SpaceX, Falcon 9'u Nasıl Taşıyor?: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
981 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Falcon 9 parçaları Kaliforniya'dan Florida'ya karayoluyla gider, kurtarılan kademe denizden limana döner; video bunu Saturn V rotalarıyla karşılaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. go above and beyond — Deyimler ve mecazlı ifadeler: normal beklentiyi aşan çabayı övün ve ifadeyi hizmet ya da iş için kullanın. 2. autonomous drone ship — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: roket kademesinin indiği otomatik deniz platformunu uçan drone veya yük gemisinden ayırın. 3. a whole three times larger than — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: çarpan ve karşılaştırmayla boyut farkını anlatın, a whole ifadesinin kattığı vurguyu anlayın.

Bu derste

If you're a SpaceX fan, you will probably be familiar with classic shots like this. Kalıp ifadeler

0:00

Eğer bir SpaceX hayranıysanız, muhtemelen bu tür klasik çekimlere aşinasınızdır.

Kalıp ifadeler

be familiar with: bir şeye aşina olmak

Be familiar with, daha önce öğrenmiş veya deneyimlemiş olduğunuz için birini ya da bir şeyi bilmek veya tanımak anlamına gelir. Burada SpaceX hayranlarının bu klasik görüntüleri muhtemelen tanıyacağı anlatılıyor. Yapı be familiar with + isim, zamir veya -ing biçimidir. with sözcüğünü atmayın: familiar with classic shots; familiar with using the controls.

Alıştırma

Öğrenilen ifadede eksik olan sözcüklerle cümleyi tamamlayın: After a week of training, Maya is ____ the safety rules.

Cevabı göster

familiar with

When it comes to space flight, Anlatım akışı

0:06

Söz konusu uzay uçuşu olduğunda,

Anlatım akışı

When it comes to + isim veya -ing biçimi

When it comes to, konuşmacının sırada ele alacağı belirli konuyu veya yönü tanıtır. Bu cümlede tartışmayı uzay uçuşuyla sınırlar; virgül, asıl açıklamanın ardından geleceğini gösterir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: When it comes to safety...; When it comes to choosing a route....

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen konu belirleme ifadesiyle tamamlayın: ____ planning a trip, I always check the weather first.

Cevabı göster

When it comes to

rocket companies usually go above and beyond to document every aspect of their launches. Deyimler

0:08

roket şirketleri fırlatmalarının her yönünü belgelemek için genellikle ellerinden gelenin fazlasını yaparlar.

Deyimler

go above and beyond: beklenenden fazlasını yapmak

go above and beyond deyimi, normalde gerekenden veya beklenenden fazlasını yapmak demektir. Burada şirketlerin fırlatmalarını özellikle ayrıntılı biçimde belgelemelerini övüyor. Bu cümlede above and beyond, gerçek anlamda yukarı hareket etmek ya da bir yerin ötesine geçmek değildir. Kalıp go above and beyond şeklindedir; go, özneye ve zamana göre goes, went veya gone biçimini alır.

Alıştırma

Sabit deyimi tamamlayın: Our neighbor went above and ____ to help us after the storm.

Cevabı göster

beyond

Back in the Apollo days,

0:15

Apollo günlerine dönersek,

TV stations covered the entire length of the Apollo 11 mission in great detail, Kalıp ifadeler

0:16

TV istasyonları Apollo 11 görevinin tamamını çok ayrıntılı bir şekilde yayınlamış,

Kalıp ifadeler

in great detail: bir şeyi çok ayrıntılı anlatmak

In great detail, zarf görevi gören bir edat öbeğidir ve çok ayrıntılı, birçok belirli olgu veya bölüm içerecek biçimde anlamına gelir. Burada televizyon kanallarının görevi nasıl haberleştirdiğini açıklar. Bu kalıplaşmış ifadede detail tekildir: in great detail denir, in great details denmez. Explain, describe, discuss, report ve document gibi fiilleri niteleyebilir.

Alıştırma

“Çok ayrıntılı biçimde” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi hangi seçenek doğru tamamlar? The detective described the evidence ____.

  1. in great details
  2. in great detail
  3. on great detail
Cevabı göster

in great detail

reaching a viewership of 600 million people around the world Dilbilgisi

0:21

Neil Armstrong ayda yürüdüğünde

Dilbilgisi

reaching ...: virgül + -ing yapısıyla sonuç eklemek

Virgülden sonraki -ing yapısı reaching a viewership of 600 million people, televizyon yayınlarının sonucunu ve ulaştığı ölçeği ekler: yayınlar 600 milyon kişilik bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Bu yapının anlamca öznesi önceki yayın olayıdır; the Apollo 11 mission değildir. Reaching çekimsiz bir biçimdir, bu nedenle covered ile paralel başka bir ana fiil değildir.

Alıştırma

Örnekte vurgulanan -ing yapısı ne işe yarıyor?

  1. Apollo 11 görevinin kendisinin 600 milyon kişiye doğru yolculuk ettiğini söyler.
  2. İzleyici sayısını televizyon yayınlarının bir sonucu olarak sunar.
  3. reaching sözcüğünü covered ile paralel ikinci bir çekimli ana fiil yapar.
Cevabı göster

İzleyici sayısını televizyon yayınlarının bir sonucu olarak sunar.

when Neil Armstrong walked on the moon.

0:24

dünya çapında 600 milyonluk bir izleyici kitlesine ulaşmıştı.

That's one small step for man.

0:27

Bu, insan için küçük bir adım.

The recent Falcon Heavy launch

0:31

Yakın zamandaki Falcon Heavy fırlatması

had over 1 million people watching live on YouTube alone. Kelime

0:33

yalnızca YouTube üzerinden canlı olarak 1 milyondan fazla kişi tarafından izlendi.

Kelime

on YouTube alone: yalnızca bu kanalın kendisi

Burada alone, “yalnızca bu kanal kendi başına” anlamına gelir. YouTube sözcüğünün hemen ardından geldiği için istatistiği bu platformla sınırlar: Diğer platformlardaki izleyiciler sayılmadan, yalnızca YouTube 1 milyondan fazla canlı izleyiciye ulaşmıştır. İnsanların yanlarında kimse olmadan izlediği anlamına gelmez. Alone bir isim öbeğinin ardından geldiğinde, yalnızca bu kişinin, yerin, kanalın veya etkenin bile sayıyı ya da etkiyi dikkat çekici hâle getirdiğini vurgulayabilir.

Alıştırma

Örnekteki on YouTube alone ne anlama geliyor?

  1. Fırlatılış yalnızca YouTube’da izlenebiliyordu ve başka hiçbir yerde izlenemiyordu.
  2. YouTube’da 1 milyondan fazla kişi izledi ve bu sayıya diğer platformlardaki izleyiciler dâhil değildir.
  3. 1 milyondan fazla kişi yanında başka kimse olmadan izledi.
Cevabı göster

YouTube’da 1 milyondan fazla kişi izledi ve bu sayıya diğer platformlardaki izleyiciler dâhil değildir.

Thanks to the broadcast teams,

0:38

Yayın ekipleri sayesinde,

we are able to watch these rockets go on their incredible journeys. Dilbilgisi

0:39

bu roketlerin inanılmaz yolculuklarına çıkışını izleyebiliyoruz.

Dilbilgisi

watch these rockets go ifadesinde watch + nesne + yalın fiil

watch these rockets go ifadesinde watch'tan sonra nesne these rockets ve fiilin yalın hâli go gelir. Bu, algı bildiren watch + nesne + yalın fiil yapısıdır; to kullanılmaz. Bu yapı, gözlemlenen eylemi bütün bir olay veya süreç olarak sunar. Burada roketlerin yolculuklarına çıkışı izlenir; yalnızca eylemin sürmekte olan tek bir anı görülmez.

Alıştırma

Eylemin tamamının gözlemlendiğini göstermek için cümleyi cross fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We watched the robot ____ the room from start to finish.

Cevabı göster

cross

But what about the rocket journeys we don't get to see? Anlatım akışı

0:43

Peki ya göremediğimiz roket yolculukları?

Anlatım akışı

Karşıt bir konuya geçiş olarak But what about ...?

Burada But, daha önce söz edilen tanıdık roket yolculuklarına bağlanır ve bir karşıtlık sinyali verir. Ardından what about, dışarıda bırakılmış ilgili bir konuyu gündeme getirir: insanların göremediği yolculuklar. Bu soru yalnızca yolculuklar hakkında bilgi istemez; konuyu başka bir yöne çevirir. Dinleyiciyi konunun bilinen tarafından, sırada ele alınacak gözden kaçmış tarafına yönlendirir.

Alıştırma

Bir planın faydalarını anlattınız. Karşıtlığı en açık biçimde belirtip henüz ele alınmamış olası bir sorunu gündeme getiren cümle hangisidir?

  1. But what about the cost?
  2. How about lowering the cost?
  3. Because the cost is low.
Cevabı göster

But what about the cost?

In this video,

0:47

Bu videoda,

we are going to look at the challenging cross-country journey

0:48

Falcon 9'un geçmesi gereken

the Falcon 9 has to go through Öbek fiiller

0:51

fırlatma rampasına ulaşabilmek için

in order to reach the launch pad. Kalıp ifadeler

0:53

ülkeyi boydan boya geçen zorlu yolculuğa bakacağız.

Öbek fiiller

Zorlu bir süreci yaşamak anlamındaki “go through”

Burada go through, “zorlu bir süreci yaşamak ve tamamlamak” anlamına gelir. Falcon 9 kapalı bir fiziksel alanın içinden geçmiyor; ülke çapındaki yolculuk, yaşaması gereken zorlu sürecin kendisidir. The Falcon 9 has to go through ilgi cümleciğinde that atılmıştır ve journey, go through fiilinin nesnesidir: the journey [that] the Falcon 9 has to go through. Aynı ifade checks, changes veya difficult periods gibi süreç ve deneyimlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “bir süreci yaşamak ve tamamlamak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The team had to ____ several safety checks before the event.

Cevabı göster

go through

Kalıp ifadeler

Amaç bildiren “in order to”

In order to, bir eylemin amacını belirtir ve “Neden?” sorusuna cevap verir. Burada reach, ifadeden sonra gelen yalın fiildir; fırlatma rampasına ulaşmak ise yolculuğu yapmanın amacıdır. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Genellikle yalnızca to kullanmaktan daha açıktır; bu nedenle planları, süreçleri veya uzun cümleleri açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Amaç bildirmek için cümleyi doğru tamamlayan seçenek hangisidir? The engineers ran one more test ___ confirm the system was safe.

  1. because of
  2. in order to
  3. despite
Cevabı göster

in order to

We're also going to talk about the transportation methods that are used

0:55

Ayrıca kullanılan taşıma yöntemlerinden

and the alternative methods that were used in the past.

0:59

ve geçmişte kullanılan alternatif yöntemlerden de bahsedeceğiz.

SpaceX manufactures the Falcon 9 rocket at their facility in Hawthorne, California,

1:04

SpaceX, Falcon 9 roketini Hawthorne, Kaliforniya'daki tesislerinde üretiyor,

although the majority of their rockets launch from Cape Canaveral, Florida.

1:10

ancak roketlerinin çoğu Cape Canaveral, Florida'dan fırlatılıyor.

This means they have to go through a 2 and 1/2 thousand mile journey

1:14

Bu, sırf fırlatma alanına ulaşabilmek için

just to get to the launch site.

1:18

2.500 millik bir yolculuk yapmaları gerektiği anlamına geliyor.

In order to get to Cape Canaveral,

1:21

Cape Canaveral'a gitmek için,

the Falcon 9 travels in different parts on the back of a huge semi truck.

1:22

Falcon 9, büyük bir tırın arkasında farklı parçalar halinde seyahat ediyor.

But even before that,

1:28

Ancak ondan da önce,

every new Merlin engine is transported to their testing facility in McGregor, Texas,

1:29

her yeni Merlin motoru, McGregor, Teksas'taki test tesislerine taşınıyor,

where it's put through a full static fire test. Notlar

1:35

ve burada tam bir statik ateşleme testinden geçiriliyor.

Öbek fiiller

put through + bir test veya süreç

Edilgen be put through + bir test veya süreç yapısında put through, birinin ya da bir şeyin o süreçten geçmesinin veya süreci tamamlamasının sağlanması anlamına gelir. Burada motor tam bir teste tabi tutulur; fiziksel olarak başka bir nesnenin içinden geçirilmez. Aynı yapı denetimler, kontroller, deneyler ve zorlu eğitimler için de kullanılabilir. Sürece tabi tutulan kişi veya şeyi öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki öbeksi fiille tamamlayın. Laboratuvar her kaskı güvenlik testine tabi tutar: Every helmet is ____ a safety test before it is sold.

Cevabı göster

put through

Kültür

static fire test: roket mühendisliğinde statik ateşleme testi

Static fire test, bir roket motorunun veya roketin tamamının sağlam biçimde sabitlenip ateşlendiği ve mühendislerin bu sırada performansını ölçtüğü bir yer testidir. Test itki üretir, ancak donanım havalanmaz. Static sözcüğü hareketsiz kalacak şekilde sabitlenen motoru veya aracı anlatır; alevin hareketsiz olduğunu anlatmaz. Terim, statik elektrik veya gerçek bir fırlatma değil, ateşleme testi anlamına gelir.

Alıştırma

"The booster completed a static fire test before launch," cümlesinde ne oldu?

  1. İtici yalnızca statik elektrik açısından kontrol edildi.
  2. İtici sabitlendi ve motorları yerde ateşlendi.
  3. İtici havalandı ve kısa bir uçuşu tamamladı.
Cevabı göster

İtici sabitlendi ve motorları yerde ateşlendi.

Each engine is then transported back to Hawthorne

1:38

Ardından her bir motor Hawthorne'a geri taşınıyor

to be attached to the Falcon 9's first stage.

1:41

ve Falcon 9'un birinci aşamasına takılıyor.

Then the enormous first stage makes its long journey by road to Cape Canaveral,

1:46

Daha sonra devasa birinci aşama, Cape Canaveral'a olan uzun karayolu yolculuğuna çıkıyor,

often stopping off in McGregor to perform static fire tests as a whole unit. Öbek fiiller

1:51

genellikle bütün bir ünite olarak statik ateşleme testleri yapmak için McGregor'da duraklıyor.

Öbek fiiller

“stopping off”: yol üzerinde kısa süre durmak

Bu cümlede stopping off, Cape Canaveral'a giden daha uzun bir yolculuk sırasında McGregor'da kısa süre durmak anlamına gelir. Testlerden sonra yolculuk devam eder; bu nedenle off, yolculuğun veya testlerin iptal edildiğini göstermez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp stop off + at/in + yer şeklindedir ve sık sık on the way to... ile kullanılır. Bu kalıp, söz konusu yeri son varış noktası değil ara durak olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “daha uzun bir yolculuk sırasında kısa süre durmak” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: We're driving to the mountains and will ____ in a small town for lunch.

Cevabı göster

stop off

The second stage fairings and each of the four landing legs

1:57

İkinci aşama kaportası ve dört iniş ayağının her biri

are all transported to the Cape separately by truck.

2:02

Cape'e kamyonla ayrı ayrı taşınıyor.

SpaceX typically contracts private hauling companies Kelime

2:07

SpaceX, Falcon 9 roketlerini taşımak için

like EZE Trucking and Beyel Brothers to transport their Falcon 9 rockets

2:11

genellikle EZE Trucking ve Beyel Brothers gibi özel nakliye şirketleriyle anlaşıyor

Kelime

“contracts private hauling companies”: ticari fiil olarak dışarıdan şirketlerle sözleşme yapmak

Burada contracts, dışarıdan nakliye şirketlerinin bir hizmet sunması için resmî olarak anlaşmak ve ödeme yapmayı kabul etmek anlamına gelen bir fiildir. Şirketlere roket taşıma işi verilir; contract burada “küçülmek” anlamına gelmez. Yapı contract + kişi/şirket + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: contracts private hauling companies to transport.... to mastarı, anlaşma kapsamındaki hizmeti belirtir ve bu ifade hizmet sağlayıcısını müşterinin çalışanı yapmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede contract, örnektekiyle aynı ticari anlamda kullanılmıştır?

  1. The festival contracted a security company to manage the gates.
  2. The festival's contract was stored in a drawer.
  3. The metal gate contracted in the cold.
Cevabı göster

The festival contracted a security company to manage the gates.

using custom-built cradles fitted to a 44-wheeled trailer.

2:16

ve 44 tekerlekli bir römorka monte edilmiş özel yapım kızaklar kullanıyor.

The Falcon 9 parts are wrapped in a black fabric

2:22

Falcon 9 parçaları siyah bir kumaşla sarılıdır,

which protects them from any damage that could be sustained Kelime

2:25

bu kumaş onları 2.500 millik yolculuk sırasında

during the 2 and 1/2 thousand mile drive.

2:28

meydana gelebilecek herhangi bir hasardan korur.

Kelime

damage that could be sustained: edilgen ilgi cümleciğinde sustain damage

Burada sustain damage, “hasar görmek veya hasara uğramak” anlamına gelir. Bu kalıpta sustain, “bir şeyi devam ettirmek” anlamına gelmez. Hasar görebilecek olan şey Falcon 9 parçalarıdır. damage that could be sustained ifadesinde damage, edilgen bir ilgi cümleciğinin temel sözcüğüdür. Bu, damage that the parts could sustain during the journey demenin kısa ve resmî bir yoludur.

Alıştırma

sustain fiilinin edilgen ifadesini kullanarak bu resmî taşıma cümlesini tamamlayın: The insurer covers any damage ____ during transit.

Cevabı göster

that could be sustained

Once they reach the Cape,

2:31

Cape'e ulaştıklarında,

the Falcon 9 is unwrapped and checked before being handed over to SpaceX, Notlar

2:32

Falcon 9'un ambalajı açılır ve kontrol edilir, ardından SpaceX'e teslim edilir,

Dilbilgisi

before being handed over to: being + geçmiş zaman ortacıyla edilgen yapı

Before being handed over to, “birinin kontrolüne veya bakımına devredilmeden önce” anlamına gelir. Hand over bir öbek fiildir; to ise alıcı taraf olan SpaceX’i belirtir. before sonrasında being + geçmiş zaman ortacı, çekimsiz edilgen bir yan cümle oluşturur. Anlaşılan özne, ambalajı açılıp kontrol edilen aynı nesne olan Falcon 9’dur. Böylece süreç anlatımı, before it is handed over gibi tam bir yan cümleyi tekrarlamadan adımları sıralayabilir.

Alıştırma

Süreç cümlesini hand over fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The device is tested before ____ the customer.

Cevabı göster

being handed over to

Öbek fiiller

handed over: zilyetliğin veya kontrolün resmî olarak devri

Burada handed over, kontrollerden sonra Falcon 9'un zilyetlik ve kontrolünün resmî olarak SpaceX'e devredildiği anlamına gelir. Bir el hareketini veya bir şeyi yalnızca kısa süreliğine uzatmayı anlatmaz. Kalıp hand something over to someone şeklindedir. Edilgen yapıda devredilen şey önce gelir: something is handed over to someone. Mülkiyet, sorumluluk, gözetim veya kontrol başka bir kişiye ya da kuruluşa geçtiğinde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hand ile kurulan ve resmî olarak devredilmek anlamına gelen iki sözcüklü hedef öbek fiille tamamlayın: After the safety check, the keys were ____ to the new owner.

Cevabı göster

handed over

who then transport the rocket to the assembly building

2:37

onlar da daha sonra roketi

on a vehicle they recently bought from NASA.

2:40

NASA'dan yakın zamanda satın aldıkları bir araçla montaj binasına taşırlar.

This transporter was used to haul the space shuttle to the assembly building Dilbilgisi

2:43

Bu taşıyıcı, uzay mekiğini montaj binasına taşımak için kullanılıyordu

Dilbilgisi

was used to haul: edilgen yapıyla amaç belirtmek

Was used to haul, insanların taşıyıcıyı uzay mekiğini taşımak amacıyla kullandığı anlamına gelir. Was used edilgen yapıdadır; to haul ise makinenin amacını belirten mastardır. Yapıyı be used + to do something şeklinde okuyun. Bu, geçmiş alışkanlık bildiren used to do kalıbı değildir ve bir şeyi yapmaya alışkın olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, insanların aracı ağır ekipmanı taşımak amacıyla kullandığı anlamına gelir?

  1. The truck was used to haul heavy equipment.
  2. The driver was used to hauling heavy equipment.
  3. The truck used to haul heavy equipment.
Cevabı göster

The truck was used to haul heavy equipment.

where it was attached to its boosters.

2:47

ve orada destekleyicilerine takılıyordu.

Once the Falcon 9 is assembled in its hangar,

2:50

Falcon 9 hangarda monte edildikten sonra,

the transporter erector moves it out to the launch pad horizontally

2:52

taşıyıcı kaldırıcı onu yatay olarak fırlatma rampasına taşır

and then raises it into its final position,

2:57

ve ardından fırlatmaya hazır olacak şekilde

ready for launch.

2:59

son konumuna kaldırır.

Unlike most rockets,

3:02

Çoğu roketin aksine,

the Falcon 9's journey isn't over after it places its payload into orbit. Deyimler

3:03

Falcon 9'un yolculuğu, faydalı yükünü yörüngeye yerleştirdikten sonra bitmiyor.

Deyimler

journey isn't over: süreçte hâlâ başka aşamalar var

Burada journey, yalnızca bir yerden başka bir yere yapılan fiziksel bir yolculuğu değil, görev sürecinin tamamını anlatan bir benzetmedir. isn't over, yükü yörüngeye yerleştirmenin bir son gibi görünmesine rağmen önemli aşamaların hâlâ devam ettiğini belirtir. Bu ifade açıklamada bir dönüm yaratır: büyük bir hedef tamamlanmıştır, ancak hikâye kurtarma ve taşıma aşamalarıyla sürer. Aynı kalıp, önemli bir dönüm noktasını geçmiş ama gerçekten bitmemiş herhangi bir proje veya deneyim için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede "the Falcon 9's journey isn't over" ne anlama geliyor?

  1. Roketin hâlâ fırlatma alanına gitmesi gerekiyor.
  2. Yük yörüngeye ulaşmadı.
  3. Yörüngeye ulaşmak önemli bir adımdır, ancak sonrasında kurtarma ve taşıma aşamaları hâlâ devam eder.
Cevabı göster

Yörüngeye ulaşmak önemli bir adımdır, ancak sonrasında kurtarma ve taşıma aşamaları hâlâ devam eder.

Since SpaceX intend to reuse their rockets,

3:08

SpaceX roketlerini yeniden kullanmayı amaçladığı için,

more transportation is needed.

3:11

daha fazla taşımacılığa ihtiyaç duyuluyor.

When the Falcon 9 lands on the autonomous drone ship placed in the Atlantic Ocean, Kültür

3:14

Falcon 9, Atlantik Okyanusu'na yerleştirilmiş otonom insansız gemiye indiğinde,

Kültür

autonomous drone ship: otomatik deniz iniş platformu

Autonomous drone ship, konumunu korumak ve geri dönen bir roket kademesine iniş alanı sağlamak için otomatik sistemler kullanan, denizdeki bir platformdur. İniş sırasında mürettebatsızdır; burada drone, küçük bir hava aracını değil, insansız veya büyük ölçüde otomatik çalışmayı anlatır. Bu cümlede terim, Falcon 9'un Atlas Okyanusu'nda indiği platformu belirtir. Ship sözcüğü bunun denizde bulunduğunu gösterirken birleşik ifadenin tamamı roket kurtarmadaki özel görevini adlandırır.

Alıştırma

Bu uzay uçuşu bağlamında autonomous drone ship hangi tanıma uyar?

  1. Otomatik sistemler kullanan ve geri dönen bir roket kademesine iniş alanı sağlayan okyanus platformu.
  2. Yükü yörüngeye fırlatan mürettebatlı bir yük gemisi.
  3. Roketi okyanusun ötesine taşıyan uçan bir drone.
Cevabı göster

Otomatik sistemler kullanan ve geri dönen bir roket kademesine iniş alanı sağlayan okyanus platformu.

recovery vessels Go Quest and Go Searcher will typically be on standby with crew Kalıp ifadeler

3:19

Go Quest ve Go Searcher kurtarma gemileri genellikle mürettebatıyla birlikte hazır bekler

Kalıp ifadeler

be on standby: beklemek ve harekete hazır olmak

Bu cümlede be on standby, beklerken gerektiğinde harekete geçmeye tamamen hazır olmak demektir. Kurtarma gemileri görevi henüz yürütmüyor; gemiler ve mürettebatları, bir sinyal gelir gelmez veya durum gerektirir gerektirmez başlamaya hazırdır. be + on standby yapısı, hazır olmayı bir durum olarak sunar. be biçimi değişir: is on standby, were on standby, will be on standby.

Alıştırma

Hangi cümle, gerektiğinde harekete geçmek için hazır şekilde bekleyen birini anlatır?

  1. The backup pilot is standing beside the gate.
  2. The backup pilot has left for the day.
  3. The backup pilot is on standby.
Cevabı göster

The backup pilot is on standby.

to secure the Falcon 9 to the drone ship Kelime

3:25

Falcon 9'u insansız gemiye sabitlemek

Kelime

secure A to B: bir şeyi başka bir şeye sabitlemek

Burada secure the Falcon 9 to the drone ship, roketi hareket edemeyecek şekilde gemiye sıkıca sabitlemek demektir. Secure fiziksel bir eylemi anlatır; “kesin olmasını sağlamak” gibi soyut bir anlam taşımaz. Yeniden kullanılabilir kalıp secure A to B şeklindedir: A yerinde tutulan nesnedir, B ise onun bağlandığı yüzey veya destektir. Sabitleme için kayışlar, halatlar, cıvatalar ya da başka uygun bir yöntem kullanılabilir.

Alıştırma

Güvenlik talimatını tam secure A to B kalıbıyla tamamlayın: ____ the ladder ____ the roof rack before driving.

Cevabı göster

Secure · to

and tow it back to the port at Cape Canaveral. Kalıp ifadeler

3:27

ve onu Cape Canaveral'daki limana geri çekmek için.

Kalıp ifadeler

tow it back to the port: onu hedefe geri çekmek

Bu cümlede tow, bir tekneyi veya başka bir taşıtı ikinci bir taşıt yardımıyla çekmek demektir. it zamiri tow fiilinin nesnesidir ve roketin ilk aşamasını taşıyan kurtarma gemisini belirtir; gemi kendi başına hareket etmek yerine su üzerinde çekilir. Kalıp tow + nesne + back + to + yer şeklindedir. Back geri dönüşü gösterir, to ise hedef yeri, yani Cape Canaveral'daki limanı belirtir.

Alıştırma

tow fiilini geçmiş zamanda kullanıp it back to sözlerini ekleyin: The yacht's engine failed, so a rescue boat ____ the harbor.

Cevabı göster

towed it back to

So far, Kalıp ifadeler

3:31

Şimdiye kadar,

SpaceX has only been recovering the first stage of their rockets. Dilbilgisi

3:31

SpaceX roketlerinin yalnızca birinci aşamasını kurtarabildi.

Kalıp ifadeler

So far: şu ana kadar

So far, 'şu ana kadar' anlamına gelir. İfadenin zaman aralığını şimdiki ana kadar sınırlar: SpaceX şu ana kadar yalnızca ilk aşamayı geri kazanmıştır, ancak sonraki sonuçlar veya planlar farklı olabilir. Bu zaman aralığı şimdiki ana kadar devam ettiği için so far, has only been recovering örneğindeki gibi İngilizcedeki present perfect biçimleriyle sık kullanılır. Cümlenin başında olduğunda ardından genellikle virgül gelir. Burada fiziksel mesafeyi değil zamanı anlatır.

Alıştırma

Sonucun daha önceden beklendiğini ima etmeden şu ana kadarki ilerlemeyi tarafsız biçimde bildiren ifade hangisidir? ____, the team has completed three of the five tests.

  1. Long ago
  2. By now
  3. So far
Cevabı göster

So far

Dilbilgisi

has only been recovering: bugüne kadar süren ancak kapsamı sınırlı bir uygulama

Present perfect continuous yapıdaki has been recovering, geri kazanımı geçmişte başlamış, tekrarlanan veya devam eden ve şu anda hâlâ önem taşıyan bir uygulama olarak sunar. Burada recovering, bir hastalıktan iyileşmek değil, yeniden kullanılabilmesi için roket kademesini fırlatmadan sonra geri kazanmak anlamındadır. Only bu uygulamanın kapsamını daraltır: SpaceX şimdiye kadar ilk kademeyi geri kazanmıştır. Bu, geri kazanımın yalnızca birkaç kez gerçekleştiği anlamına gelmez. Özenli yazımda has been recovering only the first stage dizilişi, only sözcüğünün neyi sınırladığını daha açık gösterebilir.

Alıştırma

Bir laboratuvar geçen yıl bir test programına başladı, program hâlâ devam ediyor ve şimdiye kadar yalnızca daha küçük bataryayla sınırlı kaldı. En uygun tamamlamayı seçin: “The lab ____ the smaller battery.”

  1. has only been testing
  2. only tested
  3. was only testing
  4. is only testing
Cevabı göster

has only been testing

And although this is the largest and most expensive part of the Falcon 9,

3:36

Ve bu, Falcon 9'un en büyük ve en pahalı parçası olsa da,

SpaceX's long-term aim is to make rockets fully reusable.

3:40

SpaceX'in uzun vadeli amacı roketleri tamamen yeniden kullanılabilir hale getirmektir.

When SpaceX were designing the Falcon 9, Dilbilgisi

3:46

SpaceX Falcon 9'u tasarlarken,

Dilbilgisi

SpaceX were designing: Britanya İngilizcesinde topluluk adlarıyla uyum

Britanya İngilizcesinde, konuşan kişi bir şirketi veya kuruluşu onun içindeki insanlar olarak düşündüğünde şirket ya da kuruluş adı çoğul bir fiil alabilir. SpaceX were designing, geçmişte devam etmekte olan bir etkinlik için past progressive kullanır; çoğul yardımcı fiil were ise SpaceX’i tasarım ekibi olarak sunar. Bu geçerli bir özne-fiil uyumu seçimidir ve mutlaka hata değildir.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: Britanya İngilizcesinde konuşan kişi komite üyelerini düşünüyorsa The committee are discussing their options doğru olabilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

the diameter of the rocket was limited to 3.7 m,

3:49

roketin çapı 3,7 m ile sınırlandırıldı,

so that the rocket would fit under every bridge and overpass Dilbilgisi

3:52

böylece roket, Kaliforniya'dan Florida'ya olan yolculuğu sırasında

it would come across on its journey from California to Florida. Öbek fiiller

3:56

karşılaşacağı her köprü ve üst geçidin altından geçebilecekti.

Dilbilgisi

Geçmişteki bir amaç için so that ... would

Burada so that, roketin boyutunu sınırlama kararının amacını belirtir. Beklenen sonuç, roketin daha sonraki yolculuğu sırasında engellerin altına sığmasıydı. Would, sonucu tasarım kararının verildiği geçmiş zamandan gösterir. Hayalî bir koşulu veya roketin isteğini değil, o geçmiş noktadan bakıldığında daha sonra gerçekleşmesi beklenen sonucu anlatır. Yeniden kullanılabilecek yapı şudur: geçmiş karar + so that + özne + would + fiilin yalın hâli. Geçmişteki bir eylemin amacıyla beklenen sonucunu açıkça birbirine bağlar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki amaç yapısıyla tamamlayın: They chose a larger room ____ everyone ____ have enough space.

Cevabı göster

so that · would

Öbek fiiller

Tesadüfen karşılaşmak veya bulmak anlamında come across

Bu cümlede come across, yol üzerinde karşılaşmak anlamına gelir. Bu yan cümleden önce sözü edilen köprü veya üst geçit, roketin karşılaştığı şey olarak anlaşılır; come across burada birine doğru yürümek anlamında değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp come across + kişi veya şey biçimindedir. Bir yer, nesne, kişi ya da bilgiye rastlamak gibi planlanmamış bir karşılaşmayı veya keşfi anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyi doğru zamanda kullanarak tamamlayın: While cleaning the attic, I ____ an old map.

Cevabı göster

came across

This begs the question, Deyimler

4:00

Bu durum şu soruyu akla getiriyor,

why transport rockets by road?

4:02

roketler neden karayoluyla taşınıyor?

Deyimler

Soruya geçiş için This begs the question, ...

Bu cümlede This begs the question, az önce belirtilen gerçeğin doğal olarak sıradaki soruyu sormamıza yol açtığını ifade eder. This önceki bilgiye gönderme yapar ve ifade, açıklamayı bu bilgiden yeni bir soruya taşır. Buradaki beg, “yalvarmak” anlamına gelmez. İfadenin tamamını bir geçiş işareti olarak düşünün: önceki gerçek → şimdi cevaplanması gereken soru.

Alıştırma

“The bridge is closed. This begs the question, how will commuters cross the river?” cümlesinde This begs the question ne yapar?

  1. Önceki gerçekten doğal olarak doğan bir soruyu tanıtır.
  2. Birinin soru sormak için izin istediğini ve yalvardığını söyler.
  3. Köprünün yakında yeniden açılacağını kanıtlar.
Cevabı göster

Önceki gerçekten doğal olarak doğan bir soruyu tanıtır.

In the past,

4:05

Geçmişte,

there have been many methods for transporting large rocket parts.

4:06

büyük roket parçalarını taşımak için pek çok yöntem vardı.

Back in the '60s and '70s,

4:10

60'lı ve 70'li yıllara dönersek,

NASA used a sea transport system to transport the massive Saturn V first stage to Florida.

4:12

NASA, devasa Saturn V birinci aşamasını Florida'ya taşımak için bir deniz taşımacılığı sistemi kullandı.

This involved a 10-day 2,000-mi journey from Huntsville to Mississippi

4:19

Bu, Huntsville'den Mississippi'ye

on the Tennessee River and then all the way down the Mississippi River

4:25

Tennessee Nehri üzerinde ve ardından Mississippi Nehri boyunca

and round the south coast of Florida to Cape Kennedy,

4:28

ve Florida'nın güney kıyılarından Cape Kennedy'ye kadar uzanan 10 günlük 2.000 millik bir yolculuğu içeriyordu,

where the Saturn V was assembled and launched.

4:32

ve Saturn V orada monte edilip fırlatılıyordu.

Since the second stage was manufactured in California,

4:36

İkinci aşama Kaliforniya'da üretildiği için,

it had to be transported by barge through the Panama Canal Dilbilgisi

4:39

Panama Kanalı üzerinden mavna ile taşınması

and back up to Florida.

4:43

ve tekrar Florida'ya çıkarılması gerekiyordu.

Dilbilgisi

had to be transported by barge: geçmişte zorunluluk bildiren edilgen yapı

Had to be transported geçmişteki zorunluluğu edilgen yapıyla birleştirir. Had to, geçmişteki koşulların eylemi gerekli kıldığını belirtir; be transported edilgendir çünkü ikinci kademe eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. By barge nasıl taşındığını belirtir. Buradaki by, eylemi gerçekleştiren kişi veya kuruluşu değil, taşıma aracını tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi transport fiilinin geçmişte zorunluluk bildiren edilgen biçimiyle tamamlayın: Because the mountain road was closed, the supplies ____ by helicopter.

Cevabı göster

had to be transported

NASA used cargo planes to transport the third stage

4:46

NASA üçüncü aşamayı

and the instrument unit to Cape Kennedy.

4:49

ve cihaz birimini Cape Kennedy'ye taşımak için kargo uçaklarını kullandı.

Being only 6.5 m in diameter, Dilbilgisi

4:52

Çapı sadece 6,5 m olduğundan,

they were able to squeeze into a cargo aircraft aptly named Guppy, Notlar

4:55

tam olarak bu tür yükler için tasarlanmış

Dilbilgisi

Neden bildiren Being only 6.5 m in diameter

Being only 6.5 m in diameter, üçüncü kademe ile alet biriminin uçağın içine neden sığabildiğini açıklar. “Because they were only 6.5 m in diameter” cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki only, 6,5 metrenin bu roket bölümleri için görece küçük olduğunu belirtir; gündelik ölçülere göre küçük olduğu anlamına gelmez. Being ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan they ile aynıdır ve daha önce sözü edilen üçüncü kademe ile alet birimini gösterir. Cümle başındaki Being ifadesi, virgülden sonra gelen özneyi mantıksal olarak nitelemelidir.

Alıştırma

Virgülden sonraki kişinin patikayı bilmeyen kişi olması için cümle başındaki Being ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Being unfamiliar with the trail, Omar checked the map often.
  2. Being unfamiliar with the trail, the map was checked often by Omar.
  3. Being unfamiliar with the trail, there were frequent checks of the map.
Cevabı göster

Being unfamiliar with the trail, Omar checked the map often.

Öbek fiiller

squeeze into: çok dar bir alana güçlükle girmek

Burada squeeze into, “ancak yetecek büyüklükteki bir alanın içine güçlükle girebilmek” anlamına gelir. Roket parçaları sıkıştırılıp küçültülmez; ifade, geriye ne kadar az boşluk kaldığını vurgular. Bir insan veya nesne squeeze into a space yapısıyla bir alana girebilir: “Five people squeezed into the car.” Bir nesne de bir alana squeeze edilebilir: “We squeezed five bags into the boot.” Her iki yapı da dar veya zor bir yerleşmeyi anlatır.

Alıştırma

Arabanın garaja girebildiğini ancak neredeyse hiç boşluk kalmadığını en açık biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The car can fit into the garage.
  2. The car can wait outside the garage.
  3. The car can squeeze into the garage.
Cevabı göster

The car can squeeze into the garage.

Kalıp ifadeler

aptly named: tam uygun bir ad

Aptly named ifadesindeki aptly, özellikle uygun bir biçimde anlamına gelir. Bu ifade, bir adın bir şeyin görünüşüne, özelliğine veya amacına uyduğunu belirtir; yalnızca resmî adını bildirmekten fazlasını yapar. Burada Guppy uygun bir addır, çünkü guppy bir balık türüdür ve kargo uçağının şişkin biçimi bu adı betimleyici kılar. Aynı ifade insanların, yerlerin, ürünlerin veya hikâyelerin adlarını değerlendirirken de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki aptly ile başlayan iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The round little robot was ____ Orbit.

Cevabı göster

aptly named

specifically designed for loads like this.

5:00

Guppy adındaki bir kargo uçağına sığabildiler.

Although sea transport was the main method of transporting the Saturn V,

5:04

Deniz taşımacılığı Saturn V'i taşımanın ana yöntemi olsa da,

there were times when road transport was needed.

5:08

karayolu taşımacılığının gerektiği zamanlar da olmuştur.

This proved to be very challenging for the first and second stages,

5:12

Bu durum, 10 m çapa sahip olan

since they were 10 m in diameter,

5:15

yani Falcon 9'dan tam üç kat daha büyük olan

a whole three times larger than the Falcon 9. Dilbilgisi

5:18

birinci ve ikinci aşamalar için oldukça zorlayıcı oldu.

Dilbilgisi

a whole three times larger than: vurgulu bir kat karşılaştırması

A whole three times larger than yapısında three times çarpanı verir, larger than ise karşılaştırmayı kurar. A whole sayıyı güçlendirir ve üç katlık farkı şaşırtıcı derecede büyük gösterir. Günlük anlatımda three times larger than genellikle yaklaşık üç kat büyüklüğünde anlamında kullanılır. Ancak titiz bir okuyucu three times larger ifadesini başlangıç büyüklüğüne üç başlangıç büyüklüğü daha eklenmesi olarak yorumlayabileceği için matematiksel açıdan belirsiz olabilir.

Alıştırma

Yeni tankın hacmi eski tankın hacminin tam 3 katıdır. Teknik bir rapor için en açık cümle hangisidir?

  1. The new tank is a whole three times larger than the old tank.
  2. The new tank is three times as large as the old tank.
  3. The new tank is three times larger as the old tank.
Cevabı göster

The new tank is three times as large as the old tank.

Sea transit might have been the most practical transport method for the Saturn V Dilbilgisi

5:22

Deniz taşımacılığı, sırf çok büyük olduğu için

simply because it was so big.

5:26

Saturn V için en pratik taşıma yöntemi olmuş olabilir.

Dilbilgisi

might have been: geçmiş hakkında temkinli bir tahmin

might have been kullanıldığında konuşmacı, geçmişteki bir durumun mümkün olduğunu ama kesin olmadığını söyler. Bu yapı might ile perfect infinitive have been'i birleştirir ve olasılığı geçmişe yerleştirir. Burada konuşmacı doğrulanmış bir gerçeği aktarmak yerine roketin boyutundan hareketle çıkarım yapıyor. Bu yapı tek başına birinin fırsatı olduğu hâlde bunu kaçırdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The fallen trees suggest that the storm might have been worse farther north.” İngilizce cümlesini okuyun. might have been ne ifade ediyor?

  1. Yerine getirilmemiş bir görev
  2. Geçmişteki bir durum hakkında belirsiz bir tahmin
  3. Geçmişteki bir durum hakkında doğrulanmış bir gerçek
Cevabı göster

Geçmişteki bir durum hakkında belirsiz bir tahmin

But for rockets like the Falcon 9,

5:29

Ancak Falcon 9 gibi roketler için,

shipping the parts this way is not very practical at all. Kelime

5:31

parçaları bu şekilde göndermek hiç de pratik değil.

Kelime

at all: olumsuzluğu güçlendirme

Olumsuz bir cümlede at all, “hiçbir ölçüde” anlamına gelir ve olumsuzluğu güçlendirir. Not very practical at all, yöntemin pratik olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder. Buradaki all, bir grubun bütün üyeleri anlamına gelmez. not ... at all yapısını bir olumsuzluk vurgusu olarak okuyun: konuşmacı o niteliğin çok az olduğunu veya hiç olmadığını düşünür.

Alıştırma

Olumsuzluğu “hiçbir ölçüde” anlamıyla güçlendiren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The instructions weren't clear ____.”

Cevabı göster

at all

Today,

5:35

Bugün,

SpaceX keeps it simple by transporting nearly all of their rocket parts on land. Dilbilgisi

5:35

SpaceX roket parçalarının neredeyse tamamını karada taşıyarak işi basit tutuyor.

Dilbilgisi

keeps it simple by transporting: yöntemi by + -ing ile belirtme

keeps it simple by transporting ... ifadesinde keep it simple, “düzeni basit tutmak” anlamındadır. it zamiri taşıma planının tamamını özetler; belirli bir roket parçasını göstermez. by + -ing, bu sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp keep + nesne + sıfat + by + -ing şeklindedir: önce korunmak istenen durum söylenir, ardından bunun nasıl korunduğu açıklanır.

Alıştırma

store fiilini keep + nesne + sıfat + by + -ing kalıbında kullanın: We keep our filing system simple ____ everything in one folder.

Cevabı göster

by storing

Not only is this method the most practical for SpaceX, Dilbilgisi

5:40

Bu yöntem SpaceX için sadece en pratik olanı değil,

but it's also a lot cheaper than the alternative air and sea methods.

5:44

aynı zamanda alternatif hava ve deniz yöntemlerinden de çok daha ucuz.

Dilbilgisi

Not only is ... but it's also: cümle başı vurgu ve devrik yapı

Not only ... but also, birbiriyle ilişkili iki noktayı bağlar ve ikisini de daha güçlü biçimde vurgular. Buradaki ilk nokta yöntemin en pratik olması, ikinci nokta ise çok daha ucuz olmasıdır. Not only ilk yan cümlenin başında olduğu için bu bölümde özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: this method is değil, is this method. but ... also bölümü normal sırasını korur: it's also a lot cheaper. Yeniden kullanılabilen çerçeve Not only + yardımcı fiil/be + özne ..., but + özne + yardımcı fiil/be + also ... şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede, cümle başındaki Not only ... but also yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. Not only is the plan easy to follow, but it is also cheaper than the old one.
  2. Not only is the plan easy to follow, but is it also cheaper than the old one.
  3. Not only the plan is easy to follow, but it is also cheaper than the old one.
Cevabı göster

Not only is the plan easy to follow, but it is also cheaper than the old one.

So,

5:50

İşte böyle,

there you have it. Anlatım akışı

5:50

her şey bundan ibaret.

Anlatım akışı

Sonuç bildiren there you have it ifadesi

There you have it, cevabın, kanıtın veya bütün tablonun artık sunulduğunu belirterek bir açıklamayı bitirir. Bu cümlede karşılaştırmanın tamamlandığını gösterir. Buradaki have gerçek anlamda sahip olmayı anlatmaz. Bu ifade bilgiyi düzenler: konuşmacı önemli ayrıntıları verdikten sonra konuyu toparlamak ve sonucu dinleyiciye sunmak için bunu kullanır.

Alıştırma

Bütün kanıtlar sunulduktan sonra bir açıklamayı en doğal biçimde hangi cümle bitirir?

  1. There it is—the folder is beside the printer.
  2. There you have it—the records show exactly what happened.
  3. Here is a new question we have not discussed yet.
Cevabı göster

There you have it—the records show exactly what happened.

It turns out there is a lot more that goes on behind the scenes Notlar

5:51

Görünüşe göre bu inanılmaz derecede büyük roket parçalarını ülke genelinde taşımada

in transporting these incredibly large rocket parts all across the country.

5:54

perde arkasında olan çok daha fazla şey var.

Anlatım akışı

Keşfedilen bir sonucu bildiren It turns out

It turns out (that) ..., araştırma, deneyim veya daha fazla açıklama sonrasında netleşen bir gerçeği sunar. Burada dev roket parçalarını taşımanın izleyicilerin tahmin edebileceğinden çok daha fazla iş gerektirdiği sonucunu bildirir. Baştaki it belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Sabit bir giriş kalıbının parçasıdır ve tam bir yan cümleden önce that çıkarılabilir: It turns out there is ... ve It turns out that there is ... kullanımlarının ikisi de doğaldır.

Alıştırma

Keşfedilen bir sonucu açıklamak için it turns out ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. It turns out of the car park and heads north.
  2. It seems the train may be late, but we have not checked.
  3. It turns out the missing keys were inside the coat pocket.
Cevabı göster

It turns out the missing keys were inside the coat pocket.

Deyimler

goes on behind the scenes: görünmeyen perde arkası işler

Bu cümlede goes on “olur veya devam eder”, behind the scenes ise “kamuoyunun göremediği bir yerde” anlamına gelir. goes on behind the scenes bütünüyle, insanların normalde görmediği planlama, koordinasyon ve uygulama işlerinin yürütüldüğünü anlatır. İfade burada mecazidir; bir sahnenin arkasındaki gerçek bir konumu anlatmaz. Görünür bir sonuç ile bu sonucu mümkün kılan görünmez süreci karşılaştırır.

Alıştırma

Orijinal cümlede “goes on behind the scenes” ne anlama gelir?

  1. Roket parçaları bir tiyatro sahnesinin arkasında tutulur.
  2. İşlerin büyük bölümü kamuoyunun göremediği bir yerde gerçekleşir.
  3. Taşıma yasa dışı olduğu için gizlice yapılır.
Cevabı göster

İşlerin büyük bölümü kamuoyunun göremediği bir yerde gerçekleşir.

If you'd like to know more about what goes on behind the scenes of a rocket launch,

6:00

Bir roket fırlatmasının perde arkasında neler olduğu hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz,

check out my video on how rocket launches are filmed.

6:04

roket fırlatmalarının nasıl filme alındığına dair videoma göz atın.

If you have any questions,

6:08

Herhangi bir sorunuz varsa,

be sure to leave them in the comments below

6:10

aşağıdaki yorumlara bırakmayı unutmayın

and make sure you're subscribed so you can join the discussion

6:12

ve uzayla ilgili her şey hakkında daha fazla şey öğrenmeye devam ederken,

as we continue to learn more about all things space.

6:16

tartışmaya katılabilmek için abone olduğunuzdan emin olun.

Thank you very much for watching

6:21

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim

and I'll see you in the next video.

6:22

ve bir sonraki videoda görüşmek üzere.

Man,

6:44

Dostum,

you are really bouncing.

6:44

gerçekten zıplıyorsun.

That max acceleration?

6:47

Maksimum ivme bu mu?

Is he on the ground at all?

6:50

O hiç yerde mi?

10 km.

6:51

10 km.

He's got about two wheels on the ground.

6:53

Sadece iki tekerleği yerde gibi.

Come on back,

6:55

Geri gel,

John.

6:56

John.

Then I'll tell you

6:58

Sonra sana söyleyeceğim

you need never seen a driver like this.

6:58

böyle bir sürücüyü hiç görmediğini.