Kanada Kuruşları Kaldırıyor (Yaşasın!): İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
555 kelime 240 kel/dk

Video özeti: Kanada bir sentlik para basımını durduruyor, eski paraları geçerli tutuyor, nakit ödemeleri yuvarlıyor ve üretim maliyetini fazla buluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. legal tender — sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: finans haberlerinde üretimi durdurmakla mevcut parayı geçersiz kılmayı ayırın. 2. with which to — dil bilgisi ve cümle kalıpları: edat, ilgi zamiri ve mastardan oluşan resmî yapıyı tanıyıp gündelik İngilizceyle kurun. 3. throwing away $11 million a year. — deyimler ve mecazlı ifadeler: throw away ifadesini parayı fiziksel olarak atmak değil israf etmek olarak anlayın ve sayıların ekonomik eleştiriyi nasıl güçlendirdiğini görün.

Bu derste

Hello internet.

0:00

Merhaba internet.

I want to talk about Canada,

0:01

Bugün Kanada hakkında konuşmak istiyorum,

who this week made my reasons to like her list

0:02

çünkü bu hafta onu sevme nedenlerim listesini

one item longer by deciding to abolish the penny.

0:04

penny'i kaldırma kararı alarak bir madde daha uzattı.

Since I previously made a video called death to pennies,

0:07

Daha önce 'Penny'lere Ölüm' adlı bir video yaptığım için,

it should come as no surprise that this move gets a big go Canada from me. Kalıp ifadeler

0:09

bu hamlenin benden büyük bir 'yürü be Kanada' alması şaşırtıcı olmasa gerek.

Kalıp ifadeler

come as no surprise that: beklenen bir gerçeği sunmak

Come as no surprise that, ardından gelen that yan cümlesindeki gerçeğin beklendiğini belirtir. Burada konuşan kişi, bu hamleye verdiği coşkulu desteği daha önceki görüşünden dolayı öngörülebilir bir tepki olarak sunuyor. it should come as no surprise that + cümle yapısında it biçimsel öznedir ve asıl bilgi that yan cümlesinde yer alır. Buradaki should, beklenen bir sonucu ifade eder; tavsiye veya yükümlülük bildirmez.

Alıştırma

“With dark clouds covering the sky, it came as no surprise that the game was canceled,” cümlesinde bu ifade neyi gösterir?

  1. Maçın iptal edilmesi beklenen bir sonuçtu.
  2. Maçın iptal edilmesi hoş bir hediyeydi.
  3. Kimse maçın varlığından haberdar değildi.
Cevabı göster

Maçın iptal edilmesi beklenen bir sonuçtu.

So let's take a moment to cheer Canada for her economic rationalism,

0:13

Bu yüzden bir dakikamızı ayırıp Kanada'yı ekonomik akılcılığı için alkışlayalım,

look at how getting rid of a coin works in practice, Öbek fiiller

0:16

bir madeni paradan kurtulmanın pratikte nasıl işlediğine bakalım,

Öbek fiiller

getting rid of: istenmeyen bir şeyi kaldırmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya artık bulundurmamak anlamına gelir. Burada getting rid of a coin, yalnızca fiziksel bir madeni parayı atmak değil, o tür paranın kullanımına son vermek anlamındadır. Getting, get fiilinin -ing biçimidir. how getting rid of a coin works yapısında getting rid of a coin ifadesinin tamamı incelenen eylemi adlandırır; a coin ise of sözcüğünden sonra gelerek kaldırılan şeyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle get rid of ifadesini istenmeyen bir şeyi kaldırmak anlamında doğru kullanıyor?

  1. We need to get rid these broken chairs.
  2. We need to get rid of these broken chairs.
  3. We need to rid of these broken chairs.
Cevabı göster

We need to get rid of these broken chairs.

and remind her sister to the south why she might want to do the same. Deyimler

0:18

ve güneydeki kız kardeşine de (ABD) neden aynı şeyi yapmak isteyebileceğini hatırlatalım.

Deyimler

Ülke kişileştirmesi olarak “sister to the south” metaforu

Burada her, kadınmış gibi ele alınan Kanada’yı ifade eder. “Her sister to the south”, Kanada’nın güneyinde bulunan Amerika Birleşik Devletleri’dir; gerçek bir kız kardeş değildir. Başka bir ülkeye sister demek yakın ve karşılaştırılabilir bir ilişkiyi düşündürür ve ülkenin adını doğrudan söylemeden ona gönderme yapmayı sağlar. Yorumlarda aile sözcükleri ve coğrafi ipuçları kişileştirilen ülkeleri belirlemeye yardımcı olurken hafif ve nükteli bir ton yaratabilir.

Alıştırma

Cümlede “her sister to the south” kimdir?

  1. Kanada’nın gerçek kız kardeşi
  2. Darphane’nin güneyindeki bir Kanada eyaleti
  3. Kanada’nın kız kardeşi olarak betimlenen Amerika Birleşik Devletleri
Cevabı göster

Kanada’nın kız kardeşi olarak betimlenen Amerika Birleşik Devletleri

Canada's plan is pretty simple.

0:21

Kanada'nın planı oldukça basit.

In a couple months,

0:23

Birkaç ay içinde,

the Royal Canadian Mint will switch the penny-making machine from on to off. Dilbilgisi

0:23

Kanada Kraliyet Darphanesi penny yapma makinesini açık konumundan kapalı konumuna getirecek.

Dilbilgisi

switch A from X to Y: A’yı X’ten Y’ye geçirmek (from on to off)

switch A from X to Y kalıbı, “A’yı X durumundan çıkarıp Y durumuna geçirmek” demektir. A değiştirilen şeydir; from başlangıç durumunu, to ise yeni durumu gösterir. Bu cümlede the machine A’dır; on başlangıç, off bitiş durumudur. Somut açma-kapama görüntüsü, politika kararını bir makineyi kapatmaya indirgeyerek mizahi bir etki yaratır.

Alıştırma

Başlangıç ve bitiş durumlarını gösteren iki sözcükle cümleyi tamamlayın: The technician switched the system ____ test mode ____ normal mode.

Cevabı göster

from · to

That's it.

0:27

Hepsi bu.

Pretty much nothing else in the world is going to change.

0:28

Dünyada hemen hemen başka hiçbir şey değişmeyecek.

Pennies will still be legal tender in Canada, Kelime

0:30

Penny'ler Kanada'da yasal ödeme aracı olmaya devam edecek,

Kelime

legal tender: yasal ödeme aracı

Legal tender, hukukun bir borcu kapatmak için geçerli saydığı parayı ifade eder. Burada bir sentlik madeni paraların legal tender olarak kalacağı söylenirken, yeni paraların üretiminin durdurulmasının dolaşımdaki mevcut paraların hukuki statüsünü kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı anlatılır. Bu kalıplaşmış finans teriminde tender, ödeme teklifini ifade eder; “nazik” veya “yumuşak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, hukukun borç kapatmak için tanıdığı para anlamındaki iki sözcüklü hukuk terimiyle tamamlayın: “Even though no new coins are being made, the old coins remain ____.”

Cevabı göster

legal tender

so that jar of several hundred that you'll never bother to count

0:32

yani asla sayma zahmetine girmeyeceğiniz o birkaç yüz tanelik kavanoz

will always be worth just as much as it is today. Dilbilgisi

0:34

her zaman bugünkü kadar değerli olmaya devam edecek.

Dilbilgisi

be worth just as much as: tam olarak aynı değerde olmak

be worth (just) as much as kalıbı, iki şeyin eşit değerde olduğunu söyler. Be worth değeri belirtir, much değerin derecesini verir ve ikinci as karşılaştırma ölçütü olan şeyi veya zamanı tanıtır. Bu cümlede just, tam eşitlik anlamını güçlendirir. Kavanoz gelecekte de bugün sahip olduğu değeri koruyacaktır; much madeni paraların sayısını değil, değeri anlatır.

Alıştırma

Eşit değeri göstermek için be worth ... as kalıbını just ile kullanarak cümleyi tamamlayın: “Although the old watch looks plain, it ____ the new one.”

Cevabı göster

is worth just as much as

And in shops,

0:37

Ve mağazalarda,

there will still be that person who pays with exact change. Kalıp ifadeler

0:37

hala tam bozuk parayla ödeme yapan o kişi olmaya devam edecek.

Kalıp ifadeler

pay with exact change: tam tutarı nakit ödemek

Pays with exact change, ödenmesi gereken tutarla tamamen aynı miktarda nakit vermek ve böylece para üstü almamak demektir. Bu kalıp ifadede change, ödeme için kullanılan nakdi, çoğu zaman bozuk paraları anlatır; “değişiklik” anlamında değildir. Yapı pay with + ödeme yöntemi veya para türüdür. Exact miktarı belirtir: fiyatın tamamı ödenir ama fazladan para verilmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın. Müze bileti £6 ve tam olarak £6 nakit veriyorsunuz: I can ____.

Cevabı göster

pay with exact change

But after they've tediously counted out their precious worthless pennies, Öbek fiiller

0:40

Ancak değerli ama değersiz penny'lerini zahmetle saydıktan sonra,

Öbek fiiller

counted out: tek tek sayıp ayırmak

Counted out, count out fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada pennileri tek tek sayıp ödeme için gereken miktarı ortaya çıkardıkları anlamına gelir. Out, gereken sayıya ulaşma ve nesneleri ayırma sonucunu ekler; bu yüzden counted tek başına kullanıldığından daha belirgin bir sonuç anlatır. Bu cümlede çevredeki sözcükler, özellikle tediously, eylemi yavaş ve zahmetli gösterir. Count out başka bağlamlarda kendi başına nötr olabilir.

Alıştırma

“Saymak ve gereken sayıyı ayırmak” anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: Please ____ eight cards for each player.

Cevabı göster

count out

the shop will send them back to the Royal Canadian Mint to be melted down. Öbek fiiller

0:43

mağaza onları eritilmeleri için Kanada Kraliyet Darphanesi'ne geri gönderecek.

Öbek fiiller

melted down: yeniden kullanmak için metali eritmek

Buradaki melted down, melt down öbek fiilinin edilgen biçimidir. Nesne metalden yapılmışsa melt down, metali genellikle yeniden kullanmak amacıyla sıvı hâle gelene kadar ısıtmak demektir. Eylem madeni paralara uygulanır: Darphanedeki biri onları eritecektir. Bu nedenle ifade, geri dönüşüm sürecindeki bir aşamayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü öbek fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: At the recycling plant, the old metal signs will be ____ and made into new products.

Cevabı göster

melted down

Thus the supply of pennies will slowly decrease over time in a pleasant half-life curve. Kültür

0:46

Böylece penny'nin arzı, zamanla hoş bir yarı ömür eğrisi şeklinde yavaşça azalacak.

Kültür

half-life curve: kademeli ve orantılı bir azalma

Half-life, bir miktarın mevcut değerinin yarısına düşmesi için gereken süreyi belirten bilimsel bir terimdir. Bir half-life curve, orantılı azalmaların tekrarını gösterir; bu nedenle miktar bir anda yok olmak yerine yavaş yavaş küçülür ve sıfıra yaklaşır. Burada ifade, bir sentlik madeni paraların arzı için kullanılan bir benzetmedir. Paralar dolaşımdan çıktıkça arzın düzgün ve sürekli biçimde azalacağını düşündürür; paraların kesin bir fizik formülünü izlediğini iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede half-life curve ne anlatıyor?

  1. Arz bir kez yarıya indirilecek ve daha sonra değişmeden kalacak.
  2. Bir sentlik madeni paraların sayısı hemen yok olmak yerine zamanla kademeli olarak azalacak.
  3. Her bir sentlik madeni para normal kullanım ömrünün tam olarak yarısı kadar kullanılabilecek.
Cevabı göster

Bir sentlik madeni paraların sayısı hemen yok olmak yerine zamanla kademeli olarak azalacak.

But while the penny will functionally go away, Dilbilgisi

0:51

Ancak penny işlevsel olarak ortadan kalkacak olsa da,

prices listed in 1-cent intervals will not.

0:52

1 sentlik aralıklarla listelenen fiyatlar kalkmayacak.

Dilbilgisi

while ... will not: karşıtlık ve yardımcı fiilden sonra eksilti

Burada while zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. İlk yan cümle, bir sentlik madeni paranın günlük kullanımdan fiilen kaybolacağını; ana cümle ise bir sentlik adımlarla belirtilen fiyatların kaybolmayacağını söyler. prices ... will not bölümünde will not, yardımcı fiilden sonra yapılan eksiltidir ve will not go away yerine kullanılır. Tekrarlanan fiil öbeği zaten açık olduğu için söylenmez. Böylece iki sonuç kısa ve paralel biçimde karşılaştırılır; bu yapı fiyatların artık listelenmeyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

close early ifadesini tekrarlamayan tamamlamayı seçin: The bank will close early today, while the grocery store ___.

  1. is not
  2. does not
  3. will not
  4. not will
Cevabı göster

will not

Your coffee and Timbits will still cost the same, Kültür

0:55

Kahveniz ve Timbits'leriniz hala aynı fiyatta olacak,

Kültür

Timbits: Tim Hortons'un küçük donut lokmaları

Timbits, Kanada merkezli kahve ve donut zinciri Tim Hortons'un kullandığı, büyük harfle başlayan bir ürün adıdır. Genellikle kutuda satılan küçük, yuvarlak donut lokmalarını ifade eder. Bu ad, örneği Kanada'daki bir kafede yapılan sıradan bir alışveriş gibi gösterir. Burada Timbits'i sıradan time veya bits sözcükleri olarak değil, bir marka ya da ürün adı olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

'Maya brought a box of Timbits to the meeting,' cümlesinde Timbits neyi ifade eder?

  1. Kanada'da kullanılan madeni paralar
  2. Tim Hortons tarafından satılan küçük, yuvarlak donut lokmaları
  3. Kısa zaman parçaları
  4. Bir kahve fincanı türü
Cevabı göster

Tim Hortons tarafından satılan küçük, yuvarlak donut lokmaları

and when you get to the cash register,

0:56

ve kasaya gittiğinizde,

the total amount after tax will still have single cents.

0:58

vergi sonrası toplam tutarda hala tek haneli sentler olacak.

If you pay by card, Kalıp ifadeler

1:01

Kartla öderseniz,

that exact amount will be deducted from your account. Kalıp ifadeler

1:02

hesabınızdan tam olarak o miktar düşülecek.

Kalıp ifadeler

be deducted from: bir kaynaktan çıkarılan tutar

Be deducted from yapısında çıkarılan tutar, edilgen cümlenin öznesidir. Deduct, çıkarmak anlamına gelir; from ise azalan hesabı veya toplamı belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp amount + be + deducted from + source şeklindedir. Be fiilinin biçimi zamana göre değişir: is deducted, was deducted veya will be deducted.

Alıştırma

Cümleyi deduct fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The service fee will ____ your refund.

Cevabı göster

be deducted from

The only difference is if you pay in cash,

1:04

Tek fark, kartla değil de nakit öderseniz,

Kalıp ifadeler

pay by card ... pay in cash ifadelerindeki edatlar

Pay by card ve pay in cash, ödeme yöntemlerini belirtmek için kullanılan yerleşik ifadelerdir. İngilizcede bir şeyi kullanma düşüncesi her zaman aynı edatla anlatılmaz: card genellikle by ile, cash ise in ile kullanılır. Yöntem bildiren bu ifadelerde card ve cash sözcüklerinden önce tanımlık kullanılmaz. Edatı tek başına çevirmek yerine tüm ifadeyi bir bütün olarak öğrenin.

Alıştırma

Hangi cümlede standart ödeme yöntemi kalıpları kullanılmıştır?

  1. You can pay at card or pay on cash.
  2. You can pay in card or pay by cash.
  3. You can pay by card or pay in cash.
Cevabı göster

You can pay by card or pay in cash.

not card, and you don't have any pennies with which to waste everyone else's time, Dilbilgisi

1:06

ve başkalarının zamanını boşa harcayacağınız hiç penny'niz yoksa,

Dilbilgisi

with which to + fiil

İsim + with which + to'lu mastar kalıbı, bir nesneyi o nesneyle yapılabilecek bir eyleme bağlar. Which önceki isme döner, with ise o ismin araç olduğunu gösterir. Burada which, any pennies ifadesine döner. With which to waste everyone else's time ifadesi pennies sözcüğünü niteler; başkalarının zamanını boşa harcamak için kullanılabilecek bozuk paralar anlamına gelir. Bu, which ile başlayan bir soru değil, kısa ve resmî bir ilgi yapısıdır.

Alıştırma

Anahtarı araç olarak gösteren üç sözcüklü ilgi yapısıyla resmî cümleyi tamamlayın: He needed a key ____ open the cabinet.

Cevabı göster

with which to

then the price will be rounded to the nearest 5 cents. Kalıp ifadeler

1:09

o zaman fiyat en yakın 5 sente yuvarlanacaktır.

Kalıp ifadeler

be rounded to the nearest 5 cents: en yakın 5 sente yuvarlanmak

Bir sayıyı en yakın birime yuvarlamak, onu o birimin en yakın katına çevirmek demektir. Burada değiştirilen sayı fiyattır ve birim 5 senttir; bu nedenle sonucun sent kısmındaki son rakam 0 veya 5 olur. Will be rounded edilgen yapıdadır: hesabı kimin ya da neyin yaptığından çok, fiyata ne olduğuna odaklanır. Nearest her zaman yukarı yuvarlamak anlamına gelmez; örneğin 12 sent 10 sente, 13 sent ise 15 sente dönüşür.

Alıştırma

$6.12 tutarı $6.10 oluyor. Hangi açıklamayı kullanmalısınız?

  1. "It is left at the exact amount." ifadesini kullanın
  2. "It is rounded to the nearest 5 cents." ifadesini kullanın
  3. "It is rounded up to the next 5-cent amount." ifadesini kullanın
Cevabı göster

"It is rounded to the nearest 5 cents." ifadesini kullanın

Of course,

1:12

Elbette,

in rounding,

1:13

yuvarlama işleminde,

sometimes you win and sometimes you lose, Anlatım akışı

1:13

bazen kazanırsınız ve bazen kaybedersiniz,

Anlatım akışı

sometimes you win ... sometimes you lose: dengeli sonuçlar

Tekrarlanan sometimes + cümlecik kalıbı, birbirine zıt iki sonucu paralel ve dengeli bir çift olarak düzenler. Her sometimes kendi cümleciğini etkiler: bazı durumlarda kazanç, başka durumlarda kayıp olur. Buradaki win ve lose mecazidir: küçük sonuçlardan biri sana yarar sağlarken diğeri sağlamaz. Bu kalıp, sonuçlardan herhangi birinin kesin olduğunu söylemeden değişken sonuçları veya artı ve eksileri özetlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Tekrarlanan iki zıt sonucu dengeli biçimde sunmak için sometimes tekrarını en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. Either the new route will save time or it will take longer.
  2. The new route usually saves time, but today it took longer.
  3. Sometimes the new route saves time, and sometimes it takes longer.
Cevabı göster

Sometimes the new route saves time, and sometimes it takes longer.

but, and this is the rather salient point,

1:15

ama, ve bu oldukça dikkat çekici bir nokta,

either way a 1 or 2 cent difference just isn't worth caring about, Dilbilgisi

1:17

her iki durumda da 1 veya 2 sentlik bir fark umursamaya değmez,

Dilbilgisi

worth caring about: be worth + -ing yapısı

isn't worth caring about ifadesinde worth sözcüğünden sonra -ing yapısındaki caring about gelir. be'den önce bulunan a 1 or 2 cent difference, anlam bakımından care about fiilinin nesnesidir; yani birinin önemseyebileceği şeyi gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı be worth + -ing şeklindedir. Olumsuz biçim, farkın ilgi göstermeye değmeyecek kadar önemsiz olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki tam be worth + -ing ifadesiyle tamamlayın: The tiny difference isn't ____.

Cevabı göster

worth caring about

which is why Canada can safely jettison the penny in the first place. Deyimler

1:20

ki bu da Kanada'nın penny'i ilk etapta neden güvenle çöpe atabildiğinin nedenidir.

Deyimler

in the first place: başlangıçtaki neden

In the first place, bir eylemin başlangıçtaki nedenine veya bir şeyin neden gerçekleştiği sorusuna geri döner. Burada daha önce verilen neden, Kanada'nın bir sentlik madeni parayı güvenle kaldırabilmesini sağlamaktadır. Bu kalıplaşmış bir deyimdir. Place bir konumu belirtmez, first de listedeki ilk maddeyi tanıtmaz.

Alıştırma

Cümlenin başlangıçtaki nedeni sorması için rent it ifadesinden sonra gelecek seçeneği belirleyin: We never use this room, so why did we rent it?

  1. at first
  2. first of all
  3. in the first place
Cevabı göster

in the first place

inevitably, though,

1:24

Yine de kaçınılmaz olarak,

this is the point in the discussion when pro-penny people propose Kelime

1:24

bu, tartışmada penny yanlısı insanların

Kelime

pro-penny: destek anlamındaki pro-

Pro-, bir şeyden yana veya bir şeyi destekleyen anlamına gelen üretken bir ön ektir. Pro-penny ifadesinde penny sözcüğüne eklenerek bir sentlik madeni paranın korunmasını destekleyen kişileri veya görüşleri etiketler. Kısa çizgi, geçici olarak oluşturulan bu tutum etiketinin kolay okunmasını sağlar. Buradaki pro, professional sözcüğünün kısaltması değildir.

Alıştırma

Bir grup, belediyenin halk kütüphanelerine para sağlamaya devam etmesini istiyor. Hangi etiket grubun kütüphaneleri desteklediğini en doğrudan biçimde anlatır?

  1. a library professionals' group
  2. an anti-library group
  3. a pro-library group
Cevabı göster

a pro-library group

that ditching the worthless coin will make prices go up and your savings go down. Notlar

1:27

değersiz parayı terk etmenin fiyatları yükselteceğini ve tasarruflarınızı azaltacağını öne sürdüğü noktadır.

Kelime

Ditching the worthless coin: değersiz madeni parayı kullanım dışı bırakmak

Burada söz konusu olan para Kanada'nın bir sentlik madeni parasıdır ve ditching, bu parayı ortadan kaldırmak veya kullanımına son vermek anlamına gelir. Madeni parayı gerçek anlamda bir hendeğe atmak demek değildir. Ditch gündelik ve kararlı bir fiildir. Worthless ile birlikte kullanıldığında madeni parayı artık işe yaramayan ve kaldırılması gereken bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Madeni para hakkında resmî bir hükümet raporunda hangi ifade en uygundur?

  1. The government will withdraw the one-cent coin from circulation next year.
  2. The government will chuck out the one-cent coin next year.
  3. The government will ditch the one-cent coin next year.
Cevabı göster

The government will withdraw the one-cent coin from circulation next year.

Dilbilgisi

Make prices go up and your savings go down: fiyatları yükseltip birikimleri azaltmak

make + nesne + yalın fiil kalıbı, bir şeyin bir sonuca yol açtığını anlatır. make prices go up ifadesinde prices nesnedir ve go fiilin yalın hâlidir; bu nedenle to eklenmez. Birbirine karşılık gelen make prices go up ve [make] your savings go down bölümleri zıt değişimleri yan yana verir. Go up artmak demektir; savings go down ise birikimlerin fiziksel olarak aşağı hareket etmesi değil, miktarının veya değerinin azalması anlamına gelir. Bağlamda bu ifade, madeni paranın kaldırılmasıyla ilgili öngörülen bir kaygıyı aktarır; kanıtlanmış bir sonucu bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak make + nesne + go up kalıbıyla tamamlayın: A sunny weekend can ____ ice-cream sales ____.

Cevabı göster

make · go up

But the evidence for this claim is nonexistent Kalıp ifadeler

1:31

Ancak bu iddiayı destekleyecek hiçbir kanıt yoktur

Kalıp ifadeler

bu iddiayı destekleyen kanıt

Evidence for this claim, iddiayı destekleyecek olgu veya bilgi demektir. Cümlede böyle bir kanıtın bulunmadığı söylendiği için konuşmacı, iddianın olgusal dayanağı olmadığını belirtiyor. evidence for + a claim/argument/idea kalıbı, birinin söylediği şeyi onu desteklemek için kullanılan olgulardan ayırır. Bilgi doğrulama, tartışma ve resmî yazılarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir yazar, olguların bir iddiayı daha inandırıcı kıldığını söylemek istiyor. Hangi cümle bu anlamı ifade eder?

  1. There is strong evidence for this claim.
  2. There is strong evidence against this claim.
  3. There is strong evidence of damage.
Cevabı göster

There is strong evidence for this claim.

because many countries have done this before with no ill effect. Kalıp ifadeler

1:32

çünkü daha önce birçok ülke bunu hiçbir olumsuz etki olmadan yaptı.

Kalıp ifadeler

hiçbir olumsuz etki olmadan

With no ill effect, zararlı bir sonuca yol açmadan demektir. Bu ifadede with, eyleme eşlik eden sonucu tanıtır; ill ise zararlı veya olumsuz anlamına gelir. Konuşmacı, başka ülkelerde benzer eylemlerin zarar vermediğini belirterek kötü sonuçlara ilişkin bir uyarıya cevap veriyor. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp do something with no ill effect şeklindedir.

Alıştırma

'Zarara yol açmadan' anlamındaki dört sözcüklü resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The software update was tested on older phones ____.

Cevabı göster

with no ill effect

Sure, coin collectors and inefficiency fans will be sad to see the penny go, Ton ve niyet

1:35

Elbette, madeni para koleksiyoncuları ve verimsizlik hayranları penny'nin gidişini görmekten üzüntü duyacaklar,

Ton ve niyet

Alaycı inefficiency fans etiketi

“Inefficiency fans” gerçek bir grubun adı değil, o anda oluşturulmuş alaycı bir etikettir. Kelimesi kelimesine, işlerin verimsiz olmasından hoşlanan insanları anlatıyormuş gibi görünür. Konuşmacı bunu gerçek bir grup olan “coin collectors” ile yan yana getirerek bir sentlik madeni paranın korunmasını isteyenlerle alay eder: onların desteğini israfa destek gibi gösterir. Bu tür geçici bir etiket, dil bilgisi görünüşte tarafsız olsa bile konuşmacının olumsuz tutumunu ortaya çıkarır.

Alıştırma

Bu cümlede inefficiency fans etiketi neyi ima ediyor?

  1. Madeni para koleksiyoncuları her zaman verimsizdir
  2. Bir sentlik madeni parayı destekleyen insanlarla, israfı ve verimsizliği seviyorlarmış gibi alay ediliyor
  3. Verimli sistemleri inceleyen insanlar için gerçek bir kulüp
Cevabı göster

Bir sentlik madeni parayı destekleyen insanlarla, israfı ve verimsizliği seviyorlarmış gibi alay ediliyor

but overall, it's a big win for Canada

1:39

ama genel olarak, bu Kanada için büyük bir kazanç

because printing money isn't free. Kelime

1:41

çünkü para basmak bedava değil.

Kelime

Fiziksel para üretimi anlamında printing money

Burada printing money, paranın fiziksel olarak üretilmesi anlamına gelir. Yakındaki maliyet bilgisi, madeni paralar basılmak yerine darp edilse de ifadenin bir sentlik madeni paranın üretimini de kapsadığını gösterir. Bu ifade ekonomide daha fazla para yaratılması anlamına da gelebilir, ancak burada para politikasıyla ilgili bu anlam kastedilmez. Fiziksel üretim anlamını seçmek için üretim maliyeti, malzemeler veya madeni para başına maliyet gibi yakındaki ipuçlarını kullanın.

Alıştırma

Bir raporda şöyle yazıyor: “Printing money is not free: some low-value coins cost more to make than they are worth.” Burada printing money ne anlama geliyor?

  1. Para politikası yoluyla toplam para arzının artırılması
  2. Evde sahte banknot üretmek
  3. Bu bağlamdaki madeni paralar dâhil paranın fiziksel üretimi
Cevabı göster

Bu bağlamdaki madeni paralar dâhil paranın fiziksel üretimi

The cost to make a 1-cent penny is 1.6 cents.

1:43

1 sentlik bir penny yapmanın maliyeti 1.6 senttir.

So every year when Canada visited the Mint,

1:46

Bu yüzden Kanada her yıl Darphane'ye gittiğinde,

she spent $29 million to buy $18 million worth of pennies, Dilbilgisi

1:48

18 milyon dolarlık penny almak için 29 milyon dolar harcıyor,

Dilbilgisi

$18 million worth of pennies: 18 milyon dolar değerinde bir sentlik madeni paralar

“$18 million worth of pennies”, toplam nominal değeri 18 milyon dolar olan miktarda bir sentlik madeni para demektir. Bu tutar her bir madeni paraya değil, paraların tamamına aittir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp amount + worth of + noun şeklindedir: “$200 worth of groceries.” Bu kalıp değer ile maliyeti ayrı ayrı ifade edebilir; burada madeni paraların değeri 18 milyon dolar, harcanan tutar ise 29 milyon dolardır.

Alıştırma

Yeni kitapların toplam değeri beş bin dolardı. “five thousand dollars” sözlerini ve hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: The library bought ____ new books for the reading program.

Cevabı göster

five thousand dollars' worth of

effectively throwing away $11 million a year. Deyimler

1:52

ve fiilen yılda 11 milyon doları çöpe atıyordu.

Deyimler

throwing away $11 million a year: yılda 11 milyon doları boşa harcamak

Buradaki “throwing away” mecazidir. Maliyet elde edilen değerden daha yüksek olduğu için para israf etmek anlamına gelir; fiziksel olarak parayı çöpe atmak değildir. İfade, kaybı gereksiz ve önlenebilir olarak sunar. “$11 million a year” israfın oranını belirtir: her yıl 11 milyon dolar kaybedilmektedir. Bu bağlamda, daha yüksek maliyet ile daha düşük değer arasındaki yıllık farktır.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: By paying for subscriptions nobody uses, the company is ____ two thousand dollars a month.

Cevabı göster

throwing away

Now, obviously, ditching pennies won't single-handedly balance the budget, Kalıp ifadeler

1:55

Şimdi, açıkçası, penny'leri terk etmek bütçeyi tek başına dengelemeyecektir,

Kalıp ifadeler

Balance the budget: bütçeyi dengelemek

Finans bağlamında balance the budget, bütçe açığı kalmaması için toplam geliri toplam harcamaya eşitlemek demektir. Buradaki balance fiziksel dengeyi değil, mali eşitliği anlatır. Bu cümlede won't single-handedly balance the budget, bir sentlik madeni paraları kaldırmanın tek başına bütçe açığının tamamını kapatmaya yetmeyeceğini belirtir. Bu ifade bütçe oluşturmak veya planlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘geliri harcamaya eşitlemek’ anlamındaki kalıplaşmış finans ifadesiyle tamamlayın: The school must ____ before the end of the year.

Cevabı göster

balance the budget

but it's the easiest most rational place to start.

1:58

ama başlanacak en kolay ve en rasyonel yer burasıdır.

Congratulations, Canada.

2:00

Tebrikler, Kanada.

May others follow in your path. Dilbilgisi

2:02

Umarım diğerleri de senin yolundan gider.

Dilbilgisi

May others follow in your path: May + özne + fiilin yalın hâli

Cümle başındaki May + özne + fiilin yalın hâli, resmî bir dilek veya umut ifade eder. May others follow, “Umarım başkaları da bu örneği izler” anlamındadır. İzin istemez ve esas olarak olasılık belirtmez. Buradaki follow in your path mecazidir. Hitap edilen kişinin, ülkenin veya kuruluşun örneğini izleyerek benzer bir eylemde bulunmak anlamına gelir.

Alıştırma

your new project öznesini ve help fiilini kullanarak May ile başlayan resmî dileği tamamlayın: ____ many people.

Cevabı göster

May your new project help

P.S.

2:04

Not:

If you want to know more about why the United States in particular should get rid of pennies,

2:04

Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin neden penny'lerden kurtulması gerektiği hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz,

you can either watch my video on the topic Dilbilgisi

2:08

konuyla ilgili videomu izleyebilir

or listen to fellow penny hater John Green get arm-wavingly angry about not only pennies, Notlar

2:09

veya benim gibi penny düşmanı John Green'in sadece penny'lere değil,

Dilbilgisi

İki alternatifi bağlayan either ... or

Bu cümlede either ... or, watch my video ve listen to John Green olmak üzere iki olası eylemi birbirine bağlar. Alternatifler arasında seçim bildirir; either burada “de/da” anlamına gelmez. Bağlanan ögeler dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Burada either’dan sonra watch..., or’dan sonra listen... gelir; dolayısıyla iki taraf da fiil öbeğidir.

Alıştırma

İki seçeneği sunan eşleşmiş sözcüklerle cümleyi tamamlayın: You can ____ take the bus ____ walk to school.

Cevabı göster

either · or

Kelime

Yaratıcı bir niteleyici olarak arm-wavingly angry

Arm-wavingly, arm-waving sözüne -ly eklenerek şakacı biçimde oluşturulmuş bir zarftır. Angry sözcüğünü niteler ve kollarını sallayacak kadar gözle görülür biçimde öfkelenen birinin görüntüsünü oluşturur. Sözlükte yerleşmiş bir sözcük olmasa da biçim anlaşılırdır. İngilizcede, bağlam görüntüyü açıkça anlatıyorsa mizah veya abartı amacıyla bu tür tek kullanımlık niteleyiciler oluşturulabilir.

Alıştırma

Cümlede arm-wavingly angry esas olarak ne anlatır?

  1. Kollarını sallıyormuş gibi gözle görülür ve abartılı biçimde öfkelidir.
  2. Kolları ağrıdığı için öfkelidir.
  3. Sessizce öfkelidir ama bunu göstermemeye çalışır.
  4. Bu, öfkenin resmî bir tıbbi tanımıdır.
Cevabı göster

Kollarını sallıyormuş gibi gözle görülür ve abartılı biçimde öfkelidir.

but also nickels, which are even worse.

2:14

aynı zamanda daha da kötü olan 5 sentlik nikel paralara da ellerini kollarını sallayarak nasıl sinirlendiğini dinleyebilirsiniz.

Dilbilgisi

not only pennies, but also nickels: yalnızca bir sentlikler değil, beş sentlikler de

Not only A, but also B, A'nın doğru olduğunu ve B'nin ikinci bir nokta olarak eklendiğini anlatır. B çoğu zaman daha şaşırtıcı veya daha önemli bir noktadır. Burada not only, pennies ögesini eleştirinin dışında bırakmaz; nickels ögesini de ekler. A ile B'yi paralel biçimde kurun. Bu cümlede pennies ve nickels çoğul isimlerdir. Böylece bağlantı açık olur ve vurgu nickels üzerine düşer.

Alıştırma

Her iki düşünceyi de doğru tutup ikincisini vurgulayan ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: The course is ____ practical, ____ easy to follow.

Cevabı göster

not only · but also

Also, there should be a new main video up in the next week or two, Kelime

2:16

Ayrıca, önümüzdeki bir veya iki hafta içinde yeni bir ana video yayınlanacak,

Kelime

up in the next week or two: önümüzdeki bir iki hafta içinde yayında

İnternette içerik yayımlama bağlamında up, bir şeyin yayımlandığı ve çevrim içi izlenebilir olduğu anlamına gelir. Konuşan kişi yeni bir ana videonun erişime açılmasını bekliyor. In the next week or two, yaklaşık bir gelecek aralığı verir: önümüzdeki bir veya iki hafta içindeki herhangi bir zamanda. Videonun yalnızca bu süre boyunca erişilebilir olacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? The schedule should be up on the website in the next week or two.

  1. Program internet sitesinde yalnızca bir veya iki hafta kalmalı.
  2. Program yaklaşık bir veya iki hafta içinde herhangi bir zamanda internet sitesinde erişilebilir olmalı.
  3. Program bir veya iki haftalığına fiziksel olarak daha yüksek bir konuma taşınmalı.
Cevabı göster

Program yaklaşık bir veya iki hafta içinde herhangi bir zamanda internet sitesinde erişilebilir olmalı.

but if you want to help me make them faster,

2:18

ancak bunları daha hızlı yapmama yardım etmek isterseniz,

you can go here on my website

2:20

web sitemdeki bu adrese giderek

to help out with the fact-checking for upcoming projects. Öbek fiiller

2:21

yaklaşan projeler için gerçeklik kontrolüne yardımcı olabilirsiniz.

Öbek fiiller

help out with + bir görev

help out with ifadesindeki help out, çoğu zaman işin bir kısmını üstlenerek somut yardım sağlamak anlamına gelir. out, birinin dışarı çıkması veya bir yerden ayrılması anlamına gelmez. Yapı, help out with + görev ya da sorun şeklindedir. Altyazıda with, fact-checking işini tanıtır; yani konuşan kişi başkalarını bu belirli işi paylaşmaya davet etmektedir.

Alıştırma

Cümleyi help out with kullanarak tamamlayın. Fiili could sonrasında gereken biçimde tutun: Could you ____ the decorations before the party?

Cevabı göster

help out with

Thanks for watching.

2:24

İzlediğiniz için teşekkürler.