Soğuk algınlığını tedavi etmenin en iyi yolu nedir?: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
704 kelime 136 kel/dk

Video özeti: Video, bağışıklık tepkisinin soğuk algınlığı belirtilerini nasıl oluşturduğunu, dört temel ilaç grubunun virüsler yerine bu belirtileri nasıl hedeflediğini ve hem eczane ürünleri hem de evde uygulanan yöntemlere ilişkin kanıtların neden karmaşık kaldığını açıklıyor. Sonuç, içerikleri ve araştırma sınırlarını bilerek belirtiye uygun, güvenli seçim yapmayı vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it's this inflammation that leads to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Öğrenci, “it’s this… that…” odaklama yapısını bilimsel bir neden zincirindeki belirleyici unsuru öne çıkarma yolu olarak tanır; burun tıkanıklığına doğrudan virüsün değil, iltihabın yol açtığını açıklarken bu kalıbı kullanabilir. 2. take dextromethorphan as directed, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu standart ilaç güvenliği talimatının belirtilen doz ve kullanım yöntemine uyma anlamına geldiğini kavrar; sorumlu ilaç kullanımını anlatırken “take + ilaç adı + as directed” kalıbından yararlanabilir. 3. is inconclusive. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu resmî araştırma ifadesinin, mevcut bulguların henüz kesin bir sonucu desteklemediğini belirttiğini öğrenir; belirsizliği yanlışlıkla bir yöntemin etkisiz olduğunun kanıtı saymadan bilimsel kanıtın gücünü değerlendirebilir.

Bu derste

Throughout history, one persistent ailment has inspired a variety of treatments. Notlar

0:07

Tarih boyunca, inatçı bir hastalık çeşitli tedavi yöntemlerine ilham kaynağı olmuştur.

Anlatım akışı

Throughout history: bir ifadeyi birçok çağ boyunca çerçevelemek

Cümlenin başındaki Throughout history, birçok tarihsel dönemi kapsayan geniş bir zaman çerçevesi oluşturur. Dinleyiciye, ifadenin belirli bir tarihte yaşanan tek bir olay olarak değil, uzun süren tarihsel bir örüntü olarak anlaşılması gerektiğini bildirir. Bu başlangıç, sonraki bilgileri de düzenler: önce genel bir görüş sunulur, ardından ayrıntılar konunun farklı dönemlerde nasıl ortaya çıktığını veya değiştiğini gösterebilir.

Alıştırma

İfadeyi tüm tarih boyunca geçerli olacak şekilde çerçeveleyen söz öbeğiyle cümleyi tamamlayın: ____, people have found new ways to store food.

Cevabı göster

Throughout history

Kelime

one persistent ailment: uzun süren veya tekrarlayan bir rahatsızlık

one persistent ailment ifadesinde persistent, ailment sözcüğünü niteler. Rahatsızlığın uzun süre devam ettiği veya tekrar tekrar ortaya çıktığı ve geçmesinin zor olduğu anlamına gelir. Ailment, hastalık veya sağlık sorunu için kullanılan biraz resmî bir sözcüktür. Burada persistent, rahatsızlığın ne kadar uzun sürdüğünü anlatır. Bir kişiyi inatçı olarak nitelemez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan en uygun sözcüğü seçin: Mia saw a doctor about a ___ cough that had kept returning for three weeks.

  1. temporary
  2. continuous
  3. persistent
Cevabı göster

persistent

In ancient Egypt, doctors used incantations and breast milk remedies. Kültür

0:13

Antik Mısır'da doktorlar büyüler ve anne sütü ilaçları kullandılar.

Kültür

Antik tedaviler olarak incantations and breast milk remedies

Incantations, büyülü ya da ruhani bir güce sahip olduğuna inanılarak söylenen sözlerdir. Breast milk remedies, anne sütünün bir malzeme olarak kullanıldığı tedavilerdir. Bu iki ifade birlikte, Antik Mısır'da tedavinin somut malzemelerle dinsel ya da büyüsel inançları bir araya getirebildiğini gösterir. Burada remedies, insanların hastalıkları tedavi etmek için kullandığı ya da denediği yöntemler demektir; bu yöntemlerin modern bilimce kanıtlandığı, güvenli olduğu veya işe yaradığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede incantations and breast milk remedies ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. Günümüz doktorlarının önerdiği tedavilerdir.
  2. Tarihte denenmiş tedavi yöntemleriydi; bilimsel olarak kanıtlanmış olmaları şart değildi.
  3. Her hastalığı kesin olarak iyileştiren tedavilerdi.
Cevabı göster

Tarihte denenmiş tedavi yöntemleriydi; bilimsel olarak kanıtlanmış olmaları şart değildi.

In 18th century Europe, bloodletting was a popular choice. Kültür

0:18

18. yüzyıl Avrupa'sında hacamat popüler bir seçenekti.

Kültür

Tarihî bir tedavi olarak bloodletting

Bloodletting, insanların hastalıkları iyileştirebileceğine inandığı için hastadan kasıtlı olarak kan çıkarılan tarihî bir tıbbi tedavidir. Yaralanmadan kaynaklanan sıradan kanamayı değil, bilinçli biçimde yapılan bir işlemi adlandırır. popular choice ifadesi, tedavinin 18. yüzyıl Avrupa'sında yaygın olarak kullanıldığını bildirir; güvenli ya da etkili olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede bloodletting ne anlama geliyor?

  1. Kazara yaralanmanın neden olduğu kanama
  2. Tarihî bir tedavi olarak kasıtlı biçimde kan çıkarılması
  3. Modern bir laboratuvar testi için az miktarda kan örneği alınması
Cevabı göster

Tarihî bir tedavi olarak kasıtlı biçimde kan çıkarılması

And when President Calvin Coolidge was afflicted in 1924, Kelime

0:22

Başkan Calvin Coolidge 1924'te hastalandığında ise,

Kelime

was afflicted: hastalık çekmeyi anlatan resmî edilgen yapı

Was afflicted, afflict fiilinin geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. Burada Başkan Coolidge'in 1924'te bir hastalık ya da zararlı durum nedeniyle acı çektiğini anlatır. Neden bu yan cümlede belirtilmez; çünkü bağlamdan anlaşılır. Bu kullanım, was ill veya had an illness ifadelerinden daha resmî ve ağırdır. Başka durumlara aktarılabilecek iki kalıp, bir hastalık ya da durum için be afflicted with + isim ve zararlı bir neden için be afflicted by + isim biçimidir.

Alıştırma

Dış bir gücün yol açtığı zararı anlatan resmî edilgen kalıbı hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. The region afflicted with a severe drought.
  2. The region was afflicted a severe drought.
  3. The region was afflicted by a severe drought.
Cevabı göster

The region was afflicted by a severe drought.

his ill-advised solution was inhaling poisonous chlorine gas. Kelime

0:26

yanlış yönlendirilmiş çözümü zehirli klor gazı solumaktı.

Kelime

ill-advised solution: açıkça olumsuz bir değerlendirme

Ill-advised, kötü değerlendirilmiş ve olumsuz sonuçlara yol açması muhtemel demektir. ill-advised solution ifadesinde solution sözcüğünden önce gelen bir sıfattır ve anlatıcının eleştirisini gösterir: bir şeye solution demek, onun güvenli veya etkili olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, birinin tavsiye verip vermediğini değil, kararın kendisini değerlendirir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp, plan, karar, yorum veya eylem bildiren bir isimle ill-advised + isim biçimidir.

Alıştırma

Burada ill-advised solution ne anlama geliyor?

  1. Güvenli ve etkili olduğu zaten kanıtlanmış bir çözüm
  2. Kimsenin hiç kimseye açıklamadığı bir çözüm
  3. Kötü değerlendirilmiş ve sorunlara yol açması muhtemel bir çözüm
Cevabı göster

Kötü değerlendirilmiş ve sorunlara yol açması muhtemel bir çözüm

These are just a few of history's many creative attempts to soothe the common cold. Kalıp ifadeler

0:31

Bunlar, tarihin soğuk algınlığını hafifletmek için yaptığı birçok yaratıcı girişimden sadece birkaçıdır.

Kalıp ifadeler

to soothe the common ...: soğuk algınlığı rahatsızlığını hafifletmek, iyileştirmek değil

To soothe the common cold, soğuk algınlığının belirtilerini veya yol açtığı rahatsızlığı daha hafif hâle getirmek demektir. Soothe hem fiziksel rahatlama hem de duygusal sakinleştirme için kullanılabilir; bu nedenle virüsü ortadan kaldırmak veya soğuk algınlığını iyileştirmek anlamına gelmez. Burada to soothe amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve yaratıcı girişimlerin neyi hedeflediğini gösterir. Common, cold ile birlikte “soğuk algınlığı” anlamındaki sabit adlandırma the common coldun bir parçasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede soothe the common cold ne anlama geliyor?

  1. Soğuk algınlığını daha ağır hâle getirmek
  2. Virüsün hemen yok olacağını garanti etmek
  3. İyileştirme garantisi vermeden soğuk algınlığının yol açtığı rahatsızlığı azaltmak
Cevabı göster

İyileştirme garantisi vermeden soğuk algınlığının yol açtığı rahatsızlığı azaltmak

Today, pharmacies are filled with a seemingly mountainous assortment of cold remedies. Deyimler

0:38

Günümüzde eczaneler, dağ gibi görünen soğuk algınlığı ilaçları ile doludur.

Deyimler

seemingly mountainous assortment: mecazi olarak dağ gibi büyük bir çeşitlilik

Assortment, farklı şeylerden oluşan bir koleksiyon veya çeşit demektir. Seemingly mountainous assortment ifadesinde mountainous mecazlı bir abartıdır: çeşit o kadar büyük görünür ki insana bir seçenekler dağı gibi gelir. Seemingly bunun kesin bir ölçüm değil, bir izlenim olduğunu gösterir. İfade bolluğu ve seçenekler karşısında bunalma ihtimalini canlı biçimde hissettirir; gerçek bir dağı anlatmaz.

Alıştırma

A seemingly mountainous assortment burada nasıl bir anlam veriyor?

  1. Bunaltacak kadar büyük ve çeşitli görünen bir koleksiyon
  2. Gerçek dağlardan toplanmış ürünler
  3. Dikkatle sayılmış, aynı nesnelerden oluşan küçük bir grup
Cevabı göster

Bunaltacak kadar büyük ve çeşitli görünen bir koleksiyon

But how do these products work? Anlatım akışı

0:44

Peki bu ürünler nasıl çalışıyor?

And are they effective?

0:46

Ve etkililer mi?

Anlatım akışı

how do these products work? ... are they effective?: iki soruluk bir yol haritası

İlk soru mekanizmayı sorar: Ürünlerin yapmaları gereken işi nasıl yaptığını. İkinci soru ise etkililiği sorar: Amaçlanan sonucu sağlayıp sağlamadıklarını. Bu sorular birlikte açıklamanın yol haritasını oluşturur. But ana incelemeye geçiş yapar, And ise konuyla bağlantılı fakat farklı bir soru ekler. Böylece önce ürünlerin nasıl çalışacağı açıklanacak, ardından yeterince etkili olup olmadıkları değerlendirilecektir.

Alıştırma

Bu iki soru nasıl bir bilgi yol haritası oluşturuyor?

  1. Etkililiği iki kez sorup mekanizmayı dışarıda bırakırlar.
  2. Önce satın alma önerisi, sonra fiyat uyarısı.
  3. Önce mekanizma, sonra etkililik.
Cevabı göster

Önce mekanizma, sonra etkililik.

While colds are caused by a variety of viruses, Dilbilgisi

0:48

Soğuk algınlıklarına çeşitli virüsler neden olsa da,

their nasty symptoms aren't actually produced by the viruses themselves.

0:51

o kötü semptomlar aslında virüslerin kendisi tarafından üretilmez.

Dilbilgisi

While ... aren't actually produced by: önce kabul, sonra düzeltme

Burada While, her ne kadar anlamındadır. Konuşanın kabul ettiği bir gerçeği sunar: Soğuk algınlığına çeşitli virüsler neden olur. Aynı anda gerçekleşen iki olayı anlatmaz. Ana cümlede aren't actually produced by kullanılarak muhtemel bir varsayım düzeltilir. Edilgen yapı those nasty symptoms ifadesini bilgi odağına yerleştirir, actually ise gerçek ilişkinin beklenenden farklı olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp While A, B şeklindedir: A’yı kabul et, ardından B’de beklentiyle çelişen düzeltmeyi ver.

Alıştırma

Hangi cümle while ile ödünleme yapıp ardından beklenen bir sonucu düzeltiyor?

  1. While the cream was drying, I washed the brush.
  2. The cream is popular because its benefits have been proven.
  3. While the cream is popular, its benefits haven't actually been proven.
Cevabı göster

While the cream is popular, its benefits haven't actually been proven.

Rather, they're the result of your body's natural defenses. Anlatım akışı

0:56

Aksine, vücudunuzun doğal savunmasının bir sonucudur.

Anlatım akışı

Rather, ile reddedilen bir açıklamanın yerine doğrusunu koymak

Cümle başındaki Rather, az önce reddedilen bir açıklamanın yerine daha doğru bir açıklama getirir. Burada okuyucuya önceki açıklamayı bırakıp ardından gelen açıklamayı kabul etmesi gerektiğini bildirir: Sonuç, vücudun doğal savunmasından kaynaklanır. Yaygın bilgi düzenlerinden biri not A. Rather, B. biçimidir. B, yalnızca A ile karşıtlık oluşturan başka bir gerçek değil, A'nın düzeltilmiş hâli olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümlede reddedilen bir açıklamanın yerine yenisini koymak için cümle başında Rather kullanılmıştır?

  1. The room had rather bright lights.
  2. A power cut did not cause the lights to fail. Rather, a loose cable broke the connection.
  3. The lights failed during the storm. However, the room was already empty.
Cevabı göster

A power cut did not cause the lights to fail. Rather, a loose cable broke the connection.

When a virus is detected, Dilbilgisi

1:00

Bir virüs tespit edildiğinde,

Dilbilgisi

When a virus is detected: tetikleyici olayı anlatan edilgen yan cümle

When, ardından gerçekleşecek şeyi tetikleyen olayı tanıtır. Düzenli bir süreç açıklanırken bu yan cümle, bir virüsün tespit edilmesinden sonra ana cümlede anlatılan tepkinin gerçekleştiğini belirtir. is detected, geniş zamanın edilgen biçimidir: is + geçmiş zaman ortacı. Edilgen yapı, virüse ve tespit olayına odaklanır; tespiti yapan kişi veya şey burada önemli olmadığı için belirtilmez. Bu when yan cümlesi tek başına tamamlanmış değildir ve bir ana cümleye ihtiyaç duyar.

Alıştırma

Cümleyi detect fiilinin geniş zamanda edilgen biçimiyle tamamlayın: When motion ____, the camera starts recording.

Cevabı göster

is detected

white blood cells release proteins called cytokines, Dilbilgisi

1:01

beyaz kan hücreleri sitokin adı verilen proteinler salgılar,

Dilbilgisi

called cytokines: kısaltılmış ilgi cümleciğiyle bir terimi adlandırmak

called cytokines ifadesindeki called, “adlandırılan” veya “olarak bilinen” anlamında bir geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifade proteins sözcüğünden sonra gelir ve proteinlerin adını verir. Edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir: proteins called cytokines, proteins that are called cytokines ile aynı anlama gelir. İsim + called + ad yapısı, bir terimi tanıtırken sık kullanılan kısa bir yapıdır. Burada called ana fiil değildir; cümlenin ana fiili release sözcüğüdür.

Alıştırma

Cümleyi “that is called” ifadesinin tek sözcüklük kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: Scientists discovered a signaling protein ____ interferon.

Cevabı göster

called

which recruit more pathogen-fighting immune cells to the area. Dilbilgisi

1:05

bu da bölgeye patojenlerle savaşan daha fazla bağışıklık hücresi çeker.

Dilbilgisi

which recruit: sınırlayıcı olmayan ilgi cümleciğiyle açıklama eklemek

Önceki cümleciğin sonundaki virgülle birlikte which recruit ... sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği oluşturur. Which, çoğul proteins called cytokines ifadesine gönderme yapar ve bu proteinlerin ne yaptığıyla ilgili ek bilgi verir; yalnızca bir kısmını seçmez. Which, ilgi cümleciğinin öznesidir. Öncülü çoğul olduğu için fiil recruits değil recruit olur. Bu yapı, önce bir şeyin adını verip ardından işlevini ekleyen bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, üç sensörün tamamı hakkında ek bilgi vermek için sınırlayıcı olmayan bir which cümleciği kullanır?

  1. The robot has three sensors, which detect obstacles.
  2. The robot has three sensors, that detect obstacles.
  3. The robot has three sensors that detect obstacles.
Cevabı göster

The robot has three sensors, which detect obstacles.

To aid in this bombardment, Deyimler

1:09

Bu bombardımana yardımcı olmak için,

Deyimler

this bombardment: bağışıklık saldırısını anlatan bir mecaz

Bu cümlede this bombardment, vücudun bir tehdide karşı gösterdiği yoğun ve odaklanmış bağışıklık tepkisini askerî bir saldırıya benzeten mecazdır. This, daha önce anlatılan bağışıklık etkinliğine gönderme yapar; bombardment ise bu tepkiyi art arda gelen ağır ateş gibi gösterir. Gerçek bomba veya patlama söz konusu değildir. Bilimsel açıklamalarda bu mecazı güçlü bir savunma etkinliği dalgası olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Bilimsel açıklamada this bombardment ne anlama geliyor?

  1. Saldırı olarak anlatılan güçlü ve odaklanmış bir bağışıklık tepkisi
  2. Vücudun içinde gerçekleşen gerçek bir patlama
  3. Bağışıklık sisteminin hiçbir şey yapmadığı bir duraklama
Cevabı göster

Saldırı olarak anlatılan güçlü ve odaklanmış bir bağışıklık tepkisi

blood vessels widen,

1:11

kan damarları genişler,

and it's this inflammation that leads to a blocked, stuffy nose. Dilbilgisi

1:12

ve burnun tıkanmasına yol açan işte bu iltihaplanmadır.

Dilbilgisi

it's this inflammation that leads to: gerçek nedeni öne çıkarmak

It is/was + odak + that + kalan bölüm kalıbı, belirli bir öğeyi öne çıkaran vurgulu bir cleft yapısıdır. Burada this inflammation odak konumuna getirilir; böylece cümle, tıkalı burnun temel nedeninin başka bir aşama değil iltihap olduğunu belirtir. This inflammation leads to a blocked, stuffy nose biçimindeki düz cümle aynı temel bilgiyi verir. Cleft yapısı ise bilgiyi yeniden düzenleyerek sonucu neyin doğurduğuna ilişkin dinleyicinin düşüncesini düzeltir veya netleştirir.

Alıştırma

the faulty battery ifadesini odağa yerleştiren iki parçalı tam kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the faulty battery ____ keeps shutting the phone down.

Cevabı göster

It's · that

The body dials up mucus production in an effort to trap and expel pathogens, Notlar

1:17

Vücut, patojenleri yakalamak ve dışarı atmak amacıyla mukus üretimini artırır,

Öbek fiiller

dials up: miktarı veya yoğunluğu artırmak

Burada dials up, artırır veya yoğunlaştırır anlamına gelir. Vücut daha fazla mukus üretir; telefonla arama söz konusu değildir. Bu öbek fiil, bir ayar düğmesini daha yüksek bir seviyeye çevirme imgesini kullanır. dial up the pressure veya dial up security örneklerinde olduğu gibi, miktar ya da yoğunluk değişimini ayarlanabilir ve canlı bir biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, ‘artırmak’ anlamındaki dial up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During peak hours, the server ____ its cooling power.

Cevabı göster

dials up

Kalıp ifadeler

in an effort to: eylemi hedefe yönelik bir girişim olarak sunmak

In an effort to + fiilin yalın hâli, bir eylemin arkasındaki hedefi belirtir ve eylemi bu hedefe ulaşma girişimi olarak sunar. Burada mukus üretiminin artırılması, patojenleri yakalayıp dışarı atmayı amaçlar. Bu ifade, basit bir amaç bildiren to yapısına göre girişimi daha fazla vurgular ve hedefe ulaşıldığını iddia etmez. Otomatik bir vücut süreci için kullanıldığında sürecin işlevini açıklar; vücudun bilinçli olarak plan yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Eylemi hedefe ulaşma girişimi olarak sunan dört sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The school opened a quiet study room ____ help students focus.

Cevabı göster

in an effort to

Kelime

trap and expel: önce yakalamak, sonra dışarı atmak

Bu cümlede trap, patojenlerin serbestçe hareket etmesini veya yayılmasını engelleyecek şekilde onları yakalayıp tutmak anlamına gelir. Expel ise onları vücudun dışına zorla çıkarmak demektir. İki fiil and ile bağlanır, pathogens nesnesini ortak kullanır ve iki aşamalı bir süreci anlatır: önce zararlı maddeyi kontrol altına almak, ardından onu uzaklaştırmak. Bu yapı, bir şeyi yakalayıp daha sonra dışarı atan başka sistemleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Burada trap and expel pathogens ne anlama geliyor?

  1. Mukus patojenleri oluşturur ve içeride tutar.
  2. Mukus patojenleri yakalar ve ardından onları dışarı atar.
  3. Mukus patojenleri etkilemeden yanlarından geçer.
Cevabı göster

Mukus patojenleri yakalar ve ardından onları dışarı atar.

but this mucus can irritate and inflame airways, Kelime

1:22

ancak bu mukus hava yollarını tahriş edip iltihaplandırabilir,

Kelime

irritate and inflame airways: tahriş ve iltihaplanma

Bu cümlede irritate, hava yollarını hassas veya rahatsız hâle getirmek ve muhtemelen öksürüğü tetiklemek anlamına gelir. Inflame ise hava yolu dokusunda şişme gibi bir iltihaplanmaya yol açmak demektir. Fiiller and ile bağlanır ve airways nesnesini ortak kullanır. Birlikte kullanıldıklarında mukusun hem anlık tahrişe hem de dokuda fiziksel bir iltihaplanma tepkisine yol açabileceğini belirtirler. Yalnızca tahriş olması, her zaman iltihaplanma olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama irritate and inflame the airways ifadesine en iyi uyar?

  1. Hava yollarını vücuttan çıkarır.
  2. Hava yollarını tamamen rahatlatır ve iltihaplanmayı önler.
  3. Hava yollarında rahatsızlığa ve ayrıca iltihaplanmaya yol açar.
Cevabı göster

Hava yollarında rahatsızlığa ve ayrıca iltihaplanmaya yol açar.

causing coughing and a sore throat. Dilbilgisi

1:26

öksürüğe ve boğaz ağrısına neden olabilir.

Dilbilgisi

causing ...: -ing yan cümlesiyle sonuç ekleme

Burada causing coughing and a sore throat, hemen önce anlatılan sürecin sonucunu ekler. “Ve bunun sonucunda bu, ... neden olur” şeklinde anlaşılabilir; dolayısıyla önceki ana cümleye bağlıdır ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Yaygın kalıp “ana cümle, causing + sonuç” biçimindedir. Bu -ing yan cümlesi, bilimsel bir açıklamada bir olayı doğrudan sonucuna bağlamayı sağlar. causing coughing ... ifadesinde causing bir fiil biçimidir; coughing ise öksürük belirtisini adlandıran bir isim gibi işlev görür.

Alıştırma

Sonucu eklemek için cümleyi cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The power went out, ____ all the computers to shut down.

Cevabı göster

causing

Since the viruses causing colds are so varied, Dilbilgisi

1:29

Soğuk algınlığına neden olan virüsler çok çeşitli olduğundan,

pharmacy products aren't designed to attack viruses,

1:32

eczane ürünleri virüslere saldırmak için değil,

but rather to alleviate the most common symptoms. Kalıp ifadeler

1:36

daha çok en yaygın semptomları hafifletmek için tasarlanmıştır.

Dilbilgisi

Since ... aren't designed to ..., but rather to ...: neden belirtme ve amacı düzeltme

Bu cümlede Since ana yargının nedenini verir: virüsler çok çeşitlidir, bu yüzden eczane ürünlerinin uygulamadaki amacı farklıdır. Buradaki since, because anlamındadır; geçmişteki bir zamandan beri anlamında değildir. isn't/aren't designed to A, but rather to B kalıbı önce A amacını reddeder, sonra onu asıl amaç olan B ile değiştirir. İki mastar paralel kalır: to attack ve to alleviate. Bu yapı, önce nedeni sunup ardından bir şeyin ne işe yaradığını açıkça düzeltmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi Since ve but rather to ile tamamlayın: ____ the app is built for short messages, it isn't designed to replace email, ____ help a team share quick updates.

Cevabı göster

Since · but rather to

Kalıp ifadeler

alleviate the most common symptoms: en yaygın belirtileri hafifletmek

Alleviate, “acı veren, zararlı veya zor bir şeyi daha az şiddetli hâle getirmek” anlamına gelir. alleviate the most common symptoms ifadesinde symptoms doğrudan nesnedir; dolayısıyla ifade, bu belirtilerin şiddetini veya verdiği rahatsızlığı azaltmak demektir. Bu sözcük iyileştirmeyi değil, rahatlatmayı anlatır: hastalık veya nedeni devam etse bile belirtiler hafifleyebilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The treatment can alleviate the symptoms, but it does not cure the illness. alleviate the symptoms ne anlama gelir?

  1. Belirtilerin daha sık ortaya çıkmasına yol açar.
  2. Hastalığın nedenini tamamen ortadan kaldırır.
  3. Belirtileri daha az şiddetli hâle getirir.
Cevabı göster

Belirtileri daha az şiddetli hâle getirir.

So which pill, syrup, or spray should you choose?

1:39

Peki hangi hap, şurup veya spreyi seçmelisiniz?

Or should you ditch the pharmacy and try a home remedy? Kelime

1:43

Yoksa eczaneyi bırakıp ev yapımı bir çare mi denemelisiniz?

Kelime

ditch the pharmacy: bu seçeneği gayriresmî biçimde bırakmak

Burada ditch, “kullanmayı bırakmak, terk etmek veya atlamak” anlamına gelen gayriresmî bir fiildir. The pharmacy, eczane yolunu seçme seçeneğini temsil eder; bu nedenle ditch the pharmacy, bu yolu kullanmayıp yerine evde uygulanan bir çareyi denemek anlamına gelir. Bir dükkânı fiziksel olarak atmak anlamına gelmez. Ditch, soruya rahat ve çarpıcı bir ton verir; bir seçenekten diğerine net biçimde geçildiğini düşündürür.

Alıştırma

Bu cümle resmî bir tıbbi kayıt için uygun mu? The patient ditched the medication.

  1. Evet, resmî bir tıbbi kayıt için uygundur.
  2. Hayır, resmî bir tıbbi kayıt için fazla gayriresmîdir.
Cevabı göster

Hayır, resmî bir tıbbi kayıt için fazla gayriresmîdir.

It depends.

1:46

Duruma göre değişir.

Most pharmacy products contain a painkiller, in addition to one or several other active ingredients, Notlar

1:47

Çoğu eczane ürünü, bir veya birkaç diğer aktif bileşene ek olarak bir ağrı kesici içerir,

Kalıp ifadeler

in addition to + isim veya -ing biçimi

in addition to, “...-e ek olarak” veya “...-nın yanı sıra” anlamına gelir. Daha önce verilen bilgiye başka bir kişi, şey ya da eylem ekler. Burada ürünün bir ağrı kesici ve ayrıca bir veya daha fazla başka etkin madde içerdiği belirtilir. Bu ifadede to bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: in addition to vitamins, in addition to them ya da in addition to taking medicine.

Alıştırma

Cümleyi in addition to ile tamamlayın: ____ a map, bring a flashlight.

Cevabı göster

In addition to

Kelime

İlaç etiketindeki active ingredients

Bir ilaç etiketinde active ingredients, ilacın tedavi edici etkilerini oluşturması amaçlanan maddeleri ifade eder. Bu cümlede ağrı kesici bir etkin maddedir ve ürün farklı görevleri olan başka etkin maddeler de içerebilir. Burada active, maddenin tıbbi bir etkisi olduğu anlamına gelir; “enerjik” anlamına gelmez. Etikette her etkin maddenin adı, miktarı ve amacı belirtilebilir.

Alıştırma

Bir ilaç etiketinde acetaminophen, Active ingredients başlığı altında listeleniyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Yalnızca tablete renk veya şekil vermek için kullanılır.
  2. İlacı satan mağazanın adıdır.
  3. İlacın tedavi edici etkilerinden birini oluşturması amaçlanır.
Cevabı göster

İlacın tedavi edici etkilerinden birini oluşturması amaçlanır.

or those mystifying chemical names stamped onto the packaging.

1:54

veya ambalaja damgalanmış o gizemli kimyasal isimleri.

While there are over a dozen cold-related ingredients available,

1:58

Piyasada soğuk algınlığı ile ilgili bir düzineden fazla bileşen bulunmasına rağmen,

most fall into one of four symptom-fighting categories. Kalıp ifadeler

2:02

çoğu, semptomlarla savaşan dört kategoriden birine girer.

Kalıp ifadeler

fall into one of ... categories: birkaç kategoriden birine girmek

Burada fall into, fiziksel olarak düşmek değil, “bir gruba ait olmak” veya “bir kategoride sınıflandırılmak” anlamına gelir. İçerikler, mücadele ettikleri belirtilere göre sınıflandırılabilir. X falls/fall into one of + sayı + çoğul kategori adı kalıbı, her X'in daha büyük bir kümedeki tek bir kategoriye ait olduğunu anlatır. Bu nedenle one of four symptom-fighting categories, dört olası kategoriden biri demektir. Her içerik yalnızca bir kategoriye ait olsa da kümede dört kategori bulunduğu için categories çoğuldur.

Alıştırma

Sınıflandırma cümlesini fall into ile tamamlayın: These questions ____ one of three categories.

Cevabı göster

fall into

If you're sick of dealing with the mucousy mess oozing from your nostrils, Notlar

2:07

Burun deliklerinizden sızan sümüksü karmaşayla uğraşmaktan bıktıysanız,

Kalıp ifadeler

you're sick of dealing with: bir şeyle sürekli uğraşmaktan bıkmak

Be sick of, “bir şeyden çok sıkılmak veya bıkmak” anlamına gelir. Burada fiziksel hastalığı anlatmaz. Dealing with, tatsız bir sorunla tekrar tekrar uğraşma fikrini ekler; bu nedenle you're sick of dealing with ..., onunla uğraşmaya devam etmek zorunda kalmaktan çok rahatsız olduğunuzu anlatır. Kalıp be sick of + isim veya -ing biçimidir. Soğuk algınlığıyla ilgili bu cümlede sick sözcüğünün bir deyimde kullanılması, fiziksel olarak hasta olma anlamıyla küçük bir kelime oyunu da oluşturur.

Alıştırma

“I'm sick of dealing with this delay” ne anlama gelir?

  1. Bu gecikmeyle uğraştığım için fiziksel olarak hastalandım.
  2. Bu gecikmeyle uğraşmaya devam etmekten memnunum.
  3. Bu gecikmeyle sürekli uğraşmak zorunda kaldığım için çok rahatsızım.
Cevabı göster

Bu gecikmeyle sürekli uğraşmak zorunda kaldığım için çok rahatsızım.

Kelime

mucousy mess oozing from your nostrils: canlı ve biraz iğrendirici bir görüntü

Mucousy, bir şeyin mukusla dolu veya kaplı olduğunu belirtirken mess bu mukusu rahatsız edici ve uğraşması zor bir yığın gibi sunar. -ing yapısındaki oozing from your nostrils, koyu sıvının burun deliklerinden yavaşça çıktığını anlatır. Bu sözcükler birlikte burun akıntısını canlı ve biraz iğrendirici bir görüntüyle anlatır. Bu, resmî tıp dili değil, eğlenceli bir bilim anlatımıdır; somut görüntü hem mizah katar hem de belirtinin kolayca canlandırılmasını sağlar.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Tehlikeli bir burun hastalığı için resmî tıbbi teşhis verir.
  2. Buruna temiz su dökülmesini anlatır.
  3. Mukusun burundan yavaşça çıkışını canlı ve biraz iğrendirici biçimde gösterir.
Cevabı göster

Mukusun burundan yavaşça çıkışını canlı ve biraz iğrendirici biçimde gösterir.

you may want to take nasal decongestants like pseudoephedrine. Kelime

2:12

psödoefedrin gibi nazal dekonjestanlar almak isteyebilirsiniz.

Kelime

nasal decongestants: burun tıkanıklığını hafifleten ilaçlar

Nasal decongestants, burun tıkanıklığını geçici olarak hafifletmek için kullanılan bir ilaç kategorisidir. Burun içindeki dokuların ve kan damarlarının şişmesini azaltarak etki ederler. Nasal, burunla ilgili demektir; decongestant ise tıkanıklığı azaltan bir şeydir. Çoğul decongestants ilaç kategorisini belirtir; pseudoephedrine bu kategorinin başka bir adı değil, yalnızca bir örneğidir.

Alıştırma

Nasal decongestants ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Soğuk algınlığına yol açan virüsleri öldüren bir ilaç kategorisi.
  2. Burun yollarındaki şişliği azaltarak tıkalı burnu rahatlatan bir ilaç kategorisi.
  3. Burundan uygulanan her türlü ilacın adı.
Cevabı göster

Burun yollarındaki şişliği azaltarak tıkalı burnu rahatlatan bir ilaç kategorisi.

This snot fighter, Deyimler

2:16

Bu sümük savaşçısı,

Deyimler

This snot fighter: eğlenceli bir lakap

Bu cümlede snot fighter, burun mukusu veya tıkanıklığına karşı etkili olan bir ilaç ya da tedavi için kullanılan eğlenceli bir lakaptır. Ürüne fighter denmesi onu kişileştirir; ilaç, sorunla savaşıyormuş gibi düşünülür. Bu bir tıbbi sınıflandırma değildir. İsim + fighter yapısı, bir sorunla mücadele eden veya onu kontrol altına alan bir şeye gayriresmî bir ad vermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede snot fighter ne anlama geliyor?

  1. Burun mukusu veya tıkanıklığıyla savaşan bir şey için eğlenceli bir lakap
  2. Bir ilacın resmî bilimsel adı
  3. Eczanede kavga başlatan bir kişi
Cevabı göster

Burun mukusu veya tıkanıklığıyla savaşan bir şey için eğlenceli bir lakap

found in pills and syrups,

2:18

haplarda ve şuruplarda bulunur,

promotes the release of norepinephrine, Kalıp ifadeler

2:20

norepinefrin salınımını teşvik eder,

Kalıp ifadeler

promotes the release of + madde: salınımı desteklemek

Buradaki promotes, “reklamını yapar” değil, “oluşmasına yardımcı olur veya miktarını artırır” anlamındadır. promote the release of + madde yapısı, biyolojik ya da kimyasal bir maddenin salınmasını kolaylaştıran veya salınan miktarı artıran bir şeyi anlatır. the release of norepinephrine isim öbeği, dikkati salınım sürecine verir. Bu kullanım hormonlar, nörotransmiterler ve sinyal molekülleriyle ilgili bilimsel ve tıbbi açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi tam olarak promotes the release of kalıbıyla tamamlayın: Regular exercise ____ endorphins.

Cevabı göster

promotes the release of

a chemical messenger that reduces blood flow to the vessels in your nasal passages. Kelime

2:22

bu, burun geçişlerinizdeki damarlara kan akışını azaltan kimyasal bir habercidir.

Kelime

chemical messenger: vücutta sinyal taşıyan kimyasal madde

Bu cümlede chemical messenger, vücudun içinde sinyal taşıyan ve hücrelerin, dokuların veya organların tepki vermesini sağlayan kimyasal bir madde anlamına gelir. Messenger burada mecazdır: madde fiziksel bir mesaj değil, bilgi taşır. Bu, belirli tek bir kimyasalın adı değil, geniş kapsamlı bir bilim terimidir. Hormonlar ve nörotransmiterler chemical messengers olarak tanımlanabilir.

Alıştırma

Bilimsel bir bağlamda chemical messenger ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Vücutta sinyal taşıyan kimyasal bir madde
  2. Güçlü kokusu olan herhangi bir kimyasal madde
  3. Laboratuvara malzeme teslim eden bir kişi
Cevabı göster

Vücutta sinyal taşıyan kimyasal bir madde

This frees air and fluid so that you can breathe more easily.

2:27

Bu, havayı ve sıvıyı serbest bırakır, böylece daha rahat nefes alabilirsiniz.

Cough suppressants aim to quell those torturous coughs. Kalıp ifadeler

2:32

Öksürük baskılayıcılar o işkence edici öksürükleri dindirmeyi amaçlar.

Kalıp ifadeler

aim to quell: rahatsız edici bir şeyi kontrol altına almayı amaçlamak

Aim to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli gelir ve bir şeyi yapmayı amaçlamak anlamını taşır. Quell, güçlü ve rahatsız edici bir faaliyeti veya duyguyu kontrol altına almak demektir. Burada aim to quell, öksürük kesicilerin öksürükleri azaltmayı amaçladığını belirtir. Quell, bir şeyi güçlü biçimde yatıştırma veya bastırma anlamı taşır; ancak onun tamamen ortadan kalkacağını garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi aim to quell ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The official statement ____ public fears about the water supply.

Cevabı göster

aims to quell

Dextromethorphan,

2:36

Dekstrometorfan,

one of the most common suppressants,

2:37

en yaygın baskılayıcılardan biridir,

addresses the head of the command chain, Deyimler

2:39

komuta zincirinin başına yönelir,

Deyimler

the head of the command chain: üst düzey denetim noktası benzetmesi

Bu cümlede the head of the command chain, öksürüğü başlatan sistemdeki en üst ve ilk denetim noktasını anlatan bir benzetmedir. Head, talimatların başladığı yeri belirtir; bir vücut bölümünü veya gerçek bir zinciri anlatmaz. Bu benzetme, bileşenin yalnızca öksürüğün hissedildiği yerdeki tahrişi yatıştırmadığını, öksürük tepkisinin merkezi denetimine etki ettiğini düşündürür. Command chain burada açıklama amacıyla oluşturulmuş betimleyici bir ifadedir; kuruluşlar için yerleşik ifade chain of command şeklindedir.

Alıştırma

“The safety computer is at the head of the command chain for the whole system,” cümlesinde at the head of the command chain ne anlama gelir?

  1. Sisteme talimat gönderen üst düzey denetim noktasıdır.
  2. Bilgisayara takılı zincir biçiminde bir parçadır.
  3. Talimatları yerine getiren son parçadır.
Cevabı göster

Sisteme talimat gönderen üst düzey denetim noktasıdır.

moderating brain regions responsible for coughing.

2:42

öksürükten sorumlu beyin bölgelerini dengeler.

While it's not fully understood how this ingredient manages to quiet coughs, Dilbilgisi

2:45

Bu bileşenin öksürüğü nasıl yatıştırdığı tam olarak anlaşılmamış olsa da,

Dilbilgisi

While it's not fully understood how ...: bilimsel belirsizliği kabul etme

While burada bir ödünleme bildirir; bu sırada anlamına değil, her ne kadar anlamına gelir. Yan cümle önce bir sınırlamayı kabul eder, ardından cümle kanıtların neyi desteklediğine geçer. It's not fully understood how ... kişiyi belirtmeyen edilgen bir yapı kullanır. Belirli bir kişinin adını vermekten kaçınır ve bilginin tam olmayışını bilimin mevcut durumu olarak sunar. Not fully, mekanizmanın belirsiz veya eksik bilindiğini belirtir; hiçbir şey bilinmediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, belirsizliği kabul eden dersteki altı sözcüklük kalıbın aynısıyla tamamlayın: “____ the new treatment reduces inflammation, early results are promising.”

Cevabı göster

While it's not fully understood how

we know it interacts with receptors that neurons use to communicate. Kalıp ifadeler

2:50

nöronların iletişim kurmak için kullandığı reseptörlerle etkileşime girdiğini biliyoruz.

Kalıp ifadeler

interacts with receptors: bilimsel açıklamalarda kesin bir ilişki ifadesi

Burada interacts with receptors, maddenin reseptör proteinleriyle biyolojik bir etkileşime katıldığı anlamına gelir. Bu ifade, maddenin reseptörleri etkinleştirip etkinleştirmediğini, engelleyip engellemediğini veya onlara doğrudan bağlanıp bağlanmadığını belirtmez. Interact bu kullanımda geçişsiz bir fiildir; bu nedenle etkileşimin diğer tarafı with ile eklenir: interact with receptors.

Alıştırma

Cümleyi interacts fiilinden sonra gereken edatla tamamlayın: The new compound interacts ____ receptors on immune cells.

Cevabı göster

with

Drugs like ketamine and PCP engage similar receptors,

2:55

Ketamin ve PCP gibi uyuşturucular da benzer reseptörlere bağlanır,

which is why it's important to take dextromethorphan as directed, Notlar

2:59

bu yüzden dekstrometorfanı yönlendirildiği şekilde almak önemlidir,

Anlatım akışı

which is why: bir nedeni sonucuna bağlamak

Which is why, önceki olgunun veya durumun tamamına gönderme yapar ve sonraki yan cümleyi bunun sonucu, çıkarımı ya da uygulanabilir önerisi olarak sunar. Bilgi sırası neden, which is why sonuç şeklindedir. Bu cümlede önceki bilimsel açıklamayı bir eylem uyarısına dönüştürür. Which, önceki düşüncenin tamamını özetler; yalnızca tek bir isme gönderme yapmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, buzlu yolları neden ve okulun geç açılmasını sonuç olarak göstermek için which is why ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The school opened late, which is why the roads are icy.
  2. The school opened late because the roads are icy.
  3. The roads are icy, which is why the school opened late.
Cevabı göster

The roads are icy, which is why the school opened late.

Kalıp ifadeler

take dextromethorphan as directed: dekstrometorfanı talimatlara göre almak

take dextromethorphan as directed ifadesinde as directed, “talimatların söylediği şekilde” demektir. İlaç söz konusu olduğunda belirtilen dozu, zamanı, sıklığı ve kullanım süresini kapsar. Yapı take + ilaç + as directed biçimindedir. Directed, kısaltılmış bir edilgen ifadede kullanılan geçmiş zaman ortacıdır: ilaç, bir kişinin veya etiketin belirttiği şekilde alınır.

Alıştırma

“Verilen talimatlara uymak” anlamındaki vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Take these tablets ____ on the label.

Cevabı göster

as directed

as high doses are notorious for causing hallucinatory effects. Kalıp ifadeler

3:03

çünkü yüksek dozlar halüsinasyon etkilerine neden olmakla ünlüdür.

Kalıp ifadeler

are notorious for causing: güçlü ve olumsuz bir üne sahip olmak

are notorious for causing ifadesinde notorious, “kötü bir şey nedeniyle yaygın olarak bilinmek” demektir. Bu ifade, ardından gelen zararlı etki nedeniyle yüksek dozlara güçlü biçimde olumsuz bir ün yükler. Yapı be notorious for + isim veya -ing biçimidir. Burada for bir edattır; bu nedenle cause, causing olur.

Alıştırma

Güçlü bir olumsuz ün belirtmek için vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: These outdated machines ____ costly delays.

Cevabı göster

are notorious for causing

But not all coughing is bad when you have a cold. Dilbilgisi

3:09

Ancak soğuk algınlığınız olduğunda her öksürük kötü değildir.

Dilbilgisi

not all coughing is bad: kısmi olumsuzluk

not all + isim öbeği yapısı, bir grubun tamamı hakkında kısmi olumsuzluk bildirir. Burada öksürüğün her durumda kötü olmadığı, en azından bazı öksürüklerin kötü olmadığı anlamına gelir. Not, all sözcüğünü sınırlar; bu yüzden cümle her öksürüğün kötü olduğu anlamına gelmez. Ayrıca hiçbir öksürüğün kötü olmadığı şeklindeki daha güçlü iddiayı da ortaya atmaz.

Alıştırma

not all coughing is bad ne anlama gelir?

  1. Bazı öksürükler kötü değildir.
  2. Hiçbir öksürük kötü değildir.
  3. Her tür öksürük kötüdür.
Cevabı göster

Bazı öksürükler kötü değildir.

Expelling mucus can help clear out infectious debris and ease uncomfortable congestion. Notlar

3:12

Mukusun atılması, bulaşıcı kalıntıların temizlenmesine ve rahatsız edici tıkanıklığın hafiflemesine yardımcı olabilir.

Öbek fiiller

clear out: istenmeyen içeriği dışarı çıkarmak

Clear out, bir yerin veya sistemin içindeki istenmeyen malzemeyi dışarı çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede mukus, enfeksiyöz kalıntıların solunum yollarından dışarı taşınmasına yardımcı olur. Out parçacığı, içeriden dışarıya doğru hareket anlamı ekler ve temizliğin kapsamlı olduğunu da düşündürebilir.

Alıştırma

Cümleyi clear out ve it zamiriyle tamamlayın: The drawer is full of junk, so we need to ____ before moving.

Cevabı göster

clear it out

Kalıp ifadeler

ease uncomfortable congestion: bir belirtinin şiddetini azaltmak

ease uncomfortable congestion ifadesinde ease, tıkanıklığı daha hafif ve daha az rahatsız edici hâle getirmek anlamına gelen bir fiildir. Bir belirtinin hafiflemesini anlatır; mutlaka iyileşme veya nedenin tamamen ortadan kalkması demek değildir. Sağlık bağlamlarında ease genellikle bir belirti veya rahatsızlık adının hemen önüne gelir: ease pain, ease pressure veya ease congestion. Burada uncomfortable, congestion sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Ease sözcüğünün doğal biçimde bir belirtiyi hafifletmek anlamına geldiği cümleyi seçin.

  1. A warm shower may ease nasal congestion.
  2. A warm shower may easy nasal congestion.
  3. A warm shower may ease from nasal congestion.
Cevabı göster

A warm shower may ease nasal congestion.

By lubricating airways, Dilbilgisi

3:19

Hava yollarını kayganlaştırarak,

Dilbilgisi

By lubricating airways: yöntem bildiren by + -ing

By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. By lubricating airways, solunum yollarını kayganlaştırma yoluyla anlamına gelir ve bir şeyin nasıl gerçekleştiğini açıklar. Burada yöntem bildiren ifade önce gelir ve ardından virgül konur; sonucu bildiren ana cümle daha sonra gelir. By bir edat olduğu için fiilin yalın biçimi lubricate değil, -ing biçimi lubricating kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi turn off ifadesinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: You can save energy by ____ unused lights.

Cevabı göster

turning off

our third class of ingredients,

3:21

üçüncü sınıf bileşenimiz,

expectorants,

3:23

balgam söktürücüler,

aim to help improve coughing rather than eliminate it. Dilbilgisi

3:24

öksürüğü ortadan kaldırmaktan ziyade iyileştirmeye yardımcı olmayı amaçlar.

Dilbilgisi

rather than eliminate it: amaç ile reddedilen alternatifi karşılaştırmak

Rather than, amaç olmayan alternatifi belirtir. Burada amaç öksürüğü tamamen ortadan kaldırmak değil, iyileştirmeye yardımcı olmaktır; it, daha önceki coughing sözcüğüne gönderme yapar. İki eylem paralel yapıdadır: improve ... rather than eliminate .... Bu kalıp, tercih edilen eylemi önce sunup ardından başka bir olasılığı düzeltmenizi veya reddetmenizi sağlar.

Alıştırma

'Yerine' anlamına gelen, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The guide aims to clarify the rules ____ confuse new players.

Cevabı göster

rather than

Guaifenesin,

3:28

Guaifenesin,

the most common expectorant,

3:29

en yaygın balgam söktürücüdür,

is thought to hydrate mucus by upping fluid secretions in the respiratory tract, Notlar

3:31

solunum yolundaki sıvı salgılarını artırarak mukusu nemlendirdiği,

Dilbilgisi

is thought to: bir görüşü temkinli biçimde aktarmak

Is thought to, “öyle olduğuna inanılır veya öyle olduğu düşünülür” anlamına gelir; “kanıtlanmıştır” anlamına gelmez. Edilgen kalıp özne + be + thought + to-mastar şeklindedir. Bu cümlede mukusun nemlendirilmesi kesin bir gerçek olarak değil, önerilen bir mekanizma olarak sunulur. Bu yapı dikkati iddiaya yöneltir ve bu görüşün arkasındaki kişileri veya çalışmaları belirtmez. Kanıtların temkinli bir sonucu desteklediği bilimsel, tıbbi, tarihî ve haber anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

Araştırmacıların olası bir etkiye ilişkin kanıtları var, ancak sonuç henüz kesinleşmedi. Hangi cümle iddiayı uygun bir temkinle bildirir?

  1. The compound definitely reduces inflammation.
  2. The compound is known to reduce inflammation.
  3. The compound is thought to reduce inflammation.
Cevabı göster

The compound is thought to reduce inflammation.

Kelime

by upping fluid secretions: artırmak anlamındaki gündelik up

by upping fluid secretions ifadesinde by yöntemi belirtir ve upping, increasing yani “artırma” anlamına gelir. Burada up bir fiildir; upping ise onun -ing biçimidir. Artırılan şey fluid secretions ifadesidir. Gündelik bir fiil olan upping, teknik tıp diliyle birlikte kullanılmıştır. Böylece açıklama doğru kalırken daha az resmî duyulur.

Alıştırma

Cümleyi “artırmak” anlamındaki up fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: To meet demand, the company is ____ production.

Cevabı göster

upping

making it less sticky and easier to clear out. Dilbilgisi

3:36

daha az yapışkan hale getirdiği ve temizlenmesini kolaylaştırdığı düşünülmektedir.

Dilbilgisi

making it less sticky and easier to clear out: sonuç bildiren -ing yan cümleciği

Making it less sticky and easier to clear out, hemen önce anlatılan sürecin sonucunu veren bir -ing yan cümleciğidir. Burada making, bir şeye belli bir durum kazandırmak anlamındadır; bu nedenle bölüm “ve sonuç olarak bu, onu ... hâle getirir” şeklinde anlaşılabilir. Buradaki it, mucus sözcüğüne gönderme yapar. make + nesne + tamamlayıcı yapısında it nesnedir. Less sticky ve easier to clear out, aynı şeydeki iki değişimi, yani yapışkanlığın azalmasını ve daha kolay çıkarılmasını anlatan paralel tamamlayıcılardır.

Alıştırma

Sonuç bildiren yan cümleyi make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new handle improves the grip, ____ the pan safer and easier to carry.

Cevabı göster

making

Finally,

3:40

Son olarak,

we have antihistamines.

3:41

antihistaminiklere sahibiz.

As advertised, Anlatım akışı

3:42

Reklamı yapıldığı gibi,

Anlatım akışı

As advertised: önceki bir iddiayı ona uyan sonuçla bağlama

As advertised, sırada gelen bilginin daha önceki bir reklam, iddia veya açıklamayla ya da bir adın yarattığı beklentiyle uyuştuğunu belirtir. Cümlenin başında geçiş görevi görür: önceki düşünceye geri gönderme yapar ve onunla uyuşan sonuç ya da işleve geçer. Burada ayrıca işlevin vaat edilen veya ima edilen şeye uyduğunu belirten hafif bir yorum da ekler.

Alıştırma

As advertised burada neyi belirtir?

  1. Sıradaki bilgi daha önceki bir iddia veya açıklamayla uyuşur.
  2. Konuşmacı bütün reklamların doğru olduğunu kanıtlamıştır.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster

Sıradaki bilgi daha önceki bir iddia veya açıklamayla uyuşur.

these inhibit the effects of histamine, Kalıp ifadeler

3:44

bunlar histaminin etkilerini engeller,

Kalıp ifadeler

Inhibit the effects of histamine: histaminin yaptıklarını sınırlama

Inhibit the effects of histamine, histaminin yaptıklarını azaltmak veya engellemek anlamına gelir. inhibit fiilinin nesnesi the effects bölümüdür; dolayısıyla cümle, histaminin kendisini ortadan kaldırmaya değil, etkisini sınırlamaya odaklanır. Tekrar kullanılabilecek bilimsel kalıp inhibit the effects of + madde veya süreç biçimindedir. Inhibit çoğu zaman bir etkiyi sınırlamak veya azaltmak demektir; tek başına, etkinin tamamen duracağını garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi, ‘histaminin yaptıklarını azaltmak veya engellemek’ anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Antihistamines help ____.

Cevabı göster

inhibit the effects of histamine

the chemical messenger behind allergy symptoms.

3:46

histamin, alerji semptomlarının arkasındaki kimyasal habercidir.

While histamines aren't involved producing cold symptoms, Dilbilgisi

3:50

Histaminler soğuk algınlığı semptomlarının üretilmesinde rol oynamasa da,

studies suggest many antihistamines can still help dry a runny nose. Kalıp ifadeler

3:53

çalışmalar birçok antihistaminiğin burun akıntısını kurutmaya hala yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Dilbilgisi

While ... can still ...: karşıtlığa rağmen süren olasılık

Bu cümlede While, “-iken” değil, “-mesine rağmen” anlamındadır. Ana cümledeki sonucu daha az olası gösteren bir gerçeği önce sunar: histaminler soğuk algınlığı belirtilerinin oluşmasında rol oynamaz. Ana cümledeki can still, bu gerçeğe rağmen olası yararın devam ettiğini gösterir. Önce bir sınırlamayı veya karmaşık durumu kabul edip sonra bir şeyin hâlâ mümkün ya da yararlı olduğunu göstermek için While + yan cümle, ... can still + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi While ... can still ile tamamla: ____ the trail is steep, beginners ____ finish it with enough time.

Cevabı göster

While · can still

Kalıp ifadeler

help dry a runny (nose): fiil olarak dry

help dry a runny nose ifadesinde dry, “daha az ıslak hâle getirmek” anlamındaki bir fiildir. Bu sağlık bağlamında burnu tamamen kurutmak değil, burundan gelen mukusu azaltmak anlamına gelir. Dry, help’ten sonra gelen eylemdir; a runny nose ise bu eylemin nesnesidir. Runny, burnun aktığını anlatan bir sıfattır.

Alıştırma

Hangi cümle dry sözcüğünü help’ten sonra doğal biçimde fiil olarak kullanır ve burun akıntısı için yaygın ifadeye yer verir?

  1. This spray may help dry a runny nose.
  2. This spray may help when my nose is running.
  3. This spray may help a dry nose.
Cevabı göster

This spray may help dry a runny nose.

Benadryl,

3:59

Benadryl,

for example,

3:59

örneğin,

contains diphenhydramine,

4:00

difenhidramin içerir,

which blocks both the effects of histamine and a neurotransmitter which regulates the flow of mucus in our airways. Notlar

4:02

bu hem histaminin etkilerini hem de hava yollarımızdaki mukus akışını düzenleyen bir nörotransmitteri engeller.

Dilbilgisi

both ... and ... ile iki paralel nesneyi bağlamak

both ... and ... iki paralel ögeyi bağlar ve ifadenin her ikisi için de geçerli olduğunu belirtir. Burada blocks iki nesneyi yönetir: the effects of histamine ve a neurotransmitter which regulates the flow of mucus in our airways. Uzun bir cümlede önce both, ardından and sözcüğünü bularak eşleşen ögelerin nerede başladığını belirleyebilirsiniz. Bu sözcüklerden sonra gelen bölümler aynı dil bilgisel göreve sahip olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi both ... and ... ile tamamlayın: The library lends ____ books ____ games.

Cevabı göster

both · and

Kalıp ifadeler

regulates the flow of mucus: bir şeyin nasıl aktığını düzenlemek

regulates the flow of mucus, mukusun nasıl hareket ettiğini kontrol etmek veya ayarlamak anlamına gelir. Regulate genellikle bir sürecin uygun bir hızda ya da düzeyde işlemesini sağlamayı anlatır; tek başına süreci durdurmak anlamına gelmez. regulate the flow of + isim kalıbı su, kan, hava, trafik ve bilgi gibi hareket eden şeyler veya süreçlerle sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef eşdizim regulate the flow of ile tamamlayın: These valves ____ water into the greenhouse.

Cevabı göster

regulate the flow of

Unfortunately,

4:10

Ne yazık ki,

histamines also regulate wakefulness in the brain,

4:11

histaminler ayrıca beyindeki uyanıklığı da düzenler,

so many of these drugs can make you drowsy. Kalıp ifadeler

4:14

bu nedenle bu ilaçların birçoğu size uyku yapabilir.

Kalıp ifadeler

make you drowsy: make + nesne + sıfat

make you drowsy ifadesinde make “bir duruma getirmek” anlamındadır, you nesnedir ve drowsy ortaya çıkan durumu anlatan bir sıfattır. Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir ve “birinin ya da bir şeyin belirli bir duruma gelmesine neden olmak” demektir. Buradaki can, ilaçların uyku hâline yol açabileceğini belirtir; bu etkinin her zaman gerçekleşeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + sıfat kalıbını oluşturan fiille tamamlayın: A warm room can ____ me drowsy during a long meeting.

Cevabı göster

make

In this fight against cold symptoms, Deyimler

4:17

Soğuk algınlığı semptomlarına karşı bu savaşta,

Deyimler

In this fight against cold symptoms: mücadele mecazı

Bu ifadede fight, soğuk algınlığı belirtilerini kontrol etme veya hafifletme çabalarını anlatan bir mecazdır. Belirtiler bir rakip gibi sunulur; böylece ifade gerçek bir fiziksel kavgayı değil, etkin ve kararlı bir tedavi çabasını anlatır. In this fight against ... aynı zamanda giriş çerçevesi görevi görür ve ardından gelecek bilgilerin konusunu belirler. fight against + sorun kalıbı, zararlı bir şeye karşı yürütülen düzenli çabaları anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede fight against, bir sorunla ilgilenmeye yönelik düzenli çabaları anlatan bir mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. The town is stepping up its fight against air pollution.
  2. The two boxers began their fight after the bell.
  3. The children watched a fight in the movie.
Cevabı göster

The town is stepping up its fight against air pollution.

there's still a lot we don't know. Anlatım akışı

4:20

hala bilmediğimiz çok şey var.

Anlatım akışı

Bilginin sınırlarını belirtmek için there's still a lot we don't know kullanımı

There's still a lot we don't know, bazı bilgilere sahip olduğumuzu ancak önemli soruların hâlâ yanıtsız kaldığını kabul eder. still, şimdiye kadar öğrenilenlerle bilinmeyen bilgileri karşılaştırır. Bir açıklamada bu cümle, doğrulanmış bilgilerle belirsizlik arasındaki sınırı gösterir. Hiçbir şey bilinmediğini öne sürmeden dinleyiciyi temkinli bir iddiaya hazırlar.

Alıştırma

Konuşmacı there's still a lot we don't know diyerek ne yapıyor?

  1. Güvenilir hiçbir bilginin bulunmadığını iddia eder
  2. Zaten bilinenlere rağmen önemli soruların kaldığını gösterir
  3. Kalan bütün soruların yakında yanıtlanacağını söyler
Cevabı göster

Zaten bilinenlere rağmen önemli soruların kaldığını gösterir

Since these ingredients don't attack the viruses themselves, Dilbilgisi

4:22

Bu bileşenler virüslerin kendilerine saldırmadığı için,

it's unclear if any speed up your recovery. Öbek fiiller

4:25

herhangi birinin iyileşmenizi hızlandırıp hızlandırmadığı belirsizdir.

Dilbilgisi

Since ... it's unclear if ...: nedenden belirsiz bir sonuca geçiş

Burada Since nedeni belirtir: Bileşenler virüslerin kendisine saldırmaz. Geçmişteki bir başlangıç noktasını değil, because yani «çünkü» anlamını taşır. Ana cümle olan it's unclear if any speed up your recovery, mevcut kanıtların henüz yanıtlayamadığı bir evet-hayır sorusu sunar. Since + neden, it's unclear if + soru kalıbı, sınırlı bir öncülü temkinli bir sonuca bağlar; buradaki if, whether anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi Since ... it's unclear if ... kullanarak tamamlayın: ____ only one test was done, ____ the result will be the same next time.

Cevabı göster

Since · it's unclear if

Öbek fiiller

speed up your recovery: iyileşmeni hızlandırmak

Burada speed up your recovery, iyileşme sürecinin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak demektir. Speed up ayrılabilir bir öbek fiildir; your recovery ise hızlandırılan süreci belirtir. Nesne bir isim olduğunda speed up your recovery ve speed your recovery up yapılarının ikisi de dilbilgisi açısından doğrudur, ancak ilki genellikle daha akıcıdır. Nesne bir zamirse ortaya gelir: speed it up denir, speed up it denmez.

Alıştırma

Hangi cümle düzenli dinlenmenin iyileşmeyi hızlandırabileceği anlamına gelir?

  1. Regular rest may slow down your recovery.
  2. Regular rest may speed up your recovery.
  3. Regular rest may describe your recovery.
Cevabı göster

Regular rest may speed up your recovery.

Further,

4:29

Dahası,

many were first introduced to the market decades ago when studies were less rigorous. Notlar

4:29

birçoğu on yıllar önce, çalışmaların daha az titiz olduğu zamanlarda piyasaya sürülmüştü.

Kalıp ifadeler

first introduced to the market: ilk kez piyasaya sunulmak

First introduced to the market ifadesinde introduced, ilk kez satışa sunulmak anlamına gelir. Bu, introduce fiilinin ürün lansmanlarıyla ilgili anlamıdır; "bir kişiyi başka biriyle tanıştırmak" anlamı değildir. Were introduced biçimindeki edilgen yapı odağı ürünlerde tutar. First ve decades ago, ürünlerin piyasada ne zaman bulunmaya başladığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle cihazın 2021'de satışa sunulduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. The device was first introduced at the market in 2021.
  2. The device was first introduced to the market in 2021.
  3. The device first introduced the market in 2021.
Cevabı göster

The device was first introduced to the market in 2021.

Kelime

were less rigorous: çalışma kalitesinin ölçülü biçimde karşılaştırılması

Bu cümlede were less rigorous, o dönemdeki çalışmaların daha sonraki veya günümüzdeki çalışmalara kıyasla daha az sıkı yöntem ya da standartlar izlediği anlamına gelir. Rigorous, dikkatle tasarlanan, kontrol edilen ve analiz edilen araştırmaları tanımlar. less + sıfat kalıbı göreli ve ölçülü bir değerlendirme yapar. Eski çalışmaların değersiz, yanlış veya hileli olduğu anlamına gelmez; yalnızca titizlik düzeylerini bir karşılaştırmada daha aşağıya yerleştirir.

Alıştırma

“the earlier studies were less rigorous” ifadesinin en doğru anlamı hangisidir?

  1. Önceki çalışmalar daha sık tekrarlanmıştı.
  2. Önceki çalışmalar her ürünün tehlikeli olduğunu kanıtlamıştı.
  3. Önceki çalışmalarda daha az sıkı yöntemler veya standartlar kullanılmıştı.
Cevabı göster

Önceki çalışmalarda daha az sıkı yöntemler veya standartlar kullanılmıştı.

So,

4:35

Bu nedenle,

scientists continue to reevaluate how well each ingredient relieves symptoms. Dilbilgisi

4:35

bilim insanları her bir bileşenin semptomları ne kadar iyi hafiflettiğini yeniden değerlendirmeye devam ediyor.

Dilbilgisi

reevaluate how well: etkililik derecesini soran gömülü soru

Reevaluate, çoğunlukla yeni kanıtlar veya standartlar bulunduğunda yeniden değerlendirmek anlamına gelir. Burada how well, bilim insanlarının yeniden değerlendirdiği şeyi belirtir: her bir bileşenin yalnızca bir etkisi olup olmadığını değil, belirtileri ne ölçüde hafiflettiğini. how well each ingredient relieves symptoms, reevaluate fiilinden sonra gelen gömülü bir soru olduğu için düz cümle sırasını kullanır: how well + özne + fiil. Bağımsız bir doğrudan soru ise does kullanır: How well does each ingredient relieve symptoms?

Alıştırma

Cümleyi how ve good sözcüğünün zarf biçimini kullanarak tamamlayın: Researchers are checking ____ the new treatment works.

Cevabı göster

how well

Similar questions remain around holistic remedies. Kelime

4:41

Bütünsel tedaviler etrafında da benzer sorular devam etmektedir.

Kelime

holistic remedies: kişiyi bir bütün olarak ele alan tedaviler

Holistic remedies ifadesi, yalnızca tek bir belirtiye odaklanmak yerine fiziksel sağlık, duygusal iyilik hâli ve yaşam tarzı gibi unsurlarla kişiyi bir bütün olarak ele almayı amaçlayan tedavi veya sağlık uygulamalarını anlatır. Bu etiket, tamamlayıcı ya da alternatif bakım tartışmalarında sık görülür. Holistic sözcüğü yaklaşımı tanımlar, kanıtın kalitesini değil. Bir yöntemin holistic diye adlandırılması, etkili olduğunun kanıtlandığı, doğal ya da güvenli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Sağlıkla ilgili bir tartışmada holistic remedies ifadesi genellikle neyi anlatır?

  1. Kişinin sağlığının daha geniş yönlerini ele alan tedaviler
  2. Her hastalığı iyileştirmeyi garanti eden ilaçlar
  3. Yalnızca hastanelerde üretilen reçeteli ilaçlar
Cevabı göster

Kişinin sağlığının daha geniş yönlerini ele alan tedaviler

Many people use zinc,

4:44

Birçok insan çinko kullanır,

but research on its effectiveness is inconclusive. Kelime

4:46

ancak etkinliği üzerine yapılan araştırmalar kesin değildir.

Kelime

is inconclusive: henüz kesin bir sonuç yok

Is inconclusive, mevcut araştırmanın açık ve güvenilir bir sonucu desteklemediği anlamına gelir. Sonuçlar birbiriyle çelişebilir, veriler çok sınırlı olabilir veya çalışmalar yeterince güçlü olmayabilir. Bu ifade, tedavinin etkisiz olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. Daha güçlü kanıtlar bulunana kadar tedavinin işe yarayıp yaramadığı açıkta kalır.

Alıştırma

Bir araştırmada birbiriyle çelişen sonuçlar var, bu yüzden araştırmacılar henüz kesin bir iddiada bulunamıyor. En doğru sonuç hangisidir?

  1. The research is inconclusive.
  2. The treatment is ineffective.
  3. The treatment is effective.
Cevabı göster

The research is inconclusive.

And while vitamin C has many benefits, Dilbilgisi

4:50

Ve C vitamininin pek çok faydası olmasına rağmen,

the value of taking large doses to fight a cold is likely overhyped. Kelime

4:53

soğuk algınlığı ile savaşmak için büyük dozlarda almanın değeri muhtemelen abartılmaktadır.

Dilbilgisi

while vitamin C has many ...: sınırlamadan önce bir noktayı kabul etmek

Burada while, “… olsa da” anlamındadır; “… sırasında” anlamında değildir. while vitamin C has many benefits yan cümlesi önce olumlu bir gerçeği kabul eder; ana cümle ise soğuk algınlığı için yüksek doz alma konusundaki daha özel bir iddiayı sınırlar. “while + kabul edilen nokta, ana cümle + sınırlama” kalıbı bir savı daha dengeli hâle getirir. Bir noktayı kabul ederken bundan çıkarılan daha geniş bir sonucu kabul etmemenizi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede while, bir noktayı kabul ettikten sonra sınırlama eklemek için kullanılmıştır?

  1. I read the instructions while the software was installing.
  2. Please stay here while I check the price.
  3. While the software has useful features, it is too expensive for our team.
Cevabı göster

While the software has useful features, it is too expensive for our team.

Kelime

likely overhyped: aşırı tanıtıma yönelik temkinli eleştiri

Overhyped, bir şeyin gerçek değerinin veya onu destekleyen kanıtların haklı gösterebileceğinden daha büyük bir heyecanla tanıtıldığı ya da konuşulduğu anlamına gelir. Burada, soğuk algınlığıyla mücadele etmek için yüksek doz almanın değeriyle ilgili iddialar eleştiriliyor. Likely iddiayı yumuşatır: konuşan kişi bunun kesin değil, muhtemel olduğunu söyler. Bu nedenle likely overhyped hâlâ olumsuz bir değerlendirmedir, ancak likely olmadan kullanılan is overhyped ifadesinden daha temkinlidir.

Alıştırma

Bir sağlık ürünü yoğun biçimde tanıtılıyor, ancak araştırmalar vaatlerini desteklemiyor. Hangi cümle temkinli bir eleştiriyi en iyi ifade eder?

  1. The product is carefully packaged.
  2. The product is likely overhyped.
  3. The product is widely available.
Cevabı göster

The product is likely overhyped.

Yet,

4:58

Yine de,

studies suggest that honey can improve cough and may even shorten your illness by a day or two. Dilbilgisi

4:58

çalışmalar balın öksürüğü iyileştirebileceğini ve hastalığınızı bir veya iki gün kısaltabileceğini göstermektedir.

Dilbilgisi

may even ... by a day or two: olasılık ve değişim miktarı

May, sonucun mümkün olduğunu ancak garanti olmadığını gösterir. Even vurgu ekler: hastalık süresinin kısalması, yalnızca öksürüğün hafiflemesinden daha şaşırtıcı veya daha güçlü bir faydadır. Shorten your illness by a day or two ifadesinde by, azalmanın miktarını belirtir. Hastalık bir ya da iki gün daha kısa sürer; bu, hastalığın kesinlikle bir ya da iki gün içinde biteceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi may even ve by ile tamamlayın: The new bus route ____ shorten the trip ____ ten minutes.

Cevabı göster

may even · by

Who knows what the future of cold treatment will look like? Kalıp ifadeler

5:05

Soğuk algınlığı tedavisinin geleceğinin nasıl olacağını kim bilebilir?

Kalıp ifadeler

Dolaylı soruda what the future ... will look like

What ... will look like, yalnızca görünüşü değil, gelecekteki bir durumun nasıl olacağını sorar. Burada soğuk algınlığı tedavisinin gelecekte nasıl olabileceği anlamına gelir. What ile başlayan bölümün tamamı knows fiilinden sonra gelen dolaylı bir sorudur; bu nedenle düz cümle sırasını korur: what + özne + will + look like. What the future ... will look like kullanılır; what will the future ... look like kullanılmaz. Sondaki like, look like ifadesinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Dolaylı soru sırası doğru olan ve look like yapısını eksiksiz kullanan cümleyi seçin.

  1. No one knows what the city will look in twenty years.
  2. No one knows what the city will look like in twenty years.
  3. No one knows what will the city look like in twenty years.
Cevabı göster

No one knows what the city will look like in twenty years.

Until then, Anlatım akışı

5:08

O zamana kadar,

Anlatım akışı

Until then: Gelecekteki bir noktayı bekleme süresine bağlamak

Until then, “mevcut referans noktasından az önce belirtilen gelecekteki zamana veya olaya kadar” anlamına gelir. then sözcüğü o gelecek referansına işaret ettiği için belirli zamanı tekrar söylemek gerekmez. Cümlenin başındaki Until then, konuyu gelecekteki bir olasılık veya plandan bekleme süresince geçerli, yararlı ya da mümkün olan şeylere taşır. Yakın bağlamda genellikle açık bir gelecek referansı bulunmalıdır.

Alıştırma

Açık havuz gelecek ay yeniden açılacak. Hangi cümle yüzücülerin şu andan o zamana kadar ne yapabileceğini anlatır?

  1. By then, swimmers can use the indoor pool.
  2. Since then, swimmers can use the indoor pool.
  3. Until then, swimmers can use the indoor pool.
Cevabı göster

Until then, swimmers can use the indoor pool.

better understanding these products can help you choose the right ones for your symptoms Dilbilgisi

5:09

bu ürünleri daha iyi anlamak, semptomlarınız için doğru olanları seçmenize yardımcı olabilir

Dilbilgisi

better understanding ... can help you: Özne görevindeki -ing öbeği

better understanding these products ifadesinde understanding, understand fiilinin -ing biçimidir ve better understanding these products öbeğinin tamamı özne görevi görür. Bu öbek bir etkinliği veya süreci, yani ürünleri daha iyi anlamayı adlandırır. Kalıp Doing something + can help you + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki can help you choose, bu anlayışın seçim yapmayı kolaylaştırdığını belirtir; choose, help you sonrasında yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir -ing öbeği özne olarak ve ardından can help you + fiilin yalın hâli doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. Read the instructions carefully can help you avoid setup mistakes.
  2. Reading the instructions carefully can help you avoid setup mistakes.
  3. Reading the instructions carefully can helps you avoiding setup mistakes.
Cevabı göster

Reading the instructions carefully can help you avoid setup mistakes.

and know which remedies can best reduce the sting of a nasty cold. Deyimler

5:14

ve hangi tedavilerin kötü bir soğuk algınlığının acısını en iyi şekilde azaltabileceğini bilmenizi sağlayabilir.

Deyimler

reduce the sting of ...: acıyı veya olumsuz etkiyi hafifletmek

Bu cümlede sting mecaz anlamdadır. Sting sözcüğü gerçek anlamda bir böcek sokmasının yol açtığı keskin acıyı anlatır; burada bu görüntü, ağır bir soğuk algınlığının verdiği ağrı ve sıkıntıyı betimler. Reduce the sting of ... hoş olmayan bir deneyimin acısını azaltmak veya onu katlanması daha kolay hâle getirmek demektir. Hayal kırıklığı, eleştiri, kayıp ya da beklenmedik bir masrafın etkisini hafifletmek için de kullanılabilir; sorunun nedenini ortadan kaldırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede sting, duygusal veya günlük hayattaki bir sıkıntıyı anlatan mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The bee sting left a red mark on her arm.
  2. A discount helped reduce the sting of the unexpected fee.
  3. The wasp can sting when it feels threatened.
Cevabı göster

A discount helped reduce the sting of the unexpected fee.

While we're talking about the common cold, Anlatım akışı

5:22

Soğuk algınlığından bahsetmişken,

why haven't we found a cure for it yet? Dilbilgisi

5:24

neden hala bir tedavi bulamadık?

Anlatım akışı

While we're talking about ...: bağlantılı bir noktaya geçmek

While we're talking about ... zaten konuşulmakta olan konuyu, bağlantılı bir noktaya ya da soruya geçmek için köprü olarak kullanır. Burada soğuk algınlığı çarelerinden, neden hâlâ bir tedavi bulunamadığıyla ilgili soruya geçilir. While iki şeyin aynı anda olduğunu anlatabilse de bu girişin asıl görevi konuşmayı düzenlemektir; yaklaşık olarak bu konu açılmışken ya da bu konudan söz etmişken anlamına gelir. Sonraki düşüncenin mevcut konuyla açık bir bağlantısı olmalıdır.

Alıştırma

Konuşmada zaten seyahatten söz ediliyor. Hangi cümle bağlantılı bir soru sormak için geçiş ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. While we're talking about travel, this soup needs more salt.
  2. While we're talking about travel, have you checked your passport?
  3. After we finish talking about travel, have you checked your passport?
Cevabı göster

While we're talking about travel, have you checked your passport?

Dilbilgisi

haven't we found ... yet?: şimdiye kadar neden sonuç olmadığını sormak

Why haven't we found ... yet? present perfect ile kurulmuş olumsuz bir sorudur. Haven't + özne + geçmiş zaman ortacı yapısı, beklenen bir sonucun geçmişten bugüne kadar neden ortaya çıkmadığını sorar. Found, find fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Cümle sonundaki yet, “şimdiye kadar hâlâ” anlamını verir. Arayışın tamamlanmadığını vurgular ve çoğu zaman konuşanın artık bir sonuç beklediğini gösterir.

Alıştırma

Soruyu present perfect'in olumsuz kısaltması ve yet ile tamamlayın: Why ____ they announced the winners ____?

Cevabı göster

haven't · yet

Explore what makes this endeavor so challenging with this video. Dilbilgisi

5:27

Bu çabayı neyin bu kadar zorlu hale getirdiğini bu videoyla keşfedin.

Dilbilgisi

what makes this endeavor so challenging: bu çabayı bu kadar zorlu kılan şey

what makes this endeavor so challenging, Explore sonrasında gelen dolaylı bir soru yan tümcesidir. Bu çabayı çok zor hâle getiren etkenin veya etkenlerin ne olduğunu sorar. Kalıp what + makes + nesne + sıfat biçimindedir. What, makes fiilinin öznesidir; this endeavor nesnedir ve so challenging bu nesneyi tanımlar. What zaten özne olduğu için tarafsız bir soruda what makes... kullanılır; sadece soru oluşturmak için does eklenmez.

Alıştırma

Cümleyi what makes + nesne + so + sıfat yapısıyla tamamlayın: The report explains ____ this route so dangerous.

Cevabı göster

what makes