İngilizcede istediğinizi nasıl elde edersiniz - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
329 kelime 216 kel/dk

Video özeti: Paris’e yapılacak bir iş gezisi hakkındaki konuşma, get ile kurulan iki temel yapıyı tanıtıyor: istenen bir fırsatı elde etmek ve başka birini bir şey yapmaya ikna etmek. Dersin sonunda ikinci yapı, nazik bir istekte bulunmak için yeniden kullanılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. get to go — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: get to + fiil yapısının yalnızca bir eylemi değil, kişinin istediği bir şeyi yapma fırsatı bulmasını anlattığını ve çoğunlukla olumlu ya da memnun bir ton taşıdığını kavramak. İş, seyahat, etkinlik ve başka deneyimlerden söz ederken get biçimini değiştirerek şimdiki, geçmiş ve gelecekteki fırsatları doğal biçimde ifade etmek. 2. got my boss to agree. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: get + kişi + to’lu mastar yapısının, birinin başka birini ikna ederek veya yönlendirerek harekete geçirdiğini gösterdiğini tanımak. Bu yapıyı get to + fiilden ayırarak fırsatı elde eden kişiyle başkasını etkileyen kişiyi birbirine karıştırmamak. 3. can I get you to subscribe — Konuşma edimbilimi ve tutum: Aynı get + kişi + to’lu mastar yapısının yalnızca gerçekleşmiş bir iknayı anlatmak için değil, bir eylem rica etmek için de kullanılabildiğini görmek. Can I get you to…? kalıbıyla emir cümlesine göre daha dolaylı ve konuşma diline daha uygun bir istekte bulunmak.

Bu derste

Listen to this conversation.

0:00

Bu konuşmayı dinleyin.

There's one word that you're going to hear a lot. Anlatım akışı

0:01

Çok duyacağınız bir kelime var.

Anlatım akışı

There's one word...: bir dinleme hedefi belirlemek

Bu cümle, etkinlik başlamadan önce bir dinleme hedefi belirler. Konuşan kişi, bir kelime birçok kez geçeceği için dinleyenlerden ona özellikle dikkat etmelerini ister. Cümle önce There's one word ile hedefi tanıtır. Ardından gelen that you're going to hear a lot bölümü, bu kelimenin neden önemli olduğunu açıklar. Burada a lot, “birçok kez” demektir; “çok yüksek sesle” demek değildir.

Alıştırma

Bu cümlenin bir dinleme etkinliğinden önceki temel görevi nedir?

  1. Konuşan kişinin yalnızca bir kelime bildiğini söylemek
  2. Dinleyenlerden her cümleyi ezberlemelerini istemek
  3. Dinleyenleri birçok kez geçecek bir kelimeyi fark etmeye yönlendirmek
Cevabı göster

Dinleyenleri birçok kez geçecek bir kelimeyi fark etmeye yönlendirmek

Can you spot it? Kelime

0:03

Bunu bulabilecek misiniz?

Kelime

spot it?: bir hedefi fark edip tanımak

Burada spot, “gözden kaçabilecek bir şeyi fark edip tanımak” anlamında kullanılan bir fiildir. Görülen bir şeyi bulmayı da duyulan bir şeyi ayırt etmeyi de anlatabilir. Bu soruda it, hemen önce sözü edilen ve tekrar tekrar duyulan kelimeyi ifade eder. Can you spot it? sorusu, dinleyenin hedefi çevresindeki bilgiler arasından seçip seçemediğini sorar. Yalnızca tesadüfen görmekten veya duymaktan daha güçlü bir anlam taşır.

Alıştırma

Listen again and see if you can spot the repeated sound. cümlesinde spot ne anlama gelir?

  1. Tekrarlanan sesi kaydetmek
  2. Bütün sesleri daha yüksek hâle getirmek
  3. Tekrarlanan sesi fark edip ayırt etmek
Cevabı göster

Tekrarlanan sesi fark edip ayırt etmek

So, you know how I told you that Ton ve niyet

0:05

Hani sana söylemiştim ya,

this month I've been doing loads of overtime Kalıp ifadeler

0:06

bu ay bir sürü mesai yaptığımı

Kalıp ifadeler

doing loads of overtime: çok fazla mesai yapmak

Do overtime, normal çalışma saatlerinin dışında ek saatler çalışmak anlamına gelen doğal bir sözcük birleşimidir. Loads of, “büyük miktarda” demenin günlük bir yoludur; bu nedenle doing loads of overtime çok fazla mesai yapmak anlamına gelir. Overtime bu anlamda normalde sayılamaz. loads of veya a lot of gibi miktar ifadelerinden sonra çoğul eki almadan gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle birinin son zamanlarda çok fazla ek saat çalıştığını en doğal biçimde söyler?

  1. I've been doing many overtime lately.
  2. I've been doing loads of overtime lately.
  3. I've been making many overtimes lately.
Cevabı göster

I've been doing loads of overtime lately.

and working on that project.

0:08

ve o proje üzerinde çalıştığımı.

Ton ve niyet

you know how + yan cümle: ortak arka planı hatırlatma

Bu cümlede you know how, dinleyiciye daha önce söylenmiş bir şeyi gündeme getirir: konuşanın son zamanlarda yaptığı fazla mesaiyi ve proje üzerindeki çalışmasını. Yaklaşık olarak “... dediğimi hatırlıyorsun, değil mi?” anlamına gelir; dinleyicinin bir yöntemi bilip bilmediğini sormaz. Bu konuşma kalıbı eski bilgiyi yeniden öne çıkarır ve konuşanın ardından yeni bir bilgi eklemesini sağlar. Burada how sözcüğünden sonra ortak arka planı belirten tam bir yan cümle gelir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bilgi vermeden önce ortak arka planı doğal biçimde hatırlatır?

  1. Did you know that the course starts on Monday?
  2. You know how I said I was applying for that course? I got in.
  3. Do you know how to apply for that course?
Cevabı göster

You know how I said I was applying for that course? I got in.

It's finally paid off because I got my boss to agree. Öbek fiiller

0:10

Sonunda işe yaradı çünkü patronumu ikna etmeyi başardım.

Öbek fiiller

paid off: çabanın iyi sonuç vermesi

It's finally paid off ifadesinde It's, It has anlamındadır. it zamiri daha önce yapılan çalışmayı veya gösterilen çabayı belirtir; paid off ise bu çabanın sonunda iyi bir sonuç verdiğini anlatır. Finally, konuşanın bu sonucu bir süre beklediğini gösterir. Pay off, pay off a loan örneğinde olduğu gibi bir borcu tamamen ödemek anlamına da gelebilir. Buradaki sonuç patronun kabul etmesini sağlamaktır; bu yüzden kastedilen, çabanın iyi sonuç vermesidir.

Alıştırma

Cümleyi pay off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of practice, our hard work ____ when we won the match.

Cevabı göster

paid off

No way. Ton ve niyet

0:12

Hadi canım.

Ton ve niyet

No way.: şaşkınlık belirten bir tepki

Burada No way., beklenmedik bir habere verilen samimi bir tepkidir. “Gerçekten mi?” veya “İnanamıyorum!” gibi bir anlama gelir ve büyük şaşkınlık gösterir; bir yol ya da güzergâh hakkında söylenmemiştir. İşlevi bağlam belirler. Şaşırtıcı bir haberden sonra inanmazlık veya heyecan ifade eder. Bir istek ya da öneriye cevap olarak kullanıldığında ise aynı sözler güçlü bir “Kesinlikle hayır” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I won two free tickets!” diyor. Siz “No way!” diye cevap veriyorsunuz. Cevabınız büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Habere çok şaşırdınız.
  2. Güzergâhı bulamıyorsunuz.
  3. Arkadaşınızın biletleri almasına izin vermiyorsunuz.
Cevabı göster

Habere çok şaşırdınız.

You get to go to Paris? Ton ve niyet

0:13

Paris'e mi gidiyorsun?

Ton ve niyet

You get to go to Paris?: düz cümle söz dizimiyle şaşkınlık içinde doğrulama

Cümle, düz cümle söz dizimini korur: You get to go to Paris. Soru işareti ve soru tonlaması, bunu duyulan bilgiyi tekrarlayarak sorulan bir soruya dönüştürür. Konuşan kişi ilk kez tarafsız bir soru sormak yerine şaşırtıcı bir haberi doğrulamaktadır. Burada get to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapma fırsatına sahip olmak” anlamına gelir. Bu nedenle get to go, Paris’e gitmenin özel veya sevindirici bir fırsat olduğu anlamını da taşır.

Alıştırma

Birinin yazarla tanışma fırsatı olduğunu şaşkınlıkla doğrulayan en doğal cümle hangisidir?

  1. Do you get to meet the author?
  2. You have to meet the author?
  3. You get to meet the author?
Cevabı göster

You get to meet the author?

Yeah, I get to go to Paris.

0:15

Evet, Paris'e gitme fırsatım oldu.

And I'm hoping that if I have time, Dilbilgisi

0:17

Ve umuyorum ki eğer vaktim olursa,

I'll get to visit loads of great museums,

0:18

bir sürü harika müzeyi gezebileceğim,

Dilbilgisi

if I have time, I'll get to visit: koşul ve fırsat

if I have time, gerçek ama kesin olmayan bir koşul belirtir. Gelecekte gerçekleşmesi mümkün olan bu tür bir durum için İngilizce, if yan cümlesinde geniş zamanı, sonuç cümlesinde ise will kullanır: if + geniş zaman, will + get to + fiilin yalın hâli. I'll get to visit içindeki get to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapma fırsatına sahip olmak” anlamına gelir. Konuşan kişi yeterli zamanı olursa müzeleri ziyaret etme fırsatı bulacağını ummaktadır; burada get to, “varmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Koşul gerçekleştiğinde doğacak gelecekteki bir fırsatı göstermek için boşluğu will get to ile doldurun: If I finish my work early, I ____ join the workshop.

Cevabı göster

will get to

and I might even get to go up the Eiffel Tower. Notlar

0:20

ve hatta Eyfel Kulesi'ne bile çıkabilirim.

Dilbilgisi

might even get to: belirsiz ama heyecan verici ek bir fırsat

might, bir şeyin mümkün olduğunu ama kesin olmadığını gösterir. get to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapma fırsatı bulmak” demektir. Bu nedenle might get to, “yapma fırsatı bulabilir” anlamına gelir. even, bu fırsatın ek veya şaşırtıcı derecede güzel bir olasılık olduğunu vurgular. Doğal sıralama might + even + get to + fiilin yalın hâli şeklindedir; örneğin might even get to visit.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için might, even ve get to ifadelerini doğal sırayla kullanın: We ____ meet the author after the show.

Cevabı göster

might even get to

Kalıp ifadeler

go up the Eiffel Tower: daha yüksek bir seviyeye çıkmak

Burada go up, Eyfel Kulesi'nin daha alçak bir bölümünden daha yüksek bir bölümüne hareket etmeyi anlatır. Ziyaretçi asansörü veya merdivenleri kullanabilir; bu nedenle ifade, kulenin dışına tırmanmak anlamına gelmez. go up, önemli olan daha yüksek bir seviyeye hareket etmek olduğunda stairs, a hill veya a tall building ile de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle ziyaretçilerin kulenin daha yüksek bir bölümüne çıktığını açıkça söylüyor?

  1. The visitors went up the tower to the viewing platform.
  2. The visitors walked past the tower on their way home.
  3. The visitors went to the tower and waited outside.
Cevabı göster

The visitors went up the tower to the viewing platform.

No way.

0:21

Hadi canım.

I never get to go anywhere for work. Dilbilgisi

0:22

Ben iş için hiçbir yere gidemiyorum.

Dilbilgisi

never get to go anywhere: hiçbir yere gitme fırsatı bulamamak

Never get to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapma fırsatını hiç bulamamak” demektir. Bu cümlede konuşanın işi, ona herhangi bir yere seyahat etme fırsatını hiç vermiyor. Bu ifade hayal kırıklığı, imrenme veya hafif bir yakınma gösterebilir. Get to go, bir yere varmayı değil, gitme fırsatına sahip olmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, işin konuşana seyahat etme fırsatını hiç vermediğini anlatır?

  1. I get to travel for work sometimes.
  2. I never travel to get work.
  3. I never get to travel for work.
Cevabı göster

I never get to travel for work.

Yeah, I know.

0:24

Evet, biliyorum.

But anyway, Anlatım akışı

0:26

Ama neyse,

Anlatım akışı

But anyway: ana konuya dönme işareti

But anyway, konuşmada kullanılan bir geçiş ifadesidir. But yön değişikliğini gösterir; anyway ise kısa bir yan yorumu veya araya girmeyi bitirerek konuşanın ana konuya dönmesini ya da hikâyeyi sürdürmesini sağlar. Burada anyway konuşmayı düzenler; “ne olursa olsun” anlamına gelmez. Bu ifadeyi duyduğunuzda ana konunun devam etmesini bekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Bir konuşmada But anyway bu kullanımda genellikle neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi yerine getirilmesi gereken bir koşul belirliyor.
  2. Konuşan kişi tüm konuşmayı hemen bitiriyor.
  3. Konuşan kişi kısa bir yan yorumu bitirip ana konuya dönüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi kısa bir yan yorumu bitirip ana konuya dönüyor.

I might even manage to get them Dilbilgisi

0:27

belki onları ikna edip

to book the Ritz for me to stay at. Notlar

0:28

kalmam için Ritz'i ayarlamalarını bile sağlayabilirim.

Dilbilgisi

manage to get them to book: manage to do ile get someone to do yapılarını birleştirmek

manage to do, zor olabilecek bir şeyi yapmayı başarmak demektir. get someone to do ise birini bir şey yapmaya ikna etmek ya da o işi yapmasını sağlamak demektir. İki yapı iç içe geçer: manage to [get them to [book the Ritz]]. Buradaki them, rezervasyonu yapacak kişileri belirtir. Konuşan kişi might manage dediği için rezervasyon hâlâ yalnızca bir olasılıktır.

Alıştırma

Cümleyi manage to [get someone to do] yapısıyla tamamlayın: After several emails, we ____ the supplier ____ replace the damaged chairs.

Cevabı göster

managed to get · to

Kültür

the Ritz: lüksle ilişkilendirilen bir otel adı

Burada the Ritz, ünlü bir lüks otelin adıdır. Bilinmesi gereken temel nokta, bu adın pahalı odalar ve üst düzey hizmetle güçlü biçimde ilişkilendirilmesidir. Bu nedenle the Ritz'te kalmak, yalnızca sıradan bir yerde uyumak değil, özel bir zevk gibi gelir. İngilizcede bu otel adında the tanımlığı normalde korunur.

Alıştırma

Bu cümlede the Ritz esas olarak neyi çağrıştırıyor?

  1. Sıradan bir ofis binası
  2. Bir tren bileti türü
  3. Üst düzey hizmetle ilişkilendirilen ünlü bir lüks otel
Cevabı göster

Üst düzey hizmetle ilişkilendirilen ünlü bir lüks otel

Dilbilgisi

for me to stay at: kalacak kişiyi belirtmek ve at sözcüğünü sonda tutmak

for me to stay at ifadesinde for me, kalacak kişinin me, yani “ben” olduğunu belirtir. for + kişi + to + fiil yapısı, bir eylemi kimin yapacağını gösterebilir. Yer the Ritz’tir. İngilizcede stay at a hotel denir. Bu nedenle otel daha önce belirtilmişse at sonda kalır: the Ritz for me to stay at. Yeri zaten the Ritz belirttiği için at sözcüğünden sonra it eklemeyin.

Alıştırma

Bir oteli anlatırken for + kişi + to stay at yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. We need to find a hotel for our guests to stay at.
  2. We need to find a hotel for our guests to stay at it.
  3. We need to find a hotel for our guests stay at.
Cevabı göster

We need to find a hotel for our guests to stay at.

Oh, I'm so happy for you. Ton ve niyet

0:30

Oh, senin adına çok sevindim.

Ton ve niyet

I'm so happy for you: başka birinin sevincini paylaşmak

I'm so happy for you, karşınızdaki kişinin başına iyi bir şey geldiği için sevindiğinizi sıcak bir şekilde anlatır. Happy for someone, o kişinin sevincini paylaşmak demektir; o kişinin sizi mutlu ettiği anlamına gelmez. Ödül kazanmak, iyi bir fırsat elde etmek veya bir hedefe ulaşmak gibi güzel haberlere destekleyici bir karşılık olarak kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız hayalindeki işe girdiğini söylüyor. Yanıtı tamamlayın: That's wonderful—I'm so happy ____ you.

Cevabı göster

for

Did you spot the word that came up many times? Öbek fiiller

0:37

Birçok kez geçen o kelimeyi buldunuz mu?

Öbek fiiller

came up: bir kelimeden bahsedildi

Burada came up, “konuşmada geçti” veya “bahsedildi” anlamına gelir. Come up ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Özne the word ifadesidir: the word came up many times. Bu yapı, kimin bahsettiğini söylemeden konunun kendisini özne yapar. Yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

“Bahsedildi” anlamını vermek için cümleyi come up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: During the meeting, her name ____ several times.

Cevabı göster

came up

It was get.

0:39

Get kelimesiydi.

Get has many meanings,

0:41

Get kelimesinin birçok anlamı vardır,

but in this context, Kalıp ifadeler

0:42

ama bu bağlamda,

Kalıp ifadeler

in this context: anlamı mevcut durumla sınırlamak

In this context, “bu belirli cümlede, konuşmada veya durumda” anlamına gelir. Burada, sıradaki açıklamanın get sözcüğünün mevcut örnekteki anlamıyla ilgili olduğunu gösterir. Bu ifadeyi, bir açıklamanın yalnızca mevcut bağlamda geçerli olduğunu göstermek için kullan. Bir sözcük başka yerlerde farklı anlamlara gelebilir; bu nedenle in this context sözlükteki tüm anlamları vermez.

Alıştırma

Anlamı mevcut durumla sınırlamak için in this context ifadesini kullan: The word 'pitch' has several meanings, but ____, it means the playing field.

Cevabı göster

in this context

it's used to describe achieving something

0:43

istediğiniz bir şeyi başarmayı tarif etmek için

that you wanted.

0:45

kullanılıyor.

You can use this just with one person,

0:46

Bunu sadece tek bir kişiyle de kullanabilirsiniz,

or you can have a second person involved as well.

0:49

veya işin içine ikinci bir kişiyi de dahil edebilirsiniz.

So, if it's just for one person,

0:51

Eğer sadece bir kişi içinse,

we just use the verb get

0:53

sadece get fiilini kullanıyoruz

and then the infinitive. Kelime

0:55

ve ardından mastar halini.

Kelime

the infinitive: to + fiilin yalın hâli

the infinitive bir dil bilgisi terimidir. Burada to-infinitive yapısını, yani to sözcüğünün ardından fiilin yalın hâlinin gelmesini anlatır. Örneğin to go veya to visit. get + infinitive kalıbında mastar, get sözcüğünden sonraki eylemi belirtir: get to go, get to visit. Infinitive, “sonu olmayan” anlamındaki infinite sıfatıyla aynı sözcük değildir.

Alıştırma

“I get to visit the museum” cümlesinde to ile kurulan mastar hangisidir?

  1. visited
  2. visiting
  3. to visit
Cevabı göster

to visit

So, for example,

0:56

Yani, örneğin,

I get to go to Paris for work. Dilbilgisi

0:57

İş için Paris'e gitme fırsatı buluyorum.

Dilbilgisi

get to go: bir şeyi yapma fırsatı bulmak

get to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapma fırsatı bulmak” veya “onu yapabilmek” anlamına gelir. Bu nedenle get to go, “gitme fırsatı bulmak” demektir; “varıp sonra gitmek” anlamına gelmez. Bu kalıp, eylemi çoğu zaman olumlu, özel veya istenen bir durum olarak gösterir. Burada yolculuk iş için olsa da konuşan kişi Paris’e gitmeyi bir fırsat olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede get to + fiil, “bir şeyi yapma fırsatı bulmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. We get to feed the penguins on our class trip.
  2. We get to the zoo at nine.
  3. We have to feed the dog before school.
Cevabı göster

We get to feed the penguins on our class trip.

This means that you wanted to go.

1:00

Bu, gitmeyi istediğinizi ifade eder.

You're happy to have the opportunity. Kalıp ifadeler

1:02

Bu fırsata sahip olduğunuz için mutlusunuz.

Kalıp ifadeler

have the opportunity: bir şey yapma fırsatına sahip olmak

Have the opportunity, bir şey yapma fırsatına sahip olmak demektir. Fırsatı, bir kişinin sahip olduğu olumlu veya yararlı bir şey olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have the opportunity to + fiilin yalın hâlidir. Bu cümlede eylemin ne olduğu önceki konuşmadan zaten anlaşıldığı için ifade opportunity ile bitebilir.

Alıştırma

Cümleyi have the opportunity ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of waiting, I finally ____ speak to the manager.

Cevabı göster

had the opportunity to

You could use it in the future.

1:03

Bunu gelecek zamanda da kullanabilirsiniz.

Maybe I'll get to visit the Eiffel Tower. Dilbilgisi

1:05

Belki Eyfel Kulesi'ni ziyaret etme fırsatı bulurum.

Dilbilgisi

I'll get to visit: gelecekte olası bir ziyaret fırsatı

I'll get to visit, I will get to visit ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına sahip olmak demektir; will ise bu fırsatı geleceğe yerleştirir. Maybe, ziyaretin kesinleşmiş bir plan değil, yalnızca bir olasılık olduğunu gösterir. Burada get to, varmak anlamına gelmez; bu kalıpta to sonrasında fiilin yalın hâli olan visit gelir.

Alıştırma

I'll kısaltmasını, get to kalıbını ve visit fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Maybe ____ the museum next week.

Cevabı göster

I'll get to visit

In the past,

1:07

Geçmişte ise,

last month I got to see my favorite band. Dilbilgisi

1:08

geçen ay en sevdiğim müzik grubunu görebildim.

Dilbilgisi

got to see: geçmişte bir fırsat elde etmek

Burada got, get to + fiilin yalın hâli kalıbındaki get fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Got to see, konuşanın grubu görme fırsatı bulduğunu anlatır. Last month bu fırsatın geçmişte olduğunu gösterir. Bu kalıpta got to zorunluluk bildirmez. To’dan sonra fiilin yalın hâli gelir: got to see, got to meet, got to try.

Alıştırma

Cümleyi “tanışma fırsatı buldu” anlamına gelen üç kelimelik geçmiş zaman yapısıyla tamamlayın: Because our class won the contest, we ____ the author yesterday.

Cevabı göster

got to meet

It can be used in lots of different situations.

1:11

Birçok farklı durumda kullanılabilir.

The second case is when it involves another person. Anlatım akışı

1:13

İkinci durum, başka bir kişinin dahil olduğu zamandır.

Anlatım akışı

The second case: ikinci durumu tanıtmak

The second case, bir açıklamanın akışını gösteren işarettir. Dinleyiciye ilk durumun ele alındığını ve şimdi ikinci durumun başladığını bildirir. Burada case, belirli bir durumu veya koşullar bütününü ifade eder; hukuki dava anlamında değildir. The second case is when ... kalıbı, ikinci durumu tanımlayan koşulu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle düzenli bir açıklamadaki ikinci durumu açıkça tanıtır?

  1. The second event happened after lunch.
  2. There are two connection problems. The second case is when the device has no internet connection.
  3. The case is on the table.
Cevabı göster

There are two connection problems. The second case is when the device has no internet connection.

And this is about persuading someone

1:16

Ve bu, birini istediğiniz bir şeyi yapmaya

to do something that you want.

1:18

ikna etmekle ilgilidir.

I got my boss to agree. Dilbilgisi

1:20

Patronumun kabul etmesini sağladım.

Dilbilgisi

get someone to do something: başka birinin eylem yapmasını sağlamak

get + person + to + base verb yapısı, öznenin birini ikna ederek, ondan isteyerek veya gerekli düzenlemeyi yaparak bir eylemi gerçekleştirmesini sağlamasıdır. Burada agree eylemini yapan kişi my boss olduğu için got, ‘patronumu elde ettim’ anlamına gelmez. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve burada çabanın başarılı olduğunu, yani patronun kabul ettiğini gösterir. Eylemi başka biri yapıyorsa o kişiyi get ile to arasına yerleştirin.

Alıştırma

İkinci cümleyi get + person + to + verb yapısıyla tamamlayın: I persuaded Lena to speak to the teacher. I ____.

Cevabı göster

got Lena to speak to the teacher

I persuaded my boss to do what I wanted.

1:21

Patronumu istediğimi yapmaya ikna ettim.

You can use it for opportunities,

1:24

Bunu güzel fırsatlar için kullanabilirsiniz,

but you can also use it for less exciting things,

1:26

ama daha az heyecan verici şeyler için de kullanabilirsiniz,

like

1:29

örneğin,

I got my sister to do the washing up for me. Kelime

1:30

Bulaşıkları kız kardeşime yıkattım.

Kelime

the washing up: Britanya İngilizcesinde bulaşık yıkama

Britanya İngilizcesinde the washing up, kullanılmış tabakları, fincanları, tencereleri ve çatal bıçakları temizleme işidir. Yaygın do the washing up ifadesi bulaşıkları yıkamak anlamına gelir. Burada bir ev işini adlandırır. Duş almak veya çamaşır yıkamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen isim grubuyla Britanya İngilizcesi cümlesini tamamlayın: After breakfast, we did ____.

Cevabı göster

the washing up

For more examples on how to use get,

1:32

Get kelimesinin kullanımına dair daha fazla örnek için

check out Saq's video. Öbek fiiller

1:35

Saq'in videosuna göz atın.

Öbek fiiller

check out: izlenecek bir şey önermek

Bu cümlede check out, “izlemek, göz atmak veya hakkında daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir. Nesnesi bir video olduğunda, o videoyu izlemeye yönelik samimi bir öneridir. Check out bir öbek fiildir; iki sözcük birlikte tek bir ifade olarak çalışır. Burada out dışarı çıkmak anlamına gelmez ve ifade bir otelden ayrılmayı ya da mağazada ödeme yapmayı anlatmaz.

Alıştırma

Bir kişi arkadaşına bir bilim kanalı önermek istiyor. Hangi cümle doğal bir öneridir?

  1. Check this science channel off the list.
  2. Check in at the science centre.
  3. Check out this science channel.
Cevabı göster

Check out this science channel.

So, if you found this video helpful, Ton ve niyet

1:36

Eğer bu videoyu faydalı bulduysanız,

can I get you to subscribe to our channel? Ton ve niyet

1:38

kanalımıza abone olmanızı sağlayabilir miyim?

Ton ve niyet

if you found this video helpful: isteği yumuşatan bir koşul oluşturmak

If you found this video helpful yan tümcesi, “izledikten sonra videonun yararlı olduğu kanaatine vardıysanız” demektir. Yapı find + nesne + sıfat şeklindedir: found burada videoyu keşfetme eylemini değil, izleyicinin video hakkındaki değerlendirmesini anlatır. If yan tümcesi, ardından gelen abonelik isteğine uygun bir koşul ekler. İstek yalnızca videodan yararlanan kişilere yöneltildiği için daha gerekçeli ve daha az doğrudan duyulur. Yeniden kullanılabilecek kalıp If you found X helpful or useful, + ilgili bir istektir.

Alıştırma

Hangi cümlede found “öyle olduğunu düşünmek” anlamındadır ve bir istek bu görüşe bağlanmıştır?

  1. If you found the guide useful, send it to a friend.
  2. She found a coin beside the door.
  3. We found the guide under a pile of papers.
Cevabı göster

If you found the guide useful, send it to a friend.

Ton ve niyet

Can I get you to subscribe: birinden nazikçe harekete geçmesini istemek

Can I get you to subscribe, get + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada get, “elde etmek” değil, birinin bir şey yapmasını sağlamak ya da onu ikna etmek anlamındadır; subscribe eylemini yapacak kişi you'dur. Can I get you to...? sorusunda konuşan kişi yalnızca bir yeteneği sormaz; bir ricada bulunur. Subscribe to our channel! emrinden daha yumuşaktır, ancak dinleyiciyi yine de harekete geçmeye teşvik eder.

Alıştırma

“Lütfen ayrılmadan önce formu imzalayın” anlamındaki ricayı get + person + to + verb ile tamamlayın: Can I ____ the form before you leave?

Cevabı göster

get you to sign