Biyolüminesansın harikası - Leslie Kenna: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu animasyonlu bilim dersi, canlıların biyolüminesansı eş bulmak, savunmak ve avlanmak için nasıl kullandığını; kimyasal tepkimelerin veya simbiyotik bakterilerin ışığı nasıl ürettiğini ve ısınmayan, yenilenebilir kaynaklı ışığın neden pratik teknolojilere ilham verebileceğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. refers to — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bilimsel bir terimi ya da kavramı tanımlamakta kullanılan bu resmî ifadeyi öğrenin. İfadenin biyolüminesansın anlamını nasıl sunduğunu ayırt edebilir ve akademik açıklamalarda “anlamına gelir” karşılığındaki belirsiz bir söylem yerine açık tanım kurmak için kullanabilirsiniz. 2. in the presence of oxygen — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bu resmî bilimsel ifadenin, ateş böceğinin ışık üreten tepkimesinde oksijeni gerekli bir koşul olarak gösterdiğini anlayın. Kalıp ayrıca deneysel, kimyasal veya tıbbi koşulları kesin biçimde anlatmanızı sağlar. 3. you have seen the light. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin gerçekten ışık görmek değil, bir şeyi sonunda anlamak demek olduğunu fark edin. Gerçek anlamın biyolüminesansla bağlantısı kapanıştaki kelime oyununu oluşturur; deyimi birinin yeni bir kavrayışa ulaştığı ya da cevabı bulduğu durumlarda kullanabilirsiniz.
Bu derste
Imagine a place so dark you can't see the nose on your face. Notlar
0:14Burnunuzun ucunu bile göremediğiniz kadar karanlık bir yer hayal edin.
so dark: sonuca bağlanan so + sıfat yapısı
so dark ifadesinde so, dark sıfatının derecesini artırır ve ardından bir sonuç geleceğini gösterir. Burası, çok yakındaki bir şeyin bile görülemeyeceği kadar karanlıktır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp so + sıfat + (that) sonuç cümleciğidir. Özgün cümlede that atılmıştır: so dark (that) you can't see.... that sözcüğünün atılması, derece ile sonuç arasındaki bağlantıyı ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
Sonuç göstermek için so + sıfat + that yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The road was so icy that the school bus stopped.
- The road was very icy that the school bus stopped.
- The road was such icy that the school bus stopped.
Cevabı göster
The road was so icy that the school bus stopped.
you can't see the nose on your face: aşırı karanlığı anlatan bir abartı
Bu cümlecik bilinçli bir abartıdır. Burun gözlere son derece yakındır; bu nedenle onu bile göremediğini söylemek neredeyse tamamen karanlık bir ortam görüntüsü oluşturur. Cümle aslında kayıp bir burundan veya görme sorunundan söz etmez. Başka metinlere de aktarılabilecek okuma becerisi şudur: Bağlam açıkça aşırı bir durumu anlatıyorsa gerçekçi olmayan bir beden ayrıntısını vurgu olarak yorumla.
Alıştırma
Vurgulanan cümlecik bu bağlamda esas olarak ne anlama geliyor?
- Birinin burnu fiziksel olarak kaybolmuştur.
- Karanlık o kadar yoğundur ki son derece yakındaki bir şeyi bile görmek zordur.
- Konuşan kişi göz testi için talimat vermektedir.
Cevabı göster
Karanlık o kadar yoğundur ki son derece yakındaki bir şeyi bile görmek zordur.
Eyes opened or closed: iki durumu gösteren kısaltılmış yapı
Eyes opened or closed, cümlenin başında iki koşulu kısaltılmış biçimde sunar ve “gözler açık da olsa kapalı da olsa” anlamına gelir. eyes isminden sonra gelen opened ve closed iki alternatif durumu betimler; bu öbeğin içinde bağımsız bir ana fiil yoktur. Bu öbek önce iki koşulu ortaya koyar, ardından ana cümle sonucu bildirir. Sonuç her iki koşulda da geçerli olduğu için opened ve closed art arda gerçekleşen iki eylem değildir.
Alıştırma
Eyes opened or closed, ... dinleyiciye ne anlatır?
- Sonuç her iki durumda da geçerlidir.
- Gözler önce açılmalı, sonra kapanmalıdır.
- Yalnızca gözlerin kapalı olduğu durum önemlidir.
Cevabı göster
Sonuç her iki durumda da geçerlidir.
it's all the same: seçimler sonucu değiştirmez
It's all the same, az önce sözü edilen seçeneklerin sonuç bakımından anlamlı bir fark yaratmadığını belirtir. Burada gözlerin açık ve kapalı olma durumlarını tek bir yargıda birleştirir: İkisi de sonucu değiştirmez. to me eklendiğinde—It's all the same to me—ifade çoğunlukla konuşanın bir tercihi olmadığını anlatır. to me olmadan, anlamın sonuçların aynı olması mı yoksa kişisel bir tercihin bulunmaması mı olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
“Bir tercihim yok” anlamına gelen bu dersteki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: Morning or afternoon? ____ to me.
Cevabı göster
It's all the same
creep in: yavaşça, sessizce ve dikkatle içeri girmek
Creep in, yavaşça, sessizce ve dikkatli bir şekilde içeri girmek demektir. Creep birinin veya bir şeyin nasıl hareket ettiğini, in ise dışarıdan içeriye doğru olan yönü gösterir. Burada ifade, dikkatli ve neredeyse gizli bir hareket görüntüsü oluşturur. Yalnızca birinin içeri girdiğini söyleyen go in ifadesinden daha özeldir.
Alıştırma
Hangi cümle birinin yavaşça, sessizce ve dikkatle içeri girdiğini en iyi gösterir?
- The fox went in through the open door.
- The fox rushed in and knocked over a bucket.
- The fox began to creep in, pausing at every sound.
Cevabı göster
The fox began to creep in, pausing at every sound.
When you creep in to investigate, ...: ana olaydan önce arka planı kurmak
When you creep in to investigate, when ile başlayan bir zaman yan cümlesidir. Önce arka plandaki eylemi ve zaman çerçevesini verir; ardından a blue light flits around you ana cümlesi yeni olayı aktarır. When + arka plan olayı, ana olay kalıbı bir hikâyeyi anlaşılır biçimde ilerletmeye yardımcı olur: önce dinleyiciyi belirli bir ana yerleştirir, sonra o anda ne olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, ana olaydan önce arka plan olayını kurmak için bir when yan cümlesi kullanıyor?
- The dog ran into the yard because Leo opened the gate.
- When Leo opened the gate, the dog ran into the yard.
- Leo opened the gate to make the dog run into the yard.
Cevabı göster
When Leo opened the gate, the dog ran into the yard.
I could watch this forever: abartılı bir hayranlık ifadesi
Burada could, varsayımsal bir isteği anlatır: Görüntü o kadar keyiflidir ki konuşan kişi izlemeye devam edebileceğini hisseder. Geçmişte sahip olduğu bir yetenekten söz etmez. Forever bilinçli bir abartıdır; hiç durmadan sonsuza kadar izleme sözü değildir. I could + fiilin yalın hâli + this/it + forever kalıbı güçlü bir keyif, büyülenme veya hayranlığı günlük bir dille ifade eder.
Alıştırma
Durumu okuyun ve son cümlenin anlamını seçin: The waterfall is beautiful. I could watch it forever.
- Geçmişte onu izleyebiliyordum ama artık izleyemiyorum.
- Onu izlemekten o kadar keyif alıyorum ki izlemeye devam edebileceğimi hissediyorum.
- Hiç durmadan sonsuza kadar izleyeceğime söz veriyorum.
Cevabı göster
Onu izlemekten o kadar keyif alıyorum ki izlemeye devam edebileceğimi hissediyorum.
because the mouth of an anglerfish has just sprung open Kalıp ifadeler
0:33çünkü bir fener balığının ağzı aniden açılmış
has just sprung open: kısa süre önce aniden açılma
Has just sprung open, present perfect yapıdadır: has + spring fiilinin geçmiş zaman ortacı olan sprung. Just, açılma hareketinin şu anki sahneden yalnızca kısa bir süre önce gerçekleştiğini belirtir. Spring open, genellikle hızlı, güçlü veya yay benzeri bir hareketle aniden açılmak demektir. Basitçe has opened demekten daha canlıdır ve anlatıda keskin bir değişim yaratır.
Alıştırma
Present perfect cümleyi spring open ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The hidden door has just ____.
Cevabı göster
sprung open
eaten you alive: gerçek anlamdaki tehlike ve dramatik abartı
Bu cümlede eaten you alive, “sen hâlâ hayattayken seni yemek” anlamına gelir. Alive, yenme eylemi sırasında senin durumunu anlatır; bu yüzden ifade, bir canlının avını yuttuğu veya yediği canlı ve korkutucu bir görüntü oluşturur. eat + kişi veya hayvan + alive kalıbı mecaz olarak da kullanılabilir. Bu durumda birine acımasızca saldırmak, onu eleştirmek, yenmek veya ezmek anlamına gelir. Tehlikenin fiziksel mi yoksa abartılı mı olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
“The critics ate the young actor alive,” cümlesinde ate the young actor alive ne anlama gelir?
- Oyuncu için yemek hazırladılar.
- Oyuncunun çalışmasını değerlendirmeyi unuttular.
- Oyuncuyu çok sert eleştirdiler.
Cevabı göster
Oyuncuyu çok sert eleştirdiler.
You are just one of many creatures at the bottom of the ocean Dilbilgisi
0:38Siz de okyanusun dibindeki sayısız yaratıktan sadece birisiniz,
one of many creatures: daha büyük bir grubun bir üyesi
one of many creatures, “daha büyük bir canlı grubunun içindeki tek bir canlı” anlamına gelir. One bireyi gösterirken of many creatures onun ait olduğu daha büyük grubu belirtir. Bu ifade, canlının tek olmadığını ve bir grubun üyesi olduğunu anlatır. one of many + çoğul sayılabilen isim yapısını kullanın: one of many reasons, one of many tools. İfadenin tamamı özne olduğunda ana sözcük one olduğu için fiil genellikle tekil olur: One of many doors is open.
Alıştırma
Cümleyi “büyük bir grubun tek bir üyesi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This library is ____ public libraries in the city.
Cevabı göster
one of many
who learn too late to appreciate the power of bioluminescence. Dilbilgisi
0:41biyolüminesansın gücünü takdir etmeyi çok geç öğrenenlerden.
who learn too late to appreciate: kaçırılmış bir fırsatı anlatan ilgi cümleciği
who learn too late to appreciate ilgi cümleciği creatures sözcüğünü niteler. Who, çoğul creatures ismine döner; learn ise bu ilgi cümleciğinin içindeki fiildir. too late to appreciate ifadesindeki too late, yararlı fırsatın çoktan geçtiğini belirtir. Canlılar sonunda biyolüminesansın gücünü fark eder, ancak bundan yararlanmak veya tepki vermek için zaman kalmamıştır; geç kalmanın onu daha çok takdir etmelerini sağladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Fırsatın çoktan geçtiğini gösteren üç sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: People who recognize the danger ____ leave may be trapped.
Cevabı göster
too late to
Bioluminescence refers to the ability of certain living things to create light. Kalıp ifadeler
0:46Biyolüminesans, bazı canlıların ışık üretme yeteneğidir.
refers to: bir terimin anlamını tanımlamak
Burada refers to, “ifade eder” veya “şu anlama gelir” demektir. X refers to Y yapısı, bir terimi ya da etiketi (X) onun temsil ettiği kavrama (Y) bağlar. Bu cümlede Bioluminescence X, the ability of certain living things to create light ise Y’dir. to edatı refer to ifadesinin bir parçasıdır. Ardından isim, isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelebilir.
Alıştırma
Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In ecology, the term "habitat" ____ the natural home of an organism.
Cevabı göster
refers to
The human body can make stuff like earwax and toenails, Kelime
0:51İnsan bedeni kulak kiri ve ayak tırnağı gibi şeyler üretebilir,
stuff like: örnek vermenin gayriresmî bir yolu
stuff like earwax and toenails ifadesinde stuff geniş anlamlı, sayılamayan bir isimdir; like ise örnekleri tanıtır. İfade, “kulak kiri ve ayak tırnağı gibi şeyler” anlamına gelir ve tam bir liste sunmaz. Bu kullanım açıklamaya rahat ve konuşma diline yakın bir ton verir. Kesin kategori veya eksiksiz liste önemli olmadığında stuff like + örnekler kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Resmî bir araştırma raporu için en uygun cümle hangisidir?
- The lab studies materials such as glass and metal.
- The lab studies stuff like glass and metal.
- The lab studies stuffs like glass and metal.
Cevabı göster
The lab studies materials such as glass and metal.
but these organisms can turn parts of their body into glow sticks. Kalıp ifadeler
0:55ancak bu organizmalar bedenlerinin bazı kısımlarını fosforlu çubuklara dönüştürebilirler.
turn parts of their body into glow sticks: turn A into B yapısı
Turn A into B, A'nın B hâline gelmesini sağlamak veya A'ya B'nin işlevini kazandırmak anlamına gelir. Bu cümlede parts of their body A, glow sticks ise B'dir. Glow sticks canlı bir benzetmedir: organizmalar vücutlarının bu kısımlarını ışık çubukları gibi parlatır. Cümle, vücutlarının içinde gerçek plastik ışık çubuklarının ortaya çıktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B yapısını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: The team will ____ the unused room ____ a music studio.
Cevabı göster
turn · into
It's like nature made them ready to rave. Deyimler
1:00Sanki doğa onları bir partiye hazırlamış gibidir.
It's like nature made them ready to rave: eğlenceli bir benzetme
It's like... gerçek bir durumu anlatmak yerine bir benzetme yapıldığını gösterir. Konuşmacı, doğanın ışık saçan canlıları bir rave için hazırladığını hayal ediyor. Rave, genellikle parlak ışıklar ve ışıklı aksesuarlarla ilişkilendirilen elektronik müzikli bir dans etkinliğidir. Doğa, onları etkinliğe hazırlayan bir kişi gibi anlatılarak kişileştirilir. Bu da açıklamayı eğlenceli kılar: canlıların doğal ışığı parti ekipmanı gibi görünür. Cümle, doğanın gerçekten bir etkinlik planladığını söylemez ve ışığın bilimsel nedenini açıklamaz.
Alıştırma
Bu benzetmeyi eğlenceli yapan nedir?
- Canlıların parti müziğini duyabildiğini söyler.
- Biyolüminesansın gerçek bir bilimsel nedenini verir.
- Işık saçan canlıları elektronik müzikli bir dans partisi için giyinmiş insanlara mizahi biçimde benzetir.
Cevabı göster
Işık saçan canlıları elektronik müzikli bir dans partisi için giyinmiş insanlara mizahi biçimde benzetir.
bioluminescence improves a living thing's chances of survival. Kalıp ifadeler
1:04biyolüminesans bir canlının hayatta kalma şansını artırır.
In one way or another: farklı olası yöntemleri gruplandırmak
In one way or another, “bir şekilde” veya “birkaç olası yöntemden biriyle” anlamına gelir. Tek ve kesin bir yol belirtmez. Bu ifade cümlenin başında, biyolüminesansın farklı kullanımlarını tek bir ana fikir altında toplar: ayrıntılar değişse de ışık hayatta kalmaya yardımcı olur. Farklı örnekleri özetlerken veya kesin yöntemin önemli olmadığı durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “yöntemler farklı olsa bile bir şekilde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____, every team contributed to the project.
Cevabı göster
In one way or another
improve someone's chances of...: bir sonucu daha olası kılmak
Improve someone's chances of something, bir kişi ya da canlı için belirli bir sonucun gerçekleşme olasılığını artırmak demektir. Buradaki sonuç survival olduğu için cümle, biyolüminesansın canlının hayatta kalmasını daha olası hâle getirdiğini anlatır. Yapı improve + iyelik biçimindeki isim veya iyelik belirleyicisi + chances of + isim ya da -ing biçimidir. Örneğin improve your chances of success ve improve a team's chances of winning denebilir. Bu yapıda chances genellikle çoğul kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi improve your chances of ile tamamlayın: Regular practice can ____ winning the match.
Cevabı göster
improve your chances of
Take the firefly: belirli bir örnek sunmak
Take the firefly. ifadesinde take, belirli bir örneği tanıtmak için kullanılır. Ateş böceğini örnek olarak ele alır ve açıklamayı genel bir düşünceden somut bir örneğe taşır. Bilgiyi düzenleyen bu kullanımda take, bir şeyi gerçekten yerden almak veya taşımak anlamına gelmez. Daha açık biçimi Take the firefly, for example. şeklindedir.
Alıştırma
Bu kısa açıklamada Take the honeybee. ne işe yarar? Pollinators help many plants reproduce. Take the honeybee. It carries pollen between flowers.
- Bal arısını belirli bir örnek olarak tanıtır.
- Birine bal arısını götürmesini söyler.
- Tozlayıcılarla ilgili açıklamanın bittiğini gösterir.
Cevabı göster
Bal arısını belirli bir örnek olarak tanıtır.
It's ability to glow green helps it attract a mate on a warm summer night. Kalıp ifadeler
1:10Yeşil parlama yeteneği, sıcak bir yaz gecesinde eş bulmasına yardımcı olur.
attract a mate: üreme eşini çekmek
Attract a mate, “olası bir üreme eşinin ilgisini çekmek” demektir. Yaban hayatı anlatımlarında mate, bir hayvanın üreme eşini belirtir; bu yüzden ifade attract someone'dan daha özeldir. Hayvanlar bunu ışık, renk, ses, koku veya hareket yoluyla yapabilir.
Alıştırma
“Bir üreme eşini çekmek” anlamındaki üç kelimelik biyoloji ifadesiyle cümleyi tamamlayın: During breeding season, the frog calls to ____.
Cevabı göster
attract a mate
But it's just one of many living things that can glow.
1:14Ancak bu sadece parlayabilen birçok canlıdan biridir.
can light up: bir şeyi aydınlatabilmek
Can light up, “bir şeyi aydınlatabilmek ya da parlatabilmek” demektir. Bu cümlede its body nesnedir; yani canlı kendi vücudunun parlamasını sağlar. Can yetenek bildirir ve ardından fiilin yalın biçimi light gelir; lights değil.
Alıştırma
Cümleyi can ve “bir şeyi aydınlatmak” anlamındaki deyimsel fiille tamamlayın: This deep-sea fish ____ the water around it.
Cevabı göster
can light up
Would you eat something that looks like an airport runway? Notlar
1:23Havalimanı pistine benzeyen bir şeyi yer miydiniz?
Would you eat...?: “hayır” cevabını bekleyen retorik soru
Burada Would you eat...? biçim olarak bir sorudur, ancak konuşmacı “hayır” cevabını bekler. Bu, retorik bir sorudur: dinleyicinin gerçek yemek tercihlerini öğrenmek yerine, seçimi hayal etmesini ve o şeyin yenilecek kadar çekici görünmediğini kabul etmesini sağlar. Soruyu sormak, yalnızca You would not eat it demekten daha fazla etkileşim yaratır ve beklenen cevap konuşmacının savını destekler. Başka bir bağlamda Would you...? gerçek bir soru olabilir; burada cevabın açıkça belli olması ve sorunun bir savı desteklemesi retorik kullanımı gösterir.
Alıştırma
Bu cümledeki sorunun temel işlevi nedir?
- Dinleyiciyi beklenen “hayır” cevabına yönlendirmek
- Havaalanı pistlerinin yenilebilir olup olmadığını sormak
- Dinleyicinin gerçek yemek tercihlerini öğrenmek
Cevabı göster
Dinleyiciyi beklenen “hayır” cevabına yönlendirmek
looks like an airport runway: görsel bir karşılaştırma
looks like an airport runway ifadesinde look bir bağ fiilidir ve like, karşılaştırma için kullanılan isim grubunu tanıtır. İfade, şeyin görünen işaretlerinin veya şeklinin konuşmacıya bir havaalanı pistini hatırlattığı anlamına gelir. Bu, görsel ve mecazlı bir karşılaştırmadır; şeyin gerçekten bir pist olduğu söylenmez. Yeniden kullanılabilen kalıp A looks like B şeklindedir: A'nın görünüşünü canlandırmak için tanıdık bir B görüntüsü kullanılır.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak görsel karşılaştırmayı tamamlayın: From far away, that island ____ a giant turtle.
Cevabı göster
looks like
Neither would any sensible predator: devrik yapıyla olumsuz katılma
Neither would any sensible predator, az önce sözü edilen olumsuz düşüncenin aklı başında yırtıcılar için de geçerli olduğunu anlatır: aklı başında hiçbir yırtıcı bunu yapmazdı. Would'dan sonraki eylem, önceki cümleden anlaşılabildiği için söylenmez. Olumsuz bir ifadeye katılmak için Neither + yardımcı veya modal fiil + özne yapısı kullanılır. Neither cümlenin başına geldiği için would, any sensible predator öznesinden önce gelir. Yardımcı veya modal fiil normalde önceki cümledekiyle eşleşir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I wouldn't swim in that icy lake.” diyor. Hangi yanıt doğal biçimde “Ben de yüzmezdim” anlamına gelir?
- So would I.
- Neither did I.
- Neither would I.
Cevabı göster
Neither would I.
The flashing lights keep the worm safe. Kalıp ifadeler
1:29Yanıp sönen ışıklar kurdu güvende tutar.
keep the worm safe: keep + nesne + sıfat
Keep the worm safe ifadesinde keep, “sahip olmak” değil, “bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. The worm nesnedir; safe ise nesnenin devam eden durumunu anlatan bir sıfattır. Bir şey bir insanı veya nesneyi belirli bir durumda tuttuğunda keep + nesne + sıfat yapısını kullanın. Keep food fresh ve keep the room quiet buna örnektir. Sıfatı nesneden sonra getirin; nesnenin durumunu belirtirken safely gibi bir zarfla değiştirmeyin.
Alıştırma
Keep + nesne + sıfat yapısına göre İngilizce the baby ve warm sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The blanket keeps ____.
Cevabı göster
the baby warm
it spews a cloud of glowing goo from its mouth. Kelime
1:36ağzından parlayan bir mukus bulutu püskürtür.
spews a cloud of glowing goo: canlı ve gündelik bir betimleme
Spews, bir şeyi aniden ve güçlü biçimde dışarı çıkarmak demektir. A cloud of, maddeyi dışa doğru yayılan görünür bir kütle gibi gösterir; glowing ise ışık yaydığını belirtir. Goo, yoğun ve yapışkan bir madde için kullanılan, gündelik ve bilerek kesinlikten uzak bir sözcüktür. Spews a cloud of glowing goo ifadesi, teknik bir açıklama yerine canlı ve biraz iğrenç bir görüntü oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle spews a cloud of glowing goo ifadesinin oluşturduğu görüntüye en uygundur?
- Bir damla berrak sıvıyı dikkatlice yutar.
- Maddeye kesin bir bilimsel ad verir.
- Yayılan, yapışkan ve parlayan bir madde kütlesini güçlü biçimde dışarı püskürtür.
Cevabı göster
Yayılan, yapışkan ve parlayan bir madde kütlesini güçlü biçimde dışarı püskürtür.
Who doesn't run the other way when they've just been puked on? Notlar
1:40Üzerine kusulduğunda kim ters yöne koşmaz ki?
Retorik soru olarak Who doesn't ...?
Who doesn't ...? burada birini gerçekten belirlemeyi amaçlayan bir soru değil, retorik bir sorudur. Beklenen anlam, üzerine kusulduktan sonra neredeyse herkesin kaçacağıdır. Bu kalıp bir tepkiyi apaçık veya yaygın biçimde paylaşılan bir şey gibi sunar. Dinleyiciyi gerçek bir cevap vermeden aynı fikirde olmaya çağırdığı için anlatıma mizah da katabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi bu soruyla gerçekte ne demek istiyor?
- Bu durumda neredeyse herkes kaçardı.
- Bu olaydan sonra hiç kimse kaçmazdı.
- Konuşan kişi orada kalan birinin adını öğrenmek istiyor.
Cevabı göster
Bu durumda neredeyse herkes kaçardı.
run the other way: ters yöne koşmak
Run the other way, yön değiştirip ters yöne koşmak demektir. Genellikle rahatsız edici, korkutucu veya tehlikeli bir şeyden uzaklaşmak için kullanılır. The other way sözleri yönün açıkça değiştiğini belirtir. Yalnızca run demekten farklı olarak, kişinin önündeki şeyden geri çekildiğini de gösterir.
Alıştırma
Cümleyi run the other way ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the bees flew toward us, we ____.
Cevabı göster
ran the other way
they've just been puked on: kaba ve gündelik İngilizcede yakın zamanda gerçekleşen edilgen olay
They've, they have ifadesinin kısaltmasıdır. Have just been + geçmiş zaman ortacı, present perfect edilgen yapıdır: öznenin çok kısa süre önce bir olaya maruz kaldığını ve sonucun şimdi de önemli olduğunu anlatır. Puke on someone, birinin üstüne kusmak demektir. Been puked on yapısında on fiille birlikte kalır ve edilgen yapı, kusan kişiden çok olaydan etkilenen kişilere odaklanır. Puke doğrudan, gündelik ve canlı bir sözcüktür; bu yüzden cümle iğrençlik üzerinden mizahi gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, doğrudan ve gündelik bir İngilizceyle birinin çok kısa süre önce onların üstüne kustuğu anlamına gelir?
- They've just puked on someone.
- They've just been puked on.
- They're just puking on someone.
Cevabı göster
They've just been puked on.
that puke attracts bigger predators who want to eat the shrimp's enemy.
1:44bu kusmuk, karidesin düşmanını yemek isteyen daha büyük avcıları çeker.
So what if you can't bioluminesce?: varsayımsal bir engel ortaya koyup açıklamayı ilerletmek
Bu cümlede So, yeni soruyu önceki açıklamaya bağlar ve tartışmayı bir sonraki konuya taşır. What if ise biyolüminesans üretememek gibi varsayımsal bir engel ortaya koyar. Sonraki cümle biyolüminesanstan yararlanmanın başka yollarını anlattığı için bu soru, sorun ile cevap arasında bir geçiş kurar: bunu yapamıyorsan yerine ne yapabilirsin? Burada ifade, yalnızca neden birinin umurunda olsun anlamındaki küçümseyici So what? değildir.
Alıştırma
Bir sunucu, "So what if the power goes out? We have battery lamps." diyor. İlk soru ne işe yarıyor?
- power kelimesinin anlamını sorar.
- Sunucunun hiçbir planı olmadığını gösterir.
- Bir çözüm vermeden önce olası bir engeli ortaya koyar.
Cevabı göster
Bir çözüm vermeden önce olası bir engeli ortaya koyar.
There are other ways for living things to make bioluminescence work for them, Kalıp ifadeler
1:51Canlıların doğuştan parlama donanımına sahip olmasalar bile
make bioluminescence work for...: bir şeyi birinin yararına kullanmak
make + something + work for + someone kalıbı, bir şeyi bir kişi veya grup için yararlı olacak şekilde düzenlemek, uyarlamak ya da kullanmak anlamına gelir. Burada bioluminescence kullanılan şeydir ve them sözcüğü living things ifadesine gönderme yapar. Buradaki work, bir işte çalışmak anlamına gelmez. Başarıyla işlemek veya fayda sağlamak anlamındadır; dolayısıyla ifade, canlıların biyolüminesanstan kendi yararlarına faydalanabileceğini söyler.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak make ... work for ... kalıbıyla tamamlayın: Our team can ____ this simple tool ____ us.
Cevabı göster
make · work for
even if they weren't born with the equipment to glow. Notlar
1:55biyolüminesansın işlerine yaramasını sağlamanın başka yolları da var.
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, mümkün, belirsiz veya varsayımsal bir koşulu tanıtır ve ana sonucun yine de geçerli olduğunu gösterir. Yani bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de sonuç değişmez. Bu altyazıda, doğuştan ışık saçamamak kabul edilen engeldir. Bu engele rağmen even if yan cümlesinin dışındaki ifade geçerliliğini korur.
Alıştırma
Mümkün olan koşul gerçekleşse bile planın değişmeyeceğini gösteren iki kelimelik İngilizce bağlacı yazarak cümleyi tamamlayın: We will have the picnic ____ it rains.
Cevabı göster
even if
weren't born with the equipment to glow: doğuştan gelen yetenek için yerleşik donanım mecazı
Be born with + isim, bir özelliğe, yapıya veya yeteneğe doğuştan sahip olmak demektir. Buradaki equipment to glow, ışık üretmek için gerekli biyolojik parçaları veya süreçleri ifade eder. Equipment sözcüğü mecazidir: Hayvanlar, sanki içlerinde hazır bir donanım setiyle gelmiş gibi anlatılır. Bu ifade doğuştan gelen biyolojik bir yeteneği somutlaştırır; üretilmiş makineler anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede be born with ve equipment aynı mecazlı biçimde kullanılmıştır?
- Dolphins are born with the equipment they need to navigate underwater.
- The lab bought equipment to test the water.
- The hikers were born beside their camping equipment.
Cevabı göster
Dolphins are born with the equipment they need to navigate underwater.
Let's revisit the anglerfish moments before it tried to eat you. Anlatım akışı
1:58Sizi yemeye çalışmadan hemen önceki fener balığına geri dönelim.
Let's revisit: daha önceki bir konuya dönmek
Let's revisit, daha önce sözü edilen bir şeye bilinçli olarak geri dönüleceğini belirtir. Burada revisit, fiziksel olarak bir yeri yeniden ziyaret etmek değil, “yeniden incelemek ya da tartışmak” demektir. Bir geçiş ifadesi olarak açıklamanın akışını düzenler: konuşmacı, genellikle yeni bir ayrıntı veya bakış açısı eklemek için önceki bir örneğin yeniden inceleneceğini belirtir. Let's, konuşmacıyı ve dinleyicileri bu ortak incelemeye dahil eder.
Alıştırma
Cümleyi “daha önceki bir konuya geri dönelim” anlamındaki iki sözcüklük geçiş ifadesiyle tamamlayın: We discussed the schedule yesterday. ____ it before we vote.
Cevabı göster
Let's revisit
it comes from a pocket of skin called the esca. Dilbilgisi
2:04esca adı verilen bir deri kesesinden gelir.
called the esca: bir ismin ardından ad eklemek
a pocket of skin called the esca ifadesinde called the esca, a pocket of skin bölümünün hemen ardından gelir ve kesenin adını belirtir. Buradaki called bir geçmiş zaman ortacıdır; cümlenin ana fiili değildir. Bu ifade kısaltılmış edilgen bir ilgi tümcesidir: a pocket of skin called the esca, a pocket of skin that is called the esca anlamına gelir. Bu yapı, önce tanıdık bir açıklama verip ardından yeni bir ad eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, daha büyük bir cümle içinde isim + called + ad yapısını doğru kullanır?
- Scientists found a small organ called a photophore.
- Scientists found a small organ is called a photophore.
- Scientists found a small organ calling a photophore.
Cevabı göster
Scientists found a small organ called a photophore.
The anglerfish can't glow there by itself, Kalıp ifadeler
2:10Fener balığı o bölgede kendi kendine parlayamaz,
by itself: dış yardım olmadan hareket etmek
By itself, başka bir canlının veya dış kaynağın yardımı olmadan yalnızca kendi yeteneğini kullanmak demektir. can't ... by itself olumsuz yapısı, fener balığının ışığı bağımsız olarak üretemediğini anlatır. Yapı by + dönüşlülük zamiridir: by myself, by yourself, by herself, by itself, by ourselves veya by themselves. Yalnız olmayı ya da yardım almadan hareket etmeyi anlatabilir; burada arkadaşsız olmayı değil, yeteneğin kaynağını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi by + doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: This automatic door closes ____ when the store shuts.
Cevabı göster
by itself
so it holds a sack of glowing bacteria instead.
2:12bu yüzden bunun yerine parlayan bakterilerle dolu bir kese taşır.
actually make itself glow: bir beklentiyi düzeltmek
Actually, ardından gelen gerçeğin önceki bir fikirle veya dinleyicinin beklentisiyle çeliştiğini gösterir. Burada bir düzeltme belirtir: az önce anlatılan fener balığından farklı olarak bu canlı kendi bedeninin parlamasını sağlayabilir. Make itself glow, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Itself, özne olan It'e döner ve make sözcüğünden sonra glows veya glowing değil, glow gelir.
Alıştırma
İnsanlar bu maddenin dışarıdan bir ışık kaynağına ihtiyaç duyduğunu sanıyordu. Bu beklentiyi en açık biçimde hangi cümle düzeltir?
- The material can actually make itself glow.
- The material can currently make itself glow.
- The material can accidentally make itself glow.
Cevabı göster
The material can actually make itself glow.
Inside its lantern are two chemicals: yer öbeğini başa alan devrik yapı
Inside its lantern, cümlenin başına getirilmiş bir yer öbeğidir. Ardından are fiili, gerçek özne olan two chemicals ifadesinden önce gelir. Bu, yer öbeğinin başa alındığı bir İngilizce devrik yapıdır. Düz sıra Two chemicals are inside its lantern. şeklindedir. Bu sıra, dinleyenin önce yeri gözünde canlandırmasını, ardından orada bulunan yeni şeylerle tanışmasını sağlar. Betimlemelerde ve bilimsel açıklamalarda yaygındır. Fiil yine kendisinden sonra gelen özneyle uyumlu olur; bu yüzden çoğul two chemicals ile are kullanılır.
Alıştırma
Yeni nesneleri tanıtmak için yer öbeğini başa alan devrik yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- On the shelf three old maps are.
- On the shelf is three old maps.
- On the shelf are three old maps.
Cevabı göster
On the shelf are three old maps.
luciferin ve luciferase: biyolüminesansta iki farklı rol
a luciferin and a luciferase ifadesi, hemen önce sözü edilen iki kimyasalın adını verir. Biyolüminesansta luciferin ışık üreten substrattır, yani tepkimenin üzerinde etkili olduğu maddedir; luciferase ise bu tepkimeyi katalizlemeye yardımcı olan enzimdir. Adlarının benzemesi aynı şey oldukları anlamına gelmez. Rollerini ayrı tut: luciferin substrat, luciferase ise enzimdir.
Alıştırma
Luciferin ile luciferase arasındaki farkı doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Luciferin and luciferase are two names for the same chemical.
- Luciferin is the substrate, and luciferase is the enzyme.
- Luciferin is the enzyme, and luciferase is the substrate.
Cevabı göster
Luciferin is the substrate, and luciferase is the enzyme.
When firefly luciferase and luciferin mix together in the presence of oxygen Kalıp ifadeler
2:25Ateş böceği lüsiferazı ve lüsiferini oksijen
and fuel for the cell called ATP, Kelime
2:29ve ATP adı verilen hücre yakıtı eşliğinde birbirine karıştığında,
in the presence of oxygen: bir koşulu resmî biçimde belirtme
In the presence of oxygen, “oksijen mevcutken” anlamına gelir. in the presence of + isim yapısı, adı geçen şeyin varlığını bir sürecin gerçekleşme koşulu olarak sunar. Burada oksijenin ışık üreten tepkime için gereken koşullardan biri olduğunu belirtir. Bu ifade resmîdir ve bilimsel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: The enzyme becomes active ____ oxygen.
Cevabı göster
in the presence of
fuel for the cell called ATP: bilimsel bir benzetme
Fuel for the cell, işleve dayalı bir benzetmedir. Yakıtın bir makinenin iş yapmasını sağlaması gibi ATP de birçok hücresel etkinlik için kolayca kullanılabilen enerji sağlar; burada benzin veya gerçekten yanan başka bir yakıt kastedilmez. Buradaki called ATP, hücrenin değil, yakıta benzetilen maddenin adını verir. Bu anlatım, önce işlevle ilgili tanıdık bir görüntü sunup ardından teknik terimi tanıtır. Daha kesin bir ifadeyle ATP, hücrelerdeki bir enerji taşıyıcısıdır.
Alıştırma
Bu cümlede fuel for the cell called ATP ne anlama gelir?
- ATP, her hücrenin içinde gerçekten yanan bir yakıttır.
- ATP, benzin depolayan bir hücrenin adıdır.
- ATP, hücresel etkinliklerde kullanılabilen enerjiyi taşıyan bir maddedir.
Cevabı göster
ATP, hücresel etkinliklerde kullanılabilen enerjiyi taşıyan bir maddedir.
the chemical reaction gives off energy in the form of light. Öbek fiiller
2:31kimyasal tepkime ışık formunda enerji açığa çıkarır.
give off energy: bir kaynaktan enerji salmak
Give off, bir kaynaktan bir şeyi “salmak” veya “yaymak” anlamına gelen bir öbek fiildir. gives off energy ifadesinde kaynak kimyasal tepkimedir ve enerji ışık biçiminde dışarı çıkar; ifade “birine enerji vermek” anlamına gelmez. Nesne genellikle öbek fiilin tamamından sonra gelir: give off heat, light, a smell, gas veya energy. Fiil, zamana ve özneye göre değişir: gives off, gave off, will give off.
Alıştırma
Cümleyi “salmak veya yaymak” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: The warm engine ____ heat after the car stops.
Cevabı göster
gives off
Once scientists figured out how the firefly creates its luciferase and luciferin, Öbek fiiller
2:35Bilim insanları ateş böceğinin lüsiferaz ve lüsiferini nasıl ürettiğini anladıktan sonra,
figured out: araştırarak bir cevaba ulaşmak
Figured out, figure out fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Düşünerek, araştırarak, hesaplayarak veya çeşitli yollar deneyerek bir cevaba ulaşmak anlamına gelir. Bu cümlede yalnızca bilim insanlarının sonunda bilgiyi biliyor olması değil, ateş böceğinin bu maddeleri nasıl ürettiğini keşfetmek için yaptıkları çalışma vurgulanır. Figure out sonrasında figure out the answer örneğindeki gibi bir ad öbeği veya figure out how it works ve figure out why it stopped örneklerindeki gibi soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Hangi ifade cümleyi en iyi tamamlar ve sorunun birkaç denemeyle çözüldüğünü vurgular? After testing every key, Sam finally ___ how to open the box.
- found out
- understood
- figured out
Cevabı göster
figured out
they used genetic engineering to make this light-producing reaction occur inside other living things that can't glow. Notlar
2:39genetik mühendisliği kullanarak bu ışık üreten tepkimenin parlayamayan diğer canlıların içinde gerçekleşmesini sağladılar.
use A to make B occur: B'nin gerçekleşmesini sağlamak için A kullanmak
use A to make B occur kalıbında A yöntem, B ise gerçekleşmesi sağlanan olaydır. Burada genetic engineering yöntemdir; light-producing reaction ise gerçekleşmesi sağlanan olaydır. make fiilinden sonra bir nesne ve ardından fiilin yalın hâli gelir: make + this reaction + occur. used geçmiş zamanda diye occur önüne to getirmeyin veya occur fiilini occurred yapmayın; cümlenin geçmiş zamanı zaten used ile gösterilir.
Alıştırma
Cümleyi occur fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Researchers used a catalyst to make the reaction ____ sooner.
Cevabı göster
occur
genetic engineering: genetik mühendisliği
Genetik mühendisliği, bir canlının genetik materyalini değiştirmek için biyoteknolojinin bilinçli biçimde kullanılmasıdır; gen eklemek, çıkarmak veya değiştirmek buna örnektir. Bu cümlede, doğal olarak parlamayan canlıların içinde ışık üreten bir tepkimeyi mümkün kılan yöntemdir. Buradaki engineering, belirli bir amaca yönelik teknik tasarım veya değişiklik anlamına gelir. Bu terim, makine ya da laboratuvar binası inşa etmek demek değildir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi genetic engineering olarak tanımlanır?
- Bilim insanları biyoteknoloji kullanarak bir bitkinin DNA'sını doğrudan değiştirir.
- Bahçıvanlar bitkilere daha fazla güneş ışığı verir.
- Çiftçiler, birçok nesil boyunca üremeleri için en büyük bitkileri seçer.
Cevabı göster
Bilim insanları biyoteknoloji kullanarak bir bitkinin DNA'sını doğrudan değiştirir.
for a cell to create firefly luciferase and luciferin into a tobacco plant.
2:49bir hücrenin tütün bitkisi içinde ateş böceği lüsiferazı ve lüsiferini üretmesi için yerleştirdiler.
insert X into Y: X'i Y'nin içine yerleştirmek
Vurgulanan iki bölüm, X ile into Y arasında uzun bir açıklama bulunsa da insert X into Y kalıbını oluşturur. X yerleştirilen veya eklenen şeydir; Y ise onu alan yer, nesne ya da sistemdir. Bu cümlede the genes X'tir ve a tobacco ile başlayan isim öbeği Y'dir. Aynı kalıp fiziksel nesneleri, verileri veya bilimsel materyalleri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi insert X into Y kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The technician ____ the chip ____ the device.
Cevabı göster
inserted · into
or instructions: sade dille yeniden açıklama
Burada or bir seçim sunmaz. Ara söz olan or instructions, genes ifadesini işlevi anlatan daha basit bir dille yeniden açıklar: genler, bir hücre için talimatlar olarak anlaşılabilir. Teknik terim, or gündelik açıklama, kalıbı ana cümleden ayrılmadan zor bir sözcüğü açıklamaya yardımcı olur. Virgüller bu yeniden açıklamanın ek bilgi olduğunu gösterir; cümlenin ana dil bilgisi yapısı bu bölümün iki yanında devam eder.
Alıştırma
Cümlede or instructions ne işe yarar?
- or instructions, genes ifadesini daha basit bir dille yeniden açıklar.
- genes ile ilgisiz instructions bilgisini sunar.
- Dinleyiciden genes ile instructions arasında seçim yapmasını ister.
Cevabı göster
or instructions, genes ifadesini daha basit bir dille yeniden açıklar.
the tobacco plant followed the instructions slipped into its DNA Kalıp ifadeler
2:55tütün bitkisi DNA'sına sızan talimatları izledi
followed the instructions slipped into its DNA: kişileştirme ve kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
“Followed the instructions”, bitkiyi sanki talimatları okuyup uygulayabiliyormuş gibi anlatır. Gerçekte bitkinin hücreleri, biyolojik bir süreci yürütmek için DNA'daki genetik bilgiyi kullandı. Bu kişileştirme, bilimsel süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır. “Slipped into its DNA”, “the instructions” ifadesini açıklar. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: “the instructions that were slipped into its DNA”. Kısa biçim, bunu kimin yaptığını söylemeden talimatların DNA'ya yerleştirildiğini belirtir; “slipped”, yerleştirmenin hızlı veya fark edilmeden yapılmış gibi duyulmasını sağlar.
Alıştırma
“followed the instructions slipped into its DNA” ifadesini en iyi hangi cümle başka sözlerle anlatır?
- The cells used genetic instructions that had been inserted into their DNA.
- The cells physically moved behind instructions written on paper.
- The cells removed the genetic instructions from their DNA.
Cevabı göster
The cells used genetic instructions that had been inserted into their DNA.
lit up like a Christmas tree: çok parlak ve dikkat çekici hâle gelmek
Lit up burada light up fiilinin geçmiş zaman biçimidir; “parlamaya başladı” veya “ışıkları yandı” anlamına gelir. Like a Christmas tree canlı bir benzetmedir. Süslenmiş bir Noel ağacında genellikle çok sayıda parlak ışık bulunur. Bu nedenle ifadenin tamamı, bir şeyin son derece parlak hâle geldiğini veya üzerinde çok sayıda dikkat çekici ışığın yandığını anlatır. Benzetme bilerek abartılıdır; nesnenin gerçekten bir Noel ağacına dönüştüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
“Çok sayıda dikkat çekici ışıkla kaplandı” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: When the power returned, the whole building ____.
Cevabı göster
lit up like a Christmas tree
The beauty of bioluminescence, Anlatım akışı
3:01Güneşten veya akkor bir ampulden gelen ışığın aksine,
The beauty of X is that ...: temel bir avantajı belirtme
Burada The beauty of bioluminescence önce konuyu tanıtır ve konuşanın özellikle çekici bir avantajı açıklamak üzere olduğunu gösterir. Beauty burada fiziksel güzellik anlamına gelmez; çekici ya da akıllıca bir özellik anlamına gelir. Tam kalıp The beauty of X is that + yan cümle biçimindedir. X değerlendirilen şeyi adlandırır, that ile başlayan yan cümle de onun avantajını açıklar. Araya giren unlike öbeği that yan cümlesini geciktirir, ancak ana yapı bilgiyi yine önce konu, sonra temel fayda şeklinde düzenler.
Alıştırma
Cümleyi The beauty of X is that ... kalıbıyla tamamlayın: ____ this app is that it works without an internet connection.
Cevabı göster
The beauty of
unlike + ad öbeği: karşılaştırma başlatma
Unlike burada karşıt olarak ya da farklı olarak anlamına gelen bir edattır. the light from the sun or an incandescent bulb ad öbeğini başlatır ve bu karşılaştırma hedefini biyolüminesansın yanına koyarak sıcak olmama özelliğini öne çıkarır. Virgüllerle ayrılan unlike öbeği, ana cümlenin içine eklenmiş ilave karşılaştırma bilgisidir. Bu öbek çıkarıldığında cümle dil bilgisi açısından yine tam kalır. Unlike burada bir edat olduğu için ardından genellikle bir ad, zamir veya ad öbeği gelir; kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede unlike bir ad öbeğiyle karşılaştırma başlatmak için doğru kullanılmıştır?
- Unlike ordinary bulbs are hot, these lights stay cool.
- Unlike ordinary bulbs, these lights produce very little heat.
- Unlike ordinary bulbs produce heat, these lights stay cool.
Cevabı göster
Unlike ordinary bulbs, these lights produce very little heat.
It takes place in a range of temperatures that don't burn a living thing.
3:07Bir canlıyı yakmayan bir sıcaklık aralığında gerçekleşir.
which fades out as the chemicals inside get used up, Öbek fiiller
3:12ki bu içindeki kimyasallar tükendikçe söner,
which fades out: giderek zayıflayıp kaybolma
Fade out, giderek zayıflayıp daha az görünür veya duyulur hâle gelerek sonunda kaybolmak demektir. Işık için kullanıldığında, aniden sönmek yerine yavaşça kararmayı anlatır. Burada which, a glow stick hakkında ek bilgi veren bir ilgi cümleciğini başlatır. which fades out ifadesi, ışık çubuğunun ne yaptığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi fade out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the end of the song, the music slowly ____.
Cevabı göster
faded out
get used up: tamamen tükenmiş hâle gelmek
Get used up, geriye hiçbir şey kalmayana kadar tüketilmek demektir. use up öbek fiilindeki up, tamamen tüketilme anlamını ekler. get + geçmiş zaman ortacı kalıbı, sonuç durumuna doğru bir değişimi anlatır ve günlük İngilizcede yaygındır. Bu cümlede tüketilen şey the chemicals olduğu için get used up kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede get used up, “tamamen tükenmek” anlamında kullanılmıştır?
- The printer uses less ink in draft mode.
- The printer ink gets used up after many pages.
- The new employee gets used to the schedule after a week.
Cevabı göster
The printer ink gets used up after many pages.
bioluminescent reactions use replenishable resources. Kelime
3:15biyolüminesans tepkimeleri yenilenebilir kaynaklar kullanır.
replenishable resources: yeniden sağlanabilen kaynaklar
Bu cümlede replenishable resources, kullanıldıkça yeniden sağlanabilen, doldurulabilen veya eski düzeyine getirilebilen kaynaklar anlamına gelir. Replenishable, replenish (yeniden doldurmak veya sağlamak) ve -able (yapılabilir) parçalarından oluşur. Bu ifade, kaynağın yeniden yerine konabilmesini vurgular; miktarın sınırsız olduğu veya hemen yerine konabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama replenishable resources ifadesine en uygundur?
- Bir kez kullanıldıktan sonra kalıcı olarak tükenen kaynaklar
- Kullanıldıktan sonra yeniden sağlanabilen veya eski düzeyine getirilebilen kaynaklar
- Yalnızca parlak ışıkta kullanılabilen kaynaklar
Cevabı göster
Kullanıldıktan sonra yeniden sağlanabilen veya eski düzeyine getirilebilen kaynaklar
That's one reason engineers are trying to develop bioluminescent trees. Anlatım akışı
3:19Mühendislerin biyolüminesans ağaçlar geliştirmeye çalışmasının bir nedeni de budur.
That's one reason + yan cümle: bir nedeni sonuca bağlamak
That, hemen önce sözü edilen olguya gönderme yapar. One reason, bu olguyu ardından gelen eylemin veya sonucun nedenlerinden biri olarak gösterir; böylece That's one reason neden-sonuç açıklamasını düzenler. One, konuşanın bunun tek neden olduğunu ileri sürmediğini gösterir. Yaygın kalıp That's one reason + özne + fiil şeklindedir; That's one reason why + özne + fiil de doğaldır.
Alıştırma
The bus comes every ten minutes. Bu olguyu bir kararın nedenlerinden biri olarak en doğal biçimde sunan sonraki cümle hangisidir?
- That's one reason I take it to work.
- Even so, I take it to work.
- After that, I take it to work.
Cevabı göster
That's one reason I take it to work.
they could light the way using only oxygen and other freely available clean resources to run. Deyimler
3:26çalışmaları için sadece oksijen ve diğer serbestçe bulunabilen temiz kaynakları kullanarak yolu aydınlatabilirler.
if planted: kısaltılmış edilgen koşul
Bu cümlede if planted, if they are planted yapısının kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan özne ana cümlenin öznesiyle aynı olduğu için they öznesi ve be biçimi çıkarılır. Planted bir geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle kısaltılmış yan cümle edilgen anlamı korur: onları biri ya da bir şey diker. if + geçmiş zaman ortacı kalıbı; talimatlarda, açıklamalarda ve önerilerde koşulu kısa biçimde belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için if the panels are installed bölümünü kısaltın: ____ on a south-facing roof, the panels can generate more electricity.
Cevabı göster
If installed
light the way: aydınlatmak veya yol göstermek
Bu cümlede light the way gerçek anlamdadır: yolu veya güzergâhı görünür kılacak kadar ışık üretmek demektir. Aynı ifade mecaz anlamda da kullanılabilir. Bir fikir, keşif ya da kişi, gelecekteki eylemler için yararlı bir yön göstererek biri veya bir şey için light the way işlevi görebilir. way sözcüğünün fiziksel bir yolu mu yoksa bir hareket yönünü mü belirttiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede light the way mecaz anlamda kullanılmıştır?
- The lantern can light the way through the tunnel.
- Our guide will lead the way up the mountain.
- The new data could light the way for better flood warnings.
Cevabı göster
The new data could light the way for better flood warnings.
Talk about survival advantage: vurgulu bir tepki
Burada Talk about survival advantage. bir tartışma başlatma talimatı değildir. Talk about + isim öbeği, vurgulu bir tepki olarak kullanılır ve “Bu, ... için gerçekten çarpıcı bir örnek” ya da “İşte ... buna denir” anlamına gelir. Konuşan kişi bu ifadeyle az önce anlatılan şeyi özellikle güçlü bir hayatta kalma avantajı olarak değerlendirir. Aynı kalıp, isim öbeğine ve bağlama göre hayranlık, şaşkınlık veya eleştiri gösterebilir.
Alıştırma
Talk about survival advantage. burada ne anlama geliyor?
- Birinden hayatta kalma konusunda resmî bir tartışma başlatmasını ister.
- Önceki örneğin dikkat çekici bir hayatta kalma avantajı olduğunu güçlü biçimde belirtir.
- Hayatta kalmanın gerçek bir avantaj sağlamadığını söyler.
Cevabı göster
Önceki örneğin dikkat çekici bir hayatta kalma avantajı olduğunu güçlü biçimde belirtir.
That could help our planet live longer. Deyimler
3:34Bu gezegenimizin daha uzun yaşamasına yardımcı olabilir.
help our planet live longer ifadesinde kişileştirme
help our planet live longer ifadesinde gezegen, ömrü uzatılabilen bir canlı gibi anlatılır. Bu bir kişileştirmedir; Dünya'nın insan veya hayvan gibi biyolojik bir ömre sahip olduğu iddiası değildir. Çevreyle ilgili bir mesajda live longer, daha uzun süre sağlıklı, yaşanabilir ve sürdürülebilir kalmak anlamına gelir. Bu görüntü, uzun vadeli ve karmaşık bir çevresel yararı basit ve duygusal bir fikre dönüştürür.
Alıştırma
Bu çevre cümlesinde help our planet live longer ne anlama geliyor?
- Dünya'nın Güneş çevresindeki yörüngesinin süresini değiştirmek anlamına gelir.
- Dünya'nın biyolojik olarak tam bir hayvan gibi yaşlanacağı anlamına gelir.
- Dünya'yı kişileştirerek onu daha uzun süre sağlıklı ve yaşanabilir tutmak anlamına gelir.
Cevabı göster
Dünya'yı kişileştirerek onu daha uzun süre sağlıklı ve yaşanabilir tutmak anlamına gelir.
Do you find yourself thinking of other ways to put bioluminescence to good use? Notlar
3:37Kendinizi biyolüminesansı iyi amaçlar için kullanmanın başka yollarını düşünürken buluyor musunuz?
find yourself thinking: planlamadan düşündüğünü fark etmek
find yourself thinking, find + dönüşlülük zamiri + -ing biçimi yapısını kullanır. Kişinin, çoğu zaman bilinçli olarak başlamadan, bir şeyi zaten düşünmekte olduğunu fark etmesi demektir. Bu soruda Do you find yourself thinking...? dinleyiciyi fikirlerin kendiliğinden aklına gelip gelmediğini nazikçe fark etmeye çağırır. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: I find myself, she finds herself ve they find themselves.
Alıştırma
Gülümsemenin planlanmadığını göstermek için find oneself + -ing yapısının geçmiş zamanını kullanın: When the baby laughed, Maya ____.
Cevabı göster
found herself smiling
put ... to good use: bir şeyi yararlı biçimde kullanmak
Put something to good use, bir şeyi yararlı ya da faydalı bir sonuç üretecek biçimde etkili kullanmak demektir. Burada soru, biyolüminesansın pratik ve yararlı şekillerde nasıl kullanılabileceğini soruyor. Yaygın yapı put + nesne + to good use şeklindedir. Nesne bir beceri, bilgi, zaman, alan, para veya başka bir kaynak olabilir. Put sözcüğünün şimdiki ve geçmiş zaman biçimi aynıdır.
Alıştırma
Cümleyi put ... to good use yapısının geçmiş zamanıyla ve nesne olarak her coding skills kullanarak tamamlayın: Rina ____ by building the website.
Cevabı göster
put her coding skills to good use
That glow stick you swing at a rave may help you find a mate, Kültür
3:42Bir partide salladığınız o fosforlu çubuk eş bulmanıza yardımcı olabilir,
That glow stick you swing at a rave: insanlardaki kur yapmaya dair bir benzetme
Rave, elektronik müzik ve dansa odaklanan, genellikle karanlık bir mekânda çarpıcı ışıkların kullanıldığı bir etkinliktir. İnsanlar ışıklı çubukları sallayabildiği veya üzerlerinde taşıyabildiği için bu çubuklar ortama uygundur. Cümlenin tamamında konuşmacı, insan yapımı ışığın birinin eş çekmesine yardım edebileceğini söyleyerek şaka yapar ve bunu biyolüminesansı kur yapmak için kullanan hayvanlara benzetir. Bu, ışıklı çubuğun gerçekten biyolojik bir çiftleşme sinyali olduğu iddiası değil, eğlenceli bir benzetmedir.
Alıştırma
Cümle hangi mizahi benzetmeyi yapıyor?
- Işıklı bir çubuk, dans sonrasında birine evinin yolunu gösterebilir.
- Bir rave etkinliğine katılan herkes kendi ışıklı çubuğunu yapmak zorundadır.
- İnsanlar da bazı hayvanların biyolüminesans kullanması gibi, bir partide ışıkla olası bir eşi çekebilir.
Cevabı göster
İnsanlar da bazı hayvanların biyolüminesans kullanması gibi, bir partide ışıkla olası bir eşi çekebilir.
but how else can bioluminescence improve your survival?
3:46peki biyolüminesans hayatta kalma şansınızı başka nasıl artırabilir?
If you start thinking in this way: sonuçtan önce koşul kurmak
Vurgulanan if yan cümlesi, “bu şekilde düşünmeye başlamayı” koşul olarak belirler. Önce gelerek ana cümlenin bu koşulu karşılamanın ne anlama geldiğini açıklamasına zemin hazırlar. Bir açıklamanın sonunda koşulu önce veren bu yapı, önceki fikri dinleyici için bir ölçüte dönüştürür: bu düşünme biçimini benimseyince sonuç geçerli olur. Burada you have seen the light ifadesini son vurgu olarak hazırlar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: If you look at the problem this way, the answer becomes clearer. Baştaki if yan cümlesi ne yapıyor?
- Cevabın nerede bulunduğunu söylüyor.
- Konuşmacının problemi unuttuğunu gösteriyor.
- Ana cümle sonucu vermeden önce bir koşul belirliyor.
Cevabı göster
Ana cümle sonucu vermeden önce bir koşul belirliyor.
you have seen the light: sonunda anlamak ve light sözcüğüyle yapılan kelime oyunu
Have seen the light, see the light deyiminin present perfect biçimidir. Burada you have seen the light, yalnızca gözlerinizin bir ışık gördüğünü değil, sonunda bir şeyi anladığınızı veya fark ettiğinizi belirtir. Özne you olduğu için have seen kullanılır; bu da fark edişin zaten gerçekleştiğini ve şimdi de önemli olduğunu gösterir. Light sözcüğü aynı zamanda gerçek anlamı olan “ışık” anlamını korur. Konu biyolüminesans olduğu için cümle hem anlamaya hem de gerçek ışığa gönderme yaparak kapanışta bir kelime oyunu oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi see the light deyiminin present perfect biçimiyle tamamlayın: Now that you understand why practice matters, you ____.
Cevabı göster
have seen the light