İngiliz SAS Askerleri vs ABD Navy SEALs - Askeri Eğitim Karşılaştırması: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: SAS ile Navy SEALs birliklerini köken, başvuru, eleme, hayatta kalma, Hell Week, beceriler ve teçhizat bakımından karşılaştırır. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. "under a veil of secrecy" - Deyimler ve mecazi ifadeler: veil sözcüğünü gerçek örtü değil, gizleme metaforu olarak anlayın ve faaliyetlerini saklayan kuruluşlar için kullanın. 2. "Get through that and you enter" - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: "if you get through that, you enter" koşul-sonuç yapısını tanıyın ve aşamayı geçmeyle sonucu bağlayın. 3. "pushed to your limits." - Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: kapasitenin sınıra yakın sınanmasını anlatan edilgen ifadeyi öğrenin; eğitim, iş veya yarışmada kullanın.
Bu derste
War. The reason for having such a specialized set of soldiers was to get behind enemy lines and attack them from within, Kalıp ifadeler
0:05Savaşı sırasında başladı. Bu kadar özel bir asker grubuna sahip olmanın nedeni, düşman hatlarının gerisine sızmak ve onlara içeriden saldırmak
aka SAS: başka bir adı tanıtma
Bu cümlede aka, SAS'i önceki tam kuruluş adının başka ve daha kısa bir adı olarak tanıtır. Aka, also known as ifadesinin kısaltmasıdır; kalıp ad veya tanım + aka + diğer ad şeklindedir. İki adın aynı kişi, grup, yer veya şeyi ifade ettiğini gösterir. Burada yeni bir kuruluş tanıtılmaz ve SAS'teki harflerin anlamı tek tek açıklanmaz.
Alıştırma
Daha iyi bilinen bir adı tanıtan gayriresmî kısaltmayla cümleyi tamamlayın: The singer Abel Tesfaye, ____ The Weeknd, was born in Canada.
Cevabı göster
aka
or at least destroy what they could while gaining intelligence.
0:11veya en azından istihbarat toplarken ellerinden geleni yok etmekti.
get behind enemy lines: düşman kontrolündeki bölgenin gerisine geçmek
Burada get, hareket edip bir yere ulaşmayı başarmak; enemy lines ise yerde çizilmiş çizgileri değil, karşı kuvvetin savunduğu cepheyi ve kontrol ettiği bölgeyi ifade eder. Get behind enemy lines, bu cepheyi geçip arkasındaki bölgeye girmek demektir. İfadenin tamamı çatışma, baskın, casusluk veya keşif anlatılarında kullanılan askerî bir eşdizimdir. Get, behind ve lines sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine ifadeyi tek bir hareket fikri olarak anlayın.
Alıştırma
Karşı kuvvetin cephesinin arkasındaki bölgeye girmek anlamına gelen dört sözcüklü askerî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The scouts used a hidden path to ____ before dawn.
Cevabı göster
get behind enemy lines
It still takes part in operations that involve the United Kingdom, Kalıp ifadeler
0:14Hala Birleşik Krallık'ı ilgilendiren operasyonlarda yer alıyor,
take part in operations: bir faaliyete katılmak
Take part in, “katılmak” anlamına gelir. Bu cümlede takes, tekil özne it ile uyumludur; operations ise birimin katıldığı faaliyetleri belirtir. Buradaki askerî bağlamda operations, planlı görevler veya harekâtlar demektir. Kalıp take part in + faaliyet veya etkinlik şeklindedir. in edatı, katılınan şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi take part in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every spring, our school ____ a citywide cleanup.
Cevabı göster
takes part in
covert Special Forces unit: kasıtlı olarak gizlenen askerî birlik
Covert, bir kimliği, faaliyeti veya amacı gizlemek için bir şeyin halkın görüşünden ya da bilgisinden kasıtlı olarak saklanması demektir. Yalnızca sessiz veya göze çarpmayan anlamından daha güçlü ve daha özeldir. Special Forces unit, özel görevler için eğitilmiş düzenli bir askerî birlik anlamına gelir. Birlikte kullanıldığında a covert Special Forces unit, varlığı veya faaliyetleri kasıtlı olarak gizlenen böyle bir birimi ifade eder; yalnızca özel bir grup demek değildir.
Alıştırma
Bir haber metninde a covert unit büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Varlığı veya faaliyetleri kasıtlı olarak gizlenen bir birlik
- Sadece sakin ve sessiz bir birlik
- Yalnızca kişisel ve halka açık olmayan konularla çalışan bir birlik
Cevabı göster
Varlığı veya faaliyetleri kasıtlı olarak gizlenen bir birlik
The Navy SEALs Sea, Air, and Land Team was formed much later
0:21Navy SEALs (Deniz, Hava ve Kara Timi) çok daha sonra,
when President John F. Kennedy established them in 1962
0:25Başkan John F. Kennedy'nin onları 1962'de kurmasıyla
would take on special missions much of the time in very hostile environments.
0:31çoğu zaman çok düşmanca ortamlarda özel görevler üstlenecek gizli bir birim olarak oluşturuldu.
and are sometimes referred to as America's secret warriors.
0:36ve bazen Amerika'nın gizli savaşçıları olarak anılırlar.
under a veil of secrecy: kasıtlı olarak gizlenen faaliyet
Under a veil of secrecy bir benzetmedir. Veil, arkasındaki şeyi gizler; bu nedenle ifade, operasyonların kasıtlı olarak halkın gözünden uzak tutulduğunu anlatır. Gerçek bir kumaş parçasından söz etmez. do something under a veil of secrecy yapısında bu ifade, bir faaliyeti çevreleyen gizli koşulları anlatır. Genellikle dışarıdaki kişilerin işin nasıl yapıldığını göremediğini ima eder.
Alıştırma
Bu cümlede under a veil of secrecy ne anlama geliyor?
- Operasyonları sırasında yüzlerini örten şeyler takarlar.
- Yalnızca kamuoyunun onayını aldıktan sonra çalışmaya başlarlar.
- Operasyonlarını kasıtlı olarak gizli tutarak hareket ederler.
Cevabı göster
Operasyonlarını kasıtlı olarak gizli tutarak hareket ederler.
İlk noktayı belirten to begin with
Bu cümlede to begin with açıklamayı düzenler. Konuşmacının belirtmek istediği ilk engeli sunar ve ardından başka ayrıntıların veya sorunların gelebileceğini düşündürür. Burada bir zaman diliminin başlangıcında anlamına değil, ilk nokta olarak veya öncelikle anlamına gelir. Bir neden, itiraz, sorun ya da adım sunabilir.
Alıştırma
Birden fazla kaygının ilkini sunan, dersteki üç sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, this plan costs too much, and there are other concerns as well.
Cevabı göster
To begin with
a mere civilian: değerlendirme içeren küçültme anlamıyla mere
Mere, bir isimden önce kullanıldığında “yalnızca” veya “bundan fazlası olmayan” anlamına gelir. A mere civilian ifadesinde kişi, askerî statüsü olan biri yerine sıradan bir sivil konumuna indirgenir. Bu sözcük her zaman tarafsız değildir: burada sivil olma durumunu başvuru için yetersiz gösterir. Daha genel olarak mere, ardından gelen ismin önemini, rütbesini, miktarını veya etkisini küçümseyebilir.
Alıştırma
Resmî bir tanıtımda biri “He is a mere assistant.” diyor. Bu, onun işini anlatmanın güvenli ve tarafsız bir yolu mudur?
- Hayır, onun rolünü küçümseyebilir.
- Evet, tarafsız ve saygılı bir ifadedir.
Cevabı göster
Hayır, onun rolünü küçümseyebilir.
allow you to apply: allow + nesne + to-infinitive
Allow, ardından bir nesne ve to-infinitive alır: allow + someone + to do something. Allow you to apply ifadesinde you izin alan kişidir, to apply ise iznin kapsadığı eylemdir. Tam cümlede won't allow, iznin reddedildiğini veya gerekli şartların karşılanmadığını gösterir. Bu yapı kurallar, erişim, yeterlilik şartları ve kişisel izinler için yaygın biçimde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi allow fiilinin doğru biçimi ve gerekli mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The museum does not ____ visitors ____ touch the exhibits.
Cevabı göster
allow · to
or be a soldier in the British Commonwealth.
0:51veya İngiliz Milletler Topluluğu'nda (Commonwealth) bir asker olmanız gerekir.
Another way to get in is to join the SAS Reserves, Öbek fiiller
0:53Girmenin bir başka yolu da SAS Yedeklerine katılmaktır,
Başarıyla kabul edilmeyi anlatan get in
Bu cümlede get in, yalnızca bir yerin içine girmek değil, seçici bir kuruluşa kabul edilmeyi başarmak anlamına gelir. Hedef olan SAS bağlamdan zaten anlaşıldığı için get in burada nesne gerektirmez. İfade, üyelik veya kabul hakkı kazanmaya odaklanır. Aynı anlam, rekabetçi bir seçimin bulunduğu okul, şirket, takım veya programlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Only twelve applicants are accepted each year, so it is difficult to get in cümlesinde get in ne anlama gelir?
- Herkesten önce varmak
- Programa kabul edilmek
- Binanın içine yürüyerek girmek
Cevabı göster
Programa kabul edilmek
Yeterli bir koşul bildiren as long as
Burada as long as bir koşul getirir ve provided that, yani «şu koşulla ki» anlamına gelir. Yedek birlik eğitimini geçmek ve onlarla en az 18 ay çalışmak birlikte koşulu oluşturur; bu koşulun karşılanması kişiyi başvurmaya uygun hâle getirir. Bu kullanım uzunluk veya süreyle ilgili değildir. Bilgiyi önce koşul, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler: as long as + koşul, sonuç.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki provided that anlamına gelen üç sözcüklü koşul ifadesiyle tamamlayın: You can use the study room ____ you leave it clean.
Cevabı göster
as long as
the SAS proper: isimden sonra kullanılan proper
Burada proper, the SAS ad öbeğinden sonra gelir ve yedek birlikler gibi bağlantılı kolları değil, SAS'in kendisini, yani ana ve düzenli teşkilatı ifade eder. Uygun, doğru veya terbiyeli anlamına gelmez. İsimden sonra kullanılan proper, bağlantılı ya da hazırlık niteliğindeki bölümler anıldıktan sonra çoğunlukla merkezdeki veya dar anlamıyla tanımlanan asıl şeyi gösterir. the city proper ve the meeting proper buna örnektir. isim + proper yapısını “dar anlamıyla şeyin kendisi” diye anlayın.
Alıştırma
the committee proper ifadesinde proper ne anlama gelir?
- Dar anlamıyla ana komitenin kendisi
- Üyeleri kibar davranan bir komite
- Göreve uygun bir komite
Cevabı göster
Dar anlamıyla ana komitenin kendisi
and be in amazing physical and mental shape. Kalıp ifadeler
1:07ve inanılmaz bir fiziksel ve zihinsel formda olmanız gerekir.
in amazing physical and mental shape: olağanüstü fiziksel ve zihinsel durum
Bu cümlede in amazing physical and mental shape, hem fiziksel hem de zihinsel olarak olağanüstü iyi durumda olmak demektir. Shape dış görünüşteki vücut biçimini değil, durumu ve hazır olma düzeyini ifade eder. be in + sıfat + shape kalıbı, be in good shape veya be in poor shape örneklerinde olduğu gibi mevcut bir durumu anlatır. Physical and mental eklenince gereken hazırlığın hem fiziksel hem de zihinsel yönü açıkça belirtilir.
Alıştırma
Bu cümlede in amazing physical and mental shape ne anlama gelir?
- Fiziksel ve zihinsel olarak olağanüstü iyi durumda
- Etkileyici bir vücut hatlarına sahip, ancak zihinsel hazırlığı belirtilmemiş
- Doğru geometrik biçime sahip
Cevabı göster
Fiziksel ve zihinsel olarak olağanüstü iyi durumda
You'll be required to do at least a three year stretch. Kelime
1:09En az üç yıllık bir görev süresi yapmanız istenecektir.
a three year stretch: hizmet süresini anlatan gündelik bir ifade
Burada a stretch, kesintisiz bir zaman dilimi anlamına gelir. do at least a three year stretch ifadesi, zorunlu hizmetin üç yıldan az sürmeyeceğini belirtir; fiziksel esneme hareketleriyle ilgisi yoktur. stretch kullanılması, bu sürenin uzun ve zorlu olduğu izlenimini verir. Bu zaman anlamı gündeliktir; daha resmî bir anlatımda genellikle a three-year term veya a three-year period of service kullanılır.
Alıştırma
'You'll be required to do at least a three year stretch,' cümlesinde 'a three year stretch' ne anlama gelir?
- hizmet başlamadan önce üç yıllık bir gecikme
- en az üç yıl süren kesintisiz bir hizmet dönemi
- üç yıllık bir esneme egzersizi programı
Cevabı göster
en az üç yıl süren kesintisiz bir hizmet dönemi
but have so far been excluded from most combat movements.
1:12ancak şu ana kadar çoğu muharebe hareketinden hariç tutulmuşlardır.
you must accept that you know the harsh demands expected of you. Kalıp ifadeler
1:15sizden beklenen zorlu talepleri bildiğinizi kabul etmelisiniz.
expected of you: rolünüzün gerektirdiği standartlar
the harsh demands expected of you isim grubunda expected of you, that are expected of you ifadesinin kısaltılmış biçimidir. demands sözcüğünü niteler: Bunlar, rolünüz nedeniyle karşılamanız gereken standartlar veya gerekliliklerdir. something is expected of someone kalıbı, istenen şeyi başa yerleştirir. Bu yapı yalnızca kişinin ne yapacağına ilişkin bir tahmin değil, kişiden beklenen bir standart, nitelik, görev veya sonucu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, istenen niteliği özne konumuna getirerek 'be expected of someone' yapısını kullanır?
- Patience is expected of every team leader.
- We expect every team leader to show patience.
- Every team leader is expected to show patience.
Cevabı göster
Patience is expected of every team leader.
and that means signing an Army General Administrative Instruction Form.
1:20ve bu, bir Ordu Genel İdari Talimat Formu imzalamak anlamına gelir.
You're basically acknowledging you are willing to go through hell. Deyimler
1:23Temelde cehennemden geçmeye istekli olduğunuzu kabul ediyorsunuz.
go through hell: çok ağır sıkıntılara katlanmak
Bu cümlede go through hell, son derece acı verici veya zor bir deneyime katlanmak anlamına gelen güçlü bir deyimdir. Gerçek anlamda cehenneme gitmekten söz etmez. go through + bir deneyim kalıbı, sıkıntıyı kişinin başından sonuna kadar yaşayıp atlatması gereken bir süreç olarak sunar. Hell sözcüğünün eklenmesi, anlatımı yalnızca bir şeyin zor olduğunu söylemekten çok daha güçlü hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlede go through hell ne anlama geliyor?
- Ölümden sonra dinî bir yere yolculuk etmek
- Son derece acı verici veya zor bir deneyime katlanmak
- Küçük ve sıradan bir aksaklıkla uğraşmak
Cevabı göster
Son derece acı verici veya zor bir deneyime katlanmak
Sonraki aşamayı duyurmak için Next comes + isim öbeği
Next comes the medical cümlesinde özne-fiil devrikliği kullanılır: sıralama sözcüğü next başa gelir, onu comes ve ardından özne olan the medical izler. Bu yapı bir sonraki aşamayı duyurur ve sürece hızlı, adım adım ilerleyen bir hava verir. Buradaki the medical, bağlama göre sağlık muayenesi veya tıbbi değerlendirme anlamına gelen bir isim öbeğidir. The artikeli, bunun seçme sürecinde bilinen bir aşama olduğunu gösterir; medical, ismi yanlışlıkla eksik bırakılmış bir sıfat değildir.
Alıştırma
Süreç duyurusunu devrik Next comes kalıbıyla tamamlayın: ____ the medical.
Cevabı göster
Next comes
which will mean running fully kitted or squatted for 1 and 1/2 mi in 15 minutes.
1:28bu da 15 dakikada 1,5 mil boyunca tam teçhizatlı veya manga halinde koşmak anlamına gelecektir.
Apparently, 10% of applicants don't even make it past this point. Kalıp ifadeler
1:33Görünüşe göre, başvuranların %10'u bu noktayı bile geçemiyor.
make it past this point: bu aşamayı geçmek
Burada make it, 'bir şey üretmek' değil, 'başarmak' veya 'ilerlemeyi başarmak' anlamına gelir. Past this point, söz konusu aşamanın ötesi demektir; bu bağlamda o aşama fiziksel yeterlilik testidir. make it past + bir aşama, kontrol noktası veya zorlu dönem yapısı, o noktanın ötesine devam etmenin bir başarı olduğunu vurgular. Yalnızca fiziksel bir yerin ötesine geçmeyi değil, eleme turlarını, sınavları, yarışmaları veya zorlu dönemleri de anlatabilir.
Alıştırma
Bir burs yarışmasında, yalnızca birkaç adayın ilk mülakatın ötesine başarıyla geçtiğini söyleyen cümle hangisidir?
- Only a few candidates made it past the first interview.
- Only a few candidates prepared for the first interview.
- Only a few candidates made it to the first interview.
Cevabı göster
Only a few candidates made it past the first interview.
That pace for even an average person in running shoes and shorts isn't too bad. Ton ve niyet
1:36Koşu ayakkabısı ve şortu olan ortalama bir insan için bile bu tempo çok kötü değil.
isn't too bad ile ölçülü övgü
Isn't too bad, değerlendirmeyi yumuşatan kalıplaşmış bir ifadedir. Dil bilgisi bakımından olumsuz olsa da değerlendirilen şeye bağlı olarak çoğu zaman 'oldukça iyi', 'kabul edilebilir' veya 'üstesinden gelinebilir' anlamına gelir. Burada konuşmacı koşu temposuna sınırlı bir onay verir: sıradan koşu kıyafetleri içindeki ortalama bir insan için tempo makul derecede iyidir. İfade olumludur, ancak genellikle It's really good kadar coşkulu değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız ev yapımı çorbanızın tadına bakıp 'It isn't too bad.' diyor. Gündelik bir konuşmada en olası anlam nedir?
- Çorba oldukça iyi veya kabul edilebilir.
- Konuşmacı kötü bir haber karşısında üzüntü ve anlayış ifade ediyor.
- Çorba kesinlikle berbat.
Cevabı göster
Çorba oldukça iyi veya kabul edilebilir.
although at 17 you can join if your parents say it's okay.
1:47ancak ebeveynleriniz onay verirse 17 yaşında da katılabilirsiniz.
natural born or naturalized American: doğuştan veya sonradan vatandaş olmuş Amerikalı
Natural born ve naturalized, ABD vatandaşlığına sahip olmanın iki yolunu anlatır. Natural-born American, doğuştan ABD vatandaşı olan kişidir. Naturalized American ise daha sonra yasal vatandaşlığa kabul süreciyle vatandaş olmuştur. Buradaki naturalized, daha doğal hâle gelmiş anlamına gelmez. American sözcüğü iki sıfatla da bağlantılıdır; ilk bölümde tekrarlanacak American sözcüğü söylenmez. Bu nedenle ifade yalnızca birini değil, iki vatandaşlık yolunu da kapsar.
Alıştırma
Bu cümlede natural born or naturalized American kimleri kapsıyor?
- Hem doğuştan vatandaş olanlar hem de daha sonra yasal bir süreçle vatandaş olanlar
- Yalnızca Amerika Birleşik Devletleri'nde doğanlar
- Yalnızca daha sonra vatandaş olanlar
Cevabı göster
Hem doğuştan vatandaş olanlar hem de daha sonra yasal bir süreçle vatandaş olanlar
dropped out: tamamlamadan ayrılmak
Drop out, bir kursu, eğitim programını, yarışmayı veya düzenli bir süreci tamamlamadan bırakmak anlamına gelir. Burada dropped geçmiş zamanı gösterir, out ise öbek fiilin bir parçasıdır. Birlikte dropped out, kadının eğitime katılmayı bıraktığını anlatır. Bu ifade bir şeyin fiziksel olarak dışarı düştüğü anlamına gelmez. Tamamlanmadan önce katılımın sona ermesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi drop out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ of the training program after the first week.
Cevabı göster
dropped out
a clean record (temiz sicil) ve background checks (geçmiş kontrolleri)
Bu işe alım bağlamında a clean record, kişiyi uygunsuz hâle getirecek suç, disiplin cezası veya başka ciddi olumsuz kayıtların bulunmadığı bir geçmişi ifade eder. Clean burada mecazidir; fiziksel temizlik değil, zarar verici bilgilerin bulunmaması anlamına gelir. Background checks, adayın kimliğini, geçmişini veya yeterliliklerini doğrulamak için yapılan araştırmalardır. Cümle önce bir uygunluk koşulu belirtir, ardından ilgili bilgilerin kontrol edileceğini söyler.
Alıştırma
İşe alım cümlesini vurgulanan iki ifadeyle tamamlayın: Applicants must have ____, and the company will conduct ____.
Cevabı göster
a clean record · background checks
You'll then undergo physical and mental tests, Kalıp ifadeler
2:00Daha sonra fiziksel ve zihinsel testlerden geçeceksiniz,
Undergo physical and mental tests (fiziksel ve zihinsel testlerden geçmek)
Undergo physical and mental tests, resmî bir sürecin parçası olarak fiziksel ve zihinsel testlere tabi tutulmak ve bunları deneyimlemek anlamına gelir. Başvuru sahibi test edilen kişidir; testleri tasarlayan veya uygulayan kişi değildir. Undergo geçişli bir fiildir, bu nedenle işlem doğrudan ardından gelir: undergo tests, undergo treatment, undergo training. Edat gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle başvuru sahiplerini testlere tabi tutulan kişiler olarak doğru biçimde gösterir?
- Applicants will conduct physical and mental tests.
- Applicants will administer physical and mental tests.
- Applicants will undergo physical and mental tests.
Cevabı göster
Applicants will undergo physical and mental tests.
including an eye test to make sure you have under 20/20 vision.
2:02en az 20/20 görüşe sahip olduğunuzdan emin olmak için bir göz testi de dahil.
As for: ilişkili bir konuya geçiş
Bu cümlede As for, konuyu önceki gereklilikten gerekli fiziksel durumla ilgili belirli soruya geçirir. what shape you must be in bölümünü sıradaki konu olarak çerçeveler; bir neden bildirmez. Aktarılabilir kalıp As for + konu, + yorum biçimindedir. Konu bir isim öbeği, zamir veya buradaki gibi gömülü bir wh- yan cümlesi olabilir; ardından gelen ana cümle, konuşanın bu konu hakkında söylemek istediğini verir.
Alıştırma
İlişkili bir konuya geçiş yapan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “We have chosen the venue. ____ the date, we can decide tomorrow.”
Cevabı göster
As for
so they suggest you follow their Navy Special Warfare Physical Training Guide.
2:09bu yüzden Deniz Özel Harp Fiziksel Eğitim Kılavuzlarını izlemenizi önerirler.
This includes lots of long and short swims and runs,
2:13Bu, bol miktarda uzun ve kısa mesafeli yüzme ve koşuları,
their gym workouts basically tell you you'll have to be as strong as a bull, Deyimler
2:20spor salonu antrenmanları temelde size bir boğa kadar güçlü olmanız gerektiğini
As strong as a bull: vurgulu bir benzetme
Bu cümlede as strong as a bull, vurgulu bir benzetmedir: kişinin fiziksel olarak son derece güçlü olması beklenir. Boğa, betimlemeyi güçlendiren bir imgedir; ölçülebilir güçlerin gerçekten aynı olduğu yönünde sözcüğü sözcüğüne bir iddia değildir. as + sıfat + as + karşılaştırma ögesi kalıbı, bir derecenin referans noktasıyla karşılaştırılmasını sağlar. Referans boğa gibi canlı bir imge olduğunda karşılaştırma genellikle etkileyici ve abartılıdır.
Alıştırma
“After months of training, Maya is as strong as a bull,” cümlesindeki benzetme ne anlatır?
- Maya fiziksel olarak son derece güçlüdür.
- Maya bir boğayla çalışır.
- Maya öfkeli ve tehlikelidir.
- Maya'nın ölçülen gücü her boğanın gücüyle tam olarak aynıdır.
Cevabı göster
Maya fiziksel olarak son derece güçlüdür.
as well as have all the cardio attributes.
2:23ve tüm kardiyo özelliklerine sahip olmanız gerektiğini söyler.
You'll be screened before you can start training, Kelime
2:25Eğitime başlamadan önce taranacaksınız,
Resmî kontroller için be screened
Burada be screened, eğitime başlamadan önce ilk seçim sürecinin bir parçası olarak kontrol edilmek veya değerlendirilmek anlamına gelir. Kişi taramayı yapan değil, taramaya tabi tutulan taraf olduğu için be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı kullanılır. İşe alım, sağlık ve güvenlik süreçlerinde screen, bir kişinin sonraki aşamaya geçip geçemeyeceğine karar vermek için ölçütler uygulamak anlamına gelir. Kişiyi bir ekranda göstermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir şirkette “Candidates will be screened before interviews” cümlesindeki be screened ne anlama gelir?
- Adaylar görüşmecileri eğitmeye başlayacak.
- Adaylar görüşmecilerin ekranlarında gösterilecek.
- Şirket, kimlerin ilerleyebileceğine karar vermek için adayları değerlendirecek.
Cevabı göster
Şirket, kimlerin ilerleyebileceğine karar vermek için adayları değerlendirecek.
and that will mean you must show that you can run 1 and 1/2 mi in 11 minutes,
2:27ve bu, 1,5 mili 11 dakikada koşabileceğinizi göstermeniz gerektiği anlamına gelir,
This also comes after a 500-yd swim in 12 and 1/2 minutes,
2:31Bu ayrıca 12 buçuk dakikada 500 yardalık bir yüzmenin,
This will test your endurance and ability to navigate through the wilderness,
2:43Bu, dayanıklılığınızı ve vahşi doğada gezinme yeteneğinizi test edecektir,
that being a harsh mountain range in Wales. Dilbilgisi
2:46ki burası Galler'deki zorlu bir dağ silsilesidir.
Kısa bir açıklama için That being + ad öbeği
That, önceki the wilderness ifadesine gönderme yaparken being onu daha özel biçimde tanımlayan a harsh mountain range in Wales ad öbeğini getirir. Virgülle ayrılan ifadenin tamamı ek bir açıklama sunar ve yaklaşık olarak “that is, a harsh mountain range in Wales” anlamına gelir. That being + ad öbeği, bağımsız bir cümle değil, kısaltılmış bir ek açıklama yapısıdır. Açıklamayı kısa ve yoğun biçimde verir; vahşi doğanın bir sıradağa dönüşmekte olduğunu söylemez.
Alıştırma
“Only one venue is still available, that being the town hall,” cümlesinde that being ne işe yarar?
- Mekânın karşılaması gereken bir koşul verir.
- Belediye binasının başka bir mekâna dönüştüğünü söyler.
- Kullanılabilir tek mekânın belediye binası olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Kullanılabilir tek mekânın belediye binası olduğunu belirtir.
standing for Voluntary Withdrawal Valley. Öbek fiiller
2:55ki bu Gönüllü Çekilme Vadisi (Voluntary Withdrawal Valley) anlamına gelir.
Bir kısaltmayı açmak için “standing for” kullanımı
Bu cümlede standing for, VW harflerinin temsil ettiği açık biçimi, yani Voluntary Withdrawal ifadesini verir. VW Valley ad öbeğinden sonra geldiği için kısaltılmış bir ilgi cümleciği gibi çalışır: VW Valley, which stands for Voluntary Withdrawal Valley. Harfler, semboller veya adlar belirli sözcükleri ya da fikirleri temsil ettiğinde stand for kullanılır. Buradaki anlamı “temsil etmek”tir; “ayakta durmak” veya “savunmak” değildir.
Alıştırma
Soruyu öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: What does RSVP ____?
Cevabı göster
stand for
leading to an inquest into the treatment of soldiers. Notlar
2:59ve bu askerlere yönelik muameleyle ilgili bir soruşturmaya yol açtı.
Önceki olayın sonucunu belirten “leading to”
Burada leading to, önceki olayın tamamının sonucunu verir: ölümler bir soruşturma başlatılmasına yol açtı. Anlaşılan neden, virgülden önceki cümlenin tamamıdır; askerlerin rehberlik yapması değildir. “olay, leading to + ad öbeği” kalıbı, bir sonucu kısa ve yoğun biçimde aktarmanın yoludur. Ayrı bir eş zamanlı eylemi değil, “Bunun sonucunda ne oldu?” sorusunun yanıtını belirtir.
Alıştırma
“A pipe burst, leading to water damage,” cümlesinde leading to neyi gösterir?
- Birisi boruyu hasarlı bölgeye doğru yönlendirdi.
- Patlayan boru su hasarına neden oldu.
- Borunun patlaması ve hasar birbiriyle ilgisiz olaylar olarak sunuluyor.
Cevabı göster
Patlayan boru su hasarına neden oldu.
an inquest into: ölüm hakkında resmî adli inceleme
Bu cümlede an inquest into, askerlerin ölümü ve onlara yapılan muameleyle ilgili resmî bir adli incelemeyi ifade eder. İngiltere ve Galler'de inquest normalde coroner adı verilen bir adli yetkili tarafından yürütülür ve kimin öldüğü ile ölümün nasıl, ne zaman ve nerede gerçekleştiği gibi olguları belirlemeyi amaçlar. Into edatı, incelenen konuyu belirtir: an inquest into the treatment of soldiers. Inquest, bir ölümün çevresindeki olguları araştırır; kendi başına ceza davası değildir ve birinin suçlu bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir coroner, bir kişinin nasıl öldüğünü belirlemek için resmî adli süreci başlatıyor. Bu süreci özel olarak adlandıran ifade hangisidir?
- a police investigation into the death
- a public survey about the death
- an inquest into the death
Cevabı göster
an inquest into the death
Some of the activities in the mountains included a 15-mi hike to start with.
3:02Dağlardaki bazı etkinlikler başlangıç olarak 15 millik bir yürüyüşü içeriyordu.
They are not allowed to use any established trails, Dilbilgisi
3:12Belirlenmiş herhangi bir patikayı kullanmalarına izin verilmez,
are not allowed to use: be allowed to ile yasak ifade etmek
Are not allowed to use, allow fiilinin edilgen biçimidir. Kalıp özne + be + not allowed + to-infinitive şeklindedir: they + are + not allowed + to use. Bir kuralın veya yetkili kişinin eylemi yasakladığını belirtir; patikaları kullanmayı deneyip başarısız oldukları anlamına gelmez. Etken biçim, yetkili tarafı adlandırır: The organizers do not allow them to use established trails. Edilgen biçimde kurala tabi kişiler özne olur ve kuralı kimin koyduğu belirtilmeyebilir.
Alıştırma
Kuralı edilgen izin yapısıyla tamamlayın: Visitors ____ touch the paintings.
Cevabı göster
are not allowed to
they can rest a bit and start the weapons training phase,
3:17biraz dinlenebilir ve silah eğitimi aşamasına başlayabilirler,
which will mean being forced into some horrible survival scenarios,
3:29ki bu, bazı korkunç hayatta kalma senaryolarına zorlanmak anlamına gelecektir,
as well as learning how to handle being interrogated. Dilbilgisi
3:32ayrıca sorgulanmayla nasıl başa çıkılacağını öğrenmek.
handle being interrogated: sorguya çekilmekle başa çıkmak
handle being interrogated ifadesinde handle, “sorgulama yapmak” değil, “bu deneyimle başa çıkmak veya onu yönetmek” anlamındadır. Kursiyerin baş etmesi gereken zor durumu belirtir. Being interrogated, being + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen bir ulaç öbeğidir. Örtük özne eyleme maruz kalır; yani kursiyer başka biri tarafından sorgulanır. handle + being + geçmiş zaman ortacı, kişinin kendisine yapılan bir eylemle başa çıkmasını anlatan yeniden kullanılabilir bir kalıptır.
Alıştırma
Gazetecilerin sorulara maruz kaldığını edilgen bir ulaçla gösteren tamamlama hangisidir? The course teaches journalists how to ...
- handle being questioned by officials
- handle officials being questioned
- handle questioning officials
Cevabı göster
handle being questioned by officials
This will include humiliations and other psychological harassment,
3:34Bu, aşağılanmaları ve diğer psikolojik tacizleri içerecektir,
deprived of sleep: uykudan mahrum bırakılmak
deprived of sleep ifadesinde kursiyerlerin uyuması engellenir. İfade edilgendir ve yoksunluğa neden olan kişi veya sistem belirtilmez. Sabit kalıp deprive someone of something şeklindedir; edilgen yapıda be deprived of + isim olur. Burada sleep, ellerinden alınan şeydir.
Alıştırma
Sabit kalıbı tek sözcükle tamamlayın: The patients were deprived ____ sleep by constant noise throughout the night.
Cevabı göster
of
gözaltı ve sorgulama bağlamında stress positions
Gözaltı, sorgulama veya zorlayıcı eğitim bağlamlarında stress positions, acı, fiziksel zorlanma, uyuşma ya da aşırı yorgunluk vermesine rağmen kişinin korumaya zorlandığı beden duruşlarını ifade eder. Buradaki stress, sıradan duygusal stres değil, bedene uygulanan fiziksel zorlanmadır. being put in stress positions edilgen bir yapıdır: başka biri, özneyi bu duruşları almaya ve korumaya zorlar. Bu ifade, zorlayıcı muamele ve insan hakları sorunları ele alınırken sık kullanılan teknik veya haber diline ait bir terimdir.
Alıştırma
Haberi zorla korutulan acı verici duruşlara ait yerleşik terimle tamamlayın: “The detainees said they were made to hold ____ for hours.”
Cevabı göster
stress positions
and having to listen to loud noises all the time.
3:44ve her zaman yüksek sesleri dinlemek zorunda kalmak gibi.
SAS tough guy turned novelist said physical injuries finish a lot of people off during training, Öbek fiiller
3:46Romancı olan SAS sert adamı, fiziksel yaralanmaların eğitim sırasında pek çok insanı bitirdiğini,
eğitim bağlamında finish a lot of people off
Bu cümlede finish a lot of people off, fiziksel sakatlıkların birçok kursiyerin katılımını tamamen sona erdirdiği, yani eğitime devam etmelerini veya eğitimi tamamlamalarını engellediği anlamına gelir. Nesne people olsa da bağlam ölümden ziyade elenmeye veya devam edemez hâle gelmeye işaret eder. Finish someone off, nihai ve tam bir sonuca güçlü biçimde odaklanan bir öbek fiildir. Bağlama göre birini öldürmek, son darbeyle yenmek ya da tamamen tüketmek veya etkisiz hâle getirmek anlamına gelebilir. Sonucun ne kadar ağır olduğunu çevredeki konu belirler.
Alıştırma
“The final mountain stage finished several riders off,” cümlesinde finished several riders off büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Devam edemez hâle gelmelerine yol açtı.
- Etaba tamamlamalarına yardım etti.
- Yalnızca biraz yorgun hissetmelerine neden oldu.
Cevabı göster
Devam edemez hâle gelmelerine yol açtı.
but you need a lot of strength of will to get through the psychological stuff. Kalıp ifadeler
3:51ancak psikolojik şeyleri atlatmak için çok fazla irade gücüne ihtiyacınız olduğunu söyledi.
Zihinsel kararlılık için “strength of will”
“Strength of will”, bir şey zor, acı verici veya cezbedici olduğunda devam etmeyi sağlayan zihinsel kararlılık demektir. Buradaki “will”, gelecek zamanı kuran yardımcı fiil değil, irade veya kararlılık anlamındaki isimdir. İfadenin tamamı “a lot of” sonrasında kullanılan sayılamayan bir isim öbeğidir. Psikolojik zorlukların üstesinden gelmek için gereken iç kararlılığı adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi zihinsel kararlılık anlamındaki üç sözcüklü isim öbeğiyle tamamlayın: During the long recovery, she needed great ____ to keep going.
Cevabı göster
strength of will
the Washington Times reported that one Navy SEAL died in three out of the last four training classes. Dilbilgisi
3:55Washington Times, son dört eğitim sınıfının üçünde bir Navy SEAL'ın öldüğünü bildirdi.
Toplamın bir bölümünü belirten “three out of the last four”
“Three out of the last four”, X out of Y kalıbını izler: X seçilen sayıdır, Y ise toplam gruptur. Burada Y son dört eğitim sınıfıdır; dolayısıyla bildirilen olay bu sınıfların üçünde yaşanmıştır. Bu nedenle “three”, tek tek SEAL mensuplarını değil, sınıfları sayar. Bağlamda üç sınıfın her birinde bir mensup ölmüştür; yani dört yakın dönem sınıfında toplam üç ölüm vardır, dört kişiden üçü ölmemiştir.
Alıştırma
Cümleyi en yakın dönemdeki dördün üçü anlamına gelen altı sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The team won ____ matches.
Cevabı göster
three out of the last four
and another a car crash after drinking heavily.
4:02ve diğeri ağır içkiden sonra bir araba kazasıydı.
The post states that the 6-month training will include a 7-day stretch of little sleep,
4:04Yazı, 6 aylık eğitimin 7 günlük az uykulu bir süreyi,
and brutal physical conditioning known as Hell Week.
4:09ve Cehennem Haftası olarak bilinen acımasız fiziksel kondisyonu içereceğini belirtiyor.
The training in Colorado starts with 5 weeks of pre-training in class.
4:14Colorado'daki eğitim, sınıfta 5 haftalık ön eğitimle başlar.
Get through that and you enter the realm of pain and indignity. Notlar
4:17Bunu atlatın ve acı ve haysiyetsizlik diyarına girin.
Get through that and you enter: emir + and + sonuç
Get through that bir emir cümleciğidir, ancak burada if you get through that anlamında bir koşul görevi görür. That, daha önceki beş haftalık hazırlık eğitimini ifade eder. And'den sonraki cümlecik sonucu verir. Do X, and Y happens biçimindeki bu kısa yapı konuşmada, talimatlarda ve anlatımda yaygındır; and, birbiriyle ilgisiz iki eylemi sıralamak yerine koşulu sonucu ile bağlar.
Alıştırma
Emir + and + sonuç yapısını tamamlayın: Press the green button, ____ the screen will light up.
Cevabı göster
and
the realm of pain and indignity: realm sözcüğünün mecazi anlamı
Bu cümlede realm gerçek bir krallık veya yer anlamına gelmez. The realm of pain and indignity, eğitimin sonraki aşamasını fiziksel acı ve aşağılayıcı deneyimlerle dolu geniş bir alan gibi sunan bir metafordur. the realm of + soyut isim kalıbı, bir deneyimi veya konuyu ayrı bir alan olarak çerçeveleyebilir. Burada geçişin dramatik ve uğursuz duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede realm ne anlama gelir? After the gentle warm-up, the hike entered the realm of pain and exhaustion.
- Acı ve bitkinliğin hâkim olduğu mecazi bir aşama
- Resmî adı Acı ve Bitkinlik olan gerçek bir ülke
- Yürüyüşün hiç rahatsızlık vermeyen kolay bir bölümü
Cevabı göster
Acı ve bitkinliğin hâkim olduğu mecazi bir aşama
The Navy SEALs website doesn't go into specifics, Öbek fiiller
4:20Navy SEALs web sitesi ayrıntılara girmiyor,
but states that you'll be tested to your limits of fatigue.
4:22ancak yorgunluk sınırlarınıza kadar test edileceğinizi belirtiyor.
go into specifics: kesin ayrıntıları açıklamak
Bu cümlede doesn't go into specifics, “kesin ayrıntıları açıklamaz” anlamına gelir. İnternet sitesi sınav hakkında genel bir açıklama yapar, ancak sınavın arkasındaki belirli faaliyetleri veya prosedürleri belirtmez. Go into + bir konu, fiziksel olarak bir yere girmek yerine o konuyu tartışmak veya incelemek anlamına gelebilir. go into specifics ifadesinde specifics, somut ayrıntılar anlamına gelen çoğul bir isimdir; ifade, genel bir bakış ile ayrıntılı bilgiyi karşılaştırırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, specifics ile biten ve “kesin ayrıntıları tartışmak” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The minister gave a broad outline but would not ____ about the budget.
Cevabı göster
go into specifics
sometimes in the middle of the night with your clothes on, Dilbilgisi
4:27bazen gecenin ortasında kıyafetlerinizle,
with your clothes on içinde with + isim öbeği + on
With your clothes on, yüzme sırasında eşlik eden bir durumu anlatır: kıyafetler yüzücünün üzerinde kalır. On, “giyilmiş durumda” anlamına gelen bir durum tamamlayıcısıdır; “üstünde” anlamındaki bir edat değildir. with + isim öbeği + durum tamamlayıcısı kalıbı, ana eyleme eş zamanlı bir koşul ekler: with your shoes on, with the lights on, with the door open. Tamamlayıcı, isim öbeğinden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi with + isim öbeği + on şeklindeki ayrık kalıbı kullanarak tamamlayın: She fell asleep ____ her glasses ____.
Cevabı göster
with · on
One soldier described it as being designed to put you through 24/7 days of no rest and continual harassment. Öbek fiiller
4:44Bir asker, bunu size 7/24 hiç dinlenmeden ve sürekli taciz yaşatmak üzere tasarlandığı şeklinde tanımladı.
put you through: birine zor bir deneyim yaşatmak
Burada put you through, birine zor bir şeyi “yaşatmak veya yaşamasını zorunlu kılmak” anlamına gelir. Nesne olan you, put ile through arasına gelir; zor süreç veya sıkıntılı deneyim ise through’dan sonra yer alır: put + kişi + through + deneyim. Bu ifade ettirgen bir anlam taşır: eğitim, dinlenememeyi ve sürekli tacizi askere dayatır. Bir kişiyi fiziksel olarak bir yerin içinden geçirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Birine bir şeye katlanmak zorunda bırakmak” anlamındaki hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The selection course will ____ weeks of physical and mental stress.
Cevabı göster
put you through
300 kişilik sınıftan yalnızca 19 kişi eğitimi tamamladı: toplam ile sonuç arasındaki karşıtlık
Baştaki From his class of 300 ifadesi tüm başlangıç grubunu ortaya koyarken only, dikkati eğitimi tamamlayan 19 kişiye daraltır. From, bu 19 kişinin geldiği grubu belirtir; fiziksel hareket bildirmez. 300 sayısını only 19 ifadesinden önce vermek, toplam ile sonuç arasında bir karşıtlık oluşturur. Bilgilerin bu sırayla sunulması düşük tamamlama oranını hemen çarpıcı hâle getirir ve bir sürecin ne kadar zor veya seçici olduğuna ilişkin daha geniş bir iddiayı destekleyebilir.
Alıştırma
"a class of 300" ifadesini "only 19" ifadesinden önce sunmanın temel etkisi nedir?
- İki sayıyı da vurgulamadan birbiriyle ilgisiz iki bilgi verir.
- Başlangıç grubu ile eğitimi bitiren az sayıdaki kişi arasındaki keskin farkı öne çıkarır.
- 19 kişinin sınıftan fiziksel olarak uzaklaştığını gösterir.
Cevabı göster
Başlangıç grubu ile eğitimi bitiren az sayıdaki kişi arasındaki keskin farkı öne çıkarır.
it will last 5 and 1/2 days and you'll almost continuously be pushed to your limits. Kalıp ifadeler
4:535 buçuk gün sürecek ve neredeyse sürekli olarak sınırlarınıza itileceksiniz.
sınırlarına kadar zorlanmak
Push someone to their limits, birinin fiziksel, zihinsel veya duygusal kapasitesinin neredeyse tamamını kullanmasına neden olmak demektir. Gerçek bir sınıra doğru hareketi değil, yoğun baskı veya çabayı anlatır. Burada will be pushed gelecek zamanda edilgen bir yapıdır: bu deneyimi yaşayan kişiler baskıya maruz kalır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: push me to my limits, push them to their limits.
Alıştırma
push someone to their limits ifadesini kullanarak ve zamiri gerektiği gibi değiştirerek cümleyi tamamlayın: The final week of training will ____.
Cevabı göster
push us to our limits
You are allowed no more than about 4 hour sleep during the entire training.
4:57Tüm eğitim boyunca en fazla yaklaşık 4 saat uyumanıza izin verilir.
You'll also have to deal with integration and what's called the Survival, Evasion, Resistance, and Escape Phase.
5:00Ayrıca sorgulamalarla ve Hayatta Kalma, Kurtulma, Direnme ve Kaçış Aşaması (SERE) denen şeyle uğraşmak zorunda kalacaksınız.
Former SEAL Brandon Webb said it will involve sacks over your head,
5:05Eski SEAL Brandon Webb, bunun kafanıza çuval geçirilmesini,
aklını yitirmek
Lose one's mind, akılcı denetimi kaybetmek veya zihinsel olarak başa çıkamaz hâle gelmek anlamına gelen güçlü bir deyimdir. İyelik sözcüğü özneyle eşleşmelidir: I lose my mind, she loses her mind, they lose their minds. Bu bağlamda, insanların ağır eğitim ve aşağılanma altında psikolojik olarak çökmesini anlatır. Daha hafif bağlamlarda aynı deyim yoğun öfke, şaşkınlık veya heyecanı abartabilir; bu nedenle ne kadar gerçek veya ciddi duyulduğunu çevredeki durum belirler.
Alıştırma
Ağır bir eğitim bağlamında some people lose their minds en olası olarak ne anlama gelir?
- Farklı bir görüş benimsemeye karar verirler.
- Zihinsel olarak bunalmış hâle gelir ve akılcı denetimlerini kaybederler.
- mind adlı bir nesneyi kaybederler.
Cevabı göster
Zihinsel olarak bunalmış hâle gelir ve akılcı denetimlerini kaybederler.
Navy SEAL Trident nişanının temsil ettiği yeterlilik
Bu cümlede Navy SEAL Trident, bir kursiyerin ilk yeterlilik sürecini tamamlamasının ardından verilen resmî nişandır. Bunu almak, kişinin Navy SEAL olarak tanınma hakkını kazandığı anlamına gelir; yalnızca sıradan, üç dişli bir nesnenin verilmesi değildir. but then have to do advanced training bölümü, nişanı kazanmanın bir yeterlilik dönüm noktası olduğunu, bütün eğitimin sona erdiği anlamına gelmediğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Navy SEAL Trident nişanını almak ne anlama geliyor?
- İleri düzey eğitim için verilen sıradan üç dişli bir silah
- Kursiyerin Navy SEAL olmaya hak kazandığını gösteren bir nişan
- Daha sonraki bütün SEAL eğitimlerinin yerini alan bir kurs
Cevabı göster
Kursiyerin Navy SEAL olmaya hak kazandığını gösteren bir nişan
you'll have way more weapons to use than a regular soldier. Dilbilgisi
5:29sıradan bir askerden kullanabileceğiniz çok daha fazla silahınız olacak.
Güçlü ve gündelik bir karşılaştırmada way more ... than kullanımı
Way, more karşılaştırma sözcüğünü güçlendirir. way more + isim + than yapısı, bir miktarın ya da sayının diğerinden çok daha büyük olduğunu belirtir. Burada kullanılabilecek silahların sayısındaki büyük farkı vurgular. Bu kullanımda way, yol ya da güzergâh anlamındaki isim değil, gündelik bir derece zarfıdır. way faster than ve way less expensive than örneklerinde olduğu gibi başka karşılaştırma biçimlerini de güçlendirebilir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı güçlü ve gündelik yapmak için way kullanarak iki boşluğu tamamlayın: This library has ____ study spaces ____ the small branch does.
Cevabı göster
way more · than
handguns, tear gas, canister launchers,
5:45tabancalar, göz yaşartıcı gaz, teneke kutu fırlatıcıları,
and many more things it will take too much time to talk about.
5:53ve bahsetmesi çok fazla zaman alacak daha pek çok şeyi içerecektir.
teçhizat bütünü için topluluk adı kit
Bu cümlede kit, bir iş veya etkinlik için verilen ya da gerekli olan teçhizatın tamamını anlatan topluluk adıdır. Vücut zırhı bu bütünün bir parçasıdır; dolayısıyla kit yalnızca küçük bir alet çantası anlamına gelmez. Bu kullanım özellikle Britanya İngilizcesinde ve askerî, sportif ve mesleki bağlamlarda yaygındır. Bağlama göre Amerikan İngilizcesindeki doğal karşılıkları gear ve equipment olabilir.
Alıştırma
Derste öğrenilen Britanya İngilizcesi topluluk adını kullanın: Britanyalı bir eğitmen kaskı, telsizi ve vücut zırhını göstererek şöyle diyor: "Check all your ____ before training."
Cevabı göster
kit
your regular SEAL on land will carry such things as the Colt Automatic Rifle 15,
6:01karadaki normal SEAL'ınız Colt Otomatik Tüfek 15,
these are just some of the most used weapons as the list is endless.
6:19bunlar en çok kullanılan silahlardan sadece bazılarıdır çünkü liste sonsuzdur.
Who do you think has...?: özne olan wh sözcüğünün sırası
Bu soru, hangi kişinin veya grubun en iyi eğitimi aldığını sorar. Yapısı who + do you think + has the best training? biçimindedir. Ana cümle olan do you think soru sırasını kullanır; ancak think sonrasındaki yan cümlede devrik sıra kullanılmaz. Burada who, has fiilinin öznesidir. Wh sözcüğünün özne olduğu sorular, kendi cümlelerinin içine do eklemez. Bu nedenle tarafsız biçim who do you think has...? şeklindedir. Who do you think does have...? ancak does özellikle vurgulanarak bir şeyi düzeltmek, doğrulamak veya karşılaştırmak istendiğinde uygundur.
Alıştırma
Who, think sonrasındaki cümlenin öznesiyken hangi soru tarafsız sözcük dizilişini kullanır?
- Who do you think has the most relevant experience?
- Who do you think he has the most relevant experience?
- Who do you think does have the most relevant experience?
Cevabı göster
Who do you think has the most relevant experience?
be sure to check out our other video called the Top 10 Most Powerful Militaries.
6:27En Güçlü 10 Ordu adlı diğer videomuza da göz atmayı unutmayın.