Makyaj Yapmak Zararlı Mı?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, makyajın eski tehlikelerini modern kirleticiler, maskara hijyeni ve paraben kanıtlarındaki belirsizlikle karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “Beauty is in the eye of the beholder,” - Deyimler ve mecazlı ifadeler: güzelliğin bakana bağlı olduğunu anlayın ve görüşü gerçek gibi sunmadan zevklerden söz edin. 2. “Little did they know that” - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: olumsuz devrik yapıyı tanıyın ve öngörülemeyen sonucu geriye bakış veya ironiyle açıklayın. 3. “reach any definitive conclusions.” - Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: reach a conclusion kullanımını öğrenin; any ile definitive kanıtın henüz kesin yargıyı desteklemediğini gösterir.
Bu derste
Beauty is in the eye of the beholder: kişisel bir yargı olarak güzellik
'Beauty is in the eye of the beholder', farklı insanların aynı kişiyi veya şeyi farklı biçimde güzel bulabileceğini anlatan bir atasözüdür. Güzellik, tek ve nesnel bir gerçek olarak sunulmaz. Buradaki 'the beholder', bakan ve bir fikir oluşturan kişidir. Cümle mecazidir; güzelliğin gerçekten birinin gözünün içinde bulunduğunu söylemez.
Alıştırma
Kişisel zevklerle ilgili atasözünü tamamlayın: Ava loves the unusual hat, but Noah does not. Beauty is in the eye of the ____.
Cevabı göster
beholder
we often attempt to accentuate our features with makeup. Kalıp ifadeler
0:06makyajla yüz hatlarımızı vurgulamaya sık sık çalışırız.
is largely driven by: başlıca etkiyi belirtmek
'is largely driven by' ifadesinde 'driven by', bir şeyin bir nedenden güçlü biçimde etkilendiğini veya o neden tarafından şekillendirildiğini anlatan edilgen bir yapıdır. Buradaki drive soyut anlamdadır; araç kullanmakla ilgili değildir. 'Largely', 'çoğunlukla' veya 'büyük ölçüde' demektir. İddiayı güçlü kılar ama mutlak yapmaz: eşeysel seçilim önemli bir neden olarak sunulur, ancak bunun tek neden olduğu söylenmez.
Alıştırma
Hava durumunun planımız üzerindeki başlıca etki olduğunu ancak tek etki olmayabileceğini hangi cümle anlatır?
- Our plan is completely determined by the weather.
- Our plan is largely driven by the weather.
- Our plan largely drives the weather.
Cevabı göster
Our plan is largely driven by the weather.
Sexual selection: eşeysel seçilim
Eşeysel seçilim, bir özelliğin bireyin eş bulmasına ve yavru bırakmasına yardım ettiği için yaygınlaşabildiği evrimsel bir süreçtir. Eş için rekabet etmeyi veya olası eşler tarafından seçilmeyi içerebilir. Bu cümlede terim, insanların görünüşlerini neden daha dikkat çekici yapmaya çalıştığına evrimsel bir açıklama getirir. Bir kişinin cinsel yönelimi ya da günlük hayattaki kişisel eş tercihi anlamına gelmez.
Alıştırma
Eş bulma başarısına dayalı seçilimi anlatan evrim terimiyle cümleyi tamamlayın: A peacock's colorful tail is often explained by ____.
Cevabı göster
sexual selection
accentuate our features: yüz hatlarımızı belirginleştirmek
accentuate our features ifadesinde accentuate, zaten var olan bir şeyi daha belirgin hâle getirmek demektir. our features ise gözler, elmacık kemikleri veya dudaklar gibi yüzün görünen bölümlerini ve şeklini anlatır. accentuate + someone's features kalıbı, makyajın, ışığın veya stilin yüz üzerindeki etkisini anlatmanın doğal bir yoludur. Yeni yüz özellikleri yaratmayı değil, var olanları vurgulamayı ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede accentuate her features ne anlama gelir: Soft lighting can accentuate her features?
- Yüzünün şeklini ve ayrıntılarını gizlemek
- Işığa yeni teknik işlevler kazandırmak
- Zaten var olan yüz hatlarını daha belirgin göstermek
Cevabı göster
Zaten var olan yüz hatlarını daha belirgin göstermek
and should we trust these substances that we apply to our bodies?
0:11ve vücudumuza sürdüğümüz bu maddelere güvenmeli miyiz?
Historically, ancient Egyptians would grind up a mineral substance Öbek fiiller
0:17Geçmişte Antik Mısırlılar mineral bir maddeyi öğütüp
containing primarily lead sulfide to rim around their eyes,
0:20esas olarak kurşun sülfür içeren bu maddeyi gözlerinin çevresine sürerek
Grind up: katı bir şeyi küçük parçacıklara dönüştürmek
Grind up, katı bir malzemeyi ezerek veya sürterek çok küçük parçacıklara ya da toza dönüştürmek demektir. Bu cümlede eski Mısırlılar minerali gözlerinin çevresine uygulamadan önce ince hâle getiriyordu; up yukarı yönü değil, işlemin iyice veya tamamlanarak yapılmasını vurgular. Bu ifade baharat, tablet veya başka katı malzemeleri ince parçacıklara ya da toza dönüştürmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi grind up kullanarak tamamlayın. Her sözcüğü doğru boşluğa yerleştirin: Before adding the whole spices, ____ them ____ into a fine powder.
Cevabı göster
grind · up
Sultry Cleopatra look: popüler kültürdeki bir makyaj göndermesi
Bu cümlede Cleopatra look, popüler kültürde Kleopatra ile ilişkilendirilen güzellik tarzını, özellikle gözleri çevreleyen veya dışa doğru uzanan belirgin siyah göz kalemini anlatır. Bu, hızlı bir görsel göndermedir; Kleopatra'nın kendisi veya tüm eski Mısır makyajı hakkında kesin bir tarihsel iddia değildir. Sultry burada duyusal açıdan çekici ve yoğun anlamına gelir. Tamamlanmış tarzın yetişkinlere özgü havasını anlatır; bu kullanımda sıcak ve nemli demek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede sultry Cleopatra look ne anlama geliyor?
- Her eski Mısırlının makyajının tarihsel olarak kesin bir açıklaması
- Popüler kültürde Kleopatra ile ilişkilendirilen belirgin ve duyusal bir göz makyajı tarzı
- Sıcak ve nemli hava için tasarlanmış bir makyaj tarzı
Cevabı göster
Popüler kültürde Kleopatra ile ilişkilendirilen belirgin ve duyusal bir göz makyajı tarzı
which can lead to learning and behavioral difficulties in children, Kalıp ifadeler
0:29Kurşun, çocuklarda öğrenme güçlüklerine ve davranış sorunlarına yol açabilir,
and decrease fertility in both men and women.
0:32ayrıca hem erkeklerin hem de kadınların doğurganlığını azaltabilir.
Little did they know that: dramatik olumsuz devrik yapı
Little burada olumsuz bir anlam taşır: “neredeyse hiç”. Cümle, onların ardından gelen gerçeği neredeyse hiç bilmediklerini anlatır. Little cümlenin başına geldiğinde İngilizcede özne ile yardımcı fiilin yeri değişir: Little + did + özne + fiilin yalın hâli + that yan cümlesi. Bu dramatik ve geçmişe dönük anlatım kalıbı, kişilerin beklemediği bir sonucu sonradan açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Anlatıcının cümlesini “onların neredeyse hiç haberi yoktu” anlamındaki devrik kalıpla tamamlayın: ____ the old bridge would collapse that night.
Cevabı göster
Little did they know that
potent neurotoxin: etkinin gücü ve etkilenen sistem
Potent, güçlü veya etkisi yüksek anlamına gelir. Burada neurotoxin sözcüğünü güçlendirerek kurşunun zarar verme kapasitesinin yüksek olduğunu belirtir; dozun ne kadar büyük olduğunu anlatmaz. Neurotoxin, sinir sistemine zarar veren zehirli bir maddedir. Potent neurotoxin birlikte kullanıldığında hem zararlı etkinin gücünü hem de etkilenen vücut sistemini kesin biçimde belirten bilimsel bir tanım olur.
Alıştırma
Bilimsel bir tanımda potent neurotoxin ne anlama gelir?
- Sinir sistemine zarar verme kapasitesi yüksek bir madde
- Her zaman büyük miktarda bulunan bir madde
- Fiziksel gücü çok yüksek bir canlı
Cevabı göster
Sinir sistemine zarar verme kapasitesi yüksek bir madde
öğrenme ve davranış güçlüklerine yol açmak
lead to learning and behavioral difficulties ifadesindeki lead to, “neden olmak” veya “bir sonuç doğurmak” anlamına gelir. can lead to yapısının öznesi which sözcüğüdür; bu sözcük nörotoksin olan kurşuna gönderme yapar ve to sonrasındaki isim öbeği sonucu belirtir. Buradaki to, sabit lead to ifadesinin bir parçası olan edattır; mastar işareti değildir. Learning ve behavioral sözcüklerinin ikisi de difficulties sözcüğünü niteleyerek birbiriyle ilişkili iki güçlük türünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: Poor ventilation can ____ breathing problems.
Cevabı göster
lead to
creams, lotions, and blush containing compounds of the radioactive element radium
0:37radyoaktif bir element olan radyumun bileşiklerini içeren kremler, losyonlar ve allıklar
until the harmful effects of exposure to radioactivity was discovered,
0:46radyoaktiviteye maruz kalmanın zararlı etkileri keşfedilene kadar,
genç bir ışıltı vaat etmek
promising a youthful glow ifadesinde promising, promise fiilinin -ing biçimidir ve a youthful glow sözünü reklamda vaat edilen sonuç olarak nesne alır. Bu ifade daha önce bahsedilen ürünler hakkında ek bilgi verir: ürünler bu yararı sağlıyormuş gibi sunulmuştur. Ürünlerin kendilerinin “gelecek vadeden” veya başarılı olma ihtimali yüksek olduğu anlamına gelmez. Virgülle ayrılan bir -ing ifadesi, eşlik eden bir eylem veya iddia ekleyebilir. Anlaşılan öznesi, tanımladığı kişi veya şeyle aynı olmalıdır; burada özne reklamı yapılan ürünlerdir.
Alıştırma
Bu cümlede promising ne işe yarıyor? The ad presented the lamp as a wellness product, promising a calmer mood.
- Sonuç hakkında bir reklam iddiasını bildirir.
- Bir müşterinin ürüne söz verdiğini gösterir.
- Ürünün kendisinin başarılı olma ihtimalinin yüksek göründüğünü söyler.
Cevabı göster
Sonuç hakkında bir reklam iddiasını bildirir.
Sonradan düzeltme yapan cümle sonu that is
Burada cümle sonundaki that is, önceki ifadeye dönerek sonradan bir sınırlama ekler: Bu ifade, radyoaktivitenin zararlı etkileri keşfedilene kadar geçerliydi. Ana ifadeden sonra kullanılması, sonradan eklenen bir açıklamayı veya kişinin kendi sözünü düzeltmesini gösterir. Dinleyici önce daha kapsamlı ifadeyi, ardından onu sınırlayan koşulu duyduğu için geciktirilen açıklama komik bir duraklama yaratabilir.
Alıştırma
Cümle sonundaki that is bu cümlede ne yapıyor?
- Radyoaktivitenin neden zararlı olduğunu açıklamaya başlar.
- Önceki ifadeye sonradan bir sınırlama ekler.
- Keşfin hemen gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Önceki ifadeye sonradan bir sınırlama ekler.
and now there are only trace amounts of lead found in our products. Kalıp ifadeler
0:52ve artık ürünlerimizde yalnızca eser miktarda kurşun bulunuyor.
Büyük ilerlemeyi anlatan come a long way
Bu cümlede has come a long way, makyaj ürünlerinin zaman içinde büyük ölçüde geliştiğini anlatan bir deyimdir. Present perfect biçimindeki has come, geçmişteki gelişimi şimdiki durumla ilişkilendirir. İfade, daha kötü olan önceki bir başlangıç noktasından bugüne kadar kaydedilen ilerlemeyi değerlendirir; fiziksel mesafeyi anlatmaz. Önemli ölçüde değişen kişiler, teknolojiler, ilişkiler, kurumlar veya toplumsal koşullar için kullanılabilir.
Alıştırma
Zaten kaydedilmiş büyük ilerlemeyi vurgulayan deyimle cümleyi tamamlayın: "The translation app was unreliable a few years ago, but it has ____ and now handles everyday conversations well."
Cevabı göster
come a long way
trace amounts of: saptanabilir derecede çok küçük bir miktar
Bu cümlede trace amounts of lead, kurşun normalde kasıtlı olarak eklenen bir bileşen olmasa da testlerle saptanabilecek kadar küçük miktarlarda bulunduğu anlamına gelir. Kalıp trace amounts of + madde şeklindedir. Trace, “son derece küçük” demektir; “sıfır” demek değildir. Bu ifade yalnızca miktarı bildirir ve tek başına bu miktarın güvenli olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Laboratuvar raporunu tamamlamak için trace, amounts ve of sözcüklerinin üçünü de kullanın: The sample contained ____ mercury.
Cevabı göster
trace amounts of
and is therefore an unintentional contaminant from the manufacturing process. Kelime
0:57ve bu nedenle üretim sürecinde ürünlere istemeden karışan bir kirleticidir.
an unintentional contaminant: kazara bulunan, kasıtlı olarak eklenmeyen madde
An unintentional contaminant, kasıtlı olarak eklenmek yerine kazara bulunan bir maddedir. Burada kurşun, doğal ham maddeler veya üretim süreci yoluyla ürüne girebilir; bu nedenle ürünün tasarlanmış formülünün bir parçası değil, kirlenme olarak sınıflandırılır. unintentional sıfatı maddenin oraya nasıl geldiğini anlatır; maddenin zararsız olduğunu söylemez. an unintentional contaminant kalıbı gıda, ilaç, üretim veya çevre testlerinde kazara bulunan maddeler için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir kimyasal, ham maddelerden bir ilaca kazara girdi ve formülün bir parçası değildi. Bu nedir?
- an ingredient
- an additive
- an unintentional contaminant
Cevabı göster
an unintentional contaminant
An FDA study of 400 tubes of lipstick found
1:01FDA'nın 400 tüp ruj üzerinde yaptığı bir araştırma,
Konsantrasyon birimi olarak parts per million
Parts per million, genellikle ppm olarak kısaltılan bir konsantrasyon birimidir. Karışımın toplam 1.000.000 parçası içinde bir maddeden kaç parça bulunduğunu belirtir. Bu cümlede 0.026 ve 7.19, ölçülen kurşun konsantrasyonu aralığının iki uç değeridir. Birim iki değere de uygulanır; dolayısıyla 7.19 ppm, numunenin her 1.000.000 parçasında 7,19 parça kurşun bulunduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: "A sample contains 7.19 parts per million of lead." Bu ölçüm ne anlama gelir?
- Numunenin tamamında tam olarak 7,19 gram kurşun vardır
- Numunenin her 1.000.000 parçasında 7,19 parça kurşun
- Numunenin %7,19'u kurşundur
Cevabı göster
Numunenin her 1.000.000 parçasında 7,19 parça kurşun
which is under Health Canada's limits of 10 parts per million.
1:10Bu, Health Canada'nın milyonda 10 birimlik sınırının altındadır.
and 5% other components including preservatives.
1:18ve %5'i koruyucular dâhil diğer bileşenlerden oluşur.
The oils are primarily castor oils extracted from a bean
1:22Yağ içeriğinin büyük kısmı, Hint yağı bitkisinin tohumundan elde edilen Hint yağıdır
one of the most toxic substances on this planet, Dilbilgisi
1:27Risin, bu gezegendeki en zehirli maddelerden biridir
One of the most toxic substances: en üst gruba üyelik
one of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbı, bir üyeyi bir ölçeğin en üst ucundaki grubun içine yerleştirir. Burada risin, zehirliliği en yüksek maddeler grubuna aittir; cümle onun tek ve en zehirli madde olduğunu iddia etmez. Üstünlük derecesinden sonraki isim çoğuldur, çünkü birkaç üye arasından biri seçilir: one of the most toxic substances denir, one of the most toxic substance denmez.
Alıştırma
Amazon'un uzunluğu en fazla olan nehirler grubuna ait olduğunu söylemek için one of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbını kullanın: The Amazon is ____ in the world.
Cevabı göster
one of the longest rivers
However, the process of extracting castor oil involves heating, Dilbilgisi
1:33Ancak Hint yağı çıkarma işlemi ısıtmayı içerir;
the process of extracting ... involves heating: iki -ing kalıbı
the process of + -ing kalıbında -ing biçimi, sürecin hangi etkinlikle ilgili olduğunu belirtir. Burada extracting, süreçte anlatılan etkinliği adlandırır; of bir edat olduğu için ardından extracting ulaç biçimi gelir. involve + -ing kalıbında ikinci -ing biçimi, sürecin içerdiği bir adımı veya etkinliği belirtir. Bu yüzden involves heating, ısıtmanın sürecin gerekli ya da olağan parçalarından biri olduğu anlamına gelir. Bir süreci açıkça anlatmak için aktarılabilir the process of doing X involves doing Y kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi register ve show fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The process ____ for the course involves ____ a photo ID.
Cevabı göster
of registering · showing
thereby denaturing ricin and rendering it inactive. Notlar
1:36bu da risini denatüre ederek etkisiz hâle getirir.
Doğrudan sonuç için thereby + -ing
Thereby, “o eylem yoluyla” veya “doğrudan bir sonuç olarak” anlamına gelen resmî bir sonuç bağlayıcısıdır. Önceki heating eylemine gönderme yapar ve risinin denatüre olup etkisizleşmesini daha sonra gerçekleşen olaylar olarak değil, ısıtmanın doğrudan sonuçları olarak sunar. Burada thereby sözcüğünden sonra yeni bir çekimli yan cümle yerine -ing yan cümlesi gelir: thereby denaturing ... and rendering .... Bu kısa yapı, teknik veya akademik metinlerde bir eylemi bir ya da daha fazla sonuca bağlar.
Alıştırma
“Doğrudan bir sonuç olarak” anlamına gelen resmî bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The new seal stopped the leak, ____ preventing further damage.
Cevabı göster
thereby
render + nesne + sıfat: rendering it inactive
rendering it inactive ifadesinde render, “bir şeyi bir duruma getirmek” anlamına gelen resmî bir ettirgen fiildir. Ardından bir nesne (ricin’e, yani risine gönderme yapan it) ve sonuç durumunu bildiren bir sıfat (inactive) gelir. -ing biçimi rendering, denaturing ile paraleldir; ikisi de sürecin sonuçlarını açıklar. Aktarılabilir kalıp render + nesne + sıfat yapısıdır ve özellikle bilimsel, hukuki ve diğer resmî metinlerde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için render + it + inactive yapısının -ing biçimini kullanın: The treatment neutralizes the toxin, ____.
Cevabı göster
rendering it inactive
Pigments now use synthetic dyes due to cost and production efficiencies,
1:39Günümüzde maliyet ve üretim verimliliği nedeniyle pigmentlerde sentetik boyalar kullanılıyor,
although traditionally red pigments were extracted from dried and crushed cochineal insects.
1:43ancak kırmızı pigmentler geleneksel olarak kurutulup ezilmiş koşnil böceklerinden elde edilirdi.
Some blue pigments are created with ferric ferrocyanide.
1:48Bazı mavi pigmentler ferrik ferrosiyanürle üretilir.
it is unable to come apart to poison us by eyeshadow. Öbek fiiller
2:00ayrışıp göz farı yoluyla bizi zehirleyemez.
come apart: kendiliğinden ayrılmak veya dağılmak
Bu cümlede come apart, “parçalara ayrılmak” veya “dağılmak” demektir. Birbirine bağlı madde ayrılamadığı için zehirli bileşen serbest kalamaz. Come apart geçişsizdir: özne kendi kendine ayrılır. Fiziksel bir nesne ya da maddeyi anlatabildiği gibi bir planın bozulmaya başlaması gibi soyut durumları da anlatabilir.
Alıştırma
Fermuar kendi kendine ayrılıyor. Bu durumu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The zipper came to apart while I was walking.
- I came apart the zipper while I was walking.
- The zipper came apart while I was walking.
Cevabı göster
The zipper came apart while I was walking.
we recommend tossing the tube after 3 months of opening. Kelime
2:04tüpü açtıktan üç ay sonra atmanızı öneriyoruz.
When it comes to ile konuya giriş yapmak
“When it comes to”, sonraki ifadenin ele aldığı belirli konuyu veya yönü tanıtır. Burada konuyu maskaraya çevirir ve öneriyi bu ürünle sınırlar. Bu kalıp ifadede “it” belirli bir nesneyi göstermez, “comes” da hareket bildirmez. Yaygın yapı “When it comes to + isim öbeği veya -ing biçimi” şeklindedir ve ardından o konuyla ilgili bir yorum gelir.
Alıştırma
Konuyu tanıtan kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: “____ winter driving, good tires matter.”
Cevabı göster
When it comes to
Tossing the tube ile gündelik dilde “atmak”
Burada “tossing the tube”, kullanımı artık güvenli olmadığında maskara kabını atmak anlamına gelir. “Toss”, onu fiziksel olarak fırlatma hareketini vurgulamaz; “throw away” demenin gündelik bir yoludur. Günlük önerilerde “toss + nesne” yapısı, özellikle nesne istenmiyorsa, eskimişse veya güvenli değilse ondan kurtulmak anlamına gelir.
Alıştırma
“tossing the tube” önerisinde konuşan kişi ne yapılmasını öneriyor?
- Maskara kabını atmak.
- Eğlenmek için kabı havaya fırlatmak.
- Kabı saklayıp yalnızca dışını temizlemek.
Cevabı göster
Maskara kabını atmak.
Harmful bacteria of the streptococcus species and certain fungi
2:07Zararlı Streptococcus türü bakteriler ve bazı mantarların,
were discovered thriving in 36.4% of mascara tubes, Dilbilgisi
2:10maskara tüplerinin %36,4'ünde çoğaldığı tespit edildi.
were discovered thriving: edilgen discover + -ing
Were discovered thriving, discover something thriving etken yapısının edilgen biçimidir. Thriving, bakterilerle mantarların bulundukları andaki durumunu anlatan bir -ing tamamlayıcısıdır: o sırada etkin biçimde çoğalıyorlardı. Bu yapı, keşfi o anda gözlemlenen faaliyet veya durumla tek bir yan cümlede birleştirir. -ing biçimi keşfin amacını anlatmaz; thriving de mikroorganizmaların yararlı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Arıların bulunduklarında ne yaptığını göstermek için cümleyi live fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: A colony of bees was discovered ____ inside the roof.
Cevabı göster
living
and this is especially important for contact lens wearers,
2:15Bu, özellikle kontakt lens kullananlar için önemlidir,
as bacteria can easily enter the microabrasions caused by the lens itself.
2:18çünkü bakteriler lensin oluşturduğu mikro sıyrıklardan kolayca içeri girebilir.
as they're in a myriad of cosmetic products. Kalıp ifadeler
2:25çünkü sayısız kozmetik üründe bulunuyorlar.
a myriad of + çoğul sayılabilen isim
A myriad of cosmetic products ifadesinde a myriad of, çok büyük sayıda veya çeşitlilikte ürün anlamına gelir. Parabenlerin ne kadar geniş bir ürün yelpazesinde bulunduğunu güçlü biçimde vurgular, ancak kesin bir sayı vermez. Kalıp a myriad of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir; a myriad of products, options veya reasons gibi. Burada products çoğul sayılabilen isimdir.
Alıştırma
En doğal tamamlamayı seçin: The design team considered ___ before choosing the final layout.
- a myriad of options
- a myriad of choose
- a myriad options
- a myriad of option
Cevabı göster
a myriad of options
Paraben works by mimicking estrogen and binding to estrogen receptors. Dilbilgisi
2:27Paraben, östrojeni taklit edip östrojen reseptörlerine bağlanarak etki gösterir.
works by mimicking ... and binding ...: mekanizma ve paralel -ing biçimleri
work by + -ing biçimi, bir şeyin nasıl etkili olduğunu veya sonuç ürettiğini açıklayan mekanizmayı gösterir. Burada works by, “How does paraben work?” sorusunu yanıtlar; by yapanı veya konumu değil, yöntemi belirtir. Mimicking ve binding, aynı by'a bağlı paralel -ing biçimleridir. Ortak kalıp works by [doing A] and [doing B] şeklindedir; bu nedenle iki eylem de aynı dil bilgisi biçiminde kalmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen mekanizma kalıbıyla tamamlayın: The app ____ analyzing your schedule and suggesting the best meeting time.
Cevabı göster
works by
This can cause the expression of genes to be changed
2:31Bu, genlerin ifade edilme biçimini değiştirebilir
Additionally, it can lead to the growth of certain breast cancer cells.
2:36Ayrıca bazı meme kanseri hücrelerinin büyümesine yol açabilir.
However, many products are switching to paraben-free, Kelime
2:40Ancak birçok ürün parabensiz formüllere geçiyor
paraben-free içindeki -free: “içermeyen” anlamı
Üretken -free eki bir isme eklenir ve “o maddeyi veya özelliği içermeyen” anlamına gelir. Bir ürün etiketinde paraben-free, formülün paraben içermediğini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + -free şeklindedir. a sugar-free drink örneğinde olduğu gibi bir ismi niteleyebilir veya This bread is gluten-free. örneğindeki gibi bir bağlama fiilinden sonra gelebilir.
Alıştırma
Ürün açıklamasını kısa çizgili tek bir sözcükle tamamlayın: This bread contains no gluten. It is ____.
Cevabı göster
gluten-free
and a lot of research still needs to be done in order to reach any definitive conclusions. Notlar
2:42ve kesin bir sonuca varabilmek için hâlâ çok daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.
Needs to be done: gereklilik bildiren edilgen yapı
Needs to be done, need to do yapısının edilgen biçimidir. a lot of research öznesi eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir: araştırmayı insanların yapması gerekir, ancak cümlede bu kişiler belirtilmez. Bir şeyin yapılması gerekli olduğunda ve sorumlu kişi bilinmediğinde, zaten belli olduğunda ya da önemli olmadığında “özne + need(s) to be + geçmiş zaman ortacı” yapısını kullanın. Buradaki still, gerekli araştırmanın henüz tamamlanmadığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi need to do yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: The final safety check ____ before the doors open.
Cevabı göster
needs to be done
Reach any definitive conclusions: reach a conclusion sözcük birlikteliği
Reach a conclusion, düşünme, tartışma veya araştırma sonrasında bir yargıya varmayı anlatan standart sözcük birlikteliğidir. Bu cümlede reach any definitive conclusions, meseleyi çözüme kavuşturacak kadar sağlam bir veya daha fazla sonuca ulaşmak anlamına gelir. İfade kesin hüküm vermek yerine temkinlidir: bu tür sonuçlara varılabilmesi için daha fazla araştırma gerekir. Kesin bir sonuca zaten ulaşıldığını söylemez.
Alıştırma
Kanıtları inceledikten sonra bir sonuca varmayı anlatan doğal sözcük birlikteliğini hangi cümle kullanıyor?
- After months of testing, the team reached a definitive conclusion.
- After months of testing, the team made a definitive conclusion.
- After months of testing, the team got a definitive conclusion.
Cevabı göster
After months of testing, the team reached a definitive conclusion.
We made a YouTube makeup tutorial parody on AsapTHOUGHT
2:47AsapTHOUGHT'ta bir YouTube makyaj eğitimi parodisi hazırladık
all while looking ridiculous and having some laughs. Dilbilgisi
2:54bunu yaparken de gülünç görünüp bol bol güldük.
the science behind: altta yatan ilkeler ve mekanizmalar
“the science behind X” ifadesinde behind mecaz anlamdadır. Fiziksel bir konumu değil, X’in nasıl çalıştığını açıklayan bilimsel ilkeleri veya mekanizmaları belirtir. Bu cümlede ifade, söz konusu kimyasalların yaygın makyaj ürünlerinde nasıl ve neden kullanıldığını açıklayan bilimi anlatır. Daha genel olarak “the ... behind X”, dikkati insanların gözlemleyebildiği şeyden onun altında yatan açıklamaya yöneltir.
Alıştırma
“The article explains the science behind noise-canceling headphones.” cümlesinde “the science behind” ne anlama gelir?
- kulaklıkların nasıl çalıştığını açıklayan bilimsel ilkeler
- kulaklıkların fiziksel olarak arkasında bulunan alan
- kulaklıkları tasarlayan bilim insanlarının listesi
Cevabı göster
kulaklıkların nasıl çalıştığını açıklayan bilimsel ilkeler
all while looking ... and having ...: eş zamanlı eylemler
“All while + -ing”, ana olay sürerken devam eden bir eylem veya durumu ekler ve çoğu zaman vurgu ya da karşıtlık etkisi yaratır. Burada looking ridiculous ve having some laughs eylemlerinin ikisi de parodi hazırlanırken gerçekleşir; all miktarı değil, eylemlerin sürekli biçimde örtüşmesini vurgular. Looking ve having eylemlerinin öznesinin made fiilinin öznesi olan we olduğu anlaşılır. Paralel iki -ing biçimi de all while yapısına bağlıdır.
Alıştırma
Cümleyi all while ve take fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya led the meeting, ____ notes for the absent manager.
Cevabı göster
all while taking
Check out the parody with the link in the description,
2:56Açıklamadaki bağlantıdan parodiyi izleyin
and subscribe for more weekly science videos.
2:59ve her hafta yeni bilim videoları için abone olun.