Neden Her Zaman Yorgunsun?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video açıklaması: Bu video, yeterince uyuyan birinin neden hâlâ yorgun olabileceğini egzersiz, kafein, sıvı, alkol, ruh sağlığı, biyolojik saat ve tıbbi nedenler üzerinden inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. even when (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): ödünleyici koşulun beklenmedik sonucu değiştirmediğini anlayın; bunu yalnızca zaman bildiren when ile karıştırmayın. 2. sleeping in (Deyimsel fiiller): normalden geç kalkmak veya yatakta daha uzun kalmak anlamını tanıyın; in fiziksel yön göstermez. 3. 9-to-5 world (Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı): geleneksel gündüz çalışma düzenine göre işleyen toplumu ve bunun gece insanının biyolojik saatiyle çatışmasını anlayın.
Bu derste
Some people are so full of life and energy, Kalıp ifadeler
0:00Bazı insanlar hayat ve enerji doludur,
full of life and energy: hayat ve enerji dolu
Burada full of life and energy, canlı, hareketli ve bir şeyler yapmaya hevesli kişileri anlatır. Sıcak ve olumlu bir betimlemedir. Buradaki full of + isim yapısı, bir kabın gerçek anlamda dolu olmasını anlatmaz. Bir özelliği kişinin bolca sahip olduğu bir şey gibi sunar: full of life, full of energy veya ikisi birlikte.
Alıştırma
Bu derste geçen ve «canlı ve enerjik» anlamına gelen beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: After her nap, Ana was ____.
Cevabı göster
full of life and energy
but for some reason even when you seem to get more than enough sleep, Dilbilgisi
0:02ama nedense yeterinden fazla uyuduğunuzu düşünseniz bile,
you're still fighting off yawns and fatigue through the day. Öbek fiiller
0:05gün boyunca esneme ve yorgunluk hissiyle mücadele etmeye devam edersiniz.
even when: ... olduğunda bile
Even when, normalde farklı bir sonuç beklemenize yol açacak bir durumu anlatır. Örnekte, yeterince uyumak yorgunluğu önlemelidir; ancak esneme ve yorgunluk devam eder. Even when ifadesinden sonra bir zaman veya koşul gelir; ardından yine de gerçekleşen sonuç verilir. Tekrarlanan bir düzeni veya bu koşulun ortaya çıktığı her durumu anlatabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi «gökyüzünün açık göründüğü her seferde» demek ve şemsiye taşımanın şaşırtıcı olduğunu vurgulamak istiyor. En uygun ifadeyi seçin: Sam takes his umbrella ___ the sky looks clear.
- even when
- when
- even though
Cevabı göster
even when
fight off yawns and fatigue: esneme ve yorgunluğa direnmek
Burada fighting off, esneme ve yorgunluğun kişiyi ele geçirmemesi için bunlara karşı koymaya çalışmak demektir. İstenmeyen bir fiziksel duruma aktif biçimde direnme anlamı taşır; gerçek anlamda kavga etmek değildir. Kalıp fight off + istenmeyen şey şeklindedir. Bir hastalığa, saldırıya, uyku hâline veya başka bir zararlı etkiye karşı koymayı anlatabilir.
Alıştırma
Hangi ifade cümleyi ‘istenmeyen bir duyguya aktif biçimde direnmek’ anlamıyla en iyi tamamlar? Nina stood up and stretched to ___ her sleepiness.
- look after
- fight off
- run into
Cevabı göster
fight off
If you know the number of hours of sleep isn't the problem,
0:11Sorunun kaç saat uyuduğunuz olmadığını biliyorsanız,
comes from lack of physical activity and a poor diet.
0:15fiziksel aktivite eksikliği ve sağlıksız beslenmedir.
Study after study finds that adults who began light exercise a few times a week Anlatım akışı
0:18Peş peşe yapılan araştırmalar, haftada birkaç kez hafif egzersiz yapmaya başlayan yetişkinlerin
reported more energy after 6 weeks.
0:22altı hafta sonra daha fazla enerjileri olduğunu bildirdiklerini ortaya koyuyor.
Study after study ile birikmiş kanıtı vurgulamak
Study after study, ayrı öğeleri devam eden bir dizi olarak sunmak için ‘tekil isim + after + aynı tekil isim’ kalıbını kullanır. Burada kanıtı öne çıkarır ve dinleyiciye tek bir araştırmanın aşamalarının değil, birçok ayrı araştırmanın tekrar tekrar aynı genel sonuca ulaştığını anlatır. Tekrarlanan ifade finds fiilinin öznesi olarak görev yapar. Her araştırma sırayla ele alındığı için İngilizcede bu kalıpta genellikle Study after study finds veya has found biçiminde tekil uyum kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, birçok ayrı araştırmadan gelen birikmiş kanıtı en açık biçimde vurgular?
- Study after study finds that regular breaks improve attention.
- Researchers are planning a study about regular breaks.
- One study suggests that regular breaks may improve attention.
Cevabı göster
Study after study finds that regular breaks improve attention.
People who exercise more regularly also report sleeping better,
0:25Daha düzenli egzersiz yapanlar daha iyi uyuduklarını da söylüyor,
even though studies show that they aren't sleeping any longer. Dilbilgisi
0:28üstelik araştırmalar daha uzun süre uyumadıklarını gösteriyor.
even though: Karşıtlık Oluşturan İki Gerçeği Bağlamak
Even though, ana cümledeki ifadeyi şaşırtıcı hâle getiren bir gerçeği aktarır. Burada insanlar daha iyi uyuduklarını bildirirken araştırmalar daha uzun süre uyumadıklarını gösterir; iki ifade de gerçek olarak sunulur. even though + yan cümle, gerçeği şu olmasına rağmen anlamını verir. Bu yan cümle ana cümleden önce veya sonra gelebilir.
Alıştırma
İki düşünceyi de gerçek olarak sunup bunları even though ile bağlayan cümle hangisidir?
- Leo wore his coat when the afternoon became warm.
- Leo wore his coat even though the afternoon was warm.
- Leo will wear his coat even if the afternoon becomes warm.
Cevabı göster
Leo wore his coat even though the afternoon was warm.
go straight for + isim: Bir Şeyi İlk Seçenek Yapmak
go straight for + isim, önce başka bir seçeneği denemeden bir hedefe hemen yönelmek, uzanmak veya onu seçmek anlamına gelir. Straight, yolun şeklinin düz olduğunu değil, tepkinin doğrudan olduğunu anlatır. Olumsuz emir don't go straight for your cup of Joe, kahveyi ilk çözüm olarak seçmemeyi öğütler. Cup of Joe, bir fincan kahvenin günlük ve samimi bir adıdır.
Alıştırma
Başka bir şey denemeden hemen seçmek anlamındaki hedef ifadeyle öğüdü tamamlayın: If you feel tired, don't ____ an energy drink; drink some water first.
Cevabı göster
go straight for
cup of Joe: kahve için kullanılan samimi bir ifade
Burada cup of Joe, “bir fincan kahve” anlamına gelir. Bu ifadede Joe bir kişi değildir; ifadenin tamamı tek bir deyim olarak kullanılır. Özellikle Amerikan İngilizcesinde kahveden bahsetmenin gündelik bir yoludur. Sözcükleri ayrı ayrı çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
"My dad has a cup of Joe before work," cümlesinde cup of Joe ne anlama gelir?
- Bir fincan kahve
- Bir fincan çay
- Joe'ya ait bir fincan
Cevabı göster
Bir fincan kahve
While many studies show coffee is good for your health,
0:34Birçok araştırma kahvenin sağlığa faydalı olduğunu gösterse de
research shows that your reliance on it can make you more sleepy. Kalıp ifadeler
0:36araştırmalar, ona bel bağlamanın sizi daha uykulu yapabileceğini gösteriyor.
reliance on it: reliance ismiyle on kullanımı
Reliance on it, “ona bağımlılık” anlamına gelir. Burada it kahveyi belirtir; dolayısıyla ifade, yalnızca ara sıra kahve içmeyi değil, kahveye bağımlı olmayı anlatır. Reliance isminden sonra, bağımlı olunan kişi veya şeyi belirtmek için normalde on gelir: reliance on technology, reliance on a friend. Kalıp reliance on + isim veya zamirdir.
Alıştırma
Cümleyi reliance ve onunla kullanılan olağan edatla tamamlayın: The team is trying to reduce its ____ one star player.
Cevabı göster
reliance on
As a result, people who don't use caffeine often Anlatım akışı
0:51Sonuç olarak, sık sık kafein tüketmeyen kişiler
report feeling less tired in the mornings.
0:54sabahları kendilerini daha az yorgun hissettiklerini söylüyor.
As a result: bir sonucu tanıtmak
“As a result”, daha önce verilmiş bir neden ya da açıklamaya geri gönderme yapar ve sonraki bilginin bunun sonucu olduğunu belirtir. Burada kafein ve uyku hakkındaki önceki açıklamayı, sık kafein tüketmeyen kişilerin sabahları daha az yorgun hissettiği gözlemiyle ilişkilendirir. Sonuçtan önce, çoğu zaman bir cümlenin veya yan cümlenin başında kullanılır. Görevi neden-sonuç zincirini düzenlemektir; yeni bir neden eklemek değildir.
Alıştırma
Cümleyi, sonucu açıkça tanıtan ders ifadesiyle tamamlayın: The storm damaged several power lines. ____, the neighborhood lost electricity.
Cevabı göster
As a result
You might consider making sure you're fully hydrated Dilbilgisi
0:56Önce yeterince sıvı aldığınızdan emin olmak için
consider making sure: nazik bir öneri
“consider making sure” ifadesinde consider sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir: consider + making. Making sure, bir şeyin kesinlikle doğru olduğundan emin olmak için kontrol etmek veya harekete geçmek anlamına gelir. You might ile birlikte kullanıldığında, önce su içmek bir emir olarak değil, düşünülebilecek bir seçenek olarak sunulur. Tekrar kullanılabilen might consider + -ing kalıbı nazik bir öneri verir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before leaving home, you might consider ____ the door is locked.
Cevabı göster
making sure
One study found that a drop of 1.5% Kalıp ifadeler
0:59Bir araştırma, yalnızca %1,5'lik bir düşüşün bile,
can cause difficulty concentrating. Dilbilgisi
1:03odaklanma güçlüğüne yol açabileceğini ortaya koydu.
a drop of 1.5% in our body's normal water levels: vücudun normal su seviyelerinde %1,5'lik düşüş
a drop of 1.5% in our body's normal water levels ifadesinde of 1.5% düşüşün miktarını gösterir. Bu, su seviyesinin %1,5 azaldığı anlamına gelir; %1,5 geriye kalan seviye değildir. in ile başlayan bölüm değişen ölçütü, yani vücudumuzun normal su seviyelerini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a drop of + miktar + in + ölçüttür.
Alıştırma
Düşüş miktarını ve değişen ölçütü gösteren iki edatla cümleyi tamamlayın: The report showed a drop ____ 8% ____ online sales.
Cevabı göster
of · in
cause difficulty concentrating: odaklanma güçlüğüne yol açmak
cause difficulty concentrating ifadesinde cause bir şeyin olmasına yol açmak, difficulty ise sorunu oluşturan güçlük anlamına gelir. Concentrating, hangi eylemin zor olduğunu gösteren -ing biçimidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp cause difficulty + -ing şeklindedir: cause difficulty sleeping, walking, or reading. Burada odaklanmayı zorlaştırmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi concentrate sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Background noise can cause difficulty ____ during a test.
Cevabı göster
concentrating
Your blood thickens, which slows down nutrients and oxygen Öbek fiiller
1:05Kanınız koyulaşır; bu da besinlerin ve oksijenin
slows down: bir sürecin daha uzun sürmesine neden olmak
Burada slows down geçişli bir öbek fiildir: kanın koyulaşması, besinlerin ve oksijenin hareketinin daha uzun sürmesine neden olur. Nesne, nutrients and oxygen getting to your muscles and organs ifadesinin anlattığı sürecin tamamıdır; bir kişiye daha yavaş hareket etmesi söylenmiyor. X slows down Y kalıbı, X’in Y’nin hızını veya ilerleme oranını düşürdüğü anlamına gelir. Fiziksel hareketi, büyümeyi, çalışmayı, teslimatı veya başka herhangi bir süreci anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi slow down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Heavy traffic ____ deliveries across the city.
Cevabı göster
slows down
However, a 2% drop is enough to make you feel thirsty.
1:10Ancak %2'lik bir düşüş, susamanız için yeterlidir.
So, while there's no need to be gulping down gallons of water, Notlar
1:13Yani litrelerce suyu bir çırpıda içmenize gerek olmasa da
Gulping down: büyük yudumlarla hızla içmek
Burada gulping down, bir şeyi büyük yudumlarla çok hızlı içmek demektir. Yalnızca drink demeye göre daha güçlü ve canlı bir görüntü oluşturur. Down, gulp down öbek fiilini tamamlar; suyun aşağı yönde hareket ettiğini değil, suyun tüketilmesini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi gulp down ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: He was so thirsty that he ____ the whole glass of water in seconds.
Cevabı göster
gulped down
staying hydrated throughout the day will certainly help.
1:16gün boyunca yeterince sıvı almanız kesinlikle yardımcı olacaktır.
there's no need to be gulping down: aşırı davranışı nazikçe düzeltmek
There's no need to be gulping down ... ifadesi, bilerek çok büyük miktarlarda su içmenin gereksiz olduğunu nazikçe belirtir. Aşırı bir tepkiyi düzeltir; su içmeyi yasaklamaz veya yeterince su içme önerisini geçersiz kılmaz. There's no need to + fiil yapısı, bir eylemi yasak değil gereksiz olarak sunar. Burada to be + -ing kullanımı eylemi sürmekte olan, tekrarlanan veya aşırı bir davranış olarak gösterirken gulp down büyük yudumlarla hızlıca içmek anlamına gelir.
Alıştırma
Nazik düzeltmeyi öğrendiğiniz kısaltılmış yapıyla tamamlayın: You can check the app occasionally, but ____ refreshing it every minute.
Cevabı göster
there's no need to be
Any darker and it's time for some water. Dilbilgisi
1:20Daha koyuysa su içme zamanı gelmiş demektir.
Any darker and...: kısa koşul-sonuç kalıbı
Cümlede any + karşılaştırma biçimi + and + sonuç şeklindeki kısa kalıp kullanılır. Any darker, “biraz daha koyu hâle gelirse” anlamına gelir; and sonrasındaki bölüm ise sonucu, yani su içme vaktinin geldiğini belirtir. Ölçülen niteliğin ne olduğu bağlamdan zaten anlaşıldığı için tam if yan cümlesi atılır. Burada and, eşik oluşturan koşulu sonucuna bağlar; yalnızca ikinci bir olgu eklemez.
Alıştırma
Oda, rahat kabul edilen en yüksek sıcaklıkta. Any + warm sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanarak kısa koşulu tamamlayın: ____ and we'll turn on the fan.
Cevabı göster
Any warmer
Those glasses of wine or beers before bed
1:22Yatmadan önce içtiğiniz birkaç kadeh şarap veya bira da
while test subjects would fall asleep faster, Kalıp ifadeler
1:29deneklerin daha hızlı uykuya daldığını,
their quality of sleep was actually much lower,
1:31ancak uyku kalitelerinin aslında çok daha düşük olduğunu,
fall asleep: uyanıklıktan uykuya geçmek
Fall asleep, uyanık durumdan uyku durumuna geçmek demektir. Burada fall yere düşmek anlamına gelmez; yeni bir duruma girmeyi anlatmaya yardımcı olur. Bu ifade uyumaya başlanan ana veya sürece odaklanır. Bu nedenle fall asleep faster, daha hızlı uykuya dalmak anlamına gelir.
Alıştırma
Leo’nun saat dokuzda uyanık durumdan uyku durumuna geçtiğini söyleyen cümle hangisidir?
- Leo fell asleep at nine.
- Leo went to bed at nine.
- Leo was asleep at nine.
Cevabı göster
Leo fell asleep at nine.
particularly during the second half of their night's sleep.
1:33özellikle de gece uykularının ikinci yarısında bunun belirginleştiğini gösterdi.
Ultimately, alcohol reduces the amount of REM sleep you get. Kültür
1:36Sonuçta alkol, REM uykusunda geçirdiğiniz süreyi azaltır.
REM sleep: hızlı göz hareketi uykusu
REM, rapid eye movement yani “hızlı göz hareketi” ifadesinin kısaltmasıdır. REM sleep belirli bir uyku evresinin adıdır; “kalan” anlamına gelen bir kısaltma değildir. Bu cümlede the amount of REM sleep, bu evrede geçirilen süre anlamına gelir. İfade, alkolün kişinin uykusundaki bu bölümü azalttığını söylüyor.
Alıştırma
Burada REM sleep ne anlama gelir?
- Sabahtan önce kalan uyku süresi
- Kişi hâlâ uyanıkken verilen kısa bir dinlenme
- Adını hızlı göz hareketinden alan bir uyku evresi
Cevabı göster
Adını hızlı göz hareketinden alan bir uyku evresi
And if you're binge drinking and sleeping in on the weekends, Notlar
1:39Hafta sonları aşırı içip sabahları geç kalkıyorsanız,
binge drinking: tek seferde çok miktarda alkol tüketmek
Binge drinking, tek bir seferde veya kısa bir zaman içinde çok miktarda alkol tüketmek demektir. Her türlü alkol kullanımını değil, kısa sürede yoğunlaşan bir içme biçimini anlatır. Sağlık kuruluşları farklı sayısal eşikler kullanabilir. Kesin sınır önemliyse kaynağı kontrol edin; bu cümledeki ana fikir, tek seferde çok yoğun alkol tüketimidir.
Alıştırma
Hangi durum en doğru şekilde binge drinking olarak tanımlanır?
- Bir yetişkin akşam yemeğinde küçük bir içki içer.
- Bir yetişkin tek bir akşamda çok fazla alkol tüketir.
- Bir yetişkin pazar günü normalden daha geç uyanır.
Cevabı göster
Bir yetişkin tek bir akşamda çok fazla alkol tüketir.
sleep in: normalden daha geç uyanmak
Sleep in, normalden veya planlanandan daha uzun süre uyuyup daha geç uyanmak demektir. Cümlede sleeping in, hafta sonu uyanma saatinin daha geçe kaymasını anlatır. Burada in, öbek fiilin bir parçasıdır; içeride anlamına gelmez. Geç uyanmak toplam uyku süresini artırabilir, ancak temel anlam uyanma saatinin daha geç olmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi “normalden daha geç uyanmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Tomorrow is a holiday, so I can ____.
Cevabı göster
sleep in
be aware that a consistent sleep schedule is key. Notlar
1:42düzenli bir uyku programının çok önemli olduğunu unutmayın.
be aware that: önemli bir hatırlatma yapmak
Bu cümlede be aware that, dinleyiciye önemli bir gerçeği fark edip hatırlamasını söyler: aynı uyku düzenini korumak önemlidir. Ardından gelen bilginin insanların bilmesi gereken bir şey olduğunu açıkça belirtmek istediğinizde be aware that + yan cümle yapısını kullanın. “Bu gerçeği aklında tut” anlamına gelir; “kork” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hatırlatmayı tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: “_____ the library closes at 6 p.m.”
- Be afraid that
- Be aware that
- Beware of
Cevabı göster
Be aware that
is key: bir şeyin vazgeçilmez olduğunu söylemek
is key ifadesinde key, “çok önemli” veya “vazgeçilmez” anlamına gelen bir sıfattır. Cümle, düzenli bir uyku programının iyi uyumak için en önemli şeylerden biri olduğunu söyler. X is key kalıbı X’i kısa ve güçlü biçimde vurgular. Buradaki key fiziksel bir anahtar veya klavye tuşu değildir.
Alıştırma
Cümleyi “vazgeçilmez” anlamındaki ders sözcüğüyle tamamlayın: “Listening carefully is ____ to following the directions.”
Cevabı göster
key
Try waking up close to your normal time on weekends Dilbilgisi
1:45Hafta sonları da normal uyanma saatinize yakın bir saatte kalkmayı
and having short 20-minute naps in the day. Dilbilgisi
1:47ve gün içinde 20 dakikalık kısa şekerlemeler yapmayı deneyin.
Try waking up: olası bir çözümü denemek
Try waking up ifadesinde try sözcüğünü fiilin -ing biçimi olan waking izler. try + -ing yapısı, nasıl bir sonuç vereceğini görmek için bir eylemi veya yöntemi denemek anlamına gelir. Burada normal saate yakın uyanmak, yalnızca çaba gerektiren zor bir iş olarak değil, denenebilecek bir strateji olarak sunulur.
Alıştırma
Bir yöntemi denemeyi önermek için cümleyi sleep fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: To see whether morning light helps, try ____ with the curtains slightly open.
Cevabı göster
sleeping
20-minute naps: isimden önce tekil ölçü birimi
Burada 20-minute, naps ismini niteleyen birleşik bir sıfattır. Bu niteleyicinin içinde sayı ile birim kısa çizgiyle birleştirilir ve ana isim naps çoğul olsa da minute tekil kalır. Bu yapı, bir ölçünün isimden önce tek bir betimleyici birim gibi çalışmasını sağlar.
Alıştırma
On dakikalık süreyi anlatan birleşik niteleyiciyi tamamlayın: We took a ____ break between lessons.
Cevabı göster
ten-minute
without going into deep sleep and making you more tired. Dilbilgisi
1:51ama derin uykuya dalıp daha da yorulmanıza neden olmaz.
without going ... and making ...: iki paralel -ing öbeği
Burada without, kısa uykuların önlediği iki sonucu tanıtır. going into deep sleep ve making you more tired şeklindeki paralel iki -ing öbeğinin ikisini de yönetir. İkinci öbek yeni bir ana eylem başlatmaz. Aktarılabilir kalıp do X without doing A and doing B şeklindedir. Her iki tamamlayıcının da -ing biçiminde tutulması, ikisinin de without'a bağlı olduğunu ve kaçınılan iki sonuç olarak sunulduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
without iki paralel eylemi yönetecek şekilde cümleyi parantez içindeki fiillerin -ing biçimleriyle tamamlayın: The update installed without ____ my files and ____ my settings. (delete; change)
Cevabı göster
deleting · changing
You're also more likely to fall asleep at the correct time on Sunday evening,
1:54Ayrıca pazar akşamı doğru saatte uykuya dalma olasılığınız artar,
making Monday morning easier: sonuç bildiren bir -ing öbeği
Virgülden sonraki making Monday morning easier ifadesi, önceki durumun tamamının sonucunu belirtir: pazar akşamı doğru saatte uykuya dalma olasılığının daha yüksek olması. Anlamı which makes Monday morning easier ifadesine yakındır. Bu ifadede making, make + nesne + sıfat kalıbını kullanır: Monday morning nesnedir, easier ise ortaya çıkan durumu tanımlar. making'in örtük nedeni Sunday evening değil, önceki durumun tamamıdır.
Alıştırma
İkinci düşünceyi bir sonuç olarak sunmak için cümleyi parantez içindeki fiilin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The new checklist catches errors earlier, ____ the final review faster. (make)
Cevabı göster
making
Of course, your mental well-being plays a role, too. Kalıp ifadeler
1:59Elbette ruhsal sağlığınız da bunda rol oynar.
plays a role: bir sonuca katkıda bulunmak
Bu cümlede plays a role, sonucu “etkiler” veya “sonucun oluşmasına katkıda bulunur” anlamına gelir. Zihinsel esenlik, yorgunluğu etkileyebilecek etkenlerden biri olarak sunulur. Bu ifade sahnede bir rolü canlandırmak anlamında değildir. Too, bu etkenin diğer nedenlere eklendiğini gösterir; yani tek neden olduğu söylenmez.
Alıştırma
Cümleyi play a role ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Many things affect a garden, and sunlight ____ in how well the plants grow.
Cevabı göster
plays a role
a big one: bilinen bir kategori isminin yerini almak
Anxiety is a big one cümlesinde one, bağlamdan anlaşılan tekil bir kategori isminin, yani factor veya cause sözcüğünün yerini alır. Böylece isim tekrar edilmez; tam anlam Anxiety is a big factor ifadesine denktir. Burada big fiziksel büyüklüğü değil, önemi veya etkinin gücünü anlatır. İfade kaygıyı daha büyük bir gruptaki önemli etkenlerden biri olarak sunar; one bir kişiyi veya bir sayısını göstermez.
Alıştırma
“The club has several problems. Low attendance is a big one,” cümlesinde a big one ne anlama gelir?
- fiziksel olarak büyük bir şey
- önemli bir sorun
- katılımı düşük bir kişi
Cevabı göster
önemli bir sorun
worrying what people think, always feeling tense about work, Dilbilgisi
2:02İnsanların ne düşündüğünü dert etmek, işle ilgili sürekli gergin hissetmek,
or being overly concerned about every decision
2:05veya her karar hakkında gereğinden fazla kaygılanmak
Tek bir özne oluşturan paralel -ing öbekleri
Cümle üç paralel -ing öbeğiyle başlar: “worrying what people think”, “always feeling tense about work” ve “being overly concerned about every decision”. Her öbek bir eylemi ya da durumu adlandırır ve üçü de aynı dil bilgisi biçimini kullanır. Bu üç öbek birlikte birleşik bir özne oluşturur. Ortak yüklem olan “can be physically exhausting”, yalnızca “being overly concerned about every decision” öbeği için değil, listenin tamamı için geçerlidir. Liste öğelerini paralel tutmak uzun bir öznenin daha kolay anlaşılmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle üç paralel -ing öbeğini ortak bir yükleme bağlanan birleşik bir özne olarak doğru kullanır?
- Checking every message, worrying about small mistakes, and staying awake too late can leave you tired.
- Check every message, worrying about small mistakes, and to stay awake too late can leave you tired.
- Checking every message, to worry about small mistakes, and staying awake too late can leave you tired.
Cevabı göster
Checking every message, worrying about small mistakes, and staying awake too late can leave you tired.
Not only that, but anxiety may be affecting your sleep quality. Anlatım akışı
2:14Dahası, kaygı uyku kalitenizi de etkiliyor olabilir.
Not only that, but ile daha güçlü bir nokta eklemek
“Not only that, but” cümleleri ve düşünceleri birbirine bağlayan bir ifadedir. Burada “that”, önceki noktanın tamamına, yani kaygının fiziksel olarak yorucu olabileceği düşüncesine gönderme yapar. Ardından ifade başka bir etkiyi tanıtır: kaygı uyku kalitesini de düşürebilir. Bu bağlayıcı, açıklamayı ileri taşır. Dinleyiciye, konuşmacının önceki noktayı yalnızca tekrarlamadığını; çoğu zaman daha dikkat çekici veya önemli olan başka bir nokta eklediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi ikinci önemli noktayı eklemek için “Not only that, but” ifadesini doğru kullanır?
- The bus is often late. That only, but it stops running at eight.
- The bus is often late. Not only that, but it stops running at eight.
- The bus is often late. Not only the bus, but it stops running at eight.
Cevabı göster
The bus is often late. Not only that, but it stops running at eight.
depression can cause both physical and emotional fatigue,
2:18depresyon hem fiziksel hem de duygusal yorgunluğa yol açabilir,
which more sleep won't necessarily relieve. Dilbilgisi
2:21ancak daha fazla uyumak bu yorgunluğu her zaman gidermez.
which more sleep won't necessarily relieve: which'in nesne olduğu ilgi cümleciği
Bu ilgi cümleciğinde which, önceki physical and emotional fatigue ifadesine gönderme yapar. Relieve fiilinin nesnesidir: daha fazla uyumak bu yorgunluğu gidermeyebilir. Sıralama nesne + özne + fiildir: which + more sleep + won't necessarily relieve. Which zaten nesne konumunu doldurduğu için relieve fiilinden sonra it eklemeyin.
Alıştırma
Hangi cümlede which, relieve fiilinin nesnesi olarak doğru kullanılmış ve ikinci bir nesne eklenmemiştir?
- The medicine caused an itch, which a cool shower did not relieve it.
- The medicine caused an itch, which did not disappear after a cool shower.
- The medicine caused an itch, which a cool shower did not relieve.
Cevabı göster
The medicine caused an itch, which a cool shower did not relieve.
or the inability to fall asleep in the first place. Deyimler
2:25ya da hiç uykuya dalamamaya neden olur.
in the first place: en başından beri veya hiç
Burada in the first place, en başından beri ya da hiç anlamına gelir. Kişi uykuya başlamaz; dolayısıyla sorun az uyumak değil, uykunun hiç başlamamasıdır. Bu ifade, bir eylemin veya durumun başlangıç noktasına dönüp bakmak için olumsuz cümlelerde ya da sorularda sık kullanılır. Fiziksel bir yeri veya birinci olmayı anlatmaz.
Alıştırma
Planın en başından beri kötü bir fikir olduğunu anlatmak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? We shouldn't have agreed to this plan _____.
- in the first place
- in first place
- at first
Cevabı göster
in the first place
No quick fix: basit ve anında işe yarayan çözüm yok
Quick fix, özellikle karmaşık bir sorun için hemen ya da çok az çabayla işe yarayan basit bir çözümü anlatan bir deyimdir. No quick fix ifadesindeki no, tek bir kolay adımın sorunu çözebileceği fikrini reddeder. Burada bu ifade, depresyonun tek ve basit bir önlemle anında çözülemeyeceğini belirtir. Tedavinin, desteğin veya zaman içinde iyileşmenin imkânsız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersteki ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: 'The computer has several serious problems, so there is ____.'
Cevabı göster
no quick fix
do suffer içindeki vurgulayıcı do
Olumlu bir cümlede, ifadenin gerçekten doğru olduğunu vurgulamak için fiilin yalın hâlinden önce do eklenebilir. Bu nedenle do suffer, gerçekten ya da hakikaten acı çekmek anlamına gelir; do ayrı bir eylem değildir. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada who, çoğul Americans sözcüğüne gönderme yaptığı için geniş zamanda do kullanılır ve suffer yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Bu derste öğretilen vurgulayıcı yardımcı fiille İngilizce yanıtı tamamlayın: 'I ____ understand your concern.'
Cevabı göster
do
see your physician or psychologist: see fiilinin ‘danışmak’ anlamı
Bu cümlede see, “gözle görmek” değil, “danışmak veya hizmet almak” anlamındadır. Verilen tavsiye, yardım almak için bu uzmanlardan biriyle iletişime geçmektir. see + sağlık uzmanı, İngilizcede başka durumlara da aktarılabilen yaygın bir yapıdır: see a doctor, see your physician veya see a psychologist. Physician, tıp doktoru için kullanılan nispeten resmî bir kelimedir; psychologist ise psikoloji uzmanını belirtir.
Alıştırma
Tavsiyeyi vurgulanan danışma ifadesiyle tamamlayın: If you remain worried about your mental health, ____.
Cevabı göster
see your physician or psychologist
Finally, you might also simply be a night owl. Deyimler
2:35Son olarak, yalnızca bir gece kuşu da olabilirsiniz.
night owl: geç saatleri tercih eden kişi
Night owl, doğal olarak geç saatlere kadar uyanık kalmayı tercih eden ve geceleri çoğu zaman daha uyanık veya üretken olan kişi için kullanılan gündelik bir benzetmedir. Cümlede geç saatli bir yaşam düzeninin basit bir olası açıklamasını sunar. Bu ifade, gerçek bir baykuşu ya da tek başına tıbbi bir teşhis veya uyku bozukluğunu değil, alışılmış bir saat tercihini anlatır. Yaygın yapı be a night owl şeklindedir.
Alıştırma
Açıklamayı gündelik deyimle tamamlayın: Nora is energetic at midnight and prefers sleeping late. She is a ____.
Cevabı göster
night owl
Around 20% of the population have genetics
2:38Nüfusun yaklaşık %20'si, genetik özellikleri nedeniyle
making them predisposed to staying up late. Kelime
2:40geç saatlere kadar uyanık kalmaya yatkındır.
predisposed to staying up late: be predisposed to + -ing
Bu cümlede predisposed to staying up late, genetik etkenlerin bazı insanları doğal olarak geç saatlere kadar uyanık kalmaya daha yatkın hâle getirdiğini anlatır. Kesinliği değil, artmış bir eğilimi ifade eder. Kalıp be predisposed to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden stay değil staying kullanılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi stay up late ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Because of his body clock, he may be predisposed ____.
Cevabı göster
to staying up late
may make it difficult for you to get the proper amount of sleep. Dilbilgisi
2:44ihtiyacınız olan miktarda uyumanızı zorlaştırabilir.
9-to-5 world: gündüz programlarına göre düzenlenmiş bir toplum
9-to-5 world ifadesinde 9-to-5, yaklaşık sabah 9'dan akşam 5'e kadar süren geleneksel gündüz çalışma düzenini anlatır. World gezegeni değil, çevremizdeki toplumsal sistemi ifade eder. Bu ifade; işin, okulun, hizmetlerin ve günlük düzenin çoğunlukla gündüz saatlerine göre planlandığı düşüncesini kısaca aktarır. Herkesin tam olarak aynı programa uyduğu iddiası değil, geniş bir kültürel kısaltmadır.
Alıştırma
Cümlede İngilizce 9-to-5 world ifadesi ne anlama gelir?
- Yalnızca sabah 9 ile akşam 5 arasında var olan bir yer.
- Büyük ölçüde geleneksel gündüz programlarına göre düzenlenmiş bir toplum.
- Dokuzdan beşin çıkarıldığı bir hesaplama.
Cevabı göster
Büyük ölçüde geleneksel gündüz programlarına göre düzenlenmiş bir toplum.
make it difficult for someone to do something kalıbı
make it difficult for you to get... ifadesinde it, geçici bir nesne olarak yer tutar. Önceki our 9-to-5 world ifadesine gönderme yapmaz. Asıl zor olan eylem daha sonra gelen to get the proper amount of sleep bölümünde belirtilir. Kullanılabilir kalıp özne + make + it + sıfat + for + kişi + to + fiildir. Bir durumun bir kişi için bir eylemi zorlaştırdığını anlatır; eylemin tamamen imkânsız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşan kişi kendi ödevinden söz ediyor. Hedef kalıbı tamamlayın: The loud music may make it difficult ____ finish my homework.
Cevabı göster
for me to
social jet lag: biyolojik saat ve sosyal program çatışması
Social jet lag, bir kişinin biyolojik saati ile okul, iş veya diğer sosyal programların uyumasını ve uyanmasını gerektirdiği saatler arasındaki uyumsuzluktur. Bu cümlede gece kuşları, günlük hayat yanlış saat diliminde ilerliyormuş gibi hisseder. Bu ad, jet lag ifadesini benzetme olarak kullanır. Uçak yolculuğu yapmak veya gerçekten saat dilimi değiştirmek gerekmez.
Alıştırma
Maya okul gecelerinde saat 22.00'de, hafta sonlarında ise 01.00'de uyuyor. Seyahat etmedi. Biyolojik saati ile programı arasındaki uyumsuzluğu en iyi hangi terim açıklar?
- Social jet lag
- A nap
- Jet lag
Cevabı göster
Social jet lag
feel like they're living: feel like + cümle
Feel like + cümle, öznel bir izlenim ifade eder: kişi, cümlede anlatılan durum doğruymuş gibi hisseder. Burada gece kuşları, yanlış saat diliminde yaşıyorlarmış gibi hissediyor. feel like they're living ifadesinde like, they're living cümlesini başlatır. Buradaki like, sevmek anlamına gelmez ve bu yapı bir yerde yaşama isteğini ifade etmez.
Alıştırma
Maya'nın yeni okulu ona o kadar yabancı geliyor ki başka bir dünyadaymış gibi hissediyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- Maya feels like living in a different world.
- Maya feels like she's living in a different world.
- Maya likes living in a different world.
Cevabı göster
Maya feels like she's living in a different world.
underlying medical condition: bir belirtinin arkasındaki olası neden
underlying medical condition, fark edilebilen bir belirtinin arkasında bulunabilen ve onu açıklayan ya da ona neden olan bir sağlık sorunudur. Bu cümlede fatigue belirtidir; tıbbi bir durum ise daha derindeki olası nedenlerden yalnızca biridir. Underlying burada mecazi anlamdadır: hemen görülmeyen veya henüz belirlenmemiş demektir; fiziksel olarak bir şeyin altında bulunmak anlamına gelmez. İfade tek başına bir teşhis konduğunu da göstermez.
Alıştırma
Randevuda doktor, daha iyi uyunmasına rağmen devam eden yorgunluğu soruyor. Belirtinin arkasındaki olası sağlık sorununu anlatan resmî ifadeyle soruyu tamamlayın: Could there be an ____ causing this fatigue?
Cevabı göster
underlying medical condition
Got a burning question you want answered? Deyimler
3:01Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?
Burning question: cevabı çok merak edilen soru
Bu cümlede a burning question, birinin cevabını özellikle öğrenmek istediği önemli bir sorudur. Burning, question sözcüğünü güçlendirir; mecaz anlamdadır ve ateşi ifade etmez. Bu ifade yoğun merakı veya cevabın gecikmemesi gerektiği hissini anlatabilir. Burada daveti daha canlı ve ilgi çekici yapar, ancak bir tehlike ya da kriz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cevabını çok öğrenmek istediğiniz bir soruyu anlatan bu dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “I have a ____: why do cats purr?”
Cevabı göster
burning question
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.
3:03O soruyu yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da sorun.
And subscribe for more weekly science videos.
3:05Her hafta daha fazla bilim videosu izlemek için abone olun.