Paradise, Nevada'ya Hoş Geldiniz: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Las Vegas Strip'in çoğu hukuken neden Nevada'daki Paradise'tadır ve ilçe, toprak katma ile vergiler bu sınırı nasıl biçimlendirmiştir? Başlıca İngilizce noktaları: 1. unincorporated place. — Gerçek yaşam bağlamı: ABD'de kent yönetimi bulunmayan ve genellikle ilçe tarafından yönetilen bölgedir; boş ya da gayriresmî yer demek değildir. 2. on the up and up, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir düzenlemenin dürüst, meşru ve yasal olup olmadığını soran, çoğu kez kuşku içeren gündelik ifadedir. 3. city-sized tax dodge, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: eleştirel ve gündelik dodge adı kent vergilerinden kaçınma düzenini anlatır, ancak tek başına bunun yasa dışı olduğunu ileri sürmez.
Bu derste
this literally isn't the city of Las Vegas.
0:03burası kelimenin tam anlamıyla Las Vegas şehri değil.
Look at a map and you'll see the name Paradise
0:06Bir haritaya bakarsanız Paradise ismini görürsünüz
which contains nearly everything people associate with Las Vegas, Kalıp ifadeler
0:13ki insanların Las Vegas'la ilişkilendirdiği hemen hemen her şeyi içeriyor,
associate A with B: A'yı B ile ilişkilendirmek
Associate A with B, birinin diğerini düşündürmesi nedeniyle A ile B'yi zihinde ilişkilendirmek demektir. Bu cümlede A “neredeyse her şey”, B ise Las Vegas'tır: insanlar bunları genellikle Las Vegas'a özgü şeyler olarak görür. Bu ifade resmî bir idari sınırı veya hukuki ilişkiyi değil, toplumdaki genel algıyı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi associate A with B kalıbını oluşturan fiille tamamlayın: Many people ____ the smell of sunscreen with summer holidays.
Cevabı göster
associate
Now, you might think Paradise is just a relatively unknown city mistaken for its larger neighbor like elsewhere, Kalıp ifadeler
0:19Şimdi, Paradise'ın tıpkı başka yerlerde olduğu gibi daha büyük komşusuyla karıştırılan nispeten bilinmeyen bir şehir olduğunu düşünebilirsiniz,
mistaken for: mistake A for B kalıbının edilgen biçimi
Mistake A for B, A'yı yanlışlıkla B olarak tanımlamak demektir. Mistaken for bunun edilgen biçimidir; dolayısıyla A, başkalarının kimliğini yanlış belirlediği kişi, nesne veya yerdir. For'dan sonraki isim ise yanlış sanılan kimliği gösterir. Burada A Paradise, B ise onun daha büyük komşusu Las Vegas'tır. Cümle bunu dinleyicinin yapabileceği bir varsayım olarak sunar; Paradise'ın gerçekten Las Vegas olduğunu söylemez.
Alıştırma
Yanlış tanımlamayı göstermek için cümleyi mistake fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: From a distance, the painted door was ____ for a real exit.
Cevabı göster
mistaken
isn't a city at all. — tam olumsuzlama
not ... at all yapısı olumsuzluğu tamamen vurgular. Bu cümlede isn't a city at all, Paradise'ın şehirler sınıfına girdiği fikrini tamamen reddeder; bu sadece kısmi ya da yaklaşık bir inkâr değildir. At all, olumsuz bir ifadenin ardından genellikle tamamen veya hiçbir şekilde anlamını verir. Böylece konuşan kişi önceki varsayımı doğrudan düzeltir.
Alıştırma
Hangi cümle kesin ve tamamen düzeltici bir ifade kullanıyor?
- That box may not be a toy; let's check what it does.
- That box isn't a toy at all; it's a tool for measuring light.
- That box isn't really a toy; it's used for measuring light.
Cevabı göster
That box isn't a toy at all; it's a tool for measuring light.
unincorporated place. — yerel yönetim statüsü
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yerel yönetim bağlamında unincorporated place, adı ve nüfusu olan ancak bir şehir veya kasaba gibi kendine ait ayrı bir belediye yönetimi bulunmayan yeri ifade eder. Böyle bir yerde evler, işletmeler, yollar ve güçlü bir yerel kimlik yine de bulunabilir. Ayrı bir belediye olmadığı için yerel yönetim ve hizmetlerden genellikle çevredeki ilçe veya daha üst düzeydeki başka bir makam sorumludur. Unincorporated, hukuki örgütlenme biçimini anlatır; orada kimsenin yaşamadığı ya da bir şirketin kayıtlı olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede unincorporated doğru kullanılmıştır?
- The unincorporated community is governed by the county rather than its own city council.
- The unincorporated community is a company that has not been registered.
- The unincorporated community has no residents and is closed to visitors.
Cevabı göster
The unincorporated community is governed by the county rather than its own city council.
Citizens living in a city have to follow the rules of the city
0:31Bir şehirde yaşayan vatandaşlar o şehrin kurallarına uymak zorundadır
Yönetim düzeylerini anlatan government layer cake mecazı
Bu cümlede government layer cake, ulusal, eyalet, ilçe ve şehir yönetimleri gibi çeşitli yönetim düzeylerini üst üste dizilmiş pasta katlarına benzeten bir mecazdır. Hükümetin yaptığı, sağladığı veya yönettiği gerçek bir pasta anlamına gelmez. Bu görüntü katmanlı bir sistemi hızla açıklar: her kat, kendine ait sorumlulukları, kuralları veya vergileri olan ayrı bir düzeydir. Aynı görüntü, düzeyleri açıkça ayrılmış başka karmaşık kurumları açıklamaya da yardımcı olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede government layer cake ne anlama geliyor?
- Eyalet veya yerel düzeyleri olmayan tek bir merkezi yönetim
- Hiyerarşik biçimde üst üste duran çeşitli yönetim düzeylerine sahip bir sistem
- Devlet çalışanları tarafından pişirilip satılan bir pasta
Cevabı göster
Hiyerarşik biçimde üst üste duran çeşitli yönetim düzeylerine sahip bir sistem
and each layer collects its own taxes to enforce its own rules.
0:40ve her katman kendi kurallarını uygulamak için kendi vergilerini toplar.
they can hitch their wagons and head for open lands outside the borders of any city
0:45at arabalarını bağlayıp herhangi bir şehrin sınırları dışındaki açık arazilere doğru yola çıkabilirler
Kültürel bir etiket olarak rugged individualists
Rugged individualists, güçlü, kendi kendine yeten ve hükümetin yardımı ya da denetimi olmadan yaşamaya kararlı oldukları düşünülen kişiler için kullanılan kültürel çağrışımlı bir etikettir. Burada rugged, pürüzlü bir dış görünüşü değil, kişisel dayanıklılığı ve bağımsızlığı anlatır. Bu etiket, insanların açık ve henüz tam yerleşilmemiş topraklarda kendi çabalarıyla başarılı olduğu Amerikan sınır bölgesi idealinden yararlanır. Övgü dolu, eleştirel veya mizahi duyulabilir. Bu cümlede abartılı sınır bölgesi görüntüsü ifadeyi eğlenceli ve ironik kılar.
Alıştırma
Burada rugged individualists ifadesinin en iyi yorumu hangisidir?
- Katı hükümet kuralları oluşturan yetkililer
- Giysileri ve yüzleri fiziksel olarak pürüzlü görünen kişiler
- Güçlü, kendi kendine yeten ve dış denetime direndiği düşünülen kişiler
Cevabı göster
Güçlü, kendi kendine yeten ve dış denetime direndiği düşünülen kişiler
there's one fewer and also layer because they are in an unincorporated place.
0:59belediyeye bağlı olmayan bir yerde oldukları için bir katman eksilir.
But if they make it nice and the population grows,
1:04Ancak orayı güzelleştirirlerse ve nüfus artarsa,
inevitably people want police and sewers and schools and rules
1:07kaçınılmaz olarak insanlar polis, kanalizasyon, okullar ve kurallar isteyecektir
“a charter is written, a mayor elected...” içinde tekrarlanan is’in çıkarılması
Bu üç parçalı sıralamada a charter is written içindeki is, sonraki iki parça için de geçerlidir. Yapıyı şöyle anlamak gerekir: a charter is written, a mayor is elected, and a city is incorporated. Her isim öbeği eylemden etkilenen taraftır; bu nedenle üç parça da edilgendir. Tekrarlanan is’in çıkarılması bir eksiltidir. Bu, resmî bir süreç anlatımını daha kısa hâle getirir; a mayor elected bağımsız ve etken çatılı bir geçmiş zaman cümlesi değildir. Buradaki incorporated, kentin yasal olarak kurulması anlamına gelir.
Alıştırma
“By noon, the form was signed, the fee paid, and the permit issued,” cümlesindeki son iki parça nasıl anlaşılmalıdır?
- Ücret birine ödeme yaptı ve izin belgesi bir şey düzenledi.
- Ücret ödendi ve izin belgesi düzenlendi.
- Ücret ve izin belgesi tamamlanan işlemler arasında değildi.
Cevabı göster
Ücret ödendi ve izin belgesi düzenlendi.
What makes Paradise weird is that unlike most unincorporated places that contain mostly blowing tumbleweeds Dilbilgisi
1:14Paradise'ı tuhaf yapan şey, çoğunlukla yuvarlanan çalıların
and perhaps a yurt where nobody wants to live,
1:20ve belki de kimsenin yaşamak istemediği bir yurt çadırının bulunduğu diğer belediyeye bağlı olmayan yerlerin aksine,
there are almost a quarter million residents in Paradise in a space the size of Disney World. Dilbilgisi
1:23Paradise'ta Disney World büyüklüğünde bir alanda çeyrek milyona yakın sakinin bulunmasıdır.
“What makes Paradise weird is that...” odaklama kalıbı
What makes Paradise weird is that ... bir odaklama kalıbıdır, soru değildir. What makes Paradise weird yan cümlesinin tamamı özne görevi görür; is ise onu temel gerçeği belirten that yan cümlesine bağlar. Yeniden kullanılabilen kalıp What makes + isim + sıfat + is that + yan cümle şeklindedir. Bir değerlendirmeyi doğuran özelliği veya nedeni öne çıkarır. Buradaki temel şaşırtıcı durum, belediye statüsü olmayan küçük bir alana çok büyük bir nüfusun sıkışmış olmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi odaklama kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: ____ this library special ____ it stays open all night.
Cevabı göster
What makes · is that
a space the size of Disney World: alan karşılaştırması
a space the size of Disney World ad öbeği, “yaklaşık Disney World kadar büyük bir alan” demektir. the size of Disney World sözleri, space sözcüğünü tanıdık bir alanı karşılaştırma ölçüsü olarak kullanıp niteler; alanın Disney World'e ait olduğunu göstermez. a space the size of X kalıbını, soyut bir alan ölçüsünü gözde canlandırması kolay bir karşılaştırmaya dönüştürmek için kullanabilirsiniz. X, büyüklük için referans sağlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü isim niteleyicisiyle tamamlayın: The solar farm covers a space ____ 100 football fields.
Cevabı göster
the size of
That density is way past the point you'd expect people to incorporate a city Dilbilgisi
1:29Bu yoğunluk, insanların bir şehir kurmasını bekleyeceğiniz noktayı çoktan aşmıştır
way past the point you'd expect...: bir eşiğin çok ötesinde
way past the point ... ifadesi, “bir eşiğin çok ötesinde” demektir. Burada way, past sözcüğünü güçlü biçimde pekiştiren gündelik bir derece zarfıdır; “yol” ya da “yöntem” anlamına gelmez. you'd expect people to incorporate a city yan cümlesi bu eşiği tanımlar: o düzeyde insanların bir kenti yasal olarak kurması normalde beklenir. You'd, you would kısaltmasıdır ve you belirli bir dinleyiciyi değil, genel olarak insanları anlatır.
Alıştırma
Hangi ifade way past the point you'd expect people to incorporate a city sözünün anlamını en iyi korur?
- Her yerin yasal olarak kent olmasını zorunlu kılan nüfus yoğunluğuna tam olarak eşittir.
- Bir kentin resmen kurulmasının normalde bekleneceği nüfus yoğunluğuna henüz ulaşmamıştır.
- Bir kentin resmen kurulmasının normalde bekleneceği nüfus yoğunluğunun çok ötesindedir.
Cevabı göster
Bir kentin resmen kurulmasının normalde bekleneceği nüfus yoğunluğunun çok ötesindedir.
and it's not like Paradisians just couldn't bother. Ton ve niyet
1:33ve Paradiselıların sadece umursamaması gibi bir durum da söz konusu değil.
Basit bir açıklamayı reddetmek için it's not like
Bu cümlede it's not like olası bir açıklamayı ortaya koyup reddeder: Paradise sakinlerinin harekete geçmemesi yalnızca uğraşmak istememelerinden kaynaklanmıyordu. Buradaki like varsayımsal bir anlatımı başlatır; 'hoşlanmak' anlamına gelmez. Daha iyi bir açıklama vermeden önce dinleyicinin çıkarabileceği bir varsayımı önceden reddetmek için it's not like + yan cümle yapısını kullanın. Bu, karşı tarafın yorumunun yanlış olduğunu sertçe söylemeden konuşmanın yönünü değiştirmenin gündelik bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: '____ Omar ignored the email; he was away from his computer.'
Cevabı göster
It's not like
Paradise is almost unique in being officially unincorporated.
1:36Paradise, resmi olarak belediyeye bağlı olmama konusunda neredeyse benzersizdir.
It started with the Mormons who first settled these lands in the 1880s.
1:41Bu, 1880'lerde bu topraklara ilk yerleşen Mormonlarla başladı.
Anlatımı hemen sıfırlamak için Actually, no.
Actually, no. yalnızca bir ayrıntı eklemez. Az önce söylenen ifadeyi geri çeker ve konuşmacının yön değiştirdiğini dinleyiciye bildirir. Kısa ve bağımsız bir cümle olarak keskin bir yeniden başlama etkisi yaratır: önce bir anlatım sunulur, sonra reddedilir ve ardından daha doğru bir anlatım gelebilir. Hikâye anlatımında bu ani dönüş komik bir zamanlama da yaratabilir.
Alıştırma
Bir anlatıcı 'The trail began at the lake.' diyor ve hemen ardından bunun yanlış olduğunu fark ediyor. İfadesini geri çekip yeniden başladığını en iyi hangi söz belirtir?
- For example.
- In addition.
- Actually, no.
Cevabı göster
Actually, no.
Jump cut to 1950 when we still tested out nuclear bombs in the open near population centers. Anlatım akışı
1:45Nüfus merkezlerinin yakınlarında hala açık havada nükleer bomba testleri yaptığımız 1950'ye bir atlama yapalım.
Jump cut to 1950: 1950'ye ani anlatı geçişi
Jump cut to 1950, sinema kurgusunun dilinden alınmış bir ifadedir. Hikâyenin aradaki zamanı atlayarak birden 1950 yılına geçtiğini anlatır. Burada jump cut, gerçekten zıplamak veya bir şeyi kesmek için verilen bir talimat değildir. Zaman değişikliğini hızlı ve doğrudan hissettiren canlı bir anlatım işaretidir.
Alıştırma
Bir anlatıcı sinematik bir üslupla daha sonraki bir yıla hızla geçmek istiyor. Hangi başlangıç en uygundur?
- Stay in 1950
- Cut to 1950
- Jump cut to 1950
Cevabı göster
Jump cut to 1950
Nevada recently legalized gambling and a casino empire grew in Vegas.
1:52Nevada kısa süre önce kumarı yasallaştırmıştı ve Vegas'ta bir kumarhane imparatorluğu büyüdü.
the casinos were rich enough to provide their own, Dilbilgisi
2:01kumarhaneler kendilerininkini sağlayacak kadar zengindi,
rich enough to provide their own: sıfattan sonra enough ve isimsiz own
Rich enough to provide, gereken eşiğe ulaşan bir dereceyi anlatır: Kumarhanelerin yeterli parası veya kaynağı vardı, bu yüzden hizmetleri kendileri sağlayabiliyorlardı. Yapı adjective + enough + to-infinitive şeklindedir. Their own, bağlamdan zaten anlaşılan bir isim öbeğini düşürür; burada gerekli hizmetleri ifade eder. Provide one's own ancak dinleyici own sözcüğünün neye gönderme yaptığını anlayabiliyorsa kısa ve doğal olur.
Alıştırma
Daha önce bir kafeteryadan söz edildi. Okulun bunu kendi başına işletecek kadar büyük olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The school was enough large to run its own.
- The school was large enough run its own.
- The school was large enough to run its own.
Cevabı göster
The school was large enough to run its own.
notably using their security forces as de facto police, Kelime
2:04özellikle güvenlik güçlerini fiili polis olarak kullanarak,
As for necessary services: gerekli hizmetlere gelince
As for necessary services, gerekli hizmetleri tartışmadaki bir sonraki konu olarak tanıtır. Başka bir konu ele alındıktan sonra, gerekli hizmetlerden söz edersek veya gerekli hizmetlere gelince anlamına gelir. Bu ifade, konuşanın birbiriyle bağlantılı soruları tek tek düzenlemesine yardımcı olur. Bir konu değişikliğini gösterir; neden veya amaç bildirmez.
Alıştırma
Konuşan, tartışmanın bir bölümünü bitirdi ve şimdi gerekli hizmetleri bir sonraki konu olarak tanıtmak istiyor. Hangi başlangıç uygundur?
- Because of necessary services,
- In order to provide necessary services,
- As for necessary services,
Cevabı göster
As for necessary services,
de facto police: resmî statüsü olmayan gerçek bir rol
De facto, özellikle resmî unvan veya hukuki statü farklı olduğunda, gerçekte ya da uygulamada anlamına gelir. Güvenlik güçlerine de facto police denmesi, bunların resmen bir kamu polis gücü olarak kurulmamış olsalar da uygulamada polis rolünü yerine getirdikleri anlamındadır. Bu ifade, gerçek statüyü gösteren bir niteleyici olarak police sözcüğünü değiştirir. Sahte polis anlamına gelmez; vurgu gerçekte ne yaptıkları üzerindedir.
Alıştırma
Cümleyi, uygulamada gerçek olan ancak resmen tanınmayan anlamındaki iki sözcüklü Latince ifadeyle tamamlayın: Although Mia had no official title, she was the ____ leader of the team.
Cevabı göster
de facto
on the up and up: dürüst ve meşru
On the up and up, bir kişinin ya da şeyin dürüst, meşru veya gizli bir usulsüzlükten uzak olduğunu anlatan gayriresmî bir deyimdir. Up sözcüğünün tekrarlanması yukarı doğru hareketi anlatmaz. Burada might not sound on the up and up, düzenlemeyi şüpheli gösterir. Might ve sound eleştiriyi daha dolaylı hâle getirir: konuşmacı bunun yasa dışı olduğunu doğrudan söylemek yerine bir şeylerin yanlış olduğunu ima eder.
Alıştırma
“That deal doesn't sound on the up and up,” cümlesinde konuşmacı büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Giderek daha başarılı hâle geliyor.
- Şüpheli veya muhtemelen dürüst olmayan bir şey gibi görünüyor.
- Fiziksel olarak yukarı doğru hareket ediyor.
Cevabı göster
Şüpheli veya muhtemelen dürüst olmayan bir şey gibi görünüyor.
It's all run by about two companies now.
2:15Artık her şey sadece iki şirket tarafından yönetiliyor.
on the verge of bankruptcy: iflasın eşiğinde
On the verge of + bir isim veya -ing biçimi, yeni bir duruma girmeye ya da bir olayın gerçekleşmesine son derece yakın olmak demektir. Olay henüz gerçekleşmemiştir, ancak çok yakında gerçekleşmesi muhtemel görünür. On the verge of bankruptcy ifadesinde bankruptcy, yaklaşılmakta olan durumdur. İfade «neredeyse iflas etmiş» demektir; «zaten iflas etmiş» anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi on the verge of ve borçları yasal olarak ödeyememe durumunu belirten isimle tamamlayın: After months without sales, the company was ____.
Cevabı göster
on the verge of bankruptcy
and with profitable casinos touching its border,
2:21ve sınırlarına temas eden karlı kumarhanelerle,
dramatik taklit için was all like, ...
Gündelik hikâye anlatımında was all like, birinin ne söylediğini veya nasıl tepki verdiğini canlı biçimde taklit etmek için kullanılır. Burada anlatıcı, sözlerin birebir alıntı olduğunu garanti etmek yerine belediye başkanının küçümseyici tavrını canlandırıyor. All burada dramatik vurgu katar; “her şey” veya “tamamen” anlamına gelmez. Yapı be + all like şeklindedir ve be, özneye ve zamana göre değişir: She was all like, “I’m not going.”
Alıştırma
“Was all like” hangi durumda en uygun seçimdir?
- Bir arkadaşınızın şaşkın tepkisini taklit ettiğiniz hareketli bir yeniden anlatım
- Bir şeye benzeyen her şeyin tanımı
- Bir tanığın sözlerini birebir veren resmî bir rapor
Cevabı göster
Bir arkadaşınızın şaşkın tepkisini taklit ettiğiniz hareketli bir yeniden anlatım
meydan okuyan retorik soru olarak Who are you kidding?
Who are you kidding? genellikle kandırılan kişinin kim olduğunu gerçekten soran bir soru değil, meydan okuyan retorik bir sorudur. “Bu iddiaya inanılmaz” veya “Bunun doğru olmadığını sen de biliyorsun” anlamına gelir. Konuşan kişi bu ifadeyle karşı tarafın görüşünü reddeder ve onu savunmaya iter. Soru biçimi, anlaşmazlığı yalnızca I don’t believe you demekten daha sert hâle getirir.
Alıştırma
Konuşan kişi şu cümlede büyük olasılıkla ne demek istiyor: “You say the job will take only five minutes? Who are you kidding?”
- Hangi kişiyi kandırıyorsun?
- Kim bir fıkra dinlemek istiyor?
- Bu iddiaya inanılmaz.
Cevabı göster
Bu iddiaya inanılmaz.
because I say so and you're going to pay Las Vegas taxes." Ton ve niyet
2:27çünkü ben öyle diyorum ve Las Vegas vergilerini ödeyeceksiniz."
because I say so: neden yerine otorite
Because I say so, “tek neden benim böyle karar vermiş olmam” anlamına gelir. Konuşan kişi açıklama yapmak yerine kendi otoritesine dayanır. Burada hayalî belediye başkanının sözleri sert ve kasıtlı olarak haksız görünür; bu da hiciv etkisi yaratır. Genel olarak ifade, tartışmanın bittiğini ve karşı tarafın itaat etmesinin beklendiğini gösterir.
Alıştırma
Eşit konumdaki iş arkadaşları arasındaki bu cevabı değerlendirin: "Why should we change the plan?" "Because I say so."
- Uygun değil; kontrolcü duyuluyor ve neden talebini göz ardı ediyor.
- Uygun ve tarafsız
Cevabı göster
Uygun değil; kontrolcü duyuluyor ve neden talebini göz ardı ediyor.
the next level of government up: hiyerarşide bir üst kademe
The next level of government up ifadesi, söz edilen yönetim kademesinin hemen üzerindeki kademeyi belirtir. Burada yerel idari hiyerarşide şehrin üzerinde bulunan ilçe yönetimini ifade eder; anlaşmazlığı bu nedenle ilçe yönetimi çözebilirdi. Up burada bir hiyerarşi benzetmesidir: daha fazla yetki daha yüksek bir konum olarak düşünülür. Yeniden kullanılabilen the next level up kalıbı, bir şirketin, okulun veya başka bir kuruluşun hemen üst kademesini de anlatabilir; kuzeye doğru veya üst katta anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hiyerarşide bir üst kademeyi ifade eden vurgulanmış kalıpla tamamlayın: If your supervisor cannot approve the expense, send the request to ____.
Cevabı göster
the next level up
So, shockingly, the county told Vegas,
2:39Bu yüzden, şok edici bir şekilde, ilçe Vegas'a şunu söyledi:
Annex this land: toprağı resmen bir şehrin alanına katmak
Burada annex this land, yakındaki bir araziyi resmî olarak bir şehrin veya başka bir yerel yönetimin yasal sınırlarına katmak demektir. Bu, sıradan bir mülk satın alma işlemi değil, yönetim düzeyinde bir sınır değişikliğidir. İşletmelerden vergi alınmasından söz edilmesi, sınırın neden önemli olduğunu gösterir: ilhak işlemi bölgeyi ve işletmeleri şehrin yetki alanına sokabilir. Konuşan kişi, yetkinin bu şekilde resmen genişletilmesine karşı çıkmaktadır.
Alıştırma
Bir şehirle ilgili haberde annex this land ne anlama gelir?
- Araziyi resmî olarak şehrin yasal alanına katmak
- Araziyi bütün özel mülk sahiplerinden satın almak
- Şehrin dışındaki arazide işletmeler kurmak
Cevabı göster
Araziyi resmî olarak şehrin yasal alanına katmak
just because you want to." Ton ve niyet
2:45bu araziyi ilhak edip işletmelerini vergilendiremezsiniz."
Just because you want to: isteği yeterli bir gerekçe saymamak
just because you want to ifadesinde just, belirtilen gerekçenin yetersiz olduğunu gösterir: bir şeyi istemek izin veya yetki doğurmaz. Cümle, kişisel isteğin araziyi şehre katmak ve işletmelerden vergi almak için geçerli bir dayanak olmasını reddeder. You can't ... just because you want to kalıbı, sınır koyan bir karşı çıkıştır. Yalnızca kişisel tercihinin bir eylemi haklı çıkarmaya yeteceğini düşünen birine cevap verir.
Alıştırma
Sınır koyan cümleyi, bu derste geçen ve just ile başlayan beş kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: You cannot change the game rules ____.
Cevabı göster
just because you want to
And to prevent Vegas from trying anything funny in the future, Deyimler
2:46Ve Vegas'ın gelecekte komik bir şeyler denemesini önlemek için,
Uyarı anlamındaki try anything funny
try anything funny ifadesinde funny, komik değil; şüpheli, dürüst olmayan veya kurallara aykırı demektir. Anything uyarıyı genişletir: her türlü hileyi, uygunsuz hareketi veya durumdan yararlanma girişimini kapsar. Burada prevent Vegas from trying anything funny, Las Vegas’ın daha sonra böyle bir harekette bulunamaması için şimdiden önlem almak anlamına gelir. İfade güvensizlik ve tetikte olma duygusu taşır.
Alıştırma
Bir görevli “Don't try anything funny while I check your bag.” diyor. Ne demek istiyor?
- Şaka anlatmayın.
- Şüpheli veya uygunsuz bir harekette bulunmayın.
- Güvenlik görevlisine gülmeyin.
Cevabı göster
Şüpheli veya uygunsuz bir harekette bulunmayın.
the county created the officially unofficially unincorporated place named Paradise. Anlatım akışı
2:49ilçe Paradise adlı resmi olarak gayri resmi belediyeye bağlı olmayan yeri yarattı.
officially unofficially unincorporated place ifadesindeki çelişki
officially unofficially unincorporated niteleyici dizisi, karşıt sözcükleri bilerek yan yana getirir. Officially, ilçe yönetiminin bölgeyi resmen oluşturma veya adlandırma eylemine işaret eder; unofficially mizahi bir yorum ekler; unincorporated ise temel statüyü verir: burası kendi belediye yönetimine sahip, resmen kurulmuş bir şehir değildir. Bu sıkıştırılmış çelişki, sıra dışı düzenlemeyi akılda kalıcı hâle getirir. Paradise’ın hayalî veya tanınmayan bir yer olduğunu söylemez; resmen belirlenmiş olmakla resmen şehir olarak kurulmamış olmak arasındaki farkı vurgular.
Alıştırma
Cümledeki “officially unofficially unincorporated place” ifadesinin temel etkisi nedir?
- Paradise’ın hayalî olduğunu ve hiçbir şekilde resmen tanınmadığını söyler.
- Paradise’ın aynı anda iki resmî şehir tarafından yönetildiğini söyler.
- Resmî belirleme ile şehir olarak kurulmamış olma arasındaki karşıtlığı mizahi biçimde özetler.
Cevabı göster
Resmî belirleme ile şehir olarak kurulmamış olma arasındaki karşıtlığı mizahi biçimde özetler.
the actual city of Las Vegas has no control over. Kalıp ifadeler
2:57asıl Las Vegas şehrinin hiçbir kontrolü yoktur.
Öne alınmış nesneyle “has no control over”
Have no control over something, bir şeyi yönlendirme veya etkileme yetkisinden ya da fiilî gücünden yoksun olmak demektir. Burada over sözcüğünün eksikmiş gibi görünen nesnesi, cümlenin başındaki “Everything that happens within its borders” bölümüdür. Bu nesne konu olarak öne alınmıştır: “X, the city has no control over”. Sondaki over hâlâ X ile bağlantılıdır; dolayısıyla cümle eksik değildir. Bu öne alma, kimin yetkisiz olduğunu söylemeden önce kapsamı vurgular.
Alıştırma
Son kararı vurgulamak için başa alırken bu karar üzerinde gücümüz olmadığını doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- We are out of control over the final decision.
- The final decision has no control over us.
- The final decision, we have no control over.
Cevabı göster
The final decision, we have no control over.
Here, the county rules and sets lower taxes of all sorts,
3:00Burada ilçe yönetir ve her türlü vergiyi daha düşük belirler,
which is why when new casinos are built, Anlatım akışı
3:04bu yüzden yeni kumarhaneler inşa edildiğinde,
“which is why”: nedeni sonuca bağlamak
Which, hemen yanındaki tek bir isme değil, daha önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Ardından is why sonucu tanıtır: daha düşük vergi durumu, kumarhanelerin genellikle Paradise’ta yapılmasına yol açar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp neden, which is why + sonuç biçimindedir. Konuşmacı önceki bir olguyu sonraki iddianın nedeni olarak sunar ve neden-sonuç bağlantısını açık hâle getirir.
Alıştırma
İlk olguya gönderme yapıp sonucunu tanıtan üç sözcüklü İngilizce bağlaçla cümleyi tamamlayın: The road was flooded, ____ the bus took a different route.
Cevabı göster
which is why
“city-sized tax dodge”: ölçek ve eleştirel ton
Burada tax dodge, bir vergi borcundan kaçınmak veya onu azaltmak için tasarlanmış bir düzenleme anlamına gelir. Dodge, bu düzenlemeyi eleştirel biçimde sunar; verginin doğrudan ödenmesi yerine etrafından dolaşmak için hazırlanmış olduğunu ima eder. City-sized nitelemesi, düzenlemenin bütün bir şehir ölçeğinde etkili olduğunu belirtir; bu bir vurgudur, gerçek bir boyut ölçümü değildir. İfade konuşanın görüşünü özetler, ancak dodge sözcüğü tek başına düzenlemenin yasa dışı olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede city-sized tax dodge ne anlama geliyor?
- Şehir vergilerinden kaçınmak veya onları azaltmak için tasarlanmış dev bir düzenleme
- Vergi görevlilerinden kaçmak için yapılan fiziksel bir sıyrılma hareketi
- Büyük bir şehirdeki bütün vergileri toplayan resmî bir sistem
Cevabı göster
Şehir vergilerinden kaçınmak veya onları azaltmak için tasarlanmış dev bir düzenleme
Now, before you go around correcting everybody that your vacation was in Paradise, Dilbilgisi
3:18Şimdi, etrafta tatilinizin Las Vegas'ta değil,
“go around correcting”: tekrarlanan davranış ve hoşnutsuzluk
Go around doing something yapısında go around, çoğu zaman aynı şeyi farklı karşılaşmalarda veya farklı kişilere tekrar tekrar yapmak anlamına gelir. Bir yerde gerçekten dolaşmayı gerektirmez. Burada go around correcting everybody, insanları sürekli düzeltmemeye yönelik bir uyarıdır. Bu yapı çoğu zaman hafif eleştiri de taşır: Konuşan kişi davranışın rahatsız edici, gereksiz veya akıllıca olmadığını düşünür.
Alıştırma
Cümleyi go around ve correct fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Please don't ____ everyone whenever they make a small mistake.
Cevabı göster
go around correcting
Las Vegas city and Paradise are both in Las Vegas Valley.
3:22Las Vegas şehri ve Paradise'ın ikisinin de Las Vegas Vadisi'nde olduğunu bilin.
and still be technically correct that you went to Las Vegas.
3:29ve teknik olarak Las Vegas'a gittiğinizi söylemekte hala haklısınız.
setting foot in Las Vegas: bir yere fiziksel olarak girmek
Set foot in a place, bir yere fiziksel olarak girmek ya da orayı ziyaret etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Tekil foot sözcüğü ifadenin bir parçasıdır; yalnızca bir ayağın sınırı geçmesi anlamına gelmez. Burada never setting foot in Las Vegas, kişi Las Vegas adını daha geniş bir anlamda kullanıp oraya gittiğini söyleyebilse bile şehrin sınırlarına hiçbir zaman fiziksel olarak girmediğini güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümleyi ‘fiziksel olarak girdi’ anlamındaki deyimle tamamlayın: Although Liam had seen photos of the lab, he had never ____ it.
Cevabı göster
set foot in