Süper Kahramanlar Gerçekten Mümkün mü?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video tanıtımı: video, Spider-Man'in güçlerini biyoloji ve fizikle sınar: retrovirüs, ipek, boyut-güç ilişkisi, tutunma ve örümcek duyularının erişimi. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “stacks up to”: öbeksi fiiller; hayali bir yeteneği gerçek ölçütle karşılaştırın, stack sözcüğünü fiziksel yığma sanmayın. 2. “the bigger the organism, the smaller its proportional strength.”: dilbilgisi ve cümle kalıpları; bağlantılı iki eğilim için the + karşılaştırma bağıntısını kullanın. 3. “Spidey sense?”: kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı; tehlike sezisiyle ilgili lakabı anlayın, kurgusal öngörüyü gerçek örümceğin yakındaki titreşim ve hava basıncı değişimlerini algılamasından ayırın.
Bu derste
Spider-Man has some pretty sweet abilities, Kelime
0:00Spider-Man'ın oldukça havalı yetenekleri var,
Samimi bir övgü olarak pretty sweet
pretty sweet ifadesinde pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelen bir derece zarfıdır; sweet ise “harika”, “etkileyici” ya da “çekici” anlamında kullanılan samimi bir övgüdür. İkisi birlikte yeteneklerin oldukça etkileyici olduğunu söyler; tatlarının şekerli olduğunu anlatmaz. Bu kalıp günlük konuşmada başka durumlara da aktarılabilir: pretty + olumlu sıfat, genellikle rahat ve heyecanlı bir tonla orta ile güçlü arasında bir beğeni ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede pretty sweet ne anlama geliyor?
- Yalnızca biraz yetenekli
- Oldukça etkileyici
- Güzel ve şekerli
Cevabı göster
Oldukça etkileyici
but let's take a scientific look to see how well this superhero stacks up to reality. Notlar
0:02ama bu süper kahramanın gerçeklikle ne kadar örtüştüğüne bilimsel açıdan bakalım.
take a scientific look: bilimsel açıdan incelemek
take a scientific look ifadesinde take a look “incelemek” anlamına gelir; scientific ise bu incelemede kullanılan bakış açısını belirtir. Bu nedenle ifade, “konuyu bilimsel olarak incelemek” demektir. Başka durumlara aktarılabilen take a + sıfat + look kalıbı, yaklaşımı veya dikkat düzeyini belirtmenizi sağlar. take a closer look, take a careful look ve take a critical look buna örnektir.
Alıştırma
take a + sıfat + look kalıbını scientific ile kullanın: Before accepting the claim, let's ____ at the evidence.
Cevabı göster
take a scientific look
stack up to: bir ölçütle karşılaştırma
Bu cümlede stacks up to, “karşılaştırıldığında nasıl olduğu” veya “bir ölçüte göre değerlendirildiğinde ne kadar geçerli kaldığı” anlamına gelir. Ölçüt reality sözcüğüdür: konuşmacı, süper kahramanın yeteneklerinin bilimsel inceleme altında inandırıcılığını koruyup korumadığını sorar. Bu kullanım mecazidir. how well X stacks up to Y kalıbı, Y ölçüt olarak kullanıldığında X'in performansını, kalitesini veya inandırıcılığını sorgular; nesneleri üst üste koymayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “bir ölçüte göre değerlendirildiğinde karşılaştırılmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Let's see how the new design ____ the old one.
Cevabı göster
stacks up to
For Spider-Man to become genetically modified, Dilbilgisi
0:06Spider-Man'ın genetiğinin değiştirilebilmesi için,
the spider that bit him would have to release a retrovirus into his body. Notlar
0:09onu ısıran örümceğin Spider-Man'ın vücuduna bir retrovirüs salması gerekirdi.
For Spider-Man to become...: for + isim + to-infinitive ile ön şart sunma
Baştaki For Spider-Man to become genetically modified yan cümlesi, to-infinitive yapısına kendi açık öznesini verir: Spider-Man. Ana cümle daha sonra bu sonucun gerçekleşmesi için neyin gerekli olacağını belirtir. Cümle başında for + isim öbeği + to-infinitive yapısı gerekli bir koşulu veya ön şartı çerçeveleyebilir. Buradaki for, “amacıyla” anlamına gelmez; sunulan durumu ardından gelen gerekliliğe bağlar.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri ve for + isim + to-infinitive kalıbını kullanarak koşulu tamamlayın: ____, the battery must be charged. (the device / work)
Cevabı göster
For the device to work
Varsayımsal gereklilik için would have to
Would have to, varsayımsal bir durumda gerekli olan sonucu belirtir. Bu cümle, örümceğin gerçekte böyle bir yükümlülüğü olduğunu söylemez; konuşan kişi, bilimsel açıklamanın işlemesi için örümceğin bir retrovirüs salmasının gerekli olacağını düşünerek çıkarım yapar. Yapı would + have to + fiilin yalın hâlidir. Would varsayımsal çerçeveyi kurarken have to bu çerçevedeki gerekliliği ifade eder.
Alıştırma
Varsayımsal bir sonucu anlatan cümleyi would have to ile tamamlayın: If we chose that route, we ____ cross the river before dark.
Cevabı göster
would have to
Retrovirus: RNA’nın DNA’ya kopyalanması
Retrovirus, belirli bir virüs türünü adlandırır. RNA temelli genetik bilgisini ters transkripsiyon yoluyla DNA’ya kopyalar ve bu DNA daha sonra enfekte ettiği hücrenin DNA’sına eklenebilir. Cümlede yeni genetik talimatların vücut hücrelerine girmesini sağlayabilecek şey bu özel mekanizmadır. Buradaki retro-, RNA’dan DNA’ya gerçekleşen “ters” aşamayı belirtir. Virüsün gerçekten geriye doğru hareket ettiği veya sadece eski moda bir virüs olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama retrovirus sözcüğüne en uygun karşılıktır?
- Bir hayvanın görünüşünü değiştiren herhangi bir virüs
- Vücudun içinde geriye doğru hareket eden bir virüs
- Genetik bilgisini DNA’ya kopyalayan ve bu DNA’yı bir konak hücrenin DNA’sına bütünleştirebilen bir virüs
Cevabı göster
Genetik bilgisini DNA’ya kopyalayan ve bu DNA’yı bir konak hücrenin DNA’sına bütünleştirebilen bir virüs
get edilgeni olarak gets inserted into
Burada gets + inserted edilgen bir yapı oluşturur: genetic information ekleme işini yapan değil, bu eylemden etkilenen ögedir. Buradaki gets tek başına elde eder anlamına gelmez. Bu get edilgeni bir olayı ya da değişimi öne çıkarır. Gets inserted into, bir şeyin içine yerleştirilir hâle gelir anlamındadır; into ise hedefi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi get, insert fiilinin geçmiş zaman ortacı ve into ile tamamlayın: When you click Add, the photo ____ the document.
Cevabı göster
gets inserted into
The cell then reads the new DNA to create specific functions and proteins for that cell.
0:18Hücre daha sonra yeni DNA'yı okuyarak o hücreye özgü işlevler ve proteinler üretir.
But this retrovirus would have to make its way to nearly every cell Kalıp ifadeler
0:22Ancak bu retrovirüsün neredeyse her hücreye ulaşması
bir hedefe ulaşmayı anlatan make its way to
Make its way to, bir yere ulaşana kadar hareket etmek ya da ilerlemek anlamına gelir. Yolculuğu veya süreci öne çıkarır; bu nedenle virüs, neredeyse her hücreye ulaşana kadar yayılan bir şey olarak anlatılır. İyelik sözcüğü özneyle uyumlu olmalıdır: I make my way, she makes her way ve it makes its way. Bu ifade gerçek anlamda bir yol yapmak demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi make its way to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After two weeks in the mail, the package finally ____ our house.
Cevabı göster
made its way to
and have the ability to code for new and different functions in each cell. Kelime
0:26ve her hücrede yeni ve farklı işlevleri kodlayabilmesi gerekirdi.
code for ifadesinin genetikteki anlamı
Genetikte code for, “bir şeyi yapmak veya üretmek için gereken talimatları içermek” anlamına gelir. Burada genetik materyal, farklı hücrelerde farklı işlevlere yol açan talimatlar sağlayabilir; ifade yazılım kodlamakla ilgili değildir. Yaygın yapı gen veya dizi + code(s) for + protein, özellik, biyolojik ürün ya da işlev şeklindedir. For, genetik bilginin belirlediği sonucu tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi “üretmek için gereken talimatları içermek” anlamındaki iki kelimelik genetik ifadeyle tamamlayın: This DNA sequence can ____ a protein that protects the cell.
Cevabı göster
code for
while it's theoretically possible ifadesindeki ödünleme bildiren while
Burada while bir zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. Konuşan kişi önce daha zayıf olan noktayı — bunun teoride mümkün olduğunu — kabul eder; ardından ana cümlede daha önemli olan sınırlayıcı değerlendirmeyi verir: böyle bir şey olağanüstü olurdu. While + kabul edilen nokta, ana cümle + sınırlama kalıbı dengeli bir sav oluşturur. Konuşanın bir gerçeği kabul etmesini, fakat onu konuyu sonuçlandırmaya yeterli saymamasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi okuyun ve while'ın işlevini seçin: While the plan is technically possible, it would be extremely difficult to carry out.
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Sınırlayıcı bir değerlendirme sunmadan önce bir noktayı kabul eder.
- Sonucun nedenini açıklar.
Cevabı göster
Sınırlayıcı bir değerlendirme sunmadan önce bir noktayı kabul eder.
It's actually proportionately stronger and more flexible than steel. Dilbilgisi
0:35Aslında boyutuna oranla çelikten daha güçlü ve daha esnektir.
orantılı olarak çelikten daha güçlü ve daha esnek
proportionately stronger and more flexible than steel şeklindeki sıralı karşılaştırma, ipeği çelikle iki açıdan karşılaştırır: güç ve esneklik. Stronger ile more flexible tek bir karşılaştırma ifadesi olan than steel’i paylaşır; dolayısıyla than steel iki sıfata da uygulanır. Proportionately, toplam miktara göre değil, boyut veya ağırlık gibi ilgili bir ölçüye oranla karşılaştırma yapıldığını belirtir. Bu nedenle cümle, ölçek ayarlandıktan sonraki performansı anlatır; her ipek parçasının mutlak olarak her çelik parçasından daha güçlü olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Yeni malzemenin ağırlığına oranla hem güç hem de esneklik bakımından alüminyumu geçtiğini söyleyen cümle hangisidir?
- Relative to its weight, the new material is stronger, and aluminum is more flexible.
- The new material is stronger than aluminum is flexible.
- Relative to its weight, the new material is stronger and more flexible than aluminum.
Cevabı göster
Relative to its weight, the new material is stronger and more flexible than aluminum.
Spiderwebs 1/10 the size of a piece of hair Dilbilgisi
0:38Bir saç telinin onda biri kalınlığındaki örümcek ağları,
are able to catch insects flying upwards of 15 miles an hour. Kelime
0:41saatte 15 milden daha hızlı uçan böcekleri yakalayabilir.
bir saç telinin onda biri büyüklüğünde
1/10 the size of a piece of hair ifadesinde kesir, boyut karşılaştırmasından önce gelir ve fraction + the size of + noun yapısını oluşturur. Bu, anlatılan her örümcek ağının bir saç telinin onda biri büyüklüğünde olduğu anlamına gelir. Ölçü ifadesinin tamamı Spiderwebs sözcüğünden sonra gelir ve ağları tanımlar; cümlenin ana fiili are able to catch’tir. Buradaki 1/10 ağların sayısını değil boyutunu ölçer ve one tenth diye okunur.
Alıştırma
Oyuncağın gerçek kamyonun onda biri büyüklüğünde olduğunu anlatmak için İngilizce cümleyi kesirli karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The toy is ____ the size of the real truck.
Cevabı göster
one tenth
upwards of + sayı
Bu cümlede upwards of, 15 miles an hour hız değerini niteler. “Daha fazla” anlamına gelir ve sayı bir tahmin olduğunda çoğu zaman “en az yaklaşık” anlamını da taşır. Burada flying ile upwards birleşerek yön bildirmez. Upwards of ifadesinden sonra bir sayı ve birim geldiği için tüm ifade böceklerin nereye değil, ne kadar hızlı uçtuğunu açıklar.
Alıştırma
Örnekte “upwards of 15 miles an hour” bize ne anlatıyor?
- Hız saatte 15 mili geçemez.
- Böcekler 15 mil boyunca dikey olarak yukarı uçuyor.
- Hız saatte 15 milden fazladır veya en azından yaklaşık 15 mildir.
Cevabı göster
Hız saatte 15 milden fazladır veya en azından yaklaşık 15 mildir.
şaşkınlık belirteci olarak believe it or not
Believe it or not, konuşanın şaşırtıcı veya inanılması güç bulunacağını düşündüğü bir bilgiye dinleyiciyi hazırlayan sabit bir ara söz niteliğinde söylem belirtecidir. Burada bir inç kalınlığındaki ağın neyi durdurabileceğine ilişkin iddiayı şaşırtıcı bilgi olarak çerçeveler. Sözcükleri bir seçim sunuyormuş gibi görünse de normalde dinleyiciden karar vermesini veya cevaplamasını istemez. Mesajı düzenler: önce “bu sizi şaşırtabilir” sinyalini verir, ardından şaşırtıcı iddiayı sunar.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir bilgiyi tanıtan, dersteki dört sözcüklü söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: ____, our quiet neighbor used to perform in a circus.
Cevabı göster
Believe it or not
If a web were ..., it could ...: gerçek dışı bir koşulu hayal etmek
if + özne + were kalıbı, şu anda gerçek olmayan veya gerçekleşmesi çok düşük bir durumun hayal edildiğini gösterir. Burada ağ gerçekten bir inç kalınlığında değildir; onu bu kalınlığa büyütmek bir düşünce deneyidir. Ana cümledeki could, hayal edilen bu durumda ortaya çıkabilecek olası sonucu verir. Were geçmişte yaşanmış bir gerçeği anlatmaz; could da sıradan bir örümcek ağının gerçekten bir savaş uçağını durdurabildiğini iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle, şu anda gerçek olmayan veya hayal edilen bir koşulu ve onun olası sonucunu açıkça anlatır?
- If the room were larger, we could invite more people.
- The room was larger, so we invited more people.
- If the room is larger, we can invite more people.
Cevabı göster
If the room were larger, we could invite more people.
Some spiders can lift up to 50 times their body weight. Kalıp ifadeler
0:51Bazı örümcekler kendi vücut ağırlıklarının 50 katına kadar yük kaldırabilir.
Up to 50 times their body weight: en fazla 50 kat
Up to + sayı bir üst sınır verir: bazı örümcekler kendi ağırlıklarının 50 katına ulaşabilir, ancak cümle her örümceğin bu değere ulaştığını söylemez. Buradaki their, örümcekleri belirtir. Fifty times their body weight iki ağırlığı karşılaştırır. Kaldırılabilen ağırlığın her örümceğin kendi ağırlığının 50 katına kadar çıkabileceği anlamına gelir; kendi ağırlığının %50’si veya toplam 50 birim ağırlık anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, robotun vücut ağırlığının on katının garanti edilen değil, mümkün olan en yüksek yük olduğunu söyler?
- This robot can carry at least ten times its body weight.
- This robot can carry up to ten times its body weight.
- This robot can carry 10% of its body weight.
Cevabı göster
This robot can carry up to ten times its body weight.
This muscle strength is directly related to size. Kalıp ifadeler
0:54Bu kas gücü boyutla doğrudan ilişkilidir.
Doğrudan ilişkiyi anlatan directly related to
Directly related to, bir şeyi veya değişkeni başka bir şeye bağlar ve aralarındaki ilişkinin yalnızca genel değil, doğrudan olduğunu belirtir. Burada kas gücü ile boyut arasında bağlantı kurar. Kalıp A + be + directly related to + B şeklindedir. Bir ilişkiyi anlatır; tek başına B'nin A'ya neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Raporu “ile doğrudan ilişkisi vardı” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: In our class survey, reading time was ____ vocabulary growth.
Cevabı göster
directly related to
When you work out, it increases in height and width, Notlar
0:58Egzersiz yaptığınızda yüksekliği ve genişliği artar,
“Egzersiz yapmak” anlamında work out
Burada work out, “egzersiz yapmak”, özellikle de form veya güç kazanmak amacıyla fiziksel etkinlik yapmak anlamındadır. Çevrede kas boyutundan söz edilmesi bu anlamı seçmemizi sağlar. Bu anlamda work out çoğunlukla nesnesiz kullanılır: I work out. Ardından work out at home veya work out every morning örneklerindeki gibi bir yer ya da zaman ifadesi gelebilir.
Alıştırma
Bu cümlede work out ne anlama geliyor? Maya works out with her soccer team after school.
- Başarılı biçimde gelişmek
- Bir problemin cevabını bulmak
- Bedeni çalıştırmak
Cevabı göster
Bedeni çalıştırmak
in height and width, but not length: ortak yapı ve eksilti
increases in height and width ifadesindeki in, değişimin hangi boyutlarda gerçekleştiğini gösterir. Tek bir in edatı height, width ve karşıtlık yoluyla dışlanan length sözcüklerinin tümünü kapsar. X and Y, but not Z kalıbı X ve Y’yi içerirken Z’yi açıkça dışlar. But not length eksiltili bir yapıdır; but it does not increase in length anlamına gelir ve kısa bir teknik açıklama oluşturmak için tekrarlanan sözcükleri atar.
Alıştırma
Çerçevenin daha yüksek ve geniş olduğunu, ancak uzunluğunun değişmediğini anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: The frame increased in ____, but not ____.
Cevabı göster
height and width · length
the strength of an organism increases as a square or by two on the scale factor. Kelime
1:02bir canlının gücü, ölçek faktörünün karesiyle, yani ikinci kuvvetiyle artar.
Yöntemden sonuca bağlayan In this way
In this way önceki bilgiye dönük bir bağlayıcıdır: this, hemen önce açıklanan yöntem veya mekanizmaya gönderme yapar. Burada önceki örneği, ardından gelen sonucun elde edilme biçimi olarak sunar. Cümlenin başında kullanıldığında açıklamayı bir süreçten veya örnekten onun sonucuna taşır. by doing it this way veya through this mechanism anlamına gelir; fiziksel bir yol üzerinde hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Sonucun az önce açıklanan yöntemden kaynaklandığını en iyi gösteren bağlayıcı hangisidir? First, tighten each screw only halfway. ____, the frame stays flexible until all the parts are aligned.
- In this way
- On the way
- By the way
Cevabı göster
In this way
and length as a cube or by three on the scale factor.
1:10ve uzunluk yönlerinde artar; yani ölçek faktörünün küpüyle, başka bir deyişle üçüncü kuvvetiyle büyür.
Ölçeklendirmede “as a square” ve “as a cube”
Bu ölçeklendirme açıklamasında “as a square” ‘ikinci kuvvetle’, “as a cube” ise ‘üçüncü kuvvetle’ anlamına gelir. Bunlar kare veya küp biçimlerini değil, üsleri anlatır. Doğrusal ölçek k kat değişirse karşılaştırılan nicelikler yaklaşık olarak k² ve k³ oranında değişir. İfade biçimi gündeliktir. Daha standart matematik İngilizcesinde “scales with the square/cube of the scale factor” veya “increases by the scale factor squared/cubed” denir. Temel fark 2 ile 3 üsleri arasındadır; ölçek büyüdükçe kübik büyüme karesel büyümeyi geçer.
Alıştırma
Bir nicelik ölçeğin küpüne göre değişiyor. Doğrusal ölçek 2 ile çarpılırsa bu nicelik kaç kat artar?
- 8
- 4
- 2
- Küp biçimine dönüşür
Cevabı göster
8
Bağlantılı değişimler için “as organisms get bigger”
Burada “as”, ana cümledeki değişimle birlikte gelişen başka bir değişimi anlatan yan cümleyi başlatır: organizmalar büyür ve bu süreçte hacimleri artar. Doğal bir yeniden ifade biçimi “while organisms are getting bigger” olur. Tekrar kullanılabilen kalıp As + özne + değişim bildiren fiil, özne + değişim bildiren fiil biçimindedir. Birbiriyle bağlantılı eğilimleri açıklarken sık görülür. Değişimler arasında ilişki bulunduğunu düşündürebilir, ancak buradaki temel görevi değişen bir arka plan sunmaktır; yalnızca neden belirtmez ve ‘aynı şekilde’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, neden belirtmek veya karşılaştırma yapmak yerine iki değişimin birlikte geliştiğini göstermek için kullanılmıştır?
- Her bag looks like mine.
- We stayed inside because it was raining.
- As the sun rose, the sky grew brighter.
Cevabı göster
As the sun rose, the sky grew brighter.
the bigger ..., the smaller ...: bağlantılı karşılaştırmalı değişim
Eşleşmiş “the + comparative ..., the + comparative ...” yapısında karşılaştırma biçimlerinin önündeki iki the, isimleri belirleyen sıradan tanımlıklar değildir. Birinci miktar değiştikçe ikincisinin de değiştiğini gösteren bağlantılı değişimleri işaretler. Bu cümlede daha büyük bir organizma daha küçük orantısal güçle bağlantılıdır; yani değişimler zıt yönlerde ilerler. Cümlecikler kısa tutulup tekrarlanan sözcükler atılabilir, ancak her karşılaştırma biçimi ilişkinin bir tarafını göstermeye devam eder.
Alıştırma
Bağlantılı karşılaştırma yapısını tamamlayın: ____ longer you practice, ____ easier the song becomes.
Cevabı göster
The · the
But because Spider-Man is human-shaped and sized,
1:18Ancak Spider-Man insan biçiminde ve insan boyutunda olduğu için,
the retrovirus would have to encode for the creation of more actin and myosin proteins.
1:21retrovirüsün daha fazla aktin ve miyozin proteini üretimini kodlaması gerekirdi.
affect ve in effect: fiil ile sonuç ifadesi
Burada affect bir fiildir: proteinler kasların kasılma yeteneğini etkiler. these proteins öznesinden sonra gelir ve the contraction abilities of muscles doğrudan nesnesini alır. In effect, bu cümlede “uygulamada” veya “sonuç olarak” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bu etkinin olası sonucunu, yani bir insanı daha güçlü hâle getirmeyi belirtir. İfadenin içindeki effect isimdir; ifadenin tamamı ise zarf görevi görür.
Alıştırma
Hangi cümlede affect fiil ve in effect zarf ifadesi olarak doğru kullanılmıştır?
- The delay could effect our plans and, in affect, raise the cost.
- The delay could affect our plans and, in effect, raise the cost.
- The delay could affect on our plans and, in effect, raise the cost.
Cevabı göster
The delay could affect our plans and, in effect, raise the cost.
Climbing walls, not a problem for spiders: bağ fiilinin düşürülmesi
Climbing walls, değerlendirilen eylemi adlandıran bir isim-fiil öbeğidir. not a problem for spiders yorumu, bu eylemi örümceklerin bakış açısından değerlendirir. Hızlı anlatımda ve başlık benzeri konuşmada bağ fiili is düşürülebilir ve Climbing walls, not a problem for spiders. biçimi ortaya çıkar. Dinleyen kişi tam anlamı Climbing walls is not a problem for spiders. olarak tamamlar; virgül, konu ile kısa değerlendirme arasındaki ayrımı gösterir.
Alıştırma
Kısaltılmış Climbing walls, not a problem for spiders. cümlesi ne anlama gelir?
- Örümcekler bir duvar gördüklerinde sorun yaşar.
- Örümcekler insanların duvarlara tırmanmasını zorlaştırır.
- Duvarlara tırmanmak örümcekler için zor değildir.
Cevabı göster
Duvarlara tırmanmak örümcekler için zor değildir.
and these hairs have tons of even smaller hairs with triangular ends, Kelime
1:35bu kıllarda da uçları üçgen biçiminde olan çok daha küçük sayısız kıl vardır
çok büyük sayıda anlamındaki tons of
Burada tons of, çoğul sayılabilen hairs adını niteler ve çok büyük sayıda kıl anlamına gelir. Bu, miktarı vurgulayan bir ifadedir; kılların ağırlığını ölçmez. Kalıp tons of + isim şeklindedir. tons of hairs örneğindeki gibi çoğul sayılabilen isimlerle ve tons of time örneğindeki gibi sayılamayan isimlerle kullanılabilir.
Alıştırma
These hairs have tons of even smaller hairs cümlesinde tons of ne anlama gelir?
- ton cinsinden ölçülen bir ağırlık
- çok büyük sayıda
- yalnızca birkaç
Cevabı göster
çok büyük sayıda
which interact within nanometers of the atoms on the surface. Kalıp ifadeler
1:38ve bu kıllar, yüzeydeki atomlarla yalnızca birkaç nanometre mesafede etkileşime girer.
within nanometers of: azami mesafe
within + mesafe + of + referans noktası kalıbı, bir şeyin referans noktasından “belirtilen mesafeden daha uzakta olmadığını” anlatır. Burada ince kıllar atomlardan yalnızca birkaç nanometre uzaktayken onlarla etkileşime girer; within, atomların “içinde” anlamına gelmez. Bu kalıp, belirsiz very close yerine ölçülebilir bir sınır verir. Ayrıca within two days of receiving a message örneğinde olduğu gibi, bir olaya göre zaman sınırı da belirtebilir.
Alıştırma
Alıcının vericiden en fazla beş metre uzakta olması gerektiğini anlatmak için cümleyi within + mesafe + of kalıbıyla tamamlayın: Keep the receiver ____ the transmitter.
Cevabı göster
within five meters of
allowing them to stick with a strength of 170 times their own weight. Dilbilgisi
1:44böylece kendi ağırlıklarının 170 katı kadar bir kuvvetle yüzeye tutunabilirler.
allowing them to stick: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Allowing them to stick, önceki cümlenin sonucunu veren ek bir -ing yan cümlesidir. Elektrostatik kuvvetlerin oluşması, onların, yani küçük kılların, tutunabilmesini mümkün kılar. Yeniden kullanılabilir kalıp ana cümle, allowing + nesne + to-infinitive şeklindedir. Allowing yeni bir zaman yapısı başlatmaz; neden ile sonucunu tek cümlede birleştirir.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini allowing + nesne + to-infinitive kalıbıyla tamamlayın: The new filter removes smoke, ____ residents ____ breathe more easily.
Cevabı göster
allowing · to
Spider-Man would need permanently hairy hands and feet,
1:49Spider-Man'ın ellerinin ve ayaklarının kalıcı olarak kıllı olması gerekirdi,
which may not overly impress his damsels in distress. Kültür
1:52bu da başı dertteki genç kadınlar üzerinde pek iyi bir izlenim bırakmayabilir.
Eski moda bir kurtarma kalıbı olarak “damsels in distress”
Bu cümlede damsels in distress, geleneksel macera öyküleri ve masallarda tehlikeye düşüp erkek bir kahraman tarafından kurtarılmayı bekleyen kalıplaşmış kadın karakterleri anlatır. Çoğul ifade, onları gerçek hayatta sorun yaşayan tüm kadınlara verilen genel bir ad olarak değil, süper kahraman öyküsünde kurtarılması ya da kahramana hayran kalması beklenen bir grup olarak sunar. Bu eski moda ifade, bilinen kurtarma kalıbını çağrıştırır. Böylece, kolları ve bacakları kalıcı biçimde kıllı olan bir kahramanın, bu tür öykülerde kurtarıldığı için minnettar olması beklenen kadınları etkileyemeyebileceği şeklinde bir şaka ortaya çıkar. Günümüzde bu adlandırma, söz konusu edilgen rolü parodileştirmek veya eleştirmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Modern bir film eleştirisinde “the damsel in distress” büyük olasılıkla neyi belirtir?
- Zor bir gün geçiren herhangi bir kadın
- Başkalarını kurtaran bir kadın kahraman
- Genç bir kadının tehlikeye düştüğü ve kurtarılmayı beklediği geleneksel bir olay örgüsü rolü
Cevabı göster
Genç bir kadının tehlikeye düştüğü ve kurtarılmayı beklediği geleneksel bir olay örgüsü rolü
“Spidey sense”: Spider-Man’in tehlike uyarısı
Spidey, Spider-Man’in samimi ve gayriresmî lakabıdır. Spidey sense ise tehlikenin kaynağını belirleyemeden önce bile yaklaşan tehlike konusunda onu uyaran kurgusal yeteneğidir. Buradaki soru, bu süper kahraman gücüyle örümceklerin yakındaki değişimleri gerçekten algılama biçimlerini karşılaştırmaya zemin hazırlar. Gündelik popüler kültür mizahında my Spidey sense is tingling, sezgilerin bir kişiyi bir şeylerin yanlış olabileceği konusunda uyardığı anlamına gelir; bilimsel veya doğaüstü bir güç iddiası değildir.
Alıştırma
Cümleyi Spider-Man’in lakabını içeren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I couldn't explain why the email felt suspicious—my ____ was tingling.
Cevabı göster
Spidey sense
Well, spider hairs are extremely sensitive to vibration and air pressure changes. Kalıp ifadeler
1:57Örümceklerin kılları titreşimlere ve hava basıncındaki değişimlere karşı son derece hassastır.
sensitive to + bir uyaran
Sensitive to, bir uyaranı veya değişikliği fark edebilmek ya da ona güçlü biçimde tepki vermek anlamına gelir. Burada fiziksel algılamayı anlatır: örümcek tüyleri titreşime ve hava basıncı değişikliklerine tepki verir; söz konusu olan duygusal alınganlık değildir. Kalıp be sensitive to + isim veya isim öbeğidir. sensitive to vibration and air pressure changes örneğinde olduğu gibi tek bir to, bağlanmış birden fazla nesneyi başlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi sensitive ve doğru edatla tamamlayın: The sensor is ____ tiny temperature changes.
Cevabı göster
sensitive to
this means that: olgudan sonuca
This, tek bir isme değil, daha önce belirtilen olgunun veya durumun tamamına gönderme yapar. Means that, ardından gelen cümlenin bu olgudan çıkarılan bir sonuç veya netice olduğunu gösterir. Bu cümlede, örümcek tüylerinin algılamasındaki fiziksel sınırlar, Spider-Man'in yalnızca yakındaki şeyleri algılayabilmesi sonucuna götürür. Bu kalıp, okurun olgu → sonuç ilişkisini izlemesine yardımcı olur.
Alıştırma
İlk olguyu doğru biçimde bir sonuca bağlayan ifadeyi seçin: The library is closed today. _____ we cannot return the books until tomorrow.
- For example
- This means that
- This is because
Cevabı göster
This means that
could only perceive ... and not events at a distance ifadesinin kapsamı
Bu cümlede only, Örümcek Adam'ın algılayabileceği şeylerin sınırını belirler: algısı yakınındaki şeylerle sınırlı olurdu. Buradaki could, geçmişte tamamlanmış tek bir eylemi değil, varsayımsal bir yetenek sınırlamasını anlatır. and not, karşıtlığın dışlanan tarafını belirtir. Ortak fiil grubu could perceive anlaşılır ancak tekrarlanmaz; dolayısıyla tam anlam, yakındaki şeyleri algılayabileceği fakat uzaktaki olayları algılayamayacağıdır.
Alıştırma
Örnekteki could only perceive ... and not ... hangi sınırlamayı ifade ediyor?
- Algısı yakındaki şeylerle sınırlıdır ve uzaktaki olayları dışlar.
- Geçmişte yakındaki bir olayı bir kez algıladı.
- Uzaktaki olayları yakındaki şeylerden daha net algılar.
Cevabı göster
Algısı yakındaki şeylerle sınırlıdır ve uzaktaki olayları dışlar.
Got a burning question you want answered? Deyimler
2:06Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?
burning question: cevabı çok istenen önemli bir soru
Burning question, birinin cevabını çok güçlü biçimde öğrenmek istediği önemli veya acil bir soru için kullanılan bir deyimdir. Burning yoğun merak ya da aciliyet hissi katar; soru gerçekten yanıyor değildir. Got a ...?, Have you got a ...? ifadesinin gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Bu davet cümlesi, izleyicileri cevabını en çok istedikleri soruyu göndermeye teşvik eder.
Alıştırma
Cevabını çok istediğiniz bir soruyu anlatan deyimi kullanarak cümleyi tamamlayın: I have a ____ for the scientist.
Cevabı göster
burning question
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.
2:08Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da sorun.
And subscribe for more weekly science videos.
2:10Yeni bilim videolarını her hafta izlemek için abone olun.