Böcekler neden ışığa gelir? - Smarter Every Day 103: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Destin Amazon'da güvelerin yapay ışığa neden yöneldiğine dair iki kuramı sınar, kesin bir yanıt olmadığını görür ve elektrikli böcek öldürücülerin başka böceklere zarar verebildiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. phototaxis. / phototactic (sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): Işığa bağlı hareketi adlandıran isimle canlıyı tanımlayan sıfatı ayırarak bilimsel tanımları doğru okuyun. 2. in order to (dil bilgisi ve cümle kalıpları): Amaç bildiren yapıyı tanıyın ve eylemi hedeflenen sonuçtan ayırın. 3. only a matter of time before (deyimler ve mecazlı ifadeler): Bir olayın tam zamanı söylenmeden sonunda kaçınılmaz biçimde gerçekleşeceğini anlayın.
Bu derste
So, you've noticed that moths and other bugs sometimes get trapped around a light.
0:02Güvelerin ve diğer böceklerin bazen bir ışığın etrafında tuzağa düştüğünü fark etmişsinizdir.
Have you ever thought about ...?: şimdiye kadar hiç düşünüp düşünmediğini sormak
Have you ever + fiilin üçüncü hâli, bir şeyin geçmişten şu ana kadarki herhangi bir zamanda gerçekleşip gerçekleşmediğini sorar. Burada thought, think fiilinin üçüncü hâlidir; ever ise zamanı açık bırakır ve “şimdiye kadar herhangi bir zamanda” anlamını verir. Thought about why, bir şeyin arkasındaki nedeni düşünmüş olmak demektir. Bu soru, konuşmacı nedeni açıklamadan önce dinleyeni kendi deneyimini gözden geçirmeye çağırır.
Alıştırma
Şimdiye kadarki herhangi bir zamanı soran ders ifadesiyle soruyu tamamlayın: ____ why leaves change color?
Cevabı göster
Have you ever thought about
and we have a huge mercury vapor light that Gerson set up for us Öbek fiiller
0:19ve Gerson'un bizim için kurduğu devasa bir cıva buharlı lambamız var
set up: ekipmanı kurup kullanıma hazırlamak
Burada set up, cıva buharlı lambayı kullanıma hazır olacak şekilde kurup düzenlemek anlamındadır. Yalnızca lambayı bir yere taşımayı değil, bütün hazırlık sürecini anlatır. Bu bağlamda bir kuruluş kurmak veya birine tuzak kurmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Projektör hâlâ çantasında ve kurulup kullanıma hazırlanması gerekiyor. Bunu en iyi hangi cümle anlatır?
- Please set it up before the meeting.
- Please turn it off before the meeting.
- Please put it beside the door before the meeting.
Cevabı göster
Please set it up before the meeting.
and we are looking at all the different species that have shown up. Öbek fiiller
0:25ve ortaya çıkan tüm farklı türleri inceliyoruz.
shown up: ortaya çıkmak veya gelmek
Show up, ortaya çıkmak veya gelmek anlamına gelir. Geçişsiz bir öbek fiildir: burada ortaya çıkanlar species sözcüğüyle belirtilen türlerdir; onları sergileyen biri yoktur. Have shown up, present perfect yapısıdır. Şimdiki noktadan geçmişe bakar ve şu ana kadar ortaya çıkan farklı türleri kapsar.
Alıştırma
Cümleyi show up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: By sunset, several new birds had ____ near the feeder.
Cevabı göster
shown up
Ad sormak için What do you call it?
What do you call + isim veya zamir? bir kişi ya da şey için kullanılan adı veya terimi sorar. Burada it, konuşanın adını hatırlayamadığı mesleğe ya da fikre işaret eder. Bu yapıda call, ad vermek veya bir şeyi belirli bir adla anmak demektir. Telefon etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Tanımadığınız bir nesneyi görüyorsunuz ancak adını bilmiyorsunuz. Hangi soruyu sormalısınız?
- What do you call it?
- Who do you call about it?
- Why do you call it that?
Cevabı göster
What do you call it?
So, tonight we are studying why these insects get caught around the light.
0:40İşte, bu gece bu böceklerin neden ışığın etrafında yakalandığını inceliyoruz.
So, an organism is phototactic if it responds to light with motion.
0:46Yani, bir organizma ışığa hareketle tepki veriyorsa fototaktiktir.
phototaxis ve phototactic: isim ve sıfat
Phototaxis, ışığa tepki olarak belirli bir yönde gerçekleşen hareketin adını veren bir isimdir. Phototactic ise ilgili sıfattır: phototactic bir organizma ışık nedeniyle hareketini değiştirir. İsim, olgunun adını belirtir; sıfat ise organizmayı veya davranışını tanımlar. İki sözcükteki ortak photo- bölümü ışığı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi iki doğru biçimle tamamlayın: The directional movement response to light is called ____, and an organism that shows this response is ____.
Cevabı göster
phototaxis · phototactic
A positively phototactic animal will move toward a light
0:52Pozitif fototaktik bir hayvan bir ışığa doğru hareket edecektir
and a negatively phototactic animal doesn't necessarily have to be an animal.
0:55ve negatif fototaktik olan şeyin illa ki bir hayvan olması gerekmez.
Are you taking photos of all the different species?
1:05Bütün farklı türlerin fotoğraflarını çekiyor musun?
It's a really good way cuz they just come right to you.
1:29Bu gerçekten iyi bir yol çünkü doğrudan size geliyorlar.
Just kind of sit around and different things come at different times of night.
1:33Sadece etrafta oturuyoruz ve gecenin farklı saatlerinde farklı şeyler geliyor.
So, what we see now may be completely different in like 3 hours.
1:36Yani, şu an gördüklerimiz yaklaşık 3 saat içinde tamamen farklı olabilir.
Görsel bir benzetme olarak Princess Leia ears
Prenses Leia, başının iki yanındaki yuvarlak saç topuzlarıyla tanınan bir Star Wars karakteridir. Bu cümlede Princess Leia ears eğlenceli bir görsel benzetmedir: böceğin başının iki yanından çıkan parçalar bu topuzlara benzer. Konuşmacı bir şekli tanımlamaktadır; böceğin insan kulağı olduğunu söylememekte veya ona bilimsel bir ad vermemektedir.
Alıştırma
Princess Leia ears burada ne anlama geliyor?
- İki yandaki çıkıntılar Prenses Leia'nın ünlü saç topuzlarına benziyor.
- Böceğin insan kulakları var ve konuşulanları anlayabiliyor.
- Princess Leia bu böceğin bilimsel adıdır.
Cevabı göster
İki yandaki çıkıntılar Prenses Leia'nın ünlü saç topuzlarına benziyor.
We've demonstrated that the mercury vapor lamp is effective in bringing the species out of the forest and onto the bedsheet. Kalıp ifadeler
1:52Cıva buharlı lambanın ormandaki türleri çarşafın üzerine çekmekte etkili olduğunu gösterdik.
effective in bringing: effective in + -ing yapısı
effective in bringing ifadesindeki effective, lambanın beklenen sonucu başarıyla ortaya çıkardığını anlatır. Lambanın verimli biçimde çalıştığı anlamına gelmez; bu yöntemin söz konusu görevde işe yaradığını belirtir. effective in ifadesinden sonra fiilin -ing biçimini kullanın: effective in + fiil-ing. Bu kalıp bir aracı, yöntemi, eylemi veya politikayı değerlendirip neyi başarmada etkili olduğunu belirtmek için kullanılır.
Alıştırma
Bir yöntemi anlatırken effective in + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The new filter is effective in removing smoke.
- The new filter is effective to remove smoke.
- The new filter is effective in remove smoke.
Cevabı göster
The new filter is effective in removing smoke.
But what we haven't answered is our question. Dilbilgisi
1:57Fakat asıl sorumuzu henüz yanıtlamadık.
what we haven't answered is our question: What ... is ... odaklama yapısı
What we haven't answered, henüz yanıtlamadığımız şey anlamına gelen bir isim yan cümlesidir. Burada what doğrudan soru sormaz; yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir. What + özne + fiil + be + odak yapısı, tamamlanmamış veya önemli kısmı önce verir ve ardından be sonrasında bunun ne olduğunu belirtir. But, dikkati daha önce gösterilenlerden henüz yanıtlanmamış ana soruya geri çevirir.
Alıştırma
What ... is ... odaklama yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- What we still need is a safer plan.
- What do we still need is a safer plan.
- What we still need a safer plan.
Cevabı göster
What we still need is a safer plan.
Why are they attracted to the light in the first place? Kalıp ifadeler
1:59Neden en başta ışığa çekiliyorlar?
why sorusunda in the first place
Burada in the first place, durumun ortaya çıkmasının ilk ve temel nedenini sorar. Böceklerin ışığın çevresinde toplandığı zaten bilinmektedir; bu ifade soruyu ışığın onları neden çektiği başlangıç noktasına geri götürür. Bu kullanımda place bir yer anlamına gelmez. İfadenin tamamı kalıplaşmış bir yapıdır ve tartışmayı başlangıç noktasına döndürmek için çoğunlukla sorunun sonuna yakın kullanılır.
Alıştırma
Konuşan kişi ilk nedeni sormak istediğinde aşağıdaki İngilizce sorunun sonundaki soru işaretinden önce hangi ifade eklenmelidir? If this password is so hard to remember, why did we choose it?
- first of all
- in the first place
- at first
Cevabı göster
in the first place
I was surprised to find out that most of the literature on the subject Öbek fiiller
2:02Konuyla ilgili literatürün çoğunun
was written in the '50s, '60s, and '70s.
2:0450'li, 60'lı ve 70'li yıllarda yazılmış olduğunu öğrenmek beni şaşırttı.
find out: yeni bir bilgi öğrenmek
Find out; kontrol ederek, sorarak, okuyarak veya bir şeyi deneyimleyerek daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek demektir. Bu cümlede konuşan kişi, konuyu araştırdıktan sonra yayınların hangi dönemden olduğunu öğrenmiştir. out sözcüğü bu ifadenin bir parçasıdır. find out that ... yapısı, yeni öğrenilen gerçeği belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişinin bilgileri kontrol ederek yeni bir gerçeği öğrendiği anlamına gelir?
- I knew that the library closes at six.
- I found out that the library closes at six.
- I found the library near the park.
Cevabı göster
I found out that the library closes at six.
Here's what we're going to do: bir planı tanıtmak
Here's what we're going to do ardından gelecek planı tanıtır. Buradaki here öncelikle fiziksel bir yeri göstermez; dinleyiciye bilgi sunar. what we're going to do yan cümlesi, “yapmayı planladığımız hareket veya adımlar” anlamına gelir. Cümlenin tamamı sözlü bir yol gösterici işlevi görür ve dinleyiciye sırada adımların olduğunu bildirir.
Alıştırma
Bir gruba sonraki adımları açıklamak üzeresiniz. Hangi cümle sözlü bir yol gösterici olarak kullanılabilir?
- What are we going to do?
- Here's what we did.
- Here's where we are.
- Here's what we're going to do.
Cevabı göster
Here's what we're going to do.
I pulled out two theories from the literature and we're going to demonstrate them both.
2:08Literatürden iki teori çıkardım ve ikisini de göstereceğiz.
This is an old sphinx moth that I got 2 years ago.
2:11Bu 2 yıl önce elime geçen yaşlı bir sfenks güvesi.
Check it out: birini bakmaya davet etmek
Check it out, “Şuna bak” veya “Buna dikkat et” anlamına gelen samimi bir davet ya da komuttur. Konuşan kişi, dinleyicinin dikkatini ilginç bir şeye yöneltmek için bu ifadeyi kullanır. Buradaki it, daha önce gösterilen veya sözü edilen şeyi belirtir. Nesne bir zamirse zamiri ortaya koyun: check it out denir, check out it denmez.
Alıştırma
Komik bir resim buldunuz ve arkadaşınızın ona bakmasını istiyorsunuz. Doğal ve samimi davet hangisidir?
- Check out of it.
- Check it out.
- Check it in.
- Check out it.
Cevabı göster
Check it out.
If we take this and we use it and combine it with some lunar footage that I got from my buddy Jack,
2:15Bunu alır ve arkadaşım Jack'ten aldığım bazı ay görüntüleriyle birleştirerek kullanırsak,
Moths use heavenly bodies like the sun and the moon to orient themselves in free flight. Notlar
2:23Güveler, serbest uçuşta yönlerini bulmak için güneş ve ay gibi gök cisimlerini kullanırlar.
heavenly bodies: uzaydaki gök cisimleri
Bu bilimsel bağlamda heavenly bodies; Güneş, Ay, yıldızlar ve gezegenler gibi uzaydaki doğal nesneler, yani “gök cisimleri” anlamına gelir. Buradaki body, insan bedeni değil, ayrı bir fiziksel nesne demektir. Heavenly bazen “harika” anlamına gelebilir veya cennetle ilişkili olabilir. Ancak bu kalıplaşmış terimde “gökyüzünde ya da uzayda bulunan” anlamındadır. İfade, Güneş ve Ay’ı yön bulmada kullanılan referans noktaları olarak aynı grupta toplar.
Alıştırma
“Astronomers study heavenly bodies,” cümlesinde heavenly bodies ne anlama gelir?
- Bedenleri harika görünen insanlar
- Yıldızlar, gezegenler ve uydular gibi uzaydaki nesneler
- Yalnızca dinî öykülerdeki varlıklar
Cevabı göster
Yıldızlar, gezegenler ve uydular gibi uzaydaki nesneler
orient themselves: kendi yönlerini bulmak
Orient themselves, “hangi yöne baktıklarını veya hangi yöne hareket etmeleri gerektiğini belirlemek” anlamına gelir. Bu cümlede güveler, uçuş sırasında Güneş ve Ay’ı referans noktası olarak kullanır. Yapı orient + dönüşlülük zamiri şeklindedir. Moths öznesi çoğul olduğu ve eylem aynı gruba döndüğü için themselves kullanılır. Özne değiştiğinde myself, yourself, herself veya ourselves gibi özneye uygun bir biçim seçilir.
Alıştırma
Cümleyi orient ve doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: The sailors checked the stars to ____.
Cevabı göster
orient themselves
and they try to keep themselves aligned at a certain angle with the moon. Dilbilgisi
2:29ve kendilerini ayla belli bir açıda hizalı tutmaya çalışırlar.
keep themselves aligned: keep + nesne + geçmiş zaman ortacı
keep themselves aligned ifadesinde keep, “bir şeyi belli bir durumda tutmak” anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri themselves güvelerin kendisini gösterir; aligned ise onların korumaya devam ettiği durumu anlatır. keep + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, bir şey önceden oluşturulmuş veya düzenlenmiş bir durumda kaldığında kullanılır. Buradaki aligned bir durum tümlecidir; ayrı bir geçmiş zaman eylemi değildir.
Alıştırma
Bir öğretmen tabletlerin Wi-Fi bağlantısının sürmesini istiyor. Hangi cümlede keep + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı doğru kullanılmıştır?
- Please kept the tablets connect to Wi-Fi.
- Please keep the tablets connected to Wi-Fi.
- Please keep the tablets connecting to Wi-Fi.
Cevabı göster
Please keep the tablets connected to Wi-Fi.
Now, imagine we brought the moon down to the Earth. Dilbilgisi
2:37Şimdi, ayı Dünya'ya indirdiğimizi hayal edin.
Imagine we brought...: gerçek dışı bir durum için geçmiş zaman
Imagine, dinleyiciden bir durumu zihninde canlandırmasını ister. imagine we brought the moon down to the Earth ifadesindeki brought geçmişte yaşanmış bir olayı anlatmaz; hayal edilen fikrin gerçek dışı veya gerçeklikten uzak olduğunu gösterir. Bu kullanıma bazen varsayımsal veya uzak geçmiş denir. Konuşmacı olası sonuçları ele almadan önce bir düşünce deneyi kurar.
Alıştırma
“Imagine we brought the moon down to the Earth,” cümlesinde brought neyi gösterir?
- Ay’ı şimdi taşımaya yönelik bir emir
- Geçmişte gerçekten yaşanmış bir olay
- Üzerinde düşünmek için gerçek dışı bir durum
Cevabı göster
Üzerinde düşünmek için gerçek dışı bir durum
his viewing angle would change more rapidly and he has to pitch up in order to compensate for it. Notlar
2:41görüş açısı daha hızlı değişecektir ve bunu telafi etmek için yukarı doğru eğilmesi gerekir.
in order to + yalın fiil: amaç belirtme
in order to bir eylemin amacını açıkça belirtir. Burada pitch up eylemdir; in order to compensate for it ise bu ayarın, hızla değişen görüş açısını dengelemek için yapıldığını açıklar. in order to + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. Ana eylemi amacıyla bağlar ve süreçleri veya adımları açıklarken özellikle nettir.
Alıştırma
The camera tilts down in order to keep the child in frame cümlesinde in order to neyi belirtir?
- çocuğun kadraja girmesinden önceki zaman
- kameranın sahibi
- kamerayı aşağı eğmenin amacı
Cevabı göster
kamerayı aşağı eğmenin amacı
compensate for + isim veya zamir: bir etkiyi dengelemek
compensate for istenmeyen bir değişikliği, kaybı veya zayıflığı dengelemek ya da telafi etmek anlamına gelir. Burada pitch up, hızla değişen görüş açısını dengeleyen bir ayarı anlatır; compensate for it ise telafi edilen sorunu gösterir. Yapı compensate for + isim veya zamirdir. For, ayarın neyi dengelediğini belirtir ve bu kullanımda normalde atlanmaz.
Alıştırma
The extra padding compensates for the hard seat cümlesinde compensate for ne anlama gelir?
- Sert koltuğun neden olduğu rahatsızlığı dengeler.
- Koltuğu daha sert hâle getirir.
- Sert koltuğa bir şey için ödeme yapar.
Cevabı göster
Sert koltuğun neden olduğu rahatsızlığı dengeler.
This ends up pointing him just beyond the far edge of the light source. Öbek fiiller
2:45Bu da onu ışık kaynağının uzak kenarının hemen ötesine yöneltmekle sonuçlanır.
end up pointing: bir sürecin nihai sonucu
end up pointing ifadesinde end up + fiil-ing yapısı, pointing eylemini bir sürecin nihai sonucu olarak gösterir. Burada art arda gerçekleşen değişiklikler ışığın ötesine doğru bir yön oluşturur; up yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Eylemler veya olaylar sonunda belirli bir duruma yol açtığında end up + fiil-ing yapısını kullanın. Bu yapı özellikle sonuç başlangıçta planlanmadığında veya başta açıkça görülmediğinde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi end up ve arrive fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın. end up ifadesini geçmiş zamana getirin: We took the wrong road and ____ at a quiet beach.
Cevabı göster
ended up arriving
This would induce a logarithmic spiral, which is pretty easy to define with math.
2:49Bu, matematikle tanımlanması oldukça kolay olan logaritmik bir spirale yol açacaktır.
We should be able to look at the footage of the moths flying around that mercury vapor lamp
2:53O cıva buharlı lambanın etrafında uçan güvelerin görüntülerine bakabilmeli
and figure out if there's a logarithmic spiral, right? Öbek fiiller
2:56ve logaritmik bir spiral olup olmadığını anlayabilmeliyiz, değil mi?
figure out if: bir evet-hayır sorusunu çözmek
Figure out, düşünerek, gözlemleyerek veya araştırarak bir cevaba ulaşmak anlamına gelir. if yan cümlesi, çözülmesi gereken evet-hayır sorusunu, yani logaritmik bir sarmalın olup olmadığını belirtir. Burada if bir koşul oluşturmaz. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp figure out if + özne + fiil şeklindedir; figure out if the door is locked buna bir örnektir.
Alıştırma
“We need to figure out if the key fits,” cümlesinde if ne işe yarar?
- Anahtar uyduğu için anlamına gelir.
- Anahtarın uymasının bir şeyi çözmek için koşul olduğunu belirtir.
- Anahtarın uyup uymadığına ilişkin evet-hayır sorusunu tanıtır.
Cevabı göster
Anahtarın uyup uymadığına ilişkin evet-hayır sorusunu tanıtır.
I used the Phantom to record some high-speed footage of those moths flying around the lamp
3:00Bu logaritmik eğriyi çizebilmek umuduyla,
in hopes of plotting that logarithmic curve, Kalıp ifadeler
3:03lambanın etrafında uçan o güvelerin bazı yüksek hızlı görüntülerini kaydetmek için Phantom'u kullandım,
in hopes of plotting: umulan ama kesin olmayan bir amaç
“In hopes of plotting”, konuşanın görüntüleri neden kaydettiğini açıklar: eğriyi çizmek, istediği sonuçtu. Yapı in hopes of + isim veya fiilin -ing biçimidir. Gerçekleşmesi kesin bir sonucu değil, umut edilen bir amacı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo checked the mailbox again ____ finding the missing invitation.
Cevabı göster
in hopes of
but because the generator was running on AC, Kelime
3:05fakat jeneratör AC (alternatif akım) ile çalıştığı için,
running on AC: alternatif akımı güç kaynağı olarak kullanmak
“Running on AC” ifadesinde run on, “güç kaynağı olarak kullanmak” anlamına gelir. Jeneratör alternatif akım gücüyle çalışıyordu. AC, alternating current yani elektrik akımının yönünün sürekli değiştiği alternatif akım demektir. machine or device + run on + power source yapısı piller, gaz ve diğer kaynaklarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “güç kaynağı olarak kullanmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This emergency light can ____ batteries during a blackout.
Cevabı göster
run on
that light was blinking and so I decided not to even analyze the footage. Dilbilgisi
3:08ışık yanıp sönüyordu ve ben de görüntüleri hiç analiz etmemeye karar verdim.
decide not to even analyze: vurgulu bir olumsuz karar
decided not to even analyze ifadesinde not, to ile kurulan mastarı olumsuz yapar: konuşan kişi görüntüleri analiz etmemeye karar vermiştir. Bu, karar veremediği anlamına gelmez. Even, analyze sözcüğünden önce vurguyu artırır. Analiz yapmak, uygulanabilecek temel bir adım olarak görülüyordu; ancak kötü koşullar konuşan kişinin bu adımı bile tamamen atlamasına neden oldu. Aktarılabilir kalıp decide not to even + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Olumsuz bir kararı gösteren ve eylemin tamamen atlandığını vurgulayan üç sözcüklü ifadeyi yazın: The file looked unsafe, so I decided ____ open it.
Cevabı göster
not to even
Instead, I found some photos that a potter named Steven took and submitted to Nat Geo.
3:11Bunun yerine, Steven adında bir çömlekçinin çekip Nat Geo'ya gönderdiği bazı fotoğraflar buldum.
His open shutter method proved to be more effective. Kelime
3:15Açık deklanşör yöntemi daha etkili olduğunu kanıtladı.
open shutter method: uzun pozlamada hareketi kaydetmek
Open shutter method, görüntü pozlanırken fotoğraf makinesinin obtüratörünü açık tutar ve bu süre çoğu zaman normal bir anlık çekimden daha uzundur. Hareket eden bir nesneden gelen ışık zaman içinde görüntünün farklı bölümlerine ulaşır. Bunun sonucunda tek bir sabit görüntü hareketin yolunu veya izini gösterebilir. Open, pozlama sırasında obtüratörün durumunu anlatır; fotoğraf makinesinin gövdesini açmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Fotoğrafçılıkta open shutter method ne yapar?
- Fotoğrafçının sensöre ulaşabilmesi için makinenin gövdesini açar.
- Lensin diyaframını genişletir ancak her zaman çok kısa bir pozlama kullanır.
- Pozlama sırasında obtüratörü açık tutar; böylece hareket izler hâlinde görünebilir.
Cevabı göster
Pozlama sırasında obtüratörü açık tutar; böylece hareket izler hâlinde görünebilir.
Kind of maybe: belirsizlik için üst üste kullanılan yumuşatıcılar
Kind of yargıyı yumuşatarak “bir ölçüde” ya da “az çok” anlamı verir; maybe ise bir olasılık katmanı daha ekler. Birlikte, “belki biraz, ama emin değilim” gibi bir anlam taşırlar. Bu, konuşmada tereddütlü bir yanıt olarak kullanılan eksiltili bir ifadedir. İki kez yumuşatma, konuşanın kesinlik derecesini bilerek düşürür; bu nedenle kendinden emin bir “evet” olarak anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Bir konuşmacı “Kind of maybe.” diye yanıt veriyor. Bu genellikle nasıl bir tutum gösterir?
- Açık ve kendinden emin bir şekilde evet diyor.
- Temkinli, belirsiz ve kısmen olumlu bir yanıt veriyor.
- Kesin bir şekilde hayır diyor.
Cevabı göster
Temkinli, belirsiz ve kısmen olumlu bir yanıt veriyor.
but the problem is there's several moths that you can see flying directly in towards the light.
3:22ama sorun şu ki, ışığa doğru doğrudan uçtuğunu görebileceğiniz birkaç güve var.
That kind of debunks our theory, doesn't it? Kelime
3:27Bu bir nevi bizim teorimizi çürütüyor, değil mi?
debunks our theory: bir açıklamanın yanlışlığını kanıtlarla ortaya çıkarmak
Debunk a theory, bir açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya yeterli dayanaktan yoksun olduğunu göstermek için gerçekleri ya da kanıtları kullanmak demektir. Yalnızca aynı fikirde olmadığını söylemekten daha güçlüdür. Burada our theory, yanlışlığı ortaya çıkarılan açıklamadır. Debunks’tan önceki kind of ifadeyi yumuşatır: kanıtlar teorinin aleyhinde görünüyor, ancak konuşan kişi teoriyi eksiksiz ve kesin biçimde çürüttüğünü iddia etmiyor.
Alıştırma
Yeni bir test, yaygın bir iddianın sahte verilere dayandığını gösteriyor. Hangi cümlede debunk doğal biçimde kullanılmıştır?
- The article summarizes the popular claim.
- The researchers disagree with the popular claim.
- The new test debunks the popular claim.
Cevabı göster
The new test debunks the popular claim.
This leads us to theory number two: bu bizi ikinci teoriye götürüyor
This leads us to ... önceki fikir veya sonucu bir sonraki konuya bağlayan bir geçiş ifadesidir. Burada ilk teorideki sorun, konuşmacının neden şimdi ikinci teoriyi ele aldığını açıklar. Buradaki lead, fiziksel bir yere gitmeyi anlatmaz. Açıklamayı düzenler: Az önce öğrendiğimiz şey nedeniyle bir sonraki mantıklı adım bu yeni konudur.
Alıştırma
Geçişi this leads us to kullanarak tamamlayın: Our first idea does not explain the result, so ____ a second idea.
Cevabı göster
this leads us to
If you're a moth in the woods and you see a little bright spot over to your side, Dilbilgisi
3:30Ormanda bir güveyseniz ve yan tarafınızda küçük parlak bir nokta görürseniz,
you can assume that's a wide open area.
3:34orayı sonuna kadar açık bir alan olarak varsayabilirsiniz.
If ... you can assume ... ile makul bir çıkarım yapmak
If yan cümlesi olası bir durum kurar: ormanda bir güve olmak ve parlak bir nokta görmek. Bu yan cümledeki fiiller geniş zaman biçimindedir. Ana cümlede can assume kullanılarak bu durumda yapılabilecek makul bir çıkarım belirtilir. Buradaki you, dinleyiciyi bu rolü hayal etmeye davet eder; dinleyiciye gerçekten güve demez. Bu kalıp kurallar ve akıl yürütme için kullanışlıdır: If + geniş zamanlı durum, can + fiilin yalın biçimi. Will kullanmak gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle geleceğe yönelik bir tahmin veya varsayımsal sonuç yerine makul bir çıkarım belirtmek için If + geniş zaman, can kullanıyor?
- If the milk smells sour, you will assume it has gone bad.
- If the milk smelled sour, you would assume it had gone bad.
- If the milk smells sour, you can assume it has gone bad.
Cevabı göster
If the milk smells sour, you can assume it has gone bad.
Therefore, you can free fly without getting hit by trees and sticks and stuff like that.
3:37Böylece ağaçlara, dallara ve bunun gibi şeylere çarpmadan özgürce uçabilirsiniz.
So, the theory goes that these species of moths will align themselves with a light and fly directly towards it. Kalıp ifadeler
3:41Yani teoriye göre bu güve türleri kendilerini bir ışıkla aynı hizaya getirecek ve doğrudan ona doğru uçacaktır.
the theory goes that: bir teorinin iddiasını aktarma
The theory goes that, bir teorinin bir şeyi söylediğini veya ileri sürdüğünü belirten kalıplaşmış bir aktarma yapısıdır. Burada goes hareket etmeyi anlatmaz; that sonrasındaki yan cümle teorinin içeriğini verir. Bu yapı, konuşanın bir açıklamayı özetlerken ona belli bir mesafede durmasını sağlar. Teorinin ne önerdiğini aktarır; fikrin kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıplaşmış aktarma yapısıyla tamamlayın: ____ bees use the sun to find their way.
Cevabı göster
The theory goes that
So, after looking at all these theories and making my own observations, Dilbilgisi
3:46Böylece, tüm bu teorilere baktıktan ve kendi gözlemlerimi yaptıktan sonra,
I took high-speed video of cicadas flying around lanterns.
3:50fenerlerin etrafında uçan ağustosböceklerinin yüksek hızlı videosunu çektim.
after looking ... and making ...: paralel -ing eylemleri
After, tamamlanmış iki arka plan eylemini başlatır: looking at all these theories ve making my own observations. İki -ing grubu da after sözcüğüne bağlıdır; dolayısıyla yapı after + V-ing + and + V-ing şeklindedir. İki -ing eylemini yapan kişinin ana cümlenin öznesi I olduğu anlaşılır. Bu kısa yapı, iki hazırlık adımının da I took the video eyleminden önce gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle after yapısını iki paralel arka plan eylemiyle doğru kullanır ve eylemleri kimin yaptığını açıkça gösterir?
- After checking the map and packed some water, Maya started the hike.
- After checking the map and packing some water, Maya started the hike.
- After checking the map and packing some water, the hike began.
Cevabı göster
After checking the map and packing some water, Maya started the hike.
Something became painfully clear to me. Kalıp ifadeler
3:53Bir şey bana acı verecek kadar netleşti.
painfully clear: kabul etmesi zor bir gerçek
painfully clear ifadesinde painfully, clear sözcüğünü güçlendirirken konuşanın tepkisini de aktarır: gerçek artık tartışmasızdır, fakat onu kabul etmek rahatsız edici, hayal kırıcı veya kaçınılmazdır. Buradaki painfully mecazidir; fiziksel acıyı anlatmaz. Aktarılabilir temel anlam, istenmeyen bir gerçeğin görmezden gelinemeyecek kadar açık olmasıdır.
Alıştırma
painfully clear hangi durumda en doğal seçimdir?
- Bir çocuk bulmacanın basit bir cevabı olduğunu sevinerek keşfeder.
- Birkaç başarısız denemeden sonra Mia sonunda planının işe yaramayacağını kabul eder.
- Öğretmen yönergeleri büyük ve kolay okunan harflerle yazdırır.
Cevabı göster
Birkaç başarısız denemeden sonra Mia sonunda planının işe yaramayacağını kabul eder.
Science does not know why insects that are phototactic are attracted to light.
3:56Bilim, fototaktik olan böceklerin neden ışığa çekildiğini bilmiyor.
We think we know, but we don't: kısa ve güçlü bir tersine dönüş
Cümle önce bir beklenti oluşturur ve onu hemen tersine çevirir. We think we know, özgüveni bir izlenim olarak sunarken but we don't bu özgüvenin yanlış olduğunu gösterir. we don't içindeki don't, don't know yerine geçer; böylece know tekrarlanmaz. we sözcüğünün yinelenmesi ve know ile don't arasındaki karşıtlık, düzeltmeyi kısa, dengeli ve güçlü kılar. Bu yapı dinleyiciyi varsayılan inançtan gerçek sonuca taşır.
Alıştırma
understand sözcüğünü tekrarlamadan karşıtlığı tamamlayın: We think we understand the map, but we ____.
Cevabı göster
don't
I mean, at a base level, we don't know what's happening.
4:04Yani, temel düzeyde ne olduğunu bilmiyoruz.
This is such a simple thing for humans not to know. Dilbilgisi
4:06Bu, insanların bilmemesi için çok basit bir şey.
insanların bilmemesi şaşırtıcı olacak kadar basit bir şey
such a + sıfat + isim yapısında such, isim grubunun derecesini veya şaşırtıcı niteliğini vurgular: burada şeyin şaşırtıcı derecede basit olduğu anlatılır. İsim grubu such a simple thing ifadesidir. for humans not to know yapısı, know eyleminin mantıksal öznesinin humans olduğunu göstermek için for + isim veya zamir + to mastarını kullanır. not, to know ifadesinin hemen önüne gelir; bu yüzden anlamı insanların bunu bilmemesidir. for humans, “insanların yararına” anlamına gelmez.
Alıştırma
such a + sıfat + isim ve for + kişi + not to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- It was so an obvious clue for the detective not to notice.
- It was such an obvious clue for the detective not to notice.
- It was such obvious a clue for the detective not to notice.
Cevabı göster
It was such an obvious clue for the detective not to notice.
We've been observing this for hundreds of years. Dilbilgisi
4:09Bunu yüzlerce yıldır gözlemliyoruz.
bunu yüzlerce yıldır gözlemliyoruz
Present perfect continuous olan have/has been + fiil-ing yapısı, geçmişte başlayan bir etkinliği şimdiye bağlar ve etkinliğin devam eden veya tekrarlanan sürecini vurgular. We've, we have ifadesinin kısaltmasıdır; been observing ise continuous fiil grubudur. For + bir zaman süresi, etkinliğin ne kadar sürdüğünü belirtir: for hundreds of years, gözlemin geçmişten bugüne yüzlerce yıl boyunca sürdüğü anlamına gelir. Bu, gelecekteki bir süreyi göstermez.
Alıştırma
Cümlenin anlamını değerlendirin: “We've been observing this for hundreds of years.” Bu cümle gözlemi geçmişte başlayıp şimdiye kadar devam eden veya tekrarlanan bir etkinlik olarak mı sunuyor?
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
we've known that bugs are attracted to artificial light.
4:13böceklerin yapay ışığa çekildiğini biliyoruz.
as long as humans have had fire, we've known: süre, koşul değil
Burada as long as, koşul bildiren yeter ki anlamında değil, insanların ateşe sahip olduğu tüm dönem boyunca anlamındadır. Bu ifade, insanların ateşe sahip olduğu dönemin tamamını, başlangıcından cümledeki şimdiye kadar kapsar. have had ve we've known yapıları present perfect biçimleridir ve geçmişteki bir dönemi şimdiyle bağlar. Konuşan kişi, insanların bu gerçeği o dönemin tamamı boyunca bildiğini söylüyor; bir koşul öne sürmüyor.
Alıştırma
Cümlede as long as humans have had fire ne anlama geliyor?
- İnsanların ateşe sahip olduğu tüm süre boyunca
- Yalnızca insanlar ateşi kullanmayı bıraktıktan sonra
- İnsanların ateşi varsa
Cevabı göster
İnsanların ateşe sahip olduğu tüm süre boyunca
So, it was only a matter of time before we invented things like the bug zappers. Deyimler
4:15Bu nedenle, sinek öldürücü cihazlar gibi şeyleri icat etmemiz an meselesiydi.
only a matter of time before ifadesinin sonunda gerçekleşme anlamı
only a matter of time before, bir şeyin er ya da geç gerçekleşmesinin beklendiğini ve geriye yalnızca ne zaman gerçekleşeceği sorusunun kaldığını anlatır. Bu cümlede insanlar böceklerin ışığa çekildiğini zaten bildiği için, böcek öldürücülerin icadı doğal bir sonraki sonuç gibi görülür. Only, olayın “yakında” gerçekleşeceği anlamına gelmez. Belirli zaman bilinmese de olayın sonunda gerçekleşeceğini vurgular; before ise geçmişteki referans noktasından sonra gerçekleşen olayı tanıtır.
Alıştırma
Sonucun er ya da geç gerçekleşmesinin beklendiğini anlatan ifadeyi ekleyerek cümleyi tamamlayın: As the town grew, it was only a ____ before the old bridge needed repairs.
Cevabı göster
matter of time
You buy a bug zapper, expect it to work.
4:21Bir sinek öldürücü satın alırsınız, işe yaramasını beklersiniz.
Obviously, these things don't work as advertised. Kalıp ifadeler
4:25Açıkçası, bu şeyler reklamı yapıldığı gibi çalışmıyor.
work as advertised: reklamda söylendiği gibi çalışmak
To work as advertised, bir ürünün reklamda veya satıcının iddialarında söylendiği şekilde çalışması demektir. Buradaki don't work as advertised, gerçek sonuçların verilen sözle uyuşmadığını belirtir. As advertised, work fiilini niteler: Buradaki as, “reklam yapılırken” değil, “belirtildiği şekilde” anlamındadır. Bu kalıp, tanıtım iddiasıyla gerçek performansı karşılaştırırken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Ürünün tanıtım iddialarını karşıladığını belirten ifadeyle değerlendirmeyi tamamlayın: "The company promised a quiet fan, and it ____."
Cevabı göster
worked as advertised
Let me explain why: gerekçeleri sunmaya başlamak
Let me explain why, dinleyicilere sonucun söylendiğini ve sırada gerekçelerin bulunduğunu bildirir. İletiyi iddiadan onu destekleyen açıklamaya geçirerek düzenler. Buradaki Let me, söz almak ve konuşmayı yönlendirmek için kullanılan nazik bir ifadedir. Genellikle gerçek anlamda izin istemez.
Alıştırma
Sonucunuzu söylediniz ve şimdi gerekçeleri kendiniz açıklamak istiyorsunuz. En açık geçiş cümlesi hangisidir?
- Let me explain why.
- I already explained why.
- Can you explain why?
Cevabı göster
Let me explain why.
Temkinli bir yorum olarak if I read the literature correctly
if I read the literature correctly, “yayımlanmış yazıları doğru anladıysam” demektir. Konuşan kişi bir sonuç sunar ama kendi yorumunun yanlış olabileceğini de kabul eder. Bu, dinleyicinin kontrol etmesi gereken gerçek bir koşul değildir. Bu, bazen epistemik çekince olarak adlandırılan temkinli bir giriş biçimidir. Kendi yorumunuza dayanan bir sonuçtan önce if I + anlama, okuma veya hatırlamayla ilgili bir fiil + correctly yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın yorumuna dayanan bir sonucu if I ... correctly ile yumuşatır?
- The report is correct, so the new rule starts in June.
- If you read the report correctly, you will find the date on page two.
- If I read the report correctly, the new rule starts in June.
Cevabı göster
If I read the report correctly, the new rule starts in June.
more bugs will go to the UV light because more bugs can see that wavelength.
4:30daha fazla böcek o dalga boyunu görebildiğinden, UV ışığına daha fazla böcek gidecektir.
but the problem is mosquitoes aren't the only type of bugs that is dying on these things.
4:35ama sorun şu ki bu cihazlarda ölen tek böcek türü sivrisinekler değil.
You might be doing more harm to the moth population Dilbilgisi
4:38Aslında sivrisinek popülasyonuna verdiğiniz zarardan
than you are actually doing to the mosquito population.
4:41çok daha fazlasını güve popülasyonuna veriyor olabilirsiniz.
more harm to X than ... to Y: doing harm tekrarından kaçınma
more harm to X than ... to Y, iki hedefe verilen zarar miktarını karşılaştırır. Burada güve popülasyonuna verilen zararla sivrisinek popülasyonuna verilen zarar karşılaştırılır; iki popülasyonun büyüklüğü karşılaştırılmaz. than ile başlayan yan cümlede doing, başka bir fiil grubunun yerine geçer: you are actually doing to the mosquito population, you are actually doing harm to the mosquito population anlamına gelir. İngilizce, tekrarlanan harm sözcüğünü düşürür. Actually, amaçlanan veya varsayılan etki yerine ikinci popülasyon üzerindeki gerçek etkiyi vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle, fırtınanın yollara ve evlere verdiği hasar miktarını karşılaştırırken did damage ifadesini tekrarlamaz?
- The storm did more damage than the roads did to the houses.
- The storm damaged more roads than it did houses.
- The storm did more damage to the roads than it did to the houses.
Cevabı göster
The storm did more damage to the roads than it did to the houses.
Mosquitoes are actually attracted to carbon dioxide,
4:43Sivrisinekler aslında karbondioksite çekilirler,
which is why they have these little inserts of octanol or something like that that they put in the bottom of these things. Notlar
4:45bu yüzden bu cihazların alt kısmına koydukları oktanol veya buna benzer küçük eklentileri vardır.
which is why ile bir gerçeği sonucuna bağlamak
Which is why, önceki gerçeğin tamamına, yani sivrisineklerin karbondioksite çekilmesine gönderme yapar. Ardından bu gerçekten doğan sonucu veya açıklamayı, burada cihazlarda neden küçük parçalar bulunduğunu belirtir. Kalıp gerçek, which is why + sonuç şeklindedir. İlk yan cümleyi neden olarak sunar ve ardından gelen sonuca akıcı biçimde bağlar; which yalnızca en yakındaki carbon dioxide ismine gönderme yapmaz.
Alıştırma
İlk gerçeğe gönderme yapıp onun sonucunu belirten üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The bus is late, ____ we are waiting.
Cevabı göster
which is why
or something like that ile yaklaşık bir ayrıntı belirtmek
Or something like that, dinleyiciye octanol sözcüğünün yalnızca yaklaşık bir ad veya örnek olduğunu bildirir. Konuşan kişi maddenin genel türünü hatırlar, ancak tam ayrıntıdan emin değildir. İfade, hemen öncesindeki sözcüğe veya fikre gönderme yaparak kesinlik düzeyini düşürür. Bu ayrıntıyı doğrulanmış bilgi olarak değil, yaklaşık bilgi olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bir çocuk “The game starts at seven or something like that.” diyor. Buradaki or something like that neyi gösterir?
- Çocuk saatin tam olarak yedi olduğunu doğrulamıştır.
- Çocuk oyunun daha geç başlamasını istiyor.
- Çocuk kesin saatten emin değildir.
Cevabı göster
Çocuk kesin saatten emin değildir.
You see these black baffles on the side of the bug zapper?
4:50Sinek öldürücünün yanındaki bu siyah engelleri görüyor musunuz?
Now, that's there for a very specific reason.
4:53Bunlar orada çok spesifik bir nedenden dolayı var.
Remember how we talked about how a moth or another bug will try to go towards the Anlatım akışı
4:55Bir güvenin veya başka bir böceğin doğrudan ışık kaynağına değil de
side of a light source instead of directly at it.
4:58onun yan tarafına doğru gitmeye çalışacağından nasıl bahsettiğimizi hatırlıyor musunuz?
Remember how we talked about how ...: ortak bilgiyi yeniden hatırlatma
Remember how we talked about how ... dinleyiciden daha önceki ortak bir konuşmayı hatırlamasını ister. Bu eski bilgi, ardından gelen yeni açıklamanın başlangıç noktası olur. İlk how, hatırlanacak önceki konuşmayı belirtir. İkinci how ise o konuşmanın konusunu, yani böceğin ışığın yakınında nasıl hareket ettiğini açıklar. how sözcüğünün bu şekilde tekrarı konuşmada doğaldır; özenli yazıda ise çoğu zaman daha kısa bir biçim kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle ortak bilgiyi doğal biçimde hatırlatıp ardından yeni bir açıklamaya başlamak için kullanır?
- Bees use the sun, and this is the first time I have mentioned it.
- Forget our earlier talk about bees; it has nothing to do with this map.
- Remember how we talked about how bees use the sun? That idea helps explain this map.
Cevabı göster
Remember how we talked about how bees use the sun? That idea helps explain this map.
Now, what these baffles do is they create the illusion of multiple small light sources. Dilbilgisi
5:00Bu engellerin yaptığı şey çok sayıda küçük ışık kaynağı yanılsaması yaratmaktır.
What these baffles do is they create ...: bir şeyin ne yaptığını öne çıkarma
What these baffles do is ... aygıtın işlevini açıkça öne çıkarır. What ile başlayan yan cümle konuyu belirtir, is'ten sonraki bölüm ise eylemi ya da sonucu verir. Buradaki sonuç, bölmelerin tek bir ışığı birkaç küçük ışık kaynağı gibi göstermesidir. Bu konuşma dili örneğinde they zamiri, these baffles öznesini tekrar eder: What these baffles do is they create ... . Bu tam yan cümle gündelik açıklamalarda yaygındır. Daha kısa yapı, özellikle özenli yazıda, What these baffles do is create ... biçimidir.
Alıştırma
What ... do is ... kalıbını ve remove fiilini kullanarak kısa odak yapısını tamamlayın: What this filter ____ is ____ dust from the air.
Cevabı göster
does · remove
So, when a bug comes in and he sees those small light sources,
5:04Bu yüzden, bir böcek gelip bu küçük ışık kaynaklarını gördüğünde,
go for: bir hedefi seçip ona doğru hareket etmek
Bu cümlede go for, “bir şeyi hedefleyip ona doğru hareket etmek” demektir. Güve, ışıklardan birinin yan tarafına ulaşmaya çalıştığı için bu ifade onun hedefini gösterir. Go for, anlamı bir bütün olarak anlaşılması gereken bir öbek fiildir. Başka bağlamlarda “seçmek” veya “elde etmeye çalışmak” anlamına gelebilir; ancak burada “beğenmek” ya da “saldırmak” anlamında değildir. Hareket bağlamı fiziksel bir hedefi gösterir.
Alıştırma
Burada go for ne anlama geliyor? “The runner sees an open path and goes for the left side.”
- Sol taraftan uzaklaşır
- Hareket etmeden yalnızca sol tarafı daha çok beğenir
- Sol tarafı hedefler ve oraya doğru hareket eder
Cevabı göster
Sol tarafı hedefler ve oraya doğru hareket eder
and unfortunately, he goes directly in towards the electrified grid,
5:08ve ne yazık ki doğrudan elektrikli ızgaraya doğru ilerler,
getting zapped: sonuç bildiren bir -ing ifadesi
Getting zapped, ana eylemden sonra eklenen bir -ing yan cümlesidir. Anlamca öznesi he sözcüğüdür ve elektrikli ızgaraya girmenin sonucunu gösterir: onu elektrik çarpar. “Ana eylem, + -ing ile sonuç” kalıbı, bir eylemi sonucuna doğrudan bağlar. Buradaki getting ayrı bir planı anlatmaz. Get + zapped ise edilgen anlam taşır: bir şey ona elektrik şoku verir.
Alıştırma
Sonuç ifadesini tamamlamak için get + zap yapısını doğru biçime getirin: “The toy robot touched a live wire, ____.”
Cevabı göster
getting zapped
So, moths and other bugs do not fly solely on light sources alone.
5:15Yani, güveler ve diğer böcekler sadece ışık kaynaklarına dayanarak uçmazlar.
moths fly ... while I was flying: fly kelimesinin iki anlamı
Burada fly, bağlama göre iki farklı anlama gelir. Özne moths olduğunda fly, kanatlarla havada hareket etmek demektir. Özne I olduğunda was flying, uçakla seyahat etmek demektir; konuşanın kendi gücüyle havada hareket ettiği anlamına gelmez. Fly biçimlerinin tekrarlanması bir kelime oyunu oluşturur. İlk kullanım güvelerin uçuşunu düşündürür, ikincisi ise aynı kelimeyi bir insanın hava yolculuğu anlamına kaydırır. Mizah bu anlam değişiminden doğar.
Alıştırma
Bu cümlede fly kelimesinin tekrarlanmasını komik yapan nedir?
- Konuşanın bir güve gibi uçabildiği anlamına gelir.
- Her iki yerde de uçakla seyahat etmek anlamına gelir.
- Güveler için kanatlarla hareket etmek, konuşan içinse uçakla seyahat etmek anlamına gelir.
Cevabı göster
Güveler için kanatlarla hareket etmek, konuşan içinse uçakla seyahat etmek anlamına gelir.
You might be aware that Audible actually sponsors Smarter Every Day. Ton ve niyet
5:37Audible'ın aslında Smarter Every Day'e sponsor olduğunun farkında olabilirsiniz.
You might be aware that: dinleyicinin bilgisi hakkında nazik bir ihtiyat ifadesi
You might be aware that..., dinleyicinin zaten biliyor olabileceği bir bilgiyi sunar. Buradaki might, ardından gelen gerçeğin belirsiz olduğunu değil, dinleyicinin bu gerçeği bilip bilmediğinin belirsiz olduğunu gösterir. Bu ifade iki olasılığa da yer bırakır. Bilgiyi bilen kişi bunu ortak bir arka planın hatırlatılması olarak duyar; bilmeyen kişi ise bilmesi bekleniyormuş gibi hissetmez.
Alıştırma
Hangi başlangıç, dinleyicinin zaten biliyor olabileceği bir gerçeği bildiğini varsaymadan nazikçe sunar?
- You know that the library closes at six.
- You may not know that the library closes at six.
- You might be aware that the library closes at six.
Cevabı göster
You might be aware that the library closes at six.
You can download it for free and it helps Smarter Every Day.
5:42Bunu ücretsiz indirebilirsiniz ve bu Smarter Every Day'e yardımcı olur.
It's by a guy named E.O. Wilson, Edward Wilson.
5:47E.O. Wilson, Edward Wilson adında bir adamın kitabı.
He uh he went to the University of Alabama just like I did.
5:50O... tıpkı benim gibi Alabama Üniversitesi'ne gitti.
Anyway, what's interesting is he is a bug expert from my state. Anlatım akışı
5:55Her neyse, ilginç olan şu ki o benim eyaletimden bir böcek uzmanı.
What's interesting is: bir bilginin tamamına odaklanmak
What's interesting is ... bir odaklama kalıbıdır. Dinleyicilere, konuşmacının özellikle dikkat çekici bulduğu bir bilgiyi birazdan sunacağını bildirir. Burada interesting, ardından gelen bütün bilgiyi—onun konuşmacıyla aynı eyaletten bir böcek uzmanı olmasını—değerlendirir; yalnızca he ya da bug expert ifadesini nitelemez. is sonrasında that ile başlayan bir yan cümle gelebilir; konuşma dilinde that sık sık atılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir bilginin tamamını konuşmacının odağı olarak sunmak için what's interesting is kalıbını kullanıyor?
- What's interesting is that both keys open the same door.
- What's the key beside the door?
- The interesting key is beside the door.
Cevabı göster
What's interesting is that both keys open the same door.
The book I'm reading right now is called "Letters to a Young Scientist".
6:00Şu an okuduğum kitabın adı "Letters to a Young Scientist".
I'll let you look out the window real quick just so you know where we're at. Dilbilgisi
6:06Nerede olduğumuzu bilmeniz için pencereden dışarı kısaca bir bakmanıza izin vereceğim.
I'll let you + fiilin yalın biçimi
Let + kişi + fiilin yalın biçimi, bir kişinin bir şey yapmasına izin vermek veya ona bunu yapma fırsatı vermek anlamına gelir. I'll let you look ifadesinde I'll, konuşmacının bu fırsatı şimdi ya da birazdan sunduğunu gösterir. you sonrasında fiilin yalın biçimini kullanın: let you look doğrudur, let you to look değildir. Buradaki let, birini yalnız bırakmak veya ne yaptığıyla ilgilenmemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, birine fırsat sunmak için let sözcüğünü doğru kullanıyor?
- I'll let you hold the compass for a minute.
- I'll let you to hold the compass for a minute.
- I'll let you holding the compass for a minute.
Cevabı göster
I'll let you hold the compass for a minute.
Anyway, "Letters to a Young Scientist" is about Edward Wilson's long career
6:09Her neyse, "Letters to a Young Scientist" Edward Wilson'ın uzun kariyeri
and what he learned and didn't learn while he was studying insects.
6:14ve böcekleri incelerken öğrendiği ve öğrenemediği şeyler hakkında.
The cool thing is you can learn from his mistakes
6:19Harika olan şey, onun hatalarından öğrenebilirsiniz