Cevabı göster
Yalan söyleyebilirler, ancak bu yalnızca seyrek durumlarda olur.
there is no guaranteed way to test them: guaranteed, way sözcüğünü niteler
There is no guaranteed way to test them, hiçbir test yönteminin güvenilir bir sonuç vereceğinin kesin olmadığı anlamına gelir. Guaranteed, way sözcüğünü niteler; to test them ise bu yöntemin amacını açıklar. Bu ifade, hiçbir testin denenemeyeceğini zorunlu olarak söylemez. Kusurlu yöntemlerin var olmasına izin verir, ancak hiçbir yöntemin garanti sunmadığını belirtir.
Alıştırma
there is no guaranteed way to test them ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- Test yöntemleri olabilir, ancak hiçbirinin doğru sonucu vereceği kesin değildir.
- Her testin başarısız olacağı kesindir.
- Hiçbir tür test denenemez bile.
Cevabı göster
Test yöntemleri olabilir, ancak hiçbirinin doğru sonucu vereceği kesin değildir.
figure out a way: işe yarayacak bir çözüm bulmak
Figure out a way, işe yarayacak bir yöntem bulmak için düşünceyi, bilgiyi veya deneme yanılmayı kullanmak demektir. Bu soruda yöntem, herkesin kaçabilmesini sağlamalıdır. Yaygın yapı figure out a way to + fiilin yalın hâlidir. Hedef, çözülmesi gereken bir sorun içerdiğinde kullanılır; yalnızca akla gelen ilk fikirden söz etmek için kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede figure out a way, planlama gerektiren bir sorun için doğal biçimde kullanılmıştır?
- We need to figure out a way to move the piano upstairs.
- We need to figure out the piano a way upstairs.
- We need to figure a way about moving the piano upstairs.
Cevabı göster
We need to figure out a way to move the piano upstairs.
Don't worry about: bir endişeyi sorunun dışında bırakmak
Don't worry about ... çoğu zaman birini rahatlatır, ancak burada esas olarak sorunun sınırını belirler. Dinleyiciye, ele geçirilmiş öğrencilerin başkalarına zarar verme riskini dikkate alınacak koşullara katmaması gerektiğini söyler. Bu nedenle ifade; talimatlarda, bulmacalarda veya planlarda “bu unsuru çözülmüş ya da ilgisiz kabul et” anlamına gelebilir. Konuşan kişi korkuya karşılık vermekten çok görevi daraltmaktadır.
Alıştırma
Bir bulmacanın talimatında Don't worry about that risk büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bulmacadaki herkesi önemsemeyi bırakmalısın.
- Bulmacayı çözerken bu riski hesaba katman gerekmiyor.
- Daha az korkmalısın, ancak risk hâlâ bulmacanın bir parçasıdır.
Cevabı göster
Bulmacayı çözerken bu riski hesaba katman gerekmiyor.
otherwise harming the: “başka bir şekilde” anlamındaki otherwise
attacking or otherwise harming the others ifadesinde otherwise, “başka herhangi bir şekilde” anlamına gelir. Attacking belirli bir zarar verme biçimini adlandırır; or otherwise harming ise ifadeyi, listelenmemiş zararlı davranışları da kapsayacak şekilde genişletir. “Bir veya daha fazla belirli eylem + or otherwise + daha geniş anlamlı bir fiil” kalıbı, bir kuralın ya da güvencenin belirtilmeyen yöntemleri de kısa biçimde kapsamasını sağlar. Burada otherwise, “aksi takdirde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede otherwise “başka bir şekilde” anlamında kullanılmıştır?
- Save the file now; otherwise, your changes may be lost.
- The room was small but otherwise comfortable.
- Do not email, post, or otherwise distribute the report.
Cevabı göster
Do not email, post, or otherwise distribute the report.
This curse only affects their communication. Anlatım akışı
2:02Bu lanet sadece onların iletişimini etkiler.
only affects their communication: etkilenen alanı sınırlamak
Only, etkilenen alanı communication ile sınırlamak için affects fiilinden önce yer alır. Yani lanet onların iletişimini etkiler ve cümlenin amaçlanan yorumunda, yaşamlarının ya da yeteneklerinin başka bölümlerini etkilemez. Bu tür bir sınırlama, diğer olasılıkları dışlayarak bilgiyi düzenler. Lanetin iletişimi yalnızca bazen etkilediği anlamına gelmez; only etkinin ne sıklıkta olduğunu değil, neyin etkilendiğini sınırlar.
Alıştırma
Hangi cümle, kuralın çevrim içi siparişleri etkilediğini ve başka hiçbir sipariş türünü etkilemediğini anlatır?
- The rule affects online orders only on weekends.
- The rule only affects online orders.
- Only the rule affects online orders.
Cevabı göster
The rule only affects online orders.
The first thing to realize is that: Akıl yürütmenin ilk adımını belirtmek
The first thing to realize is that, that'ten sonra gelen yan tümceyi dinleyicinin açıklamanın geri kalanını izlemeden önce kavraması gereken ilk temel fikir olarak açıkça işaretler. Bu cümlede yalnızca bir olguyu bildirmek yerine, akıl yürütme zincirinin başlangıç öncülünü sunar. Kalıp The first thing to realize is that + yan tümce biçimindedir. Bilgiye öncelik verir ve dinleyiciyi analiz boyunca yönlendirir; böylece sonraki noktalar bu başlangıç fikrinin üzerine kurulabilir.
Alıştırma
Cümleyi, ilk temel fikri işaretleyen dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____ the two graphs use different scales.
Cevabı göster
The first thing to realize is that
you can explore one of the halls alone.
2:16koridorlardan birini tek başınıza keşfedebileceğinizdir.
since you know you aren't possessed: because anlamındaki since
Burada since, because ya da “-dığına göre” anlamına gelir. Since yan tümcesi bilinen bir öncülü —bir ruh tarafından ele geçirilmediğini bildiğini— sunar; ana tümce de bundan çıkan sonucu verir: tek başına keşfe çıkabilirsin. Neden bildiren since, ana tümcedeki durumun neden mümkün veya mantıklı olduğunu açıklar. Zaman bildiren since ise ne zamandan beri sorusunu yanıtlar. Bu nedenle anlamı yalnızca kelime değil, çevresindeki anlam belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede since, örnekteki gibi bir neden bildiriyor?
- The shop has been empty since noon.
- Since the library is closed, we'll come back tomorrow.
- I have lived here since 2020.
Cevabı göster
Since the library is closed, we'll come back tomorrow.
leave + miktar + for: kullanılabilir miktarın kalması
Buradaki leaves, “ayrılır” değil, “bir şeyin kullanılabilir durumda kalmasını sağlar” anlamındadır. This, önceki dağılımın sonucunu belirtir: diğer üç yol için hâlâ sekiz öğrenci vardır. leave + miktar veya kaynak + for + amaç veya alıcı yapısı, bir kısmı kullanıldıktan ya da dağıtıldıktan sonra neyin kaldığını gösterir. İnsan, para, zaman, yiyecek ve başka kaynaklarla kullanılabilir.
Alıştırma
Neyin kullanılabilir durumda kaldığını göstermek için leave fiilinin doğru biçimini kullanın: Paying the fee ____ thirty dollars for supplies.
Cevabı göster
leaves
Sending ... won't work: özne olarak -ing öbeği
Sending groups of four down just two of the paths ifadesinin tamamı öznedir. Önerilen eylemi tek bir plan olarak ele alır; won't work ise bu planın başarısız ya da uygulanamaz olduğunu belirten yüklemdir. -ing ile kurulan bir eylem öbeği, isim gibi özne konumunda bulunabilir: Doing something will work / won't work. Öbekte groups ve paths gibi çoğul isimler bulunsa bile eylemin tamamı genellikle tek bir fikir olarak değerlendirilir ve fiil tekil özneyle uyum gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle -ing ile kurulan bir eylem öbeğini özne olarak kullanıp ardından planın uygulanabilir olup olmadığını değerlendiriyor?
- Sending everyone through one door won't work.
- The door won't work if everyone uses it.
- Send everyone through one door.
Cevabı göster
Sending everyone through one door won't work.
if one group came back split two versus two: bir grubun ikiye karşı iki bölünmüş hâlde dönmesi varsayımı
Burada if, sorun yaratacak varsayımsal bir durumu başlatır. Ana fiil came back'tir: grup geri dönmüştür. split two versus two, grubun geri döndüğü andaki durumunu anlatır. split burada duruma açıklama ekleyen bir geçmiş zaman ortacı ya da sıfat gibi işlev görür; two versus two ise dört kişinin ikişer kişilik iki karşıt tarafa ayrıldığını belirtir. split, came back'ten sonra gerçekleşen ikinci bir çekimli eylem değildir.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümleyi en iyi hangi seçenek açıklar?
- Her birinde iki üye bulunan iki ayrı grup geri dönseydi.
- Bir grup geri dönüp ardından başka bir grubu ikili çiftlere ayırsaydı.
- Bir grup, dört üyesi ikişer kişilik iki karşıt tarafa ayrılmış hâlde geri dönseydi.
Cevabı göster
Bir grup, dört üyesi ikişer kişilik iki karşıt tarafa ayrılmış hâlde geri dönseydi.
you'd have to guess who to trust: varsayımsal bir durumda kime güveneceğini tahmin etmek zorunda kalmak
you'd have to içindeki you'd, you had değil, you would anlamındadır. would have to, varsayılan bir koşulun zorunlu sonucunu belirtir: o durumda tahmin etmek kaçınılmaz olurdu. who to trust, soru sözcüğü + to mastarı yapısıdır ve kime güvenilmesi gerektiği anlamına gelir. guess fiilinin içeriğini belirtir. guess sonrasında who to trust veya who you should trust gibi dolaylı soru dizilişi kullanılır; who should you trust şeklindeki doğrudan soru dizilişi kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle hem would have to hem de soru sözcüğü + to mastarı yapısını doğru kullanıyor?
- If the witnesses disagreed, you'd have to guess who should you trust.
- If the witnesses disagreed, you'd have to guess who to trust.
- If the witnesses disagreed, you'd have guess who to trust.
Cevabı göster
If the witnesses disagreed, you'd have to guess who to trust.
split ... into one pair and two trios: grup sayılarını tam olarak belirtme
split + kişi veya şey + into + gruplar yapısı, bir bütünün nasıl bölündüğünü anlatır. Buradaki splitting them into ... ifadesi, bölme sonucunda oluşan grupları tam olarak belirtir. A pair iki kişi veya şeyden, a trio ise üç kişi veya şeyden oluşur. Bu nedenle one pair and two trios, 2 + 3 + 3 = 8 demektir. Üç kişilik iki grup bulunduğu için trio çoğul biçimiyle trios olur.
Alıştırma
İki kişilik grup için pair, üç kişilik gruplar için trio sözcüğünün doğru çoğul biçimini kullanın: For the team challenge, the eight campers split into one ____ and two ____.
Cevabı göster
pair · trios
would work every time: ilgili her durumda başarı
Bu cümlede would work, önerilen düzenlemeden beklenen sonucu anlatır: tartışılan durumda yöntem etkili olacak veya sorunu çözecektir. Every time, ilgili her durumda veya her seferinde, bu kapsam içinde hiçbir istisna olmadan demektir. Usually veya most of the time ifadelerinden daha kesindir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yöntemin ilgili her durumda başarılı olmasının beklendiğini söyler?
- The method would work most of the time.
- The method would work every time.
- The method worked once.
Cevabı göster
The method would work every time.
And here's why: sıradaki nedeni açıklamaya giriş
And here's why, konuşmanın veya yazının akışını gösteren bir ifadedir. Bir iddia ya da sonuçtan sonra gelir ve nedenin veya kanıtın birazdan açıklanacağını bildirir. Bu yapıda here bir yeri göstermez. Here's why sonraki açıklamaya işaret eder; And ise bu açıklamayı önceki cümleye bağlar.
Alıştırma
Az önce “This route is safer.” dediniz. Şimdi nedenini açıklayacağınızı doğal biçimde bildiren cümle hangisidir?
- And here's where.
- And here's why.
- And here's who.
Cevabı göster
And here's why.
might lie, or they might not: iki sonucu da olasılık olarak bırakmak
Might lie, yalan söylemeyi bir olasılık olarak sunar. Or they might not ise karşıt olasılığı, yani they might not lie anlamını ekler. Lie fiili zaten anlaşıldığı için not sözcüğünden sonra tekrarlanmaz. Might not, kesinlikle olmayacak değil, olmayabilir anlamına gelir. Dengeli might..., or ... might not yapısı kesin bir tahminde bulunmak yerine iki sonucu da olasılık olarak açık bırakır.
Alıştırma
Hem kabul etmenin hem de kabul etmemenin hâlâ mümkün olduğunu söyleyen cümle hangisidir?
- She might agree, or she might not.
- She will agree.
- She definitely won't agree.
Cevabı göster
She might agree, or she might not.
there are only two of them, while the other six...: iki grubu karşılaştırma
there are only two of them ilk grubun sayısını belirtir. while ikinci grupla ilgili farklı bir bilgiyi, yani diğer altı kişinin başka bir kurala uyduğunu sunar. Burada while, “oysa” ya da “buna karşılık” anlamındadır. İki bilgiyi yan yana getirip karşılaştırır; “... sırasında” biçiminde zaman bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede while iki grubu karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- We waited in the hall while the rooms were cleaned.
- Two rooms are small, while the other six are spacious.
- Two rooms are small because the other six are spacious.
Cevabı göster
Two rooms are small, while the other six are spacious.
will either give ... or argue: iki olası eylemi bağlama
either ... or ... iki olası sonucu sunar. Burada will her iki eylemi de kapsar: will give the same report veya will argue. Bu eşleşen sözcükler paralel eylem öbeklerini bağlar: either, give'den; or ise argue'dan önce gelir. İki tarafı aynı dil bilgisi biçiminde tutmak seçenek ilişkisini izlemeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi eşleşen either ... or sözcükleriyle tamamlayın: On Saturday, we will ____ visit the museum ____ stay home.
Cevabı göster
either · or
about whether ...: tartışma konusunu belirtme
argue about whether ... yapısında about, anlaşmazlığın konusunu belirtir; whether ise cevabı evet ya da hayır olan dolaylı bir soru başlatır. Burada about whether they found the exit, tartışılan konunun onların çıkışı bulup bulmadığı olduğunu gösterir. Bu doğrudan değil, cümle içine yerleştirilmiş bir soru olduğu için whether'dan sonra düz cümle söz dizimi kullanılır: they found the exit. did they find the exit denmez. Yeniden kullanılabilen kalıp argue about whether + özne + fiil şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle dolaylı bir soru başlatmak için argue about whether yapısını doğru kullanıyor?
- They argued about whether was the gate open.
- They argued whether the gate was open about.
- They argued about whether the gate was open.
Cevabı göster
They argued about whether the gate was open.
If a trio returns in total agreement, Kalıp ifadeler
2:56Eğer bir üçlü tamamen hemfikir olarak dönerse,
then you know none of them are lying. Dilbilgisi
2:59içlerinden hiçbirinin yalan söylemediğini bilirsiniz.
in total agreement: tamamen aynı fikirde olma
In total agreement, bir gruptaki herkesin aynı görüşte olması veya aynı anlatımı vermesi ve hiçbir anlaşmazlık bulunmaması demektir. Cümlede, üçlünün geri döndüğünde paylaştığı durumu anlatır. Total, agreement sözcüğünün derecesini güçlendirir; burada toplam insan sayısını değil, tam ve eksiksiz olmayı belirtir. İfade genellikle be, remain veya return gibi fiillerden sonra gelir: be in total agreement.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve tam görüş birliği anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After reviewing the evidence, all four jurors were ____.
Cevabı göster
in total agreement
"none of them are lying": bilinen bir gruptan hiç kimse yalan söylemiyor
None of them, 'söz konusu bilinen gruptan tek bir kişi bile değil' demektir. them zamiri daha önce konuşulan gruba gönderme yapar; dolayısıyla cümle, o grupta yalan söyleyen kişi sayısının sıfır olduğunu belirtir. Çoğul bir gruptan söz ederken none of them are lying günümüz İngilizcesinde doğal bir kullanımdır. Buradaki none, 'sayısı belirsiz' demek değildir.
Alıştırma
Bilinen grupta yalan söyleyen kişi sayısının sıfır olduğunu hangi cümle ifade eder?
- None of them are lying.
- Not all of them are lying.
- Some of them may not be lying.
Cevabı göster
None of them are lying.
"can't be sure either way": iki olasılık arasında kesin bir seçim yapamamak
Can't be sure, konuşan kişinin kesin bir sonuca ulaşmak için yeterli kanıta sahip olmadığı anlamına gelir. Either way iki olası açıklamadan herhangi birini ifade eder; bu nedenle ifadenin tamamı, iki olasılıktan hiçbirinin doğrulanamadığını belirtir. Burada way fiziksel bir yön değil, bir olasılık ya da sonuç anlamındadır. Söz konusu iki olasılık bağlamdan anlaşılmalıdır.
Alıştırma
İki bilimsel test birbirine zıt sonuçlar veriyor. 'We can't be sure either way' ne anlama gelir?
- İki sonucun da doğru olduğunu biliyoruz.
- Hangi sonucun doğru olduğu umurumuzda değil.
- İki sonuçtan hangisinin doğru olduğunu belirleyemiyoruz.
Cevabı göster
İki sonuçtan hangisinin doğru olduğunu belirleyemiyoruz.
all you need is ...: tek gerekli koşulu belirtmek
All you need is X, “gereken tek şey X'tir” veya “bu amaç için X yeterlidir” anlamına gelir. Bu cümlede gerekli bilgi reliable evidence ifadesidir; all, “kanıtların tamamı” anlamına gelmez. Kalıp all + özne + need + is + gereklilik şeklindedir. Bir görevi tamamlamak için yeterli olan asgari koşulu vurgular.
Alıştırma
Geçerli bir kimliğin tek gereklilik olduğunu anlatmak için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: To enter the building, ____ is one valid ID.
Cevabı göster
all you need
the process of elimination: imkânsız seçenekleri elemek
The process of elimination, doğru olamayacak seçenekleri eleyip geriye uygulanabilir tek bir seçenek kalana kadar cevap bulma yöntemidir. Bu cümlede üç yolun bilinmesi, dördüncü yolun çıkarılmasını sağlar. Buradaki elimination, olasılıkları değerlendirme dışı bırakmak demektir; bir spor turnuvası değildir. Yaygın kalıplar by a process of elimination ve using the process of elimination şeklindedir.
Alıştırma
İmkânsız seçenekleri eleme yöntemini anlatan kalıplaşmış terimle cümleyi tamamlayın: By a ____, we found the only route that matched every clue.
Cevabı göster
process of elimination
you're lucky enough to find the exit yourself. Dilbilgisi
3:15bunların hiçbirinin bir önemi kalmaz.
lucky enough to find: sıfat + enough + to mastarı
lucky enough to find ifadesinde enough, lucky sıfatından sonra gelir; to find ise bu şans düzeyinin mümkün kıldığı eylemi belirtir. Buradaki anlam, bulmaya yetecek kadar şanslı olmak ya da daha doğal bir ifadeyle şans eseri bulabilmektir. Yeniden kullanılabilen kalıp adjective + enough + to + base verb şeklindedir. Yeterli bir özellik veya dereceyi mümkün olan bir sonuca bağlar: calm enough to speak, tall enough to reach.
Alıştırma
Cümleyi lucky + enough + to ve catch fiilini kullanarak tamamlayın: We were ____ the last bus.
Cevabı göster
lucky enough to catch
putting everything together: sonuçtan önce bilgileri birleştirmek
Putting everything together, daha önce verilen tüm gerçekleri ve koşulları bir bütün olarak değerlendirmek demektir. Bu cümlede -ing yan cümleciğinin tamamı leaves fiilinin öznesidir; dolayısıyla bilgileri birleştirme eylemi üç olasılık sonucunu doğurur. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak, konuşanın ayrı ayrıntılardan genel bir sınıflandırmaya veya sonuca geçtiğini dinleyiciye bildirir. Buradaki anlam bilgiyle ilgilidir; nesneleri fiziksel olarak bir araya getirmek değildir.
Alıştırma
Bir akıl yürütme açıklamasında putting everything together neyi gösterir?
- Önceki gerçeklerle bağlantı kurmadan yeni bir gerçek ekler.
- Yalnızca nesneleri fiziksel olarak yan yana koyma eylemini anlatır.
- Önceki bilgileri birleştirir ve genel bir sonuca hazırlar.
Cevabı göster
Önceki bilgileri birleştirir ve genel bir sonuca hazırlar.
leaves you with three possibilities: leave someone with + sonuç
leave someone with + isim kalıbı, bir durumun veya eylemin bir kişiyi belirli bir sonuçla karşı karşıya bıraktığını anlatır. Bu cümlede tüm bilgileri birleştirdiğinizde değerlendirmeniz gereken üç olasılık kaldığı belirtiliyor. Buradaki leave, birinden ayrılmak veya birini bir yerde bırakmak anlamında değildir. Kalıp; gerçekler, kurallar, maliyetler veya elenen seçenekler hesaba katıldıktan sonra kalan sonuca odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi leave someone with kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The road is closed, so that ____ one route to the park.
Cevabı göster
leaves us with
gives a consistent answer: çelişkisiz ve tutarlı bir yanıt
give an answer söz öbeği bir yanıt vermek anlamına gelir. A consistent answer, önceki veya ilgili bilgilerle uyuşan ve önemli bir çelişki oluşturmayan yanıttır. Bu cümlede her grubun yanıtının ilgili yanıtlarla veya kanıtlarla uyumlu kalıp kalmadığına bakılır. Burada consistent, karşılaştırıldığında uyumlu veya istikrarlı olmak demektir; yanıt verme eyleminin uzun süre devam etmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Tanığın ikinci yanıtının ilk yanıtla çelişmediğini, ancak farklı ifadeler veya uyumlu ek ayrıntılar içerebileceğini hangi cümle anlatır?
- The witness gave exactly the same answer word for word in the second interview.
- The witness kept answering throughout the second interview.
- The witness gave a consistent answer in the second interview.
Cevabı göster
The witness gave a consistent answer in the second interview.
either everyone ... or the two possessed students ...: iki alternatif açıklama
either A or B, A ile B'yi birbirine alternatif olasılıklar olarak sunar. Bu cümlede tutarlı cevaplar iki şekilde açıklanabilir: ya herkes doğruyu söylüyordur ya da ele geçirilmiş iki öğrenci aynı gruba düşmüştür. Cümle, ikisinin de aynı anda doğru olduğunu ileri sürmek yerine bunları değerlendirilen iki alternatif olarak sunar. İki taraf da birbirine paralel tam yan cümlelerdir: everyone is telling the truth ve the two possessed students are paired together. Paired together, gruplandırma sonucunda iki öğrencinin aynı grupta olmasını anlatır.
Alıştırma
İki olası açıklama sunmak için cümleyi either ... or ile tamamlayın: ____ the package went to the wrong address, ____ it was never shipped.
Cevabı göster
Either · or
In either case: iki olasılıktan tek bir sonuç
In either case, önceki cümledeki iki olasılığa gönderme yapar. Hangi olasılık doğru olursa olsun aynı talimatın geçerli olduğunu belirtir: ikiliyi göz ardı etmek. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak akıl yürütmedeki iki ayrı dalı kapatır ve ikisini tek bir ortak eylemde birleştirir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen talimatın tamamını kapsar.
Alıştırma
Bir raporda "The delay may be caused by traffic or by a mechanical problem." deniyor. Sonraki eylemin her iki olasılıkta da aynı olduğunu en iyi hangi cümle gösterir?
- In the first case, we will notify the passengers.
- On the other hand, we will notify the passengers.
- In either case, we will notify the passengers.
Cevabı göster
In either case, we will notify the passengers.
ignore the duo: duo iki kişilik bir gruptur
Duo, birlikte sunulan veya hareket eden tam olarak iki kişilik bir gruptur. The duo ifadesindeki the, daha önce kimlerden oluştuğu belirlenmiş iki kişilik grubu gösterir. Burada ignore the duo, akıl yürütmenin sonraki adımında bu iki kişiyi hesaba katmamak anlamına gelir. Herhangi bir büyüklükteki grubu görmezden gelmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the duo neyi ifade ediyor?
- Herhangi bir büyüklükteki grup
- Tam olarak üç kişiden oluşan bir grup
- Tam olarak iki kişiden oluşan bir grup
Cevabı göster
Tam olarak iki kişiden oluşan bir grup
must be telling the truth: şu ana ilişkin güçlü bir çıkarım
Must be telling the truth ifadesinde must, if cümlesindeki koşula dayanan güçlü bir mantıksal sonucu anlatır. Bu bir emir değildir; konuşmacı diğer iki grubun kesinlikle doğruyu söylediği sonucuna varır. Must be + fiil-ing yapısı, devam eden veya mevcut durumla yakından bağlantılı bir eylem hakkında güçlü bir çıkarım yapmak için kullanılır.
Alıştırma
Güçlü çıkarımı tamamlamak için must be + fiil-ing yapısını ve sleep fiilini kullanın: The baby is quiet and her eyes are closed. She ____.
Cevabı göster
must be sleeping
two conflicts: bilgilerdeki iki çelişki
Burada two conflicts, rapor veya ifadelerin birbiriyle uyuşmadığı iki ayrı durumu anlatır. Conflict yalnızca savaş veya fiziksel kavga değil, birbiriyle bağdaşmayan bilgiler için de kullanılabilir. Akıl yürütme veya kanıt bağlamında conflict gördüğünüzde hangi iddiaların aynı anda doğru olamayacağını belirleyin. Burada sözcük sayılabilir bir isimdir; bu yüzden two ile çoğul conflicts kullanılır.
Alıştırma
“The two witness reports contain two conflicts,” cümlesinde two conflicts ne anlama gelir?
- Tanıklar arasındaki iki fiziksel kavga
- Hiç yazılmamış iki rapor
- Raporların uyuşmadığı iki nokta
Cevabı göster
Raporların uyuşmadığı iki nokta
can safely trust the majority: yarıdan fazlasına güvenle dayanmak
Bu cümlede can safely trust the majority, her üçlüdeki kişilerin yarısından fazlasının paylaştığı görüşe dayanmak için sağlam bir neden bulunduğunu anlatır. Safely, fiziksel tehlikeden korunmayı değil, sonuca duyulan güveni belirtir. The majority, bir grubun yarısından fazlası demektir. Üç kişilik bir grupta bu en az iki kişidir; herkes anlamına gelmez.
Alıştırma
Can safely trust the majority kullanımını değerlendirin: “Most classmates guessed that whales are fish, so we can safely trust the majority.”
- İfade uygun biçimde kullanılmıştır.
- İfade uygun biçimde kullanılmamıştır.
Cevabı göster
İfade uygun biçimde kullanılmamıştır.
since at least two people in each: neden ve grup başına alt sınır
Burada since bir neden belirtir ve because anlamına gelir; geçmişteki bir zamandan beri anlamında değildir. At least two, iki veya daha fazla kişi demektir. In each, bu alt sınırı bağlamdan anlaşılan her gruba ayrı ayrı uygular. Yani her grupta doğruyu söyleyecek en az iki kişi vardır; tüm gruplarda toplam yalnızca iki kişi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümle bu bağlamda ne anlama geliyor?
- Her grupta doğruyu söyleyecek en fazla iki kişi olduğunu söyler.
- Bir neden belirtir: her grupta doğruyu söyleyecek iki veya daha fazla kişi vardır.
- Tüm gruplarda toplam olarak doğruyu söyleyecek tam iki kişi olduğunu söyler.
Cevabı göster
Bir neden belirtir: her grupta doğruyu söyleyecek iki veya daha fazla kişi vardır.
You're all safe and free from the curse. Kalıp ifadeler
3:52Hepiniz güvendesiniz ve lanetten kurtuldunuz.
safe and free from the curse: birbirine bağlı iki sonuç durumu
Safe and free from the curse, and ile iki sonuç durumunu bağlar: herkes güvendedir ve lanet artık onları kontrol etmez ya da etkilemez. Be free from + isim yapısında free, o şeyden etkilenmemek, onun yükünü taşımamak veya onunla kısıtlanmamak anlamına gelir. Burada “ücretsiz olmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Asıl cümlede safe and free from the curse ne anlama geliyor?
- Herkes şimdilik güvendedir ama hâlâ lanetin kontrolü altındadır.
- Lanet ücretsiz olarak sunulmaktadır.
- Herkes güvendedir ve artık lanetten etkilenmemektedir.
Cevabı göster
Herkes güvendedir ve artık lanetten etkilenmemektedir.
After that ordeal: hikâyeyi olayın sonrasına taşımak
After that ordeal, az önce anlatılan zorlu deneyime dönüp bakarak hikâyeyi sonrasında olanlara taşıyan bir geçiş ifadesidir. Bu deneyime ordeal denmesi, onun sıradan bir olay değil; acı verici, korkutucu veya tüketici bir süreç olarak değerlendirildiğini de gösterir. Dolayısıyla ifade hem zamanı hem de konuşanın önceki deneyime bakışını belirtir.
Alıştırma
Bir aile şiddetli bir fırtınada mahsur kaldıktan sonra güvenli bir yere yeni ulaştı. Hikâyeyi onların sonraki tepkisine en iyi taşıyan cümle hangisidir?
- Before the storm arrived, everyone checked the windows.
- After that ordeal, everyone hugged each other in relief.
- During the storm, everyone searched for a safe place.
Cevabı göster
After that ordeal, everyone hugged each other in relief.
just happen to have ... coming up: bir planı uygun bir tesadüf gibi sunmak
Just happen to have, bir şeye sahip olmayı veya bir şeyin elde bulunmasını tesadüf gibi sunar. Have another expedition coming up, yakın gelecekte başka bir keşif gezisinin beklendiğini veya planlandığını belirtir. Bu bağlamda tesadüf kuşku uyandıracak kadar kullanışlıdır: konuşan, tatil önermesinin hemen ardından yeni bir keşif gezisinden söz eder. Bu ifade, doğrudan bir teklifi şakacı biçimde sanki tesadüfen dile getirilmiş gibi gösterir.
Alıştırma
“We just happen to have an art show coming up” cümlesinin en doğal anlamı nedir?
- Yakında bir resim sergisi planlanmıştır ve konuşan bunu uygun bir tesadüf gibi sunar.
- Resim sergisi kazara başlamıştır ve şu anda devam etmektedir.
- Konuşan yukarı doğru hareket eden bir resim sergisine sahiptir.
Cevabı göster
Yakında bir resim sergisi planlanmıştır ve konuşan bunu uygun bir tesadüf gibi sunar.