Kral Midas'ın efsanesi ve altın dokunuşu - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
647 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Mit, Midas’ın açgözlülüğünün ona felaket getiren altın dokunuşu kazandırmasını, kötü muhakemesinin eşek kulaklarına yol açmasını ve bu iki aşağılanmanın halkının onu nasıl hatırlayacağını belirlemesini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. was lacking luster. — Deyimler ve Mecazi İfadeler: luster sözcüğünün hem fiziksel parlaklığı hem de çekicilik veya seçkinliği anlatabildiğini kavrayabilirsiniz. İfade, lüks içindeki Midas’ın tatminsizliğini gösterirken altın dileğini de haber verir; böylece bir karakterin tutumunu sonraki olaylara bağlayan söz oyunlarını fark edebilirsiniz. 2. You'd think he would have learned his lesson, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Anlatıcının dinleyicinin beklentisine nasıl seslendiğini tanıyabilirsiniz. Bu kalıp, mantıklı bir sonucun apaçık göründüğünü düşündürüp ardından kişinin aynı hatayı tekrarladığı bir ters köşe kurar; Midas’ın Apollon’u gücendirmesi buna örnektir. 3. In the depths of the glittering river and the rustle of the Phrygian wind. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Açık bir fiili olmayan parçanın daha önce başlatılmış düşünceyi nasıl tamamladığını görebilirsiniz. Mekân ve ses imgeleri Midas’ın hatırasını edebî bir kapanış sahnesine dönüştürür; bu da öykünün temel sonuçlarını yankılayan sonları yorumlamanıza veya kurmanıza yardımcı olur.

Bu derste

With his harebrained schemes and asinine dealings with the gods, Notlar

0:08

Akılsızca planları ve tanrılarla olan saçma sapan anlaşmalarıyla,

Kelime

harebrained schemes and asinine dealings with: sert bir olumsuz eleştiri

Harebrained schemes, aptalca ve yeterince düşünülmemiş planlar demektir. Asinine dealings with the gods, tanrılarla son derece aptalca etkileşimler veya ilişkiler demektir. Dealings with; temas, görüşme veya süregelen bir ilişkiyi kapsayabilir ve mutlaka ticari anlaşmalar anlamına gelmez. Her iki sıfat da güçlü biçimde olumsuzdur. Bu nedenle anlatıcı alaycı bir tonda konuşur ve Midas'ı aptal ve güvenilmez biri olarak sunar. Asinine tarihsel olarak 'eşeğe benzer' çağrışımı taşır ve bu, mitteki eşek imgesini hatırlatabilir; ancak buradaki olağan anlamı 'son derece aptalca'dır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Anlatıcı, onun yeterince düşünülmemiş planlarını ve tanrılarla son derece aptalca etkileşimlerini sert biçimde eleştiriyor.
  2. Anlatıcı, onun yaratıcı planlarını ve tanrılara saygılı ibadetini övüyor.
  3. Anlatıcı, onun tanrılarla hayvan ticareti yaptığını söylüyor.
Cevabı göster

Anlatıcı, onun yeterince düşünülmemiş planlarını ve tanrılarla son derece aptalca etkileşimlerini sert biçimde eleştiriyor.

King Midas ruled the ancient kingdom of Phrygia with an uneven hand. Deyimler

0:12

Kral Midas antik Frigya krallığını dengesiz bir elle yönetti.

Anlatım akışı

Cümle başındaki With his harebrained schemes ...: anlatıya çerçeve çizmek

Cümlenin başındaki With öbeği, ana cümle Midas'ın nasıl hüküm sürdüğünü söylemeden önce onunla ilgili arka planı verir. Burada with, bu planların ve ilişkilerin onun durumunun ve karakterinin özellikleri olduğunu gösterir; ‘birlikte’ anlamına gelmez. With + ad öbeğini başa koymak ana ifadeye bir çerçeve kazandırır. Okuyucu, eyleme ulaşmadan önce kişiyi bu arka plan üzerinden değerlendirmeye yönelir. Bu yapı nitelikleri, kaynakları veya koşulları tanıtabilir; ancak arka planın eyleme neden olduğunu tek başına belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, ana eylemden önce durumu belirlemek için cümle başında bir With öbeği kullanır?

  1. Maya began the meeting cautiously, and several difficult decisions came later.
  2. With several difficult decisions ahead of her, Maya began the meeting cautiously.
  3. Several difficult decisions were discussed with Maya at the meeting.
Cevabı göster

With several difficult decisions ahead of her, Maya began the meeting cautiously.

Deyimler

with an uneven hand: tutarsız veya adaletsiz biçimde yönetmek

Bu cümlede hand, yetkiyi kullanma veya insanlara davranma biçimini anlatan bir benzetmedir. Uneven, istikrarlı ya da herkese eşit uygulanmayan bir ölçüyü anlatır; bu nedenle with an uneven hand, tutarsız ve muhtemelen adaletsiz bir biçimde demektir. Bu ifade Midas'ın nasıl hüküm sürdüğünü anlatır. Onun bedenini betimlemez; yönetim tarzını değerlendirir ve benzer durumların aynı muameleyi görmemiş olabileceğini düşündürür.

Alıştırma

Cümledeki with an uneven hand ne anlama geliyor?

  1. Tutarsız biçimde hüküm sürdü ve herkese aynı ölçüyü uygulamadı.
  2. Kararlı biçimde hüküm sürdü ve herkese aynı kuralı uyguladı.
  3. Bir elini engebeli bir yüzeye dayayarak hüküm sürdü.
Cevabı göster

Tutarsız biçimde hüküm sürdü ve herkese aynı ölçüyü uygulamadı.

He was known in Greek mythology Kalıp ifadeler

0:19

Yunan mitolojisinde o

as a rogue ruler

0:20

halkını maskaralıklarıyla şaşkına çeviren

Kalıp ifadeler

be known in ... as ...: kapsam ve kimlik etiketi

Buradaki kalıp be known in + alan, yer veya gelenek + as + kimlik veya etiket şeklindedir. Was known geçmiş zaman edilgen biçimidir. In Greek mythology kapsamı belirlerken as a rogue ruler ona ilkesiz veya başına buyruk bir hükümdar anlamındaki olumsuz etiketi verir. Bir ad, rol, unvan veya insanların kullandığı bir tanımdan önce be known as kullan. in öbeği isteğe bağlıdır; bu etiketin nerede veya hangi grup içinde tanındığını belirtmen gerektiğinde ekle.

Alıştırma

Cümleyi be known as yapısının geniş zaman biçimiyle tamamla: In the robotics club, Lena ____ a patient team leader.

Cevabı göster

is known as

whose antics bemused his people Notlar

0:22

ve tanrıların dikkatini dağıtan

Kelime

bemused: amused değil, kafası karışmış

Burada bemused, “birini şaşkın veya ne düşüneceğinden emin olamaz hâle getirdi” anlamındaki bir fiildir. Hükümdarın tuhaflıkları, halkını bunları nasıl anlayacağını veya bunlara nasıl tepki vereceğini bilemez durumda bıraktı. Bemused sözcüğünü otomatik olarak amused şeklinde anlamayın. Dikkatli kullanımda bemused kafa karışıklığına, amused ise bir şeyi komik veya eğlenceli bulmaya odaklanır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. bemused veya amused sözcüğünün ilk hecesine odaklanın.

  1. The new rule bemused everyone in the room.
  2. The new rule amused everyone in the room.
Cevabı göster

The new rule bemused everyone in the room.

and distracted the gods.

0:24

serseri bir hükümdar olarak bilinirdi.

Dilbilgisi

whose antics ...: iyelik bildiren ilgi cümleciği

Whose, a rogue ruler ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. whose antics içinde whose, “the ruler's” anlamındadır; yani antics hükümdara aittir. Cümleciğin geri kalanı bu davranışların ne yaptığını anlatır. Bu kalıp, bir kişi ya da şeyi onunla ilişkili başka bir şeye bağlar: isim + whose + isim + fiil. Whose yalnızca insanlar için kullanılmaz; iyelik ya da ilişki bildirirken hayvan, nesne, kuruluş veya yerlerden sonra da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi iyelik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: The museum hired an architect ____ designs use recycled materials.

Cevabı göster

whose

Midas spent his days in a stupor of splendor, Deyimler

0:27

Midas günlerini ihtişam sarhoşluğu içinde geçiriyor,

spoiling himself and his beloved daughter,

0:30

kendisini ve sevgili kızını şımartıyor,

and gorging himself on feasts and wine. Kalıp ifadeler

0:33

ve ziyafetler ve şarapla tıka basa doyuyordu.

Deyimler

in a stupor of splendor: lüksün sersemlettiği hâl

Being in a stupor genellikle birinin düşünemeyecek veya tepki veremeyecek kadar sersemlemiş olması demektir. Burada mecazi anlamdadır: splendor, yani görkemli lüks, Midas'ın zihnini uyuşturmuş ve onu zevke daldırmıştır. Sıra dışı in a stupor of splendor ifadesi yalnızca onun zengin olduğunu söylemez. Abartı ve tekrarlanan s sesleri, lüks yaşamını bir eleştiriye dönüştürür: Midas buna öylesine kapılmıştır ki sağlıklı muhakemesini ve öz denetimini kaybetmiştir.

Alıştırma

Örnekteki in a stupor of splendor ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Midas harcamalarını dikkatle kontrol ederken güzel bir evin keyfini sakince çıkarıyordu.
  2. Midas acil tıbbi tedaviye ihtiyaç duyduğu için bilincini kaybetti.
  3. Midas lükse öylesine dalmıştı ki sersemlemiş ve sağlıklı karar veremez görünüyordu.
Cevabı göster

Midas lükse öylesine dalmıştı ki sersemlemiş ve sağlıklı karar veremez görünüyordu.

Kalıp ifadeler

gorge oneself on: aşırı miktarda yiyip içmek

Gorge oneself on + yiyecek veya içecek, genellikle açgözlüce ya da kontrolsüz biçimde gereğinden çok fazla tüketmek demektir. Tam yapı gorge + dönüşlülük zamiri + on + tüketilen şey biçimindedir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: Midas gorges himself, she gorges herself ve they gorge themselves. Örnekteki gorging himself on, Midas'ın ziyafetlerini yalnızca keyifli değil, aşırı olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After skipping lunch, Ben ____ pasta and garlic bread.

Cevabı göster

gorged himself on

Unsurprisingly, he felt an affinity with Dionysus, Kalıp ifadeler

0:37

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, şarap,

god of wine, Kültür

0:40

karnaval ve performans tanrısı olan

carnival, and performance.

0:41

Dionysos'a bir yakınlık hissediyordu.

Kalıp ifadeler

felt an affinity with: doğal bir bağ hissetmek

To feel an affinity with someone or something, bir kişiye ya da şeye karşı doğal bir bağ veya yakınlık hissetmek demektir; bunun nedeni çoğu zaman ortak ilgi alanları, özellikler, deneyimler ya da değerlerdir. Yalnızca birini ya da bir şeyi beğenmekten daha özel bir anlam taşır. Bu cümlede felt, feel fiilinin geçmiş zaman biçimidir; with ise bağ hissedilen kişiyi belirtir. İfade, geçici bir tercihten ziyade daha derin bir yakınlık veya aidiyet duygusunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede felt an affinity with doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Maya felt an affinity with the bus because it arrived at noon.
  2. After they discovered their shared values, Maya felt an affinity with the new club.
  3. Maya felt an affinity with the sandwich because it tasted good.
Cevabı göster

After they discovered their shared values, Maya felt an affinity with the new club.

Kültür

god of wine, carnival, and performance: Dionysos'un mitolojik alanları

god of wine, carnival, and performance ifadesi açıklayıcı bir eş ögedir: Yunan mitolojisinde Dionysos'la ilişkilendirilen yaşam alanlarını sıralayarak onu başka bir şekilde tanımlar. Buradaki god of sıradan bir işi anlatmaz; bu alanlarla bağlantılı olan veya onları yöneten bir tanrıyı belirtir. Carnival belirli bir modern etkinliği değil, genel olarak coşkulu şenlikleri anlatır. Bu kısa tanımlama cümlenin mantığını açıklar. Dionysos şarap, kutlama, tiyatro ve coşkulu şenliklerle ilişkilidir; bu yüzden zevk ve gösteriye ilgi duyan biri ona doğal olarak yakınlık hissedebilir.

Alıştırma

god of wine, carnival, and performance ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Dionysos'un yalnızca modern karnavallarda göründüğünü söyler.
  2. Dionysos'la ilişkili mitolojik alanları belirtir ve yakınlık duygusunu açıklamaya yardımcı olur.
  3. Dionysos'un başka bir karakter için yaptığı üç sıradan işi sıralar.
Cevabı göster

Dionysos'la ilişkili mitolojik alanları belirtir ve yakınlık duygusunu açıklamaya yardımcı olur.

One day, Midas discovered a satyr Kültür

0:48

Bir gün Midas, gül bahçesinde uyuklayan

Kültür

satyr: Dionysos'la ilişkilendirilen Yunan mitolojisi varlığı

İngilizce satyr sözcüğü, Yunan mitolojisinde yer alan ve genellikle kısmen insan, kısmen hayvan özellikleriyle betimlenen bir varlığı ifade eder. Satirler çoğunlukla Dionysos'un yanı sıra şarap, müzik, eğlence ve taşkın davranışlarla ilişkilendirilir. Bu nedenle satyr burada sıradan bir insanın ya da sıradan bir keçinin adı değildir. Bu arka plan, karakterin neden sarhoş göründüğünü ve Dionysos'un hikâyede neden önemli olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu mitolojik bağlamda satyr nedir?

  1. Kraliyet sarayında görev yapan insan bir memur
  2. Çiftlikte yetiştirilen sıradan bir keçi
  3. Dionysos ve eğlenceyle sıkça ilişkilendirilen mitolojik bir varlık
Cevabı göster

Dionysos ve eğlenceyle sıkça ilişkilendirilen mitolojik bir varlık

dozing in his rose garden

0:51

ve sadece çiçeklerin kokusuyla değil,

and drunk on more than the scent of flowers. Deyimler

0:53

daha fazlasıyla sarhoş olmuş bir satir buldu.

Deyimler

drunk on more than the scent of flowers: alkole dolaylı ve esprili bir gönderme

Burada drunk on more than the scent of flowers, satirin alkol tükettiğini ve gerçekten sarhoş olduğunu dolaylı biçimde söyler. More than, çiçek kokusunun nedenin tamamı olmadığını gösterir; önemli ek neden olan içki açıkça belirtilmez. Cümle drunk on ifadesinin anlamlarıyla oynar. İfade mecazen bir şeyin etkisine fazlasıyla kapılmayı anlatabilirken drunk aynı zamanda alkol nedeniyle sarhoş olmak anlamına gelir. Önce hoş çiçek kokusundan söz edip alkolü okurun çıkarmasını sağlamak mizah yaratır.

Alıştırma

Burada drunk on more than the scent of flowers neyi ima ediyor?

  1. Yalnızca çiçek kokusuna kapılmamış, alkolden gerçekten sarhoş olmuştu.
  2. Güller doğal olarak onu sarhoş edecek kadar alkol içeriyordu.
  3. Çiçeklerden hoşlanmıştı ama hiç alkol tüketmemişti.
Cevabı göster

Yalnızca çiçek kokusuna kapılmamış, alkolden gerçekten sarhoş olmuştu.

Midas recognized the satyr as one of Dionysus's followers

0:56

Midas satiri Dionysos'un takipçilerinden biri olarak tanıdı

and let him nurse his hangover at the palace. Kelime

1:00

ve sarayda akşamdan kalmalığını atmasına izin verdi.

Kelime

nurse his hangover: akşamdan kalmalık yavaşça geçerken onunla ilgilenmek

Burada nurse, bir hastalık ya da rahatsızlık yavaşça geçerken onunla özenle ilgilenmek anlamına gelen bir fiildir. nurse his hangover ifadesinde satir dinleniyor ve içkinin sonraki etkileriyle başa çıkıyor; işin içinde profesyonel bir hemşire yoktur. Kalıp nurse + sorun veya yaralanma biçimindedir. Hızlı bir tedaviden çok özenli bakımı ve yavaş iyileşmeyi vurgular.

Alıştırma

“After the party, Lena stayed in bed to nurse a hangover,” cümlesinde nurse a hangover ne anlama gelir?

  1. Akşamdan kalmalık ağırlaşsın diye içmeye devam etmek
  2. Rahatsızlık geçene kadar dinlenip onunla ilgilenmek
  3. Profesyonel bir hemşireden başka birini tedavi etmesini istemek
Cevabı göster

Rahatsızlık geçene kadar dinlenip onunla ilgilenmek

Pleased with the king's hospitality, Dilbilgisi

1:04

Kralın misafirperverliğinden memnun kalan

Dionysus offered to grant him one wish. Kalıp ifadeler

1:06

Dionysos, ona bir dileğini yerine getirmeyi teklif etti.

Dilbilgisi

Pleased with...: cümle başında kullanılan geçmiş zaman ortacı öbeği

Pleased with the king's hospitality, ana cümleden önce gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Dionysos'un nasıl hissettiğini anlatır ve teklifinin nedenini verir. Daha açık biçimi Because Dionysus was pleased with the king's hospitality, he offered to grant the king one wish. şeklindedir. Pleased sözcüğünün anlaşılması gereken öznesi, ana cümlenin öznesi Dionysus olmalıdır. Pleased ana fiil değildir; ana fiil offered sözcüğüdür.

Alıştırma

Maya'nın fotoğraflardan memnun olduğu için fotoğrafçıya teşekkür ettiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Pleased with the photos, Maya's thanks went to the photographer.
  2. Pleased with the photos, Maya thanked the photographer.
  3. Pleased with the photos, the photographer was thanked by Maya.
Cevabı göster

Pleased with the photos, Maya thanked the photographer.

Kalıp ifadeler

grant him one wish: grant ile çift nesne yapısı

Bu cümlede grant him one wish, onun bir dilek seçmesine izin vermek ve sahip olunan güçle bu dileği gerçekleştirmek anlamına gelir. Grant iki nesne alabilir: him alıcıyı, one wish ise verilen şeyi gösterir. Grant, give sözcüğünden daha resmîdir. Bir dileği, talebi, izni, hakkı veya erişimi; bunu yapacak güce ya da yetkiye sahip biri tarafından onaylanan veya verilen bir şey olarak anlatır.

Alıştırma

Cümleyi grant, Lina için kullanılan nesne zamiri ve one wish ile tamamlayın: After Lina freed the genie, he promised to ____.

Cevabı göster

grant her one wish

Midas cast a greedy eye over his surroundings. Deyimler

1:10

Midas etrafına açgözlü gözlerle baktı.

Deyimler

cast a greedy eye over: sahip olma isteğiyle bakmak

Bu cümlede cast a greedy eye over, bir şeye sahip olmayı veya ondan kazanç sağlamayı güçlü biçimde isterken onu gözden geçirmek anlamına gelir. Temel ifade olan cast an eye over, hızlıca bakmak veya incelemek demektir; greedy ise anlatıcının bu isteği bencilce bulduğunu gösterir. Eye kişinin bakışını temsil eder, cast ise bu bakışı bir şeye yöneltmek anlamındadır. İfade mecazidir; gerçekten bir göz fırlatılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle cast a greedy eye over the paintings ifadesinin anlamına en uygundur?

  1. Tüccar tablolara, onlara sahip olmayı güçlü biçimde isteyerek baktı.
  2. Tüccar yapay bir gözü odanın öbür tarafına fırlattı.
  3. Tüccar tabloları yalnızca güvende olduklarından emin olmak için kontrol etti.
Cevabı göster

Tüccar tablolara, onlara sahip olmayı güçlü biçimde isteyerek baktı.

Despite the luxury in which he lived, Dilbilgisi

1:13

İçinde yaşadığı lükse rağmen,

no amount of precious jewels, Dilbilgisi

1:15

hiçbir miktarda değerli mücevher,

finest silk, or splendid decor

1:17

en ince ipek veya muhteşem dekor

felt like enough.

1:20

ona yeterli gelmiyordu.

Dilbilgisi

Despite the luxury in which he lived: despite + isim öbeği

Despite the luxury in which he lived bir karşıtlığa rağmen gerçekleşen durumu tanıtır: lüks bir hayatın normalde onu tatmin etmesi beklenir, ancak ana cümle bunun tersini gösterir. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından tam bir cümlecik değil, the luxury in which he lived isim öbeği gelir. In which he lived, luxury sözcüğünü niteleyen resmî bir ilgi cümleciğidir. live in luxury yapısından gelir; in sözcüğünü which sözcüğünden önce kullanmak, the luxury which he lived in biçiminden daha resmîdir. Böylece despite sonrasında kullanılabilen bir isim öbeğinin içine ayrıntılı bilgi eklenebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede karşıtlığa rağmen gerçekleşen durumu bildiren yapı doğru kullanılmıştır?

  1. Despite the difficult conditions under which they trained, the athletes improved.
  2. Although the difficult conditions under which they trained, the athletes improved.
  3. Despite they trained under difficult conditions, the athletes improved.
Cevabı göster

Despite the difficult conditions under which they trained, the athletes improved.

Dilbilgisi

no amount of ... felt like enough: mümkün olan hiçbir miktar yeterli değildi

No amount of ... felt like enough, mümkün olan hiçbir miktarın yeterli görünmediği anlamına gelir. Gerçek miktarın az olduğunu söylemez; daha fazlasını eklemenin de kişiyi tatmin etmeyeceğini anlatır. precious jewels, finest silk ve splendid decor ögelerinin tümü no amount of yapısının kapsamındadır: bu lükslerin hiçbiri, ne kadar bol olursa olsun, yeterli görünmemiştir. Felt like enough bu değerlendirmeyi nesnel bir ölçüm olarak değil, kişinin deneyimi ya da izlenimi olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “miktarı ne olursa olsun, yine de yeterli görünmedi” anlamındaki yapıyla tamamlayın: Before the final exam, ____ studying felt like enough to Leo.

Cevabı göster

no amount of

His life, he thought,

1:22

Hayatının,

was lacking luster. Deyimler

1:23

ihtişamdan yoksun olduğunu düşündü.

What he needed was more gold. Dilbilgisi

1:25

İhtiyacı olan şey daha fazla altındı.

Deyimler

was lacking luster: donuk bir hayat ile altının parlaklığı arasındaki söz oyunu

was lacking luster ifadesi, bir şeyde yeterince luster bulunmadığını anlatır. Luster fiziksel parlaklık veya ışıltı anlamına gelebilir; mecazi olarak çekicilik, canlılık ya da seçkinlik de ifade edebilir. Özne his life olduğu için ilk anlam, hayatının ona sıkıcı ve tatmin edici olmaktan uzak gelmesidir. Sonraki cümlede gold geçer ve altın gerçekten parlak bir yüzeye sahip olabilir. Böylece iki anlam aynı anda etkinleşir: donuk bir hayat hakkında değerlendirme yapılırken onun istediği altının parlaklığına da eğlenceli bir gönderme yapılır.

Alıştırma

was lacking luster bu parçada nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Evinde yeterince lamba olmadığını söyler.
  2. Hayatının sıkıcı geldiğini söylerken altının fiziksel parlaklığına da gönderme yapar.
  3. Altının kirlendiğini ve parlatılması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Hayatının sıkıcı geldiğini söylerken altının fiziksel parlaklığına da gönderme yapar.

Dilbilgisi

What he needed was...: pseudo-cleft ile gerçek ihtiyacı vurgulamak

What he needed was more gold, what-cleft olarak da adlandırılan bir pseudo-cleft yapısıdır. What he needed yan cümlesinin tamamı özne görevi görür ve onun ihtiyaç duyduğu şey anlamına gelir; more gold ise vurgulanan cevap olarak was sözcüğünden sonra gelir. What + özne + fiil + be + odak biçimi gerçek ihtiyacı, cevabı veya temel noktayı öne çıkarır. What burada soru sormaz, bu nedenle yan cümle düz cümle dizilişini kullanır: What he needed doğrudur, What did he need değildir.

Alıştırma

needed fiilini koruyarak cümleyi What...was... pseudo-cleft yapısıyla yeniden yazın: The team needed more time. ____ more time.

Cevabı göster

What the team needed was

The god sent the power to turn anything the king touched to gold Dilbilgisi

1:28

Tanrı, kralın dokunduğu her şeyi altına çevirme gücünü

surging through Midas. Deyimler

1:32

Midas'ın içine yolladı.

Dilbilgisi

turn anything the king touched to gold: nesne, sonuç ve düşürülen that

Bu cümlede turn bir nesne ve sonucu gösteren bir öge alır: turn [anything the king touched] [to gold]. Güç, nesne öbeğinin tamamının altına dönüşmesine neden olur; to gold ortaya çıkan maddeyi belirtir. The king touched, anything sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür: anything (that) the king touched. Bu yüzden touched fiilinin nesnesi anlamca zaten vardır; ardından eksik bir nesne yoktur.

Alıştırma

Cümleyi turn fiili ve sonucu gösteren to ile tamamlayın: The spell could ____ anything the prince touched ____ silver.

Cevabı göster

turn · to

Deyimler

surging through Midas: gücü ani bir akış gibi canlandırmak

Surging through Midas, gücün Midas'ın bedeninden aniden ve şiddetle geçtiğini anlatır. Surge hızlı ve güçlü bir akışı betimleyebilir; through ise hareketin onun içinden veya bedeni boyunca geçtiğini gösterir. Güç soyuttur, ancak bu fiil onu bir dalga ya da elektrik akımı gibi hissettirir. Bu görüntü gerçek bir deniz dalgasını değil, ani ve yoğun bir akışı vurgular.

Alıştırma

"Power was surging through him" cümlesi nasıl bir görüntü oluşturur?

  1. Güç, bedeninin dışında sessizce kaldı.
  2. O, gerçek bir deniz dalgasının içinden yürüdü.
  3. Güç, ani ve şiddetli bir akışla bedeninden geçti.
Cevabı göster

Güç, ani ve şiddetli bir akışla bedeninden geçti.

Ecstatic, he turned to his possessions.

1:34

Coşku içinde eşyalarına yöneldi.

At his lightest touch, Kalıp ifadeler

1:37

En ufak bir dokunuşuyla,

the palace walls transformed.

1:39

sarayın duvarları dönüştü.

Kalıp ifadeler

At his lightest touch: dokunuşu tetikleyici olarak sunmak

Burada at bir yeri değil, değişimi başlatan dokunuşu belirtir. At his lightest touch, duvarların o çok hafifçe dokunur dokunmaz değiştiği anlamına gelir. En üstünlük biçimi olan lightest, neredeyse hiç baskı gerekmediğini vurgular. at + iyelik + touch yapısı, bir kişinin dokunuşunu bir tepkinin nedeni veya doğrudan tetikleyicisi olarak gösterebilir.

Alıştırma

Maya kâğıttan bir modele dokunuyor. İngilizce iyelik sözcüğü her ile At + possessive + lightest touch kalıbını tamamlayın: ____, the tiny doors open.

Cevabı göster

At her lightest touch

Stone statues shone, and goblets glittered. Anlatım akışı

1:41

Taş heykeller parladı ve kadehler ışıldadı.

Anlatım akışı

Stone statues shone ... goblets glittered: paralel yapı ve aliterasyon

Cümle, benzer biçimde kurulmuş iki yan cümleyi yan yana getirir: Stone statues shone ve goblets glittered. Her yan cümle bir nesneden parlamayı anlatan bir fiile geçer; böylece okuyucu hızlı ve dengeli iki görüntüyle karşılaşır. Sesler de bu yapıyı güçlendirir. Stone ve statues /st/ seslerini, goblets ve glittered ise /ɡ/ sesini tekrar ederek aliterasyon oluşturur. Shone, /st/ ile aynı başlangıca değil, ona benzer bir tıslama niteliği taşıyan /ʃ/ sesine sahiptir. Paralel yapı ve bu ses düzeni, betimlemeye ritim kazandırıp sahneyi daha canlı hâle getirir.

Alıştırma

Cümlenin hızlı ve canlı ritmini en açık biçimde ne oluşturur?

  1. Nesne ve parlama fiilinden oluşan, tekrarlanan başlangıç sesleriyle güçlendirilmiş iki paralel yan cümle.
  2. Değişime neyin yol açtığını gizleyen edilgen bir yapı.
  3. Hangi nesnenin önce parladığını açıklayan bir zaman sıralaması ifadesi.
Cevabı göster

Nesne ve parlama fiilinden oluşan, tekrarlanan başlangıç sesleriyle güçlendirilmiş iki paralel yan cümle.

He galloped through his home in a frenzy,

1:47

Çılgınlık içinde evinde dört nala koştu,

handling each item until it took on a lustrous sheen. Öbek fiiller

1:49

parlak bir ışıltı alana kadar her eşyayı elledi.

Öbek fiiller

took on a lustrous sheen: parlak bir ışıltıya büründü

took on a lustrous sheen ifadesinde took on, ‘alıp götürdü’ değil, ‘yeni bir özellik kazanmaya veya göstermeye başladı’ anlamındadır. Dokunulan her nesnenin yüzeyi parlak ve ışıl ışıl oldu. Aktarılabilir kalıp take on + yeni bir görünüm, nitelik veya anlam biçimindedir. Daha önce olmayan ya da belirgin olmayan bir özelliğin ortaya çıkmasına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi ‘sahip olmaya başladı’ anlamındaki geçmiş zamanlı phrasal verb ile tamamlayın: At sunset, the lake ____ a golden color.

Cevabı göster

took on

Soon, the palace heaved with gold, Kelime

1:54

Kısa süre sonra saray altınla dolup taştı,

and Midas's delirious laughter echoed off the walls.

1:56

ve Midas'ın çılgınca kahkahaları duvarlarda yankılandı.

Kelime

heaved with gold: doluluğu ve ağırlığı canlı biçimde anlatmak

heaved with gold ifadesinde heaved, sarayın altının miktarı ve ağırlığı yüzünden şişiyor ya da zorlanıyormuş gibi görünmesini sağlar. Sarayın altınla tıka basa dolu olduğunu canlı ve mecazlı biçimde anlatır. Heave fiili çoğu zaman ağır bir yükselme, hareket veya çaba hissi verir. Burada bir binaya uygulanması, yalnızca içeride ne olduğunu bildirmek yerine sahneye baskı ve hareket katar.

Alıştırma

heaved with gold ifadesindeki görüntüyü en iyi hangi açıklama yansıtır?

  1. Saray küçük bir altın parçasını havaya kaldırdı.
  2. Sarayın duvarlarında yalnızca ince bir altın süsleme vardı.
  3. Saray o kadar çok altınla doluydu ki şişmiş ve ağırlık altında kalmış gibi görünüyordu.
Cevabı göster

Saray o kadar çok altınla doluydu ki şişmiş ve ağırlık altında kalmış gibi görünüyordu.

Exhausted and hungry from his rampage,

2:01

Bu öfke nöbetinden dolayı bitkin ve aç bir halde,

Midas picked up a bunch of grapes

2:04

Midas, yeni yaldızlı meyve kasesinden

from his newly gilded fruit bowl.

2:06

bir salkım üzüm aldı.

But he nearly shattered his teeth,

2:08

Ancak az kalsın dişlerini parçalıyordu,

for the fruit had turned to metal in his mouth. Anlatım akışı

2:11

çünkü meyve ağzında metale dönüşmüştü.

Anlatım akışı

for the fruit had turned to metal: neden bildiren for

Buradaki for, because yani “çünkü” anlamındadır. Dişlerinin neredeyse parçalanmasının nedenini açıklar: meyve metale dönüşmüştür. Neden bildiren bu for, iki tam cümleciği birbirine bağlar. Önce sonuç verilir, ardından for ile açıklama eklenir; “amacıyla” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede for, örnekteki gibi bir neden belirtir?

  1. We waited for two hours.
  2. We went inside, for the rain had started.
  3. This gift is for my sister.
Cevabı göster

We went inside, for the rain had started.

When he picked up a loaf of bread,

2:14

Bir somun ekmek aldığında,

the crumbs hardened in his hand.

2:16

kırıntılar elinde sertleşti.

Flinging himself onto his bed in frustration, Dilbilgisi

2:19

Hayal kırıklığıyla kendini yatağına fırlattığında,

Midas discovered his plush pillows had morphed into solid gold. Kelime

2:21

Midas, pelüş yastıklarının saf altına dönüştüğünü fark etti.

Dilbilgisi

Flinging himself onto his bed in frustration: başta kullanılan -ing öbeği

Flinging himself onto his bed in frustration, Midas'ın hayal kırıklığı nedeniyle bütün vücudunu birden ve güçlü biçimde yatağa attığını anlatır. Baştaki -ing öbeği hareketi ve duyguyu hazırlar; ana cümle Midas discovered ... ise temel olayı verir. flinging hareketini yaptığı anlaşılan kişi, ana cümlenin öznesi olan Midas'tır. Flinging, ana cümlenin çekimli ana fiili değildir. Bu yapı, birbiriyle yakından bağlantılı iki hareketi sıkıştırarak anlatımı hızlandırır.

Alıştırma

Baştaki -ing öbeğini ana cümleyle aynı eylem öznesiyle doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Running toward the bus, the rain soaked Mia.
  2. Running toward the bus, Mia waved to the driver.
  3. Running toward the bus, Mia's backpack was heavy.
Cevabı göster

Running toward the bus, Mia waved to the driver.

Kelime

had morphed into solid gold: Daha Önce Gerçekleşmiş Canlı Bir Dönüşüm

Burada morph into, “belirgin biçimde başka bir şekle veya duruma dönüşmek” demektir. Become fiilinden daha canlıdır ve değişimin gerçekleşme sürecini gözümüzde canlandırır: yumuşak yastıklar sert som altın malzemeye dönüşmüştür. Had morphed past perfect yapısındadır. Tamamlanmış dönüşümü daha sonraki geçmiş olaydan, yani Midas'ın bunu fark etmesinden önceye yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi morph into ifadesinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the guests arrived, the garage ____ a small theater.

Cevabı göster

had morphed into

Hearing his cries of frustration,

2:27

Onun hüsran dolu ağlamalarını duyan

his daughter entered the room.

2:29

kızı odaya girdi.

But when Midas reached out to her, Öbek fiiller

2:31

Ama Midas ona elini uzattığında,

he saw with horror that he had frozen her into a golden statue. Dilbilgisi

2:33

onu dehşet içinde altın bir heykele dondurduğunu gördü.

Öbek fiiller

reached out to: Birine Fiziksel Olarak El Uzatmak

Burada reached out to her gerçek anlamdadır: Midas ona dokunmak amacıyla elini ona doğru uzattı. Out, elin vücuttan dışarı doğru hareket ettiği görüntüsünü ekler. Reach out to someone ayrıca çoğunlukla iletişim kurmak, yardım teklif etmek veya yardım istemek için “biriyle kendiliğinden iletişime geçmek” anlamına gelebilir. Hand, touch, grab veya pull gibi fiziksel eylem ipuçları gerçek anlamı; phone, email veya advice ise genellikle iletişim anlamını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede reached out to, asıl cümledeki gibi fiziksel bir el hareketi için kullanılmıştır?

  1. I reached out to Maya and caught her hand before she fell.
  2. I reached for Maya's notebook on the table.
  3. I reached out to Maya by email about the science fair.
Cevabı göster

I reached out to Maya and caught her hand before she fell.

Dilbilgisi

had frozen her into a golden statue: tamamlanmış bir değişim ve sonucu

Sonuç bildiren freeze X into Y yapısında X değişen kişi ya da şeydir; Y ise ortaya çıkan biçim veya durumdur. Burada değişen öğe her, sonuç ise a golden statue ifadesidir. frozen, onun yalnızca korkudan hareketsiz kaldığı anlamına gelmez. Past perfect yapıdaki had frozen, bu değişimi daha sonraki bir geçmiş eylem olan saw'dan önceye yerleştirir. Midas dönüşümün zaten tamamlandığını anlar; dolayısıyla ifade, onun fark ettiği sonuca odaklanır.

Alıştırma

Bu cümledeki “had frozen her into a golden statue” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Yalnızca korktuğu için hareketsiz durdu.
  2. Midas onu görmeden önce dönüşüm tamamlanmış ve o, altın bir heykele dönüşmüştü.
  3. Midas onu gördükten sonra bir heykel yapmayı planlıyordu.
Cevabı göster

Midas onu görmeden önce dönüşüm tamamlanmış ve o, altın bir heykele dönüşmüştü.

Horrified at what he had done,

2:39

Yaptığı şey karşısında dehşete düşen

Midas begged the gods to rid him of his power. Kalıp ifadeler

2:40

Midas, kendisini bu güçten kurtarmaları için tanrılara yalvardı.

Kalıp ifadeler

rid him of his power: rid someone of something yapısı

Rid someone or something of X, bir kişinin ya da şeyin artık X'e sahip olmamasını sağlamak demektir. Burada Midas, gücü bir yüke dönüştüğü için tanrıların bu gücü ondan almasını ister. Sabit sıra rid + nesne + of + ortadan kaldırılan şey biçimindedir. Bu cümlede him nesnedir, his power ise ortadan kaldırılan şeydir; of atılamaz. Fiilin yalın hâli, geçmiş zaman biçimi ve geçmiş ortaç biçimi rid'dir.

Alıştırma

Cümleyi rid fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: “Every day, the filter ____ the air ____ harmful particles.”

Cevabı göster

rids · of

Taking pity on the foolish king, Kalıp ifadeler

2:44

Aptal krala acıyan

Dionysus told Midas to wash his hands in the river Pactolus. Kültür

2:47

Dionysos, Midas'a ellerini Paktolos nehrinde yıkamasını söyledi.

Kalıp ifadeler

Taking pity on: harekete dönüşen merhamet

take pity on someone, zor durumda olan bir insan ya da hayvana acımak ve çoğu zaman bu nedenle yardım etmek veya merhamet göstermek demektir. Burada Dionysos, Midas'a acır; bu duygu, ona altın dokunuşundan nasıl kurtulacağını neden anlattığını açıklar. Taking pity on... bir -ing yan cümleciğidir. Anlaşılan öznesi, ana cümlenin öznesi olan Dionysos'tur; baştaki bu yan cümlecik, sonraki eylemin nedenini verir.

Alıştırma

Cümleyi take pity on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Seeing the cold stray cat, Maya ____ it and brought it indoors.

Cevabı göster

took pity on

When Midas reached into the river,

2:51

Midas nehre uzandığında,

the gold drained from his fingertips. Kelime

2:53

altın parmak uçlarından akıp gitti.

Kültür

the river Pactolus: bu yerin Midas efsanesindeki önemi

Antik anlatılarda Paktolos Nehri, kumlarındaki altınla bilinirdi. Bu nedenle Midas'ın hikâyesinin sonunda anlamlı bir yerdir; rastgele seçilmiş bir nehir değildir. Altın, Midas'ın parmak uçlarından nehre akarken Midas altın dokunuşunu kaybeder. Efsane bu olayla Midas'ı nehrin altınına bağlar ve orada neden altın bulunduğuna hikâye biçiminde bir açıklama getirir.

Alıştırma

Efsanenin bu bölümünde Paktolos Nehri nasıl bir işlev görür?

  1. Midas'a sonsuza kadar koruyacağı ikinci bir altın dokunuşu verir.
  2. Altınla hiçbir bağlantısı olmayan rastgele bir yerdir.
  3. Midas'ın altın dokunuşunu kaybetmesiyle nehrin ünlü altını arasında bağlantı kurar.
Cevabı göster

Midas'ın altın dokunuşunu kaybetmesiyle nehrin ünlü altını arasında bağlantı kurar.

Kelime

drained from his fingertips: bir kaynaktan akıp gitmek

Bu cümlede drained from, bir şeyin “bir yerden akıp uzaklaşması” anlamına gelir. Altın, sıradan bir tahliye işlemindeki gibi değil, Midas'ın vücudundan parmak uçları yoluyla çıkan bir sıvı gibi betimlenir. X drains from Y kalıbında X kaybolan şey, Y ise onun çıktığı kaynaktır. Aynı görüntü; renk, enerji veya heyecan gibi sıvı olmayan şeylerin yavaş yavaş kaybolmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi drain from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When he heard the crash, the color ____ his face.

Cevabı göster

drained from

Midas returned home to find his daughter alive

2:57

Midas eve döndüğünde kızını hayatta

and his palace back to normal,

3:00

ve sarayını normale dönmüş olarak buldu,

and he rejoiced.

3:01

ve sevindi.

You'd think he would have learned his lesson, Anlatım akışı

3:04

Dersini almış olduğunu düşünürsünüz,

but just a few weeks later, Anlatım akışı

3:06

ama sadece birkaç hafta sonra,

Midas blundered again,

3:08

Midas yine pot kırdı,

Anlatım akışı

You'd think he would have learned his lesson: tersine dönüşten önce beklenti oluşturmak

You'd think ..., You would think ... ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Anlatıcı gerçek bir soru sormaz; dinleyiciyi makul görünen bir sonuca yönlendirir: Yaşananlardan sonra Midas'ın dersini almış olması gerekirdi. Ardından gelen but bu beklentiyi bozar ve karşıt sonucu getirir. Hikâyelerde ve yorumlarda You'd think ... bilgiyi çoğu zaman şöyle düzenler: önce beklenti, sonra şaşkınlık veya eleştiri.

Alıştırma

Bu anlatıda You'd think he would have learned his lesson ne işe yarar?

  1. Midas'ın bir daha hata yapmayacağını doğrular.
  2. Dinleyiciye Midas hakkındaki fikrini sorar.
  3. Sonraki bölümün bozacağı makul bir beklenti oluşturur.
Cevabı göster

Sonraki bölümün bozacağı makul bir beklenti oluşturur.

Anlatım akışı

but just a few weeks later ... blundered again: Beklentiyi tersine çevirmek ve hikâyeyi ilerletmek

Burada but, You'd think he would have learned his lesson ifadesinin oluşturduğu beklentiyi tersine çevirir. Anlatıcı, Midas'ın değiştiğini doğrulamak yerine tam tersini gösterir. just a few weeks later hikâyeyi yeni bir zaman noktasına taşırken just aranın şaşırtıcı derecede kısa olduğunu vurgular. Ardından blundered again, kötü bir değerlendirme yüzünden bir kez daha ciddi hata yaptığını gösterir. Bu parçalar birlikte karşıtlık kurar, zamanı ilerletir ve Midas'ın tekrarlanan kusuruna geri döner.

Alıştırma

“but just a few weeks later, Midas blundered again” hikâyede ne yapar?

  1. Midas'ın dersini aldığı beklentisini tersine çevirir ve kısa süre içinde başka bir hata yaptığını gösterir.
  2. Midas'ın uzun süre bekledikten sonra daha bilge olduğunu doğrular.
  3. Midas'ın ilk kez nasıl kral olduğuna dair arka plan verir.
Cevabı göster

Midas'ın dersini aldığı beklentisini tersine çevirir ve kısa süre içinde başka bir hata yaptığını gösterir.

insulting the music and sun god Apollo Kültür

3:10

Pan'ın daha büyük bir müzisyen olduğunu ilan ettiğinde

when he declared Pan a greater musician. Dilbilgisi

3:13

müzik ve güneş tanrısı Apollo'ya hakaret etti.

Kültür

music and sun god Apollo: Tek bir tanrıyı anlatan iki alan

music and sun god Apollo ifadesinde music ve sun, god sözcüğünü birlikte niteler. Daha açık söylemek gerekirse, tek bir tanrı olan Apollo ile ilişkili iki alanı adlandıran ve and ile bağlanan isim niteleyicileridir. and iki farklı tanrıyı değil, iki alanı bağlar. Apollo'nun müzikle ilişkisi bu tanımlamaya hikâyede doğrudan önem kazandırır: Pan'ın daha iyi bir müzisyen olduğunu söylemek, Apollo'ya otoritesiyle bağlantılı bir alanda meydan okumaktır. Bu da sözün neden hakaret sayıldığını açıklar.

Alıştırma

the music and sun god Apollo ifadesinde music ve sun nasıl bir görev üstlenir?

  1. İkisinin de adı Apollo olan iki farklı tanrıyı adlandırırlar.
  2. Tek bir tanrı olan Apollo ile ilişkili iki alanı belirtirler.
  3. Apollo'nun yalnızca güneş parlarken müzik yaptığını söylerler.
Cevabı göster

Tek bir tanrı olan Apollo ile ilişkili iki alanı belirtirler.

Dilbilgisi

declared Pan a greater musician: declare + nesne + tamamlayıcı

declared Pan a greater musician ifadesinde Pan, declared fiilinin nesnesidir; a greater musician ise Pan'ın ne olarak değerlendirildiğini gösteren nesne tamamlayıcısıdır. İfade bütünüyle, birinin Pan'ı açıkça ve resmî bir biçimde daha iyi müzisyen olarak değerlendirdiği anlamına gelir. declare + nesne + isim veya sıfat tamamlayıcısı kalıbı, nesneye bir kimlik ya da özellik verir. Nesneden sonraki sözler, ayrıca ilan edilen başka bir şey değildir.

Alıştırma

Hangi cümle declare + nesne + tamamlayıcı yapısını doğru kullanıyor?

  1. The judges said Maya the winner.
  2. The judges declared that Maya the winner.
  3. The judges declared Maya the winner.
Cevabı göster

The judges declared Maya the winner.

Apollo scornfully declared that the king

3:16

Apollo küçümseyerek kralın

must have the ears of an ass Ton ve niyet

3:19

böyle bir yanlış yargıda bulunmak için

to make such a misjudgment

3:21

bir eşeğin kulaklarına sahip olması gerektiğini ilan etti

and transformed Midas accordingly.

3:22

ve Midas'ı buna göre dönüştürdü.

Ton ve niyet

must have the ears of an ass: çıkarım, hakaret ve gerçek cezaya dönüşme

Burada must have + isim öbeği, şimdiki bir durumla ilgili güçlü bir çıkarım ifade eder: Apollon, korkunç hükmü nedeniyle kralın mutlaka eşek kulaklarına sahip olduğu sonucuna küçümseyerek varır. Bu, kralın o kulakları edinmesi için verilen bir emir değildir. Ass burada kelime anlamıyla eşek demektir ve aynı zamanda aptal bir kişiyi çağrıştıran aşağılayıcı bir anlam taşır. Hikâye daha sonra Midas'a eşek kulakları vererek Apollon'un alayını gerçek bir cezaya dönüştürür.

Alıştırma

Bu cümlede must have the ears of an ass ne anlama geliyor?

  1. Apollon, kralın mutlaka eşek kulakları olduğu yönünde küçümseyici bir çıkarım yapıyor.
  2. Apollon, kralın geçmişte bir eşek duyduğunu tahmin ediyor.
  3. Apollon, krala kibarca eşek kulakları edinmesini emrediyor.
Cevabı göster

Apollon, kralın mutlaka eşek kulakları olduğu yönünde küçümseyici bir çıkarım yapıyor.

Once again regretting his behavior,

3:27

Davranışından bir kez daha pişman olan

Midas kept his hairy ears hidden in public. Dilbilgisi

3:29

Midas, kıllı kulaklarını toplum içinde sakladı.

Dilbilgisi

kept his hairy ears hidden: keep + nesne + durum tümleci

keep + nesne + sıfat veya geçmiş zaman ortacı yapısı, nesnenin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Burada kept ana fiil, his hairy ears nesne ve hidden kulakların süren durumunu açıklayan nesne tümlecidir. Hidden ikinci bir ana eylem değildir. Aynı yapı keep it simple ve keep the door closed ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Odanın sessiz kalması gerektiğini anlatmak için keep + nesne + durum tümleci yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Please keep the room quietly during the test.
  2. Please keep to quiet the room during the test.
  3. Please keep the room quiet during the test.
  4. Please keep quiet the room during the test.
Cevabı göster

Please keep the room quiet during the test.

They were seen only by his barber,

3:32

Onlar sadece çok garip bir bakım seansı sırasında

who was sworn to secrecy Kalıp ifadeler

3:35

sır saklamaya yeminli olan

during a very awkward grooming session.

3:37

berberi tarafından görüldü.

Kalıp ifadeler

was sworn to secrecy: bilgiyi açıklamamak için ciddi bir söz

Be sworn to secrecy, bir kişinin bilgiyi açıklamayacağına dair ciddi bir söz vermekle yükümlü tutulduğunu anlatır. Swear someone to secrecy yapısının edilgen biçimidir: bu cümlede berber, gördüklerini gizli tutması istenen kişidir. Sworn, swear fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Secrecy, bilgiyi gizli tutma durumunu anlatan sayılamayan bir addır; secret sözcüğünün çoğulu değildir.

Alıştırma

Cümleyi be sworn to secrecy kalıp ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before the surprise announcement, the organizers were ____.

Cevabı göster

sworn to secrecy

The barber stifled his laughter Kalıp ifadeler

3:40

Berber gülmesini bastırdı

and fought the desire to tell someone. Kalıp ifadeler

3:41

ve birine anlatma arzusuyla savaştı.

Kalıp ifadeler

stifled his laughter: gülmesini bilinçli olarak bastırmak

stifled his laughter ifadesinde stifled, gülme tepkisini dışarı vurmamak için bilinçli olarak bastırmak demektir. Berber hâlâ durumu komik buluyordur; burada anlatılan, duygunun kendiliğinden kaybolması değil, tepkinin kontrol edilmesidir. Aktarılabilir kalıp stifle + tepki biçimindedir: stifle a laugh veya stifle a yawn gibi. laughter ile kullanıldığında iyelik belirleyicisi kişiye uyar: stifle my laughter, stifle her laughter.

Alıştırma

Nina bir hatayı komik buluyor, ancak tören sessiz ve kendisinin gülmesine izin vermiyor. Onu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Nina burst out laughing and everyone heard her.
  2. Nina asked the audience to stop laughing.
  3. Nina stopped laughing when the joke became boring.
  4. Nina stifled her laughter so she would not interrupt the ceremony.
Cevabı göster

Nina stifled her laughter so she would not interrupt the ceremony.

Yet the secret consumed him. Deyimler

3:44

Ancak sır onu yiyip bitirdi.

Kalıp ifadeler

fought the desire to tell someone: içindeki dürtüye direnmek

fought the desire to tell someone ifadesinde fought, kişinin içindeki bir istekle mücadele ettiğini anlatır. Sırrı birine söylemek istiyordu ama bu isteğe göre hareket etmemeye çalışıyordu; burada fiziksel bir kavga anlatılmaz. Kalıp fight + the desire/urge/temptation + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. İsteğin hiç olmadığını değil, ona direnmenin çaba gerektirdiğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın hediyeyi erkenden açmak istediğini ama bunu yapmamak için çaba gösterdiğini anlatır?

  1. Maya no longer wanted to open the gift.
  2. Maya fought the desire to open the gift early.
  3. Maya opened the gift as soon as she saw it.
  4. Maya fought with her brother beside the gift.
Cevabı göster

Maya fought the desire to open the gift early.

Deyimler

The secret consumed him: zihinsel bir sıkıntı mecazı

Burada consumed, sırrın onu kelimenin tam anlamıyla yemesi demek değildir. Sır, düşüncelerini ve duygularını ele geçiren bir güç gibi anlatılır; bu da onun üzerinde büyük bir zihinsel baskı oluşturur. Güçlü bir duygu, endişe veya sorun birini consume ediyorsa, kişinin dikkatinin neredeyse tamamını kaplar ve sürekli sıkıntı vermeye devam eder. Bu ifade, sırrın onu sadece endişelendirdiğini söylemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

“The secret consumed him” bu bağlamda ne anlama geliyor?

  1. Sırrı sakin bir şekilde herkese anlattı.
  2. Sır onu fiziksel olarak yedi.
  3. Sır onun düşüncelerini ele geçirdi ve ona derin bir sıkıntı verdi.
  4. Sırrı unuttu ve kendini tamamen rahat hissetti.
Cevabı göster

Sır onun düşüncelerini ele geçirdi ve ona derin bir sıkıntı verdi.

One day, he walked outside the city

3:47

Bir gün şehrin dışına yürüdü

and dug a hole in the ground.

3:49

ve yere bir çukur kazdı.

Plunging his head into the earth,

3:52

Kafasını toprağa daldıran

the desperate barber whispered,

3:54

çaresiz berber fısıldadı:

"Midas has ass's ears."

3:56

"Midas'ın eşek kulakları var."

Soon after, a clump of reeds

4:00

Kısa bir süre sonra, berberin

sprang up in the spot where Öbek fiiller

4:02

sözlerini gömdüğü yerde

the barber had buried his words. Deyimler

4:03

bir sazlık kümesi filizlendi.

Öbek fiiller

sprang up: aniden ortaya çıkmak veya hızla büyümek

Spring up, aniden veya hızla ortaya çıkmak, gelişmek ya da büyümek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Sprang up bunun geçmiş zaman biçimidir; burada kamışların kısa süre sonra o yerde ortaya çıkıp büyüdüğünü anlatır. Bu ifade bitkilerle birlikte dükkânları, binaları, sorunları veya grupları da anlatabilir. Temel fikir hızlı ortaya çıkıştır; mevsim olan ilkbaharı ya da metal yayı anlatmaz.

Alıştırma

Hızlı ortaya çıkışı anlatmak için sprang up ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. New repair shops stayed empty for years.
  2. New repair shops were carefully planned but never opened.
  3. New repair shops sprang up along the highway.
  4. New repair shops were slowly removed from the highway.
Cevabı göster

New repair shops sprang up along the highway.

Deyimler

had buried his words: sırrı fiziksel bir nesne gibi göstermek

Bu cümlede had buried his words, berberin yazılı sözcükleri toprağın altına koyduğu anlamına gelmez. Hikâye, onun söylediği sırrı gömebileceği fiziksel bir nesneymiş gibi ele alır. Bu somut görüntü, sırrı tamamen saklama çabasını gösterir.

Alıştırma

Bu hikâyede had buried his words ne anlama geliyor?

  1. Her sözcüğü kâğıda yazdı ve kâğıtları toprağın altına koydu.
  2. Sırrı toprağa söyledi ve hikâye sözleri gömülebilecek bir şeymiş gibi ele aldı.
  3. Bir daha asla konuşmamaya karar verdi.
  4. Sırrı hatırlayamıyordu.
Cevabı göster

Sırrı toprağa söyledi ve hikâye sözleri gömülebilecek bir şeymiş gibi ele aldı.

When the wind blew,

4:05

Rüzgar estiğinde,

they carried the echoes of his whisper Deyimler

4:07

fısıltısının yankılarını

through the breeze.

4:09

esintiyle taşıdılar.

Deyimler

they carried the echoes of his whisper: haberci olarak sazlar

They, insanlara değil önceki cümledeki reeds sözcüğüne, yani sazlara gönderme yapar. Carried fiili sazlara etkin bir rol verir: rüzgâr onları hareket ettirdiğinde çıkardıkları ses, berberin fısıltısını taşıyormuş gibi görünür. Bu bir kişileştirmedir. Doğa, gizlenen sırrın yoluna devam etmesini sağlayan bir haberciye dönüşür ve yalnızca arka planın bir parçası olmaktan çıkar.

Alıştırma

Cümlede they neye gönderme yapıyor ve carried nasıl bir etki yaratıyor?

  1. They sözcüğü berberi fiziksel olarak kaldıran birkaç kişiye gönderme yapar.
  2. They sözcüğü sazlara gönderme yapar; sazlar fısıltıyı yayan haberciler olarak betimlenir.
  3. They sözcüğü birbiriyle tartışan rüzgâr ve esintiye gönderme yapar.
  4. They sözcüğü berberin elle teslim edilen yazılı notlarına gönderme yapar.
Cevabı göster

They sözcüğü sazlara gönderme yapar; sazlar fısıltıyı yayan haberciler olarak betimlenir.

"Midas has ass's ears."

4:10

"Midas'ın eşek kulakları var."

At the sound, donkeys in the fields

4:16

Bu seste tarlalardaki eşekler

raised their heads in recognition, Kalıp ifadeler

4:18

tanıyarak başlarını kaldırdılar,

and people chuckled to themselves at the follies of their king. Kalıp ifadeler

4:20

ve insanlar krallarının aptallıklarına içten içe kıkırdadılar.

Kalıp ifadeler

raised their heads in recognition: tanıdık bir şeyi fark edip başlarını kaldırmak

Raised their heads, başlarını kaldırma hareketini anlatır. In recognition ise bu tepkiyi neyin başlattığını açıklar: eşekler tanıdık bir şey duydular, onu tanıdılar ve başlarını kaldırarak tepki verdiler. Burada recognition, bir şeyi tanıdık olarak ayırt etme anlamındadır. Övgü ya da ödül anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede in recognition, tanıdık bir şeye verilen tepkiyi anlatır?

  1. Mia raised her head because she did not recognize the sound.
  2. At her brother's familiar knock, Mia raised her head in recognition.
  3. The school gave Mia a prize in recognition of her service.
Cevabı göster

At her brother's familiar knock, Mia raised her head in recognition.

Kalıp ifadeler

chuckled to themselves at: bir şeye kendi kendine hafifçe gülmek

Chuckled, hafifçe gülmek anlamındadır. To themselves, herkesin tepkisini kendi içinde ya da ölçülü biçimde yaşadığını gösterir; kendi çıkarları için güldükleri anlamına gelmez. Kalıp chuckle to oneself at something şeklindedir. Dönüşlülük zamiri I ... myself, she ... herself ve they ... themselves örneklerinde olduğu gibi özneye uyar. At ise gülmeye neden olan şeyi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi chuckle fiilinin geçmiş hâli, Rosa ile uyumlu dönüşlülük zamiri ve nedeni tanıtan edatla tamamlayın: Rosa ____ the harmless typo in her diary.

Cevabı göster

chuckled to herself at

With his golden touch and ass's ears, Anlatım akışı

4:25

Altın dokunuşu ve eşek kulaklarıyla

Midas was not the most respected ruler. Ton ve niyet

4:28

Midas en çok saygı duyulan hükümdar değildi.

Anlatım akışı

With his golden touch and ass's ears: önceki hikâye ayrıntılarıyla değerlendirmeye zemin hazırlamak

Baştaki with öbeği, ana değerlendirmenin arka planını verir. Eş görevli iki isim öbeği olan his golden touch ve ass's ears, hikâyedeki daha önceki iki sonucu tek bir çerçevede özetler. Bu ayrıntılar yalnızca sahip olunan şeylerin veya fiziksel özelliklerin listesi değildir. Cümlenin başına getirilmeleri, Midas'ın kötü seçimlerini ve bunların sonuçlarını hatırlatır; ardından bu hatırlatma sonraki değerlendirmeyi destekler. Yeniden kullanılabilir bilgi düzeni şöyledir: With + arka plan ayrıntıları, ana cümle.

Alıştırma

Hangi İngilizce cümle aynı bilgi düzenini kullanıyor: With + iki arka plan ayrıntısı, ardından bir değerlendirme?

  1. With a cracked screen and a dead battery, the old phone was hard to recommend.
  2. The old phone had a cracked screen, and its battery was dead.
  3. The reviewer compared the old phone with a newer model.
  4. After the review, the old phone was placed on a shelf.
Cevabı göster

With a cracked screen and a dead battery, the old phone was hard to recommend.

Ton ve niyet

not the most respected ruler: güçlü bir eleştiriyi hafifleterek ifade etmek

Not the most respected ruler, ilk bakışta üstünlük derecesinin basitçe reddedilmesi gibi görünür: kelimesi kelimesine Midas'ın saygı bakımından bir numara olmadığını söyler. Ancak bu açıkça olumsuz bağlamda bir hafifletme ifadesidir. Konuşan kişi daha güçlü bir eleştiriyi ima etmek için daha zayıf bir biçim kullanır: Midas pek saygı görmüyordu. not the most + olumlu sıfat kalıbı, not the best idea örneğinde olduğu gibi eleştiriyi ölçülü ve bazen ironik gösterebilir. İfadenin gücünü bağlam belirler; gerçek bir sıralamada yalnızca kelimesi kelimesine anlamını taşıyabilir.

Alıştırma

Bir yönetici bütün uyarıları görmezden geldikten sonra proje başarısız oluyor. Biri “That wasn't the most careful decision.” diyor. Bu kişi büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Konuşan kişi kararı güçlü biçimde övüyor.
  2. Karar muhtemelen oldukça dikkatsizce alınmıştı.
  3. Konuşan kişi kararı hatırlayamıyor.
  4. Karar dikkatliydi ama yalnızca en iyi ikinci seçimdi.
Cevabı göster

Karar muhtemelen oldukça dikkatsizce alınmıştı.

And where other leaders were honored Anlatım akışı

4:31

Ve diğer liderler heykeller

through statues and temples,

4:33

ve tapınaklarla onurlandırılırken,

his people remembered him a little differently.

4:35

halkı onu biraz farklı hatırladı.

Anlatım akışı

where other leaders were honored through statues and temples... his people remembered him a little differently: karşıtlık kuran bir çerçeve

Burada where fiziksel bir yeri göstermez. Karşılaştırma ölçütü olarak kullanılan durumu tanıtır: Diğer liderler heykeller ve tapınaklar aracılığıyla onurlandırılmıştır, ancak ana cümle onun halkının bu lideri başka bir şekilde hatırladığını gösterir. where A, B kalıbı, A durumu söz konusuyken B'nin karşılaştırıldığında farklı olduğu anlamına gelebilir. Bu çerçeve önce liderleri onurlandırmanın olağan yolunu sunar, ardından bu liderin alışılmadık biçimde hatırlanmasını öne çıkarır.

Alıştırma

Vurgulanan cümlede where sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Halkın onu hatırladığı binanın adını verir.
  2. Ana cümlenin karşıtlık kurabilmesi için bir durumu tanıtır.
  3. Liderlerin fiziksel olarak nerede onurlandırıldığını sorar.
  4. Halkın bir tapınağın içinde olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Ana cümlenin karşıtlık kurabilmesi için bir durumu tanıtır.

In the depths of the glittering river Anlatım akışı

4:38

Parıldayan nehrin derinliklerinde

and the rustle of the Phrygian wind.

4:40

ve Frigya rüzgarının hışırtısında.

Anlatım akışı

In the depths of the glittering river and the rustle of the Phrygian wind: bilinçli bir edebî parça

Bu, bağımsız ve tamamlanmış bir cümle değil, bilinçli olarak kullanılmış edebî bir parçadır. Özne ve fiil, halkının onu farklı bir biçimde hatırladığı yönündeki önceki düşünceden anlaşılır. Bu düşünceyle birlikte okunduğunda ifade, onun hatırasını ışıltılı nehrin derinliklerine ve Frigya rüzgârının hışırtısına yerleştirir. Birbirine bağlanan iki imgeden biri görsel, diğeri işitsel bir unsur sunar. Tekrarlanacak fiili dışarıda bırakmak kapanışı kısa ve şiirsel tutarken nehir ile Frigya rüzgârı hikâyede daha önce sunulan imgeleri yankılar.

Alıştırma

Hangi cümle, edebî parçayı anlamını koruyarak doğru biçimde tam bir standart cümleye dönüştürür?

  1. The river remembered him, and the wind remembered the people.
  2. People remembered in the depths of the glittering river and in the rustle of the Phrygian wind.
  3. People remembered him in the depths of the glittering river and in the rustle of the Phrygian wind.
  4. The depths of the glittering river and the rustle of the Phrygian wind remembered him.
Cevabı göster

People remembered him in the depths of the glittering river and in the rustle of the Phrygian wind.

We really enjoy telling these myths

4:45

Bu mitleri anlatmaktan gerçekten keyif alıyoruz

and are on a mission to share stories

4:46

ve dünyanın her yerinden hikayeler

from all over the world.

4:48

paylaşma görevindeyiz.

Help us out and leave your favorite myth in the comments

4:50

Bize yardım edin ve yorumlara en sevdiğiniz miti bırakın

and check out this playlist for more myths.

4:53

ve daha fazla mit için bu oynatma listesine göz atın.