Sigarayı Bıraktığınızda Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu çizelge, sigarayı bıraktıktan sonraki on beş yılda vücuttaki değişimleri izler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. 2 hours in (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): “süre + in” yapısının başlamış bir süreçteki noktayı, “in two hours” ifadesinin ise gelecekteki zamanı gösterdiğini kavrayın. 2. your body's way of clearing out (dil bilgisi ve cümle kalıpları): “X is someone's way of -ing” yapısının bir işlevi açıkladığını, burada öksürüğün neden arttığını anlayın. 3. decreases by almost one half. (dil bilgisi ve cümle kalıpları): “decrease by” ile azalma miktarını, “decrease to” ile ulaşılan son düzeyi ayırt ederek sağlık riski sayılarını doğru yorumlayın.
Bu derste
With over 7,000 chemicals released each time you light a cigarette, Dilbilgisi
0:00Her sigara yaktığınızda 7.000'den fazla kimyasal madde açığa çıkarken,
it's no surprise that smoking is one of the leading causes of preventable deaths worldwide. Kalıp ifadeler
0:03sigara içmenin dünya genelinde önlenebilir ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olması hiç şaşırtıcı değil.
With over 7,000 chemicals released: with + isim + geçmiş zaman ortacı
With over 7,000 chemicals released, with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Chemicals isimdir; released ise bu kimyasal maddelere ne olduğunu, yani maddelerin açığa çıkarıldığını anlatır. Released ana cümlenin çekimli fiili değildir. Ana cümleden önce gelen bu ifade, sonucu açıklamaya yardımcı olan arka plan koşulunu kısa biçimde aktarır. Arka plandaki eylem ismi etkiliyorsa ve yazar ana sonucu öne çıkarmak istiyorsa bu yapı özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi block fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: With several roads ____ by flooding, deliveries were delayed.
Cevabı göster
blocked
it's no surprise that: beklenen bir sonucu sunmak
It's no surprise that, bilinen kanıtlardan tahmin edilebilen bir sonucu tam bir yan cümleyle sunar. Burada sigaranın önlenebilir ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olduğu iddiası sonuçtur; daha önce belirtilen kimyasal maddelerin açığa çıkması gerçeği de bunun nedenini sağlar. Bu ifade, önermenin ne kadar beklenebilir olduğunu değerlendirir; gerçek bir şaşırma anını anlatmaz. Yazarın kanıtı yargıya bağlamasını sağlar ve obviously kelimesinin bazen taşıyabildiği sertlikten kaçınır.
Alıştırma
Tren seferleri bütün hafta iptal edildi. Hangi cümle yolcuların şikâyetlerini en doğal şekilde beklenen bir sonuç olarak sunar?
- It is surprising that commuters complained.
- It's no surprise that commuters complained.
- Commuters did not know that the service was canceled.
- Commuters complained before the cancellation.
Cevabı göster
It's no surprise that commuters complained.
one of the leading causes of: birkaç önemli nedenden biri
Bu cümlede one of the leading causes of, sigara içmeyi önlenebilir ölümlerden sorumlu en önemli etkenler grubuna yerleştirir. Leading burada “yönlendiren” değil, “başlıca” veya “en önemliler arasında olan” anlamındadır; one of ise sigara içmenin tek neden olduğunu iddia etmekten kaçınır. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp one of + the + çoğul sayılabilen isim + of + sonuç veya konu biçimindedir. One of bir gruptan tek bir üye seçtiği için grubu belirten isim çoğul olur: one of the leading causes of doğrudur, one of the leading cause of değildir.
Alıştırma
Cümleyi one of + çoğul causes kalıbıyla tamamlayın: Air pollution is ____ premature death worldwide.
Cevabı göster
one of the leading causes of
But with 1.3 billion people actively smoking, Anlatım akışı
0:08Ancak hâlen sigara içen 1,3 milyar insan varken,
But with ... what actually happens when ...?: arka plandan merkezî soruya geçiş
But önceki ifadeye bağlanır ve bir yön değişikliğine işaret eder. with 1.3 billion people actively smoking biçimindeki with öbeği, gelecek soruyu önemli hâle getiren geniş ölçekli bir arka plan bilgisi sunar; bu öbek sorunun bağlamıdır, öznesi değildir. Ardından ana cümle what actually happens when you stop smoking diye sorar. Bu soru, açıklamanın merkezî konusunu duyurur. Actually, “gerçekte, somut olarak ne olur” vurgusu ekler; happens eyleminin sürmekte olduğu anlamına gelmez. Başka bağlamlara aktarılabilen düzen yön değişikliği + ilgili arka plan + odaklanmış soru biçimindedir. Dinleyiciyi zaten bilinenlerden konuşmacının şimdi açıklayacağı belirli konuya taşır.
Alıştırma
Cümlenin bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Geniş ölçekli bir arka plan bilgisi verir ve ardından konuyu tanıtan merkezî soruyu sorar.
- Birbiriyle ilgisiz iki gerçeği sıralar ve yeni bir konuya geçildiğini belirtmez.
- Sigarayı bırakma eyleminin tam şu anda gerçekleşmekte olduğunu bildirir.
Cevabı göster
Geniş ölçekli bir arka plan bilgisi verir ve ardından konuyu tanıtan merkezî soruyu sorar.
Within the first 20 minutes of quitting, Kalıp ifadeler
0:14Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk 20 dakika içinde,
your blood pressure and heart rate return to normal. Kalıp ifadeler
0:16tansiyonunuz ve kalp atış hızınız normale döner.
Within the first ... of ...: başlangıç zaman aralığı belirlemek
Within the first 20 minutes of quitting, kişinin sigarayı bıraktığı anda başlayan bir zaman aralığı belirler. Değişiklik, bu ilk 20 dakikalık dönem sona ermeden önce herhangi bir anda gerçekleşebilir; ifade, değişikliğin tam olarak 20. dakikada olduğu anlamına gelmez. Başka durumlara uygulanabilen yapı within the first + süre + of + süreç veya etkinlik biçimindedir. of ile başlayan bölüm, başlangıcı zaman sayımını başlatan süreci belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki zaman aralığı yapısıyla tamamlayın. Tanılama, teknik destek oturumu başladıktan en geç 30 dakika sonra yapılacaktır: The technician will run a diagnostic ____ the support session.
Cevabı göster
within the first 30 minutes of
Return to normal: olağan duruma geri dönmek
Return to normal, geçici bir değişiklik veya aksaklıktan sonra olağan, sağlıklı ya da düzgün çalışan duruma geri dönmek anlamına gelir. Cümlede hem kan basıncı hem de kalp atış hızı kendi normal düzeylerine döner. Normal, to sözcüğünden sonra ulaşılan sonuç durumunu belirtir; bir şeyin nasıl döndüğünü anlatmaz. Bu yapı ölçümler, makineler, duygular, rutinler ve düzelebilen diğer durumlar için kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki iyileşme ifadesiyle tamamlayın: After the power surge, the machine was unstable for a minute, but then it ____.
Cevabı göster
returned to normal
This is because the nicotine in cigarettes released epinephrine and norepinephrine, Anlatım akışı
0:19Bunun nedeni, sigaradaki nikotinin epinefrin ve norepinefrin salgılanmasını tetiklemiş olmasıdır;
which increased your heart rate and narrowed blood vessels. Dilbilgisi
0:23bu hormonlar kalp atış hızınızı artırıp kan damarlarınızı daraltmıştı.
This is because: bir sonucu nedenine bağlamak
'This is because' ifadesindeki 'This', az önce belirtilen değişime gönderme yapar ve önceki sonucu açıklamanın konusu hâline getirir. because ile başlayan yan cümle daha sonra bu sonucun nedenini verir; ona paralel başka bir sonuç sunmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: önce ne olduğunu belirtin, ardından neden olduğunu açıklamak için 'This is because + yan cümle' yapısını kullanın.
Alıştırma
İkinci cümlenin birinci cümlenin nedenini açıklamasını sağlayan bağlayıcıyı seçin.
- The roads are icy. However, the temperature fell below freezing overnight.
- The roads are icy. This is because the temperature fell below freezing overnight.
- The roads are icy. This is why the temperature fell below freezing overnight.
Cevabı göster
The roads are icy. This is because the temperature fell below freezing overnight.
, which increased ... and narrowed ...: iki etki eklemek
'which' önündeki virgül, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini gösterir. Burada 'which', epinephrine and norepinephrine ifadelerine gönderme yapar ve bu hormonların oluşturduğu etkileri ekler; belirli bir hormon türünü tanımlamaz. Eklenen cümlecikte 'which', iki eş görevli fiil öbeğinin ortak öznesidir: 'increased your heart rate' ve 'narrowed blood vessels'. Bu yapı, özneyi tekrarlamadan iki paralel etki ekler.
Alıştırma
Ek bilgi cümleciğini başlatan ilgi zamiriyle cümleyi tamamlayın: The new coating contains two minerals, ____ reflect heat and prevent the surface from cracking.
Cevabı göster
which
These effects also caused smokers' extremities to feel colder Dilbilgisi
0:26Bu etkiler, sigara içenlerin el ve ayaklarının daha soğuk hissedilmesine de neden olurdu
Cause + nesne + to-infinitive: caused smokers' extremities to feel colder
cause + nesne + to-infinitive yapısında nesne, sonuçta ortaya çıkan eylem veya durum değişikliğini yaşayan kişi ya da şeydir. Burada smokers' extremities nesnedir; to feel colder ise etkilerin yol açtığı sonucu anlatır. Buradaki extremities, eller, ayaklar veya vücudun diğer uç kısımları anlamına gelir. Feel colder bu bölgelerin nasıl algılandığını veya hissedildiğini anlatır; daha soğuk bir şeye etkin biçimde dokundukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi cause fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: A software bug ____ the screen ____ freeze.
Cevabı göster
caused · to
your hands and feet have returned to their normal temperature.
0:30elleriniz ve ayaklarınız normal sıcaklıklarına dönmüş olur.
By now: mevcut referans noktasından önce tamamlanmış sonuç
By now, mevcut referans noktasını bir son sınır olarak belirleyip geriye bakar: sözü edilen değişiklik bu noktadan önce tamamlanmıştır ya da tamamlanmış olması beklenir. O ana kadar ulaşılan sonucu vurgulamak için sıklıkla perfect zaman yapılarıyla kullanılır. Bu cümlede now, izleyicinin gerçek saatini değil, videonun zaman çizelgesinde ulaşılan noktayı ifade eder. O aşamaya gelindiğinde eller ve ayaklar normal sıcaklıklarına çoktan dönmüştür.
Alıştırma
Cümleyi ‘mevcut referans noktasından daha geç olmamak üzere’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, the swelling should have gone down.
Cevabı göster
By now
causing moodiness, drowsiness, tense feelings, and even difficulty sleeping. Notlar
0:35bu da huysuzluk, uyuşukluk, gerginlik ve hatta uyku güçlüğüne yol açar.
Bir süreçte geçen zaman noktasını belirten “2 hours in”
Burada 2 hours in, “sigarayı bırakma sürecinin iki saati tamamlandığı noktada” demektir. Sürecin kendisi, çevredeki bağlamdan anlaşıldığı için söylenmemiştir. duration + in kalıbı, dinleyiciyi daha önce başlamış bir etkinliğin veya zaman çizelgesinin içine yerleştirir. Genellikle o aşamadaki durumun nasıl olduğunu anlatmaya giriş yapar.
Alıştırma
Hangi cümle incelemenin iki saattir devam etmekte olduğunu belirtir?
- We reviewed the report two hours later.
- In two hours, we will start the review.
- Two hours in, we had found three major errors.
Cevabı göster
Two hours in, we had found three major errors.
Ana cümleden sonra sonuç belirten “causing ...”
Virgülden sonraki causing ifadesi; huysuzluk, uyuşukluk, gerginlik ve uyuma güçlüğünü nikotin isteğinin başlamasının sonuçları olarak sunar. Örtük neden, virgülden sonra getirilen yeni bir özne değil, önceki olayın tamamıdır. Causing, çekimsiz bir -ing biçimidir; bu yüzden ikinci bir tam yan cümle oluşturmaz. main clause, causing + result kalıbı, açıklayıcı yazıda neden-sonuç zincirini daha kısa biçimde aktarmayı sağlar.
Alıştırma
Sonucu tamamlamak için virgülden sonra cause fiilinin -ing biçimini kullanın: The pipe burst, ____ water to flood the basement.
Cevabı göster
causing
difficulty sleeping: difficulty + -ing kalıbı
difficulty sleeping ifadesinde difficulty sözcüğünü doğrudan -ing biçimindeki sleeping izler. İfade, uyumanın zor olduğu anlamına gelir: kişi uykuya dalmakta, uykuda kalmakta veya her ikisinde de zorlanabilir. Burada difficulty sleeping, belirtiler listesindeki bir isim öbeğidir ve sleeping hangi eylemin zor olduğunu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp have difficulty doing something biçimindedir. difficulty doing something isim öbeği, bu cümlede olduğu gibi cause türü fiillerden sonra da gelebilir. Bu anlam için İngilizcede normalde difficulty to do kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi difficulty + -ing yapısını ve sleep biçimini kullanarak tamamlayın: The neighbors were loud, so I had ____ last night.
Cevabı göster
difficulty sleeping
Because nicotine also releases more dopamine than normal, Dilbilgisi
0:39Nikotin ayrıca normalden daha fazla dopamin salgılanmasına neden olduğundan,
these are expected physiological responses to the decrease in its release.
0:42bunlar dopamin salgısındaki azalmaya karşı beklenen fizyolojik tepkilerdir.
more dopamine than normal: normal düzeyle karşılaştırma
More dopamine than normal, salgılanan dopamin miktarını bağlamdan anlaşılan normal bir miktar veya düzeyle karşılaştırır. Dopamine burada sayılamayan bir isimdir, bu nedenle more ismi doğrudan niteler. Than normal eksiltili bir ifadedir: bağlama göre than normal levels veya than the normal amount anlamına gelir. Bu cümlede salınımın bir referans düzeyin üzerinde olduğunu söyler; bir dopamin türünü başka bir türle karşılaştırmaz.
Alıştırma
power kullanarak more + isim + than normal yapısıyla cümleyi tamamlayın: Since the update, the laptop has been using ____.
Cevabı göster
more power than normal
8 hours after quitting and the inhaled carbon monoxide clears,
0:46Sigarayı bıraktıktan 8 saat sonra, içinize çektiğiniz karbonmonoksit vücuttan atılır,
allowing oxygen levels in the bloodstream to return to normal.
0:49böylece kandaki oksijen seviyesi normale döner.
Carbon monoxide and oxygen compete to bind to hemoglobin in your blood, Kelime
0:53Karbonmonoksit ve oksijen, kanınızdaki hemoglobine bağlanmak için birbiriyle yarışır,
Bind to hemoglobin: moleküler bağlanma
Biyokimyasal açıklamalarda bind to, bir molekülün ya da maddenin kimyasal bir etkileşim yoluyla belirli bir moleküler hedefe bağlanması demektir. Burada hemoglobin, karbon monoksit ile oksijenin bağlanabildiği hedeftir. Kalıp bind to + hedef şeklindedir: bir gaz hemoglobine, bir ilaç reseptöre veya bir protein belirli bir bölgeye bağlanır. Bir nesneyi iple fiziksel olarak bağlamayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new compound can ____ a receptor on the cell surface.
Cevabı göster
bind to
Stresses the circulatory system: bir sistemi ek yük altında bırakmak
Stress geçişli fiil olarak bir vücut bölümüne, sürece veya başka bir sisteme ek talep ya da baskı yüklemek anlamına gelebilir. Bu cümlede stresses, hemoglobin için rekabetin dolaşım sistemini ek bir yük altında çalışmaya zorladığını gösterir; sistemin kaygı hissettiğini anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp etken + stress(es) + sistem veya kaynak şeklindedir: özne zorlanmayı yaratır, nesne ise bu yükü alır.
Alıştırma
'Extreme heat stresses the power grid,' cümlesinde stresses ne anlama gelir?
- Elektrik şebekesinin kaygı hissetmesine neden olur.
- power grid sözcüklerine özel vurgu yapar.
- Elektrik şebekesine ek yük bindirir.
- Elektrik şebekesinin kesinlikle durmasını sağlar.
Cevabı göster
Elektrik şebekesine ek yük bindirir.
more room for oxygen: daha fazla kullanılabilir kapasite
more room for oxygen ifadesindeki room, kullanılabilir kapasiteyi mecazi olarak anlatan sayılamayan bir isimdir. Karbonmonoksit temizlendikçe oksijenin bağlanabileceği kapasite artar; burada fiziksel bir odadan söz edilmez. Başka durumlara da aktarılabilen more room for + isim veya -ing biçimi, bir şey için ek kapasite, zaman, para ya da fırsat bulunduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “ek kullanılabilir kapasite” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Deleting old files will leave ____ new photos.
Cevabı göster
more room for
this carbon monoxide exposure causes red blood cells to increase in size,
1:03karbonmonoksite maruz kalmak kırmızı kan hücrelerinin büyümesine,
making the blood thicker and causing higher blood pressure
1:06kanın yoğunlaşıp tansiyonun yükselmesine
and increased chances of developing blood clots.
1:09ve kan pıhtısı oluşma olasılığının artmasına yol açar.
Surprisingly, 24 hours after quitting, Anlatım akışı
1:12Şaşırtıcı bir şekilde, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra,
Surprisingly ... coughing will actually increase: beklentileri tersine çevirmek
Surprisingly, cümlenin başına getirilmiş bir cümle zarfıdır ve dinleyiciye sonucun beklenenin tersi yönde olacağını bildirir. Ardından gelen önermenin tamamını sezgilere aykırı bir bilgi olarak çerçeveler. Will actually increase bu tersine dönüşü ortaya koyup güçlendirir: sigarayı bırakmanın öksürüğü hemen azaltması beklenebilse de bu aşamada öngörülen sonuç artıştır. Burada actually, “aslında, beklentinin tersine” anlamındadır; “şu anda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede Surprisingly ve actually neyin işaretini veriyor?
- Artış, dinleyicilerin muhtemelen bekleyeceği şeyin tersidir.
- Konuşan kişi öksürüğün değişip değişmeyeceğinden emin değildir.
- Artış tam olarak şu anda gerçekleşmektedir.
Cevabı göster
Artış, dinleyicilerin muhtemelen bekleyeceği şeyin tersidir.
which is your body's way of clearing out all the toxins from the lungs. Notlar
1:16bu, vücudunuzun akciğerlerdeki tüm toksinleri temizleme yöntemidir.
your body's way of clearing out: bir mekanizmayı açıklama
Bu cümlede your body's way of clearing out... ifadesi, öksürmenin vücudun akciğerlerdeki toksinleri uzaklaştırma mekanizması olarak işlediğini anlatır. X's way of doing Y kalıbı, bir eylemi X'in bir sonuca ulaşma yöntemi olarak sunar. X bir beden ya da sistem olduğunda bu, anlatımı kolaylaştıran bir kişileştirmedir. Bilinçli bir karar anlamına gelmez; sürecin hangi işlevi gördüğünü açıklar.
Alıştırma
Doğrudan bir kişiye hitap ederken cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: Shivering is ____ generating heat.
Cevabı göster
your body's way of
clearing out: içeridekileri çıkarma
Burada clearing out, istenmeyen maddeleri akciğerlerin içinden dışarı çıkarmak anlamına gelir. Ardından gelen from the lungs ifadesi, bu maddelerin nereden çıkarıldığını belirtir. out parçacığı, bir şeyin iç kısımdan çıkarılması ve çoğu zaman tamamen temizlenmesi anlamını ekler. Başka bağlamlarda clear out bir odayı, dolabı veya kabı boşaltmak anlamına gelebilir; bir şeyi açıkça anlamak demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için clear out ifadesini doğru biçimde kullanın: After moving into the apartment, we spent the weekend ____ the storage cupboard.
Cevabı göster
clearing out
the risk of developing various coronary artery diseases decreases, Kalıp ifadeler
1:20çeşitli koroner arter hastalıklarına yakalanma riski azalır;
risk of developing + bir hastalık veya rahatsızlık
Risk of developing + bir hastalık veya rahatsızlık, kişinin bu hastalığa yakalanma ya da rahatsızlığı yaşamaya başlama olasılığını belirtir. Burada develop, bir şeyi yaratmak veya tasarlamak değil, bir hastalığa yakalanmak anlamındadır. Dil bilgisi bakımından of bir edattır; bu nedenle develop, -ing biçimini alır: risk of developing. Yeniden kullanılabilir kalıp risk of + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi risk + of + develop fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Long-term exposure may increase the ____ hearing problems.
Cevabı göster
risk of developing
After 48 hours, when ...: zaman noktası, ulaşılan durum ve sonuç
When yan cümlesi zaman belirten bir zarf cümlesidir. After 48 hours sürecin aşamasını belirtir; when nicotine and its metabolites are completely eliminated from your body ise bu aşamada ulaşılmış olan durumu açıklar. Ana cümle de o noktada neyin başladığını söyler. Burada when bir soru sözcüğü değildir; o sırada veya gerçekleştiğinde anlamındadır. Its, nicotine sözcüğüne gönderme yapar; metabolites ise vücudun nikotini işlerken ürettiği maddelerdir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı yapıyı kullanıyor: bir zaman noktası, o anda ulaşılan durumu belirten bir when yan cümlesi ve ana sonuç ya da talimat?
- After the screen goes dark, wait ten minutes before pressing the power button again.
- Did the screen go dark when ten minutes had passed?
- After ten minutes, when the screen goes dark, press the power button again.
Cevabı göster
After ten minutes, when the screen goes dark, press the power button again.
are completely eliminated from your body: vücuttan tamamen atılmak
Bu cümlede are completely eliminated from your body edilgen bir yapıdır. Temizlenen maddeler nikotin ile metabolitleridir; completely, süreç bittiğinde bunlardan hiçbirinin kalmadığını belirtir. Sağlık ve farmakoloji bağlamında be eliminated from the body, bir maddenin metabolizma ve boşaltım gibi süreçlerle vücuttan çıkması demektir. Burada bir yarışmada elenmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, vücut tarafından tamamen uzaklaştırılmayı anlatan resmî ifadeyle tamamlayın: After enough time, the drug will ____.
Cevabı göster
be completely eliminated from the body
The tar and other chemicals in cigarettes leave fewer taste buds
1:34Sigaradaki katran ve diğer kimyasallar tat tomurcuklarının sayısını azaltır;
that are flatter with less blood vessels.
1:37kalan tat tomurcukları daha yassıdır ve daha az kan damarına sahiptir.
They now begin to regain their sensitivity, Kalıp ifadeler
1:39Artık yeniden hassasiyet kazanmaya başlarlar,
regain their sensitivity: hassasiyetlerini yeniden kazanmak
Regain their sensitivity, tat alma tomurcuklarının tatları algılama yetisi azaldıktan sonra yeniden hassaslaşması demektir. Regain sözcüğü önceki durum, kayıp ve geri dönüş sırasını içerir: daha önce hassasiyetleri vardı, bunun bir kısmını kaybettiler ve şimdi geri kazanıyorlar. Yapı regain + isim şeklindedir. Regain control, regain confidence ve regain strength örneklerinde olduğu gibi geri dönen yetiler, durumlar ve sahip olunan şeylerle kullanılabilir.
Alıştırma
Maya used to feel confident, but a difficult year shook her. After counseling, she began to ___ her confidence. Özgüvenin daha önce var olduğunu en iyi hangi fiil gösterir?
- avoid
- regain
- gain
Cevabı göster
regain
making food taste better: make + nesne + fiilin yalın hâli
Virgülden sonra gelen -ing yan cümlesi making food taste better, hassasiyetin geri gelmesinin sonucunu belirtir: tat alma tomurcukları toparlandıkça yiyecekler onlara daha lezzetli gelir. Bu, yiyeceğin kendisinin değiştiği anlamına gelmez. Bu yan cümlede make, ettirgen make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: make + food + taste. Taste burada ‘belirli bir tada sahip olmak’ anlamında bir bağ fiilidir; better ise tat deneyimini niteler. Bu etken yapıda taste kullanılır, to taste kullanılmaz.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri ve make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Fresh herbs can ____. (the sauce / taste / better)
Cevabı göster
make the sauce taste better
Although chronic smokers may often have irreversibly damaged taste buds.
1:43Ancak uzun süredir sigara içenlerin tat tomurcukları çoğu zaman geri döndürülemez biçimde hasar görmüş olabilir.
nicotine withdrawal peaks with headaches, nausea, and cramps, Kelime
1:49baş ağrısı, mide bulantısı ve kramplarla birlikte nikotin yoksunluğu zirveye ulaşır;
At the 72-hour mark: zaman çizelgesindeki bir dönüm noktasını belirtme
At the 72-hour mark, bir sürecin başlangıcından itibaren ‘72 saatin geçtiği noktada’ anlamına gelir. Mark bu zamanı bir zaman çizelgesindeki dönüm noktası olarak sunar; bu nedenle ifade ilerleme raporlarında, deneylerde, spor yorumlarında ve adım adım açıklamalarda kullanışlıdır. 72-hour mark ifadesinde 72-hour, mark sözcüğünü niteleyen bileşik bir sıfattır. İsimden önce geldiği için hour tekil kalır; sayı ile birim kısa çizgiyle birleştirilir.
Alıştırma
Bir rapor, belirtilerin bir süreç başladıktan tam 72 saat sonra en güçlü olduğunu söylüyor. Bu zamanı en kesin şekilde hangi cümle ifade eder?
- Symptoms peak at the 72-hour mark.
- Symptoms peak by the 72-hour mark.
- Symptoms peak after 72 hours.
Cevabı göster
Symptoms peak at the 72-hour mark.
as well as emotional symptoms like anxiety and depression. Kalıp ifadeler
1:53kaygı ve depresyon gibi duygusal belirtiler de görülür.
nicotine withdrawal peaks ifadesinde fiil olarak peak
Burada peaks, peak fiilinin geniş zamanda üçüncü tekil şahıs biçimidir. Özne nicotine withdrawal’dır ve peaks “şiddetinin en yüksek düzeyine ulaşır” anlamına gelir. with headaches... bölümü, bu en şiddetli evre civarında görülen belirtileri açıklar. Zirveye ulaşmak, sürecin hemen bittiğini değil, en yüksek noktaya geldiğini gösterir. Zirveden sonra belirtiler yavaş yavaş azalabilir.
Alıştırma
Cümleyi peak fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Demand for cold drinks usually ____ in the late afternoon on hot days.
Cevabı göster
peaks
As well as ile ek bilgi ekleme
As well as, aynı genel türden başka bir öge ekler. Bu cümlede önce fiziksel belirtiler gelir; as well as, ilk grubu ana çerçeve olarak korurken listeyi duygusal belirtileri de içerecek şekilde genişletir. A as well as B yapısında A dil bilgisel merkezdir, B ise ek bilgidir. A ve B özne olduğunda fiil normalde A ile uyum gösterir: The teacher, as well as the students, is ready.
Alıştırma
Hangi cümle Mia’yı ana katılımcı olarak gösterir, asistanlarını ek katılımcılar olarak belirtir ve standart özne-fiil uyumunu kullanır?
- Mia and her assistants is attending the meeting.
- Mia, as well as her assistants, are attending the meeting.
- Mia, as well as her assistants, is attending the meeting.
Cevabı göster
Mia, as well as her assistants, is attending the meeting.
These symptoms can be seen by most addictive substances, including caffeine,
1:56Bu belirtiler, kafein dâhil çoğu bağımlılık yapıcı madde bırakıldığında görülebilir,
the worst is officially over: en kötü kısım resmen sona erdi
The worst, bir durumun en ağır veya en zor kısmını belirtir. Is over, bu aşamanın sona erdiği ya da geride kaldığı anlamına gelir; bir şeyin fiziksel olarak başka bir şeyin üstünde olması anlamına gelmez. Tüm yan cümle, zorluğun zirvesinin geride kaldığını söyleyerek dinleyeni rahatlatır. Officially, geçişi bu dönüm noktasında kesinleşmiş veya açıkça tanınabilir bir durum olarak sunar. Bir otoriteye ya da kurala dayanarak gerçek anlamda kullanılabilir; ancak burada sözbilimsel de olabilir: konuşan kişi artık zor dönemin bittiğini ilan edebileceğini düşünür.
Alıştırma
En zor aşamanın geçtiğini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: “Her fever has broken and her breathing is steady, so ____.”
Cevabı göster
the worst is over
the risk of developing type 2 diabetes, cancer, and cardiovascular diseases has already decreased. Dilbilgisi
2:04tip 2 diyabet, kanser ve kalp-damar hastalıklarına yakalanma riski çoktan azalmıştır.
has already decreased: mevcut kontrol noktasına kadar azalmış durumda
Has already decreased yapısında has ile geçmiş zaman ortacı decreased, present perfect zamanı oluşturur. Bu yapı, riskteki düşüşü geçmişteki kesin bir anda gerçekleşen tek bir olay olarak değil, mevcut bir aylık kontrol noktasına gelindiğinde zaten geçerli olan bir sonuç olarak sunar. Already normalde yardımcı fiil ile geçmiş zaman ortacı arasında yer alır. Sonucun şimdiye kadar elde edildiğini belirtir ve çoğu zaman değişimin beklenenden erken gerçekleştiğini düşündürür. Aktarılabilir kalıp özne + has/have + already + geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
İlerleme raporunu has + already + decrease fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: “At today's review, the error rate ____ by 20%, earlier than expected.”
Cevabı göster
has already decreased
which are hair-like structures that help sweep away dust and debris, Notlar
2:15Bunlar, toz ve kalıntıları süpürmeye yardımcı olan tüy benzeri yapılardır.
cilia: cilium sözcüğünün çoğulu
Cilia, hücrelerin üzerindeki mikroskobik ve kıl benzeri çıkıntılardır. Bu cümlede akciğerlerdeki hasarlı cilia toz ve kalıntıların uzaklaştırılmasına yardım eder; dolayısıyla onarılmaları, hava yollarının temizleme sisteminin bir bölümünün yeniden çalışması anlamına gelir. Cilia, cilium sözcüğünün çoğuludur. Bu nedenle cümlede çoğul are fiili kullanılır; tek bir çıkıntı için cilium kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, hava yollarının temizlenmesine yardımcı olan küçük kıl benzeri yapıların çoğul bilimsel adıyla tamamlayın: Healthy ____ move mucus and trapped particles out of the lungs.
Cevabı göster
cilia
hair-like structures: -like ile sıfat oluşturma
hair-like structures ifadesinde hair ismi, “kıla benzeyen” anlamında bir sıfat oluşturmak için -like ile birleşir. Bu sıfat yapıların şeklini veya görünüşünü anlatır; onların gerçekten kıl olduğu anlamına gelmez. İsim + -like kalıbıyla yeni sözcükler üretilebilir: a ring-like mark bir halkaya benzer, a childlike reaction ise çocukla ilişkilendirilen bir nitelik taşır. Bileşik sıfat bir isimden önce geldiğinde kısa çizgi, parçalar arasındaki ilişkiyi çoğu zaman daha açık gösterir.
Alıştırma
Cümleyi star sözcüğünden oluşturulan, kısa çizgili bir -like sıfatıyla tamamlayın: The museum displayed several ____ crystals.
Cevabı göster
star-like
Sweep away: bir şeyi kaldırmak veya sürükleyip götürmek
Bu cümlede sweep away, toz ve döküntüleri solunum yollarından çıkararak orada kalmamalarını sağlamak anlamına gelir. Siller gerçekten süpürge kullanmaz; kıl benzeri hareketleri buna benzer bir temizleme etkisi oluşturur. away parçacığı, bir şeyi bulunduğu yerden uzaklaştırma anlamı katar. İfade; fırçalama, rüzgâr, su veya başka bir güçle fiziksel olarak kaldırmayı ve soyut bir şeyi ortadan kaldırmayı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi sweep away ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The flood ____ several parked cars.
Cevabı göster
swept away
symptoms such as coughing and shortness of breath are almost completely eliminated. Kelime
2:19öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler neredeyse tamamen ortadan kalkar.
As a result: bir sonucu tanıtmak
as a result, dinleyiciye sonraki ifadenin daha önce verilen bilginin sonucu olduğunu gösteren bir bağlayıcı ifadedir. Burada onarılan siller toz ve döküntüleri temizleyebilir; belirtilerdeki iyileşme de bunun sonucu olarak sunulur. Bir sonuç cümleciğinin veya cümlenin başında kullanıldığında normalde ardından virgül gelir. Daha önce belirtilen nedene gönderme yapar ve dinleyicinin nedenden sonuca giden sırayı takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
"The road was icy. As a result, the school bus arrived late," cümlesinde as a result neyi gösterir?
- Yolun buzlu olması sonuçtur.
- İki olay birbiriyle ilişkili değildir.
- Otobüsün geç gelmesi sonuçtur.
Cevabı göster
Otobüsün geç gelmesi sonuçtur.
shortness of breath: nefes darlığı
Shortness of breath, nefes almakta zorlanmayı veya yeterince hava alamıyormuş gibi hissetmeyi anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bu cümlede coughing ile birlikte bir belirtiyi adlandırır; bir nefesin fiziksel uzunluğunun kısa olması anlamına gelmez. Neden veya şiddet henüz bilinmese bile hastanın öznel hissini anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede shortness of breath ne anlama geliyor?
- Uykuda olduğu için daha az sayıda nefes almak
- Kısa bir süre nefesi tutmak
- Nefes almakta zorlanmak veya yeterince hava alamıyormuş gibi hissetmek
Cevabı göster
Nefes almakta zorlanmak veya yeterince hava alamıyormuş gibi hissetmek
which are deposits of fatty material or scar tissue from deteriorating arterial walls,
2:28—ateromlar, yıpranmış atardamar duvarlarında biriken yağlı maddeler veya yara dokularıdır—
atheroma formation: atardamar plağının oluşumu
Atheroma formation, aterom adı verilen yağlı ve plak benzeri bir birikintinin atardamar duvarında gelişme sürecini ifade eder. Burada kalp hastalığı riskini artıran doğrudan bir yol olarak sunulur. Formation ismi, gelişme veya oluşma sürecini anlatır. Ardından gelen which yan cümlesi ilgili birikintileri gündelik bir dille açıklar; formation burada bir kurum veya düzen anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu tıbbi açıklamada atheroma formation neyi ifade ediyor?
- Kalp hücrelerinin belirli bir biçimde düzenlenmesi
- Yağlı plağın atardamar duvarında gelişme süreci
- Küçük bir kesikten sonra geçici olarak kan pıhtısı oluşması
Cevabı göster
Yağlı plağın atardamar duvarında gelişme süreci
decreases by almost one half: by değişim miktarını belirtir
Decrease by + bir miktar, değişimden sonra ulaşılan düzeyi değil, değişimin büyüklüğünü belirtir. Bu cümlede by almost one half, kalp hastalığı riskinin önceki düzeyine göre %50'den biraz daha az düştüğü anlamına gelir. Başlangıçtaki risk 100 birim olarak gösterilirse yaklaşık 50 birimlik azalma sonucunda 50 birimden biraz fazlası kalır. Karşılaştırmanın başlangıç noktası, bağlamın verdiği azalma öncesi düzeydir.
Alıştırma
Cümleyi by veya to ile tamamlayın: The rejection rate was 12%, and after a reduction of 3 percentage points it decreased ____ 3 percentage points, ending at 9%.
Cevabı göster
by
decreases to half of someone who did not quit smoking, Dilbilgisi
2:38sigarayı bırakmamış birinin taşıdığı riskin yarısına düşer;
decreases to half: to son düzeyi belirtir
Decrease to + bir değer, değişimden sonra ulaşılan düzeyi belirtir. Burada to half, akciğer kanserine yakalanma olasılığının sigarayı bırakmamış benzer bir kişinin karşılaştığı olasılığın yarısına indiği anlamına gelir. Bu ifade tek başına azalmanın büyüklüğünü vermez; bunun için başlangıç düzeyini bilmek gerekir. to sonrasındaki ifade bitiş noktasıdır ve of someone who did not quit smoking karşılaştırma temelini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi by veya to ile tamamlayın: The ticket price was $75 and then decreased ____ $60, which became its new price.
Cevabı göster
to
to the same as someone who has never smoked their entire life. Dilbilgisi
2:44hayatı boyunca hiç sigara içmemiş birininkiyle aynı seviyeye düşer.
in 15 years' time: gelecekteki bir noktayı belirtme
Burada in 15 years' time, “referans alınan zamandan on beş yıl sonraki noktada” demektir. Tam zaman çizelgesinde referans noktası, kişinin sigarayı bıraktığı andır. Bu ifade gelecekteki bir durumu zaman çizelgesine yerleştirir; azalmanın on beş yıl boyunca sürdüğünü söylemez. Aktarılabilir kalıp, daha sonraki bir noktayı belirtmek için in + iyelik biçimindeki süre + time yapısıdır; örneğin a year's time veya years' time.
Alıştırma
Cümleyi “şu andan tam on yıl sonraki noktada” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: ____, I hope to have paid off the loan.
Cevabı göster
In ten years' time
to the same as: değişimden sonra ulaşılan eşit düzey
decreases to the same as yapısında to bir değişimin ulaştığı son noktayı, the same as ise karşılaştırma ölçütünü belirtir. Cümlede anlaşılan ölçü risk düzeyidir: risk, hayatı boyunca sigara içmemiş birinin riskiyle eşit olana kadar düşer. Ortak ölçü açıksa İngilizcede level veya amount sözcüğü atılabilir. En yüksek açıklık için, özellikle karşılaştırılan isim bir kişiyse, ölçünün kişinin kendisiyle karıştırılmaması amacıyla the same level as that of someone ... denebilir.
Alıştırma
Ücretin eşit bir düzeye ulaştığını gösteren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the adjustment, the fee fell ____ last year's fee.
Cevabı göster
to the same as
someone who ... their: tekil their kullanılan ilgi cümleciği
“someone who has never smoked their entire life” ifadesinde “who has never smoked their entire life” ilgi cümleciği, “someone” sözcüğünün nasıl bir kişiyi anlattığını belirler. “Who” tekil kişiye gönderme yaptığı için fiil “have” değil, “has” olur. “Their” de tekil “someone”a gönderme yapar. Bu, tekil they kullanımıdır: modern standart İngilizcede kişinin cinsiyeti bilinmediğinde, önemli olmadığında veya bilinçli olarak belirtilmediğinde “they/their” kullanılır. Bu nedenle ifadenin bütünü, yaşamının hiçbir döneminde sigara içmemiş tek bir kişiyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, cinsiyet varsayımında bulunmadan kimliği belirtilmemiş tek bir kişiyi doğal biçimde anlatır?
- We need someone who has managed their own budget before.
- We need someone who has managed his own budget before.
- We need someone which has managed their own budget before.
Cevabı göster
We need someone who has managed their own budget before.
Of course ... not definitive: beklenen bir sınırlamayı sunma
“Of course”, ardından gelecek sınırlamayı dikkatli bir dinleyicinin zaten bekleyebileceği bir nokta olarak sunar. Konuşanın önceki iddiayla aniden çelişmek yerine genel kılavuzdan bir sınırlandırmaya geçmesine yardımcı olur. “Not definitive”, kılavuzun herkesin sonucunu kesin olarak öngören nihai ve değişmez bir kural olmadığı anlamına gelir. Kılavuzun değersiz veya yanlış olduğu anlamına gelmez. Bu ifadeler mesajı birlikte şöyle düzenler: önce yararlı bir genel örüntü, ardından değişkenlere ve bireysel farklılıklara yer bırakan açık bir sınırlama.
Alıştırma
Bu bağlamda “Of course, this guideline is not definitive” ne anlatıyor?
- Kılavuz her kişi için kesin bir sonuç verir.
- Kılavuz genel bir örüntü olarak yararlıdır, ancak her bireyi kesin biçimde öngöremez.
- Kılavuzun yanlış olduğu kanıtlanmıştır ve göz ardı edilmelidir.
Cevabı göster
Kılavuz genel bir örüntü olarak yararlıdır, ancak her bireyi kesin biçimde öngöremez.
and the average amount you smoke per day or year
2:50günde veya yılda içtiğiniz ortalama sigara miktarı,
will play a role in how well your body recovers. Notlar
2:53vücudunuzun ne kadar iyi toparlanacağında rol oynar.
play a role in: katkıda bulunan bir faktörü anlatmak
Burada play a role in, “katkıda bulunmak” veya “etkilemek” anlamına gelir. Ortalama içilen sigara miktarı iyileşmeyi etkileyen faktörlerden biridir; bu ifade onun tek neden olduğunu söylemez. play a role in ifadesinden sonra bir isim, -ing biçimi veya gömülü bir yan cümlecik gelebilir. Bu cümlede ardından how well your body recovers gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Price may ____ which plan we choose.
Cevabı göster
play a role in
gömülü yan cümlecik olarak how well your body recovers
How well, dereceyi veya niteliği, yani vücudun ne ölçüde başarılı biçimde toparlandığını anlatır. Burada how well your body recovers yan cümleciğinin tamamı in edatını tamamlar; doğrudan bir soru değil, daha büyük bir açıklama cümlesinin parçasıdır. Gömülü bir how yan cümleciği düz cümle söz dizimini korur: how well + özne + fiil. Daha büyük bir cümlenin içinde how well your body recovers denir; how well does your body recover denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede affects sonrasında gömülü how yan cümleciği doğru kullanılmıştır?
- Your sleep affects how well you concentrate the next day.
- Your sleep affects how well do you concentrate the next day.
Cevabı göster
Your sleep affects how well you concentrate the next day.
there will always be some irreversible damage to the lungs Kelime
2:56akciğerlerde her zaman geri döndürülemez bir miktar hasar kalır
irreversible damage: geri döndürülemez hasar
Bu cümlede irreversible damage, tamamen geri alınamayan veya önceki durumuna döndürülemeyen fiziksel hasar anlamına gelir. Irreversible yalnızca damage sözcüğünü niteler; bütün etkilerin geri döndürülemez olduğunu iddia etmez. Some belirleyicisi iddianın kapsamını sınırlar: diğer belirtiler veya işlevler iyileşebilse bile akciğer hasarının bir bölümü geri döndürülemez biçimde kalacaktır. Tıp ve risk dilinde irreversible, hiçbir iyileşmenin mümkün olmadığını değil, iyileşmenin sınırını belirtir.
Alıştırma
Tamamen geri alınamayan hasar anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle uyarıyı tamamlayın: Repeated exposure may cause ____ to the kidneys.
Cevabı göster
irreversible damage
and increased susceptibility to developing various lung diseases. Kelime
2:59ve çeşitli akciğer hastalıklarına karşı yatkınlık artar.
increased susceptibility to developing: hastalık geliştirmeye karşı artmış yatkınlık
Increased susceptibility to developing various lung diseases, bu hastalıklara yakalanma eğiliminin veya savunmasızlığın artması anlamına gelir. Bir hastalığın zaten geliştiğini değil, riskin yükseldiğini anlatır. Susceptibility to yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından -ing biçimi gelebilir: susceptibility to developing. Kalıp susceptibility to + isim veya -ing biçimidir; increased ise bu yatkınlığı daha düşük bir önceki veya temel düzeyle karşılaştırır.
Alıştırma
Raporu daha fazla yatkınlık anlamındaki resmî İngilizce ifadeyle tamamlayın: The study found ____ respiratory infections among exposed workers.
Cevabı göster
increased susceptibility to developing
the benefits greatly outweigh the initial withdrawal. Deyimler
3:04faydaları başlangıçtaki yoksunluk belirtilerine fazlasıyla ağır basar.
While quitting may be difficult: ödünleme bildiren while
while quitting may be difficult ifadesindeki while, bir zaman aralığını değil, bir zorluğun kabul edildiği karşıtlığı belirtir. Konuşmacı önce olası bir engeli kabul eder: bırakmak zor olabilir. Ardından ana cümle daha güçlü mesajı verir: faydalar, başlangıçtaki yoksunluktan daha önemlidir. while + yan cümle, ana cümle kalıbı önce zorluğu kabul edip sonra sonucu vurgulayarak tavsiye veya savı daha dengeli gösterir.
Alıştırma
Örnek cümlede while ne görev yapıyor?
- Daha güçlü bir sonuç sunmadan önce bırakmanın zor olabileceğini kabul eder.
- Faydaların yalnızca bırakma süreci sırasında ortaya çıktığını söyler.
- Bırakmanın neden zor olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Daha güçlü bir sonuç sunmadan önce bırakmanın zor olabileceğini kabul eder.
Greatly outweigh: çok daha ağır basmak
Greatly outweigh, “çok daha önemli veya değerli olmak” anlamına gelir. Faydaları ve başlangıçtaki yoksunluğu bir karşılaştırmanın iki tarafı olarak gösterir ve faydaların çok daha önemli olduğunu belirtir. Outweigh burada gerçek ağırlığı ölçmek için değil, mecazi anlamda kullanılır. Geçişli bir fiildir; bu yüzden daha az önemli olan taraf hemen ardından gelir: A outweighs B.
Alıştırma
Cümleyi greatly outweigh ile tamamlayın: The long-term savings ____ the small setup cost.
Cevabı göster
greatly outweigh
the best way to prevent this from happening Dilbilgisi
3:08bunların yaşanmasını önlemenin en iyi yolu
Çözüm sunmak için the best way to ... is to ... kalıbı
the best way to X is to Y kalıbı, X bölümünde bir hedefi veya sorunu ortaya koyar; ardından Y bölümünde en etkili olduğu düşünülen eylemi verir. Bu cümlede X, prevent this from happening; Y ise not begin smoking at all bölümüdür. Bu kalıbı yeniden kullanırken hem X hem de Y, to sonrasındaki fiilin yalın biçimi etrafında kurulur. Böylece hedef ve eylem ikilisi açık bir öneriye dönüşür.
Alıştırma
Tavsiyeyi hedef kalıbın tamamıyla tamamlayın: ____ stay focused ____ turn off notifications.
Cevabı göster
The best way to · is to
Olumsuzluktan sonra vurgu yapan at all
Bu cümlede at all, not begin ifadesindeki olumsuzluğu güçlendirir. Tamamen veya hiçbir derecede anlamına gelir; dolayısıyla tavsiye sigaraya hiçbir zaman başlamamaktır. Her şey anlamına gelmez. At all bir olumsuz kutupluluk ifadesidir: olumsuzluklarla sıkça kullanılır; sorularda ve if yan cümlelerinde herhangi bir biçimde veya herhangi bir derecede anlamına da gelebilir. Genellikle ilgili olduğu yan cümlenin sonuna yakın bulunur.
Alıştırma
Olumsuzluğu güçlendiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I did not feel tired ____.
Cevabı göster
at all
or focus on other goals you're hoping to accomplish.
3:18veya başarmayı umduğunuz diğer hedeflere odaklanmanıza yardımcı olabilir.
kick your habit: yerleşmiş kötü bir alışkanlığı bırakmak
kick your habit ifadesinde kick mecaz anlamdadır: özellikle zararlı, istenmeyen veya bırakılması zor olan yerleşmiş bir alışkanlıktan kurtulmak demektir. İfade, bir şeyi gerçekten tekmelemekten değil, davranıştan başarıyla kurtulmaktan söz eder. Esnek yapı kick + iyelik sözcüğü veya belirleyici + habit şeklindedir: kick your habit, kick the habit veya kick a bad habit. Davranışa yalnızca bir kez karşı koymayı değil, tekrarlanan davranışın tamamını sona erdirmeyi anlatır.
Alıştırma
Yerleşmiş ve istenmeyen bir davranışı kalıcı olarak bırakmak anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: After ten years of smoking, Maya finally ____.
Cevabı göster
kicked the habit
Ask us your burning questions in the comments or on social media, Deyimler
3:20En çok merak ettiğiniz soruları yorumlarda ya da sosyal medyada bize sorun
burning questions: yanıtı acilen merak edilen önemli sorular
burning question, insanların yanıtını acil ve güçlü bir şekilde öğrenmek istediği önemli bir sorudur. Bu davette ifade, izleyicilerin sorularını sıradan veya gelişigüzel değil, özellikle önemli ve acil gösterir. Video sigarayla ilgili olduğu için burning aynı zamanda ateşle ilgili eğlenceli ikinci bir çağrışım oluşturur. Temel anlam yine deyimseldir, fakat bu gerçek anlam çağrışımı kapanış cümlesine konuyla bağlantılı bir kelime oyunu katar.
Alıştırma
Halka açık bir soru-cevap etkinliğinde sunucu, izleyicilerin burning questions sorularını istiyor. Sunucu ne tür soruları kastediyor?
- Önemli olup olmadığına bakılmaksızın her türlü sıradan soru
- Gerçekten yanmakta olan şeylerle ilgili sorular
- İnsanların yanıtını acil ve güçlü biçimde öğrenmek istediği sorular
Cevabı göster
İnsanların yanıtını acil ve güçlü biçimde öğrenmek istediği sorular
and subscribe for more weekly science videos every Thursday.
3:23ve her perşembe yayımladığımız yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.